ESKI VE YENi VAAZLARIMIZA ARTIK SADECE KENDi SAYFALARIMIZDAN ULAŞILABiLiR

ESKI VE YENi VAAZLARIMIZA 
 
ARTIK SADECE KENDi SAYFALARIMIZDAN ULAŞILABiLiR
 
OKUMAK VEYA iZLEMEK iSTEYEN ARTIK ORAYA GELSiN
 
KENDi SAYFALARIMIZ BURADA
 
 
 
 
 
 
 
....

Tasavvufi ve Dini Sohbet Vaaz "ilmu Ledünnü Nedir? Hızır ilmi Nedir? 1. ViDEO - I. BÖLÜM

Başağaçlı Raşit Tunca - Karoglan Hocanın Tasavvuf Sohbetleri
Tasavvufi ve Dini Sohbet Vaaz "ilmu Ledünnü Nedir? Hızır ilmi Nedir? Deccal (Ajan Smith) Zıvanadan Çıktımı?"

Karoglan Başağaçlı Raşit Tunca'nın 16 MAYIS2020 VAAZI

Tasavvufi ve Dini Sohbet Vaaz "ilmu Ledünnü Nedir? Hızır ilmi Nedir? 2. ViDEO - II. BÖLÜM

Başağaçlı Raşit Tunca - Karoglan Hocanın Tasavvuf Sohbetleri
Tasavvufi ve Dini Sohbet Vaaz "ilmu Ledünnü Nedir? Hızır ilmi Nedir? Deccal (Ajan Smith) Zıvanadan Çıktımı?"

Karoglan Başağaçlı Raşit Tunca'nın 16 MAYIS2020 VAAZI

Tasavvufi ve Dini Sohbet Vaaz "ilmu Ledünnü Nedir? Hızır ilmi Nedir? 3. ViDEO - III. BÖLÜM

Başağaçlı Raşit Tunca - Karoglan Hocanın Tasavvuf Sohbetleri
Tasavvufi ve Dini Sohbet Vaaz "ilmu Ledünnü Nedir? Hızır ilmi Nedir? Deccal (Ajan Smith) Zıvanadan Çıktımı?"

Karoglan Başağaçlı Raşit Tunca'nın 16 MAYIS2020 VAAZI

Tasavvufi Sohbet "Fena Fissofi-Fena FilMehdi-Fena Firrasul-Fena Fillah-Bekabillah"

Başağaçlı Raşit Tunca - Karoglan Hocanın Tasavvuf Sohbetleri

"Fena-Fissofi-Fena-Fil-Mehdi-Fena-Firrasul-Fena-Fillah-Bekabillah"

Tasavvufi Dini Sohbet Vaaz "Corana Virusu Hacı Covid ve Tazminat Davası"

Başağaçlı Raşit Tunca - Karoglan Hocanın Tasavvuf Sohbetleri

"Corana Virusu Hacı Covid ve Tazminat Davası"

=1MAYIS2020VAAZI=

Tasavvufi ve Dini Sohbet Vaaz “G5 Dalga Boyunda Frekanslarda Hastalanma Görülüyor” V-1

Tasavvufi ve Dini Sohbet Vaaz “G5 Dalga Boyunda Frekanslarda Hastalanma Görülüyor” V-1

Tasavvufi ve Dini Sohbet Vaaz “G5 Dalga Boyunda Frekanslarda Hastalanma Görülüyor” V-2

Tasavvufi ve Dini Sohbet Vaaz “G5 Dalga Boyunda Frekanslarda Hastalanma Görülüyor” V-2

Hz Mehdinin Çıkış Alameti - Ramazanın Başında ve Ortasında Semadan iki Ses Duyulur

Hz Mehdinin Çıkış Alameti - Ramazanın Başında ve Ortasında Semadan iki Ses Duyulur

Hz Mehdinin Çıkış Alameti - Ramazanın Başında ve Ortasında Semadan iki Ses Duyulur

Hz Mehdinin Çıkış Alameti - Ramazanın Başında ve Ortasında Semadan iki Ses Duyulur

Ramazanda Başında ve Ortasında Gökyüzünden iki Ses Duyulur Birisi Hz Mehdinin Çıkış Alametidir...

----------oÖo-----------

Dikkat : Ay Çalınırsa Med Cezir Kalkar Ve Denizler Okyanuslar kokar ve yosun Kaplar ve Ayrıca depremlerde olacakdır, depremlerin önüne geçen şey, Ay yani kamerin yukarda bulunnmasıdır, o değerini milim azaltlsa, büyük depremlere sebeb olur, belki o gün gerçek çalınma gerçekleşecekdir,Yahut belkide O seslere ilk duyulduğu gün denendi bile bu mesele, ve o ses aynen yine Deccal aleyhillanenin Frekans silahi ile Ayı Çalma meselsi olabilir. yahutta yüksek Radyasyon Freakansi 5G den sonra 6G yada 10G denemeleri de olabilir


1. Hadis:
"Rasulullah (sav) şöyle buyurdu:
Ramazan ayının 15’inde Cuma günü kuşluk vaktinde bir sayha (gökten bir ses) olur. Bu olay Ramazan’ın ilk gününün Cumaya denk geldiği ayda olur. Uyuyanı uyandıran bir hidde (çöküş, yıkılış) olur. Cuma gününün gecesinde esir kadınlar odalarından çıkar, hür olurlar.
*O sene depremler ve nezlenin çok olduğu bir senedir.* Ramazan ayı o senenin Cuma gecesine denk geldiğinde, sizler Ramazan’ın 15’inde Cuma günü sabah namazını kıldığınızda evinize girin, pencerelerinizi kapatın, bedeninizi koruyun, kulaklarınızı kapayın, Sayha (gökten gelen sesi)  duyduğunuzda Allah’a secde edin ve şöyle deyin:
*Subhanel Kuddüs, Subhanel Kuddüs, Rabbunal Kuddüs*
(Ey Rabbimiz Sen Kusursuzsun, Sen Yücesin). Kim böyle yaparsa kurtulur, kim yapmazsa helak olur." (Nuaym bin Hammad, Fiten, s.151)
2. Hadis:
"Rasulullah (sav) şöyle buyurdu:
Ramazan ayında bir ses olur. Dediler ki Ya Rasulallah! Başında mı, ortasında mı, sonunda mı olur? Buyurdu ki:
Ayın ortasında olur. Ramazan’ın 15’i Cuma günü gece yarısında bu ses olur. 70 bin kişi (yani,birçok kişi) bayılır (şoka girer), bir çok bakirenin bakireliği gider, bir çok kişi kör olur. Dediler ki, Ya Rasulallah! Bundan kim kurtulur? Buyurdu ki:
Evinde kalan, secde yaparak Allah’a sığınan ve O’nun büyüklüğünü söyleyen kurtulur. Bu sesi diğer bir ses takip eder.
*İlk ses Cebrail’in sesi, ikinci ses ise şeytanların sesidir.* Ramazan’da ses, Şevval’de kargaşa, Zilkade’de kabileler ayrışır, Zilhicce’de hacılara saldırı olur. Muharrem ayının başında belalar olur sonunda da ümmetimin Mehdi ile Fereci (kurtuluşu) olur."  (Taberani, Mucemül Kebir, 18. Cild, s. 332)
3. Hadis:
"Mehdi'nin çıkışından önce doğudan bir kuyruklu yıldız doğar. Işığı yeryüzündeki insanları aynı dolunayın aydınlatması gibi aydınlatır. Kıvrılıp iki tarafı birleşecek şekilde sanki de tekrar geri döner." (Mucemu’l Ehadis-i İmam Mehdi, cild:1, s.272)
Açıklama:
Yukarıdaki ilk 2 Hadis-i Şeriflerde Peygamber Efendimiz (sav) *ilk gününün ve 15 gününün Cuma gününe denk geleceği bir Ramazan ayından bahsediyor.*
Bu Ramazan ayında bazı alametler olacağı ve bunların da Hz. Mehdi'nin çıkış alametlerinden olduğunu anlıyoruz.
Bu seneki Ramazan ayı 24 Nisan Cuma başlayacak. Çok enteresan bir şekilde *24 Nisan Ramazan'ın ilk günü Cuma gününe denk geliyor ve Ramazan'ın 15 günü yine 8 Mayıs Cuma gününe denk geliyor.*
Hadiste gökten gelecek bir sesten bahsediyor. Bu ses gökyüzünde ortaya çıkacak bir alamet olabilir veya uydudan, televizyon ve internet aracılığıyla söylenecek dünya çapında büyük bir olay olabilir tam olarak mahiyetini Allah bilir.
3. Hadiste Hz. Mehdi'nin çıkışından önce görülecek olan bir kuyruklu yıldızdan bahsediliyor. Bu kuyruklu yıldızın parlaklığı, dünyadan görülecek olması ve yörüngesinde tekrar geri dönmesi Gök bilimcilerin gözlemlediği Nisan ayının ortalarında görülecek olan Atlas Kuyruklu Yıldızına tamamen benzemektedir.
Yine geçen hafta NASA'nın bildirdiği göre, Nisan ayının ortalarında 4 km. büyüklüğünde dev bir meteor dünyaya yaklaşmakta. Ayrıca çarpma ihtimalinin olduğu da belirtildi.
Peygamberimiz (asm)'in bahsettiği Hadislerdeki alametlerin ne olduğunu tahakkuk ettiği zaman net anlamış olacağız. Bütün bu harika olayların günümüzde görülmesi Ahirzamanın yaşanmakta olduğumu bizlere göstermektedir. Dünyamızın içerisinden geçtiği zorlu süreçlerden sonra karanlığı delen aydınlık bir dönemi göreceğimizi Allah'ın bizlere Kur'an'da vaad ettiklerinden anlıyoruz.
*Gökyüzüne ve târıka (sabah yıldızına ) yemin ederim. Târıkın ne olduğunu nereden bileceksin? (O, karanlığı) delen yıldızdır.* (Kur'an-ı Kerim, Tarık Suresi: 86/1-2-3)

Tasavvufi ve Dini Sohbet Vaaz "insanlar Helaktedir Alimler Müstesna, Alimlerde Helaktedir ..."

Tasavvufi ve Dini Sohbet Vaaz "insanlar Helaktedir Alimler Müstesna, Alimlerde Helaktedir ..."

Tasavvufi ve Dini Sohbet Vaaz "Deccal Amacına Ulaşmak için Şimdide Üremeyi Durdurmak istiyor"

Tasavvufi ve Dini Sohbet Vaaz "Deccal Amacına Ulaşmak için Şimdide Üremeyi Durdurmak istiyor"

Tasavvufi ve Dini Sohbet Vaaz . icad-Allah-Değildir-Gerçek-Allah-icad-ettirendir-Yani-Mecid-olandır

Tasavvufi ve Dini Sohbet Vaaz . icad-Allah-Değildir-Gerçek-Allah-icad-ettirendir-Yani-Mecid-olandır

ibretlik DERS "BiZ LAZUK ATTIK SANA BiR KAZUK"

ibretlik DERS "BiZ LAZUK ATTIK SANA BiR KAZUK"

Tasavvufi ve Dini Sohbet Melekler Yalan Söylüyor Artik(Son Deccal fitnesi)

Tasavvufi ve Dini Sohbet Melekler Yalan Söylüyor Artik(Son Deccal fitnesi)

Biometrik-Cip-Matrixe-Girmeden-onceki-Son -Halka

Biometrik-Cip-Matrixe-Girmeden-onceki-Son -Halka

Tasavvufi ve Dini Sohbet Zülkarneyn Seddi ve Deccal Meselesi - Acil Duyuru

Tasavvufi ve Dini Sohbet Zülkarneyn Seddi ve Deccal Meselesi - Acil Duyuru

“Kıbleteyn, iki Kıble, Dönüm Noktası” (Kar©glanın 24 Mart 2020 Videolu ve Sesli Vaazı)

“Kıbleteyn, iki Kıble, Dönüm Noktası” (Kar©glanın 24 Mart 2020 Videolu ve Sesli Vaazı)

Global Dünya-Küresel Dünya Hayali Suyamı Düştü(Kar©glanın 12 Mart 2020 Vaazı)

Global Dünya (Küresel Dünya) Hayali Suyamı Düştü



(Kar©glanın 12 Mart 2020 Vaazı)




أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

قُلْ اَرَاَيْتُمْ اِنْ اَصْبَحَ مَٓاؤُ۬كُمْ غَوْرًا فَمَنْ يَأْت۪يكُمْ بِمَٓاءٍ مَع۪ينٍ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Kul eraeytum in asbeha maukum ġavran femen yetikum bimain maiyn.

Meali :

De ki: Hiç bu açıdan baktınız mı "Bir sabah (kalktığınızda) Suyunuz âniden çekilmiş olsa, Allah'tan başka kim size yeniden su getirebilir.

Sadakallahul Aziym Mülk Suresi 30. Ayet


---oOo---

Karantina Hadisi

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Bir yerde vebâ olduğunu işittiğinizde oraya girmeyiniz. Bir yerde vebâ ortaya çıkar, siz de orada bulunursanız, hastalıktan kaçarak oradan dışarı çıkmayınız"

( Hadis-i Şerif , Buhârî, Tıb 30; Müslim, Selâm 98)

Karantina Hadisi-2

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Bir yerde bulaşıcı hastalık ortaya çıktığını duyduğunuz zaman oraya girmeyiniz. Bulunduğunuz yerde bulaşıcı bir hastalık ortaya çıkarsa, oradan da çıkmayınız."

( Hadis-i Şerif , Buhârî, Tıb 30; Müslim, Selâm 100)


"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculuğumuza başliyoruz :


"Leben ist nicht geradeaus."

"Hayat her zaman düz gitmiyor."

Orjinal Kar©glan sözü 10 Mart 2020

Bu söz hayata Geldiğinde, Doktora İlaç yazdırmaya gitmiştim. Doktor da iki tane sekreter kadın var. Sekreterin bir tanesi İçerdeki hastalara kısa tedavi yapma odasına gitti. Öbür sekretere Sigorta kartımı verdim, ilaç yazdırmak için. Mesainin başlamasına 15 dakika vardı. Kadın meşguldü, kadını rahatsız ettim, İlacımı yazmasını istedim, o da doktorla görüşmeyeceksen, ilaç yazabiliriz, önemli değil dedi. Allah'ın hakkı ya, hakka sahip çıkmak, adalete sahip çıkmak böyle bir şey, 15 dakika o kadının hakkı, benim hakkım değil, orada kadın bilgisayarın mausunu hareket ettirdi, Mouse çalışmıyor (yani faresi). Biraz uğraştı yapamadı, Diger Genç ve Güzel olan sekreter geldi, geçen de de oldu dedi, Ben biliyorum dedi, şuradan alttan yapacaksın dedi. Bakti kendisi eğildi masanın altına düzeltmek için, uğraştı, o sırada o bilgisayarın esas sahibi olan, biraz yaşlı olan kadın ayağa kalktı, "Ben orada gayri ihtiyarı ne yaptıklarına bakıyordum" ve dedi ki biz böyle eğilip kalkıyoruz, işte bilgisayar bozuldu, bize bakma dercesine bir laflar etti, tam anlayamadım. Sanki Güya ben onlarin domalmalarina bakayirum gibi bir ifadesi vardi, sapıkmıyım da ben onların domalmalarına bakıyormuşum. ve Bu Söz hayata geldi, Ben de Kadına dedim ki:

"Leben ist nicht gerade, gibt eben, nieder und hoch." Doğru Türkçesi "Hayat öyle hep düz gitmiyor, inişleri ve çıkışları düz gidişleri var." yani bilgisayarda bozulabilir, engel de çıkabilir, hastada olabilirsin,.. işte Allah adaleti orada Gözetliyor ki, onların 15 dakikası onlara ait, bana onların 15 Dakikasını çalmamasını eğitecek, onlara da başka bir şey eğitecek. Ikinci sekreter güzel sekreter kendi masasına geçecekti, Ben öbür sekretere dedim ki : Ben dedim işimin burada takılıp kalmasını istemiyorum, Benim kartımı diğer sekretere verde, o yazsın ilacı dedim. ve İlacımı diğeri sekretere yazdırdım çıktım. Kızımın arabasıyla gitmiştik, arabaya da cam ve konserve atıklarını dönüşüm ünitesine atmak için, ünitenin olduğu Park yerine gittik. Orada Camlardan kırıklar vardı, cam atiklarini arabanin arkasina değlde, dökülür diye ön tarafa, oturduğum koltuğu almıştım. Ona rağmen cam kırıkları torbayı delmiş, alttaki paspasa dökülmüşler. camları attım,boş konserve doselerinide de atım, cam kırıkları torbayi delmis düsündügüm gibi ön kolgugun paspasina dökülmüsler. toplamak için orada Affedesiniz domaldım, paspastan cam kırıklarını topluyordum, o sırada iki Türk kadını oradan geçiyorlarmış, Ben de o domalik vaziyette olmaktan, erkek olmama rağmen, onlara karşı domalmaktan rahatsız oldum, düzeldim. Yani demem o ki, namuslu kadın, iş yaparken eyilip kalkmasına başka erkek insanların bakmasından rahatsız olur. erkekken Ben bile orada o halinden rahatsız olmuştum. ve o kadın o anda doktordaki o kadin sanki beni sapık bir insan gibi atfetti. Ben 1997'de Mekke de Kabe'de bulunup Hac görevini yapmış bir insanım, ve orada sen gibi bir tane iki tane domalan kadın yok, binlerce domalan kadın varken, ben onlara o gözle bakmadım, ben müslümanım, Bakacak olsam sen gibi kartoloza mı kaldım.öyle güya seni domalmiş görünce, hemen seni sikmeyi düşüncen haaa. ama insan İşte, insan rahatsız olur o halden. internette bugün bırak öyle giyinik domalmasını, Afedersiniz kendi kendisinin videosunu çekip, Bilmem neresinin deliğini gösteren kadınlar varken, teri taze kızlar varken, ben senin orada Domalma pozisyonundan, hemen seni tikmeyi düşünceyimi mi zannediyorsun. o anda senin sikmeyi düşüncem hayal etcen ha, Ben Hem Mehdiyin hemde o kadar sapığım sence haaa! yani senin fikrine göre dangalak.

Bir evde mutfağın lambasına giden Elektrik kablosu ve düğmesi ayrı yerde, ona giden sinyal ayrı bir düğmeden gidiyor, venilatora ayrı yerden sinyal gidiyor dügmesi başka yerde, Bilmem tuvalet lambası ve oranın ventilatör kablosu ayrı, sinyalini ayrı bir kablodan ayrı yerden gönderiyor. insanın ekmek yeme hissini veren sinyal ayrı kablodan gidiyor, Bilmem çişi geldiği zaman, tuvalete gitme hissin ayrı kablodan gidiyor, ve seks ihtiyacın geldimiydi, seks düşüncesini götürüp getiren sinyalde ayrı kablodan gidiyor. Fakat Herkesin evi farklı olduğu gibi, herkesin sinyal sistemi de farklı. Benimki seninki gibi değil, seninki de Benimki gibi değil. Muhammed dedi.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Pazar da çarşıda, bir kadın kız görüp, aklınıza cima etmek, yani seks yapma istegi ve hissi gelince, evli iseniz hemen evinize gidin, evdeki hatununuz da, o ndakinin aynısından var, yani o delikten onda da var, hemen gidin hemen ve, evinizde hanımınıza birleşin, seks yapın ki o ihtiyacınız gitsin ki. o istek ve o düşünce sizden gitsin."

( Hadis-i Şerif , internette aradim hadisi de kaynaginida bulamadim malesef)dedi, Yine

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Kişi hanımını (cinsel ilişkiye girmek için) yatağa çağırınca hanımı deve üzerinde bile olsa inip, kocasının bu (cinsel ilişki) isteğine cevap versin!”

( Hadis-i Şerif , Bezzar 2/181, İbni Mace 1853, Albânî Sahihu’l-Cami 547)

vermeyipte kocanınızı şeytanın eline bırakıp, ateşe atmayın dedi Hz. Muhammed ve bu yüzden de, eşinizi başka kadınlara çaldırıp, elinizden kaçırmayın, demek istedi bence Hz Muhammed. şeytana uyupda o düşüncede kalmak isteyen, her yerden oraya varabilir, mesela sigara icen birinden duydum, son firti cekerken, sigaranin bu son firti, ayni sex yaparken, son an gibi, meninin geldigi an gibi, son firtta tatli deyip, sigarayi atmadan, son bir firt daha cekmek ister,... işte yani....

Yani Muhammed tavsiye etmiş bunu, ya öyle brinini gördüde tavsiye etti bunu, yahut da , O da, o hisse kapildi bir an, ve bunu tavsiye etti. ya da Bunun böyle olduğunu kendisi hissetmiş bilmiş. böyle bir hadis bize rivayet edilmiş, bize kadar ulaşmış, böyle bir düşüncenin Taaa o zaman da da olduğunu, ben duydum ögrendim. Ben yadırgamıyorum o kadının o halinide, Fakat ben kendi halimin o an "gayri ihtiyari oldğunu" İbraz etmek istedim burada. o anki düşüncem de öyle değil benim. Benim Sex Saatim de bellidir, sex yapmanin da saati var, nasıl namaz beş vakit de, ikindinin vakti ikindi, ve yatsının vakti yatsıysa, benim seks saatimin de, seks düşünce vaktiminde saati programı var, ben her saat öyle sapıklar gibi, her bayan gördüğümden seks düşüncesine varmam. Ben dedim, Kabe'de tavaf etmiş adamım, biz erkek ve kadin hepimiz namazda hem götümüzü göve diukeriz hemde egilip domaliriz,benim fikrimce, camide bir tek müslümanin aklina böyle fikir gelmez. Ben Camide Namaz kılmış adamim, beytül harmada (Kabede) benim önümde sen gibi bir tane domalan kadın degil binleri vardi, domalan kız kadın doluydu, benim aklimin ucunda gecmedi, simdi mi ben sapik oldum haa! Biz Müslümanlar böyle,.. Ama bazilari evindeki hizmetlisni ve bakıcısını bile, öyle görünce tikmeyi düşünüp, tecavüz eden insanlar var, onlar farklı Bizden, ben ve biz müslümanlar müminler onunla aynı değiliz.

sapık sapıktır. İnsan neden hırsız olur? yokluktan, bir şeylerin azlığından. neden arsız olur? Bazı şeylerin eksikliğinden. Neden sapik olur cinsel sapik olur? kadını, seks yapacak bir eşi olmadığından. ve bugün internet sayesinde artık bunlara ihtiyaç yokken, mastürbasyon aletleri sayesinde, İnsanlar kendi kendini bile tatmin edebilirken, hala bu düşüncede olan, eski çağda Osmanlı'da kalanlar işte, kadini çarşafa bürüyüpte, sonra da kadının elini görünce, seks düşünebilen insanlar. Daha hala bu çağda, birak kadinin elinin ucunu görmeyi, tanga giyen insanlar vaktinde, insanlar haaala sapik olabiliyorsa!!! bu vahim yani.


İnsanoğlu hayvanlığı anlamadan, bu çağda bu sapıklıktan da vazgeçemez. neden derseniz, insan olmak demek, aynı Kabe'deki veya muahmmed vakti cemaati gibi kadinli cemaatte, kadınların domaldığında, onları Affedersiniz hemen sikmeyi düşünmeyen insan gibi olmaktır hayvanlık. Çünkü hayvanların hepsi domalık vaziyette, hiçbir hayvan, domalık vaziyette gördüğü her kedi kediyi
iköpek köpegi hemen sikmeyi düşünmez. Hepsi domalık vaziyette, her an hiç düşünmüyorlarmi, ve bak onlar hayan olmasına rağmen, ne zaman düşünüyorlar, seks ihtiyaçları geldiği zaman, sex mevsimilerinde(kediler martta meslea). onların domalık olduğunun mevsiminde farkına varıyorlar. Kabe'deki insanda, kadınları domalik vaziyette görünce, seks düşünmez, yani hayvanlığa ermeyen, bu çağda o sapıklık düşüncesinden kurtulup ta, Müslümanlığı eremez. Müslümanlık önce hayvanlık gerektirir. Hayvanlık ki, cinsel isteklere gem vurabilmesini öğretir, oruç odur, Kabe'de Hac ve tavaf odur, Çünkü kadın erkek Haşr da birlikte olacak diyerekten, orada Haşr (Toplanma vakti) Tiyatrosu yapilir.

Peygamberimize Fatma annemiz Hatta sormuş:

"orada Haşr da çıplak olacakmış insalar, ya resulallah İnsanlar birbirinin avret mahalline bakmayacaklar mı ki?Diye sordu da,
Peygamberimiz cevaben " orada onlar, kendi derdinden onu düşünmezler" demiş.

veyao haduis bu rivatte olabilir

Peygamber Efendimiz (asm) şöyle buyurdu: “Sizler kıyamet günü ayakkabısız, çıplak ve sünnetsiz olarak haşir meydanında toplanacaksınız.”

Bunun üzerine Hazret-i Âişe (ra) sordu:

“Birbirimize bakmaz mıyız?”

Peygamber Efendimiz (asm) Abese Sûresi’nde geçen bir âyeti okudu:

“O gün herkesin işi başından aşkındır.” buyurdu

(Hadis -Tirmizî, Tefsir, Abese, 3329)

ve o günler bu günler işte ve, bakin bu gün herkes, heryerde, kadin erkek, neredeyse ciplak vaziyetteler(tanaga mini etek caatli aciklar mayolular) fakat, nadir insan onlarin o ciplak halini düşünüyor, gerisi normal görüyor, işte, daha cübbeli capbalilar görünce örtünü diye kavga cikaririlar ancak işte, halbuki muhammed dedi o gün inslar ciplak olur demedimiydi? dedi. ve dedi O gün herkesin işi başından aşkındır öyle bakmazlar birbirine dedi. dün olsa bunlar olabilirmiydi ve vaktinizin ve Mehdi vaktinin kiymetini bilin kadinlar! erkekler!.

Bugün biz telvizyonlarda ve internette baldırıçıplak, çatali açık kadınları görüyoruz, hemen seks mi düşünüyoruz, Dün bunu görselerdi, adamların kadinların belini suyu akardı. Türkiyede TAN gazetesi çıktığından bu yan böyle insanlar, yani mehdi vakti. TAN gazetesinin ilk vaktinde, bakarak ihtiyarların bile belinin suyu akıyordu, o vaktki gençlerin hepsinin kide gelde bir de bu güne bak neoldu artık alıştık,normal geliyor o haller alışmak diye birşey var. Allah bunu oldurdu cünkü, her an her zaman hemen sikmeyi düşünen insan olmayin diye. Bunları çıplaklığı ortaya çıkaran Allah'tır, sexinde bir vakti var. sexte ymek icmek gibi bir ögün bazen sen devenin üstündeyken, yani araba sürerkende gelbilir, bu sinyali gönderdiği zaman, dikkat edin işte yapin ve kocanizin elnizden kacirmayin. Karnın acıktıgi gibi onun da bir vakti var, onun da bir ömrü var, onuda vakti gelince doyurmak zorundasın, suyun vakti ayrı,ı olduğu gibi saxinde vakti ayrı. Bugün Hayvanlıgi öğrenmeyen, insan olamaz ki, hayvanlık binlerce domalık dişi, erkeği görmesine rağmen erkeklerde dişiyi görmesine rağmen, cinsel istek duymamasıdır. GOLDENE ZEiT ASLANLIGI VE KEDiLiGI ÖGRENIN HERSEY VAKTiNDE GÜZEL ZAMANIMIZIN Aslanlari olun ey askerim, SAPIKLARI degil.


II .MESELE

Ne çektin be evladım teyzesi gibi, Allah Türklere cam bardağa sap takmasını öğretesiye kadar ne çekti. Daha düne kadar İllede İnce belli bardak, İllede İnce belli bardak, daha saptakmasını ögrenemediler.Ögretisiye kadar ne kadar uğraştı dünya neler çekti biliyor musun Sen. Bugün yine bizim Türkiye'de enflasyon yok diyor, Biz ekmege zam etmiyor, aynı fiyata satıyoruz diyor. Dün bir kilo ekmek 15 lira ise, ertesi sene 700 gram ekmek 15 lira oldu, daha sonraki sene ekmekciler yine zam Yapmadı ama, Ekmeğin gramı 500 gram oldu.nasil enflasyon yok oluyor böyle. Bizim Avusturyada, kişisel ekmek, semel çörek keşfedilmiş. Benim eski firmam, ekmek firmasında kişisel ekmekler yapılıyordu, küçük çörek halinde. işte Allah Avusturyalılara çörek ekmek keşfettirmiş, kişisel ekmek vakti, Cennet vakti, kişisel ekmek, kişisel tabak, kişisel bardak, kişisel Huri,... Türklere da bu kişisel ekmek, yani çörek Ekmek yapmasını öğretcek ama, hala öğrenemediler, hala öğrenemediler. Daha hala bir kilo ekmek derdindeler, Allah enflasyon yaptı, öğretiyor, öğrenecek de, Ne çektin be evladım, senin yedigin ictigin kullandigin, artık öyle onun arttığı bunun arttığı olmayacak, herkese kişisel ekmek, 2 tane yiyecekse 2 tane kişisel çörek, 3 tane tane yiyecekse 3 tane tane kişisel çörek, ve israfın önüne böyle geçeceğiz. Dün bir aile 3 tane 1 kilolu ekmek alıyorsa, Bugün 10 tane almak zorunda, Neden? Çünkü gram düştü, Allah gramı düşüttürerek, çörek ekmek yapmamızı istiyor, ama hala diretiyor, hala diretiyor, dangalak işte.

Rabbim Neler çektin bu insanlığı böyle Cennet vaktine eleştirmek için, şimdi bunu yıkmaya çalışıyorlar, dangalak lar.

koskoca bir millete çörek ekmek yapma sana öğretmek ne kadar zor değil mi yine vergi vermesini öğretmek ne kadar zor değil mi cumartesi pazar tatil yapması öğretmek ne kadar zor değil mi kaçınmak geçmiş bu tatilin Keşfolasıya kadar.

III. MESELE

Sağlık ve ilaç Sanayi deccalın Elinde olduğu için, yani İlluminati'nin Elinde olduğu için, insanlari hasta edip, Grip nezle ve,.... veya iyi ederekten ilaç satıp kar ediyorlardı, bu sene zarar etmişler ki, en satmayan maddeyi Ben satacağım demiş, iddia etmiş galiba, ve şu anda Maske ve dezenfektan satıyor. Yani hem de neredeyse açık artırma ile satılacak bu maddeler. Sakın ola "Dezenfektan kullanmayın". Dezenfektan maddeler, iyi bakterileri de öldürüyor, kötü bakterilerin yanında, iyi bakterileri de öldürüyor. Eğer iyi bakterlerimiz tükenirse, aynı bağırsaklardaki iyi bakterilerimiz tükenince, yoğurt yemek durumunda kaldığımız gibi, vücudumuz en küçük mikroba karşı direncsiz ve bakımsız hale gelir, ve en kücük mikrop, vücudu yıkabilir. O yüzden de, aynı prematüre çocukların, ilk doğduğunda, küçük olmaları sebebiyle, küvezde tutulmaları gibi, o zaman bütün insanlık, küvezde yaşamak durumunda kalır, yani matriks filminde ki gibi, insan tarlalarında yaşamak zorunda kalırız. Bu bir ceza faktat iyi sonucta verebilir, dezenfektan maddesi kullanmayın ki, iyi bakterlerimiz dünyada tükenmesin, kötü bakteriler öldürüyoruz diye, iyi bakterlerimiz de ölecek, o yüzden dezanfektan kullanmayın. ikincisi "Maske kullanmayın" Maske az kullaninca nefesimzin sicakligi ile dis artmain sicakligi farkli olmasi sebebiyle, islanip nemli oldugu için, Bütün mikroplar en güzel, nemli ortamda daha çok gelişir ve çoğalırlar, ağızdaki Hava sıcak ve dışardaki hava soğuk, sıcak ve soğuk çarpışması sonucu, maskenin içinde nem oluşturduğu için, o maske ile alıp vereceğiz nefes, sizi daha çok hasta edecektir, Bu mikrobun daha da çok ilerlmesine sebep olacaktır. Maske kullanmayın, dezenfektan kullanmayın, yoksa matrix'teki insan tarlalarında yaşamak zorunda kalacağız. Yani küvezde yaşamak durumunda kalacağız insanlık olaraktan, yoksa en küçük mikrop insanoğlunu yok edebilir, türümüz yok olabilir, Bunu yapanlar, kendi yaptıkları duruma, kendileri düşecekler, onlarin kendi ürettikleri mikrop ama, kendilerinede zarar vereceğinin farkında değiller, çünkü şeytan birisiyle başkalarını yok ettiriyor, ama en sonunda sana da dost olmadığını gösterecek, Çünkü o şeytan, insan türüne düşman, sende insan olduğun için, Deccal dahi olsan, en iyi askeri olsan da, en sonunda da, seni öldürecektir, ey deccal ve ve onun Askeri.


IV. MESELE

#: Dünya Global dünya ve küreselleşme olacak mı olmayacak mı meselesi :#


İngilizleri ayarttılar, Biz birlikten ayrılıyoruz dediler, Bu hayal (Global Dünya Hayali) gerçek olamaz dediler, halbuki Yanlış yoldalar. Bakın Dünya'ya! Dünya ne sinyal veriyor:

Kedi ile papağan Arkadaşlık yapıyor, halbuki kedinin tabiatında, kuşu yemek var, Nasıl oluyor da, kedi ile papağan arkadaş oluyor? demek yok mu? demek ki dünyada bir globalleşme var. Hayvanlar bile globalleşti, anlaşabiliyorlar kardeşim. İnsanoğlu niye anlaşamıyor? Yılan ile çocuklar oynayabiliyor, aslanla oynayabiliyorlar, aslan ile anlaşan İnsanoğlu, insanlar ile niye anlaşamıyor, globallik var, dünya sinyali verdi, dünya oraya doğru gidiyor, bu dangalak İngilizler niye ayrıldı, dangalak çünkü. Görmuyor Bunların ne olduğunu bunlar.

Kainati okuyamayan İncil okusa ne yazar Tevrat okusa ne yazar Kur'an okusa ne yazar.

Peki Kainat ne diyor?

"Dünya Global dünya oldu bile" diyor. çünkü kedi ile köpek birbirine Aşk duyuyorlar, kedi bir dogramcik hayavan, kedi ne kadar , internette videolar var, kedi ata aşık olmuş, resimleri videolari internette var. kedi ile at anlaşabiliyorsa, Bu dangalak insanoglu niye birbiriyle anlaşamayor. Daha başka örnek göstereyim mi? gerek var mı ha! YouTube videolarında binlercesi var. Internette yine videolar var, tavuğa gel diyor sahibi, tavuk koşup geliyor, sahibiyle bir sarılıyorlar birbirlerine, kafalarını bir de omuzlarına koyuyorlar, tavuğunan anlaşabilen insan, Niye insanlarla anlaşamıyor? Ben bunu anlamıyorum!!! Neden? Çünkü arada şeytan var. şeytan, şeytan, insan türü ile düşman. Sanmasın onun yolundan gidenler, sanmayin siz onun birinci askerisiniz diye sizi öldürüp yok etmiyecek!!! insanları bitirince, en son seni de gebertecektir. o insanoğluna düşman, dedik ya : sen de bir insan olduğun, için sanada düşman, en son düelloyu seninle yapcak zaten. senin ona uyman zaten enayilik, ahmaklık, sonunda senide öldürecektir. Herkesi öldürür öldürür, sonunda da, hani var ya "İyi Kötü Çirkin" kovboy filmi, en son 3 kişi kalıyorlar, hazineyi elde etmek icin, sonunda birbirlerini öldürmeye Kalkıyorlar. Yarın sen ben o kalınca, artık seni de, onu da öldürüp, o kalacaktır, amaci bu onun, o Çünkü insan türünü bitirmek istiyor geri zekalı, bu kadar ahmak mısın ki, O na asker oluyorsun sen.

Bu konuda Daha fazla söze gerek yok...

Rabbim, insan olan herkese idrak versinde, bu şeytanin tuzagindan, insanlik alemini kurtarsin.

Amiyn...


--oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--

 

Vaazı "mp3" olarak indirmek için linke sağ tıkla ve farklı kaydeti seç



https://efsane1turk.net/Resimci/Dosyalar...alleri.mp3



Vaazı Youtubeden Seyretmek için Linke TIKLA

https://youtu.be/K7edHSDt5os

Kendini Değiştirmeyen Ahiret Yurduna Varamaz (Kar©glanin 29 Şubat 2020 Vaazı)

Kendini Değiştirmeyen Ahiret Yurduna Varamaz

(Kar©glanin 29 Şubat 2020 Vaazı)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

يَٰعِبَادِ لَا خَوْفٌ عَلَيْكُمُ ٱلْيَوْمَ وَلَآ أَنتُمْ تَحْزَنُونَ  ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا وَكَانُوا۟ مُسْلِمِينَ  ٱدْخُلُوا۟ ٱلْجَنَّةَ أَنتُمْ وَأَزْوَٰجُكُمْ تُحْبَرُونَ  يُطَافُ عَلَيْهِم بِصِحَافٍ مِّن ذَهَبٍ وَأَكْوَابٍ ۖ وَفِيهَا مَا تَشْتَهِيهِ ٱلْأَنفُسُ وَتَلَذُّ ٱلْأَعْيُنُ ۖ وَأَنتُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ  وَتِلْكَ ٱلْجَنَّةُ ٱلَّتِىٓ أُورِثْتُمُوهَا بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ 

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Yâ ibâdi lâ havfun aleykumul yevme ve lâ entum tahzenûn. Ellezîne âmenû bi âyâtinâ ve kânû muslimîn. Udhulûl cennete entum ve ezvâcukum tuhberûn. Yutâfu aleyhim bi sıhâfin min zehebin ve ekvâb(ekvâbin), ve fîhâ mâ teştehîhil enfusu ve telezzul a’yun(a’yunu), ve entum fîhâ hâlidûn. Ve tilkel cennetulletî ûristumûhâ bi mâ kuntum ta’melûn.


(Sadakallahul Aziym Zuhruf Suresi 68-69-70-71-72. Ayetler)
---oOo---


Zübeyr bin Bekkar, İsmail bin Ebi Uveys'ten, o da Enes İbn Malik'ten naklediyor:


Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

لاَ يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا وَلَا كِذَّابًا وَلَهُمْ رِزْقَهُمْ فِيهِمَا بُكْرَةً وَعِشِيًّا

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

La yes'meune fiha lağven ve la kizzaba. ve lehum rızkuhum fîhâ bukreten ve aşiyyâ

Meali :

Orada Onlar (Cennet Halkı), ne bir boş söz, ne de bir yalan işitirler. Oarada (cennette) onlara, köprü yemekler, yani ara öğünler, ve birde yatsı yemeği de vardır. (Yani yatmadan önce yenilen "yatgeber ekmeği yada yatgeber yemeği).

Sadakallahul Aziym Kur'an-ı Kerim den  Ayet. Yerini bilmiyorum)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem bu ayeti okudu ve sonrada Buyurdular

Orada(Cennette) gece yok. (yeni (Elekrik ve lambalar sayesinde geceleride gündüz gibidir) O ancak bir ışık (Lambalar) ve nurdur. Sabah akşam­ların, akşamlar da sabahların üzerine gelir. (O nların Geceleride gündüzleride aydınlıktır) Onlara hediyelerin en kıymetlileri Allah tarafından namaz vakitlerinde gelir.(Postacılar Gündüz Dağıtır paket ve mektuplarını Haberlerini yani postacılara ve paket firmalarına atıf var, DHL Kargo,PTT Kargo gibi)  O namaz­lar ki onlar dünyada kılınırlar (orada namaz yoktur). Melekler onlara selâm verirler (internet MSN,... cep telofonu ile ve email ve benzerleri ile haberleşme  ve selamlaşma).

( Hadis-i Şerif )

Bu hadis, ayetin mânâsını açıklamaktadır.

Alimler "Cennette gece ve gündüz yoktur. Cennet ehli ebedi bir nur içindedirler. Gecenin gündüzden ayırımı ancak perdelerin sarkması ve kapıların kapanmasından anlaşılır. Perdelerin kaldırılması ve kapıların açılmasıyla da gündüzün miktarı anlaşılır." demişlerdir. Bunu Ebu'l Ferec'il-Cevzi ile Mehdevi, muhaddislerden rivayet etmişlerdir.

(Kurtubi, Ahkam'ul-Kur'an, cilt: 11, sh: 127, vd.)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

(Kar©glanin 29 Şubat 2020 Vaazı NOTLARI)

Yolculugumuza başliyoruz :

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Bilerek inkar edenden daha Zalim kim olabilir ki.

Sadakallahul Aziym Kur'an-ı Kerim den  Ayet. Yerini bilmiyorum)

Insan sayısı çoğalınca, doğayı ve dünyayı bozup ifsad eder düşüncesiyle, insan popülasyonunu, yani nüfusu, 500 milyona düşürme hikayesi yanlış bir görüş ve kural.

Çünkü mesela, elindeki bakteri sayısı, elini yıkamadan önce, belki milyarları bulmuşken, elini yıkadığın zaman, sabundaki iyi bakteriler, o bakteri ve mikropları yiyerekten, İyiler çoğalınca, Kötüler gider. Belli bir süreye kadar, bu iyilerin çoğalması, elin tamamen temiz hale gelinceye kadar devam eder.  Ellerin  tamamen temiz olduktan sonra, bu sefer, herhangi bir yerden,  dokunduğun zaman alacağın bir mikrop ile, iyileri yiyen mikroplar çoğalaraktan, bu sefer elin tekrar mikroplu bir bir hale gelir. Neden hazreti Adem vakti, insan ömrü,  3 bin sene gibiydi,  çünkü insan azdı, ve minare kadar büyüktü, Şimdi ise insan küçülmesine rağmen, fakat sayı olaraktan çoğaldık. Allah işte    dünyadaki  popülasyonu  korumak için, doğum ve ölüm hikmeti vermiş. Eskiden insan az olduğu için, ömürler uzun idi, Çünkü dünyayı 50 tane 100 tane insan dolduramaz.  Bu gün ise, sadece  Çin Devleti'nin  nüfusu bile 1 milyardan fazla,
ve  insanoglu  bu  hızda  çoğalmaya  devam ederse, Dünyamızın kaynakları ve yeri, onu barındırmaya ve doyurmaya yetmeyebilir. Fakat insanoğlu Allah'ın koyduğu dengeyi yani mizanı bozmadıkça, Allah, bak ömürleri 60 sene yada, 50 sene yada, bazen de 100 seneye kadar düşürmüş. işte Allah, otomatik pilotta, zaten popülasyonu koruyordu. Ama eğer ölümsüzlük keşfolursa, doğan bir daha ölmezse, bu dünyaya nasıl  sığarız. Öyle bir durumda, artık çocuk yapmamak gerekir. ve peygamberimiz anlattğı hiçbir Cennet tasvirinde de, Kur'an'da, Tevratta da, "Cennette müminlerin çocukları olur" diye bir anlatı yok. Hatta

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Cennette cennet ehlinin çocukları olmaz.”

( Hadis-i Şerif , Tirmizi, Cennet 23, 2566)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Cennette mü’min, çocuk arzu ettiğinde, hamli, doğumu ve yaş alması bir anda oluverir.”

( Hadis-i Şerif , Tirmizî, Cenne, 23; İbn Mâce, Zühd, 39; Dârimî, Rikak, 11; İbn Hanbel, III, 9)

Çünkü artık cennette çocuk yapılmaz. Nüfusu 500 milyona düşürmek hikayelerini tasarlıyan Amcalar, Eğer ki ölümsüzlük Keşfolursa, Çin'in halkına uyguladığı bir çocuk yapma kuralı gibi bir kural ile, nüfusumuzu koruruz, akıllı insan artık kendini tehlikeye atar mı? Evet belki Huri bebeler, yani robot bebeler kullanırız, hayvanlar da aynı şekilde, mesela fare çoğaldımıydı, Allah orada bir kedi yaratıp, kedi ile farelerin popülasyonunu koruyor. Yine mesela her sebzenin meyvenin, bir tane de zararlısı var. o zararlı sayesinde, Allah o meyvenin ya da sebzenin, haddinden fazla çoğalmasına müsaade etmiyor. Yani Allah, doğal süreçte, otomatik pilotta, popülasyonu zaten koruyordu, bizim buna müdahale etmemize gerek yoktu. şimdi hangi ahmak, böyle bir müdahaleye hak iddia edip, popülasyonu, insan eliyle azaltmaya çalışmakta. Bu kurallar yanlış, bunu düşünen amca, iki kere daha düşünüp, bu kararından vazgeçsin.

Halbuki Allahu Teala işte, mümin ve kafir hususunda da, aynı bakterilerdeki sabun meselesi gibi, iyiler ve Salih kimseler çoğalınca, kötüler ve kâfirler azalır. Eğer bunun tersi olursa. bu sefer kafir ve kötüleri çoğalırsa. Müminler azalır. Yine gece uzarsa. gündüz azalır ve kısalır, gündüz uzarsa, gece kısalır. Yine mevsimler de aynı şekilde, yaz, ilkbahar, sonbahar ve kış mevsimi de, aynı düzen ve Allahu Teala'nın dengesi ve mizanı sayesinde, aynı şekilde devirdaim etmektedir. Bunlarca senedir, hiç bozulmadan devam etmekteydi, ne zaman ki işte, o iklim ile oynayan "HARP" teknolojileri ve gıda ıle oznazan 'GEN' teknolojileri keşfoldu, ve doğaya ve dünyamıza, Allah'ın razı gelmediği şekilde müdahale etmeleri sonucu, doğamızda ki iklimler değişti, Kış kış gibi değil, yaz yaz gibi değil.  Bunun çözümü ıse, Allahu Teala'nın mizanını bozmamak ta yatıyor. Ki ayeti kerimede şöyle buyuruyor Rabbimiz :

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

ٱلشَّمْسُ وَٱلْقَمَرُ بِحُسْبَانٍ  وَٱلنَّجْمُ وَٱلشَّجَرُ يَسْجُدَانِ  وَٱلنَّجْمُ وَٱلشَّجَرُ يَسْجُدَانِ  أَلَّا تَطْغَوْا۟ فِى ٱلْمِيزَانِ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Eş şemsu vel kameru bi husbân. Ven necmu veş şeceru yescudân. Ves semâe refeahâ ve vedaal mîzân. Ellâ tatgav fîl mîzân

Meali :

Güneşler ve aylar Tesbıh ederler, Yıldızlar ve ağaçlar Secde ederler. Gökler ve yerler Bir Denge ve Mizan yani ölçülü haldedirler. Sakın ola o Ölçü Mizanı ve dengeyi bozmayın.

(Sadakallahul Aziym Rahman Suresi 5-6-7 ve 8. Ayetler)


"Sakın ola mizanı bozmayın."
ya yani düzen ve dengeyi bozmayın.  Yani İnsanoğlu, Allah'ın koyduğu dengeyi bozabilir mi? Evet Allah ona da müsaade etmiş, fakat bizden, düzeni bozmamızı istiyor, yoksa dünya helaka gider.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

ٱلَّذِى لَهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَلَمْ يَتَّخِذْ وَلَدًا وَلَمْ يَكُن لَّهُۥ شَرِيكٌ فِى ٱلْمُلْكِ وَخَلَقَ كُلَّ شَىْءٍ فَقَدَّرَهُۥ تَقْدِيرًا

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ellezî lehu mulkus semâvâti vel ardı ve lem yettehız veleden ve lem yekûn lehu şerîkun fîl mulki ve halaka kulle şey’in fe kadderahu takdîra.

Meali :

O, göklerin ve yeryüzünün mülkü (hükümranlığı) kendisine ait olandır. Çocuk edinmemiştir. Mülkünde hiçbir ortağı da yoktur. O, her şeyi yaratmış ve yarattığı o şeylere bir kader takdir edendir. (Yani her oyuncuya "insana hayvana,.." bir kader, yani seneryo yazan, ve onun doğumu, yaşaması ve, yaşaması için gerekenler, ve onun için murad ettiği, bir amaç gaye ve görevi, tayin edendir.)

(Sadakallahul Aziym Furkan Suresi 2. Ayet)

Yoksa! Allahu Teala nın ona tayin ettiği ve, onun dünyadaki olması gereken % de sini bilmeden, Popülasyona insan eli ile yapılacak bir müdahale ile, bir hayan yada türü, azaltmak veya çoğaltmak sonucu, bir alt grubun ya tamamen yokolmasına veya, fazlaca çoğalmasına  sebeb olunur. Bu sebeblede, ondan alttaki veya üsteki, bütün zincir ve mizan düzen ve denge bozulur.



II.MESELE

Amcanın bir tanesi diyor ki, kendine düzenle alet yapabilme yetisi, sadece insanda var, hayvanlar bunu çok cüzi miktarda yapabiliyor, mesela karınca yiyen, bir çubuğu alıp, karıncaları yuvasından çıkarıp yiyebiliyor, yahut karga bir çubuk sayesinde, kapalı bir yerdeki yiyeceği çıkarabiliyor. Fakat daha ilerisine gidemiyor, mesela bir bilgisayar yapamıyor, bir televizyon yapamıyor diyor. peki  doğru mu  bu düşünce  sizce?  yani hayvanları  Akılsız addetmek.
Bence  doğru  değil, çünkü hayvanlar bizler gibi el ve ayaklara sahip olmadıkları için yapamıyorlar, yoksa  kafaları ve  Akılları çalışıyor. Onlar da düşünebiliyorlar. Ne iyi ne kötü ayırt edebiliyorlar ve, ne tehlikeli ne tehlikesiz bile biliyorlar. Kurandan buna Misal Süleyman aleyhisselam ve Hüdhüd Kıssası var :


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

فَمَكَثَ غَيْرَ بَعِيدٍ فَقَالَ أَحَطتُ بِمَا لَمْ تُحِطْ بِهِۦ وَجِئْتُكَ مِن سَبَإٍۭ بِنَبَإٍ يَقِينٍ  إِنِّى وَجَدتُّ ٱمْرَأَةً تَمْلِكُهُمْ وَأُوتِيَتْ مِن كُلِّ شَىْءٍ وَلَهَا عَرْشٌ عَظِيمٌ  وَجَدتُّهَا وَقَوْمَهَا يَسْجُدُونَ لِلشَّمْسِ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَزَيَّنَ لَهُمُ ٱلشَّيْطَٰنُ أَعْمَٰلَهُمْ فَصَدَّهُمْ عَنِ ٱلسَّبِيلِ فَهُمْ لَا يَهْتَدُونَ  أَلَّا يَسْجُدُوا۟ لِلَّهِ ٱلَّذِى يُخْرِجُ ٱلْخَبْءَ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَيَعْلَمُ مَا تُخْفُونَ وَمَا تُعْلِنُونَ  ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ رَبُّ ٱلْعَرْشِ ٱلْعَظِيمِ  قَالَ سَنَنظُرُ أَصَدَقْتَ أَمْ كُنتَ مِنَ ٱلْكَٰذِبِينَ  ٱذْهَب بِّكِتَٰبِى هَٰذَا فَأَلْقِهْ إِلَيْهِمْ ثُمَّ تَوَلَّ عَنْهُمْ فَٱنظُرْ مَاذَا يَرْجِعُونَ  قَالَتْ يَٰٓأَيُّهَا ٱلْمَلَؤُا۟ إِنِّىٓ أُلْقِىَ إِلَىَّ كِتَٰبٌ كَرِيمٌ  إِنَّهُۥ مِن سُلَيْمَٰنَ وَإِنَّهُۥ بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ  أَلَّا تَعْلُوا۟ عَلَىَّ وَأْتُونِى مُسْلِمِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve tefekkadat tayra fe kâle mâliye lâ eral hudhude em kâne minel gâibîn. Le uazzibennehu azâben şedîden ev le ezbehannehû ev le ye’tiyennî bi sultânin mubîn. Fe mekese gayre baîdin fe kâle ehattu bi mâ lem tuhıt bihî ve ci’tuke min sebein bi nebein yakîn. İnnî vecedtumreeten temlikuhum ve ûtiyet min kulli şey’in ve lehâ arşun azîm. ecedtuhâ ve kavmehâ yescudûne liş şemsi min dûnillâhi ve zeyyene lehumuş şeytânu a’mâlehum fe saddehum anis sebîli fe hum lâ yehtedûn. Ellâ yescudû lillâhillezî yuhriculhab’e fîs semâvâti vel ardı ve ya’lemu mâ tuhfûne ve mâ tu’linûn. Allâhu lâ ilâhe illâ huve rabbul arşil azîm. Kâle se nenzuru e sadakte em kunte minel kâzibîn.İzheb bi kitâbî hâzâ fe elkıh ileyhim summe tevelle anhum fenzur mâzâ yerciûn. Kâlet yâ eyyuhel meleu innî ulkıye ileyye kitâbun kerîm. innehu min suleymâne ve innehu bismillâhir rahmânir rahîm. Ellâ ta’lû aleyye ve’tûnî muslimîn.

Meali :

Süleyman aleyhisselâm, teb’asına son derece şefkatli idi. Bu sebeple kusuru kendi şahsına nisbet ederek; “Bana ne oluyor ki, hüdhüdü görmüyorum” dedi. Bununla teb’asının faydasını gözetmek ve onları terbiye etmek istedi.

Süleyman, kuşlara göz atıp yokladı ve şöyle dedi: “Hüdhüd’ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?” “Bana (mazeretini gösteren) apaçık bir delil getirmedikçe kesinlikle onu ağır bir şekilde cezalandıracağım, ya da kafasını keseceğim.” Derken Hüdhüd çok beklemedi, çıkageldi ve (Süleyman’a) şöyle dedi: “Senin bilmediğin bir şey öğrendim. Sebe’den sana sağlam bir haber getirdim.” “Ben, onlara (Sebe halkına) hükümdarlık eden, kendisine her şeyden bolca verilmiş ve büyük bir tahtı olan bir kadın gördüm.” “Onun ve kavminin, Allah’ı bırakıp güneşe taptıklarını gördüm. Şeytan, onlara yaptıklarını süslü göstermiş ve böylece onları yoldan çıkarmış. Bu yüzden de onlar doğru yolu bulamıyorlar.” “Göklerde ve yerde gizli olanı ortaya çıkaran, sizin gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz şeyleri bilen Allah’a secde etmesinler diye (şeytan onları yoldan çıkarmış.)” Allah, kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayandır. Büyük Arş’ın Rabbidir. Süleyman, Hüdhüd’e şöyle dedi: “Doğru mu söylüyorsun, yoksa yalancılardan mısın, göreceğiz.” “Benim şu mektubumu götür onlara at, sonra da yanlarından ayrıl ve ne sonuca varacaklarına bak.” Sebe kraliçesi Belkıs dedi ki: “Ey ileri gelenler! Bana çok önemli bir mektup atıldı.” “Mektup, Süleyman’dan gelmiştir. O, ‘Bismillâhirrahmânirrahîm’ diye başlamakta ve içinde ‘Bana karşı büyüklük taslamayın ve Müslüman olaraktan bana gelin’ denilmektedir.”

Sadakallahul Aziym Neml Suresi 20. Ayetten 31. ayete kadar 31 dahil


O Halde Hayvanlar Ne Akılsiz Nede Beceriksiz değiller. şu günümüzdeki insanoğlunun koca kafasındaki hafıza kartı, ancak 60 senelik bir ömrü ve bilgiyi alıyorsada, mesela bir karga, neredeyse bütün Osmanlı imparatorluğu vaktine şahid olabiliyor, ve o nun ömrünün 500 sene olduğu rivayet ediliyor. öyle olunca onun küçücük kafasında, 500-600 seneyi kaydedebilcek bir hafıza kartı var. ve onlarında bir gün, bu ahir zamanda, dili çözülcecek inşallah ve, yaşlı bir kargadan bile, bilmediğimiz binlerce tarihi bilgi öğrenebileceğiz inşallah.


III. MESELE

"Kurtla kuzu birlikte otlayacak, aslan sığır gibi saman yiyecek. Yılanın  yiyeceğiyse  toprak  olacak...  Kimseye  zarar  vermeyecek, yok etmeyecek." böyle diyor Rab. (Yeşaya, 65:25)

Hazreti Mehdi vakti, yani altınçağda, peygamberlerin hadislerine göre, Kurt ile kuzu birlikte gezecek, çocuklar aslanla kaplan la oynayabilecek, Evet bunlar oldu, ve olmakta. Fakat dedik ya, dualite meselesi, Allahu Teala'nın her şeyi dualite halinde yaratması sebebiyle, iyi ve kötünün de popülasyonunun korunması lazım dedik. Azalsa bile, en az üçte bir kötü bulunacak, kötü çoğalsada en az 1/3 iyi bulunacak, ve popülasyon devamlı olaraktan, bu oran üzerinde çoğalıp azalması gerekiyor. Ve biz böyle deyince, kötünün de yaşamaya hakkı var, Allah onu da yaratmış, ona da Can vermiş dedik diye, peki Tilki'nin de yaşama hakkı var diye, Bizler şu anda evimizde tavuk besliyorsak, etrafımızda da tilkilerler varsa, Tilkilere güvenipte, tavuklarımıza kümesi yapmazsak, Tilkiler  yine Tilkiliklerini  yapıp, açken, tavuklardan ve  yumurtalardan çalmaya  başlayacaklardır. Çünkü sonuçta bir tilki, çalmak fıtratı o onun. Şu Misali ile onu daha da güzel anlatalım : Mesela havuca kravat takıp, meclis koltuğuna oturtsak, ona havuç değil de, milletvekili oldu mu diyeceğiz? Eğer bir havuç meclise girmek istiyorsa, ancak onu biz, meclis lokantasındaki salata olaraktan kullanabiliriz. Yoksa, havuç mecliste koltuklarda oturup, insanların anayasasını düzenleme Yetisin de değil. Aynı misale cibilliyetı tilki olan birisini, Siyasal Bilgiler de okutup, meclis başkanı yapsak, o nun hukukunda, Allah'ın ona koyduğu hukukta, fıtraten çalmak, yanlış bir kural değil. Eğer böyle birisi fırsatı bulduğu zaman, çalacaktır, ister milletvekili olsun, ister hakim olsun, onun kararı fıtraten böyledir. Yahut Afedersiniz Eşek cibilliyetında ki bir adamda, okusa milletvekili olsa, onun fıtratında da, afedersiniz eşeklik yapmak vardır. Yani tepişmek, meclis koltuğuna da otursa, O adam, yeri geldi miydi, eşeklik edip, birileriyle tepişecektir. O yüzden,

peygamberimizin dediği gibi

"Fatma kızım, Allah'tan Nefsini satın al, yoksa,O gün, ben bile sana fayda veremem." dedi

Yani Nefsini satın almak demek :  insanlığıni satın almaktır, Eğer sen insanlığı kazanamazsan, kemalat yolculuğunu tamam edememişsindir, eşek cibilliyatında  kaldıysan, aşağılardasın, tilki olaraktan kaldıysan, yine aşağılardasın.

işte Tasavvuf, Tarikat ve Mürşidi Kamil, burada, İnsanı böyle cibilliyetlardan kurtarıp, insan ve Aziz varlık olma, şeref kazanma yolculuğunda, yani kemalat yolculuğunda, kemaline ermiş, tamam olmuş olgun bir insan olma yolunda, insanları Terakki ettirmek için vardır. Yoksa Ne o öyle hayhuy demek, ne öyle uçmak kaçmak, ne ateşte yürümek,.. onlar fasa fiso işler, bunlarla insan olunmaz, insan dışı varlıklar olunur. Zaten eli ateşte yanmayan kimse, insan değildir ki, insan ateşte yanar, suda ıslanır,... insanın yetileri belliyken, insandan üstün yetenekleri olan, ancak ifrat ve tefrittedir.


IV. MESELE


Kainat da  Matriks filmindeki gibi,  bir ve sıfrlardan Oluşmakta, Çünkü Kainat "oluş ve yok oluş" halinde. Allah bir yandan yaratıyor, bir yandan ifsad edip bozuyor. O zaman günümüzdeki,  doğayı düzeni bozanlar bile, Allah'ın o tecelliyatını oluşturan kimseler. bunu şu örnek ile  Anlatacağım :

Tarlaya buğday eksek,  Yağmur  ve Güneş  ile Yetişip  harman ve hasat vakti gelse.
Eğer biz tarladaki ekini birçip, bozup, hasat etmezsek,  buğday tarlada  kalırsa, çürür gider. Vakit tamam olmuştur, ve varlık alemine gelen Buğdaylar, ömrünü tamam edip, artık bozulup dürülme vakti gelmiştir ki, biz onu hasat ederiz ki, yeni bir yaratılışa geçer. Artık onun, ya un ve ekmek olma haline, ya da bulgur gibi pilav olma haline geçmesi lazım, yahutta bir dahaki sene ekmek için, bekletilmesi lazım. O hali her sene gören Çiftçi, bir kere de demez ki, "Allah işte kainatı bu sistem üzere yaratmış." Yani bir ve sıfırlar  halinde oluş ve yok oluş halinde.

Hani peygamberimiz dedi ya :

"Siz şimdi şu an rüyadasınız, öldüğünüz gün uyanacaksınız."

Buraya  rüya filminde anlatılan,  "Rüya içinde Rüya"  sen kimin  rüyasındasın, ben kimin rüyasındayım  meselesi var birde. Kıyametin alametleri (Mehdi'nin gelmesi, deccalın ortaya çıkması,..) Hepsi bunlar kimin rüyasıydı? Muhammed'in Miraç'ta ki rüyasıydı. o zaman biz kimin rüyasında uyanacağız? uyansak uyansak Muhammed'in rüyasında uyarabiliriz. O nun rüyasında uyanmadan önce, daha sonrakilerin rüyasında uyanamayız. O zaman kıyamet de mi Bir Rüya? dedik ya, buğday hasat edildi, ifsad edildi, tarla bozuldu fakat, Buğdaylar alınıp başka bir hale döndürüldü, un edildi, Belki o halde de kalmadı, undu yok oldu, toz oldu, Ondan sonra varoluşa geçti un olan buğdayları su ile karıştırıp, hamur ediyoruz, hamurları beze edip ekmek ediyoruz, ekmekleri pişirip bu sefer tekrar yok oluşa yoluna mideye indiriyoruz. Kaç defa oldu Kaç defa öldü bir Buğday,.. Öyleyse bu Kainat da belki defalarca dürüldü ve yeniden açıldı

O yüzden bu düzeni bozanlarda, ancak Allah'ın dilediği bir görevi ifa ediyor olabilirler. Çünkü Allah'tan başka güç ve kuvvet yoktur

لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ اِلَّا بِااللّٰهِ العليِّ العظيم

Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm.

bu demektir. Işte küçücük mikrop bile, böyle bir ifsat, yani yok oluş evresine geçince, türünü yokolup tüketmemek için evrimleşir, kendini değiştirip yeni bir hal ve yeni bir can kazanıyor, ayakta kalmaya çalışıyor. O zaman bu Kainat ve dünya, işte yok oluşa geçmeden önce, Dünyamız şiva yıldızına doğru gidiyor, radyoaktifışıma Yıldızı, Kutup yıldızı. Geçen hafta anlattık bu konuyu ve yokoluşa geçmeden önce, kendimizi türümüzün yok etmeyecek bir çare bulmamız lazım, mikrop kadar aklımız yok mu bizlerin, ifsat  bozulma ve  yok oluş  bile,  bazen "Nimet" haline dönebilir.

V. MESELE

Amcanın bir tanesi yine diyor ki, "sanal zekadan korkuyorlar"  ya halbuki bu diyor "fişi çekilen bir şey" diyor, yani robotlar fişi çekilebilen bir şey, "neden korkuyorsunuz ondan, insandan korkun" diyor. işte canlık  nedir insanoğlu henüz keşfetmedi. insanoğluna can veren  bir enerji, Aynen radyonun pili veya elektriği olduğunda konuşmaya başlaması, şarkı söylemeye başlaması gibi, insandaki ruh denen  şeyde enerji, ve eğer cennette ölümsüzlük varsa, ve bir gün Burası cennete dönecekse, şimdiye kadar Allah insanları fişini çekip öldürüyordu, aynı sanal akıl gibi, robotların fişini çekmek gibi, Allah da insanların fişini çekip öldürüyordu. Ama bize öyle bir cennet vaad etmiş ki artık insanın fişi orada çekilmeyecek artık ölümsüz sonsuz cennetler var orada Bizim şu anda bilebildiğimiz kadarıyla, enerji çeşitlerinden  hepsi harcanıp tükenen bir formda, ama ruh harcanıp tükenmeyen bir enerji halinde. beden ölse de ruh ölmez diye biliyoruz, azabı tadacak olan da, mükafata ulaşacak olan da ruh, yani enerji halimiz. Kendini geliştirip evrimleştirmeyen, eski halinde kalıp kendini değiştirmeyen, Aynı kararda sabit kalan kimseler, geleceğe gidemez. Demek ki bir virüs bile evrimleşip böylece geleceğe kendini yolcu ediyor. Yoksa soyu tükenir, öyle bir virüs dünyada kalmaz. insanın ilk hali de bakteri ve virüs gibi olduğundan, o zaman insanda soyunu devam ettirip, ahiret yurduna cennete varabilmek için ve ölümsüzlüğe erebilmek için, o zman virus ve bakterileri izleyip onların yolunu takip edip, nasıl ölümsüz olunup, ayakta kalncağını inceleyip bulup keşfetmeli artık. o zaman şu anda radyasyon Yıldızı diye bildiğimiz shiva yıldızına vardığımız zaman, bizlerin radyasyondan zarar görmemek için, kendimize radyasyon kalkanı icat etmemiz lazım. O Kalkan öyle üstümüze alınacak ceket gibi palto gibi bir şey değil, vücutlarımızın onu derimizde geliştireceği bir kalkan olmalı o.

VI. MESELE

Allahu Teala'nın Basir ismi ve sıfatı yani batındakileri görmesi bilmesi

Allahu Teala mikropları da zamanında yaratmış. Bizler ise, mikrop diye bir şeyin varlığına, taaa Akşemsettin'in, şişe dibi cam ile, Yani ilk mercek ile bakıp da, suda veya benzeri bir maddede, küçük hareket eden canlılar görmesi sonucu fark ettik. Batın'da da bir şeyler varmış diye.
Bizlerin bunları bilmiyor olması, Allah'ın da bilmiyor olması demek değildir. Çünkü onu yaratan Allah, bize sadece zamanı geldikten sonra bildiriyor. Allah'ın her sıfatı, ismi böyledir. Zamanı gelmeden, Allahu Teala o sıfatının tecellilerinin hayatını göstermez. ilimlerde böyledir. ilim zaten Allahu Teala'nın deryasında ki bir sıfatının tecelliyatının yeryüzünde âşikâre olmasıdır. El Basir ismi işte, yani gözle görülmeyenleri görmek demektir. Yani Batın alemi, bu her her şeyde mevcuttur. Allahu Teala'nın yarattığı her şeyin zahiri bir yüzü olduğu gibi, bir de bahtını yüzü vardır. Yani ekmeğin görünüşteki haliyle, mikroskop ile incelediğimiz hali farklıdır. İşte o mikroskopla gördüğümüz hali batın âlemidir ekmeğin. Yine taşı toprağı, her şeyi işte, Allah, Hem zahirini görür, hem de batınını görür. Bizler ise, sadece Zahir alemi görebilecek bir göz kapasitesine sahibiz. insanoğluna da, Allahu Teala işte, mercekler sayesinde, batın aleminide inceleme fırsatı verdi. şu anda virüs denen canlılar, iştebu battın aleminin canlıları. O nların da iyileri de var, kötüleri de var. Kötülerde Allah a hizmet ediyor, İyiler de. Dedik ya Yaz mevsimide Allah'ın hizmetinde, Kış mevsiminde Allah'ın hizmetinde, kafir de Allah'ın hizmetinde, müminde hizmetinde, hepsi Allah'ın bir tecelliyatgahını, yeryüzünde aşikar etme yolunda, gayreti üzerinde Çalışmak dalar. Allah'ın Muradı uğruna çalışmaktalar. Hepimiz Allah'ın Muradı da, insanoğlunun bir yerlere gelmesi, iyi bir halde yaşamasını istiyor.  ki bunlarıda bizlere, böyle bazen döverek, bazen Söverek'ten anlatıyor. Bazı şeylerle (bu mikroplarla) şu anda  fazla oynamaları, virüslerle fazla oynamaları, Batın alemine ilginin fazla arttığını gösteriyor. Allah batını alemini yaratandır. o nu en iyi bilendir. 2 tane bilimadamının oynaması ile bilinmez. Allah'ta virüslerin ne olduğunu bildiği için, hangisine karşı, hangi silah vardır, Onu da, istediği askerine öğretir, bildirir. O zaman biz Allah ile beraber olduğumuz zaman, korkacak hiçbir şey yok, dağlar, taşlar, Yıldızlar, aylar, üstümüze gelse, sen Allah'la berabersen, dünya seninle olmasa, hiçbir şey ifade etmez. Eğer sen Allah'la beraber değilsen, dünyalar seninle olsa, yine bir gücün yoktur. Yukarıda anlattık, Allahu Teala özene bezene buğday yarattı ama, Erdi hasat mevsimi geldi, Onu bozan bir Çiftçi Amca var, tarlanın o güzelliğini bir çiftci hasad edip bozuyor, o güzellik orada kalmıyor, artık başka bir evreye geçti, başka bir evrim'e geçti, un olma yolunda, Öyle olunca, şu anda dünyada ki müfsitlerin, dünyamızı ifsada boğmaları da, onlar da Allahü Teala'nın muradından başka bir şey yapamazlar, ancak Allahü Teala'nın Murad ettiği bir görevi ifa ediyor olabilirler, yoksa hiç kimsenin Allah dışında bir gücü kuvveti yoktur. Allah da Murad ettiği yere varmak için, ister kafiri kullanır, ister bir münafıkı kullanır, o, onun kendi özgür iradesindedir. der se ki bir kimse, ben dünyayı bozdum, hastalık yaptım, bilmem ne yaptım, Savaş açtım, halbuki o da onu yaparaktan, Allah'ın muradına uygun hareket ediyordur, o bunu bilmez ki, o yaptığı da Allah'ın muradına götürecek yollardan bir yoldur.
Kur'an'da da buna yakın minvalde bir hayat var iyilerde kötüler de Allah katında müsavidir yani aynıdır Allah için Siyah ile beyazın birbirine üstünlüğü yoktur.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

أَيُّهَا ٱلنَّاسُ إِنَّا خَلَقْنَٰكُم مِّن ذَكَرٍ وَأُنثَىٰ وَجَعَلْنَٰكُمْ شُعُوبًا وَقَبَآئِلَ لِتَعَارَفُوٓا۟ ۚ إِنَّ أَكْرَمَكُمْ عِندَ ٱللَّهِ أَتْقَىٰكُمْ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌ خَبِيرٌ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Yâ eyyuhen nâsu innâ halaknâkum min zekerin ve unsâ ve cealnâkum şuûben ve kabâile li teârefû, inne ekremekum indallâhi etkâkum, innallâhe alîmun habîr.

Meali :

Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır.

Sadakallahul Aziym Hucurat Suresi 13. Ayet

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Allahü teâlâ, cahiliyet övünmelerini sizden kaldırdı. Hepiniz Âdem aleyhisselamın evlatlarısınız. Âdem ise topraktan yaratıldı."

( Hadis-i Şerif , Tirmizi)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Rabbiniz bir olduğu gibi, babalarınız, dininiz ve Peygamberiniz de birdir. Arabın Aceme, [Arap olmayana] Acemin Araba üstünlüğü olmadığı gibi, kırmızının karaya, karanın kırmızıya üstünlüğü yoktur. Hiçbir milletin diğerine üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takva iledir.

( Hadis-i Şerif , İbni Neccar)

Nasıl dedi : Peygamberler hakkında da, Musa İsa'dan Üstün değil, Muhammed bile olsa İsa'dan Üstün değil, öyle dedi, birbirinden ayırmadan Sevin dedi,

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

ءَامَنَ ٱلرَّسُولُ بِمَآ أُنزِلَ إِلَيْهِ مِن رَّبِّهِۦ وَٱلْمُؤْمِنُونَ ۚ كُلٌّ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَمَلَٰٓئِكَتِهِۦ وَكُتُبِهِۦ وَرُسُلِهِۦ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّن رُّسُلِهِۦ ۚ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Âmener resûlu bimâ unzile ileyhi min rabbihî vel mu’minûn(mu’minûne), kullun âmene billâhi ve melâiketihî ve kutubihî ve rusulih(rusulihî), lâ nuferriku beyne ehadin min rusulih.

Meali :

Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü’minler de (iman ettiler). Her biri; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: “Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz.”

Sadakallahul Aziym Bakara Suresi 285. Ayetten Pasaj


Öyleyse Herkes bir senaryonun oyuncuları, oyuncular bir senaryoda oynadılar, seninkiler benimkiler diye ayrılık yok ki,hepsinin oyununun, senaryosunun sonucu, rahat edilen yer, Ahir zamandaki Altınçağa ulaşmak için yapılacak yolculuktaki, bilgiler ve bu konudaki fiiliyat ve faaliyetler,  "Aksalgaye" asıl gaye,  insanoğlunun müreffeh bir şekilde, dünyayı mamur etmiş bir şekilde, Cennet hayatını yeryüzünde kurması ve, cenneti yeryüzünde imar etmesidir. Yoksa bu kadar bilgi ne işe yarayacak? bu kadar peygamber neden geldi geçti öldü gitti? her peygamber bir basamak daha yükselti insanoğlunu, geldik günümüze. işte Mehdi vakti hepsi toplandı, artık oturup sofradan, o bilgilerin meyve olmuş halini yeme vakti, bu lezzeti tatmak, keyif ve sefasını sürme vakti, Yoksa ne Savaş vakti, ne dövüş vakti. Burada dövüşle savaşla, bir yere varılmaz. Mehdide de zaten gelmiş, daha hangi mehdi yii bekliyorsunuz, görmüyor musunuz? Etrafınıza bakmıyor musunuz? Dünyanın hali nasıl bir halde? bir yer kan ağlasa bile, bir yeri müreffeh bir şekilde. Ne kadar kolaylıklar içindeyiz. Muhammed vaktinde ekmek bulamıyorlar, ve

Muhammed dedi ki :

"Katığı katık ile yemeyin. Ekmeğinizi tek katıklı yiyin" dedi.

Yani tavsiye etti, beslenmeyi tek katıkla yapmayı tavsiye etti. Neden? Çünkü o vakit ekmek bulamıyorlar, katık nerede? iki katıkla yemeyin ki, diğer öğünde, diğer katık ile, birazcık da olsa güzel beslenin diye.

Yoksa bugün pasta diye bir şey var, mesela kek zaten ana menü değil, katık zaten, Kekin üstüne krema sürüyoruz, arasına muzları yatırıyoruz, üstüne bir daha krem sürüyor, sonra üstüne bilmem Kiraz taneleri koyuyoruz. Hepten katık yani,

işte "Cennet vakti, katıgı katıkla yemek vakti" Muhammed'in pastası olsaydı, yemeyecekmiydi? Muhammed böyle bir çağda gelseydi, pasta yemeyecek miydi? peynirle salam yemeyecek miydi? Hala tek katıklamı beslenecek ti, aç susuz mu duracaktı?  Hayır vallahi Bunların hepsi yanlış. ve Muhammed'in de isteği ve Muradı olanilecek düşünce ve fikirler bile değil bunlar. o bugün gelse, kot pantolonda giyerdi, altın bile takardı, bu zenginlikte, Çünkü o gün altın değerli şey, yani hazine hazine, altı takınmak o gün belki israf olacaktı, o hal ve durumun lakayidine ters düşecekti. O gün dünyamızın kaç kilo altın rezervi olabilir di ki? Bugün altının da dibine en mişiz, birsürü altın madeni bulunmuş, çıkarılmış, işlenmiş. süslenmek için, gümüş takılar, Altın takılar neden güzel olmasın, boğazına bir zincir takmak, süslenmek, kadın olsun, erkek olsun, giyinmek süslenmek, koku sürünmek, o gün bile Muhammed öyle Tiril Tiril geziyordu, Bugün gelse, en kral en modern şeyleri kullanır, yerdi içerdi, ve bize de tavsiye ederdi, yoksa tek katıkla beslenen geberir gider bugün, çünkü öyle multiple bir gıda türü yok dünyada, tek gıda yiyipte, o ndan, bütün minaralleri, vitaminleri enzimleri proteinleri alabilcegimiz, öyle bir multiple bir gıda türü yok. Sadece domates yeyip, patetes biber yemezsen, patesten ve biberden alacağını almaz isen, hasta olursun, ölür gidersin.... diğer gıdalarda da durum aynı, hakeza hakeza. Yani ahiret yurdundayiz zaten, Daha nereye gitmek istiyorsun sen?

VII . MESELE

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

خُلِقَ ٱلْإِنسَٰنُ مِنْ عَجَلٍ ۚ سَأُو۟رِيكُمْ ءَايَٰتِى فَلَا تَسْتَعْجِلُونِ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Hulikal insânu min acelin, seurîkum âyâtî fe lâ testa’cilûn

Meali :

İnsan çok aceleden yaratılmıştır. Size yakında âyetlerimi göstereceğim. Şimdi acele etmeyin.

Sadakallahul Aziym Enbiya Suresi 37. Ayet

Geçen gün bir hoca diyordu ki, "insanı Aceleden yarattık"  buyuruyor Allah-u Teala Kuran'ı Kerim'de, yani diyor ki, insan acelecidir yorumu veriyor.

  Hayır o ayetin yoruma öyle değil! Allahu Teala insanı prototip olarak dan yarattı, Aceleden sürüme soktu, dahasürümü tamam edilip test edilmeden, Aceleden sürüme soktu. Hani telefonlar çıkarda test edilir kullanılır, ne kadar dayanıklı, neresi yanlış, neresi doğru, bir testten geçirilir de, ondan sonra sürüme sürülür ya. Ama diyor ki Allahu Teala : "insanı aceleden sürüme sürdük."  Yani daha onun evrimi tamamlanmadı diyor. Bu mesele, Evrim meselesi yüzünden dir. Bu hayatta, yani dünyada, İnsanoğlu haala, her an Evrim halinde, daha onun evrimi  sürümü Tamam olmadı, Çünkü bu evrimdeki adamlar geleceğe, ahiret yurduna yolculuk ta, bugün kü cep telefonları elimizde gezecek hale gelesiye kadar devam etti,.... cebimizde bilgisayar gezdiriyoruz, bilgisayarda da cebimizden  sanki herkes 10 tane 20 tane hafız(Kirmane katibin meleği, video ve ses kayıtcı melek) gezdiriyoruz. Yine arabalarımızın gücü :  Eskiden bir Eşek  bir binit bulamazken, bugün  en küçük araba neredeyse 50 beygir gücünde. En fakir adamın arabası olan, 50 PS bir araba demek, 50 tane beygiri var demek. Yani öyle zengin bir çağdayız ki arabası olmayanın bisikleti var, ya da motorsikleti var. işte İnsanoğlu test süresi daha tamamlanmadan sürüme geçmiş bir varlık, ve evrimi halen devam ediyor. O yüzden Allahu Teala, insanı Aceleden yaptık, hemen sürüme sürdük buyuruyor, O ayeti kerime de, bu ayete benim yorumum bu şekilde. senin dediğin gibi değil (Belki bir nevi o da doğru olabilir) insan sadece acelecidir değil, aceleci insanlar olduğu gibi, çok sabırlı insanlar da var dünyada. Allahu Teala yavaş hayvan diye bir şey yaratmış, o hayvanın cibiliyetinde olan bir amca, yani hani biz Garfield felsefesi yazmıştık ya, onu dan hemşerimiz Ali kardeşimizden öğrendik Facebook hesabına yazmış

Garfield Felsefesi :)
Madde 1 : İnsanlar yorgun doğar, dinlenmek için yaşar.
Madde 2 : Çalışmak yorar.
Madde 3 : Gündüz dinlen ki gece rahat edesin.
Madde 4 : Yatağını kendini sevdiğin gibi sev, içinden çıkamayacağın gibi yap.
Madde 5 : Yarın yapabileceğin işi bugün yapma.
Madde 6 : Bugünün işini yarına bırakma, erteleyebileceğin kadar ertele.
Madde 7 : Dinlenen birini görünce otur ona yardım et.
Madde 8 : Oturmak mümkünse ayakta durma, yatmak mümkünse oturma.
Madde 9 : Tembellikten kimse ölmemiş.
Madde 10 : Çalışma isteği duyunca biryere otur isteğin geçmesini bekle.


Mola ver bu molayı uzat,  yani bu felsefedeki tembel ve yavaş insanlar da var dünyada, tembel insanlar da, daha sabırlı insanlara da var kaplumbağa gibi sabrı ile Rabit i hızlı tavşanı bile yenebilen insanlar, yine acelecilik nerede var? her insan aceleci değil, Bazı insanlar bir şey yapacak, 50 kere deneyip, toplar çıkarır böler, bilmem ne yapar, ondan sonra yapacağına karar verir. Kimi insan da vardır, bir anda karar verir. insandaki Farukiyet ile alakalı bu. Farukiyet yeteneği her insanda yoktur. Ama bazı İnsan bir anda bakar, o işin içini bilir, iş ehline mahsustur mesela yaptık elektrikçi adam aktığı zaman nereye nasıl bir elektrik düşerse iyi bir tesisat olur Çünkü o İşinin ehli "Ülül elbab" yani işinin erbabı kimse. Mesela sıvacı bir adam, hemen bakınca, bu duvara 3 çuval çimento, iki çuval kireç, bilmem kaç bakrac kum gider diyebilir eğer işinin erbabı ise, bilir. o yüzden acele etmek bazen iyidir, bazen de kötüdür. Mesela tren yolundasın, Sen daha gara girmedin, fakat tren gelmiş, Yolcuları almış, neredeyse kapılar kapanacak, Sen daha hala yavaş adımlarla yürürsen, treni kaçırırsın kardeşim. Ne yapacaksın orada?  koşacaksın, acele edeceksin. Hani Nasrettin Hoca'nın hikayesi var ya

Merhum Nasreddin Hoca bir gün camdan yağan yağmuru seyrediyor… Yağmurdan kaçan adama gözü takılmasın mı? Açmış pencereyi adama bağırmış:

“Behey! Neden Allah’ın rahmetinden kaçıyorsun?” demiş.

Adam hocaya cevap vermeden kaçışına devam etmiş.

Gün bu ya… Devran döner, ertesi gün adam camdan yağmuru izlerken Hoca bu sefer dışarıda yağmura tutulmuş… Üstelik tabana kuvvet koşar adımlarla kaçıyormuş Hoca.

Bunu gören adam Hoca’ya:

“Behey Hocam! Allah’ın rahmetinden kaçılır mı? Neden koşuyorsun?”

Hoca bu… Lâfın altında kalır mı?

“Neden olacak, Allah’ın rahmetine basmamak için kaçıyorum!”

yağmur da yavaş yavaş yürüyormuş ıslanmış gelmiş çünkü Şemsiye yok bir şey yok o devirde, Ne oldu Hoca sudan çıkmış eşeğe dönmüşsün demişler daha Allah'ın rahmetini bulmuşken  niçin kaçırayım diyerekten yavaş yürüdüm demiş. İşte acele ve sabır, İkisi de iyidir, Yerine göre kullanırsan yerine göre acele İyidir, Yerine göre sabırlı olmak iyidir, farukiyet bunları yerli yerince kullanmayı gerektirir.

VIII. MESELE

Deylemi Hz. Ali’den merfu olarak rivayet etmiştir ki :

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"iki günü birbirine eşit olan zarardadır."

( Hadis-i Şerif , Aliyyulkari “el-Mevduatu’l-Kübra” İmam Gazali "İhya, 4/335" Aclunî, Keşfu’l-Hafa, 2/276)

Bu hadisi şu şekilde tefsir ve tevil edeceğiz :  Güneş mesela, ilkbahar mevsiminde, günlerin birer iki dakika uzadığı zamanlarda, Güneş mesela sabah 6:45  doğuyorsa,  2 gün sonra 6:40 da doğar. Öyle olunca, dünkü bildiğimiz bilgi, güneş altıkırkbeşte doğar yanlış bilgi oldu. 1 gün sonra o bilgi yanlış, artık altıkırkbeşte doğmuyor, dünkü bilgi yanlış. O zaman ne yapmak lazım, güneşi ve ayı hesap edip, kaç dakika sonra doğuyor hesaplamak lazım, yani dememiz o ki : "Güne uygun hareket etmek lazım." O zaman işte öğlen namazı, ikindi namazı, akşam namazı, mevsime göre değişik saatlerde, vakitlerde başlayıp bitmekte. Allah bununla bize neyi öğretiyor? işte yani,
"Dünkü bilgide kalma, dünkü bilgi, Yarın yanlış, Yarın başka bir halde, başka bir bilgi ile hareket etmek zorundasın, yani Evrim, Yine kendini evrimleştirme."

işte güne ayak uydurmak zorundasın, Yoksa geride kalırsın, Sen hala güneş altıkırkbeşte doğacak diye, namazı 6.45 e atarsan, Güneş çoktan doğmuş olur, Çünkü 1 ay sonra, belki de 5'te doğacak. o zaman Dünkü bilgi dünde kaldı, Yarın başka bir bilgi lazım,

"Kendini değiştirmeyen, geleceğe gidemez, Ahiret Yurduna Varamaz."

(Karaoğlan Başağaçlı Raşit Tunca Sözü - 29 Subat 2020)


bunu bir daha bir daha söyleyelim : kendini değiştirmeyen, Sabit fikirli kimseler, geleceğe gidemez, ahiret yurduna, cennete kavuşamaz. dünkü bilgilerimi bile, ben de Ebu Hanife gibi yalanlar oldum. Dünkü bilgi, Dün lazımdı, ama dünkü bilgi ile bugüne ulaştım Ben, bugün bana başka bilgiler lazım. demedim mi Mevlana da

"Dün dünde kaldı Azizim, Bugün başka şeyler söylemek lazım." demedi mi? o bile bildi, bunun farkına vardı, işte bu söz Hz. Muhammed'in sözüde olabilir, yada o yukardaki hadisin("iki günü birbirine eşit olan zarardadır.") başka versiyonu işte.. Dün dünde kaldı bugün başka şeyler yapmak lazım, başka bilgilere ulaşmak lazım, başka bir yaşayış ile Yaşamak lazım.

Hala Osmanlıcılık,  Bilmem Adolf Hitler cilik, Alman cılık, amerikancılık olmaz, ne yapmak lazım, Hep birlikte yarına koşmak lazım, onlar geçmişte kaldı gitti, öldü Gittiler, biz bugün deyiz, bizim bir de Yarınımız var.

IX. MESELE

Bu haftaki son konumuz Kün Fe yekün meselesi Kün Fe yekün zaman ile alakalı
ya FizIKTE ilk öğrendiğin formül iş eşittir kuvvet çarpı yol doğru hatırlıyor muyum
W=F.s


Ve Enerji MC kare diye Einstein formülünde eskik olan t kare yani enerji zamanla alakli birşey
E=mc2
Bu da benim (Kar©glan Başağaçlı Raşit Tunca) einstein formülüne ilavem t2 yani zamanin karesi

E=mct2


Dün uçak keşfolmamıştı, araba  bile keşfolmamıştı, at ve eşeklerle yolculuk yapılıyordu, yahutta yürüyerekten yolculuk yapılıyordu, ve dün Afyon'dan Ankara'ya yürüyerek ten belki 450 kilometreyi, saatte 5 kilometre alsak, 450 5e böldüğümüz zaman yani 2 katı 900 her onda iki 5 var yani yüzden iki katini alip bir sifir atinca eder 90 ( bir 0 attığımız zaman) 90 saatte olabilirdik Belki Ankara'ya sonra arabalar otobüsler keşfi oldu Ankara yolu 4 saate indi 90 saat nerde,  4 saat nerede, sonra uçak keşf oldu, Ankara yolu Afyon'dan Ankara 450 kilometre Afyon'da havaalanı olsa uçak olsa belki yarım saatlik yol.
O zaman Allah'ın bir şeye ol demesi  ile, Olması arasında geçen zaman, bizim zaman görecemizle hesapladığımız için, bir süreç gerektiriyor. "Allah zamandan ve Mekandan münezzehtir" diye biliyoruz, O yüzden Allah katında, Allah'ın bir şey olmasını Murad ettiği zaman,O'nun bir zaman ve süreye ihtiyacı yok, Allah Ol deyince olur. zaman bizim için geçerli olan bir şey,  Çünkü Dünkü 90 saatlik yolu, bugün Yarım saatte alabiliyorsak, Allah'ın o işi oldurması için gerken zmanve kuvvet, o zaman 90 saatlik bir işi, 2 saatlik yola indiren insanoğlundan, daha mı az yada cok ki, Allahu Teala "ol" desin de, 50 sene 1000000 sene oluş sürecine girsin! daha önceden Mustafa hocanın sözüne Ben de katılıyordum, artık katılmıyorum, o yanlış. Allah Ol deyince olur, Sadece biz onun olmasina zman algimiz farkli oldugu icin, oluşturmasi icin gecen zamana bakabiliyoruz ve sürecten bahsediyoruz. merkür deki zman algimiz ile dünyadaki zman algimiz bile farkliyken allahi nasil böyle bir zman algimiza dahil edebilirizki ilk hicbirsey yokken zmanda yoktuki mekanda yoktuki allahdin durdugu yer orasi iste "Allah zamandan ve Mekandan münezzehtir" ve bizim bir olayi fark etmemiz icin zamanımız farklı boyutta olduğu için, biz onu günler ve aylar ve saatler ile hesaplıyoruz,  Allah katında zaman diye bir şey yok, o yüzden zaten Kıyamet bile yaşanmış bitmiş deniyor. ki Allah katında Her şey hazır ve nazır olmuş, bitmiş. O yüzden Hızır Aleyhisselam geleceğe ve geçmişe gidip de müdahale edip, hareket edebiliyor. çünkü bütün senaryo, Allah ol demiş, ve olmuş. şu anki bizim algılarımız, bunu algılayabilecek bir seviyede değil. Allahu Teala'nın zamandan ve Mekandan nasıl bir şekilde münezzeh olduğunu algılayamıyoruz. Sadece bu örnekle size anlatmak istedim. dünkü 2 saati biz 10 dakikaya indirebildiysek, Benim zikirlerin bile Raşid i tarikatındaki zikirler bile, İlk başlangıçta, belki 4 saatte okuduğumuz zikir, hiç bilmeyen bir kimse, o ayetleri hiç duymamış bir kimse, belki 4 saatte okuyacak, ama ezberlediğin zaman, bir de hızlı okuduğun zaman, o bir buçuk saat, ya da 1 saate kadar düşecek dedik. Çünkü dün Acemiydin, bir işe giren bir adam, İlk başlangıçta acemidir, ben greisinger diye bir Kasap firmasına girdim, Orada makinelerin hızı var, sucuk paketliyoru, sucuklar folyonun içine koyulacak, Üzerine de folyo gelecek, havası alınacak, paketlenecek. makine Öyle hızlı hareket ediyor ki, kutucuklar cart cart geçiyor, ben ilk gittiğimde makineyi süren, 4-5 hızında sürüyordu, beni alıştırmak için. ben o dört beş hız ile bile, hızlı geliyordu, daha sonra 6 hızında paket edebildim. yani o zaman zaman göreceli, fakat zaman insanoğluna verilmiş bir görece. Allah zamandan münezzehtir, mekandan da münezzehtir. Allah'ın Kün demesi ile ile o şeyin yaratılması arasında geçecek bir zaman yoktur, anında var Olmuştur. Çünkü yayan yürüyen kimseyle, Bugün uçakla giden, aynı değil. dünkü bilgiyi Allah katladı, katladı, katladı bugün hızlı trenleri icat oldu, trenle bile 4 saatlik yolu 45 dakikaya indirebildik, o zaman demek ki, zaman bir yerde bitmekte, Allah İşte o zamanın bittiği yerde duruyor, zaman diye bir şey yok, Onun için mekan diye bir şey de yok, Allah Ol deyince olur, Feyekün

innema, emruhu, İza erade, şeyen, en yekule, lehu, Kün Fe yekün.

"O Ol der ve oluverir."

Norvecteki buğday meselesi, sesli ve videolu vaazda açıklandı, Merak eden, ya sesli vaazımızı dinlesin, yada videolu vaazı seyretsin.

Rabbim,  askerime  Farukiyat versin de, işin içyüzünü anında anlamak nasip etsin, ve dünkü bilginin yanlış olabileceğini bilsin ki, yarına başka bilgiler ile gitmek gerektiğinin farkına varsın. Dün ben de Mustafa hocanın sözüne İnanıyordum, Ben de kabul etmiştim, bugün aklım daha güzel çalıştı, bugün kabul etmiyorum kardeşim. yarın belki bunu da kabul etmeyeceğim, Yarın yine başka bir gün. ne neydi "kendini  değiştirmeyen, ahiret yurduna gidemez, geleceğe gidemez."



--oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--

Corona Virüsü Tedavisi için Jackie Chan e Mektup (Kar©glanin 10 Şubat 2020 Vaazi)

Corona Virüsü Tedavisi için Jackie Chan e Mektup

(Kar©glanin 10 Şubat 2020 Vaazi)



أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَتَطْمَئِنُّ قُلُوبُهُم بِذِكْرِ ٱللَّهِ ۗ أَلَا بِذِكْرِ ٱللَّهِ تَطْمَئِنُّ ٱلْقُلُوبُ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ellezîne âmenû ve tatmainnu kulûbuhum bi zikrillâh(zikrillâhi) e lâ bi zikrillâhi tatmainnul kulûb

Meali :

Onlar, inananlar ve kalpleri Allah’ı anmakla zikretmekle Mutmain olurlar (Nefisleri Mutmain makamına çıkar). Biliniz ki, kalpler ancak zikretmekle Allah’ı anmakla Mutmain makamına çıkar.

Sadakallahul Aziym Ra`d Suresi 28. Ayet


---oOo---

Hz. Ali, küçük yaşından beri Resûlullah’ın yanında büyüdü. On yaşında İslâm’ı kabul ettiği bilinmektedir. Hz. Hatice’den sonra Müslümanlığı ilk kabul eden O’dur. Peygamberimiz’i(sav) Hazreti Hatice ile namaz kıldıklarını görünce: “Ne yapıyorsunuz?” diye sordu.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Ya Ali bu Allah’ın seçtiği beğendiği dinidir, ben seni bir olan Allah’a inanmaya davet ediyorum.” diye buyurdu.

Hz. Ali, ‘Ben bu hususta babama danışayım’ deyince Peygamber Efendimiz(sav) ‘Ya Ali, sana söylediğimi yaparsan yap yapmayacak olursan gördüğünü kimseye söyleme!’ diye buyurdu. Bütün gece uyuyamayan Hz. Ali, sabah vaktinde Hazreti Muhammed’in(sav) yanına vardı ve “Dünkü davetini kabul ettim, şahadet getirip namaz kılmak istiyorum.” dedi.

Hazreti Muhammed(sav): “Babana danıştın mı?” diye sordu. Hz. Ali: “Hayır, Allah beni yaratırken babama danışmadı. Ben Allah’a inanmak için niçin babama sorup danışayım?” diye cevap veren küçük yaşlardaki Hz. Ali İslam defterinin bir numarası olmuştur.

İlmin kapısı olan Hazreti Ali(k.v); ‘Yemin ederim ki ben Kur’an-ı Kerim’den inen her ayetin nerede indiğini neye ve kime dair olduğunu bilirim’ diyerek ilminin erişilmezliğini ortaya koymuştur. ‘Gayb âlemi açılsa her şeyi görsem yakînim artmayacak’ diyebilecek kadar da iman yüklü idi.


( Hadis-i Şerif )

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

Karoglanin 2020 yedinci Hafta Vaaz Notlari V100220201455 Basic1

Bazı hocalar zikir çekmek konusunda, boncuk çevirmek zikir çekmek değildir diyorlar. Bu konuyu şu şekilde açıklayacağız inşallah :
ilk kamera ve film video sistemi keşfedildiğinde, çoklu resimlerin bir araya getirilip, bir şerit halinde hareket ettirilmesi sonucu, video ve film keşfedilmiş, bunu ilk versiyonunu sizde evinizde yapabilirsiniz.
Mesela 20 tane küçük kağıta resim yaparaktan, ilk video sistemini Siz de anlayabilirsiniz. 10 tanesine ellerini başının üstünde birleştirip  çırpan adam resmi, diğer 10 tanesine de, ayaklarını açıp ellerini ayaklarının yan taraflarına Çırpan adam resmi yapın. bunların 5 tanesini birinden, 5 tanesini birinden olmak üzere, 20 resmi bir araya getirin, sonra bir ucundan zımbalayın, Sonra da bunu defter gibi, yan tarafindan hızlıca açın. göreceksiniz ki. o resimdeki adam hareket ediyor herhalde olacaktır. bir ellerini yukarı çırpıyor, bir ellerini aşağı çırpıyor olacaktır.  işte ilk video  ve ilk sinemanın keşfi olması, bu şekilde olmuş. fakat dedik ki 5 tane Aynı resimden 5 tane diğer resimden, ama şu anki video sistemlerinde galiba, saniyede 25 tane resim geçiyormuş, ve iluminat subliminal mesajlarını, bu 25. resmin 25. karesine bir tane gizli resim koyuyor, gizli değil de, 25. kareye koydugu resim, onun sübliminal mesajı oluyor. film çok hızlı hareket ettiği için, biz o 25. karedaki resmi, normal olaraktan, hızından dolayı göremiyoruz, fakat orada gözümüzün algısı,fakat  Beynimiz o resmi görüyor, algılama kuvvetimiz o resmi görmeye yetmiyor. illuminat Grup ve masonlar  bize yaptırmak istediklerini söyletmek istediklerini, o 25 kareye gömdükleri resim sayesinde, bizlere bir şeyler empoze ediyorlar, Bu şu anda insanlarca bilinen bir bilgi. 

Raşidi  Tarikatında ki boncuk veya tesbih, zikir sayımızı muhafaza edebilmek için kullandığımız bir abaküs ve bir araçtır.  Gaye  Boncuk tesbih değil, gayemiz Allah'ı zikretmek tir.

Nasıl at ve Auto araba,  bir yere gidebilmek veya yükünü götürebilmek için bir araç ise, tesbihte öyledir. gayemize ulaşmak için kullandığımız bir aracımızdır. Eğer Amerika'ya gitmek istiyorsan, aradaki aracı kullanmak lazım, ya uçak, ya gemi, ya uçağa bindirilmiş araba, ya da gemiye bindirilmiş araba kullanmak lazım. yoksa Okyanusu yüzerek geçmek lazım, burada aradaki araç inkar edilemez ki. buradaki aracın hizmeti yani. eger opnu inkar edip yok sayarsan, O Zaman Amerika'ya yüzerek geç de görelim! uçarak geç de görelim! Madem araca ihtiyaç yok! bizim dezikirdeki belli sayıyı muhafaza için, işte  bir Abaküs veya tesbihe  ihtiyacımız var. Şimdi Yukarıdaki film şeridi misalimiz ile bunu birleştirirsek. nasıl film seyrederken biz 25 kareyi hissedemiyorsak ta, göremiyorsak ta o kareyi beyin biliyor ise. Bu sebeb ile, zikir gafletle bile olsa, zikreden kimse, zikrin Ecrin'e nail olur. Fakat bilerek zikreden 10 kuruş kazanıyorsa, gafletle zikreden, belki beş kuruş kazanır. Filmi durdurup, 25 kareye bakan, didik didik inceleyen, Bu filmde bize ne empoze etmişler görebilir. Ama sen ben o, bunu yapmadığımız için, biz onlarin ne yapip ettiğini bilemeyiz. işte zikirdeki uyanik olan ile gaflette olani bununla kiyas et, ve uyanık olmak, ve farkındalık da budur. farkında olan birisi, bir şeyler olduğunun farkına varan birisi, indirir videoyu, 25. kareyi arar inceler bulur. herbir 25. karede, bir gizli resim var mı bakar, ve onların bu filmler ile insanları, neye doğru yönelttiğini bilebilir. Yine müzikte de aynı şekilde, 25 nota da gizli bir nota olabilir. bunu anladıksa, insan tesbih çekerekten, gafletle bile olsa, o Ecrin'in sevabına ulaşacaktır

Resulullah (a.s)'ın şöyle buyurduğunu duydum:

"Kim Allah'ın kitabından bir harf okursa ona bir sevap (hasene) vardır. Sevap (hasene) ise on kat karşılığıyla verilir. "Elif. Lâm. Mim" bir harftir de­miyorum. Ancak "elif" bir harftir, "lam" bir harftir, "mim" bir harftir."

(Hadisi şerif, Riyâzus-Sâlihin,Tirmizi 5/175-3/9,Camiussagir 5/340)

Çünkü zikir bir Frekanstır. Nasıl Amerika'daki tırcılar, arkadan gelen birini görmese bile, telsizinden, en yakın tırcı ile tanışıp konuşurlar, aradaki mesafe daha sonra kapatılabilir, Belki yüz yüze  degörüşebilirler. Ama yüzyüze görmediği bir insanla, frekansından yayın yaparaktan, mesela  "Texas yolundan New York'a giden tırcı var mı şu anda" diye sordugu  zaman, aynı frekans aralığından, yayın yapıp veya yayın alan, başka bir tırcı, ona cevap verebilir. "Ben de aynı yoldayım, sen yük ne götürüyorsun" cevap "falan filen yük" Ben hangi yük götürüyorum falan işte,...

Zikirde böyledir, melekler devamlı olaraktan grubuna göre, belli frekansı yaymaktadırlar, yani onların haberleşme frekans aralığı. Fakat bizler, insanoğlu, öyle bir güce sahip değiliz. Bizim gayret edip, zikredip, onların haberleşme frekans aralığından yayın yapmamız lazım ki, iki tırcı nasıl birbiriyle mesela, tekeri patladığı zaman, bu sayade  birbirine yardım edebilirse, onların haberleşme frekans aralığından yayın yaparsan,o melek grubuyla yayın alıp yayın verdiğin zaman, onlar sana yardımcı olacak haberler verirler yani "Nefsi Mülhime" makamı "ilhamlanırsın" demek budur. Bu taa hak katına kadar giden arğın altındakı kader yazıcı kelmin sesini duymaya kadar gider.

Peygamber Efendimiz’in (asm) Miraç’ta kader kaleminin cızırtılarını işittiği haberi sıhhatli kaynaklardan geliyor. Bu haberi Peygamber Efendimiz (asm) İsra ve Mir’aç olayını anlattığı bir hadisinde bildiriyor.

İbn Şihâb şöyle dedi: Bana Ebû Bekr ibnu Hazm haber verdi ki: İbn Abbâs ile Ebû Habbe el-Ensârî şöyle derler idi: Peygamber (S) şöyle dedi:"Sonra ben çok yükseklere çıkarıldım, nihayet kalemlerin cızırtılarını işittiğim yüksek bir yere çıktım.

(Hadisi şerif, Buhari)

Allah elbette ki en ince sesi de duyar, duymak ve her şeyi bilmek Allahü Telanin ilminde elbet amma bizlerin nasil radyoda bir kanlai bulmak için ibreyi o kanal çevirmemz gerkiyorsa meleklerde derece derece ve grup grup bu seslerin frekans aralığına girmek ancak o titreşime ulaşmak ile olur, ve her esma ve her ayetin, bir titreşim, yani Frekans aralığı vardır, sesli veya sessiz o esmayı zikrederekten,  o aralıktaki sesleri duymak veya,o ses aralığından yayın yapmak demek olur bu zikir de.  Fakat bu özel bir şey ki Allah kur'an-ı Kerim'de
bilenlerle bilmeyenler bir olur mu ayeti var:

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

قُلْ هَلْ يَسْتَوِي الَّذ۪ينَ يَعْلَمُونَ وَالَّذ۪ينَ لَا يَعْلَمُونَۜ اِنَّمَا يَتَذَكَّرُ اُو۬لُوا الْاَلْبَابِ۟

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

kul hel yestevîllezîne ya’lemûne vellezîne lâ ya’lemûn(ya’lemûne), innemâ yetezekkeru ulûl elbâb.

Meali :

De ki: "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu!" Doğrusu ancak Zikir sahipleri bunu anlar.

(Sadakallahul Aziym Zümer Suresi 9. Ayetten pasaj)

Fakat bu ayeti kıyas ettiğimiz zaman, o ayetin "zikredenler ile zikretmeyenler bir olur mu?" anlamını da geldiği görülecektir.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَمَآ أَرْسَلْنَا قَبْلَكَ إِلَّا رِجَالًا نُّوحِىٓ إِلَيْهِمْ ۖ فَسْـَٔلُوٓا۟ أَهْلَ ٱلذِّكْرِ إِن كُنتُمْ لَا تَعْلَمُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve mâ erselnâ kableke illâ ricâlen nûhî ileyhim fes’elû ehlez zikri in kuntum lâ ta’lemûn.

Meali :

Senden önce de ancak kendilerine vahyettiğimiz birtakım adamlar gönderdik. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun.

(Sadakallahul Aziym Enbiyâ Suresi 7. Ayet)

Demek ki Allahu Teala, zikir ehli ile, konuşma ve muhabbet halinde ki, onlara normal insanların bilmediklerini bildirmekte. Onlar nereden biliyorlarmış bizim bilmediklerimizi? Çünkü zikir ehli, Allah'la mülakat  yani konuşma ve sohbet ve ilhamlanma halindeler onlar.O nlar (Peygamber bile olmasalar da o admlar yani Zikir ehli olanlar) O sayede bir çok bilgiye vakıflar. Ve bizim Tarikatımızdaki zikirlerde aynı şekilde, ve biz zikirlerimizi öyle seçtik ki, neredeyse Kur'an-ı Kerim'in 114 suresinin, 114 çekirdeğini aldık. Elma, elma çekirdeğinde saklıdır. Hatta elmanın çekirdeğinde, bir tane elma dalı değil, elma ormanı saklıdır değil mi? Öyle olunca her surenin bir kalbi ve çekirdeği vardır. O kalbi ve çekirdeğini bulabilen kimse, onu anladığı ve zikrettiği sürece, o surenin ne mana taşıdığını, o surenin gayesinin  ne olduğunun farkına varır. işte bizim zikirlerimizde, böyle çekirdek ayetlerdir, her surenin özü gibidir.  Çiçeklerdeki  Öz olan bal gibidir. Arının derdi, çiçeğinin renginde yaprağında değildir zaten, Onun derdi çiçekteki bal dadır. bir insan o suredeki anlatılmak istenen gaye'yi anladığı zaman, gerisi teferruattır. zikrimiz çok çiçekten toplanmış, çok çeşnili bir bal gibidir. inşallah o Amca, Bizim işimize, boncuk çevirme diyeen amca, Bu vaazı dinlerde, Belki o fikrinden vazgeçer.

II. MESELE

soru 1 Vakit, namazın vakitleri bize neyi işaret eder bilen var mı?
soru 2 Yaz mevsimi, kış mevsimi, ilkbahar ve sonbahar mevsimi neyi işaret eder?
soru 3 Sabah, öğlen, akşam, yatsı ne anlatır? tabii arada bir de ikindi var.
soru 4 Gece ve gündüz neyi anlatır?

Cevaplara gelince
Namaz neden vakitlere bölünmüştür, gecenin gündüz ile kavgası, gündüzün gece ile kavgası, neyi temsil eder, 2 Seher vaktini, ikindi ve sabah öncesini. Bu ikisinin kavgası bize neyi gösterir? Dünya'nın Güneş'in ve gezegenlerin döndüğünü gösterir. Dünyanın yuvarlak olduğunu, Kabe gibi küp şeklinde olmadığını gösterir. Yaz ve kış kavgası, Sonbahar ve ilkbaharı gösterir. Sonbahar kışın daha kuvvetli vakti. Kuvveti ile yaz ı ve sıcağı, ışığı ve aydınlığı yendiğini gösterir. ilkbahar ise, bu sefer yiyip içip kuvvetlenen gündüz ve aydınlığın ve yaz mevsiminin, artık geceyi ve karanlığı, kötülüğü, dövmeye başladığını gösterir. İşte bu kavga yine güneşimizin de döndüğünü, dünyamızın da Güneş'in etrafında döndüğünü gösterir. Bu kavgadan Bize rahmet var mı? var Bahar rahmeti, Yağmur. Yaz rahmeti, meyvelerin ermesi tatlanması. Kış mevsiminin Rahmetli olan kar ile de, Dünya daki  mikropların  ithaf  edilmesini gösterir.
Bütün  bunlar  Allahu Teala'nın insanlara merhametinin, ne kadar geniş olduğunu göstermez mi?
O zaman kavgada rahmet varmış, İyi de kötü, kötü de iyi varmış. Hani ayette

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

كُتِبَ عَلَيْكُمُ ٱلْقِتَالُ وَهُوَ كُرْهٌ لَّكُمْ ۖ وَعَسَىٰٓ أَن تَكْرَهُوا۟ شَيْـًٔا وَهُوَ خَيْرٌ لَّكُمْ ۖ وَعَسَىٰٓ أَن تُحِبُّوا۟ شَيْـًٔا وَهُوَ شَرٌّ لَّكُمْ ۗ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ وَأَنتُمْ لَا تَعْلَمُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Kutibe aleykumul kitâlu ve huve kurhun lekum, ve asâ en tekrehû şey’en ve huve hayrun lekum, ve asâ en tuhıbbû şey’en ve huve şerrun lekum vallâhu ya’lemu ve entum lâ ta’lemûn.

Meali :

Öldürmek hoşunuza gitmediği hâlde, size farz kılındı.(Kurban kesmenin, farz olduğuna kesin delil ve nas olan ayet) Olur ki, bir şey sizin için hayırlı iken, siz onu hoş görmezsiniz. Yine olur ki, bir şey sizin için kötü iken, siz onu seversiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz.

(Sadakallahul Aziym Bakara Suresi 216. Ayet)

Diyor ya Rabbimiz, işte o Hikmet, Belki siz o an bilemezsiniz diyor.

III. MESELE

Biz sigara meselesini anlatıp, kafir yutan adamdan, ya da karbondioksit alan adamdan bahsedince, fotosentez olayının, bitkilerin kafir Yutup,  Müslüman  doğurduklarını Anlatınca, kafir  Deccal a tiyo  vermiş olduk.
Hani bir hadis var "Deccal  kırk günde dünyayı dolaşır, ve gittiği yerleri kurutur."  diyordu ya Hazreti Muhammed.

Peki neden çünkü  Deccal, bitki  ve ağaçlara yapraklı her şeye düşman oldu artık. Çünkü kendisi kafir olduğu için, kendisini yutacak olana düşman oldu. Halbuki bilse ki : kum saatinin Bir tarafının bitmesi, ters çevirme vaktinin geldiğini gösterir. Hani kışın Aralığın 21'i nin gelmesi, artık gecenin gündüze, kışın yaza dönmesinin vaktinin Geldiğini gösterdiği gibi. Daccalında yutulması yenilmesi onun artık kötülükten iyiye dönme vaktinin geldiğini gösterir sadece. o bunun farkına varsa, Bu işlemin,  onun için de rahmet olduğunu anlar.

Sahih hadis kaynaklarında anlatılan hadislere göre Deccalın eşkali şöyledir:

Kızılca renkli, kıvırcık saçlı, iri cüsseli, kalın boyunlu, tek gözlü ve şaşıdır. Sağ gözü kör olacak. Tek gözü, geniş alnı ortasında sallanan bir üzüm tanesi gibidir.(2)
Alnında, iki gözünün arasında “ke-fe-re yani kâfir” yazılıdır.(3)
Sıkıntılı günlerde(4), Bineğine binmiş olarak ortaya çıkacak ve böyle gezecek.(5)
Kendisine özellikle münafıklar, kadınlar ve Yahudiler iltihak edecektir.(6)
Her peygamber, ümmetini bu yalancının çıkaracağı fitnenin büyüklüğü konusunda uyarmıştır.(7)
Diğer taraftan, yanında bol miktarda yiyecek, su ve ateş bulunacak(8); bir yanında cennet, bir yanında cehennem taşıyacak(9);
istediği zaman yağmur yağdıracak ve ölüleri diriltecek(10);
birinci günü bir sene, ikinci günü bir ay, üçüncü günü bir hafta, dördüncü günü sair günler gibi olacak, çıktığı zaman dünya duyacak ve kırk günde dünyayı dolaşacak ve gittiği yerleri kurutacak(11);

Mekke ve Medine hariç bütün dünyayı fethedecek, 40 gün veya 40 yıl hüküm sürdükten sonra(12),

“Ludd” kapısında, Hz. Mehdi (isa bin Mesih) tarafından öldürülecektir.(13)

 

IV. MESELE


    Merkür: Merkür gezegeninin hiç uydusu yoktur.
    Venüs : Uydusu olmayan ikinci gezegendir.
    Dünya: 1 uydu ile  gezegenler içerisinde en az uyduya sahip gezegendir.
    Mars: 2 uydusu vardır.
    Jüpiter: 63 uydu ile en çok uydusu olan gezegendir.
    Satürn: 60 uydu ile uydusu en çok olan ikinci gezegendir.
    Uranüs: 27 uydu ile en çok uydusu bulunan üçüncü gezegendir.
    Neptün: 13 uydu ile en çok uydusu bulunan 4.gezegendir.

Geçen haftalarda ki sesli sohbette bahsettiğimiz konuyu text haline dönüştüreceğiz inşallah.
Yukardaki  tabelada  görürülmekte ki  Jüpiter  ve satürnün 60 uydusu var ve, daha önce insanlık aleminin, Jüpiter ve Satürn de de yaşadığını söylemiştik. ve Onların da buraya Arzu mevuda indirildiklerini, ve şu anda dünyamızda yaşadıklarını söylemiştik. Jüpiter gezegeninden gelenlerin Diyarbakır karpuzu olduklarını, ve karpuzun içinde eski karpuzların içinde 60'tan fazla çekirdeğinin olduğunu, en az 60 çekirdeğinin olduğunu söylemiştik. Belkide Diyarbakır karpuzu da değildir, Başka bir şeydir. Belki Diyarbakır karpuzu daha Yukarıdaki birilerini temsil ediyor dur. Belki de Süleyman aleyhisselamı temsil ediyordur, çünkü onun 300 karısı vardı diyorlar, 300 karıdan bir çocuk yapsa, 300 çocuk, 2 çocuk yapsa her birisinden, 600 çocuk eder. bir karpuzun içinde 600 çekirdek var mıdır? Diyarbakırlılar ondan(karpuzdan) Yeyip onu  Satıp  onu Yetiştirip ondan beslendiklerinden, cibilliyattları da, bitki hali de odur. Öyle olunca, Jüpiter ve Marslılar da burada yaşamakta, Arzı mevud burası dünyamız, hepimiz artık burayı bölüşmek te, burada yaşayıp burayı paylaşmaktayız. Cennet burada olacak, burada kurulacak inşallah, haşr  burada olacak, Kıyamet yine burada kopacak. Diyarbakırlı adamlar diyor ki mesela: 10 tane karım var, 300 tane torunum var, bilmem 50 tane çocuğum var diyor, çocukların isimlerini bilmiyor, torunlarının isimlerini sayamıyor. Var mı böyle bir millet? var.

Avrupa'da böyle bir şey var mı? Var, onlardan da, zina yoluyla 50 kadınla zina etmiş adamlar var. Avrupa'da seralarda veya,  Sıcak bölgelerde karpuz yetiştiren insanlar var. Aynı soyun  yolculari. Neptün ün uydusu kaç taneymiş: 13 tane, Yusuf ve 12 kardeşi, toplam 13. Yani Yusuf Aleyhisselam'ın neptün'de de yaşadığı ortaya çıkıyor. o zaman Yıldız Yusuf Aleyhisselam ve Neptun o imiş, Neptün yıldızmış, sönmüş gezegen olmuş. onların kıyameti kopmuş. Yani Yakupoğulları (israiloğulları) işte Nepptün ve uydularını temsil ediyor. Yine bir üst 1.Neptün, bir üst olaraktan Nuh ve soyunu temsil ediyor.

V. MESELE

Bazı eski alimler, Kur'an'daki geçen, mal ve çocuklar sizin imtihanınızdır, oyun ve eğlence sizin imtihanınızdır ayetine binaen, çocuklar Allah sevgisine engeldir, o yüzden Bir Kalpte İki Sevgi bulunmaz, Allah sevgisi tek olmalı, çocuğu bile, Karını bile,  Anneni bile sevmemelisin gibi bir yoruma gittiler.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّمَآ أَمْوَٰلُكُمْ وَأَوْلَٰدُكُمْ فِتْنَةٌ وَأَنَّ ٱللَّهَ عِندَهُۥٓ أَجْرٌ عَظِيمٌ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Va´lemû ennemâ emvâlukum ve evlâdukum fitnetun ve ennallâhe indehû ecrun azîm

Meali :

Biliniz ki, mallarınız ve çocuklarınız birer imtihan sebebidir ve büyük mükâfat Allah´ın katındadır.

(Sadakallahul Aziym Enfal Suresi 28. Ayet)

çocuk sevgisi veyahut, kadın sevgisi, Allah sevgisi ile Senin aranı açmaz.
Allah sana, o çocuğu sevme diye mi verdi, yarattı! kadını, Eş ve aileyi sevme diye mi verdi ki, evlen yuva kur dedi! sana, sevmede döv diye mi verdi ? Allah, onları sevme de, beni sevmi diyor, Halbuki insan pazara gidiyor da, sevmediği sebzeyi almıyor, sevmediği gömleği almıyor, sevmediği ayakkabıyı almıyor. Senin sevdiğin bir ayakkabıyı alman, onu giymen, Allah sevgisine engel mi oluyor? Yani dankalakca bir eski yorum, Hatalı ve yanlış içtihad. Allah kendisi, insan kalbine kaç tane Sevgi sığdırıyor! evinde sevdiği bir ayakkabısı var, ilkokulda sevdiği sevgilisi var, ortaokula gider başka kızlarla tanışır, başka bir sevgilisi var, liseye gider orada başkası, üniversite de bu sefer başkası, yine çarşıda elmayı sever, Armutlu sevmez, Bilmem ekmeği sever, peyniri sevmez, bunların hepsini kalbine sığdıramıyor mu sanki! sevmezsen ekmek yemezsin, sevmez isen, peynir yemezsin. Halbuki Allah bir  kalbe binlerce  sevgiyi gömmüş  ve sığdırmış. insan Ayakkabısını veya terliğini sevince, Allah'ı sevmemişmi oluyor? Yine bir kadını kızı sevince, Allah'ı unutmuş ve sevmemişmi oluyor! Allah'ın yarattığını sevmek, Allah'ı sevmektir. sınıf sınıf, Bir sınıfta sevdiğin, ikinci sınıfta belki nefret ettiğin olabilir. Hani niceleri Vehbi Koç gibi, o da gençliğinde, sağlığında her şeyi sevip yiyebiliyormuştur, en sonunda kuru ekmeğe tahta yatağa muhtaç olmuş ya. ekmek yemek bile ona zarar verir olmuş ya, artık ekmekten nefret eder olmuştur, çünkü bizde zamanında Kahveyi çok içiyorduk, bir tane elden düşme kahve makinesi aldık, toplu yerlerdeki kahve makinelerinde bir bakteri ürüyormuş, o bakterinin verdiği zarar yüzünden, şu anda kahve içmiyorum artık. Kahveden nefret ediyorum, Çünkü bana hastalık veriyor, beni rahatsız ediyor, Dün en sevdiğim içecek, Bugün en sevmediğim, istemeden Sevmediğim bir içecek halini aldı. Çünkü beni rahatsız ediyor, artık onu sever miyim! öyle olunca, Sevgi Allah'ın insanların kalbine koyduğu, güzel bir fiil ve ahlaktır. sevmeden yazı bile yazamazsın, çiçek bile koklayamazsın, İnsan çiçek Sevince, çiçek koklar, Herşey sevgide saklı, Yoksa bu sevgiler Allah sevgisine engel falan değildir.

VII. MESELE

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

سَأَلَ سَآئِلٌۢ بِعَذَابٍ وَاقِعٍ لِّلْكَٰفِرِينَ لَيْسَ لَهُۥ دَافِعٌ مِّنَ ٱللَّهِ ذِى ٱلْمَعَارِجِ تَعْرُجُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ وَٱلرُّوحُ إِلَيْهِ فِى يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُۥ خَمْسِينَ أَلْفَ سَنَةٍ فَٱصْبِرْ صَبْرًا جَمِيلًا إِنَّهُمْ يَرَوْنَهُۥ بَعِيدًا وَنَرَىٰهُ قَرِيبًا يَوْمَ تَكُونُ ٱلسَّمَآءُ كَٱلْمُهْلِ وَتَكُونُ ٱلْجِبَالُ كَٱلْعِهْنِ مَنْفوُشٍ وَلَا يَسْـَٔلُ حَمِيمٌ حَمِيمًا يُبَصَّرُونَهُمْ ۚ يَوَدُّ ٱلْمُجْرِمُ لَوْ يَفْتَدِى مِنْ عَذَابِ يَوْمِئِذٍۭ بِبَنِيهِ وَصَٰحِبَتِهِۦ وَأَخِيهِ وَفَصِيلَتِهِ ٱلَّتِى تُـْٔوِيهِ  كَلَّآ ۖ إِنَّهَا لَظَىٰ نَزَّاعَةً لِّلشَّوَىٰ تَدْعُوا۟ مَنْ أَدْبَرَ وَتَوَلَّىٰ وَجَمَعَ فَأَوْعَىٰٓ  وَجَمَعَ فَأعْوَىإِنَّ ٱلْإِنسَٰنَ خُلِقَ هَلُوعًا  إِذَا مَسَّهُ ٱلشَّرُّ جَزُوعًا وَإِذَا مَسَّهُ ٱلْخَيْرُ مَنُوعًا

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Se ele sâilun bi azâbin vâkı. Lil kâfirîne leyse lehu dâfi. Minallâhi zîl meâric. Ta´rucul melâiketu ver rûhu ileyhi fî yevmin kâne mikdaruhu hamsîne elfe seneh. Fasbir sabren cemîlâ. İnnehum yerevnehu baîdâ. Ve nerâhu karîbâ. Yevme tekûnus semâu kel muhli.Ve tekûnul cibâlu kel ıhnil Menfuuş.Ve lâ yes’elu hamîmun hamîmâ.Yubassarûnehum yeveddul mucrimu lev yeftedî min azâbi yevmi izin bi benîh.Ve sâhıbetihî ve ahîh.Ve fasîletihilletî tu’vîh.Ve men fîl ardı cemî’an summe yuncîh.Kellâ, innehâ lezâ. Nezzâaten liş şivâ.Ted’û men edbera ve tevellâ. Ve cemea fe ev’â. İnnel insâne hulika helûâ....

Meali :

........

(Sadakallahul Aziym Meâric Suresi 20. Ayete kadar(20 Haric))


Kur'an'da geçen "Ve tekûnul cibâlu kel ıhnil Menfuuş." Dağlar pamuk gibi atıldığında ve peygamberin hadislerinde geçen kıyametin dehşetli anları anlatılırken, ve Haşr meselesinde sur üflendikten sonra, öyle bir meydan meydana getirilir ki, oraya "Arasat Meydanı"(Sap ve Hasat Meydanı Yani Harmanlık) denilir. Arasat meydanında, bir tane yumurtayı, Arasat Meydanı'nın bir ucuna koysan, kainatın diğer ucundan gözükecek kadar, Düzlük olmuştur bütün kainat. Alimler ve hadisler böyle anlatır. Yani Ne demek bu? artık o zekeri olanlar, çıkıntısı olanlar,Güya "Benim en büyük" diyenlerin çıkıntısı kalmayacak, dağların çıkıntısı bile düzenlenecek, toz olacak da, Bir tane erkeğin diyen kimse çıkamayacak, hepsi toz olmuş olacak (Yani Rahmanlık ve Rahimlik Bitecek, Erkek ve Dişi Kalmayacak) düz olmuş olacak, hani o uzaydan düşen meşhur cinsiyetsiz yaratık var ya önceden bize muster gönderilen uzaylı sandığınız varlık.

insanoglunun-Kaderi-ve-Sonu-Cinsiyetsizlik-Allahsızlık (Rahman dan da Rahimden de Mahrum Kalma, Yani Besmelesiz, Allahsız Yaratılan varlık.


Yani benim diyebilecek bir nefis (Am ve Yarak) kalmayacak, dümdüz. Çünkü dedik ya Geçen hafta, Mahmutluk cesareti ve taşağı temsil eder, yani Afedersiniz uzun yarak yada zeker, işte çıkıntılık yapmanın alametlerindendir, uzun olan her yerde çıkıntılık yapmaya çalışır, "Baştaki adam" gibi. Artık o gün sıkıntı ve çıkıntılık yapabilecek, Zekeri olan adam olmayacak, hepsi toz  ve düz olmuş olacak (Yukardaki Resime Bak, sonunu Gör Ey insanoglu) uzun kısa kalmayacak, hepsi dümdüz, Allah o zaman "söz hakkı kimde" diye soracak, "konuşacak kimse kaldı mı" diye soracak. Allah  o günlerin  acı ve  kederini  Müminlere tattırmsın ama  hepimiz haşrolacak  oldugu icin    arasat meydanını herkes görecek maalesef.

"Nezzâaten liş şivâ" şivâ yani "Kutup Yıldızına" ulaşıldığında diyor Rabbim Bu surede. Ve birde Rabbin dilerse Doğuyu Batı ile birleştirmeye kadirdir buyuruyor surenin bir yerinde, yani Kutup Yıldızı Batmayan Güneşe vardığımızda, Güneş Doğudan batıdan değilde hep tepeden tepeden doğunca, sular hamam suyu gibi kaynatılınca diyor,

"Kellâ, innehâ lezâ." degil deccal burayi oynamış ve dogrusu "Kellâ, innehâz zıllâ." sonrakı ayetide calmış doğrusu "Kellâ, innehâz zıllâz zılle." yani ZIL Gölge demekdir Gölge gölgenin üstüne bindiğinde demektir. Öglen vakti gelince Güneş tepede olunca, gölge gölgenin üstüne biner ve, ne batida ne doüuda gölge olmaz yere gölge düşmez artık

Abdest duası yoktur peygamber öyle bir dua etmemiştir diyenler nerdeler  şimdi, o hadis yalan, bu hadis yalan diyenler nerde.... bu ayettemi yalan, ne diyordu peygamber başını meshederken peki

Başını Meshederken:

Okunuşu: "Allahümme harrim şa’rî ve beşerî alennar. Ve ezilleni tahte zılle arşike yevme lâ zılle arşike."

"Arşın gölgesinden başka gölgenin kalmadığı günde, başımı  ve (insanların beşerin başını yakma), arşının gölgesinde gölgelendir." diye dua ederdi.

Arasat artik tek düzlük ve dönen doğan batan  güneş ay yok, öyle dünya yok. O gün güneş şivâ yani Kutup Yıldızı Batmayan Güneş, o ise öğlen güneşi  gibi sadece tepede, doğuda batıda değil ve arşın gölgesinden başka gölge yok, hani geçenki vaazdaki hacdaki başımdan geçen olayı anlattım arabistan ve öğlen güneşi ve 40° 50° sıcaklıktan bahsettik, ya şivâ.... daha fazla söze gerek varmı artık.

"İnnehum yerevnehu baîdâ" o gün bakıpta daha onlar uzak mehdi bile gelmedi diyenler nerede,  rabbim o surede "Ve nerâhu karîbâ" hayır bizde bakıp çok yakın diyoruz diyor. mehdide bakıp çok yakın diyor

ogün size verdigim mühlet tamam olunca Yevme tekûnus semâu kel muhl

Ve cemea fe ev’â. "eva"  degil eağva ığva veren şeytan, o fistek veripte sizi kandıran şeytanınız nerede onuda yanınnıza getirecegiz  İnnel insâne hulika helûâ o hulugu yaratışı bozan ahmağıda oraya getireceğiz

Ted’û men edbera ve tevellâ.
o kıyamete tedbir alanlar nerede


bana dönceksiniz demedimmi hani tedbirlerinize ne oldu


VIII MESELE

Şu anda dünyamızın bazı memleketlerinde Rüzgar çok süratli esmekte ve Fırtınalar oluşmakta, Bu neyin alameti, yine kıyamet alameti, dünyamız Kuzey kutbunun üstündeki  Kutup Yıldızı'nın çekimine kapıldığı için, Dünyanın hızının daha da hızlandığını gösteriyor. aşağıya komik caps resimlerinden, bir tane köpeğin, hızlı giden arabanın arkasında, rüzgardan dolayı ağzının aldığı hal resmini koydum. Yani bu Fırtınalar dünyamızın süratli şekilde yol aldığını gösteriyor, O kadar suratlı ki, fırtına bitiriyor dünya içinde. eski Hızı olan mermi hızından daha hızlı, Rabbi müminlerini  iman edenlerini  Bağışlasin bu cezadan.

IX  MESELE

Geçen hafta  yazdığımız Hadisi tekrar edeceğiz,  diyor di ki Cebrail :  ya  muhammmed  senden sonra 10 defa daha dünyaya inip 10 şeyi dünyadan alıp gideceğim demişti ya,
işte onlardan biriside  alimlerden ameli  kaldıracağım, yani artık Alimler bile  amel edemez olacak.

Ve ben Halimi sizlere daha önce arz etmiştim. önce çok ibadet ve zikir yapıyordum, sonra yavaş yavaş ibadetlerim azaldı, namazlarımıda ayakta kılıyordum, bir hastalık yüzünden oturarak kılmaya başladım. Abdest alıyordum, sonra abdest almamaya ve teyemmüm ile namaz kılmaya başladım. Kabe ye, kıbleye dönüyordum, artık o Kabe'deki İlluminati'nin Kulesi dikildikten sonra, beni Kabe'ye de döndürmez oldular. artık Kabe ye de dönmüyorum, koltuğum ne yana doğruysa, o yana doğru namaz kılıyorum. Kabeye  dönmek bile artık ibadet değil, Çünkü orası İlluminati yuvası oldu. ve benim  kolumun kırıldığından sonra taharet edemez oldum,daha önce  her tuvalete girdiğimde En azından taharet ediyordum, taharetde edemez oldum, 3 hafta arkamı Allah razı olsun hanımım temizledi. Emin emin değilim diyordum amam artık o beklenenin ben olduğuma inanmaya başladım, Hani matrixte 1 de neo kahin ziyaretinde mr smitle yalnız kalincaö onunla dövüşüp onu dövebilince gemideei trinity ve morpheus diyordki artık o da o olduğuna inanmaya başladı işte artık diyordu ya öyle işte benimki de. ama  o beklenen Mehdi ben isem, Yani imamınız bensem, benden ibadetler tek tek şekilde alındı, artık amel edemez oldum, zikir çekiyorum zikir beni yakıyor, namaz kılıyorum namaz Beni yakıyor


Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

" O gün iman etseler elleri yancak, bıraksalar imanları gidecek"

( Hadis-i Şerif )

Bugün bir surenin  hikmetine daha Ram oldum,  hani fil  suresinde  geçen Ebrehe olayında, Peygamberimizin dedesi, "ben  develerimin sahibiyim" "Allah kabesini, kendisi Koruyup  yıktırmayacaktır." dedi ya. Her kalb bir Kabe'dir.  Elemtere suresini çokça okuyan kimse, Kabe'yi yıkmamasını, yani kalp kırmamayı öğrenir, hikmetini öğrendim. ama Kur'an'da yazan her satır, sağdan sola yazıldığı için, onun bir de soldan sağa okunuşu ve yazılışı var. yani kehwerti var, yani ters frekansı var. Öyle olunca bu süreyi birkaç kere okudum.  Bırak  kalp kırmamayı ,o surenin ters frekansını çevirince Deccal, oldumu  sana bu sure ve dua, "kalp yık,  kalp kır Gönül sarayı kabeyi yık haline. Kabe ve gönülleri  yık haline döndü.
ahir zamanın filtrelerinden,  deccal fitnesinden,  Rabb'im,askerimi muhafaza eylesin.

X MESELE

Burada iki konuyu birden işleyeceğim
Birisi şekerin zararlı olup olmadığı
İkincisi de Allahü  Teala nin Kader yazması hakkında


Allah, elma yaratmış, içine şeker koymuş,
Portakal yaratmış, içine şeker koymuş,
Armut yaratmış, içine şeker koymuş,
Karpuz yaratmış, içine şeker koymuş….
Madem şeker zararlı da, Allah bilememiş mi şekerini zararlı olduğunu da, bunların içine şeker koymuş. Ve birkaç tane doktorun alimin diye geçinen dangalak mı bilmiş, şekerin zararlı olduğunu! Allah bilememiş mi?
Dişleri çürütüyor hikayesi de: Karpuzu, armutu, Elmayı çok yiyen kimselerin dişi, hiç çürüyor mu ki,  Şeker diş çürütüyor olsun. Halbuki dişi çürüten Şeker değil, şekerlere yapılan katkılar ve, yanlış kullanım. Elbette ki her şeyin Fazlası zarar.

Kader meselesine gelince

Mesala  bir film varsa, birde filmin senaryosu var.  Normalinde  oyuncular,  bir gün veya birkaç öncesinden,  o rol ve seneryoya göre ezber ve hazırlık yaparlar.  Eğer oyuncu  rolünde  yanlış yaparsa,  yönetmen müdahale edip, öyle değil böyle yapacaksın der işte. Çünkü oynanılması gereken bir rol ve senaryo var ki,  o yüzden  müdahale edebiliyor. Senaryo yazılı olmaz ise, doğaçlama tiyatroya  müdale edilmez.  Allah da eğer insanı Kadersiz bıraksaydı, o zaman her insanın ne yapacağı bilinemez di belki . Çünkü nasıl doğaçlama tiyatro da, yönetmen az sonra ne olacağını bilemez ise. Eğer bir rol ve senaryo var ise, senin  rolünda yanlış  yaptığını bilebilir ve  ancak o zaman farkına varırız.  Öyle ise,  Allah, kainata, taşa  Toprağa, at a, insan a, kediye,...  bir rol ve kader tayin etmiş demek olmaz mı!

ispirto Resimi - Kibrit Suyu- Kibriti Ahmer (Latif Varlıklar-El-Latif Esmasindaki Latifler)
Dikkat : (ispirto alkohol Degildir)


XI MESELE


Corona virüsü tedavisi için Jackie Chan e mektup

Sevgili Jackie Chan  öncelikle şunu bilmeni isterim ki, ben bu mektubu, senin vereceğin ödülü almak için yazmıyorum. Sona doğru giden şu dünyada, Para benim için şu an önemli değil..
Geçen hafta Allahu teâlâ'dan aldığım bir ilham ile, bu hastalığın tedavisi şu şekilde:
Bu mikrobun bakterisi  Latif bir bir mikrop, Yani hava gibi ince ve uçucu olduğu için, aynı kuduz mikrobun da olduğu gibi, Kuduz mikrobunun tedavisi, kendisinde saklı olduğu gibi, bu mikrobun tedavisinin de, kendi cinsinden olan bir bakteri ile olduğu, Allah'tan bana ilham edildi.
Tedavi yöntemi şu şekilde:
Normal pancar şekerinden yapılmış bir adet kesme(illa kesme şekeri olacak)  şekerin üstüne, 3 damla ispirto suyu damlatıp, bu ağızdan, parçalanma yoluyla değil, emilim yoluyla alınmalı.
ispirto dediğim şeyin,  bir ismi de kibrit suyudur, hani böyle deyince, kibritin suyunu çıkarıp da içmek değil, kibritin suyundan o icat olmaz, kibrit ondan icat olur. Kibrit suyunu Biz Türkler, elektrik kesintisi olduğunda, ona has gaz lambalarında kullanırız, aydınlatmada kullanırız. Yanıcı ve Uçucu bir gazdır (Dikkat o bir alkohol değildir). Yani Latif bir gazdır. Mor renklidir. ya da pembemsi mor.
Şu an elimde bir örnek  ispirto yok, ama internet aramasında bulduğum, Ispirto gazının, şişedeki durduğu halinin resimlerinden birkaç tanesini, bu Yazım ile birlikte sana göndereceğim.

Ben henüz bunu test etmiş değilim. öyle bir imkana da sahip değilim. Geçen hafta  bilhassa  bunu, Çin  halkına  duyurmak istedim, ama ulaşamadım. Haberlerde, Senin o ödül verme haberini duyunca, senin buna çare olabileceğini düşündüm, ve senin ulaşabileceğin yerler olduğunu düşündüm ve, ben sana bu mektubu yazıyorum. Sen gerekli yerlere bildirip, test edilmesini sağlayabilirsin.  Bunun sağlaması henüz yapılmadı, Sen Allah'a inanıyorsan, Mehdiye de inanıyorsan, onu gerekli yerlere duyur, testi yapılsın, sağlaması yapılsın. Eğer tedavisi buysa, ben ödül falan istemiyorum. bize dua etmeniz yeter. Mehdi ye,  Allahü Teâlâya, Peygamberlerine, Meleklerine, kitaplarına, Kadere ve ahirette iman etmeniz yeter, ödül falan istemiyorum.

Dikkat 15.03.2020 Tarihli yeni Uyari : Dikkat edin, ispiro diye, etil alkole metil alkol katıp, birde renklendirip satiyorlarmış, bunlar insani zehirler, hemde kör eder, onlar ispirto değildir, orjinal ispirto alkol bile değildir, alkolden daha hafiftir, orjinal olmayan ispirto zarar veririr onları kullanmayın.... Metil alkol metan gazı gibi zehirli ve ağırdır o dibe çöker, halbuki ispirto hafiftir ve uçucudur, zehirli de değildir. Hatta eskiden, parası olmayan alkolikler, alkol bulmayınca, ucuz olduğu için, alkol yerine rakı yerine ispirto alıp içerlerdi, ve hiçbir zararı da olmaz dı, hafif sarhoş eder, çok alınınca alkol etkisi verir sadece...

Sevgiler saygılar.

PS: Ben bu yazımın bir kopyesini Google Translator ile yapabildiğim, İngilizce tercümesini de gönderiyorum. Bir adet de Almanca tercümesini gönderiyorum ama, Google yeterli tercüme edememiş olabilir, benim demek istediğimi, belki tam manası ile anlatamamış olabilir. Lütfen Türkçe dili çevirebilen, gerçek bir tercümana, bu yazdıklarımı, doğru manası ile tercüme ettirip, Ondan sonra kullanın.

Unutma!
benim yollarını Takip ettiğim, hiç bir peygamber de, öğrettiği ilimden dolayı, ücret almamıştır. Ben de ücret talep etmiyorum, onların yolunu takip ediyorum. inşallah gerçekten de tedavisi budur, ilham  da Haktan gelmiştir, faydalı da olur.


Dikkat: Ani ölümler o virüsten dolayı değil. 5G haberleşme yöntemi, pilot bölge olaraktan,  çin de yapıldığı için, şu anda, 5G dışında, birde 10G Denenmekte, ve ölüm sebepleri O yüzden. Ani ölümler o hastalığa bağlı değil, düşman tek yönden savaşmıyor, çok yönlü savaşıyor, dikkatli olun.

YENi EK :(Sadece Türkçesi Var bu Ek Yazının)

5G ve 10G Deccal aleyhillane nin Frekans Silahıdır. Mugaybati hamse denilen, Allah tan Başka kimsenin bilemeyeceği 5 şey meselesindeki, 5 meseleye ters frekans uygulama yöntemi ile, kendisinin Azrail görevini de aldığını, ve istediğini, istediği zaman, istediği yerde, istediği gibi, öldürebileceğini Allah'a karşı haykırması gibidir. ve bu 5G frekans ile istediğini, istediği yerde, istediği zaman, öldürebilmektedir. yani o hadisede ters frekans uygulamış durumdadır. ve bunun yeryüzünde yaygın hale gelmesini istemesi, dünyada her yerde yapmak istemesi, bütün telefonları bu sisteme geçirmek istemesi, yani istediğini, istediği yerde, istediği zaman öldürmek gayesiyle, yani tanrılık iddia etmesi yüzünden yapılmış 1 frekans silahıdır. Deccal silahı ve Deccal fitnesidir.

5 Bilinemeyen (Mugaybati Hamse) diye bilinende geçenler


إِنَّ اللَّهَ عِندَهُ عِلْمُ السَّاعَةِ وَيُنَزِّلُ الْغَيْثَ وَيَعْلَمُ مَا فِي الْأَرْحَامِ وَمَا تَدْرِي نَفْسٌ مَّاذَا تَكْسِبُ غَدًا وَمَا تَدْرِي نَفْسٌ بِأَيِّ أَرْضٍ تَمُوتُ إِنَّ اللَّهَ عَلِيمٌ خَبِيرٌ

İnnallâhe indehu ilmus sâati, ve yunezzilul gayse, ve ya’lemu mâ fîl erhâmi, ve mâ tedrî nefsun mâzâ teksibu gaden, ve mâ tedrî nefsun bi eyyi ardın temût(temûtu), innallâhe alîmun habîr

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Kıyametin ne zaman kopacağını yalnız Allah bilir. Yağmuru nereye, nasıl ve ne kadar yağdıracağını da yine O bilir. Rahimlerde olanın iyi, kötü, ölü, diri, müslüman, kâfir vs. nasıl olacağını da yine O bilir. Hiçbir kimse yarın başına ne geleceğini sevgi mi, nefret mi, günah mı, sevap mı, kâr mı, zarar mı bilemez. Yine hiçbir kimse yeryüzünün hangi parçasında ve nasıl öleceğini de, asla bilemez. Herşeyi bilen ve herşeyden haberdar olan, yalnızca Allah'tır.

Sadakallahul Aziym LOKMAN-34 ayet


Karoglan
Başağaçlı Raşit Tunca
Schrems, 10 Şubat 2020 Pazartesi

-------

Deutsch Version

Brief an Jackie Chan zur Behandlung des Coronavirus

Sehr geehrte Jackie Chan, zunächst möchte ich, dass Sie wissen, dass ich diesen Brief nicht schreibe, um die Belohnung zu erhalten, die Sie geben werden. Geld ist mir im Moment nicht wichtig ..
Mit der Inspiration, die ich letzte Woche von Allahu Talala erhalten habe, ist die Behandlung dieser Krankheit wie folgt:
Da der Keim dieser Mikrobe eine faule Mikrobe ist, die so dünn und flüchtig wie Luft ist, wie Tollwutmikroben, ist die Behandlung der Tollwutmikroben in sich verborgen. Die Behandlung dieser Mikrobe ist von Gott inspiriert, dass es sich um eine Bakterienart handelt. es war.
Die Behandlungsmethode ist wie folgt:
Ein Tropfen Zuckerrüben aus normalem Rübenzucker sollte mit 3 Tropfen Spirituosen gegossen werden, und dies sollte oral eingenommen werden, nicht durch Zerfall, sondern durch Absorption.
Was ich Alkohol nenne, ist ein Name für Streichholzwasser. Wenn Sie das sagen, wird es nicht aus dem Wasser des Streichholzes erfunden, aber es wird nicht aus dem Wasser des Streichholzes erfunden, das Streichholz wird daraus erfunden. Wir Türken verwenden das Streichholzwasser in Has-Gaslampen. Wenn der Strom ausfällt, verwenden wir es für die Beleuchtung. Es ist ein brennbares und flüchtiges Gas. Das heißt, Latif ist ein Gas. Es ist lila in der Farbe. oder rosafarbenes Purpur.
Ich habe im Moment kein Beispiel, aber ich werde Ihnen ein paar Bilder des Ispirto-Gases schicken, die ich in der Internetsuche in der Flasche gefunden habe.
Ich habe es noch nicht getestet. Letzte Woche wollte ich dies besonders den Chinesen mitteilen, aber ich konnte es nicht erreichen, als ich von der Nachricht hörte, dass Sie diese Nachricht erhalten haben, dachte ich, Sie könnten möglicherweise Abhilfe schaffen, und ich dachte, es gäbe Orte, die Sie erreichen könnten. Ich schreibe Ihnen diesen Brief. Sie können es an den erforderlichen Stellen melden und testen lassen, es wurde noch nicht bereitgestellt. Wenn Sie an Allah glauben, glauben Sie an Mahdi, kündigen Sie es an den erforderlichen Stellen an, machen Sie den Test, stellen Sie es sicher. Wenn das die Behandlung ist, möchte ich keine Belohnung oder so. Sie müssen nur zu uns beten, an Mahdi und Allahu Ta'ala glauben, seine Propheten, Engel, Bücher, das Schicksal und im Jenseits möchte ich keine Belohnung.

PS: Ich poste auch diese englische Übersetzung, die ich mit Google Übersetzer machen kann. Ich sende auch eine deutsche Übersetzung, aber Google hat sie möglicherweise nicht genug übersetzen können, vielleicht konnte sie nicht vollständig verstanden werden. Bitte übersetzen Sie diesen Text an einen echten Übersetzer, der ihn ins Türkische übersetzen und anschließend verwenden kann.
Denken Sie daran! Kein Prophet, dem ich folgte, wurde auch für die Wissenschaft angeklagt, die er unterrichtete. Ich berechne keine Gebühren, ich folge ihrem Weg. Ich hoffe, das ist wirklich das Heilmittel, Inspiration kam von rechts, es wird nützlich sein.

Achtung: Plötzliche Todesfälle werden von diesem Virus nicht verursacht. Derzeit wird mit Ausnahme von 5G versucht, 10G zu testen, und die Todesursachen liegen darin, dass die 5G-Kommunikationsmethode als Pilotregion angegeben wird. Plötzliche Todesfälle hängen nicht von dieser Krankheit ab, der Feind kämpft nicht aus einer Richtung, er kämpft in mehrere Richtungen, sei vorsichtig.

Mit freundlichen Grüßen
Karoglan
Başağaçlı Raşit Tunca
Schrems, 10 Şubat 2020 Pazartesi

English Version

Letter to Jackie Chan for the treatment of corona virus

Dear Jackie Chan, first of all I want you to know that I am not writing this letter to get the reward you will give. Money is not important to me right now ..
With the inspiration I received from Allahu talala last week, the treatment of this disease is as follows:
As the germ of this microbe is a lazy microbe, so thin and volatile like air, just like rabies microbe, the rabies microbe treatment is hidden in itself, the treatment of this microbe is inspired by God that it is with a bacteria of its own kind. It was.
The treatment method is as follows:
One drop of sugar beet made of normal beet sugar should be poured 3 drops of spirits, and this should be taken orally, not by disintegration, but by absorption.
What I call alcohol is a name of match water, when you say that, it is not invented from the water of the match, but it is not invented from the water of the match, the match is invented from it. We Turks use the match water in Has gas lamps, when it is power cut, we use it in lighting. It is a flammable and volatile gas. that is, Latif is a gas. it is purple in color. or pinkish purple.
I do not have an example at the moment, but I will send you a few of the pictures of the Ispirto gas that I found in the internet search in the bottle.
I haven't tested it yet. Last week, I especially wanted to announce this to the Chinese people, but I couldn't reach it. You can report it to the required places and have it tested, it has not been provided yet. If you believe in Allah, you believe in Mahdi, announce it to the necessary places, make the test, ensure it. If that's the treatment, I don't want a reward or something. You just need to pray to us, believe in Mahdi and Allahu Ta'ala, his prophets, angels, books, fate and in the hereafter, I do not want any reward.


PS: I am also posting this English translation, which I can do with Google Translator. Please translate this article to a true translator who can translate it into Turkish and use it after that.
Keep in mind! No prophet that I followed was also charged for the science he taught. I do not charge fees, I follow their path. I hope this is really the cure, inspiration came from the Right, it will be useful.

Caution: Sudden deaths are not caused by that virus. Currently, except 5G, 10G is Trying, and the causes of death is because the 5G communication method is made in denomination as a pilot region. Sudden deaths do not depend on that disease, the enemy does not fight from one direction, it fights in multiple directions, be careful.
 
Yours sincerely.
Karoglan
Başağaçlı Raşit Tunca
Schrems, 10 Şubat 2020 Pazartesi



DiPNOTLAR

(2) Buhari, Hac, 30; Fiten, 25; Libas, 68; Enbiya, 48; Müslim, Fiten, 19-20 (95, 100-105); Tirmizi, Fiten, 56 (2235-2241); Ebu Davud, Melahim, 14 (4316-4320).
(3) Buhari, Fiten: 27; Müslim, Fiten: 100-103, (169)-(2933).
(4) Müsned, I, 417; Heysemî, VII, 345.
(5) Müsned, III, 367; Müstedrek, IV, 530.
(6) Müslim, Fiten: 25 (124); İbnu Mâce, Fiten: 33 (4077).
(7) Buhari, Tevhid: 17; Fiten: 25-26; Müslim, Fiten: 19 (95-101); Ebu Davud, Melahim: 14 (47); Müsned, I, 195.
(8) Buhari, Enbiya: 50; Müslim, Fiten: 20 (106-108); 22 (114); İbnu Mâce, Fiten: 33 (4073).
(9) Müslim, Fiten: 20 (104-109); Müstedrek, IV, 433, 439, 540; Heysemî, VII, 343.
(10) Müslim, 20-21 (110-113); Tirmizi, Fiten: 59 (224); Ebu Davud, Melahim: 14 (4321); Müstedrek, IV, 337-339.
(11) Müslim, Fiten: 110; Ebu Davud, Melahim: 14; Tirmizi, Fiten: 59; İbnu Mâce, Fiten: 33; Müsned, IV, 181.
(12) Müslim, Fiten: 23 (116); Ebu Davud, Melahim, 14 (4321); İbnu Mâce, Fiten, 33; Müstedrek, IV, 537.
(13) Müslim, Fiten, 20 (110); İbnu Mâce, Fiten, 33 (4075); Müstedrek, IV, 492-494.

--oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--

Tasavvufi ve Dini Sohbet Vaaz Arz-ı Mev'ud Vadedilmiş Topraklar

Tasavvufi ve Dini Sohbet Vaaz Arz-ı Mev'ud Vadedilmiş Topraklar

(Kar©glanin 26 Ocak 2020 Vaazi)


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَلَقَدْ كَتَبْنَا فِى ٱلزَّبُورِ مِنۢ بَعْدِ ٱلذِّكْرِ أَنَّ ٱلْأَرْضَ يَرِثُهَا عِبَادِىَ ٱلصَّٰلِحُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve lekad ketebnâ fîz zebûri min ba’diz zikri ennel arda yerisuhâ ıbâdiyes sâlihûn

Meali :

Andolsun, Zikir’den (Tevrat’tan) sonra Zebûr’da da, “Yere muhakkak benim iyi kullarım varis olacaktır” diye yazmıştık.

Sadakallahul Aziym Enbiyâ Suresi 105. Ayet


---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Cebrâil'e sordum, benden sonra bir daha yeryüzüne inecek misin?
- Cevaben dedi ki: Evet on defa daha ineceğim ve her gelişimde bir şeyi kaldıracağım.
- İlk inişimde yeryüzünden bereketi kaldıracağım. İkinci inişimde insanların kalplerinden merhameti kaldıracağım. Üçüncü inişimde insanların kalplerinden sevgiyi kaldıracağım. Dördüncü inişimde hayâyı kaldıracağım. Beşinci inişimde adâleti kaldıracağım. Altıncı inişimde fakirlerden sabrı kaldıracağım. Yedinci inişimde zenginlerden cömertliği kaldıracağım. Sekizinci inişimde Âlimlerden ameli kaldıracağım. Dokuzuncu inişimde yeryüzünden Kurân-ı Kerim'i kaldıracağım. Son inişimde imânı alıp gideceğim.

( Hadis-i Şerif , Tenbîhu’l-Gafilin Abdüllatif s: 247)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

Bu alttaki birkaç satır yazı Karaoğlan Raşit Tunca  Mehdi'nin    dünyaya  yeni  monifestosudur :
parayı ve arabaları her şeyi elektriğe bindirmek hikayesi petrole  ve araplara bağımlılığı yok etmek için. Petrole de bağımlı olmayınca herkesi elektriğe bağlayınca, Deccal ve avenesi artık tanrılık yolunda bir adım daha ileri gitmiş olacaklar, deccallıklarına deccallık katmış olacaklar bu sayede. Aynı şu anda  Çine  uyguladıkları yöntem ile  Çin ekonomisine  darbe vurdukları gibi,  ne ile  corona virüsü ile. Belkide ortada öyle bir virüs bile yok ama, çıkardıkları bu Yaygara ile, birde birkaç kişiyi de öldürüp hasta ettilerse, ve böylece herkes Çin'den alışverişi kesecek, oraya gidip gelmeyi kesecek, böylece Çin in yükselen ekonomisi darbe yemiş olacak. Belki de böylece Çini n büyümesini durdurmayı istediler. Belki virüs gerçek de olabilir ama, Vurdular mı bir darbe? vudular, yıkar mı bu darbe Çin i? Yıkmaz.  Allah müfsitleri  bozgunculuk çıkaranları felâha erdirmez.

Kod:
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُصْلِحُ عَمَلَ ٱلْمُفْسِدِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

innallâhe lâ yuslihu amelel mufsidîn

Meali :

Çünkü Allah, bozguncuların işini düzeltmez.

(Sadakallahul Aziym Yûnus Suresi 81. Ayet)

Çin konusunda da, Petrol konusunda da, Allah onları Galip etmeyecektir elbet. aynı hikayeyi Araplara da  uyguladılar, ve onlara bağımlılığı kesmek için, arabaları elektriği çevirmeyi, bütün dünyada yasa haline getirdiler, ve petrolü pahalandırdılar. Herkese, ister isteyerek, ister istemeden, elektrikli araba tercih etme zorunluluğunda bıraktılar ve arabaların Motor Hacmini yani taşağını da küçülttüler, Onlarda kendilerinde büyük  taşak olacak, bizlerde  Küçük taşak, bizler  onlara ve kul ve köleler olacağız, cesaretsiz salaklar, yani kul köle, taşak büyüklüğü cesareti gösterir. istedikleri bu.

MAKAM-I MAHMUD ÖVÜLEN VE VAADEDiLEN MAKAM

Ezan Duası Arapça

للَّهُمَّ رَبَّ هَذِهِ الدَّعْوَةِ التَّامَّةِ وَالصَّلَاةِ الْقَائِمَةِ آتِ مُحَمَّداً الْوَسِيلَةَ وَالْفَضِيلَةَ وَالدَّرَجَةَ الرَّافِعَةَ وَابْعَثْهُ مَقَاماً مَحْمُوداً الَّذِي وَعَدْتَهُ إَنَّكَ لَا تُخْلِفُ الْمِيعَادَ

Ezan Duası Arapça okunuşu: "Allâhümme Rabbe hâzihi'd-da'veti't-tâmmeh, ve's-salâti'l-kâimeh, âti Muhammedeni'l-vesîlete ve'l-fadîlete, ved-dereceter-refîate. veb'ashü makâmem-mahmûdeni'l-lezî va'adteh. İnneke lâ tuhlifu'l-mîâd.



Ezan Duası Türkçe anlamı: "Ey şu eksiksiz davetin ve kılınacak namazın rabbi Allahım! Muhammed'e vesîleyi ve fazîleti ver. Onu, kendisine vaadettiğin makâm-ı mahmûda ulaştır, Muhakkak ki sen vaadinden dönmezsin"

Motor Hacmi ve Silindir Hacmi Nedir, Nasıl Hesaplanır?

ALINTI

Araç alırken dikkat edilen detaylar arasında motor hacmi ve silindir hacmi de yer almaktadır. Bu değerler aracın niteliklerini ve gücünü belirlemektedir. Peki, motor hacmi ve silindir hacmi nedir ve nasıl hesaplanır?

Motorda yer alan her bir silindir hacminin toplamı motor hacmini göstermektedir. Yani motor hacmini bulmak için silindir hacmi ve silindir sayısının çarpılması gerekmektedir. Eğer bir aracın motor hacmi aynı özelliklere sahip olan bir aracın motor hacminden büyükse bu onun daha güçlü olduğunu göstermektedir.

Genellikle araçlarda motor hacmi modelin ismi ile birlikte anılmaktadır. Örnek verecek olursak BMW markasının 320 modeli bize aracın 3 serisi ve 2 litre motora sahip olan bir araç olduğunu göstermektedir. Ancak motor hacminin 1200, 1800 ya da 2000 şeklinde de söylendiğini duymak mümkündür. Bu aracın motor hacminin santimetreküp cinsinden hesaplanışıdır.

Silindirin hacmini bulmak için silindir çapı ve strok boyunun santimetre cinsinden çarpılması gerekmektedir. Motor hacmini bulmak için ise motorda yer alan silindir sayısının silindir hacmi ile çarpılması gerekmektedir. Eğer silindir çapı ve piston stroku birbirine eşitse ortada bir kare motor var demektir. Bu tasarım da günümüze son derece yaygındır.

Bir araçtaki motor hacmi ne kadar büyükse aracın gücü ve yakıt tüketimi de o kadar fazladır. Eğer aracı sadece eve, işe ve ara sıra gezmeye gitmek için kullanacaksanız çok büyük motor hacimli bir araca ihtiyacınız olmayacaktır. 1.2 ve 1.6 litre arasındaki motorlar ihtiyacınızı karşılamaya yetecektir. Ancak eğer sportif bir sürüş istiyorsanız büyük motor hacimli araçları tercih etmelisiniz.

Son dönemde otomobil üreticilerinin son derece düşük motor hacimli turbo şarjlı motorlar üretmeye başladığını görmekteyiz. Bu şekilde yakıttan tasarruf etmek mümkün hale gelmektedir. Aynı zamanda motor üzerinde yapılan iyileştirmeler ve turbo beslemesi ile de istenen güç sağlanabilmektedir.

ALINTI SONU

Rabbim böyle müfsitleri kurtuluşa erdirmem buyuruyor.

Bu sözün üstüne, Ben Rabbimin işini Rabbime bıraktım, başka söz söylememe  gerek yok, sözü Rabbim Zaten söylemiş . Çünkü neden? Araplarla  pazarlık edemiyorlar,  istediklerini  yapmiyor araplar. Eskiden alimin bir  tanesinin  sohbetin de dinlemiştim. 
Dedi ki : Araplar da bir "la"  vardır dedi. Arap "la" dedi mi varma yanına kaç oradan dedi. La Yani Türkçe "HAYIR"  demek ingilizce "No" almanca "Nein" demek. Hani  Güneşimizin "Glow" yani ziyassı yani "Alfa ışıması" yaptığını söylemiştik ya, işte Arapça alfabede L harfi  ve lam ve Elif  bu alfa'yı temsil eder.  Alfa ışıması bir defa  başladı mı, Durduramazsın onu. yani  la! la! La! yani dünya yönünü  Güneşe  doğru tutunca, o  yaza  kadar gidecektir,  tutamazsın  artık onu.

1997'de hacca gittiğim zaman Mevsim kış mevsimiiydi dah burarlarda, ama Bahar'a geçiş Nisan, ben giderken Avusturya'da kar yağmıştı, ve orada Arabistan da hava günlük güneşlik idi, dünya yolunu tutmuş idi. Ve 1 hafta Cuma namazına gittim, fakat geç kaldım, gölgelikleri oturamadım  ve Kabenin dışında kaldım. orada oturdum. İmam hutbe veriyor da veriyor, uzattı da uzattı,  yanıma bir Afganistan li  Haci geldi  oturdu,  onlarda Sıcağın koygun olanına alışkınlar.  az dibimde oturdu,  Benim  sıcaktan  rahatsiz  olduğumu  fark etti, Tepemi,  kafami bir elledi,  ooo  yanmışsın dedi  ve "Allah Keriiiim" dedi. Az sonra galiba Afrikalı, Mısırlı bir adam geldi, elinde de şemsiyesi var, yağmur için değil, güneş için şemsiye, ve oturdu, oda sıcaklığa alışkın,  şemsiyesini ikimizin  arasına koydu.  Afganlı hacı  Şemsiyeyi  aldı açtı  ve benim  Başımin  üstüne tuttu.  Afrikalı  Hacı "ne yapıyorsun, O benim Şemsiyem" dedi,  Afganlı da cevap verdi  verdi bak başı yanmış  bunun dedi,  sonra döndü bana dedi bak dedi "Allah kerim" dedi. Yani Arabistan Aydınlık, sıcak, güzel ve Muhammedin doğduğu, güneşin, güneşimizin doğduğu yer,  sıcağın  Aydınlığın koygunu.  Yaz mevsimi  orada, Neredeyse Nisanda başlar. Arapların "la" sı O yüzden kuvvetlidir. onlar da gri renk yoktur, ya siyah ya beyaz, Ya herro, ya merro. Türkiye ise  4 mevsimin  aynı anda  yaşanabildiği bir ülke. O yüzden Türkler Muhammed'in pazarlık sünnetini almışlar da bir mal 10 lira ise, 5 liraya ver der alıcı. satıcı da, tamam 5 lira benden olsun der boyun eğer İkisi de ,  boyun  eymek Yüceliktir,  o yüzden  İşte bizde 4 mevsim  yaşanabiliyor,  Bahar da bizde, Sonbahar da bizde, yaz bile biz de, kış bile biz de, bu  Avusturya Alpler,  Alpler  soğuk memleket,  kış  Ağustosun  15'inden sonra başlar, yani gri bunlardadır,  siyah bunlardadır, Bunların ilkbaharı neredeyse 15 gündür, At kuyruğunu sallayasıya geçer,  sonbahar biraz uzundur, Kış girdi mi Çıkmak bilmez idi, ama artık o da tükendi, bu sene doğru dürüst kar bile yağmadı.

ALINTI

Pazarlık sünnettir

Sual: Alışverişte pazarlık şart mıdır?
CEVAP
Şart değildir. İhtiyaç varsa pazarlık yapılır. Pazarlık sünnettir. Alışverişte Müslümanın aldanması caiz olmadığı gibi, aldatması da caiz değildir. Üç hadis-i şerif meali şöyledir:
(Müslümanı aldatan bizden değildir.) [İ. Rafiî]

(Bizi aldatan bizden değildir.) [Taberânî]

(Aldatan Cennete giremez.) [Tirmizî]

Fakirlerin malını fazla parayla almalı, onları sevindirmeli, fakat zenginden mal alırken aldanmak sevab değildir, kötüdür. Malı zayi etmektir. Mümkünse pazarlık edip ucuz almak lazımdır. Hazret-i Hasan ve Hazret-i Hüseyin, her aldıklarında pazarlık eder, ucuz almaya uğraşırlardı. Kendilerine, (Bir günde birçok sadaka veriyorsunuz da, bir şey satın alırken niçin uzun pazarlık ederek yoruluyorsunuz?) dediklerinde, (Verdiklerimizi Allah rızası için veriyoruz. Ne kadar çok versek yine azdır, fakat alışverişte aldanmak, aklın ve malın noksan olmasındandır) buyururlardı. (Kimya-yı saadet)

Pazarlık etmek
Sual: Pazarlık sünnet olduğu için, biz şu fiyata verir misin desek, satıcı razı olmazsa ne yapacağız?
CEVAP
Pazarlık etmek demek, illa ucuza almak demek değildir. Şu fiyata verir misin, demekle pazarlık edilmiş, sünnet yerine gelmiş olur.

ALINTI SONU



II.MESELE

SUYUNUN SUYU

Bilirsiniz ya yine de anlatalım: Hoca’ya bir köylü tavşan getirmiş. Rızkıyla gelen bu adamcağıza Hoca izzet-i ikramda bulunmuş, ağırlamış, evinde birkaç gün misafir etmiş. Bir hafta sonra aynı köylü kapıyı çalıp:

    – Hocam, ben sana tavşan getiren köylüyüm, demez mi… Hoca içeri buyur etmiş, sofraya da tavşanın suyundan yapılan çorbayı getirmiş.

Yine birkaç gün sonra tanımadığı iki kişi Hoca’nın evine gelip:

    – Biz, demişler, sana tavşan getiren filancanın akrabalarıyız.

Hoca onları da misafir etmiş. Adamlara ikram ettiği çorba için:

    – Bakın, demiş, bu tavşanın suyunun suyu!

Neredeyse, Hoca’ya tavşan getiren köylünün bütün akrabaları böyle böyle Hoca’ya misafir olmuşlar. Hoca da bu işten epeyce yılmış. Bir gün yine saçı sakalına karışmış birkaç kişi kapısına dayanıp:

    – Hoca, demişler, hani sana tavşan getiren bir köylü vardı ya, biz onun köyünden değiliz ama yakın köylüyüz. Uzaktan da akraba sayılırız.

Hoca onları da misafir etmiş etmesine de önlerine birer kase su koymuş.

    – Hoca, demişler, bu nasıl tavşan suyu? Hoca hiç oralı olmadan:
    – Bu, demiş, tavşanın suyunun suyunun suyu!

Adem atamız büyük beden, ve 70 zira =  33 metre, o bölüne bölüne,  insanlık  ve Alem olaraktan küçüldük, ve biz dünya olaraktan en dipte ve içteyiz, yani arz=yer=dip, Arzı mev'ud Yani en alt tabaka, en küçükler. Hani Göbeklitepe'de heykeller var ya, koyun heykeli koyun kocaman. Hanım da söyledi eski  bir resim vardı dedi, koyun adamın beline kadar geliyor du eski koyunlar dedi. şimdiki koyunlarda insanlarda küçüldük. Suyunun suyu olduk, Adem'in Hazreti Adem'in belinden akan Suyunun suyu artık, ve küçüldük insanlık olaraktan, Alem olaraktan da küçüldük. O yüzden biz de mevsim başka Hazreti Ademin siteminde başka, Hazreti Nuh(Neptünde mevsim) yine bambaşka onların alemi. En içten dönüyor Bizim Alem, en içten en uzaktan. Kutup yıldızına o kadar uzaktık. Ama artık biz de merkeze ulaşmak üzereyiz. Hani demiştim ya : Kar yağması için süt meselesinde, sütü Deccal tikmiş demiştim! nasıl olur diye buna itiraz edenlere küçük bir izah yapacağım. çay ile birlikte süt içtiğin zaman, çay  Süt ün demirini öldürür diye, Tıp ve bilim adamları bunu araştırıp bilmiş bulmuş. işte çay sütü tikmiş oluyor, yani gücünü elinden almış oluyor. süt içsen bile, çay ile içtiğin zaman, yani nikotin çayı öldürmüş, gücünü almış oluyor. o zaman sigara ile süt içersen de aynı şekilde, sütün gücü gitmiş oluyor, yine Cocacola ile süt içersende, sütün gücü gitmiş oluyor. Buna inanan, iman eden birisi, sütü nasıl  ve her ne şekil ile olursa olsun, deccalın da tikebilceğini gücünü elinden alabileceğini anlasın. Bu sadece size anlatmak için gösterdiğim bir izah tarzı idi, yoksa ben de sütü cinsel tarzda tikmiş demiyorum.  O da Kendince  bir yöntem  bulup sütün gücünü elinden almış. Benim o söyleşim tarzım,  Afyon yöresi diyelektiğinde sadece öyle. O yüzden bizim(Ben) görevimizi yapmamıza rağmen, kar yağmadı. Kendi istediği zaman yağdı işte. Anneme telefon açtım o da dedi, kar yağdı, ama kar sanki tuz gibi bir şey dedi, gerçek kar değil, Yani Mart karı. O da neden yağar. Kuşlar Mart'ta yavru çıkarmış olur da, yavrular o kar veı soğuğu hissedince, tüy çıkarmaları gerektiğini anlarlar, vücutları  göreve girer onun içindi . Bunu daha önce izah etmiştim. Göçmen Kuşlar daha yeni geldi buralara, yavru çıkarmadılar ki daha,  şu anda kar yağması, kuşların giyinmesine sebep olmaz ki. Bu sene belki Bahar uzun sürecek gibi artık!!! Eğer başarabilirsek, Bahar uzun sürecek gibi gözüküyor.

III.MESELE

Bu hafta bir patentli konu daha ortaya atacağım :

Ve biliyoruz ki gezen yürüyen Kur'an Hazreti Muhammed idi, Muhammed Demek insan demek, yani insan gezen yürüyen Kur'an, ve Kainat demek. Ve insan DNA da meydana gelmekte, yani DNA ayı oluşturanlar ise yediğin ekmek, peynir, tuz, biber gibi gıdalar. Anne karnında seni oluşturan maddeler, yediklerin. iyi şeyler ye ki, dilin güzel olsun, güzel konuşsun, iyi şeyler ye ki elin güzel olsun, güzel işler tutsun. iyi şeyler ye ki, gözün güzel olsun, güzellere baksın. iyi şeyler, güzel şeyler, temiz şeyler ye ki, aklın idrakin açık olsun, sözün doğrusu na itaat edesin. işte GDO su bozuk, yani  geni bozuk gıdalar ve  insanlar demek, bozulmuş Kur'an, Kuran'ı Kerimler demek  Olmaz mı?  Ya gen  haritasi  harflerden meydana gelmekte, ve Deccal ve Askeri,  gen ile  oynadıkları zaman,  kabağı Karpuza, karpuzu hıyara çevirdiklerin de, GEN deki Harflerin yerini değiştirmiş oluyorlar.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَلَاُضِلَّنَّهُمْ وَلَاُمَنِّيَنَّهُمْ وَلَاٰمُرَنَّهُمْ فَلَيُبَتِّكُنَّ اٰذَانَ الْاَنْعَامِ وَلَاٰمُرَنَّهُمْ فَلَيُغَيِّرُنَّ خَلْقَ اللّٰهِۜ وَمَنْ يَتَّخِذِ الشَّيْطَانَ وَلِيًّا مِنْ دُونِ اللّٰهِ فَقَدْ خَسِرَ خُسْرَانًا مُب۪ينًاۜ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve le udillennehum ve le umenniyennehum ve le âmurennehum fe le yubettikunne âzânel en’âmi, ve le âmurennehum fe le yugayyirunne halkallâh(halkallâhi), ve men yettehıziş şeytâne veliyyen min dûnillâhi fe kad hasire husrânen mubînâ.

Meali :
“Onları mutlaka saptıracağım, mutlaka onları kuruntulara sokacağım ve Onlara davarlarının kulaklarını yarmalarını emredeceğim de Allah’ın yarattığını değiştirecekler.”, “Sen de onların ekserisini şükreden kullar bulmayacaksın.”

(Sadakallahul Aziym Nisâ Suresi 119. Ayet)

Deccal bu harflerin yerini değiştirebiliyorsa! Demek ki Kuran'ı da değiştirmiş demek olur. ve Cebrail Aleyhisselam Muhammed den sonra yeryüzüne indiğinde, önce haya ve utanmayı semaya kaldıracaktı, sonra adaleti sonra adaleti semaya kaldıracaktı ya!  ve en son gel geldiğinde de Kuran'ı yeryüzünden kaldıracağını söylemiş.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Cebrâil'e sordum, benden sonra bir daha yeryüzüne inecek misin?
- Cevaben dedi ki: Evet on defa daha ineceğim ve her gelişimde bir şeyi kaldıracağım.
- İlk inişimde yeryüzünden bereketi kaldıracağım. İkinci inişimde insanların kalplerinden merhameti kaldıracağım. Üçüncü inişimde insanların kalplerinden sevgiyi kaldıracağım. Dördüncü inişimde hayâyı kaldıracağım. Beşinci inişimde adâleti kaldıracağım. Altıncı inişimde fakirlerden sabrı kaldıracağım. Yedinci inişimde zenginlerden cömertliği kaldıracağım. Sekizinci inişimde Âlimlerden ameli kaldıracağım. Dokuzuncu inişimde yeryüzünden Kurân-ı Kerim'i kaldıracağım. Son inişimde imânı alıp gideceğim.

( Hadis-i Şerif , Tenbîhu’l-Gafilin Abdüllatif s: 247)

Öyle olunca Şu an geni bozuk gıdalar gösteriyor ki, gezen yürüyen Kuranlar  yani  ademoğlu insanlar kalmadı, artık hepsi bozuk, hepsi bozuk. Yani Kur'an herhalde yeryüzünden belli miktar kaldırılmış, ve Kuran dan sonunda sadece akıllarda kalan kalacak demiş Hazreti Cebrail ve Muhammed. Bir Biber vardı yedimi türüm türüm tüterdi! bir domates vardı yedik mi türüm türüm tüterdi! Ama artık yok. Ama artık yok. Bir koyun kavurması vardı pişirince, mahalleyi türüm türüm tüttürürdü! artık koyun kavurmaları da tütmüyor, kokmuyor, güzel güzel kokmuyor,  Artık gerçek koyunda yok. onu yiyen insanda artik kokusunu kaybetti. Gezen yürüyen Kur'an, gerçek Kur'an, artık kaldırılmış, ya da kaldırılmaya başlamış. bu Theoryö patenti  alınmasi gereken  sözümüz.


IV. MESELE

Deccal ve askeri her şeyi bozdular, genini oynadılar, ve gerçek şeker yok, gerçek tuz yok, gerçek süt yok, ve tıpçılara da fistek verdiler, çünkü bütün sağlık kurumu onların elinde.

Ne dediler ki :

"Bak şişmanladınız, tuz zararlı, yağ zararlı, şeker zararlı, ekmek bile zararlı" dediler. Ve Artık insanları zayıflamak için bir hale soktular, ve Hani Muhammed'in 1 Hadisi var : geçen haftalarda anlatıştık, Bir salkım üzüm den, bir topluluk doyup kalkacak diye anlatıyordu ya. Biz küçüldük, Adem atamızın üzümlerinden, üzüm salkımlarından Bir salkım olsa, buradaki bir topluluk, Belki de bir köy doyar. 33 metre adamın elindeki üzüm salkımını düşün, Bir de senin, yani bir buçuk metrelik adamın üzüm salkımını düşün. insanoğlunun en yüksek haddesi, insanoğlu gen ile oynasa bile, yapabileceği ancak Adem'in üzümüne ulaşabilir. işte üzüm Adem'in üzümü olunca, değil bir topluluk Belki de bir köy doyar, ve Artık insanlar da zaten fazla yiyemiyor. Çünkü tatlar eski tat değil, hani bizim meşhur bir güreşçimiz vardı, Amerika'ya falan gitmiş, güreş tutmuş, Yenilmez, altın Kemerli güreşçimiz, bir sefer de, bir kuzuyu, bir koyunu kesip yiyormuş güçlenmek için. şimdi öyle bir koyun yiyip de şişmanlamayan ve istifra etmeyen adam kaldı mı? Adam sofraya oturuyor diyet yapıyorum diye, iki kaşık yiyor, tabağı geri gönderiyor, yemeyeceğim diyor, çünkü  midesini  kestirmiş,  yemek borusunu mide yerine düz bağırsaklarına  bağlamışlar.  Yeyince hasta oluyor, rahatsız oluyor zaten.  artık bu adama Bir salkım üzüm yediremezsiniz ki.  Ben hatırlıyorum, üzüm bağımıza gittiğimizde, birkaç Salkım yiyebildiğimizi hatırlıyorum. şu anda bizim evde bile, bir salkımı bölüşüyoruz, o bile yeterli geliyor. yemeyeceğim diyorsun, Çok tatlı diyorsun. çünkü insanlık küçüldü, mideler küçüldü, zevkler tatlar küçüldü. Dün bir karpuzu, büyük bir karpuz kesilirdi de, bir defa da Yemekten sonra yenir bitirilirdi. şimdi ise, karpuzdan Herkes bir dilim yeyince daha fazla istemiyor, Neden? Çünkü oynanmış gıdalar, ayarı bozulmuş tatlar.

V. MESELE

Ey DECCAL  Madem Allah lık Taslıyorsun, hani peygamberin Hadisi var dünya öyle zengin hale gelecek ki Osmanlı'nın son altın vaktinden daha zengin, sadaka taşları koyup da, kimsenin sadaka verecek yer bulamaması gibi, Mehdi vaktinde de öyle zenginlik olacak ki, kimse paraya pula tamah etmeyecek, Çünkü her şey bedava olacak.

(Bu Konudaki Bazı Hadis-i Şerifler)

Peygamberimiz’den sonra (fitneye sebep olacak) olayların olmasından korktuk da Allah’ın Nebisi (s.a.v.)’e (bazı sorular) sorduk. Bunun üzerine

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

’Muhakkak ki ümmetim içerisinde Mehdî vardır, çıkar (ve) beş veya yedi ya da dokuz (sene) yaşar (hükmeder). Nihayet ona bir adam gelir ve: ’Ey Mehdî! Bana ver, bana ver.’ der. (Bunun üzerine o da), ona taşıyabileceği kadar elbisesine saçar (verir).


Tirmizî, Fiten, 53.

Beklenen Mehdî’nin yaşadığı dönemdeki bolluk ve refahın tasvir edildiği bu hadis hakkında Tirmizî ’hasen bir hadis’ demektedir.

Aynı sahabeden nakledilen bir rivayette ’semanın bol bol yağmur yağdıracağı, arzın da bitkilerden hiçbir şeyi saklamayacağı ve malın değersiz hale geleceği’ ifade edilirken

Ahmed b. Hanbel, Müsned, III/22,35.

bir diğer rivayette de, ’ümmetin hiç kimsenin benzerini görmediği kadar nimetlendirileceği ve Mehdî’nin isteyen herkese fazlasıyla vereceği’ beyan edilmiştir.

Hakim en-Nisâbûrî, el-Müstedrek, Haydarabad, 1916-1923, IV/558.


25
Bu hususta Ebû Saîd el-Hudrî tarafından nakledilen başka hadisler de rivayet edilmiştir. Bu hadislerde müşterek mana olarak üzerinde durulan husus,

Mehdî devrinde mukayese edilemeyecek ölçüde bolluk ve bereket olacağı ve onun da isteyenlere esirgemeden bol bol dağıtacağı hususudur.

Bkz. Nureddin el-Heysemî, Mecma’u’z-zevâid, Dâru’l-kütüb, Beyrut, 1967, VII/313.
26
Bununla birlikte, Müslim’in Sahih’inde geçen ve açıkça Mehdî ifadesinin geçmediği şu hadis de bu manayı desteklemektedir: Ebû Saîd (el-Hudrî) ve Câbir b. Abdillâh (r.anhümâ)’dan rivayet edildiğine göre şöyle demişlerdir: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: ’Ahir zamanda bir halife olacak, malı (bolca) taksim edecek ve onu say­mayacaktır.’

Müslim, el-Fiten Ve Eşrâtu’s-Sâa, 18.)

(Bu Konudaki Bazı Hadis-i Şeriflerin Bazı Sonu)

Var mısın benle yarışa, madem allahlık taslıyorsun, Mesela, Allah badem  yararatmis, onu için bizden bir ücret almıyor, domates yaratmış yine onun için de aynı, biber yaratmış onun için de aynı, altın yaratmış onun için de aynı ,Gümüş yaratmış onun için de aynı, hava yaratmış su yaratmış hiç birisinden bizden bir ücret talep etmiyor. madem sen “Allah' sın”, Allahlık taslıyorsun,  o kadar büyük öyle bir dünya yap ki kendine, insanlarını da, dostlarını da oraya al v,e Her şey bedava olsun böyle. Ama senin işin parayla, bak petrolü bile paylaşamıyoruz senin yüzünden, Petrol kavgası çıkıyor, Biz paylaşmak da bile kavga çıkaran insanoğluyuz. Petrolü  buluyoruz alıyoruz, birimiz benim diyor, Sen diyorsun Benim, ortada kavga çıkiyor, petrole zam geliyor ve, canı yananlar da biz araba sürenler oluyoruz, bırak bedava dünyayı, neredeyse suyu ve havayı bile haraca bağlayacaksın, nerede kalmış Senin Allah lığıın , pabucumun Deccalı.

ALINTI

“canlılık ile cansızlık arasında pek de fark olmadığını belirtmeden geçmek istemeyiz. Peki keşfedebildiğimiz sınırları en çok zorlayan canlı hangisi?

Büyük ihtimalle tardigrad diye düşüneceksiniz, hatta radyasyona ve sıcaklığa en dayanıklı türlerinden biri olan Milnesium tardigradum diye düşünebilirsiniz; ama değil. Evet, tek hücreli olmadıkları için ve filogenetik olarak arthropodlarla bağlantılı oldukları için bu denli bir dayanıklılık bu canlıya göre son derece etkileyicidir. Fakat bu yazıda temel olarak canlılığı konu edineceğiz.
Örneğin bir ekstremofil bakteri olan Deinococcus radiodurans, tardigradlardan bile daha zor koşullarda (asit, soğuk, sıcak, vakum, radyasyon) hiç zorlanmadan hayatta kalmayı başarabilir. D. radiodurans, 5.000 Gy dozluk iyonize radyasyona hiç (%0) metabolik sorun yaşamadan dayanabilir. 15.000 Gy dozluk radyasyonda ise %37’lik bir metabolik kayıp yaşar. Böylece bakteriler arasında en dayanıklı olduğu için “Conan The Bacterium” lakabı ile bilinir. Günümüzde D. radiodurans, genetiği değiştirilerek radyoaktif maddeleri çok yüksek iyonize radyasyon altında daha az zararlı maddelere parçalamak için kullanılır. Bu yönteme Biyoremediayson denir.

Ekstremofil bir arke olan Thermococcus gammatolerans ise radyasyona karşı bilinen en dayanıklı canlı organizmadır. 2003 yılında Kaliforniya’da okyanusun 2.000 metre altındaki bir hidrotermal bacada keşfedilmiştir. Neredeyse suyun buharlaşma sıcaklığı olan 55–95 °C arasındaki bir sıcaklıkta gelişir ve optimum tercih ettiği sıcaklık değeri 88 °C cıvarındadır. Bulunabildiği pH değeri ise 2-6 cıvarlarındadır. Bu koşullarda hayatta kalmak için bakterilerden farkları neler derseniz: Bakterilerin hücre duvarında peptidoglikan bulunurken, arkelerde sahte-peptidoglikan bulunur. Ayrıca bakterilerin hücre zarında ester bağları vardır; ancak arkelerde eter bağları vardır. Bunların dışında arkelerin metabolik süreçleri, bakterilerden çok ökaryotlara benzer. Bu da filogenetik olarak ökaryotlara daha yakın olduklarını gösterir.“

ALINTI SONU

Kod:
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

أَهُمْ يَقْسِمُونَ رَحْمَةَ رَبِّكَ نَحْنُ قَسَمْنَا بَيْنَهُم مَّعِيشَتَهُمْ فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَرَفَعْنَا بَعْضَهُمْ فَوْقَ بَعْضٍ دَرَجَاتٍ لِيَتَّخِذَ بَعْضُهُم بَعْضًا سُخْرِيًّا وَرَحْمَتُ رَبِّكَ خَيْرٌ مِّمَّا يَجْمَعُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

E hum yaksimune rahmete rabbik, nahnu kasemna beynehum maişetehum fil hayatid dunyave refa'na ba'dahum fevka ba'dın derecatin li yettehıze ba'duhum ba'dan suhriyya, ve rahmetu rabbike hayrun mimma yecmaun.

Meali :

Rabbinin rahmetini onlar mı taksim edip paylaştırıyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında Biz taksim ettik; birbirlerine iş gördürmeleri için kimini kimine derecelerle üstün kıldık; Rabbinin rahmeti, onların biriktirdikleri şeylerden daha iyidir.

(Sadakallahul Aziym Zuhruf suresi 32. ayet)

Evrim teorisinin doğruluğu ve insanoğlunun tabaka tabakaö redet redetö derece derece evrenden aşağı indirilişi.  ve  en son  indirildigimiz  yer dünya ve  Arzı mev'ud .
Yukarıda anlatılan bakterilerin yeryüzünde var olması gösteriyor ki, bir zamanlar insanlık Neptün deydi, orayı su bastı ve aşağı indirildi, sonra insanlık jüpiter'e geçti, orası toz duman asit baz ve oradan da indirildi, Ayakta kalan o diğer bakteri oldu, ve o da bir aşağı indirildi ve, insanlık ondan da aşağıda devam etmeye başladı, çünkü Jüpiter'in de kıyameti koptu,  ve insanoğluna bir şans daha verildi o bakteri ile, Çünkü o bakteri kafasını kullanıp kendini evrimleştirdi toza dumana aside ve baza dayanıklı bir kalkan geliştirdi.

ve ondan sonrası ondan sonrası en son bu Dünyamız,  Arzı mev'ud.  yani orta yollu dünya, ne sıcak ne ne de soğuk, orta halli dünya, ve ne Ateş merkür gibi ne asit, ne  neptün gibi su, hepsi garerince olan bir dünya  Vaa'dedilmiş yer.

ALINTI

Hz. İbrahim ve onun soyundan gelenlere verileceği va'dedilen arazî. Bu tabir Kur'an-ı Kerîm'de "Bereketli arz" olarak kaydedilmektedir. (el-Enbiyâ, 21/71) Hz. Yusuf (a.s.)'ın Mısır'a götürdüğü İsrailoğulları zamanla Firavunların yönetimi altında zulme uğramış, mustaz'af* bir kitle haline gelmişti. Kur'an'da Hz. Musa (a.s.)'ın onlara şöyle dediğini biliyoruz. "Ey Kavmim, Allah'ın size takdir ettiği Arz-ı Mukaddes'e girin arkanıza dönmeyin. Yoksa hepiniz nice zararlara uğrayanlardan olursunuz. " (el-Mâide, 5/12). Hz. Musa'nın sözleriyle Allah'ın İsrailoğullarına mukaddes kıldığı belde bildirilmiş ise de bunun neresi olduğu kesin olarak bilinmemektedir. Ken'an ili olarak bilinen yer Filistin, Şam, Ürdün'deki Ken'an bölgesi yahut Kudüs şehri midir, bu hususta kesin bir bilgiye sahip değiliz. Ancak o dönemlerde bu bölgede büyük bir devlet hüküm sürdüğünden, israiloğulları buraya gelmek istememişler, bunun için de Hz. Musa'ya: "Git sen ve Rabbin, savaşınız; biz buracıkta oturacağız" demişlerdi. (el-Mâide, 5/24) Bundan sonra İsrailoğulları'nın buraya gidemeyeceği, ancak bu bölgeye salih kulların mirasçı olacakları Hz. Dâvud'a vahyedilen Zebur'da belirtilmiştir: "Andolsun ki biz zikir (Tevrat)'dan sonra (Davud'a indirilen) Zebûr'da yazdık ki. "Arz'a (arz-ı Mev'ud 'a) benim salih kullarım varis olur."(el-Enbiyâ, 21/105). Arz-ı Mev'ud'un değerini takdir edemeyen İsrailoğulları yeryüzünün salihleri olamamış fakat daima bunun özlemini duymuş ve bu toprakları ele geçirmek için her türlü hileye başvurarak her şeyi mübah görmüşlerdir. Arz-ı Mev'ud Müslümanlar, Hristiyanlar ve Yahûdiler tarafından kutsal kabul edildiği için her üç ümmet de buraları ele geçirme gayreti içine girmiş ve bu bölgede tarih boyunca mücadeleler sürmüştür. Yahudiler Allah'ın Peygamberlerini öldürüp onun dinine ve emirlerine sırt çevirdiklerinden Allah onların bu kutsal yerlere mirasçı olamayacaklarım belirtmiştir. Yukarıda ifade edildiği gibi yeryüzüne Allah'ın salih kulları varis olacaktır. Bu ilâhi hüküm bütün kutsal kitaplarda mevcuttur. (bk. el-Enbiyâ, 21/105; Mezmurlar, 37/29, 69/32-36). İslâm'dan önceki dinler ve Hz. Peygamber'den önceki kutsal kitap ve şerîatler, Kur'an ile neshedildiği için, bütün insanların İslâm'a ve Kur'an'a tabi olması halinde Allah'ın salih kulları olmaları mümkündür. Arz-ı Mev'ud'a ancak Allah'ın son şerîatı olan İslâm'a iman etmekle vâris olunabilir.

ALINTI SONU

VI.MESELE

Bariklik Ne Demektir

"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun
mecîd"

Hani Nemrud ibrahim aleyhisselamı ateşe atacaktı da, Allah ateşe serin ol dedi ve ibrahimi yakmadı ya, işte bereket "Kemâ bârakte alâ ibrahîme" ibrahime bereket budur.
Yine Hz ibrahim rüyada gördüğü amel olan, ismaili Allah a kurban edecekti de, Allah cennetten bir koç gönderip, ismailin başını bağışladı ya, işte ismaile bereket "Kemâ bârakte ve alâ âli ibrâhîme"  budur yani bereketin barik olmanın bir nevi manası, başındaki bir belanın def edilmesidir.

VII.MESELE

Güya Deccal “Dünyamizi Kurtariyor” Hikayesi yalan!
Suriye Irak ve benzerlerini yıkan adam, yıkarak mı dünyayı kurtarıyormuş. Yıkıyor ki, yeniden yapmak isteyenler, ondan malzeme alsın, sıfırdan bir ülke olunca, ondan silah alsın, ona ağabey desin Aman desin, yaman desin, yalvarsın, O da onlara Allahlık taslasın, isteği budr.  Eğer yıkarak kurtarmıyorsa, o zaman, Allah niye kıyameti koparacak diye çığlık atanlar, bu yazıyı okusun. Haaşa, Sümme haaşa, Allah da Deccal gibi, belki yenisini yapmak için yıkacaktır belki. Ama Allah yıkıpta  yapmıyor  bunca senedir dünyayı. Allah bu dünyanın sistemini "Recycling" Dönüşüm ünitesi sistemi olaraktan kurmuş.  insan  atıklarini fareye  temizletiyor, fareleri kediye temizletiyor, kedileri  gelinciklere  ve  köpeklere,  köpekleri  kurtlara,  kurtlarin  bıraktigi atıkları,  Akbaba ve tilkilere temizletiyor,.. yani zinciri Zincire bağlanmış Allah, Dünya öyle yürüyor, yıkmadan yeniden yapıyor, ve ölen dünyaya her sene baharı yeniden getiriyor. Oysaki Deccal,  yenisini  yapmak  için, sadece yıkmak gerektiğini iddia eden bir adam, ya da kadın, her neyse. ve tezi  doğru  değil. Madem doğruyu yapmak istioyorsun! O zaman, Allahin sistemini  kopyala,  yıkmadan yenelerini  yapmasınıda  öğren.

Bizimde sözümüz Tutulsaydı! bizde kedi olalı bir fare yakladık ve, fareler kediliğe terakki etti diyecektik, ancak fareler haaala fare kaldı malesef.

VIII .MESELE

Yine deccal Dünyanin ve Mehdi vaktinin bereketini Tüketip yok etmeye çalışıyor,  çünkü mesela domates yiyince, artık  domatesten alacağımız bereketi ve faydayı kazanamıyoruz, yine  maddeleri  Elemantar  Yapıyı bozdu, Şeker, şeker değil, tuz, tuz değil, su su değil, hava hava değil, ve en son kafayı naylona taktı, Naylon ve plastike.  Naylon plastik  için öne sürdüğü hile ve, onu kaldırma yöntemi ise :  Güya Naylon neymiş, 50 senede çürümüyormuş, doğamızada zararlıymış. Halbuki size bardağın boş tarafını gösteriyor. Eskiden  bir aletin  malin  üstünde  "Made in Germany" yazıyorsa, o mal kaliteli maldı, evladiyelik, senelerce kullan bozulmaz eskimezdi.  Kimler istemez  böyle kaliteli  mal. Ve Allah bize Kaliteli mal, 50 sene Eskimeyen çürümeyen plastik ve naylon keşfettirmiş. insanlar burasına bakmıyor da, bardağın boş tarafını bakıyor, 50 sene çürümüyormuş zararlıymış diyor. Bamıyor ki bardağın dolu tarafına, Allah bize Eskimeyen kaliteli bir mal keşfettirmiş keşfedilmiş demiyor.  Bu konudaki Bu sözüm ve fikrimde, müttakilere, askerime kifayet edecektir zaten.

IIX.MESELE

Geleceği Allah'tan başka kimse bilemez diye bir ayet var.
Öyle  bir  Allah var ki,  gelelecegi biliyor. Ve dünyada  Allah'ın o sıfatının tecelli  ettiği zatı, Allahu Teala kendisi, Kur'an-ı Kerim'de  Hızır olaraktan bize tanıtıyor. Ve  O gelecekten haberdar olup, ona göre gelecek Hakkında karar verme yetkisine sahip.  Demek ki Allah öyle kimselere de,  gelecekten  bazı haberleri  haberdar etmekte.  ve Onlara da yapması gerekenleri ilham yoluyla bildirmekte. Raşidi Tarikatında hızırlık bir görevdir makamdır. O sadece bir kimseye verilen isim ve şahıs değildir. Allah dilerse Bugün seni Hızır yapar, Yarın ahmeti bürgün Fadimeyi, öbürgün ise Bilmem maymunu veya karakayı hızır edebilir…

IX. MESELE

Film yıldızları şarkıcılar ve senaristler de, sanki ilhamlar tükendi bitti gibi, tükendik modunda lar, ve yeni senaryo ve yeni şarkı yeni müzik üretemez oldular.
Halbuki Kur'an'da İncil de Tevrat'ta bir sürü senaryo var. peygamberin hadislerinde, başından geçenler bir sürü senaryo, hepsi yazılmış hadis halinde, kitap halinde, kıssalar halinde, senaryolar. Bunlarca senedir Kimse onlara göz atıp da, ne doğrudürüst film yapmışlar, ne doğru dürüst şarkı yazmışlar üretememişler. açıp baksanız, Bir de kafanızı çalıştırıp, Hayal gücünüzü çalıştırırsanız, size bir sürü senaryo var, tükenmişlik sendromundan Çıkın artık. Mesela Başından geçenleri hikaye edin, film yapın, bunu çoluk çocuk seyretsin. bir de hayal gücünüzle daha da bunu ileriye taşıyın, o vakitte yaşıyormuş gibi hissederekten, biraz içine bir şeyler katın bozmadan. ne güzel film senarıyosuolur, yıllarca eskimeyecek senaryolar. Vallahi aynı Kemal Sunal filmleri gibi. eskimeyen filmler olacak. yine isa nın başından Geçenler, Musa'nın Başından geçenler, Peygamberimizin Başından Geçenler, Hazreti Ömer'in killer, 12 havarinin ki,  alın Size binlerce senaryo benden beleş, alın kullanın,Onların  YouTube video ve televizyon filmleri şarkıları ile, yıldızları yeniden parlasın. Bu Musa nın Yıldızı, Musa gibi yeniden parlasın, isa nınkini  İsa gibi...Davut'un ki şarkı şiir halinde, Alın size şarkı şiirler, yanına Biraz da siz katın sevginizi aşkınızı, işte size bir kitap dolusu şarkı, söyleyin, Söyleyin, altın vaktinde Bunlar da olsun. hemde hepsi bedava seneryo.

Rabbim ahireti müttakiler de Baki kılsın. Amin amin amiyn.


--oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '


وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--

Tekamül Kemalet Yolculuğu (Kar©glanin 13 Ocak 2020 Vaazi)

Tekamül Kemalet Yolculuğu

(Kar©glanin 13 Ocak 2020 Vaazi)

 


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَلِمَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِ جَنَّتَانِ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve li men hâfe makâme rabbihî cennetân.

Meali :

Rabbinin makamından korkan kimseler için iki cennet vardır.

Sadakallahul Aziym RAHMAN-46 ayet


---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.”

( Hadis-i Şerif , Muvatta, Hüsnü’l-Hulk, 8; Ahmed b. Hanbel, 2/381)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :
Bu haftaki yazımızın konusuna Raşidi Tarikatı dersleri ile başlayacağız.
Kar ve yağmur yağması için kaseye su ve süt hazırlama videosu yapmıştık.
oradaki  video da Şekeri karıştırmak için sütü çevirirken karıştırırken 7 yerine 8 yapmışız herhalde, herkes de bizim takıldığımız yerde takılmış kalmış. işte Tusunami yine geldi en son Neden? Raşidi Tarikatı Mensuplarından Kar ve yağmur yağması için kaseye su ve süt hazırlayaan kimseler, askerlerimde, aynı yerde  7 yerine 8 yapmış ya da 9 yapmışlar ki ayarı kaçmış. Sistem  aynı Kabe'yi tavaf gibi  olcak ve 7 defa sağdan sola ve 1 defa da soldan sağa demiştik. Yanlış yapınca işteTornado oluyor ve rüzgar dahada hızlı dönüyor, O yüzden tusunami oluşuyor. Çünkü “Hocanın dediğini dut da, yaptığını yapma.” derler. Beni oradaki o videodaki yaptığım hata, size tesir etmemesi gerekiyor. Siz söylediğimi yapacaksınız, dediğimi dutacaksınız, 7 defa sağdan sola, bir defa da soldan sağa. Ama siz de ipin ucunu kaçırırsanız, işte böyle Tsunami olur Çünkü o çevirme dalgayı oluşturuyor Rüzgar 1 soru fazla dönerse işte böyle Tusunami  oluşur, hata bende değil yani, ben o an yapmışım ama, dediğimi dut yap yaptığımı yapma. ve Deccal Sütün ferini (Gücünü) almış o yüzden tam manası ile süt fayda etmiyor artık sanırım.

Bir derste Raşidi Tarikatında Güneş Makamı hakkında vereceğiz, artık yaz gelecek, bahardan yaza geçeceğiz ve Güneş Makamındakilerce günde sadece 66.000 Allah zikri çekilir  ve bir de Hizbül Kasr  çekilir ve sadece 40 gün çekilir. ve o makamdakilerin tesbihlerindeki orta müezzin kaldırınız ve Tesbihin alt ortasına gelecek şekilde 6 tane boncuk lu 1 çark ve kadran  daha eklenir. oradaki orta müezzin kaldırınız oraya 6 Boncuklu yeni  çark ekleyin,  tespihleri o şekilde olur.

Güneş Makamına : 25 Ağustos'tan  Eylül bütünü  ve Ekimin 'ün 21i ne kadar Doğan Erkekler Güneş makamında olan Aslanlardır. Kadınlardan da 21 Mart tan sonra ve, Nisanın tamamı ve 19 Mayıs a kadar doğan kadınlar Güneş makamına çıkabilir. Diğerleri gerçek aslan burcu değildir. Aslan ve  Güneş Makamına çıkamazlar.  Eylül den sonra Ekim'de var erkeklerde 25 Ağustos Eylül'ün 23'ü ne kadar bir de Ekim var kadınlarda Mayıs var, o Ekim ve  Mayıs ileri aslanlar, yani  aslan, kaplan,  Panter, çita  olanlar var, doğduğu Ay ve gününe göre  değişiyor.

Başka bir konu internet cihazlarının zararları ve 5G nin zararları:
internet cihazlarında eski modemlerde yazmaktaki, hatta  yeni modemlerde, 20 santimden yakın kafanızı yaklaştırmayın, vücudunuzu uzak tutun yazması gerekiyor, Çünkü radyasyon yayıyor bu aletler, ve önceden Düşük miktarda yayıyordu, şu anda 5G  ye geçince Telefonlarda  çok yüksek miktarda radyasyon yayıyor. Radyasyon ve Biz, şu anda Kutup Yıldızı'nın yakına doğru gidiyoruz. çekim o şekilde ve, kutuplar takla atacak dedik, işte kutupların takla atması yani Güneş  batıdan doğacak, doğudan batacak, O yüzden biz nereye gidiyoruz, Kutup yıldızına doğru gidiyoruz, Kutup yıldızı ise radyasyon Yıldızı. Bizim ona hazırlanmak için, şu anda radyasyon yemeye başlamamız gerekiyormuş ki, şu anki aletlerin bu hali, biz yani dünyai Kutup Yıldızı'nın yanına vardığımız zaman, zararına alışmış olmamız, radyasyon yiyebilen  ondan etkilenmiyen insanlar olmamız için, Allah'ın ayarladığı bir süreç.  Ama şu anda insanlar alışkın olmadığı için, radyasyona zarar vermekte ve, bunun zararından emin olmak için, keçe minder, ya da koyun postu kullanın, çünkü Radyasyon bağırsaklardaki flora'ya zarar veriyor ve, bağırsaklardaki su da zarar görünce, suyu öldürüyor, su ölünce bağırsaklar kuru kalıyor ve, dışkı katı olunca, bağırsaklarda yırtılma meydana geliyor. o yüzden işte barsak kültürünü yoğurtla tedavi şu anda yeterli değil 5G ye geçince daha zararlı daha yüksek radyasyon yaymaktan ve radyasyon işte insandaki suyu öldürüyor. Bağırsaklardaki suyu öldürüyor, o yüzden altınıza keçe minder, başınıza yün takke, ayağımıza yün çorap giyin. Hatta Muhammed Mustafa çölün sıcaklığından,yaz ve kışın, yün çorap, yün takke, giyermiş, ve bir de deve yününden kendisine cübbe diktirmiş, hırka diktirmiş, onu da bir kere giymiş, hutbe okurken birisi istemiş, yüzü tutmamış vermiş. İşte o da Veysel karani'ye gelen cübbe. ondan sonra ya resulallah Sana yenisini dikelim demişler, fakat ömrü yetmemiş, ikincisi nin bitesiye kadar ömrü yetmemiştir. 2. cübbeyi de giyememiş Muhammed Mustafa. İşte o zaman da  da, zamanda yolculuk edildiği için, bu işin böyle zararlı olduğunu ve, kendisine zarar vereceğini biliyordu zaten Peygamberimiz, o yüzden, çölde yün giyilir mi?. İşte şu anda yün giyin başınıza ayağınıza yün takke çorap, sırtına yün elbise giymek radyasyonun etkisini azaltır. ve telfonlardaki 5G ve modemlerin verdiği zararlara bir nevi engel olmakta, Çünkü yün iletken değil, o biyolojik yapıda ve iletken değil. vücuttaki suyun zarar görmesine de engel olmakta. bilmeyenlere duyurulur ve, şu anda keçecilik bitmiş yeniden keçeciliği başlatın, koyunları yine bitirmişler, koyunculuk  biterse işte böyle olur, işte artık Kutup yıldızına doğru gidiyoruz. Dünya ve evren döne döne, şu anda Kutup yıldızına doğru gittiğimiz için, Kutup Yıldızı'nın yerine vardığımız zaman, bize çok yüksek radyasyon gelecekse, Ona alışmamız gerekiyor, Şu anki sistemin bu şekilde gitmesi, Rabbimizin  bizleri doğal Seleksiyon da götürdüğünü gösteriyor, Halbuki nedeni bilinmiyor du. Bu kutuplar  takla atacak meselesi de bu şekilde yani.

Deccal aleyhillane de bunu insanlara zarar vermek için silah olaraktan kullanmakta.  Bilseki bunun Zararları, kendisini ve askerini de tutacak belki vazgeçer di o zaman. Allah dilerse Deccal Gibi birisini de isterse mehdiye ve askerine yaren yapar. Olur mu hiç öyle demeyin, Allah Kur'an'da bildirmiyor mu ki : Firavunu  Musa ya Baba yaptım diye, o zaman Deccal dan niye bize Yaren olmasın.


Başka bir konu Geçenlerde videosunu yaptım video olaraktan internette var, fakat döküman olaraktan da internette ve kitaplarımızda bulunsun diyerekten, bu teori ye yer vereceğiz bu Vaazda inşallah, yazılı hale getireceğiz.
TEORiMiZ :Karaoğlan Raşit Hoca'nın
“Kainatta ki, Yani Uzaydaki Düzlem Teorisi”

Bu video ya yakın zamanda  Güneş Tutulmsi  olmuştu, ve dedik ki, yıllardır bu güneş ve ay tutulmalarından ne anladınız? Hiçbir şey anlamadık. Ay güneşin önüne geldi, Güneş tutuldu, Güneş ayın önüne geldi ay tutuldu diye biliyoruz. Bu bize başka bir şey daha öğretiyor. Bizim teorimiz de bunu anlatıyor. Ve her Sistem, Güneş sistemi gibi her sistem, bir düzlem üzerinde hareket ediyor. Çünkü  mesela benim ayaklarım yere basıyor olduğu için, bir düzlem üzerindeyim. Benim önüme mesela arkadaşım Ahmet geldiği zaman, benim yani Raşit Hoca tutulması olur. Çünkü siz beni göremezsiniz, önümde Ahmet olduğu için, ben onun önüne gelirsem bu sefer Ahmet tutulması olur. O nu  göremezsiniz.  çünkü, sebep, ayaklarımız aynı düzlem üzerinde olduğu için, bu tutulma böyle olmakta, yoksa Ahmet 2 metre yukarıda olsa, ben aşağıda olsam, ben aşağıdan, Onun önüne geliyor  gibi öyle gelsem, Ahmet'in  önünü kapatmaz, O yüzden Ahmet tutulması olmaz. Ama Güneş sistemimizde Güneş ve ay tutulmasının sebebi de bir düzleme halinde hareket ettikleri için. her sistemin kendine ait başka bir düzlemi var. Bizim Güneş sistemimizin düzlemi başka Siriusun ki başka, Bilmem kutup yıldızının ki başka. Neden derseniz, Çünkü Semaya hangi taraftan bakınca yukarı tarafta gökyüzü ve sema var. brezilya'dan bakınca Gökyüzü aşağı tarafta oluyor, o zaman onların gördüğü Yıldızlar daha başka bir düzlem üzerinde, Kanada dan bakanların gördüğü Yıldız daha başka bir düzlem üzerinde, her sistemin kendine ait düzlemi var. Bunu da şu şekilde anlattım. onlar yukarıdakiler. hepimizin enerji boyutları. Hani Yıldız halleri var, fakat, Onlara bizim enerji boyutlarımiz. ve Allahü Teala, geleceği onularla bize gösteriyor. ve Orada mesela sistemin içinde binlerce Yıldız şu anda ölmekte Olabilir. Neden? Çünkü Muhammed bir sistem, yani Müslümanlık ve Müslüman alemi bir sistem halinde, Müslümanlardan şu anda ölenler, binlerce ölen olabilir, ve binlerce Müslüman olaraktan dünyaya gelmiş çocuklar olabilir, yani ölen yıldızlar ve Doğan Yıldızlar bir sistemin içinde. Ama mesela Müslüman âleminden Ahmet amcanın Ailesi, sistemin içindeki küçük bir sistem olduğu için, onun ailesinde, mesela ölenler kalanlar birler onlar halinde, dedesi ölmüş, torunu doğmuş, bir  ve onlar şeklinde olabilir yani aile olaraktan. Amma sülalesini düşündüğümüz zaman, yine muhammedilere göre düşündüğümüzde, yine küçük bir sistem, ama aileden büyük halde.  O yüzden herkesin sistemi bir düzlem halinde, Her aile başka bir sistem ve düzlem. Hani  Kur'an'da Yusuf suresinde, Yusuf hakkında bahsedince, 12 yıldız ve güneş ve ay bana secde ettiler diyor ya, yani 12 yıldızlı sistem kimin sistemi? bizim Yıldız sistemimiz 12 yıldız yada gezegenli. İsrail oğulları işte 12 yıldızlı sistemi temsil ediyor. 12 yıldız : Jüpiter, Mars, Venüs,... ve en sondaki müslümanlar ise Ramazan YILDIZI, 83 senede bir dönen, Halley Yıldızı, en dıştan dönen Yıldız, Muhammed  Hatemül enbiye ve müslüman ümmeti en son ümmet değil mi? yani en son, en son Muhammed Ümmeti geldi, ondan sonra başka, Mehdi ve cemaati var, O da yine Müslümanlara bağlı.

Bizim sistemimizde 12 ay var, ocak, şubat, mart gibi ve günler  ve aylar yukardaki gezegenleri temsil ediyor,  ve  12  yıldız ve 12  burç var,  ve  Üstün IRK israiloğulları'nı temsil ediyor. Yusuf ve kardeşlerini ele aldığımızda,  hepimiz İsrail oğluyuz, Güneş ise Muhammed Mustafa ve, 12 yıldız Güneş ve ay. yukari vardığımız zaman İbrahim'e vardığımız zaman, hepsi zaten birleşmiş oluyor, Zaten hepimiz İbrahim'den geliyoruz, ha İshak kolu, ha İsmail kolu, yani Hepimiz İbrahim milleti, veyahut israiloğlu, veya İsmail oğluyuz, yukarıdan birleştiğimiz zaman, üstte İbrahim oluyor, ve sistem İsrail'den önce iki çataklı,  yani ağaçlarda erik şeftali armut çok çataklıdır,  ama Kavak  ve çam  tek çataklı Hz.İsa birlerden, başka kardeşi yok.  Bir kavak birde çam biliyorum ben tek çataklı.  Çünkü İsa çam ağacına inecek  diye çam ağacı süslüyorlar,  çünkü çam ağacı tek  cataklidir yani birlerden.

Dünkü Bazı hocalar diyor ki : Neymiş efendim Kep ve fötür Şapkanın Galağı varmış, bizi secde etmesinler diyerekten icat etmişler. Lan dangalak, şapkayı çıkarıp da secdeye varmak aklına gelmiyor mu, sana kim diyor o şapka ile namaza dur diyerekten, Şapkanı  çıkarmak kadar basit bir şeyi akıl edemedin mi ki, senin secdene engel olsun o şapka, dangalak hoca.  Işte böyle gerici yobazlar, her şeyi inkar etmişler,  eskiden de böyle, şimdi de böyle, yeni bir şey çıktı mi, hemen yasak Memnu yaparlar, neymiş İslam'a uygun değil, neymiş şeriata uygun değil,  aslında  hepsi uygun, zamana uygun Ama, sen gibi geri kafalı hocanın, geri kafasına uygun  değil sadece

Paralel Evrenler ve zamanda yolculuk ta 4. adım Teorimiz:

Sen bir Kainat ve evrensin ki,  senin sisteminde, annen, anneannen, baban, deden, çocukların, kalemin, çantan,  defterin, okuldahki  arkadaşlarin,  öğretmenlerin,...  Hepsi senin sistemini oluşturan şeyler değil mi. Öyle olunca sana ait bir Kainat var, sadece Elin Kolun değil, Seni sen yapan Mahallendeki Bakkal amca da var onun içinde, yine takım elbiseni aldığın bir dükkanda var senin sisteminde, hakeza hakeza... Öyle olunca Herkesin kendine ait bir sistemi var, ve Paralel Evrenler bu şekilde, ve zamanda yolculukta ise, Allah geleceği devamlı yeniden yaratmakta, dünkü Sen var, bir de yarınki Sen var. Dünün Yarını biziz, dün ise evvelki günün  yarını idi, Bugünün geleceği yarın,  yarının geleceği ertesi gün,  öyle olunca  Allah gelecegi Her  an  yeniden yeniden yaratmakta. Hızır hikayesinde anlatılan, olayları değiştirme meselesi de, geleceğin her an değiştiğini, sadece bugünün değil, Dünün de değiştiğini gösteriyor.  O  yüzden geleceğe gitmek sorunlu. Eğer senin gittiğin gelecek değiştirildi ve yok edildiyse, Sen arada kaybolursun, Arafta kalırsın, Ne geri dönebilir, neden ileri gidebilirsin. Bu da zamanda yolculuğu keşfedecek Bilim adamlarına Işık tutacak bir bilgi olsun.

Insanlar doğum aylarına göre ve burçlarına göre ya sabah insanı yada gece insanı. yani Işıklı aydınlık insan ve yaz burçlu sıcak tabiatlı insanlar, ya da karanlık insanı, soğuk ve gececi insanlar, diğerleri sabahçı insanlar. Tarikatımızda zikir çekenlerden, sonbahardan sonra doğanların, sonbahar zikrini,  uzun zikiri, öğleden sonra zikrini kolay çekmeleri, ve fakat Yaz geldi miydi, sabah zikrini uzun çekmeleri zor olur, ama öğleden sonra çekecekleri zaman kolay olur. çünkü onlar gece insanıdır. işlerini gece yaparlar. gece işleri onlara kolay gelir. yani karanlık insanlar ve, fakat gündüz insanlarıda, sabahçılara da, sonbahar geldimiydi öğleden sonra uzun zikri çekmek zor gelir. onlar da sabah insanı oldukları için öğleden sonra işlerini yapamazlar. O yüzden zikirlerin de yaz burçluların kışın zikrinde tökezleme olması, kış burçlarının da yazın zikrinde tökezleme olması normaldir. ama yine de gayret edin çekmeye çalışın, bırakmayın sakın,  dönem dönem ve, gündönümü size geldiğinde rahatlayacaksınızdır.

Cennet nimetlerinden lafın değerinden bahsedeceğiz
Bu Altın Çağın  Hz.Mehdi Vaktinin  lafı sözü de altın gibi.
Mesela Beyazit  Öztürk,  yahut Okan Bayülgen gibi birisi, sadece laf alıp laf satıyor, ve o para ile, evini alıyor, maaşını alıyor, arabasını alıyor, o parayla evini geçindiriyor, evleniyor, Bey gibi yaşıyor. Ne yapıyor? Laf alıp,  laf  satıyor.  Halbuki lafın bir ağırlığı yok, Bir hacmi yok,  Nasıl oluyor da böyle altından daha değerli oluyor. Mehdi vakti olunca, işte böyle laf ve söz bile altın gibi değerli oluyor. Gazali gibi birisi onlarca cilt kitap yazmış, fakat karnını doyuramamış, adamın bir tanesi bugün, Afedersiniz Osuruktan bir kitap yazıyor, ve milyonlar kazanıyor, Gazali gibi birisi karnını doyuramamış o yazdıklarıyla. Bugün işte yazmak da değerli, söylemek de değerli, lafta değerli, yani vakit Mehdi vakti ve Altınçağ Cennet vakti.

Rabbim, inanan Kullarına, Bu Vaktin Kıymetini ve Değerini Bilmeyi Nasip Etsin. Amiyn...

Gelelim bu haftaki Vaazımızın ismi olan Terakki meselesine :

Buğday önce un olup,  sonra  hamur ve beze olup ta,  ekmek olunca, sonra biraz Cehennemi tadıp fırına sürülünce, sonra fırıncıdan ya da Ekmekçi den soframıza gelince, biz de onu bir şeyleri katık yapıp yediğimiz zaman, işte Buğday Terakki etti ve, hayatına Ben yediysem, Raşit olarak devam etmeye başladı, Ahmet yediyse Ahmet olaraktan, köpeğin hav hav yediyse, hav hav olarak devam etmeye başladı.
Yine Geçenki videolarda ve vaazda bahsettiğimiz farenin yaratılma  hikmeti :  insan ve Insanların evlerinin etrafındaki atıkları resteleri  temizlemek  için Halk edilmiş. fakat o fazla    çoğalınca Allah onun üstüne Vezir olaraktan kedi Halk Etmiş, O da onun ile beslenerekten onları azaltmakta, ve  burada Yukarıdaki konuyu bu konuya kıyas edersek, fare Allah'a karşı görevini yerine getirip sadık bir asker olaraktan Terakki edince,  kedilere yem olur. Onu kedi yiyince  artık bir fare değil Aslan olmuştur, küçük aslan, yani kedi, hayatına kedi olaraktan devam etmeye başlar. ve bu en yüksek aslan olan, gerçek aslan, ormanların kralı, Gerçek aslan olarakdan devam etmeye kadar gider. iki cihanın Güneşi Hz. Muhammed Mustafa Gerçek Aslan

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ اللَّهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِّمَن كَانَ يَرْجُو اللَّهَ وَالْيَوْمَ الْآخِرَ وَذَكَرَ اللَّهَ كَثِيرًا

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Lekad kâne lekum fî resûlillâhi usvetun hasenetun limen kâne yercûllâhe vel yevmel âhıra ve zekerallâhe kesîrâ.

Meali :

Andolsun, Allah’ın Resûlünde sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır.

(Sadakallahul Aziym AHZAB Suresi 21. ayet)

Ayşe Annemize O'nun Ahlakı Nasıldı diye sordular. Hz. Ayşe Annemiz, "Siz Kur'an okumuyor musunuz? Peygamberin ahlakı, Kur'an'dı" buyurmuştur.

( Hadis-i Şerif )

Aynnı Sorunun benzerinin(Peygamberimizin) onun vaktinde  O'na da (Peygamberimizede) sordular, O'da  Rabbimizden ilham ile şöyle cevap verdi :

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

قُلْ إِنَّ صَلاَتِي وَنُسُكِي وَمَحْيَايَ وَمَمَاتِي لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Kul inne salâtî ve nusukî ve mahyâye ve memâtî lillâhi rabbil âlemîn

Meali :

Ey Muhammed! De ki: “Şüphesiz benim namazım da, diğer ibadetlerim de, yaşamam da, ölümüm de âlemlerin Rabbi Allah içindir.”

(Sadakallahul Aziym Enam Suresi 162 ayet)


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَإِنَّكَ لَعَلى خُلُقٍ عَظِيمٍ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve inneke le alâ hulukın azîm.

Meali :

Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.

(Sadakallahul Aziym KALEM Suresi 4. ayet)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

لَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ فِي أَحْسَنِ تَقْوِيمٍ ثُمَّ رَدَدْنَاهُ أَسْفَلَ سَافِلِينَ إِلَّا الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَلَهُمْ أَجْرٌ غَيْرُ مَمْنُونٍ فَمَا يُكَذِّبُكَ بَعْدُ بِالدِّينِ أَلَيْسَ اللَّهُ بِأَحْكَمِ الْحَاكِمِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Lekad halaknâl insâne fî ahseni takvîm. Summe radednâhu esfele sâfilîn. İllâllezîne âmenû ve amilûs sâlihâti fe lehum ecrun gayru memnûn. Fe mâ yukezzibuke ba’du bid dîn. E leysallâhu bi ahkemil hâkimîn.

Meali :

Andolsun ki Biz, insanı (nefsini), ahseni takvim içinde (nefs tezkiyesi ve tasfiyesi yaparak en güzele ulaşabilecek özellikte) yarattık. Sonra onu, esfeli safiline (en sefil hale, nefsinin karanlıklarına) iade ettik (çevirdik). Âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı dileyenler) ve amilüssalihat (nefsi tezkiye edici amel) işleyenler hariç. İşte onlar için kesintisiz ecir (mükâfat) vardır. (Ey insan!) Öyleyse bundan sonra sana dîni tekzip ettiren (yalanlatan) nedir? Allah, hakimlerin en güzel hüküm vereni değil mi?

(Sadakallahul Aziym TİN Suresi 4,5,6,7,8. ayetler)

Ki burada da İnsanoğlu Kemal'ine erince, onu hangi Aslan yiyecek de, o melekliğe Terakki edecektir. Meleklikten önce ise cinlik, cinlikten sonradan şeytanlık gelir. hani Bir söz vardır ya "cin olmadan, şeytan çarpmaya kalkma" diye, yani önce  bir cin  belki seni yiyecek.  Ve insanın serüveni, önce cin olaraktan devam edecek, daha sonra şeytan, Daha sonra da Müslüman şeytan, Daha sonra da meleklik belki, kat edebilirse o dereceleri ,Terakki meselesi de bu şekilde. Meleklik vasfına da dört büyük melekten geçilmekte. Azrail, İsrafil, Mikail ve  en üst Cebrail. Ölmeden Azraillik vasfı'na geçemezsin, seni bir yılan çiyan yemeden Azrail sıfatına giremezsin,  sonra israfil yani toz duman olmadan İsrafil olamazsın, sonra Mikail rüzgarlık, tozu dumanı savuran Rüzgar olmak için, önce toz toprak olup sonra savrulman lazım, savuran olmak daha ondan öte, yani Mikaillik, Rüzgar olmak  sonra.  Cebraillik  en  yüksek makam.



Cebrail'in görevi neydi? ilham getirip götürmek. yani uzaklara,  ve En derinlere ulaşabilen ses frekansı olabilmek. Sonra dört ana unsur : toprak, su, hava ve ateş, ve bu hafta üçüncü Cemre toprağa düştü, Erken gelen ateş ve bahar. Birinci Cemreler girdiğinde, sabahın soğuğunda, dışarıda Kumru sesi duydum, Hu hu diyordu, yani Bahar'ın habercileri buraya kadar gelmişler ki, onlar magnetizma nın değiştiğini bilenler, buradaki baharı yaşayıp diğer ki Bahar'a yetişmek için acele edenler, yoksa yetişemez, yavru çıkaramaz, yavrusunu büyütemez. ki onlar biliyor baharın geldiğini, artık öyle Kar kış soğuk falan beklemeyin, Çünkü onların zamanında yavru çıkarması ve besleyip büyütüp, başka bahara gitmesi lazım, yoksa soyları tükenir. Bu Senede Böyle Olsun. Ne yapalım, Rabbim hepimize kızmış, Siz Mehdi döversiniz ha, ha Muhammed'i dövmüşsünüz, ha Hz Mehdiyi dövmüşsünüz. Ha Hazreti İsa'yı dövmüşsünüz, ha Hz Mehdiyi, günahınız büyük. Rabb'im suyunuzu keserse şaşmayın neden de diye viyaklamayın.

Daha önce Yusufun başından geçen(Yusuf ile Züleyha olayindaki), namuslu kalmak meslesi, benim başımdan geçince, bende Hz.Yusuf gibi davranınca, Ahirzmanda Yusufluk bana kadı demiştim. şimdide, son kavga ve dayak olayında, bana gelen düşmanıma tam demiır sopa ile vuracakken, o an gelen vurma diye bir ilham yüzünden vurmadım, dayak yiyen ben oldum, ve o söz hak söz diye vurmayınca ne oldu? Yunusluk ne idi? dervişlik ne idi? "dövene elsiz, sövene dilsiz" olmak vasfı, ve ben dövene, ve birde karısı ve kendisi geldi önce sövdü bizeö kavga o yüzden zati,  ilham yoluyla öğretilipte,  ona el kaldırmadım yada onu dövmedim, ve Yunus cübbeside bana kaldı, yani zamanın  hem yusuf gibi güzel ve yakışıklısı ve güzel ahlaklısı, ve birde hemde  zamanın dervişi yunus u da biz olduk artık. dövene elsiz. sövene dilsiz  davaranabilmek ahlakı yani.

Amma

ki artık iyilerin iyiliği de kabul olmaz olmuş ki, bizler bile kötülerden sayılmışız ki, rabbim kar vermedi işte. Rabbim, taksiratımızı, kusurlarımızı af buyursun.
Amiyn, Amiyn, Aaamiyn...



--oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '


وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--