Mutmain nefis makaminada, allahi zikir ile cikabilir insan (Kar©glanin 30 Aralık 2016 Vaazi)

Eger Kalpler ancak zikir ile tatmin oluyorsa o zaman mutmain nefis makaminada, ancak allahi zikir ile cikabilir insan demekdir

(Kar©glanin 30 Aralık 2016 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

"أَلاَ بِذِكْرِ اللّهِ تَطْمَئِنُّ الْقُلُوب

ela bizikrillahi tatmeinnül kulüp

Kalpler ancak ALLAH’ı zikir ile mutmâin olur"

Sadakallahul Aziym RA'D Suresi 28. ayetten pasaj


---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular


( Hadis-i Şerif , Tirmizî, Menâkıp, 69)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

ela bizikrillahi tatmeinnül kulüp - Kalpler ancak ALLAH’ı zikir ile mutmâin olur"

Eger Kalpler ancak zikir ile tatmin oluyorsa o zaman mutmain tatmin olmus doygun nefis makaminada, ancak zikir ile, allahi zikir ile cikabilir insan demekdir.

Muhammed kelimesinde ses yükseltilmez.yükseltilemez.

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَرْفَعُوا أَصْوَاتَكُمْ فَوْقَ صَوْتِ النَّبِيِّ وَلَا تَجْهَرُوا لَهُ بِالْقَوْلِ كَجَهْرِ بَعْضِكُمْ لِبَعْضٍ أَن تَحْبَطَ أَعْمَالُكُمْ وَأَنتُمْ لَا تَشْعُرُونَ

Ya eyyuhâllezîne âmenû lâ terfeû asvâtekum fevka savtin nebiyyi ve lâ techerû lehu bil kavli ke cehri ba’dıkum li ba’dın en tahbeta a’mâlukum ve entum lâ teş’urûn.
Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ey iman edenler! Seslerinizi, Peygamber’in sesinin üstüne yükseltmeyin. Birbirinize bağırdığınız gibi, Peygamber’e yüksek sesle bağırmayın, yoksa siz farkına varmadan işledikleriniz boşa gider.

Sadakallahul Aziym HUCURAT Suresi 2. ayet
Allah muhammed kelimesini öyle bir SIR koymuş ki Muuuuuuuu diye okusan sesi yükseltemezsin muhaaaaaaa diye okusan yine olmaz yükselmez muhammmmmmmm desen yine yükselmez ve muhammeeeeee desen yine olmaz muhammedddddddddd desen yine yükselmez ve piramitteki üst alt ilişkisi ile Allah en üst, muhammed ondan altta ve o herzaman bir alt perdeden okunur, öyle olunca bizler muhammed ümmeti ise, onunda altinda olanlariz ve bizlerin bu muhammedin tonunu gecmemiz yasaklanmiş, nerede muhammedin oldugu yerde. peki bu bir ayet ise, bu sadece onun vaktindeki insanlar icin olan bir ayet olamaz, ayetler globaldir, öyle olunca muhammed kelimesi gecen yerlerde onun tonunun üstüne cikmak yasakdir gibi bir durum olur yani, yani perde farki, onun perdesini koyup gecmemek, aynen Pascalsche Pyramide de oldugu gibi

 

Bugün inernetin alti yaşindaki cocugun eline kadaer düşdügü bir cagda resim ararken bilmem şarki ararken komik video ararken birden ciplak bir resime ve sonra onu
acinca binlerce ciplak resime videoya varan bir sistem var iken, ve dün playboy dergisini alipda, bir kadinin mayolu resimine bakmak bile bir bütce gerektirirken bugün
cogunun elindeki cep intenetinde bile her an bedava hizmet halinde duruyor bunlar, ve buna rastlamamak mümkin degilken, ve herkesin s e x fimi veya s e x resimleri gördügü ve
a.. nedir s.. nedir tikismek nedir canli canli gördügü bir cagda haala millelti leylek masallari ile kandirmak ahmaklikdir. ve evet edep, edep biraz amma, aliminden cahiline herkesin evine giren bu internette s e x filmi seyretmeyen kalmamişken beni bunlara bakmiş diye günah kecisi ilan eden dangilin taa .....
Daha dün alimin diyen biri vaaz ediyordu nakşi bir alim biri, rüyasinda gördüklerine inanipda, ben gazete okudumda, bilmem hergün girdigim kaplicam var idi, gazete okumam yüzünden, bugün yok diye, rüyasindaki kapilcasina inanan alimlerin babalari, tv kanali, intenet sayfasi acmişken, dün tv gazete memnu yasak derken, bugün bu mecraya şeyhleri babalari bile girmişken, bu kanlain ve safalarin admini olan bu adamlar hicmi googlede resim aramadi, resim sayfasinda ilgi cekici bir s e x videso veya resimi hep cikiyor, öyle olunca şeytanda dürterse fisteklerse, ordan oraya, ordan binlercesinin oldugu sayfaya varmak mümkin, dün parali aç aça dansöz karilarin göbek dansina gitmek icin para ödeyen, hemde ne icin kadin mayolo dans etcekde, ona bakacagiz diye para öderken, asker olupda ac aca bakmayan varmi, yine dün para ile iken, hem bedava hemde bugün sadece baldirina bacagina degil girip cikişina bakabiliyon kardeşim.

öyle olunca herkes bu boka belenmişken, beni günah kecisi ilan etcek ve eden alimin aklina s i c a n ben. Tamam siz gözlernizi yumun, kafanitz kuma gömün, onlari görmemek icin kardeşim, ben yummuyon, görünce, ihtiyac olunca, bazen acip bakiyon bile .
Herkes bamya, sümüklü bamya sevecek diye birşey yok, bazisi sevmeyebilir, sen sevmiyon diye, sümüklü bamyayi inkar edemezsin, anladinimi dangil, sen seyretmiyon diye bu filimleri internete silemezsin,ve hatta ben, şu, bu, o, biz sadece seyrederken, bazilari bunlari, bu fiilleri yapiyor, ve filmini ceken yapan birlieri bile var. Bir dükkanda markettene olmazki, herşey vardir amma, sen senin ihtiyacin olani alirsin, ve parana göre alirsin, ve bu dükkan, ahir zaman dükkaninda, da iyide var, senin kötü sandiklarinda var, istersen alirsin, istemezsen gözünü yumarsin, kafani kuma gömmekle birşey olma sorun cözülmez, sadece sen görmezsin etrafini, halbuki alti yaşindaki cocukda gördü bunlari artik anladinmi a h m a k. .........
-------------------------


Allah elmayi bir kere de yaratmiş yani vay yanliş olmuş, silende kanadini düzelten, bilmem sapi olmamiş yeniden düzelten diye birşey yok, yani keci bir kerede, koyun öyle, armut öyle, dünya öyle, jüpitrer öyle, amma angutlar diyorki "anonakiler" denen tanrilar uzaydan dünyaaya geldiler ve insani yaratmadan önce geni hayvanla kariştirmişlarda, atinsan balik insan, falan filan meydan gelmiş, ve en son denemede insani bulup, ademi onlar yaratmiş diye, şeytan akliyla, fikir üretiyorlar.Lan dangil atinsani insanla kariştirdi diyleim yani bir ata varmiş birde insan varmişda, bu ahmaklarbu ipneler kariştirip genle oynamiş demek olur o sadece, o yüzdende helak olmuşlar demek olur, o mu kitasinin helak oluşu yani, kariştirdi derken, ati yaratan kim, at orjinal degilmi angut, ati kim yaratti, elmayi kim yaratti, elmada bir yanlişlik varmi, sapi eksik cükü eksik diye birşey varmi? deneme yanilma varmi, yine atin yaratilişinda bir bozukluk varmi, bir eksiklik varmi d a ngil t ro t tel ,zaten o batan ümmetlerin batma sebeblerinden biride bu sapitmalar işte, Allahdan başkalarina tapinma ve,o dangillerin tanrilik ve Allahlik idiialari yüzünden. Herhalde bu yüzyilda yine başmiza gelecekler var ki, yine bu dangil cinler, bazilarina g ö t lerinden böyle fistekler sokuyor, tanri icad ettiriyor bunlara dangil köpeklere.

NOEL KUTLAMAK CAiZMiDiR

Noel meselesi, lan dangil, noel kutlanmaz diyen cahil dinci, cahil sofu, sen muhammedin dogum gününü kutluyon oluyorda isa da bunlarin peygamberi onlarda noelde o nun dogum gününü kutlarlar, onlarin bayrami Araligin 24 veya 27 sidir iki ayri görüşe göre,kadinlar günü, köpekler, günü sakatlar günü varda, bugün Hz Ademin dogumunu bilsek, onuda kutlariz , bilmem ne günlari kutlaniyorda Hz. Adem inkini Hz. isa ninkini niye kutlamayalim degilmi, cahil sofi, işde bilgisiz a h mak bunu bilmediginden, gavurlara uymak olmaz diye fetva verir. isa kim? ulul azim peygamber degilmi, niye kutlanmasin onun dogumu lan, gavur kim? isa nin dogum gününü bilipde onu kutlayanmi gavur oldu, bizler ise bizim görüşlerimize göre ise, isa nin dogumu yine 1 ocakdir, miladi takvimin başi isa nin dogumunu ele almiş diye biliriz hepimiz, o rivayet isavilerde zayif kalmis, amma haala yine silvester diye kutlarlar, sen bilmiyorsan onlar biliyorsa kutlamak nasil caiz olmaz ahmak cahil. bizler ise yeni yil diye kutlariz, halbuki aynen yahudilerin cumartesiyi tatil etmeyi becerememelerine ragmen, musadan binler sene sonra, cumarteside dogal tatil, pazarda tatil yapildi, başardilarmi artik onlarda tatil yapmayi? başardilar hemde Allah sadece onlara yasak koymamiş bizlerede tatil vermiş, ve yeni yilda isain dogumu da dogal seleksiyonla herkese kutlatilir, cünkü Allah onu kutluyor kuranda da o bunu söylüyor ve o kutlayinca herkesde kutlamiş oluyor .

وَالسَّلَامُ عَلَيَّ يَوْمَ وُلِدتُّ وَيَوْمَ أَمُوتُ وَيَوْمَ أُبْعَثُ حَيًّا

Ves selâmu aleyye yevme vulidtu ve yevme emûtu ve yevme ub’asu hayyâ.

isa dediki “Doğduğum gün, öleceğim gün ve diriltileceğim gün bana selâm Kutlama (esenlik verilmiştir).”
MERYEM Suresi 33. ayet

Lan dangil, cumartesim yasagi ile sana, 5 gün caliş iki günde de tatil yap dinlen diyor Allah, kötümü diyor, bunu o gün anlamadilar, bugün hafta sonu dört gözle bekleniyormu bekleniyor, allahin muradi buydu zaten, bunu yapsinlar istedi, amma o gün bu tam manasi ile anlaşilmadi, bugün mehdi vakti, ve herşey artik kazanilmiş vaziyette, yine zekat nedir? zekat demek ile devlete vergilendirme yasasinin konulmasini istedi Allah, yoksa bunun başka bir manasi yok, o gün bunu başaramayan salebeden muhammed ne istedi, gidin öşür alin gelin dedi, yani vergi vergi, vergi kardeşim. ve bu gün bu zekat bütün dünyaca işletilen bir sistem yani vergilendirme sistemi, peki bu kötümü yani, allah bunu murad etti yoksa zenginin fakirin sirtina yük yüklemek degil ve zekat ve vergi ile işde o gün Hz ömerin maaaşi,bugün bütün devletlerde evela o devletin yönetimideki meclisin maaşi cikiyor, yine o para yeri geliyor yol oluyor o para, yeri geliyor köprü oluyor, yani vergilendirmenin faydasi bunlar. yani zekat işde bu, bundan başka zekat arayan ahmakdir zaten, daha ne? amma işde devletin o vergiler ile yine fakiri fukarayida gözetmesi şarttir, o verginin nerelerde harcanacagi kuranda bildirilmiş,
------
Çam agacina gelince, Noel baba hikayesi, o noel baba falan degildir, asli ise : sen isa şama inecek diye rivayet duymuşsun, onlarda bunu sagir anlamaz yakiştirir hesabi ile, şami Çam sanmişlar, ve isa Çama incek diye, evlerine Çam agaci diker olmuşlar, isa incekdir halbuki, bunun ege bük,e kulakdan kulaga oyunu gibi, buradan kalem deyip sinifin sonunda elma cikdigi gibi, onlardaki riavayetde öyle olmuş, ve isa yerine, hediye getiren noel baba olmuş, halbuki onlar yillardir isa yi beklerler, incek olan, gökten inecek olan isa dir. Noel Baba neden bacadan iner? bunu bizim uydurma hadislerle dini bozmak isteyen şeytan uşaklari gbi, onlarinkinide bozan şeytan, böyle işde bacadan noel baba incek, hediye getircek diye bozmuş, halkbuki yillardir "isa gökden inecek" diye bizde onlarda inaniriz, o yüzden noel baba kapidan degilde gökten geyiklerle gelip bacadan iner, halbuki o isa olcakdi işde, yani inecek bir tek kimse var, oda isa, yillardir beklenen isa, o da işde yine cok bozulmuş Noel Baba olmuş, O zeytin dalina veya zeytin dagina incek diye rivayet varken, cünkü nuhun gemisne ucarak gökden inip binen bir tek zeytin var ve zeytin isa yi ölümsüzlügü temsil eder, ve ömrü uzun tek agacdir, öyley,se isa zeytin olurda dünya inerken, bunu alip egip büküp , zeytin agac ve israildeki agac, orda cam yokki fazla, onu avrupaya ihrac edince, amerikaya ihrac edince olmuşmu sana Çam agaci ve Türklerde yine sagir anlamaz yolu ile Çami şam yapmişlar, halbuki işde zeytini yiyince bizlerde isa tecelli eder, yani omega gezegeninden olan isa, bizdede ondan bir parca meydan gelir, yani onun ana maddesi omega vitamini ve isa icimizde olmuş olur, ve ondan meydana gelen can isa olur, o hep icimizde aramizdadir zaten, ölümsüzlük gezegenin padişahi omeganin padişahi.

 

BAZEN SÖZÜNDEN CAYMAKDA iBADETTiR
Bir nükte ile anlatalim olayi : Sen bir bilet aldin, ve bir sözleşmen var ona yetişceksin ve mesela viyanada buluşacaksin birileri ile, ve seni bekliyorlar, amma tam ucaga binmeden haber aldin, ucak kacirilcak, yada ucak düşürülcek, haala benim sözüm var, ben bu ucaga binecen diye diretipde, binip gebermek mi istersin, yoksa ölümden kil payi kurtulmak icin, akillilik edip, o bileti iptal mi edersin,sözünden cayarmisin, orda bekleyenlere ben gelemiyecen mi dersin, yine atam ceddim Hz Hüseyine yapilanlar varken, yani hem cagirip hemde ona ip ne lik kah pe lik eden kah pe düşman varken, yigitlik sökmez.
" düşman kahpe ve kancik ise, senin yigitligin mertligin sökmez, hz hüseyin gibi seni öldürü gecerler azizim," yine hz muhammed tam 70 tane yetişmiş ögretmen askeri, istek üzerine yolladigi bir memleketin yolunda, pusuya düşürüp öldürdüler. muhammed haberini alsaydi bu suikastin, yollarmiydi onlari ölüme ha, ne sözü, ne sözünden dönen ip nedir kan cikdir laflari!!!!!! sik mi şim ben öyle sözü.


" düşman kahpe ve kancik ise senin yigitligin mertligin sökmez, hz Hüseyin gibi seni öldürür gecerler azizim,"
soğuga, ateşe birde kahpe düşmana yigitlik mertlik sökmez.

Atam ceddim Hüseyin sözünde dönmedide ne oldu, kendinin şehit oldugu yetmedi, kendi ile birlikde neredeyse muhammedin tüm soyunu kurutturcakdi, muhammed soyu diye bir soy kalmayacakdi, neden, mertlik taslamakdan. yani tarih ders almamiz icin ibretlikler verir, sen ibret almaz isen, elini elli kere sobaya degdiren, yakan anlamayan, ders almayan ahmak cocuk olursun. ve muhammed dedi "müslüman bir delikden iki kere sokulmaz" yani bazen caymakda ibadettir azzim.
Allah kanununda ateşe yakar kurali koymuş, fakat ibrahimin inadi yüzünden ne yapmiş sözünden caymiş "ey ateş ibarahimi yakma" demiş, sözünden caymiş işde lan, ateş yakarmi yakar, elini sok baken ateşe, amma işde Allah ibrahimi icin sözünden caymak durumunda kalmiş mi kalmiş. Buna senelerdir mucize diyen ahmak, meselyi anlamazda anlatir durur, lan dangíl uyanik ol sende, Allaha yardimci ol, başini belaya sokupda, sonra yetiş rabbim deyip, mucize bekleme, ileriye bak cukurmu var, tuzakmi var, suikastmi var, tedbirni al dengil trottel.



Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdular:

“İlk peygamberlerden itibâren halkın hatırında kalan bir söz vardır:
Hayâ etmedikten sonra istediğini yap!”

( Buhârî, Enbiyâ 54, Edeb 78 )



m.... hocaaa dur orda biraz! muhammed ne dedi utanmiyorsan istedigini yap dedi ve bu s.. filmi videoso cekenler utanmiyor, resmen teşhir ediyor, bizde bakiyorsak ve yaziyorsak, bu utanc meselesi ile degil be azizim. o zaman "utanmiyorsan" bu kelime öyle alalede secilmiş bir kelime degil azizim, onlar utanmadigi icin yapabiliyor, utanan birisi yapabilirmi, ve kendi arzu istegi ile veriyorsa, "ikrami geri cevirmeyin" dedi muhammed. cam sakizi coban armagini, buda s e x yildizi armagini, ben aldim azizim utanmadim, vede yazdim, sen utaaaaan dur daha anladinmi. ömere birisi zehir ikram etmiş, oda bile bile yutmuş azzim, neden kapi gibi muhammedin hadisi var önünde, biliyor cünkü, ikramain iyisi kötüsüü haa ha ha. ve egeer bir hirsiziin sofrasina rastgeldinse, ve bilmiyorsan onun hirsiz oldugunu, hatta bilsen bile, sana ikram ede ede, caldigindan ikram edecekdir azizim, sen bu FIKHI bir daha gözden gecir baken, az calişmişsin dersine, uyanik bir tilki aslanin etrafinda dolaşirsa, hic katil olmadan, hazir öldürülmüş aslan artiklarini, katil siafatina girmeden yer beslenir, yani nemalanmak usta, kimin etrafindasin dikkat et, aslan payimi tilki payimi, kurt payimi, sen düşün, yoksa akbaba leşimi. nice lokma yiyen cibilliyatlar var, akbaba, leş yiyor leş, oda canli o´da ruh taşir, o nuda yaratan Allah, unutma hoş karşila bizide azizim hoş karşila
Birisi demişki
Sen gidersin , ben giderim, makam gider, ün gider; geriye hatırda bırakılan intiba kalır. Kaç gönül kazandıysan ,o kadar ağlayanın kalır.
O sebepledir ki , Gösterdiğin nezaket kadar itibarın, Kazandığın gönül kadar insanlığın vardır.

Katilmiyorum sana bazen kirdiklarin, bagirdiklarin, sövdüklerin, dövdüklerin, daha cok senindir, onlar birde kinli kişilerse seni asla unutmazlar, ve hep senindir onlar. sen unutsan bile onlar seni unutmazlar ha ha ha.



Dur orda her halin bir kehr werti, gecenin gündüzü, akin karasi vardir. sen daha bu ayetinkini bilememişsin hoca, isayi dogurtan kim, ve meryemin kocasi degil, babasi degil kim ,nikahlisi degil, ona bir ruh üfledi diyor, o zaman isa pic kurusumu lan, zina cocugumu anguuuut, isa nasil dogdu bilmeyen ahmak, zina nedir ne manadadir o ayeti anlamaz, ahmak hangi zina, kime göre zina, lan dangil, banami bu lafin, angut köpek, isa ruhullah diyonda o nasil dogdu bilmiyonmu dangil

EYYUBUN KARISINA YÜZ BUGDAY SAPI VURMASININ SEBEBI NE, KIM ÖGRETTi ONA BE ADAM, neden YÜZ? CÜNKÜ BiR ŞEYTAN VEYA ŞEYTAN ASKERi iLE ZiNA ETDiDE ONDAN BE ADAM, AMMA, Allah günahindan dönenleri sever, Allah Tevvabdir cünkü be azzim, senin onu yüz degnekle ödürmene isterse müsade etmez Eyyubun karisinda oldugu gibi yani.



Ey Ademoglu, Tuvalatte kabeye ve güneşe dogru, aya dogru dönmek günah. Yönünü Allah dogru tutulmayan yerlerin başinda gelir, bazende Allaha dogru dönmemek lazimmiş degilmi güzel kardeşim, bazi işerini kendin yap, hep Allahdan mucize bekleme azizim, bazilarinida yapan birilerine birak, onlar senin icin yapsinlar. Berbere o yüzden gideriz, herkes kendi kafasini traş edemez degilmi azizim , Allah onlardada tecelli eder zaten, sen bilmezsin sadaece, onlari icindede Allah oldugunu anladinmi güzel kardeşim

Biriside diyorki



Lan dangil kö p e k, apandist olunca kendini kendin mi ameliyat etcen, inşalah olursunda aman dokdur canim dokdur, bu tükürdügünü yalayip yutarsin, başkasindan meded umulurmu, umumulmazmi canli canli yaşarsin ahmak köpek, dah kendi başini traş edemezsin, bir berbere muhtacsin ahmak köpek, bebere birde para verirsin aman traş et diye.



ALLAH iLE ARAMIZDA ARACILAR OLURMU - ARACISIZ ALLAH BiLMEK OLURMU ? MEHMET HOCAYA ATFEN

Elektrik kablosunu pensesiz izolesiz tutta ben baken bir sana M.... Hoca, kizarmiş tavuk olacakmisin, yoksa aracisiz allah bilmek varmidir anlayacagiz, hadi gel birlikte televizyonda deneyelim, sen ciplak elektrik kablosu elinle tutacaksin, ben ise elekrik pensesi ile tutacan,bakalim oluyormu. Benim Pense Kullanmam Elektriogi elleyecek yüzümün olmadigindanmi yoksa akilli oldugumdanmi, ve senin pense kulanmaman senin yüzünün oldgundanmi a h ma k likdanmi, haydi herkesin önünde ölcelim. Sen Muhammedsiz Allahi kimden duyacakdin , gavurun birisi olurdun be adam, Allah ile aramizdaki araci degilmi muhammed onu bilmemizde , dün o idi, bu gün bazen sen, bazen ben, bazen o araci, O nu tam manasi ile bilemeyen bazilari icin degilmi.
--------------

Her yildiz bir baska yidizin cekimindedir Hz Adem müstesna, ibahimde ondan önceki peygamberin ümmetiydi zaten, o cünkü bir tohumdu, amma allah bugday tanesine harman, çam kozalagina orman saklamiş, ve ibrahimin icinden cikan ismail ve ishak ümmetinide, ibrahimin icine dürmüşde saklamiş, oda tek başina bir ümmetti, evet yanilgi degil bu, yalanda degil ,hakdir o söz, hem icde ümmet, hemde dişda bir ümmet.



O nun hürmetine yartildi da benim hürmetime yaratilmadimi peki, ya senin hürmetine yaratilmadimi, kosakaca güneş, dün yada bugün, bir senin icin, birde benim icin dogdu, yarinda öyle, mesela farzi mahal , manavgatta senin icin iki kilo mandaline yaratti Allah, peki kimin icin yaratildi bu alem, hadi sor bakalim kendine, onun icinmi, bunun icinmi, benim icinmi, senin icinmi, yoksa bizim icinmi.



Hz. Ali den sonrasi degişdi be usta, bizler görüpte sevenler olduk, artik görücü usulu ile görmeden evlilik bitti artik, cünkü Ali görmedigim Allaha tapman veya secde etmen dediydiya, unutunmu görmedigine tapmayanlar bile var artik




çay şekerli güzelki, Allah çayi şekere aşik etmiş, ve onu buluşturmak da bize kaliyor. Yine biber, domates, yumurta birbirine nede yakışıyor, ve seven sevenle birleşince, ne güzel menemen olur degilmi? o zaman sevdiklerinle beraber olunca, biraz senden birazda benden menemen oluruz be azzim, neden isa ümmeti isa nin yaninda olmasin. Biber, o tadi bilenlerin evinde, her bahar, her yaz menemen olurken, isa ümmeti mi sevipde garip kalacak, onlarin yaradani kim ki? onlara isa sevgisi koymuş, sana çay şeker aşkı, ban kahve aşkı koyan Allah, onlarada isa aşkı koymuş, sen cay aşkindan her sabah cay ile şekeri buluştururken, yüce yaradanmi isa ile ümmetini birleştiremeyecek ,dangil olmamak lazim be usta

Birisi diyorki :



ciblliyat diye bişey duydunmu sen azizim, at teper, güvercin ucar, ördek yüzer, eşşekde anirir, sen hangisini sorduydun ben unutum , ha ucaninimi? sen düşün kim ucuyor kim ucmuyor, miracda göklere ucan babanmiydi, muhammedmiydi, sevrdeki güvercinmiydi acaba, cibilli cbilliyat anladinmi azizim, güvercinden anirmasini beklemek tabiki ahmaklikdir.


Biriside diyorki Kulhu yasin okuyup kuran sevabi bagişlama Hurafesi cikdi, bagişliyackasan malindan bagişla , yazan ... E...

E...... tüm T..... mali emanet edildi yetmedi de, daha M.... elindekinidemi istiyorsunuz dan gil kö pek, evet istedi marklari dolarlari bozdurun dedi elindeki dövizleride aldi enayilerin elinden, şimdi sap gibi kaldi enayiler, bişey olsa rayic fiyattan bozduracaksiniz artik o dolari euroyu
mal bagişlamanin sevap oldugu şefat artircagi nerden cikdi be adam, öyle olsa agaclar ucar melek olurdu, o sizlerin yediginiz icdiginiz meyvalari, meyva sularini, agaclar hersene malindan bagişliyor, amma ne melek oldular nede zengin, nede altina su döküldü, belki su döken bile yok, e hani maldan vermek iyiydi, lan sen o meyvalari sattinda o paran oldu, zekat verecek paraya ulaşdin, peki agac ne oldu, kişin yaprak dökdü en fakir oldu. yine kuran okumak sevapmidira gelince Gülben ergen şarki okudu zengin oldu, demet akalin okudu zengin olduda, şarki bile adami zengin ederken, ve hatta dediki biri "bu şarki teyzeme gelsin, bu şarki amcama gelsin" dedi, radyodan amcada duydu, hem sevdi hem dinledi olduda, peki kuranmi okununca zengin etmedi, sevap olmadi lan, Gülben şarki okumakla vergi verecek zenginlige ulaşdimi? peki o zaman Allahin kitabi niye adami zengin etmesin dangil, niye ölünün ruhuna okunmasin, tabi olmaz memnuuu, ölüünün ruhuna şarap icelim oziman kuran okumayalim degilmi, sen söyle ölünün ruhunada yada sövelimmi, ne yapalim hangisi sevap oziman?

---------------

Mutmainne nefse zikirle cikilir konusuna gelince, ayette "kalpler ancak zikir ile doyar tatmin olur" demiyormu o zaman daha ne? hani zikir okumak, kuran okumak önemli degil, hatta ibadet bile degildi, sen kuranimi yalanliyon dangil, eger kalpler zikir ile doyuyorsa, o zaman mutmain nefis demek, doymuş nefis demekdir. Demekki mutmain nefs makamina cikmanin tek yoluda ancak kalbini doyurmakla mümkin, o da ancak zikirle. ve biz boşuna Raşidi Tarikini yolunu cizmedi, yani sebebi işde insanlar doymuş nefs makamina ulaşabilsin diye, ve ondaki zikirler uyduruk degil, bizatihi Rabbimizin ögrettigi zikirlerden müteşekkil, anlayan alir, bize yoldaş olur, dangiller anlamaz zaten, bizim öyle dangillerede ihtiyacvimiz yok zaten

Rabbim, Ahirzman ümmeti, Mehdi sevenlerine, Zikirin kiymetini bilmeyi nesip etsin
--oOo---



أَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! ''

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--



Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 30 Aralık 2016 Cuma

Original Kar © glan

Türkün Akli Neden Ya Kaçarken, Ya da ... Gelir (Kar©glanin 20 Aralık 2016 Vaazi)

Türkün Akli Neden Ya Kaçarken, Ya da ... Gelir

(Kar©glanin 20 Aralık 2016 Vaazi)


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِنَّ الَّذِينَ يُبَايِعُونَكَ إِنَّمَا يُبَايِعُونَ اللَّهَ يَدُ اللَّهِ فَوْقَ أَيْدِيهِمْ فَمَن نَّكَثَ فَإِنَّمَا يَنكُثُ عَلَى نَفْسِهِ وَمَنْ أَوْفَى بِمَا عَاهَدَ عَلَيْهُ اللَّهَ فَسَيُؤْتِيهِ أَجْرًا عَظِيمًا

İnnellezîne yubâyiûneke innemâ yubâyiûnallâh(yubâyiûnallâhe), yedullâhi fevka eydîhim, fe men nekese fe innemâ yenkusu alâ nefsihî, ve men evfâ bi mâ âhede aleyhullâhe fe se yu’tîhi ecran azîmâ.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Muhakkak ki onlar, sana tâbî oldukları zaman Allah’a tâbî olurlar. Onların ellerinin üzerinde (Allah senin bütün vücudunda tecelli ettiği için ellerinde de tecelli etmiş olduğundan) Allah’ın eli vardır. Bundan sonra kim (ahdini) bozarsa, o taktirde sadece kendi nefsi aleyhine bozar (Allah’a verdiği yeminleri, ahdleri yerine getirmediği için derecesini nakısa düşürür). Ve kim de Allah’a olan ahdlerine vefa ederse (yeminini, misakini ve ahdini yerine getirirse), o zaman ona en büyük mükâfat (ecir) verilecektir (cennet saadetine ve dünya saadetine erdirilecektir).

Sadakallahul Aziym FETİH Suresi 10. ayet

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

بَلْ ظَنَنتُمْ أَن لَّن يَنقَلِبَ الرَّسُولُ وَالْمُؤْمِنُونَ إِلَى أَهْلِيهِمْ أَبَدًا وَزُيِّنَ ذَلِكَ فِي قُلُوبِكُمْ وَظَنَنتُمْ ظَنَّ السَّوْءِ وَكُنتُمْ قَوْمًا بُورًا

Bel zanentum en len yenkaliber resûlu vel mu’minûne ilâ ehlîhim ebeden ve zuyyine zâlike fî kulûbikum ve zanentum zannes sev’i ve kuntum kavmen bûrâ.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

(Ey münafıklar!) Siz aslında, Peygamberin ve inananların bir daha ailelerine geri dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu, sizin gönüllerinize güzel gösterildi de kötü zanda bulundunuz ve helâki hak eden bir kavim oldunuz.

Sadakallahul Aziym FETİH Suresi 12. ayet


---oOo---
Ebu Sa’îdi ‘l-Hudrî (radıyallahu anh) anlatıyor:

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Biriniz namazında, iki mi kıldım, üç’mü kıldım diye şekke düşerse, şekki atsın, yakîn kesbettiği hususu esas alsın,sonra da selam vermezden önce iki secdede bulunsun. Eğer (bu kıldığı ile) beş rekat kılmışsa namazını onunla (sehiv secdesiyle) çift yapmış olur. Dördü tam kılmış idiyse, o iki secdesi, şeytanın burnunu sürtme olur.”

|Müslim,Mesâcid 88, (571);Muvatta, Salât 62,(1, 95); Ebu Dâvud, Salât 197, (1024,1026, l027, l029); Tirmizî, Salât 291., (396); Nesâî, Sehv 24, (3, 27); İbnu Mâce, İkâmet 132, (1210); 133, (1212).


Abdullah İbnu Mâlik İbnu Büheyne (radıyallahu anh) anlatıyor:


“Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) öğle namazının ilk iki rekatini tamamlamıştı (oturması gerektiği halde oturmadan) kalktı. Namazı bitirince iki (ziyade) secde daha yaptı, ondan sonra selam verdi.”

(Buharî, Sehv 1, 5 ; Ezân 145,147, Eymân 15 ; Müslim, Mesacid 85, (570) ; Muvatta, Salât 65, ( 1, 96) ; Ebu Dâvud, Salât 200, (1034,1035); Tirmizî, Salât 288, (391); Nesâî, Sehv 21, (3,19, 20), 28, (3, 34), İftitâh 196, (2, 244) ; İbnu Mâce, İkâmet 131, ( 1206).


"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

Cennet Kime göre Cennet, Cehennem kime göre cehennem
Cennetlik Kime göre cennetlik,Cehennemlik kime göre cehennemlik, iyi kime göre iyi, kötü kime göre kötü ,kötü nedir? iyi nedir?
mesala biz aslan kaplan olarak dogsaydik, yaşamak icin öldürecekdik, ve biz öldürünce, kimse bize katil aslan sifati yüklmeyecekdi, ve yaşamak icin öldürmesi şart diyecekdi. o zaman bize göre öldürmek helal olacakdi, yeteri kadar öldürüp beslenmek helal olackadi. o zaman öldürmek sana göre haram olabilir, amma aslana kaplana helal kardeşim, öyleyse kime göre iyi kime göre kötü, aslan kime göre iyi, aslan geyige göre kötü, zalim bir hayvan, cünkü yakalaninca onu öldürcek, oysaki yukardan bakan insan biliyorki, onun yaşamak icin avlanmasi lazim degilmi. o zaman iyi kim, kötü kim? cehennemlik amel ne? kötü amel ne? kim cehennemlik? kim cennetlik? cennet neresi? cehennem neresi?

[hide] o zaman bir tefekkür lütfen.Bu adam neden gittide Atatürk orman ciftligine yerleşdi, cünkü orman ciftiligindeki aslanini birisi bu idi, onun cibilliyatiyidi, ve ona göre öldürmek helal, ve o yaşamak icin işde bu askererlerin insanlarin canina kiyan adamin taa kendisi, taa kendisi, yemin olsun kendisi, hic öyle başka suclu aramayin, kendi ayakda kalmak icin onlarin canina kiyiyor, işde yani aslan aslan yani koca kedi, ona öldürmek helal oldu gayri, vay onun eline düşen garip ceylanlara, tavşanlara,...[/hide]

Türkün Akli Neden Ya Kaçarken, Ya da

Sicarken akli başina gelen Türk, neden sicarken akli başina gelir, ceddimiz, siçarken bile abdest alipda siçan Abdülhamit varken, barsaklarda son düüzeler vardir, son kalinti iyileri kontrol eden, yani Türk demek işde onlardan biri, son kalan iyiilerden veya o iyileri kontrol edenlerden, yani Türkün akli ya kacarken yada sicarken gelir kurali. Yani onlarin babasi "Ra" dan kalma firavunun babasi kim ögrenmiş olduk. kim peki? kim olcak lan Abdülhamithan tabiki, firavun iki bin veya ücbin sene önce yaşadi, hadi lan dangil diyeceksiniz, firavunun babasi abdülhamit. oysa Abdülhamit daha dün yaşadi o. Yani akli sicarken başina gelen, denizlerin başina göcecegini görünce, ben inandim diyen Firavun, yani akli sicarken gelen dan gil, Hz Musa ise kacarken akli başina gelen, nereye kaciyon önünde deniz var, nereye kacdiginida bilmiyor garibim,

Haydi insan tesadüfen olduysa, ve evrim ile gelişdiyse, onun barsaklarina, bu son kontrol memurlarini koyan kim? yani Türkiye Cumhuriyeti niye 2000 sene önce kurulmadida, ahir zamanda, sondan bir önce, kiyametten az önce kuruldu, daha 1920 lerde kuruldu. yani işde son iyileri kontrol edecek, onlari kurtaracak olan grup demek, Türk demek yani ,son iyilerin kurtaricisi olan grup, barsak düüzeleri gibi, kiyametten önceki, bok yoluna gitmeden önceki son durak, TC son iyilierin toplandigi yer.

haydi insan evrim ile oldu ve tesedüf eseri bir varlik diyelim, peki insanin ihtiyaci olan C vitaminini winter kiş vakti almasi icin, o portakal, mandalina, limon denen agaci yaratip, onun meyvalarinida, Wintere kişa yakin hazirlayan Allah da mi tesadüf, bunlardami tesadüf eseri varoldu, ve hemde kiş vakti yememiz icin, hasta olmamamiz icin ayarlandi, haydi turunc denen meyvayi bozdularda , mandalin oldu der isek bile, onun babasi turun ca bu özelligi ve vakti kim verdi? neden c vitamini koydu onun icine ve neden winter hic düşünmek yokmu
----
iMAN GÜCÜ NEDiR ?
Gecen haftalarda anlattik , "sözün gücü" var diye ve japon bilim adaminin su deneyinden bahsettik, ve bunun ispati oldugunu, ve bu yüzden zikirin büyük bir gücü oldugundan bahsettik.
Bu hafta ise yine başka bir gücden bahsedecegiz o ise "iman gücü" yani şeksiz şüphesiz inanmanin gücü, hani matrixde kaşigi bükmek icin ona yolu gösteren çinli çocuk ne diyor "bükülen kaşik degil, sensin" diye ögretiyor ya, yani o (Neo da) o na inaninca kaşigi büküyor, yoksa daha önce kaşigin, inanmak ile büküldügünün farkinda degil. halbuki ona inandi ve yine var sage kadin yani falci veya kader okuyucu kadin Neo ya diyorki dah vazo kirilmadan "üzülme vazo kirildi diye, cocuklar tamir eder." diyor ve Neo vazoya carpip kiriyor, ve sonra diyorki : "sana bunu demeseydimde kiracakmiydin." diyor yine bir üst boyut daha bu, ne peki kader nedir, kader elimizdemi acaba, yoksa birileri bizim kaderimizlemi oynuyor, yani dedikya aslan avlanmak zorundaki yaşasin, amma geyikde avlanmamak icin ugraşacak, "Tavşana kaç, Tazıya tut" diyen kim o zaman,

[hide]yani o şehit olan gencecik askerler, carşi izinine cikmadan önce, hangi askerlerin izine cikacigi belliydi, ve özellikle neden Kayseri? Neden o cocuklar? neden neden? yani oyunu bir oynayan var, tavşana kac tazıya tut diyen bir ipne var. hem o cocuklari carşi izinine yollayan sonrada öldürten bir ipne var, kim o peki, tavşana kac diyen ipne lan işde......[/hide]

işde yine iman gücünün tibdaki ismine "plasebeo etkisi" demiş bilim adamlari, ve insan hasta iken, eger ona bir sandoz yada pudra şekerini hap diye verseler, ve "bu senin hastalagi iyi ediyor" deseler, amma ona demesinlerki "bu pudra şekeri diye, ve o hasta "Bu hap iyi gelecek" diye düşündükce, o pudra şekeri hap, hastalikla alakasi bile olmayan, bu ilac, onu tedavi eder.Buna beyinin kendisini iyi olacagiona inandiripda vücudun iyi olmasina "Plesebo Etkisi" Demiş bilim admlari işde. Halbuki o ilac bile degil, onun kendi inanci safca, körü körüne inanmasi, o yüzden dindede şirk haramdir. yani inandin ise, icine şek şüphe sokmayacan, nitekin şüphe abdesti bile bozar.

Hanefi’de ve Maliki'de abdesti bozan şüphe nedir?

Hanefi’de, abdest aldığını bilip, sonra bozulduğunda şüphe ederse, abdesti var kabul edilir. Abdesti bozulduğunu bilip, sonra abdest aldığında şüphe ederse, abdest alması gerekir.

Maliki’de, abdest alıp almadığını hatırlamazsa, abdesti yok kabul edilir. Daha sonra abdesti olduğunu hatırlarsa yine abdesti var demektir. Yani abdestli olduğunu unutmak abdesti bozmuş olmaz. Yine Maliki’de abdestini bozup bozmadığını kesin olarak bilemiyorsa, şüphe içinde ise yeniden abdest alması gerekir.

Abdestli olduğunu unutmak
Abdestli olduğumuzu hep hatırda tutmak mı gerekir? Bir işle meşgul olunca abdestli olduğumuzu da unutuyoruz. Unutunca abdestimiz bozulmuş mu olur?

Hayır, unutmakla abdest bozulmuş olmaz. Zaten hep hatırda tutmak imkânsızdır.

Bir kimse, abdest aldığını bilip, sonra bozulduğunda şüphe ederse, abdesti var kabul edilir. Abdestini bozduktan sonra abdest aldığını hatırlamasa, abdest alması gerekir.

öyleki bir kimsede abdestini bozsa fakat bozmadim diye bilse, bozmamiş gibi namaz kilsa ve vakit ciksa sonra hatirlasaki abdesti bozmuşdum diye, ilk görüş ele alinir ve absdetli oldgu kanaati kabul edilir, ve namaz iade edilmez ve hatta bir kimse onun bozdugunu görse amma o kendisi bozdugunu hatirlamasa ve namaz kilsa onun namazi sahihdir, yani sadece şeksiz iman meselesi kardeşim şek ve şüphe ettin acabaaaa dedin bozuldu, yok biliyorum dedin bozulmadi, nitekim namazdada vesevese gelince, ikimi kildim ücmü diye, ne dedi muhammed ne hatirliyorsaniz onu kabul edip tamam edin, ve sonra iki secde daha yapiverin yani sehiv secdesi yapin dedi.

Bir kimse abdest aldığını biliyor. Aradan saatler geçiyor. Sonra diyor ki ben abdestimi unuttum. Hanefi ve Maliki’de bu kimsenin abdesti var mıdır?

Abdestli olduğunu unutmak her iki mezhepte de abdesti bozmaz. Yani o kimse abdest aldığını hatırlıyorsa ve abdestini bozmadığını biliyorsa, abdestli olduğunu unutmuş olması Hanefi’de de, Maliki’de de abdestine zarar vermez.

Yine namazda
Abdurrahman İbnu Avf (radıyallahu anh) anlatıyor:

“Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Biriniz namazıda yanılır da bir mi iki mi kıldığını bilemezse, namazını bir üzerine bina etsin; iki mi üç mü kıldığını bilmezse iki üzerine bina etsin; üç mü dört mü kıldığını bilmezse üç üzerine bina etsin, sonra da selam vermezden önce iki (ziyâde) secde yapsın..”

(Tirmizî, Salât 291, (398 ).)

Abdullah İbnu Mâlik İbnu Büheyne (radıyallahu anh) anlatıyor:

“Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) öğle namazının ilk iki rekatini tamamlamıştı (oturması gerektiği halde oturmadan) kalktı.Namazı bitirince iki (ziyade) secde daha yaptı, ondan sonra selam verdi.”

(Buharî, Sehv 1, 5 ; Ezân 145,147, Eymân 15 ; Müslim, Mesacid 85, (570) ; Muvatta, Salât 65, ( 1, 96) ; Ebu Dâvud, Salât 200, (1034,1035); Tirmizî, Salât 288, (391); Nesâî, Sehv 21, (3,19, 20), 28, (3, 34), İftitâh 196, (2, 244) ; İbnu Mâce, İkâmet 131, ( 1206).


Ebu Hureyre (radıyallahu anh) anlatıyor:

“Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) namazın ikinci rekatında selam verip bitirdi. Zülyedeyn (radıyallahu anh) kendisine: “Ey Allah’ın Resûlü, namaz kısaldı mı yoksa unuttunuz mu? ” diye sordu. Aleyhissalâtu vesselâm: “Zülyedeyn doğru mu söylüyor? ” diye sordu. Herkes: “Evet!” diye cevap verdi. Resul-i Ekrem (aleyhissalatu vesselâm) de iki rek ‘at daha kıldı, sonra selam verdi, sonra tekbir getirip iki secde daha yaptı. Bu iki secde diğer secdelerinin uzunluğunda idi veya biraz daha uzundu. Sonra namazdan kalktı. ”

(Buharî, Sehv, 3,4,5, Mesâcid 88, Cemâ’at 69, Edeb 45, Haberu’l-Vâhid 1; Müslim, Mesâcid 97, (573); Muvatta, Salât 58, (1, 93); Ebu Dâvud,Salât 195, (1008, 1009, 1010, 1011, 1012); Tirmizî, Salât 289, (394), 292, (399); Nesâî, Sehv 22-23, . (3, 20, 26).

Muğîre İbnu Şu ‘be (radıyallahu anh) anlatıyor:

“Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdularki: “İmam, (yanılarak ikinci rek’atte oturacağı yerde müteakip) rek’ate kalkmaya teşebbüs eder ve tam doğrulmadan hatırlarsa, hemen otursun. Tam kalkıp doğrulmuşsa artık (geri dönüp) oturmasın, namazın sonunda sehiv secdesi yapsın:”

(Ebu Dâvud, Salât 2Ol, (1036);Tirmizî, Salât 269, (365).


İmam Mâlik (rahimehullah)’a ulaştığına göre, Resulullalh (aleyhissalâtu vesselâm):

“Ben de unuturum veya sünnet koymak için unutturulurum” buyurmuştur. ”

(Muvatta, Sehv 2, (1, 100).

Yani öyle olunca işde inanmak şeksiz şüphesiz inanmak hastaligi bile iyi ediyor, yine kanser hastalarini cogunun uzun yaşamalarinin tek sebebi iyi düşünmeleri, ne zman bunu kaybettiler umutlarini kaybettiler, hastayin ustayin dediler, yikilip ölüyorlar. bu ahir zaman hastaliginin tek careside o zaten, iman. yani kanser imansizlik hastaligi onun caresi ise iman ve inanmak "inancin gücü" iyiye güzele inanmak sadece belkide degilmi!
Bundan yillar önce kanserin caresini yazacagimiza söz vermişdik, artik bu o vaazimiza bir atif olsun, ve cevap olsun, yani iman ve iman gücü, şeksiz şüphesiz inanmak eger azicik şüphe ettin yenildin demekdir, öyle imanki şeksiz şüphesiz iman onu yok edebilir belkide yani.

ve yine o matrixde Neonu kaşigi bükmesi bir nevi vahdet meselesi, yani "Herşey ben, Ben ise Her şeyin." kurali yani vahdeti vücut kuralina inanmak. yani yine kaşik kaba kuvvetle degil, beyin gücü ile büklüyor. nereden ögrendilerde bunu filme koydular. cünkü yillardir müslümanlar bunu bilir Hz. Davud aleyhisselam demiri elinde hamur edip işlerdi derlerde, demiri nasil işledigini düşünmezler. ne ile? işde Neo nun kaşigi bükdügü beyin gücü ile demiri hamur ediyordu Hz Davud, yani iman gücü kardeşiiiiiiiiiiim.

Derler ki : eger aslan veya kaplan bir cukura düşerse, ve eger ölecegine görürse, korkudan boyunu ve gücünü aşip, cok fazla ziplayarak cukurdan ve tuzakdan kurtulabilir, amma eger buna inanmazsa kurtulamaz.
Başimizdan gecen bir Nükte :
Biz Avusturyada iki seneligiz, evlendik ve hanimida getirdik Avusturyaya, ve bir tane ev kiraya tuttum, borcluyun, evim eşyam tam degil,kiş vakti sobam yok, eniştem bir tane gaz yagli soba verdi, o da etrafini isitmiyor, azicik gazinin ayarini acarsan, gazi yiyip yutuyor gaz parasinin hakkindan gelemeyecegiz o vakitler.O zamanlar burada insanlar kullanmadiklari eşyalari, cöp zamani gelince, cöpe atilmasi icin, evinin önüne cikariyor, oradan ya lazim olanlar alip gidiyor, ya da cöpcüler gelip alip cöpe götürüyor. Ve benim oturdugum köyün yaklaşik 5 ile 7 km kdar uzagindaki bir köye gitdim, belediye oradaydi, ve bakdim evin birisi kpisinin önüne odun sobasi cikarmiş, burada odun sobalarinin iyisi dökme demirden ve ve öyle hafifden bişey degil cok agir, iki insan anca kaldirabilir, hatta üc kişi taşir dersekde olur, kadin olursa 3 kadin anca taşiyabilir belki. cok agirlar, kac kilo bilmiyon amma agirlar, bende zayif kaslari bile gelişmemiş toy genc ciliz bir delikanliyin. yani ve öyle olunca o sobaya vardim, alip gelcen, amma bir yokladim cok agir, orada dişards tarlada ugraşan bir kac kişi vardi, yardim edin de arabaya koyan falan dedim, anlatamadim, dilde o kadar yok, birde onlar duymazlikdan geldiler. bakdim olur yakasi yok, kendimi inandirdm "ben bunu kaldiririm" dedim. hani o canakkaledeki agir mermiyi kaldiran asker gibi " ya Alah Bismillah" dedim, bir tuttum sobayi aldigim gibi arabanin arkasina attim. yani inanc kardeşim, iman ile olmayacak iş yok velhasil kelam. Eve geldim, bu sefer soba indirilcek, o inanc kayboldu tutuyon inmiyor, hanimla zor indirdik bu sefer, yani işde kulle gibi agir bir sobaydi, aldim attim iman gücü ile inanc gücü ile.

Yine matrixden gidiyoruz bu hafta ve morpheus Neoyu sanal aleme sokuyor, ve orada ona yüksek atlamasini ögretiyor, ve Morpheus atliyor, ve Neo da deniyor ve fakat burada sadece inanmak artik yetmiyor, bir üst boyut, burada ise beyin gücündende ötesi var, ne o peki, dedik ya, aslan kaplan ölüm korkusundan cukurdan atlayip cikiyor dedik, ve öyle olunca işde burada pire cibilliyati devreye giriyor. Aslan ve ve kedi cinslerinin sirtinda gezen pire vardir , bir üst makami onun üstünde gezer onun üstüne binmiş yani , eger o aslan da piresine binerse, pirenin fikrine girebilirse, boyunun elli yüz kati bile ziplar. insanda öyle aynidir. yani hani biz yapabilrimiyiz, hani o seviyeye gelmedik ve bir tatbikat olmadi henüz amma, matrixi gördük olayi anladik bir üst makam ve pireyide duyduk ögrendik ve pire nasil oluyorda boyunun binler kati yüksege ziplayabiliyor demek lazim degilmi? ne ile zipliyor ,onu ziplatan bacaklarinin cok güclü olmasimi sizce, halbuki bacaklari cöpten bile ince bir bacak, gücü ne olak,i hayir bacak kas gücü degil onu ziplatan ,......... iman gücü yani inanmanin gücü kardeşim, beyinini pire gibi caliştir sende ziplarsin o kadar.

--------------

Ve yine funk uhr diye bir saat sistemi var, Frankfurt am Main de bir saat var, o saat bir frekans yolluyor, yani ona biat edenlere, ona baglananlara funk (Telsiz sitemi ile) bir sinyal yolluyor, zaten ismide "funkgesteuerten Uhren" deniyor, o ona biat eden saatlere, ve o saatler ona bagli oldugu icin, o saat kac derse onlarda aynini gösteriyor,

işde bir şeyhe baglanmak da bu yüzden önemli, amma gercek Allah dostu yani mansi ise Allahin Evliyasi olmuş bir şeyhe baglanmakda böyledir. ve yukardaki ayette buyruldugu üzre "onlarin elinin üstünde, O nun eli vardir." diyor rabbimiz. Yani hani Franfurttaki ana saat, diger ona tabi olan saatleri kumanda ediyor ya, o iki dakika gec olcak dedimi, iki dakika gec, bir dakika önce derse, bir dakikia önce, yani işde şeyhin müridide o yüzden iradesini ölü yikayicinin elindeki ölü gibi, şeyhe birakmiş olur. Bunu bazi akilcilar yadirgiyor niye diye! Halbuki işde eger o franfurttaki ana saate biat eden saat, eger franfurt main deki saatin emrine itaat etmez, o ne söylerse göstermez ise, bozuldu demekdir degilmi? yani öyle olunca işde Bizler her ne kadarcüzi bir iradeye sahip olsakda, bizler ancak Allahin emrettigini müsade buyurdugunu ve onun irade ettigini yapabiliriz.yani biat eden baglanan saatler maindeki saate uyarda hareket eder bizlerde Allaha baglanirda hareket ederiz gibi birşey, kader bahside budur. yani kader Allahin takdirindedir, yani biat edenler frankfurt maindeki gibi göstermekle sorumlu, yoksa başini bir kayaya vuran gezegenler, astroidler gibi olurlar, eger bir gezegen güneşine uyduysa, güneş onu cekimi ile rayinda yüzdürür. Ne zaman onun cekiminden kopdu, başini bir kayaya carptigi vakittir, yahut parcalanmasi an meselesidir. yani öyle olunca, Allah adamalariniin elinin üstünde de Allahin eli vardir kuralida budur. ve öyle olunca bu illuminatlarda işdebunu cözdüler ve beyin ile yönetmk işine girdiler, ve herkesin beynini gönderdikleri frekans ve sinyallerle oynuyorlar. nasil o franfurt maindeki saatin öyle 5000 voltluk elektrik hatti döşemsine gerek kalmadan bir funk telsiz sinylai yollamasi yetiyor ise, yani sadece bir funk yani bir sinyal yolluyorda ona biat edenler, kendi istegi ile ona uyarsa o saat kac derse onlarda saat o diye gösterirler ve yöle olunca kainat Allahjin surrtinde ve insan prototip biat eden saatler gibiyiz biz yüce yardan o esas vücut ne söyler ne murad ederse bizler ancak onu yapabilir gösterebiliriz ve onmun peygamberleri evliylari dostlari yani evliya dost dmekdir yani allah dostlari vardir, onlarda işde telefonun cekmesi icin her şehire sinyali albilcek antenler kurulmasi gibi onlarda allahin muradini bize ögreten gösteren uygulamlai tatbik ile gösteren ara antenler gibidirler. işde beyinleride böyle cüzi miktardaki bir sinyal freknasi ile bu illuminatlar artik dünyayi yönetir oldular, amma insanlari orada katil yapiyorlar, burada hirsiz, şurada zinakar bunlar ile, Allah ile savaşmaya calişiyorlar. Halbuki başlarini bir kayaya vurmalari an meselesi. ve dünyada yeni bir dünya savaşi cikarmak gayeleri, ve öyle olunca buna yer hazirliyorlar, ve bu onlarinda bir üst akilca yönetildigini gösteriyor, cünkü savaş kargaşa ve insanlarin ölmesi ve kiyamet ve insanligin sonunun gelmesi insanlara zarar verir, oysaki dünyali olmayanlar bu insanligin yok olmasindan nemalanir, insanlaik yok olursa ve dünyaya konarlar ve yaşanbilen bir gezegene sahip o lurlar. ey insanlik akillan artik, başini belaya sokma, yani bilki bu Deccalin frekans silahini, kiramadigmiz müddetce, müminlerde insalikda tehlikede ve yenik düşecekdir.

ve kuran ve zikir bunun tek caresi ve biz Raşidi tarikati kurduk ve, insanlara zikir evradimizi ögretiyoruz, ve öyleki, işde bize biat etmeniz, yine frankfurt maindeki saate baglanmak gibidir, biz size ögrettik, ve biz zikir cekmeye başlayinca biat edenlerde gönlü ile bize baglanan baglanti kuranalarda bizim zikirimizden nasipleni,p birde ne aman bu zikir treni yürüdü haberdar olup, onunda zikire başlamasi gerektigini hissedecekler dedik. deneyin göreceksiniz bunu, yani biat kültürü bu ilmin başidir zate.n önden cakişli bir arabada arka tekerde motor bagli degildir, ön tekerlekler motara baglidir, ve motor ön tekeri döndürünce, arka tekerlekde ona tabi olarak otamatikmen dönmek durumunda kalir, yani o ön teker yürüyünce, arka tekerde yürümüş olur. sizler ey mehdi askerleri baginizi koparmayin, siz baglanin, sürünün sahibi cekecekdir inşallah bu treni. menzil neresi deyince menzilimiz hedefimiz rabbimiz, neresi olcak, hakdan geldik hakka dogru yolumuz.
Hakka Hakikata iyiye ve güzellige dogru inşallah.


--oOo---


أَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! ''

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--


Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 20 Aralık 2016 Salı

Original Kar © glan

Mehdinin, EBULEHEB silahini kullanmasi - yani TEBBET silahini kullanmasi (Kar©glanin 9 Aralık 2016 Cuma Vaazi)

Mehdinin, EBULEHEB silahini kullanmasi - yani TEBBET silahini kullanmasi

(Kar©glanin 9 Aralık 2016 Cuma Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

قُلْ مَن يُنَجِّيكُم مِّن ظُلُمَاتِ الْبَرِّ وَالْبَحْرِ تَدْعُونَهُ تَضَرُّعاً وَخُفْيَةً لَّئِنْ أَنجَانَا مِنْ هَذِهِ لَنَكُونَنَّ مِنَ الشَّاكِرِينَ قُلِ اللّهُ يُنَجِّيكُم مِّنْهَا وَمِن كُلِّ كَرْبٍ ثُمَّ أَنتُمْ تُشْرِكُونَ

Kul men yuneccîkum min zulumâtil berri vel bahri ted’ûnehu tedarruan ve hufyeh(hufyeten), le in encânâ min hâzihî le nekûnenne mineş şâkirîn. Kulillâhu yuneccîkum minhâ ve min kulli kerbin summe entum tuşrikûn

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

“(Denizleri ve karalari deccalin fitnesi bürüdügünde, mehdi askerlerini toplayip) Bizi karanın ve denizin karanlıklarından (tehlikelerinden) kim kurtarır?” diye nida ederlerken, onlardan (Mehdinin asklerlerinden birisi derki) Elbetteki bizi ben kurtaririm, biz bunun icin şükredenlerden degilmiyiz zaten. Allah Dedi ki: “Onlardan ve her türlü sıkıntıdan sizi O Allah kurtarır (bir önceki ayette o "ben kurtaririn" diyen asker, o halife yani, Allahin O nda tecelli ettigi hali ile o asker kurtaririr. Ama siz yine de O’nu da inkar edersiniz zaten.”

Hani Hz. Süleyman bana kim belkisin.... dediya işde burdada mehdi, bizi bu deccalin karalari denizleri bürüyen bu kehrwert Frekans silahindan kim kurtarir der, ve onun askerlerinden olan pirana baligi, yani ebu leheb, yani küfürün icine konulan iman olan ebu leheb, yani piranha baligi Mr. Hawkings e derki : bizi sen kurtaracaksin! nasilmi? yani kehrwert problemini cözerek, yoksa seni ardimdan atarim, almam gemiye ve ardimiza, ey piranha bak, kuranda seni tarif ederken derki "iki eli kurusun" der ve "kurududa" der ve senin iki elin kurudu, iki elinde kötürüm sen ebu Lehebin 2016 versiyonusun amma, Allah seni boşuna öyle hem muhammed zamaninda, hemde mehdi zamaninda canlandirmadi, artik görev senin, zehir gibi bir kafa var sende, ve formül ise bak buna yakin olcak, yani "TEBBET" Terside düzüde ayni, tersinden oku ayni, düzünden oku ayni, ve sen öyle bir sayiyi bul ki, bu bize yardimci olsun, ve tersinden düzünden, horizontal vertikal, hep ayni sayiyi versin, ve sen bununla tersi olmayan yani "vahdeke La şerike lek" olan halifeyi bulmamiza yardimci olacaksin, ve o halife ile, bu deccalin kehrwert veya frekans silahina karşi savaşacagiz, yani ey hawkings bunu duydunsa, sana öyle elli kere mektup, mail yazmaya gerek yok, haydi hemen göreve üssüne dön, ve hemen cözmeye başla, ey ebu leheb, 2016 model ebu leheb, haydi baken. Fakat SIFIR rakam degildir, bunu unutma, o rakamlarinda dışında olan birşeydir, o haric başka birşey bulacaksin der isekde inanma! formül SIFIR yani sifirin 3 d hali ile (Daha dogrsu Kreis yani dünya gibi güneş gibi yani kürede ve pi de sakli yine) ey hawkings yani tersi düzü önü arkasi hepsi SIFIR, amma bunu kehr wert formülüne öyle bir yere koyki, onu Silahini KIRSIN yok etsin,O nun hicbir freknasi bozmasina izin vermesin yani, haydi cabuk ol cöz bunu.

Sadakallahul Aziym EN'AM Suresi 64. ayete Tefsiren meal verildi


---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

... (O sırada) FİTNELER, KARIŞIKLIKLAR, İHTİLALLER çok olur da insanlar BİRBİRLERİNİ ÖLDÜRÜRLER. İnsanlar kendi canlarına kıyarlar ve yeryüzünü belalar kaplar. İşte öyle sıkıntılı bir zamanda ... MEL'UN (lanetlenmiş) DECCAL ... çıkar..

( Ölüm, Kıyamet, Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, İmam Şarani, Bedir Yayınevi, s. 482)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

Ve Deccal aleyhillane frekans silahini icad etti, ve yeryüzünde ve karalarda, denizlerde, ve hatta havada, iklimlerde ifsat etmedik yer birakmadi. Bu yüzden bu silahla savaşmak cok zor (Ne söylersen, ne dilersen, ne dua edersen, ne okursan, ne yaparsan, kehrwertini alip ters ceviriyor.) ve ettigin dua, söyledigin söz, veya yapman dedigin herşey tersine dönüyor. ve insanlari cani yapti, birbirini öldürür oldular, ve hatta hayvanlara dahi hükmediyor yine. ve onunla savaşabilcek, iyi matematik bilen, ve kehrwert problemini cözebilcek bir askere ihtiyacimiz var, ve o asker HAWKINGS yani piranha baligi veya ona denk birisi

"...Deccalın fitneleriyle bilerek, severek isyan ve tuğyana (azgınlığa) ve Ye'cüc ve Me'cüc'ün anarşistliği ile fesada (karışıklığa) ve canavarlığa giden ve dinsizliğe, küfr ve küfrana düşen (inkar ve nankörlük yapan) insanların akıllarını başlarına getirmek hikmetiyle, arzdan bir hayvan çıkıp onlara musallat olacak, ve onlari zîr ü zeber (darmadağın) edecek.
"
Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, s. 359

---------------


Allah kainata yasalar kanunlar koymuş mesala diyorki demire : "sen egilmedigin, ve elektronlarin da hizlica döndügü müddetce sert ve demirsin, sen bunu kaybettimi, demirlikden cikdin demekdir." o uyuyormu buna? Evet uyuyor o kurala, ve melekler vasifindanmi, evet Azazil meleklerin başiydi, yine bakira dedi : "sen egilcek bükülceksin" bugün kabololar bakir ve egilir bükülür, yine suya dedi : "girdigin kaba uyacak, su gibi olanlar saf olnalrda girdiginiz topluma uyacaksiniz" kurali yani. yine bukallemuna dedi : "ortama rengini uydur, kamuflaj ol". yine havaya dedi: "her delikden sizip gireceksin". yine güneşe dedi : "her delik kovukdan girip aydinlatacaksin". yani işde melekler kural ihlali ypmazlar. onlar ona emrolununa itaat ederler. oysa insanoglu, isyanda edebilir, itaatde. itaat ederse meleklere uyar, isyan ederse isyan ehli olan asi meleklere uymuş olur. yine onlarda Allah in askerimi? evet askerleri, karanlikda Allah in askeri, winterde yine sogukda askeri ve mikroplarda, Allahin askerleri. Yani öyle olunca, geldik gündönümü zamanina, yakinda 21 Aralik olacak, ve gündönümü, ve bizim Tarikimiz yolumuz olan Tarikati Raşidi de, artik sabah namazini son vakte dayamak kurali ve hikmeti bitip, bu sefer de, ikindi vaktini akşama yakin kilmak, hata bazen ikindi namazina ikindinin son vakti başlayip akşam vaktinde devam ederek ara ara geceyi sogugu ve karanligi iterekden, geceyi yavaş yavaş kovmak hikmeti başlayacak. ve sonra ise yine gündönümü ve bizim tarikati raşidi de günlük virdimizdeki "Allah" zikrini 66 defa yerine artik 666 defa cekme zamanina geliyoruz. ne zaman 21 aralikda başlayacagiz, yani öyle olunca, son bir defa herkes evvabin namazi, alti rekatli evvabin kilsin, ve gecenin dibine dalalim, sonra ordan cehennemin, gecenin zulumet ve sogugun dibinden, zemheriyi alip cikalim, yani ben zemherimi, cehennemin dibinden aldim cikdim, yani ebu leheb i aldim cikdim. sizlerde, ey askerlerim, dibe dalin ve birilerini alip cikin, oradan ve bahara dogru yürüyelim inşallah. hani biz ilk alanlardaniz amma, bizim carkimiz farkli oldugu icin biz aldik yürüdük, şimdi askerlerimizde birer tane alacak yürüyecek inşallah, ve 6 rek atli evvabin kilma hikmeti bu sebebledir. yeni dibe gecenin dibine dalmak icindir, yani yoksa hergün hergece Evvabin kilinmaz yine, yani o namaz.

Derin diplerden, kömürlerin icinden elmasi cikarma hikmeti, soguk kuzeyden derin dipden, zemheriyi, kutup yildzinizi bulma hikmeti, yani zemheriyi bulma ve cikarma hikmeti.

ey Ri Ri ey kara(mavi) elmas ben seni bu derin diplerde aradim buldum, şimdi ferahlandir bizi, söyle bize bir "diamond" şarkisi yani riri şarkisi ve ferahlandir bizi.
ve biz pi sayisiyiz yani 13,316312316.... ve bizden daha derin olan daha kücük olan dut agaci var, dut kadar kücük meyva, ve ondan daha kücük ay cekirdegi var, ve bizdende derin dalanlar varken, korkma ey askerim, bize Allah derin dalma, dalgiclik hikmeti, yolun başina varma hikmetini vermişken, hicbiriniz korkmayin tabancasi 1 li isa varken korkmayin, birliden ondan da ötede onun babasi mehdi varken o piiiiiii varken 0,0000000000000000000000001 de olabilir, yine 0,1 de olabilir veya 0,1 deki sifirin ötesine gecer, 15646547465465465465 de olabilir yani pii gülüm pi, korkma! o olmazsa suya girer rooooooo oluruz biz. yahut demire girer reeeee veya irrrrrr yani "yaniltma" oluruz biz. veya kömüre girer cikar işde RiRi oluruz biz. Riri yi arar buluruz biz, kömüründe özünü demirinde özünü arar buluruz biz, denizlere dalar da denizlerin en karasini en kötüsünü arar bulur "ebu leheb" gibi Piranhaslarida arar buluruz biz. o piranhaninda bir yol gösterene ihtiyaci varki, yolunu bulabilsin degilmi gülüm. O nunda özünde hak oldugunu arayip bulabilsin degilmi gülom.


Rabbim askerime, özüne olan seyri, seyri sülukunu tamam edip nefsini bilip bulmayi nasip eylesin, ve nefsini bilenlerede Rabbini arayip bulmayi nasip, etsin " Nefsini bilen, Rabbini bilir " hikmetine erdirsin inşallah.

--oOo---



أَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! ''

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--

Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 9 Aralık 2016 Cuma

Original Kar © glan

Deyyan (Dini gününün Sahibi) Demek Nedir (Kar©glanin 2 Aralık 2016 Cuma Vaazi)

Deyyan (Dini gününün Sahibi) Demek Nedir

(Kar©glanin 2 Aralık 2016 Cuma Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَلاَ تَتَمَنَّوْاْ مَا فَضَّلَ اللّهُ بِهِ بَعْضَكُمْ عَلَى بَعْضٍ لِّلرِّجَالِ نَصِيبٌ مِّمَّا اكْتَسَبُواْ وَلِلنِّسَاء نَصِيبٌ مِّمَّا اكْتَسَبْنَ وَاسْأَلُواْ اللّهَ مِن فَضْلِهِ إِنَّ اللّهَ كَانَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمًا

Ve lâ tetemennev mâ faddalallâhû bihî ba’dakum alâ ba’d(ba’dın). Lir ricâli nasîbun mimmâktesebû ve lin nisâi nasîbun mimmâktesebn(mimmektesebne. Ves’elûllâhe min fadlihî. İnnallâhe kâne bi kulli şey’in alîmâ


Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Allah’ın, kiminizi kiminize üstün kılmaya vesile yaptığı şeyleri (haset ederek) arzu edip durmayın. Erkeklere kazandıklarından bir pay vardır. Kadınlara da kazandıklarından bir pay vardır. Allah’tan, O’nun lütfunu isteyin. Şüphesiz Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.

Sadakallahul Aziym NİSÂ Suresi 32. ayet



---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

İsra gecesi, nura gark olmuş bir zat gördüm. “Bu kim?” dedim. Cebrail aleyhisselam, “Dünyada iken Allahü teâlâyı devamlı anan, kalbi camiye bağlı ve ana-babasına asi olmayan bir zattır” dedi.

( Hadis-i Şerif , İ. Ebiddünya)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

HURUFU MUKATALAR HAKKINDAEK BiLGi

Gecen Hafta Yasinden 100 tane yemiyceksiniz konusu, yani 100 misal´icin olan rakam, bu 1000 olabilir, amma mesala bir adam padişah olsa, onun önüne 100 kap ayni yemekden, en sevdigi yemekden koysak, bu 100 kabin 30 undan bir kaşik alsa, 30 kaşik yemek eder, 30 kaşikda karni doyacakdir, 100 kabdan birer kaşik bile yiyemez, 30 kaşik hadi 40 kaşik olsun, doydumu doydu, yani ondan sonra yedikleri nimet degil zulmet olur onun icin degilmi ? karnini agritir hasta eder,

öyle olunca hurufu mukatalarda öyle elli tane yüz tane yenmez dedik. işde bu sebeble yine hurufu mukatalar sadece bir surede degil, bircok surede var, öyle olunca, yine o padişahin önüne 100 ayri ceşit yemekde koysalar, 100 ünden birer kaşik yine yiyemez degilmi? 30 kapdan birer kaşik yerse, karni doyar, kalan 60 kabin tadina bile bakamaz, öyle olunca, Allahin bilmedigimiz binler ismi var, herkes her ismini bilip yiyip tadina bakacak bilecek diye bir durum yok, o na eli kap berikine yüz kap, mesala fil ile bir böceginyada karincanin yiyecegi lokma bir olmaz, yine bir balinanin yedigi, karnini doyurcak olan lokma ile, bir sinegin yiyecegi lokma bir olmaz degilmi, yani cüsse meselesi, yine cibilliyat meselesi ayrica.



YA DEYYAN iSMiNiN MANASI NEDiR?

Deyyan ismi nedir denince, kuranda
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

مَلِكِ يَوْمِ الدِّينِ

Mâliki yevmid dîn.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

O Deyyandir, yani O Din gününün sahibidir.

"Maliki yevmiddiynde" gecen "deyn" dir. deyni "Deyyan" diye okursan o filin faili demek olur, yani "Deyyan" demek din gününün sahibi demekddir yani. Allah kuranda buyuruyor,

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَلَقَدْ كَتَبْنَا فِي الزَّبُورِ مِن بَعْدِ الذِّكْرِ أَنَّ الْأَرْضَ يَرِثُهَا عِبَادِيَ الصَّالِحُونَ

Ve lekad ketebnâ fîz zebûri min ba’diz zikri ennel arda yerisuhâ ıbâdiyes sâlihûn.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Andolsun ki; zikirden (Tevrat’tan) sonra Zebur’da, arza Yeryüzüne salih kullarımızın varis olacağını, yazdık.

Sadakallahul Aziym ENBİYA Suresi 105

Yeryüzüne salih kullar hakim olacak, ve öyle olunca din günü o günlere denilir. O Salih kullarin hakim oldugu gündeki sahibimize yanin zmanin sahibi olan , kimseye o halifeye verilen isim "maliki yevmiddin" din gününün sahibi, maliki hükümdari olan halife demek, yani DEYYAN demekdir.

Beyt-ul Ma'mûr (بَيْتُ الْمَعْمُور, bayındır Ev), İslâm inancına göre yedinci kat semâda bulunan ve Kâbe'nin üzerinde gelen, meleklere kıble ve tavaf mekânı olan kutsal bir binâdır. Kur'an-ı Kerîm'de Beyt-ul Ma'mur'a işaret eden bir ayet vardır.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَالطُّورِ وَكِتَابٍ مَّسْطُورٍ فِي رَقٍّ مَّنشُورٍ وَالْبَيْتِ الْمَعْمُورِ وَالسَّقْفِ الْمَرْفُوعِ وَالْبَحْرِ الْمَسْجُورِ نَّ عَذَابَ رَبِّكَ لَوَاقِعٌ مَا لَهُ مِن دَافِعٍ

Vet tûri. Ve kitâbin mestûrin. Fî rakkın menşûrin. Vel beytil ma’mûri. Ves sakfil merfûi. Vel bahril mescûri. İnne azâbe rabbike le vâkı’un. Mâ lehu min dâfiin.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Tur Dağı’na yemin olsun. yayılmış açık kağıt ve deriler üzerine, Satır satır yazılmış Kitab’a andolsun. Beyti Mamur’a (Mamur Ev’e) andolsun. Yükseltilmiş tavana andolsun. Doldurulmuş denize andolsun ki Rabbinin azabı, mutlaka vuku bulacaktır. Onu (azabı) defedecek yoktur.

Sadakallahul Aziym TÛR Suresi 1. 2. 3. 4. 5. 6. 7 . 8. ayetler

Beyt-i ma'mûr, Beyt-i Harâm'ın (Kâbe'nin) üst tarafına düşmektedir. Yere düşecek olsa, onun üstüne düşer.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Beyt-i ma'mûru her gün yetmiş bin melek tavaf eder ve orada namaz kılar Tavaf ederBir kere tavaf eden meleğe Kıyâmet'e kadar bir daha sıra gelmez "

( Hadis-i Şerif , Buhârî, Bed’u'l-Halk, 6)

Yani öyle olunca, hani Allah meleklere secde edin dedi, ve secdeye başladilar ve o kabenin asli olan "kabe kavseynde" Kabenin cekirdeginde diyor kabeyi tavafa melekler başladi bir tavaf edene bir daha sira gelemiyecek,

öyle olunca isde secde emrinde, yani kainatin ve meleklrin tüm yaratilanlarin secdesi ile beytül mamur, kainatin meyvasi olan insanlarin secdesi Kabe ve "kabe kavseyn" ise en yüksek kabe ve, en yüksekdeki ademin daha dogrusu ademoglunun yaratildigi yer ve zaman ile, Büyük Adem babamiz olan Hz. Ademden binlerce sene sonra gelecek ve zamaninin Halifeyi ruyu zemini ve sahibi olcak olan din gününün sahibi "Deyyan" olacak olan Hz Mehdinin, din gününün maliki hükümdari olacak mehdinin durdugu sema kati ve yer ve zaman ve o zmandaki yer ve kabe işde "Kabe Kavseyn'i temsil eder, yani beytul mamurun cekirdegi olan Kabe yani kavseyn kabe.


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

سُبْحَانَ الَّذِي أَسْرَى بِعَبْدِهِ لَيْلاً مِّنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ إِلَى الْمَسْجِدِ الأَقْصَى الَّذِي بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ آيَاتِنَا إِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ البَصِيرُ

Subhânellezî esrâ bi abdihî leylen minel mescidil harâmi ilâl mescidil aksallezî bâraknâ havlehu li nuriyehu min âyâtinâ, innehu huves semîul basîr.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Âyetlerimizi göstermek için, kulunu geceleyin Mescid-i Haram’dan, etrafını mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya yürüten Allah, Sübhan’dır (bütün noksanlıklardan münezzehtir). Muhakkak ki O, en iyi işiten, en iyi görendir.

Sadakallahul Aziym İSRA Suresi 1. ayet

Peki Muhammed miracda nereye cikdi


ondan binler sonra gelecek olan mehdiye, ve onun semasina, onun vaktine, gelecege gitdi, ve gelecekde onun bulundugu mekana cikdi, mehdiyi gördü, geri gitdi. yani "ev edna"ya kadar kiyametten bozuluşdan hemen öncesine kadar gitti.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَالنَّجْمِ إِذَا هَوَى مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمْ وَمَا غَوَى وَمَا يَنطِقُ عَنِ الْهَوَى إِنْ هُوَ إِلَّا وَحْيٌ يُوحَى عَلَّمَهُ شَدِيدُ الْقُوَى ذُو مِرَّةٍ فَاسْتَوَى وَهُوَ بِالْأُفُقِ الْأَعْلَى ثُمَّ دَنَا فَتَدَلَّى فَكَانَ قَابَ قَوْسَيْنِ أَوْ أَدْنَى


Ven necmi izâ hevâ.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim


Havadaki (gelecekteki) yüksekdeki o yıldıza andolsun ki. O yildizin Sahibi dalâlete düşmedi ve azmadı da. Ve o, hevasından (kendiliğinden) atmasyondanda konuşmaz. (O’nun söyledikleri), sadece O’na vahyolunan vahiydir. O’na çok şiddetli ve kudretli olan Allah öğretti. O (Muhammed O na (Mehdinin Vaktine) defalarca gitdi geldi, Ve o, ufkun en yüksek yerindeydi ,En uzak gelecekdeydi. sonra O (Muhammed) O nun (Mehdinin) gökyüzünün semasina indi, Taaki Hatta kabesine kadar yani Evinin Tavanina kadar indi. Ev ednasina kadar önüne kadar vardi.

Sadakallahul Aziym NECM Suresi 1. 2. 3. 4. 5. 6. 7. 8. 9. ayetler

Yani işde agacin gayesi meyva vermekdir, öyle olunca islam ve din agacinin peygamberler Dalinin gayesi olan "Deyyan olan mehdidir." yani öyle olunca Deyyan mehdinin bir ismidir Lakabi sifatidir, ve yani merkez güneş ise, ve onun parcasyisa bütün kainat, onun etrafinda döncek olanlar demek ve onma secde etcek olanlar demek öyleyse Hz Adem Kim? Muhammed kim? Mehdi Kim? ve en son meyva mehdi ise, ve son uc nokta ona ulaşinca, işde vücutta kafa misali, öyle olunca, herşey onun etrafinda bir defa dönecek kiyam edecek demek olur. yani gelmiş gecmiş herkes, bir defa onun vaktinde, kalkip, ona secde, veya secdeden kasit onu görecek, onun yanina varip gelcek yani, tavafin maksadi, haccin gayesi, tatbik edilme sirri aciga cikcak demek olur. yani ona ashab olmasi lazimki, onun etrafinda dönüyor olabilsin degilmi yani, Kabe Kavseyn hikmetide budur yani, mirac yine budur yani.

---------

Balik suda Güzel sudan cikinca canilerin eline gecdi demekdir, artik sevmek icin degil, yemek icin, vahşice yemek icin o balik demekdir, her söz, her fiil, her insan, hersey yerinde güzel, yerinden ettimi onu, kolu kesip bacaga takmak gibi, kol yerinde güzel, parmak yerinde, tirnak yine yerinde güzel ve faliyetini devam ettirebilir, öyleyse eger kurani bu kafir deccal, şeytanla birlikte degiştirbiliyorsa, ayetlerin yerini yerinden ediyorsa, o zaman kafada kalak, kalagin altinda kulak gibi bişeyler yani, yaratik olur bu. insanlarve hayvanlar yaratik olur, yani geyikligin başi da bu demek, yani kafada kalak, kalagin altinda kulak diye sürec devam edip gidiyor, bozulmada, ileri aşiri ileri gitmede, ondada Allah varmidir? Geyigi yaratip kafasina kocaman kalak takanda Allah ken, Allahin olmadigi bir köymü, kentmi, dünyami, gezegenmi, güneşmi var sanirsin sen ahmak decal ve avenesi.

------------

MEVLÜD KANDiLi HAKKINDA

Muhammed demek vahdet ve Vahdeti vücut ise, onun parcalari ümmeti muhammed, ümmeti muhamedden biri, her gün her saat her an dogmakda, ve Muhammed icin iki cihanin güneşi lakabi duyulmuş ve güneş burada dogmasa bile, başka bir yerde her an dogmakda, öyleyse muhammedin dogumunu öyle bir güne bir saate hapsetmek yanlişdir dedik kardeşim, anlayan anladi bile, o Hz Adem gibi, hani Adem demek, ademogluda demek olur, ademoglu her an her saat dogdugu gibi, Hz Ademin dogumu da her an her saat oldugu gibi, muhammedinde dogumu, her an her saat olabilir, ve de olmakda zaten. ve amma belli bir günde omnu yad etmek güzeldir herkesin herşeyin bir günü gecesi oldgu bu ahirzmanda Muhamedin mevludunda bir gün ve gece ayrilmiş ve kutlanmiş cokmu. teşekkürler bu soru icin.

-------------------------

Vadin bin Ata (ra) rivayet ediyor. Resulullah (asm) şöyle buyurdular:

"Ağızlarınızı ter temiz tutunuz. Çünkü ağızlarınız Kur'an'ın yollarıdır."

(Camiüssağir-5319Kaynak: )


neyzen tevfik demiski
"Öleceğiz birgün, gömecekler. Bikaç gün övecekler, sonra kalan malını bölecekler; Hatta memnun kalmayıp üstüne birde sövecekler."

Ey Mustafa Kemal, Ey Atam, öldün, birkac gün övdüler, sonra malini devletini, kurdugun devleti paylaşamayanlar cikdi, orayi alip, burayi parselliyp satanlar cikdi, vakit geldi şimdie ardindan sövenler vaktine, şimdide ardindan söven ipneler cikdi. Nitekim muhammed demedimi "ahir zamanda bir vakit gelcek, büyüklerine söver olcaklar."

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem yine Buyurdular

“Âhir zamanda Ehl-i Beyti sevdiğini iddia ederek Ali’yi kendisinde bulunmayan (ilahlık yâhut peygamberlik veya Ebû Bekr ile Ömer’den üstünlük gibi) vasıflarla metheden Râfizîler olacak, onlar Ebû Bekr ve Ömer’e sövecekler” diye haber vermiştir.

(Ahmed ibni Hanbel, no:1377, Ebû Nu’aym, 4/95-96)

onlara sövebilenler cikdigi gibi, TC kuran Atayada söven ahmaklar yeryüzünde şimdi, atam hemde senin kurdugun devleti parsel parsel ele gecirmişler, üstünde yatip kalkipda birde kurdugun meclisden ekmek yiyorlar, birda osmanli dingirtisi yapiyorlar, osmanli dursaydi, sen nasil başbakan milletvekili olcakdin, padişahlik babadan evlatlarina devrederek devam etcekdi, sen bunlarin bir tanesini bile görmeycekdin bunlari hice sayipda bir de sana söven ipneler işde bunlar. Bende onlara sövüyon işde, yine dedi muhammed "sövmeyin söverler"
herşey tersine döner oldu, ya muhammed sen daha gelmeyecekmisin, ey mehdi bu ümmetin başina gecmeyecekmsin, hala nerde bu mehdi, ben isemde, sen isende, o isede, nerde bu mehdi?
Nerde muhammed, dünya ters takla atar oldu, salto yapiyor artik, salto yu ben hic yapamdim biliyormusunuz arkideşler, amma tek beceremedigim cimnastik dersinde, ters saltoydu.yani ben mehdi olsam öyle bir anda dosdogru edevircek kadar yetenkli degilin demek istiyon, yok öyle ters salto yani Ey atam ve Ey muhammed.
ve miracda bu dünyanin sonu kiyamet ona gösterildi, sonmdan öncesine alindi yani o ayette gectigi gibi, ve ona HIZIRLIK ögretildi, bak burasi gelecek ve gelecegin oluşmasi icin, sen kek yapanin firina bakip durdugu gibi git gel sona bak, ve ona hizir gibi ol ve degişmesi gereken yerleri degiştir denildi, ve ona oyuncak gibi eline verildi, ve o ölü degildir, nitekim o surede öyle deniyor, defalarca onun semasina istiva etdi, defalarca mehdiye gitdi geldi, yani mehdi vakitine, sondan bir öncesine gitdi gitdi geldi.

---------------------
VAHiY - KULAK ÇINLAMASI VE TELEPATi TELFONUNU KULLANMAK

Yine muhammed dedi "Nerede olursaniz olun, bana salavat getirin, cünkü meleklr sizin selavatinizi bana getirirler" dedi.

microsoft şimdi yeni windows 7 ve 10 ile bütümn Dünya milletini duymaya calişiyor, ne yapiyor ne düşünüyorlar haberdar olmaya calişiyor, yani muhammede verilen bu meleklerin

salavati ona gertirmesi hikmetini cözmeye calişiyor, belkide cözdü, ve herkesden haberdar oluyor windowsun icin telemetry diye bir plugin gömmüş, ve senin o anki yazdigin cizdigini ve
ruh halini sevdgini sevmedigini aldigini sattigini bilgisayarinda yaptigin herşeyini, hemen microsftun deposuna haberdar ediyor, meger o plugini durdurasinizki haber vermesin, yoksa bilgisayar başliyor vorul vorul sizin biligilerinizi ispiyonlamaya, yani işde bizde sizden gelene sorulardan haberdar oluruz, aynen muhammedin salavatlari duymasi hikmeti gibi, bizde ondaki gibi olmasada aynen vardir. ve nitekim telapati kuvveti budur zaten. hani yerin kulagi var derlerya işde o.

Bu yüzden biz bazen işde konudan konuya atlarizki işde sizlerin sorulari kendi yaninizda bizim vaza getirdigniz sorular itirazlar bize ulaşir ve onlar cevapsiz kalmasin diye
sorularinizi cevaplamak icin, bazi dangilleerin ahmakligi ile ortaligi bulundirmasinin önüne gecmek icin işde bazen hiddetleniriz bagirir cigiririz işde.Bu sebebledir yani. nitekim kulak cinlamasi, bunun her insanda mevcut olan bir cihaz oldugunu gösterir, ve kulak cinlayinca atalar demiş biri senin hakkinda konuşuyorda ondan kulagin cinliyor demişler. peki nerden ögrenmişler böyle oldugunu tabiki muhammeden, yani kafadan sallama atmasyon degil yani,
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Birinizin kulağı çınladığı zaman bana salavat getirsin. Beni hayırla ananı Allah da hayırla ansın."

ALINTI

Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: “Birinizin kulağı çınladığında beni ansın ve bana salavât getirsin ve 'zekerallâhü men zekeranî bi-hayrin' desin”

Resûlullâh, “Muhammedün Resûlullâh sallalâhü aleyhi ve sellem” ve bunun benzeri salavat-ı şerife okumak ile zikredilir, anılır.

Mü'minin kulağı çınladığı esnada Resûlullah (s.a.v.) onu Cenâb-ı Hak katında anmış, ona duâ etmiştir. Mü’minin ruhu bunu duyduğu zaman kulağı çınlar. Bunun için salavât-ı şerîfe okuması tavsiye buyurulmuştur.

Nitekim ayak uyuşup karıncalandığında da salavât getirmek tavsiye edilmiştir.

Kaynak :Fazilet Takvimi

ALINTI SONU

Bu yani kulak çinlamasi: nitekim vahiy yöntemlerinden biridir, cünkü vahiy çan sesi şeklinde gelir denilmiş, çan sesi ne peki ? işde çinlama lan çinlama, dangil salak, yillardir bunu anlamadinmi ahmak. Bunun bir bir üst boyutu bizimki gibi sadece kulak çinlamakla kalmayip, o bizim hakkimizda konuşan ne dedi ne sordu veya ne diye sövdü kelimesi kelimesine duymak ve bilmek gibi yani.



--oOo---



أَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! ''

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--

Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 2 Aralık 2016 Cuma

Original Kar © glan

Allah Yarattiklarini Eşi ile Birlikte Halketmiş (Kar©glanin 25 Kasım 2016 Vaazi)

Allah Yarattiklarini Eşi ile Birlikte Halketmişse O Zaman Eşeysiz Yaratik Yok

(Kar©glanin 25 Kasım 2016 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

قَالَ نَبَّأَنِيَ الْعَلِيمُ الْخَبِيرُ

kâle nebbeeniyel alîmul habîr

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

“Bunu bana, hakkıyla bilen ve hakkıyla haberdar olan Allah haber verdi” dedi.

Sadakallahul Aziym TAHRİM Suresi 3. ayetten pasaj

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم


عَسَى رَبُّهُ إِن طَلَّقَكُنَّ أَن يُبْدِلَهُ أَزْوَاجًا خَيْرًا مِّنكُنَّ مُسْلِمَاتٍ مُّؤْمِنَاتٍ قَانِتَاتٍ تَائِبَاتٍ عَابِدَاتٍ سَائِحَاتٍ ثَيِّبَاتٍ وَأَبْكَارًا

Sadakallahul Aziym TAHRİM Suresi 5. ayet

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِنَّ اللّهَ يَأْمُرُكُمْ أَن تُؤدُّواْ الأَمَانَاتِ إِلَى أَهْلِهَا وَإِذَا حَكَمْتُم بَيْنَ النَّاسِ أَن تَحْكُمُواْ بِالْعَدْلِ إِنَّ اللّهَ نِعِمَّا يَعِظُكُم بِهِ إِنَّ اللّهَ كَانَ سَمِيعًا بَصِيرًا

İnnallâhe ye’murukum en tueddûl emânâti ilâ ehlihâ ve izâ hakemtum beynen nâsi en tahkumû bil adl(adli). İnnallâhe niımmâ yeızukum bihî. İnnallâhe kâne semîan basîrâ

Sadakallahul Aziym NİSA Suresi 58. ayet

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

فَاطِرُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ جَعَلَ لَكُم مِّنْ أَنفُسِكُمْ أَزْوَاجًا وَمِنَ الْأَنْعَامِ أَزْوَاجًا يَذْرَؤُكُمْ فِيهِ لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَيْءٌ وَهُوَ السَّمِيعُ البَصِيرُ

Fâtırus semâvâti vel ardı, ceale lekum min enfusikum ezvâcen ve minel en’âmi ezvâcâ(ezvâcen), yezraukum fîhi, leyse ke mislihî şey’un, ve huves semîul basîr

Sadakallahul Aziym ŞURA Suresi 11. ayet


Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Sizin en hayırlınız, ehline (eşine ve çocuklarına) en hayırlı olanınızdır. Ve ben de ehline karşı en hayırlı olanınızım.”

( Hadis-i Şerif )

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Kadınların haklarını yerine getirme husûsunda Allâh’tan korkunuz! Zîrâ siz onları Allâh’ın bir emâneti olarak aldınız.”

( Hadis-i Şerif )

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

Ümmet - peygamber - vahdeti vücut ve sistem ve kainat hikmeti

Bir peygamber bir ümmetin başi olduguna göre bu vahdeti vücuttaki bir sistemi temsil ediyor, sistem ise kainattaki bir yildiz sistemini temsil ediyor, yani öyle olunca, güneşimizin ikincisi kayip deniyor, oysaki Allah herşeyi zevcim ile yarattigini kuranda şu ayete bildiriyor

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَمِن كُلِّ شَيْءٍ خَلَقْنَا زَوْجَيْنِ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

Ve min kulli şey’in halaknâ zevceynî leallekum tezekkerûn.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve Biz, herşeyden (zıttıyla kaim kılarak) çift yarattık. Umulur ki böylece siz tezekkür edersiniz.

Sadakallahul Aziym ZARİYAT Suresi 49. aye

yani öyleki her parca güneşin parcasi ise, o zaman kainatin uzadigi heryerde güneşimizin ikincisi de olmali , yani zevci de olmali degilmi öyle olunca, o nedir ? kara gögcür nedir bilirmisiniz bugdaylarin icinde kara bir gögcür vardir "fii" deerler ona, ve öyle olunca, kara gögcür kainati icine alan karanlik enerji dedikleri yer, ve öyle olunca gök kubbe o siyah ile dolu, cökerse icine hepsini yutacak olan kara güneş yani işde, her yildizin en yakinindaki olan karanlik olan kisim. Herşey ZIDDI ile kaim, öyle olunca karanligin olmasi, işde güneşimizi daha görünür ve bariz hale getiriyor zaten.

---oOo---

Allah evvelmidir ahir mi hikmeti, fatiha başdadir, amma kulhu sonda, büyük Allahmi, yoksa kulhu kücücük sure, Alllah kücücükmü, hani o parcacik arayan "cernci" dangiller, Allah kü Çükmü haa akillara soru, allah sonrami kulhudemi, yoksa başda fatihadami, yoksa kuranin tamami gibi, bir bütünmü kocaman koca AM rahmanmi rahimmi allah yoksa, allah 99 esmasi ile bütün mü, yoksa Allahin daha bilmedigimiz binler ismidemi var haa. Allah kulhudeki gibi kücük, insan bedenine oranla cük, kücük, onun attigi meni daha daha daha cok kücük, amma marifeti büyük o kücücük meninin icine Allah bu kainatin tamamini sigdirimiş, kücültüp icine derceder, sonra acar kainat eder, öyleyse bu kudreti görmeyipde, Allahi o kücücük parcada aramak kadar ahmaklik olamaz, bavul daginik eşyayi toplayipda, kolay taşimak icindir, yoksa daginik halda taşiyamazsin o eşyayi, işde kainati da bavulun icine koyar gibi, bir meninin icine derceden Allah, Hz. Ademin meninini icinde bütün insanlgi cikariyor acildikca aciliyor hala insanlik, haaala ilerliyor öyleyse acilcak bişey kalmayinca, tekrar dürüp büküp taşinir hale koyacakdir, allaha hem daginik halde, hemde toplu haldedir, yani hem kuranin tamami gibi, hemde bir fatiha, bir kulhu, bir inna eateyna gibi dürülmüş vaziyettede olabilir yani. Allah neerde heeryerde kural,i ve yine size şah damarinizdan yakin, hem burda, hem şurda, hem orda.

---oOo---

ölmek mutu yani mevt ölü ve öyle ounca mustafa hoca diyorki ölmenin mefulu yokdur diyor öylemi, emevi demek ne demek peki? yine öldüren Allah(Ya mümitu) oldugu gibi, birde velbeas eden Allah var, öldükten sonra yeniden dirilten ve diriltcek olan Allah, yani Hz isa SIRRI, yani TIBBIN babasinin hikmeti, O nun yaratilma hikmeti.

---oOo---

TRAFiKDE KAYNAK YAPMA SERBESTiSi

Bir yol düşünün 10 km ve Yolun en başindan yola cikan arabalar kuyruk yapmiş olsun, mesela 5 km kuyruk oluşmuş olsun. ve 10km enin sonunda bir işyeri olsun, ve bu işyerine yetişcek insanlar arabayla kuyrukda, amma bir yandada 2 km uzakdanda yola cikanlar olsun, ve ve bu kuyruk 5 km yolda, o 2 km kala olan köyün ömündeki kavşaga gelse, ve o kuyruk hic ara vermeden yoluna devam ederse 2 km dekiler işe gec kalir, ve ondan sonr şefe derlerki birde, "bak ben 10 km e uzakdayin ve işe yetişdim, sen 2 km den gelemedinmi işe, nasil oluyor bu?" derler halbuki, dangil yolu kaplamiş yol vermiyordur, ondan gec kaldik, ben onlarin kuyrugu kavşaga gelmeden önceki 20 dakika önce yola cikmam lazimki, koyuruga kapilmadan yola ve işe yetişebilen. peki benim yakinda oturma avantajim nerde kaldi ozaman, ben eger 20 dakika daha önce yola işe cikacaksam, Allah aşkina, benim yakinda oturma avanatjim nerde, biri bana söylesin bunu, ve dangiller yolda ara boşluk koymadan sira yapiyor, lan dangil, trafik cok SIK olursa oranin trafik sorumlusu merkeze bildrir ve o kavşaga önce döner kavşak konulurki, diger kavşaklardan gelenler o kavşaga gelince bütün yollardan, o ana yola kaynak yapabilsinler diye, daha kalabalik oluyorsa o kavşak, bu sefer lamba konulur, mesela her 30 saniyide bir falan diger kavşaga hak taninirki, o kavşakdan ana yol kaynak yapabilsin, yine eger daha kalabaliksa, lamba süresi dahada kisaltilirki eşit şekilde dagilim olsun diye. angut trafikde kaynak yapma serbestisi vardir, tilkiye calmak helal oldugu gibi, tarfikdede kaynak yapmak helaldir serbesttir anladinmi idiyot takimi.
Serbest dedik diye bu tarfigin seyrek oldgu saat 10 yada 3 gibi falan herkesin işde oldgu ve trafigin seyrek oldgu bir saate tek bir kamyon bir kavşakda diger kavşakda pkv oluncva o pkw kamyonun yolunu kesip gecmesi lazim demedik.

Lambada öyle zaten bekleme süresi trafigin seyrek oldugu zman ile SIK oldgu zaman ile seyrek oldgu zaman ayni olamazki, mesala ögeleye dogru kimse gecmez oldugu sirada, kavşaga geleni bir dakika bekletmek yine yanliştir her yerde adalet azizim adalet, adaletle hükmedilmi sorun olmaz, şeriat sadece namaz şu kadar rekat, helal şu haram bu, ile olmaz. Trafik kurallarini düzenlemek, ve onlara uymakda şeriatir, yani Allahin insanlar üzerine hakkidir ki, can, mal ve hak hukuk cignenmemiş olsun.
Trafigin SIK oldgu bir vakitte bir kavşakda kaynak yapanlara düdük calan ipneleri elime gecirirsem agzini burnunu kirasim var, yetenek meselesi azizim, herkes sirasina göre,Allah bazilarirni gaz formunda yapmiş yani ucucu ucup öne gecebilir, en arkada olsada ucar öne gecer, bir sinifda 20 tane ögrenci olsa,sinif gecme sirasi bu sira boy siarsina göre degil, sinif gecmek : beceri yetenek ve bilgi meselesi, yani istidatina göre sinif gecer, ve birinci ikinci olur, yani boyu uzun olan dal yarak önden gitcek diye bir mesele yok, amma o da boyuna bosuna göre kendini ayarlayip ona göre yola cikacak, burnunu bir yere kaptirmayacak becerebilirse, yani TIRIN nromal bir kavşakda kaynak yapmasi ile PKW nin kaynak yapamsi ayni olmaz boy farki HIZ farki kuyuruk farki, burnunu kisdirirsa bir yere onun kaptdirdigi uc digerine gecer cünkü, yani tirnak uzayinca kesme hikmeti, uzadi diye serbest birakipda dahada uzatmak olmaz, Struwwelpeter olmaya gerek yok, haftada bir kisaltilir, yani dangillerin zeykirlilerin ucuda öyle serbest birakilmaz, bir yere kadar onlarin sinirida yani. 21 Aralikdaki gündönümü siniri boşuna 21 degil yani.
Bu vaazda dikey penis yatay penis meselesine örnek olsun kapak olsun anlayan anladi, PIRASA ve PIRASAYI DOGRAYAN HiKMETi vaazlarimizi takip edenler anladi bile.

---oOo---

Dedikki bazi surelerin başindaki hurufu mukatalar, o surenin cekirdegi gibi dedik, yani aynen karpuz cekirdegi gibi dedik, ve öyle olunca, bazi cekirdeklerin kabugu yenebilcek kalinlikda, bazisi ise vişne kayisi gibi yenmeycek kalinkda bazilrida sadece cekirdek ay cekirdegi badem ceviz gibi yani rabbim diyorki bak bunu yeme cünkü kalin yenmez bak bunu ye bazilari karpuz cekirdegi gibi yiyebilirsin yumuşak ve kücük, yani işde hurufu mukatalarinda hepsi heryerde kullanilmaz usulu vardir. bazisini yerseniz şifa yerine öldürücü zehir olur, nitekim vişne cekirdegini balik tutmada kulanirlar, baliklari zehirler amma, o zehir seni öldürmez, baliklari sarhoş edip öldürürken, sen onlari vişne kiraz cekirdegi yiyipde ölmüş, yada daha dogrusu bayilmiş baliklari yiyebilirsin, ona zehir, sen onu amma cekirdegi degil, baligi yiyince zehirlenmiş baligi yiyince, sana zehir degil, ve sen cekirdek halini yeme stop var, kalin bir cekirdek yani, yemeyecen baliklara atacan, onlar yiyecek yani öyle olunca, her hurufu mukatada öyle her zaman yenmez, okunmaz yeri ve usulu vardir, ehli, hal ehli olanlar bilir. yasinin cekirdegi "ye" ve "sin" dedik diye 100 tanede yasin cekirdegi yemeyecen, oda hasta eder adami, herşeyde itidal azizim. yasinin siniri 41 dir ondan fazlasi hasta eder. hatta 40 dirda, bir fazla bir eksik meselesi yüzünden kirkbir. tolerans, aynen şehir icinde hiz tahditi 50 km SINIR tahditi iken, radar 59 km hiza a kadar tolerans taniyabilir, 59 da cekmez, 60 dedi ceker, ceza verir, toleranz ve tampon bölge gibi yani.


---oOo---


Allahu Teala Hazretleri Kader bahsindeki kurallari, ve onlara uyma zorunlulugu koymuş, amma cüzi irade ile insan, mesela kirmizida durmak kanun, ve uyulmamasi, ceza ve yaptirim gerektirir. ve yine kirmizida gecersek, canimiz tehlikeye girebilir, sagligimiz ve hayatimiz söz konusu, fakat bütün bunlara ragmen, bizdeki cüzi irade belli durumlarda, stopdada kirmizi lambada da durmayabilcegimizi öne koymuş, mesala durursak kaza olcak,arkadan gelen bize carpacak, mesela freni patlamiş geliyor, o zaman pas gecebilcegimiz bir durum olabilir, bunun icin işde stop kuralinin ucu acik olmasina ragmen, yine orda kurala uymama, yine bizim saglimiz icinken, insan o kurali cigneme hakkini, yine adaletsizce kullanip, keyfi ihtiyari gecme zannetmiş, ve öylece bazilari stopda durmaz gecer, amma bu onlarin geciyor, gecebiliyor olmasi, o kuralin koyucusunada, nede o kurala helal getirmez, o zaten hesap dahilindeydi, böyle dangillerinde olabilcegi hesap icindeydi zaten, bazilari melek tabiatli itaat ve secde etme yetisinde ve kurallara emre uyma yetisindeyken, bazilari şeytan tabiatinda itiraz ve kurallara ters davranma yetisinde, öyle olunca, iki grup, beyaz ve kara gibi, melek ahlakinda insanlar, ve şeytan ahlakinda insanlar, şeytanin şeytanligi, Allah a bir zarar vermez, şeytanin öyle davranacagi güdüsü, zaten şeytanin tabiatindaydi, tabi davranişi o idi cünkü. ve cins cinsi ile birlikte haşrolur toplanir, öyle olunca karalar kara icinde, aklar ak icinde toplanir velhasil kelam, burda cüzi irade, kara nin kara olabilmesi icin verlimiş müsade amma, aklarda kara olmayi tercih ederse, o zaman onlar tabiatina uygun hareket etmemekden hesap görürler, cezalandirilirlar, oysaki şeytan zaten ateşin parcasi, onun ateşdan bir cezasi olmazki, o dedi, cehhennemin hatibi oldugunu ikrar etti, yani ateşin parcasi oldgunu ikrar etti, ya sen dangil kimdensin melekdenmi? itaat ehli, yoksa şeytan ehlinden mi.


---oOo---

işde burda devreye giren dua, kilit ile anahtar gibi, dogru anahtar dogru kapiyi acabildigi gibi, dogru kelimelerin dogru dizilimi ilede, dogru ve kabul olmuş bir duaya ulaşilir, ve öyle olunca duanin dizilimi, aynen kilitteki, o girinti ve cikintilar gibi, ve duayida kurandan ögeniyoruz, dogru kapiyi acacak anahtar örnekleri kuranda mevcut, öyle olunca yanliş bir dizilim, yanliş kapiyi acar, veya kapi hic acilmaz, öyle olunca duada kurandakiler gibi veya, onun gösterdigi örnege uygun olmaliki dogru kapiyi acsin, yani söz yerli yerinde kullanilmaliki, dua kabul olsun, duanin kabul şartlari arasinda en bariz hususda budur.

---oOo---

Kendini dindar atfeden sanatcinin birisi bir zamanlar face sinde bir hikaye paylaşmiş neymiş: bir adam bogulmak üzere olan bir akrebi görmüş, el atmiş kurtaran diye, akrep onu zehirlemiş, sonra bir daha elini uzatmiş, yine zehirlemiş, ba baaaaa bak bak hikaye bir kere zehirlemiş ve gebermemişde, birdaha elini uzatmiş ne kahrman adammiş, neyse sonra yine zehirlemiş yine uzatmiş yine zehirlemiş, ordan onlara bakan bir adam demiş: "bak zehirliyor işte, hala niye elini uzatiyon." oda demişki, onun tabiatinda zehirleme var, benimkinde, yardim etme var demis . herkes ahlakini yaşar demiş. ve ben bunu ahmaklik diye itafedince yorum yazinca facesine , benden şikyetci oldu, seni bilmem polise vercen falan filan,o zman babaalarinin dirayetli vakti megerse bu fetoculardan biriydi yani.

lan dangil, cocuk cocuk, sobaya CIS dersin varma ona yanasrsin dersin, anlamaz, bir dersin iki dersin inanmaz elini sobaya degdirir, soba elini yakinca CIS ne demek anlar, bir daha sobaya elini vardimaz, sen nasil bir ahmaksinki, onun tabiatinda yakmak var veyahut zehirelemek var diye seninkindede yanmak var diye elli kere elini yakmak mi lazim sobanin yakici akrebin öldürücü oldugunu anlamak icin, dangil bir kere yakdi cocuk bile akillandi, sen niye hala ahmaklik edersin dangil, yani burada ikinci bir deers akrep dostunu bile zehirler geceer dost ile düşman onun icin ayni kefede yani. biz bunu dedik diye bizi şikayet edecekdiki facemi bir ara bu yüzden kapadim sonra tekar acdim onu sildim takipden ve sonra acdim yorumuda sildim. şimdi benim hakimi Allah alip durur, şimdi ananiniza babaniza varinca şikayet etdiler, hepinizi amina koydular bile, ahmak sen daha dünyayi kurtaran adam rolu oyna dur, salak işde sallama dallama salak.
akreple oynamak ne demek ögrendinse, elini birdaha uzatmayacagini anlaman gerektigini anladinsa, haydi şimdi sende gel, ardimiza takil, haydi attaya gidiyoz hep birlikte.
Evet akrep cibilliyati ile zehirlidir, zehirleycidir amma, ona düşenise, mesala odunusan odunsun, illaki odun olup yanmakda diretme, Allah isa gibi maranguz göndermişken senide yontacak ve masa sandalye cerceve dolap,.. yapacak biri vardir, niye odunlukda diretiyon bre ahmak, yine şeytan gibi herşeye itiraz eden ahmaklar, niye şeytanlikda diretiyorsunuz sizide egip büken bir davud varken dedik burda durduk, opel arabasinin birisinin ismini adem koymuş, görsen cüce bir araba, akrabasimi, cocugununmu torununmu ismi ademse, kücük adem, evet kücük ademde varmidir vardir, sen cocugunun ismini adem koyarsan 33 metrelik ademin yaninda seninki mesala 60 santim bir cocuklukdan başlayip, 1,80cm 1.,90cm lere kadar uzayan bir ademoglu olcakdir, amma herkes zaten ya adem ya ademoglu degilmi, öyleyse herşey göreceli kardeşim, dün adem 33 metreyken bu gün altmiş santime düşüyorsa, sen niye zeykirlilik ediyon haala.

---------
Aleyhisselam ile salavat okuma arsindaki fark Hz Ali ömere ebu bekre ede salavat okuyoruz biz fakat onlar peygamber degildir amma onlara aleyhisselam denmez yani aleyhisselam aynen prof . gibi bir rütbe peygamber demek gibi manasinda amma, Hz Ali ye de salavat okumak ise, insan doktordur birileride fahri doktordur gibi, yahutta tibbi bilgisi olan vardir, amma rütbesi ve egitimi doktor degildir gibi yani.

------
Dinimizde mest diye birşey vardir, ki kiş günü abdest alirken ayaklari yikamak zorunda kalipda üşütmek icin, işde mest mukim icin abdest alip giyince 24 saat gecerli yolcu icin 48 veya 72 saat gecerli, öyle olunca mest su gecirmeyen cinsden corap veya ayakkabi cinsi birşey öyle olunca abdestli giyince 24 saat gecerli ise oje süren hanimlarda sanatcilar falan eger abdest alip namaz kilanlar, varsa mesala oje sürmeden önce abdest alip sürerse, su gecirmeme fonksiyonu, ayni funktion yine gecerli olur, diyorum ahirzaman fetvasi veriyon, kural ayni, su gecirmez mest yerine, su gecirmez oje var burdada, kiyas yaparsak, ve öyle olunca her akşam silmek, ve sabah abdest alip yeniden sürmek kaydi ile, günlük diger vakitteki abdestler, ojeli olrak alinabilir diyorum.

----
Son Bir uyari daha, kafama yeni dank etti , insanlarin birbirini öldürüp yok olmalari insan olan bir insanion işine yaramaz, yine insanlarin yiyeceklerini bozup,bitkilerin gdosunu bozup onlari yiyemez hale getirip, soyunu bozup kurutmak insanlarin işine yaramaz, yine hayvanlarin türünü bozup, insanarin hayvnlardan da faydalanmalarininda önüne gecmek yine insanlarin işine yaramaz, kimin işine yarar, insan olmayan ve dünyamizi istila etmek isteyen uzayli yaratiklarin işine yarar. öyle olunca ben sonradan söylenti de duydum bu fikir bende oluşdukdan sonra yani, bu suriyeliler denenler Suriylei flan degil adam diyorki tekerlkeli sandelye ile avurpya yürüdüm diyor bu mümkinmi ben araba ile sate 120- 150km ile gidip başedip bitiremiyon bu yolu bunlar yürüeyek nasil geldi, hemde birde sakatlarda gelmiş, bu işin altinda bir dalevere var. uzaylilari bütün devletlere surilyeli diye sokdular tahminim. bunlar reptillianlar olabilir, yani sürüngen yaratiklar, bunlar insan falan degil her kiliga girebilen dünyayi istila etmeye calişan bir tür. Böyle bir Tür bişey var ve bu başbaklanlarda bunlara dünyayi satiyorlar tahminim. ey insanlik dikkatli olun, bunlari dikkatle izleyin, garip bir halleri varsa, hamen aramizda yayalim, ve bunlara dünyamizi birakmayalim, yoksa bunlar yavaş yavaş soyumuzu tüketmeye calişiyorlar. neymiş ilimunatlar da dünya insan saysini 500 000 düşürceklerimiş, yani insan soyunu kurutup dünyayi istila etmek isteyen birlileri var demekdir. Dikkatli oluuuuuuuun.

--oOo---



أَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! ''

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--


Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 25 Kasım 2016 Cuma

Original Kar © glan

21. SINIF Sofilerimize Kiyamet talim ettirilir (Kar©glanin 18 Kasım 2016 Vaazi)

Tariqatı Raşidi 21. SINIF Sofilerimize Kiyamet talim ettirilir ve oraya cikan kimseye kilit ve mühür vurulur Demiştik ve Talim Ettikmi Ettik

(Kar©glanin 18 Kasım 2016 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَإِذَا قُرِئَ الْقُرْآنُ فَاسْتَمِعُواْ لَهُ وَأَنصِتُواْ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ

Ve izâ kuriel kur’ânu festemiû lehu ve ensıtû leallekum turhamûn

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Kur’ân okunduğu zaman artık onu dinleyin! Ve susun ki; böylece rahmete kavuşturulursunuz.

Sadakallahul Aziym A'RAF Suresi 204. ayet

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

الَّذِينَ آتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يَتْلُونَهُ حَقَّ تِلاَوَتِهِ أُوْلَئِكَ يُؤْمِنُونَ بِهِ وَمن يَكْفُرْ بِهِ فَأُوْلَئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ

Ellezîne âteynâhumul kitâbe yetlûnehu hakka tilâvetihi ulâike yu’minûne bih(bihî), ve men yekfur bihî fe ulâike humul hâsirûn

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Kendilerine kitab verdiğimiz kimseler, onu gereği gibi okurlar. İşte bunlar ona inanırlar. Onu inkâr edenlere gelince, işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.

Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 121. ayet

---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Kıyamet gününde Kur’an-ı Kerîm gelecek ve Allah Teâlâ’ya: ‘Yâ Rabbî! Kur’an okuyan kimseyi şeref süsüyle süsle!’ diyecek; bunun üzerine Kur’an okuyan kimse şerefle süslenecek."

"Yine Kur’an-ı Kerîm: ‘Allah’ım! Ona şeref elbisesi giydir!’ diyecek; hemen o zâta elbiselerin en değerlisi giydirilecek. Sonra Kur’an: ‘Rabb’im! Ona şeref tacı giydir!’ diye niyâz edecek; o kimseye şeref tacı giydirilecek. Sonunda Kur’an-ı Kerîm: ‘Yâ Rabbî! O kulundan razı ve hoşnut ol! Senin hoşnutluğundan üstün bir şey yoktur.’ diyerek Kur’an okuyan kimseyi mânevî mertebelerin en yükseğine ulaştıracak."

( Hadis-i Şerif , Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’an 18; Dârimî, Fezâilü’l-Kur’an 1)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Yine Buyurdular

“Kıyamet gününde, Kur’an-ı Kerîm ile Onun buyruklarını tutup yasaklarından kaçan mü’minler ortaya getirilecekler. Kur’an’ın önünde en uzun iki sûresi, Bakara ile Âl-i İmrân bulunacak. O sırada bu iki sûre, iki bulut gibi görünecek veya aralarında bir nur bulunan iki siyah gölgeliği andıracaklar, yahut bu iki sûre, kıyamet gününde sahiplerini savunmak üzere saf bağlayıp kanat germiş iki kuş sürüsü gibi gelecekler.

( Hadis-i Şerif , Müslim, Müsâfirîn 253; Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’an 5)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Yine Buyurdular

“Kur’ân’ı kendisine zor geldiği halde kekeleyerek okuyan kimseye ise iki kat sevap vardır.”

( Hadis-i Şerif , Riyâzü’s-Sâlihîn, 991)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :


Yeni bir buluşa atıf, insanoglu dogal parfümü keşfetmeli artik, ve muhammed gül kokardi deniyor, ve bunu şöyle keşfedeceksin ey bilimadami, büyük bir canak al ve icine zengin bir humuslu toprak, elenmiş toprak koy, sonra o canaga kokulu bir gül dik, ve bekle güllerin acmasini ve onu her an izle, ve güller acipda gonca olup kokonca, o canakdan gülü cikar,ve o toprakda neler eksilmiş bak, daha önce gül dikmeden bu topragin 10 grmainda, hangi elemetler ne dkar var ölc yaz, sonra birde gül acinca gülü canakdan sök, ve tekrar o canagi komple karişdir, ve artik onda neler ne kdar azalamiş bak, ve sonra bu canaga bu sefer reyhan yani basilikum dik , ve o yaprak acip koku verince, bir 10 gün bekle ve sonra onuda sök, ve toprakda neler eksilmis bak , sonra o gülün yapraklarinin yagini cikar, ve temiz bir cilde sür, ve cildi inele, bu gül yagini sürünce deride ne alişverişi oluyor ki, gül gibi kokuyor.
sonra reyhanin kokusunu yap ve sonra reyhan yagini deriye sür, neler alip veriyor ve bak, şimdi onun alip verdigi elmentler toprakda ne kadar eksilmis ona bak, ve kac gram ne kadar, o elelmenti deri nefes alirken nasil alip alip veriyor incele, ve buraya kadari bendeen, sonrasini sen araştir bul, ve deri kendisi yedigimiz şeftaliden şeftali kokulu ter üretebilcegini, ve yine erik yiyince erik kokusu üretbilcegini, ve yine gül yapragi yiyince gül koksu üretebilcegini bul, ve bu dogal parfümün ilk sürümünü bana hediye et, bana gönder. hadi kolay gelsin.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَمَا أَصَابَكُم مِّن مُّصِيبَةٍ فَبِمَا كَسَبَتْ أَيْدِيكُمْ وَيَعْفُو عَن كَثِيرٍ

Ve mâ esâbekum min musîbetin fe bi mâ kesebet eydîkum ve ya’fû an kesîrin.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Başınıza her ne musibet gelirse, kendi ellerinizle yaptıklarınız yüzündendir. O, yine de çoğunu affeder.

Sadakallahul Aziym ŞURA Suresi 30. ayet

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Kul bir günah işlediğinde kalbinde siyah bir leke belirir. Eğer o günahından tövbe edip uzaklaşırsa kalbi günahlardan temizlenir. Eğer tövbe etmeyip günah işlemeye devam ederse, siyah leke artar ve kalbi kuşatır.

( Hadis-i Şerif , Müslim-iman-231, Tirmizi- Tefsir-75 )

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Günaha devam edenin zamanla kalbi mühürlenir, o artık sevap işleyemez olur.

( Hadis-i Şerif , Bezzar)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَذَرُواْ ظَاهِرَ الإِثْمِ وَبَاطِنَهُ إِنَّ الَّذِينَ يَكْسِبُونَ الإِثْمَ سَيُجْزَوْنَ بِمَا كَانُواْ يَقْتَرِفُونَ

Ve zerû zâhirel ismi ve bâtınehu, innellezîne yeksibûnel isme se yuczevne bimâ kânû yakterifûn.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve günahın açıkta olanını da, gizli olanını da terkedin. Muhakkak ki; günah işleyenler (kazananlar), kazandıklarından dolayı yakında cezalandırılacaklar.

Sadakallahul Aziym EN'AM Suresi 120. ayet


Bundan daha öncesi ise, her günah kalpde ve de gözde kara bir leke yapar demişler öyle olunca günah elbisininde kirlenmesine sebeb olan şey demekdir, ve öyle olunca, günah ile kirlenmenin alakasini keşfet ey insanoglu, ve günahsizlign güzelligi ve eseri olcak olan kirlenmeyen elbiseyi keşfet artik, bu hata yaptirtmayan Allah, dogru olan El-Hadi olan Allah a
itat etki bunu bulabilesin keşfedebilesin.

------------------
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا نُوحًا إِلَى قَوْمِهِ فَلَبِثَ فِيهِمْ أَلْفَ سَنَةٍ إِلَّا خَمْسِينَ عَامًا فَأَخَذَهُمُ الطُّوفَانُ وَهُمْ ظَالِمُونَ

Ve lekad erselnâ nûhan ilâ kavmihî, fe lebise fîhim elfe senetin illâ hamsîne âmen, fe ehazehumut tûfânu ve hum zâlimûn.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve andolsun ki Biz, Nuh (A.S)’ı kavmine (Resûl olarak) gönderdik. Böylece onların arasında 1000 seneden 50 yıl eksik olarak (950 yıl) kaldı. Sonra onları (Nuh (A.S)’ın kavmini) tufan aldı. Ve onlar zalimlerdi.

Sadakallahul Aziym ANKEBUT Suresi 14. ayet


Kuranda pi veya rooooo varmidir?
Vardir hani bizim tikimizden bahsederken kuranda der ki : Nuh onlarin aralarinda 1000 den biraz eksik kaldi der, tam degil yavrum, küsürlü, cingen tiki, piiii yada karooooooooooooglan rooooooosu yavurum, istersen roooo oluruz istersek piiii oluruz .

Yatay Penis ve dikey Penis nedir bilen varmi?

Bizim köyde sünnet töreninde, çük törenle herkesin ortasinda kesdirilirki, bakarlar mehdi dogdumu, dikey çük dogmuşmu? yatay cük dikey cük nedir işde bilen varmi?

---------------
AHDE VEFA

الَّذِينَ يُوفُونَ بِعَهْدِ اللّهِ وَلاَ يِنقُضُونَ الْمِيثَاقَ

Ellezîne yûfûne bi ahdillâhi ve lâ yenkudûnel misâk.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Onlar, Allah’a verdikleri sözü yerine getiren ve sözleşmeyi bozmayanlardır.

Sadakallahul Aziym RA'D Suresi 20. ayet

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Dört şey vardır ki bunlar kimde bulunursa o kimse halis münafıktır. Kimde bunlardan bir haslet bulunursa onu bırakıncaya kadar, kendisinde nifaktan bir haslet vardır. (O hasletler):

Kendisine bir şey emanet olunursa hıyanet eder, konuşunca yalan söyler, söz verince sözünde durmaz kavga ederse baştan çıkar (haktan ayrılır.)”

( Hadis-i Şerif , Buharî)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Kıyamet gününde sözünde durmayan her hain için bir sancak (dikilecek) bu filanın vefasızlığıdır, hıyanetidir denilecektir.”

( Hadis-i Şerif , Buharî)

Ahde vefa imandandir deniyorda, peki yeri gelince bazen eski sözünden cayip, yeni söz bulmak imansizlikmidir haa, eski telefonlarda diretip dursak, bu yeni telefonlar nasil icad aolcakdi be ah mak haa, yemegi aşi elimizla yersekmi iyi, yoksa ondan gecip kaşik catal kullanmakmi iyi haa, söyle bana, eski sapan taşi ile calut öldüren davud a uyup sapan taşi ile savaşmak sünnetdir diye, biz davudun sünnetinden caymayiz, deyipde diretmekmi iyidir, yoksa güne ve zamana uygun silahlarla kuşanip, islam cephesinide en iyi savunmakmi iyidir, yoksa hala sapan taşimi bre ah mak haa nedir bu densizlik, birisi bana bir söylesin, evet ahde vefa güzel amma, alt basamagi inkar edemeyiz, ona saygi duyariz amma, alt basamagi terketmeyen, üst basamaga gecemez. yine bazen alttakinin üstüne basmak lazimdir, Atatürkde olsa bu yani musa da olsa ayni yani, yukari cikmak icin, bi öndekinin üstüne cikmak gerekir, yani bununda hikmeti, horuz ile başlar , bir horuz üste cikar, işde o yüzden, ondan sonra bütün sira dizilir üste, ve öyle olunca insanlik zinciri bugün ileriye ilerliyebiliyorsa, dün bildiklerini bir daha elden gecirimesi ve ileriye
e dogru gitmesi iledir, yoksa diretip ben sözümden cayman demek, ne demek, yani "ahde vefa" o demek degildir.

------------------

Ve Allah insanogluna öyle birşey keşfettirmişki, mesala kamyon var, kamyonun dorsesinin hemen arkasinda, bir tane kepce veya kücük bir vinc var, ve o kepceyle yükde agir ve kaldirmasi zor olan, uzun olan, kisa olan, büyük bazi şeyleri, kendi kasasina alip yükler, veya kasasindan alip indirir. kendin pişir kendin ye insanlar, hem ana, hem baba, veya hem baba hem ana insanlar. ve bunlara bizim köylücede götten bacak derler, veya benim dilimde ise götünden yarakli insanlar, yani yengec amma, eger yengec olcak cocugun annesini ulvi bir ruh degilde kötü bir cin de tikerse, o ruh bir cinin ruhu ise, hani derlerya cinin bacaklari tersinedir aynen öyle, bunun birde götünde yaragi olur, aynen o TIR ve kamyonun dorsesinin ardindaki vinc ve kepce yaragi gibi, yani götünden bacak, yani cüce veya yengec burcu, amma cin musallat olmuş yengec demekdir, iyimidir iyidir öylelerinede ihtiyac varki tabikinede, adam indir bindir icin yardimci adam mi arayacak, kendi yükler, kendi indirir gecer yani self servis kardeşiiiim. yani mastürbasyoncu adamlar. varmidir böyleleri, evet varki, böyle bir cibiliyati Hak Teala halketmiş yine yani.

Mustafa ........ hoca yine diyorki insan duasinda diyor, "sever ve sevdiklerini ister diyor." hani alafebe duamizda varya "sevenlerimi sevdiklerimi nasiplendir" diyoruz ya yani bize taş atiyor yine, lan dangil orda birde ne diyoz "cemaatinide" diyoz cemaati nedir bende ondanin diyenler

bunu şu misal ile anlatalim zamanin birinde evliyanin biri sofileri ile oturuken, cingenin biri gelir ve yanindada kara bir köpegi vardir, selamlar ve ben seyidin der, şeyh hemen ayaga kalkar o aaaaliiii soydanmiş diye hemen yer verir, getirin köpeginide yallayin doyurun der, onun ve köpeginin önüne sofra kurar, yediri icirir yolcu eder, ardina yasdik verin felan filan, yani hörmet taltif , sonra o gider sofiler kizar, ya sen koskoca şeyhsin, bu adam falanci cingendi, sen bunun cingen oldugunu bilemedin ne iş derler. şeyh der ki ben onun o "ben seyidin" deyişine yanildim yakildim, o soydan ali muhammed soyu diye der, taltif onun seyidin deyişineydi der, yani

sonra yine kitmir kitmir onun bende onlardanin demesi, biz onuda kabul ettik, yine eşşek lan eşek, ben üzeyirin eşşegiyin demesi ile onudu kabul ettik biz, dangil, sen bizi ne sanirsin ah mak
ben ondanin diyen herkesde kabulumdur anadinmi şimdi idi yot, bu bir cemil ipekci olsa bile anadinmi idi yot kitmir misali ile bende onlardanin diyen herkes kabulumuzdür.

---------------

Herkes cibilliyat cibliyat kardeşim, yani bir insan bakara burcu yani kova burcu ise, dana veya inek,yani en verimli hayvan, etinden sütünden,.... eger süt vermezse inegi satarlar, kasapta keser azizim. yine dana ise döl vermiyorsa artik satarlar kasapa, ve kasapda keserler azizim, yine tavuk yumurta vermiyorsa keserler azizim. yine horuz sabahlari ötmez olduysa keserler azizim. yani akrep vermemesini bilen, ona gel sende ver deyince, onun da tabiati bozuluyor, yani o vermemege kurulu, inek ise et süt döl vermeye kurulu cibilliyat azizim. horuz ötmekle sorumlu ve bir horuza, bir akrepi reis etmeye kalkarsan, der ki ona ötme gari lan yeter der, yani gel seni keselim pişirelim yiyelim demek gibi bişey yani. iyi beslendin, gaari etli butlu oldun tutalim keselim pişirelm demek gibi yani. horuz öttükce var, nitekim beyaz horuz israfil insanlik kurulalidan beri ötmeye kurulu, o bir an bu görevden daha ihrac edilmedi bile, sen kimsin dangil.

----------------------



cökertme diye bişey var yani termometrenin skalasi gibi, yahut ses anfilerindeki ses dügmesi gibi yukari aşagi cekmek işlemi, yani eski teyipli radyolarin ses acip verme dügmesi gibi, ileriye geriye cekme dügmesi, yani o onu yukari cekecen diye ugaraşir, öbürüde indircen diye ugraşir, denge denge azizim. Dengeee Nedir Hz Ömerler, Ebu Bekirler de salebeye uysaydi bu din ayakda bu günkü gibi durabilirmiydi, bende vermeyecen, kimseyede bildiklerimi ögrtmeyecen yedirtmeyecen deseydi yani, herşey siraya göre, sirasini bilen, sirasina göre ve cilbilliyatina göre ahlaki vardir, ve de ona göre hareket eder zaten. yani

Yengec dar elli yani ellerinin ayasi kücük insanlar, memur amir kimse ise, yani zimba ya rak hikmeti, kagit kürekle ugraşan kimse demek yani,

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

آمَنَ الرَّسُولُ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْهِ مِن رَّبِّهِ وَالْمُؤْمِنُونَ كُلٌّ آمَنَ بِاللّهِ وَمَلآئِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ لاَ نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّن رُّسُلِهِ وَقَالُواْ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ

Âmener resûlu bimâ unzile ileyhi min rabbihî vel mu’minûn(mu’minûne), kullun âmene billâhi ve melâiketihî ve kutubihî ve rusulih(rusulihî), lâ nuferriku beyne ehadin min rusulih(rusulihî), ve kâlû semi’nâ ve ata’nâ gufrâneke rabbenâ ve ileykel masîr.

Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü’minler de (iman ettiler). Her biri; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: “Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz.” Şöyle de dediler: “İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır.”

Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 285. ayet


peygamberleri ayirmadan sevme hikmeti, yaragin büyügünü kücügünü birbirinden ayirmadan, o peygamber bu peygember ayirmadan sev, üzeyiri ve eşşegini seviyorsan, zimba yaragida sev, isa gibi zimba yaragida sev. ve yine baldir bud kalinligi demek yengece dogru gitmek demek, avucumdan su icen kanar hikmeti, yine ve salebe yine ibre sadece ibre ne yanna dogru senin ibrene bak, salabe sadece vermeme ibresinin sonu, yani sen o yana gideceksen, en son salebe gibi olman lazim ki, seni ceker yaradan o yanna, veremez hale gelirsin. yine salebe gibi olanida, bu yana ceker, hatta onun sinirida donuna kadar veripde donsuz kalinca küpe giren Ebu Bekir olursun.

-----------------------

ve bazen dala cikip rizkini koparman alip gelmen lazimdir, zor ve cile icinde, bazende olur, sofrana koparilmiş elma armut bicilmiş bugdaydan olma un ekmek edilmiş lokma gelir, yani yön ve ibre yine

kader bahsinde bir konu daha var, bazen insan kaderine gider, alir gelir. bazen kader gelir seni bulur. yani azizim elma dalinda elmalar var, ve sen gittin en iyilerini toplarsan, kirmadan berelemeden toplarsin, amma sen elma gelsin beni bulsun diye beklersen, bu sefer elma daldan düşer kafasini gözünü incitir bereler, ve sonra kurt kuşda onu didekler birileride minciklar pazarda ve sen bu yenik lokmalara muhtac olursun. Yani bazen dala cikip el degmeyen hurilere uzanip elini uzatip elmaninda iyisini toplamak lazimdir. yok yok gelsin beni bulsun manyakligi sonra kader beni arasin bulsun dersen, bir kamyon senin kaderin olur, gelir götünden vurur canini alir gecer, kaderin oluverir. sen beni bulsun diyordun ya, ya kacarsan o kamyon geliyorken kurtulursun bazende, kaderin sana ne yazdigini biliyonmu dangil haaa. ah mak

insan başina öyle haller gelirki bazen tabancan olsa bile, tabancayi cikaripta birilerine kaptirmakdan ise, tabancayi cebinde belinde birakip, birkac yumurk yemekden zarar gelmez, tabanca giderse durum vahim, yani o yüzden dedi muhmed "ahir zmanda elinde silahi olan, silahini atsin." dedi yani tabancan varsada hava atma, cikarma, zaman ahir zaman, olurda olur kaptirabilirisin yani. gösterme azizim.

------------------
Hz. Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatıyor: "Rasulullah (aleyhissalatu vesselam) şöyle demişti:

"Benden sonra, nübüvvetten sadece mübeşşirat (müjdeciler) kalacaktır!"Yanındakiler sordu:
"- Mübeşşirat da nedir`?" " Salih rüyadır" diye cevap verdi."
Muvatta'nın rivayetinde şu ziyade var: "Salih rüyayı salih kişi görür veya ona gösterilir."

Buhari, Tabir, 5; Muvatta, Rüya 3, ( 2, 957 ); Ebu Davud, Edeb 96, 5017 ).

Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki:

"Zaman yaklaşınca, mu'minin rüyası, neredeyse yalan söylemeyecek. Esasen mu'minin rüyası, nübüvvetin kırk altı cüzünden bir cüzdür." Buhari'nin rivayetinde şu ziyade var: "Nübüvvetten cüz olan şey yalan olamaz."

Buhari, Ta'bir 26; Muslim, rüya 8, (2263 ); Tirmizi, rüya 1, (2271 ); Ebu Davud, Edeb 96, ( 5019 )

Ebu Said (radiyallahu anh) anlatıyor:


"Mu'minin rüyası, nübüvvetin kırk altı cüzünden bir cüzdür."

Buhari, Ta'bir 4, Muvaatta 1, ( 2, 956 )


hani bazilari mehdiyi rüyasinda görüyorda bir cocuga hamile kaliyorya, gercek rüya nedir peki ne dedi muhammed "Mu'minin rüyası, nübüvvetin kırk altı cüzünden bir cüzdür" o rüya sandigin rüya degil gercek gercek dangil.

mehdiyi ne sanirsin, O bu ahir zamanda peygamerlerin yerinde duran kimse demekdir o.

----

Ey sözümden caymaya kalkan götlek amerika benimle ugraşip durma artik, beni yenmek demek amerikanin da amina koymak demek zaten. cünkü babaniz abraham linkol, yani ibrahimler ibrahim... kurali geregi ve yaşlaninca tek siyah sakali saci kili kalmayan abram veya Hz ibrahim idi yani beyaz horuz, gercek beyaz horuz, beyaz horuzu yenmek, sizin artik babanizdan birdaha dogmamaniz demekdir annnadinmi idiyot. sen beni daha besle büyüt sev sevdir, yetiştir zimba gibi bir yarak yap, tiksin gecsin herkesi diye, merak etme ben sivrildikce sende sivrilcen,

Babaniz cünkü abraham ve ibrahim beyaz horuz yani yani yine hz mehdi yani

Ey Rusaya sana sözümüze gelince : biz bunu dedik diye, amerikayi yok etmenin kuralani ögretmedik yani, yine bana zarar verirsen, sen R den başlar A da bitersin "rusya" yani yani benden başlar o nda bitersin. öyle olunca beni bitirmek senin kendini yiyip bitirmen demek yine, mikrop kendini yiyen mikropmusun sen dangil. Kendine gel bir titre akillan artik.

------------------

Azrail ve Cebrail Hikmeti

Hak Teala Ademi Yaratirken toprak almaya gelen Cebraile Dünya cebraile dedi, "beni aman alma, beni ceheneme atacakmiş" dedi . o da alamadi. hadi bakalim azrail geldi
aldi gecdi. peki bizler daldan elmayi koparip geciyoz, o ordan "aman beni alma, yiyip tuvalete dökcen, aman beni alma." demedigini biliyonmu ey insan, bilmiyon, onun sesini
duyuyonmu? duymuyon, ve kopariyon, peki sen azrail makmindamisin yoksa cebrail makamindami, şimdi bana söyle. Ve o demişdiki beni cehenme atcakmiş bu nedir : lan dangil erigi vişneyi kopardin, birde recel yaptin kaynattin işde cehenneme sokdun cikardin, daha ne, hangi cehennemi ariyon sen. ve deniyorki denizlerdeki köpek baligi cok vahşi keşke yemese, yemese o ac kalcak. nereye gitsen bir zeykirli var. denizlerin zeykirliside o, laf söz dinlemez. amma diyorlarki, o diyorlar o kadar vahşi degil, onun icinde de sevgi var yine, sen o sevgiyi arayip bulabilirsen amma işde.
Haydi elmalari yemiyelim ekmegi yemeyelim olurmu? olmaz , Allah böyle koymuş bu düzeni azizim.

---

Kel olmayanin, kellik ilaci ile alakasi ne olaki, ne ihtiyac duysunki kellik ilacina, ancak belki eczaci ise, satip para kazanmak icin felan filan yoksa kel olmayan ne yapsin kellik ilacini, hastasina göre ilac, vidasina göre somun kardeşim

---------
Tariqatı Raşidi 21. SINIF Sofilerimize Kiyamet talim ettirilir ve oraya cikan kimseye kilit ve mühür vurulur Demiştik ve Talim Ettikmi Ettik

iki gündür onu talim ediyorduk, bizi gören duyan, bu hikmeti artik anlatmayacak, mühür demek suscak demek, ve sen belki bir er sin amma belkide islam kalesinin diregi konumundasin, son allah diyecek olan er sin, o gün. o yüzden, ve bazi bilgiler, o talimimizde sadece, onlarin icinden cimbizlanip, bazilarina pas atilcak, gol ediyorsa biliyor, yok bilmiyorsa, daha o hikmete ermemiş demekdir, ve onlara " sen uyursan herkes uyur " denip onu başlangica gönderilcekki o hikmete erebilsin.



--oOo---



أَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! ''

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--


Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 18 Kasım 2016 Cuma Vaazi

Original Kar © glan

Sayilar 25 den başlar yahutta sayilar 1den başlar tabusunu yikmak lazim (Kar©glanin 11 Kasım 2016 Vaazi)

Sayilar 25 den başlar yahutta sayilar 1den başlar tabusunu yikmak lazim

(Kar©glanin 11 Kasım 2016 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم


وَمَا أَرْسَلْنَا قَبْلَكَ إِلاَّ رِجَالاً نُّوحِي إِلَيْهِمْ فَاسْأَلُواْ أَهْلَ الذِّكْرِ إِن كُنتُمْ لاَ تَعْلَمُونَ

Ve mâ erselnâ kableke illâ ricâlen nûhî ileyhim fes’elû ehlez zikri in kuntum lâ ta’lemûn

Sadakallahul Aziym ENBİYÂ Suresi 7. ayet

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

sanmaki rasül den baskalarin vahyedip göndermedik, halbuki nuh gbi nice adamalarida gönderdik, ve onlari bilmiyorsaniz zikir ehline sorun onlar bilirler onlari, yahutda onlar peygamber degillerdi amma, zikir ehli kimslerdi.

Sadakallahul Aziym ENBİYÂ Suresi 7. ayet




---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Ehl-i Beytim Nuh’un gemisi gibidir; ona binen kurtulur, uzak duran boğulup helâk olur.”

( Hadis-i Şerif , Hâkim, Müstedrek, III, 151; Ahmed, Müsned, III, 157; Tabarânî, el-Kebîr, No:2636-2638 )

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
" Allahümme Salli ala Ebul Kasım." Muhammedin bir lakabida oglu Kasım sebebi ile Kasımin babasi diye anilir. ve hani bazi dügmeler vardir bir yerden basarsin diger dügme yukari cikar, diger dügmeye basarsin diger dügme üste cikar, isde muhammedin oglunun zamani o zaman degilmişki, Allah ordan muhammedden dogdurup yere batirmiş, ve ondan seneler yillar sonra, 1881 de 10 Kasimda Mustafa Kemal Atatürk olarak dogdurmuş, bugün kasimin babasi atatürk, Türklerin babasi diye kim aniliyor, Mustafa kemal, yani işde kasim ayi ve yay burclu mustafa Kemal, yani horuz horuz, ve sari sacli ve o muhammedin dedigi "bir tek siyah kili olmayan beyaz horuzun oldugu yere şeytan giremez." yani sari insan vardir, insanlar ak sacli dogmaz o zaman gercek sari sacli olanlarin, ciblliyatinin tüyleri aslinda beyaz olanlar demek olur, ve eger kumral degilse, icinde kara sac yoksa, sari sac ise, o zaman Atatürk gibi beyaz horuz ve Kasimin babasi demek, ve 10 kasim erkenci horuz yani 10 ve, 1 in 10 kati .20= 1in 20 kati demek yani, isanin hz isanin bir sonraki hali yani birin kati, ve ondan sonra gercek mehdi var, yani haritalarda ölcek diye birşey vardir ve gercekde dünyada 10 km olan bir ölcüyü 1cm olrak ele alir, ve buna bir ölcek ismi verir, ve gercekdeki her 10 km cizilirken, haritada bir cm ile gösterilir, ve öyle olunca yani Atatürk 10 kasim veya, pirede on olursa mesala 0,00001 milim cük gibi yine, eger bilmem bagada ve dodge kamyonda olursa 20li gibi, kamyoncu eşekde olursa, ve horuzda olursa sen düşün kac cm olur. bagacida greydercide olursa 10 olursa= 100 cm gibi falan filan işde. ebul kasim, atatürkünde babasi muhamed ,ve mustafalar, muhammed musfadan kuralimiz yine gecerli ve öyle olunca düşünün güneş patlamiş, ve dünya diye bir parca oluşmuş, oda patlamiş, ve parcasi ay diye bir parca, ve ay dünyanin parcasi, her nekadar, dünyanin gercek parcalari, icindeki daglar taşlar olsada, yine ay da kamerde onun parcasi, yani demek istiyoruzki, mesela muhammedin takkesi, aynen kamer gibi, ona bagli olmayan, amma muhamedin olan bir parca, cünkü muhammedin takkesi, ve peki muhammedin böyle kücük cüklü parcasi varda, büyük cüklü yokmu diyeceksiniz, evet var, vahdeti vücut olarak muhamedi düşün, ve allta Atatürk resimi var ve insanlar birleşerek Atatürk resimi yapmişlar, ve muhamed böyle o resimdeki bütün bir beden amma, bizler, onun ümmeti olanlar, uzayda üc boyutlu olarak onun bedenini oluşturuyoruz, amma onun bedeni dişinda, takkesi cübbeside var degilmi, öyle olunca, alin size kalin ve kisa cük, takkesi ve kafasi, hani amerika gök delenlerinin o kalin direklerini biribirine baglayan kalin vida, ve vida evi vardir ya, o direge gömersin vidayi, aynen muhamed ve takesi, kalin vida, ya rahman, rahim, giren girilen, yine cük am, ve yine peki muhammedin daha uzun rahmanli parcasi yokmudur, şalvari ve bacagi var, bütün olarak düşün, vahdet düşün, ve bacaklari ve şalvari, giren ve girilen, yani rahman ve rahim tabiati, ve öyle olunca, onun zamaninda her ne kadar baga ( greyder gibi şeyler) yok isede, bagada öyle bir piston vardirki, bacak kadar, yani işde ondan binler sene sonra baga icad olur, ve onun parcasi olan müslüman bir bagacida vardir, yaragi ile iş gören bir adam, bagaci (greyderci gibi) yine bir yengec, yine kolu ile iş gören yani kol kadar yarakla iş gören adamalar vardir yani, gibi veya cübbesi var tüm vücut boyu kadar, yine corabi var dar ve SIKI bir am ferc rahim yani


Yolculugumuza başliyoruz :

Sayilar 25 den başlar tabusunu yikmak lazim
Atatürk ün mayolu resimini gördüm, beyaz tv de nihat dogan bir yandan Atatürk ü seviyomu övmeyemi calisiyordu, tam o sirada ordaki programinda görüntüye, Ata nin mayolu hali geldi, amma gercek, amma bu ipne melik gökcek götleginin montaj filmi, yani atatürkü rencide etmek icin, bu ipnelerin, millete övüyor gibi görünüp, yermek icin, yani o görüntü gelince, o nihat gözlerini kacirdi, neden bilmiyon amma bende kacirdm haya ettim ona bakmakdan, amma mesele o degil, bir kere tam bakdim, önü dümdüz gibi, yani cüksüz gibi, yay burcu horuz, horozun cükü daşşagi ne olaki, bizler erkek oldugumuz icin, Atamiz dedigin adamin önünde Baltazer olsun istiyoruz, o olmayinca gururumuz inciniyor ve o yüzden, Afondaki kurtuluş aniti olan, o Atan in düşmani ayaklari ile ezdigi ciplak heykelini şöyle daşşakli dana olarak yapmişiz ,ve bu Atatürkün bu mayolu halini görünce, densizlere, densiz densiz konuşmak düşüyor.

Halbuki sayilar 25 den başlamaz, yani tabanca sadece 25 degildir ve yine Rahman demek 25 den başlamaz, halbuki yaratiliş, at ile başlamaz yaratilişin başi insan ile başlar, ve sayilarin başlangici her ne kadar 1 deselerde, 1 degildir ve öyleki

1 dende kücük sayilar var, mesela

0,000000000000000000000000000000000000000000000000045 buda bir sayi ve yine bu

sayinin bir frekansi var, gerektigi yerde, bu sayinin birde kehr werti, veya, bu sayi

arti ve rahman ise, onun birde kutubu olan eksi tarafi, ayni sayinin eksi si var yani

bu rahmanin hacminde bir vida düşün, o rahman ise, onun vidalancagi somunda, ayni bu rakamin kehrwerti olan, eksisi demek olur, yani rahman rahim, erkek dişi, öyle olunca erkek demek sadece 25 li tabanca olunca olmaz, somuna göre vida, vidasina göre somun
yaratmiş rabbim, sen hic sayilarin sonu kacdir duydunmu, biliyonmu eger bilmiyorsan, bu sayi kadar kücük bir sayida olabilir, ve cok büyük bir sayida olabilir, ve Allah buna sinir koymadiysa, o nun, rahman olan vida olani, yine rahmandir erkekdir, oda kendi vidasinin
erkegidir degilmi, ve erkeklik deyince, hemen at akla geliyor, ve 25 li barabelli, lan ah mak 13 lüde tabanca, 12 lide, hatta 1 li isa da da tabanca var, onunkide tabanca ah mak. düşün, bir tel zimbayi, kagidi tikiyor, deliyor zimba gibi ya rak derler ya işde , daha ne? delip
giriyormu, giriyor, o zaman rahmanmi rahman, sanane Atatürk ün tabancasindan man yak sapik.
Hz osman gibi ol ve o nun orasina bakmakdan haya et yeter. sanane ulen dümbük

ve bugün muhamnmed sag olsa veya bir peygmber hayatta olsa, bugünün zenginligindeki insanlar ona bir cep telefonu hediye etmek isteseler ve telefonun parcalari gümüşden olsun diyenler ocakdir, digerleri hayir altindan olsun diyeceklerdir. cünkü en büyük
insan o olcak bu zamanda, ve sonra ona yapsalar bir telefon hediye etsek ve o montunun ic cebine koyunca onu koynunda taşiyor olcak, yani onun parcasi gibi olcak, iyi güzel, muhammedin parcasi olanm telfon dünyai ona gösteremn duyuran telefon mesela öyle olunca, o parcasi olan telefonda binler parcadan olcuşcak degilmi, ve öyle olunca onun ic kadraninda lazim olan bir parcayi bir parcaya tutturcak bir vida olsa, ve o vidanin bir de vidalandigi vida evi veya somunu olsa, ve bu vida telefon kücüldükce kücük olmak zorunda, ve öyle olunca muhammede dünyayi göstercek bir parcanin parcasinin, rahman olani erkek olani o vidasi mesala

0.0002milim olsa, o zaman bu vida rahman vida, evide somunda rahim, ve muhammedin bir parcasida 0.0002milim olmazmi o zaman.
ve vahdeti vücut olarak düşününce, o parcanin onun, insan versiyonu veya insanlara tesadüf etmişide o parca, onun hayvan halini düşünün, ve onun zeker uzunlugu işde o milim demek olur, ve fakat, yine ölcek ile orantili olarak kücülür büyür bu, bu da
muhammedin bir parcasi degilmi, nerde kaldi muhammed mustafalarin mustafasi, mustafa

kemalin tabancasinin büyüklügü , onun parcasi olmak şerefine erişmişmi? erişmiş, daha ne dümbük, sanane onun zekerinin büyüklügünden, amma işde burda, bir erkek demek, dal yarak demek gafini yikmak lazim azizim, insanlar böyle bir tabuya kapilmiş
kücük cüklüler ekekden sayilmaz olmuş, lan cep telefonuna baga vidasi takarsan kulle
gibi götünemi sokcan artik o telefonu, nasil taşiyacan dümbük, herkes yerinde cok güzel, ve Allah her fitrata ayri bir güzelik, ve hasip olan Allah, o nada bir ebced ve hesap tayin etmiş, sana bana kalmişmi onun hesabini yapmak, hasip olan Allah zaten hesabini yapmiş onun.
ve meni o kadar kücükki mikroskopla görülüyor

onun icine bütün muhammed, hatta hz ibrahim, hatta bütün adem soyunu gizleyen rabbe, ben hamd ederim, ya sen Atatürkde dal

yarak arayan ahmak, sen kime hamd ediyon.
her kücük, kücük degil, heer at yarakli da alim ve insan degil, eş şek eş şek haşari eş şek işde.


-------



gecen haftaki vaazin sesli olaninda bahsettigimiz cizgi filmin ismini bilmedigimizden degil, başka sebebden söylemedik, amma bu hafta söylüyon, cünkü kanal sekizdeki üc adamda bu meseleye el atip, dalga gecmeye kalkdilar, evet ben daha cocuk ruhluyun, biraz cizgi filimde seyrederin, hala büyüsemde, begendigim cizgi filimlere bayilirin bakarin, ve ben forum yapmadan önce, forumlari olanlar vardi, onlardan biri olan ve bilgisizler forumu vardi, orada birisi yazmiş "büyüdüm ama, hala paşa cayi iciyon arkadaşlar." demiş birisi, bizde diyoruz, büyüdüm amma, haala cizgi film seyrederin ben azizim, sen dalga gec gec dan gil zevk meselesi bu.

-------------------

nihat hoca kader bahsi hakkinda soru soran bir cocuga diyorki:
Allah senin o soruyu soracgini bildigi icin sen sordun, yoksa Allah bu soruyu sorcak diye sana kader yazipda, sen onu ondan dolayi sormadin diyor.

öylemi bunu şu misal ile aciklayalim
mesela ben kaşik icad ettimki, elimle avucumla aş ve yemek yemeyende kaşikla hijyenik ve kolay yiyen diye. amma, nihat hocada diyorki, sen diyor kaşigi, kolay yemek yemek icin icad
etmedin, cünkü yemek diyor, kaşikla yenmek istedi de, sen ondan kaşik icad ettin diyor, böyle bişey olabilirmi.
Allah yazar kaderi, öyle olur, yoksa kaderi insan kendi yazmaz dangil .

-------------------------

Allah ne diyor sen bilmiyonmu kardesim yeryüzü mescidir diyor, kabe kalpdir, zamanin sahibinin kalbi gibi, millet ümmet ona yönelirse, o zaman kabe kabe olur, yoksa ona

yönelmezse o kabe degildir. bugün binlercesi bir rihannaya bile yöneliyor, onlarin kabeside o olur ,aaa benim cahil kardeşim, kabe nedir kara granitten
yapilmiş bir kac taşdan olma bir bina, sen canli ve Allah diyen adami terkedipde, o taşa topraga tapiyorsan, var git tapin o zaman, nereye dönerseniz, rabbinin vechi ordadir diyor, bu vecih ne olaki, vech yüz dmek kimin yüzü ahmet mehmet sultan belkis fatma kim olaki aaaa cahil müslüman, senin kaben ne, sen bir bak, kabemi mescidi aksami yoksa, allahmi neye dogru namaz kiliyon bir bak, mescidi aksanin devri geceli 1400 küsür sene oldu,
rabbim muhammedin vechini ondan cevirdi, "dön bu yanna" dedi, dön dedigi yer nere kabenin tam tersi, yani dünya yuvarlak buyanna döndün arkana dönünce mescidi
aksa olmaz, cünkü yuvarlak olunca dünya ardina dönünce, senin yönün, top gibi yuvarlak arka tarafindan dolanmiş olursun sadece anladinmi, yine kabeye dönmüş
olursun, ve o cift mescitli yerde bu mescidi aksa ile cakişmiş olabilir, amma gaye "ne yana dönersen dön, ora da rabbin var" sen namaza kabeye dogru degil Allaha
dogru dönde kil, kabe taş, Allah ise hay ve diri ve rab olandir.


-------------------------

mustafa hoca diyorki, ben buhariyi altini cize cize okudum diyor, bazilari ilimsiz konuşuyor diyor, tamam vardir öyleleri amma, o bazilarina bizide katiyorsan,

muhammed buhari okumadi, muhammed FIKIH okumadi amma, muhammed buhariyi yazdi, muhammed FIKIH okumadi amma, muhammed islam fikhini yazdi, herkes buhari
okumak zorunda degil, bazisi ilmi direk alir, bazisi vesilelerden alir, ay ve güneş olmak misali, ay güneşden aldiklarini yansitan, oysa güneş zaten kendisi kaynak, onun kaynaga ihtiyaci yok be azizim mustafa hoca.

-----------------------

li ilafideki o ilafihim hatunun evini kasdediyor, yani nuhun gemi yapmak icin tavugunu aldigi kadinin evi, yani en güvenli ev kabe, ve egeer ilafihim evinden
tufandan emin olarak cikdiysa, o zaman onun evi, nuh zamaninda taaki kabenin yaninda, veya da hatta kabenin oldugu yerde olabilirki, mescidi haram korunmuş alan, tampon bölgesi dünyanin, tampon bölgesi orada olunca, ev ve o tufandan emin olarak uyandi, yani ilafihim hatun, tavuk cibillyatli kadin veya yumurtada hüttesi evi yani.

----------------------
Biz bazen zikirde tembellik edebiliriz, uhrevi ve bazi manevi sebebler bize engel olur, cünkü sürüde topal koyunlar vardir, sürünün bazen onlari beklemesi lazim gelir, yoksa sürü veediri giderse, o topal kör koyunlar arkada kalir, ve kurtlara yem olur ve helak olur, öyle olunca ben cekmiyon diye sende cekmeyecen diye birşey yok, mesela ben istanbuldan ankaraya ucakla giden birisiyim, ucak bazen rotar yaparsa, sen ise istanbuldan ankaraya mesala trenle gidiyor olabilirsin. ucak rotar yapinca trende rotar yapmaz azizim. yine trende rotar yapdiysa, mesala otobüsle
gidenler zikiri cekicek kardeşim. yani otobüs rotar yapmaz yahut taksi, yahutta ankara balgattan kizılaya yürüyen gibi, ankaradan ankaraya giden yani sadece 1.sinif veya, intisab zikiri ceken, en basit zikiri cekenlerde var, onlarda bu kadar basit zikiri cekemezse, balgattan ankaraya yürüyemezse, ben daha ne diyen, bu kadar ahmakliga kardeşim. ben bekliyorsam, veya bekletiliyorsam bilki sürüde tökezliyin veya tökezleten birileri var demek olur, yani onlari beklemek icabet ediyor.
Hani muhammed sürüsü gidiyordu, hz ayşenin çişi yada haceti geldi, sürü durmadi, ve yürüdü, sonra ayşe geride kaldi cişini hacetini yapti, devam etdi, bu sefer de iftira etdiler ve
dediler :" ayşe zina etdi" , işde orda sürü duruverseydi bu olmazdi azizim, muhammed başinda dururdu cişini yaptirirdi, ve yola devam ederdi, ve bu iftira da olmazdi,

ama işde orda, sürüyü durdurmadigi icin başina bela buldu, ve bize dur geldiyse, biz o sürünün başi oldugumuz icin durariz, amma sürünün reisi muhamed diyebilirdiki :" ben
ayşeyle kalan, siz gidekoyun, ben size yetişirin" deseydi, onlarda yavaş yavaş giderlerdi, sonra o onlara yetişirdi, olmazsa az ilerde onlarda dururdu beklerlerdi zaten

mesele budur vesselam.

--------------------

SAYIYA RiAYET HUSUSUNDA


Anlatilirki muhammed namazda rukudan kalkinca semiallahu limen hamideh der , ordan bedevinin biri coşar başlar dua etmeye rabbene ....... ve uzunca dua eder namazin sonunda selam verince, kimdi o der muhammed, ve o na kizmadi ve tasdik etti derler,

peki öylemidir bu hadis?

Namazda adab ve erkan diye birşey vardir, rükunlari ardi ardina yapmak diye bir kural vardir, yani seri birşekilde sekteye ugratmadan yapmak lazimdir. ve öyle olunca, sen eger rukudan sonra secdeye gitmeyipde, iki saat dua edersen ne olur, git birde yemek ye, su icde gel o zaman, oldumu bu bazi mezhebler bunu esas almiş, nasil mezheb imamiymişki bu adam, böyle bir hüküme karar vermiş, ve bu adama uyan ve onun duasina iştirak eden herkesin namazi bozuldu, namazdan cikmiş oldualar, cünkü muhammed rukunun ardina secde etmek zorunda, ve rukuya gitdi ve ve semiallah dedi kalkdi sonra Allahuekber dedi secdeye.., bu adam haala ayakda, haaala ayakda dua ediyon diye secdeye varmadi, ne oldu ,namazdan düşmüş oldu. ve öyle olunca, bu adamin ardina takilan adamlarinda namazi bozuldu, ve muhammed bazi meseleleri aciklarken "ben nasil yapiyorsam, bana bakin, ve ben gibi yapin." dedi mesala adam kek yapmasini bulmuş, ve sen önce, kek yapmasini ögreneceksen, ayni onun koydugu kadar un, onun koydugu kadar şeker, yumurta koyacan, önce bir usulu ögrencen, eger daha usulu ögrenmeden kalkip icine birazda fistik katan, bilmem cilek katan olmaz, yani hukukda okurken, mezun olmadan kendini avukat hakim sanip, davaya bakmak hakkin yok, büro acmak gibi bir yetkin yok. Barolar birligi diye bir bilrik var, avukatlar birligi, o sana müsade edince ve, bir baroya baglaninca büro acabilirsin, yok öyle hemen büro acmak. hani sahte dişciler vardir, adam dişcinin yaninda cirakdir, onu ver bunu ver derken, doktora baka baka yetenekli olunca ögrenir, ve köylere dişcilige gitmeye başlar, halbuku diş hekimi degil, denizli calda cokdur böyleleri, yani elinden bir kaza ciksa, sorumlu kendinsin, cünkü adam mütehassis degil, öyle olunca biz zikirimizde ve yaptiklarimizda nasil yapiyorsak, bize bakip, öyle yapin, kafanizdan uydurmayin, biz duayi bina ettik, önce bir ögrettigimizi cek ve sende ahlak olsun, ondan sonra tarikimizden mezun olunca, sende icine cilek kat üzüm kat kendi formülünü yap, amma kek tarifi bize ait tarif ise , aslini bozma, yoksa kekden başka bir şeyde sen icad et, bizim kekimizide bozma bari degilmi. yani bu yüzden bir tane M.A. diye bir hoca var adam, diyor şunlarida okursan iyi olur diyor, ve hatta belkide kendisi okurken onlarida okuyor, ve onun ardindan giden, onun inandirdiklarinin hepsi, o rukudan sonra, uzun uzun dua eden amca gibi, namazdan cikmiş oldu. yani tarikattan düşmüş oldu, ve namazdan cikmiş oldu, ve bütün sürüyüde tökezletti, o muydu bu muydu demeye başladi herkes, ey M.A hoca biz nasil tarif ettiysek, öyle yapicaksin, kendin bişey katmaycan, ve ilk motoru ford bulunca, adam daha ikinci sene birde 4 motorlu ucak icad etmedi, seneler sonra ucak icad oldu, yani öyle pire gibi boyundan fazla ziplama amca, dur otur oturdugun yerde, amma pireyede ziplama dersen olmazki, insanlik adim adim ilerledi, bir insan bir adim boyu ilerler, koşsa bile adim adim ilerler, yok öyle pire gibi kendi boyunun yüz kati ziplamak, işde bazi pire cibilliyatlilar girince, böyle hemen ziplayivermek ister, ve böyleri bazen okulda iki sinif sinif gecerler, ona bakan herkesde yanilir, onun zipladigi kadar karincayi nasil ziplatcaz, yahut bit var, bit pirenin ziplayamayanidir. hani bayram namazinda, bilmeyen, bilen birinin yanina dururki, ne zaman tekbir alcak, bakanda bende yanilmayan diye, amma eger o bakdigi adam zaten ahmaksa bilmiyorsa, bütün sürü onun yanindakilerde yanilir, yanliş adim atar. yine trampet takiminda bir adam veya bir sira yanliş adim attimiydi, onun ardindakilerde yanliş atmaya başlar, bütün sürünün düzeni bozulur, M.A. amca kizmadim amma, bu birdir ikidir olmadi, artik yeter, herkesi tökezletiyon, sana nasil tarif ettiysek, öyle oku, bundan sonra ne bir eksik, nede bir fazla tamammi, mezun oldukdan sonra, kendi dükkanini acar tarikatmi cizcen, sonra cizersin yahut bizi birak, yada kendi tarikini kur kendi zikirini bul onu oku azizim.

------------------


Avusturyada işci oldum, sonra evlendim cocugum oldu cocuk 3 aylik falan, arabam var honda accord marka arabam var, ve taş ocaginda calişiyon burasi soguk bölge oldugu icin
kiş geldimi taş dondugu icin iyi kesmiyor, o yüzden sezon işcisiyiz, ve sezon sona erdi, taş ocagi kapandi, artik 12. aydayiz, ve taa martta falan yeniden acilcak. ocak ve Annem dedi: ablanlar izine gitcek bizde gidelim, dosta düşmana görünelim gelelim dedi, halbuki vakit kiş cocuk daha 3 aylik kücük, yolculugun, uzun yolun sirasimi!
taa rahmetli babamdan kalma bir ahbabimiz var, onlarda ogluyla izin yapacak, nissan yeni diesel araba aldilar, onlarda izine gitcek, ben ilk defa izin yapacan, yol yolak bilmiyon, ve dedim Adem amca, bende size takilan, sizinle giden izine, ardiniza takilan dedim, amca eski işcilerden, bir kac defa izin yapmiş adam, o siralar yollar kapali yugoslavyada savaşmi vardi allahu alem, yol romanydan gidiyor, izine gidenler romanyadan gidiyor, ve zaman geldi o Adem amcalarla yola cikdik, ve ben buranin orman bölgesinde duruyon, burda ormanlarin cogu privat, yani özel, adamin ormani, devletin degil bazilari yani, ve adam ormanin SIK olan yerlerini seyreltiyor, ve camlari kesiyorlar ve kalin yerlerini hizarlara satiyor, ve o ucundan belli bir kalinlik deresecesine kadar olan yeri kesilioyor ucu, oralarini hizarlar almiyor, oralarinida biz gibi odun yakanlara veriyor, ormanda onlari bir araya topluyon pürcüneklerini yeleyon, ve evine getirip, onlarida benzinli odun motoruyla, ben 20-25 santim uzunlukda kesip yariyon, kişin yakiyon. ve o zaman daha kaloriferim yok ,
yeniyim, hemen birde ev aldim, borca girdim ve odun yakiyon, ve odun yelemek icin bir takimda nacak takimi, yani palta takimi aldim paltalar, nacaklar 3 boy, biri büyük, biri ortanca, ve biride kücük, ve yola cikicaz, romanyadan gidecegiz, burada cingenler var, cocuklugumuzda cingenlerden korkardik, niye? cünkü cocuklari calip kolunu bacagini kesip dilendirip para kazanirmiş bunlar. yani acima yok, cingen cingen vahşi, bir nevi kendi ekmegi icin başkasinin canini yakan cins, ve dedim şu kücük nacagi yanima alan, ne olur ne olmaz, ve aldim, arbamda şoför koltugunun
altina koydum, ve bavullari yükledik cikdik yola, macardan gecip romanyaya vardik, bir kuyruk, bir kuyruk, taa gümrükden şehirin dişina taşmiş, tirlar taksiler var ve
vardigimizda saat akşam 7 gibiydi, ve gümrük memurlari megerse mesailiymiş akşam mesaisi bitince kimse yok, bunlar bir nevi dogu blogu ülkesi, kominizm rejimi herhalde, ve akşam oldu bekliyoz, bir adim bile ilerlemiyor sira, cünkü gümrük memurlari cekip gitmiş, sabah olcakda yeniden gümrügü acicaklar. ve ben uyumak istiyon, bir yandanda korkuyon, iki tane kadin bir cocuk yanimda bena emanet ben, 22 yaaşinda delikanliyim toy delikanli, cüssemde, ciliz bişey civi gibi birşeyin, ve hafif uyukluyon, uyaniyon, ve hanimla annem uyudular bir ara. ve o Afyonlu Adem amcanin oglu şofför koltuguna gecdi, onlar önde ben arkadayin ve bir ara cingenin biri gelmiş ve bu Bülentin arabanin camini tiklatmiş, ve demiş bilmem ikiyüz lira verirseniz sizi bu siranin en önüne gecirin demiş, hani burdaki lira para demek , bizde mark var mark vercegiz, yan sizi bu siranin en önüne gecirin demiş hani para elli yüz veya ikiyüz
ücyüz neyse tam hatirlamiyon amma, o önemli degil zaten, ve oda kalkdi geldi benim cami tiklatti, acdim cami, dedi böyle böyle gecelimmi öne abey dedi, bu kuyruk beklemekle bitmez dedi . bir düşündüm iyi fikir dedim, iyi dedim, amma dedim bu kadar insan razi gelcekmi dedim, meger se önde iki tane adami varmiş bunlarin bunlar oraya sokmuş onlari, ve sirada onlari ileri geri kaydirip bizi oraya sokucak, millet zaten uyumuş gecenin bir yarisi dedik. gece 12 falan saat, iyi dedim verelim gecelim, ve dedik biz parayi oraya gecince veririz amma tamam dedi, ve biz siradan cikdik, ardimizdakiler de sirada ilerlediler, bizim yeri doldurdular, ve biz öne kadare gitdik, ve orda gelen ile gideni ayiran duvarin tam başina vardik, ordaki adamlar, bizim öne göctigimizi görünce, bagirdi cigirdilar, uyanikklar varmiş, ve bize dediler siranin en sonuna gideceksiniz, sokmayiz sizi buraya, allahim yarabbim aldik mi başimiza belayi, pirince giderken evdeki bulgurdanda olduk mu, bizden arkada saat 19 dan sonra kuyrugu giren onlar ca araba tir daha var kuyrugun sonu buluncak gibi degil, ve sonunda adama dedik sen bizi siradan cikardin, bizi sen yeniden siraya koyacan, ve o adamini cekdi ordaki ve bizi öne sokdu. amma parayi öyle verdik megerse bir cete daha varmiş onlarda bunun sokdugu bu adamdan ikinci defa para sizdiranlar, adamlari korkutup para sizdiran cete, az sonra o cetenin adami geldi siz dedi haksiz yere buraya girdiniz, cikcan burdan yada banada para verceniz, yoksa sizi gümrük memuruna şikyet ederin ve sizi siranin sonuna attiririn dedi, hadi bakalim küllü bela defol falan diyon anlamiyor, bu sefer benim araba önde, bülentin araba arkada, ve bu ah mak birdaha geldi
beni korkutcak ve cikardi elinde kocaman bir bicak var tekerini solduranmi diyor, ciksam kavga etsem bok yoluna gitcez bunlar cingen lan cingen diyonya kendi menfaeatleri icin cocuk kesen insanlar bunlar, dakar bicagi, bok yoluna gideersin, bok yoluna gitmezsen, eger ben cikarsam paltayi bunun boynunu kessem, al belayi romanya damlarina dikarlar, cikabilirsen cik gari, birde coluk cocuk ortada kalcak yani, ondan sonra. ve bela geldi omzuma yapişdi, ve iki kadin bir cocuk bana emanet tirsdim, ordan adem amca bagirsaniza niye buna firsat veriyonuz dedi, arabanin tavan cami var, orayi acdim paltayi gösteriyon, amma keserin diyon, üst taraf sakal alt taraf biyik, nereye tükürcen ve annem bir iki bagirdi cigirdi, ve sonra bakdi bizden para falan koparamayacak cekdi gitti, bir daha gelip gitdi. sonra sabah oldu, ve gümrükden gecdik kurtulduk, ve biriyle yola cikmak mi, bir daha tövbe, yani mesela şudur azizim işde bu bülent pire cibilliyatinda pire dedigin öyle pire kadar kücük olmaz ,iri pirelerde vardir, cins cinsi ceker demişler, aradi bunu (Bülenti buldu bu cingene) buldu bu asalak aslagi buldu, yani işde böyle asalaklik, beleşe konar , siramaiz degil hakkimiz degil asalalklik yaptirdi bizede, kimin arkadaşisin dikkat etcen cinsi cinsi gercekden cekiyor azizim, bizide pire etcek, biz pire degiliz ama, işde bu Zikirde M.A amcaya uyan adamlarin uzun atlama yapmaya kalkmasi gibi, bizde bu bülente uyduk ve uzun atlama yaptik, başimiz belaya girdi, nerdeyse ya ölcez yada öldürcez hapislik olcaz, orda can bogaza
gelse bende paltayi cekicen vurcan, niye aldim yanima sanirsin, allah bildirdide aldik. zorda kalirsam artik ne olursa olsun bende vurcan paltayi, kesecen birini, herkesin sabir dercesi farklidir, sabir testisi taşmaya görsün, ama sonu ne olurdu siz düşünüp hesap edin.

UZUN SICRAMA YAPAR BU ASALAKLAR VE SENDE ONA UYARSAN BÖYLE BAŞIN BELAYA GiRER .


---------------

yine bizim köylü köyde topalahmetin mustafanin eski karisindan oglu varmiş mehmet aksunun dedesi bu bir suc işlemiş bir sebebden sinop hapisanesine düşmüş, sinop hapiseneside

öyle bir yermişki denizin icinde ortasinda bir yermiş, o burunun ucunda bir ADACIK GIBI BIR

yermiş ve onu oray atmişlar, bir arkadaşi ile bunlar kacmayi planlamişlar ve yolunu bulup cikmişlar kacacaklar arkadaşi yüzme biliyormuş, ben yüzer gecerin demiş, bizim köyde deniz yok ki cay var, am cayda yüzenle, deniz derin deniz bir olurmu , hemde karadeniz bu deli dalgalar,o yüzerin deyince bu mehmet aksunun dedeside, bende yüzerin demiş, bizim bülentin sözüne romanin sözüne inanip atladigimiz gibi atlamiş karadenize, atlayiş o atlayiş bogulup ölmüş banlikalara yem olmuş, yani bu pireler, uzun atlamaci, onlar atlar metler gecer, sen bende ona uyan derde ardina taklirsan işde böyle bogulursun azizim o yüzden

biz diyemeyiz pireler ardimizdan gelmesin, biz nuhun gemisi gibiyiz, bizim gemimize inekde gircek, bogada, hatta bir pranha baligi bile ardimizden geliyor olabilir, amma işde ey pire cibilliyatlilar, size bakan hekesi yaniltip bizim verdigmizden fazla zikir cekiyorsaniz, öyle bak sende böyle cek diye başklarini yaniltmayin, hani 80 ler filimindeki baba gibi "icad cikarymayin lan
icad cikarmayin dangiller" sen uzun atlama yapiyorsun diye, inek nasil uzun ziplama atlama yapacak, karinca nasil ziplayacak, o yüzden senin gibi yetişmiş elamani ben nerden bulcan bir daha memoli amca, teşekkür iltifat edip zikirmizi cekdigin icin teşekkürler amma, sen diyorsunki bu hizbul kasirda, necini duasinida okuyalim, olmaz usta, birnci sinif
ögrenciye dört sayfa ödev verilmez, ona bir pragraf ödev vercen, dört sayfa verirsen, o akşama kadar ödev yapmasi lazim,ve daha birinci sinifta okuldan bezer, bizim sofimuzda zikirden bezer, o yüzden sana serbest uzun atlama, cünkü sen o ayetleri ezbere bildigin icin, belki bir saatte okursun, yarim saatte okursun, amma herkes sen gibi onuncu sinifdan giremez bu yola, yarişa birinci kulvardan girenelerde var, memoli amca, onlarada aci, merhamet, sen kendin cek amma, deme başkasina sizde böyle cekin ve sinop denizinde sofilerimi bogma memoli amca

daha nefsine ermediysen, ve adamin nefsi cibilliyati mesala eşekse, adama sen eşeksin dersen adam ne kadar kizar degilmi, işde nefse ermek böyle zor bir gecitdir, ve biz sana piresin deyince agir geldiyse üzgünüm amma öyleysen, alametler onu gösteriyorsa, mürşid dedigin mürşid, gercek mürşid ise, pireyide deveyide egitir usta kusura bakma aci
ama gercek budur vesselam.

----
Muhammedin bir sünnetide, isa sünneti olan, igne iplik taşimak, isa fakir oldugu icin, cübbesinin elbisesinin yirtilan yerlerini yamamak icin hep yaninda igne iplik taşirmiş,
ve muhammed de ayni sünneti almiş ve oda taşirmiş ve yanindan eksik etmezmiş ve ve dedik başta muhammedin bir parcasida bu igne iplik olur, ve öyle olunca igne hem erkek hem dişi, deligi var deliginden iplik geciyor dişi oluyor, sonra iplik le kumaş örülmüş, dönüyor o iplikle birlikte kumaşi deliyor ve bu seferde erkek oluyor, ve yani cemil ipekci gibi iki cinsiyetliler, sakin ha bunlarda niye böyle diye kinamayin ve muhammedin parcasimi? evet müslüman bir ülkede dogdu, müslümanin diyor, hatta sofiyin diyor, birde tasavvufa merakli, muhammedin ümmeti ve parcasi degilde ne, taşidigi igne iplikden bir parcda bu işde, muhammed dediki böylelerini eve almayin amma bilmezmiki bunlar taşidigi igne ile iplik, acaba niye bilemedi bunu diye sorasim var, ve erkek olup kadin tarafi agirsa iplik gibi falan yani örülüp kumaş olcak dişi olcak amma, isterse erkekde olur ignennin deliginden girer, amma kadinda erkek lik fazlaysa bu sefer igne yani iplige deldirsede kumaşi delip delip cikiyor demekdir
sakin ha sakin kinamayin böylelerinide, bilesinizki isada muahammedde yanindan eksik etmezmiş, amma onlarin böyle cemil ipekci halini degilde, igne iplik halini taşirmiş yaninda
ve Allah abesle iştigal etmez bunu bilesin ey insanoglu


--oOo---



أَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! ''

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--


Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 11 Kasım 2016 Vaazi Cuma Vaazi

Original Kar © glan

Süleyman Dediki Kim Bana Belkisin Tahtini Getirebilir - Biz de diyoruzki - Kim Bana Winteri Kış Mevsimini Getirebilir (Kar©glanin 1 Kasım 2016 Vaazi)

Süleyman Dediki Kim Bana Belkisin Tahtini Getirebilir - Biz de diyoruzki - Kim Bana Winteri Kış Mevsimini Getirebilir

(Kar©glanin 1 Kasım 2016 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

مُتَّكِئِينَ فِيهَا عَلَى الْأَرَائِكِ لَا يَرَوْنَ فِيهَا شَمْسًا وَلَا زَمْهَرِيرًا

Muttekiîne fîhâ alâl erâiki, lâ yeravne fîhâ şemsen ve lâ zemherîrâ.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Yakin dercesindeki gözetlemeciler görcekki, ondan başka ne güneşi dogdurebilen (Yaz Mevsimini Getirebilen), nede zemherîyi (Kış Mevsimini) Getirebilen var.

Sadakallahul Aziym İNSAN (DEHR)-13. ayet

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

قَالَ يَا أَيُّهَا المَلَأُ أَيُّكُمْ يَأْتِينِي بِعَرْشِهَا قَبْلَ أَن يَأْتُونِي مُسْلِمِينَ

Kâle yâ eyyuhâl meleu eyyekum ye’tînî bi arşihâ kable en ye’tûnî muslimîn.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

(Süleyman A.S): "Ey ileri gelenler! Onlar teslim olmak üzere bana gelmeden önce, onun tahtını hanginiz bana getirir?" dedi.

Sadakallahul Aziym NEML Suresi 38. ayet


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

قَالَتْ رَبِّ أَنَّى يَكُونُ لِي وَلَدٌ وَلَمْ يَمْسَسْنِي بَشَرٌ قَالَ كَذَلِكِ اللّهُ يَخْلُقُ مَا يَشَاء إِذَا قَضَى أَمْرًا فَإِنَّمَا يَقُولُ لَهُ كُن فَيَكُونُ

Kâlet rabbi ennâ yekûnu lî veledun ve lem yemsesnî beşer(beşerun), kâle kezâlikillâhu yahluku mâ yeşâ’(yeşâu) izâ kadâ emren fe innemâ yekûlu lehu kun fe yekûn.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

(Meryem), “Ey Rabbim! Bana bir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?” dedi. Allah, “Öyle ama, Allah dilediğini yaratır. O, bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece “ol” der, o da hemen oluverir” dedi.

Sadakallahul Aziym ALİ İMRAN Suresi 47. ayet

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ السَّعْيَ قَالَ يَا بُنَيَّ إِنِّي أَرَى فِي الْمَنَامِ أَنِّي أَذْبَحُكَ فَانظُرْ مَاذَا تَرَى قَالَ يَا أَبَتِ افْعَلْ مَا تُؤْمَرُ سَتَجِدُنِي إِن شَاء اللَّهُ مِنَ الصَّابِرِينَ

Fe lemmâ belega meahus sa’ye kâle yâ buneyye innî erâ fîl menâmi ennî ezbehuke fanzur mâzâ terâ, kâle yâ ebetif’al mâ tu’meru se tecidunî inşâallâhu mines sâbirîn.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Çocuk kendisiyle birlikte koşup yürüyecek yaşa gelince İbrahim ona, “Yavrum, ben rüyamda seni boğazladığımı gördüm. Düşün bakalım, ne dersin?” dedi. O da, “Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın” dedi.

Sadakallahul Aziym SAFFAT Suresi 102. ayet

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَقَوْلِهِمْ إِنَّا قَتَلْنَا الْمَسِيحَ عِيسَى ابْنَ مَرْيَمَ رَسُولَ اللّهِ وَمَا قَتَلُوهُ وَمَا صَلَبُوهُ وَلَكِن شُبِّهَ لَهُمْ وَإِنَّ الَّذِينَ اخْتَلَفُواْ فِيهِ لَفِي شَكٍّ مِّنْهُ مَا لَهُم بِهِ مِنْ عِلْمٍ إِلاَّ اتِّبَاعَ الظَّنِّ وَمَا قَتَلُوهُ يَقِينًا

Ve kavlihim innâ katelnâl mesîha îsâbne meryeme resûlallâh(resûlallâhi), ve mâ katelûhu ve mâ salebûhu ve lâkin şubbihe lehum. Ve innellezinahtelefû fîhi le fî şekkin minhu. Mâ lehum bihî min ilmin illâttibâaz zann(zanni), ve mâ katelûhu yakînâ.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve biz Allah'ın peygamberi Meryemoğlu ve Mesîh İsa'yı öldürdük demeleri yüzünden cezalarını buldular. Onu öldüremediler de, asamadılar da, onlara öyle göründü. Zâten ihtilâfa düştükleri şeyde de onun hakkında zan içindedir onlar, ona ait bir bilgileri yoktur da ancak şüpheye kapılırlar. Gerçekten de apaçık onu öldüremediler.

Sadakallahul Aziym NİSA Suresi 157. ayet


---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Kureyş, İslam’ı yok etmek için kararlıydı ve İslam’ı yok etmek için bir kez daha bir araya geldi.

Hendek Savaşı’nda Müşriklerin Komutanı
Çeşitli kabileler ve Yahudilerle ittifak kurularak on bin kişilik bir ordu oluşturuldu ve bu ordunun komutanı Muaviyenin Babası Ebu Süfyan idi.

Hendek Kazma Fikri
Hz. Muhammed, savaştan önce savunma taktikleri konusu hakkında ashabıyla istişare etmişti. Bu istişare neticesinde savaşın seyrini değiştirecek olan bir fikir ortaya çıktı. O fikir hendek kazma fikriydi ve bu fikri oraya koyan isim ise Selam-ı Farisi idi.

Kureyş ordusu Medine şehrinin kapısına gelince bir sürpriz ile karşılaştı. Medine’nin çevresinde derin ve tehlikeli hendekler vardı. Bu durum onların korkuya kapılmasına neden oldu. Oysa Kureyş ordusu on bin, müslümanların ordusu iki üç bin kişiden oluşuyordu.

Hz. Ali (as) ve Amr’ın Savaşı
Bazı Kureyş atlıları hendeğin kimi dar noktalarından karşıya geçmeyi başardı. Bunun üzerine Hz. Ali (as) birkaç kişiyle beraber ileri çıktı ve atlıların geçtiği gedikleri kapattı.

Kureyş ordusundan savaşçılıkları ile tanınmış altı kişi hendeğin dar bir tarafından karşıya geçip, savaş meydanına çıktı. Bunlardan bir tanesi Arap Yarımadası’nın en yiğit ve en güçlü savaşçısı olarak bilinen ve “bin savaşçıya bedel” denilen Amr bin Abdül Vedd’i. Yelye bölgesinde bir grup savaşçıyı tek başına yenmişti. Bedir Savaşı’nda yaralandığı için Uhud’a katılamamıştı. Hendek günü ise ilk olarak savaş meydanına çıkmıştı.

Amr, çelik bir zırh giymişti ve savaş alanında şöyle bağırıyordu:

Cennet iddiacıları neredeler? İçinizden beni cehenneme göndermeyi veya kendisi cennete gitmeyi isteyen yok mu?

Onun bu meydan okuması herkesin kalbine bir korku düşürmüştü. Sanki kulaklar kapanmış, diller tutulmuştu.

Hz. Muhammed, “Bunun karşısına çıkacak biri yok mu?” buyurdu. O zaman Ebu Bekir, Ömer, Osman ve Sahabelerin hepsi oradaydı. Ama Kimseden ses çıkmıyordu. Hz. Ali, (as) “Ben çıkarım ya Resulallah” dedi. Resulüllah o’nu oturttu.

Amr ikinci ve üçüncü kez savaşacak er talep etti. Hz. Ali’den başka kimse ona cevap vermedi. Resulüllah her defasında o’nu oturtuyor ve şöyle diyordu: “Ya Ali, bu Amr’dir”.

Resulüllah, “Ya Ali, bu Amr’dir” dediğinde Hz. Ali şöyle cevap verdi. “Olsun, ben de Ali’yim”.

Sonunda Hz. Peygamber, Hz. Ali’nin bışına kendi sarığını sardı. Kendi kılıcını kuşandırdı. Ve kendi zırhını giydirdi. Ve Amr’in karşısına çıkmasına izin verdi. Ardından ellerini kaldırarak şöyle dua etti:

Allah’ım Ubeyde’yi Bedir günü, Hamza’yı Uhud günü aldın. Bu da kerdeşim ve amcamın oğlu Ali’dir. Beni yalnız bırakma, sen mirasçıların en hayırlısısın.

Hz. Ali savaş meydanına çıktı. Resulüllah şöyle buyurdu:

İmanın tamamı, küfrün tamamının karşısına çıktı.

Amr, Hz. Ali’yi karşısında görünce şaşırdı. Hz. Ali, Amr’i, Allah’tan başka bir ilah olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Resulü olduğuna şahitlik etmeye davet etti. Amr kabul etmedi. Hz. Ali bunun üzerine, “O halde benimle savaşacaksın” dedi. Amr, “Geri dön. Baban arkadaşımdı. Seni öldürmek istemem” deyince, Hz. Ali, “Ama ben, Hakka’a yüz çevirdiğin müddetçe, vallahi seni öldürmek isterim” diye cevap verdi.

Amr, Bedir Savaşı’na katılmış ve Hz. Ali’nin cesaretini ve savaş gücünü yakından görmüştü. Bu yüzden Hz. Ali savaşmaya çekiniyor ve bahaneler uyduruyordu.

Hz. Ali, Amr’e “atından in, vuruşalım” dedi. Amr atından indi. Geri dönmeyeceğini göstermek için de atını öldürdü. Hz. Ali’nin başına bir kılıç darbesi indirdi. Hz. Ali bu saldırıyı kalkanı ile karşıladı. Fakat kalkan ikiye ayrıldı ve miğfer kırıldı. Ayrıca Hz. Ali başından yaralandı. Bu arada Hz. Ali kılıcını Amr’in başına indirdi ve onu öldürdü. Hz. Ali tekbir getiriyordu.

Müşrikler Geri Dönüyor

Amr’in öldüğünü gören arkadaşları korkuya kapıldılar ve kaçtılar. Hz. Ali onları takip etti. Bu sırada Nevfel b. Abdullah hendeğe yuvarlandı. Hz. Ali, hendeğe atlayarak onu öldürdü.

Nevfel’in ölümü diğer askerlerin cesaretini kırdı. Müşrik ordusunu oluşturan Arap kabileleri aralarında anlaşıp, dönme kararı aldılar.

Resulüllah Hz. Ali’yi karşılayıp şöyle buyurdu:

Aferin sana ey Ali! Senin bugünkü şu cihadın, İslam ümmetinin kıyamete kadar yapacağı bütün iyi amellerin toplamından daha üstündür. Zira senin bu zaferin sayesinde kafirler, zillete düşüp alçalmış, Müslümanlar ise izzet, onur ve gurur kazanmıştır.

Hz. Ali’nin İbret Verici DavranışıBu savaşta Hz. Ali’nin ibret verici bir davranışı vardır ki, o’nun yiğitliğinin ve yüce ahlakının bir göstergesidir. Hz. Ali, Amr’i öldürdükten sonra onun cenazesine ve elbiselerine dokunmayarak savaş meydanını terk etti. Amr’in kız kardeşi onun cenazesinin başına gelerek şöyle dedi:

Asla senin için ağlamayacağım. Zira sen kerim bir kişi tarafından öldürüldün. O senin kıymetli elbiselerine ve savaş silahlarına hiç dokunmadı bile.

Resulullah (s.a.a)’ın Hz. Ali (a.s)’ı kendinden emin bir şekilde meydanda görmesi, nurlu gözlerine ışık getirmiş ve ümitli bir ifadeyle tarihe kaydedilecek meşhur cümlesini işte böyle bir anda sahabelerine söylemişti: “İmanın bütünüyle şirkin bütünü karşı karşıyadır.”[1]

Bu zaferden dolayı sevincini izhar eden Resulullah (s.a.a) Hz. Ali (a.s)’a hitaben şöyle buyurdu: “Senin bu zaferin, Muhammed ümmetinin amellerinin tümüyle kıyas edildiğinde, şüphesiz senin bu müthiş zaferin ağır gelecektir. Çünkü Amr’ın öldürülmesiyle, zilletin girmediği müşrik evi ve izzetin girmediği Müslüman evi kalmamıştır.”[2]

Ehl-i Sünnet âlimlerinden Hâkim-i Nişaburî bu sözü başka bir tabirle şöyle naklediyor: “Ali b. Ebu Talib’in Hendek günü, Amr b. Ahduved ile yaptığı savaş, ümmetimin kıyamete kadar yapacağı amellerden daha üstündür.”[3]
[1] – Bihar’ul-Envar, c.20, s.215; İbn-i Ebi’l-Hadid, Şerh-i Nehc’ül-Belâğa, c.4, s.244, İhkak’ul-Hak’tan naklen.
[2] – Bihar’ul-Envar; c.20, s.216.
[3] – Müstedrek-i Hâkim, c.3, s.32.



( Hadis-i Şerif , Bazı Hadis Kitaplarında ittifak halinde)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :



Evet zaman ve vakit Kış Mevsimine Geldi, amma bazi yerlere her ne kadar kar yagsada, bazi yerlere Kış Mevsimi gelmeyecek diye haber veriyorlar, meteroloji mühendisleri.
Halbuki insan suresinde Allah Buyuruyor ki : yeryüzüden bir halife varki

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Yakin dercesindeki gözetlemeciler görcekki, ondan başka ne güneşi dogdurebilen (Yaz Mevsimini Getirebilen), nede zemherîyi (Kış Mevsimini) Getirebilen var.

Sadakallahul Aziym İNSAN (DEHR)-13. ayet

ve öyle olunca gecen sene ögrettikki soguk veya sicak iklim, tamamen matematik hesabi, ve insanlarin frekansiyla alakali dedik. ve eksi ile arti carpişinca, eger eksi olan dominant cikarsa hava soguk ve kiş olur, kar yagar buz olur , amma eger kavgada arti olan kazanirda, dominant olursa, o zaman ise, güneş dogar ve sicak olur dedik. ve bununda burclarla alakali oldgunu, ve evliliklerin genellikle, Allahin dogal seleksiyonda kutuplu olarak birleştridigini, ve hanimi yaz burcu ise, kocasi kış burcu oldugunu, veya bunun tam tersi olarak da evli kimseler cok. ve öyle olunca, bu hikmeti duyan ve bizden birkac tatbikat ve uygulama gören Avusturyalilar gecen sene, sevdiklerine eşlerine vardilar, ve birer tokat cikattiriverdiler, ve cogu zaayif kadinlar oldugundan, ve erkekler sert davrandiklarindan, ve gercek gibi cok ciddi yaptiklarindan, bayanlar bir tokatta yerle bir oldular, yikildilar. veya kolu kirilanlar, kafaasi kirilanlar olmuşki, biz de Avusturyada bir ara bir soguk oldu, "The day after the tomorrow" daki gibi ani bir soguk hava geldi, ve ober östereich denen bölgedeki, nerdeyse bütün cam agaclarinin belini kirdi gecdi. aynen o hanimlari dövenlerin, onlarin kalplerini kollarini kirmalari gibi, dallari budaklari kiran bir soguk oldu bir kac gün, sonra dedik bu kadarda ciddi olmayin, ve sonra bircok aile nerdeyse boşanma arefesine geldi bu yüzden, sonra barişip sarildilar ve havalar birden tekrar yumuşadi, ve biz mevsim tarikiyiz, ve bu yolu biz talim edeniz diye yola cikdik, ve bu sene ise tarikimize katilanlara bir yol ögrettik, "agzinin genişligi, dibinin derinliginden geniş olan tasdan, soguk süte karişmiş, sulu misli süt icin." dedik ve denediler oldu, Türkiye gibi bazi bölgelerde kar yagdi, ancak amma daha bize kadar ulaşmadi soguk, cünkü cabuk tüketiyor insanlar, ve bunada bön bön bakan insanlar cogalinca, ve münkirler meydana cikinca, bununda tesiri sanki kaybolur gibi oldu, halbuki iman ile inanmak ile, çivilere basan, dogu mistizmi sahibi bir rahibin ayaklarina bile civi batmiyor, cünkü o öyle bir inaniyorki, derisine civi gecmiycek diye, yani iman, yani inanc. ve biz bunu (Kar yagmasi meselesini) böyle anlatinca, iman edenler, tam halis kalp ile mutmain olarak inaninca, evet kar yagiyor, soguk oluyor, ancak bir münkirde buna hased edip, bön bön bakip, "hadi lan, buna sebeb bu degil, bunun başka bir sebebi olmali, fiziki bir sebebi olmali" deyince bütün imani, mutmain bir imani, inancsiz kafir, veya zayif imanli durumuna düşürüyor. bu konuya inanc ve iman gidince, artik onun tesiri kiriliyor, ve öylede olunca, işde soguk tam manasiyla gelemiyor. ve bundan birkac sene önce başka bir formül kullandik, ve yün takke, yün corap fromülü kullandik, ve yine onuda insanoglu telef edip tüketti, binler münkir, yine bunu inkar etti, ve onun yanan iman alevide söndü ve, o artik tesir etmez oldu. Be hey kafir ve münkir ve münafik zümresi, sizin bu inkariniz, akan dereyi, çayı, denizi kurutcak kadar cok, cünkü imansizlik bir hastalik, ve siz hastasiniz, ve hasta ruhlarinizla, imanli kimselerin inancinida yok ediyorsunuz, ve dünya iklimi, işde böyle hasta ruhlarin sebebiyle, küresel isinma dedikleri, mevsim bozukluguna gitdi, cünkü Allah askerlerinin kullanacagi silahlar da tükenir oldu, ve ben artik yeni bir yöntem bulamiyorum. ve yukardaki yazdigimiz ayetlerde gecdigi gibi, hz. süleyman zamaninda Belkis ahalisi güneşe tapiyorlardi diyor, halbuki onlar güneşe ragbet edince yani ona tapar gibi hürmet ve tazim edince, güneş ve sicak dominant, yani galip olup, artik o senelerde, kiş gelmez olmuşdu, bunu hüdhüd ile tespit eden Hz Süleyman, askerini topladi ve Belkis i yaniltmayi diledi, ve dedikya soguk ve sicak birer frekans, ve bu frekans tamamen matematikdeki yanimsama kuralina bagli, ve bu kurali ögrettik, yalancikdan hanimlari dövdüler dedik, ve onlar ciddi saninca, onlarin o yenilmiş hali, dövülmüş hallleri ile frekanslari, soguk ve küskün, ve nefret rüzgari esdirdi dedik, ve öyle olunca işde, süleyman da belkisi böyle yaniltmayi diledi, ve dedi "o gelmeden önce, kim bana onun tahtini gertircek" dedi ve askerlerinden bir ifrit " sen dah yerinden kalkmadan ben getiririm"dedi, askerlerinde bir alim olan ahzab veya asaf bin Berhiya dedi "sen daha gözünü kirpmadan, ben san getiririn inşallah" dedi. ve Hz. Süleyman Belkisi cagirdi, o gelince, O na tahtini yaninda gösterince süleyman, o güneşin tanri ve tapilcak olan olmadigini anladi ve o konuda ahalisinide uyardi, ve onlarin ona yani, güneşe tapinma imanlari zeval bulunca, güneşin, o enerjisi soldu, ve güneş ve mevsim vaktini ve yerini, kişa birakti. yani Belkisi veya BALKIZI yanimsatti,

Yani yine Hz Meryem zamani, yine küfür ortaligi kavurur oldu, ve kiş gelmiyor, ve Allah, kendini en iffetli addeden , erkeklerle arasina iki perde ceken Hz. Meryem e ulvi ruhlardan olan Kutsal bir ruh gönderdi ki (Yani ruh kütüphanesi olan berzahda kader kitabina bakinca onun iyi işler yapacagi belli olan iyi ulvi bir uh yani kutsal bir ruh olan mehdinin ruhunu) o gelecekden ona gelen mehdi idi, ve mehdi daha sabi erginlige ermemiş cocuk idi ona geldiginde, dedi ve "senin bir cocugun olcak" "o sabi iken konuşdu" geciyor ya kuranda

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

فَأَتَتْ بِهِ قَوْمَهَا تَحْمِلُهُ قَالُوا يَا مَرْيَمُ لَقَدْ جِئْتِ شَيْئًا فَرِيًّا يَا أُخْتَ هَارُونَ مَا كَانَ أَبُوكِ امْرَأَ سَوْءٍ وَمَا كَانَتْ أُمُّكِ بَغِيًّا فَأَشَارَتْ إِلَيْهِ قَالُوا كَيْفَ نُكَلِّمُ مَن كَانَ فِي الْمَهْدِ صَبِيًّا قَالَ إِنِّي عَبْدُ اللَّهِ آتَانِيَ الْكِتَابَ وَجَعَلَنِي نَبِيًّا وَجَعَلَنِي مُبَارَكًا أَيْنَ مَا كُنتُ وَأَوْصَانِي بِالصَّلَاةِ وَالزَّكَاةِ مَا دُمْتُ حَيًّا وَبَرًّا بِوَالِدَتِي وَلَمْ يَجْعَلْنِي جَبَّارًا شَقِيًّا وَالسَّلَامُ عَلَيَّ يَوْمَ وُلِدتُّ وَيَوْمَ أَمُوتُ وَيَوْمَ أُبْعَثُ حَيًّا ذَلِكَ عِيسَى ابْنُ مَرْيَمَ قَوْلَ الْحَقِّ الَّذِي فِيهِ يَمْتَرُونَ

Fe etet bihî kavmehâ tahmiluhu, kâlû yâ meryemu lekad ci’ti şey’en feriyyâ, Yâ uhte hârûne mâ kâne ebûkimrae sev’in ve mâ kânet ummuki bagıyyâ, Fe eşârat ileyhi, kâlû keyfe nukellimu men kâne fîl mehdi sabiyyâ K"âle innî abdullâhi, âtâniyel kitâbe ve cealenî nebiyyâ, Ve cealenî mubâraken eyne mâ kuntu ve evsânî bis salâti vez zekâti mâ dumtu hayyâ, Ve berren bi vâlidetî ve lem yec’alnî cebbâren şakıyyâ, Ves selâmu aleyye yevme vulidtu ve yevme emûtu ve yevme ub’asu hayyâ, Zâlike îsâbnu meryeme, kavlel hakkıllezî fîhi yemterûn,

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Hamile olup karninda o Çocuğu taşıyarak halkının yanına geldi. Onlar şöyle dediler: “Ey Meryem! Sen Çok çirkin bir şey yaptın!” “Ey Hârûn’un kız kardeşi! Senin baban kötü bir kimse değildi. Annen de iffetsiz değildi.” Bunun üzerine, onu karnindaki (çocuğu) işaret etti. (Onlar) dediler ki: "senin icindeki cocuk ile biz nasıl konuşuruz?” oda dedi O öyle alelade bir cocuk degil icimde kurtarici mehdinin sabi olan hali hali var. dedi (yani mehdi mehdi olmdanki haline sabi hali dedi yani Hz isa, mehdinin gelecekden gelip mehdinin, henüz mehdi olmadanki hali ile yani Hz isa oldugu hali idi o. (Bebek) şöyle dedi: “Muhakkak ki ben, Allah’ın kuluyum. Bana kitap verdi ve beni nebî kıldı.” (Burdaki nebi den mana, aynen meyvanin, meyva olmadanki hali, yani nasil meyva önce cicek ve tomurcuk olursa, Hz isa da mehdinin, mehdi olmadan önceki, tomurcuk veya cicek oldugu önceki hayati ve hali gibi.) Ve beni nerede bulunursam bulunayım (bulunduğum heryerde) mübarek kıldı. Ve hayatta kaldığım sürece namazı ve zekâtı bana vasiyet etti, ve bana ölüleri nasil diriltecegimi ögretti. ve Bana anama saygılı olmayi emretti, Beni azgın bir zorba olmakdanda sakindirdi.yani şakilerden olmamami emretti, ve daha henüz meryemin karninda oldugu icin dediki " Ve doğacağım gün ve öleceğim gün ve canlı olarak beas edileceğim , yeniden (diriltileceğim gün ve yine yani mehdi olarak dogdugum zamanda da) selâm benim üzerimedir. Hakkında şüpheye düştükleri hak söze göre Meryem oğlu İsa işte budur.

Sadakallahul Aziym MERYEM Suresi 27,28,29,30,31,32,33,34,34. ayetler

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

فَاتَّخَذَتْ مِن دُونِهِمْ حِجَابًا فَأَرْسَلْنَا إِلَيْهَا رُوحَنَا فَتَمَثَّلَ لَهَا بَشَرًا سَوِيًّا قَالَتْ إِنِّي أَعُوذُ بِالرَّحْمَن مِنكَ إِن كُنتَ تَقِيًّا قَالَ إِنَّمَا أَنَا رَسُولُ رَبِّكِ لِأَهَبَ لَكِ غُلَامًا زَكِيًّا قَالَتْ أَنَّى يَكُونُ لِي غُلَامٌ وَلَمْ يَمْسَسْنِي بَشَرٌ وَلَمْ أَكُ بَغِيًّا

Fettehazet min dûnihim hicâben fe erselnâ ileyhâ rûhanâ fe temessele lehâ beşeren seviyyâ, Kâlet innî eûzu bir rahmâni minke in kunte takıyyâ, Kâle innemâ ene resûlu rabbiki li ehebe leki gulâmen zekiyyâ, Kâlet ennâ yekûnu lî gulâmun ve lem yemsesnî beşerun ve lem eku bagıyyâ.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Öyleki Hz Meryem erkeklerden korkar ve kacar olmuşdu, hatta onlar ile görüşürken arasina onlardan (ayıran) bir perde çeker olmuşduki, bunun yanliş oldgunu ona ögretmek icin, O zaman ona Ruhumuz’u (Ruh’ûl Kudüsü, Mehdiyi kutsal ruh yani ulvi bir ruh olan Mehdiyi) gönderdik. Ona normal bir beşer suretinde (hüviyetinde) temessül etti (göründü). (Hz. Meryem şöyle) dedi: “Muhakkak ki ben, senin bana yakin gelmenden, yani yaklaşmandan Rahmân’a sığınırım.” o Kutsal ruh ona : “Ben sana rabbinden zeki (temiz) bir erkek çocuk bağışlamak için gönderildim.(senin akilli bir evladin olmak üzere gönderildim)” dedi. (Hz. Meryem dedi ki): “Bana bir beşer dokunmamış (olduğuna göre) benim nasıl bir evladim olabilir? Ve ben, azgınlikda (iffetsizlikde) etmedim.”

Sadakallahul Aziym MERYEM Suresi 17.,18.,19.,20. ayetler


ve o dedi bana insan eli degmemişken nasil cocugum olur, ben ifetli bir kadinin dedi, ve Allah onun o erkeklerden kacişindan razi olmamiş, ve fiziki bir birleşmesi olmadan, ruh yoluyla, yani beyin s e x i yolu ile bir cocuga hamile kalmasini kaderine yazdi. Rahimsiz rahman olmaz, rahmansizda rahim olmaz, kurali, baba ve anne hikmeti, hani rihanna şarki cikardi, mehdinin bunu bildigini uyguladigini duydularda işde "Love On The Brain" "Beyin yolu ile aşk" veye " Beyin yolu ile S e x" adini koydu bu illumnatlar buna. ve biz dedik hani o annen, sen dogmadan rüyasinda görür, ve derlerki ona bu cocugun bunun ismini falanca koycan, yoksa ölür cocugun derler, ve senin ismini, o isim koyarlar bazen, ve o kimse senin ruh babandir, aynen meryemi hamile birakan o ulvi kutsal ruh gibi, senin ruh babandir demişdik. öyle olunca, işde hicbir erkekle birleşmegi kabul etmeyen, ve onu kötü gören bu meryemi, Allah yanimsatti sen cok ifetlimisin (Immaculata misin) hadi bakalim, o zaman seni bir sabi hamile birakacak dedi, ve o sabi hemde senin gelecekden gelen kendi cocugun olcak dedi, gelecekden gelen senin cocugunun cocugunun.. cocugu yani özde senin kendi cocugun dedi, yani " Terminator Genisys" yani ceninsiz dogan cocuk. ve böylece onu Hz Meryemi insanlar ayipladilar, ve aralarindan kovdular, öyle olunca, onun o en iffetli iken düşdügü bu hal, ve freknasi ile, işde o sene yine kış kara kış gelmiş oldu. yani meryem ikizler burcu veyada başak burcu "jungfrau" kutsal bakire Hz meryem burcu, ve bahar burcu veya başak sicak vakitler plus dereceler yani arti dereceler ve yaz sicak yani, arti burclu kimse yenilince, işde eksi galip gelince, ne oldu, eksi ile arti carpişdi ve eksi kazandi, ve yani meryemin kötü ve yanliş olan sandigi kazandi, ve iylik geri cekilince, işde güneş geri cekilince soguk ileri gecdi ve kiş geldi, ve Hz meryemede kötü sandiginin hakini vermedigi veya o rahim tabiatinda olup rahmanin hakkini vermedigi icin yanimsatildi yanliş yaptigi ona gösterildi.

Yine Hz ibrahim vaktinde, Hz ibrahimin Bir gülü olsun ve bu gülü acinca koparsin sevgilisine versin degilmi, yani cocugu olmadi olmadi, olunca, neredeyse ona tapacak hale geldi, Allah o ndan o sevdigi cocugunu istedi,

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَاعْلَمُواْ أَنَّمَا أَمْوَالُكُمْ وَأَوْلاَدُكُمْ فِتْنَةٌ وَأَنَّ اللّهَ عِندَهُ أَجْرٌ عَظِيمٌ

Va'lemû ennemâ emvâlukum ve evlâdukum fitnetun ve ennallâhe indehû ecrun azîm.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Bilin ki mallarınız ve çoluk çocuğunuz birer deneme aracıdır (sizin için sadece bir fitnedir imtihandır). Allah katında ise büyük bir mükâfat vardır.

Sadakallahul Aziym ENFÂL Suresi 28. ayet

ve sen benimi seviyon cocugunumu diye sinadi, ve ibrahime beni seviyorsan onu bana adak ve kurban ver dercesine, oglunu kes ver madem denildi, ve öyleki ibrahim yaz ve sicak burc ve öyle olunca, o galip olunca, artik cocuguda olmuş keyfide yerinde, ve sonunda sicak artti artti, herşey yolunda gitdi demek, sicak artti artti, hep iyi hep iyi aydinlik ve yaz vakti demek olur, ve dur madem sana bir gündönümü yapalim denildi, ve koc burclu veya yay burclu oglunu bana ver, yani bahar burclu ismailde imtihanda burda, ikiside yaniltildi, ve ismail inandi ki babasi onu kesecek, ve ibrahim yatirdi caldi bicagi bicak kesmedi, ibrahim yine inandi yanildi, insan da kurban edilcek diye inandi yatirdi caldi bicagi, Allah, tamam dur dedi, yerine bu koçu ona cibilliyat verdim, ona bedel olarak verdim, keseceksen onu kes dedi, ve ibrahimin ve ismailin itati, onun ahlaki sifati, itaatli bir koyun ve koc olmaya yakişdi ve koyun ve kocun yaratilma hikmeti aciga cikdi. ve koyunlarin sürüsüne bir coban köpegi güdebilir emre itaat ederler cünkü. ve onlar kimsenin gidemedigi bir yere kadar gitdiler, 21 haziran günün en uzun vaktine kadar gitdi ,iyiligin ve itatin en sinir haddi, kimsenin güc yetiremeyecegi bir hikmeti meydana getirdiler, itaatin zirvesi, ne demek "evladini kesmek" senin benim harcimmi, ne demek "kes boynum kildan ince",bu ibrahim öyle birisi işde, bunu bugün birinin yaptigini duysak, onu timarhaneye şi zof ren de li diye dikarlar. ve onlar verdikleri sözden dönmeyince durun o zaman dedi Allah, ve ismaili degil, kocu kes dedi, ve gündönümü, yine ibrahimi nemrut manciniga koydu, atti atacak, ve ibrahim artik tükendi bitti gitdi gidiyor, sen Allahin peygamberi ol, ve O Allah sana yetişip yardim etmesin! derlerki son an cebrail geldi sordu, bir istegin varmi , ibrahim kizdi "feseyekfikehümullahü vehüvvessemiul alim" dedi derler, yani " herşeyi gören bilen duyan Allah in, haberi yokmu bundan yani" demek gibi. ve yine o artik yenildigine, ve artik ölecegine inandi ve öyle olunca, iyi ve iyilik ve peygmber gibi birinin yenilmesi, iyiligin galip olmayi birakip, yerini karanlik ve zulumete veya, geceye veya kış ve wintere birakmasini ögrenmesi demek, yani ibrahimin artik görevi birakma zamani, yani gündönümü zamanina geldigni anladi, yani eger hakklinin hakkini gözetmezsen, ibrahim olsan, Allah gelir ve senden gecenin ve karanligin hakkini alir gecer,

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَمِن كُلِّ شَيْءٍ خَلَقْنَا زَوْجَيْنِ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ إِنِّي لَكُم مِّنْهُ نَذِيرٌ مُّبِينٌ

Ve min kulli şey’in halaknâ zevceynî leallekum tezekkerûn. Fe firrû ilâllâh(ilâllâhi), innî lekum minhu nezîrun mubîn.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve Biz, herşeyi (zıttıyla kaim kılarak) çift çift yarattık. Umulur ki böylece siz tezekkür edersiniz.

Sadakallahul Aziym ZARİYAT Suresi 49. ayet


Yani Allah dualite yaratmiş, gece gündüz, aci tatli, siyah beyaz, yaz kiş, bahar sonbahar, ve müslüman kafir, eger sen ben üstünün deyip de şeytanin düştügü hataya düşersen, o karanlik ve kötü idi ve o kendince üstündü amma sende yani ben beyaz ve aydinligin o yüzden, ben müslüman ve iyiyin, ve kafir karanlik ve kötüler, kötüdür, onlarin yaşamaya hakki yokdur deyince, onlari da yaratan Allah, hüüceti ile iner, ve senden, racim olan şeytan, ve karanlik ve karanlik olanlarin hakkini alir gecer, yani gece gecede güzel, gündüz gündüzde, ve öyle olunca, iman iman edilcek zamanda güzel, amma gecede yerinde ne güzel, ve kiş yine, zamani gelince kara kiş, ne kadar tatli ve güzel degilmi? öyleyse, bu dan gil lerin dünyayi hep iyi ve aydinlik ve yaz mevsimi gibi müslüman yapma sevdalari yanliş, ve Allah in sünetullahi degişmez, bunlar böyle yapmaya devam ederlerse, Allah hücceti ile iner, ve sizin o kötü ve kafir dediklerinizin hakkini senden bir alirki, felegin şaşar, ey geri ze kali T... ve askerleri veya işid manyaklari , onlarinda siyah ve kiş burcu tabiatlilarin da hakki var, senin iki kariş hakkin var ise, onlarinda zamani gelince iki kariş yer haklari var yani. bunu kafana iyi sok trot tel beyinsiz a h m ak.

Yine Muhammed peygamber üstün, tamam amma, mevsim wintere döndüyse, birde sirayi onlara birakmak lazim, bu muhammede dahi ögretildi ve uhud harbinde Allah kilici halidden yana savurunca, işde bayragi birakmayan muhamedde, ögrendi, zaman ve mevsim sonbahar ve kiş, bayragi onlara birak denildi, nitekim sonradan bunu ögrenen muhammed, mekkeyi fethetmeye gitmeden önce, anlaşma yapti onlara hak tanidi, ve onlar oraya varinca, olmaz dediler bu sene hac edemezsiniz dediler, ve oda tamam dedi, ve hatta Hudeybiye Antlaşmasıni imzaladi:

Hudeybiye Antlaşması

Sulh Heyeti:

Rıdvân Biatı, Ku­reyşlileri fazlasıyla korkutmuştu. Pey­gam­be­ri­mizin üzerle­rine yürüyeceği endişesine kapılarak, alelacele sulh teklifinde bulunmak gaye­siyle bir heyet gönderdiler. Heyette şu isimler vardı:

Süheyl b. Amr (başkan), Huveytip b. Abdü’l-Uzzâ ve Mik­rez b. Hafs...

Ku­reyş müşrikleri, üç kişilik bu heyete, “Gidin, Muhammed’le sulh antlaş­masında bulunun. Fakat bu yıl buradan dönüp gitmek şartıyla! Eğer bu şartı kabul etmezse anlaşmaya yanaşmayın!” direk­tifini vermişlerdi.[1]

Peygamber Efendimiz, Süheyl’in gelişini, isminin kolaylık ifade etmesinden dolayı hayra yorarak, sahabelerine, “Artık işiniz bir derece kolaylaştı! Ku­reyşliler, sulh yapmak istedikleri zaman hep bu adamı gönderirler”[2]diye bu­yurdu.
Sulh Heyeti, Pey­gam­be­ri­mizin Huzurunda

Ku­reyş elçisi Süheyl b. Amr, Re­sû­lul­lah’ın huzuruna vardı. Önün­de iki dizi­nin üzerinde yere çöktü. Peygamber Efendimiz ise, bağdaş kurmuştu. Müslü­manlar da çevresinde oturmuşlardı.

Süheyl b. Amr, uzun uzadıya konuştu, sonra Peygamber Efendi­mi­ze sulh tek­lifinde bulundu. Peygamber Efendimiz, sulh tekliflerini kabul etti.

Bundan sonra, sulh şartlarının müzakeresi yapıldı. Onlarda da an­laşmaya varıldı. Sıra, anlaşma şartlarının yazılmasına gelmişti. Hz. Ali, musalahanın şart­larını yazmak üzere kâtip tayin edildi.

Resûl-i Kibriya Efendimiz, Hz. Ali’ye, “Yaz!” dedi. “Bis­mil­la­hir­rah­mânirrahîm!”

Süheyl b. Amr, buna itiraz etti: “Biz, Bismil­lahir­rah­mâ­nir­ra­hîm’­i bilmiyo­ruz! Sen böyle yazma!”

Resûl-i Ekrem, “Öyle ise nasıl yazalım?” diye sordu.

Süheyl, “‘Bismike Allahümme’ diye yaz” dedi.

Ku­reyşliler, eskiden beri “Bismillahirrahmânirrahîm” ye­rine “Bismike Al­lahümme “yi kullanırlardı.[3]

Peygamber Efendimiz, “‘Bismike Allahümme’ de güzeldir!” buyurduktan sonra Hz. Ali’ye, “Haydi yaz! Bis­mi­ke Al­lahümme” diye emretti.

Hz. Ali de aynı şekilde yazdı.[4]

Bundan sonra Resûl-i Kibriya Efendimiz, Hz. Ali’ye, “Bu, Muhammed Re­sû­lul­lah’ın, Süheyl b. Amr’la üzerinde anlaşmaya varıp sulh oldukları, icabının ta­raflarca yerine getirilmesini kararlaştırıp imzaladığı maddelerdir!” diye yaz­masını emretti.

Ku­reyş heyeti başkanı Süheyl, yine itiraz etti. “Vallahi, biz senin gerçekten Allah’ın Resûlü olduğunu kabul edip tanımış olsaydık, Beytullah’ı ziyaretine mani’ olmaz ve seninle çarpışmaya kalkmazdık!” dedi.

Peygamber Efendimiz, “Peki nasıl yazalım?” buyurdu.

Süheyl, “Muhammed b. Abdullah diye kendi ismini ve babanın ismini yaz” dedi.

Peygamber Efendimiz, “Bu da güzeldir!” buyurduktan sonra, Hz. Ali’ye:

“Yâ Ali! Sil onu! Sil de Muhammed b. Abdullah yaz” diye emret­ti.[5]

Hz. Ali, “Hayır! Vallahi, ben Re­sû­lul­lah sıfatını hiçbir zaman silemem!” di­ye yemin etti.[6]

Bu arada Müslümanlar da, Hz. Fahr-i Âlem’e karşı besledikleri muhabbet ve hürmetlerinin eseri olarak, “Biz, Re­sû­lul­lah Muhammed’den başkasını yaz­dırmayınız! Ne diye dininiz uğrunda bu eksikliği, bu hakareti kabul ediyo­ruz?” diye yüksek sesle konuşmaya başladılar.

Resûl-i Kibriya Efendimiz, Müslümanlara seslerini kıs­ma­larını ve susmala­rını mübarek elleriyle işaret buyurdu. Birden sustular.

Bundan sonra Peygamber Efendimiz, Hz. Ali’ye, “Bana onların yerini gös­ter” dedi.

Hz. Ali, “Re­sû­lul­lah” kelimesinin bulunduğu yeri gösterdi. Resûl-i Ekrem Efen­dimiz de onu eliyle sildi. Yerine ise “İbn-u Abdullah (Abdullah’ın oğlu)” ke­li­melerini yazdırdı.[7]

Peygamber Efendimizin sulhe ciddi taraftar olduğunu, sulhe giden yoldaki manileri ortadan kaldırmaya ne kadar gayret gösterdiğini, bu bir iki numune­den de anlamak mümkündür.
Musalaha Maddeleri

Müşrik heyetinin yukarıdaki itirazları, Müslümanların bu itirazları kabul etmek istemeyişleri ve Peygamber Efendimizin her iki tarafı yatıştırması so­nunda sıra mu­sa­la­ha maddelerinin yazılmasına gelmişti.

Resûl-i Ekrem Efendimiz ile müşrik murahhas heyeti arasında ge­çen ko­nuşmalardan sonra, şu maddeler üzerinde anlaşmaya varıldı:

1) Müslümanlarla müşrikler, huzur ve emniyet içinde yaşamalarını devam ettirmek için, birbirleriyle on yıl harp etmeyeceklerdir!

2) Pey­gam­be­ri­miz ve sahabeler, bu yıl Mekke’ye girmeyip geri dönecekler, ancak gelecek yıl yanlarına yalnız yolcu silahı olan kılıç bulundurmak şartıyla gelip Kâbe’yi tavaf edecekler ve ancak Mekke’de üç gün kalacaklardır. Müş­rik­ler ise, o sırada şehri boşaltacaklardır!

3) Medine’deki Müslümanlardan Mekke’ye iltica edenler Müslümanlara ia­de edilmeyecek, fakat Mekke’den Medine’ye velev Müs­lüman dahi olsalar ilti­ca edenler istendiği takdirde geri verileceklerdir.

4) Arap kabilelerinden isteyen Hz. Peygamberle, isteyen de Ku­reyş’le bir­leşmekte serbest olacaklardır.[8]

Ebû Cendel Hadisesi

Antlaşma maddelerinin yazılması bitmişti. Fakat taraflarca henüz imzalan­mamıştı.

Tam o sırada, zincire vurulmuş birinin, kendini Müslümanların arasına at­tığı görüldü. Gariptir ki bu, Ku­reyş murahhas heyeti başkanı Süheyl b. Amr’ın oğlu Ebû Cendel idi! İslam şerefiyle şereflenmesine, müşrikler, ayak­larını zin­cire vurmakla karşılık vermiş ve onu hapsetmişlerdi. Ebû Cendel, hapsedildiği yerden bir fırsatını bularak kaçmış ve Mekke’nin alt tarafından, kimsenin gö­remeyeceği yollardan bin bir zorlukla Hz. Re­sû­lul­lah’ın hu­zuruna çıkagel­mişti. O sırada babası Süheyl, henüz Müs­lümanların karargâhında bulunuyordu.

Ebû Cendel, bizzat babasının kendisine revâ gördüğü da­ya­nıl­maz işkence ve eziyetlerden kurtulmak için kendisini Hz. Fahr-i Âlem’in ayakları dibine atmış, ona iltica etmişti. “Beni kurtar!” diyordu.

Ne var ki az evvel yapılan antlaşma buna imkân vermiyor­du! Nitekim oğ­lunun geldiğini gören Süheyl, onu Pey­gam­be­ri­mizden he­men istedi:

“İşte! Sulh şartları gereğince bana geri vereceğin kişilerin ilki budur!” dedi.

Peygamber Efendimiz, “Biz, sulh sözleşmesini henüz imzalamış de­ğiliz!” buyurdu.

Resûl-i Ekrem Efendimiz, iki müşkîl durumla karşı kar­şıya kalmıştı: Ebû Cendel’i geri vermek demek, onu bile bile eziyet ve işkence çemberi içine at­mak demekti; ver­me­diği takdirde, Ku­reyş heyeti antlaşmayı feshedecekti. Hâl­buki, birçok sebepten dolayı bunu istemiyordu.

Elinde başka çaresi kalmayan Peygamber Efendimiz, teessür içinde Ebû Cendel’i babasına teslim etmek zorunda kaldı.

Peygamber Efendimiz, babası tarafından alınan Ebû Cen­del’e, “Biraz daha sabret, biraz daha maruz kaldıklarına göğüs ger! Bunların ecrini, mükâfatını Allah’tan dile! Muhakkak Allah, senin ve yanında bulunan kimsesiz Müslü­manlar için bir ferahlık, bir çıkar yol halkedecektir” diyerek teselli verdi. Arka­sından da, “Onlara vermiş olduğumuz söze vefasızlık edemeyiz”[13]buyurdu.

Hz. Ömer’in Pey­gam­be­ri­mize Sorusu

Ebû Cendel, Ku­reyş müşrikleri tarafından geri alınırken, Hz. Ömer, Pey­gam­ber Efendimizin huzuruna vardı ve “Yâ Re­sû­lal­lah! Onu Ku­reyşlilere niçin ge­ri veriyoruz? Dinimiz uğrunda bu hakareti ne diye kabul ediyoruz?” diye ko­nuştu.

Resûl-i Kibriya Efendimiz cevaben, “Biz bu iş hakkında onlarla antlaşma yapmış bulunuyoruz! Dinimizde ahde vefasızlık yoktur!”[14]buyurdu.

Müslümanların Sadâkat İmtihanı

Sahabeler, çok arzuladıkları halde, Kâbe-i Muazzama’yı ziyaret ve tavaftan alıkonmuşlardı. Bunun yanında, Hz. Re­sû­lul­lah antlaşmayla, görünüşte aleyh­lerinde olan birtakım ağır hükümlerine gereği gibi nüfuz edemediklerin­den dolayı bu durum, sahabelerin son derece güçlerine gitti. Mânen rahatsızlık duydukları, hal ve davranışlarından bel­li oluyordu.

Kendi âleminde böylesine ağır şartlara evet demenin izahını bir türlü bula­mayan Hz. Ömer, huzura varmadan edemedi ve Pey­gam­be­ri­mize, “Sen, Al­lah’ın hak peygambe­ri değil misin?” diye sordu.

Resûl-i Ekrem, “Evet, ben Allah’ın peygamberiyim” buyurdu.

Hz. Ömer bu sefer, “Biz Müslümanlar hak, düşmanlarımız olan müşrikler ise bâtıl üzere bulunmuyorlar mı?” diye sordu.

Resûl-i Ekrem, “Evet, öyledir” buyurdu.

Bunun üzerine Hz. Ömer, “Bu halde dinimizi küçük düşürmeye niçin mey­dan veriyoruz?” dedi.

Resûl-i Ekrem, “Ey Hattab’ın oğlu! Ben, Allah’ın kulu ve Resûlüyüm. Al­lah’ın emirlerine aykırı harekette bulunamam. Bu muahede maddelerini kabul etmekle de Allah’a isyan etmiş değilim. O, beni hiçbir zaman zarara uğratma­yacaktır” buyurdu.

Bu sefer Hz. Ömer, “Sen, bize, Allah’ın nusret buyuracağını, gidip Kâbe’yi hep beraber tavaf edeceğimizi vad­et­miş değil miydin?” dedi.

Resûl-i Ekrem, “Evet, vadetmiştin. Ancak bu yıl gidip tavaf edeceğimizi söylemiş miydim?” buyurdu.

Hz. Ömer, “Hayır” dedi.

O zaman Resûl-i Ekrem Efendimiz, “O halde tekrar ediyorum: Sen muhak­kak Mekke’ye gidecek ve Kâbe’yi tavaf edeceksin”[16]buyurdu.
Hz. Ömer’in, Hz. Ebû Bekir’le Konuşması

Hz. Ömer, buna rağmen iç âleminde kabarmış duygularını teskin edemi­yor­du.

Bu sefer Hz. Ebû Bekir’in yanına vardı. “Ey Ebû Bekir!” dedi. “Bu zât, Al­lah’ın hak peygamberi değil midir?”

Hz. Ebû Bekir, “Evet, o, Allah’ın hak peygamberidir!” dedi.

“Peki, biz Müslümanlar hak üzere, düşmanlarımız olan müşrikler de bâtıl üzere değiller mi?”

“Evet, bizler hak üzereyiz, düşmanlarımız ise bâtıl üzeredirler!”

Bunun üzerine Hz. Ömer, “O halde, dinimizi küçük düşürmeye ni­çin mey­dan veriyoruz?” dedi.

Sadâkat timsâli Hz. Ebû Bekir, “Ey Ömer!” dedi. “O, Allah’ın Resûlüdür. Bu muahedeyi yapmakla Rabbine âsi olmuş değildir! Allah, onun yardımcısıdır! Sen, onun emrine itaat et!”

Hz. Ömer, tekrar, “O, bize Medine’de, ‘Beyt-i Şerif’e varacağız, tavaf edece­ğiz’ demedi mi?” diye sordu.

Hz. Ebû Bekir, “Evet” dedi; arkasından da sordu: “Ama sana, ‘Beytullah’a bu yıl gidecek ve tavaf edeceksin’ diye mi haber verdi?”

Hz. Ömer, “Hayır” dedi.

Bunun üzerine Hz. Ebû Bekir, “Sen, muhakkak yakın bir zamanda Beytul­lah’a gidecek ve onu tavaf edeceksin!” dedi.[17]

Kurban Kesme ve Traş Olma

Resûl-i Ekrem Efendimiz, muahede ve musalaha işini bitirdikten sonra, sa­ha­belere, “Artık kalkınız, kurbanlarınızı kesip sonra başlarınızı traş ediniz!” di­ye seslendi.[19]

Ne var ki Hz. Re­sû­lul­lah’a sonsuz hürmet ve muhabbetlerine rağ­men saha­belerin hiçbirinde bu emir karşısında bir hareket görülmedi. Peygamber Efen­dimiz, emrini ikinci kere tekrarlamak zorunda kaldı: “Kalkınız, kurbanlarınızı kesip, sonra başlarınızı traş ediniz!”

Fakat aynı şekilde sahabeler, sanki bu emri duymamış gibi davranıyorlar, kurban kesme ve traş olma işine başlamıyorlar­dı.

Resûl-i Ekrem, emrini üçüncü kere tekrarladı: “Kalkınız, kurbanlarınız ke­sip, sonra başlarınızı traş ediniz!”[20]

Yine sahabelerden bu konuda bir hareket görülmedi.

Emrini üç kere tekrarlamasına rağmen, ashaptan kimsenin kalkmadığını gören Hz. Fahr-i Âlem, dönüp Ezvac-ı Tâhirat’­tan Hz. Ümmü Seleme’nin ya­nına gitti:

“Ey Ümmü Seleme! Nedir şu halkın tutumu? Onlara, ‘Kurbanlarınızı kesi­niz, başlarınızı traş ediniz’ diye tekrar tekrar söylüyorum; fakat hiçbiri emrime icabet etmiyor!” diyerek sahabelerin bu durumundan şikayet etti.[21]

Müstesna zekâ ve fazilet sahibi olan Hz. Ümmü Seleme, “Yâ Nebiy­yallah! Bu işi yapmak istiyor musunuz? O halde, şimdi dışarı çıkınız; sonra, ta kur­banlık develerini kesinceye ve berberini çağırtıp o seni traş edinceye kadar as­haptan hiçbirisine bir kelime bile söylemeyiniz” dedi; arkasından da ilave etti: “Çünkü sen kurbanını kesecek ve traş olacak olursan halk da öyle yapar!”[22]

Bunun üzerine, Peygamber Efendimiz dışarı çıktı. Hiç kimseyle görüşme­den ve hiç kimseye bir şey söylemeden, ihramını sağ koltuğu altından çıkarıp sol omuzuna attı; kurbanlık develerini kesti ve berberi Huzaalı Hırâş b. Ümey­ye’yi çağırıp traş oldu.[23]

Bunun üzerine sahabeler de derhal kurbanlık develerini kesmeye ve başla­rını traş ettirmeye başladılar.

Hz. Ümmü Seleme der ki:

“Kurbanlıklara öylesine koştular, öylesine yığıldılar ki neredeyse birbirle­rini ezeceklerdi!”[24]

Sahabelerin, Re­sû­lul­lah’a muhalefet etmek için tekrarlanan emrini yerine ge­tirmeyip bekledikleri elbette söylenemez. Belki onlar, çok ağır buldukları mua­hede ve musalaha hükümlerinin vahiyle ortadan kaldırılacağını düşünü­yor ve bu vahiyle, Hz. Re­sû­lul­lah’ın verdiği emirden vazgeçeceğini umuyor­lar­dı. En azından, umre amel­lerini tamamlayabilmek için Mekke’ye girmeleri­nin temin edileceğini ümit ediyorlardı. Ve bunun gerçekleşmesi için de bekli­yor­lardı. Nitekim bu hususta herhangi bir vahyin inmediğini ve Hz. Re­sû­lul­lah’ın da kurbanlık develerini kesip, mübarek başlarını traş ettirdiğini görünce, on­ların da Resûl-i Kibriya’ya muhalefet etmiş du­ruma düşmemek için süratle kur­banlık develerini kesmeye ve başlarını traş ettirmeye başladıkları görülü­yor­du.

Server-i Kâinat Efendimiz, ashabıyla birlikte yirmi gün kadar kaldıktan son­ra, Medine’ye dönmek üzere Hu­dey­bi­ye’­den ayrıldı.

----
Yani burdan cikan derse gelince : senin kafir dediklerine de can veren, onlarin rizkini her an yaratan, onlarda coluk cocuk ev bark veren rabbinin, onlarin üzerinde bir emegi varken, sen onlari hice sayarsan, Allahin hakkini cignemiş oldugun icin onun gadabina ugrarsin, o yüzden muhamed da hi, onlarinda hakki oldugu idrakine varinca, onlarla anlaşti, ve onlarada hak tanidi öyle olunca muhmmed olsan haklinin hakkini verecen azizim.
ve işde şimdi bu dangillerin yaptiklari mevsimi bozdu, biz üstünüuz, kafirler alcak kimseler, bilmem Atatürk yanliş adam, bilmem dindar olmayan, kafir, onlarin yaşama hakki yok gibi, bir fikre düşdüler. yemin olsun bu böyle devam ederse, o uzun deccal gününe gideriz, ve herkes müslüman olsa, yani hep aydinlik olsa, bize geceyi kim tekrar getirebilcek, düşünen varmi?
ve rabbimiz diyorki, ve hep yaz gibi aydinlik ve sicak olursa, suyunuzda giderse kim artik size yeniden suyunuzu getireebilir diyor.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

قُلْ أَرَأَيْتُمْ إِنْ أَصْبَحَ مَاؤُكُمْ غَوْرًا فَمَن يَأْتِيكُم بِمَاء مَّعِينٍ

Kul e raeytum in asbaha mâukum gavran fe men ye’tîkum bi mâin maîn.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

De ki: “Gördünüz mü, o uzun sabahi (yani uzun gündüzün vaktini), şâyet sizin suyunuz kuruyup çekilirse, o zaman size icilcek bir suyu artik kim getirebilir?”

Sadakallahul Aziym MÜLK Suresi 30. ayet


---oOo---
Yine isa ya ölüleri diriltmesini ögretti, kim ögretti? mehdi ve gelecekden gelen adam. "ma dümtü hayye" geciyor ayete "ölüler nasil diriltilir." yani işde haşrin, yeniden dirilişin, o nun yani israfilin üfleyecegi boru ile olcagi söyleniyor, yani bir borunun ötmesi, bir frekans yaymakdir, yani öyle bir seski yine gecen haftaki sesin gücü vaazimiza atfen, israfilin borusu öyle bir seski ölüleri yerinden kaldiran bir frekans, öyle olunca, o frekansi isa yi onlar carmiha gerip öldürünce ona kim gönderecekde, o kalkacak, terzi kendi sökügünü dikemez derler ya, isa başkalarina o tilsimli sihirli sözü söyleyip diriltiyorda, isa ölünce, isaya kim söyliyecek, düşünen varmi, yani babam babam dedigi mehdi ona ögretti, ve mehdi ölünce, isa nin gelip onu diriltmesi lazim, isa ölünce de, mehdinin gelip onu diriltmesi lazim gibi bir durum, cünkü yalniz ikisi biliyor bunu, ve öyle olunca isa yi carmiha germeleri ve onu öldürmeye kalkmalari haberinin, taaa gelecekde biryerde olan mehdiye kadar varmasi 3 gün sürdü, ve 3 gün sonra mehdi duydu, ve onu kaldirdi, ve ayette onu öldüremediler diyor, yani 21 aralik ve gündönümü, yine ölümden velbease geciş, yani kiş dan bahara ölümden dirilişe, ve bahara canlanmaya geciş hikmetide isa ya verildi bu sebeble, ve o ve mehdi bilir nasil ölümden dirilişe gecilir, ve o komut nedir.



Hani Hz. Süleyman Dediki "Kim Bana Belkisin Tahtini Getirebilir."

Ve ben askerleimi toplayip diyorumki yaz veya kış mevsimi yine bahar veya sonbahar mevsiminin fiziki sebebleri olan, tamamen matematiksel bir hesabi var, onun da yaz gelince eksinin ve kötünün kafirlerin yenilip yerini güzelce sicaga ve iyilere gündüze birakmasi ve, winter kış gelincede iyligin bayraginin soguga karanliga birakilmasi ve yine bahar gelince yagmura sonbahar gelince yaprak dökmeye birakilmasi gerektigi hikmetini anladiysaniz . bugün bu elbab melbab deyip petrol putrol deyip savaş cikaran, mehdilik taslayip dünyayi, hitler gibi fethetmeye cikan bu ahmagin, yaniltilip, yanliş yaptigini ona gösterek, bu hikmeti ona gösteripde Kim Bana Winteri Kış Mevsimini Getirebilir . diyorum haydi kurnaz bir askerim bunu yapsin ve zemheriye varalim.


--oOo---



أَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! ''

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--


Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 1 Kasım 2016 Salı

Original Kar © glan

Peygamber Duasi - Peygamber Niyazı (Kar©glanin 25 Ekim 2016 Vaazi)

Peygamber Duasi - Peygamber Niyazı

(Kar©glanin 25 Ekim 2016 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

قَالَ هَلْ آمَنُكُمْ عَلَيْهِ إِلاَّ كَمَا أَمِنتُكُمْ عَلَى أَخِيهِ مِن قَبْلُ فَاللّهُ خَيْرٌ حَافِظًا وَهُوَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ

Kâle hel âmenukum aleyhi illâ kemâ emintukum alâ ahîhi min kabl(kablu), fallâhu hayrun hâfizâ(hâfizen) ve huve erhamur râhimîn.


Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Yusufun tabir ettigi rüyadaki gibi, bölgelerinde kitlik olunca, Yakubun ogullari, yusufun sultan oldugu beldeye gittiler ki, sultan olan yusufdan, biraz yemelik bugday alabilsinler, ve orda yusuf onlari tanidi, ve babasini getirmleri icin, Allah in ona ögrettigi yasal hile ile, bugday ölcegi kilesini, onlarin cuvalina saklica koydu, ve sonra kile kayip dedi ve arattirdi, ve onlarin cuvalinda cikinca o kile, dedi siz hirsizsiniz , misir kanununa göre onlardan birini rehin aldi, ve velilerini getirmelerini emreti, hayir hirsiz degiliz falan deselerde kendi ayni anasindan olma Bünyamini alakoydu, ve dedi hadi gidin babanizi getirin, yoksa size kardeşinizi geri vermem dedi , bu ahval üzre, babalarina Bünyaminsiz geri dönen kardeşler, durumu Hz Yakuba anlatinca, O dediki ayetin meali burada başliyor "Yakub dedi: diger kardeşiniz ( Yusufu) size emanet ederken kandigim gibi, yine nasilda kanmişimda, kardeşiniz (Bünyamini de) size emanet etmişim, amma Allah koruyucularin en hayirlisidir, ve hemde merhamet edenlerinde en merhametlisidir o."

Sadakallahul Aziym YUSUF Suresi 64. ayet
---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Eşya da uğursuzluk yoktur, Safer ayında uğursuzluk yoktur, baykuşun ötmesinde bir uğursuzluk yoktur."

( Hadis-i Şerif , Müslim, Selâm, 102)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Yine Buyurdular

"İslâm'da uğursuz sayma, kötüye yorma yoktur; en iyisi iyiye yorma dır (iyiye yorma vardir)."

( Hadis-i Şerif , Buharî, Tıb, 54)

Safer ayı, cahiliye Arapları tarafından uğursuz ay olarak tanınıyor ve bu ayda umre yapmak büyük günahlardan sayılıyordu. Resûlullah (asm) ise

“Umre her zaman helâldir!”

(Buhari, Hac, H. No:777)

buyurarak bu aya atfedilen uğursuzluk inancını kırmıştı.

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Sizden biriniz hoşuna giden bir rüya görünce, o Allah Teâlâ’dandır. Bu sebeple Allah’a hamdetsin ve o rüyasını sevdiğine anlatsın.
Hoşlanmadığı bir rüya görürse o şeytandandır. Onun şerrinden Allah’a sığınsın ve onu hiç kimseye söylemesin. O zaman o rüya kendisine zarar vermez.”

( Hadis-i Şerif , Buhârî, Ta’bîr 3,46; Müslim, Rü’yâ 3)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Yine Buyurdular

“Sizden biriniz hoşlanmadığı bir rüya görünce, sol tarafına üç defa tükürsün; şeytanın şerrinden de üç defa Allah’a sığınsın; yattığı tarafından da öbür yanına dönsün”

( Hadis-i Şerif , Müslim, Rü’yâ 5)

yani muhammed ,bu hadislerde gösterdigi gibi, kötü enerjiyi üstümüze cekmemiz icin, öyle islamda ugursuzluk yokdur demişdir. cünkü insanin sözü duygulari hepsi bir frekans oluşturuyor, ve öyle olunca japon bilim adaminin su deneyinde oldugu gibi, kötü şeyleri dile getirince, kötü enerjiyi üstümüze cekmiş oluruz diye, onlari bundan sakindirmak icin, işde islam iyi düşünmekdir manasinda söz söylemiş, fakat her ne kadar o öyle desede, aynen bir kamyoncu, eger mal taşiyor ise, o kamyona bir müşteri elma armut gibi faydali şeyler yükleyebilcegi gibi, bir adamda terörisritlere gidecek olan silahlari yükleyebilir, yahut insanlari zehirleyecek olan esrar e r o i n kacirabilir degilmi, öyle olunca kamyon sadece vasitadir. ona iyi şeyler yüklersen iyi şeyler taşir, yerine götürür, kötü şeyler yüklersen kötü şeyleri taşir. ve öyle olunca eger insanlarin kader diye bir durumu varsa, o kimseye gelcek olan iyi kader berat gecesi yazildigi, gibi kötü talih dedigmiz durumlarda yazilir, ve onun başina gelcek nimetler yazildigi gibi, bela musibet hastalik gibi kötü durumlarda vardir, öyle olunca o yazilan kaderin inna enzelnahude gecen, onu indirdik ayeti ile, gezen yürüyen kuran muhamed ise, ve o kuran kadir gecesinde indi ise, o zaman onun yaşayacagi bütün hadisatlar, yani kader cizgisi olan kuran yazilimi kadir gecsei iniyorsa, sonra zaman zamanda o kaderin tahakkuk ecdecegi fiziki sebeblerde semadan iner. öyle olunca, safer ayina bazi alimler demişki, bela ayi, cünkü muhammed o ayda ölüm hastaligina hummaya tutuldu demişler . ve ve bu ay senenin ikinci ayi, ve miladi aya gelen tarafi şubat ayi oluyor. ve miladi takvimde, o ay dört senede bir 29 ceker. yani öyle olunca dünyaya bazi insanlarin yazilimi kitabi, yani şubat 29 da dogacaklar, ancak her dört senede bir iniyor. yani muhammedin yazilimi kuran ise, bunlarin da bir kitabi ve kader yazilimi var, ve onlarin kitabi(kaderi) işde bu sefer ayinda iniyor. ve ve bunlar Ty. gibi zeykirlilerde olabiliyor, ve hitler gibi sapik da de olabiliyor. Adolf Hitler den elli tane yok, firavundan elli tane yok, yezidden elli tane yok, bir yezid demek, dört senede bir olduguna göre 4X365 =1460 eder, ve öyle olunca dünyada bunlarin orani, 1460 da bir demek olur. onlarda iyilerde cikabilir, hüsame gibi kilici boyundan uzun asker, yahutta böyle sapik zalimlerde cikabilir, ve bu kadar ileri giden, yani ay 28 cekmesine ragmen, yani kilicin kini 28 iken, bu kilic kinindan taşan kilic demek olur, öyle olunca, zeykirli zeykirli uzun deliler, lapidak ahmaklar olabilir. işde tehlikeli insanlar yani. ve fakat yinede bu bizim yorumumuzdur, kimseyi bu baglamaz, kabul edebilirsinizde, etmeyebilirsinizde, ve öyle olunca, yani safer ayinda tehlikeli insanlar zeykirliler de inebiliyor demek our, uzun deliler yani, yani ay 31 olsaydi 32 cekcekdi, hani dogum günü belli olmayanlara dogum tarihi olarak 13. ayin biri derlerya nüfusda. yani işde sinir tanimayanlar. lan dangil sinir 28 gün, nereye bunu delipde gecdin dersek, demeyiz amma, Allahin bir bildigi vardir diyoruz. ve öyle olunca o alimlerin dedigi safer ugursuzdur olabilir, amma yine muhamedden özür dilerim, bu sadece insanlar bu ihtimalide göze alsinlar diye sadece. düşman bilinirse, ona göre tedbir alinir, düşmani bilmezsen dost diye gelir, senin gelinin olur, işde ey muhammed sonrada senin torunun Hasan i şehid eder. işde yine ömeri şehid eder, müslümanin diye gelir, icimize girer ve ne naneleer yapar. ve ty. gibi türkiyeyi ve dünyayi savaşa sokupda, birda müslümanlik taslar, müslüman haksiz yere cana kiymazken, bu savaşda nesi, yine sinir tanimaz dangillarin sebebiyle işde busavaş da.

Japon bilimadamı Masaru Emoto İslam üzerine bir araştırma yaptı. Kuran okunurken Su moleküllerin en doğru dizilime kavuştuğunu gördü!

insan vücudunun yüzde 70’inin sudan oluştuğundan yola çıkarak Unutmayalım ki; insan bedeninin %85’i sudur. Düşüncelerimiz ve konuştuklarımız bedenimizdeki suya kaydedilir ve o kalitede yaşarız. Şeklimizi, sağlığımızı ve hayatımızı biz oluştururuz. Yaşam muhteşem bir enerjisel danstır, frekansların uyumu, birleşmesi, çatışması, aşağı-yukarı, sağa-sola, zıt yönlere dalgalanmasının dansı.Yaratıcı Japon bilim adamı Emotonun çalışmasında somut kanıtlarla insanın titreşimsel enerjisinin, düşüncesinin, kelimelerin, fikir ve müziğin, hatta son yaptığı çalışmalarda suya oynatılan filmlerin dahi suyun moleküler yapısını etkilediğini ispat etmiştir. Su bu gezegendeki yaşamın kaynağıdır. Beden bir sünger gibidir ve hücre denilen, sıvı dolu trilyonlarca odacıktan oluşur.
Yaşamımızın kalitesi sıvımızın kalitesi ile direk bağlantı halindedir. Su son derece uyumlu bir maddedir. Fiziksel şekli kolayca bulunduğu ortama adapte olur. Fakat değişen sadece fiziksel şekli değildir, moleküler şekli de değişir.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِنَّمَا أَمْرُهُ إِذَا أَرَادَ شَيْئًا أَنْ يَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ

İnnemâ emruhû izâ erâde şey’en en yekûle lehu kun fe yekûn.

Bir şeyi dilediği zaman, O’nun emri o şeye ancak “Ol!” demektir. O da hemen oluverir.

Sadakallahul Aziym YASİN Suresi 82. ayett

Ve Quantum fizigi, bu gün sözün gücünü anlamiş oldu, bunu anlayan, ol deyince oloverir, ne demekde anlayabilir ve kafirler frekans ile cok şeyin degiştirilebildigini farketti.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

قَالَ رَبِّ اشْرَحْ لِي صَدْرِي وَيَسِّرْ لِي أَمْرِي وَاحْلُلْ عُقْدَةً مِّن لِّسَانِي يَفْقَهُوا قَوْلِي رَّبِّ زِدْنِي عِلْماً وَ فَهما و الحقني بالصالحين

Rabbişrah lî sadrî Ve yessir lî emrî Vahlul ukdeten min lisânî Yefkahû kavlî Rabbi zidni ilmen ve fehmen velhıkni bissalihin.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

"Ey rabbim. Göğsümü aç, genişlet. İşimi kolaylaştır. Dilimde bulunan düğümü çöz de, anlasınlar beni, Rabbim, ilmimi, anlayışımı artır, beni salihler (iyi insanlar) arasına kat! ”

Sadakallahul Aziym Taha süresi 25-28. ayetler ve 114. ayettten pasaj ve YUSUF-101 ayetten pasaj

Tefsiren Meal:
Rabbim göğsümü aç ve içimi dışıma çıkar ümmetimi dışarı çıkar ve emre itati kolay eyle ve emre itaati ihlal edenleri sıkıca bağla taaki bu sözümün tam manasiyla anlaşıldığı güne kadar yani "min lisânî Yefkahû kavlî" sözün gücünün anlaşıldığı güne kadar ahir zamana kadar mehdi ve isa zamanina kadar onlari bağlı tut
Rabbim zidni gününde akılın arttığı bereketin kalktığı günde onlari salihlerin arasina karıştır ki hak ile batıl anlaşılabilir olsun ak ile kara o gece vaktinde seçilebilecek bir ışıkk olsun yani gece ışığını bize nur olarak ver yani Rabbin kelimelerinin gücü yani kuranin ve tevratin gücü hissedilsin ki hak gelsin batıl zail olsun.


bu ayette diyorki musa sözün gücünün anlaşildigi güne kadar diyor, ve japon bilim adami sözün gücünü anlamiş, ve dünyayada su deneyi ile anlatmişmi? anlatmiş, hangi zaman bu, muhammed zamani degil, hz Ali zamani degil, bugün bugün, yani o gün işde, mehdinin zamanin sahibi oldugu günler, ve sözün gücü anlaşilmiş oldu şimdi. ve onlari salihlerin arasina kat kariştir diyor, ve yukardaki ayet her ne kadar kuranda farkli sure ve ayetlerde geciyor gibi olsada, o bütündür, onun asli aynen bu bütün oldugu hali gibidir, ve tek iki ayettir tamami. ve öyle olunca onun ümmetini icimize karişdirmiş bugün rabbimiz ve

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Sizler Yahûdîlerle muhakkak savaşacaksınız! Harp o kadar şiddetli olacaktır ki, hattâ taş: ‘Ey Müslüman! Şu arkamdaki bir Yahûdî’dir! Gel de onu öldür!’ diyecektir.”

( Hadis-i Şerif , Müslim, Fiten, 80)

bu hadisi uydurma diyenler, cünkü isayi carmiha gerenler yahudiler oldugu icin, onlar, yani hiristiyanlar, yahudiye düşman, o yüzden bizide düşman etmek icin, bu hadisi uydurdular diyenler olcakdir.

Ebû Hüreyre (ra) bildirmiştir: “Resûl-i Ekrem Efendimiz Aleyhissalâtu Vesselâm şöyle buyurdu:

"Müslümanlarla Yahudiler harb etmedikçe kıyâmet kopmayacaktır. O harpte Müslümanlar (gâlip gelerek) Yahudileri öldürecekler. Öyle ki, Yahudi, taşın ve ağacın arkasına saklanacak da, taş veya ağaç; ‘Ey Müslüman, Ey Allah’ın kulu, şu arkamdaki Yahudi’dir, gel de onu öldür!’ diye haber verecektir. Sadece Garkad ağacı müstesna, çünkü o, Yahudilerin ağaçlarındandır.”(Müslim, Fiten, 82)

ve ingilizce gargat agaci veya muhamedin degi yahudi agaci demek "Judasbaum 'Ruby Falls'" Cercis canadensis 'Ruby Falls' diye geciyor, öyle olunca google de aratinca bu alttaki linkteki agac cikiyor

gartenhit24.de/cercis-canadensis-judasbaum-ruby-falls

Juda yahudi demekdir, ve bu agac ergin olunca, yapraklari koyu bordo kirmizi renk aliyor, yine ayni agacin türlerini üretmiş kafir, ve idared denilen elmadada ayni özelllik gösteriyor, halbuki elma amma onunda yapraklari sonbaharda bordo kirmizi oluyor, cünkü yahudi agacina aşilamişlar, yine erik ceşitleri var, ve ida red deki "ida" yine "juda" anin kisaltilmişi, yani yahudi demek ida veya "juda red" yani yahudi kirmizisi demekdir.

Çivit nedir?

Mavi renkli bitkisel bir toz boyadır. Çamaşırların sarılığını gidermek için,

çamaşırın son suyuna konur. Çin, Yemen ve -Hindistan'da yetişen çivitotu

bitkisinden çıkartılır. Kırmızı, sarı ve yeşil olanları da vardır.

Bugün çivit, sanayide sentez yoluyla üretilir. Çivitin yapayi bromdan üretilir ve bromlu

türevleri de boyarmadde olarak kullanılır. İki bromlu çivit erguvan kırmızısı,

dört bromlu çivit (mavi ciba) mavi boya olarak kullanılır.

Brom Nedir?

Antoine Balard tarafından 1826 yılında keşfedilen halojen ametal.Yunanca dışkı

gibi koku anlamındaki bromosdan gelmiştir.

 

BEYAZ COLA CIKDI içdinizmi?
Kafir "CocaCola" yi çivtlemi beyazlatiyor?
COCACola "Katran Suyumu" Kuranda "Cehennem Suyu" geciyor buyüzdenmi insanlara iciriyor?
CocaColay i beyazlatipda cehennem suyu katran suynu, normal su diyemi satiyorlar?
AKP Gibi "KARA" YI "AK" diye Satanlar bunlarmi ayni örgütmü?
Brom nedir Yapay civit neden üretilir Bromdanmi üretilir?
Brom yahudi agaci (GARGAT) yapraginin suyumu ?
Trabzon spor neden bordo mavi (Civit mavisi ve idared yahudi kirmizisi gargat yapragimi), o da mi?
mavi jean neden mavi kot jean kot (kot Bok demek dışkı yani) inceleyiceleri icinmi bu, bok analizi yapanlar icinmi bu pantolon icinde civitmi var
ida red nedir Yahudi kirmizisi (Gargat yapragi rengi) brom maddesinin rengi yada KIZIL ELMA hikayesi
illuminati örgütü üylerinin bahcesinde gargat agaci vardir bordo renkli yapraklari olan agacmi judas baum
Muhammed tuzakmi kurdu bu örgüte? o agac onlari saklaycak diye? onlar o agaci dikdi evlerine artik nerde yahudi örgütü kahpe örgüt var bulabiliriz bugün herkes liste tutsun Dost kim düşman kim belli olsun, bu agac tam rengini aldi, o agac olan her ev de bir yahudi var, örgüte üyeligi olan, hemde azili kafir olabilir, amma iyi musavilerde belki inandi ve o agaca siginmişda olabilir, bunlari bulmak artik bu kadar kolay. muhammede, bu tuzak icin coooookca teşekkürler .
judasbaum rengi budur



---oOo---
Diyorki bazi hocalar, zikir veya tesbihat, öyle mesela,elli kere dilden sübhanallah demek degildir, cünkü Allah kuranda "güneş ve ayda tesbih ediyor" diyor öyle olunca, tesbih bir fiildir, onlar dönerek tesbih ediyor, yine atomlarin elektronlari cekirdek etrafinda dönerek tesbih ediyorlar, yani zikir ve tesbih o zaman fiildir, gaal yani sözle dilden demek degildir diyorlar.
Peki öylemi
ne dedik zaman sözün gücünün anlaşildigi gün, ve öyle olunca, buna delilimiz, kuran, zikir ve tesbih ayetleri icin, Allah başina "gul" kelimesi koymuş, ve "gul" demek "de ki, söyle ki" demekdir. eger zikir, dil ile tesbih edip zikretmek, söylemek olmasa idi, Allah "gul euzu birabbil felek" demezde "fa'al euzu birabbil felak" gibi birşeyler derdi, yani git Allaha sigin, yani faal olarak sigin, Allaha git ve direge sarilir gibi saril sigin derdi, halbuki, öyle demiyorda, "de ki: tan yerini agartan rabbe siginirim" de diyor. yani demek söylemek, ve bunlar kurandaki zikirlerdir, ve ve işde Raşidi Zikirleride, bunlardan özel secme zikir olan ayetlerdir. ve alimler bu zikiri Allahin isimlerini veya kelimelerini, cümlelerini, deneyerek, ne sonuc verdigini sinamişlardir. ve yahut kuranda bir peygamber böyle dedi de, bizde ona şöyle şöyle yaptik, yardim ettik, gibi bir aciklamasi olan, ayetlerdirki, yani peygamber dualari niyazlaridirki, işde onlar zikirdir, ve öyle olunca, bir bitkiyi, bir maddeyi eczaci, deneye test ederek, nelere iyi geldigini teşpit etmişdir, ve ilac olarak üretmişdir, ve böyle olunca, hasta olan birisi, o ilacda neler var, bir test eden demez, doktor, mütehassis hekim yazdiysa, güvenilir bir hekim yazdiysa, alir ve hemen kullanir. ve onu zaten eczacinin, o ilaci bildigi kadar bilmesine gerek yok. yine ben her bokdan cakarin amma, araba tamiratindan cakman, sadece aküsünü kontrol ederin, yagini degiştirebilirin, ve tekerleklerini degiştirebilirin, amma bir ariza olunca, onu müteassis olmuş bir tamirciye gider, arizasini tamir ettiririn, herkesin tamirci olmasina gerek yok, bir bölgede 3 - 5 tamirci olmasi, o ordaki insanlarin ihtiyacini karşilyabilir, cünkü herkes tamirci olursa, kim doktor olcak, kim eczaci olcak, degilmi, o yüzden alimlerde, zikir ehlide, zikirleri, eczacinin test ettigi ilaclar gibi test eder, ve onun gücü, neye tevafuk ediyor bilir, ve şu kadar cekince, şu hassalari ortaya cikiyor, bildigi buldugu icin, bu zikirleride sofilerine, ögrenmeyi taleb eden isteklilerine, talim edip ögretebilir. ve bunlar "gul" ayetleri ile sabit olup, "de ki" denilen yani zikir ayetleridir. ve zikir vardir. ve bunu yukardaki japon bilim adami ve, bugün quantum fizigide buldu keşfetti, sözün bir gücü oldugu keşfedildi ve
muhammed dedi: Ömer (r.a) hadisi:

“Ameller niyetlere göredir”

yani hatta dile bile gelmemiş olan, niyetimiz, amellerimizi teşkil ediyormuş, yani öyle olunca, işde devreye quantum fizigi giriyor, duyular ve duygular, yani sesden bile ötesi de keşfedilmek üzre. ve zikir eger nakşilerdeki kalp ile olursa, işde onun enerjisi aynen duygular ve halis niyetler gibidir, eger Hz Ali efendimizin yolu olan, cehri ise, dil ile söyleyerek ise, bu sefer frekans bazinda olan bir enerjyi temsil eder, onuda işde o japon bilim adami zaten keşfetmiş, yani sözün gücü zamanindayiz, yani o Hz musanin duasi niyazi olan, duasindaki anlattigi "yefkahu gavli" zamani, sözün gücünün anlaşildigi zaman yani. ve zikir işde sözün gücüdür, ve Allah diyorki yasin suresinde "O ol dedi, oldu" öyleyse, öyle bir güc varki, bu sözde, Allah "kün" "ol" deyince olduran bir güc varmiş yani işde.

ve yine yukardaki sözlerimize atfen, yine bakara suresi, kuranin ikinci suresi, yeni senenin ikinci ayini temsil eder, ve öyle olunca, bakara veya inek, verimli hayvan, etinden sütünden,.... öyle olunca muhammede boga burcu diyorlar, yani muhamedin ömer oldugu hali ile, o dögüşken kavgadan yilmayan cesur boga olur, yani savaşci ruh, ve yine habil gibi biride yaratilmiş, savaş kavga sevmeyen bir cibillyat, "sen vursanda, ben vurman." diyen bir zihniyet ve cibiliyattaki varliklar, ve aynen cuma namazi sadece cuma günü ve vaktinde kilindigi gibi, habilin yaratildigi bir gün ve ona tahsis edilmiş bir takvim var, o takvime uyan kimseler, habil tabiatli oluyor, ömer takvimine uyanlar, ömer tabiatli oluyor, ve buna astrologlar, burc ilmi diyorlar. ve onlar ise gökteki 12 gezegenin hareketleri ile sonuc verdigini tesbit etmişler, ve hani firinci amcanin börek pişirmeye ayirdig bir gün vardir, yahut hani ramazanda, ramazan pidesi pişirmek gibi işde, kainattada ömer gibi olcaklarin hamurunun bir takvimi ayi günü saati var, yine yezid gibi, firavun gibi olcaklarinda, bir günü, ayi saati var, işde safer icin alimler, o ayde o sene dünyada olacak olan 320 000 bela iner, ve sonra, bütün seneye dagitilir diye yormuşlar, ve bu belalardan korunmak icin, bizim raşidi zikirimize sonradan kattigimiz, baştaki calliigrapic resimde yazili olan ayetin zikir olan zikri, bir başka terkip ile, carşambalari cekmek o belalarin bize gelmesin engel olabilir belki demişler ve o zikir



BELALARIN 1. KAT SEMAYA İNDİĞİ AY"SAFER AYI"

(Efendimiz SAV bu ayda ölüm hastalığına tutulmuştur)
Safer ayında Levhi Mahfuz'dan birinci kat semaya 320.000 bela inmektedir. Bu belalar ve kazalar sene içine yayılmaktadır. Bir dahaki safer ayına kadar bu 320.000 beladan birinin size isabet etmesinden korunmak isterseniz, aşağıda tarif edilen namazları kılınız, tesbihatları yapınız. Aile efradınıza ve çevrenize de tavsiye ediniz. Bu namazları kılanların, bir dahaki sene aynı güne kadar (üzerine kat'i yazılmış yani ALLAH'ın Teâlâ'nın C.C., senin üzerinde gerçekleşmesine kesin hüküm verdiği kazalar müstesna) kazalardan korunacağı rivayeti vardır.

Safer ayının ilk ve son çarşamba gününün gecesinde, kılınacak namazdır;

peygamber Efendimiz (sav) safer ayının ilk çarşambası ve son çarşambası şu duayı 100 defa okumamızı tavsiye buyuruyorlar;

Ya dafial belaya idfa'annel belaya, fallahu hayrun hafizan ve huve erhamurrahimin. İnneke ala külli şey'in kadir.
Manası:Ey belaları defeden (Allah'ım)! Bizden belları uzak eyle. Allah (c.c) muhafa edenlerin en hayırlısı ve o merhametlilerin en merhametlisidir. O herşeye gücü yetendir.

Muharrem ayının bitişi Safer ayının başlangıcı neyi işaret ediyor.

Hemen başta belirtelim ki İslamiyette uğursuzluk yoktur. Böyle şeyler Yahudilikte ve Hıristiyanlıkta vardır. Mesela Hıristiyanlar, "13" rakamının uğursuzluk getirdiğine inanırlar.
İmam­ı Gazali hazretleri, (Uğursuzluğa inanmak şeytandandır) buyuruyor. Eskiden, Arabistan'da yolculuğa çıkarken, bir kuş uçururlardı. Kuş sağa uçarsa, uğurlu sayıp, yola
devam ederler, sola uçarsa, uğursuz sayıp geri dönerlerdi. Hazret­i İkrime anlatır:


"Bir kuş ötüp geçtiğinde, oradakiler yorumda bulundular. İbni Abbas hazretleri de, (Hayra da, şerre de alamet değildir) buyurdu. Bir olayı hayra yormakta ise mahzur yoktur. Çünkü
Peygamber efendimiz, gördüğü şeyleri hayra yorardı. Hiçbir şeyi uğursuz saymazdı." (İ. Ahmed)

Bir şeyi uğursuzluğa yormak uygun değil, ancak "Şu iş veya şu ev bana uğursuz geldi" gibi sözleri söylemekte mahzur yoktur. Hadis­i şeriflerde buyuruldu ki:
(Müslümanlıkta uğursuzluk [bir şeyi kötüye yorumlamak] yoktur.) [Mektubat­ı Rabbani 3/41]


---oOo---

cübbeli diyorki azab meleklerini görünce "ben nakşibendi halideye kolundanin" de, sana azab etmezler diyor, halbuki orda bir mecaz var, yani cübbeli o ahiretteki meleklerden bahsetmiyor bence, ve o azab melekleri dedigi mecazen tayyibin polisler, ve ve herhangi bir durumda onlarin azabina maruz kalirsaniz, deyinki : biz cübbeli cemaatiyiz deyin, onlar sizi birakir demek istiyor yani, herkes bunu ahiret meleklerine yordu, halbuki şimdi T Amcayi kicindan kicindan biraz menzil biraz cübbeli biraz mustaf islamoglu yönetiyor, ne oldu peki, feto yönetmeyince, bunlar yönetince durum degişdimi, yine degişen bişey yok, yine ayni zihniyet, atatürke düşman zihniyet, türke ve türkiyeye düsman olan zihniyet.


Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdugu rivayet ediliyor:

“…Yolun en faziletlisi Muhammed’in yoludur. En kötü iş ise sonradan icat edilenlerdir. Her bid’at dalalettir.”

Buhari İtisam 16

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in yine şöyle buyurdugu rivayet ediliyor:

“Hakikat şu ki kim benden sonra terk edilmiş bir sünnetimi ihya ederse, onunla amel eden herkesin ecri kadar o kimseye sevap verilir, hem de onların sevabından hiçbir şey eksilmeden. Kim de Allah’ın ve Rasulünün rızasına uygun düşmeyen bir dalalet bid’atı icad ederse onunla amel eden insanların günahları kadar o kimseye günah yükletilir, hem de günahlarından hiç bir şey eskitilmeden.”

Tirmizi, Müslim, Ebu Davud


peki bu hadislerin işiginda bu gün trafik kurallarini nasil aciklariz, yine medeni hukuk denilen yasalari, yine anayasayi nasil aciklariz, muhammed döneminde anayasa yokdu diye, TC. anayasasini yokmu saycaz, bidatmi saycaz , o günlerde araba icad olmamişdi diye, araba icat etmegi aynen bazi osmnlilarin, "tren gavur icadi, ben binmen" dedikleri gibi, bidatmi sayacagiz. gavur icadimi diyecegiz, ve araba icad edildi, arabalarin uyacagi trafik kurallari kondu. ve en son gelişme, tarfik lambaasi kondu kavşaklara, muhammed vaktinde, trafik lambasi yokdu diye, bunlara bidatmi diyecegiz yine. ve kirmizida durmak bidatmi, ugursuzlukmu addeticegiz, yahutta, yine yeşilde gecmek bidatmi, muhammed döneminde yeşilde gecmek yokdu, sonradan icad oldu, peki bunlarin hepsi sapiklikmi haaa, bu nasil hadisdir böyle, yeşilde gecmek kirmizida durmak bile, eger lamba trafikde yaniyorsa, o zaman kirmizi stop dur, yeşil gec, yoksa diskoda yanan sönen yeşil ile kirmizida, ne dur var, nede gec, degilmi? öyleyse yol bir muhammedin yoludurda yanliş bir rivayet, T amca köprü yaptik yol yaptik diye dingirdiyor, la n dan gil yolu sen icad etmedin, yol dünde vardi. istanbul köprüsü senden öncede vardi, sen yenisini yapinca ne oldu sanki, ve muhammeddende önce, isa vardi, isa yolu vardi, musa vardi, musa yolu vardi. eger onlarin yolu iptal olduysa, bunlar kiyamette kalkinca hangi yoldan gececekler o zaman, muhammedi degiller, onun kurallarina da uymadilar, onlar musevi idiler, o kurallara uydular, o zaman o yol iptal olmuş degil, mesala Afyondan istanbula yola cikinca, istersen eskişehir yolundan takip edip gidersin, istersende kütahya yolunu, hatta istersen Afyondan, Ankara ya gidersin, ankaradanda ucaga biner, istanbula gidersin degilmi, yani sen ankara ya gidince, ters tarafa gidince, ordan istanbul a yol gitmezmi sanirsin, yol Ankaradan istabula gitmiyecekde, Ankaralilar nasil gitcek istanbula o zaman degilmi? yani yollar, Allah a giden yollar , Allahin yarattiklarinin nefesleri sayisinca cokdur. yani, öyle yollar ne tükenmiş, nede kapanmişdir. dogru ve güzel bir fiil hiristiyanin elinden de cikmiş olsa bile, eger dogru ve güzelse, oda şeriattir nitekim TC nin kullandigi medeni hukuk yasalari franzsizlarin koydugu yasalardan alinti, ve trafik kurallarinida yine arabayi icad edenlerin koydugu gibi, onlar koydu diye biz, başka kuralmi bulacagiz trafige, bizde mavide gecelimmi diyecegiz, yine tirnak hadisindeki ve aşura orucundaki gibi onlara muhalefet olsun diye, bizde kendi trafik renklerimizi mi koyacagiz, o zaman işde almanyaya gitdin, ezan almanca okunuyorsa, ingiltereye gitdin ingilizce olur, sen ingilizce bilmiyorsan, ezan okundugunu bilmezsin, hele birde pop şarki gibi ezen okurlarsa, yahutta birde yaninda mozart piyanosu ile eşlik ederlerse ezani bilemez, o zman hepten sapitirsin.öyleyse, hakikat her zaman hak olandir. dogru olandir. dogruyu Allah, dilerse bir mecusidende söyletebilir, ve bizim bir sözümüz vardir :" herkesi her lafi dinlerim, herşeyi izlerim, bundan kasdim, o söyleyen anlatan mecuside olsa, hatta bir diken bile olsa, kasdim ondaki bali almakdir." dedik öyle olunca Allah dikenin icinede bir damla bal koymuş olabilir, onu ancak o istidatta olan birisi alabilir. yoksa işde böyle o mecusi bu alevi der gecer insan .
Hz Ali o yüzden "ilmi, çinde olsa da, gidip alin." buyurdu.
Güzellik heryerde aynidir, hak söz ve fiilde, muhamedden binlerce sonra da ortaya cikabilir,
ve o yüzden muhamed veda hutbesinde dedi :

"Burda olanlar olmayanlara anlatsin, olaki onlar, burdakilerden daha iyi anlayabilirler."

dedi ve bir sözü anlamaya yorum getirmenin önemini vurguladi, senin yorumun, benim yorumum, yani işde bu yahudi meselesini ben böyle yorumladim, o olaylarr öyle cereyan edince, benim beynimde böyle bir lamba yandi, ve ben onu sizlerede aktardim, amma sende başka bir işik ve yorum aydinlanmiş olabilir elbet, bunlar yoruma acik konulardir.

Mehmet Akif demişki "incitme yazikdir atani, düşün altinda binlerce kefensiz yatani." ve ben bunu düne kadar yorumlamamişdim, sadece dinlemiş gecmişdim, ve şehditler onlar diye yormuşdum, birkac gün önce acele ile evimin bahce kapisindan cikdim, ve acele ile yere bakmamişim, ve yerde ciplanmiş yatan sümüklü böcegi görmemişim ve vicciragini cikarip ezmişim, geri eve geldim, birde baksamki sümüklü böcek ezmesi var, ve bu işik yandi kafamda, yani kim o toprakda kefensiz yani ciplak yatanlar, sümüklü böceginin elbisesi yok, bazen ciplak kefensiz yürür, yine solucan kefensiz, yani ciplak, bir sözü söyleyene bak, birde söyletene bak, birde anliyanin sözüne bak, yani yorum farki azizim. ve dedikya kirmizi lamba trafikde yaninca "dur" yoksa evine kirmizi gece lambasi takinca, dur kaynaşma demek degil, yani bir olayin yorumu, o olay sende hakkal yakin derecesine ulaşinca aciga cikiyor, sen ondan uzakken, o sana yakin gelmiyor. ve o olaya kör bakiyon yani, ve “Şüphesiz Allah dehrdir” budur ve allah dehr dir zamandir, ve zaman insani erdirir azizim muhammed dogunca peygamber degildi kirk yaşinda peygamber oldu, amma oda peygamber oldukdan sonra gün gün erdi, nitekim elma elma dogar amma, önce cicek olur, sonra yumrucuk, sonra sulayinca meyva olur ve o güneşini alinca kizarir ve sonra tadi gelir, tadi gelmeyen bir elma bile, dişleri kamaştiran sasi bir tadi vardir. ve elma dogunca billah ermez, zaman ile erer, öyle olunca bizde, sizlerde, gün gün ermekdyiz, nereye eriyoz, hakkin ilim deryasindaki ucsuz bucaksiz ilimlerine eriyoz, ve hatta öyleki bazen dün duydugun bugün başka bir mana teşkil edebilir ve cünkü merdivenin alt basamagini terketmeyen üst basamaga cikamaz, önce alt basamagi terketcen, sonra üste basacan, yani öyle olunca dünü birakip gelecege yürümek lazimdir ve Atatürk istikbal göklerdedir dedi, yani gelecek göklerdedir dedi.
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَالسَّلَامُ عَلَيَّ يَوْمَ وُلِدتُّ وَيَوْمَ أَمُوتُ وَيَوْمَ أُبْعَثُ حَيًّا

(Hz isa icin) Ves selâmu aleyye yevme vulidtu ve yevme emûtu ve yevme ub’asu hayyâ.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

“Doğduğum gün, öleceğim gün ve diriltileceğim gün bana selâm (esenlik verilmiştir).”

Sadakallahul Aziym MERYEM Suresi 33. ayet

Hz. Yahya icin
ا يَحْيَى خُذِ الْكِتَابَ بِقُوَّةٍ وَآتَيْنَاهُ الْحُكْمَ صَبِيًّا وَحَنَانًا مِّن لَّدُنَّا وَزَكَاةً وَكَانَ تَقِيًّا وَبَرًّا بِوَالِدَيْهِ وَلَمْ يَكُن جَبَّارًا عَصِيًّا وَسَلَامٌ عَلَيْهِ يَوْمَ وُلِدَ وَيَوْمَ يَمُوتُ وَيَوْمَ يُبْعَثُ حَيًّا

Yâ yahyâ huzil kitâbe bi kuvvetin, ve âteynâhul hukme sabiyyâ. Ve hanânen min ledunnâ ve zekâten, ve kâne takıyyâ. Ve berren bi vâlideyhi ve lem yekun cebbâren asıyyâ. Ve selâmun aleyhi yevme vulide ve yevme yemûtu ve yevme yub’asu hayyâ.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Yahya, dünyaya gelip büyüyünce onu peygamber yaptık ve kendisine) “Ey Yahya, kitaba sımsıkı sarıl” dedik. Biz, ona daha çocuk iken hikmet ve katımızdan kalp yumuşaklığı ve ruh temizliği vermiştik. O, Allah’tan sakınan, anne babasına iyi davranan bir kimse idi. İsyancı bir zorba değildi. (Hz. Yahya icin) Ve doğduğu günde de ve öleceği günde de ve canlı olarak beas edileceği (yeniden diriltileceği) günde de ona selâm olsun.

Sadakallahul Aziym MERYEM Suresi 12-13-14-15. ayetler


ve evet bir sır dah vereyim, ve Allah kuranda, isa ve yahya icin diyorki " dogdugun güne öldügün güne ve yeniden dirilcegin güne selam olsun diyor" bu ayeti düne kadar böyle güzel yoramamişdim, dün işik yandi, ve gavur dediklerimiz marsa uydu yolladilar, yani biz, cok daha önce mars in zekeriyayi veya yahyayi ve onun uydusu durumundaki bir kaya parcasinin da yahyanin temsili oldugunu yazmişdik. ve eger onlar mars sistemini temsil ediyorsa ayni dünyamiz ve ay gibiler, ey bilim adamlari, marsda yeniden canlanma ve hayat olabilceginin müjdesi bu ayetler, eger başarabilirsek, "yahyanin dirildigi güne selam olsun" hadisesi gercek olur, ve marsda dünya gibi canli olur, yine isa venüs ve venüsde de aynen marsdaki gibi, daha ilerde yine canlandirilabilir demek olur işigi yandi bende yani bu ayetleri oraya bagladi bana gelen ilham ile beynim. Haydi gayret edip calişin, o güne varalim bakalim ey insanoglu, ey calişkan akilli bilim adamlari..

Biz Avusturyada 13 küsür sene taşcilik yaptik ve taşcilik demek, taşlari demir ile döve, döve delik delip, sonrada onlari hesapli parcalara ayirarak kayalari işe yarar hale getirmek demekdir. ve arapca taş Hacer demekdir Mekede öpülen o "Hacerül Esved" Kara Taş demek yani esved kara hacer taş ve bizler hacer dövenleriz schremsli taşcilar olarak, taşi demir ile dövüp delip adam ediyoruz ve demir şeytanin maddesi dedik. taş kalpli insanlara yararli faydali olayi ögretiyoruz, bir işe yarmasini ögretiyoruz ve dedik, ve yay burcu cok iyi niyetli ve özünden veren insaoglunun cok kolay kadirilani, ve öyle olunca ona vermemesini ögren dedik, ve günler geceye mevsim sonbahra yol alirken, akrep burcuna geldik, ve akrep işde yengec ile eş olup vermeninde iyi ve verimli olmaninda fazlasinin araz oldugunu anlayan, ve o yüzden insanlara faydali ve verimli olmayi terkedip onlara zarar verebilme derecesine cikan ve akrep ve ynegec yenmez icilmez ve o yüzden vermemesini becerebilen bir burc, amma onunda ondan gecmsi lazimki, terakki edebilsin, ve daha bir üste gecmesi icin, onunda yine yay burcuna atlamasi ve evliya burclu bir horuz olmasi icin, erkenci horuz ve israfil askeri olabilmesi icin, işde gerektiginde verimli ve gerektigindede kazik atabilen ciftligini koruyabilen, biri yani horuz, ve eger evliya horuz olursa, yine "bir tane siyah kili olmayan, bembeyaz horuz olan eve, şeytan girmez." dedi muhammed. neden o öyle, iyi ve verimli bir horuz, ve israfil askeri ki, sabah namazi bekcisi, sabahin bekcisi, ve sabahin askeri ki, dogdugu günden ölcegi güne kadar sabah namazi vakti uuyklamayan bir cibillyat, ve icine siyah enerji katmayan, ve beyaz enerji temsili beyaz horuz, yani

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

لاَ تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ

lâ te’huzuhu sinetun ve lâ nevm.

"O’nu ne bir uyuklama ve ne de bir uyku hali tutmaz."

Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 255. ayetten pasaj

ayetine mazhar olan kimse ve namaz ona farz oldukdan sonra, bir vakit sabah namazi kacirmayan bir asker, ve öyle degilseniz bile, buna gayret eden bir askerimiz, sesi güzel bir müeezzin olur en azindan, ve onu dogurcak, anne tavukda, işde o daha anne karnina düşünce, besmele ile yiyip, besmele ile icecek, besmelesiz bir lokma yemiyecek, ve birde cocuk dogasiya, bir vakit sabah namazini kacirmadan, her sabah güneş dogasiya kadar, uyanik olcak. ve sabahin ilk fecrinde ayakda olan bir anne olcakki, böyle onu görünce şeytanin sokak degiştirdigi bir ömer cibillyatli, sabah askeri israfil veya rafael horuzu olsun. eger sabah namazlarini kacirirsa cilli horuz olur, ve en sonunda, horoz yerine tavuk olur, ve beyaz tavuk, sonra kacirdigi sabahlar adedince cili cogalir, ve cilli tavuk cibilliyatinda dogar, yay burcu mümin kadinlar demek olur, oglanlarda yay burcu evliyalar, israfil askeri horuz cibillyatli müminler demek olur, herkesin istidat ve yetenek meselesidir ciblliyati, ve demir şeytanin maddesi dedik, taşi demir deliyorda, demiri işlemek icin demiri, ise yine bir başka demir deliyor, demiri demir kesiyor, sert demir deliyor. hart metal diyorlar onlara, yani almancasi "harta bursch" lar diyorlar sert erkekler diyorlar. yani lutiler lutilik ederken, Allah tatildemiydi diyecen, kim yartatti bu lutilik edenleri diyecegiz, babammi yaratti bunlari, bunlar kim o zaman, LUTi = Ho mo se x uel ilişki kuran demek. "Herkes kaderini yaşar yarim" hikayesi azizim yani.

Muhamed bir an mescitte otururken, ona bir işik geldi, ve dedi "hah işde şimdi, şeytan kicina kuyurugunu sokdu ve üredi dogurdu." dedi yani kendi kendini tiken mahluk, varmi böyle bir cibilliyat? var Allah yaratmiş, erkek erkege cima haram, ayni cinsin ayni cinsle s e x yapmasi haram, amma lutiler erkek erkege tikiniyorlar, yani harta puştlar, yani kendi kendin tiken şeytan cinsi bunlar, o muhammedin dedigi hadisde gecen, kendi kendini tiken şeytan, yani erkek erkege s e x dmek kendi cinsini tiken demek. demirin demiri delmesi demek ayni cinsin ... hani birileride diyordiki "çiviyi çiviye söktürürün ben." öyle olmasa idi bunlar, ve Allah bunlari yaratmasa idi, böyle bir ahlak olmasa idi, ve böyle bir elementin yapisi dünyada olmasa idi, demiri nasil delecekdik peki, demiri ne ile kesecekdik, belki allah başka bir yöntem ve yasada koyabilirdi amma, ona da böyle bir tabiat yasasi koymuş, işde demir demiri deliyor, demirin sert olani, diger demiri deliyor, veya yine onu kesip adam ediyor. hani bunu söyledik diye lutilik yasaldir, serbesttir demedik. lafi kicindan anlamayin amma, Allah, onlarida yaratirken, bunlarida hesap etmiş, bunu bilesiniz ve ayiplamayasiniz, neden diye vehimlere düşüp yadirgamayasiniz diye dedik.

Yeni sözümüz ve genel bir kural

"Her helal, helal olmayabilir, her haramda, bazı durumlarda, haram olmayabilir." yani bunuda ögren ey insanoglu, yani birine aspirin veya aci biber, dokunup alerji yaparken, bir digerine fayda vren bir ilac ve yiyecek olabilir, degilmi? Asprin ne herkese faydalidir, nede herkese zararlidir demek gibi birşey yani.
yine ikinci sözümüz
"Uçmak için, yerçekimi yasasına karşı gelmen gerektiğini anladığın gün, (her haramda, bazı durumlarda, haram olmayabilir.) bu sözümüde anlayabilirsiniz."

anladinizmi ah ma k deccal ve onun gibi avanak abdiler.


أَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! ''


--oOo---



وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--


Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 25 Ekim 2016 Salı

Original Kar © glan

Görmek Göz ile mi Yoksa Gönül ilemidir (Kar©glanin 18 Ekim 2016 Vaazi)

Görmek Göz ile mi Yoksa Gönül ilemidir

(Kar©glanin 18 Ekim 2016 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

الَّذِي خَلَقَ سَبْعَ سَمَاوَاتٍ طِبَاقًا مَّا تَرَى فِي خَلْقِ الرَّحْمَنِ مِن تَفَاوُتٍ فَارْجِعِ الْبَصَرَ هَلْ تَرَى مِن فُطُورٍ ثُمَّ ارْجِعِ الْبَصَرَ كَرَّتَيْنِ يَنقَلِبْ إِلَيْكَ الْبَصَرُ خَاسِأً وَهُوَ حَسِيرٌ

Ellezî halaka seb'a semâvâtin tibâkâ(tibâkan), mâ terâ fî halkır rahmâni min tefâvut(tefâvutin), ferciıl basara hel terâ min futûr. Summerciıl basara kerrateyni yenkalib lieykel basaru hâsien ve huve hasîr.

Sadakallahul Aziym MULK Suresi 3. ve 4. ayet

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

O, yedi göğü tabaka tabaka yaratandır. Rahmân’ın yaratışında hiçbir uyumsuzluk göremezsin. Bir kerede Gönül gözünü (Kalp gözünü yani basiretini) ona cevirde bir daha bak!
Gelecekteki halin nasil görünüyor, nicedir. Sonra tekrar tekrar bak (Ey insanoglu) basiretin sana gösterecekki gelecegini nasil mahvettigini, ve nasil yenildigini hüsrana ugradgini sana göstercekdir. Yani tefsiren meal verirsek öyle rable savaşmaya falan kalkma, sonun semada yazili, tercihlerden bir tercihi sececeksin, iyi bakarsan senin sonunun da bir göneşin sönmesi ile son bulacagi yazili zaten, sende teb a nda bir gün hepiniz sönecek yok olcaksiniz, yeni bir oluşum icin dürülceksiniz, boşuna öyle daglari ben yarattim havasina falan girme yani.yukarda sen gibi binlercesi her gün bir tanesi, sönüp yok olmaktayken, nedir bu senin kafa tutmalarin, sen ancak kendi zalimliginle kendi sonunu hazirliyon diyor rabbimiz, görmedin mi futurunu gelecegini nasil mahevediyon diyor, yani düzenini bozan, ve enerjisini yitren her yildiz sönüyor cöküyor, öyleyse, sen bundan ders alirsan ancak belki kurtulursun, dünyanin herhangi bir yerinde birisi gözlerini hayata kapadigi gibi, yukardada hayata gözlerini kapayan yildizlar var, ve sonra senin yildizinda, eger enerjisi biterse, oda gözlerni kapayacak ve sönecek. bizim güneşimiz bizim iyliklerimizin güzelliklerimizin enerjisinin aciga cikdigi merkez, ve muhammed ben güzel ahlaki tamam etmeye geldim dedi . öyleyse muhammedi yüz üstü birakma, iyilikleri umutlari bitirme her güzellik ve iyilik aydinlik demek , ve güneşimizin enerjisi demek, ve sen eger zulumeti ve karanligi cogaltirsan, o zaman işde kendi sonunu hazirlamiş olursun, bir densizin yapacagi bir yanliş domino taşi etkisi gibi bütün kainatin cökmesine sebeb olabilir, yani ey insan, kaderin bir nevi elinde, ya güzeli dogruyu bulup, işik sacmaya devam eden bir güneşe sahip olursun, yada kararip sönen bir güneşe sahip olursun, ve muhammed "yoldaki bir taşi kaldirmakda güzellikdir." dedi, öyleyse sen tuulu ömür istiyorsan, önce güneşe işik olcak olan güzelliklere yapiş, her günah gözde bir leke yaptigi gibi, her günah güneşdede kara lekelerin oluşmasina sebeb, ve o yaralar cogalinca, anlaki, senin sonun yakin demekdir, her ne kadar dünyanin gündüz kadar geceye de ihtiyaci varsada, gece ve karanlik sadece iyiligin ulaşmadigi yer demek yani. ve bedende oksijenin gitmedigi yerde kara leke oluşur, cünkü orasindaki hücre oksijensizlikden ölür, ve icine cöker, ve kanserde böyle birşey işde, ve güneşdeki lekede böyle, ve hayat sen iyi oldukca devam eder, yoksa kötülük hayatin bekasini saglamaz, yol tek yönse, yapacak birşey yok, ya basiretinle semaya bakip, gelecegini kurtarirsin, yada Allahla savaşmaya kalkar, ve hazin sonun yukarda yazili diyor rab, bak nasil mehvediyorsun diyor. velhasil kelam.

Sadakallahul Aziym MULK Suresi 3. ve 4. ayet

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

Bu günler Aşura Günleri yani ayni günler yin e Kerbela hadisesi oldu. Yani Hz Hüseyin öldürüldü, yani şehid edildi. gavur ayni gavur degişen birşey yok, domuz ayni domuz yine, yani Hz Hüseyin i öldürünce, kainat öldürenlerin eline gecmedi, kainat yine onu yaratan Allah in mülkü , o gün vahdeti vücut her ne kadar Hz Hüseyin sede , Hüseyin ölünce Allah ölmedi, Hz Hüseyin deniz kenarindaki kumlardan bir tane kum, ne ise, oda o kadar yani. o nun kumlarin icinden eksik olmasi, Allahin mülkünden ne eksiltirse, o kadar eksiltebilir, yine onun olmasi, o kumlara ne katarsa, o nu katabilir ancak. ve yine biz yukardakini yazinca, gavur bir yeri oksijensiz birakip patlatti, ve orasi nereymiş diye işaretlemek icin , kahpe gavur cürmünün işgal ettigi yeri gördünmü, igne kadarcik bir yeri temsil ediyormuş o senin sinadadigin yer anladinmi.
Ey gavur! peki sen işaretledin cok güzel, senin bendeki yerini ögrendin amma, bende senin bulundugun yerleri ögrendim, ben şimdi elimin biriyle senin bulundugun yerlere şöyle vurursam, ve ben vahdeti vücut isem, sende neler olcaginida biliyonmu bakalim angut trottel. amma yine diyorum: isa carmiha gerilince, o ruhullahdi, allahin ruhu olmuş idi, amma O'nu siz carmiha mihlayinca, pipisini kesince, Allahi hadim etmediniz, kahpe gavur, isa da ayni Hz. Hüseyin gibi, kumlardan sadece bir kum idi, onu ele gecirmekle falan, Allah' i ele geciremezsin, O'nu öldürmekle falan Allah' i öldüremezsin. yine Mehdiyi ortadan kaldirmakla kesmekle bicmeklede bir yere varamazsin an gut , cünkü O'ndada durum ayni. Bizler Allah' in mülkünde deniz kenarindaki, milyonlarca kum tanesinden, sadece bir kum tanesi kadariz, cürmümüz o kadar ancak, dilerse bizi dev yapar, dilerse kumlardan bir kum yapar, işde o yüzden eş şek gözüyle degilde, insanin kalp gözüyle bak semaya, vicdaninin sesini dinle, gönül gözünü acda bak diyor Allah. "Basiret" demek "Gönül Gözü" demek dir yani orda mülk suresinde Allah yoksa "ferci il basara" demezdi "ferci il ayneyn" "Ayn" göz demek "aynenyn" iki göz demek ve "Ayneyn" ile bak derdi, gözlerinle bak derdi, amma Allah "ferci il basara" diyor, yani acda gönül gözünü öyle bak, ne kadar ahmaksinki, kendi sonunu kendin hazirliyon diyor, anladinmi kah pe ga vur. ben yanarsam, sende benimle yancak olansin anladinmi kah pe ga vur, sanma bu dünya sana kallir, sen ancak kendi kendine tuzak kuran, bir Ah mak olursun ancak.

---------------

Hâtemü’l-Enbiya Efendimizin pâk ruhları artık Âlâ-yı İlliy­yîn’e [En Yüksek Makama] yükselmişti. Ezvac-ı Tâ­hi­rat, üzerine bir örtü örttüler ve feryada başladılar!

O sırada annesi tarafından “Hz. Re­sû­lul­lah’ın son anlarını yaşadığını” ha­ber alan Hz. Üsame, hareket etmeyip or­dusuyla Mescid-i Şerif’e gelmişti. Hâ­ne-i saadette feryat ve figanın yükseldiğini duyan ashap, kalplerinden vu­rul­muşa döndüler. Sanki gök kubbe bir anda başlarına yıkıl­mış gibiydi. Herke­sin nutku tutulmuş, gözler damla damla keder ve hüzün akıtıyordu.

Hz. Ömer, cesaret ve adalet timsâli Hz. Ömer bile kendisini bu dehşetli ânın tesirinden kurtaramadı; hatta herkesten daha çok dehşete kapılarak şöyle ba­ğırdı:

“Re­sû­lul­lah ölmemiştir ve sağdır! Ona sadece, Hz. Mûsa’ya ârız olan saika gibi bir saika ârız olmuştur. Kim ‘Muhammed öldü’ derse, onu kılıcımla iki parça ederim!”

Hz. Ebû Bekir o sırada Sünh mahallesindeki evinde bulunuyordu. Yürekleri dağlayan haberi kendisine ulaştırdılar. Gönlünün bir parçasının adeta koptu­ğunu fark eden Hz. Ebû Bekir, süratle hâne-i saadete geldi.

Dehşet ve hayret içinde, Fahr-i Kâinat’ın mübarek yüzlerini örten örtüyü kaldırdı. Yüzü, tecessüm etmiş bir nur idi. Eğildi, tâzim ve hürmetle pâk ve nurlu alınlarından üç kere öptü. Akan gözyaşları arasında dilinden dökülen kelimeler şunlar oldu:

“Ölümün de hayatın gibi temiz ve lâtif, yâ Re­sû­lal­lah!”[2]

Sonra da Ehl-i Beyt’e teselli verdi.

Hz. Ebû Bekir, hâne-i saadetten çıktıktan sonra Mes­cid-i Şerif’e vardı. Hz. Ömer’in “Re­sû­lul­lah vefat etmedi” söz­lerini duymuştu. Bunun üzerine şöyle ko­nuştu:

“Kim ki Muhammed’e (a.s.m.) tapıyorsa, bilsin ki Muhammed (a.s.m.) öl­müştür. Kim ki Allah’a ibadet ve kulluk ediyorsa, bilsin ki Allah, Hayy’dır, ölümsüzdür.”

İbn Sa’d, a.g.e., c. 2, s. 268; Buharî, a.g.e., c. 3, s. 95

Sonra da şu ayet-i kerimeyi okudu:

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم


وَمَا مُحَمَّدٌ إِلاَّ رَسُولٌ قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِهِ الرُّسُلُ أَفَإِن مَّاتَ أَوْ قُتِلَ انقَلَبْتُمْ عَلَى أَعْقَابِكُمْ وَمَن يَنقَلِبْ عَلَىَ عَقِبَيْهِ فَلَن يَضُرَّ اللّهَ شَيْئًا وَسَيَجْزِي اللّهُ الشَّاكِرِينَ

Ve mâ muhammedun illâ resûl(resûlun), kad halet min kablihir rusûl(rusûlu), e fein mâte ev kutilenkalebtum alâ a’kâbikum, ve men yenkalib alâ akıbeyhi fe len yadurrallâhe şey’â(şey’en), ve se yeczîllâhuş şâkirîn.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

“Muhammed ancak bir peygamberdir. Ondan önce birçok peygamber gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse, siz ardınıza dönüverecek misiniz? (Dininizden dönecek veya savaştan kaçacak mısınız?) Kim ardına dönerse, el­bette Allah’a hiçbir şeyle zarar verecek değil; fakat şükredip sabredenlere, Al­lah muhakkak mükâfat verecektir!”

Sadakallahul Aziym ÂLİ İMRÂN Suresi 144. ayet


Bu ayet-i kerime, Uhud Muharebesi’nde, “Muhammed öldü­rüldü!” şâyiası üzerine nâzil olmuştu. Ashap, onu belki yüzler­ce, bin­lerce defa okumuş ol­dukları halde, o andaki teessür se­bebiyle bir anda unutuvermişlerdi sanki!

İşte, yalnız metanetini muhafaza eden Hz. Ebû Bekir bu­nu unut­mamış ve as­haba hatırlatmakla en büyük hizmeti ve vazifeyi ifa etmiş oluyordu.

Bu hitabe ve bu ayet-i kerimeyi hatırlamaları üzerine sahabeler, kendilerine geldiler. Bir anda toparlandılar ve şaşkınlıklarını üzerlerinden attılar.

Daha sonra Hz. Ebû Bekir, şu ayet-i kerimeyi okudu:

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِنَّكَ مَيِّتٌ وَإِنَّهُم مَّيِّتُونَ

“(Ey Resûlüm!) Elbette sen de öleceksin, onlar da ölecekler!”

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

(Ey Muhammed!) Şüphesiz sen öleceksin ve şüphesiz onlar da öleceklerdir.

Sadakallahul Aziym ZUMER Suresi 30. ayet

Metanetini yitirmeyen Hz. Ebû Bekir, bu hitabesiyle, o zamanki İslam cemaa­tine büyük bir hizmet ifa etmiş oluyordu.

Ashab-ı güzin artık Kâinatın Efendisinin bu dünyadan göçmüş olduğunu anlayıp kabul ettikleri gibi, Hz. Ömer de “Re­sû­lul­lah ölmemiştir!” sözünü söy­le­mekten vazgeçerek ken­dine geldi.

Evet; Medine, Medine olalı beri, Kâinatın Efendisinin kendisine teşrifiyle duy­duğu sevinç kadar hiçbir sevinç duymamıştı. Şimdi ise, aynı Medine, en bü­­yük hüzün ve keder ânını yaşıyordu; adeta, semâlarını hüzün ve kederden bir kara bulut kaplamıştı.

---oOo---

Breee trot tel Ga vur ka fir , Muhammed in ölmesiyle, Allah mülkünü ve saltanatini hakimiyetini kaybetmedi - Yine Allahligini Kaybetmedi - Yenilmiş de olmadi. nitekim akli olanlar anlar ki, ondan önce isa da ölmüşdü, yine bişey olmamişdi, yine ondanda önce Musa vardi, Musa da ölmüş dü, Musa ölünce, Allah ölmemişdi ki, bunu anlayacak kadardami aklin yok de li gavur, senin derdin ne de, Mehdi ile bu kadar ugraşirsin angggg gggguuuuuut.

---oOo---

Herkes "Ma Huluga Leh" Ne icin gelmişse dünyaya onu yaşiyor, dedik demirin bükülmezligi, onun secde etmeye itirazindan olduki, işde azazil itiraz etdide o yüzden demir oldu, egilmez bükülmez demir oldu dedik. Herkesin bir elementi maddesi oldugu gibi, bir cibilliyatida onun sebzesi meyvasi, bir cibilliyatida onun TAHILI, bir cibillliyatida onun balik hali, sudaki hali, bir cbilliyatidia onun toprakdaki hali, börtü böcük hali, bir cibilliyatida onun havadaki hali, uçan cinsden olan kuş hali vardir, ve yine sifati olan bir hayvan hali vardir, yine elementi vardir madenleri vardir, gazlari vardir, öyle olunca Hz Hüseyinin cibilliyati olan AYVA meyvasidir ki
işde Hz Hüseyinde :

Cebrail Aleyhisselam cikininda ayva nar getirince Hüseyin ayvayi kapar, Hasan nari kapar, üzüm mehdiye kalir.
ve ayva öyle bir meyvadirki ona bogaz aligi denilir, yani işde o hz hüseyinin susuz son yutkunuşu ile canini teslim edişi. halbuki ayvanin suyu olmasina ragmen, insanin bogazini alir bazi ayvalar, işde o Hz. Hüseyinin ahirete geçerkenki susuzlugunu temsil eder, ayvayi yiyen hüseyin lik nedir tatmiş olur. ve ve mevsimnin ilk ayvasi dalindan düşünce, demek olurki o gün aşura, hz hüseyinin şehadet şerbetini icdigi gün. 30 Eylülde bizim hicret yolcumuz yola cikmiş, öyle olunca Muharremin 1 i perşembe gecesi yani 29 Eylül oluyor perşembe akşami oluyor ve 7 Ekim sabahi hanim bahcedeki ayvamizdan düşmüş bir ayva buldu. bizim dedigimiz aşura günü 6 Ekim perşembe düşmüşler . öyle olunca Namik Kemal Zeybek amca diyorki alelviler aşurayi iki gün sonra kaynatir cünkü hüseyinin şehid edildigi gün degil, iki gün sonra, hz hüseyin soyundan kalan son er, Hz Zeynel Abidininin ölmedigini ve yaşadigini ögrendikleri, iki gün sonra kaynatilir diyor. ve öyle olunca Hz Hüseyin muharremin onunda degilde 8 inde öldürülmüş olur ve iki gün sonrada aşura yani muhrremin 10 u dmek olur yani muharremin 10 u demek 10 taneden fazla peygamberin kurtuluş günüdür, öyle olunca muhammedinde soyunun kurtuldgu gün olmuş oluyor yani. 7 Ekim de bulduk ayvayi ve 6 ekimde düşmüş ve öyle olunca 6 Ekim 8 Muharrem olur ve iki gün sonra "8 Ekim 2016 demek = Muharremin 10 u" Demek olur. ve ayvanin bogaz alikligini giderip rahatca yemek icin, her dilimin üstüne tuz yada şeker ekipde yiyiniz, o zaman bogaz aligi olup, yutkunmanizi engellemez inşallah. bu da bizim formülümüzdür. Armut ayva nar sonbahar meyvalari ve yazdan kişa dönüş ve soguklarin başlamasi gecenin uzamasi ve erken hava kararmaya başlamasi vakti ,ve yani zulumet ve karanlik vakti, hal böyle olunca, dünyanin ömrününde yin bir döngüsü olan sonbahar kiş arasina geldik, ve işde arap devletlerinde cikan fitneler, şimdide yeni suriye ve IRAKDA başlatilan bu yeni savaş, yeryüuzünde yani kuzey yarimküredeki sert rüzgarlarin esmesine sebeb oluyor, yani bu hüseyin zamaninda öyle sertki hüseyinin başini koparmiş. yani Ergin Ayva dalindan, bir sert rüzgar esiverince, hafif ermiş olaninin boynunu koparir ve düşüverir degilmi. öyle olunca, işde bir zalimin estirdigi bir sert rüzgar da Hak takdirinde olcak olandir yani. o sert rüzgarlar, işde ilk hüseyini canindan edeer, işde cibilliyat azizim cibilliyat, daha hala algilamayacakmisiniz, insanoglu halife yeryüzüne hailfe. sen nesin? kimsin? nerden geldin? nereye gidiyorsun? sifatin cibliyatin ne? ona bak "nefsini ve sifatini cibilliyatina erip bulan, rabbinede erip bulabilir" işde. ve bu fitneler yine neyi gösteriyor hak rüzgarinin bu sefer karanlikdan tarafa olupda estigini gösteriyor . ve allahin geceye ve soguka kişa da müsade verdigini gösteriyor, soguk kuzey rüzgarlarini, ve muhammed dediki bir vakit gelcekki

“ölen niye öldürüldüğünü, öldüren de niçin öldürdüğünü bilmez.”

Ebu Ümame (ra)'nin naklettiği bir hadiste Rasulullah (sav):

“Öyle fitneler olacak ki, o zaman kişi mü’min olarak sabahlayıp kafir olarak akşamlayacaktır. Ancak Allah’ın ilim vermek suretiyle ihya ettikleri müstesna “

buyurarak bilgili insanların hiçbir zaman fitnenin tuzağına düşmeyeceklerini haber vermiştir.

tefrikayı Rasulullah (sav) şöyle ifade eder: “Yahudiler 71 fırkaya, Hıristiyanlar 72 fırkaya ayrılacaklardır. Benim ümmetim ise 73 fırkaya ayrılacaktır. Bunlardan 72’ si cehennem de biri cennettedir. O da cemaat yani Ümmeti Necat veyahut Mehdi cemati dir .
(Hadis)

Cünkü mehdi aşikare peygamber olmadigindan, onun ümmeti denmez, onun zamanina erişipde ona tabi olanlara onun sözüne uyanlara Mehdi cemaati denilir.

Bir başka hadislerinde Efendimiz (sav) : “Kim cemaatten bir karış ayrılır, sonra da ölürse, cahiliyye ölümüyle ölmüş olur” buyurmuştur.


Burada bahsettigimiz cemaat Fetocularin cemaati degil tabiki

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“…Sizden kim Deccal’e yetişirse, ona Kehf suresinin ilk ayetlerini okusun. Deccal, Şam ile Irak arasında bir mevkide çıkar. Sağa gider ifsat eder, sola gider ifsat eder. Ey Allah’ın kulları! Sebat edin!”

Burda Saddam hüseyin zamaninda Irakda başliyan ilk savaşin, decalin cikma alameti oldugudur, ve fitne irakda başlayip saga sola gidecek, gittimi gitdi , ondan kurtulmanin yöntemi kehf suresinin önemli olan ayeti 10. Ayeti,orda diyorki rabbimiz kuran da kehf suresinde

إِذْ أَوَى الْفِتْيَةُ إِلَى الْكَهْفِ فَقَالُوا رَبَّنَا آتِنَا مِن لَّدُنكَ رَحْمَةً وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ أَمْرِنَا رَشَدًا

Esteuzubillah

İz evâl fityetu ilâl kehfi fe kâlû rabbenâ âtinâ min ledunke rahmeten ve heyyi' lenâ min emrinâ raşeden.

Sadakallahul Aziym Kehf Suresi 10. Ayet

bu ayetin başindaki kelime fityetü degil fitnetü dür ve ayette buyruluyorki kehf ashabi dedilerki "Rabbimiz, fitne cikinca bizi Raşidin emrine ver" dediler.

Peygamberimiz buyurdular

" Ashab-ı Kehf, Mehdi‘nin yardımcıları olacaktır."

(Kitab-ul Burhan)

herkes bu Kehf suresi 10. ayeti okuyup, "Rabimiz dünyayi Raşidin emrine ver" diye dua etmedikce, ve gelip ona tabi olmadikca bu fitneler bitmez.
Peygamberimiz yine buyurdular:

"Hacer-i Esved'le Makamı İbrahim arasında ona (Hz. Mehdi (as)'a) biat ederler. "

(Sünen-i Ebu Davud, 5/94; El-Kavlu'l Muhtasa Fi Alamatil Mehdiyyil Müntezar s. 20)

Burdaki Hacer-i Esved mekkedeki hacer degil, biz daha önceki vaazlarda gezen yürüyen Hacer-i Esved in bulundugu yerdeki Mehdiden bahsettik, takip edenler bilecekdir, öyle mehdiyi mekkede falan beklemeyin, bu fitnelerde mehdi mekkeye falan gitmez, ve zaten o hac görevini ifa etdi bile, iki kere hac edip sünnetten şaşmak da olmaz.

Esteuzubillah

Rabbena atine min ledünke rahmeten ve heyyi i lene min emrine Raşeden.

Rabbimiz Dünyayi Raşidin emrine ver.

---oOo---

işde sistem sistem icinde, sistem sistem icinde, semaya bakinca, o mülk suresindeki ayeti ele alip, semaya bakinca, bunu görecekdir insanoglu, yani ey kafir ga vur, öyle mehdiyi öldürmeyi falan planlama onu öldürünce kainati falan ele geciremezsin, yine Allah i falan esir alamazsin. cünkü dedikya bizler kumlar icinde ki bir kum tanesiyiz, yani o gün bu vahdeti vücut görevi Hz Hüseyine verilmişdi, ve onun elinden almaya kalkakan yezid gavuru aldimi, alamadi, cünkü hüseyin bütün insanligi icinde barindan bir Vahdeti vücut bir kumuydu, yani bir sistemdi, onun hücreleri bütün insanligi temsil eiyordu, amma Allah onun icine girip vahdet yapiyordu, ancak onu zalim yezid şehid edince, bir üste gecince veya bir alta gecince Hz hüseyinde bir üst yildiz sistemine bagli idi, yani oda hüseyin olmadan önce, anne babasinin sistemindeki bir kum tanesi onlarin bir hücresi degilmiydi. emme elindeki emme kolundaki emme bacagindaki bir hücre idi, o erdi de hüseyin olmadimi? öyle olunca hüseyin ölünce, sistem cökmedi sadece bir üste cekilldi, bu sefer fatma ve ali sistemi, yanin onlarin icinde sadece bir kum onlarin icindeki vahdeti vücud olmadigi hali , vahdet degil yani, o sistemdeki ali öldürüldü, o da bir bir başka sistemin parcasi olan kum tanesi degilmiydi yine, semadaki yildizlar sistem sisteme bagli, ve sistmlerin bir cogu samanyolu denilen sisteme bagli, samanyolu, bir tane galaksi demek sadece, galaksilerden bir galaksi, galaksileri de toplayan bir büyük sistem var yine,......
Peki ALLAH Nerde? "Nerde ALLAH" hangi sistemdeki sen onu tutupda dövüvercen yada sövüvercen a geri ze kali gavur kafir.

Hocanin biri diyorki : size birisi, bir kötülük yaparsa, Allaha tevekkül edin ve hasbünallah deyin Allah havale edin diyor, cikmazlarin icinden bununla cikarsiniz diyor,
Tamam güzelde hoca, 3 haftadir ayni meseleyi anlatiyon haaala an gutlar anlamadi haala anlamadi. yani Allah yedirir doyurur amma, seni doyurmak icin gökten öyle sofra inmez, Allah hücceti ile inip melekleri ile gelip sana aş keş pişirip, yada bugday ekip bicipde doyurmaz , ya nasil doyurur, ahmet amcada tecelli edip, vahdet gösterip, ahmet amca olur, ciftci ahmet amca olur bugday eker, sonra degmenci mehmet amca olur, o un yapar, sonra Amine teyze olur, o hamur yapar, sonra firinci ziya bey olur, o ekmek pişirir, ve hanimin veya anen fadime sultan olur, oda yemegini pişirip önüne koyarda, öyle riziklandirip doyurur seni, varmi başka yol, yukardan hun inen varmi, yooook öyleyse nasil oluyorda sen öyle tevekkül ediveripde, bütün işleri sen Allah a havale EDIYON BRE SALAK HOCA.
Muhammed Allah a karşimi ki
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Sizden her kim bir kötülük görürse onu eliyle düzeltsin. Eğer eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle düzeltsin, ona da gücü yetmiyorsa, kalbiyle düzeltsin (kalbiyle o kötülüge buğz etsin). Ve işte bu ise , imanın en düşük mertebesidir.”

( Hadis-i Şerif , Sahih-i Müslim’deki hadis numarası: 70)

Hangi tevekkülden bahsediyon sen ah mak hoca, hani muhammed niye kötülük yapana karşi tevekkül et dememiş de, böyle demiş demek yokmu? yoksa sen ah mak misin?
işde Allah, karinin haniminin eliyle doyurdugu gibi, yine bir kötülügüde falanci asker amca olur, yada polis amca olur hakim amca olur, eliyle koluyla düzeltir, yok asker ve polis degilse, o zaman biz gibi diliyle düzelten bir Alim olur, yine alimde degilsen, halkdan biriysen, o zaman bari bu iş, kötü bir iş de icinden de, ben bunu begenmedim de de kurtul, imanin kurtar, ahmak Türkiyeli, görmüyonmu bu catal kafa dünyanin başina ne coraplar örüyor, haala grömüyonmuda bunun yanlişina şak şak yapiyon ah mak, bu gidişat senin yarin imansiz gidecegine delildir. imanin en zayifi kötülüge karşi en azindan bugzedeninki dedi muhammed, senin bu kadarcikdami imanin yok bee ah mak.


---oOo---

 

Muharem hicret ve Üçüncüsü Allah olan iki dost ve Peygamber Efendimiz (s.a.s) Mağara Hikayesi

"Üçüncüsü Allah olan iki dosta kimse zarar veremez."

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

أَلَمْ تَرَ أَنَّ اللَّهَ يَعْلَمُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ مَا يَكُونُ مِن نَّجْوَى ثَلَاثَةٍ إِلَّا هُوَ رَابِعُهُمْ وَلَا خَمْسَةٍ إِلَّا هُوَ سَادِسُهُمْ وَلَا أَدْنَى مِن ذَلِكَ وَلَا أَكْثَرَ إِلَّا هُوَ مَعَهُمْ أَيْنَ مَا كَانُوا ثُمَّ يُنَبِّئُهُم بِمَا عَمِلُوا يَوْمَ الْقِيَامَةِ إِنَّ اللَّهَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ

E lem tera ennallâhe ya’lemu mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ard(ardı), mâ yekûnu min necvâ selâsetin illâ huve râbiuhum ve lâ hamsetin illâ huve sâdisuhum ve lâ ednâ min zâlike ve lâ eksera illâ huve meahum eyne mâ kânû, summe yunebbiuhum bi mâ amilû yevmel kıyâmeti, innallâhe bi kulli şey’in alîm.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Allah’ın göklerde ve yerde olan herşeyi bildiğini görmedin mi? Üç kişi arasında gizli bir konuşma olmaz ki, onların dördüncüsü O (Allah) olmasın. Ve beş kişi (arasında gizli bir konuşma) olmaz ki, onların altıncısı O (Allah) olmasın. Ve bundan daha azı veya daha çoğu, nerede olurlarsa olsunlar, mutlaka O (Allah), onlarla beraberdir. Sonra kıyâmet günü, yaptıklarını onlara haber verecektir. Muhakkak ki Allah; herşeyi en iyi bilendir.

Sadakallahul Aziym MUCADELE Suresi 7. ayet

Peygamberimiz ve Hz.Ebubekir Sevr mağarasına yaklaştıklarında Peygamberimizin ayakkabısı parçalanmış mübarek ayağı kanıyordu. Hazreti Ebû Bekir, Kâinatın Sultanı’nı sırtına alarak mağaranın kapısına kadar getirdi.

Ay, her tarafı gündüz gibi aydınlatıyordu. Hz. Ebû Bekir, Peygamber Efendimiz’den (sas) müsaade isteyerek mağaraya önce kendisi girdi.

Maksadı, yılan, çiyan gibi haşerat varsa onları zararsız hale getirmekti. Mağaranın içinde her hangi bir haşerat görünmemekle beraber duvarlarda yılan delikleri vardı.

Ebu Bekir, (ra), gayet iyi bir kumaştan dikilmiş olan gömleğini hemen üstünden çıkartıp parçalayarak bu delikleri tıkamaya başladı. Az sonra bütün delikleri tıkamış fakat yere yakın noktadaki birine çaput yetmemişti.

Bu son deliği de ayak tabanı ile kapattıktan sonra Resulullah’ı içeriye davet etti.

Çok yorgun düşmüş olan Sevgili Peygamberimiz, arkadaşının dizine başını koyarak uyumaya başladı. Efendimiz (sas) uyurken bir yılan, dışarıya çıkacak başka hiçbir delik bulamayınca içeriden Hazreti Ebû Bekir’in ayağını soktu. Ebû Bekir’in canı öylesine yandı ki kendini ne kadar sıktıysa da zehirin etkisinden göz yaşlarını tutamadı. İstemeden akan damlalardan bir ikisi de Efendimizin mübarek yüzünü ıslattı.

Peygamberimiz(s.a.v.) hemen uyandı ve mağara arkadaşına niçin ağladığını sordular.

- “Yılan”dedi Hazreti Ebu Bekr. Ayağımı yılan soktu ya Resulallah!”

Sevgili Peygamberimiz, yaraya mübarek tükrüklerinden birazcık sürdüler; acı derhal dindi.

Bu esnada Peygamber Efendimizin peşindeki Allah düşmanları Ebu Kürz ve yanındaki insanlar Sevr Mağarasına çıkan izleri tesbit etmiş geliyorlardı… Mağara ağzına gelen bir örümcek, çok kısa bir zamanda kapıyı ağları ile tamamen örttü. Sonra bir güvercin, bu ağlara hemen bir yuva yaptı; yuvaya yumurtladı ve üzerine yattı. Ve kapının önünde âniden bir ağaç yükseliverdi.

Derken, Allah düşmanları, yirmi metre kadar yaklaştıklarında sesleri işitilmeye başlandı. Sesler yaklaşınca Hz. Ebû Bekir çok üzüldü ve göz yaşlarını tutamadı.

Peygamberimiz (sas): “Niçin ağlıyorsun?” deyince:

-”Ya Resulallah! Korkum kendim için değil. Şayet size bir zarar gelirse İslâm dîni mahv olur.” Efendimiz Hz. Ebu Bekir’i teselli ederek:

-”Hayır, üzülme. Allah bizimle beraberdir.” dedi.

Hz. Ebû Bekir tekrar:

“İşte mağaranın ağzına dayandılar; eğilseler bizi görecekler.” deyince

Peygamber Efendimiz (sas) Allah’a karşı büyük bir tevekkül içinde Rabbinin korumasından en ufak bir ümitsizliğe düşmeden arkadaşına cesaret veriyor ve:

“Üçüncüsü Allah olan iki dosta kimse zarar veremez.” diyordu.

Ebu Kürz, şaşkın ve neş’esi kaçmış bir şekilde:

“İzler buraya kadar. Ya yere girdiler, ya da göğe uçtular. Garip, çok garip!.” deyince biri:

“Ee! Belki içerdedir… diye fikir yürüttü.

Bunun üzerine Ümeyye bin Halef şöyle dedi:

-”Dediğin söze bak! Güvercin, biz yaklaşırken uçtu. Yumurtaları da yuvada sapasağlam. Bu örümcek ağı, belki Ebû’l-Kâsım’ın doğumundan evvel bile vardı. Şayet mağaraya girmiş olsalardı ağ bozulmuş, yumurtalar da yere düşmüş olurdu.”

Bütün hepsi ayaklarının altında yuvarlanan taşlarla birlikte çekip gittiler. Kâfirlerin bütün ümidleri kırılsın ve aramaktan vazgeçsinler diye Peygamber Efendimiz (sas) mağarada üç gün üç gece daha kaldılar. Mağaradan sağ salim çıkabilecekleri fikrine sahip olduklarında Efendimizin talimatı ile Âmir ve Abdullah adında iki sahabi birer deve getirdiler. Bir deveye bu ikisi binerek yol göstermek için öne düştüler; diğerine de Peygamberimiz binerek arkasına da Hz. Ebû Bekir’i aldı ve Medine’ye doğru hicretlerine devam ettiler…

Hocanin biriside diyorki: iyilige mahallenden başliyacan ailenle kardeşinle komşun ile iyi olcan diyor .
Evet hocam haklisin, cekirdek güzelse, meyvada güzel olur, cekirdek aile ve efradin ise, o zaman sen iyiligi yaymaya icden başliyacan, fakat sen diyorsunki, sana kardeşin kötülük etse bile "hayir ben kötülük etmeyecen, ve iyi olcan" diyecen diyorsun. bu olmadi hocam.
cünkü habil kabile "sen bana elini kaldirsanda, ben sana elimi kaldirmam" dedi. Ne oldu? sonunda Kabil kayayi Habilin başina vurdu öldürdü gecdi, ve dünya düzeldimi artik, o iyi olunca, habil adam oldumu? hayir bilakis dahada güclendi trottel oldu, kizida aldi kacdi, ve calgi cengi, zina, küfür, eglence ondan türedi, kötülügün babasi oldu. Eger birisinin cibilliyati kötü ve cirkin olarak yaratildiysa, bilki, o mikrop ise, mikropa "aman, canim, kuzum" deyip okşamak la o adam olmaz, o yine mikrop, yine mikropdur. istersen senin eline bir şiringa grip mikropu verelim, sen ona, "BALIM, cicegim, dalim ,kuzum,canim, cigerim" de sev ve "bak, sen bana el kadirsanda, ben sana el kaldirmam." de dur. ve sonra onu sana şiringalayalim, o senin dediklerin, hic ona tesir etmişmi bakalim bakalim. sen hasta olcanmi, yoksa olmaycanmi bakalim, mikrop mikroptur kardeşim. ve zaman isa ile Mehdi zamani ve isa dediki "Göze göz, dişe diş" eger onun şeriatina bu uyuyorsa, mehdininde şeriatina uyar, yok öyle "vursan, boynum kildan ince" laflari, vurana iki kere de ben vururum . sende bunu anla tamammi hocam, iyiligi nerde kullanacan iyi düşün, yanliş bilgi yanliş ellerde harcanir gider.

 


أَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


'' Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! ''

--oOo---



وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--


Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 18 Ekim 2016 Salı

Original Kar © glan

Hasbiyallah veya Hasbünallah veya Surullah Nedir? (Kar©glanin 10 Ekim 2016 Vaazi)

Hasbiyallah veya Hasbünallah veya Surullah Nedir?

(Kar©glanin 10 Ekim 2016 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

الَّذِينَ اسْتَجَابُواْ لِلّهِ وَالرَّسُولِ مِن بَعْدِ مَآ أَصَابَهُمُ الْقَرْحُ لِلَّذِينَ أَحْسَنُواْ مِنْهُمْ وَاتَّقَواْ أَجْرٌ عَظِيمٌ الَّذِينَ قَالَ لَهُمُ النَّاسُ إِنَّ النَّاسَ قَدْ جَمَعُواْ لَكُمْ فَاخْشَوْهُمْ فَزَادَهُمْ إِيمَاناً وَقَالُواْ حَسْبُنَا اللّهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ فَانقَلَبُواْ بِنِعْمَةٍ مِّنَ اللّهِ وَفَضْلٍ لَّمْ يَمْسَسْهُمْ سُوءٌ وَاتَّبَعُواْ رِضْوَانَ اللّهِ وَاللّهُ ذُو فَضْلٍ عَظِيمٍ

Ellezinestecâbû lillâhi ver resûli min ba’di mâ asâbehumul karh(karhu), lillezîne ahsenû minhum vettekav ecrun azîm. Ellezîne kâle lehumun nâsu innen nâse kad cemeû lekum fahşevhum fe zâdehum îmânâ(îmânen), ve kâlû hasbunâllâhu ve ni’mel vekîl. Fenkalebû bi ni’metin minallâhi ve fadlin lem yemseshum sûun, vettebeû rıdvânallâh(rıdvânallâhi), vallâhu zû fadlin azîm.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Onlar yaralandıktan sonra da Allah’ın ve Peygamberinin davetine uyan kimselerdir. Onlardan güzel davranıp iyilik edenlere ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlara büyük bir mükâfat vardır. Onlar öyle kimselerdir ki, halk kendilerine, “İnsanlar size karşı ordu toplamışlar, onlardan korkun” dediklerinde, bu söz onların imanını artırdı ve “Allah bize yeter, O ne güzel vekildir!” dediler. Bundan dolayı Allah’tan bir nimet ve lütufla galibiyet ile geri döndüler ve Allah’ın rızasına uydular. Allah, büyük lütuf sahibidir.

Sadakallahul Aziym ALİ İMRAN Suresi 172. - 173. ve 174. Ayetler

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

قُلْ حَسْبِيَ اللَّهُ

kul hasbiyallâhu.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

De ki: “Allah bana yeter!

Sadakallahul Aziym ZUMER Suresi 38. ayetten pasaj

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

فَإِن تَوَلَّوْاْ فَقُلْ حَسْبِيَ اللّهُ لا إِلَهَ إِلاَّ هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ

Fe in tevellev fe kul hasbiyallâh(hasbiyallâhu), lâ ilâhe illâ hûve, aleyhi tevekkeltu ve huve rabbul arşil azîm.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Bundan sonra eğer onlar dönerlerse, o zaman onlara şöyle de: “Bana, Allah yeter (kâfidir), O’ndan başka ilâh yoktur. Ben, Allah’a tevekkül ettim (güvendim). Ve O, azîm arşın Rabbidir.”

Sadakallahul Aziym TEVBE-129. ayet

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

فَسَيَكْفِيكَهُمُ اللّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ

Feseyekfikehumullahu, ve huves semiul alim.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Allah, onlara karşı seni koruyacaktır. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 137. ayetten pasaj


---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

İbrahim aleyhisselam ateşe atılırken, “Hasbiyallahü ve ni’mel vekil” (Bana Allah’ım yetişir, O ne iyi yardımcıdır) dedi.

( Hadis-i Şerif ,Hatib )

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Allahü teâlâ, Davud aleyhisselama şöyle vahyetti:

Bir kul, kullara değil de bana ihlasla tevekkül ederse, herkes ona tuzak kursa, ona mutlaka bir çıkış kapısı açarım. Bir kul da bana değil mahluka güvenirse, bütün yükseliş sebeplerini keser ve çöküş yollarını kolaylaştırırım.

( Hadis-i Şerif , İbni Asakir )

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

Hasbünallahdaki sesiz harfler o kelimenin arapca harfleridir öyle olunca "hsbn" ve "ketebe beteke" kurali vardir evir cevir başka bir mana, halbuki kök ayni, amma cevirdikce evirdikce başka manalar ortaya cikar arapcada dedik, ve böyle olunca "hsbn" hesab hasib en iyi hesap yapan demek olur, ve bunu cevirirsek bu sefer "hsbn" mesela "shbn" yani sahaben yani ashabin seni en iyi koruyacakdir manasi ortaya cikar, yani muhammedi en iyi koruyan ashabi degilmiydiki, yani ellerini onun önüne siper edipde iki elini yitiren "Allahin iki eli yedullah" yada "ubeydullah" lakabi alan onun eshabi degilmiydiki, yine diger eshabida ayni şekilde onu en iyi koruyanlar oldu, ve öyle olunca güneşimiz cevher olunca, onu ilk etrafin daki, ayni göz ceperi gibi saniyede 33 tur atan merkür gibi, veya saniyede dünyanin etrafini 24 defa dönebilen şeytan aleyhillane yani jupiteri temisleden THOR ve THURSDAY yani jupi demek yani jupiter burclu yani oglak burclari gibi veya merkür demek mitwoch haftanin ortasi demek ve diyorlarki merkür demirden demirden olsaydi merkür thursaday olmazmiydi, Halbuki THURSADAY kizgin boga oglak burcu ve haftanin perşembe gününü temsil eden jupiterin günü degilmi, yani KECi BURCU VE O iLLUMINATI SEMBOLU OLAN KECi KAFASI VEYA şeytanin temsili olan kafa, öyle olunca jupiterde yine güneşimizi korumakla görevli olan onun müslüman olmuş olan şeytani olmazmi, bunun manasida hani demişdiya muhammed

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

-Herkesin bir şeytanı vardır.
Ashabı o zaman sordular
-Senindemi Ya Rasulallah?
- Evet benimde, fakat benimki müslüman oldu (veya Benim şeytanım, bana teslim oldu.) buyurdular.

( Hadis-i Şerif , Tirmizi, A. Müsned)

öyle olunca güneşe yaklaşincami sifir noktasi, yoksa uzaklaşincami diye bir soru ortaya cikar, cünkü jüpiter uzakdaki gezegen, halbuki merkez güneş ve varligin dogdugu yerse, ve yokdan var olan yerse, o zaman güneşimiz ilk var olan, ve sifrin bire döndügü yer, yoklukdan karanlikdan aydinliga geciş noktasi, ve öyle olunca bütün kainatin ve varligin var olma sebebi olan nokta, yani Muhammed ve onu korumakla sorumlu ise, yine en yakinlari, en yakindaki merkür, en yakin. sonra venüs. sonra dünya. ve ay sonra mars,... devam ediyor, öyle olunca Allah göz yaratmiş, gözün hemen yanina göz kapagi koymuş, onu korusun diye, yani göze iki veyada 3 arkadaş ashab vermiş, yani sahabe vermiş, kapak, kirpik ve kaş, yine insana ciger ve yürek vermiş, onu korusun diye hemen ona arkadaş, 12 kaburga vermiş deyince, dank etmesi lazim kafanizda, haa 12 li kim var, yakup ve yusuf, öyle olunca gögüs bölgesindeki 12 kaburga, yakup ve yusuf makamini temsil ediyor demeniz lazimdi, dedinizmi ben demeden önce, hayir. peki öyleyse deyin o zaman, yani işde bütün peygamberler bu kainati korumakla yani yürüyen kainat, insan denen halifeyi ashablariyla bereber korumakla görevli birer melek ordusu demek olur. ve öyle olunca, insanin korunmasi ise kainatin korunmasi demek olur, ve öyle olunca, yine gögüs kafesinin üstünde iki tana et yastik, meme, yani airbag yastigi yaratmiş, peki onlar kim? yine dişler 32 tane, ve onlari korusun diye iki tane dudak, airbag yastigi vermiş, kim onlar, dedik daha önceleri, adem ve evlatlari dedik, ve onlari söz incitir kirar, iki dudagindan cikacak olana dikkat et diyor rab, yani adem oglunu söz yikar, her derde belaya katlanirda, bir söz yigidi yikar, öyle olunca insan duygulu varlik, onun duygusunu bozmamak lazim. ve öyle olunca jüpiter uzakda olmasina ragmen, nasil oluyorda sifira yakin oluyor peki deyince, jupiter ise 12. ay ve ocak burcu ve 12. ayin yani aralagin sonu demek, senenin sonu demek, son yani hudut oglakda bitip oglakda başliyor, öyle olunca en uzak, yani kiş burcu olmaasina ragmen, en yakin yani sona en yakin oldugu icin, sifra yakin yani ayni saat 00:00 gibi son yani yahutta 24:00 gibi yani son 24 müş, peki kimde? ay burclu kimsede son tabanca, hatta 24 olmaz, 23:59 dan sonra 00:00 olur degilmi, öyle olunca ay burclu kimselerin son haddi 23,59 lu tabanca, yine siz artik jupiyi ve digerlerini düşünün ondan sonra, ocakda başliyan oglak ise 1 li, isa ocak 1 isanin dogumu, öyle olunca isa yi hadım etmeye kalkan yine bu gavurlar ve onun penisilin olmasina sebeb olmuşlar, tabancasi 24 lü, ve varken, yok olmasina sebeb olmuşlar yani, işde o yüzden isanin dogumu hiristyanlarca 24 aralik diye kutlanir, ve fakat hadim etmişler, önünü kesmişler carmihdayken, ola ola, kala kala bir kalmiş, ve ocak 1 demek isa demek, miladi yilbaşi, ve penisilin bakterisi, birli varlik demek, en kücük pipili varlik demek, penis silin silin (ince kücük) penis öyle olunca, hani dedikya, şeytan aleyhillanenin itiraz edipde secde etmemesi, onun demir olmasini sagladi. demir o yüzden kolayca egilip bükülmez, amma daha cook sonralari davud ve süleyman tarafindan, onada egilmesi ögretilmiş, ve ondan sonra demir dünyamizda işlenip kullanilmaya başlamiş dedik, işde herkesin hayat serencami, onun maddesinin ne olcagini da ispat etmiş oluyor ,ve deniyorki hadisde

En büyük makam, Allahü teâlânın sevgisine kavuşmaktır. Hasbiyallah, Allah bana yetişir, kâfi gelir demektir. İbrahim aleyhisselam, ateşe atılırken, Hasbiyallah ve ni’mel vekil dedi ve kurtuldu. Allahü teâlâ, Davud aleyhisselama şöyle vahyetti:
(Bir kul, kullara değil de bana ihlasla tevekkül ederse, herkes ona tuzak kursa, ona mutlaka bir çıkış kapısı açarım. Bir kul da bana değil mahluka güvenirse, bütün yükseliş sebeplerini keser ve çöküş yollarını kolaylaştırırım.)

[İbni Asakir]

ve yine Hz Osman'ın şehit edilirken şehadet kanının damladığı süre Bakara süresi'nin 137. ayet-i kerimesidir.“Bana dünyadan üç şey sevdirildi: Açları doyurmak, çıplakları giydirmek ve Kur’an okumak.” diyen Hz. Osman (ra), tam bir Kur’an-ı Kerim âşığıydı.

Halifeliği döneminde isyancıları zor kullanarak bertaraf etmeyi teklif edenlere, “Benim için kan döküldükten sonra ölmektense kan dökülmeden önce mazlum olarak ölmeyi tercih ederim.” diyordu. Oruçlu olduğu bir gün, evinde Kur’an okurken mazlûmen şehîd edildi. Aziz şehidin mübarek kanı, okumakta olduğu Mushaf’taki “... Onlara karşı Allah sana kâfidir. O, her şeyi işiten ve bilendir.” (Bakara, 137) ayet-i kerimesi üzerine damlamıştı.

فَإِنْ آمَنُواْ بِمِثْلِ مَا آمَنتُم بِهِ فَقَدِ اهْتَدَواْ وَّإِن تَوَلَّوْاْ فَإِنَّمَا هُمْ فِي شِقَاقٍ فَسَيَكْفِيكَهُمُ اللّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ

Fe in âmenû bi misli mâ âmentum bihî fe kadihtedev ve in tevellev fe innemâ hum fî şikâk fe se yekfîke humullâh (humullâhu), ve huves semîul alîm.

Bundan sonra eğer onlar da, sizin O'na (Allah'a) îmân ettiğiniz gibi îmân etselerdi o takdirde hidayete ermiş olurlardı. Ve eğer dönerlerse (yüz çevirirlerse), böylece o taktirde onlar, sadece bir ayrılık içinde olurlar (Allah'ın yolundan ayrılmış olurlar). Allah, (onlara karşı) sana kâfi gelecektir. O, en iyi işiten ve en iyi bilendir.

Sadakallahul Aziym Bakara Suresi 137. Ayet

Bu ayetlerdeki Allah koruyucu olarak yeter manasindaki bu hasbunallah ayetleri neden onlarda hukuk etmemiş o zaman, osman şehid olurken, isa carmiha gerilip pipisi kesilirken, yine hz hüseyin ve kerbelaya geldik bugünler muharrem ayi ve aşura kerbela haftasi, o zaman onlar şehid olurken Allah neredeydi tatilemi cikmişdi diyesi geliyor insanin degilmi? yine bu günlerde yurdumuzda onlarca askerimiz polisimiz yine şehid veriliyor, nedir bunlarin hali, Allah nerde deyince, işde isa nin penisilin olabilmesi icin 24 lü tabanca ile dogup 24 lü olmasi yetmiyor, yani 12 ay ve oglak burcunun bir ucu 24 lü tabanca aralik da, diger ucuda yeni sene ve ocak ayi ise, 1li tabanca var onun bir ucundada. penisilin olabilmesi icin, onun tabancasinin elinden alinmasi lazimmiş degilmi, öyle olunca o penisilin olacakmiş degilmi, yani ocak 1 olabilcekmiş degilmi, yine el evvel Allah, yani sayilar sifirdan sonra bir ile başlar, sonra en büyük sayilarda mesela milyon demek, milyon tane bir demek olunca, el Ahirde Allah, en kücük 1 oldugu gibi ,en büyükde yine bir, yani isa hem en kücük iken, hemde en büyük, 23:59 da o yine yani, zaten bu konuda

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

(Kader, tedbirle, sakınmakla değişmez.)

[Taberani]

Bunu iyi bilen hazret-i Hasan ve hazret-i Hüseyin, Levh-i mahfuzda kaderlerini gördükleri için mübarek dedelerinden yardım istemediler. Peygamber efendimiz sevgili torunlarına, hazret-i Ali de oğullarına, yardım istense gerekli yardımı yapmazlar mıydı? Elbette yardım eder, çocuklarını tehlikeden korurlardı. Kaderlerini bildikleri için yardım istemediler.

Müslüman, dinin emrine uyarak tedbir alır, ama tedbirine güvenmez, takdir ne ise o olacağına inanır. Tedbire güvenmek tevekkülü bozar. Tevekkül, kalbin, her işte, Allahü teâlâya itimat etmesi, güvenmesi demektir.

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Tesiri sebeplerden bilip, Allahü teâlânın kuvvetiyle tesir ettiklerini bilmeyenler sapıktır. Sebeplere tesir kuvvetini Allahü teâlânın verdiğine inanan ise, hak yola kavuşmuş olur. Her iki tehlikeden kurtulmuş olur. (Mektubat, 1/110)

Tedbirini aldıktan sonra, Allahü teâlânın takdirine bağlanan, tevekkül sahibidir.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ خُذُواْ حِذْرَكُمْ فَانفِرُواْ ثُبَاتٍ أَوِ انفِرُواْ جَمِيعًا

Yâ eyyuhâllezîne âmenû huzû hızrakum fenfirû subâtin evinfirû cemîâ.


Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ey iman edenler! (Düşmana karşı) tedbirinizi alıp, küçük birlikler hâlinde, yahut topluca savaşa gidin.

Sadakallahul Aziym NİSA Suresi 71. ayet


Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Şu beş şey imandandır: Allah’a teslimiyet, kaderine rıza, işini Allah’a havale etmek, ona güvenmek, musibete sabır.

( Hadis-i Şerif , Bezzar)

Kaza ve kaderimizi, başımıza gelecekleri bilmediğimiz için, tedbir almak gerekir. Tedbir almak, sebeplere yapışmak dinimizin emridir.

(Dürer, Redd-ül-muhtar, Dürer, Kuduri, Mebsut)


Tedbir almak tevekküle aykırı değildir. Sebeplere yapıştıktan sonra tevekkül edilir. Devesini dışarı bırakıp tevekkül ettiğini söyleyen birisine,

mescide gelip devesini baglamadan boşa birakipda mescide giren bir müslümana sordu
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular
-Ne ile Geldin?
- Devem ile.
-Deveni ne yaptin? diye sordu o da cevaben
-Allah tevekkü ettim veyada Allah ve peygamberine emanet ettim. dedi onun üzerine peygember aleyhisselam

-Deveni bağla, ondan sonra Allah’a tevekkül et. buyurdu.

(Tirmizi)

Bir başka hadis-i şerifte de, (Akıllı olan kimse tedbir alır) buyuruldu. Tedbir almamak kibirdendir. Tedbiri almalı, ama istenmeyen bir durum meydana çıkarsa, Allah’a tevekkül etmeli.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular
(Tedbir almakta acizlik gösterme! Tedbire rağmen bir işe gücün yetmezse, “Hasbiyallahü ve ni’mel-vekil” de!)

[Buhari]

Ebu Eyyub-el-Ensari, Hasan ile Hüseyin’in Resulullahın huzurunda oynadıkları sırada huzurlarına girince, (Ya Resulallah, bunları çok mu seviyorsun?) diye sordu. Peygamber efendimiz de, (Nasıl sevmem! Bunlar benim dünyada öpüp, kokladığım iki reyhanımdır) buyurdu.

Reyhan kokusu ile meşhur feslegen bitkisidir öyle olunca onlar (Hz Hasan ile Hz Hüseyin) iki reyhan ise iki koku iseler, onlar nereyi temsil ediyor vücutta, neden ikiside şehid oldular, deyince onlar şehid olurken allah neredeydi diyesi geliyor insanin, ve öyle olunca reyhan koku ise, koku burundan koklanir, ve koku alma duyusu burundadir, ve cennetin şehidlerin girecegi kapisina Muhammed Reyyan veya Reyhan kapisi diyor.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Her amel sahibi için ayrılan bir kapı vardır ki, onu işleyen kimse, Cennetine o kapıdan çağrılır.”

(Müsned, II/449)

Cennetin sekiz kapısı vardır: Salat, Cihad, Reyyan(Reyhan), Sadaka (Zekât), Hac, Af, Eymen (Sağ, mübarek) ve Zikir-İlim kapısı.

yani işde cenneti Adn denen cennetin kainattaki baş kismi oldugunu cokca kere yazdik söyledik, ve öyle olunca ordaki burun ise reyyan veya kokularin girdigi kapiyi temsil ediyor ve kokular birde hava o kapidan kainata veya cennete ve vücuda dahil olur, ve onun iki kapisi vardir yani burun iki deliklidir, yani hasan ve hüseyini temsil eder, onlarin koku olmasi icin işde gül koklanmak icin kesilir, rengini de kandan almişdir, cünkü biz bir zamanlar mor gül satin aldik, dikdik fakat gül mor acmiyor, hafif pembe aciyor, megerse ögrendikki mor gül, dibine mavi gübre dökünce, onun rengi boyasini su ile yutan pembe gül, mavi ile birleşince meger öyle mor oluyormuş, yani dogal mor renkte gül yokmuş ögrenmiş olduk, işde hakiki kirmizi gülde rengini, altina damlamiş şehit kanindan alir, yani yere dökülmüş kanlari toplayan güle, kirmizi gül deniyor, yani öyle olunca, kirmzi gül, işde muhammedin ermiş meyva vermiş hali, yani muhmmed gül kokardi diyorlar, be azizim, insan yediginden kokar, sogan ye sogan kokar, gül yersen kokulu gül, veye gül yagi icersen terin gül kokar, bizim kar yagdirmak icin sütün icine mis katindaki ögrettigimiz hikmetin sadece bir kismida bu sebebdendir yani, sen önce yemesini icmesini ögren ey insan demekdir bu, ve insan ya yediginden ya icdiginden, yada kokusunu icine aldigindandir. kötü koku icine alanda kötü kokar tabikine. öyle olunca, reyyan veya reyhan kapisi burundur ve onlarin ikiside şehiddir, ve şehid olmak kokcak kadar ermek demekdir, her cicek koku vermez, koku veren varsa onlar şehidlerdir, onlar işde parfümeri ve mis sanayisindeki kokuyu oluştururlar, yani senin madenin ne azizim, sen ona bak.

ve işde Zikri Raşidi evradimizi ve Raşidi tarikatimizin intisab duasini yayinladik, ve yani tarikata girmek icin ne yapmak lazim yazdik, ve yani intisab duasi kirk gün okununca, yani 40 gün ardi ardina olmasi şart degil, 30 gün okudun, iki gün okuyamadin, tamam iki gün sonra devam et taaa 40 oluncaya kadar, kirk olunca senin gücün bu tarikata girmeye yeter demek olur, ve girince birinci siniflar icin Raşidi zikirlerinin sadece o "hizbül kebir" i tek bir defa baştan aşagi günlük okunur, yani o onlu tekrar edilenleri, birinci siniflar sadece bir defa okur, yani düz baştan sona bir defa günlük okuyabilenler, ve bu onda ahlak olunca, en az 40 gün sonra ikinci sinif icin başvurabilirler, ve ikinci sinif o 10 defa tekrar edilcek denilen yerleri 2 defa tekrar edecek olan siniflar, yani işde bunun sebebine gelince, suya atilan bir taş öyle bir dalga oluştururki halka halka, ilk halka, ikinic halka, işde sur ve kale, bu duamizdir, ve bir defa okuyan etrafina bir tane kale ve sur ördü demek olur, ikinci siniflar iki kaleli, iki surlu. 3, 3lü ve en son 10 surlu bir sistem oluştururuz, bunun manasida, ilerde sizler farzlarin yaninda yapilan on haslet kazanirsiniz, ve onlar müstehab sünnet ve mübah gibi güzelliklerdir, ve şeytan size savaş acinca, en diş kaleye gelir, ve sizin bir kaleniz varsa namaz ve farzlarin dişindaki sünneti calinca, iceri ve farza girer, yani tek kaleli sünnetli sofi, yani sünnetleri eda eden sofidir. yine iki kaleli ikinci sinif sofiler, farzlari yapar sünnetlerin cogunuda bilir ve yapar, ve sonra mekruhlardanda kacinirlar, öyle olunca farz cevher, ve ic merkez, güneş gibi, sünnet onu koruyan göz kapagi gibi, sonra kirpik yani, mekruhlari terk gibi,sonra kaş yani müstehablar gibi,......
yani surullah demek işde kainati ve dini koruyan edeb ve ahlaklar demekdir, yani "namaz dinin diregidir" ve namazi ne korur? işde sünnetler vacipler,........


Rabbim, Sofilerimi ve Askerlerimi kalelerini surlarini koruyanlardan eylesin.


--oOo---



وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--

Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 10 Ekim 2016 Pazartesi

Original Kar © glan

Gaybın anahtarları yalnızca Allah ın katındadır (Kar©glanin 5 Ekim 2016 Vaazi)

Gaybın anahtarları yalnızca Allah ın katındadır - لايعلم الغيب إلا الله

(Kar©glanin 5 Ekim 2016 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَعِندَهُ مَفَاتِحُ الْغَيْبِ لاَ يَعْلَمُهَا إِلاَّ هُوَ وَيَعْلَمُ مَا فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِ وَمَا تَسْقُطُ مِن وَرَقَةٍ إِلاَّ يَعْلَمُهَا وَلاَ حَبَّةٍ فِي ظُلُمَاتِ الأَرْضِ وَلاَ رَطْبٍ وَلاَ يَابِسٍ إِلاَّ فِي كِتَابٍ مُّبِينٍ

Sadakallahul Aziym EN'AM-59 ayet

Ve indehu mefâtihul gaybi lâ ya’lemuhâ illâ huve, ve ya’lemu mâ fîl berri vel bahr(bahri), ve mâ teskutu min varakatin illâ ya’lemuhâ ve lâ habbetin fî zulumâtil ardı ve lâ ratbin ve lâ yâbisin illâ fî kitâbin mubîn

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Gaybın anahtarları yalnızca O’nun katındadır. Onları ancak O bilir. Karada ve denizde olanı da bilir. Hiçbir yaprak düşmez ki onu bilmesin. Yerin karanlıklarında da hiçbir tane, hiçbir yaş, hiçbir kuru şey yoktur ki apaçık bir kitapta (Allah’ın bilgisi dâhilinde, Levh-i Mahfuz’da) olmasın.

Sadakallahul Aziym EN'AM-59 ayet

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

قُل لَّا يَعْلَمُ مَن فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ الْغَيْبَ إِلَّا اللَّهُ وَمَا يَشْعُرُونَ أَيَّانَ يُبْعَثُونَ

Kul lâ ya’lemu men fîs semâvâti vel ardıl gaybe illâllâh(illâllâhu) ve mâ yeş’urûne eyyâne yub’asûn

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

De ki: “Göktekiler ve yerdekiler gaybı bilemezler, ancak Allah bilir. Onlar öldükten sonra ne zaman diriltileceklerinin de farkında değildirler.”

Sadakallahul Aziym NEML Suresi 65. ayet


---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Geçmiş ümmetler içinde vukuundan önce bazı gaybları haber veren keramet ehli zatlar var idi. Ümmetimden de Ömer onlardandır."

( Hadis-i Şerif , Buhari, Müslim)

Evet, Allah’tan başka gaybı kimse bilemez. Bilir demek küfürdür. Bir gün Resulullah efendimizin devesi kayboldu. Münafıklar bunu fırsat bilip, (Hani göklerden, Cennetten, Cehennemden bahsediyordu. Kaybolan devesinin yerini bile bilmiyor) dediler. Münafıkların bu sözü Resulullah efendimize ulaşınca,

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Yine Buyurdular

"Vallahi ben ancak Rabbimin bana bildirdiklerini bilirim. Şu anda Rabbim, bana devemin nerede olduğunu bildirdi. Devem, şu anda falanca yerdedir."

buyurdu. Tarif edilen yere gidip deveyi bir ağaca bağlı olarak buldular.

( Hadis-i Şerif , Mevahib-i ledünniyye)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

5 Bilinemeyen (Mugaybati Hamse) diye bilinende gecenler

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِنَّ اللَّهَ عِندَهُ عِلْمُ السَّاعَةِ وَيُنَزِّلُ الْغَيْثَ وَيَعْلَمُ مَا فِي الْأَرْحَامِ وَمَا تَدْرِي نَفْسٌ مَّاذَا تَكْسِبُ غَدًا وَمَا تَدْرِي نَفْسٌ بِأَيِّ أَرْضٍ تَمُوتُ إِنَّ اللَّهَ عَلِيمٌ خَبِيرٌ

İnnallâhe indehu ilmus sâati, ve yunezzilul gayse, ve ya’lemu mâ fîl erhâmi, ve mâ tedrî nefsun mâzâ teksibu gaden, ve mâ tedrî nefsun bi eyyi ardın temût(temûtu), innallâhe alîmun habîr

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Kıyametin ne zaman kopacağını yalnız Allah bilir. Yağmuru nereye, nasıl ve ne kadar yağdıracağını da yine O bilir. Rahimlerde olanın iyi, kötü, ölü, diri, müslüman, kâfir vs. nasıl olacağını da yine O bilir. Hiçbir kimse yarın başına ne geleceğini sevgi mi, nefret mi, günah mı, sevap mı, kâr mı, zarar mı bilemez. Yine hiçbir kimse yeryüzünün hangi parçasında ve nasıl öleceğini de, asla bilemez. Herşeyi bilen ve herşeyden haberdar olan, yalnızca Allah'tır.

Sadakallahul Aziym LOKMAN-34 ayet

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

عَالِمُ الْغَيْبِ فَلَا يُظْهِرُ عَلَى غَيْبِهِ أَحَدًا إِلَّا مَنِ ارْتَضَى مِن رَّسُولٍ فَإِنَّهُ يَسْلُكُ مِن بَيْنِ يَدَيْهِ وَمِنْ خَلْفِهِ رَصَدًا لِيَعْلَمَ أَن قَدْ أَبْلَغُوا رِسَالَاتِ رَبِّهِمْ وَأَحَاطَ بِمَا لَدَيْهِمْ وَأَحْصَى كُلَّ شَيْءٍ عَدَدًا

Âlimul gaybi fe lâ yuzhiru alâ gaybihî ehadâ, İllâ menirtedâ min resûlin fe innehu yesluku min beyni yedeyhi ve min halfihî raşadâ.Li ya’leme en kad eblegû rısâlâti rabbihim ve ehâta bimâ ledeyhim ve ahsâ kulle şey’in adedâ.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

O , gaybı bilendir, gaybını Resûllerden razı oldukları (tasarruf rızasına ulaşmış olanları) hariç, hiç kimseye izhar etmez (açıklamaz). O taktirde, muhakkak ki O (Allah), onların önünden ve arkasından yol gösterici mürşidler sevkeder ki , Gerçekten de Rablerine elçilik yaptıklarını, hükümlerini tebliğ ettiklerini bilsinler diye, ve onların her hâlini de bilgisiyle kavramış, kuşatmıştır ve her şeylerini, bir bir sayıp tespît etmiştir.

Sadakallahul Aziym CİNN Suresi 26. , 27. ve 28. ayetler

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَمَا كَانَ اللّهُ لِيُطْلِعَكُمْ عَلَى الْغَيْبِ وَلَكِنَّ اللّهَ يَجْتَبِي مِن رُّسُلِهِ مَن يَشَاء فَآمِنُواْ بِاللّهِ وَرُسُلِهِ وَإِن تُؤْمِنُواْ وَتَتَّقُواْ فَلَكُمْ أَجْرٌ عَظِيمٌ

ve mâ kânallâhu li yutliakum alâl gaybi ve lâkinnallâhe yectebî min rusulihî men yeşâu fe âminû billâhi ve rusulihî, ve in tu’minû ve tettekû fe lekum ecrun azîm.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve Allah sizi gayba muttali edecek (gaybı bildirecek) değildir. Ve lâkin Allah, resûllerinden dilediği kimseyi seçer (gaybı o resûlüne bildirir). O halde, Allah'a ve O'nun resûllerine îmân edin. Ve eğer âmenû olur ve takva sahibi olursanız, o zaman sizin için "Büyük Ecir" vardır.

Sadakallahul Aziym ALİ İMRAN Suresi 179. ayetten pasaj


Gaybi bilgi nedir? Gaybı kimler bilebilir?


Gayb, duygu organları ile veya hesap ile, tecrübe ile anlaşılmayan şey demektir. Gaybı ancak Allah bilir. O, Âlim-ül-gayb [gaybı bilen]dir (Haşr 22) ve Allâmül-guyûb [gaybları en iyi bilen]dir. (Sebe 48 )

Bu konudaki birkaç âyet meali şöyledir:
(Allah’ın, gaybları en iyi bilen olduğunu hâlâ anlamadılar mı?) [Tevbe 78 ]

(De ki: Gaybı bilmek Allah’a mahsustur.) [Yunus 20]

(Göklerin ve yerin gaybı Allah’a aittir.) [Hud 123, Nahl 77]

(De ki: Göklerde ve yerde gaybı Allah’tan başka bilen yoktur.) [Neml 65, Hücurat 18]

Gaybı Peygamberler de bilmez. Bu konudaki birkaç âyet-i kerime meali şöyledir:

(Ben gaybı da bilmem.) [Enam 50, Hud 31]

(Gaybın anahtarları Allah’ın yanındadır.) [Enam 59]

(De ki: Eğer ben gaybı bilseydim elbette daha çok hayır yapmak isterdim.) [Araf 188]

Gaybı cinler de bilmez. Bir âyet meali:
(Cinler gaybı bilselerdi, zelil edici azap içinde kalmazlardı.) [Sebe 14]

Falanca hoca, filanca falcı gaybı biliyor demek küfür olur. Bir hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(Falcının, büyücünün veya başka birinin gaybdan verdiği haberlere inanan, Kur’an-ı kerime inanmamış olur.) [Taberani]

Allahü teâlâ dilerse, Peygamberlerine bazı gayblarını bildirir.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

قَالَ لَهُ مُوسَى هَلْ أَتَّبِعُكَ عَلَى أَن تُعَلِّمَنِ مِمَّا عُلِّمْتَ رُشْدًا

Kâle lehu mûsâ hel ettebiuke alâ en tuallimeni mimmâ ullimte ruşdâ.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Mûsâ O na (Hz. Hızır a), “Sana öğretilen Raşid bilgilerden bana da öğretmen için sana tabi olabilirmiyim?” dedi.

Sadakallahul Aziym KEHF Suresi 66. ayet

Gaybları bilen, ledünni ilme sahip olan bu zatın Hazret-i Hızır olduğu bildirilmiştir. Resulullah efendimize ise, birçok gayblar bildirilmişti. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Saflarınızı tamamlayın. Çünkü sizi elbette arkamdan da görüyorum.) [Müslim]

(Rükû ve secdeleri düzgün yapın, Allah’a yemin ederim ki, sizin rüku ve secde yaptığınızı arkamdan görüyorum.) [Buhari, Müslim]

Gözde görmeyi yaratan Allahü teâlâ, diğer uzuvlarda da görmeyi yaratmaya kadirdir. Nitekim bir fok baligi bile biyiklari ile görebiliyor, yine kedi öyle, gece görebiliyor ve duvarin arkasindakini duyabiliyor, yine yarasalarda radar sistemi mevcut, yine yunuslarda sonar sistemi mevcut, ve Allah diledigi kulunada bu hassas cihazlardan birsini nasip edip takabilir yani, hatta o hayvanin cibilliyatini taşiyan her kulunda o hayvanin sahip oldugu hassas cihazlardan nasipdar kilar. Resulullahın bu arkasini görme ve gece görme mucizesini inkâr eden, Allah’ın kudretini inkâr etmiş olur. Resulullahın gündüz aydınlıkta nasıl görürse, gece karanlıkta da aynen gördüğü Buhari’deki hadis-i şerifte bildirilmiştir. cünkü o bir aslan(yani kedi) yani güneş burcu kimse.

Evet, Allah’tan başka gaybı kimse bilemez, ancak, Allahü teâlâ bildirirse Resulü de, evliyası da bilebilir.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Kalbleriniz temiz olsa idi, siz de benim duyduklarımı duyardınız."

( Hadis-i Şerif , Ahmed, Taberani)

Bu hadis-i şerifteki gibi kalbi temiz olan Hazret-i Ömer, Medine’den İran’daki ordusunu görüp, komutanı Sariye’ye, “Dağa yanaş” demiştir.

(Ş. Nübüvve)

Zikri Raşidi Evradımızın 9_3. babda yer alan
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُقِيمُونَ الصَّلاةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنفِقُونَ

Ellezîne yu’minûne bil gaybi ve yukîmûnes salâte ve mimmâ razaknâhum yunfikûn.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar.

Sadakallahul Aziym BAKARA-3 ayet


bu ayettte gecen "O nlar" zümresine ilhak olmak icin, bizde bu ayeti kendimize önder aldik, ve onu 10 defa günlük tekrar ile, onada ayine olmayi diledikki, yani onu o ayeti gösteren birer ayna olmayi, bizlerde hem gayba inanip, Allah in, gaybi bilgileri, cin suresinde gectigi gibi, yani Raşidi bilgileri bizlere ve askerlerimize de bildirmesi icin, duamiza ve evradimiza dahil ettik ki, hem üc hassaya sahip olacsgiz bu zikire devam ile, hem namazlarini birakmadan kilarlar hikmeti, hem gaybi bilirler, yani ininirlardan kasit, yani insan gayba nasil inanir,

Hz. Ali(r.a) birgün minbere çıkarak cemaate,

'' Arş-ı ala'nın aşağısından yeryüzüne kadar ne varsa herşeyi bana sorabilirsiniz. Benim şu göğsümde (kalbimde) derya gibi ilimler var.Resulullah(s.a.v) benim ağzıma şerefli tükürüğünden tükürdü, o tükürük hala ağzımda duruyor( O'nun bereketi ile dilimden hikmetler akmaktadır). Canım kudret elinde bulunan Allah'a yemin ederim ki, eğer bana izin verilseydi Tevrat ve İncildeki bütün ilimleri insanlara anlatırdım ve herkes beni tasdik ederdi.''

Hz. Ali'nin (r.a) bu konuşmasını yaptığı mecliste Yemenli bir adam vardı. Bu adam kendi kendine;

''Bu çok büyük laflar ediyor. şunu bir rezil edeyimde görsün gününü!''dedi. Hz.Ali'ye (r.a) yönelerek,

'' Sana bir sorum var!'' dedi.

Hz. Ali(ra),
'' Beni zora düşürmek ve imtihan etmek için değil, bir şeyler öğrenmek için sor''dedi.

Adam
'' Beni buna sen zorladın, Ey Ali! sen hiç rabbini gördün mü?''
diye sordu.

Hz.Ali (ra)
'' Ben görmediğim bir rabbe ibadet etmem!'' dedi.

Adam
'' O'nu nasıl gördün?''diye sordu.

Hz.Ali (ra)
'' O'nu baş gözü göremez; fakat kalpler O'nu imanın hakikatı ile (Allah'ın verdiği bir nurla) görür. Rabbim birdir ve tektir, ortağ yoktur. O birdir,ikincisi yoktur. Tektir,benzeri yotur. O, zaman ve mekanla sınırlanmaz. Duyu organları ile hissedilemez ve Hiç bir ölçü ile ölçülemez!''

Hz Ali'nin (ra) bu cevabı üzerine Yemenli adam bayılıp yere yığıldı.
Ayılıp kendisine geldiğinde,

'' Vallahi bundan sonra imtihan ve utandırmak için kimseye soru sormayacağım'' dedi.


yani insan gayba nasil inanir, bir hüccet olunca degilmi
nitekim musa zamanindaki insanlara Allah emretseydi "sizler ucak denen aracin varligina iman etceniz, inancaniz" diye emir buyursaydi, yani ucagin varligina iman edin diye bir ayet indirseydi, bu ayet belki o devirde, gaybi bir bilgiye iman olcakdi, ancak Raşid Halife zamaninda, bu bilgi gaybi degil, cünkü artik ucak icad edilmiş olcakdi degilmi, o halde bazi bilgiler, her ne kadar gaybide olsa, onlar bir ileride, aynen ucak gibi şehadat bilgisi dahilinde olacak olanlar olabilir, nitekim o mugaybeti hamsede (5 Bilinemeyen) de aynen bu gibidir, yoksa Allah, kesinlikle kimse bunlari bilemez manasinda buyurmuş degildir, anladinizmi ah mak lar sürüsü.
Nitekim Muhammed zamaninda olan isra yolculuguna, yani peygamberin daha mekkeden, mescidi aksaya kadar, göz acip kapanincaya kadar gittigine inanmiyorlardi, bu gaybi bir bilgi idi, bu gün ucak icad oldu, iki saatte gidilebilir degilmi? amma düşünün tele portasyon veya vücud transferi icad oldu diyelim o zaman, bir anda bir yerde, diger anda diger yerde olabilirsin degilmi, yine mirac olayi bugün bile tam manasiyla ile kavrayamadigmiz bir bilgi amma, bu bilgi, ilerde bunun mümkin oldgunu bize ispat edecekdir.
o zikirimizden ücüncü olrakda "kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar" hikmetine ram olacagiz inşallah.

Şehadat Bilgisi Nedir? Denilince

islamin beş şartindan birisi olan kelimeyi şehadette biz derizki:

"Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh" mübârek sözü. Mânâsı şöyledir: "Görmüş gibi bilir ve inanırım ki, Allahü teâlâdan başka, varlığı lâzım olan, ibâdet ve itâat olunmağa hakkı olan, hiç ilâh, hiçbir kimse yoktur. Görmüş gibi bilir, inanırım ki, Muhammed sallallahü aleyhi ve sellem, Allahü teâlânın hem kulu, hem peygamberidir. O'nun gönderilmesi ile, O'ndan önceki peygamberlerin dinleri tamâm olmuş, hükümleri kalmamıştır. Ebedî seâdete, kurtuluşa kavuşmak için, ancak O'na uymak lâzımdır. O'nun her sözü, Allahü teâlâ tarafından kendisine bildirilmiştir. Hepsi doğrudur. Yanlışlık ihtimâli yoktur."

bilmek üc türlüdür



ilmelyakin Aynelyakin Hakkalyakin Nedir?

ilmelyakin, Aynelyakin, Hakkalyakin Ne Demekdir?..

Allahu Teala Kuranda Bilmenin Dört yolu oldugunu anlatiyor bu ayette : İlmel yakîn (Alim bilgisi), Cehalet bilgisi(Cahil Bilgisi), Aynel yakîn(Nazari Bilgi Görsel Bilgi) ve Hakkal yakîn(Sathi ve şehadet Bilgisi)

İlmel-yakîn(Alim bilgisi): ilimle bilmek,Bir bilgi bir burhan ile bilmek, bir delil ile bilmek
Cahil Bilgisi: Karanlik bilgi ,Körü körüne inanmak,bir bilgiye a,b,c şıkkı vermeden cahilce bu böyledir diye kalbin diger bilgilere ve şıklara kör bakmasi.
Aynel-yakîn (Nazari Bilgi Görsel Bilgi):gözle görerek bilmek,
Hakkal-yakîn (Sathi ve şahedet Bilgisi): Her şeyi ile bilmek, vakıf olmak demektir. yani bir bilgiye bizatihi icine girip olaya bizatihi şahit olarak bilmek.

Birer misal ile aciklayalim:
Semada yani gökyüzünde ay oldugunu önce bir ilim ile bilmek yani bilim adamlarinin bilgisi ile yani birer burhan ve deliller ile bilmek: o aydir 29 günde dünyanin etrafinada döner ,... v.s.

bu bilgi ilmel yakindir.

Sonra cahil bilgisi ile bilmek: farenin aya bakişi gibi aaah şu koca peynir cennetine varsamda şu koca peynirden yesem diye ay i peynir zannetmek zanni bilgi. her ne kadar biz ona, ay peynir degil desekde inanmazsa, o peynir derse o zaman işde, ona hayir o peynir demesi, zanniyla bilmek olan, cahil bilgisi ile bilmek olur.

Sonra ücüncü aynel yakin bilmekde: ayin hilal dolunay hallerini gözetleyip, yerden onun dünyanin uydusu olduguna, gözlede bakip ilmel yakin bilgisine bizzat, gözlerlede müşahede edip bilgisinin artmasi ile bilmesidir.

ve hakkal yakin bilgisi ise artik onun dünyanin uydusu olduguna kanaat getirince, füzeye binip ,gidip bizzat aya varmak, ayak basmak ve, evet burasi dünyanin uydusudur, şu şu madenleri vardir ,şu şu özelikleri vardir ,diye tafsilatlica, bizzat gidip onu şehadet bilgisi ile bilmeye, hakkal yakin bilgisi denilir.

كَلَّا لَوْ تَعْلَمُونَ عِلْمَ الْيَقِين

لَتَرَوُنَّ الْجَحِيمَ

ثُمَّ لَتَرَوُنَّهَا عَيْنَ الْيَقِينِ

ثُمَّ لَتُسْأَلُنَّ يَوْمَئِذٍ عَنِ النَّعِيمِ

Sdakallahulaziym Tekasür suresi 5 - 6 - 7. Ayetler

Esteuzubillah

Kellâ lev ta’lemûne ilmel yakîn(yakîni).
Manasi: Hayır, keşke siz, İlm'el Yakîn (kesin bir bilgi) ile bilseydiniz.

Le terevunnel cahîm(cahîme).
Manasi: Mutlaka cahîmi (alevli ateşi) göreceksiniz.(Bizim yorumumuz:Cehalet Karanligini göreceksiniz)

Summe le terevunnehâ aynel yakîn(yakîni).
Manasi: Sonra mutlaka onu Ayn'el Yakîn ile (gözünüzle) de görseniz.

Summe le tus’elunne yevmeizin anin naîm(naîmi).
Manasi: Sonra o sordugunuzun icin de kendinizi buluverirsiniz

Tekasür suresi 5 - 6 - 7. Ayetler

şehadet bilgisi ise bizzat ya ilmen ya gözle görüp yada bizzat hakkal yakin yanina varip olayin icine dahil olup girip bilmek ile olur.
peki Allah bize müslümn olmamiz icin, Allahin ilahligina şehadet etmemizi istiyor, ancak biz Allahi ne gördük, nede hakkiyla bilebildik, o zaman bu bilgi gaybi bir bilgi iken, biz nasil olurda şehadet etcegiz deyince

Abdullah b. Ömer, Resulullah (asm)'ın bu hususta şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

"Cennetliklerin en aşağı derecesinde olan bir insan, bahçelerine, hanımla­rına, hizmetçilerine ve oturacağı koltuklara bin yıllık bir mesafeden bakacaktır. (Yani bin yılda gidilebilecek kadar bir sahaya sahib olacaktır.) Cennetekilerin, Allah katında en üstünü ise her gün sabah akşam, Allah'ın yüzüne bakacaklar­dır." Resululah sonra

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَّاضِرَةٌ إِلَى رَبِّهَا نَاظِرَةٌ

Vucûhun yevme izin nâdıratun. İlâ rabbihâ nâziratun.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

İzin günü (Müsade edilen günler- Ahirzamanda ) Rab’lerine bakan, pırıl pırıl yüzler vardır.

Sadakallahul Aziym KIYAME Suresi 22. ve 23. ayetler

âyetlerini okudu.


Ebu Hureyre (r.a.) diyor ki:

"Bir kısım insanlar: "Ey Allan'ın Resulü, biz kıyamet gününde Rabbimizi görecek miyiz?" dediler. ResuluIIah da "Siz, ayın on dördünde ve altında bulut­ların bulunmadığı bir anda ayın görülmesini tartışır mısınız?" buyurdu. Onlar, "Hayır, Ey Allah'ın Resulü," dediler. Resulullah: "Altında bulutların bulunmadı­ğı bir anda güneşin görülmesi hususunu tartışır mısınız?" buyurdu. "Hayır!.." de­diler. Resulullah: "İşte siz, Rabbinizi böylece göreceksiniz." buyurdu.

( Hadis-i Şerif , Buhari, Ezan, 129, Rikak, 52; Müslim, İman,299, Hadis no: 182)

Ebu Said el-Hudri diyor ki:

"Resulullah sağ iken bir kısım insanlar ona: "Ey Allah'ın Resulü, biz kıya­met gününde Rabbimizi görecek miyiz?" dediler. Resulullah: "Evet (göreceksi­niz) Siz öğle vaktinde, gökte bulutların olmadığı aydınlık bir anda, güneşin gö­rülmesinde sıkıntı çeker, birbirinizle tartışır mısınız?" buyurdu. Onlar: "Hayır." dediler. Resulullah: "Sizler, ayın on dördünde, gökte bulutların bulunmadığı ay­dınlık bir anda ayı gönnekte sıkıntı çeker, birbirinizle tartışır mısınız?" buyurdu. Onlar: "Hayır." dediler. Resulullah: "Sizler kıyamet günüde, Aziz ve Celil olan Allah'ı görmekte ancak bu haldeki güneş ve ayı görmekteki sıkıntı ve tartışma­nız kadar bir sıkıntı çekecek ve tartışmada bulunacaksınız." buyurdu.

( Hadis-i Şerif , Buhari, Tefsir el-Kur'an, Sure: 4, 8; Müslim, İmam, 302, 1 Hadis no: 183)

yani bir gün mirac mucizesinde olanlara bizlerde şahid olacagiz, ve Rabbimizi görecegiz, bazi adamlar erken davranip, hadi Allah gelsinde görelim, kimmiş diyorlar. Az sabret, o da olcak, amma ömrün kifayet etmezse, cayma bu sözden, reankarnasyon yap, git git gel, ve bir gün muhakkak bu gercek olcak, cünkü kiyamet suresi, o herkesin kiyam ettigi günde Ahirzamanda bu olcak olan dir diye kuranda geciyor, cünkü kiyamet suresinde gecen ayettir bu.

Cerir b. Abdullah diyor ki:

"Biz Resulullah'ın yanında oturuyorduk. O ayın ondördünde aya baktı ve şöyle buyurdu: "Şüphesiz ki sizler, bu ayı gördüğünüz gibi Rabbinizi göreceksi­niz ve onu görmekte, kalabalıktan dolayı sıkıntı çekmeyeceksiniz."
( Hadis-i Şerif , Buhari, Tevhid, bab: 24; Müslim, Mesacid, 211, Hadis no: 633)

Ebu Musa el-Eş'ari (r.a.) Resulullah (s.a.v.)in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

"İki cennet gümüştendir. Kapları ve içlerinde bulunan her şeyleriyle. İki cennet de altındandır. Kapları ve içlerinde bulunan her şeyleriyle. İnsanların, altın cennetlerinde Rabblerine bakmaları ile kendileri arasında, sadece Rablerinin yüzündeki azamet perdesi bulunacaktır."

( Hadis-i Şerif , Müslim, İmam, 297, Hadis no: 181)

---oOo---

Bir başka hususa gelince semanin katmanlarina yolculuk ederken dikkat edilcek bir husus şudurki,
Kabeye gidince dedik oradaki ilk safin SIKLIGI ikinci safin SIKLIGI,.... dördüncü safin SIKLIGI,.... gösteriyorki semanin son katmanina varinca orasi aynen demir elementinden daha sert bir maddeden oluşuyor olabilir, cünkü demirdeki elektronlar, bu kadar sik durup birde hizli döndüklerindendir, onun demir gibi olmasi dedik. öyle olunca kabeye gidip haccedenler bu tefekkürümüzü anlayacaklardir,ufku acik olan anlar, ancak ikinci husus şudur ki dikey olarak yükseldigimizde ise, dünyamiz bir tesbih danesi, güneşimiz bir başka tesbih danesi, yine mars öyle, jüpiter öyle , öylede olunca tesbihin üst danesinin tam altinda, ikinci tesbih danesinin başi başlar, onunda kicinin altindan, ikinci tesbih denesi devam eder, öyle olunca, bir adam ona yakişmayan ameller işler tutunca, adaminda mesala iki üc tane cocugu varsa denilirki " bre adam, götünden üc dene köy dökülmüş senin, daha bu ne angutluk denilir" yani kicindan köy dökülmek hikayesi, aynen bu tesbih denelerinin dizilimi gibidir, sen ananin ferc uzvundan inmedinmi yeryüzüne, daha önce nerdeydin?Babanda, babandan yine babanin ferc uzvundan inmedinmi, yani kicinin hemen yan komşsundan indin geldin, nerdeyse üstüne oturdugu kismindan indin geldin, öyle olunca kicindan dökülmüş olur senin sülbün, ve öyle olunca KICINDAN köy dökülmekde, senin cocugun oldu, onunda cocuklari, cogununda cocuklari derkeeen bir köy oldu. bizim köyde dehmenler vardir, yani almanyanin ayakkabi firmasi Deichmanlar,yani aynen almanlar gibi sari sacli mavi gözlüdür bu sülale, yani alman IRKI, ve nerededyse köyün yarsnini onlar kaplar, öyle olunca, o ilk dehmenin götüden bir köy dükülmüş olmazmi, has, has alman IRKI Deichmen IRKI, veya Deichmanlar sülalesi, bizim yine hanim tarafindan akrabalarimiz, yani ey almanlar, sizler bize hanim olmuşsunuz zaten, yani alaman gelin sizsiniz, yine niye Türk oldugunuzu inkar ediyorsunuz germenlar türkdür, Germiyan ogullari diye gecer, ve sizin babanizin kicindan dökülen köysünüz,köy degilse kasaba, kasaba degilse kent, kent degilse eyalet, eyalet degilse, işde alamanlar denilen devlet dökülmüş ilk başa bakinca, yine Türksünüz ve bir Türkün kicindan dökülenlersiniz, şimdi bu yaptiginiz edebsizlikde ne öyle " Türkleri begenmemek " sümüklü böcek kabugundan cikarda "hak tuuuu" dermiş, cikdigi kabugu begenmezmiş, siizde inip geldiginizi kicimi begenmiyorsunuz sari ahmaklar, hepimiz KARDAŞIZ, Türkünden alevisine alevisinden ermeni "Kim Kardashian" ina kadar hepimiz kardeşiz nedir bu düşmanlik hikayeleri ahmaklar sürüsü, habil ilede kabil kardeşdi, amma o ahmaga laf söz gecmedi de, kardeş katili oldu, sizde ayni kabil olmagaa mi calişiyorsunuz haaaaaa??????????????? yani işde semaya dogru dikey olarak olan ilerlemede tesbih üstünde tesbih vardir : anan, baban, babannen, deden, diye devam eder gider, işde tesbih üstünde tesbih, birinin kici birini başinin üstünde, veya birinin ayaklari birinin kafasinin üstünde, veyada insanin delik kismi nere? biri agzi biri kıçı, öyle olunca onlari tesbihe dizince ayaklari üstte olmaz, birnin kicinin altinda birinin kafasi var demek olur, delikden gecer cünkü tesbih ipi azizim, oralarda insanin iki delik kisimi, dikey delik kismi yani velhasil kelam.
Hepimiz kardeşiz "Kim Kardashian" iz amma nereye kadar, avustralya ya brezilyaya ilkbahar gelcek ilik rüzgar escekki, onun icin onlar bu sözümüzü alacklar tatbik edecekler, kuzey yarimküreye ise, sonbahar geldi, ve cetin ve sert rüzgarlar esecekki yapraklari sarsisp döksün, yani bizde sert sözlör sert rüzgarlar gecerli hala, o söz güney kutbundakilere gecerli, "sana söylüyon kizim, sen anla gelinim" yani, arif olan anlar sesli vaaz da yok bu kisim anlmayanlara aciklama yaptik sonradan, hepinizn ismini arif koymadik ki, hemen anlayiveresiniz degilmi.

Rabbim, benim ve askerimin gaybi bilgisini artirsin inşallah.

--oOo---



وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--


Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 5 Ekim 2016 Çarşamba

Original Kar © glan

Sünnet Nedir , Neden ve Nasil Sahibine Teslim Edilir? (Kar©glanin 26 Eylül 2016 Vaazi)

Sünnet Nedir , Neden ve Nasil Sahibine Teslim Edilir?

(Kar©glanin 26 Eylül 2016 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَلَن تَجِدَ لِسُنَّةِ اللَّهِ تَبْدِيلًا

ve len tecide li sunnetillâhi tebdîlâ.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Allahin sünnetini Kimse iptal edip degiştiremez. (Allahin koydugu kanun ve yasalari bozamaz, yerine yenisini getirmeye kimsenin gücü yetmez.)


Sadakallahul Aziym Fetih suresi 23. ayetten Pasaj

لاَ يُؤْمِنُونَ بِهِ وَقَدْ خَلَتْ سُنَّةُ الأَوَّلِينَ

Lâ yu’minûne bihî ve kad halet sunnetul evvelîn.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Onlar zaten devam edip gelen Sünnete de iman etmezler (Allahin yasalari olan kurallari olan sünnetullahinida kabul etmezler , insan iki gözlüdür, kelebek ucar, canavar parcalar, iki hidrojen bir oksijen su olur, gibi yer cekimi yasasi gibi yasalarida kabul etmezler, onada itiraz ederler "bunlarin bir ZIDDI olmali degilmiydi" derler sanki.)

(Sadakallahul Aziym HİCR-13 ayet)

---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Şüphesiz ki, Allah her yüzyılın başında bu ümmete dinî işlerini yenileyecek bir müceddid gönderecektir."

( Hadis-i Şerif , Ebu Davud, Melahim, 1)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Şüphesiz Allah Teâlâ her yüz sene başında bu ümmetin dinini tazeleyen (Bir Müctehid ) alim ve onu yetiştirici bir kadro bir cemaat gönderir."

( Hadis-i Şerif )


"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ وَلَا مُؤْمِنَةٍ إِذَا قَضَى اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَمْرًا أَن يَكُونَ لَهُمُ الْخِيَرَةُ مِنْ أَمْرِهِمْ وَمَن يَعْصِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَالًا مُّبِينًا

Ve mâ kâne li mu’minin ve lâ mu’minetin izâ kudiyallâhu ve resûluhu emran en yekûne lehumul hıyeratu min emrihim, ve men ya’sıllâhe ve resûlehu fe kad dalle dalâlen mubînâ.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Allah ve Resûlü bir iş hakkında hüküm verdikleri zaman, artik hiçbir mü’min erkek ve hiçbir mü’min kadın için, o konudaki işleri konusunda, tercih kullanma hakları kalmamiştir. Kim Allah’a ve Resûlüne bu konuda karşı gelirse, şüphesiz ki o apaçık bir şekilde sapmıştır.

Sadakallahul Aziym AHZAB Suresi 36. ayet


Yine Kuranda yaniltici bir ayet, ya kuran yanliş tasnif edildi, yahutta ben intenernette böyle görüyorum, bilen ve anlayan varsa dikkat etsin:

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

لْ أَطِيعُواْ اللّهَ وَالرَّسُولَ فإِن تَوَلَّوْاْ فَإِنَّ اللّهَ لاَ يُحِبُّ الْكَافِرِينَ


Kul etîûllâhe ver resûl(resûle), fe in tevellev fe innallâhe lâ yuhibbul kâfirîn.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

De ki: "Allah'a ve Resûl'e itaat ediniz." Bundan sonra eğer dönerlerse, o taktirde muhakkak ki Allah, kâfirleri sevmez.

Sadakallahul Aziym ALİ İMRAN Suresi 32. ayette


diye geciyor halbuki o "fein tevvellev" ayetinden sonra ise

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

فَإِن تَوَلَّوْاْ فَقُلْ حَسْبِيَ اللّهُ لا إِلَهَ إِلاَّ هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ

Fe in tevellev fe kul hasbiyallâh(hasbiyallâhu), lâ ilâhe illâ hûve, aleyhi tevekkeltu ve huve rabbul arşil azîm.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Bundan sonra eğer onlar dönerlerse, o zaman onlara şöyle de: “Bana, Allah yeter (kâfidir), O’ndan başka ilâh yoktur. Ben, Allah’a tevekkül ettim (güvendim). Ve O, azîm arşın Rabbidir.”

Sadakallahul Aziym TEVBE-129. ayet

gelmesi lazim, cünkü cümle öyle olunca tam denk oluyor, yoksa cümle manasiz oluyor iki suredede, ve nitekim tevbe suresindeki o ayeti bir öncesinden ele alirsak

قَدْ جَاءكُمْ رَسُولٌ مِّنْ أَنفُسِكُمْ عَزِيزٌ عَلَيْهِ مَا عَنِتُّمْ حَرِيصٌ عَلَيْكُم بِالْمُؤْمِنِينَ رَؤُوفٌ رَّحِيمٌ إِن تَوَلَّوْاْ فَقُلْ حَسْبِيَ اللّهُ لا إِلَهَ إِلاَّ هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ


Lekad câekum resûlun min enfusikum azîz(azîzun), aleyhi mâ anittum harîsun aleykum bil mu’minîne raûfun rahîm. Fe in tevellev fe kul hasbiyallâh(hasbiyallâhu), lâ ilâhe illâ hûve, aleyhi tevekkeltu ve huve rabbul arşil azîm.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Andolsun ki; size, sizin içinizden azîz bir Resûl geldi. Sizin üzüldüğünüz şey, O'na ağır gelir (O'nu üzer). Size çok düşkün, mü’minlere şefkatli ve merhametlidir. Bundan sonra eğer onlar dönerlerse, o zaman onlara şöyle de: “Bana, Allah yeter (kâfidir), O’ndan başka ilâh yoktur. Ben, Allah’a tevekkül ettim (güvendim). Ve O, azîm arşın Rabbidir.”

Sadakallahul Aziym TEVBE Suresi 128 . ve 129. ayet

nasil bir mana düşüklügü, Allah böyle manasi düşük bir ayetmi gönderir hic, ya tasnif bozuk, yada bu ayet yine illuminati kafir köpeklerince degiştirilmiş ve dogrusu bizim dedigimiz gibi olmasi lazim degilmi?

yine bu sefer egeer ALİ İMRAN Suresi 32. ayet teki gibi olsa, yine mana düşük

لْ أَطِيعُواْ اللّهَ وَالرَّسُولَ فإِن تَوَلَّوْاْ فَإِنَّ اللّهَ لاَ يُحِبُّ الْكَافِرِينَ

Kul etîûllâhe ver resûl(resûle), fe in tevellev fe innallâhe lâ yuhibbul kâfirîn.

De ki: “Allah’a ve Peygamber’e itaat edin.” Eğer yüz çevirirlerse şüphe yok ki Allah kâfirleri sevmez.

Sadakallahul Aziym ALİ İMRAN Suresi 32. ayet

nasil bir mana bozuklugu, bu senelerdir varsa, hicmi farkeden olmadi, yani ya tasnif yanliş, ya bu ayetleri birileri oynuyor, ve akillardan kitaplardan silen bir güc var.


bu ayet

قُلْ أَطِيعُواْ اللّهَ وَالرَّسُولَ فَإِن تَوَلَّوْاْ فَقُلْ حَسْبِيَ اللّهُ لا إِلَهَ إِلاَّ هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ

Kul etîûllâhe ver resûle, Fe in tevellev fe kul hasbiyallâh(hasbiyallâhu), lâ ilâhe illâ hûve, aleyhi tevekkeltu ve huve rabbul arşil azîm.


deyince mana tamam oluyor, bunu gören bilen bir benmi varim, nerde bu tefsirci mealci gecinen kara cahil a h m a k hocalar haaaa, uyuyormu "yöneticimiz uyuyormu" ????????

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Benden sonra nebi gelmeyecek, alimler gelecek, halifeler gelecek, onlara tabi olan bana tâbî olur, onlara asi olan bana asi olur."

(Sahih buhari 9.cilt 1409.hadis, Sahih buhari 11.cilt sayfa 181)

33/AHZAB-40: Mâ kâne muhammedun ebâ ehadin min ricâlikum, ve lâkin resûlallâhi ve hâtemen nebiyyin(nebiyyine), ve kânallâhu bi kulli şey’in alîmâ(alîmen). Muhammed (A.S), sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası olmamıştır (değildir). Fakat Allah'ın Resûl'ü ve Nebîlerin (Peygamberlerin) Hatemi'dir (Sonuncusu). Allah, herşeyi en iyi bilendir.

13/RA'D-7: Ve yekûlullezîne keferû lev lâ unzile aleyhi âyetun min rabbih(rabbihî), innemâ ente munzirun ve li kulli kavmin hâd(hâdin). Ve kâfirler derler ki: “O’nun üzerine Rabbinden bir mucize indirilmeli değil miydi?” Sen, sadece bir uyarıcısın ve bütün kavimler için hidayetçi vardır (zamanın her parçasında ve bütün kavimlerde).

"Her devirde beni temsilen 1 kişi var. Hz.isa (A.S.)'ı temsilen 3 kişi var. Hz.Musa (A.S.)'ı temsilen 7 kişi var. Hz.ibrahim (A.S.)'ı temsilen 40 kişi var."

Hadis-i Şerif

"Benim ümmetimin varisleri israiloğullarındaki nebiler gibidir." Hadis-i Şerif

"El ulamau verasetul enbiya, hukemau ulamau kedau en enbiyaye min fekhihim. Alimler, Resulullah'ın varisleridir, hikmet sahibi alimler, fıkıh açısından nebiler seviyesindedirler."Hadis-i Şerif

“4291...Rasulullah (SAV)'in şöyle buyurduğunu rivayet etti dedi. Allah (c.c) bu ümmete her yüz yıl başında dinini yenileyecek birisini (bir müceddid) gönderecektir."

(Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınevi: 14/412. Melahim hadis no: 4291)

"Yeryüzü Halilürrahman (AS) gibi (kullara acıyan) kırk (abdal) kişiden katiyen hali kalmaz. Onların sayesinde size yağmur verilir. Onların sayesinde (dünyevi ve uhrevi) zafere kavuşturulursunuz. Onlardan (yani O hak dostlarından) biri vefat eder etmez derhal Allah (cc) yerine başka birini tayin eder."

(Ramuzel Hadis 4384 Nolu Had. Şer.)

"Kim Bana itaat ederse muhakkak ki Allah'a itaat etmiş olur. Kim Bana isyan ederse, Allah'a isyan etmiş olur. Her kim İmam'a (Kamil Mürşide veya Devrin İmam'ına) itaat ederse, muhakkak ki Bana itaat etmiş olur. Her kim İmam'a isyan ederse, muhakkak ki Bana isyan etmiş olur."

(İbni Mace 8/2589)

"Size Allah'a karşı takvayı, başınıza siyah bir köle bile gelse emrini dinleyip ona itaat etmenizi tavsiye ederim. İçinizden yaşayacak olanlar cok ihtilaflar göreceklerdir. Benim sünnetime ve MÜRŞİD HALİFE MEHDİLERİN sünnetlerinin yolundan ayrılmayınız. Bu yola sımsıkı sarılınız, sonradan ortaya çıkanlardan kaçınız, çünkü her bid'at dalalettir."

(Ebu Davud ve Tirmizi)

"Muhakkak Hak Teala (cc) Hz.leri bu ümmete bais eder gönderir. Her yüzyılda (asırda) bir kimse din işlerini yeniler, tazeler, ba'seder. Sizden bir taife halkı Hakk'a (cc) davetle meşgul olurlar. Bunlar ehli haktır. Bu kimseler din işlerini yeniler, tazeler. Bu Allah’ın dostları, Allahu Teala’yı kullarına sevdirirler."

(Sahih-i Buhari; Müslim, Sünen-i Ebu Davud, 5/100) (Yeb’asü lihazihil ümmeti Alâ ra’si külli mieti senetin men yüceddidü leha diyneha")


Eger Deccaliyet kuruldu, ve dünyayi fesada ve fitneye ugratiyorsa, onun karşisinda duran kimse ve grubada "mehdi cemaati" "Dogrular Cemaati" demek olur, ve eger alimler peygamberlerin varisleriyse, o halde yusuf suresinde gecen

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

رَبِّ قَدْ آتَيْتَنِي مِنَ الْمُلْكِ وَعَلَّمْتَنِي مِن تَأْوِيلِ الأَحَادِيثِ فَاطِرَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ أَنتَ وَلِيِّي فِي الدُّنُيَا وَالآخِرَةِ تَوَفَّنِي مُسْلِمًا وَأَلْحِقْنِي بِالصَّالِحِينَ

Rabbi kad âteytenî minel mulki ve allemtenî min te’vîlil ehâdîs, fâtıras semâvâti vel ardı ente veliyyî fîd dunyâ vel âhırati, teveffenî muslimen ve elhıknî bis sâlihîn.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

“Rabbim bana mülk verdin. Ve olayların tevîlini (yorumunu) bana öğrettin. Semaları ve yeryüzünü yaratan, Sen benim dünyada ve ahirette velîmsin (dostumsun). Bana görevimi müslüman olarak tamam ettir, ve beni salihler arasına kat.”

Sadakallahul Aziym YUSUF-101 ayet

zikrimizin "111_1". bab ina da bu zikiri dahil ediyoruz artik, ve 3 defa tekrar edilcek.

ve orda gecen "rabbim bana olaylarin tevilini yani yorumunu ögrettin" ayeti bizim üstümüzde de şükür ki tecelli ediyor, öyleyse bizde Hz Yusufun olaylarin tevilini anlama mirasini devralanlardaniz, o yüzden, hem buna şükür olarak, bu ayeti her gün 3 defa tekrar edecgiz ki, hemde askerlerimizde de bu hikmet tecelli etsin, ve olaylari hak gözüyle görsünler, yorup tevil etsinler inşallah.

_---___

O halde Fetih suresi 23. ayette gectigi üzre SÜNNET DEMEK: Tebdil edilemeyen, yani iptal edilemeyen yasalar, Allah kanunlari demekmiş, ki bunlar kurandan bir ayette olur, yahut kainattaki kevni ayetler de olur, hepside Allahin yasalaridir, ve onlar ile bu kainat rayinda yüzmekdedir, onlari bozmak, düzeni bozmak olur, ve atomu parcalayan parcaladi amma, neden parcaladi, inkar icin parcaladi, itaat icin degil, yani bütünü bozan, kafir güruhu, niye, yine Allahin yasasina, Allahin yasasinin tersi olcak birşey ile, savaşmak, ona karşi savaşmak icin, bu büyük a h mak lik dir,
işde Allah Dualite koymuşki, yani aci tatli, kara ak, yani onun (ka fir in) inkarindanda hakka giden bir yol var.

yukardaki ayette gecen "fe innallâhe lâ yuhibbul kâfirîn." "Allah kafirleri sevmez" ayeti nasil bir tezattirki bu, insan sevmedigi birini hic evine misafir edermi, zorla girmeye kalksa bile kovar degilmi, öyleyse bu kafirleri besleyip büyütüp, onlara rizik veren, ve birde cocuk verip üremelerini de saglayan Allah, nasil oluyorda onlari sevmiyor oluyor, ben sevmedigimi yanima yöreme sokmam kardeşim, o halde Allah, bunca kafiri niye mülkünde barindiriyor o zaman, burda bir nüans farki var kardeşim, sevmiyorda madem niye haala yaratip duruyor o zaman, bunca kafiri babammi yaratti kardeşim, yani yine ya ayetin tasnifinde yada diziliminde bir hata gözüküyor , sevmeyen yanina yöresine sokmaz, onlara bir cift göz degil, bir igne bilenem vermez, amma veriyorsa haala onlari yaratiyorsa, bir hikmet var bunda demek yokmu, insanca düşününce "kendine isyan etcek olani, niye yaaratir acaba" demek yokmu!

işde insan bir şeye bir olaya hak te`vili ile bakinca, onu dogru yorumlarsa, yani onu fitratina uygun şkilde kullanip ona uygun davarnirsa, Allahin sünnetine uymuş olur, peygamberin sünneti ise, aynen Hz. Yusufun olaylari yorumlamayi bilmesi hikmeti gibi, muhammed de ayni hikmetle donatildi, ve öyle olunca, onun olaylari dogru yorumlamasina biz, sünnet diyoruz, ve Allah buyurdu:

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِنْ هُوَ إِلَّا وَحْيٌ يُوحَى

İn huve illâ vahyun yûhâ.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

(O’nun söyledikleri), sadece O’na vahyolunan vahiydir.

Sadakallahul Aziym NECM Suresi 4. ayet

مَّنْ يُطِعِ الرَّسُولَ فَقَدْ أَطَاعَ اللّهَ وَمَن تَوَلَّى فَمَا أَرْسَلْنَاكَ عَلَيْهِمْ حَفِيظًا

Men yutiır resûle fe kad atâallâh(atâallâhe), ve men tevellâ fe mâ erselnâke aleyhim hafîzâ.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Kim Resûl'e itaat ederse, böylece andolsun ki Allah'a itaat etmiş olur. Ve kim yüz çevirirse, o taktirde Biz seni, onların üzerine buna zorlayici muhafız olarak göndermedik.


Sadakallahul Aziym NİSA Suresi 80. ayet

(Peygamberin verdiğini alın, yasak ettiğinden sakının!) [Haşr 7]

yani o ki Muhammed kainata bakinca, Hakkin yasalarini yerli yerince görünce, bizlerede tavsiye olarak, o kainatta okuduklarini, yani hangi durumda nasil davranirsak, sünnetullaha, yahutta fitrata veya arapca olarak " ma huliga leh " Yani o şeyin yaratiliş hikmetine uygun davranmiş oluruz, onu tavsiye etmiş oldu, ve onlarda boş şeyler degil diye, bizat cenabi mevlaca kuranda onaylaniyor, o vahiysiz boş konuşmaz denilerek yani.

ve öyle olunca ve sünneti kullanmada edeb, onu yerinden etmeden kullanmak edepdendir, nasil yani denince, önce sünneti şu örnekle tarif edelim
Elektrikci olan birisi, elektrik ögrenince, artik onu elektrik carpmaz diye bir kural yok, amma o elektrikci eger elektrik yasalarini bilirse, ve onlara uygun hareket ederse, elbete elektrik onu carpmaz, cünkü onun fitratina uygun davrandigindan, yoksa elektrik gecen ciplak kabloyu alinca eline, onu da carpar, amma elektrikci bilirki o nu izole edilmiş bir aletle, elleyip dokununca onu carpmaz, bunu bildigi ve ve böyle ve benzerei kurallarina uygun davrandigi müddetce onu elektrik carpmaz, ne zaman bunlari unuttu, yada yanildi, o zaman o nuda carpar. yani işde sünnet te böyledir, Allahin koydugu yasalara harfiyyen uymak gibidir, cünkü herhengi bir yasayi cignemek, aynen ciplak kabloya dokunmak gibidir.

öyle olunca ashabi kiram muhammedden gördüklerini duyduklarini ve tasdik ettiklerini, hep muhammed şöyle derken duydum, şöyle yaparken gördüm, gibi anlatmişlar, bu ne demekdir, işde senelerdir sanatcilarin elde etmeye calişdiklari telif hakki yasasi gibi yani, ve bunu ben buldum degil, bu muhammedin sözü, bu muhammedin ameli diye anlatmak, onu yerinden etmemek olur, onu onun elinden almamakdir, amma hani bir şarki falancinindir, onu ondan izin alip okumak gibi, amma okudukdan sonra, yine yerine iade etmek lazimdir, benlige gecirilmez, cünkü o ilk hak sahibinin eseridir, Hak Tealanin yasasi sünnetullahidir, o dahi Allahdan vahiy ile almişdir, öyle olunca, yercekimi yasasini bulan, onun ziddi olaninida bulmaya calişan kafir gibi, ben buldum amma, ben bu yasaya uymak zorunda degilim gibi bir lüksü yok, ne diyor ayette "Allah ve Rasulü, bir konuda karar kilinca, halkin onda secme reyi kalkar artik, ona uymak mecbur olur." diyor, öyle olunca , işde bizimde sizlere ögretiklerimiz, bizim kainattan okuyabildiklerimizdir, mizan terazisi herzaman kurulu, mizana vur, yani kainat düzenine vur, tart bak, uyuyursa kainat yasalarina al, test et uyuyorsa al, uymuyorsa alma kardeşim.
düşününki bir kac elektrikciden oluşan bir grubu, bir inşaata yollayacak bir elekrik şirketi, onlara kullancaklari alet erdevatida verir, mesela bazi ölcüm aletlerinden sadece bir tane vardir, mesala tornavida pense her ne kadar her elektrikcinin kendine ait olsada, bir ossiloskop veya FI schlater test cihazindan mesala bir tanedir, veye diger ölcüm aletleri veya diger alet erdevattan mesala darbeli maktap hilti gibi dende bir tane olabilir, ve onlardan (Elekrik işcilerinden) hangisine lazimsa o alir arabadan, kullanir, sonra geri yerine koyarki, diger elektrikciye lazim olunca, o da yerinde bulsun, ve alsin işini yapsin degilmi, işde sünnetlerde böyledir, geri iade etmek lazimdir, ögrendin denedin ve tatbik ediyorsun, artik onu sahibine iade edersin,peki nasil iade edersin, sende birinemi anlatcan, mesala biz ögrettiysek dersinki Raşit hocadan duydumki, şöyle şöyleymiş, test ettim, evet öyle, diye anlatir ögretirsin, amma benlige gecirirsen, o zaman ben, bana lazim olunca, veya bir başka mümine vermem gerekince, o alet veya sünnet , erzak deposunda yoksa geri gelmediyse ,arada bul artik, ve işde unutulan sünnetler, hep böyle yerine koyulmadigindan, ya diyorlar senedi zayif, yada hasen degil, yani halbuki, alan onu yerine koyarken, dogru koysaydi onlarin senedinin hasen oldugu ortaya cikacakdi, ancak işde her sünnet bir yasaya dayanir, ve bir ayetlede teyid oluyordur, öyle olunca, mizana vurunca, onun dogru veya yanliş oluşu ortaya cikar, ve böylece işde, Zikri Raşidi Evradimizin 111_2. Bab ina ekledigimiz zikiri bu yüzdendir. Yani Rabbimizin sizlerede bizlerede, de Hz. Yusufa verdigi, olaylari anlama ve tevil etme hikmetinden, bizede vermesi icin lazim olan zikirimizdir, yani onun frekansini yakalayan her kimsede, ayni hikmet aciga cikar yani,
Bu sebeble bu zrikirmize de devam ediniz.

son bir nükte ile vaazi hitama erdirelim
Bazi ah mak lar riyazet yapip yemeden icmeden kesiliyor, güya riyazet ile melekleri cinleri görcek, haber alcak onlardan, halbuki halusinasyon görcekler, başka degil, amma işde riyazet edip oruc tutuyor,
yemeyip icmeyince aylarca, Sen melek olmuyon, yada Allah olmuyon, be yin siz ahmak, Allalh yemez icmez diye yemeyip icmeyip, sonrada Allahlik tasliyacak ah mak, yemez icmez sicmaz diye tuvaletede gitmez oluyorlar.
Lan dan gil senin yaptigini daglar taşlarda yapiyor, yemiyor icmiyor, ve de sicmiyor, ahmak daglar taşlar yemeyince Allahmi oldu gaari, ah mak. eger böyle yememeye icmemeye sicmamaya devam edersen, yeni versionun senin, dünyaya taş olurda gelirsin, bir daha ne yer, ne icer, taş olursun taş ah mak, gelir bir ah makda seninle taharet eder belkide, istinca taşi olarak kullanir seni, cokda mataf bir durum degil yani, yada başina cekicle tokmakla murcla civi ile vurup yararlar, parca pincik ederler, kaldirim taşi olursunda, sokak köpekleri tiydiri üstüne, yada kara taş kömür olursun da sobada yakarlar seni, merakliysan bunlara, yeme icme sicma.
Halbuki Allah insanin FITRATINA, yani insani yiyen icen ve birde tuvalet yapan varlik olarak halketmiş, dedikya fitratina uygun davranmayan, o nu da bozar, mizanida bozar, düzenide bozar, düzeni bozan elekritikciyi, nasil elekrik carpar, belkide öldürüse bile, aynen bu yemeyip icmeyip de düzeni bozan, saidi nursinin arkadaşi gibi, yemez icmez isen, geberi gidersin, kimden aldi o akli, saidden, ahmakla ahmmak arkadaş olur zaten, hocasi kimde talebesi kim olcak birisi feto ahmagi birdigeride de typ ahmagi işde.

Rabbim, askerlerime, sünnetullaha uymayi nasip etsin, aldiklari sünneti benlige gecirmeyip, aynen "Grundig" bir televizyonun üstündeki "Grundig" yazisini sökmek gibi olan, ögrendigi bir hikmeti, kendi bulmuş gibi davranmayip, aldigi yeride yad ederse, gelen bir başkasida o hikmete erer, yoksa o hikmet arada kaybolur gider, Rabbim, aldiklarinizi geri koymayida nasip etsin.

--oOo---



وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--


Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 26 Eylül 2016 Pazartesi

Original Kar © glan

Mevsim Gecişi Sonbahara Giriş ve Yavaş Yavaş Ziya ve Alfa Hareketinin Terkedilmesi (Kar©glanin 21 Eylül 2016 Vaazi)

Mevsim Gecişi Sonbahara Giriş ve Yavaş Yavaş Ziya ve Alfa Hareketinin Terkedilmesi

(Kar©glanin 21 Eylül 2016 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم


وَسَخَّرَ لَكُم مَّا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ جَمِيعًا مِّنْهُ إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَاتٍ لَّقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ


Ve sahhara lekum mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ardı cemîan minhu, inne fî zâlike le âyâtin li kavmin yetefekkerûn.

Meali :
Ve göklerde ve yerde olanların hepsini kendinden (bir lütuf olarak) size musahhar (emre amade) kıldı. Muhakkak ki bunda, tefekkür eden bir kavim için mutlaka âyetler (ibretler) vardır.

CASİYE Suresi 13. ayet

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَإِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلاَئِكَةِ إِنِّي جَاعِلٌ فِي الأَرْضِ خَلِيفَةً قَالُواْ أَتَجْعَلُ فِيهَا مَن يُفْسِدُ فِيهَا وَيَسْفِكُ الدِّمَاء وَنَحْنُ نُسَبِّحُ بِحَمْدِكَ وَنُقَدِّسُ لَكَ قَالَ إِنِّي أَعْلَمُ مَا لاَ تَعْلَمُونَ

Ve iz kâle rabbuke lil melâiketi innî câilun fîl ardı halîfeten, kâlû e tec’alu fîhâ men yufsidu fîhâ ve yesfikud dimâe, ve nahnu nusebbihu bi hamdike ve nukaddisu lek(leke), kâle innî a’lemu mâ lâ tâ’lemûn.

Meali : Ve Rabbin meleklere: “Muhakkak ki Ben yeryüzünde bir halife kılacağım.” demişti. (Melekler de): “Orada fesat çıkaracak ve kan dökecek birisini mi yaratacaksın? Biz Seni, hamd ile tesbih ve seni takdis ediyoruz.” dediler. (Rabbin de): “Muhakkak ki ben, sizin bilmediklerinizi bilirim.” buyurdu.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَلَئِن سَأَلْتَهُم مَّنْ خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ وَسَخَّرَ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَ لَيَقُولُنَّ اللَّهُ فَأَنَّى يُؤْفَكُونَ

Ve le in seeltehum men halakas semâvâti vel arda ve sehharaş şemse vel kamere le yekûlunnallâhu, fe ennâ yu’fekûn.

Ve muhakkak ki "Gökleri ve yerleri kim yarattı, Güneş ve Ay’ı kim (size) musahhar (emre amade) kıldı?" diye sorarsam mutlaka, "Allah" derler. O halde o misyonun, size yükledigimin kiymetini bilip, ona sahip cikin, yüklenin onu artik ,yani kainati yönetin artik.

ANKEBUT Suresi 61. ayet


"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

iman Nurdur ki yani işik kaynagidir ki, Akil Kalp ve ruh onun ile görüp aydinlanir, ziya ve güneşimizin işigi ise, gözümüzün görmesi icin olan işik kaynagidir.
öyle olunca temsili misal ile küfür ve imani ayciklayalalim.
DENEY: Gece bir vakit, lambayi yakalim ve karşimiza bir yere bir adet su dolu bardak koyalim, işde ziya ve işik gözümüzümn o bardagi görmesi ve itminaan olmuş olarak orda bardagin ve suyun oldgunu önce ilmen, sonra bardaga ve suya bakarak aynel yakin, sonrada bardakdaki sudan birazcik icerek hakkal yakin bilince, ve sonra ordaki bir arkadaşimiz veya eşimiz dostumuz, lambayi bir müddet kapasin ve söndürsün ve tekrar acsin. lambayi kapatinca ordaki bardak ve su yok oluyormu soralim. lambanin kapanmasi, karanlik olmasi onun var olmasina helal getirmez degilmi. ve böylece ziya ve nur gözümüz icin lazim olan amma, eger biz o sudan bir miktar icdiysek, ve bardaga dokunduysak, artik kim bize karanlik olunca, orada bardak yok diye inandirabiblir degilmi. ve iman işde hakkalyakin,o bardagin orda olduguna, tam huzuru kalp ile inanmiş olmamizdir. ve inkar ise küfür ve şirk ise, lamba sönüp karanlik olunca, orda bardak yok denmesi gibidir, halbuki orada bardak yok demek ile, ordaki bardak yok olmaz, ve lamba söndü, iki dakika sonra lambayi tekrar yaksak, bardak orda hazir ve nazirdir degilmi, öyle olunca kafirin, Allahi inkar etmesi, onu aynel yakin görememesinden ve hakkal yakin bilmemesinden, birde aklinin onu görebilmesi icin, imaninin olmasi lazim, ve imaninin olmamasindandir, yoksa imani olsa, orda, bardagin karanlik olunca kaybolmayacagini bilir, yani tevhid bu dur ki lambayi söndürmek olan kismi " LA ilahe" orda hicbirşey yok, yani karanlik görmüyoz, sonra lambayi yakinca, evet var ve orda demek gibi olan kismi ile "illallah" ve bu yüzden, inkar ve küfür, ya gözün görmemesinden kaynaklidir, yada aklin görmemesinden kaynaklidir, ikisi ayri kulvarlardir.

ve vaaz sohbetlerimizin birinde dedikki :

Ey insanlik görmezmisiniz
Güneşin feri yok, bu sene nerdeyse bizde yaz bile olmadi .
yani güneş işigina arapca Dziya
ضي

denilir.yani Ziya sizin anlaycaginiz ziyanin yani glow un yani
güneş işiklarinin yansimasi azalmiş yeni vaazimizin konusu alfa beta
gama işimasi yani radyoaktivite, kisacasi güneşimizin ziyasi tükenmiş
malesef son ziyalar bitmek üzere yani ey insanlik kimse ikizler burcu
cocuk yapmak istemiyor galiba cünkü ikizlerin kadini doyumsuz olabilir
dedik diye kimse ikizler cocugu yapmaya yanaşmiyor ve böylce güneşimizin
hic erkek ziya bebeleri, dişi ziya olmaz fakat ve ikizler burcu
kalmamiş, ve kadin ikizler ve erkek ikizler cocugu kalmamişki
güneşimizin ziyasi bitmek üzere, olanlarda göcer ise ziya kalmaz . aaa
ben size ne diyen a lafi kicindan anlayan ahmaklar, Allah 12 ay koymuş
12 burc varsa 12 burcunda eşit şekilde dagilmasi lazimki bu güneş
sistemimizde her şey rayinda yüzsün, birisi biraz azalsa da fazla olsada
denge bozlur. mesala neptun bebeleri azalsa nuh bebeleri azalir ve su
ve rahmet kesilmeye başlar,neptün bebelri cogalirsa bu sefeerde
taskinlar olur seller olur,jüpiter azalsa keciler azalir yakub bebeleri
azalir yine olmaz. herkes tohumu atarken öyle ayarlama tohum atmaasin,
lütfen kadere kirkbeş deyip atsin tohumunu, ve özellikle ikizler bebesi
yapin yani. ikizler babasi olcaklar şimdi tohum atcak olanlar, şimdi
dikilen tohumlar mayisda haziranda filiz vercek, haydi gec kalmayin ziya
isimli cocuklar , tohum atin lütfen, yoksa bu güneş yemin olsun sönerde
karanlikda kaliriz.

hemde Ziyayi hapse atmişlar, yani ziya hapisdeki böyle feri yok,
doguyar amma isitmiyor. hanim bu yazdan beri camaşir serdiginde diyorki
güneşin feri yok kurutmuyor diyor, yani bir nakşi büyügü demişki bizim
sizlere verdigimiz feyizi eger muhafaza edebilseniz bu size kiyamete
kadar yeter demişler yani feyz veya füyüzat veya ziya alfa Işıması yani
güneşimizden bizlere gelir ve Muhammed yazili kuran ise ve kuran
kainatin yazilimi ise Muhammed kainat ve güneşimiz iki cihanin güneşi
muhammed mustafa, ve bizler güneş bebeleriyiz yani muhammedin
parcalariyiz. ve güneş sistemimizin icindeki her bir özellik o sistemin
işlevi icin gerekli ve her cibilliyat bir peygamber grubunu temsil eder
demişdik dah önce, ve keciler oglak buralari şuayb ve yakup cocuklari
dedik, ve onlarin azalmasi yani jüpiter burcunda doganlarin azalmasi o
cibilliyati taşiyan sebze, meyva, hayvan, insan ne varsa azaldi
demekdir. ve cimento yoksa harc nasil olmazsa, yahut cimentosu az bir
harc ile yapilan duvar, nasil saglam olmaz ise hepsinin dengeli olmasi
lazimdir. ve amma herşeyin fazlasida zarar azida zarar. lütfen insanlar
aralarinizda konuşun kaynaşin, ve ikizler bebesi yapin. muhammed ikizler
burcudur yani MuhaMMed de üc tane mim vardir yani M harfi latince ikizi
temsilm eder ve yine MeryeM de iki tne M var yani onda ikizler burcu
vardir yani Yine HAVVA da iki tane V veya Hawa yazarsak oda teers ikiz
demekdir. ve ziya güneşimizin parcacigidir yani partiküllerirdir. yani
foton enerjisi.Radyoaktivite

α (Alfa) ışıması: İki
Nötron ve iki protondan meydana gelen, +2 yüklü bir Helyum çekirdeği
yaymaktır. Bu ışıma sonucunda, proton ve nötron sayıları 2'şer birim
azalır. Bu tanecikler +2 yüklü oldukları için elektromanyetik çekime de
yakalanırlar. Bu ışımaların durdurulması çok kolaydır. Örneğin bir
kâğıt yaprak bile yeterli olur.

Peygamberimizin ziyasini devam ettirmesi icin güneşimizin alfa işimasi yapmasi gerekir.
ve alfa simgesi budur α
ve bizler muhamedin eeli beyti olarak yani güneşimizin cocuklari olarak
alfa işimasi yapmamiz lazim demekdir bu. ve alfa işimasi demek her
yaptigi işinde alfa hareketi yapmakdir. bunun birkac örnegini
gösteriyorum resimlerimde,



Bu bir alfa oturuşu yani mehdi oturuşu

eger ayak ayak üstüne atarsanz, bu alfa oturuşu demek olmaz yalnişdir o oturuş.

yani fircanizi tutarken serce parmagin arasindan gecirmek ile
yine alfa yansimasi yaparsiniz, yine misvak öyle, bu peygamberin sünneti
ile sabittir, onun yani Muhammed Mustafanin misvak tutuş sistemi bu
şekildedir.yani muhammed hep alfa yansimasi yapmişdir.





demişdık ve böylece sizlere ilk defa kainatın ve güneşin ziyasını bile bizler tarafından yönetilbilcegini bizzat hakkal yakin ögrettik, ve binlerce insan bu oturuşu ve duruşu cok benimsedi, hatta tiryakisi oldu da, artık vazegecemez oldular, ve böylece bu sene sıcak bır yaz gecirdik ziyası bol bol bir yaz gecdi ve artık sonbahara geldik ve ve birkac gün önce kendi aileme ve cocuklarıma tenbihledimki artık sonbahar geldi ve yaprakların sararması ve soguklarin gelmesi icin buziyanin azalmasi şart, o yüzden artık ziya hereketi olan alfa oturuşu ve dıger alfa herketlerini terkedın dedim yanıi mehdi oturuşunu şimdilik terkedin dedim ve islamda terki terke diye birşey vardır,

Tasavvufdaki Terki Terk Nedir?

Gecen senelerde yazdik ki güneşimizin ziyasi azalmiş, güneşimiz iki
cihanin güneşi Muhammed Mustafa, güneşimizin ziya yaymasi icin alfa
hareketi yapardi, ve onun sünnetiydi diye anlattik. ve ikizler bebesi
dünyada azalmiş, eger böyle olursa güneşimiz söner gider, ve bu yüzden
ikizler bebesi yapin, ve ikizler bebesi icinde, her amelinizde
fiilinizde sözünüzde alfa dalgasi yayin dedik, ve sizlere alfa oturuşu
ve alfa hareketerinden örnekler vermişdik. ve sizleer ne güzel mehdi
askerlerisinizki alfa oturuşu ve herketleri o kadar yayildiki,
elhamdülillah bu sene kadar ziyasi kuvvetli ve sicak bir yaz olmadi ,
hepinize aferin, sizler ne güzel mehdi askerlerisiniz böyle, tamam artik
terki terk etme zamanidir, ve her evden en az bir şahis, artik alfa
hareketi ve oturuşu yapmayi terkediversin, yapmak sünnet ve sevap oldugu
kadar, teketmek de evla ve sünnet ve gerektiginde mucib olandir. artik
bu kadar sicak ve ziya herhalde yeterlidir artik, biraz biraz terkedelim
amma yine garerince kalcak kadar terkedin, tamamen terketmeyin. ve
artik sicaklar biraz biraz bizi terketsin serinlesin ortalik.

Tasavvufdaki Terki Terk Etmek Nedir : Terketmek
mesala Peygamberin abdestli gezme sünnetini aldin tuttun, ve artik o
hale geldinki, abdestsiz adim atmaz oldun, ve sonunda öyle bir noktaya
gelirsin ki, artik o terkettigin abdestsizce gezme olayina tekrar
dönmene, ve abdestsizce gezivermen, senin tekrar abdestli olmayi
terkedivermendir. önce abdestsizligi terketmişdik ve birinci terki
teketmişdik ikinci terk ise o terkettigin şeyi terkedivermendir.
sebebine gelince mesala mevsimler ilkbahar ile başlar ve ilkbaharda
bütün renkler yerini, hayat ve Hay ve diri olan Allahin sifati ile, yeni
bir can bulmak, ve haşrolmak toplanip bir bedene yol almak olan, yeşile
birakir. ve başka renkler terkedilir ve onlarin yerine yeşil tercih
edilir ve ilkbahar olur. sonra ilkbahar biterken bizlerin, yeşil bugday
yerine, sari ermiş bugday icin, yine yeşil erik yerine, ermiş erik, yine
ham karpuz yerine, ermiş karpuz icin, kirmizi sari ve turuncu rengi
tercih etmemiz lazimdirki, yaz olsun ve yaz mevsiminin rengi kirmizi ve
beyaz ve ateş sarisi ve saridir aydinlikdir yani bütün renkleri bariz
eden aydinlik tercih edilir. ve yaz bitince bu sefer, daha cok sari ve
sararma solma ve ölme, ve kahvrengi tonlari yani, camur rengi tercih
edilir, yani ölüp topraga karişma, hadisesi oldugundan toprak rengi,
yani camur rengi revacdadir, ve diger renkler rengini ölümün rengi
toprak rengine birakir kahverengi ve tonlarina, sonra sonbaharda
bitince, kış gelmesi icin, karanlik ve zulümet rengi siyah ve gri tonlar
tecih edilip, bütün renkler renklerini gece rengine birakir kendini, ve
sonbahardan kışa gidecek olanin tercihi, zulum ve karanlik olmalidir,
bunun bir nevi aciklamasini daha önceki sohbetlerde yapmişdik, mesala
kisa bir hatirlatma: dünyada kötüler yok edilip bitirilmez ve winter kış
icin gecenin koyu oldugu zaman, ve burclari winter kış burcu olanlara
zamani birakmak icin, işde karanlik ve gece yani kötülük bir nevi galip
gelmeye başlar, yaz demek ise iyiler, iman ve müminlerin galip olmasi
demekdir demişdik. ve yunus efendimiz vahdeti vücut seviyesine cikinca o
terkettigi bütün reklerden gecip zulumeti secmek zorunda birakilmiş, ve
hani insan dertlere ve cilelere, kötülerin cilesine ve zararina maruz
kalinca, bende bundan sonra zalim olcan anasina satan,
"bu dünyada deveye dikken insana tiken geciyor" deyip

artik iyi olamanin fayda etmedigini görünce yazdan kişa gecildigini
görünce, bunlardan kurtulmak icin bir an sitem edip bende kötü olmk
istiyon denir ya, işde o sitem hali ile yunus efendimiz vaadinden avdet
edip, sözünden cayip "artik bende zulümeti secdim, bende kötü olcan" demiş.
amma yunus baligi zalim olamazki ne kadar sevecen bir balik, ne kadar
dost canlisi bir balik degilmi, ondan kim kötülük beklerki, yunusa kötü
ol deseler ancak belki sadece birazcik ciddi durabilir, yine gülümser
yine sevecendir, o kötü olamazkine, amma demiş Hz Yunus efendimiz
ninovalilara sitem edip bende zalim olcan deveye diken ... demiş yani.
yani ona terki terketmesi ögretilmiş bütün mesela sadece bu. yani sadece
iyiler iyi degildir bazende kötülük iyidir, yani gece hic olmasa hep
gündüz olsa, ne zaman yatip dinlencez, hep yaz olsa suyumuz nerden
gelcek, suyumuzun akip geldigi daglara kar nasil yagcak degilmi, bu
dünyanin carki nasil döncek degilmi yani. iyilerinde hayatinda bazen
kötü olabilmesini ögrenmesi lazim, dünya cok cetin. ve yine kötülerinde
hayatta iyilik nasil bir tatdir nasil bir zevkdir, iyilik yaptirilarak,
aynen hz süleymanin şeytanlari dalgic yapip, caliştirarak bir işe
yaramasini ögretmesi, bunun icin olup, kötülerede iyilik lokmasi
yedirmekdir yani, iyilligin nasil güzel bir lokma oldugunu onlara da
tatdirmakdir.

VE ARTIK ZiYAYI TERKEDiP YAVAŞ YAVAŞ KÖTÜ VE KARANLIK OLMA ZAMANI

ve bu vakitler dedik önce sünnetler kacmaya başlar amma bu sünnet namazdaki sünnet ammda yapatig iz başka bir sünnet, sonra bir vakit farz kacar, sonra iki vakit, derken birde bakmişsin birkac günlük farz namaz kacmiş, ve taaaki bu eksi -31 olunca, yani 31 tane namaz kacinca, sonbahar girdi demekdir, amma kacdi diye öyle birakamayip, ardina kaza etmek lazimdir.

ve böylce size yerden semayi yönetme yöntemlerinden birini dah ögrettik, yine sonbaharda gündüzlerin kisalmasi ve gecelerin uzamasi lazim ve bunun icin yine kainati semayi yönetip
bunu yapmak lazimdir dedik ve ögrettikki bu nasil yapilir:

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم



وَأَقِمِ الصَّلاَةَ طَرَفَيِ النَّهَارِ وَزُلَفًا مِّنَ اللَّيْلِ إِنَّ الْحَسَنَاتِ يُذْهِبْنَ السَّيِّئَاتِ ذَلِكَ ذِكْرَى لِلذَّاكِرِينَ

Ve ekımis salâte tarafeyin nehâri ve zulefen minel leyli, innel hasenâti yuzhibnes seyyiât, zâlike zikre liz zâkirîn.

Meali:

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın vakitlerinde namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Bu da Zikri bilen, ve bazi Zikir edenlerin, başka bir türlü zikiridir.

Sadakallahul Aziym HUD Suresi 114. ayet
Karanlik ve geceyi ileri kaktirmak, ve gecelerin uzamasini saglamak veya gündüz veya aydinligi ileri kakdirmak, ve gündüzlerin uzamasini saglamak, hakkindaki bizzat yaşanmiş bir hadis ve hadisemiz icin yapilan bir zikir ve ilim, ve erbabina münhasirdir sadece, bu hediyem.
ve bunun icin sadece tarikimiza mensup olanlardan bu dereceya cikmiş sofilerim, günler dönünce yani 21 hazirandan sonra, iki güne bir, veya haftada bir, onlara ilham ile bildirilince, günlerden sonbahar ve gecelerin uzamasi icin, sabah namazlarini en son vaktinden kilmaya başlarki, işde sabah namazi ile, karanligi itip güne dayar, ve güneşin dogdugu vakit olan işrak vaktini ittirip kakdirmiş olur, yani sadece bizim tarikimiza münhasiran, ve belli vakitlerde uygulanmasi gereken bir kuraldir. yani ne diyor ayette tarafeyn diyor, yani iki sinirda da diyor, yani sinir ne, sabah namazinin son vakti gecenin siniri, ve eger gecenin sinirini biraz acarsak daha ileri gitmiş olmazmi, yine eger günler uzayacaksa, o zaman 21 aralikdan itibaren, bir kac günde bir, veya haftda bir, bu sefer tarafeynin akşam tarafi olan akşam namazina varanyer olan ikindi namazi son vakte birakilirki, gündüz geceyi ve akşami ileri kakdirsin. peki bunun delili nerde, bizim yapavcagimiza dair bir delil varmi derseniz, evet var, o da var, yine zikiri raşidi evradindaki bir zikir olan, bize münhasir bir hikmettirki bu
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

تُولِجُ اللَّيْلَ فِي الْنَّهَارِ وَتُولِجُ النَّهَارَ فِي اللَّيْلِ وَتُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَتُخْرِجُ الَمَيَّتَ مِنَ الْحَيِّ وَتَرْزُقُ مَن تَشَاء بِغَيْرِ حِسَابٍ

Tûlicul leyle fîn nehâri ve tûlicun nehâra fîl leyl(leyli), ve tuhricul hayya minel meyyiti ve tuhricul meyyite minel hayy(hayyi), ve terzuku men teşâu bi gayri hısâb.

Meali :
Geceyi uzatırsın, gündüzün bir kısmı gece olur. Gündüzü uzatırsın, gecenin bir kısmı gündüz olur. Ölüden diri çıkarırsın, diriden ölü izhar edersin ve dilediğini sayısız rızıklandırırsın sen.

ALİ İMRAN-27 ayet
diyecekler ki yine bu ayette bunu Allah yapar demiyormu diyecekler.
Lan dangil, isa Allahmiydida ölüden diri cikariyordu demek yokmu, ahmak, sen bunu duymadinmi, isa ölüleri iznimle diriltirdi demiyormu Allah :

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَإِذْ عَلَّمْتُكَ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَالتَّوْرَاةَ وَالإِنجِيلَ وَإِذْ تَخْلُقُ مِنَ الطِّينِ كَهَيْئَةِ الطَّيْرِ بِإِذْنِي فَتَنفُخُ فِيهَا فَتَكُونُ طَيْرًا بِإِذْنِي وَتُبْرِئُ الأَكْمَهَ وَالأَبْرَصَ بِإِذْنِي وَإِذْ تُخْرِجُ الْمَوتَى بِإِذْنِي

ve iz allemtukel kitâbe vel hikmete vet tevrâte vel incîl(incîle), ve iz tahluku minet tîni ke hey’etit tayri bi iznî fe tenfuhu fîhâ fe tekûnu tayran bi iznî ve tubriul ekmehe vel ebrasa bi iznî, ve iz tuhricul mevtâ bi iznî.

MAİDE Suresi 110. ayetten pasaj

öyleyse ölüleri dirilten bir insan varsa, geceyi gündüze, gündüzü geceye sokan bir adamda vardir, o mehdidir.
--------

Ve bizde dünyaya gelmek şerefine erdigimize göre, bu teppichde bir musterde (desen de) biz yapacagiz, amma isterizki bu muster (desen) digerlerine örnek olsun, ve yukarlarda tekrar edilcek bir muster olsun, ve bunun icin dedikki :

"River" Nehir ile yarışma, Nehir ile birlikte koşamazsın, o seni hep yener, çünkü sen yorulursun, amma o yorulmaz.

(Karoglan sözü 05.09.2016)

yukardaki söze açıklama : muhammed misyonu, ibrahim misyonu, kominizm misyonu, gibi bir misyon akıp gelen bir nehir gibidir, onlarin binlerce askeri vardır, sen yalnız başına onlarla yarışamazsın, onlar hep yener kazanır, çünkü onlar bir grup, o yüzden bir grup, bir tarikat olmak lazımdır, yalnız asker tek atlı araba gibi, grup 10 askerse 10 atlıaraba gibidir, o yüzden Raşidi tarikatını kuruyorum, seven ardımıza takılsın. dedik




طَرِيقَاتِ رَاشِدِي Raşidi Tarikatı - Raşidin Yolu - Raşidin Çizdiği Yol - Nedir ? Kurucusu Kimdir - Edeb Ve Adablari Nelerdir?


Raşidi Tarikatı Kurucusu Kimdir : Başağaçlı Raşit Tunca - Karoglan Hoca
Kurucunun Kisa biyografisi : Başağaçlı Raşit Tunca - Karoglan Hoca Kimdir? Biyografisi
isim : Raşit Tunca
Göbek ismi : Selim
Soy Lakabı : Haceliler
Nickname : Karoglan veya Kar©glan ve imageman
Baba ismi : Mustafa
Anne ismi : Rabia
Dogum : 1970 Başağaç
Eğitim:
ilkokul : 1976 -1981 Başağaç
Ortaokul Lise : 1981 -1988 Sandıklı İmam Hatip Lisesi
13.06.1988 de 8.25 Diploma notu iyi derece ile Mezun oldu.
Yüksek Okul Üniversite : 1988 -1989 AÜHF - AYO
1989 da üniversiteyi 2. dönem sonunda yarım bırakıp terketti, ve 1989 yazında Avusturya ya Seyahati.
Mesleki Eğitim : Elektrik Teknisyenliği EBT ve EIT Sigmundsherberg Austria
Lehrabschlussprüfung : Elektrobetriebstechniker 25.01.2006 mit bestanden - Landesberufsschule Wiener Neustadt
Lehrabschlussprüfung : Elektroinstallationstechniker 24.06.2006 mit bestanden - Landesberufsschule Stockerau f Elektrotechnik
Öksüz:
1988 de Babasının vefatı
Ankara:
Yüksek Okul Eğitimi için Ankaraya gitdi. ilk defa bir akrabasının yanında Keçiören gazino durağı ile şose durağı arasında bir apartmen de ~ 3 - 4 hafta kaldı.
Sonra paralı özel yurt 'RESA' yurdunda Ulusda kaldı.
Daha Sonra Balgat taki Devlet Paralı Yurdunda kaldı.
Aile:
1990 senesi sonunda Evlendi.
2 Tane Çocuğu var biri Oğlan biriside Kız.
HAC ve UMRE :
1997 de Hac ve Umre ziyaretini Annesiyle birlikte Yaptı.
Dini ve Tasavvufi Hayat:
1991 senesinde Tarikatı Burhamiye ye intisab etti.
1992 de Nakşebend Tarikatına intisab etti.
~ 2003 -2004 arasinda Dusukiye Tarikatına intisab etti.
Halen Tasavvuf Yolunda "Only" Devam ediyordu ki sonudna bir yol (Tarik) olmanin, yol çizmenin önemini farketi ve, Raşidin kendi gittiği ve Çizdiği Yol olan, Raşidin Yolunu, Raşidi Tarikatını kurmaya karar verdi. Senelerden 2016 aylardan Ağustos.
Avusturya:
1989 da Avusturya Taş ocağında işci oldu (Wiener Baustof Werke).
Daha Sonra Firmasi iki defa el degiştirdi Poschacher Natursteinwerk oldu.
daha sonra Taş ocağından Çıkışını aldı.
Iki defa, yaklaşık altışar ay Büyük Kasap " Gresinger"de çalıştı.
Mesleki Eğitim yaptı ( Ausbildung Elektrobetriebstechniker) mezun oldu ve sonrada "Installationstechniker" sınavına girdi ve kazandı mezun oldu.
Liesing Firmalarda Elektrik Teknisyeni olarak çalışdı.


Tarikatin Özelliği : Mevsim Tarikati yani günlerin, aylarin, gecelerin, gündüzlerin, nurun, ve ziyanin, ve mevsimlerin devaren ettirilmesini talim eden, bir yol ve tarik ve usul.

Kuruluş Sebebi ve Prensibi :


"River" Nehir ile yarışma, Nehir ile birlikte koşamazsın, o seni hep yener, çünkü sen yorulursun, amma o yorulmaz.
(Karoglan sözü 05.09.2016)

yukardaki söze açıklama : muhammed misyonu, ibrahim misyonu, kominizm misyonu, gibi bir misyon akıp gelen bir nehir gibidir, onlarin binlerce askeri vardır, sen yalnız başına onlarla yarışamazsın, onlar hep yener kazanır, çünkü onlar bir grup, o yüzden bir grup, bir tarikat olmak lazımdır, yalnız asker tek atlı araba gibi, grup 10 askerse 10 atlı araba gibidir, o yüzden raşidi tarikatını kuruyorum seven ardımıza takılsın.

Raşit - Raşid - RAŞiD - رَاشِدٌ isminin anlamı : رَاشِدٌ Raşit Raşid RAŞiD

Anlamları:
1. Doğru yola giden
2. Akıllı
3. irşad edip öğreten
4. Öğretmen
5. Baş Öğretmen
6 . Öğreten eğiten Allah
7. Öğretmen olan Allah
8. Olgun , Kemaline Ermiş ,Yetişkin, genc delikanli

MÜRŞiD : Egitici ,şeyh, mürebbi ,terbiyet edici, ögretici, ögretmen, Baş Öğretmen.

Raşidi Tarikatının Amacı ve Gayesi :
Başağaçlı Raşit Tunca - Karoglan Hocanin Hakkalyakin veya keşfen bilip yaşadiklarini, bir cemaate ve gruba ögretip, misyonunun, (Level in) ondan sonrada devam ettirilmesi.
Esteuzubillah

وَسَخَّرَ لَكُم مَّا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ جَمِيعًا مِّنْهُ إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَاتٍ لَّقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ

Esteuzubillah

Ve sahhara lekum mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ardı cemîan minhu, inne fî zâlike le âyâtin li kavmin yetefekkerûn.

Meali :
Ve göklerde ve yerde olanların hepsini kendinden (bir lütuf olarak) size musahhar (emre amade) kıldı. Muhakkak ki bunda, tefekkür eden bir kavim için mutlaka âyetler (ibretler) vardır.

CASİYE Suresi 13. ayet

وَإِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلاَئِكَةِ إِنِّي جَاعِلٌ فِي الأَرْضِ خَلِيفَةً قَالُواْ أَتَجْعَلُ فِيهَا مَن يُفْسِدُ فِيهَا وَيَسْفِكُ الدِّمَاء وَنَحْنُ نُسَبِّحُ بِحَمْدِكَ وَنُقَدِّسُ لَكَ قَالَ إِنِّي أَعْلَمُ مَا لاَ تَعْلَمُونَ

Ve iz kâle rabbuke lil melâiketi innî câilun fîl ardı halîfeten, kâlû e tec’alu fîhâ men yufsidu fîhâ ve yesfikud dimâe, ve nahnu nusebbihu bi hamdike ve nukaddisu lek(leke), kâle innî a’lemu mâ lâ tâ’lemûn.

Meali : Ve Rabbin meleklere: “Muhakkak ki Ben yeryüzünde bir halife kılacağım.” demişti. (Melekler de): “Orada fesat çıkaracak ve kan dökecek birisini mi yaratacaksın? Biz Seni, hamd ile tesbih ve seni takdis ediyoruz.” dediler. (Rabbin de): “Muhakkak ki ben, sizin bilmediklerinizi bilirim.” buyurdu.

Başağaçlı Raşit Tunca - Karoglan Hocanin Hakkalyakin veya keşfen, insanoglunun yerüyünden kainati idare edebilcek bir güce sahip oldugunu bilip, ve bu konuda bazi tatbikler yapinca, ve bunu devam ettirecek, ve ilerde dahada geliştirebilcek kivamda, yol arkdaşlari, tarik mensublari aramasi, ve bildiklerini, yetenekli ve ögrenip yaşamak isteyenlere anlatma istegi ve gayesi sebebiyle kuruldu. ve amaci ve gayesi sadece, insanin, yeryüzünün ve kainatin halifesi oldugunu bizzat, hakkal yakin insanlara ögretmek.

وَلَئِن سَأَلْتَهُم مَّنْ خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ وَسَخَّرَ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَ لَيَقُولُنَّ اللَّهُ فَأَنَّى يُؤْفَكُونَ

Ve le in seeltehum men halakas semâvâti vel arda ve sehharaş şemse vel kamere le yekûlunnallâhu, fe ennâ yu’fekûn.

Ve muhakkak ki "Gökleri ve yerleri kim yarattı, Güneş ve Ay’ı kim (size) musahhar (emre amade) kıldı?" diye sorarsam mutlaka, "Allah" derler. O halde o misyonun, size yükledigimin kiymetini bilip, ona sahip cikin, yüklenin onu artik ,yani kainati yönetin artik.

ANKEBUT Suresi 61. ayet



Zikr - Zikir Nedir? - Zikir Çeşitleri - Zikir Hakkında Ayetler Hadisler - Zikir ile ilgili Sorular Cevaplar - Tasavvufda Zikir ve Adabi - Kuran Zikirdir -Kuran ile Zikretmek - Zikri Raşidi Evradı


Sözlük anlamı itibariyle ZiKiR:
Zikir, hatırlamak, anmak demektir, bir şeyi telaffuz etme, istenilen şeyin zihne döndürülmesi, bildiğimiz şeyleri akılda sürekli tutmaya zikir denir.
Bir başka ifadeyle, unutulmuş bir şeyin yeniden hatırlanması ya da
hâfızadakinin unutulmamak üzere sürekli canlı tutulmasına zikir denilir.
islami
literatürde ise Kavram olarak ‘zikir’: Allah’ı anmak üzere söylenmesi
ve yapılması tavsiye edilen, sözlü ve ameli eylemleri kapsayan
davranışların tümüdür.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

الَّذِينَ آمَنُواْ وَتَطْمَئِنُّ قُلُوبُهُم بِذِكْرِ اللّهِ أَلاَ بِذِكْرِ اللّهِ تَطْمَئِنُّ الْقُلُوبُ

Ellezîne âmenû ve tatmainnu kulûbuhum bi zikrillâh(zikrillâhi) e lâ bi zikrillâhi tatmainnul kulûb.

Meali:

Öyleki iman edenler gönülleri Allah'ın zikriyle doygunlugea erenlerdir sükûnete erenlerdir. Bilesiniz ki, kalpler ancak Allah'ı anmakla gidalanir ve doyar, yani huzur bulur.

RA'D Suresi 28. ayet
Zikir, şükür kavramında olduğu gibi hem dil, hem kalb ve hem de bedenen yani amellerle olmalıdır.

1- Dil ile zikir : Allah'ı isimleriyle anmak, hamd etmek, tesbih etmek, Kur'an okumak, Kur’ân’ı dinlemek ve dua etmektir. Dil ile yapılan zikir, kalbi

zikre yol açmalıdır.

2- Kalb ile zikir : Kalbi zikir, bedenin zikrine yani ameli zikre zemin hazırlamalıdır. Ameli zikirden kastımız, Allah’ın yapmamızı istediği kulluk vazifeleri, bir

başka ifadeyle ibadetlerdir. Kalb ile zikir, Allah'ı gönülden anmaktır. Bu da üç çeşittir : a) Allah'ın varlığına delalet eden delilleri düşünmek, O'nun isim ve sıfatlarını

tefekkür etmektir. Allah'ın varlığına delalet eden deliller, başta Kur’ân ayetleri ve kâinattır. Kur’ân’da ve kâinatta yer alan ayetlerin tümünde, Yüce Yaratıcıya götüren, O’nun

varlık ve birliğini haykıran, kuvvet ve kudretini gözler önüne seren sayısız alamet ve deliller mevcuttur. b) İlahi hükümleri yani Allah'ın emir ve yasaklarını ve kulluk

görevlerimizi ve bunlarla ilgili delilleri düşünmek. Yani bir gönül ve vicdan muhasebesi yapmak gerekir. Ne ile mükellefim, neyi ne kadar yapmam gerekir? İlahi teklifler benim

için ne ifade ediyor? Sorularının cevaplarına kafa yormak… c) Benliğimizdeki ve evrendeki varlıkları ve bunların sırlarını tefekkür ederek, her zerrenin, "yücelikler âlemi”ne ve

Allah'ı gereği gibi bilmeye götüren birer ayna olduğunu görmek, idrak etmektir. Böyle bir zikirden alınacak zevkin bir göz açıp kapamak kadar olan zamanı bile cihanlar değer.

İşte bu noktada insan kendinden ve âlemden geçer25.

3- Bedeni zikir : Salat yani namaz bedeni zikirdir ve namazda dört unsur ayakda durmak, egilmek ve, secde etmek ve sonundada oturmak zikir diye ögretilip talim ettiriliyor öyleyse, eger allah icin ayakda durulursa bu da bir zikirdir, yine allah icin egilinirse bu da zikirdir yine,....

Kuran arapcadir, ve arapca öyle bir dil ki, her kelimenin onlarca ayri manasi vardir. bu başka dillerde, birkac manali kelimelerin sayisi, birkac kelimeyi gecmezken, arapcanin tamami böyle kelimelerden oluşur.
mesela:1. kelimemiz
Fetaha: Acmak
Miftah: anahtar
Faatih :fetheden

yani mastar bir kelimenin harflerinin yerininin, bir veya birkac kac harf degişikligi sonucu onlarca cok farkli bir manaya bakmasi, ve bu yüzden işde, şiir ve notalarda arapcadan türetilir yani edebiyataki aruz vezni denilen failatun failatun kalibi ve ilham melegi hep arapca ilham verir.
yani işde notalar ve müsikide, işde deveniin yürüyüşünü ele alan, bu aruz vezni kalibi, yani yani mesela 9 tane Asli rakami mesala 8 li kombinasyonlar halinde yazmak demek gibi, evir cevir başka bir sayi meydana geldigi gibi, arapcada ana master kelimenin harflerinin yerini degiştirdikce, veya bir kac tamlama harfleri ekledikce, cok degişik manalr oldugu gibi, ayni manayi ses frekansi olarak ele aldigmizda, belli bir frekansi temsil ediyor her kelime. ve öyle olunca, arapcanin eskiden rakamalardan oluşdugu tezide dogru, ve ebced hesabi demek de işde, keilmelerin temsil ettikleri rakami, yani frekans baazinda harfleri yazmak gibi. ve bütün arapca o zaman rakmalardan oluşunca, Rakamalar ise Toplam 9 rakam ve bir de SIFIRDAn oluşduguguna göre diger rakmlar sadece onun katlari ve kombinasyonlari halinde ve sifirla birlikte 10 rakam eder, ve bu, ona rakamin degişik şekildeki kombinaysonlari arapcanin temel yapisi, ve öyle olunca
her kelimenin bir rakamsal degeri olunca, o rakamsal degeri onun frekans araligini temsil ediyor, ve öylce olunca, mesala "2845" yazinca bu bir arapca kelimeyi temsil ediyor olur, gavur bunu elektrik ve fizige uygulayinca, bunun kehrwertini almak icin işde 1/xxx saysi ile carpinca onun frekansinin ZIDDINI bulmuş oluyor ve sen allahim ver deyince o kehr wertini ceviriyor ve verme oluyor yani,

Hz Alinin " Ben Allahi, her istedigimi vermemesinde bildim" dedigi rivayet oluyor, halbuki vermeyen Allah mi yahut, o gün bizden daha üstün bir bilgi ve güce sahip olan cin ve şeytan hizbinin onun söylediklerinin kehrwertini alarak, onun duasina engel olmalari mi idi tefekkür etmek lazim. bu gün ise insan şeytanlar, şeytan askeri gavurlar ve deccal askerleride bu işlemi yapiyorlar artik.
ve notalar yükseldigi gibi, birde geri iner, yani notanin kehrwerti onun inişi oluyor, yüksek perdeden bir ses alt tonlara inerken ters gidiyor demek olur, ve böylece senin duandaki veya kurandki ayetin belli bir frekansi yani ürettigi elektrik var, ve bunu sen zikir diye okuyunca beynin elektrik üretip, o frekansi yayiyor, ve o zaman o yayilma ile ses, uzayda elektron yayilimina ugruyor. ve elektrik denen enerjinin oluşumunun temel yapisi ve prensibi, bir maddeden diger maddeye dönüşüm olan eleketronlarin bir maddeden diger madeye dogru akarkenki cikardiklari, yada yaydiklara frekansa biz elekrtik diyoruz, yani "elektron akimina" eleketrik diyoruz. ve öyleki bilim adamlari bunu haala keşfedememişler, yani ses ile elektrik üretilebilcegini bilmiyorlar, halbuki ses frekansida, yine ses denen bir dalganin yani yine elktronlarin yayilimi demek. eger o dalganin yayilimini enerjiye dönüştüren bir aygit icad olursa, şarki söyleyen bir kadin, veya zikir ceken bir adam ve öten bir kuş da elektrik üretecekdir . ve hatta öyleki ebced degerleri kullanilarak istenilen bir rakamdaki bir kelimenin tekrari, yani cokca zikir edilmesi ile, o vollttaki elektrik üretilebilir, yani Allahin ismlerinin ebced degeri bu yüzdendir, amma bu mehdi sayesinde keşfedilcek, ve esmanin ve kuranin zikir olma sebebi keşfedilmiş olcak,


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

كِتَابٌ أَنزَلْنَاهُ إِلَيْكَ مُبَارَكٌ لِّيَدَّبَّرُوا آيَاتِهِ وَلِيَتَذَكَّرَ أُوْلُوا الْأَلْبَابِ

Kitâbun enzelnâhu ileyke mubârakun li yeddebberû âyâtihî ve li yetezekkere ulûl elbâb.

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

"Bu Mübarek Kitabı sana indirdik, onun âyetlerini ulûl’elbab (Yani bu ilmi bilenler) onu tezekkür ederek (zikrederek) kafirlere veya düşmanlarina karşi tedbir alsınlar diye. "

SAD Suresi 29. ayet

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم



وَأَقِمِ الصَّلاَةَ طَرَفَيِ النَّهَارِ وَزُلَفًا مِّنَ اللَّيْلِ إِنَّ الْحَسَنَاتِ يُذْهِبْنَ السَّيِّئَاتِ ذَلِكَ ذِكْرَى لِلذَّاكِرِينَ

Ve ekımis salâte tarafeyin nehâri ve zulefen minel leyli, innel hasenâti yuzhibnes seyyiât, zâlike zikre liz zâkirîn.

Meali:

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın vakitlerinde namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Bu da Zikri bilen, ve bazi Zikir edenlerin, başka bir türlü zikiridir.

Sadakallahul Aziym HUD Suresi 114. ayet



Raşidi Tarikatının Zikir ve Evradi Varmidir Nerden Temin Edebiliriz?




RAŞiD'iN ZiKiR EVRADI PRO8-4 KiTABINI iNDiR

:arrow_1
dosya.1trk.net/uploads/147247427173741.rar

PRO8-5 Cikdi fakat henüz ekliyemedik daha

Güncel yeni versionlar icin Downloden bölümümüz arada sirda ziyaret edin oradan hem okuyabilir, hem indirebilirsiniz

Downloden Bölümü burada
https://efsane1turk.net/index.php?page=Board&boardID=769

Evradimizdaki Dualarin okuma süresini 2 Saat ile 1,5 Saat Arasina düşürebilenler her gün „Silsileyi Kasr“a Fatiha Ismarlarlar.

Silsileyi Kasr Budur

1.) 7 Fatiha 13 ihlas okunur ve Mehdiye ve Ehline Ashabina ve Cemaatine, Sevdiklerine, Sevenlerine Hediye Edilir.
2.) Bu Tarikatin Piirinin Ruhaniyetine 3 ihlas 1 Fatiha
3.) Okuyan kimse Kendi Ruhaniyetine 13 ihlas 7 Fatiha
4.) Evliysek Çocuklarimiz varsa herbirine kücükden büyüge dogru 3 ihlas 1 Fatiha
5.) Eşimize Hanımımıza 3 ihlas 1 Fatiha
6.) Kücükden büyüge dogru Kardeşlerimize 3 ihlas 1 Fatiha (sadece hayatta olan kardeşlerimize okunur)
7.) Annemize 3 ihlas 1 Fatiha
8.) Babamiza 3 ihlas 1 Fatiha
9.) Babannemize 3 ihlas 1 Fatiha (zamanimiz yoksa okunmaz)
10.) Babamizin Babasina 3 ihlas 1 Fatiha(zamanimiz yoksa okunmaz)
11.) Aneannemize 3 ihlas 1 Fatiha(zamanimiz yoksa okunmaz)
12.) Annemizin Babasina 3 ihlas 1 Fatiha(zamanimiz yoksa okunmaz)
13.) Hz. Hüseyin Efendimize 3 ihlas 1 Fatiha
14.) Hz. Ali Efendimize 3 ihlas 1 Fatiha
15.) Peygemberimiz Muhammed Mustafa icin 13 ihlas 7 Fatiha

Bu Dualarin okuma süresini 1,5 Saat ile 1 Saat Arasina düşürebilenler her gün „Silsileyi Kasr“ okumayi birakir “Silsileyi Kebir” e Fatiha Ismarlarlar.



Silsileyi Kebir Budur


1.) 7 Fatiha 13 ihlas okunur ve Mehdiye ve Ehline Ashabina ve Cemaatine, Sevdiklerine, Sevenlerine Hediye Edilir.
2.) Bu Tarikatin Piirinin Ruhaniyetine 3 ihlas 1 Fatiha
3.) Okuyan kimse Kendi Ruhaniyetine 13 ihlas 7 Fatiha
4.) Evliysek Çocuklarimiz varsa herbirine kücükden büyüge dogru 3 ihlas 1 Fatiha
5.) Eşimize Hanımımıza 3 ihlas 1 Fatiha
6.) Kücükden büyüge dogru Kardeşlerimize 3 ihlas 1 Fatiha (sadece hayatta olan kardeşlerimize okunur)
7.) Annemize 3 ihlas 1 Fatiha
8.) Babamiza 3 ihlas 1 Fatiha
9.) Babannemize 3 ihlas 1 Fatiha
10.) Babamizin Babasina 3 ihlas 1 Fatiha
11.) Aneannemize 3 ihlas 1 Fatiha
12.) Annemizin Babasina 3 ihlas 1 Fatiha
13.) Ali Zeynel Abidin 3 ihlas 1 Fatiha
14.) Seyyidatina Zeynep 3 ihlas 1 Fatiha
15.) Hz. Hüseyin 13 ihlas 7 Fatiha
16.) Hz. Hasan 3 ihlas 1 Fatiha
17.) Hz. Fatimatüz Zehra 3 ihlas 1 Fatiha
18.) Hz. Ali Efendimize 13 ihlas 7 Fatiha
19.) Hz. Osman 3 ihlas 1 Fatiha
20.) Hz. Ömer 3 ihlas 1 Fatiha
21.) Hz. Ebu Bekr 3 ihlas 1 Fatiha
22.) Peygemberimiz Muhammed Mustafa icin 13 ihlas 7 Fatiha
23.) Hz.Süleyman 3 ihlas 1 Fatiha
24.) Hz. Hacer 3 ihlas 1 Fatiha
25.) Hz. Yahya 3 ihlas 1 Fatiha
26.) Hz. Yunus 3 ihlas 1 Fatiha
27.) Hz. Mikail 13 ihlas 7 Fatiha

Dikkat: 25. -26. -27. - ye sadece Cumalari okunur

Senede 1 Defada “Silsileyi Üla” ya Fatiha Ismarlarlar.


“Silsileyi Üla” yi Tespit Etmek icin

“Silsileyi Üla” yi Tespit Etmek icin Ailecek bir yerde Toplanilir.
1Kalem ve kağıt alıp yazmaya başlanir.
Evimizin Sag Tarafina dogru gidince en yakindaki “ Hasan veya Hüseyin” den kim varsa o Hasansa bizim üst kolumuz peygamberimizin “şerifler” kolundaniz ve birinci isim o yazilir, Hüseyinse seyidlerdeniz, sonra saga veya sol tarafda Hüseyin aranir en yakin hüseyin sagdami soldami ve bunlarin akrabalik dereceleri, Annemiz tarafindansa Anne tarafindan o kola bagliyiz, Baba tarafindan akrabimiz iseler Baba tarafindan o kola bagliyiz demekdir. Ve böylce ilk yön tespit edilmiş olur. Sonra evimizin arka tarafina dogru ilk peygamber isimli kimse kimdir, hangi peygamberin kolundaniz o tespit edilir ve o isim yazilir,
Liste böylece şöyle olmalidir ilk önce evimizin sol tarafina dogru annemiz tarafindan akrabimiz olan en yakin eve, uzaga dogru devam edilir hatta bu başka şehire kadar olabilir “Hasan, Hüseyin, Fatma, Ali, Osman, Ömer, Bekir, Ayşe, Hatice, Zeynep” aranir, ve ashabin isimlerinden olan kimseler olabilir, amma bu kimseler sadece anne tarafindan dedemizin babasina kadar akraba olanlar olcak. Sonra sag tarafa dogru ayni işlem saga dogru bu sefer baba tarafindan akrabalar yazilir. Sonra evimizin arkasindaki komşularimizdan başlayip arkadan sagdan sola dogru gidip sonra tekrar bize dönüp glecek bir daire halinde bütün akraba olan olmayan tanidigimiz peygamber isimli tanidiklarimizin isimleri not edilir. İlk önce direk arkaya dogru düz cizgi gidilir iki tane ayni isim olanlar ilk yakindaki ele alinir, ikinci ayni isme varinca ordan artik sola dogru dönme noktasina geldigimizi bildirir, bu sadace yaşadigimiz köy veya şehir icinde tespit edilir dişari cikilmaz yani peygamber isimlilerde.
Bu not etiklerimiz de cift isimliler en yakin komşumuz olanlar ele alinarak düzletilir, ve bu bizim “silsileyi ÜLA” mizdir.
Vaktin müsait oldugu bir zamanda, senede bir defa bu silsileye 3 ihlas 1 fatiha veya 3 fatiha 7 ihlas hediye edilir.


5.SINIF SOFiLER

“Hizbül Kebir” i “Yaz ve ilkbahar” mevsiminde sabahleyin ikindiye kadar okur. ikindiden sonra “Hizbül Kasr” veya “Hizbül S-Kasr” okur.
Kış ve sonbahar mevsiminde tersini yapar sabah “Hizbül Kasr” veya “Hizbül S-Kasr” okur ikindiden sonrada “Hizbül Kebir” i okur.
Hizbül Kebir Nedir: Yukarda yazdigimiz kirmizi ile yazili 1 ile 112 (1 den 112 ye kadar 112 dahil)Rakamli dualarin tamami.
Hizbül Kasr Nedir: 1 ile 16 (1 den 16 ya kadar 16 dahil) vesonunada 111 ve 112 Rakamli dualarin Tamami.
Hizbul S-Kasr Nedir: Hizbul kasr okuyanlarda zamandan tasarruf etmek icin istiaze duasi dışındaki bütün zikirler gerekirse sadece (10 ar Defa okunur ve 10 lu okunanlarda sadece 3 defa okunarak Hizbul S-Kasr olur.

Mevsim Tesbihi çekme makamına çıkarılmış sofilere o makam manen ilham yoluyla bildirilir ve günlük zikrini baştan 17 ve 18 e kadar yani Es elüke Duasına kadar 17.18 dahil okuduktan hemen sonra
Yağmur veya kar yağması için:
Ağzının genişliği, Dibinin Derinliğinden, Geniş Olan Bir Tasdan, Yazları , ilkbaharları ve sonbaharları saf berrak soğuk 3 yudum su içer, Sonbahar ve Kışları süt içer, Herzaman hergün değil, sadece ona içmesi için ilham geldiği günler içer, Tasın ağzında herzaman 1Parmak boşluk bırakılır. Su içerken 4/4 saf sade menba suyu kat, Süt içerken 3/4 Süt 1/4 Soğuk Saf Su ve yeterince Şeker, ve 1 mini damla mis Kat öyle iç.
Güneş doğması için: ilham geldiği günler zikrin tamami okunup bitirilesiye ve zikir bittikden 45 dakika sonrasına kadar mecbur olmadıkca su, süt, cay,… benzeri içecek içilmez, ve zikrin harareti ile icimizdeki kainatin ısınması ve güneşimizin doğması sağlanır.
Tas: küçük komposto, sütlaç tası veya ayetel kürsi yazılı zemzem tası.
Su veya Süt : Vücut sıcaklığından soğuk olacak.

TESBiH ADABI

AÇIKLAMA : Sofinin, aynen hat yazmaya başlayan birisinin, önce hat kalemi acmasini, yapmasini ögrendigi gibi, sofi kendi zikir tesbihini kendisi yapar.
3 Çeşit tesbih modeli vardir. 1.siniflar ve acemiler icin kolay tesbih. 2.sinif ve üstü icin cift kadranli tesbih. 3.sinif ve üstü icin, mevsimin ve havanin durumunun rengine uygun, renkli cift kadranli mevsim tesbihi.(siyah, kar beyaz, yeşil, bordo kirmizi, kahve veya sari, saydam su rengi, ve çamur rengi,...)


ZiKiR TESBiHi RESiMLERi











Yaz mevsimi icin Bordo kirmizi ve beyaz ayracli, veya koyu kirmizi ve beyaz va sari sarikli tesbih


Sonbahar icin koyu sari turuncu veya kahvrenegi üzre beyaz ayracli ve beyaz sarikli.
İlkbahar icin yeşil beyaz ve kirmizi sarikli tesbih.
Kış için siyah üzre Bordo kirmizi ayracli ve yeşil sarikli.
Zemheri icin beyaz üzre türkis ayracli veya caribic mavi ve caribic mavi sarikli.
Yagmur icin saydam üzre kirmizi ayracli koyu mavi sarikli.
9. SINIF SOFiLER


Allah Zikiri günde bir defa olmak üzere, 6666 defa Allah zikredilir.
Burasi Güneş Makamidir. izinsiz cekmeyiniz. Günde sadece “hizbul kasr” ve “6666” Allah zikiri cekilir.

10 ve 11. SINIF SOFiLER
Mevsim tesbihi talim edilir ve muhtarlar başkanlar kaymakamlar valiler tayin edilir. (bunlar manevileri) sonra “onlarin hatrina güneş dogar yagmur yagar kar yagar” hadisine devam edilip mutmain oluncaya kadar talim edilir. ve deneme yaptirtilir.
Bu sofiler manen ilham yoluyla bilirler bu makamda olduklarini.

13. SINIF SOFiLER
Her bölgede bir tane güneş makamina birisi tayin edilir ve onlara güneş nasil dogar yagmur nasil yagar mikail iliminin birinci bölümü talim ettirilir. Ve birer tanede yardimci tayin edilirki, o hasta olunca digeri görevi devam ettirsin.

15.SINIF SOFiLER
Zamanin hakimi olmak ögretilir, ve zaman nasil geriye alinir, ve nasil ileriye alinir ögretilir.


16.SINIF SOFiLER
Muhammed dediki "iki günü birbirine eş olan zarardadir."

şeytan ve deccal aleyhillane hic boş durmuyorlar, hergün bize karşi yeni bir silah üretiyorla, ve bizimde onlarla savaşacak yeni silahlara ihtiyacimiz var, allah bize, o gün hangi silahi ikram ederse, onu alip zikir corbamiza katmak zorundayiz, yoksa onlarla savaşamayip yenik düşeriz.
ve yine bize varid olduki yine, yeni bir silah kuşanmamiz lazim, cünkü dedikya kafir deccal frekans ile oynuyor, ve bizim yazdigimiz bu dualarinda kehrwertini aliyor, ve mesala duamaizin başinda, "onlar namazlarini muhafaza ederler" diye zikrediyozki, biz de o ayette gecen o nlar zümresini kaitilipda nerde olursak olalim namazimizi kilip kacirmayalim istiyoruz, ve kafir ise, ben bunu zikredip cekdikce, o da onu ters ceviriyor ve oluyormu sana "onlar namzlarini kacirirlar" ve o zaman bir de bakmişin öglen namazi calinmiş, ucmuş bilme ertesi gün sabah gitmiş, veya hakeza hakeza, siz anlyin artik, yine biz "ya halim ya selim" cekiyoz yani sakin olabilmek icin, ve o da onu ceviriyor ve bize bir hiddet geliyor, ve yanardag gibi yeri gögü püskürüyoz, yani zor azizim, bu kafirlerle mücadele zor, silah lazim, ve yine varid olan silah ise, tam olarak bende henüz kullanmasini tam bilmiyon amma, o şu ki :

Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam bir gece Rabbine şöyle dua etmiştir:

"Allahım, azabından affına, gadzabından mağfiretine sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamd etmekten âcizim. Sen Kendini sena ettiğin gibi yücesin."

"Allahım, şayet ismimi saîdler defterine yazdıysan, orada sabit kıl. Şayet ismimi şakiler defterine yazdıysan oradan sil. Çünkü Sen buyurdun ki, 'Allah dilediğini siler yok eder, dilediğini de sabit bırakır, Levh-i Mahfuz Onun katındadır."

(Hadis-i Şerif )

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

يَمْحُو اللّهُ مَا يَشَاء وَيُثْبِتُ وَعِندَهُ أُمُّ الْكِتَابِ

Yemhûllâhu mâ yeşâu ve yusbit(yusbitu), ve indehu ummul kitâb.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Allah, dilediği şeyi siler, yok eder (mahveder) ve (dilediği şeyi) sabit kılar ve ümmülkitap (ana kitap), O'nun indindedir (nezdindedir).

(Sadakallahul Aziym RA'D Suresi 39. ayet )

ve saliklarimiz yol tarikatimiza tabi olan, yol arkadaşlarimiz, bizim yolumuzda, şu an durdugumuz yer olan yere gelince, belalar musibetler etraflarını sarınca, ve atıkları her ok kendinizi vurar olunca, ve hatta elinde tuttugun senin olan bir bicak bile seni kesmeye yeltenince, anlaki buraya ayak bastin, ve Allah bize burada bu silahi gönderdi ki henüz bende tam manasi ila kullanmiyorum, amma kullanim talimatnamesi şu olaki, biz o duanin sadece
"Allahım, azabından affına, gadzabından mağfiretine sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim."
kismini tekar edecegiz, amma allahu alem tam sayisina ulaşmadim henüz, ne zaman bu kalkan işe yarar denemem lazim, ve 41 defada karar kilmak istiyorum amma,
henüz belli degil.
işde bu ayeti okurken öyle tefkkür edesin ki ey salik, ey yolcu:
Allahdan gayri bir mevcudat yokdur öyle olunca o sana hişimlanan bicak da allah var ancak o bicak bir sükastci şeytan veya cin veya deccal askerinin eline gecmiş (amma gercekden leinde amma frekansi elinde) ve onunla sana karşi savaşiyorlar, ve sen o bicagi, o esir edilmiş halden kurtarip senin safina gecmesi icin de ki işde :
Ey yüce Rab "Allahım, azabından affına, gadzabından mağfiretine sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim." ve şu an sen bana hişimlanan bir bicak oldun, cünkü kainatta sendan başka bir mevcudat yok ise, öyleyse o senin hişimlanan bicak oldugun halindende, senden, sana yüce rabbe siginirim, senin o bicagin veya frekansin esir edilmemiş ele gecmemiş, ve galip olan Allah haline iltica edip siginirim diye tefekkür et. ve bu yukardaki duayi günde 41 defa okuamaya devam et. dedimya sayida degişiklik olabilir henüz tam testden gecmedi daha.

Dua bu, ve bu dereceye erenler icin 16.SINIF SOFiLER icindir

"Allahım, azabından affına, gadzabından mağfiretine sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim." (41 defa Haricen okuncak)

17.SINIF SOFiLER
Deprem ögeretilirki ve Mikail aleyhisselamin ikinci kisim görevleri talim edilir ve deprem nasil olur nasil yapilir ögretilir.

19.SINIF SOFiLERE

Hizir makami ögretilip talim ettirilir ve tarikatin pirini, olay vuku bulunca aramasi talim edilir. Bizatihi onunla (tarikatin piiri ile) kelam etmesi lazim geldigi ögeretilir ve kimler o göreve (HIZIRLIK makamina )secildi liste tutulur.

21.SINIF SOFiLER
Kiyamet talim ettirilir ve oraya cikan kimseye kilit ve mühür vurulur.



23.SINIF SOFiLER

Mevsimleri Ayarlama görevi talim edilir, ve bu kainatin öyle otamatik pilotta calişmadigi, bizatihi yaşatarak ögretilir, ve bu görevi hak eden tek bir kimseye bu SIR verilir. (veliaht halife)
24.SINIF SOFiLER
Güneşin Çırasının tutuşturulmasi ögretilir.
27. SINIF SOFiLER
Kader bahsi ve SIRAT köprüsü Talim edilir, ve telepati telefonunu kullanmasi talim ettirilir.
28. SINIF
MEVLUD SIRRI talim ettirilir.

---oOo---





Vaazimizi dün keşfettigim bir hikmet olan komik bir nükte ile sonlandiralim.

Mevlana icin deniyorki, şebi aruz yani, ölüme giderken dügüne gider gibi gitti. ve ve o yüzden millet böyle bir istek ile dua eder oldular,
benim cocuklugumda ptt bu yukardaki pulu cikarmişdi ve ben o zman anlamamişim, şimdi daha iyi anliyon, cocukken bir pul koleksiyoncusuydum. işde o pul gösteriyorki mevlananin, ölüme dügüne gider gibi gitmesi megerse bu imiş, onun yeni versiyonu, işde dügüne giderken kazta yapip Azraile rastlayacak demek yani, yine birde Allahdan ölüme bayram gider gibi gitme vermesi icin dua ednler var, iyi o zaman bayrama giderken yolda azrail caninizi aliverir o zaman, ey mehdi askeri ne istedigini ne dua ettigini iyi bil, etmen gereken dualar kuranda mevcut, sünnetde mevcut, kicindan dua uydurmaya kalkma, bak sonun bu alltaki resimdeki gibi olur sonra, velhasil kelam



--oOo---

Rabbim yolumuzdan gidecek olan Tarikati Raşidi Mensuplarina, Bu Tariki yani bu yolu ve Zikrimizi, Raşidi Zikrini, Erbabina ve müntesiplerimize, hayirli ve mübarek kilsin, "cenneti Adn" i da menzil eylesin, varilcak yer eylesin.



وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--


Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 21 Eylül Çarşamba

Original Kar © glan

Deccal aleyhillanenin Ahirzaman Fitneleri (Kar©glanin 12 Eylül 2016 Vaazi)


Deccal aleyhillanenin Ahirzaman Fitneleri

(Kar©glanin 12 Eylül 2016 Vaazi)


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

قَالَ هَلْ آمَنُكُمْ عَلَيْهِ إِلاَّ كَمَا أَمِنتُكُمْ عَلَى أَخِيهِ مِن قَبْلُ فَاللّهُ خَيْرٌ حَافِظًا وَهُوَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ

Kâle hel âmenukum aleyhi illâ kemâ emintukum alâ ahîhi min kabl(kablu), fallâhu hayrun hâfizâ(hâfizen) ve huve erhamur râhimîn

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ya'kub: “Daha önce kardeşiniz Yûsuf'u size nasıl emanet ettiysem, onu da aynı şekilde size emanet edeyim öyle mi? Oysa Allah koruyup gözetici olarak, sizden elbette daha iyi, daha üstündür. Çünkü O, acıyıp merhamet edenlerin en yücesidir.”

Sadakallahul Aziym YUSUF Suresi 64. ayet

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَاللّهُ غَالِبٌ عَلَى أَمْرِهِ وَلَكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لاَ يَعْلَمُونَ

vallâhu gâlibun alâ emrihî ve lâkinne ekseren nâsi lâ ya’lemun.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

“Ve Allah, emrinde ve işinde (hükmettiginde) kazanan ve gâlip olandır. Ve lâkin insanların çoğu bilmezler.”

(Sadakallahul Aziym YUSUF Suresi 21. ayetten pasaj )

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

كَتَبَ اللَّهُ لَأَغْلِبَنَّ أَنَا وَرُسُلِي إِنَّ اللَّهَ قَوِيٌّ عَزِيزٌ

Keteballâhu le aglibenne ene ve rusulî, innallâhe kaviyyun azîz.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Allah: “Ben ve elçilerim mutlaka gâlip gelecek.” diye yazdı. Muhakkak ki Allah; Kavî’dir (kuvvetlidir), Azîz’dir.

(Sadakallahul Aziym MÜCADELE Suresi 21. ayet)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِذَا جَاء نَصْرُ اللَّهِ وَالْفَتْحُ وَرَأَيْتَ النَّاسَ يَدْخُلُونَ فِي دِينِ اللَّهِ أَفْوَاجًا فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَاسْتَغْفِرْهُ إِنَّهُ كَانَ تَوَّابًا

izâ câe nasrullâhi vel feth. Ve raeyten nâse yedhulûne fî dînillâhi efvâcân. Fe sebbih bi hamdi rabbike vestagfirhu, innehu kâne tevvâbâ.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Allah’ın yardımı ile fetih geldiği zaman. Ve insanların grup grup Allah’ın dînine girdiğini gördüğünde, Rabbini hamd ile tespih et. Ve O’ndan mağfiret dile. Muhakkak ki O, tövbeleri kabul edendir.

(Sadakallahul Aziym NASR Suresi 1., 2., 3. Ayetler )

---oOo---


Ahmed b. İdris; Muhammed b. Abdülcabbar, İbn Ebû Umeyr, Hammad b. Osman aracılığıyla Muhammed b. Müslim’den rivayet eder:

Ebû Cafer [Muhammed Bakır aleyhisselâm]’a Allahu Teâlâ’nın “Kararıp ortalığı bürüdüğü zaman geceye and olsun!” “Açılıp ağardığı vakit gündüze and olsun!” ayetini okuyunca
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular ki

“Gündüzden kasıt biz Ehli-beyt’ten olan el-Kâim Mehdi [aleyhisselâm]’dır. Zuhur ettiğinde deccaliyete galip gelecektir. [Allah] Kur’an’da insanlar için meseller vermiş ve nebisine onunla hitap etmiştir. Bizden başka kimse ondan haberdar değil.”

Meclisî, Bihârü’l-Envâr, Beyrut, 1404, c.24, s.71–72.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

أَمْ يَقُولُونَ افْتَرَى عَلَى اللَّهِ كَذِبًا فَإِن يَشَأِ اللَّهُ يَخْتِمْ عَلَى قَلْبِكَ وَيَمْحُ اللَّهُ الْبَاطِلَ وَيُحِقُّ الْحَقَّ بِكَلِمَاتِهِ إِنَّهُ عَلِيمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِx

“Yoksa onlar: "Allah'a karşı yalan düzüp-uydurdu"mu diyorlar? Oysa eğer Allah dilerse senin de kalbini mühürler. Allah, batılı yok edip-ortadan kaldırır ve Kendi kelimeleriyle hakkı hak olarak pekiştirir (gerçekleştirir). Çünkü O, sinelerin özünde olanı bilendir.” [Şura Suresi, 24]

Tefsirü’l-Kummî eserinden:

Babam; İbn Ebû Necrân aracılığıyla Muhammed b. Müslim’den rivayet etti:

Ebû Cafer [Muhammed Bakır aleyhisselâm] buyurdu ki:

Ayette geçen [Şura Suresi, 24] “Allah batılı yok eder” demek ortadan kaldırır demektir. “Hakkı sözleriyle gerçekleştirir” ile kastedilen ise Hz. Muhammed’in soyundan gelen el-Kâim [Mehdi aleyhisselâm]’dır.”

Meclisî, Bihârü’l-Envâr, Beyrut, 1404, c.24, s.176.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular
"Hz. Âdem’in yaratılışından kıyamet kopuncaya kadar deccaldan daha büyük bir fitne yoktur."

(Hadis-i Şerif , Müslim, Fiten, 126)


Mehdiyle ilgili olarak da Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Onu gördüğünüzde, buz üzerinde sürünerek de olsa, gidip ona biat edin. Çünkü o, Allah'ın halifesi olan Mehdidir.”

(Hadis-i Şerif , İbnu Mace, Fiten, Hadis No:4084)

yine deccalla ilgili
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Sizi ondan sakındırırım. Hiçbir peygamber yoktur ki, kavmini ondan sakındırmış olmasın. Ben size, hiçbir peygamberin onun hakkında demediği bir şeyi söylüyorum: Onun bir gözü kördür.”

(Hadis-i Şerif , Müslim, Fiten, 95)

Bizim bu hadise yorumumuz ise allahu alem burdaki bir gözü kördürden kasdedilen Yani, maddiyatı görür, maneviyatı görmez. Sistemi de sırf dünyaya yöneliktir.

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

وَقَالُوا مَا هِيَ إِلَّا حَيَاتُنَا الدُّنْيَا نَمُوتُ وَنَحْيَا وَمَا يُهْلِكُنَا إِلَّا الدَّهْرُ وَمَا لَهُم بِذَلِكَ مِنْ عِلْمٍ إِنْ هُمْ إِلَّا يَظُنُّونَ وَإِذَا تُتْلَى عَلَيْهِمْ آيَاتُنَا بَيِّنَاتٍ مَّا كَانَ حُجَّتَهُمْ إِلَّا أَن قَالُوا ائْتُوا بِآبَائِنَا إِن كُنتُمْ صَادِقِينَ قُلِ اللَّهُ يُحْيِيكُمْ ثُمَّ يُمِيتُكُمْ ثُمَّ يَجْمَعُكُمْ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ لَا رَيبَ فِيهِ وَلَكِنَّ أَكَثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ

Ve kâlû mâ hiye illâ hayâtunâd dunyâ nemûtu ve nahyâ ve mâ yuhlikunâ illâd dehr, ve mâ lehum bi zâlike min ilmin, in hum illâ yezunnûn. Ve izâ tutlâ aleyhim âyâtunâ beyyinâtin mâ kâne huccetehum illâ en kâlû’tû bi âbâinâ in kuntum sâdıkîn. Kulillâhu yuhyîkum summe yumîtukum summe yecmeukum ilâ yevmil kıyâmeti lâ raybe fîhi ve lâkinne ekseran nâsi lâ ya’lemûn.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve: “O (hayat), dünya hayatımızdan başka birşey değildir, ölürüz ve diriliriz. Ve bizi dehrden (zamandan) başka birşey helâk edemez.” dediler. Ve onların bu konuda ilimden (nasipleri) yoktur. Onlar sadece zanda bulunurlar. Onlara âyetlerimiz beyan edilerek okunduğu zaman onların delilleri (iddiaları): “Eğer siz sadıklarsanız (doğru söyleyenlerseniz), babalarımızı getirin!” demekten başka birşey olmadı. De ki: “Allah sizi yaşatır, sonra öldürür. Sonra sizi, hakkında şüphe olmayan kıyâmet günü (biraraya) toplar.” Ve lâkin insanların çoğu bilmezler.

(Sadakallahul Aziym CASİYE Suresi 24. 25. 26. ayetleri )

yukardaki hadisde gecen "Onun bir gözü kördür.” sözünü yorumluyan diyorki : "bir gözü kördürden kasdedilen Yani, maddiyatı görür, maneviyatı görmez. Sistemi de sırf dünyaya yöneliktir." o zaman bu illuminati gözü ile temsil edilmek istenilen göz ne o zaman? onlar dünyayi o tek gözle izlediklerini söylüyorlar zaten. daha deccal aramaya lüzüm varmi, onlar resmen kendilerinin deccaliyat örgütü olduklarini alenen bildirip, onu temsil ediyorlar zaten, o halde o grubun 33 dereceden masonlari, afedesiniz götlerindeki gözleriyle dünyayi görürler ve izlerler. ve bu da nerden cikdi deyince, biz müminler neden namazda, secde ve rukuda kicmizi havaya dikeriz diye, fransiz gavuruda karikatür yapip soruyordu, sebebi işde, Allah insanlarin kicina bir adet dürbün, kainati gözleyici göz koymuş ki, ondan bakinca onun kainati gözüküyor, ve onunla kim ne yapmiş, ve ne yapiyor gözüküyor. işde inanmayan dangillaraaciklama: almancada g ö t e "arschloch" denilir "g ö t de li gi" demek işde. Allahu tealanin yukarlarda semada bir yerdede onun arşu aalasi varmiş deniyor, yani arş ne o zaman bilirmisiniz, işde Allahu Tealanin kainati izledigi, ve ordan yönettigi o dürbüne ve aygita verilen isim, yani diyorki kuranda :
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِنَّ رَبَّكُمُ اللّهُ الَّذِي خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ فِي سِتَّةِ أَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوَى عَلَى الْعَرْشِ يُدَبِّرُ الأَمْرَ مَا مِن شَفِيعٍ إِلاَّ مِن بَعْدِ إِذْنِهِ ذَلِكُمُ اللّهُ رَبُّكُمْ فَاعْبُدُوهُ أَفَلاَ تَذَكَّرُونَ

İnne rabbekumullâhullezî halakas semâvâti vel arda fî sitteti eyyâmin summestevâ alâl arşi yudebbirul emr(emre), mâ min şefîin illâ min ba'di iznihî, zâlikumullâhu rabbukum fa'budûhu, e fe lâ tezekkerûn

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Muhakkak ki sizin Rabbiniz Allah, semaları ve yeryüzünü 6 günde yaratandır. Sonra arşa istiva etti. Ordan veya onunla İşleri düzenler, ve O’nun izni olmadıktan sonra (olmadıkça) bir şefaatçi, yani ögretici olmadan, ondan haberdar olmak yoktur. İşte bu Allah, sizin Rabbinizdir. Artık O’na kul olun. Hâlâ tezekkür etmez misiniz?

(Sadakallahul Aziym YUNUS Suresi 3. ayet )

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

الَّذِي خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا فِي سِتَّةِ أَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوَى عَلَى الْعَرْشِ الرَّحْمَنُ فَاسْأَلْ بِهِ خَبِيرًا

Ellezî halakas semâvâti vel arda ve mâ beynehumâ fî sitteti eyyâmin summestevâ alâl arşir rahmânu fes’el bihî habîrâ

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Gökleri ve arzı (yeryüzünü) ve ikisi arasındakileri altı günde yaratan O’dur. Sonra Rahmân arşa istiva etti. Öyleyse onu (arş nedir), bundan haberdar olana sor.

(Sadakallahul Aziym FURKAN Suresi 59. ayet)

Peygamberimizin arkada gözü mü vardı? Arkasını nasıl görürdü?

ve Hz. Peygamberin ashaba safları düzeltmelerini isterken

“Saflarınızı düzgün tutun, Kuşku yok ki ben arkada olup bitenleri görüyorum” dediği sahih hadisle sabittir.

(bk. Buhari, Ezan, 71-72; Müslim, Salat, 125(434); Nesaî, İmamet, 27)

bu hadis gösteriyorki Muhammed, o insanin kicindaki dürbünü acabiliyordu, ve kicindaki gözü ilede arkasini ve kainati görüyordu.
yani işde o 33 derceden bir mason olan kimseninde, bu örgüt kicindan girip, o kicicndaki dürbünü acmasani ögretiyor, ve kici ile dünyayi görmeye başliyor, ve derece derece yani gözü nereye kadar görcek onun dercesini bagli iş de 33 dereceden demek en yüksek demek, yani "arş a istiva" ve ordan yönetmek demek
işde zamanin kutbuda mesala mekkede otururken, o bilmem, almanyadaki bir sofisine müdahele edip yönetiyor, düşünkü icindeki kaianatin özel dügmeleri var, ve ondan sen bakinca ordaki bir dügmeye dokunman, almanyadaki ahmete dokunman gibi, yine adnan okdar bir dua ögrtiyor diyorki tirnaginin ucundan dünyayi gösteren dua diyor, neymiş o dua, halbuki işde kicindaki gözü acik olmayanin dua etmesi bir işe yaramaz, ancak o kicindaki gözü acilinca görebilir, yani dürbünü acilmasi lazimki görsün, ve neden secde yapariz yani dürbüüüüüün işde azizim. hak o dürbünü görür amma, Allahin senin kicinami ihtiyaci var, kainati görmek icin, hayir, Allah Hz Ademi yaratmadan önce secdede yokdu, namazda yokdu, o dürbün denen arşlochda yokdu, götde yokdu, göt sonradan icad oldu. öyle olunca Allahin semada bir yerde Arşu Aala denilen özel bir dürbünü, büyük kocaman bir dürbünü var zaten, ordan bakip görüyor demiyormu o ayette, arşdan bütün işleri emredip yönetir demiyormu yunus suresinde. nedir o Arş, işde insanlarin ve hayvanrinda KICINA onun bir numunesini takmişki, senin kicdan, namazda secde edince bakar, yine senin kainatini görür, sen namaz kilmasan bile, senin sifatin olan cibilliyatin olan bir havan varki, hayvanlarin cogu zaten ruku eder vaziyette, yani dürbüne bakilcak halde duruyor, yani egilmesini gerek yok, zeten egik durumda yani, öyle olunca senden bakmasa bile, senin cibilliyatindan bakar bilir bulur, yine ordan bakmasa yukardaki arşdan bakar görür.
hani derler ya "bu adamin kicinda gözü var herşeyi görüyor" derler, essaf adamin kicinda gözü vardir, ona Arapca dübür veya türkce dürbün derler işde.

bu meseleyi acikladikdan sonra ikinci mesele ise, gecen hafta dedikki, kuranin tamamini hesap ilmi ile yazinca, yani ebced degerleri olarak yazilinca, o surenin ve ayetin, kelimenin frekans degerini veriyor dedik, ve öyle olunca, gavur denen ahmaklar, bunun fiziki aygitini icad edip yapiyorlar. ve bu TV radyo yayinlari havada duruyor, sen onlara baksanda bakmasanda, dinlesende dinlemesende, onlar havada duruyor, bazi yayinlar canli deniyor, ve iki 3 saniyelik bir fark ile, Türkiyeden konuşan bir spiker, aninda mesala amerikadan görülüp duyalabiliyor. bunlar hepsi birer frekans degilmi, yani o gavur, bu senin herhangi bir zmaninin filmini cekip bunu dalga olarak hem yayiyor, hemde birde havadaki o dalgayi görüntüye ceviren bir aygit icad etmişmi? etmiş, sen Türkün müslümanin diyen dangil, daha bu AK parti bu göt parti diye kavga et dur , el anyaya sen konyaya derviş dansi yapmaya git, tam dangil, yani yarim falan degil tam dangil işde. ve öyle olunca yine internet denen bir buluş yaptilar Bilgisayar denen aleti elektrige takiyon birde internete baglanirsan, dünyanin dört bir yanindan herkesi hem görüyon, hem duyuyon, hemde istersen sende onlarla konuşabiliyon, peki bunlarin hepsi ne, yine sadece bir frekans yani dalga boyutu, elektrik dalgasi. yine o frekanslar halinde bir dalganin yayilimi veya yayilmişolan bir dalganin bir alet ile tekrar görüntü veya sese geri dönüşümü halinde. öyle olunca hayatta bir enerji, ve ölümde : bir enerji biriminden, diger enerji birimine dogru bir akiş. ve Allah dilerse, işde senin o hayatini serüvenini yaşayip öldügündeki son dalgani alip, geri döndürücü bir aygita takinca, aynen mesela havadaki TRT 1 in yayinlarini tev ile alabilmen gibi, Allah da insani yeniden geri döndürür. ve o casiye suresinde gecen : "bizi kim geri döndürcek, hadi dönüyorsa, o zaman babalarimizi diriltte geri döndür." dediler diyorya rabbimiz . halbuki bu mesala Demet Akalinin star tv deki bir yayinda konuk olup, onun söyledgi şarkinin, uzaya ve semaya frekans olarak aktarilmsi, ve o yayinin bizlerinde evindeki anten ve digital aygitlar ve bir de tv ve elekrtikle tekrar, o frekansin geri görüntü ve ses haline dönüştürülmesi, hatta eger o yayin canli ise, ancak iki üc saniye fark ile, aninda dinlemek ve görmek imkanina sahip oldugmuz gibi, ölümden yine tekrar hayata dönmekde, bu kadar basit, ve aynen o dönüştürücünün, sadece insanin yaydigi enerjiyi taniyip onu geri dönüştürmesinden başka birşey degil. ve bu keşfedilebilir nitekim isa, ölüleri diriltirdi deniyor. öyle ise bu mümkiiiin cigerim. mümkiiiin. yani öyle olunca yine senin enerjin beden denen kalipdan cikinca, yukarda berzah denen bir yerde, Demetin yayinin dalgasinin durdugu gibi duruyor, eger o girebilcegi yeni bir kalib bulursa, yeniden can olcak amma, onu bir kaba kuyabilcek bir görevli lazimki : deniyorki ruh denen, cocuk anne karninda bilmem kirk günlük iken icine konuyor .

Hadis-i şeriflerde Peygamberimiz (asv), çocuğun anne karnında oluşumunu anlatırken farklı ifadeler kullanmıştır. Bazı hadisler çocuğun yüz yirmi günlük iken canlandığı imajını verirken, bazı hadisler de kırk günlükken canlandığı açıklamasını yapıyor.

Hadisi yüz yirmi gün olarak yorumlayan alimlerimiz, ilk dört ay dolmadan kürtaj yapmanın haram olmadığını, ancak dört ay dolduktan sonra kürtajın haram olduğunu söylemişlerdir.
Ancak çocuğun kırk günde canlandığını ifade eden hadisleri esas alanlar ise, kırk gün geçtikten sonra kürtajın haram olduğunu ifade ediyorlar.
Biz de ruhun çocuğa kırk günlükken üfeleneceğini belirten rivayetleri esas alıyoruz.

RUH CENİNE NE ZAMAN ÜFLENİR?

Bu araştırma, cenine ruhun nefh edildiği vakti ele almaktadır. Bu konu, mesela çocuk aldırma (kürtaj) gibi mühim meselelerle çok sıkı bağlantısı olan önemli bir mevzudur. Araştırmada ruh ve hayatın şer'î naslardaki anlamını ve ruhla hayatın aynı şey olmadığını, ruhun hayattan başka olduğunu açıkladım. Mesela bitki canlı bir varlıktır. Fakat onda ruh yoktur. Ruh konusunu araştırmada bir sakınca olmayacağını da açıkladım. Bu araştırmada Ruhun cenine nefh ediliş vaktini beyan eden şer'î nasları aktardım. Hadisleri inceledikten ve karşılaştırdıktan sonra, ruhun cenine, yaygın olarak bilindiği şekilde üçüncü kırk günden sonra değil, ilk kırk günden sonra nefh edildiği sonucuna vardım.

Arapçada "Ruh" kelimesi, "Rîh: bir şeye girmek" kelimesinden türemiştir. Nefh edildiği(üflendiği) için ruh adı verilmiş olabilir. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

فَإِذَا سَوَّيْتُهُ وَنَفَخْتُ فِيهِ مِن رُّوحِي فَقَعُوا لَهُ سَاجِدِينَ

Fe izâ sevveytuhu ve nefahtu fîhi min rûhî fe kaû lehu sâcidîn.

“Onu şekillendirip içine ruhumdan üflediğim zaman onun için saygı ile eğilin.”

Sâd suresi, 72

Bir diğer ayette de şöyle buyurmaktadır:

ثُمَّ سَوَّاهُ وَنَفَخَ فِيهِ مِن رُّوحِهِ وَجَعَلَ لَكُمُ السَّمْعَ وَالْأَبْصَارَ وَالْأَفْئِدَةَ قَلِيلًا مَّا تَشْكُرُونَ

Summe sevvâhu ve nefeha fîhi min rûhihî ve ceale lekumus sem’a vel ebsâra vel ef’idete, kalîlen mâ teşkurûn

"Sonra ona biçim verip kendisine ruhundan üfledi ve sizleri sem’î (işitme hassası kulakli), basar (görme hassası gözlü ) ve fuad (idrak etme hassası akil ve beyinli) kıldı. Ne kadar az şükrediyorsunuz."

Secde suresi, 9

'Ruh' kelimesi, müzekker(eril)dir. Çoğulu 'ervah'tır. Hem müzekker hem müennes(dişil) olarak kullanıldığını söyleyenler de olmuştur. Müennes olarak kullanımı, muhtemelen ruhun nefs anlamına alınmış olmasından kaynaklanmaktadır. Çünkü bazılarına göre ruh ve nefs aynı şeydir.

Terim anlamına gelince; çoğu Kur'ân-ı Kerim'de olmak üzere çeşitli anlamlarda kullanılmıştır.

Kur'ân-ı Kerim. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَكَذَلِكَ أَوْحَيْنَا إِلَيْكَ رُوحًا مِّنْ أَمْرِنَا مَا كُنتَ تَدْرِي مَا الْكِتَابُ وَلَا الْإِيمَانُ وَلَكِن جَعَلْنَاهُ نُورًا نَّهْدِي بِهِ مَنْ نَّشَاء مِنْ عِبَادِنَا وَإِنَّكَ لَتَهْدِي إِلَى صِرَاطٍ مُّسْتَقِيمٍ

Ve kezâlike evhaynâ ileyke rûhan min emrinâ, mâ kunte tedrî mâl kitâbu ve lâl îmânu ve lâkin cealnâhu nûran nehdî bihî men neşâu min ibâdinâ, ve inneke le tehdî ilâ sırâtın mustakîm

"İşte sana da, emrimizle bir ruh (kalpleri dirilten bir kitap) vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Ve lâkin O'nu “nur” kıldık. Kullarımızdan dilediğimizi O'nunla hidayete erdiririz. Şüphesiz ki sen onlari doğru bir yola iletiyorsun."

Şûrâ suresi, 52

öyle olunca işde bazi melek dedigimiz görevliler bu havadaki veya berzahdaki o insanin enerji boyutlarini toplayip, onlari ocuk denilen ceninin icine koymakla görevlilermiş cancagazim. onlarin yaptigi bu ilmi sen keşfet, sende ayni sistemi yapabilirsin. nitekim isa ve mehdi bu sistemin babasi ise, o zaman, zaman mehdi zamani ise, bunu keşfetmemek abes ve dangillik olur zaten. öyle olunca insaninda bütün hayati bir kitap halinde toplaninca, onunda sayisal bir degeri var, yani freknsi, yani hangi dalga boyut araligini kapsiyor o insan, yaptikjlari ile belli. ve deniyorki, insanin yaninda iki görevli melek var ve onlar insan ne yaptigini yazip kaydediyor ve onlara "Kiramen Katibin" melekleri deniyor.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَإِنَّ عَلَيْكُمْ لَحَافِظِينَ كِرَامًا كَاتِبِينَ يَعْلَمُونَ مَا تَفْعَلُونَ

Ve inne aleykum le hâfızîn. Kirâmen kâtibîn. Ya’lemûne mâ tef’alûn.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve muhakkak ki, sizin üzerinizde mutlaka (hıfzeden) hafaza melekleri vardır. Şerefli yazıcılar Katip Melekler (kaydediciler) olarak. Yaptığınız şeyleri bilirler.

(Sadakallahul Aziym İNFİTAR Suresi 10. 11. 12. Ayetler )

neden peki demek yokmmu dangil insan, işde senin frekans araligin yaziliyor, yani muhammed icin "gezen yürüyen kuran" idi demek oluyorda, ben gezen yürüyen eşşekmi oluyon ahmak, bende gezen yürüyen bir kitabin, yani benimde kirman katibince kaydedilen bir kitabim var, ve o kitabida kiramen katibin, her gün düzenli olarak tumakdalar. benim kitabim benim kuranim, muhamedinki muhammed icin lazim olan, benimki ise benim yenidne var olmam icin lazim olan, ve kitap tamamlanip kapatilinca, işde eger kuranin sayisal ebced degri varsa, benim senin onun kitabininda sayisal bir degeri var. onlar berzah denen kitaplikda duruyor insan ölünce. ve o cocuga ruh koyan melek ordaki bir kitabi alip, o kodu bir cocuga koyunca, o cocuk işde mesala ibahimse, ibrahimin en son kaldigi yerden başliyor ve Ahmet se ölen bilmem falanci ahmetin kaldigi yerden başliyor. ve öyle olunca hali dokunurken, halinin genişligi adedince dügüm yapilir, ve ona bir sira desen dokunur, ikinci sirada ise, başka bir desen gelcekdir, ve toplam siralar dolunca halinin tüm desenini ortaya koyar, öyle olunca, Ahmet tamamlayamdi, mehmet gecdi üste, mhemette tamamlayamadi, bilmem ömer gecdi, ve dokundu dokundu ve toplam dokumaya bir motif diyoruz, ve bu motif bazen Hz ibrahim denen, bir haliyi oluşturmuş,veya halinin bir desenini, bazen musa denen bir haliyi, bazen ise bazende mehdiyi, yani öyle olunca, Ahmetler, Mehmetler bir desen veya sadece bir sirayi temsil ediyor olabilir degilmi, ve bir sira dokununca ikinci bir siraya ihtiyac vardirki onlarin toplamindanda hali denen o Teppich olabilsin. ve Bu hayatin dönüşüm halinde ve Ahmetten kalani, mehmet devam ediyor dememiz ise, işde alt motif, üst motife, üst motifde alt motife baglidir, birbirinden ayri olmaz, hepsi toplam olarak haliyi oluştururken, bütün siralar, o halida, birisi diger siraya ve toplu olarak halinin ana görüntüsüne baglidir, ve öyle olunca Ahmet kitapi kapadi, gonca diye bir kiza takdilar, o dmvam etdi, sonra, rose veya gül diye bir kiza takdilar o devam etdi, bir sirada o motif vurdu demek gibi birşey bu hayat serancami yani.

 

Ve bizde dünyaya gelmek şerefine erdigimize göre, bu teppichde bir musterde (desen de) biz yapacagiz, amma isterizki bu muster (desen) digerlerine örnek olsun, ve yukarlarda tekrar edilcek bir muster olsun, ve bunun icin dedikki :

"River" Nehir ile yarışma, Nehir ile birlikte koşamazsın, o seni hep yener, çünkü sen yorulursun, amma o yorulmaz.

(Karoglan sözü 05.09.2016)

yukardaki söze açıklama : muhammed misyonu, ibrahim misyonu, kominizm misyonu, gibi bir misyon akıp gelen bir nehir gibidir, onlarin binlerce askeri vardır, sen yalnız başına onlarla yarışamazsın, onlar hep yener kazanır, çünkü onlar bir grup, o yüzden bir grup, bir tarikat olmak lazımdır, yalnız asker tek atlı araba gibi, grup 10 askerse 10 atlıaraba gibidir, o yüzden Raşidi tarikatını kuruyorum, seven ardımıza takılsın. dedik

ve Zikri Raşidi Evradiiza bir ayet daha ekliyoruz, ve o da ilk baştaki resimdeki yazili olan ayeti, yani bütün olrak ayet

قَالَ هَلْ آمَنُكُمْ عَلَيْهِ إِلاَّ كَمَا أَمِنتُكُمْ عَلَى أَخِيهِ مِن قَبْلُ فَاللّهُ خَيْرٌ حَافِظًا وَهُوَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ

Kâle hel âmenukum aleyhi illâ kemâ emintukum alâ ahîhi min kabl(kablu), fallâhu hayrun hâfizâ(hâfizen) ve huve erhamur râhimîn

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ya'kub: “Daha önce kardeşiniz Yûsuf'u size nasıl emanet ettiysem, onu da aynı şekilde size emanet edeyim öyle mi? Oysa Allah koruyup gözetici olarak, sizden elbette daha iyi, daha üstündür. Çünkü O, acıyıp merhamet edenlerin en yücesidir.”

Sadakallahul Aziym YUSUF Suresi 64. ayet

Zikir terkibimizin 52_2. babinda o ayewtte her nekdar fallahu gecsede biz onu

"Vallâhu hayrun hâfizen ve huve erhamur râhimîn." olarak ve 10 defa tekar edilmek şartiyla ekliyoruz.

Cünkü Muhammed dediki "iki günü birbirine eş olan zarardadir."

şeytan ve deccal aleyhillane hic boş durmuyorlar, hergün bize karşi yeni bir silah üretiyorla, ve bizimde onlarla savaşacak yeni silahlara ihtiyacimiz var, allah bize, o gün hangi silahi ikram ederse, onu alip zikir corbamiza katmak zorundayiz, yoksa onlarla savaşamayip yenik düşeriz.
ve yine bize varid olduki yine, yeni bir silah kuşanmamiz lazim, cünkü dedikya kafir deccal frekans ile oynuyor, ve bizim yazdigimiz bu dualarinda kehrwertini aliyor, ve mesala duamaizin başinda, "onlar namazlarini muhafaza ederler" diye zikrediyozki, biz de o ayette gecen o nlar zümresini kaitilipda nerde olursak olalim namazimizi kilip kacirmayalim istiyoruz, ve kafir ise, ben bunu zikredip cekdikce, o da onu ters ceviriyor ve oluyormu sana "onlar namzlarini kacirirlar" ve o zaman bir de bakmişin öglen namazi calinmiş, ucmuş bilme ertesi gün sabah gitmiş, veya hakeza hakeza, siz anlyin artik, yine biz "ya halim ya selim" cekiyoz yani sakin olabilmek icin, ve o da onu ceviriyor ve bize bir hiddet geliyor, ve yanardag gibi yeri gögü püskürüyoz, yani zor azizim, bu kafirlerle mücadele zor, silah lazim, ve yine varid olan silah ise, tam olarak bende henüz kullanmasini tam bilmiyon amma, o şu ki :

Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam bir gece Rabbine şöyle dua etmiştir:

"Allahım, azabından affına, gadzabından mağfiretine sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamd etmekten âcizim. Sen Kendini sena ettiğin gibi yücesin."

"Allahım, şayet ismimi saîdler defterine yazdıysan, orada sabit kıl. Şayet ismimi şakiler defterine yazdıysan oradan sil. Çünkü Sen buyurdun ki, 'Allah dilediğini siler yok eder, dilediğini de sabit bırakır, Levh-i Mahfuz Onun katındadır."

(Hadis-i Şerif )

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

يَمْحُو اللّهُ مَا يَشَاء وَيُثْبِتُ وَعِندَهُ أُمُّ الْكِتَابِ

Yemhûllâhu mâ yeşâu ve yusbit(yusbitu), ve indehu ummul kitâb.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Allah, dilediği şeyi siler, yok eder (mahveder) ve (dilediği şeyi) sabit kılar ve ümmülkitap (ana kitap), O'nun indindedir (nezdindedir).

(Sadakallahul Aziym RA'D Suresi 39. ayet )

ve saliklarimiz yol tarikatimiza tabi olan, yol arkadaşlarimiz, bizim yolumuzda, şu an durdugumuz yer olan yere gelince, belalar musibetler etraflarını sarınca, ve atıkları her ok kendinizi vurar olunca, ve hatta elinde tuttugun senin olan bir bicak bile seni kesmeye yeltenince, anlaki buraya ayak bastin, ve Allah bize burada bu silahi gönderdi ki henüz bende tam manasi ila kullanmiyorum, amma kullanim talimatnamesi şu olaki, biz o duanin sadece
"Allahım, azabından affına, gadzabından mağfiretine sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim."
kismini tekar edecegiz, amma allahu alem tam sayisina ulaşmadim henüz, ne zaman bu kalkan işe yarar denemem lazim, ve 41 defada karar kilmak istiyorum amma,
henüz belli degil.
işde bu ayeti okurken öyle tefkkür edesin ki ey salik, ey yolcu:
Allahdan gayri bir mevcudat yokdur öyle olunca o sana hişimlanan bicak da allah var ancak o bicak bir sükastci şeytan veya cin veya deccal askerinin eline gecmiş (amma gercekden leinde amma frekansi elinde) ve onunla sana karşi savaşiyorlar, ve sen o bicagi, o esir edilmiş halden kurtarip senin safina gecmesi icin de ki işde :
Ey yüce Rab "Allahım, azabından affına, gadzabından mağfiretine sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim." ve şu an sen bana hişimlanan bir bicak oldun, cünkü kainatta sendan başka bir mevcudat yok ise, öyleyse o senin hişimlanan bicak oldugun halindende, senden, sana yüce rabbe siginirim, senin o bicagin veya frekansin esir edilmemiş ele gecmemiş, ve galip olan Allah haline iltica edip siginirim diye tefekkür et. ve bu yukardaki duayi günde 41 defa okuamaya devam et. dedimya sayida degişiklik olabilir henüz tam testden gecmedi daha.

Dua bu, ve bu dereceye erenler icin 16.SINIF SOFiLER icindir

"Allahım, azabından affına, gadzabından mağfiretine sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim." (41 defa Haricen okuncak)


Ve bu Dua ile Bu haftayida hitama erdiriyoruz.

"Allahım, azabından affına, gadzabından mağfiretine sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim."

--oOo---



وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--


Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 12 Eylül 2016 Pazartesi

 

Original Kar © glan

Arapca ve Manada Yolculuk - Notalar ve Musiki (Kar©glanin 3 Eylül 2016 Vaazi)

Arapca ve Manada Yolculuk - Notalar ve Musiki

(Kar©glanin 3 Eylül 2016 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

قَدِ افْتَرَيْنَا عَلَى اللّهِ كَذِبًا إِنْ عُدْنَا فِي مِلَّتِكُم بَعْدَ إِذْ نَجَّانَا اللّهُ مِنْهَا وَمَا يَكُونُ لَنَا أَن نَّعُودَ فِيهَا إِلاَّ أَن يَشَاء اللّهُ رَبُّنَا وَسِعَ رَبُّنَا كُلَّ شَيْءٍ عِلْمًا عَلَى اللّهِ تَوَكَّلْنَا رَبَّنَا افْتَحْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ قَوْمِنَا بِالْحَقِّ وَأَنتَ خَيْرُ الْفَاتِحِينَ

Sadakallahul Aziym A'RÂF Suresi 89. Aye

Kadiftereynâ alâllâhi keziben in udnâ fî milletikum ba’de iz necceynâllâhu minhâ, ve mâ yekûnu lenâ en neûde fîhâ illâ en yeşâallahu rabbunâ, vesia rabbunâ kulle şey’in ilmen, alâllâhi tevekkelnâ, rabbenâftah beynenâ ve beyne kavminâ bil hakkı ve ente hayrul fâtihîn

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

“Allah’ın, bizi ondan kurtarmasından sonra, sizin milletinize dönersek Allah’a yalanla iftira etmiş oluruz. Ve Rabbimizin dilemesi hariç bizim oraya geri dönmemiz olamaz. Rabbimiz ilmiyle herşeyi kuşatmıştır. Allah’a tevekkül ettik. Rabbimiz, kavmimiz ile bizim aramızı hak ile aç (ayır). Sen fethedenlerin (fatihlerin) en hayırlısısın.”

Sadakallahul Aziym A'RÂF Suresi 89. Aye

!!!!!!!!!!!----Dikkkkkkaaaat !!!!!!

Bakin, ayetlerin manasini tam bilmeyen, ve arapcasi galiz, türkce düşünüp, arapca konuşan bir ahmagin, Türk bir ipne, illimunati ipnesinin uydurmasi olan ayet, yani ayet calinmiş, ve degiştirilmiş, cünkü türkce düşünen ve arapca konuşan, arapcasi galiz bir ipnenin uydurdugu bir uydurma ayet, oynanmiş neden deyince, diyorki ayette: "bizim ile o kavimin arasini ac" demek icin " fetaha" kelimesini "rabbeneftah beynana ve beynal kavmi..." diye yazilmiş ve size bir misal ile aciklayayim, ben avusturyaya geldigimde, yeni işe başladim, ve taş ocaginda taş kesiyoz, ve beni benden bir sene kadar önce işci olmuş başka bir türk gencin yanina verdiler, o da almanca tam bilmiyor, bende tam bilmiyon, amma ben hergün birkac kelime ezberliyon, ve kendi kendime ögrenmeye calişiyon, ve ve ben sigara iciyon, o genc yani ismi halilibrahimdi. o, o zamanlar icmiyordu, ve bir gün, işci başimiz Avusturyali ve onun üvey oglunuda bizim yanimiza verdiler, ve o Türk adetini bildigi icin, sigarasi mi bitmiş, yada sigara mi istiyordu, yahutta sigara tutup ikram edicekdi tam aklimda degil amma, şu olay dün gibi aklimda, ve almanca icmek: su icmek, kola icmek, bira icmek icin "drinken" denilir, amma sigara icmek icin "rauchen" kullanilir, ben sigara icdigim icin, aldigim verdigim icin, bu ilgimi cekdi, ve hemen arasindaki farki ögrenmişdim, ve o halilibrahim kardeşim daha ikisi arasindaki farki ögrenmemişki, maisterin oglu ona sigara ikrammi ediyordu, allahu alem, yoksa sigarami istiyordu, her ne ise ikisindede ayni cevap yani işde, ve halilibrahim ona cevap olarak " ben sigara icmiyorum" demek icin, normal almancada "rauche ich nicht cigarette" demesi lazimken, o dediki "ich drinke nicht cigarette" yani ben yanliş konuşdugunu anladim, gülsemmi yoksa düzeltsemmi, yani işde bu ayettede ayni böyle, türk akilli, arapcasi zayif olan bir ipne uydurursa, bu kadar olur. ve fetaha kelimesi hic bir zaman aradaki mesafa manasini gelmez, aramizi ac kelimesindeki "aramizi aç" dmek "fefrug" demekdir , yahuta bu ipne, alman olup bir türke, arapca bir kelimeyi türkce manada, amma arapca söylemk icin, türkce almanca arapca karişimi düşünüp, cümle kullanan alman veya ingilizce ve ingiliz ipne, veya alamanca konuşan bir ülkeli ipne demek olur, yani bizi yaniltmaya calişan bir ipne, sizinle degil, bizimle savaşip, bizi yaniltmak icin, bize uyguladigi bir tuzak, ayet olmayan bir cümleyi ayet gibi göstermek icin.

o ayetin asli kuranda böyle gecer
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

قَالَ رَبِّ اِنّ۪ي لَٓا اَمْلِكُ اِلَّا نَفْس۪ي وَاَخ۪ي فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْفَاسِق۪ينَ

Kâle rabbi innî lâ emliku illâ nefsî ve ahî fefruk beynenâ ve beynel kavmil fâsikîn.

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

(Hz. Mûsa) Dedi ki; “Ey Rabb’im! Muhakkak ki ben, kendimden ve kardeşimden başkasına sahip değilim. Artık fâsık kavimle bizim aramızı ayır.

MÂİDE Suresi 25. ayet


Bu ayette geciyor


---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, o ordu ne güzel ordudur.”

(Hadîs-i Şerîf, Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 335; Buharî, et-Tarihu’l-Kebir, I, 81; et-Tarihu’s-Sağîr, I, 306; el-Bezzâr, el-Müsned, el-Müsned, c. II, s. 308; Taberani, el-Mu’cemu’l-Kebir, II, 38; Hakim, Müstedrek, IV, 422; Heysemî, Mecmeu’z-Zevâid, VI, 219.)



"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme

ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve

alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

Kuran arapcadir, ve arapca öyle bir dil ki, her kelimenin onlarca ayri manasi vardir. bu başka dillerde, birkac manali kelimelerin sayisi, birkac kelimeyi gecmezken, arapcanin tamami böyle kelimelerden oluşur.
mesela:1. kelimemiz
Fetaha: Acmak
Miftah: anahtar
Faatih :fetheden
Fettah:kar küreme araci gibi ve grayder gibi yol acici yahut gazoz kapagi acici
Fetih: Fethetmek
Fatiha: aciliş veya giriş önsöz
Fetha :üstün veya türkcede E ve a harfini temsil eden işaret fetha - Hareke
.....
2. kelimemiz
yani
feale : bir iş tutmak, yapmak
fail: fail özne
mef ul: öznenin yaptigi şey nesne
fa`al: calişkan veya calişir vaziyete

yani mastar bir kelimenin harflerinin yerininin, bir veya birkac kac harf degişikligi sonucu onlarca cok farkli bir manaya bakmasi, ve bu yüzden işde, şiir ve notalarda arapcadan türetilir yani edebiyataki aruz vezni denilen failatun failatun kalibi ve ilham melegi hep arapca ilham verir.
yani işde notalar ve müsikide, işde deveniin yürüyüşünü ele alan, bu aruz vezni kalibi, yani yani mesela 9 tane Asli rakami mesala 8 li kombinasyonlar halinde yazmak demek gibi, evir cevir başka bir sayi meydana geldigi gibi, arapcada ana master kelimenin harflerinin yerini degiştirdikce, veya bir kac tamlama harfleri ekledikce, cok degişik manalr oldugu gibi, ayni manayi ses frekansi olarak ele aldigmizda, belli bir frekansi temsil ediyor her kelime. ve öyle olunca, arapcanin eskiden rakamalardan oluşdugu tezide dogru, ve ebced hesabi demek de işde, keilmelerin temsil ettikleri rakami, yani frekans baazinda harfleri yazmak gibi. ve bütün arapca o zaman rakmalardan oluşunca, Rakamalar ise Toplam 9 rakam ve bir de SIFIRDAn oluşduguguna göre diger rakmlar sadece onun katlari ve kombinasyonlari halinde ve sifirla birlikte 10 rakam eder, ve bu, ona rakamin degişik şekildeki kombinaysonlari arapcanin temel yapisi, ve öyle olunca
her kelimenin bir rakamsal degeri olunca, o rakamsal degeri onun frekans araligini temsil ediyor, ve öylce olunca, mesala "2845" yazinca bu bir arapca kelimeyi temsil ediyor olur, gavur bunu elektrik ve fizige uygulayinca, bunun kehrwertini almak icin işde 1/xxx saysi ile carpinca onun frekansinin ZIDDINI bulmuş oluyor ve sen allahim ver deyince o kehr wertini ceviriyor ve verme oluyor yani,

Hz Alinin " Ben Allahi, her istedigimi vermemesinde bildim" dedigi rivayet oluyor, halbuki vermeyen Allah mi yahut, o gün bizden daha üstün bir bilgi ve güce sahip olan cin ve şeytan hizbinin onun söylediklerinin kehrwertini alarak, onun duasina engel olmalari mi idi tefekkür etmek lazim. bu gün ise insan şeytanlar, şeytan askeri gavurlar ve deccal askerleride bu işlemi yapiyorlar artik.
ve notalar yükseldigi gibi, birde geri iner, yani notanin kehrwerti onun inişi oluyor, yüksek perdeden bir ses alt tonlara inerken ters gidiyor demek olur, ve böylece senin duandaki veya kurandki ayetin belli bir frekansi yani ürettigi elektrik var, ve bunu sen zikir diye okuyunca beynin elektrik üretip, o frekansi yayiyor, ve o zaman o yayilma ile ses, uzayda elektron yayilimina ugruyor. ve elektrik denen enerjinin oluşumunun temel yapisi ve prensibi, bir maddeden diger maddeye dönüşüm olan eleketronlarin bir maddeden diger madeye dogru akarkenki cikardiklari, yada yaydiklara frekansa biz elekrtik diyoruz, yani "elektron akimina" eleketrik diyoruz. ve öyleki bilim adamlari bunu haala keşfedememişler, yani ses ile elektrik üretilebilcegini bilmiyorlar, halbuki ses frekansida, yine ses denen bir dalganin yani yine elktronlarin yayilimi demek. eger o dalganin yayilimini enerjiye dönüştüren bir aygit icad olursa, şarki söyleyen bir kadin, veya zikir ceken bir adam ve öten bir kuş da elektrik üretecekdir . ve hatta öyleki ebced degerleri kullanilarak istenilen bir rakamdaki bir kelimenin tekrari, yani cokca zikir edilmesi ile, o vollttaki elektrik üretilebilir, yani Allahin ismlerinin ebced degeri bu yüzdendir, amma bu mehdi sayesinde keşfedilcek, ve esmanin ve kuranin zikir olma sebebi keşfedilmiş olcak,

Sözlük anlamı itibariyle ZiKiR: bir şeyi telaffuz etme, istenilen şeyin zihne döndürülmesi, hatırlama, anma, hatırlatma, bildiğimiz şeyleri akılda sürekli tutmaya zikir denir. Bir başka ifadeyle, unutulmuş bir şeyin yeniden hatırlanması ya da hâfızadakinin unutulmamak üzere sürekli canlı tutulmasına zikir denilir.
islami literatürde ise Kavram olarak ‘zikir’: Allah’ı anmak üzere söylenmesi ve yapılması tavsiye edilen, sözlü ve ameli eylemleri kapsayan davranışların tümüdür.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم



كِتَابٌ أَنزَلْنَاهُ إِلَيْكَ مُبَارَكٌ لِّيَدَّبَّرُوا آيَاتِهِ وَلِيَتَذَكَّرَ أُوْلُوا الْأَلْبَابِ

Kitâbun enzelnâhu ileyke mubârakun li yeddebberû âyâtihî ve li yetezekkere ulûl elbâb.

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

"Bu Mübarek Kitabı sana indirdik, onun âyetlerini ulûl’elbab (Yani bu ilmi bilenler) onu tezekkür ederek (zikrederek) kafirlere veya düşmanlarina karşi tedbir alsınlar diye. "

SAD Suresi 29. ayet

Esteuzubillah

وَمَا أَرْسَلْنَا مِن قَبْلِكَ إِلاَّ رِجَالاً نُّوحِي إِلَيْهِمْ فَاسْأَلُواْ أَهْلَ الذِّكْرِ إِن كُنتُمْ لاَ تَعْلَمُونَ

بِالْبَيِّنَاتِ وَالزُّبُرِ وَأَنزَلْنَا إِلَيْكَ الذِّكْرَ لِتُبَيِّنَ لِلنَّاسِ مَا نُزِّلَ إِلَيْهِمْ وَلَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ


Bil beyyinâti vez zuburi, ve enzelnâ ileykez zikre li tubeyyine lin nâsi mâ nuzzile ileyhim ve leallehum yetefekkerûn.


" Ey Mehdi Senden önce kendisine vahyettiğimiz bir Rical Adam yokdu (insanlar huzurunda Peygamber statüsü olmayan, racul olan, normal bir adam gibi olan bir kimse). Bilmiyorsanız ‘zikir ehli’nden sorun”. zeburuda indirdikki ondaki nazmi yani zikiri yani (Zebur şarki halindedir) ki onunda nasil bir zikir oldugunu, ve neden öyle oldgunu anlayan insanlara aciklayasin diye.

NAHL Suresi 43. 44. ayet


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

طه مَا أَنزَلْنَا عَلَيْكَ الْقُرْآنَ لِتَشْقَى إِلَّا تَذْكِرَةً لِّمَن يَخْشَى

Tâ, Hâ. Mâ enzelnâ aleykel kur’âne li teşkâ. İllâ tezkiraten li men yahşâ.

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ey Ta Ha biz kurani sana, sebeblerden birde hangi sebeble indirdik bilirimisin ki, o nu Korkanlarin (düşmanlarindan ve ya kafirlerden) korkanlarin yardimcisi olcak bir zikir (silah) olsun diye.

Sadakallahul Aziym TAHA Suresinin 1. 2. ve 3. ayetleri

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَمَا عَلَى الَّذِينَ يَتَّقُونَ مِنْ حِسَابِهِم مِّن شَيْءٍ وَلَكِن ذِكْرَى لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ

Ve mâ alâllezîne yettekûne min hısâbihim min (külli) şey’in ve lâkiniz zikrâ leallehum yettekûn.

Meali:

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Bu konuda yakin bir bilgiye sahip olanlar icin o ( yani Kuranin ayetleri) (her) şeyin hesap ilmindeki degeridir yani frekans bilgisi (dalga boyutu degeri) oldugudur.

Sadakallahul Aziym EN'ÂM Suresi 69. ayeti

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَأَقِمِ الصَّلاَةَ طَرَفَيِ النَّهَارِ وَزُلَفًا مِّنَ اللَّيْلِ إِنَّ الْحَسَنَاتِ يُذْهِبْنَ السَّيِّئَاتِ ذَلِكَ ذِكْرَى لِلذَّاكِرِينَ

Ve ekımis salâte tarafeyin nehâri ve zulefen minel leyli, innel hasenâti yuzhibnes seyyiât, zâlike zikre liz zâkirîn.

Meali:

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın vakitlerinde namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Bu da Zikri bilen, ve bazi Zikir edenlerin, başka bir türlü zikiridir.

Sadakallahul Aziym HUD Suresi 114. ayet
Dipnot:Bu ayette söylenilen Bir zati muhtereme söyledigimiz karanlik ve geceyi ileri kaktirmak, veya gündüz veya aydinligi ileri kakdirmak, ve gündüzlerin uzamasini saglamak, veya gecenin uzamasini saglamak hakkindaki bizzat yaşanmiş bir hadis ve hadisemiz icin yapilan bir zikir ve ilim, ve erbabina münhasirdir sadece, bu hediyem sadece o zati muterem ve eşine verilmiş ikramimizdir, daha o seviyeye başka sofilerim ulaşmadi cünkü.



أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

الَّذِينَ آمَنُواْ وَتَطْمَئِنُّ قُلُوبُهُم بِذِكْرِ اللّهِ أَلاَ بِذِكْرِ اللّهِ تَطْمَئِنُّ الْقُلُوبُ

Ellezîne âmenû ve tatmainnu kulûbuhum bi zikrillâh(zikrillâhi) e lâ bi zikrillâhi tatmainnul kulûb.

Meali :
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Onlar öyleki , iman edenler ve gönülleri Allah'ın zikriyle sükûnete erenlerdir ki, kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur, Allah’ı zikretmekle mutmain olur, gıdalanıp doyuma ulaşır, erginliğe ulaşır.

Sadakallahul Aziym RA'D Suresi 28. ayet

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Size amellerinizin en hayırlısı ve sevap bakımından en temiz olan mertebelerinizi yükselten altın pırlanta infak etmekten ve harp meydanında düşmanlarınızla çarpışmaktan daha hayırlı bir ameli haber vereyim mi: diye sordu. Ashab, Evet ya Rasulallah dediler. Rasulümüz Allah (c.c) Hz.’lerini zikretmektir." Buyurdular

(Hadîs-i Şerîf)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Mü’minin üç kalesi vardır. Birisi zikrullah birisi Kur’an okumak, diğeri de namaz dır. Buyurmuşlardır.

( Hadîs-i Şerîf )

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Kalpler demirin paslandığı gibi paslanır, onun cilası Kur’an okumak ve Allah’ı çok zikir etmektir.

(Hadîs-i Şerîf)


Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Gafiller arasında Allah’ı zikreden kimsenin hali kurumuş otlar arasında yeşil bir ağacın haline benzer.

(Hadîs-i Şerîf )

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Aziz ve celil olan Allah (c.c) buyurdu ki, “Ben kulumun zannı üzereyim Beni zikrettiğinde ben onunlayım. Beni yalnız zikrederse bende onu bu suretle anarım. Beni bir cemaat içinde zikrederse bende kulumu daha hayırlı bir cemaat içinde rahmetimle anarım”

(Hadîs-i Şerîf )

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Allah ( C.C ) Hz. kıyamet gününde hiç bir gölgenin olmadığı ve ancak kendi gölgesinin bulunduğu günde yedi zümreyi kendi gölgesinde gölgelendirir. Bunlardan biride tenhada ALLAH’ı zikreden ve Allah korkusundan göz yaşı akıtandır."

(Hadîs-i Şerîf )

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Cennet te her şey var. Dünyada ki, hiçbirşeye hasret çekilmez ancak dünya da zikirsiz geçen saatlere acıyıp ne olaydı o boş geçirdiğimiz saatleri de zikir ile geçirse idik, diye hasret çekecekler” Buyurmuşlardır.

(Hadîs-i Şerîf )

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

فَاذْكُرُونِي أَذْكُرْكُمْ وَاشْكُرُواْ لِي وَلاَ تَكْفُرُونِ

Fezkurûnî ezkurkum veşkurû lî ve lâ tekfurûn.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Öyle ise Siz Beni Hatırlayın zikredin anın ki, Ben de sizi Hatırlayıp zikredip anayım. (Ayna nöranlar fonksiyonu) Ve Bana şükredin ve Beni inkâr etmeyin.

Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 152. ayet

"insan, sevdiği kadar sevilir - Hatırlayıp andığı kadar, hatırlanıp anılır." (Ayna Nöron Terkibi)

(Karoglan Hoca sözü 3 Eylül 2016)

Dün bir sohbette adamin birisi diyorki " Mehdi oldugunu iddia edenlerin hepsi, Ruh hastasidir." diyor.

dah dün mehdi falan vakit gelcek daha şimdi vakti degil diye sohbetler edenler sizlerdiniz, ne oldu birden degiştiniz, Ta y yi p amcanin yamultmadigi kimse yok, sizin mehdi sandiginiz adam deccal askeri cikinca, ve diger adaminda mehdi olmasi sizin işinize gelmiyor, öyleyse erişemedigi cigere "mundar, mundar" diyen kedi misali ile, mundar diyelim gitsin degilmi.
ve Bazen bu alimin diye gecinenlerin, ve insanlarin adam olacagindan ümidi kesiyorum, ayni Hz yunus baba gibi, ne vaaz edesim geliyor, ne zikredesim, hatta namazdan bile sogur oluyorum. cünkü emeklerimin ve gayretlerimin, hastalara fayda vermeyen ilac gibi, heder oldugunu görmek, beni yikiyor mahvediyor, ümitsiz birakiyor.

Halbuki Kuranda

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَعَدَ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا مِنكُمْ وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَيَسْتَخْلِفَنَّهُم فِي الْأَرْضِ كَمَا اسْتَخْلَفَ الَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ وَلَيُمَكِّنَنَّ لَهُمْ دِينَهُمُ الَّذِي ارْتَضَى لَهُمْ وَلَيُبَدِّلَنَّهُم مِّن بَعْدِ خَوْفِهِمْ أَمْنًا يَعْبُدُونَنِي لَا يُشْرِكُونَ بِي شَيْئًا وَمَن كَفَرَ بَعْدَ ذَلِكَ فَأُوْلَئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ

Vaadallâhullezîne âmenû minkum ve amilûs sâlihâti le yestahlifennehum fîl ardı kemâstahlefellezîne min kablihim, ve le yumekkinenne lehum dînehumullezîrtedâ lehum ve le yubeddilennehum min ba’di havfihim emnen, ya’budûnenî lâ yuşrikûne bî şey’en, ve men kefere ba’de zâlike fe ulâike humul fâsikûn.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Allah, içinizden, iman edip de salih ameller işleyenlere, kendilerinden önce geçenleri yeryüzüne halife kıldığı gibi onları da yeryüzünde halife kılacağına, onlar için hoşnut ve razı olduğu dinlerini iyice yerleştireceğine, yaşadıkları korkularının ardından kendilerini mutlaka emniyete kavuşturacağına dair vaadde bulunmuştur. Onlar bana kulluk eder ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Artık bundan sonra kimler inkâr ederse, işte onlar fasıkların ta kendileridir.

Sadakallahul Aziym NÛR Suresi 55. ayet

Yine cenabi meval buyuruyorki :

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَلَقَدْ كَتَبْنَا فِي الزَّبُورِ مِن بَعْدِ الذِّكْرِ أَنَّ الْأَرْضَ يَرِثُهَا عِبَادِيَ الصَّالِحُونَ

Ve lekad ketebnâ fîz zebûri min ba’diz zikri ennel arda yerisuhâ ıbâdiyes sâlihûn.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Andolsun ki; zikirden (Kurandan) başka Tevrat ta Zebur’da da, arza salih kullarımızın varis olacağı kuralını, yazdık.

Sadakallahul Aziym ENBİYA Suresi 105. ayet

ve hal böyle olunca yeryüzüne hakim olcak bir grup varmiş ve onlar salihmiş ve salihler muhammed ne dedi bilir ki, Muhammed yani

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Üç kişi bir arada olduğunuzda biriniz imam olsun."

(Hadîs-i Şerîf )

öylese o kullarin, yani yeryüzne halife ve varis olcak, o salih kullarin hepsine, onlardan birinin imam olmasi, islam dinine ve muhammed sünnetine göre şart, yani karişiklik olmamasi icin şart, öyle olunca, işde o başkan veya imami muhammed "Mehdi" diye tanimliyor. Buna itiraz ne olaki, hangi sebebdeb itiraz ediyorsunuz ki, varmi itiraz edilebilcek bir hak ve hukuk ve durum? yani o zatin imamligi, dogal seleksiyonda gelişen bir durum, yok spekilatüf bir durum yani.
ve O adamin mehdi olmasinin alametide, ne öyle Şamda namaz kilmakla olur, ne öyle bilmem kicindaki bir ben bulunmasi ile olur, nede sirtinda bu mehdidir yazcak bir dövmesi olmakla olur, o dogal selksiyonda gelişen, insanlari dogru ve güzellige sevkeden bir adamdir, o ne öyle yahudilerin dedigi gibi bir KRAL, ne hiristiynlarin bekledigii gibi mesih, oysaki kuranda NAHL Suresi 43. 44. ayette gecdigi gibi adamlardan bir admadir, peygamber statüsü olmsina ragmen, onu kimse ne peygamber diye bilir, nede yüksek bir siyasi partinin başkani diye, o kuranda gecen raculdür, yani adamin birisidir, ve baştaki yazdigimiz ayete gecenNAHL Suresi 43. 44. ayetteki "rical" adamlardan bir adam demek yine kuranda kehf suresinde o bir raculdür diyor sadece bir adamdir, veya hatta sadece "jony wolkerin biri" yani yürüyen canlilardan birisi, yani o, şu, bu, gibi birisi.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَقَالُوا مَالِ هَذَا الرَّسُولِ يَأْكُلُ الطَّعَامَ وَيَمْشِي فِي الْأَسْوَاقِ لَوْلَا أُنزِلَ إِلَيْهِ مَلَكٌ فَيَكُونَ مَعَهُ نَذِيرًا

Ve kâlû mâli hâzâr resûli ye’kulit taâme ve yemşî fîl esvâki, lev lâ unzile ileyhi melekun fe yekûne meahu nezîrâ.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Ve dediler ki: “Bu nasıl resûl ki, yemek yiyor ve çarşılarda dolaşıyor. Ona bir melek indirilseydi olmaz mıydı? Böylece onunla beraber uyarıcı olurdu.”

Sadakallahul Aziym FURKÂN Suresi 7. ayet

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَما أَرْسَلْنَا قَبْلَكَ مِنَ الْمُرْسَلِينَ إِلَّا إِنَّهُمْ لَيَأْكُلُونَ الطَّعَامَ وَيَمْشُونَ فِي الْأَسْوَاقِ وَجَعَلْنَا بَعْضَكُمْ لِبَعْضٍ فِتْنَةً أَتَصْبِرُونَ وَكَانَ رَبُّكَ بَصِيرًا

Ve mâ erselnâ kableke minel murselîne illâ innehum le ye’kulûnet taâme ve yemşûne fîl esvâkı ve cealnâ ba’dakum li ba’dın fitneten, e tasbirûn(tasbirûne), ve kâne rabbuke basîrâ

Ve senden önce (de), gerçekten yemek yiyen ve gezen dolaşan resûllerden başka (farklı bir) resûl göndermedik. Ve sizin bir kısmınızı bir kısmınıza “sabrediyor musunuz” diye fitne (imtihan) kıldık. Ve Rabbin, en iyi görendir.

Sadakallahul Aziym FURKÂN Suresi 20. ayet

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَلَوْ جَعَلْنَاهُ مَلَكًا لَّجَعَلْنَاهُ رَجُلاً وَلَلَبَسْنَا عَلَيْهِم مَّا يَلْبِسُونَ

Ve lev cealnâhu meleken le cealnâhu raculen ve le lebesnâ aleyhim mâ yelbisûn.

Meali :
Ve onu melek yapmadık,ve onu adamin biri yaptık, Üzerinede size giydirdigimiz elbiselerden farkli olmayan bir elbise giydirdik.

Sadakallahul Aziym EN'AM Suresi 9. ayet

---oOo---
Hocanin birisi diyorki imanin esaslarina birde zan eklediler ve büyük kopuş oldu, yani insan iki ayakli iken, birde protez bacak takdilar diyor.
ey hoca seni, senin cevabinla cevapliyalim o zaman, sen bilmezsmisin dünyada örnekleri var bunun, ve evet insanin iki ayagi var amma, ayaklardan birisi veya ikisi sakatlandimiydi, insan yanina ya bir degnek ve baston alir, ona dayana dayana yürür, yada ikisida sakat veya yaralandiysa iki tane koltuk degnegi alirda yürür, ve böyle oluyorda niye zan kültürü olmuyormuş.
sen bizim tezimizi böyle bir spekülatif cevapla cevap vemekle cürütemezsin, madem o tezi cürütcen, bana imanin bütün esaslarinin zahiri ve fiziki delillerini getirde ben sana inanip, pes tamam diyen o zaman, varmi öyle bir delil, daha aldigi nefesin rengini kokusnu duymayan adamin, delili ne olaki, bir nefes aliyoz, ve adina temiz hava veya oksijen diyoruz, sen aldigin oksijeni görüyonmu? hayir, amma alip verdigini biliyon degilmi? peki ne alip veriyon, nefes. nefes ne o zaman? oksijen. oksiijen ne? hava. hava ne,...... hava elle tutulur gözle görülür birşeymi? belli deercelerde hayir. dumanda hava ve yine o vaaazdaki cehennemlikler konusundaki, yanan bir odun duman olur, yahut sigara duman olur, ve duman artik insanin icine girsede ancak kanser yapar, yani sigara gibi. can olamaz hatta can alan bir virus olur degilmi?o zman neden cehhennem teztmizi inkar ediyon hoca, yine petrol ayni, yine cinler dumani severler ve sigara ile beslendikleri söyleniyor, ve öyle olunca cinler bedensiz varliklar, ve onlari besini olunca, ya şeytani br ruh kazanip müminlere tasallut ediyorlar, ve yahutda cinlerin lokmasi olup geister oluyorlar yani hayalet casper oluyorlar, yani ve bedenleri yok, birdaha can olamiyor, insan olamiyorlar artik onlar, amma cennetlik bir insanin parcasi yndien bir bitki olup yeşerince onu insan yiyip tekrar insan haline dönebiliyor degilmi, herkes öyle uzkalrda bir cennet hayl edioyr tamma belki oda vardir amma olan bütün aktivertler burdayken ordaki cennete füzeye binipdemi gitmeyi düşünüyorsun ey ahmak insan.

amma birşey varki eger bütün herşey insan bedeninde var, ve sen rahman ve rahim gibi bütün isimlerin tecelliyatgahi isen, cennette sensin cehennemde sen, Allahda sensin kainatta sen, kainat büyük kuran ise, sen kainatin prototipi isen, kuranda sensin kitapda sen, ve senden ahmet mehmet muhammed ibrahim oluyorsa peygamberde sensin nebi de ÖYLE DEYIPDE O KADAR IFRRAT ve TEFRITE GITMIYOZ VE DIYORUZKI.
muhammedden aldigimiz rivayetlere göre, insanin sag omzu ile sol omzunda, insani gözetleyici kameraman " kiramen katibin" yazici melekler var deniyor, ve onlarin günde iki defa nöbetleşdikleri, ve her insanin böyle dört meleginin oldugu, ve ikisinin sabah namazi ile gelip, taa ikindiye kadar nöbet tuttuklari, diger grubunda ikindileyin gelip, ta sabah fecr atana kadar nöbbet tuttuklari rivayeti var, öyle olunca dünyanin neresinde her zaman sabah veya ikindi, öyle bir durum yok, her iki dakikada bir başka yerde ikindi giriyor, yine her iki dakikda bir dünyanin bir yerinde güneş doguyor, o zaman, amerikadaki insanlarin kiramen katipleri bir ordu, türkiyedeklilerinki bir ordu ve bunlar her nöbet degişiminde insanin yaptigi amelleri alip Allah a sunmya giderlemiş diye o rivayet, öyle olunca, semadaki trafigi düşünebilen varmi, yani her iki dakikada inen, her iki dakida cikan melekler ordusu, ve bunlari cikaran bir asansör olmasi lazim degilmi, ve yine ufo denilenler ve uzayli denilenlerin bazilari bunlar olmasin sakin haa? yani işde kainatin diş yüzü kainat kitabini okumak icin lazim, ve ic yüzü yani insain ici ise, ice dogru yolculuk ise rahimligi ögrenmek icin, yani dişa dogru yolcuk ile rahmanlik babalik ögrenilir, ice dogru ise annelik ögrenilir, ve öyle olunca cennet hem icde var, hem dişda var, ve semanin katmanlari ise, sen annene göbek bagi ile baglisin, ve annene ise, babanda zeker yolu ile intikal ettin, öyleyse bu asansösrün bulndugu yer icin, bir rivayet varki semaya cikilan kapi mescidi aksanin üstünde, yani muhammedin mirac ettigi yer, oysaki zemzem ise aşagi inilen kuyu, ve ice dogru ise kabe ve mekkeden iniliyor ic anne yani yer arz baba rahman sie senin gezegen veya yildizinin atmosferi demek, ve güneşimiz kainatin merkezi ve SIFIR nokrtasi oldgunu daha önce söyledik, öyle olunca dünyadan ice inince semavi bakinca ne varmiş, yani önce venüs, sonra ise, merkür var, ve yani sonrada güneş ve ateş, ve öyle olunca muhammed medinede ise, güneşe gidiş ise medineden oluyor demek olur, bu konuyu bir dahaki vaaza kadar biraz tefekür edip geliştirin sizde.


son bir konu ise rahman demek baba demek amma, rahman var bir cümle, her surtenin başindaki besmelede gecen rahman ile bir cümle ve her surenin başinda olunca herkesin babasi var demek oluyor, tek bir sure besmelesiz, annesiz ve babasiz adem ve havva gibi, ve yine rahman var, sadece bir kelime, yani rahman suresinin ilk ayeti, yine rahman var koskoca bir sure ve yine rahman sadece elif lam ra diye bir surenin başindaki harflerden sadece birisi, peki rahmani bize bu harfmi tarif ediyor, yoksa koskoca bir suremi, birkac cümlemi, bir kelimemi, ve ilk baba Hz adem baba var, 33 metre, yani koskoca rahman suresi, yine baba var, rahman var, muhammedin babasi abdullah gibi, sadece rahman kelimesi, yine baba var, baba peygamberlerden olan ibrahimmi, nuhmu ve hangisi ,yani birkac cümlecik, yine rahman var sadece bir harf, ve yani tohum ve sperma, senin dogmana sebeb olan o cekirdek, yine onuda acinca, icinde bir DNA zinciri, yine ice dogru yolculuk ,bu sefer rahman icinde rahim, rahim icinde rahman sakli degilmi?......


Rabbim askerimi neden nicinleri coglatipda imansiz düşmekden muahfaza etsin ki, ve insan azizdir, ve islam ahlakinda bir kural vardir ki, şeyhine, anana, babana veya bir büyüge abdest suyu döksen bile, amma bugün bunu musluklar yapiyor zaten, amma o kural ile, sira ayaklara su dökmeye gelince o dökdügün kimse san döktürmez ki, ibrigi elinden alip kendisi döker. senin şerefin ve izzeti nefsin rencide olmasin diye. cünkü demesinki birisi, bu falancinin ayaklarini yikiyordu bir zamanlar lan demesinler diye, onun izzeti yerle bir edilmez, ve onun izzeti korunur. ve bu kural her hususda gözlenir, ve bir allah dostu her ne kadar iyilk seven biriside olsa, onun böyle bir duruma düşüp, madur edilmesi islam ahlakina aykiridir. ve öyle olunca düşün senin şeyh, şeyh olmdan falanci şeyhin müridiydi, öyle olunca, olurda olur, o onun abdest suyunu döküyordu veya bugün onun kapisinin önünü süpürüyordu, veya herhangi bir kücültücü bir haldeydi diyelim, sonra o kemale erdi şeyh oldu, amma bir gün şeyhiyle ters düşdü, ve şeyhi dedi lan daha dün ayagimiza su döken cömezdin, ne oldu tikinmi kakdi şimdi dedi, ve onu yerle yeksan etdi, halbuki, o da artik erdi şeyhlik makamina yükseldi, amma şeytan araya fitne sokarsa, ikiside şeyh bile olsa, böyle bir durum meydana gelebilir, ve öyle olunca, insan hizmetlisi bile olsa, onu böyle bir rencide edici duruma düşürcek durumda, maruz birakmaz. Kuddus olan Allah demek budur, ve Allah kuddusdür ve kuddüsleri sever, yani el meana: O Kuddüsdür veya kutsaldir, ve kutsal olan,dinini, Vatanini,bayragini,IRZ ve namusunu, izzeti nefsini,ve şerefini şanini koruyanlari sever, yani velhasil kutsallarini koruyanlari sever.

Rabbim ,mehdi askerini, Kuddüs olan Allah hakki icin, kutsallarinin bekcisi eylesin

--oOo---



وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--


Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 3 Eylül 2016 Cumartesi

Original Kar © glan

Allahin Ögrettigi Esma Terkipleri ve Allahin Yeryüzündeki Tecelli Modelleri (Kar©glanin 19 Ağustos 2016 Vaazi)

Allahin Ögrettigi Esma Terkipleri ve Allahin Yeryüzündeki Tecelli Modelleri

(Kar©glanin 19 Ağustos 2016 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

لَقَدْ اَرْسَلْنَا رُسُلَنَا بِالْبَيِّنَاتِ وَاَنْزَلْنَا مَعَهُمُ الْكِتَابَ وَالْم۪يزَانَ لِيَقُومَ النَّاسُ بِالْقِسْطِۚ وَاَنْزَلْنَا الْحَد۪يدَ ف۪يهِ بَأْسٌ شَد۪يدٌ وَمَنَافِعُ لِلنَّاسِ وَلِيَعْلَمَ اللّٰهُ مَنْ يَنْصُرُهُ وَرُسُلَهُ بِالْغَيْبِۜ اِنَّ اللّٰهَ قَوِيٌّ عَز۪يزٌ۟

Sadakallahul Aziym Hadid Suresi 25. ayet

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Lekad erselnâ rusulenâ bil beyyinâti ve enzelnâ meahumul kitâbe vel mîzâne li yekûmen nâsu bil kıst(kıstı), ve enzelnâl hadîde fîhi be’sun şedîdun ve menâfiu lin nâsi ve li ya’lemallâhu men yansuruhu ve rusulehu bil gayb(gaybi), innallâhe kavîyyun azîz.

Meali :

Andolsun, biz elçilerimizi açık mucizelerle gönderdik ve beraberlerinde kitabı ve mizanı (ölçüyü) indirdik ki, insanlar adaleti yerine getirsinler. Kendisinde müthiş bir güç ve insanlar için birçok faydalar bulunan demiri yarattık (ki insanlar ondan yararlansınlar). Allah Resüllerine gaybi(Gizliyi) bildirirki gizli yardimcilari kimlerdir bilesiniz. Şüphesiz Allah (O halinde) cok kuvvetlidir, (Yani Demir hali) mutlak güç sahibidir ki onun o gücü herkesece bilinir yani medholmuşdur azizdir. (yani demirin gücü herkesce bilnir.)

Sadakallahul Aziym Hadid Suresi 25. ayet

وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْإِنسَ إِلَّا لِيَعْبُدُونِ مَا أُرِيدُ مِنْهُم مِّن رِّزْقٍ وَمَا أُرِيدُ أَن يُطْعِمُونِ إِنَّ اللَّهَ هُوَ الرَّزَّاقُ ذُو الْقُوَّةِ الْمَتِينُ

(Sadakallahul Aziym ZARİYAT Suresi 56. 57. 58. Ayet )

Ve mâ halaktul cinne vel inse illâ li ya'budûn. Mâ urîdu minhum min rızkın ve mâ urîdu en yut’imûn. İnnallâhe huver razzâku zul kuvvetil metîn

Meali :

Allah cinleri ve insanları, ancak o na (Allah a) kulluk etsinler diye yarattı. Onlarin Rizki ve doyurulmasi onun iradesinde veya idaresindedir. şüphesiz buna ancak Allah gücü yeter (o ki yilmadan usanmadan Metenet ile onlari doyurur giydirir yedirir.)

(Sadakallahul Aziym ZARİYAT Suresi 56. 57. 58. Ayet )

إِنَّا فَتَحْنَا لَكَ فَتْحًا مُّبِينًا لِيَغْفِرَ لَكَ اللَّهُ مَا تَقَدَّمَ مِن ذَنبِكَ وَمَا تَأَخَّرَ وَيُتِمَّ نِعْمَتَهُ عَلَيْكَ وَيَهْدِيَكَ صِرَاطًا مُّسْتَقِيمًا وَيَنصُرَكَ اللَّهُ نَصْرًا عَزِيزًا

İnnâ fetahnâ leke fethan mubînâ Li yagfira lekallâhu mâ tekaddeme min zenbike ve mâ teahhara ve yutimme ni’metehu aleyke ve yehdiyeke sırâtan mustekîmâ. Ve yansurakallâhu nasran azîzâ.

(Sadakallahul Aziym FETİH Suresi 1. 2. 3. Ayet )

Meali :

Muhakkak ki Biz, sana açıcıyı yani fatihayı verdik. Kainatin anahtarini verdik. Allahin size magfireti olan mehdiyi verdiki, size dogru yolu dogrulayiciyi ki, yoksa kimse günahindan ahiretini kazanmaya takad getiremezdi. ve Alah sizi Aziz bir yardimci (Mehdi) ile destekledi size yardim ediyor.

(Sadakallahul Aziym FETİH Suresi 1. 2. 3. Ayet )

---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Ebû Bekir Cennettedir, Ömer Cennettedir, Osman Cennettedir, Ali Cennettedir, Talhâ Cennettedir, Zübeyr Cennettedir, Abdurrahman bin Avf Cennettedir, Sa’d bin Ebî Vakkâs Cennettedir, Sa’îd bin Zeyd Cennettedir, Ebû Ubeyde bin Cerrâh Cennettedir.

( Hadis-i Şerif )

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

( Hadis-i Şerif )

Sa’d bin Ebî Vakkâs hazretleri, ayrıca "Allah yolunda ilk ok atan sahâbî"dir. Okçuların ya’nî kemankeşlerin reisidir. Uhud harbinde, 1000’den fazla ok attı. Peygamber efendimizin büyük iltifatlarına mazhar oldu. O ok atarken, Peygamber efendimiz buyururdu ki:
- At yâ Sa’d!

Ayrıca onun için şöyle duâ buyurmuştur:
- İlâhî, bu senin okundur. Onun atışını doğrult! Allahım, sana duâ ettiğinde de, Sa’d’ın duâsını kabûl eyle!
Bizden geri kalmazsın!

Sa’d bin Ebî Vakkâs hazretleri, Vedâ haccından sonra, Mekke’de hastalandı. Kendisini ziyârete gelen Peygamber efendimize dedi ki:
- Yâ Resûlallah, siz Medîne’ye döneceksiniz. Ben burada ölürsem, dostlarımdan ayrı kalacağım.

Peygamber efendimiz, Medîne’ye beraber döneceklerini işâret ederek buyurdu ki:
- Hayır, sen bizden geri kalmazsın! Umarım, sen uzun zaman yaşayacaksın. Öyle ki, senden birtakım kavimler faydalanacak, birtakımı da mahrûm kalacaktır.

Peygamber efendimiz sonra da şöyle duâ ettiler:
- Yâ Rabbî, Eshâbımın Mekke’den Medîne’ye dönüşünü tamamla!
Bunun üzerine, Hazret-i Sa’d şifâ bulup, Medîne’ye döndü.

---oOo---

Sübhaneke Ente ilahe Gaviyyun Aziz.
Sübhaneke Ente ilahe Zül Kuvvetil Metin.
Sübhaneke Ente ilahe Fetthan Mübinen.
Sübhaneke Ente ilahe sırâtan mustekîmâ.
Sübhaneke Ente ilahe Nasran Azize.

Yolculugumuza başliyoruz :

Bir Damarda hem tatli hem aci su olabilirmi?
Gecen haftaki sohbette dedikki



ve yine gecen haftaki sesli sohbeete anlattigimiz, yüzeysel bakişla karar vermeyin dememize ragmen, hemen baktilar ve dediler, muhammedin dişini halid bin velid kirmadiki,
evet öyle amma, dikkat! şimdi ne demek istedik anlamayan ahmk insanlar yine itiraz etdi, bizede aciklama yapmak düşdü yine:

ben gercekde halidin kirmadgini biliyorum amma, kimin kirdiginida bilmiyordum, google amcaya yazdim, mumsema foruma yazmişlar, Allah razi olsun, şunu buldum:






ve iki insan ve biri UTBE BiN EBIVAKKAS
digeri Sa’d bin Ebî Vakkâs
yani ikiside VAKKASDAN olmaymiş, yani savaş o zaman kardeş savaşiymiş, biri muhammedi öldürmeye niyet etmiş, digeri kurtarmaya. bir damarda, aci su tatli su birlikte olurmu? ve olmuş, vakkasdan bir melek, birde şeytan cikmiş herhalde, Hz. Adem dende habil ve kabil suyu cikmişdiya, yani hem aci su, kafirler ve katiller o soydan geldi, ve birde tatli su, habiller ve mazlumlar o soydan geldi, ve o sudan akti geldi degilmi. ve ben yine tarihci degilim, ve bu konuda kesin bilgim yok, amma ikiside bin vakkas ise, o zaman bunlar kardeş demek olur, ve uhud da kardeş kardeşe, evlat ana babasin karşi savaşmiş demek olur bu. ve biz dmek istedikki onlari kumanda eden baş Halid bin Velid di, ve öyle olunca ayni şimdiki kalkişmayi yapan feto denmiyormu, halbuki feto amerikadan kicini kaldirmadi bile, amma yapan o deniyor, ve suclu o, öyle olunca, dişi kiran utbede olsa, komutan eger halid ise bunuda kesin bilmiyon ben bunu makswede binaen kullandim, o zaman suc fetonun oldgu gibi, yapan halid demek de de bir beis yokdur degilmi yani. ve şeytan ayrinitida gizlidir derler ya , ve sizi ayrintilarla yoldan alikoymak ister, halbuki burdaki konunun maksadi önemli ,ve ve eger sen istanbula gideceksen, ve yolunda istanbuldan hemen önce izmite varinca, orlari güzel görüp izmitte otobüsden inersen, ve yola devam etmezsen, istanbula yani menziline varamaz yolda kalirsin degilmi, yani ve biz demek istedikki

"Allah kimsenin tekelinde degildir, velevki bu muhammed bile olsa"

ve ona habibullah lakabini takan bizleriz, kuranda "habibim" kelimesi varmi denince



ve hal böyle olunca, o zaman Allah kimsenin tekelline bagli degildir ve muhammed de isa da musa da, Allahi bilimek ve ona kul olmak icindir, ve maksad birakilipda muhammed de isa da musa da takili kalirsan, aynen istanbula gidecekken, izmitte otabüsden inmek gibi olur cancagazim.

Isa, musa ,muhammed,... hepsi Allaha vasil eden birer merdiven gibi, veile yani muhammed yok iken, allahin isa si vardi, isa yokken musa si, musa dan gecdi, isa gönderdi, isa dan gecdi muhammed gönderdi, hepsi yine allahi bilmene bulmana O na varmana yardimcilar , ve sen merdiveni sirtina almayacan, merdivene basip yukari vasil olcan, ve yine arabaya menziline varmak icn binersin, yoksa eşegi sirtina alan nasrettin gibi, arabayi sirtina almak ahmaklikdir, yoksa muhammed Allah vasil olmak icin. maksad Allah ve Allahin vazegecilmezi yok, cünkü ademdende gecdi isa danda meryemdende gecdi, ne buyuruor rabbim

وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْإِنسَ إِلَّا لِيَعْبُدُونِ

Ve mâ halaktul cinne vel inse illâ li ya'budûn.

Allah cinleri ve insanları, ancak o na (Allah a) kulluk etsinler diye yarattı.

öylyse, isa ya musa ya muhammed e kulluk etsin diye degilmiş, Allaha kulluk etsinler diyeymiş degilmi, muhammed vesile, isa da, musa da.


Allahin Ögrettgi Esma Terkipleri ve Allahin Yeryüzündeki Tecelli Modelleri bnahsine gelince


Yukardaki ayet ya yanliş dizili, yahut deccal bana öyle gösteriyor, yada şeytan ve daccal akillardan ve kitaplardan kurani sildi yenisini yazdi, yani
baştaki ayette, Allah demirden bahsettikden sonra "Allah kaviyyun azizdir" diyor ve yani demir her ne kadar şeytanin maddesi olsada, o ayette deniyorki: Allah demirde tecelli edince, kuvvet ile aziz bir araya gelince demir olur diyor. halbuki bir yanlişlik var dizilimde, yani oynanmiş, yani nasil olcak peki, o da bir başka diger ayette geciyor, ne geciyor deniyorki: Allah rizik vermede "zül kuvvetil metin" dir diyor. hic rizik vermekle metinligin alakasi ne, yani yerini oynamişlar ayetlerin, yani işde metanet demek dik duran egilmeyen demekdir ve bunu kim yapti? secde etmeyrek şeytan aleyhillane yapti, ve demirden sonraki ayette olmasi lazimklen, ve denmesi lazimki orda: Allah demirde tecelli edince, işde Allah "zül kuvvetil metin" olur denmesi lazim degilmi, yani hani formüller vardirya mesala

iş=KuvvetxYol

denirya işde demir demekde Allah demir olarak tecelli gösterince 1)zül yani hata ile yani şeytan hata etdi ve yanildi secde etmedi zül yapti, hata yapti. 2) sonra kuvvet ile 3) metin bir araya gelince

Zül+kuvvetXmetin

o zaman demir halinde tecelli ediyormuş demek olur, amma öyle demiyor ayette demirden sonra diyorki allahdemirden bahsediyor ve o kuvvvetde cok izzetlidir diyor. halbuki şeytanin izzeti yokdur o racimdir kovulmuş yerilmişdir, nasil olurda racim olan izetli olur, allah şeytandaki halinde tecelli edince, yani şeytanida yaratan o, demiride yaratan o, öyle olunca ondaki tecelli ettigi hali, halbuki zül yani hata, sonra kuvet ve sonra metanet
bu ayeteki bu hatali yazilim, işde kuranin deccal veya şeytanca calindigini gösteriyor, bir zamanlar bir haber gelmişdi bize, yakinda kuran yeryüzünde kalkacak, akillardaki kalcak dedilerdi, ve evet öyle olmuş demekki, akli olan bunu anlayabilir, ve artik varin siz cözün diger terkipleride ve tenbel asker olmayin, hani muhammed vedasindan önce hastalandi ve ebu bekir gecsin imamete dedi, ve 3 defa bayildi ve kalksa baksaki ümmeti, ebu bekirin ardinda namaza durmuş, ve bunu görünce gülümsedi, bunlar artik bu işi devam ettiriebilirler diye kanaat edip sevindi. bende sizlere görev veriyon, ve kurani araştrin, diger esma terkiplerinin dogru modellemelerini bulmaya calişin, benide gülümsetin ve bende "benim askerimde bu yolu devam ettirebilir artik" diye sevinen

Rabbim askerime firaset versinki, iyiyi kötüyü bilebilsinler


--oOo---


وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--


Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 19 Ağustos 2016 Cuma

Original Kar © glan

Hasat Sap ile Samanı Ayırt Etmek (Kar©glanin 12 Ağustos 2016 Vaazi)

Hasat Sap ile Samanı Ayırt Etmek

(Kar©glanin 12 Ağustos 2016 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

حَافِظُواْ عَلَى الصَّلَوَاتِ والصَّلاَةِ الْوُسْطَى وَقُومُواْ لِلّهِ قَانِتِينَ

Hâfizû alâs salavâti ves salâtil vustâ ve kûmû lillâhi kânitîn.

Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 238. ayet

Meali:

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Namazlarinizi muhafaza ediniz ve özellikle orta namazi koruyun ve namaz Allah icin ayaklanma ve kalkişma demekdir. ve ayaklanmak ve kalkişmanin özüde cekirdegide orta namazda saklidir.(Kainatin özü muhammed oldugu gibi muhammed benim vaktim vakitlerden ikindi vaktidir dedi, öyleyse ikindi vakti kainatin cekirdek verdigi yer demek, yani özü demek ise, muhammed demek ise, ve namaz allah icin ayaga kalkmak demeks ise, o halde Allah icin kalkmanin de bir özü var, o da 5 vaktin ortasi olan ikindi vaktinde kalkmak, yani asr vakti, yani zamanimiz demek, o da yani, ne dün, ne evvelki gün, ne de yarin, ve de bügün, gün bu gün, zaman bu zaman demedkir. o da zamanini er gibi yaşayanlarin zamani, zamanil asr, ve ashab vakti oldgu gibi, bugünde zamanil asr, yani bugün demek mehdi zmani, ve mehdi ashabi demekde zamanini bugün er gibi yaşayanlarin zamani demek olur.)

Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 238. ayet Tefsiren Meali

وَالْعَصْرِ إِنَّ الْإِنسَانَ لَفِي خُسْرٍ إِلَّا الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَتَوَاصَوْا بِالْحَقِّ وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ

Sadakallahul Aziym Asr Suresi

إِنَّ الَّذِينَ آمَنُواْ وَالَّذِينَ هَادُواْ وَالنَّصَارَى وَالصَّابِئِينَ مَنْ آمَنَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ وَعَمِلَ صَالِحاً فَلَهُمْ أَجْرُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ وَلاَ خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلاَ هُمْ يَحْزَنُونَ

İnnellezîne âmenû vellezîne hâdû ven nasârâ ves sâbiîne men âmene billâhi vel yevmil âhiri ve amile sâlihan fe lehum ecruhum inde rabbihim, ve lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn

Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 62. ayet

Meali:
Şüphesiz, inananlar (Müslümanlar) ile Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sâbiîlerden (her bir grubun kendi şeriatında) “Allah’a ve ahiret gününe inanan ve salih ameller işleyenler için Rableri katında mükâfat vardır; onlar korkuya uğramayacaklar, mahzun da olmayacaklardır” (diye hükmedilmiştir).

---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Dünya ahiretin tarlasıdır.

(Hadis-i Şerif , Deylemi)


Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem yine Buyurdular

Yarın ölecekmiş gibi ahirete ve hiç ölmeyecekmiş gibi dünya işlerine çalışınız!

( Hadis-i Şerif , İbni Asakir)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem yine Buyurdular

Dünyanızı düzeltmeye çalışın! Yarın ölecekmiş gibi de ahiret için amel edin.

( Hadis-i Şerif , Deylemi)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

Gecenki vaazimizda dedikki herşeyin başlangici olan Muhammedin nurunun yaratilmasi ile başladi demek olan, güneşimizin yaratilmasi, ve iki cihanin habibinin parcalari helyum ve birde hidrojen iki H ve birde oksijen yani hatice ve muhammed ve, birde onlarin meyva vermesi ile bu kainat acila acila bu kadar ilerledi demek mansinda olan, ilk atom hidrojne ve ve ondan sonraki atomlar, hidrojenin duruşu ile alakali olarak diger elementleri oluşturdu, ve demir bile şeytanin maddesi olan, demirdede işde hidrojen atomlari cok SIK vaziyetteler, ve birde onun elektronlari cekirdegin etrafinda cok hizli dönmeleri sebebiyle demiri oluşturup, demirin o sert ve egilmez bükülmez halini meydana getiriyor.

Biz tarikiati nakşibendiyeye intisap ettigimizde, biraz zaman gectikden sonra, bizim bulundugumuz yerde kücük bir tekke var, bizden yaklaşik 130 km uzkada dergah var, yani biraz daha büyük, ve ondan daha uzak almanyada daha büyük dergah vardi, ve bizler haftada bir, tekkeden dergaha gidip ordaki tarikatin vekili olan "osman okur" abimizin sohbet meclisine katilip, bu yolun adabini ögrenip, seyri süluk etrmeye başladik. amma işde bizlerde kendi icimdize gidemedigmiz zaman, ya ben, yada mehmet abey diye hocamaiz var, onunla burda bu yolu acemilere tanitmaya calişip ve aramizda muhabbetle devam etmye calişiyoruz. ve biz birbirimize yetmeyince viyanadaki dergaha gidiyoz, ordkilerde 3 yada dört vekil abimiz var, ve onlarda kendileri yeterli gelmeyince, onlarde bizi toplayip almanyada büyük dergah var, orda eski vekillerden Rahmetli yarbay "Mehmet ILDIRAR" var idi onun meclisine ve sohbetine katiliyoruz. yani saglik ocagi hastaneye havale ediyor, hastane ise üniversite hastanesine, ve o da insanlari türkiyedeki şeyhe gidip gelmeye gönlnüü meyllettiriyor, ve böyle grup grup ve zaman iki üc kişilik kafileler halinde, menzil şeyhine gidip geliniyor. o ise. hac etmeye .ve kabeye muhammede gitmeyi insanlara aşilayip, insanlari muhammede vasil etme derdinde. ve böyle oluca baş "başa bagli, baş ise Allaha bagli" kural ve düsturu ile hereket edilmekde idi. ve bir gün biz almanyaya gittik, ve cumartesi toplu sohbetinden sonra Rahmetli vekil Memeht ILDIRAR hoca, kürsüden indi ve imamin namaz mahalline gecdi, yönünü bize tuttu ve gelenlerin soru ve sorunlarina cevap veriyor ve özel hal sohbeti yapiyor. bizde istiafede edelim diye, o Ay veya güneş oldu, bizde yününü ona tutan yildizlar gezegenler gibi, onun etrafinda halka yaptik, ve sorular cevaplar derken, cemaat biraz daha kalabaliklaşdi, ve arkadadakilerde sesi duyabilsin diye, yani mikrofonsuz komuşuyor mehmet hoca rahmetli ve saflar siklalaştirildi. ve arka cemmat biraz öne gelmiş oldu, ve az sonra biraz daha kalabalik, biraz daha yarbay mehmet hocaya yakinlaştik, saflari SIKLAştirdik, ve sonra sonra deeken kalkamiyonda meclisden ve diz dize kadar saflar SIKLAşti, ve ayaklar agrimaya başladi, ve ve öyle olunca başladi nefsim ZILGIT cekmeye "kalk artik, kalk artik demeye." amma meclisden kalkamiyonda, iyice SIKIştik, ve bir ara firsat buldum ve meclisden kalkip ayaklandim, ve yani yoksa SIKIşmakdan helak olcaz, diz bacak falan kalmadi, otur otur birde diz dize yani. işde peygamberimiz zamaninda da Ashab aynen böyle meclisde toplanirlarmiş, ve o zaman mikrofonu nerden buluyon, arka meclisde sohbeti duysun diye, işde ashab saflari SIKLAştirirmiş, ve öyle olunca, sonra namaza kalktiklarinda bazen o kadar olurmuş ki, ashabin SIKLIK derecesi, arkadaki öndekinin sirtina secde ederlermiş, ve böyle olunca, bu dedigimiz, demir atomlarinin hidrojen atomlarinin SIK durmalarindan başka birşey demek degil dedigimizi ispat ediyor. ashabin o meclideki sohbette oturuş halleri, o günün elementi demirse demir, aluminyumsa, aluminyumu oluşturmuş oluyor, ve birde imanlari derecesinde, elektronlarinin hizi ilede, işde sert element, veya seyrek duruşlari ile de gaz formundaki elementleri oluştrumuş oluyorlar, bizde işde kabeyi tavaf ederken, yine en icden dlönen ile, dişdan dönen farklidir. ve biz 97 de hac ettigimizde hacerül esvede yakin olmak icin, taaa ic kulvara birinci ikinci kulvara kadar yakin gittik, ama ordao nu öpmek icin, digerini ezen insalari görünce geri cekildim ve öpmedim onu, sonra ise birkac seferde de taa dişdaki o osmanlinin yaptigi cok katli, haremin diş binasinin herkatinda bir vakit namazi kilip ve en üstündeki balkonunda da tavaf ettim. yani hem en SIK haldeki demir gibi sert halini denedim, ve hemde en seyrek hali hatta bir seferde de iki seferde de kabenin dişinda namaza durdum, ve cünkü cemaat, cuma vakti, ve bazi gündüz vakitlerde taaaa dişa taşmakda idi.
işde kainat in özü muhammed ise, o ikindi vaktini benim vaktim diyorsa, ve kuranda da rabbim de ikindiyi vusta namazi diye tarif edip, kainiatin özünün, vusta da, yani asrda oldugunu söyleyince, bizde zamanimiza sahip cikip, zamanimizi iyi yaşmaliyiz, ve bizlerde, grup grup, zamanimizin aylarini güneşlerini ve elementlerini oluştrumakdayiz ey ahir zaman askerlerim sizinde bana olan yakinlik mesafeniz, bizim zamanimiz maddelerinin hangi halde yaratildigni aciklamiş olmakda. ve biz dedikki, bizden bir kurşun atimlik uzak mesafede durunuz, ve bize cok yakin gelmeyin lütfen, ve bizi demir eylemeyin demek istedik, gaz ve ucucu kanatli formumuzu bozmayin dedik, ve amma işde, eger nasip olursa, son hutbe zamani işde, hacda mehdinin askerleri öyleki, taa mikat mahallinin, tamamini doldurcaklar, ve o kadar büyük bir cemaatki, ve sert bir maddeki, yani kati element oluşturcagiz ki inşallah, şeytan dahi o maddeyi delip gecemeyecek, ve öyle olunca,

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“İnsanlar ezan okumanın ve ilk safta yer almanın sevabını bilselerdi, ön safta durabilmek için kura çekmekten başka yol bulamazlardı. Namazı ilk vaktinde kılmanın sevabını bilselerdi bunun için yarışırlardı. Yatsı namazı ile sabah namazının faziletini bilselerdi, emekleyerek de olsa bu namazları cemaatle kılmaya gelirlerdi.”

(Hadis-i Şerif , Müslim, Salât, 129; Buhârî, Ezan, 9, 32)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Yine Buyurdular

Namazda, omuz omuza sık durun! Açıklıkları kapatın ki, araya şeytan girmesin!

(Hadis-i Şerif , Hâkim)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Yine Buyurdular

Allahü teâlâ, safı sıklaştırana rahmet, safta boşluk bırakana gazap eder.

(Hadis-i Şerif , Nesâî)

ve Peygamber dedi dünya ahiretin tarlasidir, yani burda eken ahirette bicer demek, yani öyleki, sap kim, saman kim acaba, yani herşey muhammedin parcasi ise, demir bile muhammedin parcasi olup, onun ashabinin saflari SIK tutupda kararli bir iman ile duruşlari ise, o zaman kardeşiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiim, kafir kim? münafik kim? günah ne? sevap neeeeeeee? bana söylermisin, herşey bir cekirdegin filiz vermsiyse, ondan cogaldik ise, biz kimiz? nereye bu yolculuk, dünyadan ahirete, sapdan samanami? samandan sapami, yoksa tohumdan, sapa ve samanami? yani bugday ilk dikildiginde bir habbe idi, o sonra dikildi ve yagmurla suyla buluşunca, filiz vedi ve, iki yaprak acti, ve aynen sag kol, sol kol, sag ayak sol ayak, sag göz sol göz gibi, catal verdi demekdir. ve bir hücre ben sag tarafin, sag elin demiş, sagciyin demiş, bir başkasi gelmiş ona itiraz etmiş, hayir kardeşim ben senin görüşüne katilmiyon, bende sol kolun, ve solcuyum demiş, ve sol kanati, sol eli, sol kolu, sol ayagi, ve sol göz kulak oluşturmuş, yine sap ile saman, o tohum iken bir yerdeydi, ne smandi, ne sapdi, o bir habbeydi, sonra filizlenince, biri dedi, ben sap olcan, saman olcan, digeri dedi, bende dene ve tohum ve bugday olcan, ve bölylece ayri ayri fikirleri yüzünden işde, sap ve samana döndüler, ve mevsim hasat mevsimi, ve yaz hasati yani öyle oluca, tirpan bicme zamani, mevsim hasat, ey insanlik ne ekdinde ne biciyorsun, ey feto hoca, ne ekdin de ne biciyorsun şimdi, birlik yerine ayrik otumu ekdin, kürt bitkisi ayrik otumu ekdin, bufgday yerine, ayni bugday sanirsin amma, bugday degildir o, ayrik otudur, ve sen ayrik otu ektiysen, işde hasadinda böyle ayrilik, kopma dagilma olcakdir. ey Feto hoca insanlik ekdseydin, insanlik bicerdin herhalde, sebeb ve hikmeti ne olaki bu hazin sonun. ben inanmiyon buna, bu bir seneryomu, Allah diyen, alni secdeden kalkmiyan bu adamlairin sonunun, böyle bir hazin olmasi, ve müminin diyenin böyle kepaze bir hale düşmesi cok garip, bunlar Allah adamlariydi, nerden siyasete girdiniz, siz Allah adamlariydiniz, niye siyaset yaptiniz, vara yapanlar yapsaydi, ve işde o canavar sizide yuttu, cogu insanin, bunlarin böyle hallerinden haberleri bile yok, derdi hak davasi, uslu nazli, namazli abdestli adamlardi, eger bu bir peygmber belasi gibi, sabir imtihani ise, rabbim mübarek etsin, zaferle cikmak nasip etsin, yoksa bir musibet ve bela ise, rabbim askerimi ondan muaf eylesin, bizi de askerlerimide bu belaya bulaştirmasin. yani Allah, Muhammedi yaratmişda, birde halid bin velid diye birini yaratmiş, ve onada müsade vermis, git muhammedin agzini burnunu veya dişini KIR gel demiş. lan ey cigirtkan müslüman, hani muhammed iki cihanin habibiydiye, insan habibinin, sevgilisnin agzini brununu kirarmi yada kirdirirmi ,ey feto sen isminin başina bir "M." koyuyordun neydi o Muhammed Fetomu Mehmet fetomu mehdi fetomu, muhammed veya mehdi isimli feto isen, yok öyle bedava mehmetlik muhammedlik , halid gelsin agzini burnunu kirsinda, nasil muhammedmişsin naasi lmehdiymişsin bir bakalim, yani cilenin belanin büyügü muhammed gibilere gelir, senin isminde muhammedse mehmetse, ve davan hak davasi ise sabret vallahi eken bicecekdir, sen hak ek ki hak bicesin, yüzsüzler arsizlar şeytan uşaklari güle koysun, bir gün zafer müminlerin, ve mehdinin olacakdir, merak etme, sen mehdi degilsende, mehdi bir başkasiyse, o zaman bari mehdinin yardimcisi olda o davaya hizmet et, ve bu davanin adami olmaya devam et, yoks benlik girerse, işde Allah, ben diyen firavunlari nemrutlari, en aciz sanilan silahiyla şap diye vurunca, bir svrisinegine yikdirir, sen firavun degilsen, ibrahimsen veyam ibrhimden tarafsan,muhammed veya muhamediysen, bu kafirler seni yikamaz,yok eger sen firavun ve ayrik otundan tarafaysan, işde bir sinek gelir, senin bütün saltanatini yikar gecer, bir mundar sinek, yikar gecer, bokla yapilan sidikle yikilir demiş atalar, ben deme ki biz de ki, mehdilik davasi, biz ve ümmet davasidir, yokse ben baş olan davasi degildir, biz davasidir, benlikden gec, ve insan ol, insan ek, insan bic. o ardindan gelen, bu davadan haberi olmayan, bu kavgalardan haberi olmayan, günahsiz insanlarida cehennemine doldurma bari, onlar senin ateşinle yanar oldular, sen onlarin cehennemi oldun, ne kötüdür o cehennem degilmi! ey taayyip sende sakin karşima gecipde katila katila gülme, gülen veya feto güeln gibi birgün aglayacagi günüde beklesin, Allah kimsenin üstüne öyle 100 sene surur rüzgari estirmez ayni zkat gibi o da 1/40 dir, bu surur rüzgari kirk yilda bir eser, o sürur rüzgari sandigin senin yelinde havanda bitince sende tedahülden kalkacan elbet, bu toprak ve dünya, nice firavunlar, nice karunlar, nice nemrut ve iskenderler barindirir altinda ve yine kesdigi kestik bicdigi bictik kanuniler, süleymanlar barindirir altinda HEPSi TOPRAK OLDU, VAR SEN DÜŞÜN SONUN NE OLUR, NE EKDiNDE NE BULCAN NE BiCECEN şimdi o senin yalanci cennetinde eylenenleride nereye götrüceginini bir düşün, ne ekdinki, ne bicecen de vallahi muhammed dediki "dünya ahiretin tarlasidir" eken bicer bir gün, gözünün cayirinin acildgi günü bekle sende .

----oOo----


"Zikri Raşidi" evradimizin bir bölümünü salavat ve fatiha ismarlamalari oluştururki, yani işde fatiha ve kulhuler, işde önce silsileyi kasra, yani kücük silsileye hediye emtek ile başlar, ve sonra ise silsileyi kebire, ve sonra silsileyi üla vardir, ve silsileyi ülayi tespit icin dedikki

“Silsileyi Üla” yi Tespit Etmek icin

“Silsileyi Üla” yi Tespit Etmek icin Ailecek bir yerde Toplanilir.
1Kalem ve kağıt alıp yazmaya başlanir.
Evimizin Sag Tarafina dogru gidince en yakindaki “ Hasan veya Hüseyin” den kim varsa o Hasansa bizim üst kolumuz peygamberimizin “şerifler” kolundaniz ve birinci isim o yazilir, Hüseyinse seyidlerdeniz, sonra saga veya sol tarafda Hüseyin aranir en yakin hüseyin sagdami soldami ve bunlarin akrabalik dereceleri, Annemiz tarafindansa Anne tarafindan o kola bagliyiz, Baba tarafindan akrabimiz iseler Baba tarafindan o kola bagliyiz demekdir. Ve böylce ilk yön tespit edilmiş olur. Sonra evimizin arka tarafina dogru ilk peygamber isimli kimse kimdir, hangi peygamberin kolundaniz o tespit edilir ve o isim yazilir,
Liste böylece şöyle olmalidir ilk önce evimizin sol tarafina dogru annemiz tarafindan akrabimiz olan en yakin eve, uzaga dogru devam edilir hatta bu başka şehire kadar olabilir “Hasan, Hüseyin, Fatma, Ali, Osman, Ömer, Bekir, Ayşe, Hatice, Zeynep” aranir, ve ashabin isimlerinden olan kimseler olabilir, amma bu kimseler sadece anne tarafindan dedemizin babasina
kadar akraba olanlar olcak. Sonra sag tarafa dogru ayni işlem saga dogru bu sefer baba tarafindan akrabalar yazilir. Sonra evimizin arkasindaki komşularimizdan başlayip arkadan sagdan sola dogru gidip sonra tekrar bize dönüp glecek bir daire halinde bütün akraba olan olmayan tanidigimiz peygamber isimli tanidiklarimizin isimleri not edilir. İlk önce direk arkaya dogru düz cizgi gidilir iki tane ayni isim olanlar ilk yakindaki ele alinir, ikinci ayni isme varinca ordan artik sola dogru dönme noktasina geldigimizi bildirir, bu sadace yaşadigimiz köy veya şehir icinde tespit edilir dişari cikilmaz yani peygamber isimlilerde.
Bu not etiklerimiz de cift isimliler en yakin komşumuz olanlar ele alinarak düzletilir, ve bu bizim “silsileyi ÜLA” mizdir.
Vaktin müsait oldugu bir zamanda, senede bir defa bu silsileye 3 ihlas 1 fatiha veya 3 fatiha 7 ihlas hediye edilir.

ve bizim silsileyi ülamiz, bütün bu ardimizdan gelenlerine ana silsilsi olmakda, ve bizim gectigimiz yerden, gecerek bizim vardigimiz yere varabilirsiniz, bunun icin bizim silsiilemizdeki dogdugum evde, sag komşumuz Dedem ali ve ninem ayşe ve hasan amcam, sol komşumuz ise hüseyin amcam, yine arada meşhur köyün kara kuyu su, sert ve soguk bir su, ve sonra karşimizda mehmet hacer ve ali ve Amine var,yine hafi solda cakla ahmet yani muhamedikn versionlari yine somnra
muhittin sonra kadirler var, yani abdülkadiri geylani velilerden en yakin olan, sonra peygmberlerden, merkezde Mustafa ve işde mehmet ve ahmet var sol köşemizde sonra ardimizda ise süleyman ve zekeriya, en yakinda hemen sonra sol arka köşede davud var, ve asiye var, sonra sultan var, yani belkis ve yine ikinci sultan, Türk sultan (BALKIZ) annemiz var öyle olunca muhammed dediki
O (Mehdi) Davud Evlatlarindan olacak.
Tarzi ve tipide bir nevi israili olcak yani yakubi olcak demekdir.
yani öyle olunca, davud evladi olmak demekde, yine süleyman evladi da olmak demek olur. ve o yüzden bize yakin gelen en arka iki komşumuz, hatta birde onlarin oglu olan 3 komşu, süleyman dir ve böylece davud evladi inin evladlariyiz demekdir ve hemen bir üst zekeriya, bir üst sol kanat davud, ve yani Hz. süleymanin babasi, sonra ayni yerde Assiye ve sultan yani belkis (BALKIZ) annne ve birde firavunla savaşan kutsal anne Assiye anneden olma demek olur. yani bizim silsileyi ülamizi oluşturanlardan bazilari, sizde dogdugunez eve bakin, sisizin silsileyi ülaniz nasil diye, ve gücü yeten herkes bizim silsileyi kasrmiza ve veya silsilei kebirmize fatiha ismalarlanir günde bir veya iki defa

ve bizim bitişik komşularimiz bunlar olunca, bizim en icden dönen merkür oldugumuzu gösteriyor, ve öyle olunca, bizim safimiz cok SIK duran bir safdir, arasina şeytanin girmesine müsade vermez inşallah, velhasil kelam.
ve bizim ilk silsile dairemiz cok dar ve yakindir yani merkür gibi

Peygamber Efendimiz (asm), cemaatle namaz kılmayı teşvik ederek, cemaatle kılınan namazın tek başına kılınan namazdan yirmi yedi veya yirmi beş derece daha faziletli olduğunu bildirmiştir. (Buharî, Ezan, 30; Müslim, Mesacid, 42 )

"İnsanlar ilk safın sevabını bilselerdi, ön safta durabilmek için kura çekmekten başka yol bulamazlardı. Namazı ilk vaktinde kılmanın sevabını bilselerdi, bunun için yarışırlardı. Yatsı namazı ile sabah namazının faziletini bilselerdi, emekleyerek de olsa bu namazları cemaatle kılmaya gelirlerdi."(Buharî, ezan, 9,32; Müslim, salat, 129 )

"Kim yatsı namazını cemaatle kılarsa, gece yarısına kadar namaz kılmış gibi sevab alır. Sabah namazını da cemaatle kılarsa, bütün geceyi namaz kılarak geçirmiş gibi sevap alır."(Buharî, ezan, 34; Müslim, Mesacid, 260 )

“Kişinin cemaat ile kıldığı namaz, evinde veya çarşıda kıldığı namazdan yirmi beş derece daha faziletlidir. Bu fazilet şu şekilde gerçekleşir: Biriniz güzelce abdest alır sırf namaz kılmak için camiye gelirse, camiye varıncaya kadar attığı her adım için bir sevap verilir ve bir günahı silinir. Camiye girdiği zaman namaz için beklediği sürece namaz kılıyormuş gibi sevap kazanır. Melekler bu kimseye dua ederler. Kimseye eziyet etmediği ve abdesti bozulmadığı sürece; ‘Allah’ım! Bu kulunu bağışla, ona merhamet et ve tövbesini kabul et’ diye dua ederler.” (Ebu Dâvûd, Salât, 49, I, 378 )

“Kişinin bir başka kişi ile birlikte kıldığı namaz, tek başına kıldığı namazdan, iki kişi ile birlikte kıldığı namaz bir kişi ile birlikte kıldığı namazdan daha sevaptır. Cemaat ne kadar çok olursa bu namaz Allah’a o nispette sevimlidir.” (Ebu Dâvûd, Salât, 47 )

Allah Resûlü şöyle buyurmaktadır:

"Üç kişi bir köyde veya sahrada bulunur ve cemaatle namaz kılınmazsa, şeytan onlara hakim olur. Öyleyse cemaatten ayrılma. Çünkü sürüden ayrılanı kurt yer." (Ebu Davud, salat, 46 )

Bir diğer hadis-i şerifte ise,

"Nefsim kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki, ateş yakılması için odun toplanmasını emretmeyi, sonra da namaz için ezan okunmasını, daha sonra da bir kimseye emredip imam olmasını, sonra da cemaatle namaza gelmeyenlere gidip evlerini yakmayı düşündüm."(Buharî, Ezan, 29; Müslim, Mesacid, 251 )

Silsilesinde Hasan ve Hüseyin olmayanlar üzülmeyin ve şöyle tefekkür ediniz; yani silsilede hasan hüseyin olmayinca veya zeynep olmayinca, biz muhammed soyu degiliz demeyin cünkü hasan ve hüseyin zeynep merkez ise onlarinda bagli oldugu bir başka silsile var, ve eger siz onlara degilde, onlarin bagli oldgu silsileye bagli iseniz, siz bir üst bogumdan onlara baglisinizdir yani, onlarin bagli oldugu budakdan baglisiniz, veya oda yok ise, o zaman daha üst budak peygmbeler budagindan yine onlara baglisiniz demekdir yani "müminin zarari olmaz, her hali hayirdir" bu demekdir.

---oOo---

Minaral Water veya Gazli icecekler ve Enerji icecekleri
Dikkat edin ey mümin, bizde bir zamanlar bu enerji iceceklerine müptela olmuşduk ve anlatmişdik, herkesin imami mübin SIRI ile ne amel işledgini dilinden söyler diye, ve enerji iceceginin ana meddesinin isimini Tauruin koymuşlar, taurin ve ta - urin yani harn demek ve urin ve ürik asit demek sidik demekdir. ve sidik ise oksijen ve suyun böbreklerde cok fazla SIKIştrilimasi sonucu öldürülmesi veya şeytana dönmesidir, sidige dönmesi sari renk almasidir, yani sidik suyun öldrürlmüş hali, yani cendereye sokulmuş su , bunun videolari var, oksijen kracher yazin, ve bunu nasil yaptiklarinin videolarina bakiniz ve oksijen kracher dedikleri şey işde o peny markette şişede sattiklari sari sidik, yani suyun preslenmiş hali, aynen böbregin yaptgi gibi oksijenler ölünce veya öldürülünce, işde sari sidige dönüyor ve o sidik amma böbrekde ve insan bedeninde yapilsin, amma dişarda insanlarca preslenerek yapilsin, o sidikdir. ve diyorki işde decal inslara bir elinde ateş bir elinde su suncak ve muhammed dedi suyu degil ateşi tercih ediniz cünkü tam tersi olcak dedi.

Ebû Mes’ûd el-Ensârî ile birlikte Huzeyfe İbni Yemân’ın yanına gittim. Ebû Mes’ûd ona:
- Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den deccâl hakkında duyduklarını söyle, dedi. Huzeyfe de şunları söyledi:
- “Deccâl, yanında bir su ve bir de ateş olduğu halde ortaya çıkacak. Bazılarının onun yanında gördüğü su gerçekte su olmayıp yakıcı ateştir. Bazılarının onun yanında gördüğü ateş de gerçekte ateş olmayıp soğuk, tatlı bir sudur. Sizden deccâle kim yetişirse, ateş olarak gördüğü tarafta bulunsun. Zira o, tatlı, içimi güzel bir sudur.”
Ebû Mes’ûd el-Ensârî, Huzeyfe’nin böyle söylediğini ben de duydum, dedi.

Buhârî, Enbiyâ 50, Fiten 26; Müslim, Fiten 105, 10


yani sidik, enerji icecegi diye sidik satip iciriyor, vazgecin bundan, cok zararli,ve sebebine gelince onun enerji ile alakasi yok, ve vücuda giren ölü oksijen olan sidik işde, icerde kalbe gidince, ve oksijen saninca onu vücut, halbuki oksijenin öldürülmüş hali, veyahutta şeytan cocuklari demek olur, ve öyle olunca işde kalp nefes alamayinca hizli hizli carpmaya başliyor, ve kuduruyor nefessizilikden, ve sen saniyon enerji geldi, halbuki vücut oksijensiz kaldigindan ölcek gibi olunca, hizli hizli kan pompaladi ondan, o enerji sandigin durum o hal gecince vücut ve kalp tamamen yorgun düşüp, vücut ardina cöküyor. lütfen icmeyin bu gavur icadini, ve deccal icecegini bende bir ara uykumu acmak, ve gece vaaz sohbet ibadetle meşgul olmak ve uyumamak icin iciyordum, ve gördümkü böyle bir durum var. ve vazgecdim artik icmekden, ey mehdi askeri sakin icmeyin, birakin bunu, bu deccal icecegi, bunu bil. Yine minaral watere alişkanlik yaptik ondan vazgecemiyoz bu seferde, ve asitli icecek ise, yine kafir icine seninle savaşsin diye her bir oksijhe karşilik, ölü ve kirli oksijen olan, karbon dioksit katip, gazli icecek icad etmiş. neden seninle savaşsin, ve sen ibadet etme namaz kilma ,... diye cünkü oksijen hayat demek o icine senin gazli icecek ve asitli minarel diye karbon dioksit katip iciriyor. halbuki nefes ile kirlnemiş oksijen atilmişdi dişari, ve sen onu su diye geri icip iceri aldin ve şimdi senelerdir alişdik, ve karbonlu icecekler olan mineral suyu diye yutrduklarina cola fanta diye, ve böylece şimdi saf su sandigimiz ceşme suyu icince vücut bu ne yabanci bana zararli diye algiliyor. ve allah biliyorya nerdeyse saf normal su vücuda agri ve hastalik yapacak hale geldi. yani birinden duymuşdum o da mineral wasser va gazlilara alişmiş, ve ben saf ceşme suyu icemeyon, icince belimi agritiyor diyordu. yemin olsun bu kafir, bütün müminleri kandirmakda usta oldu. ve heryerdede onun o cehennem sulari satilir oldu. ve güzel ambalajlara sarili ve cehhennem satiyor, bizde cehhennem sularini birde para verip alip iciyoz. ne yapan bu minaralde takili kaldik artik. aynen yine sebzeleri meyvalari bozdular ve icine geschmack verstarker diye bir madde eklediler ve onun yüzünden, en lezzetsiz bir yiyecek icecek senin damak tadina hoş geliyor. lan cola nedir: kara aci su, icine şeker katip yutturuyor bize kara suyu eskiden olsa icmezdi insanlar, amma bugün zevkle iciyor, neden? cünkü icinde geschmack starke diye birşey var, damak tadina hoş geliyor icince. yani hep deccal suyu, hep decal suyu bunlar, ve artik saf suyu vücutlar yanliş algiliyor. yine insanlr sahte tadlara aliştigindan normal bio bir armut elma yiyince, bu ne, tadi yok diyor insan, halbuki tadi yok degil, sen sahta geschmack verstarkeye alişdin ve o olmayinca, eroin gibi artik onu ariyon, ve o yoksa diyon, ve bu yedigim amrut tadsiz, hiyar tadsiz, dometes tadsiz, tavugun lezzeti yok saniyon. halbuki onlar orjinal amma sen yalanci tad mübtelasi oldun, ondan farkedemiyon, ve vücut eski tadlari tanimaz oldu artik, bu da ikinci uyarimiz.
yani matrixde bir ara neo insan tarlasindan cikinca sümük gibi bişey yiyorlar amma, onu yerken ne yiyon diye düşünürsen o tadi aliyormuşsun, ve sonra yine evliyalarin bir tasdan su icince, o ne niyetle icdiyse tadi o olur diyor, ve ardina o tasdan bir başkasi kalan suy icince, ben balli süt tadi aldim diyenler olmuş. yani ayni matrixdeki o sümük yiyecek meddesi yani, astronot yiyecegi yediriyorlar, yani sadece protein veya mineralleri toplayip, ve viteminleri toplayip, hepsini bir mayi yapip, yediriyorlar, ve onlara elma armut veya dometes gibi bir kaporta yapmadan, sadece meddelerin özünü verince, sümük gibi bir sivi yani, dünyada ise sen onu kaportasi elma diye görünce iştah bulup yiyordun, amma matrixde elma dali yok, bilmem dometes fidesi yok, gemideler ve ne yiyecekler, sadece maddlelerin özüolan siviyi aliyorlar aynenyediklerimizin midede deki hali gibi, ne katarsan kat, o bulamac yapipda yiyor degilmi, midede hepsi bulamac halinde, işde o sivida astronot yiyecegide ayni midenin yiyecegi gibi birşey ... bu konuyuda gectik.

Simya ilmi ve Toprak altin olurmu hic ve elementlerdeki Saf düzeni

ve deniyorki islam alaimlerinin bazilari simya bilirdi, ve topragi veya bakiri bazi evrelerden gecirip altina döndürebiliyorolardi. nitekim bunu öyle cahil kimseler bilemez. ve o eski kirimizi ALTIN dövme diye koyu kirmizi gibi sariilikdaki altinlar, büyük dövme altinlarin sarilik derecesinin sebebi altina bakir kattiklarindan, ve bakiri fazla olan altin, bakirin rengine biraz dah yaklaştgindan kirmizi altin denen altin oluyor, sende diyon bu has altin, halbuki ne kadar cok bakir var, o kadar cok kirmizi oluyor, ve ashtekarlik, sana altin diye bakir satiyor, sende ucuz bakiri, altin fiyatina satin aliyon, farkinda degilsin, yeni kazik deccal kazigi yine. yine yeşil altin demek ise altina ne kadar gümüş veya nikel ve alu katarsan o kadar yeşil altin oluyor, yani yine ucuz altindan daha ucuz olan gümüşü nikeli,.. sana altin diye kakiiliyorlar. ve gümüşü nikeli altin fiyatina aliyon farkinda degislin, kazik deccal kazigi yine. yani deccal bütün piyasayi tutmuş. yine elbiseler petrol deccal giyecegi olmuş, birde pamuga zararli bir böcek üretmiş, ve insanlarada zararli tarlalarda zararli diye pamuk ektirmiyor, ve pamuklu orjinal sürüm giyecek yok, hepsi petrol. petrol ne dedik yanici madde, yani cehhenmi hak etmiş olan insanlarin maddesi dedik, amma onlarin artik azabi dolmuş ki cehenemden cikar olmuşlar, ve müminde onu elbise diye giyiyor, ve müminin evine girip hizmet eder oplmuş, kafir denilenlerin evine de girmiş, ve yine bütün alet erdavatlarin kaportasi yni kasa kisimi yine o petrolden üretilme bir madde. yani yine o eskiden kafir olanlar artik azaplarini doldurup insanlara bir nevi hizmet etme görevine terfi etmişler. ondan daha üstün bir kata cikkince yine daha, iyi agac gibi yanici amma bir nevi canlilik kazanabilir oanlari varmi allahu alem. yani dedikya petrol benzinve benzeri artik tekrar insan bedenine giripde can kazanabilcek safiyeti kaybeden bir insan ve cehhenneme layik kullar demekdir dedik. ve öyle olunca fecr suresindeki "fedhuli fi ibadi" özelligini kaybedince artik insana girip can bulamayan, bu petrol cinsi olanlari, en azindan iyi ve iylik yapmiş olan kafirleri, allah, birazda olsa afedip insanlarin üstüne elbise veya kullandigi hizmetindeki alet erdavadinda kullandigi, bir nevi onlarin cenneti olcak bir haldeler. yani televizyonunu seviyonmu seviyon taaaki bozulasiya kadar, ve bozulunce yine cöp oldu degilmi. cep telefonlarinin kaplarini seviyonmu, alirken cok seviyon, iki sene, veya alti ay sonra, yine atiliyor, yani işde at ve eşek halindede bunlarin o günahkar kullarin cehhennemi oldugu, yani bir nevi insan olamayan insan bedenine bir daha girebilecek safiyete ulaşmamiş insan modelleri. emme en azindan can bulmuş ve insan hizmetlisi havan sifatini almiş at eşşek veya daha sonra, bir üst koyun keci inek, ve ondanda saf hale gelince, süt olur et olur, ve insan yer, insan haline döner, yani "fedhuli fi ibadi" ayetine mazhar olurlar. ve altin olma meselesine gelince, dedikki ashabin vey mehdi ashabinin işde aynen, altin elementindeki elektron dizilimi gibi bir hale ve mutmain iman halini almiş 79 mutmain imanli müminin camide bir araya gelip saf tutmuş namaz kilmiş hali, altin maddesini oluşturuyor, nitekim ömer mümin oldugunda müminler 40 inci veya ALTIN yani AU 79 elektronlu elemntin 79 . cusu yani müminler 79 kişi olmuşlardi ve o yüzden işde eşkiya olan ömer de mümin olunca teneke gibi olan ömer ALTIN halini aldi ve 79. oydu ve ilk altina olan o olmuş idi, ve böylce adaletin timsali oldu. ve simyaci olan bir kimse bunu bildigi icin, işde bütün elementler hidrojen maddesinin saf tutuşuna bagli dedik. ve hoidrojenden demir, hidrojenden gümüş, ve hiodrojenden ateş, ve hidrojenden altin yapabilcegini bilen bir simyaci, topragi altin edebilir, eger Allah ona o gücü ve ilmi verirse işde, at seyisleri at terbiyet ettigi gibi, amerikali kovboylar gibi, sigirlari bir sürüyü bir yere götürürken, işde kirbac ve atlarla kovalayip saflarini SIKLAştirip, bir arada sürüyorlardi, ve bugün ise jeeeplerle ypiyorlar bunu, ve böylece ineklerin saf tutuşu ilede bir üst maddeye dönüyorlardi, ve kesilip mezbehaneye gidiyorlar ve kesilip insan yiyince, can oluyorlardi insan oluyorlardi, amma onlarin saf tutuşunda yine sürüsüne bakinca cok elketrionlu bir maddeye dönüşüyorlardi işde. at terbiyeci kaplumbaga terebiyecesi, fil tebiyecisi gibi, element terbiyecesi olan simyacida aynen kat karişdir yapan bir aşci gibide kirbaci eline alip elektronlari düzenleyebilirse, işde her elementten altin ütretilebilr, yok öyle sadece hidrojen den altin üretmek yani, "herkes islam fitrati üzre dogar, sonra anne babasinin dinine döner." yine herkes ALTIN gibi safiyette dogar, sonra teneke haline kadar düşer, ve eger terbiyet edilip seyri sülukunun tamam ederse mümin olup ALTINLIK vasfi kazanabilcek bir istidatta halkomuşdur, yani herkes mümin ve müslüman olabilcek bir yapidadir, o yüzden toprakda hz ömer gibi eşkiya birini veya hirsizlarida haydutlarida mümin Terbniyet mümin yapabilir, ALTIN gibi bir cevhere döndürebilir velhasil kelam.



Bu haftaki Son konumuz ve

Deniyorki "Şer’i Delil Karşısında Keşf ve İlham İddiası Geçersizdir." Dogrumu bu iddia?

öcelikle Şer’i Delil Nedir deyince : ve alimlerimiz Kuran ve sünnettir demişler halbuki Şer’i Delil demek gözle görülen, elle tutulan, kulakla duyulabilen,.... şeriatin zahirini ele alan deliller ile bilinenebilenler demekdir.
ilham nedir denince: şeytandan gelen sese vesvese diyoz, melekden gelen sese ise ilham diyoz, yani sag ve sol ses gibi, iyi ses, kötü ses gibi, yani o ses(ilham) hak söz olabildigi gibi, yalan ve şeytaninve cinlerin kandirmak icin uydurklarida olabilir.
Keşf nedir denince : Keşfen bilmek, aynen bir denize ve okyanusa bakinca ufukdan bir dumanin tüttügünü görmek, ve az daha bekleyince baca gibi bir şeyin üstünde duman tüttügünü görmeye başlamak, ve sonrda geminin vapurun babasinin görülmeya başlamasi, sonra geminin daha yakina gelip tamaminin görülmesinde, işde dumani görünce haa gemi geliyor demek gibi, dumandan yani bir alametten yola cikipda geminin gelecegini bilmek, veya bulutlarin hareketine göre hava raporu tahimini yapmak gibi keşfen, yani alametlerden yola cikilarak bilinen, tahmini bir bilgiye biz keşfen bilmek diyoruz.

Misal1:

Bir yere vardik ve orada musluk var, borular döşenmiş, sifon var, ve pis su borusuda döşenmiş, ve bize, suya ulaşmak icin sadece muslugu acmak kalmiş, ve bütün şeri alametler, burda su oldugunu gösteriyor degilmi? amma o evi yada şadirvani yapan, eger belediyeye veyahut su kayngina, evin su baglantisini baglamdiysa, muslugun olmasi, sifonun olmasi bir işe yarmaz, muslugu acinca su akmaz degilmi, yahut belediye suyu kestiyseveya su bir sebebden kesildiyse yine su akmaz degilmi?

Yani şeri delillerde bazen yaniltabilir, aynen ilham ve keşfen bilmenin yanilttigi kadar, şeri delillerde bazen yaniltabilir.


Misal 2 :

Yine bir evin bir odasina girdik, ve tavanda asili bir lamba var, ve yine duvarda kapinin kenarindada onun acma kapama dügmesi var, ve bakinca hatti yani kablolar da döşenmiş oldugu belli gibi, ve vardik dügmeye basdik, amma lamba yanadabilir yanmayadabilir, cünkü saat kutusundaki sigorta attiysa, dügmeye basmak ile lamba olmasi bir fayda etmez ve lamba yanmaz. ve eger yanmazsa ariza nerde önce hatti izleyip cereyan nerden itibaren yok onu bulmak lazim degilmi, ve önce saat kutusuna gidilir, sigortalardan kapali olan, veya atmiş olan varmi ona bakilir, ve eger varsa dikkatlice sigorta acilir, ve hatta bir ariza yoksa gidip lamba yakilir, yine yanabilirde yanmayabilirde, ve eger yanmiyorsa,önce lamba patlamişmi kontrol edilir, yok patlak degilse, lamba cikarilip,kontrol kalemi ile oraya kadar ceryan geliyormu bakilir, yani ceryan lambaya kadar variyormu, eger variyorsa, bu sefer oda degilse belki ceryan elektrik kurmunca kesilmişdir bir ileri noktaya bakilir, veya kiş ve firtina varsa, elektrik hattinin geldigi direk yikilimiş, ve hat kopmuş olabilir, her ne kadar lamba ve hat olsada, bütün bu işlemler sira ile kontrol edilip, hepsi düzenli ise, o zaman bütün şeri deliller yerli yerindeyse, o zaman belki dügmeye basinca lamba yanabilir degilmi yani? ve sadece kurana ve sünnete bakipda, haaa bu yanliş, bu dogru demekde bazen abes olur, kuran ve sünnet, onun aynen odadaki lambaya bakmak gibi, sadece en uc noktadaki delilleri bilmek olabilir, onun arka planinda neler yatiyordur bilinmezse, yine o hüküm, bazen herşey sag cenapi göstersede, arka planda onun sol cenap icin oldugu sonucu cikabilir degilmi. yani arabalarin bazisi arkadan cekişli yani, yani motor önce arka tekerlekleri döndürür ve arkadan itme halinde yürür. bazisida önden cekkişlidirve motor ön tekerlekleri döndürür ve önden hareket edip arabanin arkasina ceker halinde yürür. ikisde gecerli degilmi, ama farkli sonuclar meydana getirir degillmi, kişin (winter) arkadan itmeli yürüyen arabalar, cok kolay, buzlu ve yagişli havda kayma gösterir, önden cekişliarabalar bu konuda daha satabildir. önden cekişli arabalar yine bayir yukari cikarken canavar gibidir amma, biraz zorlaninca durur, amma arkadan itmeli arablar, ayni tavkiye vitesli kamyonlar gibi, en bayir yeri bile tirimanir cikar degilmi, arkadan destekli cünkü, yani farkli kombinasyon ve farkli somnuclar dogurur.
Allah bunlarin örnegini bize sunmuşmu? evet sunmuş, yani Rabbit yani tavşan modeli, yani ön bacak kisa arka bacak uzun, ve tavşan bayir cikarken " bokumu ye, bokumu ye " diye cok HIZLI cikarmiş, amma ön bacak kisa olunca bayir aşagi inerken ise "etimi ye, etmi ye diye" cok yavaş inermiş, yani inerken cok yavaş inebilir cünkü devrilip takla atma tehlikesi var, yani yakalanma riski fazla, o yüzden bayir aşagi tavşana düşmani rastlarsa, kolayca yakalayabilir ve etini yer, ama bayir yukari, her hayavan ondan daha hizli tirmanamazken, o füze gibi bayir yukari tirmanir cikar, yani Allah kainata, bize bütün yapmamiz gerekenleri gösteren, bircok imla ve tabelalar asmiş, onlari okumak dünyayi mamur etmek icin bize lazim olanlar. kainati okuyan, Allahin şeriatini okumuş olur, ona uyan Allahin emrine uymuş olur, yine kainat kitabi büyük kurandir,ve kuranda insanin göremdigi okuyamadigi bircok mesela kainat kitabinda yaziilidir.

yine ayni üst meseleye devam edersek, ve evde lamba var hat var, ve bakiyozki mahallede komşunun lambalarida yaniyor, bakinca elektrik kurumuda cvryani kesmemiş gibi gözüküyor, ve yine şeri deliller ceryanin varligini gösteriyor amma dügmeye basinca lamba yanmiyorsa, o zaman elekterik kurumundan bir mahahalleye bir hattan, diger mahaleye diger hattan ceryan geliyor olabilir, ve komşu elektrigni diger direkden aliyordur,onun hatti diger hatdir ve onlarda lamba yanyordur, oysaki bizim hattin sigortasi yanmiş oldugundan, elektrigini bizim direkden alan bütün evlerde ceryan yok olabilir, yani arizayi, yine yerinde tespit etmek lazimdir degilmi, ve yani ikinci sonuc olarak

her görünen zahirde, zahir oldugu gibi degildir demek olur bu, yani gördügünüz , gördügünüz gibi olmayabilir, arka palnda başka bir sebeb olabilir demek istedik yani


Misal 3
Biz allahin varlgini şeri delillerle bilemeyiz, yani fizik kurallari ile inceleyince anlayamayiz, biz Allaha iman ettigimizde, o vardir birdir, peki onu görüyozmu, ve gören varmi ? yok. yine Allahi elleriyle dokunup tutan varmi? yok. yine Allaha sarilip koklayan varmi? yok, yine Allahin sesini musa duydu deniyor, ne derece duydu? gitdi bir agacdan veya ateşden ses geliyordu "ben senin rabbinim" dilordu ve Allah o ateşmiydiki? yahut Allah o agacmyidiki? o zaman gidelim hepimiz o agaca tapalim, o ateşe tapinalim o zaman, bu dogrumu? hayir. Allah ile komnuşmasindada bir fiziki delil yok, öyleyse imanin tamami, Allaha iman, meleklerine iman, kitaplarina, kitap denen kuranin, Allahdan geldigin nasil inaniyoz, muhmedin bunlar Allahin sözleri ayetleri dedikleri ve ona gelen ilhamin aklen kendine gelen sesi, bunlar Allahin ayetleri dediklerine biz, Allahin kitabi kuran diye inandik, varmi fiziki bir delil, Allahdan gelen elle tutulr inmiş bir Kitap Kuran yok, fizki delili nerde o zaman, o halde kitaplara imanda, yine ancak ve ancak keşfen ve ilham yoluyla indigine inanidigmiz bir kitap yine, kadere inanmak, kader elle tutuluyormu yok,...
yine ahirete iman gelince, ahireti gözü ile görüp gidip gelen varmi? yok. gidipde dönen, ve ben gördüm geldim diyen birisi yok. o halde ahirete imanda, yine ancak peygamberin dedikleri işiginda sadece keşfen ilham ile gelen bir bilgi ile bilebildigmiz bir bilgi, ve ona imanda yine keşfen bir bilgiye dayanan iman. yani öldükten sonra dirilmek bahsine gelince, yine bu konuda, isa nin dişinda, öleni dirilttigini iddia edilen bir durum yok, bulunsa idi, önce peygemberler diriiltilir de, ve onulara, Allah hakkinda bilmedigmiz herşey sorulurdu, ögrenilirdi. yine isa diriltilir di, varmi yine bunun fiziki delili, halen fizikciler öleni diriltmeyi başaramadilar, yani fizki bir delil yok, o halde ödlükten sonra drilmeye imanda, yine gaibe imandir, yani keşfen bilinebilcek bir bilgi, o zaman imanin tamaminin şeri delilleri yokken, ey ahmak alim, sen kim oluyonda, keşfen bimeyi delil saymyon ahmak, sen ancak imansiz kafirsin o zaman, senin imanin yok.
Ahmaaaaaaaaaak.
ve yine biz Allahi, onun halife klidigi insanlar ve yarattiklari üzerindeki sifatlarinin ve isimlerinin tecellisi ile bilebiliriz. yani rahmanlik, Allah rahmandir deyince, ve rahmanlik baba olmak demekdir, ve misal ahmetin babasi var rahmanlik yapiyor veya cok müşfik bir baba deyince, Allahin hem rahman hemde müşfik isminin tecelli etmesi o Ahmetin babasinda. ve amma biz rahman ve müşfik o dur diye, gidip ahmetin babasina tapinmayiz, o sadecer rahmanin bir yerde yüze cikmiş bir parcasidir sadece, bu rahmanlik vasfi onda oldugu gibi, yine başka bir kuş dada ayni teceli olabilir. ve biz gidip o kuşa rahman diye tapinmayiz degilmi? ve amma Allah müşfikdir veya babadir cocuk dogurtur yani üretir anlariz bunu. yine bakkal amca bize ekmek satip bizim doymamiza, veya elbise satip bizim giyinmemize sebeb diye bakkal amca ile rezzak yani doyuran Allahdir, settar giydiren Allahdir anlariz, amma bakkal amcaya gidip, secdeye varip, settar Allah sensin diye tapinmayiz degilmi yani, öyle olunca, biz Allahi işde, halifeyi ruyu zemin olan insanlar üzerindeki tecelliyatlari ile bilebiliriz, bu da yine Allahi bilmenin, yine hem fiziki ve hemde keşfen bilmenin karişimindan oluşan bir başka biliş olan, tecelli yoluyla bilme ilmidir.
ve yine bilim adamlari ayna nöron denilen beyin hücreleri işde, iyi kimselri düşünüp onlaraa sevgi besleyenlerde, o fanatigi oldugu kimselerin hallerinin gectigni tespit emtişler, ve böyle ayna nörün denen beyin hücreleri ile biz işde Allaha yönelirsek, işde rahman ismine yönelince, bizde rahmanlaik, alim ismine yönelince, alimlik sifati tecelli etmekde, ve böylece Allahin alim ismine, rezzak ismine veya,,. ismine sifatina ayine olmakdayiz sadece,.....

ve bizim bu konuya koyacagimiz son nokta ise : Eger bir alimin veya insanin keşfen, yani alametlerle bildikleri, şeriatin zahirine aykiri degilse, o zaman o adamin bildikleride, NAS DIR ve hüccettir.
----oOo---

KISA BIR SAGLIK UYARISI

Her ilacin yan tesiri oldgu gibi, gözleri bozulanlarin takdigi gözlügünde bir icinden birde dişindan yan tesirleri vardir, icden olanlara girmeyecegiz amma, biz dişdan olanina biraz deginecegiz, ve gözlük madde fiziki bir yapisi oldugu icin belli bir gramaji var, ve bu gramaj işde, yüksek veya, az ise az, cok ise cok, olarak takildigi burunun üst kismina bir basinc uygular, ve nefesin gecdigi o deligi daraltmaya başlar ve gözlügü hic cikarmazsaniz senelerce aylarca, gözlük gözlük, ve misla ile bizim bir kücük evimiz vardi oraya hanim biryerden bulmuş, zehirli sarmaşik dedikleri sarmaşik dikdiydi ve yapraklari güzel diye. işde gecen sene üc yada alti ay kadar o eve gitmedim ve bakamadim, ve bu sene bir gitiim, o sarmaşik heryeri kaplamiş, ve agaclarim vardi, kiraz agaci, elma agaci, bütün agaclari dahi bogacak kadar sarmiş, ve bogmak üzereymiş ve gittik onun kanatlarini biraz kesdik, yani ve kirazi kurtarmaya calişdik öyle bir pislikki dala köklerini yapiştrimiş ve benim uzanamadigim noktalara kadar sarlanmiş, aşagilari yolduk amma, yukarilar kaldi, ve artik oralari yine ölmez tahmnim, cünkü agacin üstüne yapişmiş, agacdan besinini sorup oliyor, ahmak bitki yani, ceccal gibi bişey yani, hani sevgisiyle öldürür derlerya yani, işde gözlük takincada burun deliigndeki, killar kücük kücük killar var, onlar işde sen böyle gözlügü cikarmayinca, birde o delige basinc yapinca, onlar alt uca degmeye başlar, ve daha sonra sarmaşik gibi burun deliginin icini kaplar ve hata belkide alt tarafa sapalanmya başlar, ayni sarmaşikin kökünü kessende, o yukarda biyerde kökünü artik sarildigi agaca gömmüş, ordan vitamanini alir ya işde, öyle birşey, ve yine ayni durum killar olmasa bile, burun icinde uzanan et parcaciklari vardir, onlar ayni bu işlemi yapar, ve burun tikanir, ve burun tikaninca, dogru nefes alinmayinca, işde herşey bozulur bedende, hasta olunur, ne akil dogru calişir, ne göz, ne kulak, yeterince nefes almayan midede kalpde, her organ yavaş yavaş hasta olup harap olmaya başlar, o yüzden gözlük takanlar, zaman zaman gözlügünüzü bir kenara koyun, ve güzlüksüz durun, gözünüz veya kafaniz agriyorsa, bilinki damarlara baski yapmiş gözlük, ve kanve oksijen göze ve kafaya iyi gitmeyince oksijensiz ve kansiz kalan organ, sana sinyal veriyor, bana yeterince oksijen ve kan gelmiyor diye , sen amma anlayipda gözlügü cikarip, o burnuna baski yaptigi yeri kurtarmak yerine, aspirin, derman gripin gibi ilac yutuyorsan, vücut dilinden anlamayan ahmak insansin.

amman dikkat bu husus önemli.


Rabbim askerlerimi dogruyu bilip dogruya tapanlardan eylesin, yalan ve hileli olanlarida, farkedenlerden eylesin.
ve burda diger vaaza atif ypiyoz : Allah dogrudurda, egri işleri yapan kim o zaman, gündüz ve aydinlik Allah ise, gece kim o zaman.

--oOo---



وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--


Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 12 Ağustos 2016 Cuma

Original Kar © glan

Vekil ve Tevekkül Nedir? (Kar©glanin 5 Ağustos 2016 Vaazi)

Vekil ve Tevekkül Nedir?

(Kar©glanin 5 Ağustos 2016 Vaazi)


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

لَقَدْ جَاءكُمْ رَسُولٌ مِّنْ أَنفُسِكُمْ عَزِيزٌ عَلَيْهِ مَا عَنِتُّمْ حَرِيصٌ عَلَيْكُم بِالْمُؤْمِنِينَ رَؤُوفٌ رَّحِيمٌ فَإِن تَوَلَّوْاْ فَقُلْ حَسْبِيَ اللّهُ لا إِلَهَ إِلاَّ هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ

Sadakallahul Aziym Tevbe Suresi 128. ve 129. ayet

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Lekad câekum resûlun min enfusikum azîz(azîzun), aleyhi mâ anittum harîsun aleykum bil mu’minîne raûfun rahîm.Fe in tevellev fe kul hasbiyallâh(hasbiyallâhu), lâ ilâhe illâ hûve, aleyhi tevekkeltu ve huve rabbul arşil azîm.

Meali :

Andolsun ki; size, sizin içinizden azîz bir Resûl geldi. sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. O, size karşı (Müminlere çok düşkün) onları kolaçan eden, yüksek şahsiyetli bir Anne gibidir.
Eğer bundan sonra haala senden yüz çevirirlerse de ki: “Bana Allah yeter. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Ben ancak O’na tevekkül ettim. O, yüce Arş’ın Rabbidir (Gök kubbenin Rabbidir).”

Sadakallahul Aziym Tevbe Suresi 128. ve 129. ayet

وَلَئِن سَأَلْتَهُم مَّنْ خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ لَيَقُولُنَّ اللَّهُ قُلْ أَفَرَأَيْتُم مَّا تَدْعُونَ مِن دُونِ اللَّهِ إِنْ أَرَادَنِيَ اللَّهُ بِضُرٍّ هَلْ هُنَّ كَاشِفَاتُ ضُرِّهِ أَوْ أَرَادَنِي بِرَحْمَةٍ هَلْ هُنَّ مُمْسِكَاتُ رَحْمَتِهِ قُلْ حَسْبِيَ اللَّهُ عَلَيْهِ يَتَوَكَّلُ الْمُتَوَكِّلُونَ

(Sadakallahul Aziym Zümer suresi 38. ayet )

Ve le in seeltehum men halakas semâvâti vel arda le yekûlunnallâh(yekûlunnallâhu), kul e fe raeytum mâ ted’ûne min dûnillâhi in erâdeniyallâhu bi durrin hel hunne kâşifâtu durrihi ev erâdenî bi rahmetin hel hunne mumsikâtu rahmetihi, kul hasbiyallâh(hasbiyallâhu), aleyhi yetevekkelul mutevekkılûn.

Meali:

Ve eğer gerçekten onlara: “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorarsan, mutlaka: “Allah” derler. De ki: “Allah’tan başka taptıklarınızı gördünüz mü? Eğer Allah bana bir zarar dileseydi, O’nun zararını onlar giderebilir mi? Veya bana bir rahmet dileseydi, O'nun rahmetini tutabilirler mi (engelleyebilirler mi)?” De ki: “Allah bana yeter! O na Tevekkül edenlerin, yalnız O dur vekili.”

(Sadakallahul Aziym Zümer suresi 38. ayet )

إِن يَنصُرْكُمُ اللّهُ فَلاَ غَالِبَ لَكُمْ وَإِن يَخْذُلْكُمْ فَمَن ذَا الَّذِي يَنصُرُكُم مِّن بَعْدِهِ وَعَلَى اللّهِ فَلْيَتَوَكِّلِ الْمُؤْمِنُونَ

İn yansurkumullâhu fe lâ gâlibe lekum, ve in yahzulkum fe men zellezî yansurukum min ba’dihi, ve alâllâhi felyetevekkelil mu’minûn

(Sadakallahul Aziym Alimran suresi 160. ayet )

Meali :

Eğer Allah size yardım ederse, o zaman sizi yenecek yoktur. Ve eğer sizi yardımsız (yüz üstü) bırakırsa, ondan sonra size kim yardım eder. Öyleyse mü’minler, Allah’a tevekkül etsinler (Allah’a güvensinler).

(Sadakallahul Aziym Alimran suresi 160. ayet )

---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Kuvvetli mü'min, Allah Katında zayıf mü'minden daha hayırlı, (daha üstün) ve daha sevimlidir. (Bununla beraber) her ikisinde de hayır vardır. Sana yararlı olan şeyi elde etmeye çalış. Allah'dan yardım dile ve asla acz gösterme. Başına birşey gelirse, ''Eğer (keşke) şöyle yapsaydım, şöyle olurdu!'' diye hayıflanıp durma. ''Allah'ın takdiri bu. O, ne dilerse yapar.'' de. Çünkü "eğer (keşke)" kelimesi, şeytanı memnun edecek işlerin kapısını açar."

( Hadis-i Şerif , Müslim, Kader 34)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme

ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve

alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

إِذْ يَقُولُ الْمُنَافِقُونَ وَالَّذِينَ فِي قُلُوبِهِم مَّرَضٌ غَرَّ هَؤُلاء دِينُهُمْ وَمَن يَتَوَكَّلْ عَلَى اللّهِ فَإِنَّ اللّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ


İz yekûlul munâfikûne vellezîne fî kulûbihim maradun garra hâulâi dînuhum, ve men yetevekkel alâllâhi fe innallâhe azîzun hakîm.

(Sadakallahul Aziym ENFAL Suresi 49. ayet)

Meali :


Münafıklar ve kalplerinde hastalık bulunan kimseler şöyle diyorlardı: “Bunları, kendilerinin dîni aldattı.” Ve kim Allah’a tevekkül ederse o taktirde Allah, muhakkak ki Azîz (en üstün) ve Hakîm’dir (hüküm sahibi).

(Sadakallahul Aziym ENFAL Suresi 49. ayet)


Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Birşey istediğin zaman yalnız Allah'tan iste. Yardım dilediğin zaman Allah'tan dile. Şunu iyi bil ki bütün yaratılmışlar elbirliği ile sana bir menfaat bahşetmek isteseler, Allah'ın sana yazdığından daha fazlasını bağışlayamazlar. Yine yaratılmışların tümü elbirliği ile sana bir zarar vermek isteseler, Allah'ın sana takdir ettiğinden fazlasını yapamazlar."

( Hadis-i Şerif , Tirmizi, Sünen, fi sıfati'l-Kıyame, 60)

قُل لَّن يُصِيبَنَا إِلاَّ مَا كَتَبَ اللّهُ لَنَا هُوَ مَوْلاَنَا وَعَلَى اللّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ

Kul len yusîbenâ illâ mâ keteballâhu lenâ, huve mevlânâ, ve alâllâhi felyetevekkelil mu’minûn.

(Sadakallahul Aziym TEVBE-51. ayet)

Meali :

De ki: “Allah’ın bize yazdığı şeyden başkası, bize asla isabet etmez. O, bizim Mevlâ’mızdır.” Ve artık mü’minler, Allah’a tevekkül etsinler.

(Sadakallahul Aziym TEVBE-51. ayet)

قَالُوا يَا مُوسَى إِنَّ فِيهَا قَوْمًا جَبَّارِينَ وَإِنَّا لَن نَّدْخُلَهَا حَتَّىَ يَخْرُجُواْ مِنْهَا فَإِن يَخْرُجُواْ مِنْهَا فَإِنَّا دَاخِلُونَ

قَالَ رَجُلاَنِ مِنَ الَّذِينَ يَخَافُونَ أَنْعَمَ اللّهُ عَلَيْهِمَا ادْخُلُواْ عَلَيْهِمُ الْبَابَ فَإِذَا دَخَلْتُمُوهُ فَإِنَّكُمْ غَالِبُونَ وَعَلَى اللّهِ فَتَوَكَّلُواْ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ

قَالُواْ يَا مُوسَى إِنَّا لَن نَّدْخُلَهَا أَبَدًا مَّا دَامُواْ فِيهَا فَاذْهَبْ أَنتَ وَرَبُّكَ فَقَاتِلا إِنَّا هَاهُنَا قَاعِدُونَ

قَالَ رَبِّ إِنِّي لا أَمْلِكُ إِلاَّ نَفْسِي وَأَخِي فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْفَاسِقِينَ

Kâlû yâ mûsâ inne fîhâ kavmen cebbârîn(cebbârîne), ve innâ len nedhulehâ hattâ yahrucû minhâ, fe in yahrucû minhâ fe innâ dâhılûn:

Kâle raculâni minellezîne yehâfûne en’amallâhu aleyhim edhulû aleyhimul bâb(bâbe), fe izâ dehaltumûhu fe innekum gâlibûne ve alâllâhi fe tevekkelû in kuntum mu’minîn:

Kâlû yâ mûsâ innâ len nedhulehâ ebeden mâ dâmû fîhâ fezheb ente ve rabbuke fe kâtilâ innâ hâhunâ kâıdû

Kâle rabbi innî lâ emliku illâ nefsî ve ahî fefruk beynenâ ve beynel kavmil fâsikîn:

(Sadakallahul Aziym MÂİDE Suresi 22.23.24.25. ayetler)

Meali :

Dediler ki, “Ey Mûsâ! Şüphesiz orada zorba bir kavim var. Muhakkak ki biz, onlar oradan çıkıncaya kadar asla oraya girmeyiz. Eğer oradan çıkarlarsa, o zaman elbette biz oraya gireriz.”
Korkanların içinden Allah’ın kendilerine nimet verdiği iki adam şöyle demişti: “Onların üzerine kapıdan girin. Oraya girdiniz mi artık siz kuşkusuz galiplersiniz. Eğer mü’minler iseniz, yalnızca Allah’a tevekkül edin.”
Dediler ki: “Ey Mûsa! Onlar orada bulundukça, biz oraya asla girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin gidin, onlarla savaşın. Biz burada oturacağız.”
(Hz. Mûsa) Dedi ki; “Ey Rabb’im! Muhakkak ki ben, kendimden ve kardeşimden başkasına sahip değilim. Artık fâsık kavimle bizim aramızı ayır.”

(Sadakallahul Aziym MÂİDE Suresi 22.23.24.25. ayetler)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Ey Ebû Hureyre! Allah'tan başka hiçbir şeye ümit bağlama. Allah'a tevekkül eyle. Bir arzun varsa Allah Teâlâ Hazretleri'nden iste. Allah-ü Teâlâ'nın âdet-i ilâhiyyesi (işi, kânunu) şöyledir ki; herşeyi bir sebep altında yaratır. Bir iş için sebebine yapışmak ve sonra Allah Teâlâ'nın yaratmasını beklemek lâzımdır. Tevekkül de bundan ibârettir."

(Hadis-i şerif-Ey Oğul İlmihali,)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem yine Buyurdular

"Mümin kişinin durumu ne kadar şaşırtıcıdır ! Zira her işi onun için bir hayırdır. Bu durum sadece mümine hastır, başkasına değil : Ona memnun olacağı birsey gelse şükreder, bu ise hayırdır: bir zarar gelse sabreder bu da hayırdır."

(Hadis-i şerif-,Suheyb Ibnu Sinan r.a. kutub-ı sıtte, 2. Cilt , Sf. 208 )

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem yine Buyurdular

"Üzülme, Allah bizimledir."

(Bera Ibnu'l Azib r.a. Kütüb-i Sitte, 16. cilt, Sf. 200)

işde bizim "Zikri Raşidi" Zikrimizdeki 4 ayri degişik haldeki Allah tevekkül etme sebebimiz burdaki ayetler ve hadisler aciklamakda
1. hasbünallahi ve nimel vekil
2. hasbiyallah
3. hasbiyallahu tevekkeltü Alallah
4. Hasbiyallâhu, lâ ilâhe illâ hûve, aleyhi tevekkeltu ve huve rabbul arşil azîm.

birinci zikrimiz "hasbünallahi ve nimel vekil" ve "Bütün nimetlerimin ve işlerimin vekiili Allahdir."
ikinci : "hasbiyallah" " Allah bana yeter."
ücüncü ise Zümer suresi 38. ayet te rabbimiz buyuruyorki " De ki: “Allah bana yeter! O na Tevekkül edenlerin, yalnız O dur vekili.” yani sadece hasibyallah demekle kalma, birde bütün işlerini ona birakanlarin vekilidir o, yani o yüzden hasbiyallah dedikden sonrada sonuna Tevekkeltü Alallah demek lazimmiş, o yüzden bizde bu iki zikri birleştitirip işde diyoruzki "hasbiyallahu tevekkeltü Alallah"

dördüncü : bunuda yine Tevbe Suresi 129. ayetten aldik "Fe in tevellev fe kul hasbiyallâh(hasbiyallâhu), lâ ilâhe illâ hûve, aleyhi tevekkeltu ve huve rabbul arşil azîm.

yine bizim "Uzaklaştirma Duamiz"da da kaynak olarak MÂİDE Suresi 25. ayetteki "Kâle rabbi innî lâ emliku illâ nefsî ve ahî fefruk beynenâ ve beynel kavmil fâsikîn." bölümünü aldik ve onun üstüne bütün duayi bina ettik.
yani bizim "Zikri Raşidi" Evradimizda öyle kicimizdan uydurma bir duamiz yok, hepsi bir ayete veya hadise dayanmaktadir.

---oOo---
Vekil ve vekalet bahsine gelince vekalet iki türlüdür : yani hani adam notere gider ve "falanci arazimi satmak icin, falanci kimseyi vekil tayin ettim" diye noterden sözleşme imzalar veya "falanci avukati falanci işlerimi, benim yerime yapabilmekde, vekil tayin ettim" der sözleşme yapar.
Allah Hz. Ademi Yaratti ve onu dünya indirip Dünyadaki işleri "Allah adina" yapmakla sorumlu, dünyayi imar ve mamur etmekle sorumlu vekil tayin etti. ve her yapilan iş Allahin bir isminin tecelliyatgahidir, öyle olunca Allahin "rahman" ismini dünyada coluk cocuk sahibi olup "baba" olarak yerine getirmekde, yine "rahim" ismini anne olup yerine getirmekde, yine "rezzak" ismini birilerini yedirip icirip giydirmekle yerine getirmekde,.... diger bütün fiillerdede aynen Allah in bir ismi tecelli ettirilmektedir. öyle olunca, bizler, Allahin yeryüzünü imar ettirdigi halifeleriz, amma kimin gücü ile, Allahin gücü ile, Allahin adina yapmakdayiz ve öyle olunca, bunun ikinci tarafi ise "bu işi yapan ben degilim, Allahdir, bütün bunlari yapan Allahdir." diyebilmek icin işde, Allaha tevekkül etmek lazimmiş, cünkü "Rahmanlik" Allahin bir ismi bir sifati olunca, ben baba olup rahmanlik yapinca, rahman ve baba gibi olan ben degil " Rahman olan Allahdir" diyebilmek felsefesini bize ögretiyor ve rabbim diyorki işde, bizim zikrimizdede yer alan ve zikrimiz " hasbünallahi ve nimel vekil" ve "Bütün nimetlerimin ve işlerimin vekiili Allahdir." dyebilme felsefesi, yine Allah, ikinci ve ücüncü zikrimizdeki Zümer suresi 38. ayet te rabbimiz buyuruyorki " De ki: “Allah bana yeter! O na Tevekkül edenlerin, yalnız O dur vekili.” yani sadece hasbiyallah demekle kalma, birde bütün işlerini ona birakanlarin vekilidir o, yani o yüzden hasbiyallah dedikden sonrada sonuna "Tevekkeltü Alallah" demek lazimmiş, o yüzden bizde bu iki zikri birleştirip işde diyoruzki "hasbiyallahu tevekkeltü Alallah" yani işde bütün işlerini Allaha birakan birisi yanilipda, yani "Fail benin" deyipde şeytanlaşmamak llazim geldigi, ve bu yüzden "hasbiyallah" demek gerekliligi ile işleri en güzel yapan, Allah a ve Allahin isimlerine birakmak ile, işde onu vekil tayin etmekle, işi ehline birakmiş olur, ve Allah gelir, ve senin her işinde sana yardimci olacak bir isimini tecelli ettirip, yine dünyanin imarinda seni halife (yani vekil , onun yerine onun işlerini yapan) olarak birisi bir fail bir mümessil oarak kullanir, amma sen eger "ben yaptim, ben kazandim, ben dövdüm, ben sövdüm" dersen, nitekim Allah böyle bir yanlişa düşmemiz gerektigini, Hz. Davud a yaptigi şu uyarisi ile bizleride uyarip ne yapmamiz gerektigini örnek gösterip de ögretiyor.

فَلَمْ تَقْتُلُوهُمْ وَلَكِنَّ اللّهَ قَتَلَهُمْ وَمَا رَمَيْتَ إِذْ رَمَيْتَ وَلَكِنَّ اللّهَ رَمَى وَلِيُبْلِيَ الْمُؤْمِنِينَ مِنْهُ بَلاء حَسَناً إِنَّ اللّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

Fe lem taktulûhum ve lâkinnallâhe katelehum, ve mâ rameyte iz rameyte ve lâkinnallâhe ramâ, ve li yubliyel mu’minîne minhu belâen hasenâ(hasenen), innallâhe semîun alîm.

Meali :

Onları siz öldürmediniz ama onları Allah öldürdü. Ve attığın zaman da sen atmadın ama Allah attı. Ve Allah, mü’minleri Kendisinden ahsen belâ ile imtihan eder. Muhakkak ki Allah, işitendir ve bilendir.

Sadakallahul Aziym ENFÂL Suresi 17. ayet

---oOo---

ARABi AYLAR:

Hicrî senenin on iki ayı. Hicrî takvimde kullanılan Arabî ayların adları sırasıyla şunlardır: 1. Muharrem, 2. Safer, 3. Rebî'ul-evvel, 4. Rebî'ul-âhir, 5. Cemâzil-evvel, 6. Cemâzil-âhir, 7. Receb, 8. Şa'bân, 9. Ramazan, 10. Şevvâl , 11. Zilka'de, 12. Zilhicce.

ve gecen pazar gecesi sat 03:30 sirasinda hilali, ters durdgu halde, yani bitiriş halindeki açısı ile, en ince son hali ile gördüm, ve pazartesi bizde hava yagmurlu ve bulutlu idi, ve o gecede görülmedi, ve ondan sonrada bir daha görmedim, yani öyle olunca pazartesi ictima ise, o zaman demek olurki sali "zilkade" nin biri demek olur, ve bugün cuma ve Zilkade 4 demekdir, burdan herkesi uyariyon, o takvimlerde ise ictima sali günü gösteriyor, o yanlişdir ictima pazartesi gecesiydi, ve bir gün yine hesap yanliş, yine şeytan herkesi kandirip günah işletmeye niyet etmiş, ve kurban bayraminida elinizden calacak yani, o yüzden uynik olun kurban bayrami bu hesap ile bir gün önce olcak. daha son 10 güne girmedik, ve son 10 güne girince yine haber ederiz inşallah. yani zilkade veya zül kade demek, hani vardir ya bir deyim bizde, yani bir hata yapinca bunu zül addederim denir ya, yani bunu hata sayarim demekdir, ve bu hicri takvim ile senenin 11. ayi olunca miladi takvim ile burc takvimine göre ise, yay burcu demek olur. yani hani cocuk yapmayacakdir amma hataen yapilmiş bir cocuk olur ya yani.
adam gelmiş elli yaşina cocuk yapmayacak, amma dikkatsizlik yüzünden hanimini hamile birakir, ve kadinda hamilelik yaşini gecmeisne ragman hamile kalir, yahut korunmya ragman hamile kalan kadinlarin dogurdugu cocuklar gibi bir hata veya zina hatasi ile dogan cocuk gibi cocuklar, ve yolun sonu, yani sondan bir önce, o yüzden işde "ZÜLKADE" ismi ekek cocuk icin "ZiLKADE" ismi ise esre ile kiz cocuk icin konabilcek isim ler ve ve böyle bir hata ile dogacak, en az 10 cocuga bu sene bu mevsimde bugünlerde dogacak cocuklara oglan ise zülkade ismi kiz ise zilkade ismi koyun lütfen. züll hata cocugu koyun. ve karanlglin başi yani kiş mevsimin başi demekdir, yani öyle olunca yani başlangicda böyle bir cocuk hata eder, ve hemen ardindan tövbe eder, aynen adem ile havva gibi, yani günahindan dönen kimse, yani önce bir yanliş yapar amma, sonra özür dilerim diyen birileri gibi, yani nefsin katmanlarindan "levvame nefis" ile dogar. yani hatasindan dönen nefis ile dogarlar amma bunu koruyabiulirse, bir sinif önde başlar yarişa, yani hani lankird oynarken, iyi oanayan, kötü oynayana yanin acemiye avantaj verir, ve derki hadi sen bir sifir veya 5:0 önde başla ve beni yenbeilirsen yen der ya, öyle birşey yani nefsi emmareden degilde, "nefsi levvameden" başlar yarişa, iyi degerlendirirse ömrünü, eller dah gerideyken, yarişi bitirip kazanir .

ve ondan sonraki burc ise oglak burcu ve zilhice senenin son ayi, ve onda başlayan ise güclü kimseler yani jüpiter yani baba gezegen, en baba gezgen, yani büyük agabey gezegen, yani agabeylik avantaji, yani o ise yarişa bir sifir yenik başlayan kimseler gibidir. ve yani "nefsi emmare bissüi" ile başlar yani kabadayi agabey dedik ya, yani hani mafya filmi baba filmi varya, yani mafya babasi gibi baba, yani dövdügü dövdük, sövdügü sövdük, ve ardindan özür bile dilemeyen, birde agzinin ortasina bir yumurk daha atan bir halde, yani "nefsi emmare bissüi" yani kötülükden lezzet ve tad alan nefis bir geri nefisyani eksi bir den başlar. cünkü büyük gezegen, onun bir adimi digerlerininin on adimina bedel, o yüzden, o bir geriden başlar, ve jüpiter geridedir, ve ölyle olunca, işde zilhicce de doganlarda oglak burcu kimselerdir. ve hicri oglak da dogacak on cocuguda yine "zilhicce" esre ile zil ile kiz cocuklalrina isim veriniz, ve "zül hicce" ötre ile oglan cocuklarina isim koyun lütfen. ani yine hataen olcak cocuklar, yani hata mevsimi kara kiş demek artik gecenin uzadigi hastaligin belanin arttigi, zulumetin koyulaştigi mevsim, ve zaman demek olur. yani züll zamani yani, amma bu züll namazlari savsaklamaya başlamak ile olur, amma bilmeden veya zamanin yetmemesi yüzünden namazlari kacirmakla başlar, ve sonra diger günahlara ve kirlerede bulanmakla devam eden, ve karanliga, dibe vurdugu zamana dogru gidiyoz artik. ve bu sene işde agustosun ikisinda zulumet vaktine girimiş olduk. nasil olur demeyin, işde jello veya jeifer lopezin burcu meşhuddur, o aslan burcu olmasina ragmen oglakdir dememiz bu hasbiyle yani, o güneş takviminde her ne kadar temmuz agustosda dogsada, işde hicri takvimde ayni bu senede oldugu gibi, yani hicri takvimdeki zilkade, miladi takvimndeki kasim ayina tevafuk eder, ve öyle olunca agustos gibi günlerin uzun oldugu vakitte nasil olurda zulumet zamani olur demeyin, cünkü bizdeki temmuz agustos, karşi yarim kürede işde kasim ve aralik ayi demek olur, ve karanlik ve kiş vakti demek olur, yani meşhud burc onun yildizi karşi yarim kürede dogmuş demek olur, yani aynen bu seneki zilkade gibi, ve bugün dördü olmasin a ragmen, zilkadenin hilali bizim yarimkürede gözükmedi, ve gözükmüyor, ve yani karanlik yarim küreden görüldü hehalde yani meşhud burcda dogan cocuklar demek olur bu dahi.
ve biz işde bu burclari kolay hesap edebilmeniz icin bir tabela yaptik ve aylarin ve burcalrin ismlerini karşilikli olarak yazdik, indirn ve lazim olunca kullaniniz.

 




Astrolojide Burçlar ve Tarihleri

Koç Burcu : 21 Mart - 20 Nisan
Boğa Burcu : 21 Nisan - 21 Mayıs
İkizler Burcu : 22 Mayıs - 22 Haziran
Yengeç Burcu : 23 Haziran - 22 Temmuz
Aslan Burcu : 23 Temmuz - 22 Ağustos
Başak Burcu : 23 Ağustos - 22 Eylül
Terazi Burcu : 23 Eylül - 22 Ekim
Akrep Burcu : 23 Ekim - 21 Kasım
Yay Burcu : 22 Kasım - 21 Aralık
Oğlak Burcu : 22 Aralık - 21 Ocak
Kova Burcu : 22 Ocak - 19 Şubat
Balık Burcu : 20 Şubat - 20 Mart

---oOo---

KAPLAMA MESH VE YAPILMA SEBEBi

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ إِذَا قُمْتُمْ إِلَى الصَّلاةِ فاغْسِلُواْ وُجُوهَكُمْ وَأَيْدِيَكُمْ إِلَى الْمَرَافِقِ وَامْسَحُواْ بِرُؤُوسِكُمْ وَأَرْجُلَكُمْ إِلَى الْكَعْبَينِ وَإِن كُنتُمْ جُنُبًا فَاطَّهَّرُواْ وَإِن كُنتُم مَّرْضَى أَوْ عَلَى سَفَرٍ أَوْ جَاء أَحَدٌ مَّنكُم مِّنَ الْغَائِطِ أَوْ لاَمَسْتُمُ النِّسَاء فَلَمْ تَجِدُواْ مَاء فَتَيَمَّمُواْ صَعِيدًا طَيِّبًا فَامْسَحُواْ بِوُجُوهِكُمْ وَأَيْدِيكُم مِّنْهُ مَا يُرِيدُ اللّهُ لِيَجْعَلَ عَلَيْكُم مِّنْ حَرَجٍ وَلَكِن يُرِيدُ لِيُطَهَّرَكُمْ وَلِيُتِمَّ نِعْمَتَهُ عَلَيْكُمْ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

Yâ eyyuhâllezîne âmenû izâ kumtum ilâs salâti fagsilû vucûhekum ve eydiyekum ilâl merâfikı vemsehû bi ruusikum ve erculekum ilâl ka’beyn(ka’beyni) ve in kuntum cunuben fattahherû ve in kuntum mardâ ev alâ seferin ev câe ehadun minkum minel gâitı ev lâmestumun nisâe fe lem tecidû mâen fe teyemmemû saîden tayyiben femsehû bi vucûhikum ve eydîkum minhu, mâ yurîdullâhu li yec’ale aleykum min haracin ve lâkin yurîdu li yutahhirakum ve li yutimme ni’metehu aleykum leallekum teşkurûn.

Sadakallahul Aziym MAİDE Suresi 6. ayet

Meali :

Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve -başlarınıza mesh edip- her iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp iseniz, iyice yıkanarak temizlenin. Hasta olursanız veya seferde bulunursanız veya biriniz abdest bozmaktan (def-i hacetten) gelir veya kadınlara dokunur (cinsel ilişkide bulunur) da su bulamazsanız, o zaman temiz bir toprağa yönelin. Onunla yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin (Teyemmüm edin). Allah, size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez. Fakat O, sizi tertemiz yapmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz.

Sadakallahul Aziym MAİDE Suresi 6. ayet

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Abdest’te başa kaplama mesh yapılan vücûda Allahü Teâlâ Cehennemi haram kılar.

( Hadis-i Şerif )

Amr İbn Yahya eî-Mâzim'nin babasından rivayet ettiğine göre bir adam Abdullah İbn Zeyd'e -yani Amr İbn Yahya'nın dedesine- "Bana Resûlullah'm nasıl abdest aldığını gösterebilir misin?" diye sordu. Abdullah İbn Zeyd "Evet" dedi ve (abdest aîmak İçin) su istedi. Eline su dökerek iki kere yıkadı. Sonra üç kere ağzını çalkaladı ve burnuna su verdi. Sonra yüzü­nü üç kere yıkadı, sonra kollarını dirseklere kadar ikişer ikişer yıkadı. Sonra ba­şını iki eliyle mesnetti. Ellerini bir öne bir arkaya götürdü. Şöyle ki: Başının ön kısmından başlayarak ensesine kadar götürdü, sonra başladığı yere getirdi. Son­ra ayaklarını yıkadı.

ve duamizdaki "Rahman suresi" nden bazi ayetlere gelince, önce tekrar eden nakarati aciklayalim yani

فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân.

RAHMAN Suresi 13. ayet

Meali :

Öyleyse, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

RAHMAN Suresi 13. ayet

Tefekkür edelim biraz : dünyada ari diye bir hayvan ve nimet olmasaydi diye farzedelim, ve insanoglu ve bilim adamlari, bir tane böyle ucak icad ettiler, ve cicek cicek ucup bal topliyacak diye düşünelim. ve öyle bir ucak olsaydi, ki insaoglu bir kavonoz bal toplamak icin böyle kilometrelerce ucacak ucagin benzinini karşilayamazdi degilmi? öyleyse bunlar gibi binlerce örnek ve nimeti bize hasreden rabbimizin hangi nimetlerini yalanlayabiliriz. demiyormiki Allah : "size yerdekileride göktekileride musahhar kildik" yani emrinize verdik.

أَلَمْ تَرَوْا أَنَّ اللَّهَ سَخَّرَ لَكُم مَّا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ وَأَسْبَغَ عَلَيْكُمْ نِعَمَهُ ظَاهِرَةً وَبَاطِنَةً وَمِنَ النَّاسِ مَن يُجَادِلُ فِي اللَّهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَلَا هُدًى وَلَا كِتَابٍ مُّنِيرٍ

E lem terav ennallâhe sahhara lekum mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ardı ve esbega aleykum niamehu zâhiraten ve bâtıneten, ve minen nâsi men yucâdilu fîllâhi bi gayri ilmin ve lâ huden ve lâ kitâbin munîr.

LOKMAN Suresi 20. ayet

Göklerde, yerde ne varsa hepsini Allah’ın sizin hizmetinize verdiğini ve açıkça yahut gizlice üzerinizdeki nimetlerini tamamladığını görmediniz mi? Yine de insanlar arasında, hiçbir bilgisi, yol göstericisi ve aydınlatıcı bir kitabı olmadan Allah hakkında tartışıp duranlar vardır.

LOKMAN Suresi 20. ayet

Gafleten kurtulmak icin Sabah namazinin sünneti ile farzi arasinda şu dua okunur:
"Ya hayyu ,ya kayyum, Ya zel celali vel ikram, eselüke en tuhyiye kalbi, binuri marifetike ebeden, ya Allah, ya Allah, ya Allah, Ya bediussemavati vel ardz."

Rabbim , cemaatime ve askerlerime, gafletten uzak olarak, rabbimize taat ve zikretmeyi ve zikir evradimiza devam etmeyi nasip ve müyesser kilsin.

--oOo---

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--


Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 5 Ağustos 2016 Cuma

Original Kar © glan

Letafet ve Metanet - incelik ve Sertlik (Kar©glanin 28 Temmuz 2016 Vaazi)

Letafet ve Metanet - incelik ve Sertlik

(Kar©glanin 28 Temmuz 2016 Vaazi)


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

مَا شَاء اللَّهُ لَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّهِ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

mâ şâallâhu lâ kuvvete illâ billâh

Meali:

1 ‘Mâşaallah! Kuvvet yalnız Allah’ındır’
2 Allah, neyi dilerse o olur, kuvvet, ancak Allah'ındır

(Sadakallahul Aziym Kehf suresi 39 .Ayetten pasaj)

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

يُبَيِّنُ اللّهُ لَكُمْ أَن تَضِلُّو

Yubeyyinullâhu lekum en tadıllû

Meali:

şaşırmayasınız diye Allah sizlere bildiriyor.

(Sadakallahul Aziym Nisa suresi 176 dan pasaj)


---oOo---
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Emr-i bil mâruf ve nehy-i anil münker'i bırakan kişi, Kur'an'a ve bana inanmış olmaz. "

( Hadis-i Şerif , Râmûz:69/8 )

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem yine Buyurdular

Sadakanın faziletçe en üstünü Müslüman bir kimsenin ilim öğrenip onu Müslüman kardeşine öğretmesidir.

( Hadis-i Şerif , İbn-i Mâce C. 1 S. 98 )

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem yine Buyurdular

"İlimden bir mes'ele öğrendiğin zaman, o senin için kabul olunmuş bin rek'at nâfile namaz kılmandan hayırlıdır. Bunu, insanlara öğrettiğinde, amel edilsin veya edilmesin, yine senin için kabul olunmuş bin rek'at nâfile namaz kılmandan hayırlıdır."

( Hadis-i Şerif , Râmûz: 39/8 )

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Kim hidâyete dâvet ederse o hidâyete tâbî olanların ecirleri kadar kendisine sevap yazılır. Onların ecirlerinden de bir şey eksilmez

( Hadis-i Şerif , Muhtarul Ehadis 167 )

Öyleyse Mehdi aleyhisselam ve onun askerleri hidayete cagiricilardir, yani dogru yolun cagirici tellallaridirlar, öyle olunca, onlara uymak, müminlerin üzerine vecibedir.

Kuran-ı Kerim’de “Ha-Mim” ile başlayan 7 sure vardır. Bu sureler: Mü’min (Gafir) Suresi, Fussilet Suresi, Şura Suresi, Zuhruf Suresi, Duhan Suresi, Casiye Suresi, Ahkaf Suresi. Bu sureleri okumanın fazileti hakkında bazı hadisi şerifler:

Rasulullah (Salallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Ha-mim ile başlayan sureler Cennet bahçelerinden bir bahçedir.” (Suyutî, Câmi’ussağir, 3/422, no.3852)
Rasulullah (Salallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Kuran-ın Ha-Mim ile başlayan sureleri yedidir. Cehennemin kapıları da yedidir. Her Ha-Mim,gelip cehennemin bir kapısına durur ve: ‘Ya Rabbi! bana inanıp iman etmiş ve beni okumuş, okumaya devam etmiş olan bu kulunu, (cehennemin) bu kapısından içeri sokma‘ diye yalvarır durur.” (Suyutî, Câmi’ussağir, 3/422, no.3853; Beyhakî, Şü’abül-İmân)
Rasulullah (Salallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Her şeyin bir özü vardır. Kuran’ın özü ise, “Hâ-mîm’lerdir.”
Rasulullah (Salallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Cennetin yüce makamlarına yükselmeyi arzu eden kimse ‘Hâ-Mîm’leri okusun'”
Rasulullah (Salallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Eğer düşman ansızın saldırırsa, (onlardan korkmayın ve) ve şöyle deyin:” ‘Hâ-mîm. Lâ Yünsarûn’ (Tirmizi, Fedâilü’l-Kur’an, 1605)
Abdullah İbn Mesud (r.anh) Rasulullah (Salallahü Aleyhi ve Sellem) den buyurdu ki: “Hâ-Mîm’ler Kuran-ı Kerimin Süsüdür.”
Rasulullah (Salallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Hâ-Mîm’lerin hepsini birden okuyup, bir kap içindeki suya üflenerek içilmesinde maddi ve manevi hastalıklara şifa vardır.”

ve bu hadislerde gösterildigi üzre "Zikri Raşidi Evradi" mizdaki "Ha mim" lerin faziletide böylece belli olmuş ola, ve okumakda şüphe göstermeyelim lütfen.

ve işde bu ha mimler hakkindaki bizim yorumumuz ise, semada üstümüzde 7 Tane Derya vardir.
ve bunlar hakkinda Rabbimiz Buyuruyorki:

Esteuzubillah

الَّذِي خَلَقَ سَبْعَ سَمَاوَاتٍ طِبَاقًا مَّا تَرَى فِي خَلْقِ الرَّحْمَنِ مِن تَفَاوُتٍ فَارْجِعِ الْبَصَرَ هَلْ تَرَى مِن فُطُورٍ
ثُمَّ ارْجِعِ الْبَصَرَ كَرَّتَيْنِ يَنقَلِبْ إِلَيْكَ الْبَصَرُ خَاسِأً وَهُوَ حَسِيرٌ

Ellezî halaka seb'a semâvâtin tibâkâ(tibâkan), mâ terâ fî halkır rahmâni min tefâvut(tefâvutin), ferciıl basara hel terâ min futûr.Summerciıl basara kerrateyni yenkalib lieykel basaru hâsien ve huve hasîr.

Meali:

O, yedi kat göğü tabaka tabaka yaratandır. Rahmân’ın yaratışında hiçbir uyumsuzluk göremezsin. bak ve bir kere daha bak! (defalarca bak) (siz geleceginize bakmiyormusunuz?" ma hel tera" der gibi yani) Hiçbir çatlak (ve düzensizlik) görüyor musun? Sonra tekrar tekrar bak; bakışların (aradığı çatlak ve düzensizliği bulamayıp) âciz ve bitkin hâlde sana dönecektir.

(Sadakallahul Aziym Mülk suresi 3. ve 4. Ayetler)

 

Letafet ve Metanet Meselesi

Bu yedi deryayi bu yedi "Ha mim " temsil eder, ve biz birinci sema katindayiz, yani başlangic noktasi, ilk yildiz güneşimiz, yani sifirdan yoklukdan sonra ilk varolan, ve 1. yani bir ve birinci katman, ve öyle olunca işde hava oksijen ve hidrojenden teşkildir, ve onun icinde elbette iyi veya zehirli gazlarda mevcuttur, ancak ilk yaratilma, ve oksijen ve hidrojen böyle olunca, onlarin yogunlugu yani elektron harketlerindeki hiz ve yan yana duruş araliklari, onlarin havadan yani gaz formundan sivi forma gecmesi demekdir, nitekim yogun oksijen sivi oksijendir, ve misalen kaynak tüplerine doldurulur, sonra daha SIK ve yogun ve hizli hareketleri demek, işde demir gibi kati madde halini almasi demek oluyor. yani şeytannin maddesi olan demirde, muhammedden bir parcadan başka şey degil,cünkü ilk madde 1 numarali madde yani ilk hidrojen güneşimiz yani iki cihanin habibinin parcasindan başka birşey degil, sadece ondaki hali,cok yogun olmalari, yani elektronlari cok hizli hareket ediyor olmalari, ve daha SIK halde bulunmalari ile demiri oluşturmuş vaziyette. ve ve semdaki "ha mim" lerin yogunlugu hakkinda bilgimiz yok, yani yer demir gök bakir deniyor ya, hani öyle olunca eger bir katmana gelince, yogunluk eger bakir derecesina varirsa, o zaman, o katman bakir gibi sertlikde olur, gecilmez bir vaziyet almiş haldedir. biz ise onun derecelerini ancak, kurandaki bu 7 "ha mim" li sure ile bilebiliriz. ve bu surelerde anlatilan peygamber hazeratlarinin ve ümmetlerinin katmanlari, o gökteki, o semadaki katmandadir, ve öyle olunca nefsin önünde, Allahi görmeyi engelleyen, 70 bin perde varmiş, yani 70 bin katli bir sema merdiveni yani, ve yogunluklari herbirinin farkli. ve cennet tasvirinde deniyorki : huriler nar tanesi gibi ici görünen varliklar, ve öyle ki oradaki bedenler, öyle latifki, inceki,ataom elektronlari öyle seyrelmişki, bakinca ici görülebiliyor. hem yogun vaziyette ki bir beden oluşturmuş, hemde ici gözükcek seyreklikteki bir maddeden oluşmuşlar, yani kafa almiyor degilmi yani, hem yogun olcak, hemde seyrek olcak, bu da ne ? tezatlarin buluştugu bir katman yani, kacinci "ha mim" acaba ?

Kicimizdan uydurmuyoz azizim bak dünyadaki örnegine bak



Karanlik maddede böyle birşey, yani yogunlugu hem cok olcak, hemde trnsparan gibi yani icinden gecilcek kadar hafif olcak, ve buna biz karanlik diyoruz degilmi, yani cennetin ziddi, yani o saydam baligin ziddi gibi birşeye karanlik diyoruz, "schwarze matereria" .

Esteuzubillah

وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ وَلاَ يَؤُودُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ

vesia kursiyyuhus semâvâti vel ard(arda), ve lâ yeûduhu hıfzuhumâ ve huvel aliyyul azîm

O’nun kürsüsü gökleri ve yeri kaplamıştır. O na eller uzanmaz o (Kürsi) , herşeyi bilen Allah tarafindan korunmuş vaziyettedir.
(Sadakallahul Aziym Bakara suresi 255.Ayetten pasaj - Ayetel kürsi diye bilinen surenin bölümü)

bizim bulundugmuz semada ki en uzak noktayi hesap ile keşfeden Kelvin, diyorki : orasi -272° yani donmuş vaziyette diyor. ondan ötesi sivi ve buz hali, daha sonra kati ve madde hali geliyor yani, ve en son Allahu alem karanlik ve gecilmez bir madde halinde, yani demir karanligin yogun hali, öyle olunca demir katmanina gelince, işde orda ki sema kati, kati ve delinip gecilmez bir "ha mim" deryasi var demek olur, yani "ona eller ulaşmaz" diyor ya rabbim. "yeda" demek iki el demekdir, " vela yeuduhu" demek : "ona eller uzanmaz" demekdir, yani önünde demirden duvar varsa, sen ona nasil uzanabilcen, bu bizim tasvirimiz, gercegini Allah daha iyi bilir, zaten suredede öyle diyor, ayetel kürside "herşeyi bilen allahdir" diyor, yani biz ancak tefekkür edebiliriz, mahiyetini Allah daha iyi bilir.

Hz. Ayşe annemiz bir gün kadinlarla sohbetinde anlatirki:

Ben Muhammedi kucaklayinca, ellerim kendime boş dönüyor der, kadinlar inanmazlar.
Ayşe annemiz size bunu ispat edecegim der, ve kadinlari cagirir, ve mescide acilan kapinin ortasina uzun saclari birleştirip baglar, ve peygamberimizi cagirir iceri , peygamberimiz gelir, kapidan gecer, ve Ayşe annemiz mahsuscukdan birşey sorar, ve cevap veririr vegeri döner peygamberimiz, ve Hz.Ayşe kadinlari cagirir, bakin sac yerinde duruyor der. sac yerinde bagli duruyordur, yani peygamerimiz o kadar latif olmuşki işde duvardan kapidan bacadan gecebilcek letafette, arapcadaki peltek se yani üc nokta safiyetini ulaşmişdir, zaten yukardaki anlattigimiz "ha mim" lerin yetmişinci basamiginda en sart olan madde varsa, ve o derya, yani sema kati onunla dolu ise, işde oradan gecebilmek, ancak böyle bir safiyetle olur, yoksa ordan matkap ile bilmem füze ile tank ile onu delmek ile olmaz, olamaz, yani temsili misal ile "oraya bicak götürende, cennettekileri bicaklayan" yahut "tank top götürende, cenneti bombalayan, yahut füze firlatanda, cenneti yok eden" diyen ancak ahmakdir. yani semamizin bize bakan yüzü, bu görünen bütün yildizlari kaplayan yere kadar, yani düşünün genişligini, burasi birinci sema ise, o zaman birinci katman, yedi tabakanin birincisi ise, sen düşün bakir katmanina gelince, sonra demir katmanina gelince nasildir. ne kadar genişdir, yani işde hidrojenin ve oksijheinin yogunlugu onun SIK halde bulunmalari, ve atomlarin etrafindeki elektronlarin HIZLARI, onun sertligini, yani metanetini ortaya koyuyor. demir deki elektronlar COK SIK vaziyette, ve birde deniyorki : şeytan aleyhillane bir saniyede dünyanin etrafini 24 defa dönebilcek bir HIZDA imiş, öyle olunca demirdeki elektronlarin hizi saniyde 24 tur atiyor demekdir, ve böyle olunca işde onun sertligini meydana getiriyor. yani metanet odur, dik durabilmek, egilmemek, yikilmamak, birinin yakini ölünce, o yüzden metanet dilenir, yani yikilma dik dur denilir. halbuki en kararli element metanetli element demirdir, yani şeytanin maddesi, taa evvelli ervahda secde etmeyecegini söyledi, haala etmiyor, ve kararli kararindan dönmüyor, ve egilmiyor, yani kararli element, kaypak element degil, ve böyle olunca, en metanetli dik duran elemenlerden birisi demirdir, letafet ise, naiflik incelik yani, hani hayalet casper varya, duvardan gecebiliyor, işde insan cakralarini caliştirip da enerji bedeni kazaninca aynen ispirto gibi ucucu bir bedene sahip olur, ve buna ulaşmak icin nakşebden tarikatinda 21 000 allah zikrinden başlayip, günde 100 000 Allah zikri cekene kadar devam eder, kimisi 30 binde, kimi ellide kimide 100 binde bu bedene erişir. ve ispirto gibi olmak, kovukdan delikden gecebilir demek, amma işde bunun cok üstünü olan bir derece kazanmak, aynen muhammedin, kapidan gecip, sac telinin kopmamasi gibi bir letafet ve incelik demek olur. ve cinler ve melekler latif varliklar, ve işde ruhda öyledir, ve insan ölünce melekler onun ruhunu hakka vasil etmek icin alirlar, eger letafet kazandiysa nefsin erdiyse, o yukari katmanlardan gecebilcek safiyet ve letafet ermiş demekdir. ve yani demir denen, veya bakir denen maddeyi, öyle matkapla delipde degilde, ondan sanki, o bir süzgecmiş gibi, elektronlarinin ve atomlarinin arasindan süzülebilcek bir letefete ulaşmak ile cennete erebilir, yani cennet işde öyle latif varliklarin yeri ki, yani arapca peltek se, yani üc nokta halinde yani, ve nar tanesi gibi huriler diyari, yani letafet ve incelik ve safiyet o kadar ki, kemikleri gözükcek kadar latif varliklar diyari, yani sen o demir, bakir katmanina gelince, eger hayalet casper derecesine erdiysen, işde melekler alir seni, ondan bir süzgecden gecer gibi gecirip, cennete ulaştirirlar yoksa muhammed hakka dogru giderken, son kuruşuna kdar dagitmazdi, "al kizim fatma ve ali, bunu harcayin" derdi, yahut "hanimim ayşe, ben gidiyon, bunu harcayin" derdi. oysa ki o hic agirlik kalmayacak kadar yükünü hafifletti, ve dünyalik hic birşey birakmadi üstünde, ve öyle olunca "Raufurrahim" oldu.(Yani üstün bir anne olarak, Yani Fatma, HZ FATMA olduda geldi, Zeynep olduda geri geldi).

---oOo---
Hilalin gözetlenmsi Meselesi

Hocanin bir tanesi ramazan bayraminda hilain gözetlenmesi gerekmiyor bugün diyor, yani rasathaneler ne dediyse o dur, cünkü uzaydan gözetleniyor diyor,

DiKKAAAAAAAT

lan dangil hoca bu hiristiyanlar, güneş takvimi kullanyorlar, ve Alllah ise, bize zamani hesap edebilmemiz icin kameri gösteriyor, ve peygamerde kameri göstermiş, hic güneşe bakan birisi, bugün agustosun 5 i, veya temmuzun 27 si diyebilirmi, güneşe bakinca hemen bilinebilcek bir gün tahmini yokdur, ve ilk takvimi kaybetircek bir durum olsa, hepden yanilgiya düşer insanlar, oysaki AY yani kamrre bakinca, kamer 14 günlük iki devre halinde seyreder ve, agzi bir yemaniye bakar vaziyette, birde şimale bakar vaziyette büyür ve kücülür, ve bununla eger büyüyorsa, dogdugu tarafda agzi şimale bakiyordur, ve ve hilalin kalinliginca, kameri ayin biri, ikisi, ücü,.. ve 14ü gibi gün sayisi alir. 14 ü dolunaydir, ondan sonra kamerin agzi bu sefer yemana dogru bakar dogdugu tarafda, ve böylece bu sefer dolunay halinden kücülmeye başlar, ve hilalin kalinliginca 14 ünden sonraki gün sayilarini alir, ve 28in de en son hilal görünür, ve birde ictima, yani kavuşma olur, ve ayin dogma saati ile batma saati bizde onun grünmesini engel oldugu icin, dogar ve hemen batar ,ve biz bunda kavuşma, yani ictima gecesi onu görmeyiz, veya ayin adimlarina bakar, o seneki kameri kim temsil ediyor, ve ayak acikligi ne kadar, ve adimlari genişmi uzunmu atiyor, yoksa kisa kisami atiyor, ve uzun adim atan birisinin hedefine cabuk varmasi muhtemeldir degilmi. uzun adim atan birisi olunca kameri ay 29 cekmeyebilir, hatta 28in de ay tamam olur, ve 29 olmaz, 29 unda ilk hilal, ters tarafda yani batida gözüküverir, ve batida ise hilal ters tarafda durdugundan, agzi yine şimala bakar vaziytte olur, yani elini ay yap, tepede döndür, anlarsin dogudan batiya dogru battigini hesap et ve döndür, sebebini anlarsin, ve öyle olunca, ilk hilal 29 olunca ay 28 cekmiş olur. ve ay 30 a tamamlanmasi onun görülmemesi iledir. ve öyle astronomlar görmedi diye degil, ve mesele birde, hic bir yerde muhammedin ve müminlerin isimlerinden olan birisi dogmazsa, o ilk hilal gecesi hilal görülmez, ve ay meşhudda dogar, yani karanlik burcda dogar, ve yani kafir ve ve münafik ve mecusi,... bir cocuk dogmuş olabilir, öyle olunca ilk bebe bizim olmayinca, yani ramazanin hilai görülmediyse, daha baştan şeytan ve askerleri ramazani yani bütün savaşi ve AYI kazanmiş, müminler kaybetmiş demekdir. demekki dünyada öyle bir günah işletecekki bütün müminler işleyecek ve o gece ve mümin kalmayacak, herkes günahkar olunca, ilk hilalde onun olcak, karanlik hilal, yani ictima kavuşma, onun olcak demekdiryani cima eden o olcak demkdir, yani öyle bu hesap takvim hesabi, ne astronomlarin ne de teleskoplarin uzaydan gözetlemsiyle falan bilinmez yani, anladinmi gafil hoca.


---oOo---

Ahmetler ahmettendir tezinin devami

Bir insanin en az dört versionu var dünyada deniyor, halbuki insan işde gercekden kemailne erince, yani nefsini bilince, tohum verir, ve onun yeni versiyonlari yeniden dogmaya başlar. aynen elma agacinda onlarca elmanin ayni agacin elmalari olmasina ragmen hepsi ayri ayri olup, pazarda satilinca, biri ahmetin evine, biri mehmetin evine gider degilmi, öyle olunca, işde insanin döl vermeside böyle olur. Ahmet= muhammedin, ahmet oldugu kamil insan hali, onun ahmet olarak döl vermiş binlerce hali var, biri ankarada milletvekili ahmet, biri istnbulda aykabi boyacisi, birisi bilmem fransada kasap Ahmet, birisi bilmem amerikada benzinci Ahmet olabilir degilmi, amma elmalar ayri ayri fakat ayni dalin meyvasi olmasi ile, ayni elma özelligi gösterir, ve fakat yiyen insanlara göre, o elmayi amerikadaki ahmet yerse, benzinci ahmet olan elma olur, bilmem fransadaki ahmet yerse, kasap ahmet olur dönüşüm ile, ve hal böyle olunca, işde insanin nefisin erip döl verdigi kendini cogalttigi zaman. işde Ahmetler Ahmetten, mehmetler mehmetten muhmmedler muhammedden tezimizin gercekligi burada yatiyor. yani elmayi nereye dikersen dik, o suyunu güneşini vitaminini aldimi, orada elma özelligi gösteren elmelar meyvalar verir. yani özü bozulmadiysa ondan elma meyvalari dogar, öyle olunca, ahmet icinde böyledir, mehmeti icinde, hz ibrahim icinde, hz ebu bekir,hz fatma icnide böyle. ve hal böyle olunca, dünyada binlerce elmada olsa, o elmalar aslina rucu edince, ASIL olan muhammedse, muhammed dalinin, belki cocugunun, cocugunun, cocugunun, cocuugu olabilir amma, dal muhammedse, o meyva hep muhammed meyvasi verir, yani elmaysa elma armutsa armut. o dal ibrahim daliysa ibrahim meyvasi veriri taaaki özü bozulasiya kadar özü bizulmadikca nefsin erdikce kemal buldukca yeni muahmmad veya yani bir fatma veya yeni bir hz ibrahim olrak dogacakdir, belki meyva verdigi yer iyi degildir ve, o elmanin icine kurt girmiş olabilir amma, o onun safligindan temizliginden kandirilidigindandir, yoksa elmaya kurt girmiş olmasi elmanin elma olmasina engel degilidir. bu kadar derin felsefe bir numara agir oldu sizlere, hele bunu bir ögütün eritin hazmedin, bu konuya sonra devam ederiz.

---oOo---
Semadaki YILDZLAR

işde bizlerin bu bedenlerimizin haricinde, birde enrji boyutu olan birde enerji topagimiz, yildizimiz vardir, ve o yildiz halini, doguda isek dogudakiler yatinca, batidakiler uyaniksa batidakilerin üstüne dogar, ve onlar görür. yok batidakiler uyuyursa, bu seferde dogudakilerin üzerine dogup, dogudakiler o enerji topagimizi görürler. ve taaaki biz dinlenmek icin uyuyana kadar. biz uyuyunca enerji topagimizda görünmez olur, bunun bir aciklamasinida şöyle yapacagiz : evdeki lambalarin cogunun, acma kapama dügmesi, hemen kapinin yaninda olmasina ragmen, o işik veren ampul ise, tavandadir. yani onun dügmesinin kapinin yaninda olmasi onun tavandan bize işik vermesine engel degildir. yani insanin ayaklari her ne kadar yere baasiyor ve dünyada olsada, başi arşa degecek kadar yüksekdedir, ve onun eger cakralari calişiyor, ve imanli bir kimse ise, işde onun nuru ve ziyasi varsa, o taaa semada bir yerde onun enerji bedeni vardir, ve o uyanik oldugu sürece dünyadakilere işik sacar, ve ayni onun amerikada olmasi, yani dügmenin bilmem kapinin yaninda olmasi, onun yildizinin türkiyeden görülmesine engel degildir. yani lamba tavanda asili olabilir, ve işiginin ordan sacinca, odanin tamamindan görülüp tamanini aydinlatir degilmi, ve işde insanlar, ne kadar insan tarafindan taniniyor ve biliniyorsa yildizi o kadar parlak ve büyük ve kavidir. ve mahallesindeki üc beş kişinin tanidigi bir kimsenin yildizi ise, sönükdür, ve tanincak bir faaliyet gösteremeyen binin yildizini ancak bir kac kimse görebilir ve bilebilir yani. ve büyük yildizlar aynen dünyadaki sanatci, prof., amir,memur, zengin, ve alim kimseler gibi taninmiş kimselerin nuru ve ziyasidir. tanindigi oranda parlak ve güclüdürler, ve birde imanlari derecesinde onlarin işigi ve nuru, diger insanlara yol gösterci olup, yollarina işik tutar.

---oOo---

AKINTIYA TERS YÜZEN SOMON TÜRKLER

Yine başka bir konu ise, dün "Made in Germany" diye bir kalite unsuru vardi, alman maliysa aldigin bir alet, evladiyelikdi, kalite kokuyordu, kalite tütüyordu, senelerce kullaniliyordu. bu gün ise Çin bu teknoloji ve pazara girdi ve Çin malı diye birşey çıkdı ve ayni marka mal Çinde veya maliyeti ucuz ülkelerde imal ettiriliyor ve, ve bugün:" bozulursa, at yensini al" kurali gecerli, ve evladiyelik bir mal kalitesi yok oldu artik. ve o kural artik gecerli degil bile, cünkü daha iki sene önceki, o klasik ilk cep telefonlari varken, onlardaki kalite "Made in Germany" kalitesinde yani evladiyelik saglam mal olmasi bir işe yaramaz, cünkü iki üc sene gecdi, aklilli telefonlar cikdi artik, o eski telefonlar ne işe yarayacak, kaliteli olmasida bir işe yaramaz, evladiyelik olmasida işe yaramaz, cünkü bu gün bilgisayar gibi akilli telfonlar cikdi, ve onlar tedahülden kalkdi degilmi, yoksa, ben hala bu eski telefonlari kullancan bu alman mali "made in Germany" diye bu konuda iddia edip eski telefon kullanmak cahillikdir, ve öyle olunca daha dün denebilcek bir tarihde, dünyayi sarsan osmanli imp. sonunda devrini tamam etti, ve yikildi, ve yerine, şükürkü Mustafa Kemalin cesareti ve dehasi sayesinde TC. Kuruldu. ve haala osmanli davasi güdüp, II. mahmut fesi takan, şalvar giyip cüppe giyen ahmklar, ve osmanliyi dirlitcez diyen ahmaklar, aynen araba kolleksiyoncusu olan, OLD timer araba meraklilari gibi, taka tuka arabaya binmek gibidir,tamam tarihdir güzeldir amma, onun süresi doldu azizim, bugünün ihtiyacini, dünkü arabalar artik karşilamaz, yine dünkü telefonlar, dünkü televizlyonlar bugünün ihtiyacini karşilamyior. ve insalik ileri giderken, bu osmanli sevdali a türk bilenem olmayan türkler, haala daha ters tarafa gitmyee calişan, akintiya ters yüzen somon baliklari gibi somonluk yapiyorlar.

___oOo___


Bir insanin yetişmesi adam olmasi ne kadar zor


yeni dogan bir cocukdan başliyalim, önce anne demesini ögrencek, acikinca annesini cagirabilmesi icin, sonra ayakda durmasini ögrencek, sonra sütü mamayi birakip yemesini ögrencek, sonra kendini savunmasini ,sonra konuşmasini,sonra okumasini, sonra yazmasini, sonra bir egtim süreci ,sonra mesleki egitim, sonra askerlik, sonra iş aş arama işleri, sonra evlenip coluk cocuga karişmak, sonra evin gecimi, evin eşyasi, at araba silah derken bir adamin, adam olmasi bu kadar emek ve hizmet gerektiriyor. ve bu hizmetleri verecek anne baba gibi, ögretmen, patron komutan ,galerici, sütcü,etci, ciftci, inek, at, araba,şoför, okul ,kitap, kalem, ekmek, aş, ve evlenebilmesi icin, yine başka bir anne babanin hizmetinde yetişmiş bir kiz bulmasi lazim,.... daha binlerce hizmetli, ay, güneş, felekler, burclar, hava, oksijen, demir, bakir, agac,yaprak ,kuş ,kurt,.... yani öyle olunca, ve bu yetişmiş, Allahin halifesi konumundaki bir adami, bir kadini, bir askeri, öyle öldürüp gecmek, işde bu kadar emegin heba olmasi demekdir, Allahin harcadigi emegemi yanalim, anasinin babasininkinemi, ögretmeninkinemi, komutaninkinemi, akrabsininkinemi, tarlalari süren trktörün benzininemi yanalim, onun icin ekmek yapilcak bugdayi eken, tarlalari süren, eken bicen, hasat eden insanlarin emeginemi yanalim? bu kadar emek hizmet, bir kahpe kurşun, bir hain düşman, bir şeytan askeri ipne tarafindan, veya iki keci sakalli ahmak tarafindan heba ediliyor , lan bir senin hakkin hukukunmu var bu adamda da, bu adami ödürüp bütün bu emekleri heba ediyon. Allah, aslanindan artani kurta, kurttan artani, tilkiye, tilkiden artani fareye yediripde, hic birşeyi zayi etmezken, ahmak insanoglu bütün emekleri heba edip terör estiriyor. ve insan yani halifeyi ruyi zemin öldürüyor, bu kadar kolaymi bu insanlik öldürmek lan dangil köpek, insanlik bu kadar ucuzmu, hicmi emegi yok Allahin, o insanin üstünde? Allah firavunu yaratmiş, o ona isyan etmesine ragmen, iki tane peygamber yollamiş firavun gibi birini adam etmek icin, senin heba ettigin insanin hicmi hakki yok, bir tek seninmi hakkin var bu düynada yaşamaya , yemeye icmeye dangil köpek,
Allahda bu kainati yaratmiş, onun tam göbegi olan bizim güneşimizin gezegeni olan düyanin icine, insani halifeyi ruyu zemin kilmiş, ki onun eliyle bu dünya mamur olsun diye. yani onu (dünyayi) faydali hale getirmesi icin akil fikir izan vermiş, ve insan bu dünyayi mamur etmekle görevli iken, insalik nereye dogru gidiyorda, dünyayi mamur edip yapmak yerine, yikip yumuyor, bu kadar mankafami oldunuz lan.

kazi koz anlqyan" ahmnaklar

ve biz sonbahar menziline girdiysek, artik belayida sevmek gerek deyince, bunu yine "kazi koz anlayan" ahmaklar diyorki : hic insan düşmanini severmi diyor,
dikkat sira bize geldi konuşma ve cevap sirasi :
Lan angutlar, daha düne kadar şeytani dost edinip, şeytanin dediklerini tutanlar sizdiniz, ve bütün şeytanliklari yapanlar sizdiniz, ve şeytan icin kuranda " o sizin en büyük düşmaniniz" diyorken, siz şeytanin amellerini seve seve yaparken, insanin en büyk düşmani olan şeytani, sevip dost edinirken oluyorda, biz zaman karanlik ve gecenin uzadagi sonbahar kiş menzilyise geceyide karanligida sevmek lazim deyincemi olmadi ahmak köpekler. siz yapinca oluyor biz deyince olmuyormu ,haaaa beyni dumura ugramiş ahmak,
biber aci olmasina ragmen, agzi yana yana aci biber ve aci soslu ketchuplu, etler sucuklar yiyen cokdur. seviyormu adam, agzida kicida yanmasina ragmen, aciyi seviyormu seviyor, öyleyse benim sözümü niye garipsiyon ahmak, yine sogan aci olabilir degilmi amma, aci da olsa bazen sogan katik olur, iştahi olmayanin iştahini acar ve ekmek yemek yemesini saglar sogan degilmi, öyleyse, acida sevildigi gibi, bunu bizim sözümüzle kiyas et, ve demiyoruz biz, düşmaninla kucaklaş, saril, aman cicim de! amma mesele o degil, yani "hamd" işde sadece cicek, rizik, aş, iş, gelince yapilan teşekkür degil, bazen bela gelincede, Allahim senin bildigini ben bilmem, sen benden bununla hangi belayi uzak ettin, ben bilmem, sen bilirsin, onun icin bunun icinde sana teşekkür degilde hamdederim diyebilmek şuurudur, yoksa bundaki hamd hikmetini anlamayan, düşmanlari ile kol kola gezmeye kalkar , salak işde yine kazi koz anladi degilmi.

Rabbim Mehdi askerleini "kazi koz" anlamakdan ve ahmaklikda muaf eylesin.

--oOo---

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--


Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 28 Temmuz 2016 Perşembe

Original Kar © glan

Hikmet Nedir - Nerededir? (Kar©glanin 11 Temmuz 2016 Vaazi)

Hikmet Nedir - Nerededir?

(Kar©glanin 11 Temmuz 2016 Vaazi)

Allah, hem haram olani yaratti, hemde neden yasak etti - Günah olana müsade etdide, neden birde günah yasak diyor - Hikmet Nedir Nerededir?

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِذَا رُجَّتِ الْأَرْضُ رَجًّا وَبُسَّتِ الْجِبَالُ بَسًّا فَكَانَتْ هَبَاء مُّنبَثًّا وَكُنتُمْ أَزْوَاجًا ثَلَاثَةً فَأَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِ مَا أَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِ وَأَصْحَابُ الْمَشْأَمَةِ مَا أَصْحَابُ الْمَشْأَمَةِ

Sadakallahul Aziym VÂKIA Suresi 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9. ayetler

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

İzâ ruccetil ardu reccâ, Ve bussetil cibâlu bessâ, Fe kânet hebâen munbessâ,Ve kuntum ezvâcen selâseten. Fe ashâbul meymeneti mâ ashâbul meymenet
Ve ashâbul meş'emeti mâ ashâbul meş’emet.
Meali :
O zaman arz (yeryüzü) şiddetli bir sarsıntıyla sarsılmıştır.Böylece dağılıp toz zerrecikleri haline gelmiştir. Ve dağlar ufalanarak parçalanmıştır.Ve (o zaman) siz üç sınıfa ayrılmış olursunuz.İşte ashabı meymene [meymene sahipleri, amel defteri (hayat filmleri) sağından verilen cennetlikler], (ama) ne ashabı meymene! Ve ashabı meşeme [meşeme sahipleri, amel defteri (hayat filmleri) solundan verilen cehennemlikler], (ama) ne ashabı meşeme!

Sadakallahul Aziym VÂKIA Suresi 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9. ayetler

---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِنَّ الشَّيْطَانَ يَجْرِي مِنِ ابْنِ آدَمَ مَجْرَى الدَّمِ.

“Muhakkak şeytan kanın (bedende) dolaştığı gibi insanın damarlarında dolaşır.”

(Hadîs-i Şerîf, Müttefekun aleyh)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَنْ شَرِبَ مُسْكِرًا مَا كَانَ لَمْ يَقْبَلِ اللهُ لَهُ صَلَاةً أَرْبَعِينَ يَوْمًا.

“Allâhü Teâlâ, sarhoş eden herhangi bir şeyi içen kimsenin kırk gün namazını kabul etmez.”

( Hadis-i Şerif , Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Şarap (ve içki) bütün kötülüklerin anasıdır. Ve en büyük günâhlardandır.”

( Hadis-i Şerif )

“İçkiden sakınınız. Zira o bütün kötülüklerin anahtarıdır.”

( Hadis-i Şerif )

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

يَسْأَلُونَكَ عَنِ الْخَمْرِ وَالْمَيْسِرِ قُلْ فِيهِمَا إِثْمٌ كَبِيرٌ وَمَنَافِعُ لِلنَّاسِ وَإِثْمُهُمَآ أَكْبَرُ مِن نَّفْعِهِمَا وَيَسْأَلُونَكَ مَاذَا يُنفِقُونَ قُلِ الْعَفْوَ كَذَلِكَ يُبيِّنُ اللّهُ لَكُمُ الآيَاتِ لَعَلَّكُمْ تَتَفَكَّرُونَ

Yes’elûneke anil hamri vel meysir(meysiri), kul fîhimâ ismun kebîrun ve menâfiu lin nâsi, ve ismuhumâ ekberu min nef’ihimâ ve yes’elûneke mâzâ yunfikûn(yunfikûne) kulil afve, kezâlike yubeyyinullâhu lekumul âyâti leallekum tetefekkerûn.

Meali:

Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. De ki: “Onlarda hem büyük günah, hem de insanlar için (bazı zahirî) yararlar vardır. Ama günahları yararlarından büyüktür.” Yine sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: “İhtiyaçtan arta kalanı.” Allah, size âyetleri böyle açıklıyor ki düşünesiniz.

Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 219 ayet

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ إِنَّمَا الْخَمْرُ وَالْمَيْسِرُ وَالأَنصَابُ وَالأَزْلاَمُ رِجْسٌ مِّنْ عَمَلِ الشَّيْطَانِ فَاجْتَنِبُوهُ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ إِنَّمَا يُرِيدُ الشَّيْطَانُ أَن يُوقِعَ بَيْنَكُمُ الْعَدَاوَةَ وَالْبَغْضَاء فِي الْخَمْرِ وَالْمَيْسِرِ وَيَصُدَّكُمْ عَن ذِكْرِ اللّهِ وَعَنِ الصَّلاَةِ فَهَلْ أَنتُم مُّنتَهُونَ

Yâ eyyuhâllezîne âmenû innemâl hamru vel meysiru vel ensâbu vel ezlâmu ricsun min ameliş şeytâni fectenibûhu leallekum tuflihûn.İnnemâ yurîduş şeytânu en yûkia beynekumul adâvete vel bagdâe fîl hamri vel meysiri ve yasuddekum an zikrillâhi ve anis salâti, fe hel entum muntehûn.

Meali:

Ey iman edenler! (Aklı örten) içki (ve benzeri şeyler), kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak, şeytan işi birer pisliktir. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz. Şeytan, içki ve kumarla, ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçiyor musunuz?

Sadakallahul Aziym MÂİDE Suresi 90 - 91. ayet

Kaldigimiz yerden yolumuza devam ediyoruz, gecen sohbette demişdik ki: artik kötüyü ve kötülügü, belayi ve karanligi zulumetide kucklama zamani demişdik ki, hani bazen insan yorgun düşerde, akşami özler, akşam olsada bir yorganima sarilsamda yatsam der ya, işde belada karanlikda öyledir, gün dönüpde ve geceye dogru yönünü tutunca, ve dünya güneşe sirtini dönüpde uzaga dogru yolunu tutunca, artik onun cekdigi zincir ve urgan artik karanliga dogrudu.r kuyuya kovaya sallayan zincir ile, boş kovayi sallarken kolayca sallarsin amma, suya daldiripda doldurdugun kovayi cekmek artik güc kudret ister. işde size zikir evradimizi verdik amma, ve binen gemiye bindi, ve aldi zikri kabul etdi, amma işde trenin ön lokomotfi eger güclüyse, elli tane arkasindaki vagonu cekebilir, amm işde bayira gelince "kazma sapi kürek sapi - kazma sapi kürek sapi der zorlanir" bayiri cikinca ise "hak ettik bok etik - hak ettik bok ettik" diye hizlanirde gidermiş, işde aynen öyle biz bu trenin lokomotifi gibiyiz ve biz cektikce siz cekceksiniz ardimdan geleceksiniz, bayir aşagi inerken ise, arka lokomotifiler HIZLANIP ön lokomotifide iterler, sanirlar kendileri cekiyor bu treni, halbuki treni lokomotif ceker, bu sefer onlarda arkdan itince, kolay yolda, motor hizindan daha fazla hizlanir cünkü itme kuvvertide birleşince doppel HIZ amma, bayir yukari gelince, hem kendini eckecek hemde birde ardina takilan binlerscesini, yani ey sofilerim bazen olur zikir durur gibi olur, üzülmeyin, yani bayira gelince bazen tren durcak gibi olur, amma rabbim güc taket verirse tirmaniriz inşallah bu yokuşuda, üzülmeyin. bu zikir ahlak halini alincaya kadar devam, birakmak yok, bir gün olmazsa yarin olur elbet, sabir rayina oturcak amma zaman gerek. insan bir inşaata başlar tuglacidan tugla gelcek, kum ocagindan kum, cimento fabrikasindan cimento, ve bunlarin olmasi yetmez, harc makinesi, su ve insan gücü ve akli, ve en sonunda evin planini cizen bir mühendisin yolunu takip ede ede, bir bir bina inşaa edilmeye başlanir. ve o plani okuyabilen bir ustaya ve ona yardimci ameleyede ihtiyaca var. yani öyle cart diye ev yapilmadigi gibi, bu yolu rabbim bize cizdirdi amma, tam rayina oturmasi icin, mahmut tuncerin dedigi gibi: "bakkal amaca bakkal amca, unun varmi" hikayesi, ve sizlerin hepinize ihtiyacim var bu yolda. helvacisindan, cimentocusuna, demircisinden, aşcisina dişcisine kadar, yani woltran öyle kolay kurulmuyor. nuh a gemi yap diyen rabbim, neden ona gökten bir gemi indirmedide, nuhun gemi yapmasini istedi, ve senelerce süren geminin inşaatini bekledi tufan icin. tufan öyle bilmem falanci gezegenin carpmasi falan filen diyenler var, böyle bir düşünce ahmaklikdir, cünkü tufani rabbim önceden haber verdimi? verdi. sonra gemiye başlandimi, taaki gemi yapildi, sonra ise birde gemiyi doldur denildi, ve hepsinden alip gemi dolunca, rabbim start verdi tufan haydi cik ve bunlari helak et dedi, yoksa öyle bir uzay haraketi falan degil, planli projili bir mühendisin elinden cikma bir inşaat gibi, o tufanda, nuh un ve rabbimizin elinden cikmiş bir projenin hayata gecrilimesidir o. yani Allah gök e emredince nuh a yardim et diye ,evet gezegenler yildizlarda elbet itaatker bir asker olarak nuh a itaat edip işde tuifani yaptilar, ve gök sanki yarildi, ve yerde delindi ve su kaynadi ve o olay burda degil dedikya neptunda oldu, ve neptun artik bir daha eski haline gelmedi, işde o gemi ile nuh ve ümmeti neptünden alinip dünyaya indirildiler, amma bizden sonra yer yok, yani son durak dünya, ve burdan sonra gidecek başka bir gezegen ve yildiz yok, o yüzden bu lokomtifin son wagonu, ister kabul edin, isterse etmeyin, artik kacacak göcecek yer yok, önümüz güneş, ardimiz karanlik dip kuyular ve işde dünya 21 hazirani gecince, yönünü karanliga dogru tutup, güneşe sirtini döner, ve uzak köşeye dogru gider, ve tam menizlden cikacakken, eger geri döndürlürse, bu sefer işde winter yani kiş menziline yol alir, yani kiş menzili artik dünyanin yönünü tker güneşe dönüpde, güneşe dogru hareketi demekdir . ve Nuhun gemisinde nasil aşcisi kuşcusu berberi lazimsa, benim gemime binenlerdende, aşcisindan kuşcusuna, berberinden doktoruna herkes lazim, yoksa bu grup büyük inşallah ve ve yol uzun.
ve işde Allah, başta yazdigmiz ayette buyuruyorki "ickidede faydalar var, amma zarari ,faydasindan cok" diyor ki yani onun faydasindanda faydalanmak lazimdir, icki tamamen memnu, yasak, haram olmaz. yine bunu kim kullanmiş, yine o kafir dedikleriniz ilaclarda ve yaralari temizlemede mesala alkol kulllanirlar, yani öyle olunca, Rabbin sözü hak, yani ickinin veya alkolunde faydasi var ve biz ona bundaki yaratma hikmeti diyoruz işde, sen onun faydali tarfinida keşfedip ondanda faydlanabilirsin yoksa gerici bir müslüma, icki yasak, azi cogu yasak der ve TIBBIN en önemli malzemesi olan alkolun faydali tarafinida kullanmak aklina bile gelmez, cünkü mümin icin kirmizi dur demekdir, o illa dur demek olur, yani öyle olunca ondan iyi birşey cakabilcegini hesap etmez, ve işde kafir gibi böyle bir cesaretede ihtiyac varki, işde onun cesaretide, yasaklara karşi, haramlara karşi, yani yasaklara dogru zulumete dogru, gidip güneşe sirtini dönüp karnlikdanda faydalanabilmek gayesi güden bir akil, yani müminin akli karanlikdan faydalanmayi hesap etmez, cünkü onlara zulum ve zulumet yasak yani. o yüzden rabbim müminlereine buyuruyorki bir garip hal gördün veya olay ile karşilaşdin yani hirisizilk eden bir mümin gördün ve şaşdin, şaşma Allah onun icine ne hikmet gizledi, rabbim daha iyi bilir, bu yüzden buyuruyorki rabbim:
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

الَّذِينَ يَذْكُرُونَ اللّهَ قِيَامًا وَقُعُودًا وَعَلَىَ جُنُوبِهِمْ وَيَتَفَكَّرُونَ فِي خَلْقِ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ رَبَّنَا مَا خَلَقْتَ هَذا بَاطِلاً سُبْحَانَكَ فَقِنَا عَذَابَ النَّارِ

Ellezîne yezkurûnallâhe kıyâmen ve kuûden ve alâ cunûbihim ve yetefekkerûne fî halkıs semâvâti vel ard(ardı), rabbenâ mâ halakte hâzâ bâtılâ(bâtılan), subhâneke fekınâ azâben nâr.

Meali :

Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler.ve acayipliklere karşi “Rabbimiz! Bunu boş yere yaratmadın, seni eksikliklerden uzak tutarız. Bizi ateş azabından koru” derler.

(ÂLİ İMRÂN Suresi 191. ayet)

ve dedikki melkler itaat etmek kabiliyetinde yaratildilar amma, ve secde etiler. oysaki şeytan isyan üzre halkolmuş ve secde etmemiş, o yüzden dedikki, her element kolayca bükülürken demir elementi egilmeyen, kolayca egilmeyen bükülmeyen, onun o isyani olmasa idi, ve hatta bunda karrali olmasa, az sonra egilse idi, yine demir demir olmazdi, onun tabiati, yani fitrati egilmemek üzre halkolmuş, sen bunu bilmezde "Allahda madem şeytani niye yaratdi" diye günaha girme, ona da Allah hikmet gizlemiş, sen bilmiyorsun diye, sanma ondaki hikmeti herkes bilmiyor, ve sana düşen hikmetini bilmedigin meselede işi Allah birakmak ve demekki

رَبَّنَا مَا خَلَقْتَ هَذا بَاطِلاً سُبْحَانَكَ فَقِنَا عَذَابَ النَّارِ

rabbenâ mâ halakte hâzâ bâtılâ(bâtılan), subhâneke fekınâ azâben nâr

MEALI :

Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. “Rabbimiz! Bunu boş yere yaratmadın, seni eksikliklerden uzak tutarız. Bizi ateş azabından koru” derler.

(ÂLİ İMRÂN Suresi 191. ayetten pasaj)

işde biz bu ayetide zikrimize duamiza kattikki, okudukca okudukca, inşallah rabbim hikmet pinarlarini gönlünüze aktirirda, artik o acayip sandiginiz bazi şeyleri de anlamanizi saglar. ve dedikki kuyuya zincir ile kovayi saldin ise, ve suya degdi ve daldi doldu ise, onu birde geri cekmek lazim, ve zenciri ve kovayi daldirmak icin, serendeki zinciri aşagi aşagi cekerken, bu sefer dolunca yüklü kovayi ve zenciri bu sefer tam ZIT istikmate cekmek gerekir ki, dolu kovaya sahip olabilesin degilmi, öyleyse sevap işleye işleye aydinliga vardinsa, bazen uyuşukluk, bazen hata, bazen günah ile, bu sefeer ZIT istikmete gitmiş olursun, ve bunu dünya denen ve cemadat cinsinden olan, dünya denen varlik, her 24 saatte bir yapiyor, yani bir gece bir gündüz oluyor, yin eher senede bir, bir yaz bir kış oluyor, hic dünya hep güneşin dibinde durursa sonbahar gelirmiki, yine hep sevap işlersek insanligin, insan olmanin hikmetini nasil anlayacagiz degilmi, cünkü insan günah işlemezse meleklige yükselir, amma insan melek degildir, bazen günah işler ve hata yapar, ve o yüzden rabbim bizzat kuranda diyorki ey insan deki :

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

رَبَّنَا لاَ تُؤَاخِذْنَا إِن نَّسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا

rabbenâ lâ tuâhıznâ in nesînâ ev ahta’nâ.

MEALi :

“Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak hata yaparsak bizi sorumlu tutma!

(BAKARA-286. ayetten pasaj)
işde bu ayetide zikrimize kattikki, bu ayetin ve hikmetin SIRRI aciga ciksin.

Madem hic günah işlenmiyecek ve Allahin muradi bizim hic hata yapmamiz olsa idi, niye kuranda bize bu ayeti yazsin bildirsin degilmi. öyleyse hikmetini bilmediginiz meselelere burnunuzu sokmayin ey mehdi askeleri. nitekim HIZIR musanin şeriatine uymayan işler tutunca razi gelmedi, ve itiraz etdi ve hikmet ilminden mahrum kaldi, oysaki HIZIRIN yaptiklarinda gizli SIRLAR vardi, onlarda bazi hikmetler vardi, ve peygamber olsan hemde kelamullah lakabli peygamber olsan, hikmetini bilmedigin işler olabilir, sen bilmiyorsun diye, o yanliş degildir, sadece belkide sen bilmiyorsun, belki herkes ondaki hikmeti biliyor olabilir degilmi ve o yüzden

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

كُتِبَ عَلَيْكُمُ الْقِتَالُ وَهُوَ كُرْهٌ لَّكُمْ وَعَسَى أَن تَكْرَهُواْ شَيْئًا وَهُوَ خَيْرٌ لَّكُمْ وَعَسَى أَن تُحِبُّواْ شَيْئًا وَهُوَ شَرٌّ لَّكُمْ وَاللّهُ يَعْلَمُ وَأَنتُمْ لاَ تَعْلَمُونَ

Kutibe aleykumul kitâlu ve huve kurhun lekum, ve asâ en tekrahû şey’en ve huve hayrun lekum, ve asâ en tuhıbbû şey’en ve huve şerrun lekum vallâhu ya’lemu ve entum lâ ta’lemûn.


MEALi :


Öldürmek sizin icin kerih gösterildi oysaki , Olur ki, bir şey sizin için hayırlı iken, siz onu hoş görmezsiniz. Yine olur ki, bir şey sizin için kötü iken, siz onu seversiniz. Hikmetini Allah bilir, siz bilmezsiniz.

(BAKARA-216. ayet)



Hikmet için değişik tarifler getirilmiş, farklı mânâlar verilmiş. Bunlardan birkaçı şöyle:

HiKMET Nedir :

“İşleri en doğru ve en uygun biçimde yapmak.”
“Eşyanın hakikatinden bahseden ilim.”
“Eşyada gizli ilâhî sırlar ve gayeler.”
“Amelle beraber ilim.”
“Faydalı ilim ve salih amel.”
“İnsandaki akıl kuvvesinin istikamet üzere ve aşırılıklardan uzak olma mertebesi.”

ve insanoglu melegi ve faydali şeyleri kolayca kabul eder, amma şeytani ve zararli şeyleri kabul edip okuyamaz, ve onlarin hikmetini avamdan biri anlamaz, ve onlari sadece kötü sifati ile atfeder, oysaki Allah yilanin zehirinde şifa yaratandir, ve yilani kötü diye atfedince ona sokulamayan insan, onda şifa sakli oldugunuda bilemez bulamaz, oysaki öyle bir cesaretli insan lazimki, kötülügü ve kötüyüde araştirsin ve hikmet ehli olan süleyman ve davuda, şeytnlari asker vermiş , cenabi hak, bunu avam anlayabilirmi, şeytaninda caliştirilabilceginizi anlayabilirmi, şeytan sadece kötüdür ve düşmandir diye algilayan birisi süleymaanin hikmetini cözemez, ve o zman zincirde süleyman ve davud olmayinca, hakka vasil olmadaki seyri sülükdeki iki halka eksik olunca, ordan öteye gecemezki insan, ve davud ve süleyaman, şeytan ve cinlerden fayda gördüyse sen ben niye fayda görmiyelim, ey ahmak insan.

Hz. PeygamberBuyuruyorki:

“ilim ve Hikmet, mü’minin kaybolmuş malıdır; onu nerede bulursa alsın”

(İbn Mâce, Zühd 15; Tirmizî, İlim 19)

"Hikmetin konuşulup yayıldığı meclis, ne güzel meclistir."

(Dârimî, Mukaddime 28 )

"Bir ilim meclisine oturup hikmetli söz dinledikten sonra, bu meclisten bahsederken işittiği şeylerin sadece kötü kısımlarını anlatan bir kimsenin misali, bir sürü sahibi çobana gelip: 'Ey çoban, süründen bana bir koyun kes!' deyince, çobandan: 'Git, en iyisinin kulağından tut al!' iznine rağmen, gidip sürünün köpeğinin kulağından tutan adamın misalidir."

(İbn Mâce, Zühd 15; Ahmed bin Hanbel, 2/252)

"Hikmetin başı Allah korkusudur."

(Tirmizî; Feyzu'l-Kadir, 3/ 574; Beyhakî; Deylemî; Keşfu’l Hafâ, 1/421; İbn Merduyeh; İbn Kesir, 1/242)

"Yalnız iki kişiye hased (gıpta) edilebilir: Bir adam ki Allah kendisine hikmet vermiştir, o adam bu hikmet gereğince hareket ediyor ve bunu başkalarına da öğretiyor ve bir adam ki Allah kendisine mal vermiştir, o da malı Hak yolunda infâka/harcamaya koyulmuştur."

(Müslim, Salâtu'l-Müsâfirîn 47, hadis no: 267, -815-; Buhârî, İlim 15, Ahkâm 3, Zekât 5, İ'tisâm 13, Tevhid 45, Temennî 5; İbn Mâce, Zühd 23)

Rabbim ahirzman ümmeti, mehdi cemaatine, Hikmetle bakmak, hikmetle konuşmak, hikmetle susmek , hikmetle düşünmek nasip etsin. ve hikmetini bilemediklerine karşida isyan etmek degil "rabbenâ mâ halakte hâzâ bâtılân, subhâneke fekınâ azâben nâr" demeyi nasip etsin.

--oOo---


وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve etûbu ileyk.

--OoO--



Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 11 Temmuz 2016 Pazartesi

Original Kar © glan

"ismi Vali" Veli Nedir Evliya Nedir? ve Aciyi Belayi Kucaklamak (Kar©glanin 26 Haziran 2016 Vaazi)

"ismi Vali" Veli Nedir Evliya Nedir? ve Aciyi Belayi Kucaklamak.

(Kar©glanin 26 Haziran 2016 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

أَنتَ وَلِيُّنَا فَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا وَأَنتَ خَيْرُ الْغَافِرِينَ

Sadakallahul Aziym A'RAF Suresi 155. ayetten pasaj

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

ente veliyyunâ fagfir lenâ verhamnâ ve ente hayrul gâfirîn.

Meali :

Sen, bizim dostumuzsun. Artık bizi mağfiret et ve bize acı. Sen, mağfiret edenlerin en hayırlısısın.

Sadakallahul Aziym A'RAF Suresi 155. ayetten pasaj

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِنَّ الَّذِينَ قَالُوا رَبُّنَا اللَّهُ ثُمَّ اسْتَقَامُوا تَتَنَزَّلُ عَلَيْهِمُ الْمَلَائِكَةُ أَلَّا تَخَافُوا وَلَا تَحْزَنُوا وَأَبْشِرُوا بِالْجَنَّةِ الَّتِي كُنتُمْ تُوعَدُونَ نَحْنُ أَوْلِيَاؤُكُمْ فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَفِي الْآخِرَةِ وَلَكُمْ فِيهَا مَا تَشْتَهِي أَنفُسُكُمْ وَلَكُمْ فِيهَا مَا تَدَّعُونَ نُزُلًا مِّنْ غَفُورٍ رَّحِيمٍ وَمَنْ أَحْسَنُ قَوْلًا مِّمَّن دَعَا إِلَى اللَّهِ وَعَمِلَ صَالِحًا وَقَالَ إِنَّنِي مِنَ الْمُسْلِمِينَ

İnnellezîne kâlû rabbunâllâhu summestekâmû tetenezzelu aleyhimul melâiketu ellâ tehâfû ve lâ tahzenû ve ebşirû bil cennetilletî kuntum tûadûn. Nahnu evliyâukum fîl hayâtid dunyâ ve fîl âhirati, ve lekum fîhâ mâ teştehî enfusukum ve lekum fîhâ mâ teddeû. Nuzulen min gafûrin rahîm. Ve men ahsenu kavlen mimmen deâ ilâllâhi ve amile sâlihan ve kâle innenî minel muslimîn.

Meali :

Şüphesiz “Rabbimiz Allah’tır” deyip de, sonra namazi dosdoğru kilanar ve indirilenlere iman edenler var ya, onların üzerine akın akın melekler iner ve derler ki: “Sizin icin Korku, vehüzünlenme yok artik, bilakis, sizi cagiran bir cennetle müjdeliyoruz sizi , Biz dünya hayatında da âhirette de sizin dostlarınızız. ve burda bu cennette sizin icin satin alinmiş nefisler var , ve onlar onun icnde sizi cagirir dururlar. artik sizin o yeni korumaciniz olan rahime, yani anneye ininiz. Allah’a çağıran, salih amel işleyen ve “Kuşkusuz ben müslümanlardanım” diyenden daha güzel sözlü kim vardir."

(Sadakallahul Aziym FUSSİLET Suresi 30. 31. 32. 33. ayet )


İbnu Ömer (radıyallâhu anh)'in bir rivâyetine göre

Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) namaza başlayınca önce veccehtü vechiye diye başlayan duayı, arkadan Sübhâneke duasını, bundan sonra da İnne salâtî ve nüsükî diye başlayan duayı okur, ondan sonra kıraate geçerdi.

veccehtü Duasi budur:

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِنِّي وَجَّهْتُ وَجْهِيَ لِلَّذِي فَطَرَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ حَنِيفًا وَمَا أَنَاْ مِنَ الْمُشْرِكِينَ

İnni veccehtü vechiyelillezî, feterassemâvâti velarza hanîfevvema ene minel müşrikîn.

Meali :

Muhakkak ki ben, hanif olarak yüzümü, yeri ve semaları yaratan Allah’ın Zat’ına döndürdüm. Ve ben, müşriklerden değilim.

(Sadakallahul Aziym EN'AM Suresi 79. ayet)

İnne salâtî ve nüsükî Duasida budur :

إِنَّ صَلاَتِي وَنُسُكِي وَمَحْيَايَ وَمَمَاتِي لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

inne salâtî ve nusukî ve mahyâye ve memâtî lillâhi rabbil âlemîn.

Meali :

“Muhakkak ki; benim namazım, kurbanım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi Allah içindir.”

(Sadakallahul Aziym EN'ÂM Suresi 162. ayet)


---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

mhdmhdmhdmhdmhdm

( Hadis-i Şerif , mhdmhdm)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

Rabbim buyuruyorki

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

أَلا إِنَّ أَوْلِيَاء اللّهِ لاَ خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلاَ هُمْ يَحْزَنُونَ

E lâ inne evlîyâallâhi lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn.

Meali :

Muhakkak ki Allah’ın evliyasına (dostlarına), korku yoktur. Onlar, mahzun da olmazlar.

(Sadakallahul Aziym YUNUS Suresi 62. ayet)

yine
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

اللّهُ وَلِيُّ الَّذِينَ آمَنُواْ يُخْرِجُهُم مِّنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّوُرِ وَالَّذِينَ كَفَرُواْ أَوْلِيَآؤُهُمُ الطَّاغُوتُ يُخْرِجُونَهُم مِّنَ النُّورِ إِلَى الظُّلُمَاتِ أُوْلَئِكَ أَصْحَابُ النَّارِ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ

Allâhu velîyyullezîne âmenû, yuhricuhum minez zulumâti ilân nûr(nûri), vellezîne keferû evliyâuhumut tâgûtu yuhricûnehum minen nûri ilâz zulumâti, ulâike ashâbun nâr, hum fîhâ hâlidûn.

Meali :

Allah, iman edenlerin velisidir dostudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Kâfirlerin velileri ise tâğûttur. (O da) onları aydınlıktan karanlıklara (sürükleyip) çıkarır. Onlar cehennemliklerdir. Orada ebedî kalırlar.

(Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 257. ayet)

ve bu seneki gündönümünün birisini daha geride biraktik "21 haziran" gündönmü, yani artik günler uzaya uzaya en uzun vaktine erdi, ve artik gün döndü, ve arpa bicilme, bugday bicilme vaktine giriyoruz. ve 21 hazirandan sonra günler, artik 1 dakika ,iki dakika geri cekilcek, ve günler kisalip, gece uzunlaşacak, taaa ne zamana kadar, "21 Aralik" a kadar. ve 21 aralik en uzun karanlik ve gecenin oldugu gün demekdir, ve ikinci gün dönümü demekdir. ve bu yukarda yazdimgiz ayette ne buyruluyor, "iyilerin velisi dostu Allahdir, ve o onlari yavaş yavaş aydinlik ve yaza, uzun güne ulaştirirmiş", "kötülerin velisi ve dostuda, tagutmuş, ve o da kötü olanlari, geceye ve karanliga ulaştirimiş, yani 21 araliga götüren tagutmuş, 21 hazirana götürende Allah imiş.

ve artik Allah kötülere yavaş yavaş firsat taniyacak, nitekim onlarin babasi ve başi olan Azazil, meleklikden Tagutluga terfi edince, müsade isetemedimi? istedi. Allah müsade verdimi? evet verdi, "sen kiyametin sabahina kadar müsadeli olanlardansin." dedi. ve öyle olunca o teb asini toplayip dünyamiza karanlik ve sonbahar ve kişi getirmek ile görevlidir ve müsadelidir. Allah da dostlarini evliyasini toplayip, onlar ile, yazi ve ilkbahari getirir. işde ihtilafda bereket vardir budur.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِنَّ أَوْلَى النَّاسِ بِإِبْرَاهِيمَ لَلَّذِينَ اتَّبَعُوهُ وَهَذَا النَّبِيُّ وَالَّذِينَ آمَنُواْ وَاللّهُ وَلِيُّ الْمُؤْمِنِينَ

İnne evlen nâsi bi ibrâhîme lellezînettebeûhu ve hâzan nebiyyu vellezîne âmenû vallâhu veliyyul mu’minîn.

Melai :

Şüphesiz, insanların İbrahim’e en yakın olanı, elbette ona uyanlar, bir de bu peygamber (Muhammed) ve mü’minlerdir. Allah da mü’minlerin velisidir, dostudur.

(Sadakallahul Aziym ALİ İMRAN Suresi 68. ayet)

ve hz ibrahime en yakini demek ibrahim ve HAC ve mekke ve cöl yani sicak ve "21 haziran" yani en uzun gündüz ve aydinlik, yani 21 hazirana en yakin olanlar aydinliga en yakin olanlar,ve onlar onun yolundan gidenler müslümanlar ve o ne der derki :

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِنِّي وَجَّهْتُ وَجْهِيَ لِلَّذِي فَطَرَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ حَنِيفًا وَمَا أَنَاْ مِنَ الْمُشْرِكِينَ

İnni veccehtü vechiyelillezî, feterassemâvâti velarza hanîfevvema ene minel müşrikîn.

Meali :

Muhakkak ki ben, hanif olarak yüzümü, yeri ve semaları yaratan Allah’ın Zat’ına döndürdüm. Ve ben, müşriklerden değilim.

(Sadakallahul Aziym EN'AM Suresi 79. ayet)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

ذْ هَمَّت طَّآئِفَتَانِ مِنكُمْ أَن تَفْشَلاَ وَاللّهُ وَلِيُّهُمَا وَعَلَى اللّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ

İz hemmet tâifetâni minkum en tefşelâ vallâhu veliyyuhumâ ve alâllâhi fel yetevekkelil mu’minûn.

Meali :

Hani sizden iki takım (paniğe kapılarak) çözülmeye yüz tutmuştu. Hâlbuki Allah onların [Allah, o ikisinin de (iki grubun da)] yardımcısı idi. Mü’minler, yalnız Allah’a tevekkül etsinler.

ALİ İMRAN Suresi 122. ayet

Aydinligin ve nurun ve ziyanin Rabi Allah oldugu gibi, şeytanı ve karanlığıda hizbinide yaratan, Allahdir, dogunun Rabbi Allah oldugu gibi, batininda Rabbi Allahdir, öyleyse "Allah, o ikisinin de (iki grubun da)dostudur ve artık mü'minler Allah'a tevekkül etsinler.

"Ne ilkbhardan ve yazdan geçilir vazegeçilir, nede Sonbahar ve Kışdan vazgeçilebilir. Allah ona yönelenlerin vekilidir, geceninde gündüzünde, yazında Kışında."
"Karoglan sözü 26.06.2016"

Allahu Teala nasil Azraili test edip, sonra Azraillige yeterli oldgunu görünce O nu ölüm melegi yaptiysa , Azazili de test etdi, ve yeterli oldugunu görünce, onuda şeytanliga ve tagutluga terfi ettirdi, ve kendine hasim aldi, bunu anlamamak icin ahmak olmak lazim, yani güreşe rakip secmek gibi, ve şeytan, Allah a hasim oldu ki dedi: "senin kullarini azdiracan" dedi öyle olunca gece ile gündüzün savaşı gibi, hadi gt ne yapacaksan yap, benim halis kullarim, salih kullarim sana uymaz demedimi, yani git kendine asker topla, mallarina evlatlarina ortak ol, hadi git demedimi, yani müsadeli, yani şeytani, kış sonbahar ve zulumet ve karanligin vekili tayini etdi , kim gecesi icin gündüzünden, her kim de gündüzü icin gecesinden gecebilirki, degilmi. ancak mehdi aleyhisselam ümmetin gündüzü icin, gecelerinide gündüzlerinide sarfetmekdedir.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَاللّهُ أَعْلَمُ بِأَعْدَائِكُمْ وَكَفَى بِاللّهِ وَلِيًّا وَكَفَى بِاللّهِ نَصِيرًا

Vallâhu a’lemu bi a’dâikum. Ve kefâ billâhi veliyyen, ve kefâ billâhi nasîrâ

Meali :

Ve sizin düşmanlarınızı en iyi Allah bilir. Ve dost olarak Allah kâfidir. Ve yardımcı olarak Allah kâfidir.

NİSA-45. ayet

"Müminlerin göğüsleri, kalpleri hayırlı güzel işler sebebiyle kaynar, coşar. Fâcir kimselerin göğüsleri de kötü işler yüzünden coşar. Allahü teâlâ sizin kalbinizden geçenlere, niyetlerinize bakar. Niyetlerinize dikkat ediniz ki, Allahü teâlâ size merhamet etsin."

ve bizim ve yolumuzdan gidenlerin zikri olan "Raşidi Zikri" ni cekenlerden mevsim tesbihi sahip olanlar, yani onlar ilham yolu ile belirlenir, ve onlardan acemi olanlarin aramiza katilmasi sebebiyle zikirde devam gösteremedikleri icin, bizleride tökezletiyorlardi, o yüzden zikrimize iki ayet daha dahil ettik bunlara karşı 10_1 ve 10_2bablarini ve yine yalancilarin şerrine denk gelenler icin sonuna dogru "80._a ve 80._b ,80._c" bablarinida ekledik. ve ayrica 40_2, 54._3 ,54._4,54._5,54._6,62._2 bablari ve aciklamalar eklendi.

ve ayrica



!!!DiKKAT!!!

#####################
Mevsim Tesbihi çekme makamına çıkarılmış sofilere o makam manen ilham yoluyla bildirilir ve günlük zikrini baştan 17 ve 18 e kadar yani Es elüke Duasına kadar 17.18 dahil okuduktan hemen sonra
Yağmur veya kar yağması için:
Ağzının genişliği, Dibinin Derinliğinden, Geniş Olan Bir Tasdan, Yazları , ilkbaharları ve sonbaharları saf berrak soğuk 3 yudum su içer, Sonbahar ve Kışları süt içer, Herzaman hergün değil, sadece ona içmesi için ilham geldiği günler içer, Tasın ağzında herzaman 1Parmak boşluk bırakılır. Su içerken 4/4 saf sade menba suyu kat, Süt içerken 3/4 Süt 1/4 Soğuk Saf Su ve yeterince Şeker, ve 1 mini damla mis Kat öyle iç.
Güneş doğması için: ilham geldiği günler zikrin tamami okunup bitirilesiye ve zikir bittikden 45 dakika sonrasına kadar mecbur olmadıkca su, süt, cay,… benzeri içecek içilmez, ve zikrin harareti ile icimizdeki kainatin ısınması ve güneşimizin doğması sağlanır.
Tas: küçük komposto, sütlaç tası veya ayetel kürsi yazılı zemzem tası.
Su veya Süt : Vücut sıcaklığından soğuk olacak.

#########################

110. Yazları 666 defa „Allah“ zikiri, Kışları 66 defa „Allah” zikri
çekilir.
Dikkat: „21 Haziran“ a kadar “666”cekilir, gün döndükten sonra yani „21 Haziran“ dan sonra.“ 21 Aralik“ a kadar sadece “66”cekilir.“ 21 Aralik“dan sonra ise Tekrar „666“ çekilmeye başlanır, taaki “21 Haziran” a kadar.

#########################

"Müminlerin göğüsleri, kalpleri hayırlı güzel işler sebebiyle kaynar, coşar. Fâcir kimselerin göğüsleri de kötü işler yüzünden coşar. Allahü teâlâ sizin kalbinizden geçenlere, niyetlerinize bakar. Niyetlerinize dikkat ediniz ki, Allahü teâlâ size merhamet etsin."

----oOo-----

Aciyi Belayi Kucaklamak meselesine gelince

ve 21 Hazirani geride biraktik, ve artik yavaş yavaş günlerin kisalmasi, ve erken karanlik olmasi, ve mevsimin sonbahara, ordan kişa yol almasi icin, sonbahar cocuklarini ve kiş cocuklarinida kucaklamamiz lazim, o yüzden işde karanligi sonbahari kışı ve geceyi sevmek, ve belayı kucaklamak bahsi olan başımızdan geçen inşirah suresi mucizesi ile bu vaazimizi hitama erdirecegiz inşallah:

Taş ocaginda calişiyorum, ve tarikati nakşibediyedeyim, ve yaklaşik hergün hatmeyi hacegan yapiyoruz, ve hatmede ki zikirlerden birisi "elemneşrah" okunur, yani inşirah suresi, ve o siralar inşirah suresine yogunlaşdim, ve bir gün taş ocaginda calişirken, taşlari kesmek icin kompresor tabancasi ile deliyoruz, tabancam bozuldu, tamirciler ile iyi degilim, bana pek iyi davranmiyorlar,o siralar beni usta işci yerine koymuyorlar, ve ne kadar istedimse, hic yeni sifir yeni tabanca(kompresor tabncasi) vermediler, ta ki o güne kadar. ve o gün işde tabancam bozuldu, dedim bu gün bittik yine, bana taka tuka bir tabanca vercekler şimdi yine ugraşip durcaz dedim, ve mevlananin o sözü aklima geldi, ölüme dügüne gider gibi gitmesi, ve hemen" elem neşrah" suresi aklima geldi, dedim "Rabbim tamirhaneye gidiyon amma, sanki mevlananin ölüme gitmesi gibi, ibrahiminin ateşe gitmesi gibi gidioyorum, başa gelen cekilir." dedim ve "elemneşrah" okudum, ve dedim "her zorulugun ardina bir kolaylik vardir, ve evet muhakkak her zorulugun ardina bir kolaylik vardir" ve bunu tekrar ede ede tamirhanenin yolunu tuttum ve bu ayetin mucizesini gördüm. yani ayeti arapca okudum ve manasini da icimden düşündüm.
فَإِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا إِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا

Fe inne meal usri yusrân, İnne meal usri yusrâ.

ve tamirhaneye vardim Hans diye bir tamirci var, bana cikardi sıfır yeni bir tabanca verdi, sevincimden ayaklarim kıçıma deye deye sevine sevine yukari işyerime geldim, ve ilk defa sıfır yeni bir tabanca kullanmanin zevkini yaşadım, günlerce. ve bu mucizeye şükrettim, ve inşirah suresindeki bu ayetin böyle bir tılsımı olduğunu keşfettim, sen acıyı kucaklarsan acı sana, ibrahimin ateşinin güllük gülistana döndüğü gibi, hayra dönüyor velhasıl kelam. 21 hazirani gectiyseniz ve mevsim sonbahara doğru döndüyse bilinki acıyı ve belayı, karanligi kucaklama zamanina geldik demekdir.


Rabbim, cemaatimin, sevenlerimin sevdiklerimin başindaki belalari ve şerleri, inşirah suresindeki o iki ayetin sırrı ile, şerden hayra tebdil eylesin.

--oOo---



وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve etûbu ileyk.

--OoO--


Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 26 Haziran 2016 Pazar

Original Kar © glan

Senin küçük sandığın birşey, bir başkası için, büyük bir şey olabilir (Kar©glanin 11 Haziran 2016 Vaazi)

iyilik ve Kötülük Kutupludur, Senin küçük sandığın birşey, bir başkası için, büyük bir şey olabilir

(Kar©glanin 11 Haziran 2016 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِنَّا كُلَّ شَيْءٍ خَلَقْنَاهُ بِقَدَرٍ مَا أَمْرُنَا إِلَّا وَاحِدَةٌ كَلَمْحٍ بِالْبَصَرِ

Sadakallahul Aziym KAMER Suresi 49 - 50. ayet

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

İnnâ kulle şey’in halaknâhu bi kader, Ve mâ emrunâ illâ vâhıdetun ke lemhın bil basar

Meali :

Gerçekten biz, her şeyi bir ölçü ve dengede yarattık. Emrimiz ancak bir tek emirdir. Göz kırpması gibidir. (Anında gerçekleşir.)

Sadakallahul Aziym KAMER Suresi 49 - 50. ayet

Esteuzubillah

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَإِنَّ يَوْمًا عِندَ رَبِّكَ كَأَلْفِ سَنَةٍ مِّمَّا تَعُدُّونَ

ve inne yevmen inde rabbike ke elfi senetin mimmâ teuddûn.

“Şüphesiz Rabbinin nezdinde bir gün, sizin saydığınız bin yıl gibidir.”

(Sadakallahul Aziym HACC Suresi 47. ayet )

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِّنْ أَلْفِ شَهْرٍ

Esteuzubillah

Leyletul kadri hayrun min elfi şehrin.

Meali :

Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır.

---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Küçük günaha devam etmek, büyük günah olur."

(Hadis-i Şerif , İ. Asakir)

"Küçük görünen günahlar, toplanınca sahibini helak eder."

(Hadis-i Şerif , Taberani)

"islamda faiz yokdur amma, islamın faizli gibi ödenmedikce artan borcu, namaz borcudur, ödenmeye ödenmeye dağlar kadar namaz borcu olan birisi, o yükden kurtulmadıkça, güzel işlerden fayda görmez, çünkü yaptığı hayırları, namaz borcunu ödemeye yetmez."

(Karoglan Sözü 11.06.2016)

"Terazi Hududuna gelince ,bazen bir saç teli kadar bile bir ağırlık, ibrenin degişmesini sağlar, varsa ağır getirir, yoksa noksan ve hafif getirebilir."

(Karoglan Sözü 11.06.2016)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

Büyük Türk hakanı Atilla; "Atımın nalındaki bir çivi düşseydi, bu büyük ülke olmazdı!" demiş. "Ama nasıl olur?" demişler. "Bir çivi bir ülkeyi nasıl kurtarır?" Atilla cevap vermiş; "Bir çivi bir nalı, bir nal bir atı, bir at bir komutanı, bir komutan bir orduyu, bir ordu da koca bir ülkeyi kurtarır. Şimdi anladınız mı? Bir çivinin eksikliği, ne kadar büyük kayıplara sebep oluyormuş." demiş.

Peygamber efendimiz buyuruyor ki:

(Beş şey gelmeden önce, şu beş şeyin kıymetini bilin:
1- İhtiyarlık gelmeden önce gençliğin,
2- Hastalıktan önce sağlığın,
3- Meşguliyetten önce boş vaktin,
4- Fakirlikten önce paranın, zenginliğin,
5- Ölmeden önce hayatın, dünyada âhireti kazanmanın kıymetini bilin!)

ve burda deniyorki ölmeden önce hayatin, ve dünyada ahireti kazanmanin kiymetini bilin, yani eger ahiretini kazanamazsan, ölünce dirilerin yollayacagi bir lokmaya muhtac kalirsin, ve diriler bir fatiha okusun diye kapi kapi gezersinde, varsa bir hukukun ve ihlasin olan bir kimse, o kimse sana bir kulhu fatiha okur, o halde ey mümin ölü biri aklinami düşdü, bilki onun söylebilcek dermani yok, o kadar ciliz bir sesi varki senden fatiha istemeye gelmişki, amma sen dahi onun o ciliz sesiyle fatiha istediginden habersizsin belki, amma senin 5 dakikani bile almaycak olan o 3 kulhu bir fatiha, o gelen senden dilenen icin cok büyük deger taşiyor, cünkü belki ameli tartildida terazi hudada geldi, bir iyilik dah git bul gel dediler, ve yola cikdi adam aramya, ardimdan dua eden varmi diye, niye cünkü hadis ile sabit peygamber ne diyor bakalim :

Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

اذا مات الانسان انقطع عنه عمله الا من ثلاثة: الا من صدقة جارية، او علم ينتفع به، او ولد صالح يدعو له.

“İnsan ölünce şu üç şeyden başka ameli sona erer; devam eden sadaka, yararlanılan bilgi ve kendisine duâ eden hayırlı evlât.”[52]

ve yine

قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: .... وَإِنَّ اللهَ لَيُدْخِلُ عَلَى أَهْلِ الْقُبُورِ مِنْ دُعَاءِ أَهْلِ الْاَرْضِ أَمْثَالَ الْجِبَالِ فَاِنَّ هَدِيَّةَ الْاَحْيَاءِ إِلَى الْاَمْوَاتِ اَلْاِسْتِغْفَارُ لَهُمْ وَالصَّدَقَةُ عَلَيْهِمْ

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular:

“Muhakkak Allâhü Teâlâ, yeryüzündekilerin duâsından dolayı kabirdekilere dağlar kadar rahmet verir. Dirilerin ölülere hediyeleri, onlar için istiğfar ve sadakadır.”

(Hadîs-i Şerîf, Kenzü’l-Ummâl)

"Ölüler dirilerin gönderecegine muhtacdir"

ey insanoglu, namaz kildimi, sevap işledimi, kuran okudumu, ve güzel terbiyeli ve ahlakli yaşadimi, cennete gitcegine inaniyorsan, o zaman bu dünyadayken kulhu okumanin sevap olduguna ve teraziye kondumu tartildimi agirligi oldugunu biliyorsan inaniyorsan, kimin sözü ile, muhammedin sözü ile inandikmi, inandik o zaman, eger senin 10 liran var ise, bir fakir gördün, ona iki lirasini verdin, ve onu kendi rizikindan nasiplednirdin faydlandirdin oluyorda, o zaman okudugun kulhünün ve fatihanin, yasinin sevabinin ölüya ulaşmaycaginimi saniyon? halbuki

"Ölen kimse kabrinin içinde boğulmak üzere olup da imdat isteyen kimse gibidir. Babasından yahut kardeşinden veya dostundan kendisine ulaşacak duayı beklemektedir. Nihayet dua kendisine ulaştığında bu duanın sevabı ona dünya ve dünyada bulunan her şeyden daha kıymetli olur. Muhakkak ki, hayatta olanların ölüler için hediyeleri dua ve istiğfardır."

( Mişkatü’l- Mesabih, 1:723)

o zaman sen ahirete iman etmiyon ey azizim, cünkü bu dünyada kazandigin parayi başkasina sadaka olarak verebildigin gibi, yaptigin bir amelin sevabinida, istersen bir ölüya bagişlayabilirsin, ve dedikya işde, onlarin bazen hesaplari görülür ve artik sevabi yeterli olmaz, ve hadi git tanidiklarindan iste diye müsade verilince, ve onlar sana ciliz bir ses ile gelirler, ve sana o ölüyü hatirlatcacak, bir isim bir söz bir nesne ile hatilarsin, halbukimesela fincan ile elli kere kahve icersin olmaz amma, o ölü senden yardim istemeye gelince, o ölü ile ilgili bir fincan meselen vardir mesala onu hatirlar dalarsin, ve o an o andir işde, senin o ölüye hizir ahirte hiziri olma vaktindir, dilin aşinmaz 10 yasin de hediye et, 3 kulhu bir fatiha oku hediye et, vaktin varsa bir sayfa kuran oku, yok yanindda fakirler varsa paranda varsa, cikar 10 lira ver, ve sevabini o tanidigina bagişla, cünkü yarin senin ayni duruma düşmeyecegin kesin degil, ve sende ayni durumu düşünce , Allah da dünyadakilerde, sana yardim etsin, ödüncün ödensin yani. öyle ise bu ölü bir peygamber ise, bir derviş bir şeyh ise bile, başi belada olabilir, onada oku, birşey kaybetmezsin bundan, ve amma senin iki dakikan, belki onu elli, yüz sene gibi azap cekmekden kurtarcak, bunu idrak et ey mümin mehdi askeri.


Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular:

"Ademoğlu ölünce amel defteri kapanır. Ancak üç kişinin amel defteri kapanmaz:

1- Geride sadaka-i cariye (devamlı kazandıran bir eser, köprü, cami gibi hayır) bırakanın,

2- Hayırlı bir evlat(ruhu için dua edip hayır hasenatyapan bir evlat) bırakanın,

3- Geride faydalanılacak bir ilim bırakan kimselerin amel defteri kapanmaz."

öyleyse hayrili evlat birakanin amel defteri kapanmiyorda, ya kötü günahkar bir evlat birakanin, ve burda katil zinakar, bir evlat birakanin hali nice? onunda günah defeteri kapanmaz, bunlar görecelidir.
ve o evladi günah işledikce, anasi babasida cehheneme biraz daha yaklaşir, ve hani diyorlarki ayet var, kimse kimsenin günahini cekmez, evet sen benim yerime yanivermeszsin, bende senin yerina bir yanivereyim demem degilmi, o bu manada yani, yoksa mesala bir firmaya ait olan bir TIRI kullanan şoför birinin arabasina malina zarar verse, o nun cezasini kim cekcek, elbet o firma üstlencek degilmi, o zaman firmada elli TIR var, elli TIRINDA cezasi olsa, bu firma ödeyecek yoksa, şoför üc kuruş maaşa calişiyor zaten, nerden o zarari karşilyacak, arabanin TIRIN sigortasini şoför yapmaz, şirket yapar öder, o zaman cezasinida şirket ceker demek olmazmi, o halde dünyada bile bunun böyle bir örnegi varken, senin birakdigin bir bidat ve kötü fiil amel oldu, gelen giden o fiili yapiyorsa, senin günah defterin kapanmaz, Allah muhafaza, yine kötü evlat birakdin, amel defterin kapanmaz, o evladin yanliş yaptikca, bir mislide sana yazilir, yine mesala adam bar işletmecisi, icki alkol kari kiz falan filan, sonra öldü, amma bar cocuklarina kaldi, cocuklari bari yine işletiyorlar, ve orasi acik ve günah işlendikce, yine o adamin günah defteri kapanmaz, işler durur, bugün birinca kat cehennemdeyse, iki ay sonra bir kat daha dibe iner, bu günahlar sebebiyie degilmi, aklen tefekkür ediniz, yani dinde mantiksizlik yokdur.
Ey mehdi askerleri, ey cemaatim, dünyada iyi işlere imza atmakda gayret ediniz. kötü işlerin imzacisi ve mümessili olmakdan sakininiz.

---------------

Kefaret orucu meselesi:

dinde kefaret orcu diye bir durum yokdur aklen düşünelim :
evde iki tane cicegimiz var birisi mini cicek ve mini bir canagi var, birde bahcede erik elma dalimiz var, yahut hurma dalimiz var, ve kücük canakli cicegimize sicak günlerde en az haftda bir su vermemiz gerekirken, amma bahcedeki hurma ise o cok derinlere kök salip derinlerden su cekebilmekde, ona deve gibi aylarca su vermesen olur, eger yetişmiş agacsa cünkü kökleri mesela arap cölünde yumuşak kumda dibe dibe salmiş ve derindeki suyu icmekde zaten. amma evdeki kücük canak üc günde kuruyor mesela, ve insanin sulanmasi ise, eşi ile birleşip cima edip birbirinin yikanmasina sebeb oldular demekdir. ve ayni canakdaki cicegin sulanamsi gibi, onlarda sulandi, ve bazi kimselerin canagi kücükdür üc günde susar, ve cima eder sular kendini bazilari uzun süre dayanabilir, işde mesala orucken, hanimi ile cima edip kendini tutmayan birine sen diyorsunki altmişbir gün kefaret tutacan, yav alim efendi, müftü efendi, zaten bu adam 30 güne sabredememiş, sen nasil ona 60 gün ceza kesiyon, aynen kücük canakdaki cicege:" sana ceza altmiş gün su yok" demek gibi, ne olur altmiş gün kücük canaga su vermezsen ölür, senin kasdin orucla sihhat vermekmi, yoksa öldürmekmi, orucu tut sihhat bul demesini biliyonda, adami öldürmeye kasdinmi var, bre ahmak alim, senden alim falan olmaaaaaz. yani yeni evli adamla kadin, bunlarin ateşi başinda gezerler, bunlar oynaşirken orucu yerler zaten, sen bunlara 60 gün ceza kes hakmidir bu, mesala sende bir fabrika bakimdan gecirilir, el sebeb dah iyi randuman almak icin, yoksa fabrikaya ceza vermek icin rektefe edilmez degilmi, sen oruc ile mideyi barsaklari vücudu rektefe edecegine, adami öldürcen, nerde kaldi fabrikanin sihhati degilmi, öyleyse oruc misli ile kaza edilir, ve oruc gücü yetene farzdir. adam mide hastasi yahut şeker hastasi, bu adama oruc farz olurmu, adam yemese ölcek, orucu fabrikayi (bedeni) tamir icinmi tutacak, yoksa adami öldürmek icinmi? sebebi ne? orcun manasini bilmeyen ahmak, bu Allahin emri farz, illa tutcan der, şeker hastasinida öldürür, yani hacca nasil gücü yeten gidebilirse, orucda öyledir gücü yetene farzdir. adam ishal olmuş sivi kaybi var, ramazanlik diye orucmu tutcak, buna farzmi oruc, adam oruc tutsa su kaybinda geberip gitcek, bire ahmak hoca bunun neresine faydali oruc, ona farz bile olmaz. TIPDA ve tedavide degişik yöntemler vardir, oruc da vücuda tedavi yöntemidir, mesal bazi yaralar daglanarak tedavi edilir ve daglamak saglikli diye, grip olanada daglama kullanmak lazim, girip olanin burnunumu daglayacan, daglamak girpde gecerli degil yani, bire ahmak hoca oruc sihat veren bir ibadet, amma adam hasta oruc ona zarar vercekse ondan sakit olur, bunu anlamayan ahmak ancak oruc tutuyon diye kendinin katili olmuş olur, sevap mevap olmaz, kazada makul bir sebebden ve hataen bozulan, ve tutulmayan orucun, o hatanin ve durumu ortadan kalktigi bir vakitte gününe gün ödenmesidir, yoksa yok öyle 61 falan.

Gecen TV de gördüm, ahmak bilim adamlari yine genle oynama yapmişlar, ve hurmayi muzla aşilamişlar, genini oynamişlar, ve bodur hurma üretmişler, ve elin uzancak kadar gövdesi var hurmanin, halbuki o hurma degil. muz nasil tepesi kökleniyorsa hurmanin tepesini kabaklamişlar ve hurma sadeca yapraklari kadar uzun, ve meyva veriyor, ne oldu bunun sonucu: yani her insanin bir adet bitki cinsinden, bir adet kuş cinsinden, bir adet böcük kurd cinsi, bir adet hayvanlardan yürüyen cinsinden, bir adet toprak alti bir adet su alti, bir adet bitki hali,.... var insan bir tek başina insan degil, ona sifat olanlar var, ve elementleri olanlar var, ona göre hali cibiliyyati işde. sen eger hurma gibi uzun agaci, bodur yaparsan ne olur, araplar, arap soyu uzun uzun insanlar, ve 25li tabanca arap ati yerine, midilli araplar olur, yani Çinli ler gibi cüce araplar olur, yani onun cbilliyatini taşiyan arapda cüce olur artik. yine at yerine arap eşşegi olurlar artik. ve insanoglunun merhameti yok zaten, eşşegi buldumu, bir yükü varsa, bakdi götürüyor iki odun fazla yükler üstüne, ve türkiyenein hamballalri belli, adam boyundan büyük yük taşiyor, niye yok TIR yok ki, hep kamyon yani eşşek var, yani eşşeklerede acimiyor vay bu bunun altinda ezilir demek yok, yani avrupayada amerika TIR keşfetmiş, o yeterli gelmeyince TIRA ikinci kasa takmiş, iki kasali TIR bizimkilerde bulduk eşegi, hambali diye yükle babam yükle, yani bizimkiler kural tanimaz, neden yoklukdan yoklukdan, olanini kullanir, amma caninida cikarir, artik hurmalarda kisaldiyse yakinda, cökmeden üstüne atlanabilcek midilli devesinin cikmasida muhtemeldir artik.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَلأُضِلَّنَّهُمْ وَلأُمَنِّيَنَّهُمْ وَلآمُرَنَّهُمْ فَلَيُبَتِّكُنَّ آذَانَ الأَنْعَامِ وَلآمُرَنَّهُمْ فَلَيُغَيِّرُنَّ خَلْقَ اللّهِ وَمَن يَتَّخِذِ الشَّيْطَانَ وَلِيًّا مِّن دُونِ اللّهِ فَقَدْ خَسِرَ خُسْرَانًا مُّبِينًا

Ve le udillennehum ve le umenniyennehum ve le âmurannehum fe le yubettikunne âzânel en’âmi, ve le âmurannehum fe le yugayyirunne halkallâh(halkallâhi. Ve men yettehıziş şeytâne veliyyen min dûnillâhi fe kad hasira husrânen mubînâ.

“Allah’tan başka onlar sadece bir kısım kadınlara tapıyorlar ve onlar, aslında Allah’ın lânet ettiği o inatçı şeytandan başkasına yalvarmıyorlar. O şeytana ki: 'Ya Rabbî, Senin kullarından mutlaka bir pay edineceğim. Mutlaka onları saptıracağım, onları birtakım temennilerle oyalayacağım. Onlara davarlarının kulaklarını yarmalarını emredeceğim de Allah’ın yarattığını değiştirecekler.' dedi. Her kim Allah’ın yerine şeytanı dost edinirse, şüphesiz o besbelli bir ziyana girmiştir.”

(Nisa, 4/117-119).

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

أَلَّا تَطْغَوْا فِي الْمِيزَانِ وَأَقِيمُوا الْوَزْنَ بِالْقِسْطِ وَلَا تُخْسِرُوا الْمِيزَانَ وَالْأَرْضَ وَضَعَهَا لِلْأَنَامِ فِيهَا فَاكِهَةٌ وَالنَّخْلُ ذَاتُ الْأَكْمَامِ وَالْحَبُّ ذُو الْعَصْفِ وَالرَّيْحَانُ فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

Ellâ tatgav fîl mîzân
Ve ekîmul vezne bil kıstı ve lâ tuhsırûl mîzân
Vel arda vadaahâ lil enâm
Fîhâ fâkihetun ven nahlu zâtul ekmâm
Vel habbu zul asfi ver reyhân
Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân

Meali :
Sakin olaki mizani ölcüyü bozupda kisaltmaya kalkmayin, yeryüzünde cark carka baglidir yeryüzü hayvanlara, hayvanlar yapraga, yaprak cicege, cicek topraga baglidir , daha hala niye rabinimnizi verdigi bu düzendeki nimetleri yalanlarsiniz.

Rahman suresi 8 den 13e kadar 13 dahil


ahmaklik eden isanoglu, allahin yarattgi ile yetinmedi, at ile eşegi ciftleşdirip, katir dogurttu, daha niye şeytanin yolundan gidersiniz, görmüyonuzmu dünyanin sonuna geldik, bir kac adimlik mesafe kaldi herhalde, bitiriliş paydos saatine artik. daha niye düzeni mizani bozmak ile ugraşiyon ahmak insanoglu.

Rabbim, bu ahmklarin başimiza acacagi beladan sana siginirim, beni ve askerlerimi sen gözet ve koru.


--oOo---


وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve etûbu ileyk.

--OoO--


Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 11 Haziran 2016 Cumartesi

Original Kar © glan

Ahmaklık Hastalığı (Kar©glanin 1 Haziran 2016 Vaazi)

Ahmaklık Hastalığı

(Kar©glanin 1 Haziran 2016 Vaazi)

Deccal aleyhillane - Atamosfere ve dogaya saldigi zehirli gazlar ile, insanlari

Manuple edip ahmaklaştiriyor


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

اخْتَارَ مُوسَى قَوْمَهُ سَبْعِينَ رَجُلاً لِّمِيقَاتِنَا فَلَمَّا أَخَذَتْهُمُ الرَّجْفَةُ قَالَ رَبِّ لَوْ شِئْتَ أَهْلَكْتَهُم مِّن قَبْلُ وَإِيَّايَ أَتُهْلِكُنَا بِمَا فَعَلَ السُّفَهَاء مِنَّا إِنْ هِيَ إِلاَّ فِتْنَتُكَ تُضِلُّ بِهَا مَن تَشَاء وَتَهْدِي مَن تَشَاء أَنتَ وَلِيُّنَا فَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا وَأَنتَ خَيْرُ الْغَافِرِينَ

Sadakallahul Aziym A'RAF Suresi 155. ayeti

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Vahtâra mûsâ kavmehu seb’îne raculen li mîkâtinâ, fe lemmâ ehazet humur recfetu

kâle rabbi lev şi’te ehlektehum min kablu ve iyyâye, e tuhlikunâ bi mâ feales

sufehâu minnâ, in hiye illâ fitnetuke, tudıllu bihâ men teşâu ve tehdî men teşâu

ente veliyyunâ fagfir lenâ verhamnâ ve ente hayrul gâfirîn.

Meali :

Mûsâ, kavminden, belirlediğimiz yere gitmek için yetmiş adam seçti. Onları

sarsıntı yakalayınca (bayıldılar). Mûsâ, “Ey Rabbim! Dileseydin onları da beni de

bundan önce helâk ederdin. Şimdi içimizden birtakım beyinsizlerin işledikleri

günah sebebiyle bizi helâk mı edeceksin? Bu, sırf senin bir imtihanındır. Onunla

dilediğin kimseyi saptırırsın, dilediğini de doğruya iletirsin. Sen, bizim

velimizsin. Artık bizi bağışla ve bize acı. Sen, bağışlayanların en hayırlısısın”

dedi.

Sadakallahul Aziym A'RAF Suresi 155. ayeti

قَالَ رَبِّ انصُرْنِي بِمَا كَذَّبُونِ

Kâle rabbinsurnî bimâ kezzebûn.

(Sadakallahul Aziym MU'MİNUN Suresi 26. ayeti )

Meali :

(Nûh), dedi, "Rabbim yalancılara karşı bana yardım et ."

(Sadakallahul Aziym MU'MİNUN Suresi 26. ayeti )

---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular




"Ahmak, ahmaklığından fasıkın [Açıktan günah işleyenin] günahından daha büyük bir

derde düşer."

(Hadis-i Şerif , Hakîm)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem yine Buyurdular




"Akıllı, nefsine uymaz, ibâdetlerini yapar, ahmak olan da nefsine uyar, günah

işler sonra ALLAH affeder diye ümitlenir."

(Hadis-i Şerif , Tirmizî)


Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem yine Buyurdular




"Her şey ALLAH’ın takdiri iledir Akıl ve ahmaklık bile."

(Hadis-i Şerif , Buhârî)


"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme

ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve

alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

--------------------------
AHMAKLIK HASTALIĞI
-------------------------

Ahmaklık nedir?

Aklı hiç olmayana deli denir. Aklı olup da aklını kullanmayana veya kullanamayana

ahmak denir. Ahmak, aklı az, görüşü kısa, basiretsiz, kötü huylu kimsedir. Kârını

ve zararını iyi düşünemez. Hikmet, iyiyi kötüden, hakkı batıldan ayıran

kuvvettir. Hikmetin lüzumundan az olmasına ahmaklık denir. Ahmak, hayrı, şerri

birbirinden tam ayıramaz. Âlimler buyuruyor ki:

Ahmakla arkadaşlıktan sakın. Çünkü, sana iyilik edeyim derken, zararı dokunur.

(Hz. Ömer)
Dişi ile tırnak uçlarını ısırmak ahmaklık alametidir. (Hz. Ali)



Ahmaklar arasında bulunan horlanır, âlimler arasında bulunan hürmet görür.

(Cafer-i Sâdık)
Dünyayı ele geçirmek için âhireti [dinini] vermek ahmaklıktır. Yaratıkların en

ahmağı nefistir. Çünkü her isteği kendi aleyhinedir. (İmâm-ı


Rabbânî)


Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem yine Buyurdular




"Ahmak olanla ilgini kes."

(Hadis-i Şerif , Beyhekî)

Ahmaklik zehirli gazlar gibidir , nerden sizip girecegi belli olmaz, o yüzden

ahmaklarla alakayi kesmek lazim, yoksa onun o zehirli gazi, sızıp senin oldugun

yeri kaplarsa, senin fikirlerinide zehirler, ve artik sen de deli ve ahmak gibi

olur, iyi düşünemez , akledemez olursun, ve muhakeme kuvvetin zayiflar.

Bilim Admlari Sigaranın içindeki zararlı maddeleri şöyle siralamişlar:


Polonyum - 210 (kanserojen),
Radon (radyosyon),
Metanol (füzeyakıtı),
Toluen (tiner),
Kadmiyum (akü metali),
Bütan (tüpgaz),
DDT (böcek öldürücü),
Hidrojen Siyanür (gaz odaları zehiri),
Aseton (oje sökücü),
Naftalin (güve kovucu),
Arsenik (fare zehiri),
Amonyak (tuvalet temizleyicisi) ,
Karbon (eksoz Monoksit gazı),
Nikotin
ve 3.886 toksik madde.

Sonuç olarak Bunlarin TOPLAMI olrak ciğerlerimizde oluşan Katran


(asfalt).


Vücudunuza giren 1 gram eroinin veya nikotinin ve alakol ve benzerlerinin,

beyninizdeki 1 milyon hücreyi öldürdüğünü biliyormuydunuz, ve böylece insanin

gün , gün ahmaklaştığını biliyormuydunuz.
Bütün uyuşturucuların önce aklı, sonra hayatı mahvettiğini;
ve böyle alişkanliklari olanlrin, dogacak cocuklarinada ahmakligin sirayet

etigini biliyormuydunuz. ve böylece ortda dolaşan ve akletmeyen kalp, ve akletmeyen

akil ile, dinsiz, ye iç iç otlan, eglen yat ,.. birde s... toplumu meydana geldiginin farkindamisiniz.
Allah, kitap,kuran sünnet mümin müslüman deme böylelerine, hemen hasım

kesilirler, cünkü ebu cehil gibi akletmeyen kalp sahibi oldular.

أُولَئِكَ الَّذِينَ طَبَعَ اللّهُ عَلَى قُلُوبِهِمْ وَسَمْعِهِمْ وَأَبْصَارِهِمْ وَأُولَئِكَ هُمُ الْغَافِلُونَ


Esteuzubillah

Ulâikellezîne tabeallâhu alâ kulûbihim ve sem’ihim ve ebsârihim, ve ulâike humul gâfilûn.

(Sadakallahul Aziym NAHL Suresi - 108. ayet )

Meali :

İşte onlar, Allah’ın; kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. İşte onlar gafillerin ta kendileridir.

(Sadakallahul Aziym NAHL Suresi - 108. ayet )

كَذَلِكَ يَطْبَعُ اللَّهُ عَلَى قُلُوبِ الَّذِينَ لَا يَعْلَمُونَ

Esteuzubillah

Kezâlike yatbaullâhu alâ kulûbillezîne lâ ya’lemûn

(Sadakallahul Aziym RUM Suresi 59. ayet )

Meali :

Allah, onların kalplerini işte böyle mühürlerde, onlar bilmezler.

(Sadakallahul Aziym RUM Suresi 59. ayet )

وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ آمِنُواْ كَمَا آمَنَ النَّاسُ قَالُواْ أَنُؤْمِنُ كَمَا آمَنَ السُّفَهَاء أَلا إِنَّهُمْ هُمُ السُّفَهَاء وَلَكِن لاَّ يَعْلَمُونَ

Esteuzubillah

Ve izâ kîle lehum âminû kemâ âmenen nâsu kâlû e nu’minu kemâ âmenes sufehâu, e lâ innehum humus sufehâu ve lâkin lâ ya’lemûn.

(Sadakallahul Aziym BAKARA-13. ayet)

Meali :

Onlara, “İnsanların inandıkları gibi siz de inanın” denildiğinde ise, “Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?” derler. İyi bilin ki, asıl akılsızlar kendileridir, fakat bilmezler.

(Sadakallahul Aziym BAKARA-13. ayet)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem yine Buyurdular

"Akletmeyenin dini de yoktur"

(Hadis-i Şerif , Tirmizi)

Ahmaklık, kârını zararını bilmemek, iyiyi kötüyü ayıramamak, körü körüne bir şeye

saplanıp gitmektir. İyilik yapıyorum sanarak kötülük eder, fitneye sebep olur.

Susulacak yerde konuşur. Çeşitli zararlara sebep olur.Ahmak insanı iknaya

çalışmak da boşunadır. Ona ne söylense faydasızdır. Fayda yerine zararı olur. Tartışmaya hiç gelmez.

مَثَلُهُمْ كَمَثَلِ الَّذِي اسْتَوْقَدَ نَاراً فَلَمَّا أَضَاءتْ مَا حَوْلَهُ ذَهَبَ اللّهُ بِنُورِهِمْ وَتَرَكَهُمْ فِي ظُلُمَاتٍ لاَّ يُبْصِرُونَ صُمٌّ بُكْمٌ عُمْيٌ فَهُمْ لاَ يَرْجِعُونَ أَوْ كَصَيِّبٍ مِّنَ السَّمَاء فِيهِ ظُلُمَاتٌ وَرَعْدٌ وَبَرْقٌ يَجْعَلُونَ أَصْابِعَهُمْ فِي آذَانِهِم مِّنَ الصَّوَاعِقِ حَذَرَ الْمَوْتِ

واللّهُ مُحِيطٌ بِالْكافِرِينَ

Esteuzubillah

Meseluhum ke meselillezistevkade nârâ(nâren), fe lemmâ edâet mâ havlehu zeheballâhu bi nûrihim ve terekehum fî zulumâtin lâ yubsirûn. Summun bukmun umyun fe hum lâ yerciûn. Ev ke sayyibin mines semâi fîhi zulumâtun ve ra’dun ve berk (berkun), yec’alûne esâbiahum fî âzânihim mines savâiki hazaral mevt(mevti), vallâhu muhîtun bil kâfirîn.

(Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 17 - 18 - 19. ayet)

Meali :

Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları göremez bir şekilde karanlıklar içinde bırakıverir.
Onlar sağır, dilsiz ve kördürler. Artık onlar dönemezler.Veya (onlar), gökten boşanan, içinde karanlıklar, gök gürlemesi ve şimşek bulunan bir yağmura (tutulmuş) gibidirler. Yıldırımların (dehşetinden) ölüm korkusuyla kulaklarını parmaklarıyla tıkarlar. Ve Allah, kâfirleri kuşatandır.

(Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 17 - 18 - 19. ayet)

Bu ayet neyi tarif ediyor? hani matrix filimindeki dünya semasnin gazlarin kapladigi, ve güneşin o kara bulutlari yirtipda dünyayi ayinlatamdigi, insanirin ise uyudugu ve sanal bir alemde sadece yaşadiklarini sandiklari, halbuki sadece sanal alemde

kitlenmişler ve güneş ve dünyayi görmüyorlar ya rüyada gibi yaşiyorlar, işde o en son gavur ve küfür zamanini tarif ediyor, hepden Allahin kafirleri kuşatip onlarin iyice düşünemeyen

ahmaklar oldugu vakti, yani gecen Vde gördüm, ortaokul ve lise ögrencilerine soruyorlar: "alti kere sekiz kac eder" diyor bilmiyorlar cocuk ve gencler, hepden hazircilik hesap makinasi ile yapa yapa, yeni nesile daha akildan matematik yapmasinida ögretmez olmuşlar artik, el ay a, bizler dibe dibe cöküyoz, yani artik hepden teknoloji diye yutturulan bu sanal yaşam insanlarin akletmesini önlüyor, yani teknolojiye mahkum ahmaklar sürüsü ve ve bu teknolijiyle inlsari manuple eden ve tanrilari oldugunu iddia eden deccal, onlara ne emrederse onu yapar oldular, ve olcaklarda yani.

Bu deccal ve avensinin yaptigi hakkinda İmâm-ı Rabbani diyorki:

"Dünyayı ele geçirmek için âhireti vermek ahmaklıktır."


Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem yine Buyurdular

"Ahmaklığın en kötüsü, Müslümanlığı bırakıp, başka dine meyletmektir."

(Hadis-i Şerif , Deylemî)

Bu Deccalin Atmosfere birakatigi iyonlar ve gazlar ise: üzerinden amerikan ucagi geciyor, yahut bilmem israil ucagi, bilem nerenin ucagi geciyor, sen o ucagin, senin üstünden gecerken nasil bir gaz biraktigindan haberin varmi? yok. ve sen saniyorsunki, bir duman ve sis bulutu ucagin arkasindaki , halbuki coğu öyle değil işde, resmen insanlari zehirledikleri, ve manuple edebilcekleri o gazlari atmosfere birakiyorlar. ve o ayni sigaranin icinde sayilnlar gibi ve benzeri gazlar, ve metal gazlari, ve ve zehirli agir gazlar oldugundan, dibe cökme gösteriyor, o senin üstünden birakti amma, az sonra agirligindan dolayi, cöke cöke insanlarin oldugu yere iniyor, ve insanlar manyaklaşiyor, ya tayyip koyunulari gibi salaklaştiriyorlar ve onlar ile iyonlarla, yada insanlari manuple edip, yönetip cani, katil, sapik yapiyorlar. nitekeim gaz kacagi olan eve girince, önce camlar acilir,ve sonra yerler sanki süpürülüyormuş gibi yapilip, dibe cöken o gazin yükselmesi, ve camdan cikmasi saglanmaya calişilir degilmi , yani agir gazlar dibe cöker, bunu anlatmaya calişiyoruz, ve senin üstünden gecen bir ucak bu gazlari atmosefere birakinca, o rüzgar ile dagilir, ve sonra o manuple edilmek isteneilen, ahmaklaştrilmak istenilen bölgenin üstüne inmesi saglanmiş oluyor, yani nerden zahirlendiginizin farkinda bile degilsiniz. Nitekim nasil alkol ve uyuşturucu alanin, akli muhakemesi bozulup, düşünme ve konuşma yetenegini kullanirken zorlandigini, ne yaptigini bilmedigini, herkes bilir. ve fareden bile korkak iken icince alkolu kabadayi kesildigi meşhur fikra "fare alkol alinca, Masaya elini vurur " o Kedi burya gelcek " der. kabadayi olur cikar, yani ve bu gazlar ilede tavuk gibi fare gibi tavşan gibi korkaklar bile, en cessur yapiliyor, ve sürülüyor masumlarin üstüne, ve zulmettiriliyor, cünkü nerden aldi bu gazi, işde o atmosfere birakilan gazlardan aldi, ve tabiki ondan sonra ney aptgini bilmeyen ahmak "Allahuekber" der kafa keser , cünkü aldi bir gaz amma nerden aldiginin farkinda degil ahmak.
Ayni zehirli gazlar ve maddeler yine topraga kariştrilarak bitkilere yiyeceklere, iceceklere , suya , yagmura, giyeceklere kariştriliyor, ve ilacalara katiliyor ve manuple etmek istedikleri insanlari istedikleri gibi yönlendiriyorlar. yine suni yagmur ygdirliyorki, o gaz karişmiş su ve yagmur ile tapraga karişmasi saglaniyor, o atmosfere birakilan gazlarin toplandigi bulutlardan birde yagmur yagidirilip böylece o gazlarin sivi halde topraga sizmasi saglaniyor, bütün bitki örtüsü zehirlenmiş oluyoro, kim yapiyor dünyayi yönetip tanrilik iddia edecek olan DECCAL köpegi ve askerleri uşaklari,

---oOo---

Cabir b. Abdullah Ensari'nin (r.a.) naklettiğine göre:

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Benden evvel hiçbir kimseye verilmedik beş (şey hep birden) bana verilmiştir: Her Peygamber özellikle kendi kavmine gönderilirken ben kırmızı siyah bütün insanlara gönderildim.

Ganimetler bana helal edildi, halbuki benden evvel kimseye helal edilmemiştir.

Yer (yüzü) bana temiz, temizlik sebebi ve mescit kılındı. Onun için kim olursa olsun namaz vakti gelip çatmış ise bulunduğu yerde namazı kılıversin.

Önümdeki bir aylık yola kadar (düşmanlarımın kalbine) korku (salmam) için bana yardım edildi ve bana şefaat (etme hakkı) verildi."

( Hadis-i Şerif , Sahih-i Müslim )


yani mescid öyle sadece "Sultan Ahmet Cami" bilmem falan yerin "ulu camisi" degilmiş, bütün yeryüzü mescitmiş

ve mescitleri temiz tutma hususunda peygamberimizden rivayet ediline bir hadis var, fakat metnini internette aradim bulamadim, hadis şu manada bir hadis

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Allahin evlerinden, bir necaseti pisligi kaldirip izale edenin, kaldirdigi o necaset ve pislik, ahirette onun hurilerine mücevher olur."

( Hadis-i Şerif , Kaynak Belli Degil bulamadim )

yine peygamberimiz bir ara, ashabi kiramdan bazilarina , sokakdaki, balgam ve tükürükleri geri toplatip izale ettirdi.
yani eger yerüyüzü mescit ve mescitlerde Allahin evi hükmündeyse, o zaman heryerin temiz tutulmasi lazim degilmi, o hurilere mücevher bahsindeki hadis, temizlige teşvik icindir, yani insan nasil elini kolunu yüzünü yiyecegini icecegini temiz tutuyorsa bulundugu mahalleyi, şehiri, ordaki camileri, ve okul işyerlerini, parlklari, bahceleride,... temiz tutmali degilmi, amma bunun icin cöp dedigimiz, ve hastalik ve mikrop üretebilcek olan, necaset ve cöplerin ise, bir yerde toplanmasi lazimki, diger yerler temiz kalsin degilmi, cöplük denilen yer olmazsa, diger yerler temiz kalamazki, heryere cöp atilirsa, her yer cöplüge döner degilmi, o halde pisler ve ve mikrop üretecek neceset cinsi şeyler, cinsince belli yerlere hapsedilmelidir, ve onlarin etrafa yayilmasininda önüne gecilmelidir degilmi, yoksa insanlar kolere, veba gibi hastaliklara tutulurlar. Güünmüzde bu yapiliyormu evet tam manasinda olmasada yapiliyor.
ikinci aşamada şudur ki: işde ayni temsili bazda, suclularin, hirsizlarin, haydutlarin, zinakarlarin, sapiklarin, katillerin, canilerin, zalimlerin, yalancilarin,....... bir yerde hapsedilmesi lazimki, diger masum kimselerin IRZI, namusu, cani, mali güvende ve emniyette olabilsin, ve buralara biz hapishane diyoruz günmüzün dünyasinda, ve yapilyormu bunlar, evet kismen yapiliyor,
ücüncü aşama ise şudurki : Cehennem olmali ki, ve icinede bütün kötü ve cirkin ahlakli kimseler, yukarda saydigimiz ve ayrica kafirler, müşrikler, münafiklar, hilekarlar, kötü kimseler yalancilar, kötü kaşifler, ve "acele şeytandan dedi muhammed" aceleciler, ve benzeri daha bircok kötü sifatli kimseler yani "istiaze duamizda" saydigimiz kötü kimseler bunlarin bir kismi sadece, ve bunlar icine koyulsunki, iyi ve salihler ve müminler cennet denen yerde felah bulsun, cünkü cennete akrep gibi birşey girse, herkesi soksa, oraya cennet denilirmi? nerde kaldi oranin cennetligi o zaman degilmi? öyleyse cehennemin yaratilma sebeb,i işde müminler ve salih ve iyi huylu kimseler rahat etsin diye, müminden kasit iyi kimseler ferah bulsun diye, yoksa cennet denen yerde kötülerde barincaksa ne manasi kaldi cehennemin ve cennetin yaratilmasinin degilmi? öyleyse saidi nursi "Cennet ucuz değil, cehennem dahi lüzumsuz değil." demiş ve bu sözle bu bahsida kapatiyoruz.

---oOo---

Başka bir mesele "Ruhunm genişlemesi"

Denilirki bazi evliyalarin, kabrinden kirk fersah doguya, kirk fersah batiya ,.... şefeat yetkisi verilir denilir, yani adam yetki sahibi, KIRK fersah yakinina geleni manen görüyor, ve manen yani maneviyatta yardim ediyor demekdir bu, korur gözetir faydali şeyleri bildirir,... ilham ve rabita yoluyla.

Başimizdan gecen bir olayi bu konudaki ilk deneyimimizi sizlere anlatalim:
Nakşi takitanin mensubu olduk, aradan baya zaman gecti, ve günlük vird ve zikir cekiyoruz, ve ben günde 21 000 Allah zikiri sinirina geldim,onun emmareleri görülmeye başladimi, zikrini biraz daha yükseltiyorsun, ve ordan ötede artik letaif zikri cekiliyor, ve ben ilerisini ögrenmek icin letaif zikri ceken bir sofiye sordum, letaif zirkrini cektikce insanda ne gibi degişiklik oluyor dedim, dedi o: hani dedi biri misafir gelecek, veya sana dogru geliyor, daha o gelmeden, sen onun gelcegini veya kimiin misafir gelecegini "hissi gablel vuku" ile biliyorsun dedi, bu sadece faydlarindan bir faydaya bir örnek, yine Ekrem abi diye, bir vekil abimiz var, o da dedi: "Kabenin önünde zikrimi cekdim" dedi "kalbim öyle genişlediki, icine bir koyunu kesip atsan, sigacak kadar oldu" dedi, yani ikinci örnek bu da. ve yani his kuvvetin (ruh gücün) genişliyor ve bizim Afyon/Sandikli da "Muradin camisi" ve murat efendinin türbesi vardir, rivayaet olurki: bu mübarek zat a postaci bir mektup getiriyormuş, daha sandikliya varmamiş postaci, bu zaatta minareden ezan okumaya cikmiş, gelcek mektubundan haberdar olunca, "hissi gablel vuku" bilir ve minareden elini uzatip, postacidan mektubunu almiş diye rivayet ederler. yani ha Ekremin kalbinin genişlmesi, ha muradin efendinin elinin uzmasi, ayni şey yani, işde yine kevni boyutta anlatirsak bunun misalini, yani güneş öyle genişliyorki, bize onun işigi 8 saniyede ulaşiyor diyor bilim admlari, ve bizi aydinlatiyor, yani güneşin eli bize uzaniyor demek gibi yanii. işiklari partikülleri uzaniyor. yine süreyya yildizi öyle bir yildiz ki, onun ruhu ta bize kadar ulaşiyor, öyle genişlemişki, o bizden haberdar, amma onun bizden haber almasi nasil güneşimizinki bize ulaşmasi sekiz saniye sürüyorsa, süreyyanin ulaşmasi icinde, bir süre var, amma öyle genişlemişki kainatin bir ucundan bize dokunabiliyor, ve istedigini istedigi uyariyi yapabilir, ve bak sagina, bak soluna, bak falan yerde para var, filan yerde iş var, ve kendinin uzandigi noktalardaki faydali biligileri, ve uyanik olan, onun dokundugunu bilen, uyanik firasetli kimslere deyiverir, degilmi? yani süreyya. yine şira yildizi böyle, andromeda da böyle, öyle olunca insan işde ruhunu kuvvetlendirirse zikir ve taatlerle , uzakligi süreyyada olsa, elini dünyaya uzatabilir, ve muradin veya "Murat" dede gibi yani. ve öyle olunca Hz. Muhammed (S.A.V.) önceki yazdimgiz hadisde ne dedi

Önümdeki bir aylık yola kadar (düşmanlarımın kalbine) korku (salmam) için bana yardım edildi ve bana şefaat (etme hakkı) verildi."
o zamanki hali ile, yani bir aylik yol kadar ruhu genişlemiş Muhamed mustafa efendimizin, yani o öyle hem bir aylik yola sinyal yollayabiliyor, hemde ordakilerden haberdar olmaya başliyor, yani muhammedin letaiflerinin calişmaya başladigi zaman demekdir, bu demekde. Ve bugün ise güneşimizde burdan süreyyaya kadar uzanabilmekde, yine yani Miladi 571 den cikip 2016 lara uzanabiliyorl muhamed diyoruz. bize faydasi ve şefaati haala her herzaman dokunmakda, insanlari haala teerbiyet edip, müslüman ve iyi kimseler arasina katmakda,
gecen gün bir Yabanci filmden bir parca seyrettim, hirisistiyan bir insan diyor ki "insan iki kere ölürmüş, biri son nefesini alip verince, bir digeride ismini son bilen bu dünyadan göctügünde " diyor, yani işde biz salavat getirip muhammed dedikce, muhammedin nuru sag, ve bizlere şefaat etmeye devam edecekdir, ne zaman insanlar, Allahi ve peygamberleri unuttu, o zaman onlarin faydalari ve şefaatleri ulaşmaz oldu, yol gösteremez oldu demekdir, ve yeryüzü eger işde duman ile kaplanarsa, o matrix filimindeki gibi, işde onlarin faydalari artik insanlra yol göstermez olur .

ve kiyamet almetlerinden olan "DUHAN" yani dumanin cikmasida budur, yani semanin, kafirlerce, veya bizlerin yanliş uygulmalari ile, dumanla ve zararli gazlarla kaplanmasi, ve böylece peygamberlerin nurunun fayda vermez olmasi. tam ahmaklaştirma operasyonu, herkesin uykuda yaşayip, birde kendini uyanikin sanmasi gibi birşey, cünkü sema duman olunca dünya karanlikda kalcak, ve insanlar sadece uykuda yaşayacaklar, cünkü uiykudaki yaşayan insanin lambaya ihtiyaci yok, cünkü onun lambasi kendi icinde var zaten, yani yine diyod ve idiyotlar sistemi yani insani insalikdan cikarinca ahmet Hulusi ve Adnan okrtar gibiler, insan sadece data diye inandirinca, böyle ahmkca bir inaniş insanlari böyle bir felakete sürükleyecek.

Ey Rabbim, Duhan cikdiginda, duhanin şerrinden, müminlerini, onlarin icinde bizi, ve ehlimizi, ve cemaatimizden olanlari sen koru.

--oOo---



وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--



Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 1 Haziran 2016 Cumartesi

Original Kar © glan

Terakki - Cennet veya Cehenneme Dönüşüm (Kar©glanin 27 Nisan 2016 Vaazi)

Terakki - Cennet veya Cehenneme Dönüşüm

(Kar©glanin 27 Nisan 2016 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِذَا جَاءكَ الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِآيَاتِنَا فَقُلْ سَلاَمٌ عَلَيْكُمْ كَتَبَ رَبُّكُمْ عَلَى نَفْسِهِ الرَّحْمَةَ أَنَّهُ مَن عَمِلَ مِنكُمْ سُوءًا بِجَهَالَةٍ ثُمَّ تَابَ مِن بَعْدِهِ وَأَصْلَحَ فَأَنَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ


Sadakallahul Aziym EN'AM-54 ayet

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve izâ câekellezîne yu’minûne bi âyâtinâ fe kul selâmun aleykum ketebe rabbukum alâ nefsihir rahmete ennehu men amile minkum sûen bi cehâletin summe tâbe min ba’dihî ve asleha fe ennehu gafûrun rahîm

Meali :

Âyetlerimize iman edenler sana geldikleri zaman, de ki: “Selâm olsun size! Rabbiniz kendi üzerine rahmeti (merhameti) yazdı. Şöyle ki: Sizden kim cahillikle bir kabahat işler de sonra peşinden tövbe eder, kendini düzeltirse (bilmiş olun ki) O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”

Sadakallahul Aziym EN'AM-54 ayet

قُلْ إِنِّي عَلَى بَيِّنَةٍ مِّن رَّبِّي وَكَذَّبْتُم بِهِ مَا عِندِي مَا تَسْتَعْجِلُونَ بِهِ إِنِ الْحُكْمُ إِلاَّ لِلّهِ يَقُصُّ الْحَقَّ وَهُوَ خَيْرُ الْفَاصِلِينَ

Kul innî alâ beyyinetin min rabbî, ve kezzebtum bihî, mâ indî mâ testa’cilûne bihî, inil hukmu illâ lillâh(lillâhi), yakussul hakka ve huve hayrul fâsılîn

Meali :

Ben sizinle, o sizin acele ettiginiz Kiyamet arasindaki ayrac gibiyim. Ki baziniz onu, kisa ve yakin kilmaya calişirken, ben (veya O) ise, onunla (Kiyamet ile) araya fasila koyup, acmaya calişanim. Artik Aramizda ki Hüküm Allahindir.

(Sadakallahul Aziym EN'AM-57 ayet )

---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“En şiddetli düşmanın, iki yanın arasındaki nefsindir.”

( Hadis-i Şerif , Beyhakî)

“Şüphesiz ki her şeye cilâ verecek bir âlet vardır, kalbin cilâsı ise zikrullahtır.”


( Hadis-i Şerif , C. Sağir)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

Zikri Raşidi Evradı Pro7 (V270420160905) Çıktı, Aldinizmi Okudunuzmu

Yolumuzdan gidecek ve zikirilerimizi cekecek olanlarin dikkat edecegi hususlar
1 - ilk 40 gün aksatmamaya calişmak. Eger aksarsada en kisa sürede 40 güne tamam etmek
2 - Bu dualarin yaklaşik tamami, ya ayet, yada hadislerden derlenmişdir. Dualari dua olarak anlamini bilmeden okumayi birakip, dualarin manalarini, internete yazarak veya hafizlardan sorarak, manalarinida bulup ögrenip öyle okumaya devam etmek, cünkü şeytan ve Deccal aleyhillane, size ilerde bu dualari yanliş okutmak icin yollar arayacakdir, ve siz manasinida bilirseniz, sizi yaniltamaz, amma sadece arapca ezbercilik yaparsaniz, o zaman "e" yerine "be" dedirtir ve FAYDA YERINE ZARARI OLUR.
3- ilerde siz duada hizlandikca, şeytan ve deccal sizin gözünüze duayi yanliş göstermek icin, okurken sizi adim adim takip edecek, ve sizi yakalarsa size duada iyi şeyler isterken bunlari ters cevirip kendinize beddua ettirnmeye calişabilir, buraya gelince dikkat ediniz, ve şeytan ve deccal sizi takibe başladiysa bir ibadette, mesala namazda hanefiyi yapiyorsaniz, onun yaklayacagini hissetginizde, o ibadetin şafisini biliyorsaniz şafiye gecin hemen, onuda yakalacacak olursa, maliki ve hanbeliye atlayin hemen, yani eger duanizi arapca okuyor manasinida kendi dilinizde biliyorsaniz, birde yabanci diliniz var ise, o zaman mansini bilirseniz tam sizi yakalayacagi sirada, mesala almancaya ve ingilizceye gecin, atlayin. almanca manasini dua edin, o zaman yakalayip yaniltamaz, yani sekte yapin, birinden birine sekin ve sekte koyunki sizi takib edemesin.sonra tekrar arapcaya dönersiniz izinizi kaybettirince.
4- Artiik Zikirleri ezberleyince, bazen zikrederken, diliniz zikrederken, akliniza başka şeyler gelecekdir, ve siz onlari düşünürken dil otamatik pilota gecip zikre devam etcekdir. ancak akliniz başinize gelipde zikrinizi hatirlayinca otamatik pilottaki dilin zikrettigi yer, sizin biraktigniz yer olmayabilir, o ileri veya geri kalmiş olabilir, siz burada, aynen bazi televizlyonlarin cok kanalli bir satalit receiverini acinca, sen mesala TRT1 e bakacan amma, acinca TV yi o dünkü kaldigi yerde kalmiş olabilir, ve o yüzden, sen acinca aynen yeniden TRT1 sececegin gibi, Zikirde de uyaniklik hali gelipde kumanda size gecince, hatirladiginiz kadari ile, en son kaldiginiz yerden devam edin, otamatik pilotunkinden degil yani .
5- Cektiginiz zikirlerde bazen şeytan unutturur, veya yerimizi kaybettirir ve ikimi cektim ücmü cektim durumuna düşeriz, aynen namazda iki mi kildim ücmü gibi, bu durumda evla olan, kalbimiz kac cekdim diyorsa onda karar kilip gerisini tamam etmekdir. nitekim namazda kural, böyle bir vehme düşünce yapilmasi gereken, kalbin kacda mutmain ise o kadari kildim sayip, kalani tamamladikdan sonra, iki defa secde edip selam vemek yani sehiv secdesi yapmak yeterli dedi muhammed. bizde duamiza alfabe duasi koyduk ki onunla zaten hatalarimiz ve eksiklerimiz tamamlanmiş olcak. yani duamizin sehiv secdeside işde o alfabe duamizdir, zaten zikirin (Evradin) icinde mevcuttur.


---oOo---

Vaaza dönersek gecen hafta sibgatullah demek Biyolojideki DNA demekdir demişdik. ve ayrica

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اتَّقُواْ اللّهَ وَكُونُواْ مَعَ الصَّادِقِينَ

Yâ eyyuhâllezîne âmenûttekûllâhe ve kûnû meas sâdikîn.

Ey iman edip Allah’a yaklaşmayı dileyenler, doğrularla iyilerle beraber olun.

TEVBE Suresi 119. ayet

ve Allah müminlerine ve dostlarina iyilerle berabar olmamizi emretmiş, yoksa bizlerin hasta olacagini, amma bu hastalik manevi olur ammada maddi olur demişdik. Ve

Allah’ın sevmediği davranışlarin sevmedigi kimselerde oldugunu, onlardan uzak durmak gerektigini yazdik, bununda bizim maddi ve manevi sihhatimiz icin oldugunu yazdik söyledik. ve böyle olunca Yeni versionumnuzda Ebubekr olarak dogabilmek icin, ve onun tabiatinda cibilliyatinda dogabilmek icin, sadikjarla beraber olmak gerekmektde, ve sözünün eri sadik sözüne sadik kimselerr olmak gerekmekdedir, böyle olunca dogacak cocuga konacak olan Ebubekir ismi öyle yalancikdan degil bizatihi Ebu bekir gibi cocuklar dogabilir, yine adaletli ve adil kimselerle dostlukda, onlarain ahlakiyla ahlaklanirda adaletli davaranabilirsek, o zaman yeni veersionumuzda Ömer olarak dogariz, yahutta buna zit olanlar, Hz. ömere münafiklik edenler gibi dogar, yahut ibrahim ibrahim ise, onun antisi gibi davrananlarda, nemrut olarak dogarlar, musa olcak cocugunda illaki bir firavunu olur, yani onun antisi olarak dogan firavun cibilliyatli cocuk.
DNA spiralinde 3 sarmal vardir, birincisi anne taafrindan gecmişimiz, 2. si baba tarafindan gecmişimiz, ve 3. de ceddimiz yani, hangi peygamber soyundaniz, onu belli eder, ve hepsinden karekteristik özelikler alir cocuk ,bu DNA sayesinde, o yüzden mesela memeli hayvanlar bellidir, ve onlarin cibilliyatini taşiyan kadin ve erkeklerde, gögüs kisimi iri olur, ve memesiz hayvan olanlarda ise gögüsler kücükdür, memesiz olurlar, onlarin cibillyatini taşiyan insanlar, yine zehirliler bellidir, zararli kimseler,zarari neticesinde hangi zarari oluşturuyor ise, o hayvanin cibiliyatini taşiyor demekdir.
ve işde eger, ebu bekr gibi cocuk olmak isterken, dogrular yerine, kazibin ile yalancilarla beraber olunursa, işde o zaman Ebubekrin antisi olacak olan cocuklar dogar, yani allah herkesi düşmani ile yaratirki biri ile digerini tesviye eder işde.

Zikir Evradimizdaki istiaze duasinin gayeside budur zaten. kendimizi ve askerlerimizi bu kötü sifatli kimselerden uzak tutmakdir manasi, ve sütü süt olarak muhafaza edemeyen, peynir yaparda muhafaza eder, peynir olarak muhafaza edemeyen yogurt yapar, ve maya olarak muhafaza eder, onuda yapamayan kesik ve norcuk olarak cökelek olarak muhafaza eder, onuda yapamayan kurtlu kurtlu yer, bu temsili misaldir. insan insan olarak kalamiyorsa, kendi dogdugu sifatini koruyamaz ise bir alt seviyeye iner, onu muhafaza etmeye calişir, onuda edemez ise, yine bir derece daha aşagi iner, ve onu muhafaza etmeye calişir, iyilerden en altta levvame nefis vardir, en azindan levvame nefsi korur onuda koruyamaz ise ateşe girmeye razi olur, ve kötü veya zehirli yahut vahşi bir yaratik olmaya razi geldi demekdir, ve cehhenem ehli oldugu ve olacagi aşikaredir, ve cennette akrep olmaz, cennette timsah olmaz, cennet ulvi ve temiz salih kullarin yurdudur, gercek mümin zarari dokunmadigi gibi birde derecesi yüksek olanlar faydalidir, en azindan Hz üzeyrin eşegi gibi sirtina binilir, yükünü taşir, seni taşir, bir üst "at cibilliyati" yine daha süratli gider, seni ve yükünü varacagin yere ulaştirir, daha faydalisi mesela "ari" kendisi yenmez amma, yaptigi bal temizdir yenir, şifa olur, daha iyisi inek koyun gibi, hem etinden, hem sütünden, hem derisinden fayda görülür ve bunun misalide hem yaşarken faydalidir, hemde öldülkden sonrda faydli olan alimler gibi kimselerin cibilliyatlari olan hayvani nefisler. Amma bir timsah deresine gölüne geleni hart diye yutar, faydasi yok birde zarari var.
işde iyilerle beraber olarak iyilerin ahlaki ile ahlaklanan elbet terakki eder, onlarla beraber olur onlarin gidecegi yere gider , onlarla iyilerle beraber olup dostluk etmeyen daglarda kurtlarla tilkilerle dostluga başlar, ve en kötü yaratiklara kadar düşer, ve en son kötü bir mikrop olur cikar. ve en aşagi nefislerin başi emmare nefisli kimseler olurlar ve onun aşagisi "emmare bissüi" kötülükden zevk alan nefis, cehennem ehli yaratiklar, artik cehhenneme dönmüş olanlar gecen haftlardaki ayet, yani cehennemin parcasi olmuş olan yaratiklar. Temsili misal mümin birisini köpek isirdi, işde senin bir günahina cehennem oldu yakdi, yani isirdi seni, daha ne cehennemi ariyon sen, ve bir başkasi ateş oldu ve bir mümini yakdi, işde bir günahin yüzünden o ateşin parcasi olmuş bir insanin cibilliyati seni yakdi, sana zarar verdi demekdir.
Dinde terakki vardir ve nefis katman katman ya yükselir ulvi ruh derecesine cikar, yada sufli kötü ruh derecesine iner, kimde hata ettikden sonra kendini düzeltirse, rabbinin rahmeti onu yakalar ve terakki eder, bu terakki ya iyilere dogrudur, yada kötülere dogrudur, ya yukari, yada aşagi dogru olur bu baştaki ayette şöyle gecer:


إِذَا جَاءكَ الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِآيَاتِنَا فَقُلْ سَلاَمٌ عَلَيْكُمْ كَتَبَ رَبُّكُمْ عَلَى نَفْسِهِ الرَّحْمَةَ أَنَّهُ مَن عَمِلَ مِنكُمْ سُوءًا بِجَهَالَةٍ ثُمَّ تَابَ مِن بَعْدِهِ وَأَصْلَحَ فَأَنَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ


Sadakallahul Aziym EN'AM-54 ayet

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve izâ câekellezîne yu’minûne bi âyâtinâ fe kul selâmun aleykum ketebe rabbukum alâ nefsihir rahmete ennehu men amile minkum sûen bi cehâletin summe tâbe min ba’dihî ve asleha fe ennehu gafûrun rahîm

Meali :

Âyetlerimize iman edenler sana geldikleri zaman, de ki: “Selâm olsun size! Rabbiniz kendi üzerine rahmeti (merhameti) yazdı. Şöyle ki: Sizden kim cahillikle bir kabahat işler de sonra peşinden tövbe eder, kendini düzeltirse (bilmiş olun ki) O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”

Sadakallahul Aziym EN'AM-54 ayet

فَسَلَامٌ لَّكَ مِنْ أَصْحَابِ الْيَمِينِ
وَأَمَّا إِن كَانَ مِنَ الْمُكَذِّبِينَ الضَّالِّينَ فَنُزُلٌ مِّنْ حَمِيمٍ
وَتَصْلِيَةُ جَحِيمٍ
إِنَّ هَذَا لَهُوَ حَقُّ الْيَقِينِ

Fe selâmun leke min ashâbil yemîn.Ve emmâ in kâne minel mukezzibîned dâllîn. Fe nuzulun min hamîm. veya Ha ve mim . Ve tasliyetu cahîm.
İnne hâzâ le huve hakkul yakîn

Ey sağdaki!( ey iyler zümresi) Sana selam olsun!
(Dallin veya sol ve kötüler) Ama yalanlayıcı sapıklardan ise,
Ve onlar icin alevli ateşe atılma vardır. su gibi kaynamak vardir.
veya asli vatani ateş olmak vardir, yani ateşden bir parca olmak vardir.(yani Cehenneme dönüşmek vardir.)
ve bunlar muhakkakki taddirilarak, hakkal yakin bilinir ve ögretilir.

VÂKIA Suresi 91. 92. 93. 94. 95. ayet

يَا أَيَّتُهَا النَّفْسُ الْمُطْمَئِنَّةُ ارْجِعِي إِلَى رَبِّكِ رَاضِيَةً مَّرْضِيَّةً فَادْخُلِي فِي عِبَادِي وَادْخُلِي جَنَّتِي

Yâ eyyetuhân nefsul mutmainneh, İrciî ilâ rabbiki râdzıyeten mardzıyyeh, Fedhulî fî ibâdî, Vedhulî cennetî.

Meali :
Ey mutmain olan nefs!“Sen O’ndan razı, O da senden razı olarak Rabbine dön! gir kullarimin içine , gir cennetime (Cennete dönüş, Cennetin parçası ol)

FECR Suresi 27. 28. 29. ve 30. ayetleri

رَبَّنَا لاَ تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ إِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِن لَّدُنكَ رَحْمَةً إِنَّكَ أَنتَ الْوَهَّابُ رَبَّنَا إِنَّكَ جَامِعُ النَّاسِ لِيَوْمٍ لاَّ رَيْبَ فِيهِ إِنَّ اللّهَ لاَ يُخْلِفُ الْمِيعَادَ

Rabbenâ lâ tuziğ kulûbenâ ba’de iz hedeytenâ veheb lenâ min ledunke rahmeh(rahmeten), inneke entel vehhâb. Rabbenâ inneke câmiun nâsi li yevmin lâ raybe fîh(fîhî), innallâhe lâ yuhliful mîâd.

Meali :
(Onlar şöyle yakarırlar): “Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize katından bir rahmet bahşet. Şüphesiz sen çok bahşedensin.”
“Rabbimiz! Şüphesiz sen, hakkında şüphe olmayan bir günde insanları toplayacaksın. Şüphesiz Allah va’dinden dönmez.”

ALİ İMRAN Suresi 8. ve 9. ayet

--oOo---



وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve etûbu ileyk.

--OoO--



Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 27 Nisan 2016 Çarşamba

Original Kar © glan

Allah ın Kullarını Siigaya (SiiGA VEYA SIBGATULLAH A) Çekmesi Nedir? (Kar©glanin 21 Nisan 2016 Vaazi)

Allah ın Kullarını Siigaya (SiiGA VEYA SIBGATULLAH A) Çekmesi Nedir?

(Kar©glanin 21 Nisan 2016 Vaazi)


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

صِبْغَةَ اللّهِ وَمَنْ أَحْسَنُ مِنَ اللّهِ صِبْغَةً وَنَحْنُ لَهُ عَابِدونَ

Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 138. ayet

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Sıbgatallâh(sıbgatallâhi) ve men ahsenu minallâhi sıbgaten, ve nahnu lehu âbidûn

Diyanet Meali :

“Biz, Allah’ın boyasıyla boyanmışızdır. Boyası Allah’ınkinden daha güzel olan kimdir? Biz ona ibadet edenleriz” (deyin).

Tefsiri Manada Bizim Mealimiz :

Sibgatullah demek Allahin siigaya cektigi kul demekdir , (siiga demek ise fiillerin cekimi yani mesala yapmak fiili cekilince "ben yaptim, o yapti,, onlar yapti,sen yaptin siz ikiniz yaptiniz, sizler yaptiniz, ben yaptim,biz yaptik,....gibi) ve Allah insani öyle terbiyet ederki, siigaya ceker, bugün o yapti bu yapti derken, birde bakmişsin o fiili yapan sen olmuşsun, o yapinca sana olmuyorduda, sen yapincami oldu, sen ne yaptin, o fiili sen nasil yaptin , sonra mesala o adam bagirdi, yarin sen bagirmaya başlarsin, o bagirinca ona yakişmiyorduda, sen bagirincami sana yakişdi? Allah işde insani siigaya cekerse böyle ceker, ve bir fiilin faili olarak sen, ben, o, biz, siz, onlar olarak sana tatdirir, hakkalyakin tatdiriverir.) Allahdan güzel siigaya cekenmi olur, yani terbiyet edicimi olur, ve bizler onun kullariyiz, onun tesbihi gibi, o ne cekerse biz onu cekmiş oluruz, yoksa tesbih denesinin kendi başina cektdigi zikir degil, tesbihi cekenin zikri önemlidir, velhasil kelam, seni tesbih yapip cekince, ne olarak cekdi, sen ne yaptin, sen konuşdun, onlar konuşdu, sen namaz kildin, onlar namaz kildi, sen zikrettin veyada onlar zikretti, ve sen bakdin, veya onlar bakdi, sen o tesbihde nerde yer aliyon velhasil kelam, bütün mesele budur, yoksa Allahin renginden başka renkmi var güzel olan demekde ne mana. Allahin boyasina boyanin ne mana bu ayete, varmikim Allahin yaratmadigi bir renkde, başka bir renge boyanipda o boyasini cikaripda allah rengine boyansin. siyahmi Allahin yaratmidgi renk, beyazmi, mavimi, hangi rengi Allah yaratmadida o renkden cikip, öbür renge gircegiz. Bu mana benzetme olarak olsa bile, yani Allahin emrettigi işleri tutun, onun sevdiklerini yapin, o insanlari sevdigi renklere boyar manasi olunca bile, az bir mana olur, ve siiga tesbih ipi manasinadir. yani onun dizdigi tesbihler gibi olun, onun dizidigi tesbih mesala Bakara suresindeki harfleri öyle bir siraya dizmişki, bunu ondan başka o şekilde dizebilcek bir ikinci şahis yok. yani harfler tesbih olmuş dizilmiş, hic onun dizdigi tebihden güzel tesbih olabilirmi, yani bakara suresi en güzel şekilde, hem kevni, hem dünyevi, hem mali, hem manevi manada en güzel bir diziliş ile dizilmiş bir zikir, bir tesbihdir. onu, o harflerle dizili oldugu halde okumak, onun o tilsimini oluşturur, yoksa arabin arapca acemin acemce, o sureyi teleffuz etmesi o manayi vermez. nitekim herkesin facebook, twitter hesabi var yaklaşik olarak. Haydi herkes Login isminin manasini bir arapca harflerle veya arapca manasini yazsin, sonra girmeyi denesin, yahut ayni isimi mesela bizde "cicek" demek almancada "blumen" ingilizce "flower" haydi ingiliz ayni isim ile girmek icin flower kullansin, alman blumen türkde cicek desin, ve şifreyi girip, girmeye calişsin, giriş yapabilirmi yapamaz, neden cünkü o üye eger türk ise, o giriş nick ismini "Cicek" koydusa, ona ingiltereden girince "flower" demek ile giremez yine almanyaya gidince "blumen" demek ilede giremez, illa cicek yazmasi lazim, illa cicek. öylede, ey ahmak insan, sen niye elhamdüyü öyle türkce dizmeye kalkiyon, yahut ingilizca almanca dizmeye kalkiyon, halbuki Allah buyuruyor, en iyi sibgaya ceken Allah dir ve o elhamdüyü nasil bir dizilim ile cekdiyse sibgaya, sen onunla, onun marifetine, hikmetine, manasina maneviyatina giriş yapabilirsin, yoksa fatiha fatiha olmayinca sen kurana giriş yapamazsin, önce fatihani düzeltcen, ey ahmak insanoglu. Cünkü Fatiha demek aciliş, yani şimdiki yüzyilin manasi ile, kurana, kainat kitabina Login yapmak icin kullancagin giriş bilgin demekdir o. ve sen dogru giriş bilgilerine sahip degilsen, o kainat kitabina girip, icindeki hikmetleri ögrenemezsin, önce dogru login yapman lazim, giriş yapman lazim, ve namazda her rekatta fatiha okunurki, yani login yapmasini ögreniyorsun, amma sen Login yapamiyorsan, senin o kildigin namazda, okudugunda beyhudinedir.

Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 138. ayet


---oOo---
Muaz bin Cebel (ra) şöyle dedi:

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular


‘Herkim kardeşini (işlediği) günahtan dolayı ayıplarsa, kendisi o günahı yapmadan ölmez!’ buyurdu.”

( Hadis-i Şerif ,Tirmizi 2620)

Başka bir hadiste de şöyle geçmiştir.

Vâsile bin el-Eska (ra) şöyle dedi:

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

‘Kardeşinin başına gelene sevinme! Allah ona rahmet eder de, senin başına verir!’ buyurdu.”

( Hadis-i Şerif ,Tirmizi 2621)


"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

Allah elmaya öyle bir DNA yazmişki, aynen kuran sureleri gibi, öyle bir tesbih ve harf dizilimi, ve sen ey ahmak bilim adami, bunun harflerinin yerini degiştirince ve oynayinca, temsili misal ile Web dizaynirlarin kullandigi HTML ve PHP yazilimi gibi, birde CSS denilen yazilim vardirki, bu internet sayfalarinin görünümünü onunla ayarlarsin, hangi resim, nerde gözükcek, hangi font yazi kullanilcak, kac büyüklükte harf kullanilcak, yahut bir resim sayfanin tam neresinde göükcek, mesala bir resime sen CSS kodu ile dedinki, sayfanin % 90 nin kapla dedin, ve %10 boş kalcak oraya başka resim gircecek demek olur bu, amma sen onu öyle yapmazda degiştirip oynayip mesala %90 yerine 90px göster dersen olmaz, yani işde Allah elmanin sapinin buluncagi yeri, öyle bir CSS ile yazmişki onlara DNA diyoruz, ve o sap eger o CSS ye uyarsa o Zaman tam yerinde oluyor, yoksa YILIK yamuk elmalar olur degilmi. yine Allah, insana göz vermiş, ve bunu yazdigi DNA da mesala diyorki : kafanin yukarisindan 80px aşagida, ve sag tarafdan 10px iceri gir, ve ortala ve, sag göz yap dediyse, sen bunu aldin 10 pxl i 12 px yaptin, DNA yi bozdun, YILIK yamuk adamlar, insanlar, cocuklar dogdu demekdir. ve Allah en güzel tesbihe dizendir, "sibgatullah" Allah tesbihi en güzelidir. en güzel sibgaya cekendir O. ve Allahin yazdigi tesbihi sibgayi (FITRATI) bozmayin, en güzel tesbih dizen odur demekdir bu. benim annem boncuk cüzdan örerdi, ve örülcek cüzdanin modeli bir kagida cizilir, ve fakat o modeli örmek icin, önce rengine ve sirasina göre, boncuklar tane tane, hangi renkden başlayip sonra kac tane diger renk, sonrada diger renk boncuk gircek, bu sira ile hesap edilip, önce boncuklar ipe dizilir, ve ondan sonra örülür. işde Allah da, DNA ya öyle bir yazilim yaziyorki, o annenin aldigi o cocuga ait olcak olan lokmalardan olcak hücrelerdaha önceden bellive ve onlarin giriş sirasi bile belli olamsi lazimki sira ile aynen boncuk cüzdanin önceki dizilimi gibi cüzdanin modeli olabilsin, ve onlar sira ile annein evine gelip o yer ise, o zaman onlar yerli yerine dizilcekdir, ve gecen hafta benzeri mana ile dedik, yani gidin bir araba yapan, yahut telefon yapan fabrikaya, malzemeler ayridir ve fakat, malzemeler hazir ise, onlar fabrikada yerli yerine takilmak icin başlaninca, bir vidanin numarasi uymasa, oraya robot onu takamaz dedik, gecen hafta ve öyle olunca, kimse kimsenin lokmasini yiyemez demişdik(inek veya Dana olcak lokmayi kartal olcak olana takamazsin yani). ve işde kaldigimiz yerden burada devam edince,demekki DNA demekde : Allahin SIBGASi demekmiş, ve o tesbihin sirasinda DNA zincirine bakinca, sen anliyamazsin, onun nerdeki bir göz hücrsi, yahut kulak memesi olacagini, cünkü senin önce o modeli bilmen lazim. modeli bilmeden yani cüzdanin yüzüne kartal cizilcek ise, o kartal resimine göre boncuklar dizilir, eger kedi yapilcak ise, kediye göre dizilir, öyleyse, ey ahmak bilim adami, sen dogacak cocugun ne cibilliyatinda olcagini bilmeden, niye onun kulagini gözünü yapcak olan bu DNA yi oynuyorsun ahmak. cünkü kartalin didek boyu bellidir, ve o ice dogru kivrik olabilir, amma leylek yada ördegin ki öyle degildirki. yine ördek olcak cocugun dudak yapisi, ördege uygun yapida olurki, onun sifati bilinsin, amma sen ördek olcak olna, kedi dudagi taksan olurmu allah aşkina. bir bunu anlatsin bu ahmaklara, allah aşkina (DNA yi Bozan ahmak bilim adamlarina).


---oOo---

إِنَّ اللّهَ لاَ يَخْفَىَ عَلَيْهِ شَيْءٌ فِي الأَرْضِ وَلاَ فِي السَّمَاء

İnnallâhe lâ yahfâ aleyhi şey’un fîl ardı ve lâ fîs semâ

Meali :

Şüphesiz yerde ve gökte Allah’a hiçbir şey hafi degildir, gizli kalmaz.

ALİ İMRAN Suresi 5. ayet

Cook önceki vaazlarimizda Hz Eyyubdan bahsetdik, ve onun cibilliyatinin bugday oldugunu, ve onun, allahin dostlarini birakipda, allahin sevmedigi kimselerle olan, müfsidlerle dostluk etmesi sonucu, onu müfstilerin yemeye başladigini, yani bugdayin güve zararlisi tarafindan yenip, yenik ekin tanesine döndügünden bahsetmişdik, işde yerde gökde ona hicbirşeyin gizli kalmadigi cenabi mevlamiz bize buyuruyorki:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اتَّقُواْ اللّهَ وَكُونُواْ مَعَ الصَّادِقِينَ

Yâ eyyuhâllezîne âmenûttekûllâhe ve kûnû meas sâdikîn.

Ey iman edip Allah’a yaklaşmayı dileyenler, doğrularla iyilerle beraber olun.

TEVBE Suresi 119. ayet

ve Allah müminlerine ve dostlarina iyilerle berabar olmamizi, yoksa bizlerin hasta olacagini, amma bu hastalik manevi olur ammada maddi olur.

Allah’ın sevmediği davranışlar:

Allah, aşırı gidenleri sevmez. (Bakara, 2/1909 – Maide, 5/87 – Araf, 7/55 )
Allah, fesadı sevmez. (Bakara, 2/205)
Allah, kafirlikte ileri gidenleri ve günahta ısrar edenleri sevmez. (Bakara, 2/276 )
Allah, kafirleri sevmez. (Âl-I İmran, 3/32 – Rum, 30/45 )
Allah, zalimleri sevmez. (Âl-I İmran, 3/140 – Şura, 42/40 )
Allah, kendini beğenen ve övünüp duranları sevmez. (Nisa, 4/36 – Lokman, 31/18 – Hadid, 57/23 )
Allah, hainlikte ve günahta çok aşırı gidenleri sevmez. (Nisa, /107 – Hac, 22/38 )
Allah, ağır ve inciten sözlerin açıktan söylenmesini sevmez. (Nisa, 148 )
Allah, fesat çıkaranları sevmez. (Maide, 5/64 – Kasas, 28/77 )
Allah, israf edenleri sevmez. (En’am, 6/141 – Araf, 7/31 )
Allah, hainleri sevmez. (Enfal, 8/58 )
Allah, kibirlileri sevmez. (Nahl, 16/23 )
Allah, şımaranları sevmez. (Kasas, 28/76 )

ve Hz Eyyubun denileni tutmamasi sonucu yani

إِنَّ اللَّهَ لَا يُحِبُّ الْمُفْسِدِينَ

innallâhe lâ yuhıbbul mufsidîn.

Meali :

Muhakkak ki Allah, müfsidleri (fesat çıkaranları) sevmez.

KASAS Suresi 77. ayet

Hz. Eyub hastalanip yenik düşdü.

ve Allah senin mümin dediklerine rahmeti ile mumele ettigi gibi, diger yarattiklarinada rahmeti ile mumele eder, ve kullarinin hepsini gözetir. ve işde Eyyuba tenbih ederken bak ey bugday adam, sen güvelerle dostluk edip otorup kalkma, yoksa onlar seni yemeye başlar, diye tenbihledigi gibi, güve zararlisina da, ey güve, bak sen falancilarla dosluk etme, yoksa onlar seni öldürüp seni tüketirlerde güve diye birşey kalmaz diye tenbih eder.

ve yine şeytanlarin hepsi müslüman olsa, takke takip, camide oturup, en iyi müslüman olsalar, o zaman şeytanligi kim yapacak degilmi? mesala temsili mana ile, eger traktör traktörlük yapmazsa tarlalari kim sürecek, evet eskiden öküzler beygirler sürüyordu amma, ne kadar, bu kadar insanin yiyecegi geniş araziler, öküz ile sürmeyle baş olurmu hic, yani yine otobüsler ve şoförleri otobüscülük yapmazsa yolculari kim taşiyacak degilmi?

ve şeytanin elemantar yapilarindan birisi olan demir elementi, öyle bir yapidaki, herkes oksijenle hayat bulurken, demiri oksijen öldürüyor, cürütüyor, yok ediyor. yani ZIT ve TERS bir yapisi var, hakka, hakkin kuralina ters bir yapida yani. öyle olunca onu yaratan başkasimi, hayir o da Allahin kullarindan bir kulu, ve onada rahmeti ilemi muamele eder allah, evet onada rahmeti ile muamele eder, ve Allah birilerine vahyetti ve ögrettiki, demir nemli ortamlarda kalinca, ve üst yüzeyi oksijen, veya suyla temas edince, onu cürütmekde yok etmekde, bunun önüne gecebilmek icin, birilerine vahyetti ve ögrettiki, yagli boya diye birşey keşfettirdi ve, yagli boya ile demirin yüzeyi boyaninca, onun yüzeyi hava yani oksijenle ve su ile temasi kesilmiş olmakda ve böylece onun da yok olmasinin önüne gecilmiş olmakda. ve o yüzden Allah mümine kötülerle arkadaşlik etme derken, şeytan ve teba sinada, sen şeytan kalmak istiyorsan, o zaman oksijenli kimslerle dostluk etme diye tenbih etti, ey insanoglu ve sen sanma , şeytan seninle dost olur, o bilmezmi ki senin ona zarar verecegini, onu cürütecegini, sen insanoglu, sen ahmaksin, sana şeytan ve askeri zarar verip seni tüketirken, sen onunla dosluk kurup onun istklerini yeine gitirirsin, halbuki o seninle yüzsene birlikte olsa bile, sana dost olmaz, o bilirki sen onun icin zararli mahluksun,

لَمْ أَعْهَدْ إِلَيْكُمْ يَا بَنِي آدَمَ أَن لَّا تَعْبُدُوا الشَّيْطَانَ إِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُّبِينٌ

E lem a’had ileykum yâ benî âdeme en lâ ta’budûş şeytân(şeytâne), innehu lekum aduvvun mubîn.

Ey Âdemoğulları! Ben, sizlerden şeytana kul olmayacağınıza dair ahd almadım mı? Muhakkak ki o (şeytan), size çetin bir düşmandır.

YASİN Suresi 60. ayet

insanoglu ancak sensin bunu bilmeyen, kurani anlamayan, kuranin hakikatini anlamayan ahmaksin,
neden şeytan, adem testi halindeyken onun icine dişina girip ciuip hak tüü b buna dost olmam dedi anladinmi şimdi. cünkü sen ona zarar veren yapidasin, sende hayat venen oksijen var, sen onun ezeli düşmanisin ahmak insan, anla artik bunu, ve kurani ve kainat kitabini dogru oku artik .

Allahin biz müminlre tenbih babinda sevdiği davranışlar:

Allah, ihsan sahiplerini sever. (Bakara, 2/195 – Âl-i İmran, 3/ 134,148, Maide, 4/13,93)
Allah, çokça tevbe edenleri sever (Bakara, 2/222)
Allah, temizleri sever. (Bakara, 2/222 – Tevbe, 9/108 )
Allah, takva sahiplerini sever (Âl-i İmran, 3/76 – Tevbe, 9/4,7)
Allah, sabredenleri sever. (Âl-i İmran, 3/146)
Allah, tevekkül edenleri sever. (Âl-i İmran, 3/159)
Allah, adaletli olanları sever. (Maide, 4/42 – Hucurât, 49/9 – Mümtehine, 60/8 )
Allah, kendi yolunda saf saf mücadele edenleri sever. (Saf, 61/4)
Allah’ın sevdiği topluluğun özellikleri. (Maide, 5/54)

Allah’ın en çok sevdiğini ifade ettiği insanlar beş defa geçen; ihsan sahipleri.
İkinci olarak, üç defa ile adaletli olanlar ve takva sahipleri geliyor.
Üçüncü olarak, iki defa ile temizler
Dördüncü olarak, bir defa ile de tevbe edenler, sabredenler, tevekkül edenler, Allah yolunda birbirine kenetlenerek mücadele edenler ve Allah’ın sevdiği topluluk geliyor.

--oOo---

Denilirki şeytan aleyhillane, Allahin kara köpegidir, ve o nu kullarini terbiyet etmek ve sürüsünü gütmek icin kullanir, yanliş merada yayilmaya kalkarlarsa, onu salar kovalatir, yine yanliş işlere dalarlarsa onunla onlari güdüp gidecegi yere dogru sürer. ve o yüzden diyoruzki şeytanla ugraşilmaz, namazin bir rekatini caldiysa, bu sabah namaziysa, muhammed iki rekatta sünnet koydu, farz olan zaten iki rekatti, ve hem sünnetten hem farzdan birer rekatini caldiysa, öyle onunla iddahlaşirsan, 20 sene kilmaya kalksan, o yorulmaz ve seni herseferinde yener ve yaniltir, yine o yüzden muhamed dedi unutursaniz yanilirsaniz, nerde kaldiginiza kanaat ediyorsaniz onu esas tutun, ve sonra kalni tamamlayipda iki tanede sehiv secdesi edin yeter dedi, yani öyle bu bu sabah namazini tekrar kilcan, dogru kilcan diye ugraşma, zamanini harcama, boş işdir. o kara köpekle ugraşilmaz, o seni kafasina koyduysa, birak onu, ve muhammedin sözünü dinle, ve onunla iddahlaşma, ve kil kilabildigin kadarini, zaten farz iki rekat ise, bir farzdan birde sünnetden kilabildin ise, tamamdir zaten, namazi tekrar etmeye kalkma yani.
ey insaoglu sanma sen bu dünyanin hakimisin sadece, Allahin yarattigi her kulu yarattigi her varlik seninle eşit hak sahibi, bu dünyada, o yüzden sanma bir mikrobunu yaratipda onu teketmiş, varmi Allahdan gayri, birşey yaratabilcek bir güc, bir mikrop bile üretbilcek bir kimse. mikrop dahi Allahin müsadesi ile olan bir varlikdir, ve onun varligina müsade eden, onun yiyecegini icecegini, ve hayat ve ömrünüde bicendir, ve bu kadar karmaşada, Allahin boşuna bunlari yaratmadigini anlayabildinse deki:

لَّذِينَ يَذْكُرُونَ اللّهَ قِيَامًا وَقُعُودًا وَعَلَىَ جُنُوبِهِمْ وَيَتَفَكَّرُونَ فِي خَلْقِ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ رَبَّنَا مَا خَلَقْتَ هَذا بَاطِلاً سُبْحَانَكَ فَقِنَا عَذَابَ النَّارِ

Ellezîne yezkurûnallâhe kıyâmen ve kuûden ve alâ cunûbihim ve yetefekkerûne fî halkıs semâvâti vel ard, rabbenâ mâ halakte hâzâ bâtılâ, subhâneke fekınâ azâben nâr.


Meali :

Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. “Rabbimiz! Bunlari boş yere yaratmadın, seni abes işle iştigal etmekden uzak tutarız. Bizi ateşin azabından koru” derler.

ALİ İMRAN Suresi 191. ayet

Rabbim inanan mümin kullarina, Allahin, abes işle iştigal etmedigini anlamak nasip eylesin.


وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve etûbu ileyk.

--OoO--


Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 21 Nisan 2016 Perşembe

Original Kar © glan

Yakin Bilgisi Nedir? Örnekleriyle Beraber (Kar©glanin 12 Nisan 2016 Vaazi)

YAKiN BiLGiSi NEDiR? ÖRNEKLERiYLE

(Kar©glanin 12 Nisan 2016 Vaazi)


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

الم تِلْكَ آيَاتُ الْكِتَابِ الْحَكِيمِ هُدًى وَرَحْمَةً لِّلْمُحْسِنِينَ الَّذِينَ يُقِيمُونَ الصَّلَاةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكَاةَ وَهُم بِالْآخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ أُوْلَئِكَ عَلَى هُدًى مِّن رَّبِّهِمْ وَأُوْلَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ

Sadakallahul Aziym LOKMAN Suresi 1. 2. 3. 4. ayet

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Elif lâm mîm. Tilke âyâtul kitâbil hakîm. Huden ve rahmeten lil muhsinîn. Ellezîne yukîmûnes salâte ve yu’tûnez zekâte ve hum bil âhırati hum yûkinûn.

Meali :

Ayaktakilere Egilenlere Oturanlara dir bu söz.
Bunlar, hakîm olan Karar mercii olan Kitab’ın Âyetleri’dir.
Bu ögütler sadece ihsan makaminda olanlar icindir, (önüne gelenin yapacagi işler degildir, Doktorun yapmasi gerekeni hakim yaparsa olmaz , hakimin görevini, calgici yapmaya kalkarsa yine olmaz).
Ve Onlar, namazı ikame ederler (namaz kılarlar), ve zekâtı verirler. Ve onlar, ahireti yakinen bilirler.

Sadakallahul Aziym LOKMAN Suresi 1. 2. 3. 4. ayet


---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Emanet zayi edildiğinde kıyametin kopmasını bekleyin. "Ya Resulallah, emanetin zayi edilmesi nasıl olur?" denince, iş ehlinden başkasına verildiği zaman kıyameti bekleyin.buyurdu.

(Hadisi şerif)


"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

وَاعْبُدْ رَبَّكَ حَتَّى يَأْتِيَكَ الْيَقِينُ

Va’bud rabbeke hattâ ye’tiyekel yakîn.

Ve sana “Yakîn Bilgisi” gelinceye kadar , Allah a Kullukda Devam et.

Sadakallahul Aziym HİCR Suresi 99. ayet

isa efendimiz öyleki ona öyle bir yakin bilgise gelmişdiki, hangi şeyin, hangi topragin, hangi bitkin, kimin cibilliyati oldugunu biliyordu, cönkü o nun, o topragin o melekeleri ona diyorduki : ben falanciyin, ben fillanciyin, bu muhmede ne zaman geldi, taa müşrikler muhammede davet verip, sonra onun yemegine zehir katip sunduklari güne kadar, onda o yakin bilgisi yok idi, ve o gün o eti agzina götürdü, ve etteki o meleklr ona dediki,"ya rasulallah, beni yeme ben zehirliyin" dedi, peki bu yakin bilgisi ne olaki, işde o elementlerin sesini duyar olmak, element meleklerinin sesni duyar olmak makami: makami safiye, tasavufdaki nefsin rütblerinden safiye makamindan bahsediyoruzki, o kadar saf dereceye ulaşacaksinki, saaffet ve saafiyetin senin, elementlerin sesini duymaya kadar götürcek ve sende. o kdarki o sesleri duyup ayirt edebilcek bir yakin bilgisi hasil olacak yani, ve yine isa efendimiz ve havarileri bir yere vardilar ve, isa bir avuc yerden toprak veya camur alip dediki bu dedi bilmem nuhun oglu mafsal kemigi dedi, haydi diriltte bakalim o zaman ya ruhullah dediler,
"Rabbena atina min ledunke rahmeten ve heyyi’ lena min emrina reşeda”
dedi o taprak canlandi kalkdi onlarla konuşdu, ve gördülerki isa dogru söylüyor, ve havarilere gecdi bu sefer bu yakin bilgisi onlarda tebiatin sesini duyar oldular, tabiat ana onlarlada konuşur oldu. ve işde safiye makami bazen elden ele verilir, bazende kendi tasarrufun ile kazanirsin, yakin bilgisi böyledir, ilmlel yakin bilgisi icin, elinde ilmi bir burhan olmali, yani yazili bir metin, bir bilgi olmaliki onu okuyup ilmel bilebilesin. yazili bir metin bir bilgi olmadan onu ilmen bilemezsin, ve Allah bu ilimini öyle her zaman insanlarin sandigi gibi tevrat levhalari gibi levhalara yazmamisdir, ve ve tevrat nüshalari yazili olan levhalar dünyanin dört bir yainindaki taslara kazinmis olan bütün yazilar tevrat nüshasidir ve orjinaldir, tahrip edilmemiş olan tevrat onlardir, ve taa bu misir piramitilerinin icindeki resimli yazilarda buna dahildir tahrip edilmeden günümüze kadar gelmiş, cünkü taşa kazinmiş, amm insanoglunun bunlarda ahmaklik etitgi görülünce, rabbim bu yöntemi neshetmişdir, ve kuran kainatta yazilidir. nasil? mesala cekirgelerde bir ayet veya bir nüsha vardir, bilmem aluminyumun iicnde bir nüsha vardir, yine eşşekde bir nüsha, devede bir nüsha veya ayet yazilidir, ve bütün hak kitaplar canlidir, hala bozulmadan kalanlari vardir, ve tahrip edilmiş olanlar, zaten bugün yine tahrif edilmiş olan bitkiler hayvanlar olarak tezehür göstermekdedir, özü bozulmuş bir elma tahrif olmuş bir ayeti temsil eder, amma onun orjinal metni elmizde varsa, bozulmamiş bir elma türü, cekirdegi tahrif olamamiş, Allahu tealanin ayetlerinden bir ayeti temsil eder, ve kuran kainatta yazildir işde.

فَسَلَامٌ لَّكَ مِنْ أَصْحَابِ الْيَمِينِ
وَأَمَّا إِن كَانَ مِنَ الْمُكَذِّبِينَ الضَّالِّينَ فَنُزُلٌ مِّنْ حَمِيمٍ
وَتَصْلِيَةُ جَحِيمٍ
إِنَّ هَذَا لَهُوَ حَقُّ الْيَقِينِ

Fe selâmun leke min ashâbil yemîn.Ve emmâ in kâne minel mukezzibîned dâllîn. Fe nuzulun min hamîm. veya Ha ve mim . Ve tasliyetu cahîm.
İnne hâzâ le huve hakkul yakîn

Ey sağdaki!( ey iyler zümresi) Sana selam olsun!
(Dallin veya sol ve kötüler) Ama yalanlayıcı sapıklardan ise,
Ve onlar icin alevli ateşe atılma vardır. su gibi kaynamak vardir.
veya asli vatani ateş olmak vardir, yani ateşden bir parca olmak vardir.
ve bunlar muhakkakki taddirilarak, hakkal yakin bilinir ve ögretilir.

VÂKIA Suresi 91. 92. 93. 94. 95. ayet

ingiliz ingilizcesini en iyi ingilterede yaşyanlar ögrenir, veya onu, bir ingilizledevamli konuşanlar daha iyi ögrenir, italyanca böyle, türkcede böyle, almancada, öyleyse elementlerin dilinide elementlerle konuşabilme ve yakin bilgisne sahip olanlar bilir. o derece saf olcakki halin, elementleri duyacak, sonra onlarin dilinden birde anlamak, ögrenmek lazim, mesala ingilizceyi duyarsinda, sen ingilizce bilmiyorsan, anlamzsin ne diyor onlar, elementlerin sesini biz duysak ne kadar bir gürültüdür o düşünün bir, 1cm3 bir elementin icinde binlerce o elementin atomundan var, atom mikroskop bazinda görülebilen kücük bir parca, öyle olunca 1cm3 bir cam bardagin parcasindaki elementlerin sesini duysan, bir şehrin gürültüsü kadar ses duyman lazim, amma duymuyoz işde, ve ve isaya verilen yakinlik bilgisi, bunlarin sesini duyacak bir yakinlik, yine muhammede öyle bir yakinlik, ve yine Allah, ibrahimi yakacak olan ateşe :

قُلْنَا يَا نَارُ كُونِي بَرْدًا وَسَلَامًا عَلَى إِبْرَاهِيمَ

Kulnâ yâ nâru kûnî berden ve selâmen alâ ibrâhîme.


“Ey ateş! İbrahim’e karşı serin ve esenlik ol” dedik.

ENBİYA Suresi 69. ayet

öyleyse, öyle bir yakinlik derecesi varki, ateşle suyla konuşabiliyorsun. ve Allah dediki


وَاعْبُدْ رَبَّكَ حَتَّى يَأْتِيَكَ الْيَقِينُ

Va’bud rabbeke hattâ ye’tiyekel yakîn.

Ve sana “Yakîn Bilgisi” gelinceye kadar , Allah a Kullukda Devam et.
ve bu ilim, Hz ibrahime ögretilirken birinci defa sinandi, yatirdi ismaili kescek, Allah bicaga dur kesme dedi, bicak kesmiyor, kesemiyor, izinsiz kesemez, ve burda ögrenemedi. bu sefer manciniga bindirdiler ateşe atiyorlar, ordada ögrenemedi, Allah diyor "gulne.." , "biz dedikki ateşe" diyor, yani yine ibrahim ögrenmiş olsa, rabbimiz buyurcakki "ibrahim dediki ateşe" olcak amma, öyle demiyor, "biz dedikki" diyor, ibrahim yine bu elementleri duyabilcek, onlarla konuşabilcek yakin bilgisinden yoksun . ve ashabi kehfe öyle bir kelime ögrettiki rabbim, onlar 300 sene sonra kalkmak istediler, ve bu bir kelime ile oldu ve ve kuranda bunu, kehf suresinde nasil anlatiyor, o kelime hakkinda:

قُل لَّوْ كَانَ الْبَحْرُ مِدَادًا لِّكَلِمَاتِ رَبِّي لَنَفِدَ الْبَحْرُ قَبْلَ أَن تَنفَدَ كَلِمَاتُ رَبِّي وَلَوْ جِئْنَا بِمِثْلِهِ مَدَدًا

Kul lev kânel bahru midâden li kelimâti rabbî le nefidel bahru kable en tenfede kelimâtu rabbî ve lev ci’nâ bi mislihî mededâ.

De ki: “Denizler, Rabbimin kelimeleri için (kelimelerini yazmak için) mürekkep olsaydı ve onun bir mislini daha imdada (yardıma) getirmiş olsaydık bile, Rabbimin kelimeleri bitmeden, denizler mutlaka tükenirdi.

KEHF Suresi 109. ayet


ve bu SIRLI kelimeyi dedigin zaman 300 senede uyusan, Allah seni uykudan kalkar gibi kaldirir, SIR bu kelimede amma, o kelime hangi kelime, hadi bil. Allah bildirmeyince bilemezsinki, sana o yakinen bidirilmeyince bilemezsinki, ve onlar bir kelme ögrendiler ve ve bu kelime onlari 300 sene sonra uyndirdi, ve her kim akşam yatarken bu ayeti okuyupda,"rabbim, o ashabi kehfi kaldiran kelime hatrina benide şu saatte kaldir2 derse inşallah faydasina nail olur, ve o saatte uyanir, amma o kelime yine, o derece yakin bilgisine ermek ile olur, yoksa bu ayet o kelime degildir, yine sadece o ayet , o kelime hatrina kullanilir. Allahin muradina uygunsa cevap gelir o duadan. (hani mesala herkes uyuyunca kalkip, bilmem sucsuzlari uyurken öldürcen diye okunmaz

ve Allah diyorki, biz ateşe dedikki "serin ol" haydi sende söyle bu kelimeyi ateşe, bnde söyleyen, ateş serin olcakmi bakalim, kimin sözüne itaat edecek, eger ben o yakin ve safiyet makamina cikmadiysam, benim "ya naru berden ve selamen" demem işe yaramaz, hadi diyen bak yine yakar benim elimi, sen de bakalim, seni yakmayacakmi. amma öyle kimseler varki, onlar safiyet makamina cikmiş kimseler, onlar derse o kelimeyi, ateş yakmaz bicak kesmez. nitekim bir tarikat vardirki rufailer diyorlar, onlar bedenlerine şiş sokuyor bilmem kilic sokuyor, bişey olmuyor, neden onlarda bir kelime var, o tilsim amma, o tilsimida söyliyen agiz ve insanlarin hepsi bir degil, amma velevki bir cocuk olsa bile, ve bu kelimeyi, amma elden ele verilir, dilden dile verilir, amma da, kendi tasarrufun ile kazanirsin dedik işde. ve sana bicak dürtseler bişey olmazsin hatta ta kalbine dürtseler yine bişey olmaz, cünkü sen tilsimli kelmeyi biliyoyrasn elementler senin sözünü dinler, ve onlar sana zarar verecek o madeden korunurlar.
Nitekim mehdiyi deccalin kesmes,i fakat mehdinin tekrar dirilmesi cünkü o kelimeyi o biliyor, sonra yine kesemesi yine, dirilmesi sonunda ücüncüde dirilince, bir daha onu öldürümeyecak olmasi ve onun sirtinin onun em ri ile bakirdan ve kjursundan bir hale dösnmesi yani elmentlere emredince kesilmez bir elemente dönünce, onun gücünün bitmesi yani onu yenemeyecegini anlayinca umudu biter, ayni firavun gibi, artik ben ona inandim diyecek amma biraz gec olcak, ayni ikinci firavun, mehdinin firavunu yani, ve orda mehdiye düsen tilsimli kelime "simdimi ahmak, simdimi anladin." evet bujrdan davet var somnun gelcegi güne hazir ol o gün seni gücünün bittgi gün istersen den ve sonuda inan istersen bira geri dur krokmuyan senmisin benmi bundan baklaim haydi cagri davetye buyur dene ya sen ya ben aslar kimdese o kazanir, ve varsa kesilemeye razi olcak başka bir mehdi adayi ciksin, hadi onunla savaşin, varsa öyle onun önünde kesilmekden korkmayacak bir daşşakli mehdi, ben ona öncelik vercen, hadi gitsin yatsin kesilmeye, ve benim atam ismail varken, benim korkum yok, onu kesmeyen bicak benide kesmez amm ne zaman omnuda rabbim bilir, sen o tilsimi bilmezsin, amma o kelime bana ben oray ayatmadan gelcekdir, şimdi boşuna hafizamda arama yok, o safiye bilgisi elin ateşe düşmeden gelir, ibraim ateşe düşmeen hmen önce gelir senin işin bitip mancinigi firlatinca, ben senin elinden cikinca firsat bana gecince, varsa o sesi duyabilcegini başka iddia eden buyursun önden buyursun.
insan kendisinin olmayan lokmayi yiymez dedik, cooook önceki vaazlarmizda. ve bunu şimdi şöyle aciklayacagiz, ve mesala toyota marka bir arabanin tekeri, koca teker bile reno arabaya takan desen uymuyor, yani tekermi teker, cantmi cant, amma o toyata icin, digeri reno icin, öyle olunca, Allahin, senin bedenini oluştursun diye halkettgi bir lokmayi, başkasi yiyemez, sende: başakasinin bedeni olcak lokmayi yiyemezsin, ve yine istisnai durum, isa efendimiz son yemekde ortadaki ekmegi böldü, ve dedi bu benim etim, yiyin dedi, sonra şerbet vardi, vişne şerbeti bu da benim kanim, icin dedi. Yani o , o elemntlerin kendini oluşturcak olan parcalar oldugunu biliyordu, fakat onlari o, havarilerini yedirdi, ve o havarileri olarak hayat sürdü, misyonunu tamam etti, ve hiristiyanlik diye bir din, dünyada, ikinci büyük din oldu, ve onlar yine onun lokmalarini, onun müsadesi ile yediler, amma dedi, sofradiklerden yaninizda, evinize götürmeyin bundan dedi, alip gidenler domuz suretine carpildilar.

iş ehlinde güzel, doktorluk doktor bilgisi olanda güzel, sen hic tedavi olmak icin baytarin önüne yatarmisin, amaliyat etsin diye, belki zorda kalirsan olur amma, ne kadar güvenebilirsin ona, cünkü doktor başka, baytar başka degilmi, yine doktoru alip gelip ona, "hadi bana istanbul köprüsü yap" denirmi, o mühendisin işi ve görevi, ve safiye makamina cikmayan ve SIR saklayamayan birisine bu kelimeler ögretilmez, ve Hz Süleyman, Belkisin veya BALKIZIN tahtini getiren o "Asaf bin Berhiya" da işde safiyye makamina cikmiş olan bir Allah adaminydiki, ona ilahi kelimeler ögretilmişdi, öyle bir kelime ki, onunla bir yerden biryere gidebilme, veya bir yerdekini, başka yere taşiyabilmek icin, bir TILSIMLI kelime, ve eger seni elementlere komutan tayin ederlerse, bir komutan bir orduyu isterse "suya dal" der hepsi suya dalar "cik" der cikarlar degilmi, öyle sokakdan gecen biri askere, yat deyincemi asker yatar, yoksa komutani taniyip komutan deyincemi, yere yatar. öyleyse, işde elementlere emredebilme yetkisi olan bir zati muhteremde, gel buraya deyince, agac kökleriyle cikar gelir. ve muhammedde oldumu? oldu, haceti def iyesini yapacagi zaman agaclara gel buraya, beni sakla diyordu, hacet edesiye gelip ona gelerti olurlardi.
ve hakkal yakin derecesindeki bir yakin bilgisi ateşin yakdigini, gerekince ekmek pişirdigini, ve suyun gerekince hayatenerjisi oldugunu, ve amma bazende, zaman gelipde katil olup, bogup adam öldürdügünü bilmek derecesinde kalir.

ondan daha üstün bir yakin bilgisi varki, işde ateşe serin ve selamet ol diyebilme derecesi, bicaga kesme diyebilme derecesi, ve o makama tasavuf ehli,nefsi safiye diyor. neden bu ihsan makamindan önce gelmesine ragmen, amma ihsan makamindan sonra anlatildi diyenler olcakdir, cünkü hakkal yakin olmadan önce, o ateşe yakma demek lazimdir yoksa, hakkal yakin bilince, ateşin icine düşünce ateşe yakma dersen, senin ya tamamini, yada yarini yakmiş olur, öyle olunca, önce olmasinsa ragmen, sonda olan demekdir. ve vaktinden önce gelen demekdir, ve gecen hafta yazdik, bize füyüzat geldi, ve dediki "zararin neresinden dönersen kardir" ve bunu ben hakkal yakin bilince degil, yani zarara ugradikdan sonra gelse idi, bana faydasi ne olcakdiki zaten, o öyleki sen ateşe düşmeden önce gelen bir bilgidir, bir füyzattir, ilimdir, bilgi ve SIRLI ayet ve kelimedir.
Komutan olmayan brisinin emrine askerler itaat edip uymazlar degilmi , öyle olunca zamanin imami mehdiyi, yer gök ehli bilir, ve ona uyarlar amma insanlarin ahmaklari onuN imam ve komutan oldugunu bilmezler, insanlardan sadece seckin olanlar onu tanir bilirler, ve o yüzden o agaca emretse agac itaat eder, ve su ya dese su itaat eder. amma işde kafir deccal anti uygulamasi yapiyor, ve tersine ceviriyor işde, ve öyle olunca "

ذْ أَوَى الْفِتْيَةُ إِلَى الْكَهْفِ فَقَالُوا رَبَّنَا آتِنَا مِن لَّدُنكَ رَحْمَةً وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ أَمْرِنَا رَشَدًا

iz evâl fityetu ilâl kehfi fe kâlû rabbenâ âtinâ min ledunke rahmeten ve heyyi' lenâ min emrinâ raşedâ(raşeden).

kehf ashabina dedilerki "Rabbinizden size Rahmet olarak Gelen Raşidin emriyle diriler olun ."

ve sen de bakalim bu kelimeleri ve birde ben diyen, o ayeti ölüler dirilcekmi dirilmez, cünkü sen o raşid degilsin, sen o isa degilsinki dirilsin, ve komutan kimse elementler ona uyar itaat ederler. . velhasil kelam.

Ve element dili bilmek işde, ilk basamakda "ti ve anti" olarak başlar , yani israfil burusu "tatüüü veya taaa ve tiii veya tüüüü" veya horoz dili "ü' üürü' üüüüüü" ne demek peki bilen varmi, hangi dil bu, ne komut veriyor bu dil acaba diyen varmi, neden böyle ötüyor horuz demek yokmu? yine dolunay olunca kurtlar "wuuuuuuuuu" derler ne komut veriyor acaba, yani Allahin kelimlerini yazacak mürekkeb denizler dolusu olsa, onun kelimelerini yazip bitiremez diyor, Rabbim. cünkü kedi dili, köpek dili, karinca dili, bakteri dili, ,iknek dili, aslan dili, fok baligi dili,........ hangi birini yazcan, anlayacan, ingilizce bilen, birde kendi dilini bilen, iki dil biliyorum diye övünüyor,
lan ahmak,sen bilmezmisin

Allahin binlerce yarattigi hayvani, börtüsü böcügü elmentiyapragi bitkisi agaci cekirdegigezegenleri yildizlari,.....melekleri ceberrut, lahut alemindekiler varken, bunlara birbirleriyle anlascabilcegi birerde dil veren rabbinin üstünlügünü unuturda, iki dile bilene üstünlük yüklüyorsun, ahmak insanoglu, sana kim ögretti bu dilleri. köpek köpekceyi nereden ögrendi demek yokmu, kedi kedi dilini nerden ögrendi demek yokmu, bunun bir kitabida okuluda yok, nerden ögeniyor bunlar demek yokmu ahmak insanoglu, "köpegimi bu sene ilkokula gönderdim okumasini ögrendi" diyen varmi? köpek kendi dilini otamatik bilir, ama insan dilinide bilir, fakat konuşmaz sadece. "dab daba rab" ne demek acaba degilmi, yani musiki. yine mesela "şip şibidi şip" ne demek, yagmur ne diyor acaba diyen varmi. "kappudu kappudu kappudu kap" atin nali ne diyor acaba demek yokmu?
Hz. Yunus efendimiz, derviş yunus bu makama eren biri, ne diyor : "sordum sari cicege, annen baban varmidir." " ne inilersin dertli dolap" . Hz isa ise, onun, o cicegin annesi kim? babasi kim bilen bir makam, bir üst makam. bu kimin cibilliyati bilebilen bir makam. onu kim yiyecekde, onda lokma olcak, hücre olcak biliyor. ve öyle olunca, sen senin olcak lokmayi yiyebilir, nefesi alabilirsin. ve bagaya, dozere, tanka, takilcak vidayi, radyoya takamazsin azizim, olmaz olmaaaaz, ahmak olmak lazim 36 lik bir vidayi kücücük radyoya takmaya kalkmak delilik degilde ne o zaman, ey kafir deccal, sen senin olmayan makama eremezsin, o makam mehdinin ise, sen elli defa ugraş, senin olmaz. sen senin olan lokmaya nasipdar olabilirsin ancak ahmak, koca ahmak. sen bilmezmisin

ve mehdilik de öyle ismini mehdi koymakla, babasinin ismini abdullah koymakla, bilmem suriyede şamda namaz kilmamklada olmaz.

O nu yerdekilerde bilir, göktekilerde bilirken, ey kendi bilmez, ahmak cakma mehdiler, yok olun şimdi, kaybolun şimdi, ahmaklar sürüsü, daha derviş yunus derecesini ermemiş birinin mehdilige kalkmasi ancak DANGILLIKDIR.

::::::

Hz. Haticenin ümmertin annesi oldugunu söyledigimiz icin, bizi yine yalanci cikarmaya kalkanlar oldu, ve bunu bu hafta şu satirlarla anlatip ispat edip cevaplayacagiz:

Herkesin bir cibillyati olan hayvan cinsinden sifati vardir, ve o hayvanin özelliklerinden taşir o kimse, ve hatcenin ümmetin annesi olmasi yani mesela karincalarda bir tane anne vardir, anne karinca bütün karincalarin annesidir, tabiatta örnegi varmi var. yine arilardada aynidir durum. ve meryemin, mehdinin yani isanin annesi olmasi, ve gelceekden gelen cocugun annesi olmasi demek ise, yani bütün mehdi cocuklarinin annesi demek olur. ve yine meryem, fakir meryem, cocugunu, öyle saraylarda büyütmedi isayi, deneleri harmana götüren arabalardan dökülen bugday başaklarini toplayarak büyüttü. ey mehdi cocuklarinin anneleri, öyle mehdiye bu cocuklara bakmiyorsun diye saray saltanat beklemeyin, yani an karinca meryem, başak topliyarak büyüttüyse, isa ruhullah olmasina ragmen, Alllahin en fakir kulu olan isa, Allah katinda en zenginlerden birisi, ve yine ali agaoglu ile özyilmazel konusu o nun bu konuyu yanliş anlayip, yanliş lansetmesi yüzünden, ve cok eşli hayvanlar belli, tek eşlilerde belli, ve süleyman aleyhisselamin 300 eşi olmasi, öyle belki sizin bildiginiz gibi degil, bir kadini alip boşarsan, istersen böyle 300 degil 3000 kadinla evlen boşan, varmi şeriata aykiri bir durum? yok. o zaman, onun 300 karisi olmasi, bir anda hareminde 300 kadin tutmuş olmayabilir degilmi? Bunun versionlari cok, ve bir ciftlikde bir tane saglam salma erkek at varsa, o bütün dişileri döllerki, ari diri ve soolu bir at soyu olsun diye degilmi? cünkü o at gercek soydur, gercek erkekdir, onun döllemesi, dogacak bütün yeni bebe atlarin ari diri irk at olmasi icindir degilmi?yine ciftlikde bvir koc bütün ciftligin koyunlari döller damizlik koc odur cünkü ve böyle olunca karişik irk olmaz ari diri irk olur yine, ve böyle olunca tek eşli hayvanlarda bellidir ve onlarda tek eşliligi korurlar
ve tabiatta örnekleri var.
saf kelimesi nerde geciyor mesala "saf kan at", "saf irk" safiye yani saf irk demekdir, yani o makama ancak saf irk olan kimseler ulaşabilir yani , hitler köpegi kendisini saf irk saniyordu ahmak. yani alman iti doberman saf irk diyordu, yani ahmak dünyada bir doberman köpegi yok, ve herkes doberman köpegi olcak diye bir hukuk olmaz, herkez köpek olursa, kedi ne olcak, yahut balik ne olcak, kuş ne olcak, ve digerlerini yok edip dünyayi tek irk yapma projesi, böyle ahmak birinin akli olabilir zaten, dangillarin başkmutani, onun ardindan gidenlerde zaten doppel dangil demek. yani dünyada at ayri bir soy, aslan ayri bir soy, kedi ayri bir soy, ve hepsininin ari diri irki vardir, amma bozdular ve artik öyle bir ari irk yok dencek kadar az, cünkü elma bozulunca oynaninca, nerde bulcan artik gercek elmayi, yok bir de, olanlarida öldürtüyorlar vararrsa. tavuk gribi dediler, gercek tavuklari ithaf etridiler, ve herkese bozuk irk tavuk sattilar, artik yokki gercek tavuk, kaldiysa bir kac bilinmeyen köyde kaldi belki, ve bu ayni sistem ile dometis faytini bir düşürdüler, adam satsada para etmiyor, kamyonlarca dometes cöpe döküldü, ertesi senede ekmediler, dometis tohumu kayboldu, sonra kendileri bozuk dometes soyunu sürdüler piyasaya, artikk gercek, ari diri dometes kalmadi yani, ve böylece bunlar, isde itler ve hitler akli ile, bütün diger soylari bozdular, ve kendi soylarini, ari irk kabul ettirmek icin digerini bozdular, ve onlar kendileri bu bozuklardan yemezler zaten, sen, ben ucuz diye alabilip yiyebiliyoz, kendileri iyisni yiyorlar, bunlarin sana ban yok onlardan ve işde mehdi bunlarin cerkina comak sokan oluyor. öyle yapiyorlar fallanc, sirni ortaya koyuyor böyle yapiyorlar, onuda acikliyor ve onlarin işinede gelmiyor ve bize rakip sahte mehdiler icad etdi kahpe gavur.
amma sahteler aslina rucu etriri senin yaptgin sahte dometisler, artik bizim gercek dometisi aramamiz gerketigini ögretsyse senin o tüpretgini sahte mehdilerde , inslarin gercek mehdjiyi arayip secmesini sebeb olckadir zaten. danke bu hizmeitne bilmeden yaptgin hizmetin icin.

Rabbim o ari diri soya ,saf soya, saf irka, mehdi soyuna, muhammed soyuna yardim etsinki, kafir decal ve irkiyla savaşinda güc kuvvet versin, onlari o kafirlere, galip getirsin, amiyn.




--oOo---



وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve etûbu ileyk.

--OoO--


Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 12 Nisan 2016 SALI

Original Kar © glan

O Tersi Olmayan Bir dir "vahdehu lâşerîke leh" (Kar©glanin 6 Nisan 2016 Vaazi)

O Tersi Olmayan Bir dir "vahdehu lâşerîke leh"

(Kar©glanin 6 Nisan 2016 Vaazi)



أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

الَّذِينَ آمَنُواْ وَتَطْمَئِنُّ قُلُوبُهُم بِذِكْرِ اللّهِ أَلاَ بِذِكْرِ اللّهِ تَطْمَئِنُّ الْقُلُوبُ
------------
نَّ الدِّينَ عِندَ اللّهِ الإِسْلاَمُ وَمَا اخْتَلَفَ الَّذِينَ أُوْتُواْ الْكِتَابَ إِلاَّ مِن بَعْدِ مَا جَاءهُمُ الْعِلْمُ بَغْيًا بَيْنَهُمْ وَمَن يَكْفُرْ بِآيَاتِ اللّهِ فَإِنَّ اللّهِ سَرِيعُ الْحِسَابِ
----------

Sadakallahul Aziym RA'D Suresi 28. ayet - ALİ İMRAN-19 ayet

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Ellezîne âmenû ve tatmainnu kulûbuhum bi zikrillâh(zikrillâhi) e lâ bi zikrillâhi tatmainnul kulûb
----
İnned dîne indâllâhil islâm(islâmu), ve mâhtelefellezîne ûtûl kitâbe illâ min ba’di mâ câehumul ilmu bagyen beynehum, ve men yekfur bi âyâtillâhi fe innallâhe serîul hısâb
Meali :

o iman edenler varya , onlar Allahin zikiri ile kalplerini doyururlar, Evet kalpler elbette Allahi zikretmekle doyar .

Sadakallahul Aziym RA'D Suresi 28. ayet

Şüphesiz Allah katında din İslâm’dır. Kitap verilmiş olanlar, kendilerine ilim geldikten sonra sırf, aralarındaki ihtiras ve aşırılık yüzünden ayrılığa düştüler. Kim Allah’ın âyetlerini inkâr ederse, bilsin ki Allah hesabı çok çabuk görendir.

Sadakallahul Aziym ALİ İMRAN-19 ayet

---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Duaların en faziletlisi Arefe günü yapılan duadır. Ben ve benden önceki peygamberlerin söyledikleri en faziletli söz, lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerîke leh lehü'l mülkü ve lehü'l hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr. (Allah'tan başka ilah yoktur, O tektir, O'nun ortağı yoktur, mülk O'nundur, hamd O'na aittir. O, herşeye kâdirdir) sözüdür."

( Hadis-i Şerif , Muvatta, Kur'ân 32, (1, 214, 215); Tirmizî, Da'avât 133, (3579)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Yine Buyurdular

"Kim, "Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâşerîke leh, lehu'l mülkü ve lehu'l hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr." duasını bir günde yüz kere söylerse, kendisine on köle âzad etmiş gibi sevab verilir, ayrıca lehine yüz sevab yazılır ve yüz günahı da silinir. Bu, ayrıca üç gün akşama kadar onu şeytana karşı muhafaza eder. Bundan daha fazlasını okumayan hiçbir kimse, o adamınkinden daha efdal bir amel de getiremez. Kim de bir günde yüz kere "Sübhânallahi ve bihamdihi" derse hataları dökülür, hatta denizin köpüğü kadar (çok) olsa bile."

Hadis-i Şerif ,[Buhârî, Daavât 54, Bed'ü'l-Halk 11; Müslim, Zikr 28, (2691); Muvatta, Kur'ân 20, (1, 209); Tirmizî, Daavât 61, (3464)]

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Yine Buyurdular

"Kim, sabah namazının peşinden 'La ilâhe illallahu vahdehu la şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehû'l-hamdü bi-yedihi'l-hayr ve hüve alâ külli şey'in kadîr.' (Allah'tan başka ilah yoktur. O birdir, ortağı yoktur, mülk ona aittir, hamdler de ona layıktır, her çeşit hayır O'nun elindedir. O her şeye kadirdir.) derse kendisine, Hz. İsmail evlatlarından bir köleyi âzâd etmiş gibi sevap yazılır."

Hadis-i Şerif, Kütüb-i Sitte

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

Biz ilk sofi oldgumuzda bazi yeni sofi olanlarai görüyorduk daha el alip tövbe edince,( nakşilerde Toplu zikir olarak hatmeyi hacegan vardir), ve bu yeni tövbe alanlardan bazilari daha el aldiklari ilk hatmede, hay huy uy buy bagiriyorlar, neymiş cezbe geliyormuş , biz ikiniveriyoz gözleri yumup düşünüveriyoz TIK yok, cezbe mezbe yok.
temsili misal ile türkiyede onlarca üniviersite varc dünyada binlerce üniversite varc ve hersene, her ülkede binlerce doktor, binlerce mühendis, binlercede hakim yetiştirip mezun eder. ve sen eger doktor olduysan, seni yetiştirenler zaten senden önce o ilmi ögremiş, ve birde ögretebilcek derceye ulaşmiş kimselerdi, ve o seni doktur etme şerefi, o üniversiteye bile ait degilken, ondanda ötesi varken , bazilari dokdur oldum mühendis oldum diye hava atiyor. halbuki sen dünyadaki binlerce mühendisden dokdurdan sadece birisisin, senden binlarce varken, kendini hind kumaşi sanma.ve böyle olunca alim ve mürşidi kamillerin sebebiyle insanlara Allahu tealadan füyuzat gelir. ve bu füyuzat yani, feyzler ayni bir enerji gibi kalbe akar, ve kalbe akarken eger kalbin üst dudagaina carparsa, o zaman insan aci veya gidiklanma hissedince, hay huy vay vuy diyormuş, bizde hic olmadi haalada olmaz, ve bu kalbinin kapagi dar olanlarda olurmuş, ve aynen manyatolu cakmak veya arabanin bujisi gibi, cakmaklari gibi, eger bu elektrik kafasina carparsa cakmak cakar, ve kivilcm cikarir, ve böylece ondaki cakmanin verdigi kivilcimin işigi ile, kalp aydinlar, ve orda bir nur, ve bilgi onda aciga cikar, ancak kalbin kapisi dar ise, işde bu carpa olunca kivilcim meydana gelir, kalbiin kapisi büyük olanlarin zaten, kalbine testiden bardaga su döker gibi, feyz kalbin icine dolar, o onda öyle hay huy dedirtcek olan, cakmagi yakan o kivilcim ve manyatolu cakmakdaki, o eli carpan elektiriklenme olmaz, onlarda zaten feyiz girince, bilgi aciga cikar, ve aci vermez. bizde olan ise bu yöntem idi. ve işde bu azicik bir kivilcim, manyato cakinaca kalbin az bir yeri aydinlaninca aciga cikan bilgi ile, bu yeni sofiler diger sofillere hava atiyor. lan dangil senden öncede binlerce sofi vardi, mevlananalar yunuslar, onlardan öte peygemberler vardi. işde azicik bir bilgi ve feyuz ile bunlar, hemen oluverdik sandilar, eriverdik sandilar. ne oldu o hay huy diyenler, bizim tekke dagilinca, bugün bazisi geri kahve cemaati ve kumarci oldu, bazisi cek karilariya aşna fişne işlerine daldilar, hani erdiydiniz, hay huy diyordunuz ya, ne oldu ? yani hepsi yalancikdan, agzina bir kaşik bal calinmiş gibi, bebe sofiler. bunlarda hani o doktur olan birinin hava atmasi gibi, onlarda oldumcuk oluvermişlerdi, halbuki ilahi feyzler öyle hay huy demek icin degildir. ilahi feyz ile insanda bilmedgi bir bilgi şuurunda oluşur, amma bu bilgi ilahi ilhamlar olan, ulvi ruhlar tarafinda ilham edilen, veya rabbimizden, ve peygamberimiz muhammeden, veyada şeyhinin sana bildirmek ve malum etmek istedigi bilgiler olur, veyada şeytani ve kötü ruhlar tarafindan gelen ilham ise, o zaman onlarsa, şeriata garraya muhalefet etmek, ve ettirmek icin, insanlara fisteklenen bilgilerdir. işde o feyizlerin ilahi veya şeytani oldugunu ayirt edecek kadar, insanin şeriat bilgisine sahip olmasi lazimdir.

ALINTI

Feyz; Arabça bir kelimedir. Feyz; verimlilik, bereket ve ilim anlamına gelmektedir. Tasavvufî istilahda ise, kalbe gelen her türlü faydalı bilgiler, hidayet nûru ve zevkli hisler anlamındadır. Başlangıçta kişinin kalbine gelen hisler ve bilgiler karmakarışık olacağı için kalbe gelen feyzlerde doğru ile batıl birbirine karışık olarak gelmektedir. Şeytanın kalbte sebep olduğu hisleri Rahmani duygulardan ayırabilmek için şeriati iyi bilmek gerekmektedir. Allahu Teala “Bilmiyorsanız zikir ehline sorunuz.”buyurmaktadır. Zikir Ehlinden maksat, şeriati ilmine vakıf kimsedir. Yoksa şeriat ilmine vakıf olmadan İlahi isimlerden birini tekrarlayan kimseler değildir.
Gerek rabıta ile gerekse zikirle veya ibadetlerle kalbte hasıl olan feyz görünümünde oluşan her türlü hisler şeriat ölçüsü, yani Kur’an ve Sünnet ölçüsü ile ölçülmedikçe o hislerin ne olduğu anlaşılamaz. Dervişin fikri ne ise, yani düşüncesi, rabıtası ne ise, zikri o olur.” deyimince, bir kimse kötü bir kimseyi veya kötü şeyleri sürekli hatırlarsa, farkında olmadan bir süre sonra o şahsın kalbi ibadetlerden soğur ve günah işleme eğilimi artar.
Allah’ı ananın kalbi nurlanır. Peygamberleri ve salihleri hatırlayanların, yani rabıta edenlerin ise, kalblerinde onlar gibi kul olmak istek ve arzuları güçlenir ve ibadet etmeleri kolaylaşır. Ama çıplak bir kadını tahayyül edip onu rabıta eden bir kimsenin ise şehveti tahrik olur, belkide şehevî olarak deşarj olup abdesti bozulur.
Görülüyorki rabıtanın başlangıcı değil sonucuna bakmak gerekir. Babasını rabıta eden bir kimse, babasının hali ile hallenir ve asla babasının ahvalinden öteye ulaşamaz. Veysel(Üveysi)Karani hazretleri Rasulullah’ı değilde kendi annesini rabıta etseydi, o yüksek mertebeye ulaşabilir miydi? Ama; her şeyin yaratılışını yakîn olarak Allah’tan bilen bir velinin Allah’a manevi yakınlığını düşünerek rabıta eden kimsenin kalbi ise, o veliye gelen nurların yansımalarıyla kalp aynası günah kirlerinden temizlenerek saf nurani bir aynaya dönüşüverir.
Herkese feyz veren Allahu Tealadır.Hidayet feyzi gökten yağmurun yağdığı gibi istisnasız herkese gelir. Ancak bu feyz ilk çıktığında tertemiz bir nur olup, sebep olanların manevi durumuna göre değişime uğrar. Tıpkı kaynağından tertemiz çıkan su gibi. Ama o suyun geldiği borular kirli ise, ona lağım karışıyorsa, insanı hasta eder. İşte bunun gibi manevi feyzler de, şeytana uğradığında vesveseye hileye dönüşür. Peygamberlere, mürşitlere uğradığında ise, hidayet nûru olur ve imanın olgunlaşmasına vesiledir. Ama günahkâr insanlara uğradığında ise, ikisi arasında bir durum hasıl olur ki, neticeye ulaştırmaz. Çünkü virüslüdür.
İlâhî fezyin bir kimsenin kalbine gelmeye başlama aşamasında, şeytan ve şehvetin sebep oldukları hislerle karışık olarak gelmesi yüzünden, salik bunun Rahmani mi, şeytani mi olduğunu idrak edemez. Eğer kişi istikamet üzere olursa, Allah onu şeytanın desiselerinden korur. Yoğurdun içinden ayranın ve yağın ayrılması gibi Rabbani feyzde diğerlerinden, sabah vaktinin fark edildiği gibi ayrılır. Rabbani feyz öyle İlahi bir nurdur ki, o bir kalbte vukuu bulduğunda o kalpte manevi güller açılır onun kokusu hiç bir dünyevi kokulara benzemez. O kalbte bal akıtan pınarlar oluşmaya başlar ki, o feyiz pınarı suyunun tadı hiç bir dünya tatlarına benzemez. Bu zevke erenler, bu zevke değer vermeyip Allah’ın rızasından başka istekleri terkedenlerdir ancak.
Peygamber(sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz; “El istikametü fevkal kerameh” (İstikamet keramettem üstündür.”diye buyurdu. istikamet; ehli sünnet inancını bilip şeriatin gereğince Allah rızası için amel etmektir.

ALINTI SONU

Biz yeni nakşi sofisi olduk, ve ve bizim kalbimize feyizin aktigini hissetmeye başladik, ve fakat bizde öyle, aci vercek cezbe denen olayi meydana cikarcak olan, elektrik carpmsi olmuyordu, ve ilk defa o feyizleri algilamaya başlamamiz şu olay ile oldu:

1994 veya 1995 Seneleri olcak Avusturya nin Gmund ili Schrems Belediyesinde oturuyorum. Waidhofende yaklasik 20-22km uzakta bir firmaya iş başvurusu ıçın yola çıktım arabayla iki kilometre gittim icimden bir ses "Zararın Neresinden Dönersen Kardır" diyor bende düşündüm zaten yola ciktik yolunda bir kismini gittik bunun eger benzinden tasarufu olcaksa zaten benzin gitti kar neresinde diye yola devam ettim.
sonra waidhofen kavşagina geldim yine ayni ses Zararın Neresinden Dönersen Kardır diyor, dedim artik yolu yariladik bunun karımı kaldı ben gidende iş başvurusu yapan dedim, yola devam ettim. sonra waidhofene vardim şehirin icinde Mondo marketi var, girende semel cöregi alan diye, karşısına parkettim. park levhasina dikkat etmemişim girdim, 5 dakkada semmel cöregi aldim ciktim, arabanin camina polis 300 schling ceza yazmiş, ceza kagidini bırakmış gitmiş. kafa DANK DANK etti haaaaaa
Zararın Neresinden Dönersen Kardır ne demek anlayiverdim amma bize gelen o ilhama dikkat etmedik zarar ettik. sonra gittim iş başvurusunu yaptim, he hüm dediler aldilar başvurumu, ne aradilar ne sordular. velhasil kelam rabbim melekeleri ile bize ilham etti, Zararın Neresinden Dönersen Kardır buyurdu, amma biz daha o zamanlar toy bir delikanlıyız kaala almadık ve sonunda 300 schling zarara ugrayanlar olduk velhasil siz siz olun eger şeriata aykiri olmayan bir ilham size gelirse ve derseki Zararın Neresinden Dönersen Kardır hemen orada yoldan dönün evet Zararın Neresinden Dönersen Kardır .

Karoglan Raşit Tunca 1994 veya 1995 senesi Avusturya Waidhofen Thaya Hatırası

bu hatirada oldugu gibi, bazilari gelen feyiz ile işde, hay huyu deyip hava atarlar, halbuki feyz öyle cezbe geldi diye hava atmak icin degildir, o bir bilgidirki, senin dünyan ve ahiretine hayirli olcak, bir bilgidir. ve biz böylce ilk füyüzatlari almaya ve anlamaya başladik, ve bugün bu vaazlari yazdigimiz ilhamlara kadar geldik.

ve gecen hafta dedikki : Allah her yarattiginin ANTi sini yaratmiş, ve onunla onu hesaba cekip, birisi aşiri giderse, onun ANTi siyle digerini terbiyet eder, ve suyu ateşle ateşi suyla terbiyet eder dedik. ve Bu vaazlar Amerikaya kadar ulaşdiki, Amerikali, barbadoslu şarkici rihanna yeni albümün adini "ANTi" koydu. ve bizler bunu anlattrikdan, günler aylar sonra bilim adamlari cernde, anti maddeyi bulmuşlar, ve bu yeni yüzyil "ANTI madde yüzyili" olmuş oldu. matematikciler 1 in tersini yani antisini SIFIR olarak tesbit etmişler, ve 1 i kehrwertini cevirince, sifira dönüştürüyor, ve bilgisayarin bütün işletim sistemi, şimdiye ekadar bu bir ve antisi sifirlardan oluşmakdaydi, ve SPS denilen fabrikalarda makinalarin robot işletim sisteminin yazilimlarida, yine 1 ve 0 lardan oluşmkda ve yani mesala "10101110011010101" gibi bir yazilim. ve bunu bulan bilen kafir deccal ve adamlari, işde dedigimiz gibi, ben dünya ve sisteme "yaz mevsimine dogru git" diye bir frekans yolladigim zamanki frekansi alip, onun ANTi si ile kehrwertini alinca, ben "kar yagsin" dediysem, o tersine cevirip "güneş acsin" veya "yagmur yagsin" haline gertiriyor, ve mevsimler ve dünya bu sebeble, benim ile deccalin kavgasindan dolayi kaosa girdi, ve Ziynet sali "mevsimsizim" şarkisi yaptiki, dillerde rabbim bunu dolaştirir oldu, halbuki ben mevsimsiz degilim, Ben mevsimi ayarlarken, yaptigim frekansin ANTISI ile mumel edip, benimle savaşiyor kafir Deccal , amma filler tepişir, olan karincalara olur derler. olan dünyanin mevsimine oluyor, ve bitkileri soguk vuruyor, yada sickdan kavruluyor, Bunlar neden ? cünkü bu kafir deccal yüzünden . Peki Allah ,bu kafir deccali neden yaratti dersek, eger o gercek mehdi bensem de başkasiysada, egr sapitip yanliş yaparsak, bizi terbiyet etmek icin, bize ANTi madde gibi, yani hilafimiza muhalefet etsinki, biz dogruyu bulalim diye yaratti, amma bu dangil, hakkima tecavüz eder oldu, ben onunkini ihlal etmiyon amma, o benimkini ihlal ediyor.
Ve Dedikki "la mevcude illallah" deyince Allahdan gayri bir mevcudat yoksa, o zaman bizler Allahin parcalari oluruz gibi bir mana olur, ve öyle olunca o zaman kiyamet ne? Allah KIYAMET ile herşeyi yok edecekse, var olan bizleriz, yok olcak olunca, Allah kendinimi yok etcek, bu böyle olmaz demişdik, ve Allah: o parcalarin da üstünde olan bir "Rab" dedik.
ve Allah icin, baştaki hadisde gecen, peygambeerimizin bize ögrettgi ögreti ile "vahdehu lâşerîke leh" yani demek olurki: "O (Allah) Tersi olmayan bir demekdir" yani ANTISI olmayan BiR veya 1, yani eger 1 in tersi matemetikdeki gibi SIFIR olsa, Haaşa Allaha muhalif Bir tanri daha olmasi lazim gelir, oysaki Allahi: "ANTiSI olmayan" diye tarif ediyor muhammed. yani kehrwerti olmayan, bir arapca vahid ve onun kelime olrak yazinca ters yazabilirsin "dihav" olur ve bu fonksiyon onda olmaz, o zaman türkce "Bir" onunda tersi var "rib" olur o da degil, yine almanca "ein" tersi "nie" oda olmaz, varlik ve yokluk demekdir bunlar , peki ingilizce "one" onunda tersi var "eno" oda olmaz.
ve mesela "tebbet" arapca yazinca tersi yine "tebbet" dir öyle "bir" ki tersi olmayan "bir" yani tersde cevirsen bir, düzde olsa bir olan bir "vahdehu lâşerîke leh"
bu dahi Allahin sifatlarindan birisidir, hani bunu bulunca, "bu Allahdir" tamam bulduk degil, Allahin 99 bilinen ismi ve sifati oldugu gibi, daha bizlerin bilmedigimiz binlerce milyonlarca,..... ismi sifati vardir.
mesala Allah in bir ismide "şehiddir" ve Zekeriya ve Yahyanin şehid edilme sebebi, bu yüzdendirki, Allah o iki peygamberinde şehid Allah olarak tecelli etmesi icindir. ve onlarin lakablari "Sallu ala Zekeriya ve Yahya şehidullah" dir.

---oOo---
Hocanin birisi bizim anlattigimiz "vahdet" meselesini inkar edip, bize münkirlik ediyor, ve "Eger bizlerde Allah teceli ediyorsa, o zaman bizler Tanri oluyorsak, binlerce milyonlaraca insan var, ve o zaman milyonlarca tanri var demek olur,ve milyonlarca tanri olunca bu dünya helak olur, o, der böyle olcak, beriki der, hayir şöyle olcak, ve kainat bozlur diyor."evet dogru ve fakat yinede yanliş, işde biz vahdeti vücut olunca, bize hilaf eden deccal işde bize hilafindan mevsimleri bozdu, nerden ögrendi bunu ? bizden ögrendi, bizim ANTIMIZ olarak, bizim yaptiklarimiza ANTi fonksiyonu uygulayinca, halifelik ikilendi, ve vahdet halbuki bir demek, iki bir olmazki, matematikde 1 in antisi sifiri olunca, benim ziddimi tersimi sifri olarak alinca, o zaman, ben yokum demek gibi mana cikar, öyle olunca, ben yokken, o var, o yokken ben varim. ve gece yokken gündüz var, gündüz gidince gece var, bunlarda bir kavga yok halbuki, ve yine temsili misal ile bir köyde 30 aile varsa, 30 tane ev var her evde kari, koca, ve cocuklar, dede, nine var ise, o zaman onlarin herbirinin (her bir evin) ayri bir aile olmasi, babalarinin farkli olmasi, bulunduklari köyde yaşanmasinda ve o köyün yönetilmesinde bir sorun yapmaz, her aile reisinin ayri başi babasi var, ve kendi durumuna göre, zengin veya fakir, bilgili, bilgisiz,..............olabilirler. ve yine köyün başi muhtar veya, belediyelikse, belde başkani oluyor, varmi sorun? yok. yine bir ilce veya şehir onlarca köyden oluşsa binlerce aileden evden oluşsada, onlarin yönetilmesi, yine secimle tayin edilmiş olan bir belde başkani ile olmakda, varmi bir sorun? yok. ve yine bir üste cikinca bu sefer şehirlerden secilen milletvekilleri o şehirlerin yönetimini, başkentteki meclisde yönetmekdeleer. varmi bir sorun? yine yok, o zaman sen, bizlerin halife olmamizi, ve herkesde Allah tecelli edince, ve Allahligi ögrenince, sen ben o vahid olan Allah olmasakda, allahin bir sifatinin tecellisi, veya bir fiilin işlemesi icin, görevde olan birileri demek, ve bunlarin binlerce olmasi, vahdet vücut olan, vahid olan Allahin vahidligini bozmaz, o şek ve şeriki olmayan, tersi olmayan, bir olan, vahid olan Allahdir,
yine ikinci misal ile : bir bedende binlerce hücre var, her hücre kendi başina bir devlet gibi, başkenti ve başkani var, yardimcilari var, amma o hücrelerin bazilari yine grup olarak, mesala bir tel saçı oluştrumuşlar, o sac yek başina bir baş olmasina ragmen, o Allahin emrindedir, ve o bedenin hizmetine aamaadedir, ve onun ayri bir baş olmasi, bedenin vahdaniyetine zarar vermez , diş böyle,dil böyle kulak böyle, göz böyle hakeza, .... yani vücüt yek olan, ve saclar, killar, ciger hücreleri, ve cigerin tamami veya, sol tarafi , ... vahdaniyeti bozmaz, beden yine "vahid" ve tekdir. ve tek kafadan yönetilir. her ne kadar onlar, ayri ihtiyac ile ve fonksiyonlari ile başlik gösterip hükmetselerde ayri ayri istek ve hukuk sürselerde, onlarin yekligi, yek olan bedenin vahdaniyetine hic zarar vermez, bilakis bedenin hayri olan bir hizmetli durumundadirlar, velhasil kelam, daha fazla söze gerek yok artik, bu kadar sözden sonra anlamayana, ahmak derim artik.

---oOo---
Kapi vardir hekes girer cikar buna umum kapisi derler
Kapi vardir şahsa özel şahsi kapi
ve kapi vardir yalniz anne baba girer, mesala yatak odasi kapisi gibi, oraya cocuklar girmeye kalkarsa izin alsinlar dedi, Allah ve Muhammed.

Allahu Teala Buyurdular

ا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لِيَسْتَأْذِنكُمُ الَّذِينَ مَلَكَتْ أَيْمَانُكُمْ وَالَّذِينَ لَمْ يَبْلُغُوا الْحُلُمَ مِنكُمْ ثَلَاثَ مَرَّاتٍ مِن قَبْلِ صَلَاةِ الْفَجْرِ وَحِينَ تَضَعُونَ ثِيَابَكُم مِّنَ الظَّهِيرَةِ وَمِن بَعْدِ صَلَاةِ الْعِشَاء ثَلَاثُ عَوْرَاتٍ لَّكُمْ لَيْسَ عَلَيْكُمْ وَلَا عَلَيْهِمْ جُنَاحٌ بَعْدَهُنَّ طَوَّافُونَ عَلَيْكُم بَعْضُكُمْ عَلَى بَعْضٍ كَذَلِكَ يُبَيِّنُ اللَّهُ لَكُمُ الْآيَاتِ وَاللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ إِذَا بَلَغَ الْأَطْفَالُ مِنكُمُ الْحُلُمَ فَلْيَسْتَأْذِنُوا كَمَا اسْتَأْذَنَ الَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ كَذَلِكَ يُبَيِّنُ اللَّهُ لَكُمْ آيَاتِهِ وَاللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

---
Yâ eyyuhâllezîne âmenû li yeste’zinkumullezîne meleket eymânukum vellezîne lem yeblugûl hulume minkum selâse merrât(merrâtin), min kabli salâtil fecri, ve hîne tedaûne siyâbekum minez zahîrat(zahîrati), ve min ba’di salâtil ışâi, selâsu avrâtin lekum, leyse aleykum ve lâ aleyhim cunâhun ba’de hunn(hunne), tavvâfûne aleykum ba’dukum alâ ba’d(ba’dın), kezâlike yubeyyinullâhu lekumul âyât(âyâti), vallâhu alîmun hakîm. Ve izâ belegal etfâlu minkumul hulume felyeste'zinû kemâste'zenellezîne min kablihim, kezâlike yubeyyinullâhu lekum âyâtihî, vallâhu alîmun hakîm
--------

“Ey iman edenler! Köle ve cariyeleriniz ve sizden olup da henüz büluğ çağına ermemiş çocuklarınız, yanınıza girmek için şu üç vakitte sizden izin istesinler: Sabah namazı öncesi, öğle vakti elbiselerinizi çıkardığınız zaman ve yatsı namazı sonrası sizin için üç mahrem vakittir. Bu vakitlerin haricinde yanınıza izinsiz girmelerinde ne size ne de onlara bir günah yoktur. Çünkü onlar sizin yanınıza sık sık girmek zorunda kalırlar, siz de birbirinizi sıkça dolaşırsınız. Ayetlerini Allah size böyle açıklıyor. Allah her şeyi hakkıyle bilen, her işi hikmetle yapandır.”

“Çocuklarınız büluğ çağına erdiklerinde, kendilerinden önceki büyüklerin izin istemeleri gibi, bu üç vaktin dışında yanınıza girmek için izin istesinler. Ayetlerini Allah size böyle açıklıyor. Allah her şeyi hakkıyla bilen, her işi hikmetle yapandır.”

Sadakallahul Aziym Nur suresi 58 - 59


Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Yine Buyurdular

Ata bin Yesar anlatıyor: Resulullaha (a.s.m.) bir zat gelerek sordu:

“Ya Resulallah, annemin yanına girerken izin isteyeyim mi?”

“Evet.” cevabını verince, o zat tekrar,

“Ama ben onunla beraber evde oturuyorum.” dedi.

Resulullah ise, “Ondan izin iste.” buyurdu.

O zat, “Ben onun hizmetini görüyorum.” deyince, Resulullah,

“Annenden izin iste, onu çıplak olarak görmek hoşuna gider mi?” diye sordu.

O zat, “Hayır” dedi. Bunun üzerine Resulullah,

“Öyle ise her seferinde yanına girerken annenden izin iste buyurdu.”

Hadis-i Şerif, Muvatta, İstizan:1

Allahu Teala Buyurdular

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَدْخُلُوا بُيُوتًا غَيْرَ بُيُوتِكُمْ حَتَّى تَسْتَأْنِسُوا وَتُسَلِّمُوا عَلَى أَهْلِهَا ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ tedhulû buyûten gayra buyûtikum hattâ teste’nisû ve tusellimû alâ ehlihâ, zâlikum hayrun lekum leallekum tezekkerûn.

Ey iman edenler! Kendi evlerinizden başka evlere, geldiğinizi hissettirip (izin alıp) ev sahiplerine selâm vermeden girmeyin. Bu davranış sizin için daha hayırlıdır. Düşünüp anlayasınız diye size böyle öğüt veriliyor.

Sadakallahul Aziym Nur suresi 27

umum kapisi ümmet kapisina örnek : okul kapisi, cami kapisi ,mezar kapisi , kilise kapisi gibi umuma veya ümmete ait kapilardir, ve cennet annelerin ayaginin altinda ise Ve Muhammedin hanimlari icin Allah, onlar sizlerin annenizdir dedi:

النَّبِيُّ أَوْلَى بِالْمُؤْمِنِينَ مِنْ أَنفُسِهِمْ وَأَزْوَاجُهُ أُمَّهَاتُهُمْ وَأُوْلُو الْأَرْحَامِ بَعْضُهُمْ أَوْلَى بِبَعْضٍ فِي كِتَابِ اللَّهِ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُهَاجِرِينَ إِلَّا أَن تَفْعَلُوا إِلَى أَوْلِيَائِكُم مَّعْرُوفًا كَانَ ذَلِكَ فِي الْكِتَابِ مَسْطُورًا

En nebiyyu evlâ bil mu’minîne min enfusihim ve ezvâcuhu ummehâtuhum, ve ulûl erhâmi ba’duhum evlâ bi ba’dın fî kitâbillâhi minel mu’minîne vel muhâcirîne illâ en tef’alû ilâ evliyâikum ma’rûfâ(ma’rûfen), kâne zâlike fîl kitâbi mestûrâ.

Meali :

Peygamber, mü’minlere kendi canlarından daha önce gelir. Onun eşleri de mü’minlerin analarıdır. Aralarında akrabalık bağı olanlar, Allah’ın Kitab’ına göre, (miras konusunda) birbirleri için (diğer) mü’minlerden ve muhacirlerden daha önceliklidirler. Ancak dostlarınıza bir iyilik yapmanız başka. Bu (hüküm) Kitap’ta yazılıdır.

Sadakallahul Aziym AHZAB Suresi 6

Ve Hatice Annemiz icin gecen hafta bahsettik, ve o Halley yildizi, ve ümmeti muhammed, ondan indi dedik, ve 11 aydan hayirli olan Ramazan ve ve halley dedik, ve yani 11 hanimindan daha üstün olan " Hayrun min Elfi şehr" veyada 11 aydan uydudan üstün olan yani 11 Ay (receb şaban ,...) ve Muhammed dediki

"Recep Allah'ın ayı, Şaban benim ayım ve Ramazan ümmetimin ayıdır"

Hadis-i Şerif, Kütüb-i Sitte buyurmuştur.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Yine Buyurdular

“Allah tarafından seçilen ay Receb ayıdır ve Receb Allah’ın ayıdır. Her kim Receb ayına hürmet ederse (yüceltirse) Allah’ın emrine hürmet etmiş olur, kim Allah’ın emrine hürmet ederse Allah onu Naîm cennetlerine koyar ve ona en büyük nimet olan rızasını vacip kılar. Şaban benim ayımdır. Her kim Şaban ayına hürmet gösterirse benim emrime hürmet göstermiş olur, her kim de benim emrime hürmet gösterirse ben Kıyâmet günü ona öncü (karşılayıcı) ve yoldaş olurum. Ramazan ayı ümmetimin ayıdır. Kim Ramazan ayının hürmet gösterir, onun saygınlığını yüceltir ve ona saygısızlık etmezse, gündüzlerini oruçlu gecelerini de namazla geçirirse ve tüm organlarını da (günahlardan) korursa Ramazan’dan, Allah’tan affedilmesini isteyeceği bir günahı olmadığı halde çıkar.”

Hadis-i Şerif, Beyhâkî Fedâilü’l-Evkât s.22; es-Suyûtî, ed-Dürru’l-mensûr, 3/236.

Ve böyle olunca bizler Muhammed ümmeti olarak, Ramazan kapisindan dünyaya indik, ve ordanda cennete girecek olanlariz, yani öyle olunca Haticenin rahiminden inenleriz, ve ümmetin umum kapisi, ve ümmet kapisi, Hatce kapisidir, cünkü muhammed onu dul olarak aldi, yani hatice annemiz, daha önce evlenip boşanmişdi, yani ona muhmedden öncede giren var idiyani ramzan umum kapisi ümmetin kapisi. oysaki muhammed diyorki şaban ise benim ayimdir, yani şahsa özel kapi, o nedir o da, Hz.Ayşe Kapisi, ve ondan hic cocukda olmadi diye biliyoruz, ve öyle olunca, o kapidan bir tek muhammed girdi, ve öylede kalacak, yani "şahsi kapi, muhammed kapisi" ve yine Recep ise "Allahin Ayi" dedi ve bedende oksijenin girip cikdigi kapi belli "agiz ve burun" ve akcigerler Damarlar ve kalp, ve en son kalbe varir, sonrada bütün vücuda ihrac edilir. yani Allahin girmedigi hücre yokdur, oksijen almayinca zaten o hücre ölür.
ve Gecenki vaaz la bu konuyu birleştirir isek
Hz meryem icin Allah diyorki

قَالَتْ أَنَّى يَكُونُ لِي غُلَامٌ وَلَمْ يَمْسَسْنِي بَشَرٌ وَلَمْ أَكُ بَغِيًّا

Kâlet ennâ yekûnu lî gulâmun ve lem yemsesnî beşerun ve lem eku bagıyyâ

Meali: Meryem, “Bana hiçbir insan dokunmadığı ve iffetsiz bir kadın olmadığım hâlde, benim nasıl çocuğum olabilir?” dedi.

Sadakallahul Aziym MERYEM Suresi 20. ayet

Ve ona isayi (isa nin tohumunu) koyanda SIRAT Köprüsünü "Zekeri Fiziken Takmadan" kurmadan isayi koyduki, isa efendimizin kehrwertini alipda, ordan geri dönüş olmasin diye ki köprüsüz geciş, mehdiye ait giriş kapisi, mehdi icin kuran, "isa icin mehdi der" mehdi kelimesi isa ile birlikte gelir kuranda. ve meryeme insanlardan ve cinlerden kimse dokunmadi ona, yani şahsa özel kapi, mehdiye özel kapi , orasi Tekke kapisi degil, umuma acik kapi degil, yani şahsa özel, mehdiye özel kapi, o kapiddan yalnizca o girebilir, ve yine mehdi cocuklari ile anneleri arasinda SIRAT yok, yol kopuk yani geri dönüş yok, einbahn strasse (Tek yön yol) yani tersi olmayan kapi ANTi si olmayan kapi, ve yaklaşik 2000 senedir isayi geri döndürcez diye ugraşirlar, amm onu döndüremezler, ve herkes O döncek diye bekler, ve onu geri döndürcek olan kapiyi acacak SIRATI kurcak olanda yine mehdidir.

---oOo---

إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ

İyyâke na’budu ve iyyâke nestaîn.

Ancak sana kulluk ederiz ve yalnız senden yardım dileriz.

FATİHA Suresi 5. ayet

Hocanin birisi diyorki kimseden yardim istememek lazim, yardim ancak Allahdandir, diyor yani meded ve şefaati inkar ediyor.
Cevap:

Ey Adam Sen sabah kalktin, işe gidecen, ve ve bakdinki kahvalti hazir degil, ve dedin "kahvalti hazirmi işe gidecen" dedin ve hanim dedi "su kayniyor, daha hazir degil" dedi, ve hani sen Allahdan gayri kimseden yardim istmeyecekdin ahmak hoca , işde karidan cay kahvalti istedinmi, oda ocakdan yardim istemiş, ocak su kaynatiyor, madem sen allahdan gayri kimseden yardim istmeyecen, o zaman hanim kahvalti hazrilayacak diye bekleme ve deki "Ey Allah bana kahalvarti hazirla " de bakalim önüne kahvalti gelcekmi? cay kaynayacakmi? Tabi Tabiiiii Allah senin hizmetcin öylemi? haşa huzur. işde Allah senin eşinde tecelli edip, senin istegin, duan muradin olan kahvaltiyi, san hazirlar, amma sen buna işde itiraz ediyon, evet Allahdan yardim isteyecegiz amma hangi Allahdan isteyecegiz? senin yaptigin gibi hanimin olan Allahdan istemedinmi sen o kahvaltiyi, o zman sana yardim eden hanimin ise, o zaman o iyyake deki "ke" olan Allah, senin karin da teceli etdi, ve sana yardimci oldu, banada, benim istegim ile, benim "iyyake nestaiyn" dedigim kimse olarak yardim eder.
Ve Allah seninle, bana yardim eder, benimlede sana, ona, buna yardim edebilir.
"iyakkenestaiyn" meselesi bu kadar basittir anlayabilene.
ve o hoca diyorki şifa vercek diye aspirin alinca, bana asprin şifa verdi olmaz diyor, şifa veren Allahdir diyor!
bunuda şui misal ile anlatacagiz Cevapliyacagiz:
Ey televizyona cikan, ordan dini sohbet eden hoca, TV kanalina geldin, oturdun masaya, ve kameraman hadi cek dediniz, ve yönetmen başldik dedi, başladiniz sohbete, madam öyle şifa veren aspirin degil, senin yayini cekcek kameramanda cekmesin, Allahin kameraman melekleri cekiyor, onlar yayini yapsin degilmi, yahut o yayini uyduya yollayan cihaz olmadan, o yayini, sen deki : "Ey Allah, bu cekimi uyuduya yolla" de de yollasin, yine o uydu olmadan, o yayin dünyaya yayimlansin de Allaha, ve Allah yayinlasin. Bre ahmak hoca, o evinde seyredenlerin, televizyonu, uydu cihazi olmadan seyretsinler o zaman. Varmi vesilesz sebebsiz bir olay, ve bunlarin hepsi birer yardimci ve şefatcidir. ve Allah o yayini kameraman olurda ceker, yine uydu cihazina yollayan anten olurda, uyduya gönderir, yine uydu olur dünyaya yayinlar, yine televizyon olur, benim senin evde gösterir, yahut internet olur, video olur gösterir, sen daha niye Allahin vesilelerini hice sayiyon, ahmak hoca.

Allah sünnetulah koymuş bu kainata, ve onlar yercekimi, enerji, işik ve yansima, gölge veya reaksiyon, hiz, gibi ceşitli yasalar var. Ancak dedik işde birisi ile Allaha karşi gelinirse, veya O nun müminlerine karşi düşmanlik edecek bir kafir cikinca, onlari iptal edecek olan, onun (o yasa kanun ve sünnetullahin) ANTi sinide yaratan Allah, onun antisi ile, onu terbiyet eder, senin ilede antiyi terbiyet eder. ve insan ila antisi cin, insan ile Antisi şeytan gibi, iyi kötü, gece gündüz, hastalik ve mikroplar, vesaglik şifa verenler ve temizler olarak tezahür gösterir. ve eger böyle degilse o zaman
inek süt vermesin ve "İyyâke na’budu ve iyyâke nestaîn." desin yeter, süt oluverir degilmi!, zamani gelince cöpcüler cöpleri toplamasin ve sadece "İyyâke na’budu ve iyyâke nestaîn." desin yeter, cöpler toplaniverir degilmi?
Varmi böyle bir dünya dangil ahmak. Herşeyi veya cok şeyi Allah bu dünyada, sebeblere baglamiş, senm nasil olurda sebebleri inkar ediyon, agacin dallarini budaklarini inkar eden, agaci inkar etmiş olur, oysaki Allah sebeblerde, kendini saklamişki, O nu sebeblerden arayip bulmak bizlere kalmiş.

"Regaip kandili geldi, üç aylara giriyoruz "Regaip Kandiliniz Mübarek Olsun"

Rabbim, Mehdi ve Ceamaatini, AKLI KIT larin ahmakligindan, muhafaza buyursun.

--oOo---


وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve etûbu ileyk.

--OoO--

Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 6 Nisan 2016 Çarşamba

Original Kar © glan

Takva Allah’a Yaklaşmayi Dilemekdir - Takva Doğrularla Beraber Olmakdadir (Kar©glanin 30 Mart 2016 Vaazi)

Takva Allah’a Yaklaşmayi Dilemekdir - Takva Doğrularla Beraber Olmakdadir

(Kar©glanin 30 Mart 2016 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَهُوَ اللّهُ فِي السَّمَاوَاتِ وَفِي الأَرْضِ يَعْلَمُ سِرَّكُمْ وَجَهرَكُمْ وَيَعْلَمُ مَا تَكْسِبُونَ

Ve huvallâhu fîs semâvâti ve fîl ard(ardı), ya’lemu sırrakum ve cehrekum ve ya’lemu mâ teksibûn.

Sadakallahul Aziym EN'AM Suresi 3. ayet


------------
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اتَّقُواْ اللّهَ وَكُونُواْ مَعَ الصَّادِقِينَ

Yâ eyyuhâllezîne âmenûttekûllâhe ve kûnû meas sâdikîn

Sadakallahul Aziym TEVBE Suresi 119. ayet

-------------

أْمُرْ أَهْلَكَ بِالصَّلَاةِ وَاصْطَبِرْ عَلَيْهَا لَا نَسْأَلُكَ رِزْقًا نَّحْنُ نَرْزُقُكَ وَالْعَاقِبَةُ لِلتَّقْوَى

Ve’mur ehleke bis salâti vastabir aleyhâ, lâ nes’eluke rızkâ(rızkan), nahnu nerzukuke, vel âkıbetu lit takvâ.

Sadakallahul Aziym TÂHÂ Suresi 132. ayet

Mealleri :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

O, göklerdeki ve yerdeki tek Allah'tır. Gizlinizi, açığınızı bilir. (Hayır ve şerden) ne kazanacağınızı da bilir.

Sadakallahul Aziym EN'AM Suresi 3. ayet

Ey iman edip Allah’a Yönelenler, doğrularla beraber olun. (Bu Yola sıdk ile baglananlarla beraber olun).

Sadakallahul Aziym TEVBE Suresi 119. ayet

Yakınlarına salâtı (Namaz ile rabbine yönelişi) yaşamalarını emret; kendin de onda devamlı ol, (Orda bir rizkan lehüm var amma, lehüm kaybolmuş) Biz seni onlarin rizki ile mes ul tutmuyoruz, bilakis seninde onlarinda rizkini veren biziz, (Sen Rabbine yaklaşmakda gayret üzerine ol), cünkü gelecek Rabbine yaklaşanlarin olacakdir.

Sadakallahul Aziym TÂHÂ Suresi 132. ayet

---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Başınıza şu yedi şey gelmeden güzel işler yapmakta acele ediniz: Kişiyi unutturucu kılan fakirlik, azdıran zenginlik, bozan hastalık, bunaklık derecesinde yaşlılık, âniden gelen ölüm, beklenenlerin en kötüsü deccâl ve hepsinden daha şiddetli ve acı olan kıyamet."


( Hadis-i Şerif Ebû Hureyre radıyallahu anhdan. Tirmizî)

---------------

فَالأَوَّلُ : عَنْ أبي هُرَيْرَةَ رضي اللَّهُ عنه قال : قِيلَ : يا رسولَ اللَّهِ مَن أَكْرَمُ النَّاسِ ؟ قال : « أَتْقَاهُمْ »

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Yine Buyurdular


Ebu Hüreyre Radiyallah-u anh’den rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir;

-“Ya Resulallah, insanların en hayırlı ve değerlisi kimdir?” dediler.

Peygamber Aleyhis Selam;

-“En ziyade Allah’a Yönelenler(yaklaşmayi dileyenlerdir)” Buyurdu.

( Hadis-i Şerif , Buhari ve Müslim)


"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :


Allah kuranda Allah a yaklaşmanin yollarini şöyle izah ediyor

1. Ey iman edip Allah’a Yönelenler(yaklaşmayi dileyenler), doğrularla beraber olun. (Bu Yola sıdk ile baglananlarla beraber olun). TEVBE Suresi 119
2. Ey iman edip Allah’a Yönelenler(yaklaşmayi dileyenler), Gücünüz yettgi kadar hak ve adelet üzre olun, sakin müslümanlar olmadan ölmeyin. ALİ İMRAN Suresi 102
3. Allah’a Yönelenler(yaklaşmayi dileyenler), Dinleyin ve itaat edin! Ve kendiniz için hayır olarak infâk edin (verin). Ve kim nefsinin cimriliğinden kendini korursa (sakındırırsa), o taktirde işte onlar; onlar felaha (kurtuluşa) erenlerdir. TEGABUN-16
4. Ey iman edip Allah’a Yönelenler(yaklaşmayi dileyenler), Söylerken Sözün Sinirlarini koruyun. AHZAB-70
5. Kim Allah’a Yönelmeyi (yaklaşmayi) dilerse, (Allah) ona bir çıkış yeri nasip kılar. TALAK-2
6. Ey iman edenler, Muhakkakki Allah’a Yönelenler (yaklaşmayi dileyenler) icin, O, size iyiyi kötüden ayırt edecek bir anlayış verir ve sizin kötülüklerinizi örter, sizi bağışlar. Allah, büyük lütuf sahibidir. ENFAL-29


Emir'el Müminin İmam Ali (a.s), İbn-i Mülcem tarafından kılıçla yaralanınca oğlu Hasan ve Hüseyin (a.s)'a şöyle buyurdu: "Size Takvayi (Allah’a Yönelmenizi(yaklaşmayi dilemenizi) ve her ne kadar dünya sizi istese de dünyayı istememenizi, dünya sizden bir şey aldığında buna üzülmemenizi, hak üzere konuşmanızı, (ahirette alacağınız) mükafat için amel etmenizi, zalime düşman ve mazluma ise yardımcı olmanızı tavsiye ediyorum."

(Nehc'ül Belağa 47. Mektup)



"Manyetikleyici - Manyetikliğini Yok Edici" bir alet var, yani mikro elektronikte kullanilan, TV tamircilerinin kullandigi bu alet ile, tornavidanin ucu, bu aletin Manyetikleyici icine sokulup, ucu miknatislanarak, hassas noktalardaki vida sökülünce, veya vidalancagi vakit, vidanin tornavidanin ucunda yapişmiş vaziyette kalmasi saglanir. yani bu aletin özelligi, yakinina gelen kücük metalleri, kendine benzetip miknatislandiran bir miknatis veya miknatis olmayan fakat miknatislanmiş bir metali de, demagnetize eden Manyetikliğini Yok Edici bir alet.

"ve kûnû meas sâdikîn
doğrularla beraber olun."
demekde bu gibi, Magnetize yani yanina gelenleri kendine benzetebilcek kadar güzel ahlakli kimseler, veya Demagnetize gibi, cekiciligini kaybetmetmesine sebeb olan, kafir münafik yalanci gibi kötü ahlaklilar.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Yine Buyurdular

"Kişi arkadaşının dini (ahlakı) üzeredir. Öyleyse her biriniz kiminle arkadaşlık ettiğine baksın (dikkat etsin)."

(Ebu Davud4833- Tirmizi 2379)
ve insan miknatislik derecesine yükselince, yakinina geleni manuple edebilir, yani onun fikirlerini degiştirebilir, bu amma iyi kimselerden olsun, ammada kötü kimselerden olsun,.
cünkü kendimden örnek verirsem ben eskiden sigara icerdim, sigara icmesini, sigara icen birinden aldim, manuple oldum. yine alkol arkadaş teklifi ile başlanilan hastaliklardandir,....
öyleyse kötü ve cirkin ahlakli kimselerde miknatsdilk derecesine cikabilir , amma onlar cikinca insanlari kötü ahlakla manuple ediyorlar, amma iyi kimseler ise, bir güzel ahlaki, yapa yapa, onda o ahlak meleke haline gelince, onlarda yanina gelen kimselere, bu güzel ahlaki manuple edip, namz kilan bir kimsenin yanina giden kimsenin namazi sevmesi, namaz kilma istegi duymasi, dua edeni görünce, dua etmeye başlamasi bu sebebledir. ve isanoglunun ögrenme yöntemlerinden biriside, aynel yakin ögrenmekdirki, yani bazi kimseler güzel ahlaklari hakkal yakin yaşayinca, onu gören insanlara, ve aynel yakin bakan kimselere otamatikmen tesir edip, onlari o ahlaka manuple etmekdedir, ve böyle güzel ahlakli cemaatin icinde bulunmak, bu güzel ahlaklari yapanlarin dercesine göre, her gün daha güzel bir ahlak ile ahlaklanmayi ögretirken, kötü kimseler olup, onlari yani iyileri terketmekde, insanlari ucuruma götürür.

Ve Atalar demişki :
"Sarı öküzün yanında duran; ya huyundan ya tüyünden kapar."

öyleyse ey insanoglu
Ey Takva isteyenler,
Ey iman edip Allah’a Yönelenler ,
"Ey Allah’a yaklaşmayi dileyenler, doğrularla beraber olun. (Bu Yola sıdk ile baglananlarla beraber olun).
TEVBE Suresi 119

Cemmatle namaz kilmanin efdaliyeti bu yüzdendir, ve yine cuma toplanilmasi bu yüzdendir.

Bu hususda
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Yine Buyurdular
“Cemaatten ayrılmayın, ayrılıktan sakının. Şüphesiz şeytan tek başına kalanlarla birliktedir, iki kişiden ise uzaktır. Kim cennetin ortasını isterse cemaate yapışsın”

(Tirmizî, “Fiten”, 7; ayrıca bk. Nesâî, “Tahrîmü’d-dem”, 6)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Yine Buyurdular

“Cemaatten ayrılmayın, zira sürüden ayrılanı kurt kapar”

(Ebû Dâvûd, “Salât”, 46)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Yine Buyurdular

"Ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacak, bunların içinden bir fırkası ehl-i necat olacaktır."

buyurmuş. Ashab sormuşlar:

"Yâ Resûlâllah, o kurtulan fırka hangi fırka olacaktır?"

Şöyle cevap vermiş: "Firkayi Naciye" Yani

"Benim sünnetimden şaşmayanlar kurtulanlardan olacaktır! Yâni Ehl-i sünnet ve cemaat mensuplarıdır."

(Tirmizi, İman,18; İbnu Mace, Fiten, 17)

Ve Tarikatler, Cemaatler, eger hak yolda ise, işde Peygamberin sünnetlerinin hakkal yakin yaşandigi yerlerdir. ve oralara gidenlerde, onlardan görüp, aynel yakin, bu sünnetleri ögrenip, sonrada hakkal yakin yaşamaya başlayanlar olurlar, ve böyle cemmaatlerle olmaklada
"ve kûnû meas sâdikîn
doğrularla beraber olun."
ayetine itttiba etmiş olunur.
işde o "Firkayi Naciye" de böyle sünnet üzre yaşayanlar cemaatine denilir, hani nerde bu cemaat? fetocularmi? yahut nakşilermi? yahut cübbeli cemaatimi?
burda devreye
6. Ey iman edenler, Muhakkakki Allah’a Yönelenler (yaklaşmayi dileyenler) icin, O, size iyiyi kötüden ayırt edecek bir anlayış verir ve sizin kötülüklerinizi örter, sizi bağışlar. Allah, büyük lütuf sahibidir. ENFAL-29
ayeti girer ve allah bunu isteyenlere iyi ile dogruyu ayirt eden furkan melegi verecegini sölüyor, yani o zaman "benim cemaatim en üstün" degil, eger onlarda, o cemaatte bir yanliş var ise, bunu görebilcek bir farkindalik verilirmiş insan, eger sen senin şeyhi pohpohlamamizi, gavs guvs dememizi bekliyorsan, bu dogru olan degil. insan beşerdir, ulul azim peygamberler bile hata ettiyse, en başta Adem ile Havva, cennet gibi bir yerde hata edebildiyse, o zaman bu ahir zaman mundarliklari dolu dünyada, saglam kalabilcek insan bulmak zor, ve senin cemattede hatalar, senin şeyhdede yanlişlar olabilir, bunlari görmek işde farkindalik olan, furkan melekesi verilmesi demekdir. Eger sen hala t a y y i p en üstün diyorsan, o zaman sen Takva istemedin, ve Allah’a yaklaşmayi dilemedin demekdir, ve öyle olunca sanada furkan verilmedi demekdir. ve sen senin şeyhe senin parti başkanina hata yapmaz tanri gibi bakiyorsan işde, cünkü sende o farkindalik yok, kör bakiyorsun demekdir.

---oOo---

Agac dalda meyva veriyor, ve ve icinede en öz bilgileri olan, bir ckirdek sakliyor. o cekirdekde dalin bütün SIRLARI sakli, ve hatta yeni versiyonlari var, yeni bilgileri var.
ve öyle olunca işde gecenki acikladigimiz hadisin yorumunda, ahir zaman ümmeti mehdi cocuklari olacak dedik.
ve mehdi cocuklari icin extra birşeyler yapmaya gerek yok , yemini ver, suyunu ver, okulu geldimi okula gönder, yaşi geldimi evlendir yeter, yani zaten onlarin hepsininin icinde mehdi bilgileri SAKLI Zaten, onlar eger iclerindeki cekirdegi inkişaf ettirebilirlerse, onlardan daha bilgili mehdi askeri olcakdir, mehdi bilgisi ile donanmiş mehdi askerleri olacakdir.

Bunun örnegi : Allah Hz Ademi yaratinca, ona otuz senede meleklerin tedrisatinda geciripde öyle oku demedi, o bütün bilgi ile donanimli idi, ona Allah ögretmişdi zaten, ve melekerin yaninda

وَعَلَّمَ آدَمَ الأَسْمَاء كُلَّهَا ثُمَّ عَرَضَهُمْ عَلَى الْمَلاَئِكَةِ فَقَالَ أَنبِئُونِي بِأَسْمَاء هَؤُلاء إِن كُنتُمْ صَادِقِينَ

Ve alleme âdemel esmâe kullehâ summe aradahum alel melâiketi fe kâle enbiûnî bi esmâi hâulâi in kuntum sadikîn.

Ve (Allah), Âdem’e, (Allah’ın) isimlerinin hepsini (bu isimlerdeki hikmetleri) öğretti. Sonra onları meleklere arz ederek dedi ki: “Haydi sadıklardan iseniz onun bildiklerini, siz isimleri ile bana haber verin (söyleyin).”

BAKARA Suresi 31. ayet

yani Ademin icinde bilgi hazir vaziyette var.

Evine bir tane Bilgisayar yazicisi Drucker aldin, ve sen onun driverini bilgisayara install edince, o nasil yazacagini biliyor, onu birde iki sene nasil yazacak ögretemiyorsun, zaten satan adam sana onun nasil yazacagini proglamladigi bilgi cd si ile birlikte satiyor, ona iki senede yazmayi ögretmeyecen yani,
Mehdi askerlerinin icindede bilgi var, onlar yaşi geldikce, ve aydinlandikca, o bilgilere zaten vakif olcaklardir.
ve Hz. Ademe ögretilen ise, düşünebilme, karar verebilme ve konuşabilme yetenegidir, cünkü melekler ilham ile konuşur, yani kelamsiz kelimesiz konuşurlar, oysaki Hz Adem ve insanoglun ses ile kelimeler ile konuşur, kelimesiz kelam olmazkine, ve öyle olunca, Allah Ademe dünyada ne kadar dil varsa hepsini icine dercetti, o bütün dilleri biliyordu, ve bizler zaten, onun cekirdeginin cekirdeginin,...... cekirdekleri oldugumuzdan, bizler ondaki bilgileri inkişaf ettirip, bugün yeni bulunan bir alete, ondaki sakli olan isimi veririz. ve konuşurkende o isim ile. o cihazi. buluşu. ve dogan cocugu cagiririz, işde o bilgi zaten Hz. Ademin icinde vardi, ve şimdi bizler sadece o bilgiyi inkişaf ettirenleriz.

---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Mehdi tıpkı Zülkarneyn ve Süleyman gibi dünyaya hükmedecektir.”

(El Kavlul Muhtasar Fi Alamatil Mehdiy-il Muntazar, s.29)

bu hadisi biz sesli vaazda yorumlarken dedikki, bu demek olurki: son ümmetin mehdi cocuklari olacagini, ve onun simasinda olacaklarini söyledik. ve böyle olunca ve onun cark sistemi ise, komple sistemi ceviren bir carka sahip demek olur, süleyman 300 lü ve fakat mehdi ise aynen Hz. süleyman gibi bu hadisde gecen, yani o bütün sisteme, zamanindaki bütün sisteme hükmedecek olunca, onun cark sistemi bütün sistemi döndüren bir carka sahip (onun tabancasi) işde, bütün sistemi döndüren cark demekdir. ve o baharida ayarlar, yazida.

ve bölye olunca gecen hafta o vaazin üstüne Ali Agaoglu bir röportajinda gecenki patlamada ölenlere cicek koyduklarini bahsederken dediki benim ortanca hanim dedi. yani "ortancanin kocasi" koyduk onun ismini bundan sonra, ve bizim vaaza itafen, bir kac karili oldugunu göstermek istedi, ve bizi ve "ortancanin kocasini" eleştirenlere cevabimiz şudur ki:

Fakir bir adam bütün biriktirdigi parasi ile, bir tane haci murat alabildiyse, o onun fakirligi, hekes haci murata binmiyor azizim, dünyada ferrariye, jaguara binenlerde var, ve yine senin benim bir tane arabam var diye, herkesi öyle tek arabali sanma, ve bak o ali agaoglu varsan baksan, araba koleksiyonu yapiyordur. yani senin sadece bir haci murat varken, otopbüs sürüsü olan ULUSOY TURIZMI - Pamukkale turizmi, Kamil koclari düşün, belki 300 tane otobüsü var, belki sen bir bisiklete binerken, burada "Meindl Transport" diye bir kargo şirketi var, adamlarin belki 100 tane TIRI var, ve bunlarin eli tanesininde iki kasassi var birde , düşün bu TIRLARI satan TIR glaericinin zenginligini ve yine bu TIRLARI yapan fabrikanin sahibinin zenginligini, öyle fabrikada mühendis olmakla da bana hava atma,
öyleyse Sen Hz Süleymanin niye 300 karili olduguna şaşiyorsun, Allah ona, o istidati verdiyse, ve zamaninda, onun zamaninda en büyük tir da atlardi ferraride Atlardi. ve Hz. Süleymanin en güzel SALMA atlari varmiş, ve herhalde o zamanin TIR larindan 300 taneside onun ahirinda bagliymiş, demekki 300 KISRAK At, yani bügünün man TIR lari gibi, yani öyle olunca, Kanuninin bile sarayinda 300 cariyesi var idiyse, o zaman süleymanlar sülümandan, ve öyle olunca 300 karinin 300 üylede yatan O, ve onun tabanca, ve o tabanca 300 kariyi, yani 300 nefs makamini terbiyet eden adam, ve bizim peygamberimiz ise 12 karili ve, 12 nefs makami verilmiş bizim sistemimize, yani (nefsi emmare , nefsi lavvame,.....) ve dedikki en son gecen hafta, onu "ramazandan indirdik" diyor Allah dedik, yani ramazan 11 aydan daha hayirli, ve yani halley yildizi dedik, ve halley : hatceeeeee yani 11 karidan daha hayirli olan karisi, yani bizer onun rahminden inip gelenlerden,.. inip gelenleriz, yani ümmeti muhammedin annesi hatcedir, Haticeyi Kübradir. ve 9 gezegen, bir tanede ilede halley var, yine en son ayşe ile evliyidi, ve güneş sisteminin en sonunda, Hz Ayşenin gezegeni var, ve öyle olunca, bir tanesi sanki kayip gibi, halbuki fatma icin ise babasinin annesi diyordu, yani onun indigi kadirde Rahimde Fatma veyada Hz Amine ve 11i bilniyor birde babasinin annesi, ve vede muhammedde annesinin babasi olunca, bir tanede onun sisteminde Fatma gezegeni var, ve o gezegen öyleki onun 3 tane uydusu var, hasan hüseyin ve muhsin birisi sönük ikisi aktif.
ve öyle olunca, mehdinin bütün dünyaya hükmetmesini demekde ne demek işde sen anla artik, yani onun ahirzmanda, son ümmeti oluşturmak icin dölledigi anneler, ve son yildiz sistemini temsil edecekdir, ve o işde sondan başa döndürcek olandir "Nas" suresinden "Fatiha" ya döndürcek olandir.

KIYAMETE YAKIN ALAMETLERDEN
"İlmin azalması, bilgisizliğin çoğalması, fuhşun alana çıkması, kadınların çoğalması, elli kadına bir erkek düşecek kadar erkeklerin azalması kıyamet alâmetlerindendir."

(Buhârî. Tecrîd-i sarîh: 72)

"Devlet malı belirli çevrelerin menfaati yapıldığı, emanet kelepir ve zekât angarya sayıldığı, ilim dinden başka gaye için tahsil edildiği, kişi karısına itaat edip annesine asi olduğu ve dostunu kendisine yaklaştırıp babasını uzaklaştırdığı, mescidlerde gürültüler başgösterdiği, fâsık kimsenin kabilenin başına geçtiği ve aşağılık adamın milletin lideri olduğu, şerrinden korkulduğu için kişiye ikramda bulunulduğu, şarkıcı kadınlar ve çalgı âletleri türediği, şaraplar içildiği ve bu ümmetin sonunda gelenler evvel gelenleri lânetlediği zaman; işte o zaman kızıl bir rüzgâr, zelzele, yere batma, şekil değiştirme, taşlanma ve ipi kopan bir kolyenin tanelerinin birbiri ardı sıra gitmesi gibi birbirini takip eden alâmetler beklesinler."

(Tirmizî)

Rabbim, ahirzman insanlarina, mehdinin kim, ve görevlerinin ne oldugunu, gercek manada anlamak nasip etsin.


--oOo---



وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve etûbu ileyk.

--OoO--


Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 30 Mart 2016 Çarşamba

Original Kar © glan

Ay Takvimi ve Güneş Takvimi (Kar©glanin 23 Mart 2016 Vaazi)

Ay Takvimi ve Güneş Takvimi

(Kar©glanin 23 Mart 2016 Vaazi)


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

أَلا إِنَّ أَوْلِيَاء اللّهِ لاَ خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلاَ هُمْ يَحْزَنُونَ
Sadakallahul Aziym YUNUS Suresi 62. ayet

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
E lâ inne evlîyâallâhi lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn

Meali :

Bilesiniz ki, Allah’ın dostlarına (dostlarına) hiçbir korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de.

Sadakallahul Aziym YUNUS Suresi 62. ayet

Estuzubillah

كَتَبَ اللَّهُ لَأَغْلِبَنَّ أَنَا وَرُسُلِي إِنَّ اللَّهَ قَوِيٌّ عَزِيزٌ

Keteballâhu le aglibenne ene ve rusulî, innallâhe kaviyyun azîz.

Sadakallahul Aziym MÜCADELE Suresi 21. ayet

Meali:
Allah Takdiri Ezelde (Kader Kitabina), “Şüphesiz ben ve peygamberlerim galip geleceğiz” diye yazmıştır. Şüphe yok ki, Allah çok kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir.

Sadakallahul Aziym MÜCADELE Suresi 21. ayet

---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Mehdi tıpkı Zülkarneyn ve Süleyman gibi dünyaya hükmedecektir.”

(El Kavlul Muhtasar Fi Alamatil Mehdiy-il Muntazar, s.29)

“Tüm olarak yeryüzünün meliki dört tanedir. Onların ikisi: Zülkarneyn ve Süleyman müminlerden, diğer ikisi, Nemrud ve Buhtunnasr kafirlerdendir. Yere beşinci olarak ehli beytimden biri sahip olacak. Yani Mehdi.”

(Mektubat-ı Rabbani, 2/1163)


Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem yine buyurdular:

“Allahu Teâlâ buyurdu ki: “Benim dostlarımdan birisine ihanet eden bana karşı savaş açmış olur."

(Hadîs-i Şerîf, Buhari)

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem yine buyurdular:

“Allahu Teâlâ buyurmuştur: Her kim sevdiğim kuluma düşmanlık ederse, Ben de ona harb ilân ederim."

(Hadîs-i Şerîf)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

ALINTI

MEVDUDİ

...Fakat şu bir gerçek ki, Allah (cc)'ın hakimiyetini bütün dünyada tesis eden bir müceddid gelecektir. İster çok yakında isterse çok sonraları olsun, farketmez, O, peygamberimizin hadislerinde açıkça tanımlanmış olan İmam Mehdi'dir. O'nunla ilgili olarak bazı işaretler de yine bizzat peygamberimiz tarafından açıklanmıştır.

Bu işaretler, Müslim, Tirmizi, İbni Mace ve diğer bazı hadis kitaplarındaki hadislerde açıklanmıştır. Bize bu rivayetlerden sadece birini burada zikretmek isityoruz.

Şuna inanıyoruz ki, İmam Mehdi geldiği zamanın en ideal komutanı, lideri olacaktır. Buradaki idealden maksadım şudur: çağın bütün gerçeklerini bilecek, tam bir yönetici yeteneğine sahip bir insan olacaktır. Korkarım ki, onu ilk reddedecek olanlar gelenekçi ulema sınıfı ve sufi takımından başkası olmayacaktır. Çünkü onlar göreceklerdir ki, bu insanın, tasavvurlarındaki Mehdi ile hiçbir ilgisi yok.

Mehdi, geldiği zaman, Müslümanlar'ın düşünce ve inançlarında bulunan cahiliye pisliklerini temizlemeye çalışacak, en saf şekliyle İslam'ı ortaya koyacaktır. İslam'ı her alanda hakim kılmak için çalışacaktır. Kendisine ait veya kendisinin oluşturduğu bir iddia veya davası yoktur. Bunun karşısında cahiliye de boş durmayacak, bütün gücüyle 'batılı' hakim kılmak için çalışacaktır. Ama hak için yapılan bu büyük cihadda Allah(cc)'ın yardımıyla Müslümanlar galip çıkacak, cahiliye hezimete uğrayacaktır.

Mehdi'nin hak davası için olan bütün çalışmaları İslam'ın dünyaya hakim olmasına vesile olacak, bütün dünyada bir İslam nizamı tesis edilecektir. İslam'ın bu hakimiyetini, sadece yönetim biçimi içinde ele almak yanlıştır. Çünkü, İslam'ın hakimiyeti her alanda gerçekleşecektir. Bütün bunların sonunda hadiste de belirtildiği gibi "yerde ve gökte bulunan herkes mutlu olacaktır."

Bir Müslüman olarak, İslam'ın hakimiyetini görmenin özlemi içindeyiz. Bunu görebiliriz veya göremeyiz, önemli olan bu değildir. Önemli olan bu gaye için gayret göstermek, çalışmaktır. Nihai fethin komutanını zihnimizde tasavvur edersek göreceğiz ki, böyle bir zaferin imamı ile halkın tasarladığı imam arasında hiçbir benzerlik yoktur. Böyle bir liderin geleceğine olan inancı, hayretle karışlayanlara şaşmamak, doğrusu elden gelmiyor...

(Mevdudi, "İslam'da İhya Hareketleri", s. 52-55)

ALINTI SONU

öncelikle en son vaaza bu vaazi baglayalimki zincir kopmasin.

Ey Abdülbaki biz öyle yukari tirmanirken, alt basmakdaki merdiven tahtalarini sökecek kadar ahmak degiliz biz, üstüne cikip yükseldiklerimizi, cigneyip tepeleyecek kadar ahmak olan tayyip ve askeride degiliz, biz cikdigimiz basamagi biliriz, ve ona inerken ihtiyacamiz olacaginida bilirz ancak,
zeytin dogada bakimini yaptimi, zeytin verirde, zeytini hasat etmek icin adamlar bi alet keşfetmişler, bir kolu ile dalin kökünü tutuyor, diger kolu ile onu bir sarsiyorki, ermiş bütün zeytinler şapir şupur dökülüveriyorlar.
biz ise seni ve sofilerini sinamiş olduk, ve dalini öyle bir sarsdikki, sofileri, seyyidleri, meyyitleeri, seni bile telaş sardi, ve birde sizi bana düşman eyledi,

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem yine buyurdular:

“Allahu Teâlâ buyurmuştur: Her kim sevdiğim kuluma düşmanlık ederse, Ben de ona harb ilân ederim."

(Hadîs-i Şerîf)
ben bunu bile bile, ahmakmiyimki Allah adamlarina düşmanlik edeyim ki, ben seni ve dalini o zeytin agaclari gibi sarsdimki, kimler sana tam bagli, kimler ise dalindan beslenmesine ragmen, dalinda diger sofilerin nimeti olan, feyizden beslenen otlakcilar belli olsun istedik, ve erenle ermeyenler, sofi il mofiler belli olsun istedik, ve şüpheye düşmeden saglam kalan sofiler senindir, amma sadece bir daha sarsincaya kadar, ve onlar senin, diger dökülenleri birak bizim olsun, sen erdirememişsin onlari, belki biz de erecekdir onlar, birak onlari saliver gitsin, şimdi ilk sarsilmada dökülen ey kurtlu zeytinler gelin bakalim, sizden yencek olanlar varmi, takilin peşime, yapişin elime şimdi, haydi attaya gidiyoz. şeyhim Abdülabaki kalan saglar senindir SIKI tut onlari.
ve Muhammed Mustafa mirac ederken bir olay oldu, ve buraga binmek icin üzerine cikdigi taş, muhammedle birlikte o da yükseldi, bakdi taş veya kayada onunla geliyor, muhammed dediki, "sen kal, gelme" dedi onun üzerine taş, havada muallakda kaldi, gidicenmi? gitmeyecenmi? veya inicenmi inmeyecenmi? ve öyleki zirveye cikinca, inmek kurali olan newton kanunuda, böylece ihlal edilmiş oldu, ve denildiki bizlere "ey ümmeti muhammed, bir kararda sabit fikirli olmayin." yukari zirverye cikan, her ne kadar newton kanunu geregi, cikinca incek isede, burada, mescidi aksadaki, o muhammedin buraga bindigi yerde, bu kural ihlal edilki insanlara en büyük ders verildi, yani "ey insanoglu sinirlarini zorla, ve ara bul keşfet." denildi. ve bizde zirveye cikarken, nakşi kolundanda yetiştik, ve bir basamakda onlardi. öyle olunca onlardan bazilari peşimize takilinca, bizimle birlikte yükselmeye kalkinca, siz Abdüllbakinin olanar orda kalin, takip etmeyin beni demek icin, bu sarsmayi yapmamiz gerektiki, amma iyi sarsdim degilmi, nerdeyse zeytin dalida kökünden cikcakdi, abdülbaki birak sofileri sen dahi sarsildin degilmi.
alt basamak altta durmaliki, cikan yeniden ona basip geri inebilsin, ve dedikki: "sen altta o basamaga sahip cik, ve o basamagi saglam tut." demedikmi!
ve ben tayyip degilim, yukari cikarken, alt basamaklrin hepsini kirip sökecek, şükür o kadar ahmak degiliz, söküp zirveye cikinca, ordan artik inme vakti gelince, onlari kiran ahmak, birdaha basacak basamak bulamaz inmek icin, ve minareden aşagi yuvarlanir gibi, dik kabak aşagi yuvarlaniverir.
Amma burda püf noktasi, benim yükselebilmem icin, alt basamagi terketmem gerekiyor ki, seni terketmezsem ben bir yukari cikamamki, sende Muhammedin hurma kütügü gibi illede beni birakma dersen, benim seninle birlikte mirac etmem gerekir, oysaki yol bu degil, yol en zirveye cikan, oraya sahip cikip, bir üste cikanlara basamak olmak zorundadir, o yüzden nakşi şeyhleri biz müridlerimizi omzumuza aliriz dediler işde.
Ve muhammedde mirac ederken o muallak taşina "sen dur gelme" dedi.

---oOo---

Allah, Ölüden diri, diridende ölüyü cikarir.Tohum sanki bir ölü gibi, onu dikdin, ve filiz oldu, ölüden diri cikdi, ve o filiz yetişdi meyva verdi, sonra o meyvanin icine,o agac yine yeni bir cekirdek gizlediki, ve o cekirdek, meyva daldan kopunca, artik o meyva ölü olsada, Allah o cekirdegin icine, yine o agacin bütün SIRRINI sakladi, ve o nu yine dik, orman olabilcek yetenege sahip, bu bir bugday ise harman olabilcek yetenege sahip. ve Alem ve kainat büyük bir agac gibi , ve dünya ondaki meyva gibi ve insan ondaki cekirdek gibi kainatin bütün SIRRI insanin icine dercolmuş vaziyete. onu patlatip acinca, hani bu adami bombayla patlatin degil, Allah onu aca aca, kainat yapiyor, ve böyle olunca, cekirdekde cekirdek, onun cekirdeginin verdigi daldaki meyvadaki cekirdekde yine başka bir cekirdek, ve ici ice evrenler, ve coklu evren, ve yani deden, ve onun icindeki baban, baban onun icindeki sen, ve senin icindeki senin cocugun, onun icindeki torunun,...... ve ic ice evrenler, coklu evren budur yani, ve dünyamiz en icdeki nokta, ve bizler müminler ve müslümanlar, dini vecibelerimizde ay takvimi kullaniriz, cünkü bizler sagdan sola dogru hareket edenleriz kainatta. ve ay dünyadanda kücük, ve o sagdan sola dönmekdedir ve bizim zaman algimiz sagdan soladir, yani hayattan yalanci dünyadan, bekaya dogru, oysaki hiristiyanlar güneş takvimi veya miladi takvim kullanirlar, ve onlarin dönüşü ise, güneşimizin kainata dogru dönüşü ise soldan saga dogrudur, öyle olunca bahar mevsimi araplara ayri zamanda gelir, türklere ayri zamanda, ve avrupaya ayri zamanda, yine amerikaya daha ayri bir zamanda gelir. ve böyle olunca, bana "bahar geldi" haberi şubat ayi icinde geldiki, ve biz kainatin dönüşünü ona göre ayar cekdikki taa şubatta. ve biz kameri takvime göre mevsimlere ayar cekmek ile mükellefiz, oysaki bir HIRISTIYAN ve avrupali ise, o da 21 martta bahara giriyor. ve deccal kafiri, bizim o carki döndürdügümüz vakitki frekansimizin kehrwertini aliyor ve kainat kaosa giriyor, halbuki ahmak, bana bahar geldiginde, sana gelmiyor, sana geldiginde, bir digerine gelmiyor, öyle degilmi. ve cark carka bagli, ay ayri bir cark, dünya yine ayri bir cark, ve yine güneş ayri cark, merkür ayri cark, ve cark carka bagli, sen benimkini ters cevirince, yanliş zannedince, bu bütün mevsimleri kaosa ugratmiş oluyorsun ahmak, ve türkiye bahara mart girince gelir, avrupaya ise, martin 21 inde gelir, senin ile türkiyenin arasinda 21 gün fark var ahmak, benimkini hic sorma zaten, beyinsiz ahmak, ve bir daha benim ayarimla kendininkini kiyas etme, dangil.

Aynen insanlarin oksijen alip karbondioksit vermesi gibi, bitkiler ise fotosentez yapip, karbondioksit alip, oksijen verirler. ve isa efendimiz ve isaviler sürüyü soldan saga dogru toplayip gelmekle sorumlu, ve miladi takvim, ve soldan saga cark sitemi, ve biz ise sürüyü, sagdan solda dogru toplayip gelmekle sorumlu olan, muhammed ümmetiyiz. ve sen düşün ibrahim carki nasildir, Hz Nuhun carki nasildir, artik biraz tefekkür et, ve nuh gezegeni neptün dedik, su basan gezegen, ve onun dönüşü ne yanadir ve hareketi yukardan aşagimi yoksa soldan sagami bilim adamlari daha iyi bilmekde ve yildiz nuh iken netün yildizken oranin gezegeninde ayri bir takvim vardiki ömürler bin yil ediyrdu, öyle olunca bazi carklar bazi carklara ZIT durumdadir. o gece iken, digeri gündüz olmak zorundadir, o iyi iken digeride kötü olmak zorundadir, ve biri aci iken, diger tatli olmak zorundadir, ve ZITLRDA ki ahenk budur. ve takvim, ve ic kulvar diş kulvar, ve bizler icin zaman hicridir, ve Tabancanin en büyügü 30 ludur ve oda

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

"Hilali görmedikçe orucu tutmayın. Hilali görmedikçe orucu bozmayın. Hilali gördüğünüzde orucu açın. Şayet hava kapalı olursa (hilalin görülmesine engel olursa) otuza tamam edin"

( Hadis-i Şerif , Müsnedi Ahmed)

شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِيَ أُنزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ هُدًى لِّلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِّنَ الْهُدَى وَالْفُرْقَانِ

Şehru ramadânellezî unzile fîhil kur’ânu huden lin nâsi ve beyyinâtin minel hudâ vel furkân

BAKARA Suresi 185. ayet

Meali:
Ramazan ayı, bir aydır ki biz onda kurani indirdik, ve birde insanlara hidayeti ediciyi(Mehdiyi), ve birde onlarin arasindkileri ve furkanida o hidayet edici (Mehdiden) indirdik.(4 Tane Tabancadan bahsediliyor burda Kuran Ramazandan inmiş, yani halleyden 83 senede gelip giden bir tabanca, bir yildiz ve takvim, ve birde Mehdi yine halleyden, ve birde onun arasindakiler yine halleyden, ve yine birde Furkan Ramazandan inmiş, ve fakat furkan ve Kuran arasindakiler ise, ondan inen Mehdiden veya hidayet ediceden inmişler.)

BAKARA Suresi 185. ayet

إِنَّا أَنزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةِ الْقَدْرِ وَمَا أَدْرَاكَ مَا لَيْلَةُ الْقَدْرِ يْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِّنْ أَلْفِ شَهْرٍ نَزَّلُ الْمَلَائِكَةُ وَالرُّوحُ فِيهَا بِإِذْنِ رَبِّهِم مِّن كُلِّ أَمْرٍ

KADR (KADİR) Suresi 1 - 2 - 3 - 4. ayeti

İnnâ enzelnâhu fî leyletil kadr,Ve mâ edrâke mâ leyletul kadr,Leyletul kadri hayrun min elfi şehrin.Tenezzelul melâiketu ver rûhu fîhâ bi izni rabbihim min kulli emrin.

Meali :

Muhakkak ki Biz, O’nu (Kur’ân’ı) Kadir Gecesi’nde Biz indirdik.Ve Kadir Gece’sinin ne olduğunu sen bilirmisin ki o 11 ayin sultanidir (elf almancadir ve 11 demekdir) 11 aydan daha hayirlidir,ve biz melekleri ve ruhlari rablerinin izniyle ondan indiririz ( yani cocuk isteyen anne babalarininn istegi üzre, o ndan, o tabancadan indirir geliriz.)

böyle olunca biz onu kadir gecesi indirdik deniyor, yani muhamedde kadir gecesi hakkinda, tekli gecelerde arayin dedi, ve alimler onun 27. gece oldugunda kanaat etmişler, ve öyle olunca, eger ayni ayeti biz onu ramzanda indirdik ve, kuranda yine kadir gecesi indirdik diyorsa, ve gezen yürüyen kuran muhammedse, onun indigi tabanca 27 li tabanca demek olur, ondan inmiş gelmiş olur, ve muhammed ise, muhammedül arabi ve 25 li arap ati,
ve

نِسَآؤُكُمْ حَرْثٌ لَّكُمْ فَأْتُواْ حَرْثَكُمْ أَنَّى شِئْتُمْ وَقَدِّمُواْ لأَنفُسِكُمْ وَاتَّقُواْ اللّهَ وَاعْلَمُواْ أَنَّكُم مُّلاَقُوهُ وَبَشِّرِ الْمُؤْمِنِينَ

BAKARA Suresi 223. ayet

Nisâukum harsun lekum, fe’tû harsekum ennâ şi’tum ve kaddimû li enfusikum vettekûllâhe va’lemû ennekum mulâkûh(mulâkûhu), ve beşşiril mu’minîn

Meali :
Kadınlarınız sizin için tarladır. O halde tarlanıza nasıl dilerseniz öyle yaklaşın. Ve kendiniz için (derecelerinizi arttıracak ameller) takdim edin. Allah’a karşı gelmekten sakının ve her hâlde onun huzuruna varacağınızı bilin. (Ey Muhammed!) Bununla Mü’minleri müjdele.

BAKARA Suresi 223. ayet

ve gecenki vaazda dedigimiz "kocakari dünya" sözümüze ilavaten, ve senin topragin, senin eşin, senin karin, ve sen ona ekiyorsun sülbünü, ve senin tabanca senin dünyani döndüren cark demekdir, ve bir hadisde

"Cennette, Cennetlik olan en fakir insana, bağlar ve saraylarla dolu, dünya kadar geniş bir yer verilecek."
gecmekdedir. ve senin annen senin ilk cennetindi, ve kadinin topragin ve senin dünyan demekdir, ve güneşimiz iki cihanin güneşi muhammed mustafa, ve bizim güneş sistemi takvimimizde vede hicri takvimde 12 tane ay vardir ve "ocak şubat,..." ve peygembeerimzin 11 karisi eşi oldugu sanilir, halbuki eger bizim güneşimizin gözüken 9 gezegeni biliniyorsa, ve aylar ise 12 ise, bilinmeyen 3 tane daha gezegen var demekdir, ve güneş yildiz ve er kişi, kadin ise onun topragi, ve muhammedin 12 karisi var ise, 12 tane topragi ve dünyasi var demekdir, ve cennetliklerin en fakirinin bile bir adet karisi var imiş, ve bir tane gezegenli yildiz, ve tevrat ve musavi kaynaklarinda Hz Süleymanin 300 karisi oldugu söyleniyor, ve sirius yildizi işde, 300 gezegenli bir sistem, ve o 300 tane dünyayi devir ettiren bir carka, tabancaya sahip. ve gecenki vaazdaki hadisde gecen:

Hz. Enes’ten yapılan rivayete göre Peygamberimiz (asm) şöyle buyurdu:
“Cennet halkı kıyamet günü Âdem’in suretinde, otuz üç yaşında, bıyıklı, bedenleri kılsız ve karagözlü bir sima hâlinde haşr edilirler. Sonra cennette bulunan bir ağacın yanına götürülürler ve ondan elbise giyinirler, artık ne elbiseleri eskir ve ne de gençlikleri kaybolur.”

(Kenzu’l-Ummal, H. No: 39383)

bu hadisi biz sesli vaazda yorumlarken dedikki, bu demek olurki: son ümmetin mehdi cocuklari olacagini, ve onun simasinda olacaklarini söyledik. ve böyle olunca ve onun cark sistemi ise, komple sistemi ceviren bir carka sahip demek olur, süleyman 300 lü ve fakat mehdi ise aynen Hz. süleyman gibi baştaki hadisde gecen
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Mehdi tıpkı Zülkarneyn ve Süleyman gibi dünyaya hükmedecektir.”

(El Kavlul Muhtasar Fi Alamatil Mehdiy-il Muntazar, s.29)

yani o bütün sisteme zamanindaki bütün sisteme ve hükmedecek olunca, onun cark sistemi bütün sistemi döndüren bir carka sahip, onun tabancasi işde, bütün sistemi döndüren cark demekdir. ve o baharida ayarlar, yazida. ve bunu gören dangil deccal aleyhillane işde ona itiraz edip onun ayarini bozup kehwerti ile muamele edip kainati kaosa sokmakda. ve fakat deccalda onun (Mehdinin ) deccali oldugandan onun ZIDDI gibidir, ve onun gecesi gibidir, ve o iyi digeri kötü, ve bir bütünü oluştururlar. o yani mehdi hükmedince gündüz ve bahar gibi olur, deccal hükmedince kiş ve sonbahar gibi olur. Ey kafir deccal! sinirimi aşmaya kalkma, artik bahar geldi, cek git şimdi, dünyayi karanlik ve zulumet ve soguk ve kar ile korkutmakdan, aclikla korkutmakdan vazgec, bahar ve neşe vaktine geldik. ve muhammed ve hizir ve yeşil, ve yeşil nurun sahibi muhammed ve muhammediler vaktine geldik. yerini bil ve, geceysen geceligini bil, kiş isen kişligini bil, ve zaman benim, bahar geldi şimdi, yavaş yavaş yaylan artik. bana müdahle etmeyide birak artik. ikimizde bu carkin bir parcasiysak, sen yerinde dur, ben de ve askerlerimde yerimizde duralim, o zaman sen ahmak degilsen bu laf sana yetcekdir zaten, senide adam ettikmi kim kaldi geriye demedkir artik. bu dünya cennete dönecekdir. ve sen ise gece gibisin, ve cehennemi temsil ediyon, ve bana uymayanlari, aynen benim abdülbakiyi sarsip, ona uymayanlari döküp aldigim gibi, bana uymayanlar senin olsun, cehennemine doldur onlari, zaten bize cehennemlikler lazim degil, cennete, kim onu bunu yutcak bir timsah ister, oysaki cennet surur yurdu, orda kötülük ve pislik barinmaz, senin yurdun ise pislik ve kötülük ve gece,.. sen sana verilene sahip cik, benimkinide, bana verilenleride bana birak şimdi, böylece bu dünya rayinda akip gitcekdir .

---oOo---
ve zirve bir kişilikdir dedik kartallar yalniz ucar ve zirvededir, osmanli kartallik tslamakdan, halki unuttu, yedi düveli zaptedecen derken, dimyata pirince giderken elindeki bulgurdanda olcakdi az kaldi. ve Atamiz Atatürk cikdi ve bir ordu kurduki o ve askerleri ile, Türkün irzini namusu elden gitmedn kurtardi vatani, ve bu sayede bizler özgür bir devlette bayraklar dalgalanirken, ve ezanlrde okunurken, bir anneden özgür bir insan olarak dogduk. yoksa osmanlya kalsa, en son haliyle bizim, gavurun kölesi olarak dogmamiza sebeb olcakdi. ve yüksekten ucup, yüksek perdeden atmakdan, ne halki gördü, ne marabayi, ve vatanin paylaşildigini bile farketmediler.
Rabbim Mustafa Kemal ve arkadaşlarini gani gani rahmet eylesinki, ve biz bugün şu haldeysek, bir sebebide onlardir.
ver biz cikdigimiz basamagi kirmayiz. Dangil Tayyip üsten basar lapidak ahmak kirarda cikar üste, işde Atatürkü zirvede görüyor, ve onu cigneyip üstünde tepinip üsütne cikmaya calişan ahmak, ondan ötede ne kaldi daha, daha kimi cigneyecen dapidak kaz, cignmedik kimse birakmadin, koca ahmak.

---oOo---
Rabbim beni ve askerimi, Zirveye cikmak icin, altindkileri cigneyip ezen, üstünde tepinen, dapidak ahmak, olmakdan muhafaza buyursun, bilki ey askerr cikarken, inecegin günleri unutma, ve kapattigin kapilari yumuşak kapat, bir gün geri acman gerekir.


--oOo---


وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve etûbu ileyk.

--OoO--



Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 23 Mart 2016 Çarşamba

Original Kar © glan

Hakikat ve Marifet Nedir -Ihsan Makami - Zirve 1 Kişiliktir, ve Orasi Keyif Yeri Degildir

Hakikat ve Marifet Nedir -Ihsan Makami - Zirve 1 Kişiliktir, ve Orasi Keyif Yeri Degildir

(Kar©glanin 14 Mart 2016 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم


وَعَلَّمَ آدَمَ الأَسْمَاء كُلَّهَا ثُمَّ عَرَضَهُمْ عَلَى الْمَلاَئِكَةِ فَقَالَ أَنبِئُونِي بِأَسْمَاء هَؤُلاء إِن كُنتُمْ صَادِقِينَ


Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 31. ayet


Euzubillahimineşşeytanirracim

Bismillahirrahmenirrahim


Ve alleme âdemel esmâe kullehâ summe aradahum alel melâiketi fe kâle enbiûnî bi esmâi hâulâi in kuntum sadikîn


Meali :


Ve (Allah), Âdem’e, (Allah’ın) isimlerinin hepsini (bu isimlerdeki hikmetleri) öğretti. Sonra onları meleklere arz ederek dedi ki: “Haydi sadıklardan iseniz bunları isimleri ile bana haber verin (söyleyin).”


Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 31. ayet


عَلَّمَنِي رَبِّي


allemenî rabbî


Meali


“Rabbim bana öğretti.”


(Sadakallahul Aziym Yusuf Suresi 37. Ayet )



وَمِمَّنْ خَلَقْنَا أُمَّةٌ يَهْدُونَ بِالْحَقِّ وَبِهِ يَعْدِلُونَ


Ve mimmen halâknâ ummetun yehdûne bil hakkı ve bihî ya’dilûn.



Meali



Yarattıklarımızdan, hakka sarılarak doğru yolu gösteren ve hak ile adaleti gerçekleştiren bir topluluk buluncakdir


(Sadakallahul Aziym A'RAF Suresi 181. ayet )




---oOo---


Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular


“Dünyada da muhakkak bir cennet vardır. Onu bulan kimsede cennet arzusu kalmaz. O cennet mârifetullahtır.”


( Hadis-i Şerif )


Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Ebu Hüreyre -radiyallahu anh-den rivayet edilen bir Hadis-i şerif’lerinde buyururlar ki:


“Allah-u Teâlâ bu ümmete, her yüzyıl başında dinini yenileyecek bir müceddid gönderir.”


(Ebu Dâvud: 4391)


"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"



Yolculugumuza başliyoruz :




Top adamin vuruş hizina göre zirveye cikiyor ve sonra aşagi iniyor, yani zirve orda oturmak icin degilmiş, yine ihsan makami orda oturup devamli kalmak icin degildir,

Yine Hz. Muhammed Miracda En zirveye cikdi, ve sona geri döndü, yani orda kalmadi geri döndü, ihsan makamina cikan,Mirac edip Allahi gören veya görüyor gibi makamina, ihsan makamina cikan, orda Allahla bagdaş kurup oturmaz, orda keyif edip laka luka yapmaz, o makami meşgul etmez, geri dönüp ümmeti irşad eder,


"Koca Kari dünya bu gece bana göründü ve diyorkine: "Ne Ana Gördüm Ne Baba, Ne Evlat Gördüm Ne Koca, Ama Yinede Yaşadim Doya Doya.


imza (Hoşcakal, Yalan Dünya)

ve diyorki yaşlandim artik ben, daha 90 yaşindayken okuyup yaziyordum, şimdi gözlerim zayilfladi diyor, azalarim zayifladi diyor. ve bunamamiş daha akli başinda amma yaşlanmiş kaaporta (beden eskimiş) ve diyorki insanlik artik bu genc kalmayi bulsun diyor, ve bana yol aciyo, bunu insanlara ögret diye.


Hangi yigiti toprak yutmadiki, hangi ceylan gözler toprak olmadiki, hangi en tatli Yemek, Ya tuvalet olup, yada hücre olup sonunda topraga karişmadiki,

Kadinlar Rahim tabiatinda, cekici, icine yutucu, yani topragimiz ve dünyamiz, icine girince, ondan taze cocuk olarak dogurup cikariyor, o öldürücü indirici, indirmek rahmani indirmek, yine topraga kariştirmak, ve geri cagirmak üzere yapilandirilimiş. oysaki rahmanda, cocuk olup onu(rahmi) yirtip cikan, bir ayrik otu gibi bir filiz gibi onu(topragi) yirtip ciakabilcek bir tabiatta yaratilmiş olan, erkek ve rahmanlar, her ne kadar rahman (erkek cocuk) rahimin icinden ciksada, rahimde rahmanin zekerinden gecip gelmiyormu? meni babanin zekerinden inip geliyor, öyleyse rahmandan gecmeyen dogmaz, rahmini tanimayan dogamaz azizim.Tasavvufdaki "Seyri Süluk" ilmi bilgisi,o sülükdeki yolu bilmeyen tasavuf nedir bilmez. tasavvufu anlamyan ahmak, o sülükdeki yolculugu "meni olan lokmanin cocuk oluncaga kadarki seyahatini anlamaz. Babayi anlamayan nasil dogacakki, meni olmazki. Babadan gecince, anneyi anlamayan rahme dahil olamazkine, belki mastürbasyon olur, belkide dişari cikar amma, cocuk olup dogamaz,gizli alemden hakikat alemine gecmekdir, dogmak marifet ancak, o seyri sülükunu tamam edenler dogabilir yeniden, onun icin bu gercek mürşidi kamillere ihtiyac var amma, onlar sana hakikati marifeti ögretiyorsa gercek mürşiddir, yoksa sen onun şeyh denen kimsenin temsili misal ile, tuvalet bekcisiysen, bilmem SOBASINI YAKIP KÜLÜNÜ ALIYORSAN, BUNUNLA iLiM ÖGRENiLMEZ, EşşEKLiGE DEVAM ET SEN AZiZiM, BU DÜNYANIN EşşEK OLARAK DOGACAKLARADA ihtiyaci var elbet, hangi dört kariya yeten erkek toprak olmadiki; en fazla misal ile, olsa olsa iki saatin sonunda, onun zekeride yorulup inip buruşmadiki, bu koca kari dünya ne diyor, sen gibi yigitlerden, elli tanesini 100 tanesini 1000,...gömdüde, diyorki "ne koca gördüm, ne baba" diyor bana, anladinmi ahmak, en kuvetli adam olsan, 60 yaşa gelince, o kaslarin sarkip buruşcak, aklin belki başindan gitcek, aynen Muhammed Ali gibi "kelebek gibi ucarim, ari gibi sokarim" diyordu bir zamanlar, bugün akli bile başinda degil belki, titrek sultan oldu, yani güvenme öyle gücüne, güvenme öyle güzelligine, güvenme öyle aklina, nice akilsizlar dolaşir bu dünyada, yusuf gibi dünya güzeli olsan, gömerler azizim, topraga katcak karişdircak yeniden yogurcak, en azindan ikinci el bir araba sanada vardir bu dünyada, senide katip karişdirip yenidin yogurcak bir ana, bir kadin bir rahim vardir, bir züleyha vardir, ve


Hz. Enes’ten yapılan rivayete göre Peygamberimiz (asm) şöyle buyurdu:


“Cennet halkı kıyamet günü Âdem’in suretinde, otuz üç yaşında, bıyıklı, bedenleri kılsız ve karagözlü bir sima hâlinde haşr edilirler. Sonra cennette bulunan bir ağacın yanına götürülürler ve ondan elbise giyinirler, artık ne elbiseleri eskir ve ne de gençlikleri kaybolur.”(Kenzu’l-Ummal, H. No: 39383).


Diğer bir rivayette ise şu ifadelere yer verilmiştir:


“(Ruh üflenmiş) bir düşükten bir pirifâniye kadar (cennetlik olan) her kes otuz üç yaşında, Âdem’in suretinde, Yusuf’un güzelliğinde, Eyyub’un ahlakında bıyıklı, bedenleri kılsız ve karagözlü bir simayla haşr edilirler.”(age, H. No: 39384).


“Âlimler, dünya kadınlarının cennette bir yaşta olacaklarını, Hurilerin ise büyük-küçük (nefislerin arzu ettiği şekilde) çeşitli yaşlarda olacaklarını söylemişlerdir."


"Nebe sûresinde cennetliklere ihsan edilen nimetlerden bahsedilirken de cennet hurilerine atıfta bulunularak “ve kevâibe etrâbâ” buyrulmaktadır. Bu âyetteki “kevâib” gençliğin en ilk ve en güzel dönemini ifade etmekte olup, ergenliğinin ilk demlerindeki genç kızlar demektir. “Etrâben” ifadesi ise aynı yaşta (yaşıt) manasındadır.” (Muhtasaru Tezkireti’l-Kurtubî, s. 101)


Bu hadisler ve ayetler gösteriyorki, genclik iksiri keşfedilcek, ve insanlar yaşlanmayacak, ve öyle(33 yaşinda) haşrolcak demek, öyle toplanir olcaklar, yani genclik iksiri buluncak, ve muhammed ne yapmişdir bu hadisi ile: Hani karanlik bir odadaki bir nesnenin yeirini bilen kimse, ona dogru elindeki el lambasini tutar, ve yanindakine der ki, ve bak burda ne var, "hadi onuda al" der gibi, muhammed bize bu gencliik iksirine işaret emişdir, ve bunun mümkün oldgunu, ve bizim bunuda zamani gelince alacagimizi, ve yedigimiz ictiklerimiz artik bizi yaşlandirmayacak oldugu, yani haşrolur demek: anlattik işde, almanyadan nutella, bilmem italyadan bedem, bilmem yunandan eşşek zeytini alip geldiler yedin, bunlar sende seni oluşturduysa, işde onlr sende haşroldu, toplandi demekdir. öyleyse öyle bir zaman da ahir zamanda, işde o topraktan cikanlari yiyecek amma, artik insanlari yaşlandirmaycak demekdir. ve bunun bulunmasi yiyeceklerdeki bir püf noktasinin keşfedilmesi ile olcak, oda nedir yine dönüp dolaşip rahmanda kaliyoruz, bunun sirri ise yine rahmanda, yani "ulu yarah" da gizli. buruşuk bir yarah nasil, oluyurda dimdik ve sert ve cap canli oluyor, arayip bulan, insanin nasil öyle 33 yaşindan daha fazla yaşlanmaycaginida bulabilir, iş rahmanda bitiyor, rahmani anla herşeyi anlarsin zaten, ahmak bilim adami, rahmani bilmeyen hicbirşeyi bilmez, Allahi bilmeyen, ahmakdir, kördür sagirdir dilsizidir, yani ahmakdir ahmak. ve bunun sirri ise, oraya belli sebebden dolayi kan hücüm etmesi, amma dayak yedin oraya kan hücum ediyor amma, kara bere oluyor, öyle hücüm etmiyecek, başka bir yolda hücüm etcek, yani onu dipdiri yapacak birşey, nedir o rahim ve Rahmi bilmek lazim, yine onun icin görsel "aynel yakin", tatsal "hakkal yakin" duygusal "hissel yakin", "fiziksel yakin" yine girip cikcak "eşşek bakmakla bahar almaz" derler yani. Rahman ve Rahim dersi bitince ancak cözebilir bu insanoglun nasil 33 yaşindan daha fazla yaşlanilmaz, "genclik iksiri" nedir?


---oOo---

Gecenki vaazdaki evrim konusuna atfen yine şöyle bir aciklama yapiyoruz ki: Maymunlar uzun yillardir hayvanat bahcelerinde egitiliyor, ve insanlarla ic ice yaşayanlari var, ve onlar, birak kendi başlarina maymun iken gelişip insn olmayi, insan olanlardan bak bu böyle, şu şöyle diye ögretenler olmasina ragman, dah hayvanat bahscesindeki egitilmiş hic bir maynun ailesinden öyle insana daha cok benzryen bir maymun dogmadi .maymunlar yine maymun yine maymun, o halde hani maymun gelişdide, kendini gelişdirdide insan olduydu, lan angut, maymun dün degil belki ikibin yildir insanlarca egtiliyor, egtilmesine ragmen insan olmasini beceremiyorsa, o insan flan degildir , evrim diyde birşey yokdur ahmak cahil, ahmak evcrimci o maymundur maymun, ondan insan falan olmaz, kurbagidan da, prens olmasini falan beklemeyin ahmak evrimciler.


---oOo---


Tasavvufda Nefsin Mertbelri konusunda en son Nefsi Kamil ve Kamileyi anlattik, ve mürşdii kamildende bahsettik, yani kemal ilimini ögreten büyük ögretmen demekdir dedik, ve insanlara seyri sülük yolunu talim eden, ögreten ögretmendir dedik.

geldik ondan sonraki rütbe ve makam olan ihsan makamina


ve bu soruyu gelin cebrail aleyhisselama, muhammede sorduralim ve cevabini alalim .


HADİS-İ ŞERİF

* Ebû Hüreyre radiya’llâhu anh’den: Şöyle demiştir: Bir gün Resûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve sellem açıkta oturuyordu. (yanına) biri gelip: “Îmân nedir?” diye sordu. “Îmân; Allâha, Meleklerine, Allâh’a mülâkî olmağa (yâni Rü’yetu’llâh’a), Peygamberlerine inanmak, kezâlik (öldükten sonra) dirilmeğe inanmaktır.” cevâbını verdi.

“Ya İslâm nedir?” dedi. “İslâm; Allâh’a ibâdet edip (hiçbir şeyi) O’na şerîk ittihâz etmemek, namazı ikâme ve farz edilmiş zekâtı edâ etmek, Ramazanda da oruç tutmaktır.” buyurdu. (Ondan sonra)

“Ya ihsân nedir?” diye sordu. “Allâh’a sanki görüyormuş gibi ibâdet etmendir. Eğer sen, Allâh’ı görmüyorsan şüphesiz O, seni görür.” buyurdu........


HADİS-İ ŞERİF


ve gelelim bu hadisi ve ihsan makamini, Karoglan hoca nasil anladi, ve nasil size anlatir :


Karoglanin dilinden ihsan makami nedir


evet muhammed dediki ihsan allahi görüyor gibi ibdet ertmekdir dedi ve Muhammed mirac etdi gitdi allahi ruyet etdi geldi ve artik Allah a olan imani mutmain oldu, ve aynel yakin bildi, galel yakin bildi, ve kelam etdi, hissel yakin bildi, ki allah vardir ve ve ona gaipden bilgiler verildiki ona, tam ve mutmain imani olsun diye, ve evvel odur ahir odur bildi, rahman odur rahim odur bildi, alim odir bütün bilgi onundur bildi. ve kaynagindan icdi o bilgileri, ve ve o makamdan selam ve salavat ile ümmetine geri gönderildi, eger muhammed miracda gerdi dönmeseydi, dünyadaki newton konunu denen, yer cekimi yasasi olmazdi, ve uzaydaki gibi cekim kuvveti olmazdi, oysaki onun zirveye cikdikdan sonra geri dönmesi, ümmetine gönderilmesi, ve ümmetini irşad etme görevi olan raşidlik verilmesi sebebiyle, ona bir raşid verildiki ve O Mehdi olan Raşiddir ögretmenidrki o ahir zmanda onun ümmetine Kemalat ilimini ögretir. o kef suresinde gecen ve heyyi'i olan raşidlik ikram edildi . ve o sayeda kainatin dünya denen kisminda newton kanunu yaratildi, cikdikdan sonra inmek veya gravitasyon dedikleri veyada taşi havaya atinca yere geri dönmesi ve düşmesi kanunu. öyle olunca muhammed geri geldi ve ümmetini irşad etdi ve bu irşad görevi ondan sonra raşid halifelerce devam ettirildi, bu Raşid halifeler dört halife ile sabit degildir, O nun muhamedin mirasini yüklenen alimlerce devam etmişdir, yani mürşdi kamillerce devam etmişdir ve etmekdedir, amma arada bul mürşidi kamil nerde var,.


Hani Fatihi Akşemseddin ardindan yönetti, istanbulun manevi fatihi diyorlar ya, yine hani onun babasi sultan Murad i Haci Bayram yönetti diyorlar diye, tayyip beyde kendine bir ulvi şahsiyet aradiki, onun fatih yapsin diye, amma ahmak, onu dünya lideri yapani Mehdiyi birakdida, başkalarini aradi, ve buldumu bulamadi, fetoya takildi, feto boş cikdi teröristin götü öpülür dedi gitdi öcalanin kicini öptü geldi, ne oldu ahmak oldu, olmadi, şamda namaz kilcaklardi olmadi ,oda boş cikdi marifet şamda namaz kilmakda degilki, oysa fetonun hocasi kilmiş, birde hutbe irad etmiş, hani nerde mehdilik, nerde kaldi o zaman. cübbeliye takildi, oda bu işidi yüşidi icad ettirdi ona, o da boş cikdi, cübbeli sarilki adamlar Allah deyip baş kesdiler marifet cübbede sarikdada degilmiş, ve şimdi menzil nakşilerine baglandi, yine hani ne oldu, şu hale bak kürt türk kavgasi daha beter oldu, Abdülbakinin kari kürt, ana kürt. akşama yataga girince kariyla kavgami etsin Türk Türkiye desinde, ne oldu, kari köylü oldular. Babalkari Abdülhekim nerden gelmiş, nereye konmuşlar, karinin köyüne konup, kari köylü olmuşlar zaten, artik Türk Türkiye diyebilirmi anasini karisini inkar edebilirmi, kan bagi kurdu o zalim soy ile, kari köylü, toprak bozuk, hüseyini, Hz Aliyi şehid edenlerin topragi, ne oldu ondanda birşey cikmadi, bu sefer tayyip türk türkiye demeye başladida, gec kaldin ahmak, vatan gitdi gidiyor, artik ne kaldi geriye, bir bak vatani ne hale sokdun, bu arkadan yönetilmek sevdasina, ve oralar ahmak ve ahmklarin topragi, Hz Hüseyinin kanini icen toprak , o zaman varmiki bu dünyada hakiki bir mürşidi kamil, tayyip bulamadiysa sen nereden bulcan diyenler olcakdir, ve ne dedi muhammed


"Ümmetimden bir taife Allah'ın emri gelinceye kadar (kıyamete kadar) hak üzerinde olacaktır."


ve yine bir ayettede


وَمِمَّنْ خَلَقْنَا أُمَّةٌ يَهْدُونَ بِالْحَقِّ وَبِهِ يَعْدِلُونَ


Ve mimmen halâknâ ummetun yehdûne bil hakkı ve bihî ya’dilûn.



Meali



Yarattıklarımızdan, hakka sarılarak doğru yolu gösteren ve hak ile adaleti gerçekleştiren bir topluluk buluncakdir


(Sadakallahul Aziym A'RAF Suresi 181. ayet )


Zirve 1 Kişilikdir kardeşim, Zirvenin sahibi Zirvedeyken, Oraya ne Abdülbakisi ne Tayybi nede Cübbelisi oturabilir.

ey Abdülabaki ve sofileri sizde gikinizi cikarmaycaksiniz, sen yetişdirdigini omzuna almak ile sorumlusun ve ordaki zirveyi gören ben isem ve omzune basip cikdiysam sen alltaki görevini ifa et, ve kuleyi saglam tutmaya bak, yoksa bu kulenin üstüne birini daha cikarmaya kalkarsan, bu kule devrilirde, sende, bu da o da şu da heder olur,

bu rüyada burda biter The End kiyamet olur, anladinmi sesini kis otur yerinde şimdi.


---oOo---


Ve ihsan makaminda öyle her an Allah görülmez, ve aynen muhammed gibi, o gitdi gördü geri geldi, ve artik O nun her an gördügünü bildi, fakat o onu her an görmedi, ve görüyor gibi amel etdi, ve bunun bir misalide, ben Allahi görüyor gibi nasil amel ederim: ben sendeki Allahi görüpde, sana ona göre muamele edersem, öyle yapmiş olurum. mesala sen hakim isen ben seni görünce, ve yine mesala benim hakim ile bir işim varsa, sen benim hakkimda karar verceeksen, ben sen karar vereceksin diye degilde "Hakim olan Allah bana ne karar verecek" diye düşündügümde, sendeki Allahi görüp, sende, Allahin Hakim isminin tecelli ettigini bilipde, sana öyle davrandigimda, o zaman hakim olan allahin beni gördügünü, ve bana ne hüküm verecegini düşünmekle ihsan makaminda bir an bulunmuş oldum, sende bana: hakim isen, benim hakkimda bir karar verecegin zaman, Hakim olan Allah, bu Raşid hakkinda ne hüküm verirdi diye düşündügünde, ve öyle Adelet ve hikmetle bana hükmettiginde, o zaman ikimizde ihsan üzre olmuş oluruz. ve ben her zman senin icin bunu düşünmem, cünkü, senin ismin Hakim Ahmet bey ise, ben bir an senin hakkinda o tefekküre vardim, ve sendeki Allahi gördüm, amma belki iki saat sonra, o tefekkürde olamayabilirim, cünkü zirvede, ihsan makaminda cikip oturulmaz, oraya cikarsin inersin, o yüzden, iki saat sonra ben sana yine "hakim olan allah" demeyebilirim, ve derimki falanci ahmet bey veya filanci fatmanin kocasi, Hakim Ahmet bey diye düşnür, ve senin o makamini unutur öyle muamele ederim, cünkü her an seni öyle"Hakim olan allah" diye düşününce, eger senden bir densizlik zuhur ederse, o zaman inkara giderim, ve haşa huzur Allahi edebsizlik etmekle itham etmiş olurum. ve insan cigdir her an bir dengeszilik edebilir, bir günah işleyebilir, halife oldugunu unutabilir, nitekim havva ile Ademde unuttular halife olduklarini, ve hata etmedilermi zaten. haa burda büyük SIR onlar hata edince cürmünüde cekdiler, cezaya layik oldular ve atildilar cennetden, o sonraki durum amma, ve ihsan tefekkürü bir anlikdir, o makam her an meşgul edilmez demekde budur , yoksa seni her ano makmda diye öyle tefekkür edince, senin Allahi unutugun zamanlari hesab etmemiş olurum, ve sana da şeytanin tasallut edip, bir an seni gafil birakabilcegi, ve sana allahi unutturabilcegini hesap etmemiş olurumki, bu büyük hata olur, ve şeyh mürüdlerince öyle yüceltilirki, ve gözlerinde öyle büyürki, o hic hata etmez sanilir, oysaki Adem gibi ulul azim bir peygamber, gafil kalabildiyse, senin şeyh amca ademden dahami üsütün, ahmak sofi, ahmak mürid, O da gaflete düşebilir, hata edebilir unutma bunu, ve o tefekkürde ifrat derecesine varirisan, işde Tayyip, ne cevizler kirar amma, dangillar onu cok yücelttiginden, hatasini gözardi ederler, ve Tayyip çalsada, adam diyor ki, çalsin, çaliyor amma hizmet ediyor, köprü yaptiya, bilmem ne yaptiya, diye onun hatalarini ört bas edip, onu haala en yüce görmeye devam ediyor. ve oda artik ofurddukca ofurddu, ve nerdeyse kendini tanri ilan etcek ,bir firavunlugunu ilan etmedigi kaldi zaten ahmagin, şeyh ucmaz mürüd ucurur bu olsa gerek herhalde.


ve atalar bunu şu vecizeli amma biraz komik sözle ifade etmişler:


"Gönül düşmüş bir boka , o da, O na mis gibi koka"


Rabbim Ben ve Cemaatime, şeytanin kendi askeri olan, o hata edenlere, "temiz gösteren şeytan filtreslyle bakip" , poh ve pis mikrop, vahşi hayvan cibilliyatli, Firavun nemrut gibi dangil cibilliyatlilarida, Allah gibi görmekden muhafaza etsin.




--oOo---




وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ


Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,

Amiyn.

Elfatiha maassalavat.


Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve etûbu ileyk.


--OoO--



Kar©glan


Başağaçlı Raşit Tunca


Schrems, 14 Ocak 2016 Salı


Original Kar © glan

Zamanin Ruhu Nedir? Ve Bu Zamanin Ruhu Kimdir? (Kar©glanin 5 Mart 2016 Vaazi)

Zamanin Ruhu Nedir? Ve Bu Zamanin Ruhu Kimdir?

Dikkat Bu vaazin bazi bölümlerinde +18 cinsel icerik vardir akli ermeyen ve yaşı tutmayanlar okumasin lütfen

(Kar©glanin 5 Mart 2016 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَيَسْأَلُونَكَ عَنِ الرُّوحِ قُلِ الرُّوحُ مِنْ أَمْرِ رَبِّي وَمَا أُوتِيتُم مِّن الْعِلْمِ إِلاَّ قَلِيلاً


Sadakallahul Aziym İSRA Suresi 85. ayet

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Ve yes’elûneke anir rûhı, kulir rûhu min emri rabbî ve mâ ûtîtum minel ilmi illâ kalîlâ


Meali :

Sana ruh hakkında soru soruyorlar. De ki: “Ruh, Rabbimin bileceği bir şeydir.Bu konuda size pek az bilgi verilmiştir.”

Sadakallahul Aziym İSRA Suresi 85. ayet

---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem

Yahudilerden bir gruba uğradı. Onlardan bazısı: "Muhammed'e ruh hakkında sorun" dedi; bazısı da: "Sakın sormayın, hoşunuza gitmeyecek şeyler işitirsiniz" diye aralarında konuştular. Sonunda kalkıp: "Ey Ebu'l-Kasım bize ruh'tan anlat, (ruh nedir?)" dediler. Resulullah (sav) bir müddet sessiz durdu. Ben anladım ki kendisine vahiy inmektedir. Sonra okudu: "Sana ruhtan sorarlar; de ki, ruh Allah'ın emrinden ibarettir. Size onun hakkında az bir ilim verilmiştir" (İsra, 85). Bir rivayette: "Onun hakkında az bir ilim verilmiştir" denmektedir. A'meş: "Bizim kıraatımızda böyledir" demiştir.


Rivayet Eden: İbnu Mes'ud

Geçtiği Kaynaklar: Buhari, İlm 47, Tefsir, Benu İsrail 13, İ'tisam 3, Tevhid 28, 29; Müslim, Münafikun 32, (2794) Tirmizi, Tefsir (3140)

îbn-i Abbâs'dan ruh soruldu. Dedi ki:

Ruh, Rabbimin ermindendir. Siz bu meseleye kavuşamazsınız. Onun için âyet-i kerimenin üzerine bir şey ilâve etmeyiniz. Ancak Allah'ın dediği, peygamberin bildirdiği gibi deyin: «Size ancak az bilgi verilmiştir.»

اللَّهُ يَتَوَفَّى الْأَنفُسَ حِينَ مَوْتِهَا وَالَّتِي لَمْ تَمُتْ فِي مَنَامِهَا فَيُمْسِكُ الَّتِي قَضَى عَلَيْهَا الْمَوْتَ وَيُرْسِلُ الْأُخْرَى إِلَى أَجَلٍ مُسَمًّى إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَاتٍ لِّقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ

Allâhu yeteveffel enfuse hîne mevtihâ velletî lem temut fî menâmihâ, fe yumsikulletî kadâ aleyhâl mevte ve yursilul uhrâ ilâ ecelin musemmâ, inne fî zâlike le âyâtin li kavmin yetefekkerûn.

Sadakallahul Aziym ZUMER Suresi 42. ayet

Meali :

Allah, (ölen) insanların ruhlarını öldüklerinde, ölmeyenlerinkini de uykularında alır. Ölümüne hükmettiklerinin ruhlarını tutar, diğerlerini belli bir süreye (ömürlerinin sonuna) kadar bırakır. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.

Sadakallahul Aziym ZUMER Suresi 42. ayet

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

Hadis-i Şeriflerde Ruh:

“Ruhlar toplu cemaatlerdir. Onlardan birbiriyle tanışanlar kaynaşır, tanışmayanlar da ayrılırlar.”

(Buhârî, Enbiyâ, 1; Müslim, Birr 159)

“Şüphesiz sizden birinizin oluşumu, annesinin karnında kırk günde toplanır. Sonra orada o kadar bir müddette (yani kırk günde) aleka (yapışkan madde) haline gelir. Sonra, o kadar bir zamanda mudğa (bir parça et) olur. Sonra Allah ona bir melek gönderir. Meleğe; ‘amelini, ecelini, rızkını, şakî ve saîd olacağını’ yazması şeklinde dört kelime emrolunur. Sonra da ona ruh üfürülür.”

(Buhârî, Enbiyâ 1, Kader 1, Tevhîd 28; Müslim, Kader 1; Ebû Dâvud Sünnet 16; Tirmizî, Kader 4; İbn Mâce, Mukaddime 10; Ahmed bin Hanbel, I/382)

“Mü’minin ruhu çıktığı zaman, onu iki melek karşılar, yukarıya çıkarırlar. Gök ehli; ‘Yer tarafından güzel bir ruh geldi. Allah sana ve yaşattığın cesede salât (duâ) etsin’ derler. Peşinden onu Rabbine götürürler. Sonra, ‘bunu sınırın ötesine (sidretü’l müntehâ’ya) kadar götürün’ diye buyurulur. Kâfirin ruhu çıktığı zaman gök ehli; ‘Yer tarafından pis bir ruh geldi’ derler ve ‘bunu sınırın sonuna (Cehennem’e) kadar götürün’ diye söylenir.”

(Müslim, Cennet 75, hadis no: 2872, 4/2202)

“Biriniz öldüğü zaman sabah akşam ona oturacağı yer gösterilir. Eğer cennet halkından ise cennet halkındandır (orası cennettir); eğer cehennem halkından ise cehennem halkındandır (o makamı cehennemdir). Ona: ‘İşte Allah seni kıyâmet günü tekrar diriltinceye kadar oturacağın yer burasıdır’ denilir.”

(Tirmizî, Cenâiz 70)

Bedir savaşında Kureyş ölüleri, bir kuyuya dolduruldu. Allah’ın Rasûlü, kuyunun içindeki ölülere hitap ederek: “Ey falan oğlu falan ve ey filân oğlu filân, Allah ve Rasûlü’nün size vaad ettiklerini gerçek buldunuz mu? Ben, Allah’ın bana vaad ettiğini gerçekleşmiş buldum” dedi. Hz. Ömer: ‘Ey Allah’ın Rasûlü, ruhsuz cesetlere nasıl hitap ediyorsun?’ diye sordu. Rasûlullah: “Benim söylediklerimi, siz onlardan daha iyi duyamazsınız. Fakat onlar cevap veremezler” buyurdu.

(Müslim, Cennet 76-77; Buhârî, Cenâiz Bâbu Mâ câe fî azâbi’l-kabr)

“Kişi kabre konulup arkadaşları yanından ayrıldıklarında, onların ayak seslerini duyar. İki melek gelip onu oturtur, ‘bu adam, yani Muhammed (s.a.s.) hakkında ne diyorsun?’ derler. Mü’min: ‘Ben onun, Allah’ın kulu ve elçisi olduğuna tanıklık ederim’ der. Ona: ‘Cehennemdeki yerine bak, Allah onu cennete çevirdi’ denilir. O kimse her iki makamı da görür. Münâfık ve kâfir ise bu soru karşısında: ‘Bilmiyorum, insanların onun hakkında söylediklerini söylüyorum’ der. Ona: ‘Sen anlamadın ve okumadın (ne kendin gerçeği anladın, ne de bilginlerden sorup öğrendin)’ denilir. Ve demirden coplarla ona vurulur. Adam öyle bağırır ki, cinlerden ve insanlardan başka herkes onun sesini işitir.”

(Buhârî, Cenâiz Bâbu Mâ câe fî azâbi’l-kabr; Ahmed bin Hanbel, III/26)

Allah’ın Rasûlü, ümmetine, bir kabristandan geçerken:

“Esselâmu aleyküm dâre kavmin mü’minîn (Selâm size ey mü’minler yurdunun sâkinleri)” şeklinde selâm vermeyi emretmiştir

(Müslim, Cenâiz 102; Ebû Dâvud, Cenâiz 79; Nesâî, Tahâret 109; İbn Mâce, Cenâiz 36)

وَنَفْسٍ وَمَا سَوَّاهَا
Ve nefsin ve mâ sevvâhâ.

"Nefis ve nefsi düzeltene and olsun"

ŞEMS Suresi 7. ayet

ALINTI

Biz peygamberlerin ve îmamlann bedenlerini görmedik. Fakat açık bir şekilde bilgimiz de belirle-niyorlar. Ve bu belirlenme mücerret bedenlerinin evsafından değil­dir. O, belirme onlar hakkında bildiğimiz ruhani vasıflardır.

Sen görüyorsun: İki kardeş son derece birbirine benzedikleri halde ruhları arasında son derece ayrılık var.

Çirkin bir beden ve iğrenç bir şekil görüp de onda o şekle uy­gun bir ruh bulmamak çok ender oluyor. Yine vücudunda bir afet görüp de ruhunda ona uygun bir afet görmemek çok enderdir. Bu­nun için feraset sahipleri insan hallerini bedenlerinin şekillerinden öğrenirler.

Güzel bir şekil cemalli bir suret mütenâsip bir beden görüp te onda, ona uygun bir ruh bulamamak çok enderdir.

Melekler taşıdıkları bedenleri olmadığı halde birbirinden ayırt edilirler. Cinler de öyle... İnsan ruhlarının ayırt edilmesi tarik-i evlâ ile olur.

ALINTI SONU

Daha önceki sohbetlerimizde bahsettigimiz, "Ruh Babasi" bir bebegin annesi ona hamileyken, senin bir oglun veya kizin olcak ve bu bebegin ismini "... flanca" koy diyen birileri oldugunu, ve onu annein rüya sandigi ve fkat gercek rüya olan bir rüya ile rüyalandigini yazmişdik söylemişdik. ve işde o kimsenin ,o bebegin "Ruh Babasi" oldugun u söylemişdik. ve o yaklaşik 40 ile 80 günlük olunca, o bebege ruh babasi gelir, ve ruh babasinin görevi, bebegin anne karninda dürüyen bebegin, ruh yolunu (nefes ve oksiejen yolunu) ve dübür yolunu yani barsak yolunu acmak ile sorumludur. ve öyleki bunuda daha önce ruh bahsinde bahsettik. ruh demek "ve nefahte" ayeti ile sabit olup icine oksijen girmeyen bir bedende can yokdur, ona oksjien girip cikmaya, yani nefes almaya başladigi an can kazanir, oysaki anne karninda nasil nefes alcak, işde orda onun nefes yolunun, ve yani nefes borusu, ve cigerler, ve agiz yolu, ve burun yolunu acmak ile sorumnlu olan, ruh babasidir. yani ruhunun yolu yani nefesinin yolunu acmak ile sorumludur. ve yine bazi ruh babalari vardir, onlarda onun dişlerini döşemek ile sorumludur ki, o babalarin misiri yerken dökmeden yemiş olmalari onun(cocugun) dişlerini döşemeleri demek olur. ve eger cok tanesini dökerse bir misirda, o zaman onun dişlerinden, ne kadari dökülcegini gösterir, saglam kalanlar, yedikleri saglam dişlerini ve fakat döktükleri ise, eksik veya sonradan dökülcek olan dişlerini, o yerken döşemiş olur.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Bir Hadisi şerifte buyurdular

” Ben Latif bir cevher idim. Arşın etrafını dolaşıyordum. Allahu Teala bana nazar eyledi. Sıkıldım ve terledim. Benden yedi damla ter düştü;
Allah-u Teala
birinci damladan Ebu Bekir´i
ikinci damladan Ömer´i
üçüncü damladan Osman´i
dördüncü damladan Ali´yi yarattı.
Beşinci damladan Gül
Altıncı damladan Pirinç
Yedinci damladan Kabağı yarattı.”

--------------
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Bir Hadisi şerifte buyurdular

"Pirinci dökmeden yiyin"

(Hadisi şerif)

ve pirinci daha önce yazdik yarasayi temsil eder, yarasanin dişlerini, ve yine yukardaki hadisde gösteriyor, hz Ali esedullahdir ve aslan ve kaplan, kurt, köpek dişleri gibi sivri dişlileri temsil eder ve diyor muhammed: beni ilk tasdik eden kuş yarasa kuşu yani, isa kuşu veya, isa ben gelmeden beni tasdik etdi demek istiyor, ve yine Hz Ali Kerremallahu veche, ilk kabul edip ikrar edenlerden, yani aslanve pirinc dişli hayvanlar cinsi, ve insanlardaki ise köpek dişi denen sivri dişleri temsil eder ve muhammed onlarin zayi olmamasi icin dökmeden yiyin dökersenizde toplayip yiyin dmek istedi zayi etmeyin dedi, yani köpke dişleri önemli diş ve onlar insanda zayi olan diş olmasin dedi amma, bunu kac kiş anlaybilcekdi ki o devirde, kim anlayacakdi, şimdi dahi o makama cikmamiş, bu konuda cahil olan birisi anlamaz.

yine başka bir ruh babasida, onun saçının sıklığını kalinlığını kivircigini, yahut dik kafalami olcak, mülayimmi olcak, biride onu ayarlamak ile sorumludur. artik kirk gün ile 80 gün veya 3 ay arasinda, sira ile ruh babalari anneye dahil olur,ve onun (dogacak Cocugun) vücdunun bazi özelliklerini yapmak ile sorumludurlar, ve yine bu işlemi her ne yaratan Hak Teala olsada , anne karninda da, annenin rahmi yapsada, işde onun manevi olarak oluşmasinda ruh babalari sorumludur, ve 80 günlük oldugundaveya3 aylik oldugunda artik onun bedeni tamamlanmiş olur, ve onun icine nefes üflenir, ve melek gelir ona oksijen üfler, ve artik o nefes alip vermeye başlar, ve kalbi atmaya başlar, o oksijeni vücuda pompalamaya başlar, kan ile vücüda oksijen pompalanir can ve ruh kazanmiş olur.

işde vücudun her oragani icin bir adet nebat (Bitkisi) vardir, o nebatin yenmesi icilmesi ile, o aza(organ) oluşturulur, yine vücudun her azasi icin bir babasi vardir, hani derlerya saclari falanci gibi, filanci gibi, dişleri bilmem ne gibi, işde onun ruh babasinin ne olduguna bakar, balikmi inekmi, danami, kocmu, koynunmu? onun dişlerini yapan baliksa, baliga verildiyse o ruh babaliga kemaline ermiş bir balik cibilliyatli Ruha babasi eger prana baligiysa, işde "Hawkings" gibi oluverir, işde o yüzden insan evrimle falan olan degildir, insan ulvi ruhlarca can ve ruh kazanan bir varlikdir. hayvanlar maymun olsun, tilki olsun, aslan, kaplan, börtü, böcük olsun onlar hepsi birer sifattir. bir azanin insandaki bir organinin ve veya duygusunun sifatini temsil ederle sadece. ve maymun ve muz: sadece insandaki kol oranini ayarlayan bir ruh babasinin sifatidir. ve o anne karnindaki cocugun kol uzunlugunu ayarlamak ile sorumludur, o (muz ve maymun) kemelata ermiş, yani muz cikita muz bir anne veya baba, o cocuk ruh babaligi, yapinca o cocugun kol orani ayarlanir. yine eger o cocukda, ruh babasi gibi bir maymun sifatinda olcaksa, ve meyvasi muz olcaksa, o zaman onun zekeride muz zekeri olcakdir. Allah maymunda da teceli eder, ve onun erkeginde de zeker ve rahman vardir. Maymunda tecceli eden rahmana, yani Maymundaki Zeker olan Allaha "J Rahman" denilir ve yani "banane jo" yaz google görürsün nedir banane Jo lar. onun zeker büyüklügünü ayarlar. ve yani Hz Ali Zülfikar ve "Y Rahman" veya "Y "Yarah yani Y catal zeker oldugu gibi, banane jo larda "J yarah" " J Rahman" demekdir. ve yani sertleşmeden önce aynen muz gibi aşagi sarkan, ve fakat sertleşince insanin ilerisine önüne dogru degil, aynen J deki gibi, muzu ters cevir, önden hafif bir kavis ile cikip, dikey, yani vertikal dik duran ve aynen dünyanin ekseni kadar bir aci ile dik duran "J Zekerli" cocuklar olur. yani "muz yarah" muz rahman veya maymun aileside, jungle ailesinden bir fert olur, ve her harfin bir zeker tipi vardir,ve bir meyva bitki ve nebati temsil eder. ve rahmanlar da yani (zekerlerde) rahimlerde, kadinlar ve erkekler, yani kiz cocuklar, ve erkek cocuklar bu grublara münhasiran: kol, kanat, sac, kaş, agiz, veya diş gibi özellikler taşir. ve yay burcu icin agzi geniş bir cibilliyattir, aynen ok ve yaydaki yay gibi. Harflerden ne yaya benzer D harfi Yayi temsil eder, ve eger, o cocugun agzinin ruh babasi bir yay burcuysa, o kimse, yani kemaline ermiş bir yay ise onun anne karnindaki agzini ve büyüklügünü yapmak ile sorumlu olunca, ona bir adet D agiz verir, ve kaderine bir D yazilir, ve ve isminde veya soy adindan bir adet D Bulunur ya "d" olur yada "D" olur onun agzi,.........

---oOo---
Bir kac dangil diyorki neymiş insan maymundan gelmişmiş.

Allah demiyormu Kuranda, Yaptiklari Hata yüzünden dünya attik onlari(Hz. Adem ile Hz. Havvayi) diye,
Dünya sifir kilometre hicbirşey daha icad olmamiş, öyle takim elbise fabrikasi hatemoglu altin başak daha kurulmamiş, Hz Ademin kişin sirtin alacagi bir sakkosu yok bir palto icad olmamiş, neyle sogukdan koruncak, mamutlar (fillerin ilk versioynu) kuzey kutbunda yaşarlarken onlar tüylüymüş, cünkü yöreye ve mevsme ayak uydurmuşlar, soguga karşi üzerlerine tüy üretmiş vücutlari, mevsime uyum saglamişlar .sonta büyük soguk buzul devri olunca, ordan aşagiya inen göc eden fille,r bu sefer sicak afrika hindistan gibi bir yere inince, ne olcak sicakdan terlememek icin, mevsiem uymuş, bu sefer ciplak olmuşlar, yani kil dökmüşler. peki bunu biliyorsan niye Ademin hartemoglu paltolya cennetten inmedigini bilmiyon ahmak. "Kylie Minogue" gibi konsere gittgi yere bir konteyne elbise eşya götürcek kadar elbisesi eşyasi yok. bir yol yok yolak yok, ne olcak onun vücüduda kişin sogukdan üşümemek icin KILLANDI tabikine, ve ne derler Erkegin KILLISI Ademden kadininki ise AYIDAN duymadinmi bunu sen.
ve yine neymiş cilali taş devriymiş, lan angut demir daha cikarilmamiş, demirin nasil işlencegi bilinmiyor, SIFIR kilometre dünya diyoz işde angut, öyle olmasina ragmen akilini caliştirmişda, mizragina taş baglayip avlanmiş, lan angut adem ile hava cennetten kovulup dünya inince senin köşedeki bakkal amca yok, merkezdeki market gibi marketi bakkali yok, bir lokma icin araycak bulcak avlancak da yiyecek, ne yapacak ya başka beyinsiz evrimci.

ee neymiş egilerek yürüyormuş maymun gibiymiş, lan dangil ,Hz Adem avalanirken gördü, aslana bakti kaplana bakti, nasillar onlar, hepsi egilik vaziyette, nasil avlaniyorlar bakti gördü, oda avini yakalaycak koşcak, insan aynel yakin, görerek taklit ederek ögrenen bir varlik, bir insan gördügünü taklit edebilen varlik, bakti kaplan böyle kedi böyle bilmem kim böyle davraniyor, ne yapcak oda egildi belkide, degilmi, sonra bir bir ihtiyaci olan şeyleri icad etttikce dogruldu dikildi giyinmesini ev yapmasisni ögrendikce gelişdi işde. yani buna maymundan gelim denirse, söyle şimdi de görelim maymundan geldigni iddida et görelim .

---oOo---

ve Tassvvuf derslerimze kaldigimiz yerden devam ediyoruz ve en son raziye ve marziyeden bahsettik ve geldik "mürşidi Kamil" veya "Nefsi Kamil" ve "Nefsi Kamileye"

Nefsi Kamil - Nefsi Kamile Nedir?

 

Öncelikle Nefis demek Vücut Denilen Araba veya Motoru süren sürücü ,

şoför Manasindadir. ve Bu Motor ve araba yaptiklarindan hesaba çekilcek

olduğu için,

onun sanki yabani bir at misali, üstüne binip güzel işler

yaptirilabilmesi için, önce terbiyet edilmesi gerekir.Yani sürüş

kurallarini ögrenmek gekekir. ve burada islamin şartlari olan namaz ve

oruç devreye girer, ve işde oruç ile insan önce nefsine gem vurmayi,

yani nefis atina, motoruna gem vurmayi, veyahut arabasinda, nasil fren

sistemini kullanmasi gerektiğini öğrenir. ve oruç ile yemeye helal olan

birşeye gem vurulur. daha sonra cima ya gem vurlur, yani frene basmasi

öğenilir. ve bunu öğrenince, artik insan islamin haram ve yasak dediği

durumlarda, frene basip nefis atinin gemini çekerek onu durdurur. ve

nefis kazandiği derece ile makam kazanir ve terbiyet ehli olur. ve işde


Nefsi Kamil - Nefsi Kamile Nedir? Denilince

Nefsi Marziyeye ulaşmiş, ve Allahin Razi oldugu yeri ögrenmiş bir kul, artik Allahu Tealanin isimleri ve sifatlarinda kemala dogru yolculuguna başlar. ve önce ona Rahman nedir ögretilir, yani zeker ve erkeklik babalik nedir ögretilir, eger insan veya o sofi, o mürid, bunda dangillik edip anlamazsa, kadinsa kocasi babasi elinden alinir, ve babasiz veya kocasiz kalir, cocuklarina hem ana, hem babalik yapmak durumunda kalir, ve babalik neymiş ona hakkal yakin tattirirlar azizim, öyle vay baba işde cocugu dogurtan adam diye yüzeysel bir bilgi degil, bizzat yaşarsin baba neymiş rahman neymiş, veya baba olarak dogarsin bir ömür babalik yapip bizzat baba olrak hayata, insanlik alemine cirak cikarsin, yada senin elinden o alinir ve, bak bakalim o olmayinca neler oluyor, ve sonrada, haaaa rahmanin görevleri şunlarmiş, keşke (rahman) bababimiz yaşasaydi, keşke kocam yaşasaydi diyecek vehamete kadar düşersin. ve eger anlamazsan senelerce öyle sürünürsün hem baba, hem ana olmaya devam edersin. ögrenmeyen geçemezki ikinci basamağa. ve ikinci basamak annelik yani rahim, yine anneligi rahimligi kolay bişey sanan dangillardan, karisi kizi elinden alinirda, mahrum edilirde, yahutta cocugu olmaz, annelik nedir bilmez, kapi kapi doktor doktor cocuk ararda, ne baba ne anne olabilirler, cünkü ne rahim (Anne) nedir bilir nede rahman (Baba) nedir bilir, ve sonunda öyle hale gelirki,mesala bir KIZIM olsunda isterse toprakdan olsun ve ya mesala bir baba erkek Temili misal ile "Ali" oglum olsunda isterse toprakdan olsun diyecek acziytee düşer. ve bir bardak su vercek kimse bulamaz. ve hem anne, hem baba, hem cocuk ,hem ebeveyn olmuşdur. ZITLAR ancak yoklugunda kavranabilir kurali geregi, bu yüzden elinden alinanin kiymetini, elinden gidince, o zaman anlar. eger bu köprüyüde aşabilirse, anne nedir rahman nedir rahim nedir, görevleri nedir, anlayinca bu sefeer , el alim ismi gelir. ve bilginin önemini anlayacak amma, bilgi olmadan hicbirşeyin, ne oldugunu kavrayamaz, ve cahil olur, ahmak olurda, kafasini taşlara vuran ahmak olurda, "onlar kördür sagirdir,.." ayeti ile bilginin kiymetini bilmeyen, allahin el alim ismini anlamayan, dangillerdir onlar yani ahmak takimi, ve böylcee artik her gün, her an, yeni bir isimde yeni bir sifatta yolculuk edilir, ve bunun sonu hududu yokdur, el hakim ismine gelince, mesala seni bir hakimin yanina verirler, bak kulum ben hakim olunca, ne yaparim bak gör ögren denilir ona, ve hakimin yaninda cirak cikar. eger orda hakim olupda, hak yemeyi ögrenirse, yalancilarin avukati olur, dangillarin sözcüsü olur, kafirlerin yardimicisi olur, ve sinifda kalir, ikinci hayatta ona o yedigi haltlar, yaptgi haksizliklar taddirilir, ve atarlar sucsuz yere hapse, ve seenlerce orda adalet ve dogru hakim bekler, senmisin allahin adaletine ve hakim ismine dangillik eden, ve yine Raşid ismini ögrenecek ögretmen ederler adami, Allah nasil ögretmenilk eder ögrenir, ve eger ögrenemezse, bunu anlamazda ögretmenlige raşidlige hiyanet ederse, iliminin zekatini verip, insan vce cocuk yetiştirmezse, başina adami ögretemen veya mürşidi kamil ederlerde, bir ömür insan yetiştirmek durumunda kalir, insan deveya hendek atlatamazken, dangillere, ahmaklara, cahillere, laf söz anlatcan, adam etcen diye, bir öbür boyu debelenir durur.

ve böylece insan, işde Allahin ismlerinde mahir olunca, ve bu nefsin iki türlü boyutu vardir bir "nefsi kamile" birde "nefsi kamil" yani aynen bir rahman erkek ve zeker cikintili, ve birde rahim girintili cukurlu, bir dag ve bir göl veya deniz gibi oldugu gibi, nefsi kamil erkek, versiyonu ve kamile ise cukurlu, ve eger kamileyi ögrencekse,yani dişi SADIK degil SIDIKA yani yeni versiyonu onun dişi ve kadin olcakdir. ne zaman kamileye erdi o zaman bir kiz cocuk olarak dogar artik. veya nefsi kamil e erdi hep erkek olanlarda ilerledi, yani rahman kamil ,sadik SIDIKA, rezzak, rizika saffet safiye, gibi dogacagi versiyonu onun kemal buldugu veya anlayamadigi takildigi yerde, daha iyi anlamasi icin, dangilliginin gitmesi icin, yeni versiyonu, o isimde olur, yani saf ve temizligi mi anlamadi onu saffet veya safiye eder dogurtur bir anadan Allahu Teala de, temizlik saflik nedir ögretirler, ve yeni versiyonda temizlik hastasi olur cikar,......
ve böylece Allahin herşeyi ciftler, zevcler, ZIT kutuplar halinde yarattigi hikmeti aciga cikar, ve insan ya dogacagi yeni versiyonu olan bir erkek cocukla kemala erer, yada kadin ve dişi KIZ cocukluga erer. ve seyri süluk artik, onun kemalatina bakar, hangi dersden sinifta kaldigina bakar, hangi dersden zorlandiysa, ve sinifda kaldiysa, o ders ve o isim ile dogar, ve ona bir ömür boyu ögretilir artik.
ve Allahin milyonlarca isimi ve sifati vardir ancak, Allah bunlardan 99 icin bunlar, en güzel ismlerimdir buyuruyor, ve bunlari "(esmaül hüsnayi) ögrenen(yaşyan tadan) cennete yol bulur" dedi muhammed, yani anne karnina gecip dogar demekdir.

Rabbim bu makama ulaşinca, DANGILLLARDAN, ahmaklardan, cahil cühelalardan olmakdan muhafaza buyursun hepimizi.
ulaşabilirsniz bu makama makaminiz mübarek olsun.
---oOo---


أَلَمْ أَعْهَدْ إِلَيْكُمْ يَا بَنِي آدَمَ أَن لَّا تَعْبُدُوا الشَّيْطَانَ إِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُّبِينٌ

E lem a’had ileykum yâ benî âdeme en lâ ta’budûş şeytân(şeytâne), innehu lekum aduvvun mubîn

Sadakallahul Aziym YASİN Suresi 60. ayet

Meali:
“Ey Âdemoğulları! Ben, size, şeytana kulluk etmeyin. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır. Bana kulluk edin. İşte bu dosdoğru yoldur, diye emretmedim mi?”
Sadakallahul Aziym YASİN Suresi 60. ayet
Sinusu ve cosinus : Dairenin icindeki biri digerine ters duran acilar, amma icindeki aci
Tangent : daireye teget olcan bir noktanin acisi
Cotangent: Dairenin dişindaki bir noktanin daireye acisi.
coook önceki vaazlarimizda bahsettgimiz gibi cinler tangent varliklar, insanlar yine bir nevi tangent varliklar yani dünyaya teget duran, yani dünyanin üstünde teget vaziyette yürüyor, teget dünyaya degiyor, yine havanlar tangent yani düyaya degiyor vaziyetteler, yine cinler de öyle amma onlar dünya atmosferine teget olan ucabilen canlilar, ve kuş ve böceklerin ucanlari gibi kanatlilar, ve yine dünyadan kopup gezebilen her canli yine cotangent ile hesabi yapilan varlik. ve dünya dişi her varlik dünya cotangenttir. yine kuşlar böcekler ucunca cotangentirler,resimdeki yine kirmizi renktekiler "sinus30° = cos60° " eşittir öyle olunca magma ve ateş şeytan grubu sinus yani dünyanin icinde ve dibinde olanlar ve sinus ve nebisler ise, yani bitkiler, ve yeşil olup dibden yüze cikanlarin acisi. ve yine balik cinsi ise "Cenis" ve "Danis" ve "Deniz" acisi ile hespalanabilen varliklar. yani derinde dibde ve fakat yüzebilen veya hareket edebilen canlilar. ve her sinusun bir tane cosinusu var demekdir. ve her tangentin, bir cotangenti var demekdir. bu öyle olunca, dünya dişindaki her varlik cotangenttir dünyaya, öyle olunca bu bir yildiz olsun, veya gezegen olsun, ve o dişdaki gezengendeki bir canli olsun, yine bize ve dünyamiza cotangenttir, ve şeytan aleyhillane dünya dişi bir varlikdir, veya varliklardir, onlarin dünyada bedenleri yokdur, ve kötü ruh dedigimiz karanlik enerjilerdir, duman ateş ve radyoaktivite gibi dalga boyutunda yapilari vardir, ve onlar bizim gibi bir bedne sahip olmadilkarindan, ve bize düşman olduklari kuranada sabittir yakurdaki yasin suresindeki ayet ile sabitir. ve öyle olunca geri zekali bilim adami başina belami ariyon, dünya dişi varliklar cotangent ve şeytanlar, veya melek cinsi ulvi ruhulu varliklar demekmiş, öyle belanimi ariyorsun sen, cotangent varliklara ulaşmaya calişiyorsun, haydi iyi meleklere rastladik diyelim, birde cotangent ve radyoaktivete cinsi, duman cinsi, şeytan cinsine rastlarsak!! zaten onlarin ucup gelenlerinin yaptigi nanelere bakda gör, onlar aduvvun mübindir, diyor Allah, cok cetin düşmandirlar diyor. kime düşman insan soyuna, irkina düşman. ve öyle