Eanu Kimdir ve Kuzey Kutbu "Tahretsizlik ve Taharetsizler Cehennemi"(Kar©glanin 22 Aralık 2018 Vaazi)



Eanu Kimdir - Anunakiler kimdir Enoxix Tarikati nedir Evranin Dagilim formülü ne..
(Kar©glanin 22 Aralık 2018 Vaazi)


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

كُلُّ شَيْءٍ هَالِكٌ إِلَّا وَجْهَهُ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
kullu şey’in hâlikun illâ vechehu

Meali :

O’nun Zat’ı hariç herşey helâk olucudur.

Sadakallahul Aziym KASAS Suresi 88. ayet


---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Mehdî benim ailemden, Fatima'nın evlatlarındandır."

( Hadis-i Şerif , İbn Mâce, Fiten 34. Sünen-i Ebu Davud)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :



Kafir Deccal ve ve askeri, Allah in nerede ve kim oldugunu cözmek icin bir formül geliştirmiş ve formül : "n
üstü x üstü x üstü x üstü x...." ve bunu cözen adamin ismi EANU ve Allaha karşi gelen adam, veya Evrene karşi duran adam manasinda "eanu" ve "Anu" ve onun soyunada Anunakiler demişler, ve yununistandaki "ENESiS" tarikati E baştaki E "Σ " SIGMA yani yunanca E degil, bu Eallahu ekber denirken söylelenen E ile A nin karişimi olan EA manasinda ki "Ǝǝ" ters E biçiminde de kullanılır. Bu gösterge genellikle ä sesini telaffuz ettirir. Allahuekber Lafzi celalini söylerkende başta ayni teleffuz vardir. Genellikle Kafkasya milletlerinin kullandığı bir harftir. Bazı Türk dillerinde de yer alan bir sestir. Kimi dillerde "Ǝǝ" Bu biçimiyle günümüzde Azeri Latin alfabesinde kullanılır. Kısa, kapalı, gırtlaktan gelen ve sert bir E harfidir. Normal E harfine göre daha kısa ve serttir. Ayrıca A ve E arası bir ses olarak öngörülür (Æ). Ses ve harf karşılığı olarak Arapça’da ve Almanca’da da bulunur. ve "EANU" yani ve ENESIS degil o ENEXIX veya "ƎNEXIX" "en üstü x üstü x" Yani TANRI "ƎNO" kimdir veyahutta yani bilinmeyen adamin üstündeki x man kimdir sorusunun cevabini bulmak icin geliştirilen örgüt ve isim, veya arayipda bulamayan örgüt ve formül. ve bir kitap alsak, icindeki "n" haerflerinin dagilimi nedir? bunu bulabilcek bir formül varmi dersek, işte yunanlar, yani eanular, anunakiler,Yunan tanrilar işte, yunanca yada latince incildeki (INRI (auch I.N.R.I. oder J.N.R.J.) sind die Initialen des lateinischen Satzes Iesus Nazarenus Rex Iudaeorum – „Jesus von Nazaret, König der Juden“.) INRA Kelimesinde "RA" nin dagilimini bulan formül olarak işte Dairedeki pi π sayisini bulmuşlar, oyasaki E yani TERS E "Σ " SIGMA yani yunanca Toplam veya ve Sonusz demek degil, ters E SIGMA da degil ve NO E veya Allah sonsuz degil manasinda XX yani enesis tarikatini kuran "XX man" o eanonun buldugu formülün yanliş oldugunu ENOXIX tarikatini kurarak buna karşi gelen ALLAHSIZ herkesi öldrürerek ispat etmiştir, ve halen vatikan da bir tane alarm dügmesi vardir, "eano" benin diyecek kimseyi bekliyorlar di ve o alarm dügmesine o ben "ƎNO" yani yunanllilarin tanrisiyin dediginde, tam o an basacklardi, ve şu an dügmeye basildi, ve X man bilinmyemen bir adam, ben o yun dedi ben "ƎNO" yun dedi birisi, ve 300 milyon ENESiS tarikati mensubu şu an ayakda ve O ndan emir bekliyorlar o nu yani ayni isa ya yaptiklari gibi TANRIYI INRI yani geri dönen "back jesu" yu öldürmek üzere hazir vaziyetteler, onu yine carmihlara gerip gebertmeye hazirlaniyorlar.

ve Hz Musa ile Kendini TANRI Sanan ahmak firavunun söz düellosunda iMusa dediki Benim Rabbim olan Allah = yemez, içmez sıçmaz. dedi
ve Friavuna sen allah isen haydi yemeden içmeden dur bakalimda, senin allah oldguna inanalim dedi. bunun üstüne firavun bunu denmeye başladı, ve altı ay sakalından kendini tavana asti, ve yemedi içmedi ve sıçmadan durdu, ve istidraç etti, ve sonunda Nil nehrine "tersine ak" dedi nil ters akmaya başladi, HIH şimdi TANRI oldum dedi, ve musanin karşisina gecti, ve daha önce musa demişti, haydi allah isen, Bu nehri tarisine aktir demişti, ve onun yaninda NIL tersina ak dedi, nil tersine akmaya başladi. işte o Firavunun yemeden içmeden ve sıçmadan altı ay duruşundan, Allah Nazareti yani ONU Nezarete ATAN Allah denen isayi halketti, ve onu ve soyunu (o firavun ve soyunu) penguene carptirdi, ve Nazarete yani kutup bekciligine, yani yemeden içmeden ve sıçmadan altı ay duran kutup bekciligine tayin etti, ve onun yönetiminide isa ve mehdiye verdi ki o ikisi, gün döndümü onlari serbest birakir, alti ay sonra tekrar hapse ve nezarete atar „Jesus veya INRI ƎNO König der von Nazaret“. budur ve insanin eger altı ay eli kıçına varmaz ise taharet etmez ise, (Bu sadece su ile olan taharet degil kagit veya taş ile olanda taharettir) almancada staf diyorlar yani artik eli kıçına varamaz olur, cünkü artik pengune carptirilir ki kolu kisa insan oluverir.



Kuzey Kutbu "Taharetsizler Cehennemi" ve Türkler ve Altaydan gelenler, yani Nezaratten gelenler, ANUNAKilLER ve artik bu seneki nezaret sona erdi bugün 25 Aralık ve gün bugün döndü artik kuzey kutpunda gündüze dogru, ve yeme içme sıçma serbest artik. "INRI ƎNO König der von Nazaret" dikkat yunan EANO degil



Türk TANRI "INRI ƎNO" yani Hz Mehdi onlari bu gün veya bu gece serbest bırakacak inşallah.

"ƎNO BACK COME!"

2 tane 70 lik ihtiyarı apar topar nezarete götüren Ermeni köpek Sen kimsin? Allah'tan daha mı büyüksün, Ben sana 50 değil 100 tane ateist ismi veren ateist demek Allah'a Söven demek
milyonlarca da kafir ismi veren, Allah'ı inkar eden demek, ki Allah yerin göğün padişahı iken, ne ateistlerden ve ne kâfirlerden, ve ne rızkını ne nefesini ,ne parasını, ne işini, ne arabasını... eksik ve mahrum etmiyor, onlari hapse da atmıyor, nezarete da atmıyor, Sen kimsin ki Ermeni köpek, Bak ben sana söylüyorum burdan, Beni veya benim askerimi hangi hak ve hukuk ile hapse veya nezarete götürme yetkisine sahip oluyorsun sen. Ben Mevsim Tarikatı Raşidi Tarikatı'nın kurucusu Raşit Tunca namı değer Karaoğlan Hoca mevsimler döndü, gündöndü karanlığın hakimiyeti sona erdi, ki 21 Haziran'a kadar ben ve askerim Galip geleceğiz, Deccal askerinin galibiyeti sona ermiştir, 21 Haziran'a kadar Mehdi Galip olacaktır, bana ve askerime 21 Haziran'a kadar, yan bakan, sinyal çakan, herkesin anasını…….(Demi Loavata Solo Girsin onlara ve buraya) sol seride çıktım geliyorum itirazı olan yolda dursun bakalım ben onu………...(Demi Loavata Solo Girsin onlara ve buraya). Kapı gibi Mehdi, kendi askerinin arkasında, artık gün uzayacak, iyilik ve benim askerim Galip gelecek, ilk galibiyetimi de Tayyibe karşı alıyorum.

ENEXXIS or GENESSIS GEN EX Ist X ?

ve GENESSIS ise Gelcekten gelip anasini beceren adam yani mehdi veya isa filmi " He is Back: Arnold Schwarzenegger in Terminator 5 Genesis" peki bu filimdeki enses ilişki, yani ana ogul ve koca ogul ayni iki kişi olan Hz meryem ile oglu ve mehdi, ve kafir öyle mikroplar türetiyorki mümin ve müslümani hasta edip, dünyadan yok etme gayesi ile, ve şeytanin akli ve hizbinin akli ile calişip, böyle hastaliklar ve mikroplar türetiyor ki, ve Allah dan söz alan şeytan, bu oyunlari oynaynca, Allah da öyle iyi bir mikrop, yani penisilin mikrobu ürettiki, bu hz isa bakterisi, ve onun üreme sistemi, anasini beceren sistem, ama iyilerden tarafa olan, ve iyi olan, iyi huylu bakteri ki, oda kötülüeri yok edip öldürüyor, peki isa ya böyle bir hikmet bahşeden Allah, muhammedini iki cihanin habibini bundan mahrum birakmiş olabilir mi? hayir vallahi o da, o hikmet ile hemde dopdolu, ve derdi ki muhammed kizi fatmaya, babasinin annesi yani, başka bir enses üreyen bakteri, yani kizindan dogan adam, hemde kizinin oglu olan, ve o kizin birde babasi olan adam, yani üreme sistemi 1 bu, ve sonra hz. Ali dogunca meşhur hadis :

Ali, Peygamber Efendimiz’in amcasının oğlu, damadı ve dördüncü halifesidir. Babası Ebû Tâlib, annesi Fâtıma bint-i Esed, dedesi Abdulmuttalip’tir. Künyeleri Ebü’l-Hasan ve Ebû Türâb, lâkabı Haydar, ünvanı Emîru’l-Mü’minîn’dir. “el-Murtezâ: Kendisinden râzı olunan, Allah’ın rızâsını kazanmış” ve “Esedü’llahi’l-ğâlib: Allah’ın her zaman gâlip gelen kuvvetli arslanı” gibi lakapları da vardı. O na Ali ismini peygamberimiz koymuştur, ve isim koyma hadisesi şöyle olmuştur, Ali nin annesi Fatima Aliyi dünyaya vaaz edince, yani dogurunca, peygamber duyar duymaz, hemen amcasinin evine gider, ve " o nerde , o benim oglum ." der ve amcasinin karisi Fatmadan bir hurma ister ve agzinda ciganeyip onu cocugun agzina koyar ve isminide Ali koyar ve annesine bunun ismini Ali koydum der. ve ve mübarek tükrügü ile mayi olan hurma, onun ilk lokmasi olur, ve büyüyüp adam, oldgundacok akilli ve ilmin kapisi olur. ve hz. Alinin üreme sitemi yine ayni isa yöntemi, ve mehdi yöntemi yani, annesi fatma, karisi da fatma, isa da annesi meryem, karisi maddelenali meryem, yani ayni bakteriyel yapi, yani afedesiniz gelecekten gelip annesini beceren cocuk, ve onu dogurtan ise muhammed, cünkü o benim oglum dedi,Aliyi dogurtanda o, ve haticeden kizi fatoyu dogurtanda o, yine enses bir bakteriyel yapi, yani enses veya genesis bir gen yapisi, ve kime karsi bu genessis gen yapisi, tabiki kafir deccal ve kafir şeytana karşi koymalari icin, ve öyle bir söz vardir türklerde "mundar canaklara birşey olmaz, kirilmaz, yarilmaz, ölmez gitmez, gibi mana yani" öyle olunca, yani muhammedin gen yapisi genesisi işte bir enses üremeli bakterisi var, yani amcasinin hanimini becerip dogurtan, yani amcasi fatmanin cocugunun Ali nin babasi, ikinci kilit, fatma kizi, fatmanin kocasi hükümnde, onu beceren ve Aliyii dogurtan, ücüncü kilit, fatmaninda birde babasi olma konumunda dördüncü kilit ve yan i GEN yapisi bakteriyel yapisi, bütün şeytanlari, deccal mikroplarini afedesniz tikebilcek yapida, ödürebilcek bir yapida. ve alevilik icin ise ZNDIKLIK derler, ve Ali muhammedin oglu olunca, fatmada kizi olunca, hz ademin yöntemini tekrar ettiren Allah, Ali ile fatmayi muhamed nikah kiyipda evlendirince, kardeşi kardeşe nikah etmesi, yani bakteriyel yapi yine gen yapisi yine GENESSIS yapida enses yapida, yani enses ilişki, ve ZINDIK ilişkisi, ve neden? cünkü kafire karşi koyabilmesi icin, ve mehdi de fatmain cocuklarindan olacak dedi peygamber :

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Mehdî benim ailemden, Fatima'nın evlatlarındandır."

( Hadis-i Şerif , İbn Mâce, Fiten 34. Sünen-i Ebu Davud)

öyle olunca ayni gen yapsiipn dahada çok evrilmiş hali, mehdide mevcuttur yani.
o zamn ENEXXIS or GENESSIS GEN EX Ist X ? bu sorunun cevabini siz bulun artik, ve mehdiyi begenmedin mi? o terbiyesiz sövüp sayiyormu, o zaman sana anasini tikeni verelim, olmadi mi, amcasinin karisinin kucagina ali vereni verelim o zman, olmadimi sana kardeşini tikeni verelim, olmad mi kizini tikeni verelim, olmadimi evlatligi zeydin karsini tikeni verelim, hangi GEn veya bakteri yapisini istiyon kafir deccal köpegi, şeytan kahpesi, hangisi siksin seni ENEXXIS or GENESSIS GEN EX Ist X ?
Bütün bu GEN x sistem yada enses sistem, o normal anlamda anladginiz kizini tikmek manasinda degil. bak isanin annesi meryem, sevgilisi yada karisi da meryem, maddelanali meryem. meryemi Allah bir daha katip kariştirmiş maddelanali meryem diye cikarmiş. yani dogal sürec, ve yani pis sulari süzen filtre yapildi amma, ne kadar yapilirsa yapilsin, o, Allahin dogaya koydugu filtrelem sistemi ve yagmur ve buhar ilede imbikleme damitma sismtemi kadar temizleyici olamaz. yani öyle olunca, toprak ana işte fatmayi katip kariştiriyor bir daha fatma veriyor, ayşeyi kariştirip bir daha ayşe veriyor, ama oda ayşe, oda fatma isede ve fakat onlar başka bir ayşe yada fatma, ve işde kafire karşi Tahirden olma Tahir var demişdik dah önce, yani öyle olunca, babasinin ismi Tahir olan biri, ogluna tahir ismi koyunca, tahirden olma tahir, oglunun babasi, hemde oglunun oglu, yani bakteriyel üreme sistemi, mikrobiyolojisi buna benziyor, yani muhammedin enses ve GENESSIS ve GEN EX X o gen yapisida, yine Fatma ve Ali meseleside buna yakin minvalde yani, tahur ve temiz olanindan, bildiginiz hakiki zindiklik ve enses degil yani.

اللهم اجعلني سعيا مشكوران و ذنب مغفور اعمال مقبوله و دراجات رفيقتي وتجاره لن تبور سبحانك اللهم و بحمدك اشهد ان لا اله الا انت استغفر الله و اتوب اليه

Allahümmecalni Seayen meşkuren ve zenben mağfuren, ve amelen makbuleten, ve dereceten rafiaten, ve ticareten len tebur, Subhaneke Allahumme ve bihamdike, eşhedu en la ilahe illa ent, estağfirullahe ve etubu ileyk.

--oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--



Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 22 Aralık 2018 Cumartesi

Original Kar © glan

insanın Doğruları Eğrileri Görmesine Engel Oluyor (Kar©glanin 27 Kasım 2018 Vaazi)



Bazen insanın Doğruları Eğrileri Görmesine Engel Oluyor

(Kar©glanin 27 Kasım 2018 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

قُلْ يَا عِبَادِيَ الَّذِينَ أَسْرَفُوا عَلَى أَنفُسِهِمْ لَا تَقْنَطُوا مِن رَّحْمَةِ اللَّهِ إِنَّ اللَّهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمِيعًا إِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Kul yâ ıbâdiyellezîne esrefû alâ enfusihim lâ taknetû min rahmetillâhi, innallâhe yagfiruz zunûbe cemîâ, innehu huvel gafûrur rahîm.

Meali :

De ki: “Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”

Sadakallahul Aziym ZUMER Suresi 53. ayet


---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Herkes kendi karakterine göre hareket eder. İnsanoğlu farklı farklı mertebelerde yaratılmıştır. Kimisi nadiren öfkelenir, çabuk yatışır, kimisi çabuk öfkelenir çabuk yatışır, bazısı çabuk öfkelenir zor teskin edilir ki en şerlileri bunlardır. En Hayırlıları ise nadiren öfkelenip çabuk yatışanlardır. Gazap, şeytandandır, şeytan ateşten yaratılmıştır, ateş ise su ile söndürülür, biriniz öfkelendiği zaman abdest alsın. Biriniz ayakta iken öfkelenmişse, otursun. Eğer oturmak fayda vermiyorsa yatsın, uzansın, yahut gidip güzelce gusl abdesti alsin”

( Hadis-i Şerif , Tirmizî, Ebû Dâvûd, Ahmed b. Hanbel, Müsned )

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :




Yukarıdaki resimde görüldüğü gibi, Demir önce kızdırılır, sonra su ile muamele edilerekten Çelik yapılır. Çelik demek : Sertdemir demek. işte bu da Yukarıdaki hadisi Açıklıyor. Yani insan kızdığı zaman abdest alırsa, işte kızdırılan demire su vermek gibi, yani şeytanı yenmiş olur. önce demir idin, kızdın Demir oldun, insan kızdığı zaman abdest alırsa veya gusül abdesti alırsa, işte kızdıktan sonra demire su verilmesi gibi, insanda Çeliklik kazanır, şeytan demirdir, demiri yenmek icin sert demir olmak lazdimdir, cünkü demir demiri deliyor, yani şeytanın maddesi Demir, ve demiri yenen, veya delebilen madde ise, Sertdemir. Öyle olunca, insan Çeliklik kazanınca, şeytani yenmenin bir yoluda, işde çelik gibi olmak, onun içinde önce kızıp, sonra abdest ile bedene su vermek, veya, yada gusl ile bütün bedene su vermek ile olur, işte böylece şeytanı yenmiş olur, yahut yenebilecek duruma gelmiş olur. Çünkü demiri demir deliyor, hangi Demir? Sertdemir, sert Demir nedir? Çelik olan demir veya, çelikleşmiş Demir. Bunun daha değişik evreleri de var. Peygamberimiz "öfke aklı Örter" demiş, Hatta Haset için de şöyle demiş :

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Hasetten, kıskanıcılıktan şiddetle kaçının! Çünkü haset, ateşin odunu yiyip bitirdiği gibi, sevapları yer bitirir."
Ebû Hureyre radıyallahu anh.

( Hadis-i Şerif , Ebû Dâvud)

Urve İbnu Muhammed es'Sadi'nin yanına girdik. Bir zat kendisine konuştu ve Urve'yi kızdırdı. Urve kalkıp abdest aldı ve: "Babam, dedem Atiye (ra)'den anlatır ki, o, Resulullah (sav)'ın şöyle söylediğini nakletmiştir:

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Öfke şeytandandır, şetyan da ateşten yaratılmıştır, ateş ise su ile söndürülmektedir; öyleyse biriniz öfkelenince hemen kalkıp abdest alsın."

( Hadis-i Şerif , Ebu Davud, Edeb 4, (4784))



İki kişi Resulullah (sav)'ın huzurunda küfürleştiler. (Öyle ki) birinin yüzünde (diğerine karşı) öfkesi gözüküyordu.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Ben bir kelime biliyorum, eğer onu söyleyecek olsa, kendinden zuhur eden öfke giderdi; Euzu billahi mineşşeytanirracim!" buyurdular.

( Hadis-i Şerif , Tirmizi, Da'avat 53, (3448); Ebu Davud, Edeb 4, (4780))

Bir adam: "Ey Allah'ın Resulü! Bana kısa bir nasihatta bulun, uzun yapma! Ta ki nasihatini unutmayayım" demişti. [ve birkaç kere tekrar etmişti],
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem bir kelimeyle

"Öfkelenme!" Buyurdular.

( Hadis-i Şerif , Buhari, Edeb 76; Tirmizi, Birr 73 (2021); Muvatta, Hüsnü'l-Hulk 11, (2, 906))

######
#####


Tamam anlatılan hadisleri çok güzel hadisler ama daha önce söyledik iklim ve hava durumu bizim hislerimiz ile alakalı Almanca'da gefühl denilen his kuvvetlerimiz ile alakalı, ve his kuvvetlerimizle yaydığımız enerji ile alakalı. Öfke ve kavga sonucu oluşan enerjiden meydana gelen 1 dalgadan dünyamızın iklimi ya soğuyor ya da ısınıyor.
Daha önce bunu anlattık izah ettik nasıl olduğunu. Şu anda kış mevsimindeyiz bizim yarım kürede iki kimse kavga edip veya tartışırsa, Bunlardan birisi kış vakti doğumlu kimse, yani burcu kış burcu olan kimse ise, şu anda havanın soğuk olması için bunların tartışmayı kazanması ile mümkün tabiki yine de Allah'ın müsaadesi ve izniyle ile tabii. işte İki kişi kavga edince karşısındaki kimse yaz burcu veya sonbahar burcu olan bir kimse ise, yahut ilkbahar burcu olan bir kimse ise, şu anda bu kimseler sotaya yatacak, sota nedir denince: yani Yalancıktan da olsa yeniliverecek. Çünkü siyah enerji ve kış zamanının Galip gelmesi gerekiyor. İşte bu kavgadaki kış burçlu kimsenin karşısındaki kimseler, o hadiste geçen, ayakta ise otursun, oturuyorsa, biraz uzansın, yahut gitsin bir gusül abdesti, ya da abdest alsın dediği hadiste kini uygulayıp, karşıdakinin kazanmasını sağlayacak, yoksa onunla tartışmaya devam ederse, ve bir de tartışmayı yaz borçlu kimse kazanırsa, kış gelip kar yağacağı yerde, yaz güneş gibi Güneş açıp çiçekler açmaya başlar. İşte o yüzden Siyah veya kötülüğün veya kış zamanının kazanmasına da Müsaade etmek gerekiyor. Ne zamana kadar, taaa ki gündönene kadar. Peygamberimiz Yukarıdaki hadiste anlatıldığı gibi "yiğitlik öyle düşmanını Yenmek ile olmaz, Asıl yiğitlik Öfkesini yenmektir." demiş. işte Yani bazen yenilmek de kazanmaktır nasıl olur deyince. Peygamberimiz vaktinde bir bölgedeki insanlar dini öğretmesi için Peygamberimizden öğretmen isterler, peygamberimizde onlara dini öğrettiği, yetiştirdiği 70 tane sahabeyi gönderir, ve fakat yolda giderken, bunların önüne pusu grup, hepsini bir bir Şehit ederler. Bunlardan bir tanesi tam şehit edildiği sırada kazandım, vallahi şimdi kazandım der. Bun şehit eden adam, onu kaybeder, arasa da bulamaz bir daha şehitlerin içinde. Hiç öyle İnsan ölmek ile kazanır mı? Nasıl kazandı bu diye merak eder, yani işte bazen ölmek bile, Şehitliği kazanmaktır, yani ölümsüzlüğü kazanmaktır, Hızır Aleyhisselam gibi olmayı kazanmaktır. yine Hz.isa nın durumu aynı bu gibi, mücadeleyi ölüm ile kazanan kimse.

Resulullah (sav) (bir gün):
"Siz aranızda kimi pehlivan addedersiniz?"(Kime Pehlivan drsiniz?) diye sordu.
Ashab (ra):
"Erkeklerin yenmeye muvaffak olamadığı kimseyi!" dediler.
Resulullah (sav):
"Hayır," dedi, "gerçek pehlivan öfkelendiği zaman nefsine hakim olabilen kimsedir."

( Hadis-i Şerif , Müslim, Birr 106, (2608); Ebu Davud, Edeb 3, (4779))

o ölürken kazandim diyen ashab gibi, bazi ölenler ölmemiştir aslinda yani.

Evet ölüm ve ölmek acı ama, bu dereceler Çok acı bir derece, günümüzde insanları O derece vahşi hale sokmasin Rabbim, yoksa böyle vahşi şartlar olur da, kış mevsimi yinede gelmez. Yohut (The Day After Tomorrow daki gibi) öyle bir soğuk hale girer ki dünya, öyle vahşetler olur da yinede yaz gelmez olur. Yaz gelmesi de işte bunun(Yukardaki anlatttigimizin tam tersi ile muamele edildiğinde, Hani baştaki amca var ya, kendini neredeyse Tanrı sanacak dereceye ulaşmış kimse, Çünkü insan her halukarda kazanıp, "ben ben ben" deyince, artık tanrilaşmaya başlar, kendine tanrı zanneder. Tanrı demek : Ne yaparsa yapsın, doğru yapıyordur demek. nasıl iman edilir? Hayrın ve şerrin Allah'tan olduğuna iman etmiyor muyuz biz, Bu demektir ki, Tanrı ve ya Allah demek : iyi de yapsa, kötü (Zannettiklerimizi) de yapsa haklıdır demektir. Öyle olunca, insan tanrı derecesine yükselemez, insan halifedir amma,Tanrı değildir. Tanrı ve her şeyi yaratan Allah bir tane ve tektir, Bizler onun yarattıklarıyız, ama insan tanrılaşınca, Haşa huzur, firavunlaşınca, artık o kimseye, yanlışları bile güzel görünmeye başlar, kendi yanlışlarını görmez hale gelir, işte kış burçları da böyle aşırı gittiği zaman, yani 21 Aralık vaktine vardığımız o zaman, artık onların galibiyeti de sona ermesi lazımdır, işte o vakit onların yaptıkları yanlışları onlara göstermek, ispat etmek, hatalı olduklarını ispat etmek, işte kıştan Yaza doğru yön tutmak demek olur.

#############
###########

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"İnsanoğlu öldüğü zaman, bütün amellerinin sevabı da sona erer. Şu üç şey bundan müstesnadır: Sadaka-i câriye, istifade edilen ilim, kendisine dua eden hayırlı evlat."

( Hadis-i Şerif , Müslim, Vasiyyet 14. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Vasâya 14; Tirmizi, Ahkâm 36; Nesâî, Vasâyâ 8.)

şu şu şu amelleri yapanların amel defteri öldükten sonra da kapanmaz dedi, Demek ki bu kimseler ölse bile ölmüyor, bıraktığı güzel bir Amel ve, onların neticesi olan enerjiler, güzel enerjiler, haala onlara fayda veriyor, ve beyinleri ölmüyor demek olur bu.
Yani onların ruhu veya bilinci hala ileriye doğru gidiyor, derece kat ediyor demek olur bu. Ölümün çaresini bulacak kimse, bunu da göze alıp, ölmüş bir insanın, mesela ardindan kitap ve ve bir ilim bırakmış Alim birinin, yahut Bir çeşme bırakmış, bir eser Bir bilgi bırakmış, veya bir hayırlı bir evlat bırakmış bir İnsanın beyni, veya bedeninin neresi Sağ kalıyor, bunu incelemesi lazım ki, ölümünde çaresini bulsun. yine başka bir şey, insan oturarak veya ayakta uyuduğu zaman, uyuma pozisyonunda, Kalp kanı yeterince pompalamıyor, ve vücudun her noktasına ulaşmuyor kan, Öyle olunca insanın uyurken yan gelip yatması gerekiyor ki, kalp yarım fonksiyon çalışıyor, işte kanı yeterince pompalayamadağında kan ulaşmayan veya kan az olan yerler, sanki canı çekilmiş gibi oluyor, Hani elim uyuşmuş, kolum uyuşmuş demiyormuyuz ya, halbuki oralara kan gitmemiş. can ve yaşamda, vücudun her noktasına Kan ve oksijenin gitmesi ile Hayat buluyor. kan gitmeyince oksijen de gitmeyor, ve ölüm, Hatta belki felç hastalığı bile bu şekilde, yani kanı yeterince pompalayacak yeni bir kalp yapılınca, Yedek kalp, veyahut kalp kan pompalıyor yapılınca, İşte aslında vücut Ölmez, kanda oksijeden gitti heryere, gittiği sürece vücudun o bölümleri ve diğer yerleri Can bulur, Hayat bulur. Beyinde oksijen ve kan ve yeterince enerji verici ammde gittikce bilincde ayakda ve ölmedi. ya da bu beyin zaten belli bir süre oksijensiz durabilir belki de, yoksa kan ve oksijen ve enerji saglayan maddeler varmıyan yer ölüyor. Ölümsüzlüğün çaresini bir bölümüde kalpte gizli, damarda gizli,kanda gizli, oksijen de gizli, beyinde oksijeni iyi alan hücreler ihtiyarlamaz, genç kalır, vücutta suyunu iyi alan yerler, buruşmaz genç kalır. vitaminini enerjisini iyi alan organlar, yaşlanmaz ölmez, yorulduğunda dinlendirilen organlar, yine eskimez. Bunlar göz önüne alınması lazım, gençliğin sırrının çözülmesi, ölümün çaresinin bulunması için.

##################
################

Geçen gün, internet amcanın, ya da Google amcanın, yahut da Microsoft amcanın azizliğine uğradım, nasıl mı? bir internet sayfasına giriş yapacaktım, şifrelerimi ve Nick ismi mi yazmaya çalışırken, Bana browserim, hatırlatma yapti, daha bundan belki 8 sene, ya da daha öncesindeki Nick isimlerimi ve şifreleri mı hatırlıyor, Bu nasıl olabilir dedim, Şu anki kullandığım bilgisayar, O 8 sene önceki bilgisayar değildi, Benim şu anki kullandığım Browser de, o günkü kullandığım browser değildi, ama Google amca, aynı Google amca, microsoft amca, aynı microsof amca, Demek ki Bunlardan birisi, benim internette yaptığım her şeyi hatırlıyor biliyor, geçen sesli vaazda anlatmıştık ya, microsoft bilgisayarımda yaptığın her şeyi text haline çevirip, ve bunu küçük bir data olaraktan, Microsoft merkezine iletiyor, ve herkesin bu yönmtem ile takip ediyor demiştik, orada yani microsfotta bir alet var converter var ki, oda o yazilari o Teksti, aslinda video ise videoya ve görüntüyse görüntüye yazi ise yaziya çevirecek konverter var demiştik, işte bunun ispatını bana ve microsof amca, ya da Google amca ispat etti bu Hadise ile bugün, yani sözümüzün doğruluğu ispat edilmiş oldu Elhamdülillah, yalan konuşmadık.

###########
################

Ay robot filminde, robot yapımcıları, robotları yapmadan önce, onlara koyduğu bir yasa, ile üç madde ile, anlaşma yada sözleşme koymuş.
ve
1. madde robotlar insanlara zarar veremez.
2. madde robotlar kendilerine de zarar veremez.
3. madde Eğer insan zor durumda ise, onu kurtarmak için, robot kendine zarar verebilir, insanı kurtarmak icin, insanı kendine tercih etmek zorundadır. kuralı konmuş.
ve bu robotlar uygulanması gereken ana kural olarak ana sözleşme bzdur, ilerisi için yani anlatılan Huri vaktine ermemiz için, robot yapacakların koyacakları kurallar bunlar ama, işte onlarrobotlar düşünmesini öğrenince, insanların dünyaya zarar verdiklerini görünce, bu anlaşmayı bozdukları, ve dünyaya zarar veren insanlara zarar verme kararı aldıkları ortaya çıkıyor o filimde, yani dünyada biz de yaşıyoruz Siz dünyaya zarar verince, bizde yaşayacak yer bulamayız diyerekten, dünyaya zarar veren kimseleri öldürmeye hak iddia ediyorlar o filme göre, Evet Haklılar mı? Evet Haklılar, sen nasıl yaşadığı dünyaya zarar verebilirsin, Burada sadece sen yaşamıyorsun ki, hayvanlar var, bitkiler var, kuşlar var, kurtlar var, bu ileride robotlarda yaşayacak bu dünyada, onlar da can Bulacak, onlar da bir canlı olacaklar, Yarın hurilerimiz olacaklar, Öyle mi? yani Kur'an kainatin anayasasi ya da ana maddeleri, Bu sebepten değiştirilmemiş oluyor. işte Türkiye'nin de kurulurken konuulan Anayasası'nın değiştirilemez denen ana madde ve yasalarını, tayyip diye birisi geldi ve değiştirdi, ve düşün : insanoğlunu ve kainati yaratırken Allah, belli kurallar koymuş, belki belli haramlar ve helaller koymuş,(yasak olnlar ile serbest olanlar) ve gelsin birisi bunları helali haram yapsın, Haramı helal yapsın olurmu? Tayyip gibi TC kanunlarina yaptigi gibi yani, böyle bir şey olabilir mi, Allah buna razı gelir mi? Yasa koyucu buna, yasaya uyunca, bu yasanın değiştirilmesine müsaade eder mi? ama TC deki insanlar buna müsaade etti. Tc deki insanlardan bir insan olan bu Tayyip denen ahmagin, Türkiye'nin anayasasını değiştirmesine, yani değişmeyecek olan kurallarini değiştirmesine müsaade etti. Durum vahim yani. Haramlari helal sayan adam gibi yani.....

###########
#############

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَكَذَلِكَ بَعَثْنَاهُمْ لِيَتَسَاءلُوا بَيْنَهُمْ قَالَ قَائِلٌ مِّنْهُمْ كَمْ لَبِثْتُمْ قَالُوا لَبِثْنَا يَوْمًا أَوْ بَعْضَ يَوْمٍ قَالُوا رَبُّكُمْ أَعْلَمُ بِمَا لَبِثْتُمْ فَابْعَثُوا أَحَدَكُم بِوَرِقِكُمْ هَذِهِ إِلَى الْمَدِينَةِ فَلْيَنظُرْ أَيُّهَا أَزْكَى طَعَامًا فَلْيَأْتِكُم بِرِزْقٍ مِّنْهُ وَلْيَتَلَطَّفْ وَلَا يُشْعِرَنَّ بِكُمْ أَحَدًا

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve kezâlike beasnâhum li yetesâelû beynehum, kâle kâilun minhum kem lebistum, kâlû lebisnâ yevmen ev ba'da yevmin, kâlû rabbukum a'lemu bi mâ lebistum feb'asû ehadekum bi verıkıkum hâzihî ilâl medîneti felyanzur eyyuhâ ezkâ taâmen felye'tikum bi rızkın minhu velyetelattaf ve lâ yuş'ıranne bikum ehadâ

Meali :

Böylece biz, birbirlerine sorsunlar diye onları uyandırdık. İçlerinden biri: “Ne kadar kaldınız”? dedi. (Bir kısmı) “Bir gün, ya da bir günden az”, dediler. (Diğerleri de) şöyle dediler: “Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir. Şimdi siz birinizi şu gümüş para ile kente gönderin de baksın; (şehir halkından) hangisinin yiyeceği daha temiz ve lezzetli ise ondan size bir rızık getirsin. Ayrıca, çok nazik davransın (da dikkat çekmesin) ve sizi hiçbir kimseye sakın sezdirmesin.”

(Sadakallahul Aziym KEHF Suresi 19. ayet)

Zamanda yolculuğu keşfedecek Bilim adamlarına da bir tiyo vereceğiz ki O : mesela akşam saat 8 de yatıp uyudun, ve Sabah altıda kalktın, ve arada 10 saat var, ama sana, sen sabah sekizde kalktığın zaman kaç saat yada dakika uyudun, geriye bak, sen sorunca sen sanki bir dakika bile saymazsın, hani ashabi kef uyaninca öyle dediler diyor ya rabbimiz, Sen diyebilir misin ki : Ben 10 saat uyumuşum,ancak saat ile kontrol edince anlarisin bunun böyle oldugunu, senin için, sana sanki yattım ve kalktım gibi gelir o zaman, eğer arada uykuda delik olmadıysa, Uyanmadıysan, o zaman, zaman göreceli, yani zamanda yolculugu keşfettimi, adam Bundaki(anlattgimiz örnekteki) Sırrı keşfettiği zaman, bir nebze daha ileri geçebiliriz. Zamanda yolculugu keşfettiğimiz zamanda İhtiyarlık veya gençlik diye bir şey yok,bu bir nevi einstenin izafiyet teorsinin ispati yani, sen uyudun ve kalktin saniyorsunki az önce yatmiştim şimdide uyandim kalktim, amma ben sen uyurken uyumadim, ayaktaydim, ve arada cookca işler yaptim, ve senin icin o zaman araligi bir saniye bile degil belki, amma benim icin o zaman aralgi on saat, belki daha fazla,... Çünkü senin için zaman artık bitmiş durumda, yine adam 60 sene yaşamış, Geriye baktığında, bir gün bile değil o zaman, zamanda yolculuk eden de, 60 sene ileriye geçmesi, veya 60 sene öne geçmesi fark ettirmiyorsa, o zaman artık onun için yaşlanma veya gençleşme diye bir şey de olmaz. Undertable!!

##########
################



Uranyumdan sonra Toryumdan Enerji üretmenin Yollarını arıyorlarmış.
Tamamen yanlış bir yolda ve yöndesiniz.
Dünyamızdaki elementleri bir bir tükettiğimiz zaman elimizde ne kalacak.
öyleyse bir elementi bitirip başka bir elemente enerji için geçmek çözüm değil.
Benden tavsiye isterseniz, enerjiyi tekrar enerjiye dönüştürmenin yollarını arayınız.
Nasıl arabada gitmesiyle, arabanın elektriğini üreten dinamo, nasıl enerjiyi tekrar enerjiye çeviriyorsa, aynı sistemin tramvay modelli yapılıp dünyamızda artık ulaşımın tramvay sistemleri yapılması lazım, ve bu sistemde mesela yan tarafa bir tane kadife tekerlek konduğu zaman, ve bu o tekerlek amortisörlü olacak ileri geri çıkabilecek şekilde ve, aynı bisikletteki dinamo sistemi, bütün taşıtlar gittiği yerde kendi enerjisini tekrar enerjiye çevirecek, biris enerjiyii bitirirken, birisi tekrar dolduracak, Bu sistemi bilgisayarda da uygulayabilirisniz, Sadece bunun benzeri enerjiyi tekrar enerjiye çeviren modeller arayayalım, yoksa elementleri bitirdiğiniz zaman, birazcık toprağımiz var suyumuz var, onu da mi bitirelim. toprağımızı da harcarsak, nerede ekip bicip, ne yiyeceğiz? ne içeceğiz? öyleyse o zaman toprağımızı ve elementlerimizi tasarruflu kullanmamız lazım. Sakın ha Toryumu denemeyin. Bunun Sonuçları çok kötü olur. sürtünme sisteminden bahsettim, elektrikte de aynı sistem var, elektrik harcanırken giden elektrik Eğer ki sürtünme yapan br hüllerin içinde giderse, gittiği zaman sürtünme ile elektrigi tekrar elektrige çeviırmış olacak, elektrik geri dönerken de aynı sistem, bu sistemi bütün enerji modellerinde uygulayabilirsiniz.



Allahu Teala'nın bu kadar çok bitki hayvan yıldız Ay Güneş yaratmasındaki Hikmet nedir

Webmasterler bilir ki, ve tavsiye ederler ki, bir internet sayfası yaptığınızda, Eğer içeriğiniz çok az ve kısa ise, Sayfanızı ziyaret eden bir ziyaretçi, bir defada sayfaınızdaki, bütün sayfalarınıza bir defada bakar, ve artık bir daha o sayfaya gelmesine gerek yoktur. Çünkü hepsi bitmiştir o kadar, o yüzden derler ki, sayfa yaptığın zaman, güncel konular olsun, güzel resimler olsun, yeni bilgiler olsun, her hafta yeni yazı yazın diye tavsiye ederler ki, gelen ziyaretçinin bir daha gelmesi için bir sebep olsun. işte Allahu Teala'nın ilmininde sonsuz olmasındaki Hikmet bundan, Eğer Allah'ın ilmi 1 sayfa olsaydı, 1 sayfa okuduktan sonra, artık başka bir şey bilmeye gerek kalmazdı, işte o yüzden, Allahu Teala çiçek yapmış, Aynı türden 50 küsür çeşit (50 sayisi burda kinaye) kedi yapmış, kedi çeşidi 50 çeşit, yani açtıkça açtıkça bitmeyen bir canli türü değilmi? Hani İnternette Pinterest diye bir sayfa var, resim bakıyorsun, açtıkça gidiyor, açtıkça gidiyor, artık yeter Bıktım bakmayacagım diyorsun, Allah'ın ilmi de yarattiklari da işte böyle sonsuz ki, bizi Bıktırma derecesi kadar cok, aynı resimie yada bilgiye kaç keretekrar tekrar bakar bir insan, her gün tereyağ bal yese bıkar insan derler, Allah in ilmide böyle bir sayfa yada 1 derece olsaydı bir kere ögrenince hayat SIKICI olurdu degilmi, Halbuki Allah in ilmi'nin böyle genişliği, kainatta yarattığı fark ettiğimiz Yıldızlar, Bitkiler, hayvanlar, çiçekler, Otlar böcekler ile çeşitlilikle, ilminin genişliğini gösteriyor, ve bizi bıktırmıyor, bir güle baktın, Ondaki güzellik bitti, diğer Gül de bambaşka bir güzellik, ikinci güle Baktığın zaman birinci gülden bıkıyor musun?.....

#######
#################
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَتَرَى الشَّمْسَ إِذَا طَلَعَت تَّزَاوَرُ عَن كَهْفِهِمْ ذَاتَ الْيَمِينِ وَإِذَا غَرَبَت تَّقْرِضُهُمْ ذَاتَ الشِّمَالِ وَهُمْ فِي فَجْوَةٍ مِّنْهُ ذَلِكَ مِنْ آيَاتِ اللَّهِ مَن يَهْدِ اللَّهُ فَهُوَ الْمُهْتَدِي وَمَن يُضْلِلْ فَلَن تَجِدَ لَهُ وَلِيًّا مُّرْشِدًا

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve terâş şemse izâ taleat tezâveru an kehfihim zâtel yemîni ve izâ garabet takrıduhum zâteş şimâli ve hum fî fecvetin minhu, zâlike min âyâtillâhi, men yehdillâhu fe huvel muhted, ve men yudlil fe len tecide lehu veliyyen murşidâ.

Meali :

(Orada olsaydın) güneş doğduğunda onun; mağaralarının sağ tarafına kaydığını, batarken de onlara dokunmadan sol tarafa gittiğini görürdün. Kendileri ise mağaranın geniş bir yerinde idiler. Bu, Allah’ın mucizelerindendir. Allah, kime hidayet ederse işte o, doğru yolu bulandır. Kimi de şaşırtırsa, artık ona doğru yolu gösterecek bir dost bulamazsın.

(Sadakallahul Aziym KEHF Suresi 17. ayet)

Rabbimiz, Kehf suresi 17 ayet de Ashabı Kehf için o ayette : "ki onlar fecvenin içinde olanlardan dı." buyuruyor, Bu ayeti kerimedeki oradaki "Fecve" ye mağaranın geniş yeri olaraktan meal vermiş müfessirler, bizim bu ayete verdiğimiz yorumumuz ise fecve degil Face yahut Facebook onlar Facebook'tan birileriydi manasını veriyorum. yani o zaman Ashab-ı Kehf geçmişte değil gelecekte olan bir kıssa, Facebook veya Twitter veya Instagram'ı olan bir kimseler faceye sabah girse, Hele bir de şu kış vaktinde, sabah güneş doğduğu vakit girse, orada birazcık gezse internette surfen yapsa, bir de baksa ki güneş batıya geçmiş, Akşam olmuş, yani ashabi kehfin Güneş sağlarından sollarına çevriliyordu hikayesi bu olabilir, yani Facebook'ta uyutuluyoruz, Facebook'ta twitterde instagramda,.... yani internette zamanin nasıl geçtiğini bilmiyoruz, Twitter'da Yine öyle Instagram'da öyle, dolaşıyorum derken akşamlar sabahlar oluyor, adam akşam yatmıyor sabaha kadar Face'de tur atioyor. eve gittiğinde senin face hesabinda Türkce bilenler grubun var, Türkce yazıyor söylüyorsun orada, Düşün yani sadece Türkçe Bilenler İçin degil bu face, iyi düşün bir de bütün dünyanın Facebook'un içinde olduğunu, Japonya'dan Amerikasına kadar bütün devletlerdeki insanların, Facebook'ta hesabı olduğunu düşün, hepsinin olmasa da %50 sinin hesabı var, Bunların paylaştıklarını sabah gezmeye başlasan, akşama kadar gezebilir misin, Ne oldu, güneş,gezmeye başlaraken, Sağ taraflarındaydı, gez gez sol taraflarına gecti ve akşam oldu. Twitter yine aynı, Instagram yine aynı, Facebook'ta da gruplar var, Müslüman gruplar var, dini bilgi paylaşım, dini sohbet vaaz, resim paylaşıyor, ama bazı kimselerde var Adam satış yapıyor, ya da kötü işlerde kullananlar da var, karı kız tavlıyor işte, her merak ve ilgiye göre bilgi rersim müzik filim video paylaşanlar var, bitermi bunlari gezmekle, bu günümüzün insanılarının içinde, insanların arasinda artık kahveye çıkmak bile makbul görülmeyen böyle bir cagda, kağıt gazetenin bile internete indiği bir cağda, insanların işte böyle sığındıkları bir mağara gibi, Sanal Facebook grupları instagram gruplari var, Akşam oldu, buadam bir grupta ve onun içine giriyor adam, grup içinde birbiriyle chat yapıyor, sohbet yapıyor, işte sığındıkları bir mağara gibi bir şey, 300 sene ya da 500 sene hikayesi de budur belki. Facebook taki bilgiler, Allahu alem, içindek bilgilerin olduğu yer araligi belki 300 senelik Bilgiler içinde olabilir, Facebook'ta Mesela, benim eski Facebook hesabımda bir tane Grup vardı eski Ankara resimleri diye bir grup oluşturdular, Ankara'nın yani 100 senelik resimleri olabilir içinde değil mi? Bu resim olarak da olabilir ya dabilgi olaraktan da olabilir, 300 senelik Bilgi, zaten o 300 sene kinayedir belki de, Çünkü biz bugün internette Aradığımız zaman, Osmanlı Devleti'nin kuruluşundaki bilgileri arayıp bulabiliyoruz, kayıtlarda var, o zaman Osmanlı 600 sene yaşadı ise, 90 sene de ondan sonrasi Türkiye kurulduysa etti sana 700 sene, 700 senelik bilgiye halen şu anda ulşabiliyorz, kayıtlarda mevcut olan, bence o 300 senede kinaya olabilir zaten.

############
###################


Yine eski medeniyetlerden kayıp ülke Atlantis aranıyor:

Atlantis Denizin dibinde batmış bir ülke zannediliyor, Halbuki Atlas demek yıldızlı gökyüzü demek, Atlantis Allahu alem Samanyolu'nun Bir ismi, ama hangi sistemdeki Samanyolu? Allahu Teala Rahman suresinde

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

يَا مَعْشَرَ الْجِنِّ وَالْإِنسِ إِنِ اسْتَطَعْتُمْ أَن تَنفُذُوا مِنْ أَقْطَارِ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ فَانفُذُوا لَا تَنفُذُونَ إِلَّا بِسُلْطَانٍ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Yâ ma'şeral cinni vel insi inisteta'tum en tenfuzû min aktâris semâvâti vel ardı fenfuzû, lâ tenfuzûne illâ bi sultân.

Meali :

Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin uçlarından bucaklarından geçip gitmeye gücünüz yeterse geçip gidin. Büyük bir güç olmadıkça geçip gidemezsiniz.

(Sadakallahul Aziym RAHMAN Suresi 33. ayet)

yeri ve göğü aşabiliyorsanız aşin, eğer aşamıyorsanız sizi aştıracak bir güç vardır, diye tarif ediyor, yani Allah'ın yardımı ile aşabilirsniz diyor,



o zaman daha önceki yazılarımızda anlattığımız apollo ve starbak filmi olan savaş Yıldızı filminde, dünyalılar dünyadan, uzaya yolculuk edip Hatta geldikleri dünyayı Kaybedecek kadar ileri gidiyorlar, işte Atlantis hikayesi de bunlardan birisi, ve ilerde zamanda yolculuk mekanda yolculuk, ve Senin aklında bir yer var Sema'nın kapılarının açıldığı yer var, oradaki kimseler, Hatta şu anda Sema'nın Başka bir yerinde bizden gidip yolculuk ediyor olabilirler, ve Türk mitolojisinde ve Aztek mitolojisinde ki mayalardaki, "biz Geri gelip sizinle tekrar buluşacağız diyenler" İşte o zaman ve uzay yolculuğuna çıkan, serüvene başlayan kimseler olabilir, bir gün geri döneceğiz İnşallah diyerekten yolculuğa çıkmışlar, yani düşünelim öyle bir araç yapıldı, kendi enerjisini üretiyor, ve uzaydan canlı var mı diye aramaya gidiyorlar, başka sema katları gezilip görülmeye çıktıkları yolculukta, İnşallah bir gün geri döneceğiz demezler mi yani? öyle olunca, işte o azteklerin, veyahut Türklerin, eski mitolojisinde geçen İnşallah biz geleceğiz diyenler, işte Atlantis, Kayıp Şehir ya da, kayıp gezegen, ya da kayıp uzay aracı, ve savaş Yıldızı filminde, orda couk yapmak yasak ve en sonunda insan azalir, ve gemide bir tane çocuk yapıyorlar, o çocuk çok zeki oluyor, kainatta dünyanın nerede olduğunu tekrar bulur, Sema'nın neresinde olduğunu bulup keşfediyor, ve geri dönüyorlar, dünyaya geldikleri yere geri. işte inşallah bir gün döneceğiz dedikleri yere bir gün geri dönüyorlar, hani Bilim kurgu film diyeceksin, Allah'ın ilminin dışında hiçbir bilgi olamaz, her yalanın içinde bile bir gerçek vardır. Yalanın yalan olduğu gerçektir en azından.

Karoğlan sözü:

"Her Yalanın içinde bile bir gerçek vardır ki, mesela en azından, Yalanın yalan olduğu bir gerçek ve hakikattır.

(Karaoğlan 27 Kasım 2018 salı saat 19 09.)

#########
##############

Havalar soğuk, donuktu yağamıyor, Bengü'nün şarkıdaki gibi, ve gelelim bir başka meseleye, Allah her şeyi zevc halinde yarattığını, yani eşler halinde yarattığını Söylüyor, ama bilim adamları diyor ki, Bir Kar tanesinin başka bir benzeri ve eşi yok, tabii bunu tespit etmek mümkün değil zaten de, elbette Onun da eşi vardır, kar tanesi ile yağmur tanesi eşdir mesela, Yağmur taneleri de aynı birbirinin benzeri değil Demek ki. onu zaten ispat etmek mümkün değil, çünkü eşi demek sadece aynısı demek değil, sağ elinin karşılığı, sağ el değil, Onun eşi ve ve zevci sol el olduğu gibi, Kar Tanelerinin eşide Yağmur taneleri olabilir.


#############
####################



Yine başka bir mesele, Allah da yaratırken katman katman yaratmış, ve göz kamera ve ekran görüntüyü gösteren yer, karşında bir görüntü var, Onu sana Gözlerim gösteriyor, bedeninin ekranı, Senin bedenin ekranı Gözlerin, beynin değil, beyin ekran kartının içindeki aletler gibi, öyle olunca ekran gözler, ve ilk ekranlar, ilk televizyonlar, ilk kameralar siyah beyaz idi, Allah da gözleri yapmaya başladığında, ilk önce siyah beyaz gören gözleri yaratmış, yani köpek gözleri önce yaratılan gözler oluyor, diyor ki bilim adamları : köpekler siyah beyaz görüyor ki, Allahu Teala sistemi böyle başlattıgi için, bize koyduğu yasa ile, ekran, Biz ilk defa ekran keşfettiğini zaman, Bizde siyah Beyaz'dan başlayarak keşfedecek dik, Çünkü Allah o ilmi oraya öyle koydu, köpeklerin gözlerinin siyah beyaz görmesinin sebebi bu yüzden. Okula gidince 5. sınıftan başlanmıyor, İlla 1. sınıftan başlayacaksın, Belki çok akıllı isen 2 sınıf birden geçersin. Öyle olunca biz de ilk defa ekran ve kamera keşfedeceğiniz zaman, demek ki bu işin yöntemi siyah beyaz ile başlamak zorunda idi, Çünkü bu 1. sınıftaki matematik ile 5. sınıftaki matematik dersi aynı değil, Birinci sınıfta sorulan problem ile 5. sınıf test soruları ve problem ve çözümü aynı değil. Allah da bize basit matematik dersi ile başlatıp, sonra yüksek sınıfları öğrenmemizi öğretiyor bunun ile. ya ondan sonra Renkli gözlerin vakti, renkli kameraları renkli ekranları keşfettik, Daha sonra ise şu anki Bilmem 1000000... pikselli kameralara geçtik, HD kameraları keşfettik, Yani yol eğitim basamak basamak kardeşim, hakiki mürşit Allah'tır, o öğretme sini bilmez mi hiç.


#############
################



Raşidi Tarikatı Dersleri 2018/48

Bu haftaki tarikat dersimize gelince bizi bilenler biliyor ki, bizim tarikatımız Mevsim Tarikatı.
Kar ve yağmur yağması da bizim alanımız içinde, o yüzden kar yağması için belli duanın ardından, dibinin derinliğinden, ağzının genişliği daha büyük olan bir tastan, kaseden,Kar yağması için Süt içilmesi gerektiğini öğrettik. Ama bu süt hazırlanırken kabın 3/4 ü süt, dörtte biri soğuk su, çok az bir miktarda mis veya Gül yağı kataraktan iciniz demiştim. ve buna itirazlar gelmekte parfüm ve mis içilmez diyorlar doğru mudur?

Cevap
israil meyve ve sebzeleri bozmadan önce, evde domates kesince, domates kokardı, karpuz kesince, o evde karpuz kesildiği belli olurdu, kavun kesince kavun kokardı, Hattabir deyim vardır: "kavun musun ki g***** kokluyalimda, kim ve ne oldugunu bilelim." derler. yani kavunun bir kokusu vardı, parfümü vardı, yine karpuzun bir parfümü vardı, domatesin bir parfümü vardı, yine Kurban Bayramı'nda Koç veya koyun kesen evdeki et kokusu, bütün mahalleyi alıp giderdi, Öyle tatlı bir koku yani, koyunun etinin bile bir parfümü vardı. keçi etinin ki ondan başka bir parfüm, Peki biz bunları yerken, bu parfümlerini ayırıp da atımıyorduk, yoksa o parfüm kukuları ile birlikte mi yiyorduk onları, ki öyleydi, kokuları ile birlikte yiyorduk, hiç de öyle parfüm ve misk kokuları, onların mis kokuları Sağlığımıza zararlı falan değildi. Ne oldu da şimdi ben sütün içine Gül yağı katınca, ve içince sağlığa zararlı olduğunu iddia ediyorsunuz. Halbuki ben Afyonluyum. Afyon'un lokumu meşhurdur, ve biz Güllü lokum yaparız, gül kokulu lokum, yine Güllü reçel yaparız, gül kokulu reçel, onlar zarar vermiyor da, benim sütün içine kattıgim bir Gül yağımı zarar veriyor insana, Hayır Hayır, vallahi bunlar Deccal fitnesi, başka bir şey değil. Eger sütün içine kattığınız orjinal misk ve yag ise, kimyasal yok ise, Vallahi zararlı değildir. Çünkü Allah her şeyin içine bir parfüm koymuş, insanın bile bir kokusu var, Ve öyle diyor insan için hizbleşmeyin yani gruplara bölünmeyin senci, benci, oncu, buncu olmayın, Yoksa kokunuz gider diyor Rabbim, işte İsrail biz üstün bir ırkız dedi ve, Bizler ve Sizler diye, bizleri gruba ayırdı, sonra yiyecekleri bozdu, artık domates kesiyorsun, domates yerine balık kokuyor, karpuz kesiyorsun, kabak kokuyor, yani kokunuz gitti Velhasıl kelam, hukukumuz gücümüz elden gitti, kaybettik hizbleştik.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ إِذَا لَقِيتُمْ فِئَةً فَاثْبُتُواْ وَاذْكُرُواْ اللّهَ كَثِيرًا لَّعَلَّكُمْ تُفْلَحُونَ وَأَطِيعُواْ اللّهَ وَرَسُولَهُ وَلاَ تَنَازَعُواْ فَتَفْشَلُواْ وَتَذْهَبَ رِيحُكُمْ وَاصْبِرُواْ إِنَّ اللّهَ مَعَ الصَّابِرِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Yâ eyyuhâllezîne âmenû izâ lekîtum fieten fesbutû vezkurullâhe kesîran leallekum tuflihûn. Ve etîullâhe ve resûlehu ve lâ tenâzeû fe tefşelû ve tezhebe rîhukum vasbirû, innallâhe meas sâbirîn.

Meali :

Ey iman edenler! size karşı olan herhangi bir topluluk ile karşılaştığınız zaman, onlara karşı sebat edin, ve Allah’ı çok anın ki onlara karşı başarıya erişesiniz. Allah’a ve Resûl’üne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz ve kokunuz ve gücünüz, devletiniz elden gider. Sabırlı olun. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.

(Sadakallahul Aziym ENFÂL Suresi 45 ve 46. ayet)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَلاَ تَكُونُواْ كَالَّذِينَ تَفَرَّقُواْ وَاخْتَلَفُواْ مِن بَعْدِ مَا جَاءهُمُ الْبَيِّنَاتُ وَأُوْلَئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve lâ tekûnû kellezîne teferrakû vahtelefû min ba’di mâ câehumul beyyinât, ve ulâike lehum azâbun azîm.

Meali :

Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte onlar için büyük bir azap vardır.

(Sadakallahul Aziym ALİ İMRAN Suresi 105. ayet)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَاعْتَصِمُواْ بِحَبْلِ اللّهِ جَمِيعًا وَلاَ تَفَرَّقُواْ وَاذْكُرُواْ نِعْمَةَ اللّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ كُنتُمْ أَعْدَاء فَأَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِكُمْ فَأَصْبَحْتُم بِنِعْمَتِهِ إِخْوَانًا وَكُنتُمْ عَلَىَ شَفَا حُفْرَةٍ مِّنَ النَّارِ فَأَنقَذَكُم مِّنْهَا كَذَلِكَ يُبَيِّنُ اللّهُ لَكُمْ آيَاتِهِ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Va’tasımû bihablillâhi cemîân ve lâ teferrakû, vezkurû ni’metallâhi aleykum iz kuntum a’dâen fe ellefe beyne kulûbikum fe asbahtum bi ni’metihî ihvânâ(ihvânen), ve kuntum alâ şefâ hufratin minen nâri fe enkazekum minhâ, kezâlike yubeyyinullâhu lekum âyâtihî leallekum tehtedûn.

Meali :

Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O’nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz.

(Sadakallahul Aziym ALİ İMRAN Suresi 103. ayet)


Rabbim, bütün milletlerin beklediği Mehdi Aleyhisselam hatırına, hizbleşmeyi bırakıp, bir ve bütün olmayı nasip eylesin insanliga, ve kokumuz yeniden geri gelsin inşallah.


--oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--



Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 27 Kasım 2018 Salı

Original Kar © glan

islamda Plesebo Etkisi ve Münkirler ve Müfsidler (Kar©glanin 20 Kasım 2018 Vaazi)



islamda Plesebo Etkisi ve Münkirlik ve Münkirler ve ifsad ve Müfsidler

(Kar©glanin 20 Kasım 2018 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَهَذَا ذِكْرٌ مُّبَارَكٌ أَنزَلْنَاهُ أَفَأَنتُمْ لَهُ مُنكِرُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve hâzâ zikrun mubârakun enzelnâhu, e fe entum lehu munkirûn.

Meali :

İşte bu (Kur’andan parçalar olan) Zikir ve dua bizim indirdiğimiz mübarek bir dua(vird) ve Zikirdir ki (Biz bunu Kurandan ve hadislerden derledigimiz, Raşidi zikir Evradına itafen kullanıp ta diyoruz ki), Şimdi siz bunu mu inkâr ediyorsunuz?

Sadakallahul Aziym ENBİYÂ Suresi 50. ayet


---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Duâda acele edilmezse, duâ kabûl olur" buyurdu.

Duâda acelenin nasıl olduğu sorulunca Peygamber Efendimiz

“Allahü teâlâ, duânızı illa ki kabûl eder. Taaaki Duâ ettim, hâlâ duâm kabûl olmadı diyene kadar! Allah'tan çok isteyiniz! Çünkü kerem sahibinden istiyorsunuz.”

( Hadis-i Şerif )

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Duâ eden, üç şeyden hâli değildir: Ya günahı affolur veya hemen hayırlı karşılığını görür, Yahut âhırette mükâfatını bulur.”

( Hadis-i Şerif )

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Rabbiniz, şüphesiz hayâ ve kerem sahibidir. Kulları ellerini kaldırıp kendisinden birşey istedikleri zaman, onların ellerini boş çevirmekten hayâ eder.”

( Hadis-i Şerif )

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Duâda acele edilmezse, duâ kabûl olur.”

( Hadis-i Şerif )

Münkir Nedir?

Arapca ismi mef ul yani İnkâr eden, kabul etmeyen, inkar etme fiilini yapan kimse yani bir nevi başlanmış olan bir ibadeti bozan inkari ile bozan demekdir buna benzer birde müfsit vardir.
>>>>>>>>>>>>>>

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

قَالَ مُوسَى مَا جِئْتُم بِهِ السِّحْرُ إِنَّ اللّهَ سَيُبْطِلُهُ إِنَّ اللّهَ لاَ يُصْلِحُ عَمَلَ الْمُفْسِدِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

kâle mûsâ mâ ci’tum bihis sihr(sihru), innallâhe se yubtiluhu, innallâhe lâ yuslihu amelel mufsidîn.

Meali :

Mûsâ dedi ki: “Sizin bu yaptığınız sihirdir. Allah, onu elbette boşa çıkaracaktır. Çünkü Allah, bozguncuların işini düzeltmez, muhakkak ki fesat çıkaranların amelini ıslâh etmez.

(Sadakallahul Aziym YUNUS Suresi 81. ayet)

Müfsid, dinimizde, meşru olan bir işi veya başlanmış olan bir ibadeti bozan şeylerdir. İmanı ve namazı, nikahı ve haccı, zekatı, alış ve satışı bozmak gibi. Mesea, Allaha ve kitaba sövmek küfür olup, imanı bozar. Namazda gülmek, abdesti ve namazı bozar. Oruçlu iken bilerek yemek, içmek orucu bozar.

Farzları, vacibleri ve sünnetleri yapana ve haramdan, mekruhdan sakınana ecr, yani sevab verilir. Haramları, mekruhları yapan ve farzları, vacibleri yapmayana günah yazılır. Bir haramdan sakınmanın sevabı, bir farzı yapmanın sevabından kat kat çoktur. Bir farzın sevabı, bir mekruhdan sakınmanın sevabından çoktur.

Mekruhdan sakınmanın sevabı da, sünnetin sevabından çoktur. Mubahlar içinde, Allahü teâlânın sevdiklerine "Hayrât ve Hasenât" denir. Bunları yapana da sevab verilir ise de, bu sevab, sünnet sevabından azdır.[1]
<<<<<<<<<<<


Kuranda münkir kelimesi gecen ayetler

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

أَمْ لَمْ يَعْرِفُوا رَسُولَهُمْ فَهُمْ لَهُ مُنكِرُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Em lem ya’rifû resûlehum fe hum lehu munkirûn

Meali :

Ya da onlar henüz kendi peygamberlerini tanımadılar da o yüzden mi onu inkâr ediyorlar?

(Sadakallahul Aziym MU'MİNUN Suresi 69. ayet)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَالَّذِينَ آتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يَفْرَحُونَ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْكَ وَمِنَ الأَحْزَابِ مَن يُنكِرُ بَعْضَهُ قُلْ إِنَّمَا أُمِرْتُ أَنْ أَعْبُدَ اللّهَ وَلا أُشْرِكَ بِهِ إِلَيْهِ أَدْعُو وَإِلَيْهِ مَآبِ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Vellezîne âteynâhumul kitâbe yefrahûne bimâ unzile ileyke ve minel ahzâbi men yunkiru ba’dahu, kul innemâ umirtu en a’budallâhe ve lâ uşrike bihî, ileyhi ed’û ve ileyhi meâbi.

Meali :

Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, sana indirilen Kur’an ile sevinirler. Fakat (senin aleyhinde olan) gruplardan onun bir kısmını inkâr edenler de vardır. De ki: “Ben ancak Allah’a kulluk etmek ve O’na ortak koşmamakla emrolundum. Ben yalnız O’na çağırıyorum ve dönüşüm de yalnız O'nadır.”

(Sadakallahul Aziym RA'D Suresi 36. ayet)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

يَعْرِفُونَ نِعْمَتَ اللّهِ ثُمَّ يُنكِرُونَهَا وَأَكْثَرُهُمُ الْكَافِرُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ya’rifûne ni’metallâhi summe yunkirûnehâ ve ekseruhumul kâfirûn

Meali :

Onlar, Allah’ın ni’metini biliyorlar, sonra onu inkâr ediyorlar.Ve onların çoğu kâfirlerdir.

(Sadakallahul Aziym NAHL Suresi 83. ayet)

#############
################


Plasebo Etkisi Nedir? Plasebo iyi Enerji ve Etkisi Nedir?

Plasebo etkisi; kişinin aldığı ilaç (ilaç yerine verilen etkisiz ilaç) hakkında kendini iyileştireceği yönündeki düşüncesi, bu inancına paralel olarak fiziksel veya psikolojik iyileşmesidir. Bir bakıma, bireyin kendini iyileşeceğine inandırmasıdır. Alınan ilacın hiçbir etkisi olmasa bile, kişi inandığı için meydana gelen hem fiziksel hem psikolojik olarak iyileşmesidir.

Plasebo (Placebo), Latincede “memnun edeceğim” anlamına gelmektedir.


Yukarıdaki hadis gösteriyor ki : Hz Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz Hazretleri plasebo etkisi nedir biliyordu. Çünkü bilmese der mi ki o hadiste, Duanız kabul olur, Fakat taaa ki siz, kabul olmadı diyene kadar. Yani Bu demektir ki kabul olmadı demek ile acele etmek arasındaki ilişki yani "ters etki" hani "kehrwert" veya "ters frekans" diyoruz ya ters etkisi yani frekansı enerjisi onun etkisini iptal ediyormuş. plasebo ise, Beyin gücü veya akıl gücüyle, veya iman gücüyle, bir işi, bir ameli başarmak, veya bir hastalığı yenmek, sıhhat bulmak, fakat ters etki, İşte bu gücü ve enerjiyi kırıp yok eden bir mikrop gibi. ve bu dinimizde de nazar diye tarif ediliyor, yani her şey dualite ile olunca, yani Rabbimizin diliyle zevc halinde olunca, Sağ, sol, acı, tatlı gibi, işte plasebo etkisinin tersi de, sihir büyü veya nazar olaraktan dinimizde lanse ediliyor, yani kötü enerji, ya da ters etki, yahut ters frekans.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Nazar insanı mezara, deveyi kazana sokar.

( Hadis-i Şerif , İbni Adiy)

Yani nazarda o zaman plesebonun tersi, kötü enerji demek olur, yine sihir büyüde ayni, yani muskada, sadece senin onunla iyi olacagina inanmadan ibaret zaten.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

İnsanların yarısı nazardan ölür.

( Hadis-i Şerif , Taberani)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Hoşa giden bir şeyi görünce, “Mâşâallah la kuvvete illa billah” denirse o şeye nazar değemez.

( Hadis-i Şerif , Beyheki, İbni Sünni)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Nazar neredeyse kaderi geçecekti. Nazardan Allahü teâlâya sığının.

( Hadis-i Şerif , Deylemi)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Kaderi geçecek bir şey olsaydı nazar geçerdi.

( Hadis-i Şerif , Müslim)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Sabah akşam, [Besmele ile] 3 defa “Bismillâhillezi lâ yedurru me’asmihi şey’ün fil Erdı ve lâ fissemâi ve hüvessemi’ul alim” okuyan, büyü ve nazardan korunur.

( Hadis-i Şerif ,İbni Mace)

buyuruldu.

Âyet-el-kürsi, Fatiha, iki Kul euzü ve Kalem suresinin sonunu okumak çok iyi gelir. (Medaric)

Peygamber efendimiz, iki Kul euzüyü okuyup buyurdu ki:

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Bu iki sure ile [belalardan, nazardan] korunun! Hiç kimse, bu iki sure ile korunduğu gibi, başka şeyle korunamaz.

( Hadis-i Şerif , Ebu Davud)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Kendisine Allahü teâlânın rızık verdiği kimse, çok ”Elhamdülillah” desin. Rızkı azalan da çok “İstigfar” etsin. Bir şey de kendisine üzüntü, sıkıntı verirse “la havle vela kuvvete illa billah” desin.

( Hadis-i Şerif , Beyheki, Hatib)

Büyü Nedir?

Maddi ya da manevi bakımdan kendine çıkar sağlamaya, karşı tarafı zarara uğratmaya çalışan kişilerin yaptığı, tüm dinlerin yasakladığı doğa üstü ve kötü bir yöntemdir. İnsanlığın tarihi kadar eskidir ve kim tarafından ilk kez nasıl yapılmış bilinmemektedir. Semavi dinlerin hepsinde büyü yapmak ya da yaptırmak yasaklanmıştır. Müslümanlıkta da büyü haram kılınmış ve yapan/yaptıran kişiye lanet edilmiştir.

Şimdiye kadarki gözlemlerden anlaşıldığına göre büyü, özellikle ip, saç, tırnak, elbiseler vs.den yararlanılarak yapılır. Büyüde en önemli faktör, büyü yapanın kalbini bağlaması, yapacağı işin tesir edeceğine inanması ve şeytandan yardım dilemesi ve nefes olayıdır.

Büyü yapmak haramdır ve günah bakımından bu işi yapanla, sebep olan arasında çok fazla bir fark yoktur. Büyücünün kazancı da, büyücüye verilen para da haramdır!
İslam dinine göre büyü yapmak haramdır. Kur’anı Kerim’deki hükümlerden büyü öğretmenin, öğrenmenin ve yapmanın, şirk ve küfür olduğunu anlamaktayız.

Allah Resulü a.s.m, yedi büyük günah arasında büyü yapmayı da saymış, büyü yapanın Allah’a şirk koşmuş olacağını bildirmiştir. Bir kişi, büyücülerin her şeyi yapabileceğine inanırsa, Allah'a şirk koştuğundan kâfir olur.

Büyü geçmişten günümüze dek kendini korumuş bir uygulamadır. Eskiden büyü yapan kişilere büyücü ya da cadı denmekteyken şimdi bakımcı, Medyum gibi adlar kullanılmaya başlanmıştır. Yapılan işlemler genelde aynıdır. Hep birilerinin menfaati için başkalarına zarar gelmesini istemesinden ibarettir. Bazı durumlarda kadının ya da kocanın kendine bağlama büyüsü yaptırdığı da görülmüştür fakat bu da günahtır ve kesinlikle yasaklanmıştır.

Kur’anı Kerim’de büyü ile ilgili olarak en geniş bilgi Bakara Suresi’nin 102. ayetinde verilmektedir.

Bu ayette Cenab-ı Hakk, şöyle buyurmaktadır:


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَاتَّبَعُواْ مَا تَتْلُواْ الشَّيَاطِينُ عَلَى مُلْكِ سُلَيْمَانَ وَمَا كَفَرَ سُلَيْمَانُ وَلَكِنَّ الشَّيْاطِينَ كَفَرُواْ يُعَلِّمُونَ النَّاسَ السِّحْرَ وَمَا أُنزِلَ عَلَى الْمَلَكَيْنِ بِبَابِلَ هَارُوتَ وَمَارُوتَ وَمَا يُعَلِّمَانِ مِنْ أَحَدٍ حَتَّى يَقُولاَ إِنَّمَا نَحْنُ فِتْنَةٌ فَلاَ تَكْفُرْ فَيَتَعَلَّمُونَ مِنْهُمَا مَا يُفَرِّقُونَ بِهِ بَيْنَ الْمَرْءِ وَزَوْجِهِ وَمَا هُم بِضَآرِّينَ بِهِ مِنْ أَحَدٍ إِلاَّ بِإِذْنِ اللّهِ وَيَتَعَلَّمُونَ مَا يَضُرُّهُمْ وَلاَ يَنفَعُهُمْ وَلَقَدْ عَلِمُواْ لَمَنِ اشْتَرَاهُ مَا لَهُ فِي الآخِرَةِ مِنْ خَلاَقٍ وَلَبِئْسَ مَا شَرَوْاْ بِهِ أَنفُسَهُمْ لَوْ كَانُواْ يَعْلَمُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Vettebeû mâ tetlûş şeyâtînu alâ mulki suleymân(suleymâne) ve mâ kefere suleymânu ve lâkinneş şeyâtîne keferû yuallimûnen nâses sihra, ve mâ unzile alâl melekeyni bi bâbile hârûte ve mârût(mârûte), ve mâ yuallimâni min ehadin hattâ yekûlâ innemâ nahnu fitnetun fe lâ tekfur fe yeteallemûne minhumâ mâ yuferrikûne bihî beynel mer’i ve zevcihî, ve mâ hum bi dârrîne bihî min ehadin illâ bi iznillâh(iznillâhi), ve yeteallemûne mâ yadurruhum ve lâ yenfeuhum ve lekad alimû le menişterâhu mâ lehu fîl âhirati min halâkın, ve le bi’se mâ şerav bihî enfusehum lev kânû ya’lemûn.

Meali :

"Süleyman'ın hükümranlığı hakkında onlar, şeytanların uydurup söylediklerine tabi oldular. Hâlbuki Süleyman asla kâfir olmadı. Fakat o şeytanlar kâfir oldular. Çünkü insanlara sihri ve Babil'de Harut ile Marut isimli iki meleğe indirilen şeyleri öğretiyorlardı. Hâlbuki o iki melek : ‘Biz ancak bir imtihan için gönderildik, sakın büyü yapmaya cevaz verip de kâfir olma’ demedikçe bir kimseye öğretmezlerdi. İşte bunlardan kişi ile karısını ayıracak şeyler öğreniyorlardı, fakat Allah'ın izni olmadan bununla hiç kimseye zarar verebilir durumda değillerdi. Onlar, kendilerine zarar verecek, faydası dokunmayacak bir şey öğreniyorlardı. Andolsun ki, onu her kim satın alırsa, ahirette onun bir nasibi olmadığını gayet iyi biliyorlardı. Fakat karşılığında canlarını sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bunu bilselerdi!"

(Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 102. ayet)

Yukardaki ayetten, büyü öğretmenin, öğrenmenin ve yapmanın, şirk ve küfür olduğunu anlamaktayız.

ve bunlar gösteriyorki, büyü, sihir, nazar, ve hatta, şeytan ve cin, ve melek, ve insanin yaptigi bütün mücadele, amma bunlar hastalik olsun, ama bir iyilik olsun, tamami iyi enerji ile kötü enerjinin savaşi, yani plesobo veya büyü ve nazar gibi yani.

Evet, Allahü teâlâ, Mümin sûresinin altmışıncı âyetinde,

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَقَالَ رَبُّكُمُ ادْعُونِي أَسْتَجِبْ لَكُمْ إِنَّ الَّذِينَ يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِي سَيَدْخُلُونَ جَهَنَّمَ دَاخِرِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve kâle rabbukumud’ûnî estecib lekum, innellezîne yestekbirûne an ibâdetî se yedhulûne cehenneme dâhırîn

Meali :

Rabbiniz şöyle dedi: “Bana dua edin, duânıza cevap vereyim. Bana kulluk etmeyi kibirlerine yediremeyenler aşağılanmış bir hâlde cehenneme gireceklerdir.”

(Sadakallahul Aziym MU'MİN Suresi 60. ayet)

“Duâ ediniz, kabûl ederim”, isteyiniz, veririm buyuruyor. Fakat, duânın kabul olması için, beş şart vardır: Duâ edenin müslüman olması, Ehl-i sünnet îtikatında olması, haram işlemekten, bilhassa haram yimekten, içmekten sakınması, farzları yapması, bilhâssa beş vakit namaz kılması, Ramazan oruclarını tutması, zekât vermesi, Allahü teâlâdan istediği şeyin sebebini öğrenip, bunu araması lâzımdır.
Allahü teâlâ, herşeyi bir sebep ile yaratmaktadır. Birşey istenince, o şeyin sebebini gönderir ve bu sebebe tesîr ihsan eder. İnsan bu sebebi kullanıp, o şeye kavuşur
>>>>>>>>>
Belâ gelmeden önce çok duâ etmelidir.

Duâ, sıkıntılı zamanlarda, belâ geldiğinde değil her zaman edilmelidir. Rahat ve huzur zamanlarında çok duâ edenin, dert ve belâ zamanlarındaki duâları çabuk kabûl olur. Sevgili Peygamberimiz, “Şiddet ânında duâsının kabûl edilmesini isteyen kimse, refah zamanında çok duâ etsin!” buyurmuştur.
Ebû İshak hazretlerinden duâ istediler. Duâ etti. Duâsının kabûl edildiğini gören bir talebesi, “Efendim, bu duâyı bana da öğretin, ihtiyâç hâlinde ben de edeyim” dedi. O da, “Bu duânın kabûl edilmesinin sebebi, otuz yıldır kıldığım namazlar ve devamlı ettiğim duâlar ve harâm lokmadan sakınmamdır.” buyurdu.
Evliyânın büyüklerinden Râbia-i Adviyye, adamın birinin, duâ ederken “Yâ Rabbî! Bana rahmet kapısını aç!” dediğini işitince; Ey câhil! Allahü teâlânın rahmet kapısı, şimdiye kadar kapalı mı idi de, şimdi açılmasını istiyorsun? dedi
Rahmetin çıkış kapısı her zaman açık ise de, giriş kapısı olan kalbler, herkesde açık değildir. Bunun açılması için, sadece sıkıntılı zamanlarda dağil her zaman duâ etmeliyiz!

Sebeplere yapışmalıdır
Allahü teâlânın âdet-i ilâhiyyesine uymadan, sebeplere yapışmadan, çalışmadan duâ etmek, Allahü teâlâdan mucize istemek demektir. Müslümanlıkta, hem çalışılır, hem de duâ edilir. Önce sebebe yapışmak, sonra duâ etmek lâzımdır.
Kur'an-ı kerimde Allahü teâlâ dâimâ çalışmağı emretmektedir. İnsan bütün gayreti ile çalışacak, bütün zâhirî sebeplere yapışacak, ancak ondan sonra Allahü teâlâdan istiyecektir. Çalışmadan önce değil, çalışırken, başarabilmek, kazanmak için, Rabbine yalvararak, Ondan yardım bekliyecektir
Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:
“Çalışmadan duâ eden, silâhsız harbe giden gibidir.”
Adet-i ilâhiyyeye uymak, sebeplerini aramak, bulmak için çalışmak lâzımdır. Şartlarına uyarak çalışana, elbet verilir. Dilediğine, çalışmadan da, ihsân eder. Fakat sebeplere yapışmamızı emretmektedir.
Sebeplere yapışarak, yalvararak, ağlıyarak ve sığınarak, kırık kalb ile Allahü teâlâdan af ve âfiyet dilemelidir. Duânın kabûl olunduğu anlaşılıncaya ve sıkıntılar kalmayıncaya kadar, böyle duâ etmelidir. Başkalarının ettiği duâ da faydalı ise de, dertlinin kendisinin yalvarması daha yerinde olur. İlâc almak ve perhiz yapmak, hastaya lâzımdır. Başkalarının yapacağı, olsa olsa, ona yardımcı olmaktır.

Cenâb-ı Hak buyuruyor:
“Kullarım Sana Ben’i sorduklarında, (bilsinler ki) Ben onlara çok yakınım. Bana duâ edenlerin duâlarını kabûl ederim…” (Bakara, 186)

Rasûlullah (sav) buyurdular:
“Kulun Rabbine en yakın olduğu hâl, secde hâlidir. İşte bu sebeple secdede çok duâ etmeye bakın!” (Müslim, Salât, 215)

Fahr-i Kâinât Efendimiz:
“–Bir kul günah olan veya akrabâsı ile darılmasına yol açan bir şeyi dilemedikçe yahut acele etmedikçe duâsı kabûl olunur.” buyurmuştu.
“–Yâ Rasûlallâh! Acele etmek ne demektir?” diye sordular.
Allâh Rasûlü (sav):
“–Kul; Nice defâlar hep duâ ediyorum da Rabbim duâmı kabûl etmiyor. der. Duâsının hemen kabûl edilmemesi sebebiyle bıkar ve duâyı bırakır. (İşte o zaman acele etmiş olur.)” cevâbını verdi.

(Müslim, Zikir, 92)

[2]
<<<<<<<

########

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân.

Meali :

O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

(Sadakallahul Aziym Rahman suresinde 31 defa tekrar eden ayet)

Allahu Teala Rahman suresinde 1 ayeti neden 31 defa tekrar etmiştir, Sebebine gelince: Allah gücü hakkında, Nakız düşünmememizi istediği için, sanki kulağımıza kulak çivisi sokar gibi, bu ayeti kulağımıza sokmakta, unutmamamızı istiyor. Bu hayatta, Allah gücünü, ve yapabileceklerini,ve bizim de yapabileceklerimizi sayıp döküp, Ondan sonra diyor ki işte: "Bunlardan hangisini yalanlayabilirsiniz." diyerekten bize bir pozitif enerji yaymamızı istiyor, Çünkü siyah enerji ile kötü Enerji ile iyi enerji savaş halinde, yani Rabbimizin gücünü ve yapabildiklerini bildiğimiz zaman, kötünün onun karşısında güçsüz olduğunu anlamamız için, yani yine plasebo etkisi ile, iyi enerjiyi Galip getirmek ki bu zaten. dünyada Allah'ın yaptıkları meydanda zaten, şeytan Neyi halk etmiş ki, kötü enerji ne yaratmış ki, Rabbimizin binlerce mucize halinde yarattıkları, var ettikleri varken, şeytanın yaptıklarının lafı mı olur yani, bunu idrak ettiğimiz zaman, Allah'ın gücünü küçümsememiz gerektiğini öğrenmiş oluruz, o zaman da, kötü ve kara enerjiye karşı silah olur bize, yoksa kötü ve Kara Enerji bizim enerji boyutumuzu hapsederekden, bizi zayıf düşürür, güya sanki Allah'tan daha güçlüymüş gibi bir güç ona affedersek, Kendi kendimize Zarar vermiş oluruz. O yüzden bize Allah yolu gösteriyor Bu ayet ile, Ve yine başka bir ayet ile

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

فَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًا يَرَهُ وَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَرًّا يَرَهُ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Fe men ya’mel miskâle zerratin hayran yerahu. Ve men ya’mel miskâle zerratin şerran yerahu.

Meali :

Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse, onun mükâfatını görecektir. Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük işlerse, onun cezasını görecektir.

(Sadakallahul Aziym ZİLZAL Suresi 7 ve 8. ayet)

Zilzal suresi 7. ve 8 ayeti ile Allah bize birincisi ile umut var olmamızı, Yani, en küçük iyiliklerimizin bile karşılığının olduğunu söyleyerek den bizi umut var olmaya itiyor, Allah, senin, en küçük bir iyiliğinden tutup, seni kaldırabilir demektir bu, yani haşreder, yeniden Doğdurur dünyaya, Ve devamı olan 8. ayet ile de bize korku verip, bu hususta Elimizden geleni yapmamız gerektiğini öğretiyor, yani siyah enerji ile savaşmamız gerektiğini öğretiyor ki, kötülük yaparsan ceza göreceksin, o zaman kötülük yaptıran enerjiye karşı durmamız gerektiğini öğreten bir ayet, yani öyle umutlu olup da, yayılmamamız gerektiğini öğretir bu ayet. Velhasıl iyi enerji ile kötü enerjinin durumunu izah eder bize.

#############

Geçenlerde Kendi Gençliğimizi anlattık, ve gençlikte zayıf olduğumuzu ve Afedersiniz, hayvan gibi yediğimizi, fakat kilo almadığımızı söyledik. Sebebine gelince o zaman namaz, niyazın, zikirler, ve besmelenin bizde az olduğunu fark ettik, Daha sonra, Burhami tarikatına girince oranın virdi ve Zikri olan besmeleye başlayınca, artık yediğimiz içtiğimiz besmele ile oldukça, vücut onları dışarı ihraç etmez oldu, bir köşelere yigaraktan depo eder oldu, ve kilo aldık. Deccal dan birşey öğrendik ki, ters enerji, ya da tersine çevirmek, Öyle olunca eğer biz Besmele ile yiyip içince bu kiloları aldıysak, bunları ters çevirince Yani Besmelesiz yiyip içince, o zaman kilo vermemiz lazım, ve bunu sizlere vaaz edip anlattım, kendimde hakkalyakin tekrar yaşamak için, Besmelesiz yiyip içmeye başladım, ve işte burada Yine bize destek olacak olan enerji plesebo enerjisi. ve Sakın buna başladığıniz zaman benimki 1 ay oldu ya da 1 hafta oldu hiç faydası yok demeyin, plasebo etkisini yok etmeyin, Çünkü Muhammed öyle dedi, illa dualarınız kabul olur, Siz kabul olmadı diyesiye kadar, o zaman bu besmelesiz yemek icmek ve zayiflamak hikayesi de illaki Doğrudur, Belki siz fayda etmedi diyesiye kadar, bizim yine raşidil zikirleri yalan dolan değil, Kur'an'dan bizzat ayetlerdir, o zikirden sonra yapılacak olani tarif ettim, ve dedim ki : şuraya kadar okuyup da, ağzının genişliği dibinin derinliğinden geniş ve büyük olan tas ve kaseden, su veya süt içerek den, Yağmur ve kar yağması meselesi de aynı, plasebo etkisi ile etkilenir. taaaaki siz bende fayda etmiyor , yahut kabul olmuyor diyesiye kadar etki eder, yahut bir münkir öyle şey olur mu diyesiye kadar fayda eder.

#####################


dehlizlere düştüm Çıkmazlardayım .
Sanki bütün bildiklerim yanlışmış
yahut diyorum ki sanki herkesten çok şey biliyor muşum.
yahut yüzde bir bile ilmim yokmuş.

Hayat Rahman ve Rahim ilmini bilmek de saklı. yani Can ilminde saklı. Can, Can ise Canlarda gezen bir şey,

Yusuf u kaybettim Kenan ilinde
Yusuf bulunur, Kenan bulunmaz
Bu aklı fikr ile Leyla bulunmaz
Bu ne yaredir ki çare bulunmaz

Aşkın pazarında canlar satılır
Satarım canımı alan bulunmaz
Yunus öldü deyu selan verirler
Ölen beden imiş, aşıklar ölmez
Yunus Emre


can ilmide Besmelyi bilmekte sakli besme ise Rahman ve Rahim bilmekte sakli Rahman ve rahim ilmi ise ise a* ve y**** ilmi nedir bilmekte yatar. bu Bu da yani **** öyle kremler Bilmem gergedan boynuzu yemekle sürmek ile falan uzayan kısalan bir şey değil, yahut kafirlerin yaptığı gibi füzeyi füzeyi takarakdan uzaya gitmekde degil,
bundan kastım gö*** s****** ten sik uzatmaya çalışıyor bu kafielr
halbuki can ilmi O da değil, canlar canlar dan canlılara geçerek ten küçülüyor veya büyüyor.
Ve bu konudaki bilgim ise Bir koca karınin bildigi bilgisinden daha öte değil.

Ve bana bugün yolda giderken, bilginin sahipleri tiyo veriyorlar, ve diyorlar ki : "Sizinkiler, altını küpe kolye yapipda, boynuna takmasını bildiler, Halbuki Allah, altını boyunlarda takmak için değil, kulaklarda takmak için değil, onunla iyi ve güzel amelller edilip faydalarindan fayda edilsin diye yarattı. ve bunu ilim sahipleri bildi buldu, ve bilgisayarın cip kartinin içine Taktı ve bilgisayar işlemcisni (Bilgisayar Chip setini) keşfetti. ve telefonun içine altın takıldığını, altından yapılacağınıda bildiler buldular, ve bunu bilen biziz, ve gercek bilginin sahibi biziz diyorlar, emennaaaa deyipde hemen kabul ettim.

Bir ilim de var ki Kur'an ilmi, zikir, fikir, Namaz, abdest, tasavvuf, tarikat, hakikat ,marifet,peygamber din ahlak ve Allah, ondan da biraz bir şeyler öğrendik Hatta yapmaya çalışıyoruz, ve fakat hangi tarafa gideceğim artık şaşırdım, Bilgiden tarafa mı, bu altin ilmi tiyosu ve bilgisini verenlerden tarafa mı gideyim, Yoksa bu can ilmi yani Rahman Rahim bilgisi verenlerden tarafa mı gideyim. Cahil cahil, cahil bir koca karı bile bu ilmi, benden daha iyi biliyor, ben bilmiyorum, hiçbir şey bilmiyorum. bu konuda birisinin boynuna sarıldım dedim bu ilmi bana da öğret, yoksa seni öldürürüm diye, öğretmedi cani pahasina ögretmedi, SIR bu bir SIR kimse SIRRINI ifşa etmiyor. yok bu konuda bilgisizim, yok şimdi de bir bilgim yok, ama sadece biliyorum ki, Var mı öyle bir bilgi? var, bir ilim var, Yaşıyorum hakkalyakin. Kimden tarafa gideyim, bilginin sahiplerinden tarafa mı gideyim, yoksa Allah kitap din diyenlerden tarafa mı, tasavvuftan tarafa mı gideyim, zikir fikir mi? Nakşibendi Tarikati Almanya Vekillerinden Afyonlu Yarbay Mehmet ILDIRAR vardı, Yarbay bize tasavvufu öğreten adam, onun hakkinda diyorlardı ki : bu adam için, bu adam insanları öldürüyor, cennete gönderiyor, ahirete gönderiyor, geri getiriyor, yani Hz isa nin yeni modeli, 80 ler 90 lar 2000 ler modeli adam idi o, öldüren dirilten adam. ben o tarikattan ayrıldım, az zaman geçti, Yere göğe sığdıramadıkları adam, Yarbay da öldü, peki Neye Yaradı, Onun bu kadar ilmi bilmesi, öldürmesi veya diriltmesi?

Geçen hafta dedik ya : Allah kim? Allah kim? Allah nerede? hangi ilimin peşinden koşayim Allahim seni bulmak için, Rabbim neredesin, kimlesin, Hangi candasın, Mehmet hoca, Mehmet, Yarbay Mehmet , Öldürüyordu ve tekrar diriltiyordu, ama baktım ki kendisi ölmüş!!!

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَرَسُولاً إِلَى بَنِي إِسْرَائِيلَ أَنِّي قَدْ جِئْتُكُم بِآيَةٍ مِّن رَّبِّكُمْ أَنِّي أَخْلُقُ لَكُم مِّنَ الطِّينِ كَهَيْئَةِ الطَّيْرِ فَأَنفُخُ فِيهِ فَيَكُونُ طَيْرًا بِإِذْنِ اللّهِ وَأُبْرِئُ الأكْمَهَ والأَبْرَصَ وَأُحْيِي الْمَوْتَى بِإِذْنِ اللّهِ وَأُنَبِّئُكُم بِمَا تَأْكُلُونَ وَمَا تَدَّخِرُونَ فِي بُيُوتِكُمْ إِنَّ فِي ذَلِكَ لآيَةً لَّكُمْ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve resûlen ilâ benî isrâîle ennî kad ci’tukum bi âyetin min rabbikum, ennî ehluku lekum minet tîni ke heyetit tayri fe enfuhu fîhi fe yekûnu tayran bi iznillâh(iznillâhi), ve ubriul ekmehe vel ebrasa ve uhyîl mevtâ bi iznillâh(iznillâhi), ve unebbiukum bi mâ te’kulûne ve mâ teddehırûne, fî buyûtikum inne fî zâlike le âyeten lekum in kuntum mu’minîn

Meali :

Allah, onu İsrailoğullarına bir Peygamber olarak gönderecek (ve o da onlara şöyle diyecek): “Şüphesiz ben size Rabbinizden bir mucize getirdim. Ben çamurdan kuş şeklinde bir şey yapar, ona üflerim. O da Allah’ın izniyle hemen kuş oluverir. Körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah’ın izniyle ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer mü’minler iseniz bunda sizin için elbette bir ibret vardır.”

(Sadakallahul Aziym ÂLİ İMRÂN Suresi 49. ayet)

Hz isa icin öyle dediler : Kur'an'da bile geçiyor ölüleri diriltirdi diyor, Hz isa da ölmüş yok ki artik hz isa
Hangi adamın peşinden koşan, hangi bilginin peşinden koşan, kime kimlere inanayım,
O nu (Hz Mehdi yi yada bizi) sevdiğini söyleyen biri vardı, Gemileri Yak dedi, biz de Yaktık gemileri, o orada yoktu, beni terk etmişti, ben gemileri yakmakla da artik yayan kalmıştım, Hatta Öyle ki evsiz barksız çoluksuz kala yazıyordum. Ey sevgili, habib olan, rahim olan Allah, Ey sevgili, Sen de bana kazık attın. Sana da inanmam artık, kime inanayım, kimin peşinden koşan, Kim, kim, kim Allah, Allah kim? nerede? hangi ilim? dehliz derdeyim, Çıkmazlardayım, inancım güvencim kalmadı yarına, benim can ilmim bilgim okul görmemiş bir kocakarı kadar bile değil miş…..

Dün Mevlid Kandili, Peygamberimizin doğum gününün yıldönümü, ve orada televizyonda, amcanın bir tanesi diyor ki : peygambere layık Ümmet olabileceğimmi, yahut Allah'a layık kul olabileceğimmi gibi bir cümleyi kullandı.
Kim kime layık olacakmış. Allah bizi köle olmamız için mi yarattı, ha bu kölelik Muhammed'e olmuş, ha bu kölelik Allah'a olmuş, ama Bilmem kime olmuş, aynı şey değil mi Zaten hepsi. Müslümanın Bilmem, Allah'a layık olamadık, peygambere layık olamadık diyerekten, boynunu büküp, ağlayan sızlayan, namaz kılan Abdest alan adamlara bir bak, devletlerede bir bak, hepsi fakru zaruret içinde, fakirlik yakadan paçadan akıyor. Bunlar Müslüman, namaz kılan, oruç tutan, zekat veren, hacca giden insanlar, Bunları yapmasına rağmen, Allah'a layık kul olamamış peygambere layık kul olamamışımış, Allah'ın layık Kullari kim o zaman Bir bak! bir bak Amerika'ya, bak İsrail'e, bak almanya ya, bak fransaya, bak adamlar, kadınlar, giyinme, kuşanma, alet, Erdevat, müzik, fizik, teknik, bilim, ilim, hatta tasavvuf bile, hepsi onlar da, sen dergahta tasavvuf işliyorsun, onlar da filmlerde işliyor. Adamlar erkenden kalkıyor, işinin başına geçiyor, Allah rızkın çoğunu, sabah erken kalkmaya koymuş, seher vakti kalkmaya koymuş, Neden sabah namazı bize farz olmuş, sabah namazı bize farz ike, bizim erken kalkmamız gerekirken, erkenden kalkabilen onlar, biz dokuzda saat onlar da uyanıp kalkıyoruz, çogumuz kalkıp da sabah namazını bile kılmıyoruz, nerede kaldı Müslümanlık, nerede kalacak gavur dediklerinde kaldı, Sabancı rahmetli bile biraz akıllıymış O diyordu sabah erken kalkan en iyi çorabı kapardı diyordu, "erken kalkip, el akil kaparken, Bizimkiler lokul kapmış", derler zaten. bu sabah kalkmanın sırrı da erken yatmak da gizli, gece 12'lere kadar dizi seyredersen, Tabii kalkamazsın sabahleyin. Peygamberimiz ve Ashabı yatsı namazını kılar kılmaz evlerine dönerlermiş, yani öyle sabahlamak yok.ama bu gün internet var tube dallari var cesit cesit filim diziler var degilmi zor bu devirde,evet bazıları gece işinde çalışıyor O da tamam, O da ayrı mesele, Gecesi gündüzü ne karışmış insanlar onlar, Ama Allah'ın veli kulları meselesine gelince, ya da Allah'a layık kul olmak meselesine gelince, bak dedi ki : Allah'in layık kulları, dünkü bilgi da kalmayıp, mesela : Dün tarla çapa ve kürek ile eşilip ekilirken, daha sonra pulluk bulunmuş, hayvanlar kullanılmış, insanoğlu biraz daha akıllanmış traktör bulmuş, artık yükü sırtından atmış, Bizimkiler ilk makarna bulmuş, erişte kesmiş, ondan sonrakiler yatmiş uyumuş, Gavur dediklerin makarnayi elde kesmek yerine, spagetti burgulu fiyonk,.... makarna yapan fabrika kurmuş icat etmiş, ve fabrika bir saatin içinde, çuvallar dolusu makarna yapabiliyor, sen o kadar makarnayi, elinde o kadar zamanda yapabilir misin, işte sana kolaylık, işte Allah'ın kulları bak nereye ermiş, Rahata ermiş, kimin sayesinde, Allah'a layık Kullar sayesinde. kim Allah'a layık Kullar, misal makarna fabrikasını kuran ekmek fabrikasi kuran, cep telfonu fabrikasi kuran,....gavur dediğin adamlar. biz ne yaparız : Namaz kılarız, abdest alırız, oruç tutarız, Kandil geceleri sabahlarız, bunlarınan bir de cennete gideceğimiz zannederiz en iyi köşesi bizim olcak. Halbuki adamlar bu dünyada kendi cennetlerini kendileri imar edip duruyorlar. Bizimkiler de öldükten sonra cennete gideceklerini zannediyor. o cennetlere gitmek namaz la oruç tutmak ile falan olsaydı, o kullar ermezdi o rahata, yada gitmezdi de, Bizler giderdik o cenente, yada o rahata huzura,ama Bizler onların sayesinde eriyoruz bu rahatlatıcı teknolojiye ve cennetelere.. ve Allah öyle yerlere secdeye varip tapinilmasından falan da hoşlanmaz, Bilakis Allahu Teala, insanların aklını çalıştırıp, dünyayı imar edip, mamur etmesinden hoşlanır ki, Öyle de zaten, o yüzden bütün bu rahat ve keyfi, bu konuda gayret edenlere vermiş. cennette öyle, uzaya yapılan bir yolculuk ile gidip de gelinen yer değil. Cennet burada, sen cenneti burada kurabilirsen, kuracaksın kuramazsan, işte öyle fakir fukara yaşayacaksın.
Evet dünyada Allah u Teala'nın özene bezene yarattıgi kedi, köpek, at, eşek olduğu gibi, yine Domates, Biber, Patlıcan olduğu gibi, bunları yağmur yağdıraraktan, güneşleri doğduraraktan Yeşerdip bitirdiği gibi, ama bazı kullarının eliyle meydana getirip icat ettirdigi yani yarattığı şeyler de var, traktör gibi, uçak gibi, araba gibi, bulaşık makinesi gibi, çamaşır makinesi gibi, evdeki fırın gibi,....... yani Velhasıl kelam Cennet öyle sadece domatesle biberle olacak bir yer değil, orada müzik çalan batarist e de ihtiyaç var, çaldığı bataryayada ihtiyaç var,
onu bilen birine de ihtiyaç var ki, Tuba Dalları çalıp Dursun. Öyle olunca traktör gökten yağmurla inmedi, Allah bazı kullarının eli ile halketti onu. işte Allah'a ve peygambere layık kul olmak da, kafayı çalıştırmak dan geçiyor, öyle Kandil gecesi sabahlara kadar Ağlamakla, sızlamak ile değil. Kim kime layık kul olacakmış, Peygamber bile olsa aynı durum. Sen Gece Vakti Yolda giderken, yolunu aydınlatan, elindeki Lambaya kul köle olup ta tapınmanmı lazım. yoksa gerektiğinde kullanıp işi bitti mi yerine koyman mı lazım. Allah'a kulluk peygambere Ümmet olmak bile aynı şey.

Süt veren Hayvanlar, nasıl çayırda çimende otlaması gerekiyorsa, bu gün ve hafta içinde, vaazı yazmadan önce, Ahmet amca dan, Fatma teyze den, hanımdan, oğlandan, kızdan, atlardan, arabalardan, televizyondan, internetten, gördüğüm, duyduğum şeylerden, Tefekkürr ederekten, ve bunların sonucunda, Keşfen bana bildirilmiş olanlardan topladığımız bilgileri, not ederekten, malzeme meydana getiriyorum, Yoksa, hani Kadir suresinde geçtiği gibi, bunlar bir gecede değil yani. nasıl koyunun süt vermesi için, ineğin süt vermesi için, dananın et vermesi için, çayırda otlaması lazımsa, Bizim de bazı olayları görüp, onlardan ders çıkardıktan, onların sonucunda meydana gelen fikir ve firaset ile oluşan bilgilerin meydana gelmesi lazım ki, Muhammed de Kuranı Kerimi 23 senede tamamladı, Öyle dinimiz bir günde meydana gelmedi. Hz isa ninki de öyle, İncil'de öyle kitap halinde inmedi, isa Efendimiz gördü ve yaşadı, o bildiklerini hayata tatbik etti, o şekilde incil meydana geldi. ve işte Allah dünyada suları önce Pınar gibi ince bir su halinde yeryüzüne çıkarıyor, Pınar akıp Çay oluyor, çaylar Irmaklara akıyor, Irmaklar nehirlere dönüyor, nehirlerde denizlere akıyor, denizlerde okyanuslara akıyor, okyanuslardanda sular, Buhar olup yağmur olup geri dönüyor.
işte bizde duydugumuz, bir sözden, yada baktgimiz bir resimden, yada yoldaki bir karincadan, bakip o anin icindeki duruma göre bir fikir ve tefekküre variyoruz, yani bir bilgi bize dogru akan bir pinar oldu işte, ister bu bilgi, bir ahmet amcadan olsun, istrer mehmet amcadan olsun, veya yerdeki karincadan, gökteki kargadan olsun. işte onlar birleşe birleşe bize akti, biz pinar iken, olduk cay, sonra biraz daha akti, oldu irmak, biraz daha akdi olduk nehir, ve biz de gittik, yani dünya nehiri intenet denizine anlattik, ve bilgi derya deniz oldu, sizlerde cookca birilerine bu bilgileri anlatinca, deniz de derdini okyanusa dökdü, ve sonra bizde sizlerin, bu sözleri bir yelerde konuştugunuzu ben tekrar geri duyunca, işde okyanusdaki sularda, buhar oldu, döndü geldi bizi buldu demek olur.

Vaazımızın hitamına gelen konuya gelince, Raşidi tarikatına intisap edip, zikrimizi çekenler den, Mesela 5. sınıf bir sofi, zikirden düşme hali yaşıyorsa, en azından yumuşak düşüş İle düşsün, peki yumuşak düşüş nasıl olur deyince, 5. sınıf veya 10. sınıf zikir çeken Bir Sofi'min meşgul olduğu, ya da yorgun olduğu, ya da zikir çekme isteği olmadığı günlerde, en azından 1. sınıf zikri çekebiliriz o gün, ya da hizbul Kasr zikrimizi çekebilir, ona da gücü yetmezse, En azından intisap Zikri okuyabilir, başlayıp da yarım bırakmak yerine, hani Aksaray var 1200 odalı, o binanın yapilmaya başlanıpda bitirilmesi ne kadar uzun sürer değil mi, Hani cennette de Köşk verecekler ya, mesela kelimei Tevhid okuyana Köşk verecekler ya, Ama sen 500 odalı Köşk yerine, okuyamadigin o gün, en azından 4 odalı bir ev sahibi ol, 1200 odayi 2 senede bitireceksin, ama 4 odalı bir evi 4 ayda bitirirsin değil mi zaman meselesi, mekan meselesi Yani, yine bir bütünü kurtar, Yarım yapmayalım, Yarım olan işe yaramazki, mesela evin duvarlarını yaptık ama, çatısını yapmadık ise, işe yaramaz ki, Yağmur yağdı mı tepemize Akar, soğuk içeri girer, zikirde böyle, bir bütünü devir edin, ister bu küçük bütün olsun ister büyük bütün, gücünüz varsa, büyük bütünü zikir çekin, yada küçük bütünlerden birisini çekin ki, kapısı bacası tam bir ev gibi olsun. bu haftaki tarikat dersimizde bu.Yani Aksaray yapamıyorsan 4 odalı ev yap, onu da yapamıyorsan, bir pansiyona gir, onu da yapamıyorsun, tek oda bir otel odası, yani zikrimizden böyle, parçalı ve bütün halde, 1. sınıf bir bütün, 2. sınıf bir bütün, Hizbul Kasır bir bütün, Hizbul Kebir bir bütün, virgül nokta nokta…

#################
#############

Mehdi Aleyhisselam'ın fiziksel özellikleri

Bu hafta bir de Mehdi Aleyhisselam'ın fiziksel özelliklerinden bahsedeceğiz ki, Mehdi diye bildiklerinizi biraz kıyas ederseniz, Kim bu özelliklere sahip acaba, aralarında belki seçim yapmanıza sebep olur, birçok sahte Mehdi var, İçlerinden bir tanesi de gerçek Mehdi olabilir değil mi? o yüzden bize bazı sebepler ve bilgiler lazım, işte Muhammed'in hadislerinde Mehdi'nin özellikleri anlatılırken şunlar sıralanmış, alnı geliştir ve içbükeydir, saçı siyahtır, kaşlari kavislidir, burnu küçük ve hafif yukarı bakık gibidir, sakallıdir, etinin Latif olduğunu Yani etinin derisinin Latif yumuşak olduğunu söylemiş Peygamber Efendimiz, cildinin yumuşak olduğunu, ve yüzü parlaktır demiş, Ki Bizdeki bu özellik cildimizin yağlı olması sebebiyle, orta boyludur demiş, tarifi ise : uzundan biraz kısa, kısadan da biraz uzun diye tarif etmiş, Dişleri leman eder demiş yani leman ya da liman Limandaki özellik nedir deniz karaya geçiş, Kara denize geçmiş vaziyettedir Yani ne manada kelimesi üst dişleri alt dişlerin üstüne geçmiş vaziyettedir, Deniz üstte Kara'nın üstüne geçmiş vaziyette, limanda yani Liman ederse sanki üst dişleri alt dişlerin üstüne geçmiş gibi manası var bu ayette, bazılarının alt dişleri üst dişlerinin üstüne geçer, gevgec ağız Deniz onlara. oylukları geniştir. omuzları geniştir, Sağ bacaginda Ben vardır diye tarif etmiş Peygamber Efendimiz, Bendeki bu özellik ise, yaz gününde kısa şort şeklinde pantolon giydiğim zaman, Sağ ayağımın baldırının arka tarafında bir tane siyah ben gibi bir görüntü va,r Onu bakan ben zanneder ama, o ben değildir, Bendeki ben,taş ocağında çalıştığım içi,n taşları keserken, murç dönen demirlerle, taşa oyulan delikler tokmaklanaraktan, taş parçalanıp kesilir, o yüzden çalıştığım işyerinden 4 baraka işçi vardı, ve ben yönümü sola dönerken, sırtımda yani, ardım Diğer barakadan tarafa geldiği için, Oradaki çalışan arkadaş, tokmak ile demire vurulduğunda, dengeli vuramayınca, o murç kafasından parça koparıp, yani Çelik parçası fırlayıp gelip, benim baldırıma girdi, o vakit Ben içinde çelik olduğunu hissetmemiştim, sadece acı duymuştum ve kan akmıştı, herhalde Çelik yok diye doktora falan gitmedim ben, onun içinde çelik varmış, ve Çelik Etin içinden zamanla kara bir ben halini aldın belki gidip çıkarttırmak istiyorum ama, kesecekler biçecekler, kendi kendimize iş çıkar, bir de Allah benim için etinin içine Demir parçası koyarak da, aynen kuduz mikrobunun eskisinin kuduza tedavi olduğu gibi, benim etimin içine de Çelik parçası, küflü Çelik koyaraktan, tetanoz aşısı olmadan da tetanoz aşısı vurulmuş gibi Vücudumun fonksiyonu devam etmesini sağladığı için, çıkarttırmak da işime gelmiyor, ve Muhammed Benim vaktim e geldiğinde beni arkadan gördüğünde, Belki o Çelik parçasının, siyah Ben halindeki şeklini görünce, Ayağında Ben var dedi belki, ama Aslı ben de saklı yani.
yine özelliklerine devam edersek, sakalları alttan meczum demiş Peygamber Efendimiz, yani cezm edilmiş, yuvarlatılmış demek, cezim yuvarlaktır, sakalları yuvarlatılmış alttan, öyle Cübbeli ki gibi değil yani kısaltılmış, yuvarlatılmış cezm edilmiş, üstten ya da yanlardan ise kesvectir, bu kelime ise, Kevser kelimesinden, Hz Peygamberimizin havuzu Kevseri, Pınar'ın Bir havuzu vardır, ya da gölün bir alanı vardır Hani derler ya, Başın Pınar, Ayakların Göl Olsun, Yani Pınar yüzü gibi, içinde su var kenarları topraktan, ve akan yeri ve elips şeklinde, ya da yuvarlak şekilde, sakali yuvarlatılmış şekilde, Pınar'ın şeklini bilen zaten ne demek istediğini anlayacak, Pınar dört köşe yapılmaz, yuvarlak yapılır, yani elips şeklinde yapılır, yani nedir o yani yuvarlatılmış şekilde sakallari kisaltilip yuvarlatılmış şekilde tıraşlanmış demek. Uykusuz olduğunda rengi solar demiş Peygamber Efendimiz, yani uykusuz olduğumuzda rengimiz değişir, ya esmerleşiriz, nurumuz biraz gider kararmaya başlar, Karardı yine suratın derler bizimkiler, Türkiye ye ilk kez izine giderken, buradan 3 gün yol gittim uykusuz olaraktan, ilk defa Türkiye'ye gittiğimde, gaskara oldum, yüzüm renk değiştiriyor uykusuzluktan, neredeyse zenci tenli olacağız yani. diz kapakları çıkıktır demiş Peygamber Efendimiz O da ismimizde saklı, Raşit ya da Raşitizm işte Raşitizm demek, eklem yerleri çıkıntılı kimse demek, Allah ismimize koymuş Onu da zaten, ismimizde saklı zaten. yanağında Ben vardır demiş, yine o da ben değil, yara izi, çocukken, tavşınak odunu yüzüme çarptı, o yüzden orada leke kaldı, Sanki ben gibi, yani paçamız da var, Hani kabadayıların, bıçak yemiş, Bilmem yumruk yemiş paçası olur ya, yani Kabadayı olduğunu belli eden yara izi, bizim de parçamız Haktan, davşinak odunu paçası sebebiyle. Burnumuz ise boksör burnu, kıkırdak yerinden çıktı ki, oynayabiliyor, kırılmasın diye, sağa sola dönebiliyor, Boksörler, özellikle o ikirdak kemiği kestirirlermiş ki, yumruk yediği zaman acı çekip burnu kırılmasın diye, biz de gençliğimizde yaptığımız bir kavga sebebiyle, burnumuza yumruk yedik, ve Burnumuzun kıkırdak kemiği yerinden çıktı, Ve artık sağa sola hareket edebiliyor, esnek, yani Boksör burunu. Mehdi'nin kas Çatma çizgisi bir tanedir diye tarif etmiş Peygamber Efendimiz, inşallah görüntülü vaaza bakanlara görmesi icin, bir defa orada kaşımızı catarız, sizde bakar, bizdeki hali nasıl olduğunu görürsünüz, Adnan Oktar'ın da tek imiş o çizgiden, Hani herkes olabilir mehdi, ben burada iddia etmiyorum mehdi benim diye, Ama bendeki de tek çizgi, alametler onu gösteriyor, yoksa iddiamız yok. ayakları dışa doğru bakar demiş,


Rabbim mehdi cemmetini zkirden düşenlerden degil, düşse bile kalkabilenlerden eylesin.


DiPNOTLAR :
[1] www namazsitesi com/ilmihal/mufsid
[2] www mumsema org/misafir-sorulari/183662-duanin-kabul-edilmesinin-sartlarindan-biri-acele-etmemektir

--oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--



Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 20 Kasım 2018 Salı

Original Kar © glan

HüdHüdler yani Çift HD Kamera Ve Dronlar Vakti (Kar©glanin 11 Kasım 2018 Vaazi)



HüdHüdler yani Çift HD Kamera Ve Dronlar Vakti

(Kar©glanin 11 Kasım 2018 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَتَفَقَّدَ الطَّيْرَ فَقَالَ مَا لِيَ لَا أَرَى الْهُدْهُدَ أَمْ كَانَ مِنَ الْغَائِبِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve tefekkadat tayra fe kâle mâliye lâ erâl hudhude em kâne minel gâibîn.

Meali :

Süleyman, kuşlara göz atıp yokladı ve şöyle dedi: “Hüdhüd’ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?”

Sadakallahul Aziym NEML Suresi 20. ayet


---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Yâ Ebâ Zer! Yedi kat gök ile yedi kat yerin Kürsî yanında büyüklükleri, ancak bir çölün ortasına atılmış bir kapı veya bir yüzük halkası gibidir. Arş-ı alâ’nın da Kürsî’ye göre büyüklüğü, o çölün o halkaya nazaran büyüklüğü derecesindedir.”

( Hadis-i Şerif , İbn Hibbân, Sahîh, thk. Şuayb Arnavut, Müessesetü’r-Risâle, Beyrut, 1993, c. I, s. 76, nr. 79; Taberî, Kurtubî, İbn Kesir, Ayete’l-Kürsî tefsiri; Beyhaki, Esma ve’s-Sıfat, h. no:861, 862; Kenzu’l-Ummal, h. no:44158)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

siret okuyucu birine itafen, Burunumuz hakkinda ileri geri konusanlara, burnumun yandan profilini hediye ediyorum. iyi bakda bir daha öyle konus averelmi sandin beni, hayata aval aval bakan diye tarif ettin. Nereden tuttumsa, orasi benim oldu hayatta diyemem, amma benim olanlar var, olmayanlar var, benim zorla aldiklarim var, bana otamatik gelenler var, benim cagirdiklarim var, cagiripda gelmeyenlerim var, ne öyle herseye burnumu sokarim, sazan brunu ile, önce burnumu daldiririm, bak o kadar uzun degil burnum, sazan degilim, her olaya dalacak kadar benim sazan burunlu degilim, dogdugum basagacda deniz yoktu be adam, cay vardi bizim köyde, yüzücek kadar, deniz derya, yada firat gibi derin nehir falan degil, cay cay, Allah öyle diyor o uzun burunlu herşeye dalanlar icin :

en küçük kıpırtı olsa, kendine söyleniyor sanırlar diyor,

Nede karişmam gereken işden geri dururum, burun demek budur, averllik bilmem neyi temsil etmez. Allah burunlari koymuş boga burnu, simi köpek burnu, fil burnu, hamsi burun,sivri sinek burunlu, gergadan burnu, kokarca burnu, yani sen neye göre benim brunumu siniflandirdin? bak bir dogaya kac ceşit burun var, sen kac kategori söylebiliyon burun hakkinda, ben ne kadar biliyon gör. bir adam eşek oldugunu anlayinca, ne kadar alim olsada, herkes kartal, bilmem boga, amma o eşek, ne kötü bu. adam nefsini bilse neye yarar degilmi. yani adamlik ve insanlik önemli olan yoksa, ortada gezen tilkilerde, farelerde var, aslanlarda, kaplanalarda var, sana düşmedi benim burnuma kehanet yazmak, beni yaratan en güzel yaratmiş, bana en layik olani o bana vermiş, bir daha benim hakimda yorum yapma demedim mi ben sana..... .



Bizim eski risalelerimizden biriside "zenginlik, Başkalarını da zengin edebilene denilir." vardı.
şimdi gündeme bu gelmiş, ve bize sen yapıyor musun gibi atıf var. Halbuki okula giden birisi bilir ki ilkokuldan başlayıp üniversiteye kadar matematik var Edebiyat var coğrafya var coğrafyanın içinde tarih var Türkçe var azıcık çıktı mı, fizik var, kimya var biyoloji var, ingilizce var, şimdi her dersin bir de 1. sınıf 2. sınıf 3. sınıf üniversiteye kadar sınıfları var, hani Hukuk Fakültesi'nde matematik olmasa da, ama matematik fakültesinde matematik var, yani matematiğinde da üniversite sınıfları var, Öyle olunca ben de çokça konu anlatım sizlere, fizik kimya biyoloji tasavvuf fıkıh ve bunları hepsini benim yaşamam mümkün değil, yani şimdi Fizik öğretmeni fizikte, atomun parçalanması konusunu işleyince, öğretmen Albert Einstein olmak zorunda mı, yine peygamber Süleyman Peygamberi anlattığında, Süleyman gibi zengin olmak zorunda mı, kendi çapında onu Yaşar, kendi çapında bir Süleyman lık yapar, yine Fizik öğretmeni de o konuyu, kendi çapında bir yaşadığı bir hikmet vardır, geçen ki anlattığımız Terki dünya meselesi ile, malı mülkü bırakıp Allah'a yönelmek, hacca gidiyorsun, parayı kızı Çoluğu çocuğu borcu derdi bırakman lazım, yani Hani işkolik bu adamlarda eşi erkekse veya de kadınsa da, eve iş getirme derler, sen de Hacca giderken arkandakileri bırakacaksın Muhammed en son giderken, Hatta en son kurşunu da veripte gidiyor. Öyle olunca yani ben de anlattıklarimi kendi çapında yaşamışımdır. Herkes Daha doğrusu kendi çapında yaşar, şimdi karınca illaki halterci bir adam gibi 120 kilo kaldırmak zorunda mı, karınca kendi boyunca ağır bir şey bir buğday tanesini kaldırdığı zaman, zaten O Onun için 120 kiloyu aşar, Belki daha fazladır, yine pire kendi boyunun 120 ya da 500 katı zıplayabilir. peki Bit ne yapacak, adım adım attı yürürken, Bit adimi olacak. şimdi internetindeki bir yazinin bir Dosyanın boyutu değil 1 bitten başlıyor bit, 1 bit, ondan sonra bayt, oluyor sonra kilobayt, megabayt, yani Öyle olunca, herkes cüssesine göre kaldırır, ya da yaşar hayatında, herkes aynısını yapacak diye bir şey yok, o yüzden Efendimiz Muhammed'in sünnetlerinde aynısını yapacakmışiz diye kural yok, yapmazsa bilmem bir kere terkederse Muhammed'in ümmeti Tam değilmiş. yani öyle şey olmaz farz degil sünnet bu sünnet bazen farz bile kifayet babinda, biri yapinca, digerinin yapmasi gerkemez, herkes cüssesine göre, sen de o nasıl tecelli etti, benim evimin penceresi, eski evin penceresi 120'ye 90 dı o pencereden bakan adam ile, 2 metreye 1 metre bir buçuk metre pencereden bakan aynımi görüp bakar? 360 derece cam döşeme olan yerden bakan bir adam, aynımı bakar aynımı görür o yüzden hem zenginlik te başkalarına da zengin edebilendir, yani Sen eğer mal mülke sahipsin, elinin değdiği yeride Zengin edebilmektir, Yoksa hep Bana deyip Fabrikalar atlar yatlar hepsi sana olursa, bu zenginlik değildir. Bu cimriliktir cimrilik. Davut as. neden oruc tuttu,yedigine isctigne karsimislar ondan yoksa cimrilikten degil, yoksa zenginlik kanaattir dedi Peygamber Efendimiz. Biz de Diyoruz ki. zenginlik başkasını zengin edebilen, tuttuğu yeride zengin edendir. bazı insanlar temizlik hastasi, mesela adam yada kadinin biri film çekiyor, sanatçılardan birisi varmış, film çektiği yerdeki tozları alıyormuş, ahlak işte, pinlarin içindeki içindeki yada üstündeki temizlikci böcegi vardır vardır bacakları böyle sivrisinek bacagı gibi bir şeydir, o temizlik böcüsü Suyun pınarların üstünde olur, suyun üstünü temizler durur, benim burada yolun üstünde işe giderken, bir tane gölet var, görmüştüm gölün üstü yosun kaplı, eger bunu temizlemezsen, o gölü kullanamazsın ki, işte temizlikçi Balıklar akvayumlari temizler,akvaryuma temizlikçi balık atar, akvaryumun içine temizlesin diye, suyun üstünde de vardır Aynı böcük vardır temizlikçi Böcük suyun üstüne temizler durur. işte Temiz insanlar da bu böcük ve akvaryum temizlik işçisi gibi, temizlik hastası, gördüğü pisligi temizlemek, içinden gelen bir şey. zenginlikte hakiki zenginler de işte böyle, nerede fakir gördü, üstünü giydirir, nerede aç gördü Karnını doyurur, budur zengin, yoksa bilmem ben Oraya gidip marka elbilselr giyipde bir de fakirlere hava atmak değil, bilmem bossadan bilmem gucciden giyinip de, fakirler yanında Caka satmak değil, zenginlik mi bu yoksa ahmaklığın daniskası.

#####
#############

Daha önceki yazılarımda hurilerden bahsettim, ve hurilerin, yapay zeka yani robotlar olduğunu ileri sürmüştüm. cennett kilere 400-500 Huri verilmesi meselesinin bu robotlar olduğunu ve, hiç İsyan etmeyen, hep itaat eden, ister sevişmek için, ister hizmet için, erkek veya dişi robotlar olduğunu söylemiştim, ve bunun üzerine insanlık, Yapay Zeka üzerine biraz daha fazla gitmeye başladı. fakat kötüler boş durmuyor ki, biz her ne kadar dünyayı imar edip cennete çevirmeye çalışmak istesekte, kötülerde dünyayı yakıp yıkmak derdinde. ve Bugün haberlerde duydum ki, savaşçı robotlar yapıyorlarmış. Hani Cennet ve huriler var da, cehennemde Zebaniler de var. Ve işte bu yapacakları savaşçı robotlar, Bir nevi zebanileri temsil eder. çünkü ayette

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

صُمٌّ بُكْمٌ عُمْيٌ فَهُمْ لاَ يَرْجِعُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Summun bukmun umyun fe hum lâ yerciûn

Meali :

Onlar sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık onlar o hallerinden dönmezler.

(Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 18. ayet)

onlar sağırdır duymazlar, Kördür görmezler ve geri Dönmezler yaptıklarından da, yani acimazlar, merhamet etmezler, Yani aynı işte, böyle olunca robotlar savaşçı robotlar zebaniler olur o zaman, Bizler cenneti oluşturacaktık, cehennem ehlide Cehennemi oluşturmaya çalışıyor o zaman.

########
#############

Yine buna yakın bir meselede, rivayete göre söyleniyor ki, Amerika sattığı silahların, içine bir kodla kilit koyduğu, ve bu yüzden uçak ve füze satıyorsa, onun istemediği bir yere Sen bu silahı kullanamazsin, Çünkü kod onun elinde, ve ancak o sana müsaade ederse onunla düşmanına karşı savaşa bilirsin. kurşunun olsa bile, Kurşun atamayacaksın, füzelerin olsa bile düşmanına karşı füzelerini kullanamayacaksın. neden dersiniz, Çünkü Amerika haklı, sana bu silahları sattı da, sen adamı kafir ve gavur diye tanıyorsun, ve senin yarın Bunlar kafir diye bu adama Savaş açmayacaginin garantisi var mı, yarın cihad mihad diyerekten adamı öldürmeye kalkarsın. adamın kendi silahlari ile adamı vurmaya kalkarsın. Amerika bu yüzden kilit Koymak'ta haklı. ama işin ilginç tarafı Amerikalilar bunu akıl etmişler fakat, Amerika'daki örgüt İlluminati ve diğerleri veya Mason örgütü, bunu Allah'ın da bildiğini bilmiyorlar. Allah size her türlü silahı bilgiyi verecek de, o üstüne kilit koymayı unutacak. Ve insanoğlu küçücük beyni ile silah yapıp, Allah'ın silahı ile Allah'ın vuracak öldürecek, bu imkan dahilinde mi? yoksa ahmaklık mı? ve yine büyücü ve sihirbazlar Allah'ın Kur'an'ı ile ayetleri ile bunu yapip Allah'ın kullarına Yani Allah'a karşı savaş açıyorlar. ahmaklık değil mi, ceza gerektirmez mı bu, Cehennem gerekmez mi bunlara. yani Amerika'da haklı, Allah da haklı, Allah de her şeye kod koymuş, yani frekans koymuş, bir de frekansı 2 boyutlu, yani dualite yapmiş. ve suyu ateş ile durduruyor, ateşide su ile, kötüleri İyiler ile, iyi kimseleride kötüler ile, durduruyor terbiyet ediyor. Peki bu hususta Allah mı daha akıllıdır? yoksa Amerika mı daha akıllı?

#############
#####################

Dün 10 Kasım Atatürk'ü anma günüydü, ve bugünlerde İş Bankası'nın devlete devir Taksim edilmesi meselesi gündemde. ve Ben araştırdım Osmanlı Devleti'nde Türk Bankası yokmuş, 1800 lerde ilk defa banka kurulmuş, fakat Osmanlı Bankası diye bir banka kurulduğu söyleniyor, Bırak bu Osmanlı Bankası bile Türklere ait değilmiş, ecnebiler, dıştan gelen ecnebiler, kendi paralarını tekrar yurtlarına aktarmak için o bankayı kurmuşlar, ve diğer Osmanlı'daki bankaların hepsiden ecnebilere ait bankalar, yoksa Osmanlı banka yapmamiş.
ve Mustafa Kemal Atatürk ilk defa bir Türk Bankası kuraraktan, amma o günkü msaonlaerikn eli mve fikri ileamma onların eliyle ama Atatürk kendisi bunu düşünmüş ve Türkiye İş Bankası'nı kurumuş. Eğer bugün senin maaşın bankaya yatıyorsa, yine faturalarını bankadan ödeyebiliyorsan, yine kredi kartı yerine kullanıp, para olmadığı halde, paran daha hesaba gelmediği halde, Sen gelecek parayla, alışveriş yapabiliyorsan, bu bankalar sayesinde, ve bunun kurucusu, Türkiye'yi böyle bu sisteme geçiren yine Atatürk olmuş. Senelerdir bu sistemde işliyor. ve Atatürk'e Bu sebeple de teşekkür etmemiz lazım.
Atatürk'ün gayesini anlamayan ahmak, Onu değiştirmeye, tekelleştirmeye çalışıyor. dedik ki Allah'ın cumartesiye yasak koymasının sebebi, Yahudilerin cumartesi günü çalışmamasından gaye, Şu an ki hafta sonu tatili idi, yine öyle dedik zekattan gaye, şu anki vergilendirme sisteminin gelmeseydi dünyaya, yani Allah Dünyayı insanların imar etmesinde yardımcı oluyordu. Atatürk İş Bankası'nın kurarak tan Türk milletinin medeni Milletler seviyesine gelmesiydi gayesi. bankaları bir kaldıralım bakalım ne olacak, yani büyük nimet Nimet. Faiz maiz hepsi fasa fiso bak, bankalar olmasın her şey durur, işler durur, mesela Ulaştırma şirketi mersin'den, İskenderun'dan portakal alıp İstanbul'a getirecek, Ama şirket İstanbul'da, ve bu Transport icin Mersinli şirket ya da Çiftçi Amca, Bir kaporta vermesi lazım ki, adam güvensinde kamyonlarını yollasın da, malları İstanbul'a getirsin. işte bu işlem için en kolay sistem bankaya havale yöntemi, eğer biz hala Osmanlıcılık Bilmem faizcilik meselesine girersek, bankalari da kapatırsak, bu işler nasıl yürüyecek, tefecilere mı kalacağız. yani Mehdi ey askerim, para alıp satan bankalar sistemi ile, yine banka cennetinde siniz. Osmanlı'da böyle bir sistem var mıydı, atına binecekde, istanbul'dan Mersin'e gidecek de, parayı tahsil edecek de, Ölme eşeğim ölme………..

##############
################

Ali Baba ve Kırk Haramiler

Ortaçağda ya da Osmanlı döneminde olan bir olay, ya da anlatılan bir hikaye ya da kıssa,
Ali Baba ve Kırk Haramiler ve "Açıl susam açıl" deyince, Açılan Kapı.

Peki bu hikaye edildiğine göre, bu hikaye mi, uyduruk mu, masal mı?
Halbuki bu olay öyle Ortaçağda filan olan bir hikaye değil, masal değil, ve eski bir hikaye ve dedik ki işte, Hz Nuh vakti Neptün deydik, oradan buraya alındık, yine Geçen anlattım, eski ümmetlerde bizim ciktığımız bilgisayar ve teknoloji devrine uğraşmışlar, Hatta eskişehirli amcanın dediğini söylemiştim, Arap cahiliye dönemi ataları, yada tanrilari Lat uzza ve menat, bundan kasıt, Menatin monitör olduğunu, ve bizlerin de şimdi de monitöre yani bilgisayara tapar hale geldiğimizi söylemiştim, yani ekrana, bilgisayar ekranı, telefon ekranı, Menat veya monitör.

işte Kırk Haramiler vakti, o insanlar çaldıkları malları saklamak için, mağara şeklinde evler oymuşlar, ve kapısını da yine Kaya gibi yapmışlar, ve kapının acma sensorunu da, Ses sensörlü yapmışlar. Ben bugün, Hatta bundan birkaç sene önce bile, ilk Sony Ericsson T10 larda bu sistem var dı, Mesela her numara bir ses frekansına kayıtlı, ve sen Annem diye kaydettimi ve bu numarayı yazdığın zaman, belli bir frekans ve nota oluşturmuş oluyoruz, ve bunu da ses frekansı ile annem diye kaydediyorsun, ve tekrar araman gerektiği zaman, mikrofon ile annem dediğin zaman, bu telefon Annenin numarasını ariyordu . Şimdi Bu sistemler daha da gelişti, ve televizyonu kumanda edebiliyorsun, arabayı kumanda edebiliyorsun, evinde uzaktan kaloriferleri yakabiliyorsun, kahve hazırlatabiliyorsun. işte o Kırk Haramiler hikayesi de ayni yani, masallı falan değil, eskilerden bize kadar naklolmuş, ve eskilerin bu teknolojiye ulaştıklarını gösteren bir kıssa, Yani ses frekansı ile, Ses sensörü ile açılan kapılar zamanı, Bu nasıl bir zaman kim istemez, hatta daha öte bir zamana ulaşmışlar demek ki…. Bunu da Arap hikayeleri olaraktan anlatılır.
Ve bunları sihir ve Tılsım ile yapılan bir şeyler değil, Halbuki ilim ve bilim ile yapılan şeyler.
Ve bu taa parapsikolojiye kadar gider. parapsikoloji nedir bilir misiniz, beyin gücüyle kumanda etmek, Ama bu televizyon ama araba, ama bilgisayar, ama bir fotoğraf makinesini beyin gücüyle kumanda etme derecesine kadar gider, yani onlar Eğer böyle bir teknolojiye ulaştıysa, onların en ileri noktası parapsikoloji ile konuşma iletişim ve kumanda sistemine kadar ulaşmış olmalılar.

############
#################

insanlığın daha keşfedecek çok şeyleri var mesela maddeler ile konuşmayı öğrenemediler, hayvanların dilini öğrenemediler. telepati ile iletişim daha henüz tam anlaşılmadı. Mevleviler anlatır ki Mevlana, alırken besmele ile, koyarken Besmeleyle koyarmış aldığı her şeyi, onlara sevgi ile muamele edermiş, her şeyin dili ve cani olduğunu ifade edermiş. Evet öyle her şeyin cani var bedeni var, ve aklı var. dedik ki elementler Aynen bir melek gibi, onlar erkek veya dişi olmazlar, maddelerin erkek dişisi olmaz, demirin erkeği dişisi diye bir şey var mı, ve yine onlar evlenmez cinsi münasebette bulunmaz, yemez içmez, demirin si icdigi görülmüş mü, acıktığı görülmüş mu. Öyle olunca Melek statüsünde ler melekler akıllı varlıklar olduğu için, onlar hepsi akillı Düşünen ve hatta aralarında konuşan varlıklar. Öyle olunca, ben bir zamanlar ufkum açıkken, eve mesela 2 kilo mandalina aldım iseyada karpuz kavunaldim ise, ama Yemedi mi, tam çürümeden önce, mandalina beni çağırıyor telepati yöntemiyle, mandalina, mandalina, mandalina ye diye çağırıyor, veya karpuzu kes karpuzu kes ye diye, ve sen bunu hissedip ve duyduğun zamann gidiyorsun bakıyorsun ki çürümeye az kalmış, diyor ki mandalin Ben Ölmeden Ben i ye diyor. Ama bu belli bir nefs katmanina çıktıktan sonra olan bir his ve kuvvet, belli süre sonra sen buna dikkat etmediğin zaman bu sefer melekler küsüyorn ve seninle konuşmuyorlar bir daha, Nefsin bu katmanına çıktığın zaman bu hislere dikkat edersen, o derecede kalıyorsun, Eğer anlamamaya başlarsan, onlar da seninle konuşmamaya başlıyorlar, bu derecede aşağı düşme riski var. ya ileri ya da geri 1 derece kazanırsan. ve ben size bunu direk ögreterek bir sinif daha atlattim sizleri.

###########
################
Neml suresinde Süleyman Aleyhisselam kuşların yoklama yapıp yoklamada Hüdhüdün Orada olmadığını fark ediyor, ve diyor HÜDHÜD nerede, yoksa kayıplara mı karıştı diyor.
Halbuki bu Ayeti incelediğimizde HÜDHÜD kelimesinde, Aslı harfler H ve D ve yine ikinci defa H ve D

ve bunlara Diyebiliriz ki çift HD kamera Şu an baktıgimizda tek HD kameralar var ve ilerki zamanda çift HD kameralar bulancak ve Hüdhüd denen kuşlarda Aslında kuş değil, Dronn, çift HD kameralı drone, Süleyman Aleyhisselam Dronn göndererek ten Belkıs annemizden haber alıyor, Yoksa bu kuş falan değil yani, çift HD kameralı drone. alıcı ve verici sadece kaydedici değil çift HD demek Hem alıcı, hem verici şeklinde, hem de HD Verici Şeklinde. Öyle olunca yine Süleyman Vakti de teknoloji yüksek dereceye, Hem de çift HD li drone üretecek derece yükselmişlermiş.

#########
##############

Allah bilgi ve ilmin Eğer taşlara yazıp da saklasaydı, 10 milyar senede, taşlar erirdi, Toprak olurdu, kağıda yazsa, kağıtlar eskir toz olurdu. ama Allah kainatın ilmini ve bilgisini, dünyamızda hayvanlara paket paket yazmış, her bir hayvanda ayrı bir RAR paketi gibi, bir teknoloji ve ilim gizli, ve bunu böylece doğal Seleksiyon da üreme ve çiftleşme sistemi ile taaaa günümüze kadar ulaştırmış, Yoksa bu bilgiler çok kolay yok olur giderdi. ve bizden ve vaaazlarımız dan ibret alan bilim ve bilim adamları ve Amerika ve İsrail, işte hayvanları incelerken, karıncanın gözünü keşfettiler, karınca ne kadar büyüklükte, ve karıncanın Kafası ne kadar büyüklükte, ve karıncanın kafasındaki gözü ne kadar büyüklükte, ve gözünden beyne giden sinyali götüren Sinir ve damar ne kadar büyüklükte…..
ve işte insanoğlu karınca gözü kamerasını yapmayı da başardı mucit macit amcalar. karınca gözü kadar kamera icat ettiler, ve onun sarf edeceği enerji ne ola ki, çok cüzi bir miktar, ve onun pili ona normal bir pil senelerce yeter, Böyle olunca artık ben izlenmiyorum, Beni kimse dinleyemez izleyemez, Ben Başbakanım, cumhurbaşkanıyım, Bilmem kimin başkanıyım, falan işlemez, herkesi bir tane karınca gözüyle izeleyebilirler dinliyebilirler, aldığın sigaranın paketine bile gömerler bu karınca gözü kamerayı, artık herkesin ayıpları saklı ve gizli şeyleri, ve yeri diye bir şey yok. yani izleniyoruz dinleniyoruz. Ve bu çektiği videoları kaydedici ekran boyutu 1 milimetreye 1 milimetre bile değil, Öyle olunca o videonun boyutu da çok küçük, ve onu kaydedeceği bir Festpalttede, bu video ne kadar yer kaplıyor olur ki 30 gigabayt lik bir USB gibi bir hafıza belleği ne, ne kadar çok film sığar. Ve böyle olunca bize Yaşanacak bir yer kalmadı gibi, artık herkes kıyameti bile ister hale gelecek.. kıyametin alametlerinden olan
bir kafirin Mezarın yanından geçerken, Keşke Toprak olsaydım da bunları görmeseydim demesi, herhalde bu sebepten olacak ki, bu ayet:

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

نَّا أَنذَرْنَاكُمْ عَذَابًا قَرِيبًا يَوْمَ يَنظُرُ الْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ وَيَقُولُ الْكَافِرُ يَا لَيْتَنِي كُنتُ تُرَابًا

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

İnnâ enzernâkum azâben karîbâ(karîben), yevme yanzurul mer’u mâ kaddemet yedâhu ve yekûlul kâfiru yâ leytenî kuntu turâbâ

Meali :

Muhakkak ki, sizi yakın bir azapla uyardık. O gün kişi, elleri ile takdim ettiği şeye bakacak. Bir kafir Mezarın (Mezarlığın) yanından geçerken, Keşke Toprak olsaydım da bunları görmeseydim diyecek.

(Sadakallahul Aziym NEBE Suresi 40. ayet)


##########
#############

Ve yarın Kıyamet kopmazsa işte ileride 4 boyutlu kamera var, Ve bunun ile kokuları da alıp verebileceğiz, yine 5. boyut ise 5 boyutlu kamera ile hisleri de hissedebileceğiniz, çünkü Eğer Huri ve gılmanlar robot ise, o zaman onlar bize hizmet edecekse, hisleriyle hissedecek, gözleri ve duyuları olması lazım, ve o da 5 boyutlu kamera, ve alıcı vericiler keşf olduğu zaman, bu huriler ve gılmanlarin hissetmelerini de mucid Amcalar yapabilir. Yarın çok işimiz var çok, çok çalışmamız lazım.

############
####################

Karaoğlan'ın Arşı Ala yorumu
Kelimein Asli Almanca Kelime
Arsch : Göt
Arschloch : Götü delik yada Göt deligi
arşı ala : Allahin kati veya Thron
yada, ala:Büyük kocaman
arşı ala: Koca popo


Ve Geçen hafta dedik ki, Kabe kavseyn, yani çekirdek Kabe, Mehdi'nin evi dedik, Öyle olunca Hz. Adem Kabe'yi yaparken Mehdi'nin evinin altındaki İzdüşümü ne yapmış. Öyle olunca Hazreti peygamberde miraç ettiğinde Mehdiye ve vaktine geldiğine göre, o zaman çekirdek kabe burada, ve vardığın yerde arş ve kürsüyüde gördüğü rivayet ediliyor. ve arş için arşı ala telaffuzu geçiyor. arşı alayi Müslümanlar Allah'ın Saltanat yeri olarak dan bilirler. Mehdi şayet ben isem, ve benim bulunduğum ülke şu an Almanca dilini kullanıyor, ve Almanca'da arşı ala ne demek? Afedersiniz Koca Popo demek, ve bize şu an ziyarete gelip görenler biraz şişmanladimiz icin, Fette arş diyorlar, Yağlı göt veya Koca Popo demek. ve biz şu an bilgisayar masasında koca popomuzla, kürsümüzde(Bilgisayar masamizda, Bu vaazı vaaz edip yazdırıyor, ve dünyayi hep oradan Yönetiyoruz.
Öyle olunca arşı ala demek, Allah'ın yönetim yeri değil, Mehdi'nin kürsüsü, ve koca poposu ve bilgisayar sandalyesi demek olur. Allah ise hepsinin üstünde. arşı ala açık ve seçik biraz Almanca biraz Arapça ve ben öyle konuşuyorum zaten biraz Almanca biraz Arapça biraz Türkçe, ve Muhammed gelip de beni dinledi ise, zaten o zaman bu kelimeyi de benden almış.

Bir de sulu "Zül arşıl Mecit" diye bir ayet var , O da mucit amcamın bilim adamının bilgisayarı ve kürsüsü ve bilgisayar sandalyesi ve sandalyeye oturan koca poposu.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Ye’cüc ve Me’cuc her gün o seddi delmeye çalışırlar, delmeye yaklaştıkları vakit başlarındaki amir onlara şöyle seslenir: 'Dönün yarın delersiniz.' Allah da ertesi güne o seddin oyulan kısmını öncekinden daha sağlam duruma getirir."

"Sonunda müddetleri dolup Allah onları insanlar üzerine salmayı isteyince; başlarındaki yetkili 'Dönün, onu inşallah yarın delersiniz.' diyerek, 'inşallah' kelimesini söyler. Onlar ertesi gün geldiklerinde seddi dünkü bıraktıkları şekilde bulurlar ve seddi delerek insanlar arasına çıkarlar. Bütün suları içerler. İnsanlar onlardan kaçar, oklarını göğe fırlatırlar, oklar kana bulanmış vaziyette geri döner. Bunun üzerine şımarık bir durumda şöyle derler: Yeryüzünde olanları kırıp geçirdik, gökte olanları da mağlup ettik. Sonra Allah onların boyun köklerinde bir kurt meydana getirir de bu yüzden hepsi kırılıp yok olur giderler."

Rasûlullah (asm) şöyle devam etti:

"Muhammed’in canını kudret elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, O kırılıp yok olan Ye’cüc ve Me’cüc’un leşlerini yeryüzündeki tüm hayvanlar yiyecek ve çok güzel beslenerek etlenip yağlanacaklardır."

( Hadis-i Şerif , İbn Mâce, Fiten 27)

yani işte siz, benim kicimin altinda olnlarsiniz, ben Allah degilin, etten kandan bir insanin, ve sizin attiginiz ok, ancak benim götümün altinda, siz daha benim götüme bile ulaşmazsiniz, arşi ala ben isem, ve benim koca götüm ise, sizin o Göktekileride, yada Haşa, Allahi da öldürdük dedigniz yerde, benim koca götüm var, benim üstümde nice peygambeler evliyalar var, sizin gücünüz daha benim götüme bile ulaşmaya yetmez ve Allah diyorki

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

يَا مَعْشَرَ الْجِنِّ وَالْإِنسِ إِنِ اسْتَطَعْتُمْ أَن تَنفُذُوا مِنْ أَقْطَارِ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ فَانفُذُوا لَا تَنفُذُونَ إِلَّا بِسُلْطَانٍ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Yâ ma'şeral cinni vel insi inisteta'tum en tenfuzû min aktâris semâvâti vel ardı fenfuzû, lâ tenfuzûne illâ bi sultân.

Meali :

Ey cin ve insan toplulukları! Yeri ve gokleri aşıp gidebiliyorsaniz haydi aşıpda gidin bakalım, YILLARDIR MEALLERDEKI YAZAN : aşıpda gidemezseniz sizi orlara aşıpda götürcek bir güc vardir. DEMEK DEGILDIR; KI ONUN MANASI SIZ TEK BIR SULTANI YANI MEHDIYI BILE GECEMEZSINIZ DEMEKDIR, MEYDAN OKUMADIR KI, ALLAHA VARIPDA, ZARAR VERMEYI HESAP EDEN KIT AKILLILAR!!!!
FARZI MAHAL Hadi Hz Ademe kadar vardiniz diyelim, ondan ötede ne var kim biliyor, kim gördü, kimin haberi var, muhamed bende bilmiyon dedi, ve varidigi yer, daha benim götümün oturudgu yer ise, mirac ettigi yer bu zaman ve hatta benim evimin yakini ise, ondanda ötede ne var, neler var, hz adem ve ademde burda, ve ben duydum bir ademein basurunu kontrol icin bir afgan dokdur kicina parmak atmiş, yani ademin kicinada ok atmiş oldu o fitneci yecüc mecüc. Ademe kadar varsaniz, ondan ötede ne var, ademin ötesini kim biliyor, sonrasi ne? neresi? kim, Kim Allah? Allah Nerde, Allah, god demiyorum haa, cünkü onlar kafirler god isminin koyuyorlar Gott demiyon almanca, amma Allah kim? Allah diyorum, INRI yada isa da demiyorum, ALLAH Kim? Kim Allah, nerede Allah? rahman demiyorum, rahim demiyorum, rezzak dmiyorum, kim Allah diyorum, nerdeeeeeeeee, INRI RA da demiyorum, ALLAH kim ki

(Sadakallahul Aziym RAHMAN Suresi 33. ayet)

ve Allah ise kendini şöyle tarif ediyor

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ اللَّهُ الصَّمَدُ لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُن لَّهُ كُفُوًا أَحَدٌ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Kul huvallâhu ehad. Allâhus samed.Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yekun lehu kufuven ehad.

Meali :

De ki: “O Allah, Bir’dir (Tek’tir).” Allah Samed’dir (herşey O’na muhtaçtır, O, hiçbir şeye muhtaç değildir).O, doğurmadı ve doğurulmadı da. Ve O’nun bir dengi olmadı (olamaz).

(Sadakallahul Aziym ihals suresi

Ve ben anadan babadan dogmayin, ben tanri olaman, benim cati katimda muhamed kiraci oldu, benim arşimin üstünde, muhamedin arşi var demek olur, bu ben onun kicinin altindkilerden biriyin, oysa hicret ettginde o eyyub el ensarinin evine kiraci olunca, o üst kata gecti, eyyub alt kata, ve öyle olunca muhammedin altinda ise eyybun kici varmiş, hani ben vardim, yani bana sira gelesiye bütün ashabi kiram ve evliyai kiram da benim tepemdeki arşlar, ve onlarin üstünde muhammedin arşi, oda aminenin, abdullahin, abdülmüttalibin, hatta isanin havarileri var, ve birde ashabi kehfi var, ashabi kehfin bizim silsilemizdeki listede sira ashabi kehfe gelince kitmir diye bir köpekde siraya girer yani üste bir köpeginde kici arşi var daha, yani sen kim oluyunda allahin götüne ok atipta öldürcen dangalak, O’nun bir dengi olmadı (olamaz).


#####
###########

Bu hafta yine Bilim adamlarına Işık tutacağız ve patenti bize ait bir bilgi vereceğiz, henüz patentini almadım, dedim ya. ve ışınlanma meselesini açıklayacağız, ve fotoğraf makinesi ve Gözde saklı, gözdeki mercek de saklı, bir fotoğraf makinesi görüntüyü ilk mercekte ters alıyor, mercekten geçince, görüntü ters, ve o görüntü bir aynaya verilince, Aynada 2. bir marcege yansıtaraktan ters görüntüyü düz hale çeviriyor. Yine çocuk doğumunda insan tohumu erkekte düz, ve annenin rahmine girdikten sonra Gelişip Çocuk olunca, doğma vakti gelince Rahim merceği de onu ters olarak da dünyaya getiriyor, sisteme bak farkettin mi ikisi de mercekmiş,Anne dünyaya çocuğu ters doğuruyor, Bu size bir şey ifade etti mi, birinci mercek Fotoğraf makinesindeki görüntüyü ters çeviren mercek, dünyaya geldikten sonra bir hemşire onun ayaklarının üstüne çeviri işte. işte ışınlanma da böyle bir şey, Yani 1. evrede ters halde, sen onu bir yansıtıcıya vereceksin ki, Ve o yansıtıcı ikinci mrcege verince 1. evrede yaptığıni ile tekrar yapacaksın ki, düz hale gelsin, çözemediğiniz problemin, doğru yeri burasıydı.


#######
#############

Başka bilim adamlarını yine göreve çagirip, Hani demiştik ya, ölümün çaresi bulunmadan önce, gençliğin Sırrı bulunsun demiştik, ama hadislerde rivayet oluyor ki cennettekiler 30 veya 33 yaşında olurlar, Öyle olunca sadece gençliğin Sırrı, Genç kalmanın sırrı değil, ihtiyarları da gençleştirmenin sırrını da arayacaksınız, Çünkü artık ihtiyar diye bir şey olmayacak cennette, ve şu anki cennetlikler den, ihtiyar olanlarda cennetimiz de 33 yaş derecesinde bulunacaklar, O yüzden iki kanatlı olaraktan araştıracaksiniz bu gençlik sırrını, Tek Kanatlı değil, Hem Genç kalmanın sırrını, hem de yaşlıları gençleştirmenin sırıni cözeceksiniz.

Rabbim, Ahirzman ümmeti Mehdi Cematine, bildigi ile amel edipde, daha bilmedigi nicelerine nail olmayi nasip eylesin.

--oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--


Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 11 Kasım 2018 Pazar

Original Kar © glan

Son Deccal Fitnesi "iç Ses Hırsızlığı" (Kar©glanin 04 Kasım 2018 Vaazi)



Son Deccal Fitnesi "iç Ses Hırsızlığı"

(Kar©glanin 04 Kasım 2018 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَسَارِعُواْ إِلَى مَغْفِرَةٍ مِّن رَّبِّكُمْ وَجَنَّةٍ عَرْضُهَا السَّمَاوَاتُ وَالأَرْضُ أُعِدَّتْ لِلْمُتَّقِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve sâriû ilâ magfiretin min rabbikum ve cennetin arduhâs semâvâtu vel ardu, uiddet lil muttekîn

Meali :

Rabbinizin bağışına, genişliği göklerle yer arası kadar olan ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için hazırlanmış bulunan cennete koşun.

Sadakallahul Aziym ALİ İMRAN Suresi 133. ayet


---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Kıyamet müminlerin başına kopmaz. Cenab-ı Allah kıyametin kopacağına yakın bir zamanda, bir rüzgar gönderir. O rüzgarın dalgalanmasıyla, imanı olan hiç bir mümin kalmayacak, ruhunu teslim edecektir. Allah onlara rahmet eylesin."

( Hadis-i Şerif , Şerhüs-Sünne 15/90, Müsned-ül Firdevs 5/88, El-Metalibül Aliye hadis no: 4582 (İmamı Busiri hadisin sıhhatine hükmetmiş); Kenzül Ummal 15/229; Şuab-ı İman Beyhaki 2/191; Mu'cemut-Taberani El-Kebir 3/3037)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

Raşidi tarikatının kurucusu olarak dan, admin yetkisi ben de, bu ne demektir, yani mevsimlerin ve havayi değiştirmenin ana yetkisi bende, ama Kuranı Kerim'de Allahu Teala buyurur ki:

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

لَوْ كَانَ فِيهِمَا آلِهَةٌ إِلَّا اللَّهُ لَفَسَدَتَا فَسُبْحَانَ اللَّهِ رَبِّ الْعَرْشِ عَمَّا يَصِفُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Lev kâne fîhimâ âlihetun illâllâhu le fesedetâ, fe subhânallâhi rabbil arşi ammâ yasıfûn.

Meali :

Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka ilâhlar olsaydı, kesinlikle ikisinin de düzeni bozulurdu. Demek ki, Arş’ın Rabbi Allah, onların nitelemelerinden uzaktır, yücedir.

(Sadakallahul Aziym ENBİYÂ Suresi 22. ayet)

Allah'tan başka başka ilahlar olsaydı, Kainat bozulur giderdi, Çünkü biri diyecek yağmur yağsın, diğeri diyecek güneş açsin, ve hatta birisi diyecek, Şu adam yaşasın, diğeri diyecek, o adam ölsün, ve böylece dünyamız ve Kainat kaosa gidecek. O yüzden bizlerin dahi Rabbimizin tekliğini kabul etmemiz, kendi yararımızadır.
Bizim tarikatimiza girip zikredenlere öğrettik ki, belli duanın ardından, ağzının genişliği, dibinin derinliğinden geniş olan bir Kaptan, su veya süt içerekten, Kar veya yağmur yağmasını sağlarız diye öğrettik. Yine bu sefer, aynı duaları okuduktan sonra, 45 dakika bir şey yiyip içmemek kaydıyla, içimizdeki kainatın, O da, dünyamızın, sıcak ve güneşli olmasını sağlarız demiştik ve haber etmiştik. Ama Deccal Aleyhil leane, Lanetli Deccal işte tek durmadığı için, bizim yaptığımız her şeyin ve askerimizin yaptığı her şeyin, kehrvertini, yani ters degerini, ya da, ters frekans alaraktan, işi tersine çevirmek de. Ve dedik, 2 ay önde gidiyor mevsimler, ve 21 Aralık döngüsü, geçen haftalarda gerçekleşti, ve biz döngüyü değiştirdik. Deccal yine ters değerini aldigi için, Normal olarak Zemheri ye gidip, soğuk ve kışı yaşayıp, sonra bahara doğru yön alacaktık. Fakat ters değerini alınca, Zemheri yerine, bahar ve yagmur ve yaza doğru gitmeye başladı Mevsim. Ben çevirmeden önce, her yeri, Kasırga ve Tufan lar kapladı, ve dünya diyor ki : Ey Admin, Ey komutanım, en uzak noktaya geldim, bundan sonra daha uzaga gidersem, güneşten koparım diye sinyal veriyordu o kasırgalar. Ve biz bunu görünce, admin yetkisi ile döngüyü çevirdik. Ne yel kaldı, ne fırtına ne Kasırga ve dünyaya emir verdik, Zemheriye doğru git. Ve o, yani Dünya, Emri akzeptiert etti, yani kabul etti ve ve yönünü Zemheri ve kışa doğru tutmuştu. Fakat Deccal bunu bozdu ve ters çevirdi. ve işte İtalya'daki, ve Avusturya'daki, sel ve çamur baskını meydana geldi. Radyoda kadının birisi diyor ki, bizim için, bu mevsimlere bozuyor, bunu havadan bomba ile bombalayalim öldürelim de, kurtulalım diye teklif veriyor. Ve ben de bunu duyunca, Ben dedim ki o kadına, bunu bozan ben değilim, Benim yaptığımı ters çeviren ipne Deccal, öldüreceksiniz ona gidin dedim. Suclu ben değilim, o dedim. Aslında tarikatın Piri olaraktan admin yetkisi bende, ama işte yeni kimselerin yetişmesi için açık bırakılan bu kapı araligi, yani işte ben dedim ki Raşidi tarikatina intisap eden klişi, 40 gün intisab sonrada 40 gün 1. sınıf zikiri çektimi, 2. sınıfa geçecek, Hatta bize danışmadan bile geçebilir, yine ikinci siniflarda 40 gün zikir ile, 3 e geçebilir dedik, işte 10. sınıfa geldikten sonra da Mevsin Zikri çekmeye hak kazanır, Mevsin Zikri çekenler de, işte bizim gibi, kar ve yağmur yağar duasını öğrenir ve uygular, ve onlarin üzerinde de bu hukuk tahakkuk eder dedik ki. Bu öğrencilerimizin, bunu hakkalyakin yaşayabilmesi için aralık bırakılan bu Kapıdan, Deccal da girip, ters çeviriyor. Halbuki o birakilan aralık, Tarıkatımıza İntisab edenlere ayrılmış bir aralık ve mod yetkisi idi. Oradan girip de, bu hizmeti öğrenip, yapabilsinler diye. Oysa Deccal, bıçağı iyiye kullanan, veya kötüye kullanan biri gibi, Deccal bu boşluğu kötüye kullanmak da.



Ve bizim vaazılarımızı yayınladığımız forumlarımız var, Forumda admin vardır. ve o Admin, üyelerin ve ziyaretçilerin, statülerini ve haklarını ayarlar, Forumda kimler Neyi görebilir, neyi göremez, yine kimler ne kadar yazabilir Vesaire, Vesaire, ve yanlış yapanı da banlamak diye bir yetkisi vardır, o nun, yani yanliş bişey yapanin, Forumu görmesine, ve okumasına yasak getirilir. işte tarikatın piri olarakdan, benim üstümde olanlar da, bana admin yetkisi verdiler, sizde, tarikimize intisab edenlerde, ve diğer normal insanlarda, benim yetki alanımın içerisindesiniz, ve Deccal bile, benim yaptığımı ters çevirme hakkını bir defaya mahsus sahip, 2. defa yapamaz, işte bu senekini Ters çevirdi, fakat istediği olmadı, ve bu sefer de cevirdgininin hipotenusu nu yani katedelerinin tersini almış,



ve böylece yolu, yani mevismi orta mevsimlere çekmiş, orta mevsimlerin isimlerini ara mevsim ilkbahar veya Sonbahar, Halbuki şimdi sonbaharı bitirdik, amma o böylece sonbaharmi ilkbaharmi olmayan bir ara karışık mevsim olup karıştıriyor, ve konum uzaklaşan dünya mevsim ilkbahar ve böylece Seller olacak derecede yağmur yağdı, Çünkü normal ayarında değil, konum başka yerde, ayar başka yerde. Ben, ben bile bir üste bağlıyken, Deccal da, Tarikimize intisab eden sizler de bize bağlısınız, yani admin Hakkı bana ait.
Baş başa bağlı, baş Allah'a bağlı olmazsa, işte ben derim yaz, Deccal kış olsun der ve kaos olur. Mesela dünyada küçük çocukları olan bir anne, çocuklarını parka götürünce, onları oynarken serbest bıraksa bile, ancak gözünün gördüğü alanda bırakır, herhangi bir tehlike olduğunda, ona ulaşabilsin değil mi, Mesela o top oynamaya daldıgi zaman, ilerden tehlikeli bir kamyon geliyorsa, o anne görüyor ise, çocuğu kurtarabilir. Bu bir misal ve örnektir. İşte bu yüzden bizde dünyadaki kasırgalar dan alamet ve haber alıp Mevsim döngüsünü değiştirdik, yoksa Dünya güneşin çekim alanından kurtulup gidecek. O yüzden tasavvufta tarikata girene öğretilir ki, bir Kalpte İki sevgi olmaz, yani insanın aynı anda iki tane şeyhi ya da yöneteni yada dah büyük olrak 2 Allah i olamaz, Yoksa iş bozulur. işte Allah'ın da Allah'tan başka ilahlar olsaydı Kainat bozulurdu meselesi bu sebep ile, ve Bizim de Yaşadığımız sel ve fırtına hadisesi, Deccal tarafından ters çevirme meselesi sebebiyle de budur.

Bizim zikrimizde evrad diye bir şey var yani vird, her gün yapılan zikirdir.

Virdi olan birisi, adet üzeri, her gün Allah'tan istemek üzere konum lu
Ama şu misal ile bunu açıklarsak, Senin bir arkadaşın olsa, ve sana ihtiyacı düştükçe seni ziyaret etse, ve hep senden birşeyler istemek için gelse, ve bir gün sen ona vermekten, ve onun gelmesinden bıkarsın değil mi. ki istersin ki, bir gün Senin ihtiyacın oldu mu, o da senin ihtiyacını karşılasin. yani sadece istemek için değil, bazen de vermek için gelmesi lazım ki, aradaki muhabbet devam etsin, sevgi eksilmesin artsın. öyle olunca, Bizler Allah'tan hep istiyoruz, namazda istiyoruz, abdeste istiyoruz, yolculukta istiyoruz, dua eden herkes hep istiyor. Muhammed her an dua ederdi diyorlar. Demek ki her an Allah'tan istiyor, diyor ki ayakkabınızın bagini bile Allah'tan isteyiniz. iyi de dedik ki hep ister durursan, bir gün bıkar istediğin kimse, sen de ona bir şey vermen lazım, ya da onun da ihtiyacını senin gidermen lazım. Allah neye muhtaç ki, biz ona ne verebiliriz? denilince : Allah'ın duaya muhtaç bir kulu vardır, Sen onun için dua ettiğin zaman, işte Allah'ın o kuluna sen vermiş oldun, Senin dilinle duan ile Allah ona verirde, sen vermiş olursun. ve yine Allah'ın kullarından yardıma muhtaç biri vardır ki, senin ona bir lokma, ya da bir elbise vermen, işte onu giydirme ya da yedirmen, işte Allah'a vermen gibidir. Öyleyse hep istemek değil, bazen sende senden istenileni vermen, ihtiyaci olanlari görmen de, Allah ile arandaki muhabbetin iyi olmasını sağlar, ya da dostuna bir arkadaşına yani yada ihtiyaci olana vermesini bilmeyen, almasını da bilmez. Öyleyse bizim sıkıntıların Mehmet Ali amca rahmetli gibi, derdiki şui kdulkunun degirmen ne diyor bilyonmu : "bir senden, bir benden diyor" yani bu durumda böyle olması lazım, Allahin kullarina verme sünneti böyle .

Hazreti Hüseyin efendimizin öldürülmesi Kader miydi? Yeni Hazreti İsa Aleyhisselam'ın öldürülmesi Kader miydi? kabullenmesi mi gerekiyordu. Yoksa Allah'ın seçenekleriyle varyasyonları çok mu? Mesela ben eve girdiğim zaman, evdeki odalardan herhangi birine gitme hakkım, ve seçeneğim var, ben yine mesela Oturma odasında girince, 3 tane koltuk olsa, onlardan herhangi birine oturma seçeneğim var, veya da oturmayıp gidip yatak odasında yatma seçeneklerim var. Yani Allah'ın çokça varyasyonları ve seçenekleri mevcut iken, Ben birisinde kesin karar kilip, yapacağım buydu deme ve, kesin kader cizme hakkım yok.

Hani meşhur bir hikaye vardır : kadının birinin bir tane oğlu vardır, Onu gözünden bile sakınıyor dur. oğlu ertesi gün uçakla yolculuk edecekmiş, Kadın bir rüya görür, Rüyasında oğlunun bineceği uçak düşmektedir. bu Bilgiyi alan kadın, oğlunu o gün Uçağa binmekten vazgeçirir. Ve radyoda bir haber duyulur ki, uçak düşmüştür ve kurtulan olmamiştir. Kadın sevinerekten yatan oğluna gider haberi vermek icin, ve baksa ki, oğlu yatakta ölmüştür. ve Kader değişmez Kuralı Böylece insanlara hikaye edilir. ve Allah'ın takdirini kabullenmek gerektiğini öğretmeye çalışır bu hikaye ile alimler. ve öyle midir? kaderi Kabullenmek Lazım mı?

Halbuki Allah'a tevekkül konusunda çokça bilinen bir hadis vardır:

Peygamberimize gelen bir bedevi, paldir Güldür İçeri girer, Peygamber onun yolculuk halini görünce, ne ile geldin der, O da der ki, deve ile der,
Peki Deveni ne yaptın diye sorar.
cevap olarak
dışarıda Allah ve rasulüne bıraktım der.
peygamber da ona:
Git deveni bagla ve, ondan sonra Tevekkül Et. (Yani Allahi vekil tayin edip Allah ve resulüne bırak) der.
Yani bize düşen, Tedbiri almak imiş, takdir tabii ki Allah'ın. ama Hüseyin Efendimiz Belki de orada o kaderi kabullenmektense tedbir alsaydı bu iş için, belki Şehit olmazdı, yine isa Efendimiz başına geleceği biliyordu diyorlar, insan bile bile, nasıl kendisinin o eziyete maruz kalmasına göz yumar.

Yine Hazreti Ali efendimiz den bir rivayet vardır: savaşın birisinde Hazreti Ali karşısına gelen düşman suretinde, şeytan ordularını kesmektedir, ya da kafir cin ordularını kesmektedir, Fakat onun dilinden diyor ki: ben onlari kestikçe, tekrar dirilip dirilip kalkiyorlar, Ya Resulallah, bana bir şey öğret ki, ben bunları kesince, bir daha tekrar dirilmesinler. Cebrail Aleyhisselam dua getirir, Peygamberimize verir, Peygamberimiz de hazreti Ali'ye talim eder. yine Matrix filmine geldik :
Son bölümde neo ile ms. simit havada kavga ederken, yere çakılır lar, yerde çukur oluşur, ve Onlar aşağıda kavga ederken, yukarıda onlara bakan, gözlüklü binlerce Mister simit vardır, yani kendisini klonlamistir. bu haftanın vaazı Geçen haftaya bağlı, geçen haftanın ki önceki haftaya bağlı, öyle olunca geçen hafta: ileriki ki bir zamanda, insan klonlamak da keşf olacak demiştik, hatta Öyle ki Allah İsa Aleyhisselam ve Muhammed Aleyhisselam'a birer tane klon dublör vermişti diye anlattık. o geelcekteki zamandaki kötülerde, bu insan klonlamasını öğrendikleri için, işte Hazreti Ali'nin gördügü, kestikçe ölmeyen şeytan mı, ya da cin ordusu muydu diye atfettiği, işte Mstr Simit in yani Deccalin da kendini klonlayacak oldugu ve artık öyle hale gelecekki zivanadan çıkacak kessen bile ölmeyecek.
O nu bir tek Mehdi Aleyhisselam yenebilecek.

Ve O na Mehdiye silah olaraktan yolu gösteren durum için, dünyada yiyecek içecek gibi gıda malzemesi satan, ya da üreten fabrikalarda hijyen kurallarına dikkat edilmesi gerekir. Bu yüzden işçilere hijyen dersi verilir. hijyen dersinin 1. maddesi mikropları tanımaktir. ne anlatılır ki: bir mikrop saniyede 1 000 000 yumurta yumurtlar, 2 saniyede mikrop 1 000 000 olmuştur, ve 3 saniyede 2 milyon olmuştur, 4 saniyede 4 milyon mikrop olmuştur, ve bu katlanarakdan gider. Ellerin dezenfekte edilmesi ile, elindeki mikropların çoğalıp gıda malzemesine zarar vermesinin önüne geçilmeye çalışılır, en basit dezenfekte malzemesi de sabun dur, el sabunu. elimi sabun ile yıkadıgim zaman, Mikroplar ölür, kaç milyon olursa olsun ölürler, ama belli saniyeden sonra, sabundaki iyi bakteriler, savaşçı bakterilerin gücü tükenir, daha sonra bu sefer Yine mikroplar Galip gelip, ellerin Mikroplanmaya başlar. ve yine aynı 21 Haziran'a kadar gündüzün uzaması ve, Ekinoks dan sonra ise, Gecelerin uzaması gibi, bir kara enerji, bir de beyaz enerji galip gelir. ve yani dualite.

###########
#############

Gıda meselesine girmişken bilim adamları diyor ki Doymuş yağ ve hayvansal yağlar, insanlara zararlı diye fetva veriyorlar.
Halbuki tereyağı, sütün yağı demek tereyağı, tereyağ olmadan önce Sütün içinde, sıvı halde erimiş vaziyette duruyor. yani tereyağının orjinali vücut sıcaklığında eriyebilen bir yağ. hiç vücut sıcaklığında eriyebilen bir yağ vücuda zararlı olabilir mi. Ama tereyağlarını da bozdular, tereyağ vücut sıcaklığında erimiyor artik. Kim bozdu? Deccal ve avanesi, neden? İnsanları hasta edip ilaç satıp ameliyat edip, para kazanmak için. Gerçek tereyağı sağlığa zararlı değildir. Çünkü anne memesinden aktığında yahut inekten aktığında vücut sıcaklığında erimiş vaziyettedir.

##########
###################

Ve bu haftaki vaazımızın konu ismi olan iç ses hırsızlığı meselesine gelince :

Teknoloji o kadar ilerledi ki insanın iç sesi duyabiliyor Hatta onu kayıt yapabiliyorlar.
Bu en son kaşıkçı olayının arkasında yatan mesele uydurdukları bir hadis üstünde, Hadisi uyuduranlarda onlar,olayı meydana getirenlerde onlar. Neymiş, bir Hadis varmış, Şu an ki Arap kralının ismindeki kralın öldürüleceği, ya da öleceği, Ondan sonra Mehdi'nin ortaya çıkacağı hadisi uydurmuşlar, ve bunun için bir de video hazırlamışlar, ve videonun arka planinda bir müzik çalıyor, fakat ses yok, görüntüde ise, resimler içinde yazılar var, ve yazılarda Bu uydurulmuş hadis yazı halinde geçiyor, büyük büyük yazılar, Ben videoyu açtım seyrediyorum anlamak için o Yazıları okuyorum, ben okudukça, sanki bu hadisi ben söylüyorum, böyle bir hadis varmış gibi, benim dilinden söylettirmis oluyorlar, ve benim iç sesimi de kaydedince, sanki Hadisi ben rivayet etmişim gibi leanse edecekler, baktım ki Hadis uydurma hadis. videonun gidişatı da iyiye gitmiyor, böyle olunca, Okumayı da kestim, videoyuda kapadım. İşte Deccal fitnesi ve en yeni silahı, iç ses hırsızlığı. düşün Sana bir karikatür gösterdi, karikatürde küfür yazıyo,r Sen okudun içinden, ve kopyalama yapıştırma diye bir sistem var, senin o Küfürünü aldı, yanında da başka cümleye yapıştırdı, mesela Putin Tayyibe sövüyor dedi, ya da öldüreceğim diyor dedi, bunu da Tayyib'in dinleme cihazları na, yada dinleyen koca kulaklarina da yayın yaptı, Ne oldu şimdi, Halbuki Putin amca öyle bir şey demedi, kesme yapıştırma yöntemiyle bunu oluşturdular, onu ona bunu buna Kavga ettirecekler yani fitne çıkaracaklar.

#######
#########

Ahmet Kural ve Sıla olayına bizim yorumumuz :
Sıla Zamanında 15 Temmuz kutlamalarına katılmayacağını söyledi,
ve buna reaksiyon gösteren AKP liler, işte Ahmet kural ı kullanaraktan Sıla'dan öclerini aldılar, ne oldu, böyle saatlerce döven birisiyle, hiç de tepki çekmeden, sanki ikisi normal sevgiliymiş gibi, bu işi de hallettiler,Ahmet Kural da bu Deccal köpeğinin kullandigi bir maşa ve itlerinden bir it olur o zaman.
Bu bir yorumdur, bizim yorumumuz. Gercekligini Sıla bilsin bulsun artik.

#####
##########

AKP açılışını yaptıkları Havaalanı ile övünüyorlar, neymiş, hiç masraf yapmamışlar, kasadan hiç para çıkmamış. Tamam da, senin kasaya da para girmeyecek, Çünkü yabancı bir şirket yaptı ise ve ona kiralandı ise o hava limani eskiyince yani eski Havaalanı olduğunda Belki bizim elimize devrolacak. yani ne olmuş oldu o kadar insanın parasını heba etmiş oldu, O kadar insan kendi havaalanımıza inip kalkıyoruz, kendi Türk havayolu ile seyahat ediyoruz diyecek , ama karı Sermayeyi kediye yükleyecek, ve bir de bununla övünecek, Halbuki arazimiz ve gelecekteki paramız çöpe atılmış, ya da düşmanlarımızı eliine geçmiş oluyor. Tayyib'i de arkadan yönetenlerin cebine girecek paralar, Sizler de enayliginizle övünün artik. Hem bir de İstanbul'a 58 kilometreymiş, ve ben İstanbul yerine 58 kilometre uzak bir yere varacağım, orası Tekirdağ Tekirdağ, İstanbul değil.
Yani hepten kazikli, buraya hızlı trenyapilinca ekstra masraf, gidecek adama masrasf, yol, zaman, Hatta mekan kaybı. Tekirdağ İstanbul değil, milleti enayi yerine koyuyorsun, Bu adam nasil kazanacak, bu baştaki 58 kilometre ile Bir de yol parası verilecek o hızlı trene, bedava mı gideceğim oraya. buna düpe düz enayilik denir. ballı lokma yi Elllere yedirmek denilir.

############
###############

Allah dünyamıza Dört Mevsim koymuş ilkbahar yaz sonbahar kış
ve yiyeceklerden de 4 Gıda var ki bunlardan
Acı gıdalar, kış mevsimini temsil ediyor.
Tatlı gıdalar, Yaz mevsimine temsil ediyor.
Ekşi gıdalar ise ilkbahar ve sonbahar mevsimini temsil ediyor.
Türkçede acı kelimesinin zıt anlamlısı tatlı fakat Ekşi'nin zıt anlamlısını bulamadık, Çünkü ekşi 2 çeşit : 1. cisi ekşi mayhoş yiyecekler, portakal ve limon gibi, 2.ciside tatlı mayhoş yiyecekler, elma gibi.
Öyle olunca Portakalda Turuncu ve kışa yakin soguk sonbahar mevsiminin temsilcisi, Elmada ilkbahar mevsimini temsil ediyor, Yani ezvac halinde, portakal ve elma arkadaş değil mi, yani ezvac, ve Onun eşi.

Din büyükleri demiş ki Sabit fikirli olmayınız.
Halbuki Sabit fikirli olmak, cibilliyet ile alakalı, yaz ve kış beyaz ve siyah gibi, beyaz aydınlık ve sıcağı temsil ediyor, siyah ise soğuk ve karanlığı temsil ediyor, Öyle olunca bazı insanlar karar verirken sabit fikirlidir, onların gri rengi yoktur, onlar için ya herro, ya merro, yani ya siyah ya da beyaz, Ya var ya yok, evet veya hayır gibi, bahar mevsimi insanlar ara geçiş Mevsimi olduğu için, onlar der ki bu kadar sert ve Sabit fikirli olma, Siyah ile beyazın arası bir ara renk, biraz siyahdan, biraz da beyaz renk katınca, gri renk meydana gelir, ara renk. yine ilkbahar yeşil, sonbahar turuncu, ilkbahar Sarı ile mavi den meydana gelir, turuncu ise kırmızı ile Sarı'dan meydana gelir, yani Sabit fikirli olmayın diyenler, ara yolu, orta yolu ya da ara rengi bulanlardır, ve burçları da ara mevsimde olanlardır. Dinimizde bunun örneği var mıdır? Evet Kur'an'da bir ayet var ki :

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

كُلُّ نَفْسٍ ذَائِقَةُ الْمَوْتِ ثُمَّ إِلَيْنَا تُرْجَعُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Kullu nefsin zâikatul mevti summe ileynâ turceûn.

Meali :

Her can Her nefis ölümü tadacaktır. Sonunda bize döndürüleceksiniz.

(Sadakallahul Aziym ANKEBÛT Suresi 57. ayet)

Her canlı ölümü tadacaktır ayetinin ikinci bir şıkkı yok, Her canlı yani, siyah ve beyaz gibi, katı Kural.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Hakkıyla cehennemlik olan cehennemlikler var ya, onlar cehennemde ne ölürler ne de yaşarlar. Lakin günahları yahut hataları sebebiyle ateşe duçar olan bir kısım kimseler vardır ki, ateş onları tamamen öldürür. Yanıp kömür olduktan sonra, kendilerine şefaat edilme izni verilir. Böylece grup grup getirilirler ve cennet nehirlerine dağıtılırlar. Sonra: 'Ey cennet ehli! Bunların üzerlerine su dökün.' denilir. Bunlar, sel yatağında biten bir ot gibi yeniden biterler.

Resulullah Aleyhisselâm ayrıca şöyle buyurdu: "Onu görmez misiniz, nasıl sarı ve kıvrak bir vaziyette biter."

( Hadis-i Şerif ,Müslim, İman 306,Buharî, Rikak, 51)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Kıyamet günü ölüm alaca bir koç sûretinde getirilip Cennet’le Cehennem arasında durdurulur. Sonra:

«–Ey Cennet halkı, bunu tanıyor musunuz?» denilir. Onlar da başlarını uzatıp bakarlar:

«–Evet, bu ölümdür” derler. Sonra:

«–Ey Cehennem halkı, bunu tanıyor musunuz?» denilir. Onlar da başlarını uzatıp bakarlar:

«–Evet, bu ölümdür» derler. Bunun üzerine emredilir ve ölüm kesilir. Sonra:

«–Ey Cennet ehli ebediyet üzeresiniz, artık ölüm yok! Ey Cehennem halkı, ebediyet üzeresiniz artık ölüm yok!» denilir.”

Bundan sonra Resûlullah Efendimiz (s.a.v):

( Hadis-i Şerif , Tirmizi, Tefsir, 19/3156)


Peygamberin hadisinde Cennet vakti kurulunca,Mümin olupda, hata ve günah sebebi ile son cehennemlik olan da, cehennemden çıkıp da cennete girince, ölüm getirilip yolun ortasında kesilir diye rivayet etmiş, artık ondan sonra ölüm yoktur diğer rivayet etmiş, yani o da bu katı kuralı biraz yumuşatmis. Çünkü Muhammed Miladi takvim ile baharda yani 21 Nisan'da doğdu diyoruz, yani bahar mevsimi ara mevsim.
öyle olunca fikirlerde cibilliyet ile alakalı İmiş. Fiil ve amellerde cibilliyet ile alakalı.

##############
##################


Bu haftanın vaazı inin son meselesine gelince
Bir rivayete göre, kıyamet kötülerin başına kopacaktır, iyiler daha hayatta iken, bir serin sam yeli gibi bir yumuşak rüzgar gelip, onların canını alacak cennete ulaştiracak, ve sadece kötüler kalacak dünyada. Ve Allah kıyameti onların başına koparacak diye rivayet ediliyor.

Kıyamet Sâdece Kafirlerinve Müşriklerin Üzerine Kopacaktır

Kıyametin kopuşunu Müslümanlar görecek mi?

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Kıyamet müminlerin başına kopmaz. Cenab-ı Allah kıyametin kopacağına yakın bir zamanda, bir rüzgar gönderir. O rüzgarın dalgalanmasıyla, imanı olan hiç bir mümin kalmayacak, ruhunu teslim edecektir. Allah onlara rahmet eylesin."

(Şerhüs-Sünne 15/90, Müsned-ül Firdevs 5/88, El-Metalibül Aliye hadis no: 4582 (İmamı Busiri hadisin sıhhatine hükmetmiş); Kenzül Ummal 15/229; Şuab-ı İman Beyhaki 2/191; Mu'cemut-Taberani El-Kebir 3/3037)

Kıyamet koparken yeryüzünde Müslüman bir kimse olacak mı? Yoksa kıyamet sadece müşriklerin üzerine mi kopacak?

Kıyamet sâdece müşriklerin üzerine kopacaktır
“Kıyamet sâdece şerir insanların üzerine kopacaktır.” (Müslim)
İbni Mesud (ra) rivayet ediyor:
“Kıyamet ancak kötü inanların başına kopar.” (Müslim)
Peygamber Efendimiz’in (asm) aşağıdaki hadîsi, bu hadîsin bir yönünü açıklamaktadır.
Peygamberimiz, (asm) Hz. Âişe’nin (ra) rivayet ettiği bir hadîslerinde buyuruyorlar ki:
“Lât ve Uzza putlarına tekrar tapılmadıkca kıyamet kopmaz.”
Bunun üzerine ben de:

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

هُوَ الَّذِي أَرْسَلَ رَسُولَهُ بِالْهُدَى وَدِينِ الْحَقِّ لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدِّينِ كُلِّهِ وَلَوْ كَرِهَ الْمُشْرِكُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Huvellezî ersele resûlehu bil hudâ ve dînil hakkı li yuzhirahu alâd dîni kullihî ve lev kerihel muşrikûn.

Meali :

O, Allah’a ortak koşanlar hoşlanmasalar bile, dinini, bütün dinlere üstün kılmak için, peygamberlerini hidayetle ve, hak dinle gönderendir.

(Sadakallahul Aziym TEVBE Suresi 33. ayet)

meâlindeki âyeti indirdiği zaman ben artık bunun tamam olduğunu zannediyordum” dedim.’
Bunun üzerine Resulullah (asm) şöyle buyurdu:
“Bu, Allah’ın dilediği zamana kadar böyle devam edecektir. Sonra Allah hoş bir rüzgar gönderecek ve kalbinde hardal tanesi kadar îmanı bulunan herkesin ruhunu bu rüzgarla alacak. Geride, kendilerinde zerre kadar hayır ve iyilik bulunmayan kimseler kalacak. İşte o zaman, onlar da atalarının dinine döneceklerdir.”
Buhâri’nin kıyamet alâmetleri başlığı altında yer verdiği şu hadîs de, kıyametten önce iyi kulların ruhlarının alınıp, kıyametin kâfir ve isyancıların başına kopacağını ifade etmektedir. (Buhari)
Hz. Enes (ra) anlatıyor: "Resulullah (asm) buyurdular ki:
"Kıyamet Allah Allah diyen bir kimsenin üzerine kopmayacaktır." (Müslim, İman 234- Tirmizi, Fiten, 35;)
Hadîsin bir başka veçhinde: "Yeryüzünde Allah Allah diyen kaldıkça kıyamet kopmaz" buyrulmuştur. Buna göre, yeryüzünde Allah Allah diyen insan bulundukça kıyamet kopmayacaktır. Bir başka ifade ile, gün gelip yeryüzünde Allah Allah diyen insan kalmayacak. Bu sebeple de kıyamet kopacaktır; hadîsin zahirinde bu mana çıkar. Halbuki az yukarıda da belirtildiği üzere, başka hadîslerde

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Ümmetimden bir topluluk, hak üzerinde galip gelmeye devam edecek­tir. Onlar hak üzerinde hep böyle sebat edip durdukları müddetçe ta Al­lah'ın emri onlara gelinceye kadar muhalif olanlar onlara zarar veremeyecektir.”

( Hadis-i Şerif , Ebu Dâvud, Fiten 1, 4252; Tirmizî, Fiten 51, 2229; İbn Mâce, Mukaddime 1, 10, Fiten 9, 3952; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 5/278, 279.)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Ümmetimden bir taifeye Hakkın yardımı kıyamete kadar devam eder. Bunları bırakıp ayrılanların bu taifeye bir zararı olmaz.

( Hadis-i Şerif , İbni Mace)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Ümmetimden hak üzere bir taife, düşmanlara galip olarak cihad ederler. Sonuncu taife, Deccal ile savaşır.

( Hadis-i Şerif , Ebu Davud)

kıyamete kadar yeryüzünde Allah'a ibadet edenlerin eksik olmayacağı ifade edilmiştir.




Ben bunu size şöyle izah edeyim:

Geçen hafta anlattık ki isa Efendimiz Alaca gözlüleri, yani şaşı bakanları, eliyle mesh ederekten tedavi edermiş.
Ve ben bunu daha önce anlattım, Bazı halleri elimle alıp atabiliyorum diye anlatmıştım ve attgim yer ise bir cehennem cukuru idi hastaliklari şeytnlari kafir cinleri oraya ataiyorudmki nasa o elimi görüntülemiş bile

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِنَّ الَّذِينَ يُبَايِعُونَكَ إِنَّمَا يُبَايِعُونَ اللَّهَ يَدُ اللَّهِ فَوْقَ أَيْدِيهِمْ فَمَن نَّكَثَ فَإِنَّمَا يَنكُثُ عَلَى نَفْسِهِ وَمَنْ أَوْفَى بِمَا عَاهَدَ عَلَيْهُ اللَّهَ فَسَيُؤْتِيهِ أَجْرًا عَظِيمًا

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

İnnellezîne yubâyiûneke innemâ yubâyiûnallâh(yubâyiûnallâhe), yedullâhi fevka eydîhim, fe men nekese fe innemâ yenkusu alâ nefsihî, ve men evfâ bi mâ âhede aleyhullâhe fe se yu’tîhi ecran azîmâ.

Meali :

öyle alışveriş edenler vardır ki onlar Allah alırlar (alışverişte yanılmazlar) işte oy üyzden Allah ın Eli onların elinin üstündedir. Nakıs ve beceriksiz kimseler kendi nefislerine nakısdırlar, Allah ile yaptığı sözleşmeye vefa gösterenlere vermek için Allah Büyük mükafat ve ödüller hazırlamıştır.

(Sadakallahul Aziym FETİH Suresi 10. ayet)

Jennifer Lopez klip çekti "papi" isimli video klibine bakarsanız, o kuvetin nasil nasıl bir kuvvet oldugunu, onlar nasil tasvir etmiş anlarsin, en son Onun(Jennifer Lopez) in bu gücü çaldığını ve fakat geri getirmedigii anlatmıştım, beğenen biri kullandiktan ssonra sahibine geri getirsin demiştim. işte Mesih kuvveti yani hani el verenler vardır ya, Nakşibendi Tarikatında da el tuttu, el aldı derler ya. Hazreti İsa ve Hazreti Mehdi gücü olan el ile mesh ederekten tedavi etme gücünün, ve yine zor işlerin bu mesh kuvveti ile halledilmesi gücünün,
nakşibendiler gibi bazı tarikatlar tarafından zamanımıza kadar, ve zamanımızda da Hazreti Mehdi Aleyhisselama Ulaştırma görevini görmüş oldular onlar. o güç şu an bende yani Mehdi Aleyhisselam'ın elindedir. Elimizinde herksinden farkli oldgunu Hak telanin onun eline mehdi imzasi vurdgununu anlattigim vaazi dah önce yaptim ve vaazda anlattim hatta resmettim bir cok grafigimde, o imzayi, imzam olarak gösterdim, ve hala internette mevcutlar, ve Ama biz bunu öğretince bazıları bunu aldı götürdü Ve geri getirmiyor. ama onunda admin yetkisi benim elimde halen, zaten bunca senedir bunu bana ulaştirmak ile görevli binler peygamber ve alim onu kullandi, ve sonunda bize ulaşdi işte.
işte bu kuvvet ile Mehdi Aleyhisselam, Kıyamet kopuyor bile olsa, iyileri alıp cennete atacaktır,ve kötüler kalacaktır dünyada o hadisde anlatilan rüzgar o işte, bu kuvvetin de ona verilme sebebi, son Allah diyen askerin o Yani Hz Mehdi olacağı sebebiyledir, ve bu gücün onun tarafından yapılması gerektiği içindir. iyiler ölünce, Mehdi yalnız kalınca, Mehdiyi de Allah, kendi tarafına alınca, artık kıyametin kopmaması için sebep kalmaz. ve dedik işte iyiler Venüs gezegenine indirilecek belki, ve sıfırdan başlamak durumunda kalacaklar, düşünün ki, şu an ki, ne bilgisayarları olacak, ve telefonları, ve çamaşır makineleri, ve bulaşık makineleri, ve tost yapacak tost makineleri, ne de bıçakları ve makasları, Hatta çift sürecek Öküzleri olur mu Onu bile bilemem.
o yüzden :
Ey İnsanoğlu!
Elindekinin(Dünyamizin) kıymetini bil, elindeki elinden alınmadan önce .
Bu sözümüz ne bize, ve nede sadece iyilere, ne de sadece Kötülere, hepinize söylüyorum : elinizdekinin kıymetini bilin.


--oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--



Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 04 Kasım 2018 Pazar

Original Kar © glan

Havf ve Reca Yani Korku ile Ümit Arasında Yaşamak (Kar©glanin 26 Ekim 2018 Vaazi)



Havf ve Reca Yani Korku ile Ümit Arasında Yaşamak

(Kar©glanin 26 Ekim 2018 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

يُبَيِّنُ اللّهُ لَكُمْ أَن تَضِلُّواْ وَاللّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Yubeyyinullâhu lekum en tadıllû vallâhu bi kulli şey’in alîm

Meali :

Şaşırmamanız için Allah size açıklama yapıyor. Allah her şeyi bilmektedir.

Sadakallahul Aziym NİSA Suresi 176. ayet


---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

İnneme’l-a’mâlü bi’n-niyyât

إِنَّمَا الأَعْمَالُ بِالنِّيَّةِ

Ameller Niyetlere Göredir

( Hadis-i Şerif , Buhari, Kitab’u Bedu’l Vahyi, s. 65, h. 1/1; Müslim, Kitabu’l İmara, c. 7, s. 61, h. 155; Ebu Davud Kitabu’t Talak, c. 2, s. 945, h. 2201. Tirmizî, Kitabu Fazaili’l Cihad, c. 3, s. 577, h. 1647)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

Bismillahirrahmanirrahim
İnneme’l-a’mâlü bi’n-niyyât
Amel ve fiiller niyetlere göredir,
hadisi şerifinin tevili
işte geçen hafta dedik ki, Afedersiniz tuvalete girmeden önce, önünde dua okuyunca, hacetini görmek bile ibadet oluyorsa, o zaman bizim Tarikatımızda, Yağmur yağdırmak ve kar yağdırmak için, su ve süt içerken, önünden dua okuyupda, birde niyet ile su içmek, neden kar yağmasına sebep olmasın, Neden Yağmur yağmasına sebep olmasın, sadece ahmak olan insanlar bunu anlamaz. ve yine Eğer alalade bir hareket bile, niyet ile ibadet haline dönebiliyorsa, ve ben bunu fiziki halede döndürebilirim, ve bilindiği gibi yağmur duası, yağmur duası ile yani dua ve niyet ile bulutlardan yağmur yağdırma hikmeti, Peki bu böyle oluyorsa, ben bu tarikatı kurdum, Benim diyeceğim Allah bize kurmak nasip etti, Allah bize nasip etti bunun bilgisini ve ilimini, ve bu Tarikatı bugün yalanlayan, ya da kendilerininkini tarikat kabul edipte, Bizimkini kabul etmeyen ahmaklara ben ne diyeyim. Allah bir Tarikat da bize Bu ihsan etti, ve Böylece bizde belli bir duanın sonunda, niyet ile su ve süt içerek ten, kar gerekiyorsa kar, yağmur gerekirse yağmur yağmasını sağlıyoruz Allah'ın izniyle. bu Allah'ın izniyle yani dua ile yağmur yağıyorsa, Benimki dua değil de ne, ben de niyet ile dua ediyorum, Benimkinin ondan farkını ne, benim ki niye olmasın, Niye ya, güzel adam.

Peki bu böyle oluyorsa, benim Tarikattada, Yani bizim raşidi tarikatında da, o zaman belli bir duadan sonra niyet ile su içmek, ve niyet ile süt içmek, neden kar ve veya yağmur yağmasına sebep olmasın, bilindiği gibi bir hadisi şerif daha vardır ki, savaşın birisinde askerler susar, fakat içecek bir yudum suları kalmaz, sadece birinin su kabında birazcık su kalmıştır, Peygamberimiz der ki, alın gelin o suyu bana, Ben sizi suya kandıracağım der. o alır su kabındaki suyu, parmaklarini açar, ve parmaklarınin üzerinden su döker, döktükçe parmaklarından Beşpınar fışkırıyor, Bütün askerler içerler ve su kablarınada doldururlar.

Peygamberimiz´in Mübarek Parmakları Arasından Suyun Akması Mucizesi

Rivayet 1

Hazreti Enes şöyle anlatıyor:

“Zevra ismi verilen bir yerde, üç yüz kişi kadar, Allah Resulü ile beraber bulunuyorduk. İkindi namazı için abdest almamızı emretti, fakat su bulamadık. Yalnız az bir parça su bulmamızı emretti; bulup getirdik. Mübarek ellerini içine batırdı. Gördüm ki, parmaklarından çeşme gibi su akıyor. Sonra, orada bulunan üç yüz kişinin tamamı gelip o sudan hem abdest aldılar, hem de su ihtiyaçlarını giderdiler.”
Bu mucizeyi, Hazreti Enes, üç yüz kişiyi temsil ederek haber veriyor. Mümkün müdür ki, o üç yüz kişi, şu haberi tasdik etmesinler? Hem eğer tasdik etmeseler, yalanlamamaları mümkün müdür?

( Hadis-i Şerif , Buhârî, Vudû’: 32, 46, Menâkıb: 25; Müslim, Fedâil: 45, 6; Nesâî, Tahâret: 60; Ebû Dâvud, Mukaddime: 5; Tirmizî, Menâkıb: 6; Muvatta, Tahâret: 32; Müsned, 3:132, 147, 170, 215, 289; İbni Hibban, Sahih, 8:171; Tirmizî (Ahmed Şâkir), no. 3635.)

Rivayet 2

Hazreti Cabir bin Abdullah anlatıyor:

Hudeybiye günü halk susuz kalmış, Resûlullah’ın (asm) önünde bulunan su ibriğinden abdest aldığı sırada O’na (asm) doğru varmışlardı. Resûlullah Aleyhisselam, onlara:

"Size ne oluyor!" diye sordu.

"Mahvolduk ey Allah’ın Resulü! Mahvolduk ey Allah’ın Resulü!" dediler.

Peygamberimiz (asm):

"Ben sizin aranızda iken, siz mahvolmayacaksınız!" buyurdu.

"Yâ Rasûlallah! Yanımızda, senin ibriğindekinden başka, ne abdest alacağımız, ne de içeceğimiz su var!" dediler.

Bunun üzerine, Allah Resulü (asm) elini ibriğin üzerine koydu ve

"Alınız, Bismillah" buyurdu. Kaynaklardan kaynar gibi, hemen parmaklarının arasından su akmaya başladı! Müslümanlar, ondan hem su içtiler, hem de abdest aldılar.

Cabir b. Abdullah'a:

"O zaman siz kaç kişi idiniz?" diye soruldu.

Cabir:

"On beş yüz kişi (yani bin beş yüz) idik!" dedi.

( Hadis-i Şerif , Buhârî, Menâkıb: 25; Mağâzî: 35; Tefsir: Fetih Sûresi, 5; Eşribe: 31; Müslim, İmâra: 72, 73; Müsned, 3:329; İbni Hibban, Sahih, 8:110.)

Rivayet 3

Hazret-i Câbir anlatıyor:

“Allah Resulü (asm) sahabelere “Abdest almaları için seslenin.” diye emir verdi. Fakat sahabeler su olmadığını söylediler. Allah Resulü (asm) “Bir parça su bulunuz.” dedi. Gayet az su getirdik. Sonra, o az su üstüne elini kapadı ve bir şeyler okudu. Ben ne okuduğunu bilmiyorum. Sonra dedi ki: “Kàfilenin büyük su teknesini getir.” Bana getirdiler, ben de Allah Resulü’nün (a.s.m) önüne koydum. O da elini içine koydu, parmaklarını açtı. Ben de o az suyu, mübarek eli üzerine döküyordum. Gördüm ki, mübarek parmaklarından çokça su aktı ve su teknesi doldu. Suya muhtaç olanları çağırdım. Hepsi geldiler, o sudan abdest alıp, içtiler. Sonra ben dedim: “Daha kimse kalmadı.” Allah Resulü (asm) elini kaldırdı; o su teknesi ağzına kadar dolu olarak kaldı.”


( Hadis-i Şerif , Müslim, Zühd, 74, no. 3013; İbni Hibban, Sahih, 8:159.)

Rivayet 4

sahih pek çok hadis kitabı Ebu Katâde’den naklediyorlar ki:

“Peygamberimiz (asm) çık­tığı bir seferde gecenin sonuna kadar yola devam etti. Sonra mola verip uyudu. Uyandığı zaman, güneş arkasına vurmakta idi. Benim ya­nımdaki abdest suyunu istedi. Ben de kendisine takdim ettim. Onunla abdest aldı, sonra bana dedi ki: "Abdestten arta kalan bu suyu sakla, ileride onun şaşılacak bir hâli olacaktır." Gündüz yola devam edildi, in­sanlar sıcağın altında susuzluktan perîşân oldular. Yetmiş iki kişi idik. (Taberî’nin nakline göre, üç yüz idik.) Hallerini Hz. Peygamber (asm)'e arz ettiler. Peygamberimiz (asm) de kendilerine:"Sizin zannetti­ğiniz gibi, helak olmuş değilsiniz! Şu benim abdest kabımı getiriniz!" buyurdu. Derhal getirildi. O da elini onun içine koydu ve onu dökmeye başladı. Peygamberimiz (asm) döküyor, ben de insanlara su veri­yordum. Yetmiş iki kişi geldiler, içtiler, kaplarını doldurdular. Sonra ben aldım; verdiğim gibi kalmıştı.”

( Hadis-i Şerif , Müslim, Mesâcid, 311.)


Öyle ise her şeyin bir fiziki sebebi var, Muhammed neden elinin üstüne su dökme ihtiyacı duydu ise, ben de ondan dolayı, ağzının genişliği dibinin derinliğinden geniş olan bir tastan, su veya süt içme ihtiyacı duyuyorum, aynı sebebin Hikmetine binaen, neden Yadırgayip bunlar batıl inanç kabul ediyorsun, Halbuki hepsinin dayandığı sebep ve hadisler ve ayetler var. Öyleyse niyet tenekeyi altına çevire biliyormuş, Öyleyse niyet ameli alalade bir fiil olmaktan, ibadet olmaya çevirdiği gibi, toprağı da altına çevirmeye, suyu da yağmura çevirmeye, sütü de kara çevirmeye sebep olur. ve bunu oluşturan ise, yine yaratan Rabbimizin mucizesi, Mehdi'nin de Kerametidir. daha hangi Keramet arıyorsun sen. ne yapalım Amuda kalkipda öyle mi yürüyeyim senin için ki, Keramet olsun diye. Öyleyse her işinizde amelinizde, güzel niyetlerinize dikkat edin, içinden geçen kötü bir fiil bile, iyi bir niyet ile ibadete dönebilir. kurban kesiyoruz, hayvan boğazlıyoruz, katillik ediyoruz, ama niyet ne, Allah adına kesmek, ne oldu, katillik olmadı, adı kurban oldu, yemek için kesmek de olmadı, ibadet oldu, katillik katillik hayvan katili, bugün kedi öldüreni hayvan katili İlan ediyoruz, köpek öldüreni hayvan katili İlan ediyoruz, Eşkiya gibi zulmedeni, zalim ilan ediyoruz, Peki kurban keseni neden katil ve zalim ilan etmiyoruz? çünkü niyetimiz başka, niyetimiz Allah adına kesmek, başında Bismillah deyip, Allah'ın ismi ile kesmek, Allahu ekber deyip Allah'ın şanı için kesmek, ne oldu? katillik değil, kurban kesmek ve ibadet oldu, Hem de bizleri sırat köprüsünden bile kolayca geçirecek bir binek ve vasıta olacak derecede bir ibadet oldu. ne ile, sadece niyet ile, o zaman fillerinizi yapmadan önce niyetlerinizi güzel tutun, o zaman bizim Tarikatımızı da yalanlamaya gerek yok, inkar etmeye gerek yok, safsata Bilmem uyduruk yol demeye gerek yok, Hepsi sünnete dayanıyor mu? evet evet dayanıyor, Evet o zaman daha ne? Tarikat Demek, öyle ha hu demek galgimak, veya semazen olup dönmek değil, dervişlikte Bu değil, tarikatta Bu değil, yolda bu değil, yol Muhammed'in sünnetine ve ayetlere uyan şeydir, ondan bir marifet çıkıyorsa o yol ve tarikat oluyor, yoksa Mevlana diye Semazen diye deli gibi döndur, seni bir yere götürmüyorsa, ne işe yarar, ney ile üfür dur.

###
########

Dünya nehirlerinin cennet nehirlerinden sayılması

Rivayet 1

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Seyhan, Ceyhan, Fırat ve Nil cennet nehirlerindendir.”

( Hadis-i Şerif , Müslim, Cennet: 26.)

Rivayet 2

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Dört nehir cennetten fışkırmıştır: Fırat, Nil, Seyhan, Ceyhan.”

( Hadis-i Şerif , Müsned, II/261, 289, 440.)

Rivayet 3

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Cenab-ı Hak cennetten beş nehir indirmiştir: Seyhan, Ceyhan, Dicle, Fırat ve Nil.”

( Hadis-i Şerif , Fahruddin Er-Râzi, Tefsir-i Kebir Mefâtihu’l-Gayb, XVI/406-407.)

Zemzemin Bulunuşu Kıssası

Peygamber Efendimizin dedesi Abdülmuttalip bir gün Kâbe’nin yanında uyuyordu. Bir rüya gördü, rüyasında bir kişi kendisine “Ey Abdülmuttalib! Kalk, Tayyibe’yi kaz!” dedi, kayboldu. Ertesi gün, “Kalk, Berre’yi kaz!” dedi. Üçüncü günde aynı kişi, “Kalk, Mednûne’yi kaz!” emrini verdi.Rüyanın arkası kesilmiyordu. Dördüncü gün ise, yine o kişi, “Ey Abdülmuttalib! Kalk, zemzem kuyusunu kaz!” deyince; Abdülmuttalib; “Zemzem nedir? Kuyu nerededir? Diye sordu. O zât da, “Zemzem bir sudur ki, hiç eksilmez ve dibine erişilmez. Dünyanın dört bucağından gelen hacılara kifâyet eder. Cebrâilin (a.s.) kanadıyla vurduğu yerden çıkmıştır. Allahü Teâlâ’nın İsmail Aleyhisselâm için yarattığı sudur. Susuzları kandırır. Açları doyurur. Hastalara şifa olur. Yerini bildireyim. Kurban kestikleri zaman artıklarını bir yere dökerler. Sen orada iken kırmızı gagalı bir karga gelir. Gagasıyla yeri eşer. Karganın eştiği yerde bir de karınca yuvası görürsün. İşte orası Zemzem’in yeridir.”Ve diyoruz ki, Zemzem suyu yeryüzündeki suların en kıymetlisidir. Zemzem Cennet sularından efdaldir. Neden efdal olduğunun en güzel örneği de Miraç gecesi Cebrail (a.s.) Kâbe’nin, Hatîm denilen yerinde uyumakta olan peygamberimizin göğsünü yarıp, Kalbini Zemzem’le yıkamasıydı. Hazreti Ömer ra efendimizde zemzemin cennetten olduğunu söylediği birçok aktarımlar mevcuttur.
#####
#############

Rivayet odur ki Fırat ve Dicle Cennet ırmağı Nil Cennet ırmağı yine Zemzem de Cennetten akıp gelir diye hadisi şerif var, Peki bunların ucu yukarıdan bir yerden, Cennet denilen yerden akıp geliyorsa, o zaman uydudan çekilen fotoğraflardan, şöyle aynı hortum gibi bir suyun cennetin olduğu yerden dünyaya salınması ve onunda Fırat'ın ve Dicle'nin Nil'in çıktığı yerde birleşmesi lazım değil mi? Halbuki Fırat ile Diclenin hiç de öyle cennet farzedilen yerden filan gelen bir ucu yoktur. Aynı normal nehirler gibi onlar da bir kaynaktan çıkarlar, ya kar suyu Ya bir kaynaktan çıkıp Akıp gelmekteler, öyle olunca, İşte bizim tezimiz olan Cennet buradadır nasıl gerçek oluyor. Fırat'ın ucu öyle cennette filan değil, asıl Cennet Burası zaten, buradadogup burada akıp, burada ileri gidiyor, ve işte Muhammed miraca çıktığında, işte o gelecek zamandaki Mehdi zamanına ya da, ondan da belki ileri zamana götürüldü, ve gördük ki akan ırmaklar var, akan bir ırmağı sordu Cebraile Belli ki, o da dedi bunun adına Fırat derler, başka birisini gösterdi Bunun adına Dicle derler dedi, başka birisini gösterdi Bunun adına da Nil ırmağı derler dedi belki,öyle olunca Hz. Muhammed mirac ettiginde, o gittiği yerin Cennet olduğuna inandığı için, halbuki zamanimiza getirildi ve zamanımızdaki Akan ve kurumamış olan bu nehirleri görünce, bu nehirleri o zaman Muhammed bilmiyordu, Nil ile Fırat Dicle diye bir nehir olduğunu belki bilmiyordu, ve bunların Cebrail'in göstermesiyle, ve onun Miraç ettiği yerde görünce, oranında Cennet olduğuna inandığı için, dedi ki Cennettenakan yada cennetteki akan Irmaklar bunlar(Seyhan,Ceyhan,Dicle,Fırat,Nil) diye tarif etti. ve Bunlar gerçek de de Cennet Nehirleri, Çünkü zamanımız Cennet zamanı İse, O zaman bu Irmaklar hala, bizim zamanımızda kurumadı akıyorsa, Muhammed'in dediği ırmaklarda bunlar ya, onu bugün kü vaktimiz de akan Irmaklar manasında ve mikrac ettigi yerdeki Irmaklar manasında, yoksa bunların ucu Cennetten çıkıp geliyor da akıyor manasında değil, Ahirmzamanda hala kurumadığı ve çıktığı yerden hala aktığı için, O Muhammed vaktinde belki Zemzem daha öyle açığa çıkmamıştı, ismail vakitinden sonraki vakitlerde,zemzemin tekrar yer altina indiği rivayetleri var, yukardaki rivatteki gibi zemzemin tekrar peygamberimizin dedesi tarafindan onun vaktinde, Abdül Muttalip, alaca kargalara baktı ve Zemzem kuyusunu yeninden buldu ve yüze çıkardı diyorlar, ama Mirac oldugunda belki de daha o vakit tekrar açığa çıkmamıştı ve miracda gördü ki, Arabistan'da milletin Kabe'yi ziyaret için gittiklerinde, insanlarin Akın Akın bu sudan getirip içtiklerini görünce, bu ne dedi, Zemzem dedi Cebrail belki, o cennette akan su diye rivayet etti belki ve ama yine Onun gittiği yer mirac ettigi yeri o an cennet diye bildiğ için, yani asrimiz ve günümüzdeki cennette zemzemin de bulunması ve kurumdan hala akiyor olmasi, işte zemzem suyunun da Cennetten akıp geldiğini anlatıyor yani, ha bugün yani Zemzem da bizim vaktimiz de ki sulardan bir su, yani Arabistan'daki su, yani kurumamış, yok olmamış bir su, su kaynağı, ha bu bizim yorumumuz, hani bunun da %90 değil %100 dir diye garantisini veremem, ama siz de bir Tefekkür edin, benim fikrime sizde gelirsiniz, kabul edin, gelmezseniz, Tamam, o zaman siz kendi bildiğinizi kabul edin.

##########
####### ####

Yani yine su kaynağı, Mesela Pınar diye bir şey vardır, en küçük su kaynağıdır, o su kaynağının da, dipten çıktığı bir tane delik vardır, alttaki bir su kaynağından oraya fışkıran bir delik vardır, O kaynakdan gelen bir delikden, suyu aynı tazyikli hortum gibi Büngül Büngül Büngüldetir, aslinda Bingöl kentinin ismide burdandir, yoksa bin tane göl orda oldugundan degil ki zaten, Halbuki Bingöl değil büngüldemek demek, hani havuzda Eğer havuzu dolduran su, sol alttaki Bir hortum ile dolduruyorsa, alttan dolduruyorsun ve alttaki hortumun, suyun içinde ki yarattıgi delikten oluşan kabarcık gibi şeylere Büngüldemek denilir, Sanki Bingöl'de 1000 tane göl mi varda o isim verildi? Bingöl kelimesinin kökenide Büngüldemekten alınmış kelime. yani işte sularda yer altındaki bir kaynaktan Büngüldeyip çıkar, yahutta kar suları dagda erir de, onlar kendine bir yol bulur ve, aşağı doğru akar, O da çay olur ve çaylar birleşir Irmak olur, Irmaklar birleşir Nehir olur, nehirler Akar deniz olur, denizler Akar Okyanus olur,öyle olunca onlarin kaynaklarida Cennte ise, peki bu Cennet yer altında mı? Fırat ve Dicle'nin kaynağı yer altında, Cennet yer altında mı?

Neymiş Hitler dünyanın kuzeyinde bir delik varmış ve o, onun altına inmiş, orada bir tane daha Dünya varmış, gökyüzü varmış, Yani bu hikayeyi almışlar, biraz daha makyajlamışlar bu hale sokmuşlar uydurmuşlar, öyle bir şey yok, ve her şey nasıl Küçük'ten başlayıp da büyüyorsa, insan çocuk olaraktan doğuyor, sonra büyüyor genç oluyor, okula gidiyor, evleniyor, sonrada yaşlaniyor ve geri gidiyor, yine sayılar ya 1 den başlayıp yükseliyor, yahutta Bir de, birden aşağı inip eksiliyor ve ortada sıfır var, Yani bu Alpler'in tepesini düşünün, Altay Dağlarınin tepesini düşünün, bir tarafından Tırman,, bir tarafından da indiğin zaman, tırmanışın son tepesi işte sıfır noktası Tepe, Yükseliş arttı sayılar, indiğimiz tarafı eksi tarafi sayıları temsil eder, Öyle olunca Herşey Küçük'ten başlar, öyle büyür, küçüğü kabullenemeyen büyük olanlara eremez. Nehirlerde bir kaynakdan akip gelen, ve önce kücük iken birleşip cay yada nehir olan sulardir, ve kaynaklarida, bu dünyada işte, öyle olunca, onlarin kaynagi zaten burasi ise, cennete zaten burasi işte.

########
###############

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِذَا نُودِي لِلصَّلَاةِ مِن يَوْمِ الْجُمُعَةِ فَاسْعَوْا إِلَى ذِكْرِ اللَّهِ وَذَرُوا الْبَيْعَ ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Yâ eyyuhâllezîne âmenû izâ nûdiye lis salâti min yevmil cumuati fes’av ilâ zikrillâhi ve zerûl bey’a, zâlikum hayrun lekum in kuntum ta’lemûn

Meali :

Ey iman edenler! Sizleri Toplayıpta namaz için ayrıldığım zaman (öne gectigimde), hemen sizde Allah’ın zikrini bırakın ve alışverişi de bırakın (namaz icin hazirlanin). Eğer bilirseniz bu (Namaz), sizin için (onlardan) daha hayırlıdır.

(Sadakallahul Aziym CUMA Suresi 9. ayet)

Cuma suresindeki cumaya çağrıldığınız zaman ayeti yanlış, ayet yanlış değil, ayete verilen mana ve mealler yanlış, yıllardır Emevi uydurmaları ile ibadet etmişiz. Minare dinimizde yok, kubbe dinimizde yok, tepesine diktiğimiz Hilal diye bir şey, dinimizde yok, neymiş Hurma kütüğü varmiş, Muhammed yaslanıp da vaaz ve hutbe ediyormuş demişler ve hutbe verilen minber uydurmuşlar, Muhammed'in vaktinde cami diye bir yer yok zaten, cami mescid diye bir şey de yokdu, Muhammed'in evinde toplanıyorlarmış, namaz vakti geldimide birde birlikte namazı kılıyorlarmış ve hatta işte kendi aralarinda konuşup, alişveriş, yada zikiredenlerde oldgundan, onlari namaz vakti geldimi, Allahuu Tealanin, O (Hz. Muhammed) öne gectimi, bunlari birakmalari gerektigini emtrettigi o ayet icin, cuma namazı ayetinde, nüdiye ayetine verilen meal yanlış, nida kelimesi ile nudiye aynı kelime değil, sonunda ye var, yani birinci tekil kişi, o da ben demek, nereden çıkardınız Siz çağrıldığınızda kelimesini,"Ye" ben" Aslında "Na" kelimesindeki ileyna daki gibi bizim için ya da bizim üzerimize gibi mana sonunda geldi ve leküm kelimesi ile "sizin icin" oldu, Sen nasıl başardın da Başındakini nudiye kelimesindeki baştaki nunu nidanin önüne koyup da "namaza çağırıldığıniz vakit" kelimesi olaraktan aldın, ya da siz kelimesi olaraktan aldın, Yani kelimeye verilen anlam yanlış, o "nudiye" diye kelimesi Veda ettiğim de ayrıldığında manasında, ve sonundaki "ye" onu muhammedin söyledigini gösteriyor, Nereden çıktı Nida kelimesi baştaki nun takisini at, ortada veda kelmisi bariz bir şekilde duruyor ve nerden çıktı da bu nudiyedeki çağırmak manası olsun, yani veda veya avdet kelimesinden türeme bu, avdet kelimesi ise veda kelimesinden Türeme ve ayrılmak manasında. ve ondan sonraki gelen cümledeki kelime namaz için kelimesi var, ve ondan sonraki kelime eger "cuma namazı için" olsa "lis Salatıl cuma" olacaktı ama öyle demiyor, "min yevmil cuma diyor, Min ise "den, dan" demek, o zaman cumadan ayrıldığında desek oda degil ben sizden ayrilipda öne namaz icin gecince manasi burda, yine oradan "fesav" kelimesi var, yine avdet kelimesinden türeme, emir kipi, ve manasi "ayrılın" neden? zikirden ve alışverişten bilirseniz Bu sizin için hayırlıdır. Hani nerede burada cuma için toplanin, birçok cuma için hadisler var, Hutbesi var, bilmem ortasında oturması var, Hepsi yani baktığımız zaman bir çoğu Emeviler'in uydurması oluyor, Bir de onlara mübarek Böyle bir gün lazim, çünkü Süleyman peygamber gibicikip padişahlik yapacak bir yer lazim, müslümanlarda halifelik derdinde, reislik derdinde, imamlık derdinde, bu herkesi peşine takma derdinde mehdilik ve Şöhret derdinde. bu Saltanat bu cuma namazı olunca tadi çıkıyor, cuma namazı olmazsa, nerede süreceğiz bu saltanatı, vaaizci hocalar imamlar bu saltanatı nerede süreceğiz başka. yani hepsi uydurma, gözüken köye rehber gerekmez, bakarsın bu statanat bütün hocalara hacilara tatlı durumuna gelmiş, din bu hale getirilmiş, Kur'an bu hale getirilmiş,

Abdullah ibni Mesud (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

‘Yemin olsun ki; birisine emredeyim insanlara namaz kıldırsın, sonra Cuma namazına gelmeyen kimselerin evlerini kendileri orada iken yakıvereyim istedim’ buyurdu.”

( Hadis-i Şerif , Müslim 652/254, Ahmed 3743, 3816, 4007, 4295, 4398)

Cuma namazına gelmeyenin evini yakayım diye Hadis var, Allah'ım ya Rabb'i ya Rasulullah, Muhammed gibi merhamet ile muamle eden birisi cumaya gelmeyenin evini yakacak, Muhammed değil Neron, Romalı Neron. vay vay din bu haldeyse, bunun Neresini düzelteyim, Neredesiniz Bakin şimdi, bak fikir ile Bir Adım Bile gidemeyiz, yani böyle olursa, bunu bende şimdiye kadar onların verdiği mana ile öyle inandım, öyle yorumlar yaptım, bizde aynı Çince gibi, ayetin tamamının mealini ele almış kabul etmişiz, Çince'de kelimeye degil cümleye man verilir, ve bizde onlar ne mana verdiyse kabul etmişiz, şimdi parça parça, kelime kelime inceleyince bunlkari idrak ettim, benim arapçam İmam Hatip Arapçası, ilahiyatçılar Nerede, o Mısır'da okuyanlar nerede, Bunu niye görmediniz, Hani nerede cuma için çağrıldığınızda ayeti, O nereden çıktı, Çünkü Hristiyanların pazarı var, Yahudilerin cumartesi si var, bizimki de cuma olsun etmişler. birisi de Musa Allah La güreşti, birisi de Davut Allah'la savaştı mealari vermiş Tevratada, hangi birini düzeltleyecen hangi birini.

########
#####





Birde burada kıble meselesi var. imamı Ebu Hanife diyor ki : zamanında Çorabın üstüne mesh verilmez dediydim, ihtiyarladım o hale geldim ki, ayaklarımı yıkayamaz hale geldim, ve sözümü kendim inkar ettim, "Çorabın üstüne mesh verilmez" hükmünü kendim çiğnedim, Çorabın üstüne mesh vermeye başladım diyor. Yani biz de bazen abdest yerine teyemmüm ile namaz kılarız, su olmasina ragmen teyemmüm ile, ve yine oturarak namaz kilarim yine bazen, ve hatta öyleki kolttuğumun yönü nereyse o anda otururum ve o yöne dogru namazını kılarım, KIBLE falan aramam. Hani burada açıklıyorum da, biliyor zaten beni izleyenler. ve bizi görenler diyor ki Dinimizi bozuyor bu adam diyecekler. şimdi açıklayacağız resimleri de oraya koydum zaten. Dünyanın ortası Kabe diyelim, herkes Kabe'ye dönüp de namaz kılıyor, Tamam öyle bir şeye ihtiyaç var, Tamam kabul ettik, ama Dünya dönüyor mu her an? dönüyor, Dünya birde Güneş'in etrafında dönüyor mu? Dönüyor, Dünya güneşle birlikte bütün gezegenlerle O da başka bir güneş etrafında biz döndürüyormu? döndürüyor. Şimdi ben buradan sabah namazında Kabe'ye Döndüğüm zaman, Kabenin arkasına dogru düz giden yol ve yön ile dünyadan çıkıp giden yön, hangi yön? ve Kabe Aslı Kabe'nin(Kabe Kavseynin) İzdüşümü diye biliyoruz, öyle olunca, ben sabah bir yana döndüm, Kabe'ye döndüm diye, ama öglen olunca dünya döndü etrafında, ve güneş ise dünyayı başka bir yere döndürdü, ben öğle namazında benim Kabeye döndüğüm yer sabahki yön ve yer degil ki. Aslı Kabe ne tarafta, bu sabahki döndüğüm tarafta mı, öğlen döndüğüm tarafta mı, akşamki döndügüm tarafta mı, O zaman bu Kabe sadece bir simge, ve imge, insanlar belli bir tarafa dönsün diye, Yoksa Allah Kur'an'da diyor ki.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَلِلّهِ الْمَشْرِقُ وَالْمَغْرِبُ فَأَيْنَمَا تُوَلُّواْ فَثَمَّ وَجْهُ اللّهِ إِنَّ اللّهَ وَاسِعٌ عَلِيمٌ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve lillâhil meşriku vel magribu fe eynemâ tuvellû fe semme vechullâh(vechullâhi) innallâhe vâsiun alîm.

Meali :

Doğu da, Batı da (tüm yeryüzü) Allah’ındır. Nereye dönerseniz Allah’ın yüzü işte oradadır. Şüphesiz Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.

(Sadakallahul Aziym Bakara115. ayet)

Hangi tarafa dönerseniz dönün Allah'ın vechi o taraftadır. Ben Namaza durunca, ve benim koltugun yönü namaz kilarken, evimin penceresine doğru olunca, kiblye dogru olmayinca, Allah o tarafta değil mi? İlla Kabe'ye dönmem lazımmiş değil mi? Hani Allah her yerdeydi, Ey Müslüman, Ey Müslüman, Sen daha Allah'ın her yerde olduğunu inkâr edip de, bu davalarda kayboldunuz, Ben ise namaz icin kible niyetine bir yöne döndüğüm zaman, her yerde olduğuna iman ediyorum, Sen ise Allah bir tarafta diyorsun, ve yönünü Sadece KIBLEYE tutuyorsun, Allah her yerde ise, ben ne tarafa dönersem döneyim, Allah o taraftadır demek bu demek değilmidir ki. Bu demek degildir ki Kabeyi yıkalım, o artik lazim degildir, Ben bunu da kastetmiyorum, Kabe'ye dönmeyelim deyip de bunu da kastetmiyorum, fakat Allah'ın her yerde olduğuna inanan bir kimse, yönünü ne tarafa tutarsa tutsun, Allah onu görür duyar bilir, bu yani anlattıgim, resmini de koydum yukari oraya işte. şeytan ayrıntıda gizli, ayrıntılara dalan kimse, dinden de olur imandan da olur. Ve sen bana Allah bir tarafta diyebilir misin, Dün insanlar, Allah Hz. isa nın içinde diye, onu paran pinçik ettiler, gayeleri Allah i öldürmek, yine Allah zekeriyya aleyhisselamın içinde diye zekeriyayı da kestiler, ve Sen eğer Kabe, kabe ezan, ezan dersen, kafir şeytan ve askerleri Kabe yide yıkacaklardir, Çünkü sen Böyle yapmakla, Hedef gösteriyorsun. Allah ne bir yöne, ne de bir insana, Hatta bir peygambere, Hatta bir kitaba muhtaç değil, Allah'ın sesi de her yerde, sözü de, kitabı da, Peygamberi de her yerde, Hazreti Musa yok iken, Davut var idi...... öyleyse Allah bir peygambere de muhtaç değil, insana da muhtaç değil öyle . ondan sonra

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِنِّي وَجَّهْتُ وَجْهِيَ لِلَّذِي فَطَرَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ حَنِيفًا وَمَا أَنَاْ مِنَ الْمُشْرِكِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

İnnî veccehtu vechiye lillezî fataras semâvâti vel arda hanîfen ve mâ ene minel muşrikîn.

Meali :

“Ben, hakka yönelen birisi olarak yüzümü, gökleri ve yeri yaratan Allah’ın Zat’ına döndürdüm. Ve ben, müşriklerden O’na ortak koşanlardan değilim.

(Sadakallahul Aziym EN'ÂM Suresi 79. ayet)

ve Raşidi Tarikatina intisab edipde, Zikirlerimizden biri olan, bu yukardaki ayeti okumaya devam eden, her kimsede, bu hukuk tecelli edip, o ayetlerin manasi, ve KIBLE ve yön meselesinin de nasil oldugu, yag gibi bariz şekilde anlaşilcakdir, o ayete devem etmeyenlerin kafasi elbet basmaz, ve anlayamayabilirler.


#########
#################

Yıllardır Kuran'ı Kerim bozulamaz, Hatta ayetleri ve harflerinin sayisi bile bellidir diye biliyoruz. ama ben bu kuralı bozdum, geçen Nebe suresindeki,

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

لَّا يَذُوقُونَ فِيهَا بَرْدًا وَلَا شَرَابًا

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Lâ yezûkûne (la yerzugune) fîhâ berden ve lâ şerâbâ(şerâben).

Meali :

orada (cehennem ehlinin oldugu yerde) onlara serinletici soguk bir şerab veya içecek yokdur. (yada orada onlar onun ile (soguk içecekler ile) riziklandirilmazlar).

(Sadakallahul Aziym NEBE-AMME Suresi 24. ayet)


onları rızıklandırılmaz ayetindeki "R" harfinin Unutulduğunu açıkladım, Demek ki eksik tarafı varmış, onu yıllardır, kimse, bu katı Kural sebebiyle Fark etmemiş. yine Hazreti isa ölmedi geri gelecek diye inanılıyor, Halbuki ölmüş, geri gelirse ancak yeniden çocuk olaraktan doğup da geri gelebilir. yine Hazreti Muhammed'in Uhud Savaşı'nda Düşmanlarca öldürüldüğü ortada görülmüş, ve kafirlerce başardık Yaygaraları çıkmış, Ve o anda deniyor ki, Muhammed uhud a çıkmış ve "ben buradayım, gelin buraya,ben ölmedim." demiş deniyor yine. Yani Muhammed de orada ölmuş, ama gecenki vaazin brinin konusu bu idi

:arrowunten:

"Kaldığı Yerden - Öldüğü Yerden Devam Eden"

dedik iki tane Tez imiz var, bir tanesi, bir tane orada ölen Muhammed veya isa var, Bir tane de ölmeyip devam eden var, devam eden, ölmeyip devam eden ise, klon Muhammed, ölmeyip devam eden yine, klon İsa. Bunu nasıl açıklayacağız. Yani Hızır Aleyhisselam Gelecekte bir yerde zamanda yolculugun keşfolduğu yerde, oradan gelen adam, ve iyilerden olan adam. Öyle olunca onun görevi, iyilerin başında ki, yolunda gitmeyen işleri düzeltmek ile görevli. ve uhud harbinde gördü ki Muhammed öldürüldü ve zmanin aksami degişti, ve hemen geri gitti, Muhammed'in bir önceki halinin klonunu çıkardı. onun(HIZIRIN) zamaninda, gelecekteki zamanda, insan klonlamakda keşf olmuş demek ki, öyle olunca, bir tane Muhammed'in klonu getirilip, orada Ben ölmedim buradayım diye devam eden Muhammed ile bu yol desteklendi, veyada klon olan Muhammed öldü, asli devam etdi, Muhammed ama, klonlanmış Muhammed haliyle ile tekrar devam etti. Yine İsa için aynı şey, O ölmedi hikayesi, aynı şekilde, gelecekten gelen adam, Hızır Aleyhisselam bunu böyle yapabilir değil mi? Gelecekten gelen adamın böyle olayları değiştirdiği ayetlerini Kur'an anlatıyor. Bunlarda bizim degişmez diye bildiğimiz, ve de biraz aklınızı karıştıracak kadar zor olanları, Yani geçen hafta vaazda anlattik, ve Kuran'a Darwinin evrim teorisi de sokulmuş, ve İbrahim Aleyhisselam, salak, neandartel bir insan halinde tarif edilmiş, ve bunun o salaklığı ilede, insanın evrimle bu hale geldiğini anlatmak için, Kuranı Kerime böyle bir ayet sokulmuş, kim farkında bunun? Kimse farkında değil, çünkü hep Kur'an bozulmaz, değişmez diye katı kurallarımız var, Haydi siz düşünün ve Tefekkür edin artık bundan sonrasini.

######
################

Körler ve sağırlar, Allah ın hata ürünü müdür?

Bugün zamanımızdaki Körler ve sağırlar, "Bizler, Allah'ın hatalı ürünleri miyiz" diye isyan etmekteler, ve körlük ve sağırlık Allah ın hata ürünü müdür?

Nakşibendi tarikatına girdikten sonra, ilk defa Nakşibendi şeyhi olan, Seyyid Abdulbaki Hazretlerini ziyaret ettiğimde, menzile ilk defa gittiğimde, abdest aldım camiye girdim, Cami daha yeni yapılmakta, kaba İnşaat halindeydi, Ama içinde namaz kılınıyordu, ve caminin alt katında namaz kılınıyordu, şu anki yerinde değil, bodrum katında, Belki şu an orası, Kur'an kursu şeklini almıştır, ve Ben abdest alıp içeri girdiğimde, caminin içi dolu gibiydi, ve ben ayakkabılığın olduğu yerdeki, namaz kılınan, halı serilmiş yerde, namazımı kılmaya durdum, ve yemin olsun ki, ben namaza durunca, sağ tarafımda, kendimin aynısı olan, fakat çok zayıf olan bir genç geldi, sağ tarafımda namaza durdu, Ben namazı kılmaya başlayınca güçlendi, beni koydu, sol tarafıma geçti, Daha sonra sol tarafımdan da ilerleye ilerleye, caminin içine doğru gitti, ben de ilk sünneti kıldıktan sonra, acele ile onu takip için, bakmak için caminin içine girdim, caminin içinde de, saf saf ilerleyerek önden imama doğru gittiğini gördüm, yeşil bir gömleği vardı, ve bunu hakkal yakın gördüğümde, anladım ki : Benim Namazim yeni bir insan halindeki yeni bedenimi oluşturmakta, Yani bir canım meydana gelmekte, bir beden ve bir insan oluşturulmakta Namaz ile. Ve burada Peygamberimizin şu yasakları aklıma geliyor, kendi yeni Tez imdir ispat edilmiş bir Tez değildir, ama keşfen anladığım ve benim hakkal yakin bildiğin bir şeydir. Keşfen benim bildiğim bir hakikattir ki, Peygamberimiz demiş ki : namazda etrafiniza bakınmayınız ve gözlerinizi de yummayın diye yasaklamıştır. Namazda gözleri yummak, ve etrafa bakınmak yasaklamıştır. Peki neden? Bunu bilen var mı? benden başka kimseden Duydunuz mu bunu mu duymadınız. Bugün Metin Şentürk gibi Gözleri kör olan kimseler, işte namazda ibadet eden bir kimsenin, gözlerini yumması sebebiyle, onun oluşturduğu beden olan insanın, Yani onun namazı, o kimsenin namazı, kör bir insan bedeni oluşturmakda, ve işlem tamam oluncada, cennette böyle kör bir insan olarak yer bulmakta, yani dünyamızda yer bulmakta, bir insan bedeni oluşmakta, ama Aşık Veysel gibi, yahut Metin Şentürk gibi, veya Steve Wonder gibi, işte gözleri kör insan oluşmakta. her şeyi Tamam ama, onun için Gözleri ama ve kör olan insan oluşmakta. Halbuki orada Namazda Biz Allah a Miraç etmekteyiz, Allah'ın huzuruna vardığında, sen gözlerini yumarda O na dogru Allah'a bakmazsan, Allah'a bakmak nedir secde yerine bakmaktır, Allah'a bakmak değil aslında ama, Allah'ın huzurundan veya temsili misal ile Başbakanın huzuruna çıkan birisi onunla görüşürken gözlerini yumupda Başbakana Bakmadan öyle konuşsa, nasıl bir edepsizliktir degilmi? Bu bir edepsizlik, ve edepsizliğin ve debsizlerin de çarptırıldığı cezası, cezası işlemi, Senin Namaz, yeni beden oluşturduğunda, beden işte Kör halde, aaama bir şekilde beden oluşturulmakta. işte Metin Şentürk veya stivie Wondur olmak da bunlar. Bu bir ceza mıdır? ceza evet Tamam. Peygamber efendimizin İbni Mektum adlı bir Ashabı varmış, ve o kör imiş. ve o demiş ki : yağmur kar oldumu, hani orada kar olmuyor ama, soğuk Bilmem şiddetli yagmur oldumu ya çok karanlık oldu mu, Ben camiye(Allah Rasülünün evinin bahcesine) gelirken düşüp yarlanmakdan korkuyorum, düşerim bir yerimi Yaralarım diyerekten korkuyorum, O yüzden öyle gecelerdeveya günlerde, Ben mescide gelmesem olur mu, ya resulallah, Yatsı namazına gelemediğim zaman, bana ceza varmıdır, diye sorunca, Sen namazları hiçbir vakit bırakmayacaksın demiş peygamberimiz. İşte o cefasını çekmiş, zahmetini çekmiş, ona bir vakit bile namazı cemaat ile kılmayı terk etmek yok, camiye gelmek mecburiyetinde idi, onun o hali ile, işte şu anki cennetteki körlerimiz oluşturulmakta. onlar yani Körler de cennete girdi.Ey Körler şu an Mehdijnmin vaktinde ve Bu Cennette yaşıyorsaniz, İbni mektubun o mescide ve cemata devam etemsi sebebiyle. işte onlar, Namazda, namaziniz ile bir insan Bedeni oluşturulmakta, Ama bu kör ise bedenleri saglikli amam bir azasi noksan yoksa ve başka azlarida noksamn olsa idi olmazdi degilmi, var, onlarda var, sakat insanlar da var burada. insan olmaktalar, fakat gözlerinden yoksun, şükretmek lazım, ve kötürüm ve başka bir yerlerindeki azarlarida hasarlı olsaydı, daha mı iyiydi. yani onlar da cennetimiz de ki kimseler. Ama ne, Namazda o an, Allah ile görüşmede gözlerini yuman kimse, bir edepsizlik ettiği için, o namaz kılan kimsenin veya bizim hatamız olan Bedenler şu an. namazı kılarken efendimizin sözüne uymalıdır. ya sanki orada adam bir şuura giriyoruz, daha bir şuurla namaz kılmak için,bir fikir oluşuyor ve Gözlerimiz açılıp açılıp kapanıyor, İşte benim bütün olmam, Vahdeti Vücut olmam, benim Bunu çokca yapmam demek de, Adem atamiz yaratılalidan bu yana, günümüze gelesiye kadar, çokça aama ve kör insan dünyaya gelmiş, ve onların hepsinin, şu anda Eğer ki cezaları cezaları bittiyse, Artık için benim Bunu gözlerimi çokca bu harekti yaparakdan cennete almam demek olur, anlayın ki, onların sayısı kadar insanın kendi Cennetimize alabiliriz şu an, dün dünyamızdan ama olan o insanlar Aşık Veysel veya Metin Şentürk idi. Bunlar yeni İbni Mektum lar, Muhammed'in ki gibi bunlarda Mehdi aleyhisselamin ibni mektumlarinin yeni halleri,hepsi bu ona yani o kadar o kadar Muhamede ve dinine aşikmiş ki, karanlık bir gecede düşmez Şaşma veya bir yerine yaralama aşkına da olsa, Muhammed Aşkından Vazgeçme miş, cemaatten vazgeçmemiş, Hatta demiyor mu ki Muhammed, savaşa gittiğinde kadınların başında kalacak erkek kimse kalmamış, ve onu Bütün Kadinlara İmam ediyor, kadınların başına geçirmiş, gözlerinden yoksun bile olsa, ama erkek olduğu için,Kadinlarin hepsine imam olma rütbesini kazanmış, kadınlara imam olmuş, bütün ashabının kadınlarının imami olma rütbesini kazanmış. Sizler, ey zamanimizin körleri, sizlerde bu Şerefe ermişsiniz. Yani en yüksek kadınlar bile bu rütbenin bir basmak altinda. Demeyinc Allah bizi unutmuş, Allah'ın hatalı ürünleriyiz diye isyanda etmeyiniz, Hayır hayır Allah sizi unutmamış, en iyi kadından, En üstün evliya kadından bile, bir Üst derecede, onunda üstündesiniz, siz onlara imamsıniz, İmam olmuşsunuz.Allah'a isyan edipte küfre girmeyin. hemen sizden Evet hatali ürünler siniz kimin hatasi peki Namaz kılanlarin yaptığı hatadan dolayi. Hemen hemen şuurlu namaz kılmak kastıyla hepimizin gözlerimizi yummması sebebiyle meydana gelmiş olan hatali ürünler. namazlarıni gözü kapalı kilan insanlarca oluşturulmakta ve işte sizlerr hatalı ürünler oluyorsunuz, bizim namazımızın zellelerisiniz, Yani zelle demek hata demektir. namazda bilerek yapmış olduğumuz hatamız. Yine Namazda etrafınıza bakınmayı da yasaklamış Peygamber. namazda sağa sola bir başka bir yere ve şeye bakılmaz, mecbur kalmadıkça, sağa sola bakılmaz, işte sağa sola başka bir şeylere bakanların namazları da aynı yumanlrin gözlerini kör olduğu gibi, onların ki de şaşı yada alaca gözlü insan olur. Allah'ın huzurunda gözlerini başka yere kaçıran insanın hali. misal düşünün Başbakanın yanına gittimi onunla konuşup görüşürken, Başbakana bakmayıp da etrafına bakıyorsan, Ne kadar edepsizlik degilmi, ha gözlerin yummuşsun Ha orada Başbakana bakmak yerine onun yüzüne bakmayipda etrafa bakınmak, Yani Allah'ın huzuruna çıkıp da Allah'a doğru yönününe tutmamakda böyle, etrafa bakınmak, etrafıyla meşgul olmak, işte Bunun cezası da Şaşı olaraktan dünyaya gelmektir vesselam.

############
################

YouTube'da Sinan Canan'ın seyrederken aklıma takıldı, insan yaratılırken beyni ne zaman yaratılıyor meselesine girersek. Beyni kaçıncı ayda yaratılmaya başlanıyor hikayesi. Sen bir resim yaparken, sen bir insansın, insan, halifeyi ruyi zemin, ve sen bir resim yaparken, insan ya da hayvan resmi, Bu resmi, hayvanların kine kuyruğundan mı başlıyor, insanlarınkini ayağından mı başlıyorsun resim yapmaya, yoksa ilk önce kafasımı çizilir resimin? O zaman öyle iki üç ayda 4 ayda Bilmem 5 ay da filan yaratılmaz beyin, hatta ilkbaşlangıçta beyin zaten oluşturulur,yani önce deniz yapilip, icine denizlermi dökülür, yoksa nehirler caylar önce halkolup, onlara aka aka denizemi dökülüpde deniz meydana gelir, yine önce baklavayada cörekler yapilipda tepsiyeme dizilir yoksa tepsi konulup icindemi cörek yapilir gibi bişeyler yani. Beyin de her zaman ilk başta oluşturulan şeydir, en başta parmağı ucundadır, sonra kafaya çıkar, oradadır, Beyin düşünme yeri yani, o işi oluşturma Merkezi, her şeyi oluşturma Merkezi, kendisi oluşturuyor, kendi kendini oluştururken, beyni olmazsa nasil oluşturacak, O hücre kendini oluşturuyor, kendini oluşturan bu şeyin de aklı olmazsa nasil nere göz olcak bilcek neresi kulak olcak bilcek ki, yine hani Allah yarattı Tamam Allah yarattı ama, Allah fizik ve kimya biyoloji kanunları koymuş, Allah o hücreye kendi kendini üretip yaratma kuvveti vermiş, Allah elbette anne karnındaki cocugu, geldi hamur yoğurur gibi yoğurdudami yapti, var mı böyle birşey, orada bebek şeklini vermek icin, çamurdan, ya da bilmem başka şeyden mesela macundan bir bebek mi yapiyor Allah, Halbuki allah ilk hücre sperme bir bilgi ve beyinm vermiş o kendi hücrelerini, kendisi kendini çogaltti, kendini böyle meydan getiriyor, ve bunu böyle halk ederken, içinde Aklın olması lazım ki, neresinde ne olması lazım olduğunu bilsin, Ve bu İlk önce insan resmi yaparken nasıl kafasını yaparsam, Allah da onun kafasıni yani beynini ilk önce halk edince, zaten ilk işi haydi yap bebek halket diye kün deyince Allah, kendi kendini üreterek, Yani kendi kendini oluşturuyor, böyle olunca aynı resim gibi, ilk önce ve bademin ucundaki kuşeyri çücüğü gibidir gibidir aklin oldgu yer, kuşeyri ve O an bugdayin yada bademin başı gibi, insan halinde ise beyin ve aklin Merkezi halindedir. insanın elini çizmeye başladım elle nereden başlarsın küçük parmaktan başlamazsın herhalde, bazılar küçük parmakdanda başlayabilir, ama baş parmak diye bir şey var, yani baş parmaktan başlarsak cizmeye değil mi, Her şeyin bir başı var, at çiziyorsun yine bacağından başlamaz, yelesinden başlamaz, başından başlarsin, her şeyin başı, öyle Allah da hücreye bir baş vermiş, akıl vermiş, aklı içinde zaten, onun icra makamı çalıştırdıktan sonra bölüne bölüne neresi ne olcak bilir ve oraya başka bir baş tayin oluir oda orayi yaratir yine digeer kol göz ve en son aslinda beyin amma aslinda ilk anda ilk hücrede vbir beyin vardi zaten düşünebiliyor zaten, böyle böyle hemen çocuk yarattığı, yani yaratılmış olan varlığı meydana getiriyor, Yoksa Allah adama kadina elini uzatıp, içinde rahminde orada macun gibi bir şeyden çocuk şekilde oluşturup da ondan sonra ruh üfleyerek çocuk olmuyor, yani hücrenin aklı olması lazım ki, kendi kendini, bölünerek Çoğaltıp, nerenin göz, nerenin kaş olduğunu bilip, ve ona göre bir yaratılışla buluşturmaya gitmesi lazım, Öyleyse sperm zaten gittiğinde, olacak şey içinde yazılı zaten, Akıllı zaten, aklı içinde zaten, Öyle olunca beyin ilk oluşturulan şey zaten, beyin demek akıl demek zaten.

#########
################

Geçen haftaki sesli vaazda anlattığımız, kafirlerin isa Aleyhisselam'a ve Mehdi Aleyhisselam'a düşmanlık etmelerinin sebebi, Allah bizleri yarattı da, peki niye öldürecek, niye kıyameti başımıza koparacak, o zaman bir biz onunla savaşıp, onu yenersek, bizi öldüremez, kıyameti de koparamaz hikayesiyle, şeytana destek çıkıp, şeytanın taraftari olup, Allah a, ve Mehdiye, ve Allah'ın peygamberlerine düşmanlık ediyorlar ki, İsa Aleyhisselam'ı da o yüzden kesip biçmişler. şu an Mehdi'nin kesin olaraktan kim olduğunu bir bilseler, Onada yapacakları aynı şey ki, zaten Muhammed hadislerinde

DECCALE KARŞI ÇIKAN MÜ’MİN

Ebu Said el Hudri’den (Radıyellahu anhu) rivayet edildiki Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu “Deccal çıkar, onun karşısı na mü’minlerden bir adam çıkar. Deccalin silahlı muhafızları onun karşısına çıkar ve nereye (gitmek) istiyorsun? derler. Mü’min derki ‘Şu çıkmış olan kişiyi kast ediyorum’ Muhafızlar ona derki ‘Rabbimize iman etmiyormusun?’ Mü’min derki ‘Rabbimizin gizli bir tarafı yoktur.’ Muhafız lar ‘Onu öldürün’ derler. Bazıları diğerlerine derki ‘Rabbiniz kendinden habersiz hiç kimseyi öldürmekten sizi nehyetmedimi?’ (Ebu Said) Derki ‘Onu Deccal’e götürürler.

Mü’min onu görünce, ‘Ey insanlar! Şu, Resu lullah’ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) bahsettiği Deccaldir’ der. (Ebu Said) Derki; Deccal derki: ‘Onu tutun, onu ikiye yarın.’ Sırtı ve karnı sopa ile dövülür. (Ebu Said) Derki; Deccal ona derki ‘Bana iman etmeyecekmisin’ (Ebu Said) Derki: Mü’min ‘Sen yalancı Mesihsin’ der. Deccal emreder testere ile iki parçaya yarılır, hatta iki ayak arası ayrılır. (Ebu Said) Derki sonra Deccal iki parça arasında yürür, sonra ona ‘Kalk’ der. Sapasağlam ayağa kalkar. Sonra ona derki ‘Bana iman etmeyecekmisin?’ Mü’min derki ‘Ancak senin hakkında basiretim arttı’ Sonra derki ‘Ey insanlar! Bu, benden sonra insanlardan hiç kimseye bir şey yapamaz’ (Ebu Said) Derki Deccal onu kesmek için yakalar, boynundan köprücük kemiğine kadarki kısmı bakır yapılır, artık ona güç yetirmeye yol bulamaz.

(Ebu Said) Derki Deccal onu iki eli ve ayağından tutar ve atar. İnsanlar onu ateşe attığını zanneder. Ancak o, cennete atılır. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki ‘Alemlerin Rabbi indinde şehadet bakımından insanların en faziletlisi bu kişidir.’

(Müslim)

Allahu alem bu Ahmet Cemal Kaşikci olayi, ve o adamin ahirzmanda kesilmiş olmasi, bu olayi teyid eden bir durum, ve o adam, bu adam olabilir allahu alem. dogrsunu Allah bilir.

Allah diyen bir adamın Deccal karşıya gideceği, bu arada onun askerlerinin, onu tutup da Deccal karşısına çıkaracağı, ve hatta onun, onu Mehdiyi yada o adamı kesmeye kalkacağı, ve ikiye böleceği, tekrar diriltecek, sonra da, Kendisinin onun tanrısı olduğunu ikrar etmesini isteyecek olmasi, bu adaminda, Senin Deccal olduğunu şimdi daha iyi anladım diyeceğini, ve sonra tekrar kesmeye kalkacağını, ve fakat Allah'ın, Mehdi'nin ya da o adamın Omuriligini, bakır ve gümüşten yeniden halk edeceğini, ve deccalın da bir daha kesemeyeceğini, ve orada Onun gücünün Tükeneceğini Peygamberimiz rivayet etmiş. böyle olunca, onların korkusu Allah'ın Kıyamet ile onları öldürmesi yok etmesi, ve biz dedik ki geçen sesli vaazda, güya Allah, kainatı domino taşları gibi dizmiş, ve onu yıkmak için dizmiş diye algılıyor lar, Halbuki Geçen ki anlattığımız mesele olan, ölümsüzlüğün sırrı çözülürse, Ben kainatın prototipi isem, ve Ben ölmeyince benim kainatta yıkılmamış olur, sen yine bir kainatsın, Sen de ölümsüz olunca, ölmeyince, senin Kainat yine yıkılmamış olur, ve bizler hepimiz birleşerekden tırnağı, sonra parmağı, sonra kolu, sonra da bedeni, Yani Voltrani oluşturmuş oluruz, Öyle olunca Voltran da büyük Kainat demektir, hepimiz ölümsüz olunca, artık kıyamet de kopmamış olur. ama bu bir Tez dir, taaki antitez ortaya konasiya kadar. ve Allah Kur'an'da buyuruyor ki,

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

أَفَأَمِنَ الَّذِينَ مَكَرُواْ السَّيِّئَاتِ أَن يَخْسِفَ اللّهُ بِهِمُ الأَرْضَ أَوْ يَأْتِيَهُمُ الْعَذَابُ مِنْ حَيْثُ لاَ يَشْعُرُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

E fe eminellezîne mekerû seyyiâti en yahsifallâhu bihimul arda ev ye’tiyehumul azâbu min haysu lâ yeş’urûn

Meali :

Kötü işler yapmak için tuzak kuranlar, Allah’ın kendilerini yere geçirmesinden veya (ansızın) bilemeyecekleri bir yerden kendilerine azap gelmesinden emin mi oldular?

(Sadakallahul Aziym NAHL Suresi 45. ayet)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

قُلْ أَرَأَيْتَكُمْ إِنْ أَتَاكُمْ عَذَابُ اللّهِ بَغْتَةً أَوْ جَهْرَةً هَلْ يُهْلَكُ إِلاَّ الْقَوْمُ الظَّالِمُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Kul e raeytekum in etâkum azâbullâhi bagteten ev cehreten hel yuhleku illâl kavmuz zâlimûn

Meali :

De ki: “Ne dersiniz, Allah’ın azabı size beklenmedik bir anda veya açıktan açığa gelse, zalimler toplumundan başkası mı helâk edilecek?”

(Sadakallahul Aziym EN'AM Suresi 47. ayet)

Allah'ın azabının ansızın sizi yakalayıvermeyeceğinden emin misiniz.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

أَفَأَمِنُواْ مَكْرَ اللّهِ فَلاَ يَأْمَنُ مَكْرَ اللّهِ إِلاَّ الْقَوْمُ الْخَاسِرُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

E fe eminû mekrallâhi, fe lâ ye’menu mekrallâhi illâl kavmul hâsirûn.

Meali :

Yoksa Allah’ın tuzağından azabından emin mi oldular? Fakat ziyana uğrayan topluluktan başkası, Allah’ın tuzağından (böyle) mühlet vermesinden hilesinden (Allah’ın kendilerine azap vermeyeceğinden) emin olamaz.

(Sadakallahul Aziym A'RAF Suresi 99. ayet)

kimler Allah'ın mekrinden güvendedir. Ayetler gösteriyor ki, bu konuda garantimiz yok. Hani o şu zamanda Allah'ın kıyameti koparmasından korkanlara İşte bu bir ümit ölümsüzlük ve sonsuzluga ulaşmak, ve yarın Allah'ın kıyameti koparmayabileceği umudu ile yaşasınlar, ama Allah'ın mekrinden de Emin değiliz. Vallahi Allah, insanlık hakkındaki fikrini değiştirebilir. işte o yüzden havf ile reca arasında, yani korku ile Ümit arasında yaşamamız gerektiğini de unutmamamız lazım. ve yine rivayetlerden biliyoruz ki, Cennet denilen yer sonsuzluk, ve ölümsüzlük Diyarı, ve ibadet yok, namaz yok, oruç yok, zikir yok, Sadece dilediğini ye, dilediği iç, rahat ve huzur içinde, barış içinde, insan gibi yaşanılan yer. Öyle olunca işte biz de Kur'an'ın ahkami ile yaşarsak, zaten dünyada, o Cennet denilen yer kurulmuş olacak, ve ölümün çaresi de bulununca, sonsuzluk olacak, ve biz anlattık ki, zayıflamanın çaresi, Besmelesiz yemek içmek dedik, besmele ile yemek yine şişmanlamak ve güçlenmek icin dedik. Ben, sen, o, yemekleri Besmelesiz yiyince, insan ibadetlerdende, yavaş yavaş soguyor, namazlar gider, oruç gider. Zaten bunu yaşayan, namazsiz, abdestsiz, dinden biihaber, bicok bir insanin dünyada ve Türkiye'mizde Bolca örnekleri var. Adam 20 yaşına veya 30 yaşına kadar namaz kılmamıştır daha, sonra namaza başlar, niyaza başlar, duaya başlar, Besmele ile yemege başlar, besmeleli yeme içmeye başlar, Daha önce bunları yapmayordur işte, ve dikat edeerlerse o vakitlerde zayiftirlar fittiriler, aynı şeyin ters çevrilmiş haline, Bizde o hale geri dönmek için, işte Besmelesiz yiyip içince, yediklerin sende hayra ve hücreye yagahatta enerjiye bile dönmeyecek, hayra Dönmeyince, namazda olmayacak, zikirde olmayacak, işte o zaman vücut onlari atik madde dikye herseferinde yedikten sonra dışarıya atacak o yediklerini, ama yan tesir olan zikirsiz fikirsiz yemek ile işte ibadert gücüde gidiyor ve ibadetler gidiyor, ama bu hakikat, Eğer Allah'ın koyduğu, kainata Allah'ın koyduğu bir yasası ise, ve işte cennette ibadetlerinde olmaması halide, bu ahkam üzere yaşandığında ortaya çıkacaktır. fakat şundan da Korkarım ki, Kıyamet rivayetlerinde, kıyametin Allah'ı unutanların başına kopacağı rivayeti var.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Kıyamet müminlerin başına kopmaz. Cenab-ı Allah kıyametin kopacağına yakın bir zamanda, bir rüzgar gönderir. O rüzgarın dalgalanmasıyla, imanı olan hiç bir mümin kalmayacak, ruhunu teslim edecektir. Allah onlara rahmet eylesin."

( Hadis-i Şerif , Şerhüs-Sünne 15/90, Müsned-ül Firdevs 5/88, El-Metalibül Aliye hadis no: 4582 (İmamı Busiri hadisin sıhhatine hükmetmiş); Kenzül Ummal 15/229; Şuab-ı İman Beyhaki 2/191; Mu'cemut-Taberani El-Kebir 3/3037)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Kıyamet sâdece şerir insanların üzerine kopacaktır.”

(Hadis-i Şerif, Müslim)

İbni Mesud (ra) rivayet ediyor:

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Kıyamet ancak kötü inanların başına kopar.”

(Hadis-i Şerif, Müslim)

Eğer Bizler Besmelesiz yiyip içersek ve o yüzden de vücudumuzdaki Allah'ı zikretme ve ibadet etme enerjisi yok Olursa, ve Allah'ı unutup dünyaya dalarsak, artık o zaman Allah muhafaza başımıza Kıyametlerin kopması tehlikesi var. ama yine dedik cennette ibadet yokmuş, Cennet Burası ise, o zaman burada olacak bir hikmet bu, Ama dedim ya, korku ile Ümit arasında yaşamamız lazım, yoksa ibadetlerde gidince, Allah'ı da unutma tehlikesi var, ama her an Allah'la olup da, namaz kılınmasa, ya da oruç tutulmasa, burada o cennetin kurulduğunun Alameti Olabilir, çünkü cennette ibadetyok, Çok keyifli yer, Eğer Cennet Burası Tez imiz doğru ise, ibadetlerin de ortadan kalkmasına bir sebep olması lazım, Bu da dedik ki, işte Besmeleyle yiyen insan güçlenir, hem ruhen hem bedenen güçlenir, hem de bedenen şişmanlar, nedencünkü beden üstüne allh okunmus nimetleri vücuttan onları atmak istemez, ama Besmelesiz yiyince, O zaman beden onları dışarı atar, dışarı atınca da vücut kilo almaz, ne kadar yersen ye, kilo almazsin. Ben bu Avusturya geldiğimde hatırlıyorum taş ocaginda taş işinda agir işte çalışıyorum, O zaman ben de yemeklerden önce besmele çekmek Ahlak ve tam bir Meleke halini almamış ti, ve bazen unutuyordum bazen hatırlıyordum, ve öyle ki günde 5 öğün yediğim günler var, ama yediklerim kilo yapmıyor, Çünkü Besmelesiz yediğim için, ve bu hakikat önce gerçekleştiyse, şu anda aynı günlere geri dönebiliriz, aynı sebeplere yapışarak tan, aynı Hikmet'in tezahür etmesine sebep olabiliriz, sadece geldiğimiz yolu, geri dönmek gerekiyor bize. ve bu Hikmet öğrenilince işte burada ibadetinde sebebiyle hikmeti anlaşılmış olacak, orucunda sebebi anlaşılmış olacak, Allah'la olmasini ögrenice, Onun için artık namaza oruca gerek kalmayacak, Çünkü burası Cennet ise, o şekilde olacak, Yok değilse, tezim yanlış ise, hala bizim namaza da ihtiyacımız var, oruca da o zaman.

###########
####################

Dünyada bir örgüt var ki, bütün sistemi ele geçirmiş bunlar, Bütün bankalar Onların elinde, istedikleri ülkeye istedikleri kişiyi Başbakan yapıyorlar, Yani yönetime geçiriyorlar, istedikleri parayı istedikleri yerde kullanıyorlar, istedikleri kişiyi hasta edip öldürebiliyorlar, istediklerini de sağlığına kavuşturabiliyorlar, teknoloji Onların ellerinde, bilim Onların elinde, Tıp Onların elinde, şarkı türkü müzik Hepsi Onların elinde, sanatçılar Onların elinde, bilim adamları Onların elinde, işçiler Onların elinde, ve fakat Hepsi bunların, onlarda olmasına rağmen, Mehdi'nin de onlardan biri olmasını istiyorlar, onların istediği birisinin Mehdi olmasını istiyorlar, fakat adamın bir tanesi çıkıyor, Mehdi benim diyor. Bu onların hiç işine gelmiyor . Hz Muhammed vaktinde de son Peygamberi bekleyenler vardi ve, Abdülmuttalib'in Öksüz'ü Ben Peygamberim davasına ileri atması üstüne, Biz gibi zenginler var iken, şehrin efendileri varken, senin gibi çulsuzami kaldi bu iş dediler. ve onun peygamberliğini kabul etmediler, işte Şimdiki insanların ve bu örgütün de, her şeyi onların yanında olduğu için, onlar istiyorlar ki, onların istediği bir kimse Mehdi olmasi icin atanmış Mehdiler oluşturuyorlar, Evet ama onlar o görevi ifa edecek güçte değiller. Bununda farkındalar, ve birçok mehdilik iddia eden kimse de var, ortalıkta sahte mehdiler var, bayağı bir ben mehdiyin diyeninsan da var. Kimin gercek Mehdi olduğu konusunda Allah'tan da kesin bir delil yok, Ve onun gercekte kim oldgunuda bir bilseler bulsalar, zaten İsa'yı öldürdükleri gibi öldürecekler ki, Muhammed'in anlattığı Deccalin bir adami keseceği hikayesi budur zaten. Muhammed vaktinde, Veysel Karani gibi onu görmek için âşıklık çekenler vardı, gönlüne onu Taç yapmıştı, ve niceleri de vardı ki, Ebu Cehil gibi, bu çulsuz mu peygamber olacak diyenler bile vardı. Bugün Herşey onların elinde olan kimseler var ki, onlar Mehdiyi de görüp bilmelerine rağmen, işte Ebu Cehil gib, bu mu Mehdi diyerekten kabul etmiyorlar, ve hatta bir de ona düşmanlık etmek derdindeler. Varın siz düşünün kendi halinizi, sizler mehdi'yi ne kadar bilip taniyor, ve ona ne kadar dost, veya düşman oldgunuzu biliyorsunuz.

#######
##############


Hazreti Adem vakti peynir yoktu, tarhana çorbası yoktu, spagetti yoktu, ne yedi, Ne içti, ve ayetler vark ki, temizler temizler içindir. insan yediğindendir, öyle olunca temiz şeyler yemiş ki, Habil ve şid aleyhisselam gibi gibi Temiz bir soy da devam etmiş, yanlışlardan da Yemiş olabilir ki, Kabil gibi bir soy da ortaya çıkmış. o gün günahta Yani günah çeşidi de az idi , Ve öyle olunca onların uğraştığı 10 günah, ve Bizlerin bugün uğraştıgimiz yüzlerce günah, ve bizlerin onların yaptığının onda birini yapmamız kurtuluşa ermemize sebebmiş

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Ey eshabım, siz öyle bir zamandasınız ki, dinin emir ve yasaklarının onda birine uymazsanız helak olur, Cehenneme gidersiniz. Öyle bir zaman gelecek ki, emir ve yasaklarının onda birine uyabilen, Cehennemden kurtulur."

( Hadis-i Şerif , Tirmizi, Taberani,İ. Ahmed)

Bu yüzden hadisi Şerif'te öyle dedi Peygamber Efendimiz, Onlar bizim yaptığımızın onda birini yapsalar Cehennemden kurtulur yani cennete girecek, Çünkü o zaman günah azdı bizim vaktimiz de günahın çeşidi çok, bizde 50 günahtan 25 şiniyapma sak da 25'ini yaptık mi bile kardayız.

Rabbim, Mehdi Ve Cematinin imami ve sözcüsü olarak, biz en yüksek cennete talip olduk, senin bizleri oralara ulaştirman, yüce şanındandır, bizleri orlara ulaştırver ey rabbimiz, amiiiiiyyyynn


--oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--


Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 26 Ekim 2018 Cuma

Original Kar © glan

8. Cennet ile Herşeyi Benliğe Geçirenler (Kar©glanin 17 Ekim 2018 Vaazi)



Sekizinci Kat Cennetler ile Herşeyi Benliğe Geçirenler

(Kar©glanin 17 Ekim 2018 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَتَوَكَّلْ عَلَى الْحَيِّ الَّذِي لَا يَمُوتُ وَسَبِّحْ بِحَمْدِهِ وَكَفَى بِهِ بِذُنُوبِ عِبَادِهِ خَبِيرًا

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve tevekkel alâl hayyillezî lâ yemûtu ve sebbih bi hamdihî, ve kefâ bihî bi zunûbi ibâdihî habîrâ.

Meali :

Sen, o ölümsüz ve daima diri olana (Allah’a) tevekkül etyani yönel yada ona dön yönünü. O’nu(Hic ölmeyen Allahi) her türlü övgüyle yücelterek tesbih et. Kullarının yaptiklarından hakkıyla haberdar olarak O yeter!

(Sadakallahul Aziym Furkan suresi 58. ayet)


---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

" 'Risalet ve nübüvvet muhakkak kesildi. Benden sonra ne Rasûl ve ne de Nebi vardır.' Bu insanlara ağır geldi. Bunun üzerine Rasûlullah buyurdu ki:

— Fakat, mübeşşirat vardır, onlar:

— Ey Allah'ın Rasûlü, mübeşşirat nedir?

Rasûlullah dedi ki:

"Kim beni rüyasında görürse, gerçek olarak beni görmüştür. Çünkü şeytan benim kılığıma suretime giremez. sâdık rüya mü'minin sâdık rüyası peygamberliğin kırk altı cüzünden bir parçadır, Peygamberliğin kırk altı parçasından birisidir.

Ahirzmanda Mehdi vaktinde, rüyalarin onda dokuzu, gün gibi acik rüya olacak, mübeşşirat bunlardir.
"

( Hadis-i Şerif , Tirmizi, Rüya, 2/2272,Buhari, 6994 ve bir parcasida rasidin hocadan,onun internete arayip bulmadigi ve fakat bildigi kadari ile)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

Tuvalete girmeden önünde dua okuyunca, tuvalette sıçmak bile ibadete dönüyorsa, Ben çıplak prn filmine baksam da ondan sevap kazanmasını bilirim Çünkü ticaretci Amcalar, Bakkal Amcalar, Neyi kaç paraya satacağını bilir, nelerden de ne kadar kar edebileceğini bilir, Ben bir Bakkal amca kadar akıllı değil miyim ki, tuvaletten sevap kazanmasını biliyorum da, yabancı şarkı dinleyince, yada diziye bakınca, filme bakınca, ya da p**** filmine bakınca sevap kazanmasını bilimeyeyim.
Hocanin birine atfen, sen benim ne zaman öleceğini bilemez,ve buna sen karar veremezsin ama, ben seninkine karar verip bilebilirim. Nasil mi? elimde armudun iyisi var, Vereyim mi sana yer misin, yemezsen bile, sana yem olarak koyarim, kuzu kuzu yersin. unuttun mu! Rus kızıni yolladilar fetocularda, izmir maçı yaptıydın, dayanamadın yemiştin. Arkasından da zindanlara atı vermişlerdi seni. Havas ınan duayınan bana bir şey yapabileceğini mi zannediyorsun? Yapabilseydi, Deccal köpeği şimdiye kadar 50 kere, beni senden önce..... Sen Deccal köpeği yanında, köpeklerin köpeğinin köpeğisin. Bende Kenan gibi "bana bir şey olmaz diyorum" Allah'ın izniyle Ve muhafazasiyla bana bir şey olmaz. senin gibi ahmak köpekler yer Rus yemlerini.

Birde Zikrinde Estağfurullah çekmeyi unuttun diyorsun, Niye unutayım, Her namazın başında 13 sonunda 13 okuyorum, zaten ikindi geldimi Ne etti 78 estağfurullah. ya geçiyor bile kaç ediyor 26- 26- 26 üç = 78 ediyor Seyyid'ül İstiğfar 71 Zaten, ben 78 çekiyorum, niye unutayım çeklerin(çekoslavak) bir lafı vardır, Yarın da bir gün, bugün her şeyi bitirmeye gerek yok, Yarın da, Allah in günlerinden bir gün.

Sen diyor sun ki sabahtan akşama kadar videolara klipleri dizilere bakıp, duaayı okumadın ve Silahsız kaldın diyorsun. Ama geçen Senden Öğrendim, dedin ki, insan Halis niyet ile iki rekat sabah namazını kılsa, akşama kadar onu Allah korur, melekler korur. Sokak a çıktık, ve tabanca evde kaldıysa, cebimde de bıçak varsa, düşmanda karşıma çıktıysa, Ben bir eve gideyimd de, tabancami alip gelen olmaz. O zaman bana gereken, cebimdeki bıçağa davranmak. DUA yapılmadıysa da, Sabah Namazımı kıldım, o bana akşama kadar şefaat edecektir. Kuranin tamami baçeindaki "elif, lam,mim" de gizli, o da demek olur ki, kurandan üc harf okumam gerikirse kuranin tamamini okumam gibi olur demekdir, Acil durum silahi yani, bu emme elif lam olur, amma be te se olur farketmez, oda dilim döndükce, dilim dönmese bile, kalbim attikca bunada malik olurum, hic silahim olmasa bile, elime ile refiki ala harektei yapsam veya desem yine yeter …….. daha anlatanmi neler var, Allah adaminin silahi da bitmez, mermiside azizim. Elemneşrahda, birinden yoruldundsa, yada birisi seni yorduysa digerine gec demek budur azizim, yani bitmez, silah bitmez, cephane bitmez, mermi gizlemiş rabbim bizim icin, 1 milyon hadisde, bir milyon dua var, ve her birinde ayri yol ve yöntem var, sen sec, o yetmezse, ben sana yenilerini alip bulup gelen, dahada yenileri var bugün.

######
############

Güneş Gittiği Yere sürüsünü de götürüyor Jüpiter, Pluto, Dünya, Mars.
İnsanoğlu da Gittiği Yere, gözetlemeci ve korumaci muhafiz meleklerini, misal hangi soya mensup ise, mesela Hasan kolundansa, Hasanlari. Hüseyin kolundansa hüseyinleri. İbrahim kolundan ise, İbrahimleri, Musa kolundan ise, musaları, yani sürüsünü birlikte götürmekte.

########
#################

Amerika'nın aya gittik hikayeleri külliyen yalan, çünkü sen füzeyi attın, ama ay yerinde sabit durmuyor ki, ay tepemizde dediğimiz zaman, tepemizde Sabit değil, dünya her an döndüğü için, ay az önceki yerinde değil, ama senin uzay araci, yerini ve yönünüi aynı tuttu, yönü Güdümlü değil ki, direksiyonuda yok onun, kanadida yok manevra yapabilsin, motoruda yo,k kanatlariyla menavresini ayarlasin. güdümlü füze olsa bile, aya yetişemez ki, Çünkü ay da mermi gibi hızlı gidiyor, ayın yeni yeri, eski hesapladığın yer değil, Öyle olunca senin ayı Hedef almam bile mümkün değil, peki Nasıl oldu da, senin o devirde, Bir de eski devirde, daha bu teknik bile yokken, gitti ve ay ın üzerine indi. aklı ve mantıgi olan bir insan için bunun mümkün olmadığı apaçık belli. hadi indi diyleim ve götüne takdigi füzele oraya varasiya bitti, orada sonuncusu ile indi, peki aydan gerii dönerken, merdivenden hoplar gibi, hoplayimiverdide, dünyaya geri indi, yani orada götüne füze ve yakit tanki yerine ne takdida, buraya dogru kendi o füzeyle yolladi. orada enerji bitti len, yok ki gayri füzesi, neyle geri döndü, tabi tabi ay tepemizde güya hani ya, tepeden hopladi assagi indi degil mi? yeme bizi Amerikan amca, yeme bizi, ahmak degiliz biz sizinkiler gibi.

############
###################

YouTube kanalımız yani TV karoglan tanınmış hale geldikten sonra, yaklaşık 40-50 video yüklemiş ken, geçen vaazın içinde bir ilahiyi arka planda çaldım diye şikayet edenler yüzünden, ve İnternette arama yaptım telif hakkı veya kişisel haklara saygı meselesi yüzünden, youtubenin bazı kanalların haklarını elinden aldığı, yasakladığı, ya da kanalını kapadı haberlerini okudum, ve vaazlarımız öyle sakin uysal bir vaaz değil, bazılarının işine gelmeyen sözler söylüyoruz. Bazıları anlamıyor, belki ileride anlayacak amab kafası şu an algılamıyor, ama ileride anlayacak, ama şu anki haliyle, bizi şikayet edip kanalımızın kapanmasına, veyahut videolarımızın yasaklanmasına sebep olacağından, ve eski videolarımın kimi ses kaydı ve görüntülerininde kalitesi yüksek olmadığından, daha güzel görüntülü ve sesli, ve kişisel ve telif haklarına saygılı, etliye sütlüye dokunmayan videolar ile, vaazları mı yayınlamaya karar verdim. ve ileride veya geçmişte yaptığım bir durumdan dolayı şikayete maruz kalmamak için, kanalımdaki bütün videoları ve eski videolarımı hepsini sildim.

Nasıl bir dünyaya doğru gidiyoruz ki, herkesin hırsa bürünmüş gözleri, para para para olmuş, hırs bürümüş, ve herkes diyor Şu benim, berikisi diyor bu benim, ve herkes kendince bir şeylere sahip çıkmaya çalışıyor, Dün Yunan Kokoreç benim, Yoğurt benim dedi telifini aldi tescilletti. Biz bugün yoğurt yapınca Yunanistan'a artık telif mi ödeyeceğiz, telif hakkı diye birşey dün çıktı ve aslinda bizim olan ve biz yıllardır yediğimiz yogurtu yapinca, Yunanistan a telifmi ödeycegiz, Yarın diyecek birisi de tas kebabı da benim, öteki de, marul u ilk ben Diktim, Benden öğrendiniz bana telif ödersiniz diyebilir, böyle aymazlık var ortalikda. kaşık kaşık, yıllardır kullandığımız kaşık, yemekte kullandığımız kaşık, birisi derse bu bizim buluşumuz, ve biz o öyle dedi diye, o kimseye Telif mi ödemek zorundayız, ve bir de telif hakkinda başka kullanımı hakkı belgesi bulundurma yasasi cikarir bu insanlik yani ileride buda çıkarılir. Adam diyecek ki bu telif ile senin 4 kaşık kullanma hakkın var derse, nereye doğru gidiyor bu dünya, herkesin gözünü bu kadar hirsmi bürüdü, Bu kadar mı para hevesi, para kazanma hevesi bürüdü, dün tarlada İçinden geldiği gibi türkü gibi çağırdıgi sözleri şarkıları alıp"Al fadimem, bal fadimem gibi" gelip anonım diye şarkı yapıp, satan insanlar varken, kimse oradaki teyzelerin telifni ödemedi, ondan aldım diye ona telif hakki falan ödemedi, bunlar cokmu uyaniklardi vebugünküler onlardanda uyanik cikdi, Telif hakki aliyorlar, "aman aşkım, Tamam aşkım, diye şarki yazdi Adam, 2 tane kıytıriktan bir şey yazıyor, ve bu da benim diyor, şarkı söz benim diyor, Dün türküler böyleydi, Adam gidiyor tarlada falancı teyzeden almış, onu şarkı yaptı. bugün mesela Aleyna Tilki Mevlana'nın sözünü aldı. birkaç tane kimsenin ortalıkta dolanan sözünü aldılar şarkı yaptılar, Sen Mevlana'ya Kaç para ödüyorsun da, ben senin o şarkına telif ödeyeceğim, Sen Mevlana'ya Kaç Para ödedin, senm cokmu akillisin bu kadar haa, o sözden ötürü sen bir telif ödemek zorunda mısın, yani Mevlana'ya gidip kabrinde, ya da onu diğer çocuklarina ben bu sözü kullandım diye Telif ödemek zorundamısın, Biz dinin hepsini Muhammed'den öğrendik, dini kitap yazan hadis yazan bilmem vaaz yazan adamlarin kitaplarina ben niye telif ödmek durumunda kaliyon, o adamlarda bu bilginin hepsini muhammeden ve ondan rivayet eden Tirmiziden, ya buharden, ya kurandan almadimi, ne bu şimdi, Muhammed de Cebrail den öğrendi, peki bu kitap yazip telif hakki isteyen, yada vaaz edip video cekip yayin yapan, yahut internet sayfasinda bu bilgileri kopyle yapiştir yayinlaan amclara ben niye telif hakki ödmek zorunda olan yada onlarin yazdigni okuma da kopyeleme hakkina sahip olmayan. Yarın adam isimleri de bu hale getirecektir Ahmet benim ismim sen Ahmet koyamazsın diyecek. Burası schrems belediyesi bu ismin bütün telif hakkıni ele geçirmiş, schrems ismini başkası kullanamaz demiş, Hey Allah'ım ya Rabb'im ya, internetten yada başka yerde schremsden başkası bu ismi kullanamaz demiş. Ahmet ismini tek kimsenin olsa idi, bir daha hiç kullanılmasa idi muhamedin bu Ahmet ismini bu kadar cok kimse, muhammedin ismi oldugunu bilmezdi, unuturdu. yine Muhammed ismide böyle Muhammed cokca Muhammed ismi koyup Muhammed demiş olmasaydik unutulur gider, Biz Muhammedin Muhammed ismi olduğunu da Bilemezdik belkide. Bölye cookca konulmuş çoğaltılmış, yine dedik ya daha önce, mesela ben bugday ekince, bir tane bugdayi Allah, bunu da yerden bitirince ediyor Sana 70 tane buğday veriyor, yani 70 tane Klon çıkarıyor, aynısının 70 yada 700 tane katı oluyor, Allah'ın yasasında bu Varken, biz nereye doğru gidiyoruz, İnsanlık nereye doğru gidiyor Allah aşkına, nereye doğru gidiyoruz, Herkes her şeyi benlige gecirmeye başladı, bu benim resmim, şu senin şarkın, şu Senin yemeğin, herkes ben ve benim diyor , benlige geçiriyor, Yarın adam konuşamaz hale geliriz, konuşamaz hale geliriz. kimsenin hakkında laf bile edemeyiz, Yani benim hakkımda laf dedin sen diyemezsin, ortalıkta konuştunuz mu ağzımızda açmayalım gari. iki satri konuşuyor yada yaziyor benim lafım diyor lafları, geldik adam 2 satır bir yazı yazmış, diyor bu yazıyi Ben yazdım diyor, Bilmem kitap yazmiş bunun telifi var, bu da filanca kitap şirketinin elinde flanci gazetenin elinde ve onlara telif ödemek zorundamiyım, o yazar, Adam nereden almış, Ben şimdi bir kelime 2 kelime konuştum diye bunlardan telif hakki mi alacağım, yani Allah'ım yarabbim nereye gidiyoruz, nereye dogru gidiyoruz. cennete doğru gidiyoruz derken, cehenneme doğru mu gidiyoruz, kıyamete doğru mu gidiyoruz. Allah'ım insanlık bitme durumuna mı geldi yani bu kadar mı olur ya, bilmiyorumb Bilmiyorum amab işte ben de İleride başıma işler açılmasın diyerekten, eskiden de zaten ilk açtığımda YouTube kanalını, eski vaazları sadece seslendiriyordum video yoktu ve haftanın resimlerin üstüne haftanin vaaz sesini video haline cevirip yüklüyordum, eski Movie Maker le yapması kolay di, aynı tek Resmin üstüne bir tane komple vaazi aldırıyordum, onun Youtube yüklüyordum, yaklaşık belki 100-150 video eklemiştim ama onları sildim, Bu sene yeniden başladım, bu sefer yine vaazlarımızda tek duramıyoruz, sinir geliyor, ya birisine sövüp söyleniyoruz, yada birisinin ismini geçiriyor, işte birisinde kalktık biraz uhreviyeti yüksek olsun diyerekten ilahi koyduk arka planda, arka planda ilahi var diyerek, çalma bile yok, ondan benim zaten kararımdan şu anda para kazanma sistemi bile açık değil, Benim de zaten niyetim bundan para kazanmak da değil zaten, buradan yani ben kendi özümden veriyorum, para kazansam bile, bu şurada benim internette bunu yükleyeceğim diye, ben yapacağım diye, yaktıgim elektrik masrafını karşılamaz, oradan Benim alacağım üç kuruş, benimkilerde öyle 10 000 tıklama, bir milyon tıklama falan bir şey yok, yani biz iki üç beş ziyaretci var diye şükredip, 3 tane adamı kurtarabildikmi, kurtarabildik. o yüzden işte, videoların hepsini sildim, temizledim, sıfırdan başlayacagim inşallah. Rabbim şeytana Fırsat vermez de, böyle şikayet olacak durumlara da düşmeyiz inşallah. İnsanlık da o raddeye kadar gitmez İnşallah, yani Muhammed gelse muhamedide şikayet edip telif ister bu insanlar. Muhammed de vaaz etse adam kitabinas yazdigi hadisin muhamedden oldgunu unuturda birde şikayet eder sen bizden alıntı yaptın diye Bu kadar yani bu kadar aymazlık, Bu kadar yani, sen bizden alıntı yapamazsın derler halbuki eger telif hakki cvar sa sen mmuhedin ehli seyydilere kac para telif ödedin o ögrenip kitabina yazdigin tefsirden dolayi ne telif ödedin haaa, yoook ona ve onlara ödenmez caniiiiiim, o anonim bilgi degilmi, tabi tabi. Kokerec benim diyecek, kokerec bile yiyemez hale gelecegiz yemeyeceğiz, konuşamayacagız, şarkı Söyleyemeyecegiz, şarkı dinleyemeyeceğiz, nasıl bir dünya, nasıl bir dünyaya doğru gidiyoruz Güzel de, bu dünya böyle güzel. Cennette Cennette yok Efendim isteyen istedgi yüzü yüzüne takacaklar, istediğini almak icin çarşıya gidecek, çalışmadan istediğini uzaninca alabilecek, elinin uzandığını alabilecek, para vermek yok, ibadet edip de yorulmak bile yok. o kadar keyifli bir yermiş Cennet. şu anda işte burası ekmeden bicmeden elini uzatip marketten aliyon zaten am şu para ile aliyorsun, amma o Cennete calişmak yorulmak bile yok para vermden uzanip diledigni alcak diye bir yer varsa, bu haller ve para hirsi ilemi böyle bir cennetleer girmiş oluyoruz. Şu anda Benim tahminim biz 7. cennette olabiliriz, ama düşündüm şimdi Çarşıda pazarda her şeyi ele uzattığınanda hiç para vermeden alabilme cenneti nerede peki, oraya nasil varcagiz, bu hirs ve bencilik davalari ile mi, o dereceye ulaşmamız ancak bu dünyayı Cennete cevirmek varken, niye cehenneme çevirmeye çalışıyoruz, cennette Neymiş efendim elinin uzandığını alabilecek miş, para vermek yok, çalışmak Yok, rahatsızlık yok, Kimse kimseye şikayet yok, kavga Yok, böyle bir dünyaya nasıl varabiliriz, Böyle HIRS Bürüdü para kazanma hevesi bürüdü, köylü amcada youtube kanali aciyor, ordan para kazanmak icin, firinci fatma teyzede aciyor, yemek tarifi veriyor, ve para kazancak, bu kadar olur yani, insanların bu düşüncesiyle böyle bir Cennet'e nasıl ulaşabiliriz. yıllar sürer, Bundan sonra böyle bir cennet ve dünyanın böyle bir hale gelmesi, Belki yıllar alir, bizler bu hale geldikten sonra böyle, herkesin gözü PARA HIRSI Bürüyüp Dolar dolar yaziyorken, yıllar sürer, anlıyormusunuz anlatabildim mi? öyleyse insanlık uyan uyan, uyandıracağım diye uğraşıyorsun, bir yerden şeytan bir tane daha fistik veriyor, beri yandan bir tane minareyi yıkıyor üstlerine, sonra kalkamıyorsun, Ondan sonra ben şuradan kaldırayım seni diyorum, bu seferde üstlerine apartman yıkıyor, uyanın ya, uyanın ya, düşman nereden saldırıyor bir bakın ya. size Canlı konuşmak istiiyorum derken, şikayete ugrayip başimiz belaya gircek, ne yapamk lazim, ne etliye en sütlüye dokunmayan masalci teyze olcan, o gecerli şimdi. Ateşperest, ateşe tapan birisi bile, cennete ve öldükten sonra iyi bir yere kavuşmak için uğraşiyor, Allah'ın katında iyi bir yere gitmek için ugraşiyor. bu dünyayi cenent haline getiridimigimzde, zaten cennete burasi olacak, yahudilerin kitabinda öyle demiyormu, ve müslümanlar bunu yillardir anlamadilar işte. iyi bir yere gitmek için ölmek lazim degil, cennete burada kurulmuş diyoruz, ama cennette kademe kademe kardeşim, kat kat, katman katman, bak cennette Ne varmış Ellerini uzatıp istediğin, gönlünden geçen her şeyi alabileceksin, bu cennet nerede şimdi, her şeyi benlige geciren insanlar nerde, o cenetler nerede. Her şeyden para kazanmak, zengin olmak kafasında olan insanlar, gözünü hırs Bürümüş insanlar nerede, bunlar mı cennete gidecek olanlar, O benim bu benim diyen mi, Allah'ın mülkünden istediğin gibi, istediğiniz gibi tasarruf ediyoruz, ama biz bir şey buldum, bir tane bir şey yazdım diye Benlige geciren, O benim hakkım, Bu benim hakkım diyenler, Allah bizden ögrettigi ve verdigi her şey den telif ücreti alsaydı, Halimiz Ne olurdu. vay bu gün bu ahlak ile vay halimize vay be, İnsanlık ölmüş ya, ölmüş ölmüş, bu insanlik bir şey olur sandık, yani kimler o cennetlere kavuşacak Ha bilmiyorum, yani sonumuz iyi değil, böyle giderse, sonumuz iyi değil, cennete degilde, kıyamete gideriz vesselam.

Annemizden çıplak vaziyette doğuyoruz, ve ölürken de nasip olursa, belki bir kefen ile yine çıplak olaraktan gidiyoruz hiçbir şeyi birlikte götürmemize Müsaade yok, Siz firavunlarmısınız ki ölurken Bazı şeylerinizi mezarınıza gömsünler, mezara gömseler bile ne işimize yarayacak.
insanlık uyan, Allah aşkına uyan. muhammed hadislerde demiyor mu ki işte cennette el uzattı mı istedgini uzanip alcak, Ben diyorum cennetin bu katmanına 8. Cennet şu anki aklı ve fikri ile bu insanlar, bu cennete ulaşabilir mı allah aşkına. ve yine Muhammed demiş ki sallallahu aleyhi ve sellem Mehdi malı bolca dağıtacak, ve hatta hazineden kim almak istiyorsa gelsin alsın diyecek, tek bir adamın dışında kimse gelmeyecek, Bu adam alacak ve dışarı çıkacak, başka kimsenin olmadığını görünce, utanacak, mali geri vermek isteyecek, hazine'nin başında olan diyecek ki, biz verdiğimizi geri almayız, Sen utancınl'a yaşa diyecek lermiş . ve şu an ki insanlığı bir yerden prim yapmak nemalanmak, onu bunu benlige geçirmek, ve bundan para kazanmak aklında olan insanlı, böyle bir devire ulaşabilir mi. o zaman diyecekler ki Mehdi daha gelmedi, İlerde gelecek , halbuki o geldi ve yaşıyor Ama siz onun idrakinde değilsiniz, Onun size ulaştırmak istediği yerde değilsiniz, utanın utanın, utancınızla yaşayın, Bak o kelimeyi ben söyledim, Mehdi Vakti içinde bu yaptığınızdan Siz de utanma olması lazım, Utanma, utanma arlanma olmasi lazım.

############
################

Sekiz cennetin alametlerinden birisi de, artık orada Ölümün olmaması, ondan önce ölüm varmış 7. Cennette 6. Cennette ölüm varmış, ama 8. sonu, Cennet ölüm getirilip yolun ortasında kesilir dedi Muhammed.Ondan sonra Ölüm yok deniliyor. Öyleyse şimdi bu lazım. bunu araştırıp bulacak adamlara Mucit macit amcalara, ölümün caresini mesela Türkiyede da arayın dediğim zaman, Türkiyede binlerce ev, fabrika, yol, Çarşı, Pazar var, çayır, çimen, dağ, bayır var, ne kadar zor bir arama olur değil mi, bulmak çok zaman alır, Ama ben desem ki, Türkiyede ki, falancı şehirdeki, falancı sokaktaki, filan evin, filanca odasında arayin dersem,
artık oradaki arama çok kolay, ve çok yakın bir zamanda aranılan bir şey bulunabilir değil mi,
ölümün çaresini bulacak amcalara odayı göstereyim, Hüseyin efendimizin Şehit edilmesiyle onun cibilliyeti olan, ayva meyvesinde ölüm hikmeti sakl,ı Direk odayı gösterdim, hatta o da odada Onun da yerini göstermiş oldum, arayacak adam ölümün çaresini onun içinde arayacak Ölümün sırrı ayvanın içinde saklı, artık gerisi size kalmış, benim bundan öteye yardımım olmaz, Buldunuz Buldunuz, 8. cennete ulaştık demek olur, bulamadınız, daha çok zamanda bilemeyiz bulamayız, O senin, bu benim davalarında döner dururuz. Ama dedim ya gençliğin sırrını çözmeden bunu kimseye ifşa etmeyin. Onu çözmeden bunu kimseye ifşa etmeyin, yoksa ihtiyar birinin ölmemesi olmaz, onun, hasta birinin ölmemesi, ona zulüm olur, Cehennem olur. ama adam önemli bir insandır, bilim adamıdır, buluş adamıdır, fikir adamıdır, onunla bu şekilde, mesela Stephen Hawking gibi bir adam yükünü taşıyordu, O halde de olsa, öyle O halde de olsa yaşatilmasi ile ondan memnun oluruz, yükünü taşırdik belki, öyle birisinin ölmesine Müsaade etmemek, ve yaşatılması, o halde de olsa, Bunlar ona da faydalı, bize de faydalı olurdu. geleceğimiz için daha iyi cennetlere ermemiz için Faydalı olurdu, ama biraz erken gelmiş, erken gitti ne fayda. işte böyle bilim adamı, buluş adamlari, fikir adamları, bu kişiler yaşlı da olsa, hasta da olsa, onların hizmetinin görülmesi, ve bakımlarının yapılması ile, ve ölmesine müsaade etmeyip, yaşatılması, bize de dünyaya da, insanlara faydalı olacaktır. Ama diğer adam, hasta çile ve azap içinde ise, o adamın yaşatılması, adama cehennemin kat kat tattırılması gibi bir şey olur, adam her gün acı çekiyorsa, yaşadığı her gün ona azab oluyorsa bu adam yaşadıkça cehennemi 50 bin kat tatmış olur, O yüzden bu buluşu bulduğunuz zaman, önce gençlik ve sağlığın Sırrı çözülmüş olması lazım ki, ölümün sırrının çözülmüş olmasından da fayda göre bilelim. ve ben size yerini gösterdim, artık ne kadar zamanınızı alır bulursunuz Bilmiyorum. yolun bir de kestirmesini gösterdim, Uzaklarda aramayip, ayva meyvesinin içinde arayın vesselam.

###############
####################

Hud Kavmi Allah'a isyanda aşırı gittiler, Hud Aleyhisselam onları Allah'a ve dinine davet etti, Fakat insanlar kabul etmediler, ve onları önce büyük bir kuraklık yakaladı, ve Hud Aleyhisselam'a gidip yardım istemekten başka çareleri kalmadı. Hud aleyhisselama vardılar, Rabbine Dua et de, Allah bize yağmur bulutları göndersin dediler, O anda Allah ile Mülakat eden Hud yukarda gökyüzünde iki tane Bulut gördü, birisi siyah birisi beyaz idi, Bunlardan hangisini alıp götürmek istersiniz memleketinize dedi, Onlar baktılar ki, şu kara bulut yağmur dolu Bulut olmalı, bize bu Karabulut'u ver, Bizim le o gitsin dediler, ve Hud Aleyhisselam karabulut'a emretti, onların ardina taktı, git Onlarla dedi. Karabulut onlarla, onların memleketine Varınca, bir kasırga bir Tufan, onların memleketini helak etti, rivayet olur ki, orada bir peygamber de vardı, peygamber ama Hud Aleyhisselam, Amma başka bir peygamber, aynı lut Aleyhisselam ile ibrahim Aleyhisselam aynı devirde yaşadığı gibi,
ve orayı Kasırga basmadan önce, o peygambere Allahu tealadan emir ile denildi ki, Ashabını ve inananları, evini aileni al, şehrin ortasında git, ve etrafıniza bir çizgi çiz, o çizginin içine girin, yani yuvarlak bir çizgi ile etraflarını çevirdi, O çizginin içine girdiler, ve o anda o Kasırga geldi oraya tarumar etti, ve o peygamber ve ehlini ve ashabını, Allah o bir çizgi ile korudu. Ama Peygamber kıssalarında, ama İsrailiyat kıssalarında bu böyle anlatılmakta. Biz de daha önce ilk vaazlarımızda buraya yer vermiştik. ve o peygamber ve ümmetini, o an biz de anlamamıştık, sadece bir çizgi ile korunan, Allah'ın bir çizgi ile koruduğu kimseler diye biliyorduk, ve bugün tefekkürümüz biraz daha yoğunlaştı, ve gördük ki işte, Satürn gezegeni ve halkası ve etrafında bir cizgi ve Çakıl ve taşlarla dönen bir halka ve o cizgi ile o taşlarin kafalarina yagmasinin önüne gecilmiş, ve demek ki Hud Aleyhisselam vaktinde o helak edilen Ümmet, satürndeydi, peygamber ve ashabıyla satürünün içindeydi, o fırtına ve Kasırga hala o gezegenin etrafında dönüp duruyor, ve o ümmet peygamberi ve Eshabı ise oradan alınıp bir yakın gezegen ilhak edilmiş, yani indirilmiş, Ondan sonra Allahu alem Nuh Aleyhisselam yani ve Neptün su basan gezegen, böyle böyle biz dünyamıza kadar gelmişiz, bizden ötesi Venüs ve Merkür var, ve her ümmet ve Peygamberi, Bir Bela ile inanmayanlari helak edilmiş,inanalr kurtulup bir alt gögemi desek, yada bir üst göge semaya alinmiş, mehdiyle Vakti de bir ümmet ise, onların helaki de Kıyamet denen şey ile olacak, Yani kıyamet işte Mehdi ümmetinden inanmayanların üstüne kopacak olan Bela ve Mehdi ve ümmetinden İyiler belki alınip Venüs'e indirilecek, venüs'te Yaşar bir gezegen haline getirilecek, ama emin de değilim, sistem bu şekilde yürüyorsa, İleride iki tane daha sistem var, işte Merkür ve Venüs, dünyanın kıyameti kopunca dünya, yok edilince, dünya belasını bulunca, o inanmıyan kafirler belasını bulunca, dünya helak olunca, artık kurtulanlar belki Venüs'e indirilecekler, Venüs Artık bize Yurt ve vatan olacak, eğer tezimiz doğruysa, bu taaa Adem'den bu yana böyle, bir iç gezegene geç, ondan da bir iç gezegene atlayaraktan gelmişiz, ve en son dünyamız, ve ondan ötesinde de 2 tane daha Gideceğimiz yer var ondan Ötesi Güneşin haale leri veya rahmin hareleri yani killari, ve sonra Ateş ve asil Kıyamet , Kıyametde Kıyamet suresinde ve diger surelerde neler olacağı, nasıl şekilde kopacağı Kuranı Kerim'de tafsilatlı şekilde anlatılmış.

##############
###############

Rüya ile amel olmaz deniyor, peki Kur'an'da İbrahim Aleyhisselam'ın rüya ile amel ettiği kıssası neden anlatılıyor o zaman, Hani Mustafa Hoca diyor ki, "sen (Hz ibrahim) rüyana inandın ve çocuğunu kesmeye kalktın" gibi bir yorum getiriyor O ayetlere. Halbuki İbrahim Aleyhisselam İsmail aleyhiselamı kesmeye yatırdımi, yatirdi ve rüyası ile amel ettimi etti, hatta rüyasıni 3 defa Ard arda gördü deniyormu, o yüzden bu rüyanın hak rüya olduğuna kanaat getirdi de, o yüzden İsmail Aleyhisselam'ı kesmeye yatırdı diye biliyoruz. Yıllardır Şeytan taşlama denilen olay da bu olayın neticesinde meydana gelen bir tiyatroyu, her sene yeniden oynuyoruz, ama ne anlarız bundan, Her sene aynı tiyatro oynanıyor, onun manasını anlayan kaç kişi. Halbuki orada rüyası şeytani rüya olmadığı için, şeytan onu davasından vazgeçirmeye çalıştığı üzere gözüne taş yedide gözü kör oldu, o yüzden kör şeytan, kör şeytan deriz. O halde Mustafa hocanın söylediği söz lüzumsuz lakırdı yani. Hakikaten İbrahim Aleyhisselam rüyası ile amel etmiş, bu 1. vaka. 2. vaka Yusuf Aleyhisselam'ın zamanındaki Firavun'un gördüğü rüyayı, Yusuf Aleyhisselam'ın doğru tabiriyle yormasınin üzerine, koskoca bir devletin rüya ile amel ettigi Kur'an'da hikaye ediliyor, Peki bu sadece masal ve hikaye mi, yani rüya ile amel edilmez mi, O zaman neden Allah Yusuf ümmetinin rüya ile amel ettiğini, Hatta bu yüzden Yusuf'un Vezir olduğunu, Kur'an'dan ayet olrak bildiriyor da, bugün insanlar rüya ile amel olmaz diyorlar. Rüya mı peki, gerçek mi, gerçeğe yakın haber mi, Gelecekten verilen bir haber mi, Ve tabii ki şeytani haberler de var rüyalarda amma şeytan sana doğru yolu göstermez, İbrahim Aleyhisselamla İsmail yolla çıkmış, şeytan İbrahim Aleyhisselam'ın davasından vazgeçirecek amma ibrahim Aleyhisselam'ı kandıramayacağını bildiğinden, o onu yani ismaili kandırmaya çalışıyor, ama O da Salih kimse olduğundan kandiramiyor ve gözüne taşı yiyor ve gözü kör oluyor. Öyle olunca, o rüya ile amel olmaz hikayesinin hepsi safsata, rüya ile amel olur, ama Rüyanın hak Rüya olduğunu bilebilirsen, O zaman o rüya ile hak amel meydana getirilir, Koskoca Kuranı Kerim yazıyor ya, Kuranı Kerimi İnkar mı edeceğiz, İki tane dangalak adamın lafına mı bakacağiz, yoksa Allahü Teala'nın bize ayet ayet bildirdiğine mi inanacağız. Rüyanın hak Rüya olduğunu nereden anlarız? işte o firaset ister, Yani Furkan ister, Kur'an ilmi bilmek ister, haklıyı haksızdan ayıracak ahlakla Vicdan ister, Vicdan hikmeti melekesi çalışmayan bir kimse, daha iyi ve kötüyü ayırt edemez ki, haklıyı haksızı ayırt etsin de, Adalet terazisini doğru tartabilsin, hak rüya mı, şeytanı Rüya mı ayırt edebilsin.
Hak ve acikk secik bir Rüya ile amel olunur ama, hangi rüya ile, hak rüya ile, veyahut onu doğru yoran bir alimin yorumuyla da amel olunurmuş, ki Yusuf gibi Rüya yorucu koskoca örnek Peygamber var. Ya kendin doğru yormasını bileceksin, yada rüya yoran birine yorduracaksin.bazı rüyalar zaten açık Rüyadır Yoruma gerek kalmaz, bazıları şifşit rüyalardir ki, mesela rüyada tepeye tırmandığını görürsün, gercekde oradan belki de ineceksin tırmanmaycaksindır, şifşit budur. yani Bir hacker şeytan rüyamızı haklamısın diye melekler böyle Şifşit gösterip, ters haber verirler ki, kehrwert şeytann ters çevirdiğinde, o düz hale gelir. yine mesela rüyanda para kaybedersin, Aslında dünyada para kazanacaksındir işte Şifşittir, Yani bir koca kulak şeytan kulağıni Sema'ya dayamıştır o hal'den haber almıştır ve işi bozmaya çalışacaktır, O yüzden melekler de böyle bir tedbir almıştır ki, şeytana pabucunu ters giydirebilsinler. Peki biz nereden anlayacağız Rüya ters Rüya mı, yoksa düz Rüya mı, işte hepsi ilmü ledün din ilmi bilmek ve Allah ilmi bilmek ile anlaşılabilecek meseleler.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Kıyamet yaklaşınca (ahir zamanda) Zaman yaklaştığında müminin rüyası yalan çıkmaz.

( Hadis-i Şerif , Buhari, 7017)



######
#########
Mustafa hocanın bir yorumunu rastladım diyor ki, İsrailoğulları sanduka ile gezerlerdi de, savaşa girseler sanduka sayesinde Galip gelirlerdi, onlar omuzlarında sekineyi taşırlardi diye rivayeti yorumlarken şöyle diyor :
Halbuki sanduka içinde Tevrat nüshaları vardı, ve fakat onlar bu Tevrat nüshalarında yazilanları okuyup anlayıp yaşamak yerine, ancak dediğiniz gibi yani eşekler gibi sadece sırtlarında taşıyorlardı, O yüzden Kuranı Kerim'de Tevrat Taşıyan eşekler ibaresi geçmekte

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

ثَلُ الَّذِينَ حُمِّلُوا التَّوْرَاةَ ثُمَّ لَمْ يَحْمِلُوهَا كَمَثَلِ الْحِمَارِ يَحْمِلُ أَسْفَارًا بِئْسَ مَثَلُ الْقَوْمِ الَّذِينَ كَذَّبُوا بِآيَاتِ اللَّهِ وَاللَّهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Meselullezîne hummilût tevrâte summe lem yahmilûhâ ke meselil hımâri yahmilu esfârâ(esfâren), bi’se meselul kavmillezîne kezzebû bi âyâtillâh(âyâtillâhi), vallâhu lâ yehdîl kavmez zâlimîn

Meali :

Tevrat’la yükümlü tutulup da onunla amel etmeyenlerin durumu, ciltlerle kitap taşıyan eşeğin durumu gibidir. Allah’ın âyetlerini inkâr eden topluluğun hâli ne kötüdür! Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.

(Sadakallahul Aziym CUMA Suresi 5. ayet)

yani onlara bu küfür o kadar agir geldi ki, müslümnlari artik böyle cahillikte biraktilar, ve onlar birak tevrati, incili kurani bile ezberlediler, icindekileride onlar okuyup anlayip mucit macit olup biliş buluşlar yapiyorlar, ver degişti bizimkiler oldu artik kurani ezeberleyipde, anlamayan icindekileri yaşamayan, ve hifz edip Kuran Taşıyan eşekler.

Yani tevratı omuzunda taşımakla marifet kazanılmaz, eşeklik marifet değildir, Allah tevratı omzunuzda taşıyın diye indirmedi. bir formül olsun sen o formülü başında taşı dur, sana faydası olur mu, öyle bir formül olsun ki taşı altına çeviren formül, sen bunu alip o formül de yazanı uygulayıp taşları altına çevirmek mümkün iken, başında taşı dur, bundan fayda gördüğünü iddia et doğru mudur, yoksa o formülü okuyup onu uygulayıp hayata geçirmek mi Doğrudur, işte odevirlerde israiloğullarının yaptığı bu, tevrat'a anlamak değil ondan mucize Keramet beklemek, Keramet mucize tevratın içinde yazili, eşek gibi taşımak da değil için de kardeşim. Bizimkiler de yıllardır Osmanlı arapçasıyla Kur'an okuyorlar ve Kuran'ı göbeklerinden aşağıya indirmezler ve fakat okuduklarından ne mana olduğunu yüzde kaç kimse anlar belki %3 anca anlar, anlayan var da, onlarda onunla zaten amel etmezler, sadece Arapça tekellüm ederler.
Radyonun televizyonun çıktığı ilk vakitlerde, Avrupa'dan bazı şarkıcıların şarkılarini alıp, bizim şarkıcıların İngilizce ve Almanca bilmemesine rağmen Söylemeleri gibi. a onu İngilizce tekellüm, ama içerik ve Mana yok. yine Bizim milletimiz kendisi bilmez çocuğum okusun Arapça öğrensinler diye çocuğunu hocaya gönderir, Halbuki orada Arapça öğrenmiyor, Sadece Arapça alfabenin okunuşunu öğreniyor, yine anlam mana öğrenimi yok.
işte israiloğullarının sandukayı taşımasında ki mesele de budur, Kur'an'ın kendisindeki açıklamasındaki haberindeki manayı anlamak yerine neymiş Efendim oradan Adam diyor ki, dişi ağrıyana mesela Bilmem Tekasür Suresini oku, yada Tebbet Suresini oku diş ağrısı geçer diye fetva verip hadis uydurup, havas kitaplari yazip, dua kiltaplari yazip satiyor, ve o senin tevrat taşiyan eşekler ise, o küfürden sonra Allahdan gaz alip yürüdüler, ve bütün TIB ve ecza onlarin elinde, onlar diş agrisini tebbet suresi ile degil, ilac ile ve dişi tedevi edecek alet erdavati keşfederek, ve doktrorlugu ögrenipte tedevi ediyor, ya bizim ahmaklar haala büyücü cacizi işleri ile bilmem havasci hocalar, havas kitaplari ile meşgul, ahmak len ahmak,bizimkiler oldu artik ayni kuran yada sanduka taşiyan müslüman ahmak eşekler. Ulan dangalak Tebbet suresi ile diş ağrısının alakası ne, bir manasina bak, Yani Mesela adam Böbrek hastası, Ağrısı geçsin diye Aspirin alıyor, lan dangalak Aspirin'in böbrekle alakası ne, yani aynı işlem işte.
Fakat o Sanduka içinde başka bir SIRDA gizli idi, Hani Peygamberimiz heraklius'a Elçi gönderince, heraklius sanduka yi getirdi, içinde bütün peygamberlerin resimleri vardı, ve bir de Mehdi'nin resmi vardı dedi ki, peygamberin elçilerine Bunlardan hangisi sizin peygamberiniz dedi, O zaman ilk defa Peygamberimizin Aynısının resmedilmiş olduğunu gördüler, ve bu dediler, hepsi ağladılar fakat heraklius, canının yanacağını bildiği için, bunu gizlemek durumunda kaldı, Bezimkiler Peygamberimize geldiler bunu haber verdiler, ama heraklius iman etmişti ama, halkına ilan etse onu öldüreceklerdi deniyor rivayetlerde, o yüzden açığa vurmadı, ama iman etti. Çünkü elçilerin gösterdiği Peygamberimizin resmi idi. öyle olunca sanduka içinde sadece Tevrat nüshaları yoktu, Bir de peygamberlerin resimleri vardı, ve asıl nüshalari ise o resimlerin, Hazreti Adem Aleyhisselam'ın sandukası içerisindeydi, Adem aleyhisselama cennetten verilmişti, ve Zülkarneyn Aleyhisselam vaktinde, Adem Aleyhisselam'ın sandukasını o buldu ve açtı, ve Zaman Yolcusu olduğu için, zamanda yolculuk edip, zamanımıza gelip, zamanımızda ipek dokuyan bir fabrikada onlari ipekleri dokuttu geri götrüdü sekineye yani sandukaya koydu, şu anda Fabrikalarda AutoCAD programi ile, bir resmi cizip, dokuma makinesine bir flash kart yada Sd kart ile yükleyip, aynı resimdeki yüzü dokutabilirsin. işte Zülkarneyn aleyhisselam, orijinal resimleri alıp gelip zamanımızda, ya da zamanımızdan biraz daha İlerideki, modern dokuma makinelerinde, İpek üzerine dokuttu ve onu geri götürdü, işte o sandukanın içine koydu, ve güvelerin bile yemedigi korunmuş resimler haala duruyor. Daha önce ki vaazlarda bunu da söyledik ve yazdık, ve şu anda Vatikan'da ya da İngiltere'de o sanduka, ve onlar Mehdi kim olduğunu da biliyorlar.
Yine de deniyor ki : Peygamber Efendimizin, göğsünden göbeğine kadar, iki satır Arapça yazi vardi ve! la ilahe illallah, muhammeden Rasulullah" yazıyordu. yani dövmesi vardı diyorlar. ve işte Muhammed Mustafa Zamanda Yolculuk ettirilip, bugünkü ya da biraz daha ilerki zamanda ki, modern dövmecilere götürülüp bu yazdırılmış melekler tarafından, yada zaman yolcusu vaktine ermiş vakkiteki gelcekteki dövmeciler gelip, onun gögsüne bu dövmeyi yaziyi yazip gitiler, ve dövme yasak deniyor, ve halime annemizin cocuklari gördü hikayesi budur, yoksa süt emerkenmi, cayirda oynuyordu muhammed, bu kadar dangalaklik olmaz ya, iki yaşina kadar cocuk süt emiyor iki yaşindaki cocukmu diger cocuklarla cayirda oynuyurduda melekler geldi, hikaye yanliş yani, hikaye budur, ve belkide gögsünü yarma degil dövme yapma hikayesi işte ve bu halimenin cocuklarindan degil bizzat peygamberimiz muhammedin agzindandir.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Cebrâil gelip göğsümü yardı. Zemzem suyu ile yıkadıktan sonra, içi hikmet ve îmân dolu altın bir tas getirip göğsüme boşalttı, sonra kapattı."

( Hadis-i Şerif , Buhari Müslim)
belkide o hadise böyle degil ve işte o gögsündeki yazi bu ve dövme yapildi yani.

Dövme vücuda sonradan işlenen bir şey, çünkü çocukken oraya igne ile bir çizik atarsınız, çocuk büyüdüğü zaman çizik büyük bir çizgi olur
ve nitekim cocuk aşisi yapilir, bir igne deligi, adamin kolunda kocaman yuvarlak oluyor büyüyünce degilmi. Ve nitekim bugün bunu Keramet gibi göstermek için, balık daha küçükken balığın gögsüne Allah çizgisiyle çizen var, domatesin küçükken üstüne Allah çizgisiyle çizenler var, sonra büyüdü mü de, Bakın vallahi Allah yazıyor diyerekten, millete Keramet mucize diye gösteren, binlerce Facebook'ta Twitter'da sosyal medyada resimler var, hepsi sahte oynanmış resimler, oynanmiş dövme misali resimler. işte Peygamberimizde ki O yazıda dövme yazısı, ve onun günümüze getirilip, zamanda yolculuk ettirilip, günümüzdeki dövmeciler de dövme ağrısız sızısız La İlahe İllallah Muhammeden Resulullah yazılıp götürülmesi, Veya oraya o zaman gidipde, yapmlarindan başka şey degil, muhammed bile o vakit onlarin melek olmadigini bilemez zaten, Haşa bunlari yazmakdan aciz midir Allah, Hayir amma Allah yasalar koymuş, fizik kimya, yasalari biyoloji yasalari, ve O gün ki insanlara öyle bir Keramet mucize gerekiyordu, O günkü insanlara dövme meselesini nasıl anlatacaksın, onlar bunu görünce Allah'tan bir alamet olarak tanıdilar ve onların inanmasını vesile oldu. Bugün ben dövme yaptırsam, Allah yazdırsam, la ilahe illallah, yazdırsam, kaç kişi İnanır, Hadi len, daha dövme olduğu belli derler. ama o gün onlar, onun Doğuştan olan bir yazı olduğuna İman ettiler, ve onların imanları biraz daha kuvvetlendi, Ama bugün her sanatçının dövmesi var, Normal insanların bile dövmesi var, yani kime denir artık böyle dövme bir keramettir diye yada kim inanir buna ahmaklar inanir ancak.
######
##########
Ve Kadir Gecesi için Kur'an'da o gece Ruh Ve melekler her türlü iş için iner de iner diye ayet var. Halbuki buradaki verilen mana yanlış ve orada geçen ruh kelimesini Cebrail diye meal vermişler, Halbuki orada geçen ruh kelimesi, Ahmet amcanın ruhu, Mehmet teyzenin ruhu, ya da Fatma bacının yeni doğacak Fadime kızının, ya da Süleyman oğlunun ruhu. ve onlar öyle her türlü görev iledir onun devaminin manasida, öyle o dogup büyünce mesela dünyada Fadime kız falancı fabrikada işci olacak, Süleyman Oğlan filancı devlette reis olacak, yani her türlü iş için demiyor mu, Yani her ruh ayrı görev ve meslek ve iş üzerine indirilmekte. Çünkü bir fabrikada 10 tane aynı iş yapan işçi olsa bile, Mesela diyelim ki tişört diken 10 tane işçi var, Onlar 10 tane işçiden birisi 100 tane tişört dikti, 100 tişört, 100 ayrı yere gidecek, 100 ayrı insana satılık, 100 ayrı insan giyecek. diğer tişört Diken kadın ise, o da 100 ayrı tişört dikecek, amma onunkiler, 10 tanesi bir yere, 10 tanesi bir yere, 10 tanesi bir yere gibi gidecek, ayrı ayrı görevde Aynı işi yapıyor bile olsa herkes ayrı bir iş üzerine indirilmekte, ve ayrı bir Ruhu Var, ayrı bir mesleği var, ayrı bir yüzü var, ayrı bir eli kolu var, o yüzden, o gece ruhları indirilir, Hangi Ruhlar, doğacak çocukların ruhları indirilir, o gece indiriliyormuş yani, Kuran inzal oldu dedin ya Kadir Gecesi'nde, Kur'an gezip yürüyen Muhammed idi, şimdi yine Gezen yürüyen Muhammedler var. belkide adı Muhammed değil Belki Mehmet, O da gezen yürüyen Kur'an, O da bir Kainat, Kuranı Kerim, Kainat kitabi, başka bir kainatın yazılımı, Öyle olunca, her insan bir Kainat, ve her insanın yazılımı, bir Kur'an gibi, öğleyse binlerce Kur'an ı indi o gece yine daha doğrusu kitap, kitapta Nedir, o kimsenin Kaderi, yaşayacağı, yapacağı, tutacağı, alacağı, evleneceği, o kitap içerisinde yazılı, yani yeni bir kuran ve kitap yada insan oluyor işte, ruh inmesi ve Kur'an inmesi aynı şey, Ruhlar yine doğacak çocukların ruhları iner, yani Kainat yazılımları, Ruh degil Ruhlar iner meseleside de budur, öyle cebrail inipde, orada burada onun duasını bunun duasını kabul etmek için Allah'a götürüp getirme görevik icin, orada ara kablosu görev yapmak için değil yani.
########
#######
Gezegenler Güneş lere bağlı, güneşler de başka bir güneşe bağlı, O iki tane güneşte, başka bir güneşe bağlı, ve böylece sistemler oluşuyor, sistemler üzerinde galaksiler oluşuyor, galaksiler baş güneşe bağlı, Öyle olunca bizim güneşimiz Hazreti Muhammed Mustafa, o ise batmayan Güneşe bağlı.
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

مَّا جَنَّ عَلَيْهِ اللَّيْلُ رَأَى كَوْكَبًا قَالَ هَذَا رَبِّي فَلَمَّا أَفَلَ قَالَ لا أُحِبُّ الآفِلِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Fe lemmâ cenne aleyhil leylu raâ kevkebâ(kevkeben), kâle hâzâ rabbî, fe lemmâ efele kâle lâ uhıbbul âfilîn

Meali :

Üzerine gece karanlığı basınca, bir yıldız gördü. “İşte Rabbim!” dedi. Yıldız batınca da, “Ben öyle batanları sevmem” dedi. yada kaybolunca, “Kaybolup gidenleri sevmem.” dedi.

(Sadakallahul Aziym EN'AM Suresi 76. ayet)

İbrahim Aleyhisselam Baktı ki güneş batıyor dedi Ben batanlardan hoşlanmam dedi ve güneşe tapmayı bıraktı Halbuki Güneş ve YILDIZLAR batmaz ki, Güneş olduğu yerde duruyor ama, sen göremez hale geliyorsun, senin görme açından çıkıyor sadece, ve bu hikaye yine yanlış bir hikaye, Güneşin Battığı nereden belli, güneşin söndüğü mü var, orada İbrahim Aleyhisselam bakmış Ben batanlardan hoşlanmam demiş, Allah'ım yarabbim, Güneş batmış yok olmuşmu oluyor, kac yaşinda bu ibrahim, ilk defami gökyüzüne bakmiş veledmi cocukmu daha, Güneş olduğu yerde duruyor ertesi gün bir daha görüyorsun sadece. bunu farkedememişmi? akli nerde bunun, hicmi farketmemiş bunu, yani ibrahim aleyhisselam hic bisey bilmeyen Neandertal insan herhalde, yani bir peygamber olcak yani velhasil akilli insan olcak, ve böyle ahmakça bir yorum getirecek, yada daha akli başina yeni gelmiş cocuk daha, Güneşin batmasına peygamber olacak Ve böyle ahmakça bir yorum getirecek, hem de Hz Nuh dan sonraki 3. atamız olacak, Bir de böyle güneşin battığını yok oldugunu iddia edecek, ve yıllardır burada Hocalar hacilar hikaye anlatacak ibrahim Aleyhisselam böyle diyerekten akıllı oluyormuş, bu ayettemi uydurma o zaman, ne kadar cocukca bir hikaye, yada insanlik artik cok akilli oldu, atalarini akilsiz saniyor artik. Allah biliyor zaten yine Allah bilir de dogrsunu, akli olan biri bunu duyunca akıl ile uyuşmadığını anlaycakdir, hatta cok akilli olmakla alakasi bile yokdur, ve bunu anlamayan ahmaktır.

#######
######

Musa Aleyhisselam bastonu ile denizi yardı diye Ayet var, ve bir adam baston tutma yaşına geldiyse, bayağı bir yaşlanmış, ve Öyle olunca Musa aleyhisselam denizi yarıp karşıya geçtikten sonra, israiloğullarının başında kaç sene daha Durmuş olabilir, peygamber olmuş ya ondan sonra kaç sene daha ümmetine egitmiş olabilir, Daha ardından Tevrati okumayip ancak omuzlarina almışlar, öyle olunca egitememiş ve ölmüş demekki. Tevrattan faydayida sendikaya koyup başlarında taşımakta bulmuşlar. kurtuluşuda Tevratta ve fakat Tevrat Taşıyan eşeklik de bulmuşlar, Halbuki dinin gayesi, insanlığın ve dünyanın memur olması için, gerekli kurallar zinciri uyulması gereken kurallar zinciri işte. çalmayın çalmazsan kimsenin malı zayi olmaz. zina etmeyin dedi, zina etmezse kimse,insan eş bakimdindan haksızlığa uğramaz, kadın açısından erkek açısından aldatılma durumu olmaz. öldürmeyin, haksız yere insan hayvan öldürülmemesi ile, kimseye zulüm edilmemiş olur. bunlar yapıldığı zaman karşılığı cennette midir. yani öldükten sonra mı verilecek, Halbuki Sen haksız yere öldürmedigin zaman hak yerini bulduğu zaman, bu dünyada adalet gerçekleşmiş olur, ve bu dünya cennete dönmüş olur. Sen çalmadigin zaman, yine bu dünya güzel bir hale gelmiş olur, sevdiğini aldatmadiği zaman, kadın ve erkekler arasında Adalet sağlanmış olur, evlilik yaptığın zaman, öyle çocuk yaptığın zaman, zina çocuğu olmadığı zaman, Soy korunmuş olur. ve bunların hepsinin karşılığı gördüğünüz gibi dünyada, ve bu kurallar zinciri bizi ahirette memur etmek için değil, dünyada memur edip, insan ve adam etmek için olan kurallar, yoksa adam Bilmem bunu okuduğunda sevap kazanacak, cennette Köşk sahibi olacak, Bilmem la ilahe illallah deyince, cennette Huri sahip olacak, Bu mudur yani. Halbuki Allahin bize dinler ile getirdiği kurallar ve sünnetler, bu dünyada insanlığın ve dünyanın imari içindir.

#########
############

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَكُلَّ إِنسَانٍ أَلْزَمْنَاهُ طَآئِرَهُ فِي عُنُقِهِ وَنُخْرِجُ لَهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ كِتَابًا يَلْقَاهُ مَنشُورًا اقْرَأْ كَتَابَكَ كَفَى بِنَفْسِكَ الْيَوْمَ عَلَيْكَ حَسِيبًا

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve kulle insânin elzemnâhu tâirahu fî unukıhî, ve nuhricu lehu yevmel kıyâmeti kitâben yelkâhu menşûrâ. Ikra’ kitâbeke, kefâ bi nefsikel yevme aleyke hasîbâ.

Meali :

Her insanın amelini boynuna yükledik. Kıyamet günü kendisine, açılmış olarak karşılaşacağı bir kitap çıkaracağız. “Oku kitabını! Bugün hesap sorucu olarak sana nefsin yeter” denilecektir.

(Sadakallahul Aziym İSRÂ Suresi 13 ve 14. ayet)

Kur'an'da bir insanın kitabını boynuna bağladık Hadi o halde okul kitabını diyeceğiz diye geçiyor Yani Kadir Gecesi'nde inen ve Bir çocuk olaraktanyaratilip sonra adam yada kadin olacak ve kitabını okuyacak, belki kitabinda 30 yaşinda mahalledeki Bakkal amca olcak diye yaziyor, ve böylece Rezzak olan Allah ismini yeryüzünde tecelli ettirecek, ne zaman ki O mala mülke sahip oldu, yetişkin yaşa Erdi ve bakkal dükkanı açtı, işte kitabını okudu, ve bakkal dükkani olan amca Fitratina yani " ma hulika leh" hikmetine, ne hikmet üzre yaratildigina ermiş oldu ve Bakkal amca oldu. ve o mahallenin insanlarının karnını Doyuran yada sırtını giydiren Rezzak Allah sıfatının tecelli ettigi kimse oldu işte. işte kitabını okumak böyle bir şey, yoksa her İnsanın boynunu günahlarınida yazdık sevaplarını yazdık, işte ahirette Oku bakalım ne yapmışsın, falanca yerden çalmışsin, filanci yalancı yerde küfür etmişsin gibi algılıyorlar sadece bunu, bu ayeti, Halbuki işte kitabının okunması, ikra suresi alak suresinde, muhammede de oku denilmedi mi? nasil hemen unuttuk, ilk defa muhammede oku kitabini dendigini ve bunun ile başlayan kurani, sana verilen de bir kitap var dedik, ya Muhammedinki Kuran ise, seninkini de Ahmet amca kitabı, Anakarali bakkal amca kitabi, Hani bunu dedik de, başka bir dinmi var kitapmi var diye anlaymip itiraz edenler oilursa, var Bak senin yaşantın, senin alacağın vercegin ölcegin icinde yazili olan yazılım, seyahatlerin her şeyin, Sana özel bir yazılım, komşundan tutta 18 yaşındaki öğretmenin kim olacağına kadar, Bilmem 20 yaşında evleneceğin kızın kim oldugu hepsi içinde yazılı kitap, yani o kitapta senin kitabın, işte kitabını okumak ile sen, ya onu hayatında serencam halinde yaşamak ile kitabını okumuş olursun, kaderini yaşman yani, bana da evliyanin birisi öyle demişti, sen seyri sülükünü, hayatın serencamı gibi yaşa demişti, Ve ben ekstra ondan 100 Allah zikiri letafi zikiri, bilmem nefsi ispat Zikri falan çekmeden, hayatın serencamı gibi bu hallere yaşayıp geçmek deyim.
İşte sen bu kitabını ana yazılımdan okuyabilirsen, Senin hangi kader üzerine, yani hangi fıtrat üzerine yaratığini Bildiğin zaman, eğer sen kedi cibliyatinda olcak isen, kedilerin yapacağı göreve talip olmak zorundasın, yani kedi nedir, Aslan ya da Reis, devlet reisi, Bilmem Diyanet reis,i ya da Bilmem Futbol Kulübü Başkanı, Bilmem haukuk kalemi başkanı, Millet Meclisi reisi, Öyle liderlik Fitrati üzerine yaratılmışsın ki, Ama sen fıtratına uygun amel etmezsen yanlış Kitap okudun yada yanlış yönlendirildin ve doğru bir yaşayış yaşayamazsin.
######
###########
Yukarıda anlattığımız ölümün SIRRININ çözülmesi meselesinde Kur'an'da buna atfen bir ayet var.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَتَوَكَّلْ عَلَى الْحَيِّ الَّذِي لَا يَمُوتُ وَسَبِّحْ بِحَمْدِهِ وَكَفَى بِهِ بِذُنُوبِ عِبَادِهِ خَبِيرًا

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve tevekkel alâl hayyillezî lâ yemûtu ve sebbih bi hamdihî, ve kefâ bihî bi zunûbi ibâdihî habîrâ.

Meali :

Sen, o ölümsüz ve daima diri olana (Allah’a) tevekkül etyani yönel yada ona dön yönünü. O’nu(Hic ölmeyen Allahi) her türlü övgüyle yücelterek tesbih et. Kullarının yaptiklarından hakkıyla haberdar olarak O yeter!

(Sadakallahul Aziym Furkan suresi 58. ayet)


Bu ayette demiyor mi ki sen öyle bir Allah'a yönel ki, ölmeyen Allah olsun, hiç ölmeyen Allah olsun. Anladınız mı şimdi bizim Kime Doğru yönelmemiz gerektiğini, artık yönümüzü, ölümsüzlüğün çaresini bulacak olan Allah'a doğru yönelttik, kim o, işte Allah'ın yeryüzündeki halifelerinden birisi, o öyle bir adam ve Macit mucit amca ki, ölümsüzlük sırrını bize ögretiverecek bir amca, yeryüzündeki Halifelerden bir Halife ki, Fitrati bu görev icin olan Kainat ve Yazilim olan Halife, Allahin Ölmeyen Allah ismi Üzerinde tecelli eden Halifesi, Allah'ın halifesi yeryüzündeki başka gezen yürüyen bir Allah, hangi Allah, O Allah ki ölümsüz olan Allah. ve bir adam ölümsüzlüğün çaresini bulsa, ilk önce ilacı kime verir, Tabi ki kendisi yutar ilk önce ve, kendisi ölümsüz olur, ve formülde ondadır zaten, işte öyle bir Allah ki, bizlerde ölümsüzlügü ondan öğrenmemiz lazım, yani ona doğru gitmemiz gerekiyor, yönümüzü ona dogru dönmemzi isteyen o yukardaki ayet il allah degilmi zaten ve bizde yönümüzü ona dogru tuttuk artik, hangi Allah bu kim bu, Ahmet amca mı, Mehmet amca mı, Türk mü, Alman mi, Amerikan mı, Fransız mı, Neredesin ey ölümmsüz olan Allah, bize hangi Allah, hangi halife olduğunu göster, Bak ona yolu gösterdik, onların (ayvanin) içinde ara dedik O askere, Ey Allah'ın askeri ve mehdi Askeri olmak şerefine eren askerim, Sen bir kim olduğunu yani nefsini bil bul ve bu Fıtrat üzere bir görevle yaratıldığını bil bul, o güzel Kadir Gecesi seni bu görevi yapman icin indirdiklerini hatrila ve bil bul ve kitabını oku, ve kitabında ölümsüzlügün Çaresinin Sende yazili olduğunu bil bul, ama sen kimsin, henüz ben bilmiyorum, Hadi çabuk ol Zaman ve zamanimiz ve seninde zamanin yok.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

الَّذِينَ يَسْتَمِعُونَ الْقَوْلَ فَيَتَّبِعُونَ أَحْسَنَهُ أُوْلَئِكَ الَّذِينَ هَدَاهُمُ اللَّهُ وَأُوْلَئِكَ هُمْ أُوْلُوا الْأَلْبَابِ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ellezîne yestemiûnel kavle fe yettebiûne ahsenehu, ulâikellezîne hedâhumullâhu ve ulâike hum ulûl elbâb

Meali :

Sözü dinleyip de onun en güzeline uyanlar var ya, işte onlar Allah’ın hidayete erdirdiği kimselerdir. İşte onlar akıl sahiplerinin ta kendileridir.

(Sadakallahul Aziym ZUMER Suresi 18. ayet)

Bu ayette geçen
ellezi yestemiunel kavle feyetebiune ahsenehü
"Onlar ki sözün doğrusunu işitince, Hemen ona uyarlar." ayeti kerimesi Sen de tahakkuk etsin, mesajı alinca hemen görevinin başına geç.

########
##########
Biraz da Raşit Tarikatı derslerine devam edelim:
Mehdi askerleri Her namaz öncesi ve sonrası 13 Estağfurullah çekecek demiştik. Nakşibendi Tarikatında olanlar 25 çeker. Biz ise 13 çekeceğiz demiştik, 25 li tabancanin 2 şarjöründen birisiyiz biz, ve 25'in yarası 13, bizim askerimiz namazların önünde ve sonunda 13 Estağfurullah çekecek demiştik. ve güne başlarken, sabah ilk Estağfurullah çekerken, günü açıyorum diye çekecek, bir güne başlama tövbesi, yatsıyı kılıp namazdan sonra da 13 Estağfurullah çekecek tövbe edip Gönün Defterini kapatıyorum diyerekten çekecek. aradakilerde aralarda işlediğimiz günahlar içindir.
########
###########
Geçenki sesli vaazda anlatırken birden frekansımı kestiler ve, ne diyeceğimi hatırlayamadım. ve notlarıma bakınca geri geldi, Bak not unutmuyo,r yani Melek unutmuyor, not yazdığın Kağıt bir melek, bana göre böyle bir mele,k o görevden hiç Şaşmaz, görevinden İsyan edip ayrılmaz, görev yerini de terk etmez, ve notlarıma bakınca hatırladım, ne demek isteyeceğimi hatırladım geldi yine, Meleklerim hatırlatti Ama, bu sefer not Meleklerim hatırlattı. ve demiştim ki buralarda Flohmarkt diye bir şey var, yani bit pazarı ve biz ilk geldiğimizde mobilyalarımızı iş elbiselerimizi bit pazarından alırdık, Ben yeni geldigimde gittim adam bit pazarına Mobilya vermiş, mobilya gıcır gıcır tertemiz duruyor, hiç mi kullanmadın bunu be adam, Yani demek isteyecektim ki oradan, Bunlar melek gibi insanlar, hani diyeceksin ki, kafir bunlar, ya da Hristiyan bunlar, tamam amma adam bu mobilyeyi bile incitmemiş, o kadar kibar adamlar, eskimemiş, Mobilya len,odun odun, biz satın alıyoruz ve onların kaç sene kullanıp eskitmedigini, iki üç ay içinde kirip döküp eskitiyoruz. yani biz onların makamına bile ermemişiz, melekler Latif varliklardır, Latif demek ince ve kibar olan demektir. o kadar kibarlar ki mobilyalar bile eskimiyor, elbiseleri bile eskimiyor. bir Alim demişti ki : insan günah işlemese, elbisesi bile kirlenmez, hatta eskimez demişti. o zaman Bizler müslümanlar olaraktan Elbisesi kirli mobilyasi eski kimseler, demek ki daha Latif olan insan, ya da halife vasfına bile çıkmamışiz, vay vay, onlar ve cennet nerde biz nerde. Yani o sizin beğenmediğiniz Hiristiyan dediğiniz, Yahudi dediğiniz adam, Melek Makamina çıkmış, incitmeyen Latif Melek makamina çıkmış, ya sen ve ben, iman kim de o zaman? kimler cennette o zaman?
Hocanın birisi diyor ki, Latif Zikri çekmeden olmaz diyor, Latif Zikri çekince neymiş, Melekleri, Bilmem cinleri görecekmişiz, onlardan fayda görecekmişiz. ve sen gibi ahmak günde 100.000 Latif çekse ne olur ha. Arap müsülamnlar arap konsoloslugunda Müslüman denen adamlar, konsoloslukta, adamı diri diri Kesmişler, valize koymuşlar, Müslümanım diyor Cihat deyip adam öldürmenin Müslümanlık Sanıyor adam, bir milyon Latif çeksen neye yarar, bak adamlar Mobilya ne ki, tahta len tahta, adam tahtayı bile İncitmiyor eskitmiyor
Ve Sen bir adami kesip valize koyuncami Latif oluyorsun, yoksa tahtayı bile incitmeyen adamlar mı? kim Müslüman o zaman? kim mümin ve imanli, kim Latif Celkmiş ve Latif olup melek vasfina yükselmiş, sen namaz kilinca cihat edince latif cekincemi? yoksa onlar namaz bile kailmadan mi bu hale erdiler, kim insan, kim hayvan, ahmak bakda gör, kim cennette, kim cehennemde, kim cennet ehli, ve latif melek gibi olmuş gör.

########
##########
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَإِذَا الْوُحُوشُ حُشِرَتْ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve izâl vuhûşu huşirat.

Meali :

Vahşi hayvanlarbile haşrolup toplanıp bir araya getirildiğinde.

(Sadakallahul Aziym TEKVÎR Suresi 5. ayet)

Vahşi hayvanlar bile Haşr olduğu zaman diye bir ayet var o zaman bu zaman ve cennette. Burası cennet ise, O zaman bütün hayvanlarda burada, vahşi hayvanlardan evcil hayvanlara kadar Hepsi burada, işte Vahşi hayvanlar bile Haşr olduğu demek de budur.

##########
##########

Eski alimler hep Mehdi ve vaktini beklemişler, ve kendilerini Mehdi olacak sanmışlar, ya da Mehdiyi göreceğiz sanmışlar, ve bu olmayınca da vay vay erken gelmişiz demişler, birkaç gün önce televizyon kanalında Zahide Yetiş de bir doktor ya da sağlıkçı çağırmış, ve hastalıkları tedavisi bulunuyor, ve yapay ciğer kalp böbrek üretilebiliyor diye anlatıyor, hatta deri bile bir üretilebiliyor diye anlatiyor. ve bizde ölümün çaresi de bulunacak diye anlatıyoruz yakın zaman içinde. ve Zahide dedi ki erken gelmişiz vah vah dedi. Yani herkes Eğer ölümün çaresi de bulunursa, Artık erken gelmişiz lafi rafa kaldırılır. Görecekler yani, vaktimizin diğer Peygamberler ve halkının vakitlerine göre, en iyi vakit olduğunu, görmeyene ben daha ne diyeyim ki. bakın kaç haftadır anlatıyorum, Biz de şunlar var, Onlar da yoktu, onlarda şunlar yoktu, bizde var diye, kaç meseleyi anlattım ve bu haftanın konusu ise
Rivayet odur ki,

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Yatsıdan sonra Tebareke okuyanın kabri aydınlık olur."

( Hadis-i Şerif )

Bu hadisi okuyanlar, bunu öldükten sonra Kabrimize lamba koyacaklar gibi algılıyor, ahiret Yurdu Burası ve İşte o Tebareke okuyanlarda burada ve bizleriz, ve biz eski ömrümüz ve dar zamanında okumuşuz belki peygamber zamanında ya da daha sonra işte, şimdi kabrimiz ya da ahiretimiz işte aydınlık, ve Edison Amca lambayi keşfetmiş ve gecelerimiz bile karanlık değil artık, işte bu hadisin yorumu da böyle yani kabrinde lambalar cenneti, neymiş orası, işte bu nasıl bak, herkes lambalar avizeler kandiller cennetin de, evinde elektriği ve lambası olmayan yüzde kaç kişi var, Elhamdülillah Muhammed'in sözü ne demek ki bizler itiba etmişiz okumuşuz, Tebareke okumayan bir kaç kişi varmış diyelim, birkaç demiyorum, belki daha elektriği olmayan yerler lambası olmayan yerler var, ama işte onlar peygamberin Tebareke okuyun sözüne ittiba etmeyenler, Bizler ki itimad edip okumuşuz ve bizler bu lambalar cennetine vardık.
#####
####
Özel bir meseleyi de anlatıp vaazimiza bu haftalık son vereceğiz. konumuz şudur ki : herkes atalarının DNA sini taşır, ve bu zamanda Mehdi çocukları da Mehdi DNA sını taşıyanlar, Eskiden annem babam vaktinde onların evlendiği çocuk yaptığı vakit Soba bile yokmuş ve onlar Ocak başında Isinıyorlarmış dah dogrsu dedem ninem zamani ve üşümemek için de Pamuklu yorgan gibi zıbın denilen içlik giymektelermiş, ve ben onların çocuğu olduğum için benim de DNA da işte içilik giymek kodu var, ve benim Mehmet Emin isimli bir arkadaşım vardı okulda, beden dersinde elbiselerimizi çıkarıp eşofman giyiyorduk ordan gördüm, ve o içinde yünden örme süveter şeklinde bir içlik giyiyordu, ve diyordu ki bunu Ben giymeyince hasta oluyorum. işte zıbın ya da içlik işte, hafif havalar ara geçiş Mevsimine geld,i hafif hafif sıcak sobalarında kaloriferlerinde tam yanmadığı için, işte Biz de hemen üşüyoruz, ve bizim DNA kodumuzda olan Mehdi çocukları da, aynı kod ile kodlu olduğu için, onlarda hemen Üşüyeceklerdir, öyle oldugundan bizim derdimizin dermanı, içlik giymek, Hatta öyleki Muhammedül Emin den öğrendik ki, Ağustos'ta bile yün içlik giymek, yani Muhammed Arabistan gibi çölde başına yün takke giyermiş, sırtına da deve yününden elbise. öyleyse bize gereken ve çocuklarımıza ve annelerine gereken, onlara bir iclik göynek ya da süeter gibi bir kazak giydirmek.Bunu yaparak bunların da sorununu çözüp, benim de bundan muzdarip olmamın önüme geçmiş olacaklardir.

Rabbim evlatlarımızın annelerine de, emanete sahip çıkmayı nasip ve müyesser kılsın.


--oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--


Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 17 Ekim 2018 Çarşamba

Original Kar © glan

Halifeyi Ru'yi Zemin Hz Adem ve insanoğlu (Kar©glanin 6 Ekim 2018 Vaazi)



Halifeyi Ru'yi Zemin Hz Adem ve insanoğlu

(Kar©glanin 6 Ekim 2018 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَقُلِ الْحَمْدُ لِلّهِ الَّذِي لَمْ يَتَّخِذْ وَلَدًا وَلَم يَكُن لَّهُ شَرِيكٌ فِي الْمُلْكِ وَلَمْ يَكُن لَّهُ وَلِيٌّ مِّنَ الذُّلَّ وَكَبِّرْهُ تَكْبِيرًا

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve kulil hamdu lillâhillezî lem yettehız veleden ve lem yekun lehu şerîkun fîl mulki ve lem yekun lehu veliyyun minez zulli ve kebbirhu tekbîrâ.

Meali :

Çocuk edinmeyen, hakimiyette ortağı bulunmayan, acizlikten ötürü bir dosta da ihtiyacı olmayan Allah’a hamd ederim de ve tekbir getirerek (Allahu Ekber yani O Allah ki Tek ve yegane büyükdür diyerek) O’nun şanını yücelt.

Sadakallahul Aziym İSRA Suresi 111. ayet


---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Namazın anahtarı temizlik, haram kılanı tekbir, helal kılanı selamdır”

( Hadis-i Şerif , Ebû Dâvûd, Tahâret, 31; Tirmizî, Tahâret, 3)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

Artık Benimde çok dil bilen özel bir sekreterim var.(.....)

Hazreti Adem halife-i ruy-i zemin yani Vahdeti Vücut ve madeni Toprak, toprak ise tek tür, tek ama hepsini içinde Taşıyan Vahdeti Vücut, yani Demir de onun için de, alüminyumda, şekerde, tavuktan yediğimiz yumurta da, ağaçtan kopardığımız Kirazda, hepsi onun içinde. Tek ve bütün olan Vahdet. Cebrail yerden yani ardzdan yani İngilizce earth veya Arapça arz yeryüzünden onu aldi ve allah Ademi bir bütün olarak o nu halketti. ve dünya kainatin "zerrei zübdiyesi" (en küçük parça(öz)) yani "all inklusiv" bir gezegen. "Dünya" da aynı kelimeden türeme, yani hepsini içinde taşıyan, bütün işte, Adem, Hazreti Adem, O yüzden halifeyi ruyi zemin. kainatta Demir elementi parça halinde Başka bir gezegende mevcut, yine Elmas, Yakut, su, yahut hidrojen güneşte, helyum güneşte, Amma toplamı Dünyada hepsi mevcut, Vahdet, kesrette çoklukta birlik olan Vahdet İşte. o yani halifeyi ruyi zemin, Hazreti Adem veya insanoğlu, işte hepsine hükmetmekte, ona kainatı musahhar kılınması budur zaten

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

أَلَمْ تَرَوْا أَنَّ اللَّهَ سَخَّرَ لَكُم مَّا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

E lem terav ennallâhe sahhara lekum mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ardı

Meali :

Göklerde ve yerlerdeki herşeyi, Allah’ın size musahhar (emrinize amade) kıldığını, (Allah’ın sizin hizmetinize verdiğini) görmediniz mi?

(Sadakallahul Aziym LOKMAN Suresi 20. ayetten pasaj)

Hz. Ademe insanogluna Allah Demire sözünü geçirmesini öğretmiş (Hz Davuda verilen hikmet ile) kim? Allahu Teala öğretmiş. Su yu da hendekler kazıp akıtır, barajlar kurup durdurur, Suyu elektriği çevirir, Elektrik ilde pompalyip suyu yükseklerden bile aktırır, derinlerden de yukarilara çıkartır, yukarı kaldırır. Bu ne şimdi Raşidi Tarikatımızda du suyu yani yağmur yağdırmasını da öğrettik, kar yağdırmasini da sizlere öğrettik, yani mevsimler bile bize musahhar kılınmış, yani emrimize amade kılınmış. işte İnsanoğlu belli prösedürlee uygun zikredipde niyetli olarak su içtiği zaman, böyle yagmur yagmaasi icin su içmiş olur. ve insanoglu su içerek, birkaç elementi bağlı halde molekül halini almış olur, bag kurmuş elementleri almış oluruz vücudumuza, tuz yemek ile bütün mineralleri almış oluruz, süt icmek ile bütün enzimleri almış oluruz, şeker ile bütün karbonhidrat cinsi şeyleri almış oluruz, et yemek ile bütün proteinleri almış oluruz, yani kainatta dağınık vaziyette bulunan elementleri, bütün elementleri vücudumuza dahil edip, onlar ile Vahdet, yani kainta, yani yildilzlara bile hükmetme sanatını yerine getirmiş oluruz. Yani Hz Adem yani insanolgu yeryüzündeki, Allahü Teala'nın gölgesi, ya da onun yerine bakan görevli, halifeyi ruyi zemin. Ev yapar rüzgara Dur der, Pervane yapar, Rüzgara es der, yine hendekler açıp suya ak der, Barajlar yapıp suya dur der, Çakmaklar yapıp ateşe yan der, sonra itfaiyeler kurup, ateşe sön der, Yani senin anlayacağın, halifeyi ruyi zemin, Allah ona kainatı musahhar kılmış, emrini vermiş, yeryüzünde, Allah celle celalühü hazretleri, bir nevi yürüyen gezen Allahlık sıfatını, o nda(Hazreti insan) üzerinde tecelli ettirmekte.
Ve ikinci Adem olan Hazreti Nuh, gemi yaptıktan sonra, ona her türden bir tane al denildi, ama kurbağa ona ben binmem dedi, kimdir kurbağa, Nuh un oglu Kenan, yani aynı bugün, Gülben Ergen'in "Bana bir şey olmaz" dediği gibi, o gün, Kenan da, "bana bir şey olmaz" dedi ben daglara kaçarım dedi, çünkü kurbağa suda da yaşar, karada da yaşar, sel basması onu Öldürmez ki, bu bilgi içinde olduğu için,cibillyati öyle oldgu icin, aynı şeytanın demirlik vasfi içinde olduğu için secdeye isyan Ettiği gibi, eğilmeye İsyan ettiği gibi, o da (Kenan da) boğulmaya isyan etti, ben boğulmam ki dedi, ben kaçar kurtulurum, Bana Bir Şey Olmaz dedi. geçiş formu yani Hem su canlısı, hem Kara canlısı, Darvinin söyledigi evriminde yanlış olmadığını, Fakat benim demek istediğim gibi olmadığını anlatan örnek. Evrim var fakat kurbağa Kenan oldu, yani kurbağa Kenan'a insana dönmedi, Fakat sadece Kenan a cibilliyet oldu. Ve çocuklarda ve insanlarda Korkaklık meselesi de cibilliyet sebebi ile dir. Nasıl derseniz : Çünkü kurbağa Korkunca suya atlar, Tavşan kaçar, kaplumbağa kabuğuna sokulur, hepsi Korkaklık alametidir, onların cibiliyetini Taşıyan Her canlı, Her insan türüde, onların cibiliyetini Taşıyan Her kimse, mesela cibilliyati kaplumbağa ise, düşman görünce evine saklanır, tavşan ise nalları kırıp kaçar, kurbağa ise, bir yerden bir yere geçer, suya atlar veya su dan korktuğunda da, sudan karaya mekan değiştirir, Onun (Kurbaga ciblliyatlilarin) kacma yöntemi de mekan değiştirmektir, Boyut değiştirmektir. yani Korkaklık cibilliyet ile alakalıdır. yine cesaret, cibilliyat ile alakalıdır, Aslan kavgaya gider, kavgaya karşı gider, kavga etmeye gider, kurbağa korkup kacsa bile, aslan kavga etmeye gider. Dana veya boğa yine kavgadan yılmaz, o yüzden danalara "Yılmaz" ismi koyulur, yani yılmaz demek, kavgadan yılmaz, yumruk da yese kavgadan yılmaz, bıçak da yese kavgadan yılmaz, yani "Yılmaz" işte "Yılmaz Dana" daşşaklı dana. Allah her cibilliyeti yani her hayvan türünün sıfatlarını da, ona göre(insana vercegei ahlaka) böyle elverişli yaratmış ki, mesela zürafanın boynunu Uzun yapıp, boynu uzun olduğu için uzanıp yaprak koparabilmesi için değildir, bilhassa bacakları uzun olduğu için yere uzanip da su içebilmes için boynu da uzundur diyeceğiz. Allah öyle bir denge koymuş ki, hem yaprağa uzansın, yukarı doğru, hem de bacakları çok uzun olduğu için, yerdeki suya uzanabilmesi için, boynunu da böyle uzatmış ki, bacaklarıyla dengelenmiş. Yoksa boynu kısa olsa, suyu nasıl içecek, çöküpte mi içecek deve gibi, işte zürafanın boynunu uzun yapmış ki, iki problemi birden çözmüş Allahu Teala. Bunlara "Allahuekber" "Büyüksün Rabbim" demeyipte, ne denilir Allah aşkına. Allahu Ekber. hem zahirine Allahu Ekber, hem de batınına Allahu Ekber. Büyüksün Rabbim.

BURADAN iTiBAREN ALINTI >>>
Her gün beş vakit namazdan önce okunan ezan ve farz namazlara durulurken okunan kamet tekbir lafızlarını içerir.

Ayrıca namaza başlama ve bir rükünden diğerine geçiş tekbirle olur. İlkine “iftitah tekbiri”, diğerlerine “intikal tekbirleri” denir. Başlangıç tekbiri iftitah (açılış) kelimesiyle nitelendiği gibi, kendisiyle namaz dışında yapılması helâl olan eylemler haram hale geldiği ve dış âlemle bağlantıyı kestiği için “tahrîme (ihrâm) tekbiri” diye de anılır. İkinci adlandırma Hz. Peygamber’in, “Namazın anahtarı temizlik, haram kılanı tekbir, helal kılanı selamdır” hadisinden (Ebû Dâvûd, Tahâret, 31; Tirmizî, Tahâret, 3) hareketle yapılmıştır.

Resûl-i Ekrem;
- iftitah tekbirine yetişmek şartıyla kırk gün cemaate gelen kişiye Allah’ın biri cehennemden, ikincisi münafıklıktan kurtuluş olmak üzere iki berat vereceğini bildirmiş (Tirmizî, Salât, 64)
- ve namazın özünün iftitah tekbiri olduğunu söylemiştir. (Heysemî, II, 273)

Allah lafzının ilk harfini uzatmak kelimeye soru anlamı kattığı, “ekber”i “ekbâr” veya “ikbâr” şeklinde okumak anlamı bozduğu için fakihler bu lafzı söylerken çok dikkat edilmesi gerektiğini belirtirler.

İntikal tekbirleri rükuya ve secdeye giderken, secdeden ve ikinci rekatta tahiyyattan sonra kıyama kalkarken okunan tekbirlerdir. İki rekatlık bir namazda on, dört rekatlık bir namazda yirmi bir intikal tekbiri bulunur.

Ayrıca Hanefîler’e göre vitir namazının son rekatında Kunut dualarından önce tekbir alınır.

Sehiv secdesi yapılırken namaz içindeki diğer secdelerde olduğu gibi tekbir alınır.[1]

>>>BURAYA KADAR ALINTI

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِيَ أُنزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ هُدًى لِّلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِّنَ الْهُدَى وَالْفُرْقَانِ فَمَن شَهِدَ مِنكُمُ الشَّهْرَ فَلْيَصُمْهُ وَمَن كَانَ مَرِيضًا أَوْ عَلَى سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِّنْ أَيَّامٍ أُخَرَ يُرِيدُ اللّهُ بِكُمُ الْيُسْرَ وَلاَ يُرِيدُ بِكُمُ الْعُسْرَ وَلِتُكْمِلُواْ الْعِدَّةَ وَلِتُكَبِّرُواْ اللّهَ عَلَى مَا هَدَاكُمْ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Şehru ramadânellezî unzile fîhil kur’ânu huden lin nâsi ve beyyinâtin minel hudâ vel furkân(furkâni), fe men şehide minkumuş şehra fel yesumh(yesumhu), ve men kâne marîdan ev alâ seferin fe iddetun min eyyâmin uhar(uhara) yurîdullâhu bikumul yusra ve lâ yurîdu bikumul usra, ve li tukmilûl iddete ve li tukebbirûllâhe alâ mâ hedâkum ve leallekum teşkurûn

Meali :

Ramazan ayı insanlara yol gösterici, doğruyu ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri bilgisi icinde olan Kur’an’ın indirildiği aydır. Öyle ise sizden ramazan ayını idrak edenler onda oruç tutsun. Kim o anda hasta veya yolcu olursa (tutamadığı günler sayısınca) başka günler kaza etsin. Allah sizin için kolaylık ister, zorluk istemez. Bütün bunlar, sayıyı tamamlamanız ve size doğru yolu göstermesine karşılık Allah’ı tazim edip (Allahuekber demeniz icin ve) şükretmeniz içindir.

(Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 185. ayet)


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

لَن يَنَالَ اللَّهَ لُحُومُهَا وَلَا دِمَاؤُهَا وَلَكِن يَنَالُهُ التَّقْوَى مِنكُمْ كَذَلِكَ سَخَّرَهَا لَكُمْ لِتُكَبِّرُوا اللَّهَ عَلَى مَا هَدَاكُمْ وَبَشِّرِ الْمُحْسِنِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Len yenâlallâhe luhûmuhâ ve lâ dimâuhâ ve lâkin yenâluhut takvâ minkum, kezâlike sahharahâ lekum li tukebbirûllâhe alâ mâ hedâkum, ve beşşiril muhsinîn.

Meali :

Onların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır. Fakat O’na sadece sizin takvanız ulaşır. O’nu büyük tanıyasınız ve Allah’ın hidayetine eresiniz diye O, bu hayvanları böylece sizin istifadenize verdi. (Ey Muhammed!) Güzel davrananları müjdele.

(Sadakallahul Aziym HACC Suresi 37. ayet)

Bu yukarıdaki ayet bize gösteriyor ki, hayvan kesmek, Allah'a itaati temsil eder, kes deyince kes, yeme deyince de yememek, haram deyince yani yapma yasak deyince yapmamak gibi, bizim itaatimizi temsil eden bir ibadettir. Yoksa Kurban kes emri ile, bir hayvan türünü yok etmek değildir. o yüzden bugün kurban kesme meselesine de kota konulması lazım. Madem vakit Mehdi vakti, hayvnlarinda degeri anlaşilir oldu ve onlarinda bir hak ve hukukunun oldugu ortaya cikdi, ve altın çağı yaşıyorsanız, o zaman bu vakitte İnsanların çoğu İslam'a dahil olacak, çünkü "Mehdi suresi" veya Nasr suresi yani "iza cae" suresindeki bu mucize, Yani bu keramet, Mehdi'nin kerameti, bize tebliğ olup, Allah'ın dinine insalarin fevc fevc grup grup girdiklerini gördüğün zaman ayeti ile bu sabittir.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِذَا جَاء نَصْرُ اللَّهِ وَالْفَتْحُ وَرَأَيْتَ النَّاسَ يَدْخُلُونَ فِي دِينِ اللَّهِ أَفْوَاجًا فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَاسْتَغْفِرْهُ إِنَّهُ كَانَ تَوَّابًا

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

İzâ câe nasrullâhi vel fethu. Ve raeyten nâse yedhulûne fî dînillâhi efvâcân. Fe sebbih bi hamdi rabbike vestagfirhu, innehu kâne tevvâbâ.

Meali :

Allah’ın yardımı ile fetih vakti geldiği zaman. Ve insanların grup grup Allah’ın dînine girdiğini gördüğün zaman. O zaman Rabbini hamd ile tespih et.(zikrin sayilarina muavfik olrak yani sayiya riayet ederek zikret) Ve O’ndan mağfiret dile. Muhakkak ki O, tövbeleri kabul edendir.

(Sadakallahul Aziym NASR Suresi 1, 2 ve 3. ayet)

GRAMATiK VE DiL DERSi

سَبَّحَ الرَّجُلُ : قال سبحان الله

adam sübhanellahi dedi,Allahı yüceltti,tespih etti

سُبْحَةٌ ( ج ) سُبْحٌ

boncuk gibi şeylerden dizilerek yapılan tespih,

سَبَّحَ : تَسْبِيحاً لِ

namaz kılmak,dua etmek,tespih etmek,sübhanallah demek,övmek,tenzh etmek,yüceltmek,ululatmak

سَبَحٌ

kara boncuk,

سَبَّحَ

tespih çekmek

سُبْحاَنَ اللهْ

"SübhanAllah" Anlamı: (Allahi sayisal olrak(sayisini bilerek) zikrederim.ismini söylerim
islamda tesbih ve boncuk cevirme yokdur diyen ahmaklara kapak olsun bunlarda, namazda subhanallah demek , ne demekdir bilmeyen ahmaklar onlar.

Ve Mehdiye Verilen bu cokca tesbih hikmetinden birisi olan bizim Raşidi Tarikatindaki cookca her renk tesbih edinmemiz ve onlarla, Allahi, sayisi ve yönü belli olarak bilincli tekrar etmemize yarayan bu alete verilen isim tesbih len, sübhan allah derken, iza cae okurkan fesbbijh derken anlamadinmi tesbih ne demek. adam diyorki boncuk cevirmek ibadet degil diyor, ya ne len, namazda rükuda secdede dedigin, sayisi belli 3 subhan Allah derken ne diyon, haaal anlamamis birine ben ne diyen artik.

Nasr suresindeki yani insanların çoğu onun vaktinde, bu dini mübine dahil olacaklarmış, o yüzden insanların, nüfus olarak ekseriyatinin Müslüman olduğunu düşün ve, ve Kurban Bayramı geldiğini, ve herkesin hayvan kesme, yani kurban etme hikmetini yaşamak istediğini düşünürsek, o zaman birkaç Kurban Bayramı geçince, yeryüzünde neredeyse, et yiyebileceğiniz Semiz hayvan türü kalmaz. o yüzden işte, hac edecek kimselere nasil kota kuyduksa, orada izdiham çıkıp insanların katliamına İzin vermeyen insanlık ve Arabistan devleti, bugün müslüman devletler birleşip bu hikmetin de farkına varıp, ve kurban kesme meselesine de Kota koyulması lazım, senelik belli bir hayvan sayısı kadar hayvan kesilmesi lazım, onun üstüne çıkılmaması lazım, yoksa dünyamızada zarar vermiş oluruz. hatta hiç kesilmese bile olur, yani zateno yüzden farz degil vacib, ondan kastedilen, dedik ya sadece Takvamiz olurmuş, yani Allah'a itaat etmemizmiş. Allah'a gerçekten itaat eden birisinden bu iş sagıt olup düşer. Çünkü hayvan türünün bitme tehlikesi var.

Ne garip bir dünyada yaşıyoruz ki, bir işçinin maaşı 1000 lira ise bir ay zar zor işlerde çalışıp Emek harcayıp yorulup didinip, ve aldı 1000 lira, Yani 10 tane 100 lira, ve 10 tane kağıt için, 1 ay yoruluyor, çalışıyor. Kağıt yenmez ki, Kağıt içilmez ki, ama ödül 10 tane kağıt, işte o kağıtları ekmeğe çevirince aslen ödül oluyor, Yine sırtına giyeceğin gömleğe cekete çevirince ödül oluyor, Yine bineceğin arabaya çevirince, Ya da arabanın benzinine çevirince ödül oluyor. işte bu dünyada da yaptığımız sevaplar ve günahlar ile, fazlalıklarla, eksiklerle, yanlışlarla, doğrularla, hepsi ya bir ödül, ya da bir azaba döner. Ama bu işte, aynı şu anda bize kağıt para durumunda olan, bu amellerimiz, işte ahiret denen gelecek de, onlar sevaplarımız yaptığımız Ama, dünyada bir zamanda karşılık aldığımız sevaplarımız olacak işte. aynı o gelecekteki para ile ekmek almak gibi, bize gıda olduğunda, ya da bize ev olduğunda, bize araba olduğunda, işte ödülümüzü almış oluruz. ama şu an, dünya Öyle hızlı ki, 1 saat öncesinde kazandıgin, 1 saat Sonrasında sana ödül veya ceza olaraktan karşına çıkmak da, ve hesabın görülünce, ya cehenneme layık bir kul olursun, ya da cennetlere layık bir kul olursun. İşte bu dünyadaki kolaylıklar da sana cenneti tattırmak da, zorluk ve güçlüklerde, Cehennemi Bir nevi yaşatmakta. ve cehennemde Sabit değil, aynı doğunun, bir yer olup sabit olmadıgi gibi, Yine üst yani Kuzey'in, bir yer olup sabit olmadıgi, ya da alt ya da Güney'in, sabit olup bir yere olmadığı gibi(gecen haftaki vaazin seslisini dinlersen, ne demek istedik anlarsin), işte Cehennem ve Cennet de sabit değildir. 5 dakika önce günah işledin ve, 10 dakika sonra mesela parmağıni incittin, ya da Ayağını incittin, ya da kafana taş geldi, işte 10 dakika önce yaptığın amelinin karşılığını, 10 dakika sonra gördün, Senin hesabın kesildi, ve Ceza biçildi, ve ceza uygulandı.

Rabbim mehdi ve askerini muhafaza etsin ki, Allah muhafaza, Allahsız yahut rahman ve rahimsiz bir ömrün bedeli, belki rahmet yağmayan bir yerde doğmaktır, yani yağmur yağmayan bir beldede doğmaktır, kuru çöl gibi bir yerde, yahutta rahmanı bilmemek, tanımamak, yani babayı bilmemek, babanın hikmetini ve onun saygısını Esirgemek, eksik etmek, belki babasız Olmak, ya da erkek iken, kadın olarak, yani rahmansız yani Affedersiniz zekersiz doğmaktır, zekerisiz olmak hikmeti ile sana ceza verilir, yine bu cezadan bir ömür yersin, hemde muebbet yersin bu cezadan. erkek iken kadın olursun, erkeklik organından mahrum kalırsın, Çünkü babanın annenin kıymetini bilmedin, yada Merhametsiz bir anneye babaya düşersin, Annenin babanin kıymetini bilmediğinden dolayı, bu ceza sana biçilmiş olur, ya da annesiz lik, annesiz kalırsın ki, yeni hayatında Annen küçükken vefat eder, ve annesiz kalırsın ki, Daha önce annenin kıymetini, yani yanındakinin kıymetini bilmediğinden dolayı, ya da erkek sen kadın, kadın isen erkek olursun, ve Rahimsiz yada rahmansiz kalırsın ki, Rahimden yoksun, Hatta evlenemezsin de rahimsiz kalırsın. Diyoruz ki, cennet da burada kurulmuş cehennemde, ödül de burada, ceza da burada, 5 dakika öncesi, 5 dakika sonrası, bir gün öncesi, Birgün sonrası, 1 ay öncesi, 1 ay sonrası gibi, gün gün de kalmıyor, dakika dakikada, saniye saniye de.

Ve işte Bitcoin veya sanal para meselesi de bununla kıyas edilince, para Aslında emeğin karşılığı, 8 saat çalışılmış, 10 saat çalışılmış, bir mal üretilmiş, sonra o malın karşılığı, önce işçiliğin karşılığı idi, sonra o malın ve üretilen mamulun karşılığı, sonra, oradan sonra marketin geliri, kişinin geliri şeklinde, bir emeğin karşılığı para. ama Bitcoin bilgi ile üretiliyor, Sanal Para bilgi ile üretiliyor, yazılım ile üretiliyor deniyor. Çok para basmak marifet değil, Nasıl Merkez Bankası Bir ülkenin bankası ise, en çok parayı devlet basıyorsa, yine devlet 10 katlı bir apartman kurrup, apartmanın içinde Bitcoin üreten binlerce bilgisayar olabilir, ve en iyi üretenler yine ülkeler olur, öylece devletler zengin olur olsa idi, bitcoin üretmekle falan zengin olunsa. Bitcoin üretmekde para basmak gibi yani, Bitcoin yine aynı, sadece paranın sanal hale gelmesi. En azından kağıt para ve demir para vaktinde, emeğinizin karşılığı olarak, elimizde bir bir madde vardı, ama bu noktada elimizden alınıncak, kağıt veya metal olsun bu da elimizden alınınca, artık sermayenin kullanımı tek kişiye bindi demektir. zengin olmak Bitcoin üretmekle değil, çok para basaraktan zengin olunmaz, hiç kimsede para basaraktan zengin olmaz, bu para emeğin karşılığıdır işte, burada Bitcoin Sanal Para dijital para dijital sistemi elinde tutan Deccal in elinde olunca, ve elektrik kesildi ya da fişi çekince, istediğinin elindeki parayı iptal edince, bütün sermaye onun elinde oluyor, yani tek kişi elinde oluyor, Deccal sistemi. senin paranı iptal etti, Artık ne ekmek alabilirsin ne benzin bittin, yani tek zengin Deccal olur. Deccal hakimiyeti sistemi, aynı Tayyip Erdoğan başkanlık sistemi gibi, sistemi yavaş yavaş yapılandırıyorlar, sonunda kim olacak Bütün parayı elinde tutan kimse, Decal olacak, bir de bütün tekniği elinde tutan kimse, hepsini enerjiye bağımlı yaptimi, enerjiyi de kestimi, hepsi bitti, ve şu anda arabaları da petrolden elektirige dönüştürmek yine bu yüzden, enerjiye bagimli kilma meselesi, petrol ve diger hayvan sistlemride gözden cikarma meselesi var, güya neymiş havnalarda atigindan gaz cikiyormuş, dogamazi isitiyormuş kürsel isinma o yüzdenmiş, ve bu yüzden hayvnlarda yok edilmeliymiş, yani yavaş yavaş deccala bagimli olmak zorunda birakiliyorsunuz, uyan insan. hepsini devreden çıkarıp enerjiye bindirmek istemeleri, yine Elektrik enerjisinide kesti miydi, artık bir yerden bir yere gitmen de mümkün değil, yani Deccal sistemi, tek Hakimiyet, Haşa allahlık. Ey Mehdi askeri uyan Emeğin karşılığını dijitala çevirme, yoksa bittigin dünden bellidir. para Tek kişinin yanında olamaz, enerji tek kişinin yanında olamaz. güc tek kişinin yanında olamaz, Allah bunların hepsini dağıtmış, bak dedik ya Hazreti insan ve dünya bütün elementleri içinde topluyor ama, kainata ise yildizlar halinde dağınık vaziyette, Yıldızlar halinde, vahdette kesret, kesrette de Vahdet.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

يَا صَاحِبَيِ السِّجْنِ أَأَرْبَابٌ مُّتَفَرِّقُونَ خَيْرٌ أَمِ اللّهُ الْوَاحِدُ الْقَهَّارُ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Yâ sâhibeyis sicni e erbâbun muteferrikûne hayrun emillâhul vâhıdul kahhâr

Meali :

Ey zindan arkadaşlarım! Ayrı ayrı Rab'ler mi daha hayırlı Çeşitli tanrılar mı daha iyi, yoksa gücüne karşı durulmaz olan bir tek Allah mı? Vahid (tek) olan, Kahhar (kahredici, hâkim ve gâlip) olan Allah mı?

(Sadakallahul Aziym YUSUF Suresi 39. ayet)


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

رَفِيعُ الدَّرَجَاتِ ذُو الْعَرْشِ يُلْقِي الرُّوحَ مِنْ أَمْرِهِ عَلَى مَن يَشَاء مِنْ عِبَادِهِ لِيُنذِرَ يَوْمَ التَّلَاقِ يَوْمَ هُم بَارِزُونَ لَا يَخْفَى عَلَى اللَّهِ مِنْهُمْ شَيْءٌ لِّمَنِ الْمُلْكُ الْيَوْمَ لِلَّهِ الْوَاحِدِ الْقَهَّارِ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Rafîud deracâti zûl arş(arşi), yulkır rûha min emrihî alâ men yeşâu min ıbâdihî li yunzira yevmet telâk. Yevme hum bârizûne lâ yahfâ alâllâhi min hum şey’un, li menil mulkul yevme, lillâhil vâhidil kahhâr

Meali :

iinsanlığı derece derece yükselten, Arş'ın sahibi Allah, karşılaşma gününde (seçilip ayrılma Allaha kavuşma Günü yevmül ahiret te gelcekte bir zamanda, yani o bu günümüz, ve mehdi ve altınçağ da) onları uyarmak için, kendi emrinden olan kutsal ruhu (Yani Hırıstiyan teslis inancında geçen, Kutsal Ruh olan, Hz Mehdi yi) onlara gönderir, ve herşey belli olupta, apaçık ortaya çıktığı vakit, o der ki : Allah dan gayri kimden korkuyorsunuz, görmüyormusunuz bugün mülk (hükümranlık) kimindir? (Maliki yevmiddin ayetine atıf var burada, ve din gününün sahibi kim? deyyan olan kim? ) Tabiki de Tek olan (o zamanda Vahdeti vücud olan kimse), her şeyi kudret ve hâkimiyeti altında tutan Allah’ındır. (Vahidul kahhar olan Allah ın)

(Sadakallahul Aziym MU'MİN Suresi 15 ve 16. ayet)




Ve işte hakimiyetin Mehdi de olması, hakimiyetin Deccal da olması gibi değil. Çünkü mehdi, ne dünyanın tüm ekonomisini, ve ne de dünyanın tüm Siyasetini, veya tüm enerjisini Elinde tutmamakta, sınırlar belli olmuş, sınırları koruyan bekçilerde tayin olmuş, Onları yönetenler detaylı ve belli olmuş, o yani mehdi bunlara karışmamak da, sadece ve sadece iyi ile kötünün farkına varmanızı sağlamakta, yoksa mehdilik bütün Hakimiyet ve gücü elinde tutmak değildir. Elektrik lamba düğmesi gibi, ben buradan lambanın düğmesine basıp, lambayi söndürünce, bütün Işıklar, bütün enerjiler, bütün Hayatlar sönecek gibi bir sistem yani ekonomi enerji güc para tek kimsede ve , Demek ki Allah da Buna müsaade etmez, kulların akıllıları da buna müsade etmemesi lazım, ve bu sistem Deccaliyet sistemi yıkılmak zorundadır. Yoksa dünyamızı mahveder. ve işte insan Günah işlemek ile ya ruhu hasta olur ya da fiziki bedeni hasta olur. Onun çaresi olan ilaçlar ise kişiye özel olmalıdır yoksa mesela Devenin su içmesi ile zürafa nın su içmesi aynı değildir, yine Devenin yediği ile, atların yediği, yahut köpeklerin yediği ile Aynı değildir.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

قُلْ مَن رَّبُّ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ قُلِ اللّهُ قُلْ أَفَاتَّخَذْتُم مِّن دُونِهِ أَوْلِيَاء لاَ يَمْلِكُونَ لِأَنفُسِهِمْ نَفْعًا وَلاَ ضَرًّا قُلْ هَلْ يَسْتَوِي الأَعْمَى وَالْبَصِيرُ أَمْ هَلْ تَسْتَوِي الظُّلُمَاتُ وَالنُّورُ أَمْ جَعَلُواْ لِلّهِ شُرَكَاء خَلَقُواْ كَخَلْقِهِ فَتَشَابَهَ الْخَلْقُ عَلَيْهِمْ قُلِ اللّهُ خَالِقُ كُلِّ شَيْءٍ وَهُوَ الْوَاحِدُ الْقَهَّارُ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Kul men rabbus semâvâti vel ard(ardı), kulillâh(kulillâhu), kul e fettehaztum min dûnihî evliyâe lâ yemlikûne li enfusihim nef’an ve lâ darrâ(darren), kul hel yestevil a’mâ vel basîru em hel testevîz zulumâtu ven nûr(nûru), em cealû lillâhi şurakâe halakû ke halkıhî fe teşâbehel halku aleyhim, kulillâhu hâliku kulli şey’in ve huvel vâhidul kahhâr

Meali :

O dedi ki :“Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?” onlar da dediler “Allah’tır”. (Hz Mehdi de onlara Dedi ki: “O'nu (beni yani Hz Mehdi yi) bırakıp da kendilerine gelen bir zarara veya faydaya bile bir hükmü olmayan dostlar mı ediniyorsunuz, (Dünyamizi ve kainati zulumetten aydinlığa çevirp nimetlerle dolmasıina sebeb olan, O nun Gücü (Mehdi nin gücü ile onların ki aynımı bir mi) vallahi değil, ya onunla da (mehdi ile de) herşeyi hakkıyla yaratan ve vâhidul kahhâr olan Allah ın ki aynımı bir mi?(Degil).
(Sadakallahul Aziym RA'D Suresi 16. ayet)

Temsili misal çocuğu olmayan birisi dua etti ve dedi ki," Allah'ım bana bir çocuk ver" dedi ve Bunu duyan ve allahlık taslayan birisi çaputtan bir bebek yapıp geldi verdi, al sana bebek. bu adam dedi Hayır, benim istediğim bebek bu değil . Başka bir adam naylon bir bebek getirdi bumu istediğin bebek dedi. adam yine hayır dedi. Adamın birisi de kedi yavrusu getirdi, bu muydu istediğin bebek dedi, adam yine hayır dedi. Adamın biri Biyolojici ve kimyacı, O da bir klon çocuk yapıp getirdi. Al sana bebek dedi. adam yine Hayır bu değil dedi, Ve sonunda gerçek bilgiyi bilen bir adam dedi ki, senin çocuk sahibi olman için, bir bayanla evlenmem lazım, Halvet edip şöyle şöyle yapmam lazım diye tarif etti. adam gitti evlendi çocuğu oldu, ya da olmadı da diyebiliriz, hala serüven devam ediyor, Ne yaptımsa olmadı dedi, yani çareler tükenmez, hastalığın çaresi kişiye Özeldir dedik ya, Öyle olunca ya erkek kısır, ya da kadın kısır olabilir, eşlerden birinin kısır olmayan biriyle evlenmesi, Derdine derman olur, ya da ikinci, bir anne yada baba alması Derdine derman olur, işte hastalıklar da böyle kişiye özel olduğu gibi, çareside kişiye Özeldir, günahlardan kişiye özeldir, tek tövbeyle Hepsi asla affolmaz, çeşidine göre, çareside gizli günaha gizli, âşikâre günahı aşikar tövbe etmesi lazım geldiği gibi, işte Ruhi hastalıkların, yani manevi hastalıkların, günahların çaresi de böyle onlara karşilik gelken iyiliklerimiz ve sevaplarımız, sevabin ZIDDI da zıttı da Günah lardır. Ve burada anlatmak istediğimiz, Allah Kainata ve dünyamıza kuvvetler ayrılığı sistemi koymuş, ve bir beden, sen, ben, o, Ahmet, Mehmet, Fatma, Fadime, hepsi Vahdeti Vücut, her biri ayrı Vahdeti Vücut, ve benim elim, Benim kolum, Benim ayağım, bana hizmet etmek üzere yapılandırılmış. ve Allah dirseklere sinir koymuş, dirsek ters dönmez, içe doğru döner, bana hizmet etsin diye, ama robotlar da kuvvet Ayrılık sistemine terstir, onların kolu, içe ve dışa hareket edebilir, yani sanada hizmet eder bana da, yani, bizim sistemimizden farklı, microsoftun Babasi Bill amca, yeni yazilim yapacak adamlarda bunuda planlarda göz önüne al. Yani Sınır koy, ve Allah dirsekler ile sınır koymuş, ve byunada sınır koymuş, ve Allah yeryüzünde ve gökyüzünde tek Allah olmasına rağmen, kuvvetler ayrılığı koymuş, sen seninlesin, ben benimle, Benimki bana, seninki sana, Sen çalıştın, Senin için, ben çalıştım, benim için, sermaye Tek elde toplanmıyor, Benim karnım acıkdımi onu ben doyuruyorum, sen acıkdımi onu sen duruyorsun, ben sırtıma ayrı giyiyorum, Sen ayrı giyiyorsun, ben ayrı yoruluyorum, Sen ayrı yoruluyorsun, Öyle olunca, ben de ki güç, Sendeki ile aynı değil, Sen belki şişmansın, Ya da ben şişmanım, belki sen sağırsın, ben degil, yada benim kaldırma kuvvetim mesela 10 kilo ise, Seninki 5 kilo, yani kuvvetler ayrılığı, Allahbunlara rağmen tek beden gibi parclardan oluşan bütünm gibi, o bile her şey bitti gibi hükmetmemesini rağmen, ama vahdette kesret, kesrette Vahdet, Öyle olunca, Güç Allah da olmasına rağmen, Allah gücünün tahakkuklarini kişiler üzerinden tezahür ettirmekte, Ahmet amca ile, Fatma Bacı ile, öyle olunca tek güç, sistemi ise, bütün gücü kendinde toplamak üzere yapılandırılmış sistem. Türkiyedeki yönetim sistemi ile başkanlık sistemiylede burya dogru gidiliyor yine, bunun ön ayaklarımdan birisi de Tayyip siyaseti. yoksa Allah birdir, Allah gücünü ve sifatlarini, misal ile Bakkal amca terzi teyze ile.... tezahür ettirmek de dedik, böyle olunca kuvvetler ayrılığı. Allah'ın Yönetim sistemi kuvvetler ayrılığı sistemi. Güc tek kişinin yanında toplanamaz buna yeltenipde Dünyada Tek Tanriliga kalkanlari Allah helak etmiştir, ve yine edecekdir de .Akilli bir patron, hic bir zaman iyi giden bir fabrikanin bütün hissellerini elinden cikarmaz, Allah bu uyanik patron kadardami akilli degilki, saltanatinin hepsini birine versin, ahmak olmak lazim böyle düşünmek icin.

Elektrikte Euro Bus diye bir sistem, ile gerektiğinde bütün bir gökdelen binanin elektrigini suyunu isitma sistemeni tek dügme ile kesersin kapatabilirsin. Eğer güç Allah dan başka bir kimsenin yanında olsai işte böyle olur ve Yaşami Öldürür, bize kalk der kaldırır, yat der yatariz, ye der yeriz, derecede, Afedersin köpek oluruz köpek. Allah ise bunu yasaklar ve herkese özgürlük yazmış, kendisine isyan eden birine bile hak tanımış. sistem kuvvetler ayrılığı.

Namazda kelime-i şahadet ile Allah'ın Vahdet ini birliğini birlemek

Buna evliya İzam demişler ki, namazda lisanını teke indir. kalbin ayrı elin ayrı konuşmasin, gözün ayrı olmasın. Aynen bu durum tören geçidinde trampet çalan gruptaki bir adamın, aynı anda trampet çalması, notaya uyması, grupla birlikte Düzgün şekilde yürümesi, ve selam geçidi alanına Gelince, selam vermesi gibi, veya başka bir temsili misal ile, Sen araba sürerken ellerin direksiyonda, Gözün yolda, ayakların 2 ayrı kuvvette, fren ve gaz da, ve öyle olunca araba sürmekte bile kuvvetler ayrılığı var, her birisi ayrı bir konumda ya da ayrı bir işte, ayrı bir yönde, ayrı bir harekette olmasına rağmen bile, Vahdet olan vücuttaki bir görevi ifa etmektedir şoförlük görevini, hepsinin görevi ne kadar ayrı, hepsinin görevi birbirinden binlerce farklı, ama aklin yeri olan beyin ile, hepsi toplanıp ayrı ayrı işleri görmesine rağmen, Aslında tek olan Vahit olan, bir bedene hizmet etmekte ve tek fili meydana getirmekde. Vahdet ve kuvvetler ayrılığı bu demektir. Allah'ın Rezzak olması, Settar olması, mümin olması, halık olması,... yani bu kadar ayrı sıfatlarını aynı anda yeryüzünde tecelli ettirmesi, binlerce insanın üzerinden olur, ya da hayvan üzerinden, ya da bitkiler üzerinden, ya da maddeler elementler üzerinden olmasına rağmen, Allah tektir, ve bunların hepsi tek bir güc e hizmet eder. Ahmet amcanin Ankara'da olması, Fatma teyzenin İzmir de dolması, George Bush un Amerika'da olması da, bu gücün böyle yerli yerince olmasına engel değildir.

Bu benim Vaaazi vaaz ederken, tatlı tatlı konuş ki, insanlar anlasın, diyorlar , küfretme kizma falan filen. ben tatlı veya sinirli konuşunca, ya da bağırıp çağırınca, insanlar anlamaz kaçar deniyor.

tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır

Halbuki cennette, Adem ile Havva yalnız iken, şeytan önce kapının bekçisi Rıdvan'ı, tatlı bir dil ile kandırdı, ve kapısı bile olmayan cennetin kapısını açtırıp, cennete girdi, ve sonra yine Tatlı tatlı konuşup, Havva annemizi de kandırdı, ve ondan öğrenen havva annemizin de(Matrix Mr smith) içine girip havvanın dilinden konuşup, adamı da kandırdı, yani adamı ve Hazreti Adem'i kocasını kandırdı. Güzel konuşmak mı güzel amel burda, kötü bir görev ve amel mi, her güzel konuşa,n güzel işler tutsaydı, Adem ile Havva cennetten atılmaz di. Bazen bağırmak da Allah'ın sıfatlarından isimlerinden birisi, Celal ismi, yerinde ben bağırmayınca Celal ismi tecelli etmez, Allah kahhardır, yerinde kızmayınca da Kahhar ismi tecelli etmez, ve Allah Musa ya dedi ki :
Aasa nı denize vur, "fadrib bi asake" yani vurmak darb etmek, Ve yine gerekirse kadınlarınızı hafifçe dövün, Yani yine darb etmek fiili burada geçiyor, böyle olunca, insanın elinden, dilinden, gözünden, ayaklarından, veya diğer azalarından çıkan, Her fiili işleyen o kulda da Allah'ın sıfatlarından isimlerinden bir isimi tecelli ediyordur ve yani, yani dövmek de Allah'ın sıfatı ve ismidir, Biz Vahdet olunca, bizden çıkan bir dövme Fiili amm kadini olsun amma düşmanimizi olsun, Allah'ın fiili olmuş olur. yani dövmek de Allah'ın ismi imiş, o zaman dövmek güzel bir fiil değil, diye bilmiyormuyuz? Halbuki dövmekten insandan çıkan bir fiil, Yani Allah'ın sıfatı ve fiillerinden Bir ismi. Bedendeki sağ el ve sol el gibi ikisi farklı kutuplarda olmasına rağmen, farklı yönleri, ve farklı işler görmesine rağmen, aslında tek bir bedenin işini görmek üzere yaratılmışlardır. Yine bedende bütün bu kuvvetler toplanmasını rağmen, Ve Ahmet amca da, Mehmet amca da, Ayşe teyze de de aynı Güçler var, Ayrı Bir bedende, ayrı bir Vahdet halinde toplanmış vaziyette, ve her bir vücut bir Kainat olunca, binlerce Kainat olmasına rağmen, yine Vahdet olan, hepsini içinde toplayan Vahid olan, Kahhar olan Allah'a Hizmet etmekteler, her ne kadar ayrı ayrı görünseler de hepsi, bir dünya içinde, bir kuvve, Yani bir tek kuvvet. ve hepimiz Bizler Vahdeti, yani voltranı oluşturmaktayiz. ve Mehdi'nin de Zamanın Ruhu ve Vahdeti Vücut olması, Bütün herkesin onun içinde bir parça halinde olması, buna engel değildir, Çünkü tırnak nasıl binlerce hücreden oluşur, göz hücrelerinden farklı ise, yahut bir üst beden Hazreti Nuh, bir üst beden Adem, senin yine bir Vahdet olaraktan, diğer parçaları içinde taşıdığın gibi, Şu zamanda insanları da Hazreti Mehdi Aleyhisselam kendi vücutlarında taşımakta, ve dediğimiz gibi, Raşidi tarikatina göre, yağmur yağması, ve kar yağması için, O nu (Allah i) zikirettikten sonra, su veya süt içmesi, işte Bedenindeki dünyaya ve parçalara Kar veya su gitmesine o yüzden sebep olmakta, o Vahdet ve bütün olduğu için, parçalar ondan beslenmekte, Yukarıdaki ayette denildiği gibi Onu ile sizin evliyalarınızın gücü aynı mı, bütün İle parça olan aynı mı, göz ile bütün beden aynı mı, bütün ile parça aynı mı? ve Hazreti Mehdi Zamanın Ruhu ve bedeni olaraktan bütünü temsil eder, ve zamanın Vahdeti Vücudu o odur, Halifeyi Ruyu zemin olan, Hazreti Adem, veya Hazreti insan, veya adam o dur.

Rabbim Mehdiye bütüne uygun davranmayı, askerlerine de parça olduklarını bilip de, parçayı uygun davranmayı nasip ve Müyesser kılsın. Amin Velhamdülillahi rabbil alemin.

DiPNOTLAR :

[1] sorularlaislamiyet com/allahuekber-lafzi-kuranda-gecmekte-midir

--oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--



Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 6 Ekim 2018 Cumartesi

Original Kar © glan

Soğuk ve Sıcak Cehennem ve Soğuk içecekler Cenneti (Kar©glanin 26 Eylül 2018 Vaazi)



Soğuk Cehennem ve Sıcak Cehennem ve Soğuk içecekler Cenneti

(Kar©glanin 26 Eylül 2018 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

لَّا يَذُوقُونَ فِيهَا بَرْدًا وَلَا شَرَابًا

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Lâ yezûkûne (la yerzugune) fîhâ berden ve lâ şerâbâ(şerâben).

Meali :

orada (cehennem ehlinin oldugu yerde) onlara serinletici soguk bir şerab veya içecek yokdur. (yada orada onlar onun ile (soguk içecekler ile) riziklandirilmazlar).

Sadakallahul Aziym NEBE-AMME Suresi 24. ayet


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم


يُطَافُ عَلَيْهِم بِكَأْسٍ مِن مَّعِينٍ بَيْضَاء لَذَّةٍ لِّلشَّارِبِينَ


Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Yutâfu aleyhim bi ke’sin min maîn. Beydâe lezzetin liş şâribîn.

Meali :

onlara (cennteliklere) kadehler icinde buzluga sürülmüş buz gibi şerbetler sunulur.

Sadakallahul Aziym SÂFFÂT Suresi 45. ve 46. ayet
bu yukardaki ayeete gecen beydzai kelimesini, beyaz süt gibi, beyaz diye yorum getirmişler, halbuku o kelime beydzae degil, buz kelimesidir, buz arapcadir aslen, ve hadisin orjinli olan aşagidaki hadisde, peygamberimizin Hz. Ali ile Fatima ya geldiginde (vardiklarinda) ayaklari buz kesmişti cümlesinde, buz kelimesi geciyor, ve buz arapcadir aslen, ve ayaklari buz kesmek cümlesinde gecen buz kelimesi, üşümek, cekilmek, büzülmek, manalarini taşir, buz kelimesi arapcada byz şeklinde yazilir, byuz diye okunur, yani buz işte, buz, soguk yani, ve yukardaki ayette ise ytafu yani sürülmek, yani buzluga sürmek cümlesinde ayni teleffuz kullanilir, yani buzluga sürülmüş soguk şeribler, yani yine maiyn ise, mae kelimesinden türeme ve o cümledeki anlami, yani su, "buz gibi su" demekdir "maiyin" buz gibi su asil arapcada ki manasi.

---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem den Hz. Fâtıma’nın Hizmetçi İstemesi:

O’nun terbiye sisteminden bir diğer kesiti de İmam Buharî ve Müslim veriyor. Hâdiseyi bize Hz. Ali (r.a.) anlatıyor ve diyor ki: “Evimizde hizmetçimiz yoktu. Bütün işlerini bizzat Fâtıma kendisi yapıyordu. Zâten, bütünü bir tek odadan ibâret olan bir hücrecikte kalıyorduk. O odacıkta, Fâtıma ocağı yakar ve yemek pişirmeye çalışırdı. Çok kere, ateşi alevlendirmek için eğilip üflerken, ateşten çıkan kılvılcımlar benek benek elbisesini yakardı. Onun için elbisesi delik-deşik olmuştu. Yaptığı sadece bu değildi. Ekmek yapmak, evin ihtiyacı olan suyu taşımak da onun yüklendiği işlerdendi. Ayrıca değirmen taşını çevire çevire eli; su taşıya taşıya da sırtı nasır bağlamıştı.
Bu arada bir harp dönüşü Medine’ye esirler getirilmişti. Allah Rasûlü bu esirleri, müracaat eden Medine halkına dağıtıyordu. Fâtıma’ya, babasına gidip ev işlerinde kendisine yardımcı olabilecek bir hâdim (hizmetçi) istemesini söyledim. O da gitti ve istedi... Şimdi, hâdisenin gerisini Hz. Fâtıma Vâlidemiz’den dinleyelim: “Babama gittim; fakat evde yoktu. Hz. Âişe: “Geldiğinde ben haber veririm” dedi, ben de geri döndüm. Az sonra Allah Rasûlü birdenbire çıkageldi. Ben ve Ali doğrulmak istedikse de O, buna mâni oldu ve aramıza oturdu. Öyle ki ayağındaki serinliği hissediyordum. Arzumuzu sordu. Ben de durumu aynen naklettim. Allah Rasûlü birden uhrevîleşti ve şöyle dedi: “Yâ Fâtıma, Allah’tan kork ve Allah’a karşı vazifende kusur etme! Allah’ın omuzuna yüklediği farzları hakkıyla yerine getir. Kocana da dâima sâdık ve itaatkâr ol! Onun hakkını da gözet! (Yani, senin iki vazifen var: Allah’a karşı kulluk etmek ve sonra da kocana itaatde bulunmak.) Sana ayrı bir şey daha söyleyeyim: Yatağına girmek istediğin zaman, otuz üç defa 'Sübhânallah', otuz üç defa 'El-hamdü lillâh', otuz üç defa da 'Allahu ekber' de. İşte bu, senin için hizmetçiden daha hayırlıdır.”

( Hadis-i Şerif ,Buhari, Müslim, İbn Hişam, Sîre I/262)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

Sıfır birden büyükmü? kücük mü? yokluk varligi yok ediyorsa(Sıfır ile kaci carparsan carp onu Sıfırlar) Sıfır büyük, bir mi büyük, bir de varlık (var olmak) ise yoklugu delip cikiyorsa, Sıfır mi büyük, bir mi büyük. Rahman mi büyük, rahim mi büyük, kadin mi üstün, erkekmi üstün, sen Sıfırlamak ile mesulsen bende birlemek ile mesulun.

sen "la" isen ben "illayim" . Diken batinca acimadi demek, cocuk kandirmakdir, sen cocuk mu kandiryorsun burada, ben 40 yaşini gecmiş biriyin.

Akintiya karşi kürek cekmek aptallik olsa idi, hic bir cocuk rahmi yirtip dogmazdi, hic bir bitki topragi delmesi gerektigini bilmezdi ve yeşermezdi.

ismi cemal olan biri icin, cemalullah yani Allah in cemali, yüzü simasi cok güzelmiş, onu bir kere görmek dünyalara bedelmiş, amma Allah her ismini dünyada tezahür etiriyorsa, o zaman onun cemalini görmek isteyen, Allahinnice güzel yüzlü yusuflarina(ismi yusuf olmasi şart degil yüzü yusuf olanlar) züleyhalarina, ayşelerine, hatcelerine.... bakinca göreceksin. Yoksa burasi cennet ise, hani cemalullah nerede o zaman? işde yüzü güzel kadinlar, yüzü ve bedeni güzel erkek ve kadinlarda işte cemalullah tecelli ediyor demek olur. yoksa Allahi görmek nerdeeeeee? bak herkes her an Allah i bakinca aslinda karşisinda görüyor amma sanki görmüyor, gördügünün farkinda degil. bir cicekde de Allah görülür, güzel bir cicek de bile Allahin güzelligini görebilirsin, ve sen (birine atfen) cok güzel olmamana ragmen, birde dünyada cemallige soyunursan, ismini cemal koyarlarsa, cirkin bir cemal de de(cemal yüz sima demekdir) Allah görülürmü? en güzel Allah ise, en cirkinde de Alalh varmidir? cirkinde bile güzellik yaratan Allah.
şayet icin o kadar güzel olsa, testide ne varsa, ne olur biliyorsun degil mi? dişina vurur, icinde güzel şeyler olsa, yüzünde güzel olurdu, tasavvuf riyazet allah mallah güzelde, (Burda mallah demek hakaret ve terbiyesizlik degildir, yani hamd in önüne me gelince muhamd veya muhammed oluyorda, el hadi isminin önüne me gelince, mhd yada mehdi oluyorda, allahin önüne me gelince mallah oluncami olmadi, hakaret ve edebsizilik degildir bu mallah ismi mef ul ve arapca allahlik eden demekdir ) gercekde icinde ne var, herkese akil satmak güzelde, icinde olmayani, yüzünde olmayani, ele satmak, ne garip. bedeninde cok güzel degilse 90 6 0 kadinlar , sixback gögüslü göbekli erkekler varken, yani bizim millet öyledir, cirkine güzel derler (güzel ismi koyalar (Cemil veya Cemile ) veya fakire sultan koyarlar, Yani arapca bilmeyen türkler, osmanli arapcasi bilen böyle ahmaklar, böyle isim koyar işte, birde güzel isim koydum olur, Hz. muhammed cocuklarinizin adini isimini güzel isim koyun deyince, böylemi dedi, yani armuta karpuz deyin, güneşe kumaş deyin mi dedi, ayi ya dayi deyin mi dedi, güzel isim koymak bu mu, adi güzel manasi bokdan bişey, anlami yanliş yani. kisaya uzun, kücüge iri derler, hirsiza futbolcuya muhammed ismi koyarlar(futbolcuya muhammed ismi neden olmaz, futbol ve top hakkindaki eski vaazi mizi okuman lazimki anlayasin) işte, cirkini güzel güzel diye cagirinca, cokmu dogru ve güzel isim oldu Allah aşkina, ahmak bu mu güzel isim koymak, manasi nerde, cirkin len cirkin, ona sen güzel diye isim koyup cirkine bir ömür güzel demek, ne garip, ve ne kadar ahmaklik degilmi, arapca bilmemek bu işte, pweki cocun güzel olup olmaycagini nerden bilcez ne bilelimde ona güzel yada cirkin diyelim diyen olcakdir(o zamanda kaportanin güzelligi motorun aksami vazini bir oku dinle) osmanli arapcasi insani buray kadar götürebilir ancak işte, şeytanin oyunlari bunlar. Halbuki Allah varken, en güzelde o, en cirkinde de o varsa, en cirkin dedigin de o, en zeningde o, en fakir de o, en pisdede o tecelli ediyor, en temizde de o demek olmaz mi? en pis mikroplar ve şeytan ise, şeytani yaratip ona canindan can koyan Allah (Tek varlik var olan O ise, bütün canlar ve var olanlar O) degil mi? ondan gayrisi yoksa, şeytan da kim, en cirkin mi, o zaman en cirkinde de o var demek olmaz mi? en cirkin pejmurde bir can taşiyan insanda da onun ruhundan varsa, o da Allahin gezen yürüyen bir halifesi ama, cirkin bir halifesi ise, o zaman en cirkinde Allah, en güzede Allah. Ama bana erkek olarak, bir kadini eş olarak sec deseler, elbet en güzel olani tercih ederim. niye cirkini tercih edeyim ben kabilen dahami geri zekaliyin, kabil kdaar aklim calişmiyor mu güzeli bilcek kadar, ama tercih hakkim varsa, o gibi zorla alip başinida belaya sok ma derim yinede. amma cirkin ruhlu biride kendine uygun, cirkin birini sececekdir zaten. yani pireye deveyi eş olarak vermiyorlar, ata otu eş olarak vermiyorlar ata arpa lazim degil mi, davul bile dengi dengine degil mi? yani notalar müzik bile birbirine uygun ritim ile caliyor dengi dengince caliyor, zart zurt, cart curt diye calinca müzik olmuyor, kulak tirmaliyor, o yüzden bir güzeli bir cirkine verseler diyen Türk milleti, güzel aglar cirkin güler demiş, oysa muhammed cirkin kara ve fakir bir ashabindan birini, en güzel ve zengin bir kadina eş yapmişdir.



Hîfâ Hatun (r.a.): Menkıbesi anlatılan fakat hayatı hakkında malumat verilmeyen kadın sahabelerden biridir. Medineli ve ensardan olduğu anlaşılmaktadır. Kabilesi ve doğum tarihi bilinmemektedir. Medine-i Münevvere’de güzelliği ile ün salmış bir kadındı. Bir gün Rasûlullah (s.a.v) efendimizin huzuruna gelip şöyle söyledi:

“Ya RasûlALLAH! Bana beni cennete götürecek bir iş öğret!”

Rasûlullah (s.a.v) “Önce biriyle evlen. Bununla dinin yarısını emniyete alırsın.” buyurdu. Ya RasûlALLAH! Benim dengim kim olur? “Beni Habeş Necâşîsi (kral) istedi, ben onu istemedim. Ubeydullah yüz deve ve başka şeyler de verdi, onu da kabul etmedim. Lakin siz ahirette kurtuluşumun evlilikten geçtiğini buyurdunuz. Siz kimi münasip görürseniz onunla evlenmeye razıyım.” dedi.

Hîfâ Hatun’un siz kimi münasip görürseniz razıyım sözünün altında, gönlünden Peygamberimizin kendisini müminlerin annelerinden kılacağı ümidi vardı. Lakin Rasûlullah’ın (s.a.v) böyle bir niyeti yoktu. Onu gücendirmek de istemiyordu. “Yarın sabah mescide en evvel kim gelirse onunla evlendireceğim.” buyurdu. Onunla evlenmek isteyen sahabeleri de ümitsizliğe düşürmek istemediğinden böyle bir yol takip etmeyi uygun görmüştü.

Ertesi gün hiç biri erken uyanamadı. ALLAH .(c.c) onlara uykudayken uyanma imkanı bahşetmedi. Rasûlullah (s.a.v) kimin geleceğini bekleyiverirken aniden Süheyb isimli, fakir, siyah renkli, görünüşü güzel olmayan, uzun boylu, zayıf ve ince yapılı olan sahabe geldi.

Hîfâ Hatun ise, zengin, güzel ve rağbet edilen biriydi. Namazdan sonra Hîfâ Hatunu çağırdı, durumu bildirdi. O da buna razı oldu. Hiç itiraz etmedi. Rasûlullah (s.a.v) hutbe okudu, nikahlarını akdetti. “Süheyb, kalk ve bu hanımın için bir şeyler al!” buyurdu. Lakin Süheyb, dünyalığı olmadığını söyleyince Hîfâ Hatun, kendi servetinden on bin dirhem gümüşlük bir kese getirtti. Onları Süheyb’e verdiler. O da gerekli şeyleri alıverdi. Sonra Rasûlullah (s.a.v) “Ey Süheyb! Hanımının elini tut, onu evine götür!” buyurdu.

Bu sefer Süheyb (r.a) dedi ki, Ya RasûlALLAH (s.a.v)! benim evim mesciddir. Hangi eve götüreyim?” Süheyb’in bu cevabını işiten Hîfâ Hatun, “filan yerdeki hazır konağı sana bağışladım. Kalk beni oraya götür.” dedi. Onun bu âlicenap tavrı ve hareketi Rasûlullah’ın (s.a.v) çok hoşuna gitti de ona dua etti. Sahabe de onun bu hareketini çok takdir ettiler ve onu övdüler.

Karı ve koca kalktılar ve birlikte konağa gittiler. Akşam olunca yemeklerini yediler. Rablerine hamd ettiler. Nihayet yatma vakti gelince, Hîfâ Hatun “Ey Süheyb! Bil ki, ben sana nimetim, sen bana mihnetsin. Sen bu nimete şükür, ben bu mihnete sabır için, gel bu geceyi ibadet ve taatle geçirelim. Sen şükrediciler, ben sabrediciler sevabına kovuşayım. Çünkü Rasûlullah (s.a.v) ‘Cennette yüksek çardak vardır. Bunda yalnız şükredenler ve sabredenler bulunur’ buyurdu.” dedi.

O gece ikisi de taat ve ibadet ile meşgul oldular. Sabah namazını eda için Süheyb mescide geldi.

Daha sonra cihada çağrı yapıldı.savaş meydanında Cüleybib de hazır oldu.Kendi eliyle 7 kafir öldürdü.Sonra Allah yolunda şehit oldu.Rabbinden,Onun Peygamberinden ve uğrundan can verdiği ilkelerden razı olarak toprağı kendisine yastık edindi.Rasulullah s.a.v savaşta ölenleri araştırıyordu.Ölüleerin ismi tek tek okundu fakat onun ismi unutuldu. Çünkü parlak ve meşhur birisi değildi.Fakat Allahın Rasulu Cüleybibi unutmamıştı.Cüleybibi göremiyorum dedi.Onun cansız bedeni toz toprak içindeydi.Yüzündeki toprağı sildikten sonra şöyle dedi.”Yedi kişiyi öldürdükten sonra mı öldürüldün??Sen bendensin ,ben sendenim.Sen bendensin,ben sendenim,sen bendensin ben sendenim “Peygamberin bu madalyası Cüleybibe mükafat olarak yeterdi.

Çirkin şansı diye bir şey var mı?



Bazilari cirkin seviyor azizim, ve Ben bu resimdeki adam gibi kara ve en cirkin biri bile olsam bile, muhammedin hatirina deseler bile, yani bu cagda en cirkini, bu kadin gibi alip yemem (afrikaya gidip otu boku yiyecek diye yiyenler var, halbuki temizler temizler icindir) yani öyle olunca ben da hi bu adam gibi cirkin birisi bile olsam, bende o gibi en güzeli almak isterim, ve güzeli tercih ederim, ve cirkin güler güzel aglar gibi falan görünmüyor bak bu ikisi de, yani ikiside gülüyor memnunlar neden? amma Çirkin şansı diye bir şey var adamda da işde.

isa ya şeytan gelir : Hadi Allah icin kendini dagdan aşagi birak, o seni seviyorsa, kurtaracaktir der.
isa da der ki: Allah insani sinar imtihan eder de insan Allahi sinayip imtihan etme hakkina sahip degil diye cevap verir. yani her kime haydi filan hatrina yardan aşagi kendini birak deseler, akilli adam birakir mi? kimin hatirina olursa olsun, ve bana muhammed hatrina cirkin ye diyen ahmak, sen ye önce, ben bakan, begenirsem, ben öyle yerim, sen kendini yardan birak, Allah tutuyor mu bir gören ben, ben de o zaman belki birakirin, inanirsam bile birakmam len, garantisi var mi bunun.

Yani bak onlar Hifa Hatun ile süheyb veya cüleyb isimli iki ashabin örnegi ile, Hz. muhammed kainati nakiş nakiş dokuyor, ve bak hifa hatuna sana cenneti kazandircak amel, evlenmen deyince, yanliş mi dedi, ve onu kara adamla evlendirince yanliş mi yapti? ve ikisi bu hikmete sarilip katlaninca, hakikatten cenneti kazananlar mi oldular, yoksa muhammed uydurdu öyle birşey yokmu diyeceksin, bak da gör. ve onlar kainatin yapi taşlari, ana duvarlari, muster örnekler, ve muhammed kainata öyle bir desen vurdu ki, haala gecerli o desen, ve işte süheyl ile hifa hatun mehdi vaktinde ALTIN cagda cennette, yeniden dünyaya gelmiş, vaktimiz olan cennetteki Heidi Kulum ile sevgilisi, kocasi oldular işte, bakma öyle sen onlarin hiristiyan falan olduklarina, onlar onlarin yeni yüzü işte.
amma bak cennette yine onlar var (peygamberler ashablari ümmetleri ve iyi kimseler) bak bu ikisi işte hifa hatun ile süheyb ve muhammed ikisini evlendirmiş ve haala evlendirmeye devam ediyor, cirkin şansi len, en güzel kadini kapan cirkin adam olmak, ve sebebine gelince, sen en cirkin bile olsan, eger güzeli ve güzel insanlardan yana olmayi, yani muhammedden yana mehdiden yana olmayi tercih edersen, Allah sana cennetlerde böyle Heidi kulum gibi Victoria Secret mankeni kadini hatun yapar, aynisi kadin icinde gecerli, en yakişikli cagatay gibi birini koca da yapabilir yani, sen yeterki iyi ve iyilerden yana olmayi tercih et. ve cennetteler işte, bak hangi cirkin ile güzel kadin evli ise, işte ikisi onlarin yeni yüzü, sadece muhammede verilmedi cennetler, diger peygamberler ve ümmetleri de buradalar, ve yine bir fakir köle ile sultan evlendiyse (ingiltere kraliyet ailesinden prens Harryi ile Meghan (kölenin Kizi nin Kizi)) onlarda yusuf ile züleyha gibiler,

Ya sen ve ben kimiz biz?

Yani insan bir cirkin bile olsa, en güzel kizi almak ister, bir cirkin kadin bile olsa, en güzel adamla ile evlenmeyi hayal eder, ister. öyleyse riyazetle, miyazetle Allaha ulaşacan diye kendini cirkinleştiren insanlar, bu cennet vaktinde bizden degildir. en cirkin kadinda güzeldir deniyor bu devirde, sadece bakimini yapmiyordur deniyor, ama birisi lokum gibi biri olmak varken, riyazet edip zayiflayip, kara kuru cirpi gibi, kendini cirkin hale soktuysa, ne gariptir. Allah ulaşacakken, Allah dan uzak kalmak, Allah in seni sevmesi ve, senin onu sevmen demek, aslen öyle riyazetle falan degildir, nasildir peki :

Allah kucaklanirmi, evet. Ben Allah i kucaklamak istiyorum, ben Rahman tabiatli (erkek olarak) bir Allah halifesi olarak evlenince, rahim tabiatli bir kadini (bayani) kucaklamam, sarilmam sevmem sevişmem, işte, Allahi kucaklamam degilde ne? O nunde beni kucaklamasi ayni yani, Allahi sevmek, ben rahman tabiati ile bir kizi sevdimi, işte Allahi sevdim, ve Allah a aşik oldum, o kizda beni sevdimi Allah da beni sevdi, yoksa bunlar olmadan, Allah bu dünyada, bunlar ile tecelli etmiyor mu? yani, herşey burdaaaaaaa, daha anlamadinmiz mi, öyleyse, riyezeti falan birakin.

Allahi icimizdemi arayacagiz, dışımızdamı? benim dışım ise : Anmein içinden çıkmadım mı ben, o halde ben içdemiyim dışdamıyın? Allah iç de mi dışda mı nerede? Allah heryerdeyse, heryer neresi peki? içmi dışmı, ben cennetteysem, annemin içi benim cennetim,
şu an cennet burasıysa, benim cenentim annemin anamin içi demek degil mi? şu an zmanin sahibi ben isem bu dünya ben demek, ve cenentete benim dünyam ise (şu andaki cennet), sen benim cennetimdeki bir adamsin, benim tandigim bir adam, amma benle alakan olmsi benim cennetimde olmana sebeb oluyor. benim cenetimin icindeki birisi, sadece bana bilgi veren veya benimle alakali, ya ben onu aradim buldum, ya da o beni aradi ve buldu demek olur. amma benim cenetim anamin ici degilmiydi, o zaman o cennet acildi benim şu görünen bu dünya oldu, Allah burada mi, icde mi? yoksa dişdami? anem ise annesinin icindeydi degilmi? annem dış ise, ninem kim o zaman...
Allah nerdeeeeeeeeee semayami bakacaz, sema annemin karninin yada rahminin iciyse, oysa ben dişdayin zahir dünya burda, ben ice bakiyorsam, bu dünya olur, dünya yalanmi, yani benim icim yalan mi? anemin ici dogruda benim icim yalan mi buj en eskiye kdar gidince Hz Ademe ve Havvaya variriz.
Evvel Allah (Allahşu an Hz Ademde mi) yooksa ahir Allah, Allah ben de mi tecelli ediyor şu an. en son ahirde mi yoksa, yani benim de en son cocugumda mi, yoksa benim dedemin dedesinin dedesi........ ademde mi? evelmi Allah yoksa ahir mi Allah, nerde peki?

diyorlarki Salat(namaz) kelimesi icin
essalat pers ceden(iran dilinden) gecse kuranda ne arayacak be adam, Allah perscedenmi caldi yani, iftira etme, herif sallu ne demek perscemi arapcami kuranda p var yani perscede arapcanin icinden bir parca zaten.

"esselah, tuveselah" ey namaz, ey namaz. mana oldumu, hayir tuvesellah ne peki, salah telah olmasi gerekli degilmiy di "tuve" deki ve nerden cikdi peki?
"too you" ne demek, "senin icin" ve tuvesselah demek senin icin kilinan namaz (yada senin namazin demek) ayni "too you" daki senin gibi demek, peki senin icin namaz, ne zaman kilinir? ölünce cenaze namazi, hani namaz Allah icin kiliniyordu, bak ölünce, senin icin kiliniyormuş, ne oldu, bak kural degişdi degil mi!
ve şeytanin ademe secde etmedigi namaz, hangi namazmiş, önce kilinan namaz degil, adem ölünce, onun ceneze namaziymiş, ne oldu? cenaze namazi önce kilinirmi hic? ölmeden cenaze namazi kilinirmi, ama gece önce geldigi gibi, ölüden diri cikaran Allah, Hz Ademi önce ölü yaratti toprakdan ölü gibi testi gibi idi, namazini kildirdi ki, sonra can verdi. yani sonda baş var, başta da son var, evel allah ve ahir allah ve kilit.

Para Satan Dükkanlar Yahut da Bankalar

Sana desem ki, ben sana bir ev verecen, sen bana bunun icin ne verirsin dersem, senin de evin olmasa, o ev icin neler vermzsin, peki bunun icin bir miktar fazla para vermen demekde, faiz oluyor, peki faiz niye burada haram olsun.
Dükkana gittin ekmek alacan ayni durum var degil mi, ekmekciye gittin ve bir ekmek istedin, temsili misal ile, sana dedi ki, sana ekmek verecen amma, sen bana bunun icin ne verecen, sende on lira verecen dedin, temam dedi verdi, peki.
Bankaya gittin Adam sana para vercek, paraya karşilik daha degerli ne varki, sen onlara verebilesin, yani ona paray karşilik para verince, bunun ismi, neden faiz olsun, ve bu bugün mülgadir kalkmişdir, yani adam sana para satiyor kardeşim.
Faizden kasit sadece haksiz kazancdir, haksiz kazancin hepsi haramdir, yasakdir, insanligada, kişiyede, toplumada zarar verir.
Nasil cumartesi balik tutmayin emrini ihlal edenler, bugün cumartesi pazar tatilini bildi buldu koydu. israili boykot etcek adama sözüm: önce onlarin kurali olan, cumartesi pazar tatili yapmayacak, eşek gibi hergün calişcak ona iyi geliyorsa bunlar, bana öyle gelcek tavsiye etcek israili boykot edelim diye. (eşeklige raziysa, israilinin yerine haşari eşeklik yapcaksa bize, bütün yükü alcaksa üstüne, dünyanin yükünü len, denizlerin yükünü üstüne alan adamlar bunlar. Denizlerin dibindeki firavunun....)

Her kötüde de bir iylik vardir. Burak ve refrefe binipde cennettin oldugu yere gittiyse muhammed ve bu hizli bir binek ile olduysa asil mesele binek önce( ammmmm. var sage kadin gibi, bende var sage adam olarak kafani bir kariştirayim baken, ne olcak, onun(refref ve buragin) varacagi yer zaten burasiysa, burak ve refref ile nereye gideceksin bunu düşündünmü ahmak???) ice dogrumu dişa dogrumu hangi tarafa doguyami batiyami hangi tarafa??? ? allah nerde kible neresi allah kim...

---oOo---

Amerikada Bilim adamalari Allahi ariyor, ve bizim türkiyde ise daha ancak beyin gücünden söz ediyorlar beyinden degilde beyin göcünden, ve buna engel olmak lazim diyorlar, mühendisin cöpcülük yaptigi, kacak corap sattigi türkiyede, bu beyinleri burada vatanda tutmak ,ancak köreltmek olur, dünyanin ileri gitmesine engel olur, bize türkiye ye falan faydasi olmaz, Türkiyede kalsa cöpcülük etcek bilim adami aclikdan sirina palto alyman mehmet akifin türkiyesixne ne olcak edebiyatci olsan ne yazar en akilli adam olsan ne yazar, ne faydasi olur allah aşkina. Tayyip gibi cahillerin başta oturup konuşani kaynaşani milleti ezdigi bir türkiyede, ne olursan ol, bir ... yaramaz işte.

---oOo---
Kara deliler nasil oluşur

insan dogmadan önce ölürse, yada dogup hemen ölürse, o zaman kara delik oluşu, yani sönük yildiz demek.
ruhun dünya ya gelince, akilli bir ruhun dogunca, geldigi adresin yanliş zaman ve yer oldugunu görünce, hemen geri dönmesi, ve yildizinda cökme olmasi, kara bir delik geri dönüş manevrasi ve ice dogru hizle giden bir ruhun başka ana arayişi icin, ve ice dogu geri dönüşü yani, oysa oradan sadece, o ruhun dogacak cocuk oldgu yerdeki kainata giden izi takip edilebilir, yani başka bir zaman dilimine gidebilir, eger o ruh yolunu adrsini bulabilirse, eger kaybolursa sende kaybolursun. yine hizirinde bu delikler ile bir zaman diliminden diger dilime gittigi yollarda olabilir. amma zamanda yolculukda keşfolmasi gereken ilk bilgi ise, o zamanda, o zamanin sahibi kim(vahdeti vücut kim) ona gitmeden, sen o sistme ve zamana gidemezsin, yani onun bedenine yolculuk edersen, onun cenneti olan dünyaya varirsin, yani yukardaki meselenin acilimi da budur yani.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Cehennemliklerin tepelerine kaynar su dökülür. Bu su, vücudlarının içine nüfuz eder, öyle ki karınlarına kadar ulaşır; içlerinde ne var ne yok, söker atar ve ayaklarını delip, geçer. Bu hadise "Bununla karınlarının içinde ne varsa hepsi ve derileri eritilecektir" (Hacc 20) ayetinde zikri geçen) eritme (es-Sahru) hadisesidir. Sonra (eriyen cesedleri) eski haline iade edilir.

Ravi: Ebu Hureyre

Kaynak: Tirmizi, Cehennem 4, (2586)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Cennete en son giren kimse, bazan yürür, bazan ağlar. Ateş de arada sırada onu yalar geçer. Cehennemi tamamen geçince dönüp ona bir nazar eder ve: "Senden beni kurtaran Allah münezzehdir! Allah Teala hazretleri, bana evvelin ve ahirinden hiç kimseye vermediği şeyi verdi!" der. Derken ona bir ağaç gösterilir. "Ya Rabbi!" der, "beni şu ağaca yaklaştır da altında gölgeleneyim, suyundan içeyim." Allah Teala hazretleri: "Ey ademoğlu! Dilediğini versem benden başka bir şey istemezsin değil mi?" der. Adam: "Ey Rabbim, ondan başka bir şey istemeyeceğim!" der ve başka bir şey istemeyeceğine dair söz verir. Rabbi de onun özrünü kabul eder. Çünkü o, sabredemeyeceği şeyi görmüştür. Onu ağaca yaklaştırır. Adamcağız, onun gölgesinde gölgelenir, suyundan içer. Sonra adama, evvelkinden daha güzel bir ağaç daha gösterilir. Dayanamayıp: "Ey Rabbim! Beni şuna yaklaştır, gölgesinde gölgeleneyim, suyundan içeyim, artık senden başka bir şey istemeyeceğim!" der. Allah Teala: "Ey ademoğlu! Bana öncekinden başkasını istememeye söz vermemiş miydin? Ben seni yaklaştıracak olsam başka şeyler isteyeceksin!" der. Adam, başka şey istemeyeceği hususunda söz verir. Rabbi de onu mazur görür. Çünkü o, sabredemeyeceği şeyi görmüştür. Adamı ona yaklaştırır. Adam onun gölgesinde gölgelenir, suyundan içer. Sonra ona cennetin kapısının yanında bir ağaç yükseltilir. Bu ağaç diğer ikisinden daha güzeldir. Adam yine: "Ey Rabbim! Beni şuna yaklaştır da gölgesinde gölgeleneyim, suyundan içeyim, senden başka bir şey istemiyorum!" der. Rab Teala: "Ey ademoğlu! Sen, ondan başka bir şey istemeyeceğine dair bana söz vermemiş miydin?" der. Adam: "Evet, Rabbim! Senden, başka bir şey istemeyeceğim!" der. Rabbi onu mazur görür. Çünkü o, sabredemeyeceği bir şey görmüştür. Onu bu ağaca yaklaştırır. Adam ona yaklaştırılınca cennet ehlinin seslerini işitir. (Dayanamayıp): "Ey Rabbim! Beni cennete şok!" der. Rab Teala: "Ey ademoğlu! Beni senden kurtaracak şey nedir! Dünya kadarını ve beraberinde mislini versem razı olur musun!" der. Adam: "Ey Rabbim! Benimle istihza mı ediyorsun? Sen ki Alemlerin Rabbisin!"der." İbnu Mes'ud bu noktada güldü ve: "Niye güldüğümü sormuyor musunuz?" dedi. "Niye güldün söyle!" dediler. "Resulullah (asa) da böyle gülmüştü. "Niye güldünüz?" diye soruldu da: "Rabbülalemin'in, adamın "Sen ki Alemlerin Rabbisin, benimle istihza mı ediyorsun?" demesine gülmesine gülüyorum!" dedi. Allah Teala hazretleri: "Ben seninle istihza etmiyorum. Lakin ben, Azimüşşan dilediğimi yapmaya kadirim!" buyurdular."

Ravi: İbnu Mes'ud

Kaynak: Müslim, İman 310, (187)

"Cennette yüz derece vardır. Her iki derece arasında yüz yıl(lık yürüme mesafesi) vardır."

Tirmizi, Cennet 4, (2531).

5067 - Ubâde İbnu's-Sâmit radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

"Cennette yüz derece vardır. Her bir derecenin diğer derece ile arası, sema ile arz arası kadar geniştir. Firdevs bunların en yukarıda olanıdır. Cennetin dört nehri buradan çıkar. Bunun üstünde Arş vardır. Allah'tan cennet istediğiniz vakit Firdevs'i isteyin."

Tirmizi, Cennet 4, (2533).

5068 - Ebu Said radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

"Cennette yüz derece vardır. Bütün alemler bunlardan birinin içinde toplansalar, hepsini de kuşatır, istiab eder."

Tirmizi, Cennet 4, (2534).

Hz. Büreyde radıyallahu anh anlatıyor: "Bir adam Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a: "Cennette at var mı?" diye sordu. Aleyhissalatu vesselam da:

"Allah Teâla Hazretleri seni cennete koyduğu takdirde, kızıl yâkuttan bir at üzerinde orada dolaşmak isteyecek olsan, o seni istediğin her yere uçuracaktır" buyurdular. Bunun üzerine diğer biri de:

"Cennette deve var mı?" diye sordu. Ama buna Aleyhissalatu vesselam öncekine söylediği gibi söylemedi. Şöyle buyurdular:

"Eğer Allah seni cennete koyarsa, orada canının her çektiği, gözünün her hoşlandığı şey bulunacaktır."

Tirmizi, Cennet 11, (2546).

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَلاَ تُفْسِدُواْ فِي الأَرْضِ بَعْدَ إِصْلاَحِهَا وَادْعُوهُ خَوْفًا وَطَمَعًا إِنَّ رَحْمَتَ اللّهِ قَرِيبٌ مِّنَ الْمُحْسِنِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve lâ tufsidû fîl ardı ba'de ıslâhıhâ ved'ûhu havfen ve tamaâ(tamaan) inne rahmetallâhi karîbun minel muhsinîn.

Meali :

Düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. Allah’a (azabından) korkarak ve (rahmetini) umarak dua edin. Şüphesiz, Allah’ın rahmeti iyilik edenlere çok yakındır.

(Sadakallahul Aziym A'RÂF Suresi 56. ayet)

Ne armegdonu falan filen, yahu ahmak olmayin, diyoruz ki cennetler kurulmuş, ve haala isa bekleyen var, len isada burada muhammed de burda ahmak burasi cenet diyoruz, daha haala niye bozgunculuk cikariyorsunuz, demedi mi yukarda ayette düzen kuruldukdan sonra, düzeni bozup bozgunculuk cikarmayin, artik yeni düzen işde, cennet ve cehennemler düzeni kuruldu, hepimiz icindeyiz, ya cenette, yada cehennemde, ve cehennemdeki cehennemde ebedi kalici degil, cennettekide güvende degil hava ile adem gibi bile sifir kilometre cennetten kovulduysa, sen ben kimiz ki,

bu hal ile yani artik düzeni bozmamasnii ne zaman ögrendiniz, asil cennet o zaman olacak, ve bütün mesale burayi cennete cevirebilmekdi zaten, dinin gayesi de o idi işte. ve düzen kurulmuş, cark işliyor, anla artik. armegedona falan ihtiyac yok, sen daha mehdi kim, isa kim, muhammed kim, tanimadin mi ahmak, bütün peygamberler ve ashabi ve cennetlik ümmetleri onun bedeninde ve dünyasinda haşroldu işte, zamnin sahibi olan vahdeti vücut o, isa arasan o işte, musa ararsan, o işte, amma dişarda gezen binler isa, cristian, ve kristinalar var, yine cristophlar var, yine muhammed ler var, mustafalar var, ahmetler var, musalar var.... eski zaman peygamberleri ve ümmetleri onun vaktini gördü, ve onlar dediler Allah a : aman biz onlardan yap, amma Allah musa ya dedi, hayir sen musasin, sende musanin ümmeti, ibrahim dedi di beni onlardan yap, Allah dedi : hayir sen ibrahimsin, sende ibrahim ümmeti, yani öyle olunca, muhammed bile miracdas geldi gördü özendi mehdinin vaktine, ashab bile o ndan o nu ve vaktini dinlemekden yorulmadi, ona anlat anlat diye geceler sabahlara akşamlara döndü ve, o nun vaktini dinlediler, bak bunlarin oldugu bir devir, ne yok ki, hangi peygamber bu vakte özenmez len, hangi peygamber ve ümmeti özenmez ki, bu mehdi vaktine ve bereketine, ahmak olmayin, sizin armegdonunuua falan tikdirmeyin bana, geri zekali ahmaklar.

##############
ALINTI
##########
Muhammed(sav) Ümmetinin Üstün Vasıfları:
Musa Aleyhisselam'ın konumuzla ilgili çok ilginç bir kıssası var:
“Musa Aleyhisselam, Tevrat'ı eline aldığı vakit onun baş tarafında Kalemin Levh'a ilk yazdığı yazıyı gördü ve dedi ki: “Ya Rab, ümmetlerin hayırlısını bildim. Onlarda vaz-u nasihat ile emr-i maruf ve nehy-i münker (iyiliği emreder ve kötülükten nehyeder) vaizleri vardır. Bütün kitaplara inanır ve Deccal'ı onlar öldürürler. O halde bunları benim ümmetim eyle” dedi.
Allah Teala: “Onlar ahir zaman peygamberi Muhammed'in ümmetidir” buyurdu.
Yine Musa (Aleyhisselam): “Ya Rab, öyle bir kavim görüyorum ki, yaptıkları iyiliklere bire on, yedi yüz ve kat kat daha çok mükâfatlar verirken, yaptıkları kötülüklere yalnız karşılığı ile ceza veriyorsun. Onlar kitaplarını ezberlerler. Namazda melekler gibi saf bağlarlar. Mescitlerde arı gibi vızıldaşır, okur ve seni tesbih ederler. Onlar cehenneme girmezler. Onları benim ümmetim eyle” dedi.
Allah Teala: “Onlar da ahir zaman peygamberinin ümmetidirler.” buyurdu.
Musa (Aleyhisselam), Hz. Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Selem) ve onun ümmetine verilen bu üstünlüklere hayranlığından: “ Hiç olmazsa beni de ona ümmet eyle” dedi.
Allah Teala: “ Ya Musa, seni aziz kıldım, seni peygamber yaptım, seninle konuştum, sana verdiklerimi al ve şükredenlerden ol. Tevrat'ı kendi kudret elimle yazdım. Bütün öğütleri açıklayarak sana verdim. Kavmine söyle, Salihlerden olsunlar. Benim yardımımla onlar hidayet bulmuşlardır” buyurdu.
Musa (Aleyhisselam), bunları dinleyince rahatladı, gönlü hoş oldu ve sonra da: “ Ya Rab, bu peygamberi görmek isterim” dedi.
Allah Teala: “Sen onun zamanına kadar yaşayamazsın” buyurdu. “İstersen ümmetinin seslerini sana duyurayım” buyurdu ve Hz. Musa'nın isteği üzerine Allah Teala: “ Ey Muhammed ümmeti!” diye seslenince onlar: “LEBBEYK ALLAHÜMME LEBBEYKE LE ŞERİKE LEKE LEBBEYK İNNELHAMDE VENNİ'METE LEKE VELMÜLKE LE ŞERİKE LEKE” dediler.
Allah Teala: “Ey Muhammed ümmeti, Benim rahmetim gazabımı geçmiştir. Siz benden istemeden, ben size verir ve günahlarınızı bağışlarım” buyurdu.
Sehl b. Abdullah et- Tüsteri'nin anlattığına göre; Musa (Aleyhisselam), Allah Teala'dan, Muhammed (Aleyhisselam)'in ümmetinin derecelerini kendisine göstermelerini istedi.
Allah Teala: “ Sen onların hepsini görmeye dayanamazsın, fakat birisinin menzilini sana göstereyim” buyurdu. Göklerin sır ve gizliliklerinden perdeyi kaldırdı. Musa (Aleyhissalam) bir menzil gördü ve oradaki nurun parlaklığından hayretler içinde kaldı ve :” Ya Rab, bunlar bu dereceleri hangi amel sayesinde elde ettiler” diye sordu.
Allah Teala: “Onlar dünyayı terk etmekle bu menzile eriştiler” buyurdu.” (Envarül Aşıkin'den)
Kıssada anlatıldığı gibi; Muhammed ümmetini üstün ve özel kılan vasıfları, “dünyayı terk etmeleri” idi. Bilhassa Sahabe-i Kiram, dünyanın nefsanî, fani yüzüne bakmayarak, esma-i ilahiyenin tecellileri olma ve ahiretin tarlası olma cihetleri ile ilgilenerek; ebedi ahiret saadetini kazanabilmek için çalışmışlar, dünya zevklerine ve geçici dünya saadetine itibar etmemişler.


Ümmetine karşı son derece şefkatli olan ve bizi bizden daha çok seven Peygamber Efendimiz(sav), Ümmetinin ahir zaman fertleri yani günümüz Müslümanları hakkındaki endişelerini bakınız nasıl ifade ediyor:
1-Ebu Hüreyre (r.a.) Resulullahın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:
“Ahir zamanda öyle adamlar çıkacak ki dinlerini dünya menfaatleri karşılığında satacaklardır. Bunlar yumuşak görünmek için koyun postuna bürünecekler, dilleri şekerden tatlı, fakat kalpleri kurt kalbi gibi katı olacaktır. Allahü Teala bunlar hakkında şöyle buyurur:
“Bunlar benim rahmet ve şefkatime bakıp aldanıyorlar mı, yoksa bana karşı çıkma cüretinde mi bulunuyorlar? Kendi adıma yemin ederim ki, onlara kendi içlerinden öyle bir bela ve fitne musallat edeceğim ki, en yumuşak huylu olanı bile şaşkınlığa düşürecektir.” (Tirmizi, Zühd :60.)
2-Ali (r.a.) rivayet ediyor:
Resulullah (a.s.m.), “ Ümmetim on beş şeyi yaptığı zaman bir takım belalara müstahak olur “ buyurdu.
Resulullah'a (a.s.m.), “ Bunlar nedir, ya Resulullah?” diye soruldu.
Resulullah (a.s.m.) şöyle cevap verdi:
(1) Devlet malının yalnız belirli kimselere verilip, diğerlerinin mahrum bırakılması,
(2) Emanetin ganimet sayılması,
(3) Zekâtın yerine getirilmesi kaçınılmaz bir zarar olarak düşünülmesi,
(4) Kocanın her hususta karısının emri altına girmesi,
(5) Kişinin annesine isyan etmesi,
(6) Arkadaşına (iyi kötü her hususta) itaat etmesi,
(7) Babasına sıkıntı vermesi,
(8) Mescitlerde yüksek sesle konuşulmaması,
(9) Aşağılık kimselerin milletin başına geçmesi,
(10) Bir kimseye kötülüğünden korkulduğu için ikramda bulunulması,
(12) İçkinin çok çok içilmesi,
(13) İpek elbiselerin giyilmesi,
(14) Çalgı aletlerinin yaygınlaşması,
(15) Bu ümmetin sonunda gelenlerin önce gelenlere lanet etmesi.
“İşte o zaman bir kızıl rüzgârı, yere batmayı ve suret değişmesi belalarını beklesinler.” (Tirmizi, Fitlen: 91.)
3-Ebu Said'den (r.a.) rivayet edilmiştir:
Resulullah (a.s.m.), “Sizin için en çok korktuğum şey, Allah'ın sizin için topraktan çıkarmış olduğu bereketlerdir.” buyurdu.
Resulullah'a (a.s.m.), “ Toprağın bereketleri nelerdir? ” diye soruldu
Resulullah (a.s.m.), “ Dünyanın güzellikleridir” diye cevap verdi.
Bunun üzerine orada bulunan birisi, “ Hiç hayır bir şey şer getirir mi? ” diye sordu.
Peygamberimiz (a.s.m.) cevap vermeyip sustu. Hatta kendisine vahiy nazil olacak sandık. Bir müddet sonra alnını sildi ve “ O soruyu soran nerede? ” dedi. O zat, “Benim, işte burada” dedi. Resul-ü Ekrem (a.s.m.) :
“Hayır, ancak hayır getirir. Şu dünya malı taze ve tatlıdır. Yağmurun yeşertip bitirdiği her şey insana şişkinlik vererek ya öldürür veya ölüme yaklaştırır. Ancak bitki ile beslenen hayvanlar böyle değildir. Çünkü onlar yerler, yerler; karınları şişince güneşe çıkarlar ve karınlarındakini çıkarıp ikinci defa yerler.
“ Dünya malı gerçekten tatlıdır. Kim onu helal bir şekilde elde eder ve onun zekâtını vererek hayırda harcarsa, sahibinin Allah rızasına nail olması için, ne güzel bir vesile olur! Ve her kim onu haramdan kazanırsa, yiyip de doymayan birisine benzer.” (Buhari, Rikak:7; Müslim, Zekât:122.)
4-“Ümmetim hakkında üç şeyden korkuyorum:
1-Âlimin hatası,
2-Münafığın Kur'anı alet ederek mücadeleye kalkması,
3-Kaderin inkâr edilmesi.” (Taberani'nin Kebir'inden)
5-“Benden sonra ümmetim hakkında üç şeyden korkuyorum:
1-Heva ve heveslerin kendilerini şaşırtması,
2-Mide düşkünlüğü ve şehvani isteklerine uymaları,
3-Hakikati bilip öğrendikten sonra gaflete düşmeleri.”(Hakim, Ebu Nuaym ve İbni Mende'den)
6-“Benden sonra ümmetim hakkında şu üç şeyden korkuyorum:
1-İdarecilerin zulme sapmaları,
2-Yıldızların tesirine inanmaları,
3-Kaderi inkâr etmeleri.” (İbni Asakir'den)
7-“Ümmetim hakkında en çok şu hususlardan korkuyorum:
1-Şişmanlık,
2-Uykuya düşkünlük
3-Tembellik ve iman zayıflığı” (Darekutni'nin Sünen'inden)
8-“Ümmetim hakkında en çok korktuğum şey ağzı iyi laf yapan münafıktır.” (İbni Adiyy'in el-Kamil'inden)
9-“Ümmetim hakkında en çok korktuğum şey nefsin isteklerine uymak ve ölümsüzlük hayalidir.” (İbni Adiyy'in el-Kamil'inden)
10-Ebu Hüreyre (r.a.) Resulullahın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
“Benim halim şu misaldeki zatın durumuna benzer. Ateşi yakmış ve ateş etrafı aydınlattığı zaman, irili ufaklı hayvanlar ateşin içine düşmeye başlamışlardır. O zat, bu hayvanların ateşe düşmesine mani olmaya çalışıyorsa da, hayvanlar baskın gelip sür'atle ateşe düşerler. İşte benimle sizin durumunuz da böyledir. Ben sizi ateşten korumak için eteğinizden tutuyorum, 'Ateşten uzak durun! Ateşten uzat durun!' diyorum. Sizler ise bana baskın gelip, düşünmeden ateşe atılıyorsunuz.” (İbnü's Sünni'den) [1]
######
ALINTI SONU
################

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

مَثَلُ الْجَنَّةِ الَّتِي وُعِدَ الْمُتَّقُونَ فِيهَا أَنْهَارٌ مِّن مَّاء غَيْرِ آسِنٍ وَأَنْهَارٌ مِن لَّبَنٍ لَّمْ يَتَغَيَّرْ طَعْمُهُ وَأَنْهَارٌ مِّنْ خَمْرٍ لَّذَّةٍ لِّلشَّارِبِينَ وَأَنْهَارٌ مِّنْ عَسَلٍ مُّصَفًّى وَلَهُمْ فِيهَا مِن كُلِّ الثَّمَرَاتِ وَمَغْفِرَةٌ مِّن رَّبِّهِمْ كَمَنْ هُوَ خَالِدٌ فِي النَّارِ وَسُقُوا مَاء حَمِيمًا فَقَطَّعَ أَمْعَاءهُمْ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Meselul cennetilletî vuidel muttakûn(muttakûne), fîhâ enhârun min mâin gayri âsin(âsinin), ve enhârun min lebenin lem yetegayyer ta’muhu, ve enhârun min hamrin lezzetin liş şâribîn(şâribîne), ve enhârun min aselin musaffâ(musaffen), ve lehum fîhâ min kullis semerâti ve magfiratun min rabbihim, ke men huve hâlidun fîn nâri ve sukû mâen hamîmen fe kattaa em’âehum.

Meali :

Muttakilere vaat olunan cennetin durumu şöyledir; İçinde bozulmayan sudan ırmaklar, tadı değişmeyen sütten ırmaklar, içenlere lezzet veren şaraptan ırmaklar ve süzme baldan ırmaklar vardır. Orada meyvelerin her çeşidi onlarındır. Rab’lerinden de bağışlama vardır. Hiç bu, ateşte ebedi kalan ve bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içirilen kimselerin durumu gibi olur mu?

(Sadakallahul Aziym MUHAMMED Suresi 15. ayet)

Karoglanin Cennet Tasvirlerine devam

Ve muhammedin vaktinde, isa nin vaktinde, musa nin vaktinde... buzdolabi ve buz muhafazasi diye birşey varmiydi, soguk su nerde lazim olur, yazin ve sicak olan yerlerde, yahutta sicak cehennemlerde, yani öyle olunca Arabistanda israil de brezilyada, afrikada, yazin şöyle karpuzunu koyup, serinletcek, yine suyunu şişelere koyup, serinletcek bir bozdolaplarimi vardi onlarin, ve bak mehdi vaktinde, altincagda suyunu buz gibi sogutabiliyorsun, ve likir likir buz gibi suyu, sicakda icince, canin tak diye düşmezmi, nasil bir keyif degilmi aman allahim. şöyle kavvunu karpuzu sogutup, buz gibi dilimleri yutmak, nasil bir tat ve keyif ve, vakit cennet vakti, ve bak bunlara biz sahibiz, ve yine ayran sogutup icebiloyoruz, binlerce gazoz ve soguk şeribler, şarablar, icecekler vakti, yani buz ve buzdollaplari, soguk hava depolari cennetindeyiz. yani ekmegi benim calişdigim ekmek fabrikasinda eksi 22 derece donduruyorduk, ve markete satiliyor, merkette buharli firin var, ve orada tezece pişiriyorlar, sabahlari kahvalti icin sicak sicak satiyorlar.



Yani dondurma yöntemi ile, yine bircok mal uzun süreli dayanikli yine, meyva sebzeler icin, buzhaneler yani, soguk hava depolari var, ve uzun süre meyva saklanabiliyor, hatta öyle ki, bir sene önceki meyvayi bile, bir sene sonra satabiliyorlar bu sayede.
yani ne cennetiymiş " Buz ve buzdolabi ve sogutucular, ve soguk icecekler cenneti" ndeyiz işte.



Yine muhammedin vaktinde tas tabak ne kadardi hemde kutsal emanetlerde su ictigi tas var agacdan oyma, onun dişindaki gümüşü osmanli hürmeten ve korumak icin kaplamiş. bugün bizlerde, binler güzel celik veya cam, veya tatli tatli renkli porselen, naylon, mika emaye, tava tencere ve tabaklar, bardaklarimiz var yine, ve onlar icin dün muhammed vaktinde diyordu ki, onlar cennetlerdekiler altin tabak ve kaselerden yer icerler, ve dünya da altin tabak tas kullanmak haram deniyordu. halbuki muhammed mehdi vaktine gelmiş ve yaldizli porselenleri görmüş, ve onlar altin ve gümüş taslardan yiyip iciyorlar demiş, cünkü celik tecncerelei o devirdekiler görseler, bunlar gümüş kaplardan yiiyip iciyorlar derler. yine altin yaldizli yada bakir kaplari görseler, yine altin kaplardan yiyip iciyorlar demezlermiy di, aynende öyle zaten yani. Halbuki altin kap kullanan cok az kimse var, saglikli degil, amma altin kaplama yaldizli kab kullanan cok, celik tencere, caydanlik, tas tabak kullanan cok degil mi bu devirde.

Rabbim dinleyenleri duyanlari haberi olanlari O nun (Mehdi nin) ve o nun vaktinin kiymetini bilenlerden eylesin


Dipnotlar :
[1]mumsema org/Peygamber Efendimizin Ümmeti Hakkındaki Endişeleri (Erturul Kocadağ)

--oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--


Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 26 Eylül 2018 Çarşamba

Original Kar © glan

Allah insanı bazen günaha muhtaç kılar (Kar©glanin 16 Eylül 2018 Vaazi)



Allah insanı bazen günaha muhtaç kılar

(Kar©glanin 16 Eylül 2018 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِنَّمَا أَمْرُهُ إِذَا أَرَادَ شَيْئًا أَنْ يَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

İnnemâ emruhû izâ erâde şey’en en yekûle lehu kun fe yekûn.

Meali :

Bir şeyi dilediği zaman, O’nun emri o şeye ancak “Ol!” demektir. O da hemen oluverir.

Sadakallahul Aziym YASİN Suresi 82. ayet)


---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Kardeşine tebessüm etmen sadakadır. Emri bil maruf nehyi anil münker yani İyiliği emredip kötülükten sakındırman sadakadır. Yolunu kaybeden kimseye yol göstermen sadakadır. Yoldaki taşı kaldırman yani Yoldan taş, diken, kemik gibi şeyleri kaldırıp atman da senin için sadakadır(bazi güzel işlere engel olmaya calişanlarla yapacagin mücadele de buna girer) .

( Hadis-i Şerif )

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

مَا نَنسَخْ مِنْ آيَةٍ أَوْ نُنسِهَا نَأْتِ بِخَيْرٍ مِّنْهَا أَوْ مِثْلِهَا أَلَمْ تَعْلَمْ أَنَّ اللّهَ عَلَىَ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Mâ nensah min âyetin ev nunsihâ ne’ti bi hayrin minhâ ev mislihâ e lem ta’lem ennallâhe alâ kulli şey’in kadîr.

Meali :

Biz herhangi bir âyetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya onu unutturur (ya da ertelersek), yerine daha hayırlısını veya mislini getiririz. Allah’ın gücünün her şeye hakkıyla yettiğini bilmez misin?

(Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 106. ayet)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَدَّ كَثِيرٌ مِّنْ أَهْلِ الْكِتَابِ لَوْ يَرُدُّونَكُم مِّن بَعْدِ إِيمَانِكُمْ كُفَّاراً حَسَدًا مِّنْ عِندِ أَنفُسِهِم مِّن بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمُ الْحَقُّ فَاعْفُواْ وَاصْفَحُواْ حَتَّى يَأْتِيَ اللّهُ بِأَمْرِهِ إِنَّ اللّهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Vedde kesîrun min ehlil kitâbi lev yeruddûnekum min ba’di îmânikum kuffârân, haseden min indi enfusihim min ba’di mâ tebeyyene lehumul hakku, fa’fû vasfehû hattâ ye’tiyallâhu bi emrihi, innallâhe alâ kulli şey’in kadîr

Meali :

Kitap ehlinden birçoğu, hak kendilerine belirdikten sonra dahi, içlerindeki kıskançlıktan ötürü sizi, imanınızdan sonra küfre döndürmek isterler. Siz şimdilik, Allah onlar hakkındaki emrini getirinceye kadar hoşgörü ile onlarla mücadele edin. Şüphesiz Allah, gücü her şeye hakkıyla yetendir.

(Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 109. ayet)

Hayat hep mi haketmediklerimizi sunup önümüze döker

Kime sorsam hangi kapıyı çalsam
içinde kalmış bir ses
"ben bunları haketmemişdim" diyor sanki
ey hayat
sen bize
önce haketmediklerimizi sunuyorsan
ne zaman hakettiklerimize sıra gelecek
bekliyorum olmuyor
istiyorum olmuyor
deniyorum olmuyor
yok yok yok
hiçmi iyi şeyleri haketmedik bee diye, biz gibi feleğe dem vurup, yaradana yakaranlara, ayettte buyruldu ki :


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

لاَ يُكَلِّفُ اللّهُ نَفْسًا إِلاَّ وُسْعَهَا لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Lâ yukellifullâhu nefsen illâ vus’ahâ lehâ mâ kesebet ve aleyhâ mektesebet.

Meali :

Allah, bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Herkesin kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (yani başina gelen iyilikde kötülükde kendi yaptigi amelinden (kazancindan) dolayidir)

(Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 286. ayetten pasaj)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

أَوَلَمَّا أَصَابَتْكُم مُّصِيبَةٌ قَدْ أَصَبْتُم مِّثْلَيْهَا قُلْتُمْ أَنَّى هَذَا قُلْ هُوَ مِنْ عِندِ أَنْفُسِكُمْ إِنَّ اللّهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

أَوَلَمَّا أَصَابَتْكُم مُّصِيبَةٌ قَدْ أَصَبْتُم مِّثْلَيْهَا قُلْتُمْ أَنَّى هَذَا قُلْ هُوَ مِنْ عِندِ أَنْفُسِكُمْ إِنَّ اللّهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

Meali :

Baaşkalarinin başlarına iki misli olarak gelen felâketten bir misline siz de uğrayınca, bu da nereden dediniz ("ben bunları haketmemişdim"dediniz ). De ki: Bu, sizin katınızdan geldi (yani başina gelen iyilikde kötülükde kendi yaptigin amelinden (kazancindan) dolayidir yaptigin amelinle, Allah katinda kar mi ettin, yoksa zararmi ettin, işte bunun ile karşina cikdi, velhasil hesabin görüldü işte) ve Allah'ın, şüphe yok ki her şeye gücü yeter.

(Sadakallahul Aziym ÂLİ İMRÂN Suresi 165. ayet)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَى وَإِن تَدْعُ مُثْقَلَةٌ إِلَى حِمْلِهَا لَا يُحْمَلْ مِنْهُ شَيْءٌ وَلَوْ كَانَ ذَا قُرْبَى إِنَّمَا تُنذِرُ الَّذِينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُم بِالغَيْبِ وَأَقَامُوا الصَّلَاةَ وَمَن تَزَكَّى فَإِنَّمَا يَتَزَكَّى لِنَفْسِهِ وَإِلَى اللَّهِ الْمَصِيرُ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve lâ tezirû vâziratun vizra uhrâ, ve in ted’u muskaletun ilâ himlihâ lâ yuhmel minhu şey’un ve lev kâne zâ kurbâ, innemâ tunzirullezîne yahşevne rabbehum bil gaybi ve ekâmûs salâte, ve men tezekkâ fe innemâ yetezekkâ li nefsihî, ve ilâllâhil masîr

Meali :

Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın yükünü yüklenmez. Günah yükü ağır olan kimse, bir başkasına kendi günahını yüklemeye çalışırsa, ondan hiçbir şey öbürüne yüklenilmez, hatta velevki bu akrabası yakını kimseler olsa da. Senin uyarıların ancak, gelecegi henüz görmedikleri hâlde, Rablerinden, gelecekte onlara olacak olanlar için korkanlara, ve namazlarina devam edenlere kılanlara geçerli olur(yani ahirete iman eden müsülmanlara) . Kimse öyle sütten çıkma ak kaşık gibi kendisini öyle "ben bunları haketmemişdim" diye falan temize çıkarmasın. Dönüş ancak Allah’adır (çünkü hesabınızı Allah görmüştür, o hesap yanlış olamaz).

(Sadakallahul Aziym FÂTIR Suresi 18. ayet)

Beyazıdı Sabah Namazina Kaldıran Şeytan

iyiler iyilik ile beslenir kötülerde kötülükten beslenir, yani müslüman temizlikden sihhat bulur, mikroplarda hasta edenler ise, pislikten beslenir.

Bayezid-i Bistami Allah aşkında o kadar ileri ve ibadette o derece yüksekti ki,namaz kılarken Allah korkusundan göğüs kemikleri gıcırdar,yanında bulunanlar bunu duyardı.

Bayezid-i Bistami,bir gece çok uykusuz ve yorgundu.Bu yüzden uykusu çok ağırlaşmış,sabah namazına uyanamamıştı.Namazını kaza edip ağlayıp inledi,sel gibi göz yaşı döktü.O kadar çok tövbe istiğfar etti ki,üzüntü ve acıdan yanan kalbini sevince boğacak şöyle bir ses işitti:

-Ey Bayezid,bu günahını affettim.Pişmanlık ve ağlamanada,yetmiş bin namaz sevabı ihsan ettim.

Aradan birkaç ay geçtikden sonra yine uykusu bastırdı.Şeytan gelip,Bayezid-i Bistami'nin mübarek ayağından tutarak uyandırdı:

Kalk namazın geçmek üzere,dedi.Bayezid-i Bistami karşısında şeytanı görümce şaşırdı:

-Ey mel'un! Sen hiç böyle yapmazdın.Herkesin namazının geçikmesini,kazaya kalmasını isterdin.Şimdi nasıl olduda beni uyandırdın?

Şeytan şu cevabı verdi:

-Birkaç ay önce sabah namazını kaçırdığında,pişmanlığın ve üzüntün sebebiyle çok ağlayıp inlediğin için affedilmiş,ayrıca yetmiş bin namaz sevabı almıştın.Bugün okadar sevaba kavuşmayasın diye seni uyandırdım!

yani şeytan sana bir iyilik yapiyorsa bil ki, senin cikarina degildir o, onun ondan bir cikari vardir da, ondan yapiyordur yani.


iyilikten beslenen mikrop olur mu? iyilik eden şeytan olur mu?

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Sizlerden her bir kimsenin yanına, cinlerden bir karin(köy grup) ve meleklerden bir karin(köy grup) tevkil edilmiştir. Sahabeler : “Sana da mı ey Allah’ın Resulü?” dediler. Resulullah : “Bana da. Ancak Allah onun hakkında bana yardım etti ve Müslüman oldu. Bana hayırdan başka bir şey emretmiyor.”

( Hadis-i Şerif , Müslim, Ahmed)

“Benim şeytanım bana teslim oldu.” (Tirmizi, Rada 17; Müsned, III/309)

yani her mikrop, mikroptur zararlidir, amma penicilin mikrobu yararli mikroptur yine.

Kuduz aşısının bulunuş hikayesi:

6 Temmuz 1885 tarihinde Joseph Meister adlı bir çocuk kuduz bir köpek tarafından on dört yerinden ısırıldığında, anne ve babası çocuğu Pasteur’e getirdi. Pastör, cocukdan hergün bir miktar kuduz mikrabunu alip inceliyordu, ve bir gün incelemesi bitince, ilk aldigi eski kuduz mikrobu kutusundaki mikroplari, yeni aldigi kutunun icine boşaltti, ve ertesi gün baksa ki, o eski mikroplar, yeni mikroplari yemeye yok etmeye başlamiş, ve böylce eski kuduz mikrobunun, kuduzu tedavi ettigini gördü, ve böylece ilk defa Kuduz aşısı keşfedilmiş oldu. yani eski mikropda, yani akillanmiş tecrübeli şeytanda, insana iyiligi dokunan şeytan oluverir, nitekim muhammedin ki gibi.
ve Pastör ne kadar zenginmiş ki, o devirde, mikroplari görecek kadar, bir iyi mikroskopa sahipmiş, halbuki, o devirin en iyi mikroskopu, bugünün en cilizina eş degerdedir ancak. ve ben gecen seneydi galiba, bir mikroskop satin aldim, bütcemin elverdigi bir mikroskop, amma ancak ilkokul cocugu mikroskupu, yani bakinca suyun icini bile göstermiyor, ve iyi bir mikroskop 5000 euro falan filen diyorlar, yani dün o devirde pastör ne ile gördü de, ben bu gün böyle bir mikroskopa sahip olamiyon? neden? halbuki pahali falan degil, maliyetide o kadar pahali degil, amma sebeb, insanlar uyanip, mikroplari görüpte, orda burda tedavi bulanlar olmasin, ve gizli örgüt insanlari hasta etmeye devam etsin diye, sattirmiyorlar öyle ucuza mikroskoplari. Halbuki şişe dibi cam koyacaklar sadece. Dün Fatihin hocasi Akşemseddin, ilk mikrobu ne ile gördü, paşabahce cay bardaginin dibi ile bakdi gördü, sişe dibi cam len, maliyeti ne olaki yani, o ince belli bardagin dibi biraz kalin dibi olan ile gördüde, bana cay bardak fiyatinda olan merceki takipda, iyi bir mikrokopu satamadi bu uyaniklar. satmaaz neden? dedik ya, bizleri hasta edip ilac satmaya devam edeceklerde ondan.
Yine yukarda yazdigim Kuduz aşısının bulunuş hikayesini, internette aradim, vermiyor. sadece kalipsal bilgi veriyor, ve o hayvanlara uygulanan aşiyi o cocuga uyguladi, ve cocuk iyi oldu diye okul kitaplarinda yaziyor galiba, internettekilerde onlardan alinti. Halbuki eski kuduz mikrobu, yenileri öldürüyor diye ögretse, o cocugun kafasi calişcak, belki araştrimaci biyologlar dogacak akilli cocuklar olacak. Kendi başina gelse caresini kendi bile bulabilcek belkide, amma işte ögretmiyor. yani cahil halk, okumuş ögrenci amma, ona ragmen bilgi cahili ögrenci yetiştriliyor işte velhasil kelam.

Bu haftaki cennet tasvirimiz

Bakin mikrokoplar cenneti, ve iyi mikroplar yada, mikroplarin bile iyilikden başka caresi ve cikari kalmadigi zamandayiz. hastalkilarin tedeavisi cogunun bulunmuş, iyi mikroplar keşfedilmiş, ve yine her an, mikroplarinda şeytanlarinda, ne naneler gevdikelri gözetlenir olmuş, bu mikroskoplar sayesinde işte. yani dün muhammed vakti mesela adam kuduz olsa, ölüp gitcek adam. yine bir cok hastaligin aşisi, bu kuduz mikrobu misalinden yola cikip, keşfolmuş durumda. yani mikroplarin bile cennette oldugu vakitteyiz. yani mehdi cagi, altin cag işte. kötüler bile, eski kuduz mikrobu gibi tecrübe kazandi, ve artik kötülügünde iyiliginde farkina vardilar, tatdilar ikisinide. yani sigarayi tadan, nasil birakamzsa, yeri geldimi yakarsa bir ciagara, işde iyiligi tadanda, yeri geldimi, yapacakdir oda bir iyilik, her ne kadar şeytan askleri bile olsa, yani hatta illumnat ci bile olsa, yani cünkü kainatin ve ve dünyamizin, ve insan bedenlerinin, dualite ile caliştiginin farkina vardi onlarda. öyle olunca baharda eke eke gittigimiz yolu, sonbaharda bice bice geri gelecegimizi ögrendiler, hansel grateldeki gibi, döke döke, saca saca gittigimiz yolu, toplaya toplaya dönmek gerektigini, ve sevap sevap yaklaştigimiz güneşe, yaklaştigimiz yolu, sevapdan azaltmalar eksiltmeler ile, maldan, candan, sevapdan, böylece geri gitmemiz gerektigini, onlarada, anlayanlarada ögrettik elhamdülillah.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَلَنَبْلُوَنَّكُمْ بِشَيْءٍ مِّنَ الْخَوفْ وَالْجُوعِ وَنَقْصٍ مِّنَ الأَمَوَالِ وَالأنفُسِ وَالثَّمَرَاتِ وَبَشِّرِ الصَّابِرِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve le nebluvennekum bi şey’in minel havfi vel cûi ve naksın minel emvâli vel enfusi ves semerât, ve beşşiris sâbirîn.

Meali :

Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz imtihan ederiz. Sabredenleri müjdele.

(Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 155. ayet)

Bakin Allah in gücü mikroptanda iyileri cikarmaya yeter elbet

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

قُلِ اللَّهُمَّ مَالِكَ الْمُلْكِ تُؤْتِي الْمُلْكَ مَن تَشَاء وَتَنزِعُ الْمُلْكَ مِمَّن تَشَاء وَتُعِزُّ مَن تَشَاء وَتُذِلُّ مَن تَشَاء بِيَدِكَ الْخَيْرُ إِنَّكَ عَلَىَ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

تُولِجُ اللَّيْلَ فِي الْنَّهَارِ وَتُولِجُ النَّهَارَ فِي اللَّيْلِ وَتُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَتُخْرِجُ الَمَيَّتَ مِنَ الْحَيِّ وَتَرْزُقُ مَن تَشَاء بِغَيْرِ حِسَابٍ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Kulillâhumme mâlikel mulki tû’til mulke men teşâu ve tenziul mulke mimmen teşâ’(teşâu), ve tuizzu men teşâu ve tuzillu men teşâu, bi yedikel hayr, inneke alâ kulli şey’in kadîr. Tûlicul leyle fîn nehâri ve tûlicun nehâra fîl leyl(leyli), ve tuhricul hayya minel meyyiti ve tuhricul meyyite minel hayyi, ve terzuku men teşâu bi gayri hısâb.

Meali :

De ki: “Ey mülkün sahibi olan Allah’ım! Sen mülkü dilediğine verirsin. Dilediğinden de mülkü çeker alırsın. Dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil edersin. Hayır senin elindedir. Şüphesiz sen her şeye hakkıyla gücü yetensin.” “Geceyi gündüze sokarsın, gündüzü geceye sokarsın. Ölüden diriyi çıkarırsın, diriden ölüyü çıkarırsın. Dilediğine de hesapsız rızık verirsin.”

(Sadakallahul Aziym ALİ İMRAN Suresi 26 ve 27. ayet)

Musada olsan isa da olsan, Abdülkadir geylanide olsan, hatta mehdi bile olsan, Allahin vazgecilmezi yok, nice peygamberleri gömdügü, yerine yenilerini getirdigi gibi, onlarin iyi ümmetlerinide gömdügü, ve yerine yenilerini getirdigi gibi, bizlerde bu dünyada kaliciyiz diyemeyiz, ancak belki ölümün caresi bulunursa, belki belki

amma kuranda buyurdu ki O Azizi zül celal

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

أَلَمْ تَرَ أَنَّ اللّهَ خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ بِالْحقِّ إِن يَشَأْ يُذْهِبْكُمْ وَيَأْتِ بِخَلْقٍ جَدِيدٍ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

E lem tera ennallâhe halakas semâvâti vel arda bil hakk(hakkı), in yeşe’ yuzhibkum ve ye’ti bi halkın cedîd

Meali :

Allah’ın, gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yarattığını görmedin mi? Dilerse sizi giderir ve yeni bir halk getirir.

(Sadakallahul Aziym İBRAHİM Suresi 19. ayet)

Bu ayette kastedilen işde, bir kuşak gider diger kuşak gelir, ve bu ayetin tezahürü icin Allah in sünneti bu ise, kainatin bir yasasidir, ancak degişmez kurali diyemeyiz, cünkü Allah diyor ki kendisi kuranda

Biz herhangi bir âyetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya onu unutturur (ya da ertelersek), yerine daha hayırlısını veya mislini getiririz. Allah’ın gücünün her şeye hakkıyla yettiğini bilmez misin?

(Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 106. ayet)

Allahin ayetlerine bile degişmez kural dememiz gerektigini bu ayet acikliyor, dün bizim yanliş ictihadimiz olan vaazlarida biz haala yayinda tutuyoruz, amma dünkü yanlişimizi ne inkar edebiliriz, ne de bugünde haala o gecerlidir diyebiliriz. bu gün biraz daha ileri gidip, başka bir acidan daha o olayi inceledigimizde, cogunda yanliş ictihad etmişiz diyebiliyoruz, amma sanki o gün o gecerliydi demek lazim, cünkü Allah, bir ayeti getirmiş, o ayet nesholasiya gecerliligini korur, amma onun yerine yenisi geldiyse, artik o gecerli degildir.
Aynen cocugu emzirme kurali iki yaşina kadar cocuga anasini emmek serbest, ondan sonra, artik koca dana ve katir olunca, artik emmez, oda cinsel dürtü ile emmeye başlar, o yüzden artik memeden kesilir, ve ona emmek artik yasak olmuş yada nesholmuştur, amma ikinci bir cocuk dogsa, yine o kural gecerli, onun icinde iki sene yine emmek serbest, öyle olunca tom jery nin yada spongebob kare takkenin, bütün bölümlerini izleyen bir cocuk, biraz büyüdü, ama annesi babasi gecten bir cocuk daha yaptiysa, o da cizgi filim seyretme yaşina gelince, o o ikinci cocukda ayni filimleri baştan izleyecek, belki birinci cocuga SIKCI geleckdir ikinci defa seyretmek amma, ikinci cocuk icin onlar daha tap tezedir. yani yeni elektrige ilk başlayan ohm ische gesetzden başlar, televizyon yapcak kadar ilerlyince yada bir binanin elektirigini döşeyecek kadar olmadan önc en baştan başlar, mezun olmuş bir elekrtirikci icin, artik o ilk bilgiler geride kaldi. dünkü windows 98 de geride kaldi, Xp de, degil mi, amma Xp yi inkar edemeyiz, yapi taşidir onlar, ve ilk yazilima başlayacak o biligilere bilmeyince yazamaz ki yeni yazilim yapmazkine, yani öyle olunca Allahin ayetleri icin bile kesindir, daima gecerli ve kalicidir dememek lazim. dün abdestsiz ellenmeyen kuran, ceplerle tuvalete bile girdi, dedik cep telefonlari ile, mp3 playerler ile dedik. öyle oluca dün dünde kaldi, reforma herzman ihtiyac var, amma icmai ümmet lazim di dün, ve bugün karşilaştirmali mealli bir kuran meali ile, yine müslüm buhari tirmizi ahmet bin habnbel secenekleri ile hadisleri bile inceleyebilen ve bir kişinin yekil olarak, bu konuda karar alma hakki ve karar yetengi olackadir, eger akli biraz calişip irdrak ediyorsa, icmai ümmete ne gerek, yani zeten bütün rivayetler ortada, bütün mealler ortada, binler meal yorum tefsir, internet ile bir tik ile elinin altinda, sen koca bir icmai ümmet oldun bile, bunlar elinde iken, dogruyu bulamuyorsan, ya sen ahmaksin, yada daha senin internetin yok azizim.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَلِكُلٍّ وِجْهَةٌ هُوَ مُوَلِّيهَا فَاسْتَبِقُواْ الْخَيْرَاتِ أَيْنَ مَا تَكُونُواْ يَأْتِ بِكُمُ اللّهُ جَمِيعًا إِنَّ اللّهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve li kullin vichetun huve muvellîhâ festebikûl hayrât(hayrâti), eyne mâ tekûnû ye’ti bikumullâhu cemîâ(cemîan), innallâhe alâ kulli şey’in kadîr.

Meali :

Herkesin yöneldiği bir yön vardır. Haydi, hep hayırlara koşun, yarışın! Nerede olsanız Allah hepinizi bir araya getirir. Şüphesiz, Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter.

(Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 148. ayet)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَاتَّقُواْ يَوْماً لاَّ تَجْزِي نَفْسٌ عَن نَّفْسٍ شَيْئاً وَلاَ يُقْبَلُ مِنْهَا شَفَاعَةٌ وَلاَ يُؤْخَذُ مِنْهَا عَدْلٌ وَلاَ هُمْ يُنصَرُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Vettekû yevmen lâ teczî nefsun an nefsin şey’en ve lâ yukbelu minhâ şefâatun ve lâ yu’hazu minhâ adlun ve lâ hum yunsarûn

Meali :

Öyle bir günden sakının ki, o gün hiç kimse bir başkası adına bir şey ödeyemez. Hiçbir kimseden herhangi bir şefaat kabul olunmaz(fayda görülemez), fidye alınmaz. Onlara yardım da edilmez.

(Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 48. ayet)

Allah bile, koydugu kuraldan cayip degiştiriyorsa, kesin kararli siyah beaz dişinda renk tanimayan, ve at gözükleri ile hayata bakan, ve cok cetin olma, cünkü ben günah işlemem deme, hatta ben hic günah işlemem diye ve işlememek icin gayret bile etme, cünkü eger burda sinirlari zorlarsan, varacagin yeni anne babandan dogunca, seni bir tilki yaparda Allah, bir lokma ekmegi calipda yemek durumunda kalirsin.
Hz meryem gibi namus ve tesettür delisi de olma, bak Allah meryeme, bakire bakire (Kutsal bakire meryeme) babasi belli olmayan cocuk dogurttu, nerden girdigi bile belli degil yani, öyle kimsenin namus bekcisi falanda olma, Allah seni öyle bir anneden dogurturki tecavüzcü coşkun olmak zorunda kalirsin, elindeki kadinin ve rahmin kiymetini bilmediysen, bir rahme muhtac kalirsin da, onu zorla almak, elde etmek olan zina eder de öyle yersin alirsin. Bazilari karadeniz ve benzeri yrerlerde, hatta heryerden ayni durumda olanlarda var, kendi hanimina bile tecevüz edip, yani kacirip zina edipde öyle ulaşiyor, yani lokmasini, nasrettin gibi pisleyipde sonra silip yemek durumunda kalir, hani nasrettinin karpuz kabugu hikayesi vardir ya

şuna değmiş, şuna değmemiş

Nasrettin hoca tarlaya gider, yada köyden şehire giderken, eşeginin heybesinde bir karpuz vardir, susayinca, keser karpuzu yer, der ki birde : "şöyle kabuklarini etli keseyimde görenler beni zengin desinler ve attigim yerden, görenler toplasinlarda yesin der. ama bir de hinlik gelir ve afedsiniz o kestigi etli karpuz kabuklarini, zekerine sürer sürer öyle atar, bilmem nereme degenleri yesinler der (hani fare dermiş sındı dişlerimin degdigi yeri yemiyorlarda, mangal taşşaklarimin degidigi ekmegi yiyorlar) dermiş ya, nasrettin öyle farelerden birisi işde ve zekerine sürüp sürüp atmiş. şehre gitmiş, dönerken, sicakdan kurumuş bitmiş, suyuda bitmiş, ve gelen gecen, onun attigi kabuklari yememişler almamişlar, ve artik care yok, onlari kendi geri toplamiş "şurasina degdiydi, burasina degmediydi" diye diye kendi yemek durumunda kalmiş, Allah, pisledigini yemek, tükürdügünü yalamak durumunda birakmasin insani dersekde, işte eger sen hata ettiysen hem nasrettin gibi önce pisler, sonra da siler yersin, yada tükürdügünüde yalarsin. yani cook cetin olma, cok aşiri dindar falan olma, bak Allah seni tövbe ettirir, o halde bir bela ile o fikrinden vazgecmesini ögretir hakkal yakin. yani öyle olunca, Allah insani bir günaha muhtac birkakir ki, amma bu haram bir lokmda olur, yada haram olan bir zevc yada zevce olur, yahut yalan söylemek durumunda kalirsin.
ve hani ashabdan birisi kafirlerin eline gecince

"ben dinden döndüm" der başini kurtarir,

geri gelir muhammede anlatir,

"yalancikda dediydim ben onu, benim imanim gitti mi ya rasulallah" deyince

muhammed de "kalbine bak, kalbinde öyle birşey yok ise, imanin kabuldür." der ve onu yenidenashabi olarak kabul eder,

yalan söylemeyipte dogruyu söylese kelle gitcek len,

ashabdan biri yalan söylemek durumunda kalmiş mi?

sen ben niye "yalandan korktgum kadar, yilan dan korkmam." diyelim ki.

yani yeri gelince yalana bile muhtac kalirsin ya, Allah bir günaha muhtac ediverir insani işte....


Rabbim, askerime, dualiteyi anlamak nasip etsinde, şuna değmişmiş, şuna değmemişmiş, dedirtcek durumlara düşürmesin inşallah...

--oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--



Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 16 Eylül 2018 Pazar

Original Kar © glan

Allahın Rahmeti ve ilmi Her Şeyi Kuşatmıştır (Kar©glanin 9 Eylül 2018 Vaazi)



Allahın Rahmeti ve ilmi Her Şeyi Kuşatmıştır

(Kar©glanin 9 Eylül 2018 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

الَّذِينَ يَحْمِلُونَ الْعَرْشَ وَمَنْ حَوْلَهُ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَيُؤْمِنُونَ بِهِ وَيَسْتَغْفِرُونَ لِلَّذِينَ آمَنُوا رَبَّنَا وَسِعْتَ كُلَّ شَيْءٍ رَّحْمَةً وَعِلْمًا فَاغْفِرْ لِلَّذِينَ تَابُوا وَاتَّبَعُوا سَبِيلَكَ وَقِهِمْ عَذَابَ الْجَحِيمِ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ellezîne yahmilûnel arşa ve men havlehu yusebbihûne bi hamdi rabbihim ve yu’minûne bihî ve yestagfirûne lillezîne âmenû, rabbenâ vesi’te kulle şey’in rahmeten ve ilmen fagfir lillezîne tâbû vettebeû sebîleke ve kıhim azâbel cahîm

Meali :

Arş’ı taşıyanlar ve onun çevresinde bulunanlar (melekler) Rablerini hamd ederek tespih ederler, O’na inanırlar ve inananlar için (şöyle diyerek) bağışlanma dilerler: “Ey Rabbimiz! Senin rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O hâlde tövbe eden ve senin yoluna uyanları bağışla ve onları cehennem azâbından koru.”

Sadakallahul Aziym MU'MİN Suresi 7. ayet

---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Allahu Teala, kara gecede, kara taş üzerindeki kara karıncayı görür ve kara karıncanın ayak sesinide işitir. O nun ilmi her şeyi kuşatmıştır."

( Hadis-i Şerif , Hadisde kayip raviside kayip)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

اللّهُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لاَ تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ لَّهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ مَن ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلاَّ بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِّنْ عِلْمِهِ إِلاَّ بِمَا شَاء وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ وَلاَ يَؤُودُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Allâhu lâ ilâhe illâ huvel hayyul kayyûm, lâ te’huzuhu sinetun ve lâ nevm, lehu mâ fîs semâvâti ve mâ fil ard, menzellezî yeşfeu indehû illâ bi iznih ya’lemu mâ beyne eydîhim ve mâ halfehum, ve lâ yuhîtûne bi şey’in min ilmihî illâ bi mâ şâe, vesia kursiyyuhus semâvâti vel ard, ve lâ yeûduhu hıfzuhumâ ve huvel aliyyul azîm.

Meali :

Allah, kendisinden başka hiçbir ilâh olmayandır. Diridir, kayyumdur. O’nu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O’nundur. İzni olmaksızın O’nun katında şefaatte bulunacak kimdir? O, önündekileri ve arkasındakileri bilir. O’nun ilminin kuşatmadığı bir şey yoktur hatta O’nun (dünyaya vaaz ettigi) kürsüsü bile, bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. (O, göklere, yere, bütün evrene hükmetmektedir.) Gökleri ve yeri koruyup gözetmek O nun iki kudret eli arasındadır. O, yücedir, büyüktür.

(Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 255. ayet)

Cok zaman önce yazdigimiz bir vaazimizda bahsettigimiz, bu : Allahu Teala nin, kara karincayi görmesi hikmetini, enine boyuna düşünüp, kurandaki delillerinide bulunca, iyice tefekkür edip araştiran yabancilar, sonunda Allahin bu iliminede vakif olmuşlar, ve uydu ve benzeri cihazlari ile, karanlik bir gecede, kara taşin üzerindeki bir kipirtiyi, tespit edebiliyorlar, ve ona silah atip, onu isterse öldürüp, isterse durdurabilcek silahida icad etmişler. eee yilardir bu hadisi ve hikmeti duyupda, bir gayret göstermeyen müslümanlar nerede peki!!!!
Halbuki bu hikmeti bizim bilip, bunu, bu buluşu da bizim keşfetmemiz lazim degilmiy di?
Biz gibi alimler, her ne kadar böyle bilgiler vaaz etsek, uyanin dersek de, derler ki :

"İmam ne derse desin, cemaat bildiğini okur."

(Atasözü)

ve Allahin Takdiri yani kader yazisi icinde öyle denir ki : sen ne yaparsan yap, ancak olcak olan olur, yani :

(Kader hususunda klişe söz, ve genel kural)

"Allah ın takdir ettiği (olmasını murad ettiği) bir şeyi, kimse tehir edemez, yani geciktiremez bile, Allah ın Tehir ettiği (olmasını istemdiği) bir şeyi de, kimse oldurup meydana getiremez."


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

قُلْ فَمَن يَمْلِكُ لَكُم مِّنَ اللَّهِ شَيْئًا إِنْ أَرَادَ بِكُمْ ضَرًّا أَوْ أَرَادَ بِكُمْ نَفْعًا بَلْ كَانَ اللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرًا

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

kul fe men yemliku lekum minallâhi şey’en in erâde bikum darran ev erâde bikum nef’â, bel kânallâhu bi mâ ta’melûne habîrâ.

Meali :

"De ki: “Allah, sizin bir zarara uğramanızı dilerse, yahut bir yarar elde etmenizi dilerse, O’na karşı kimin bir şeye gücü yeter? Hayır, Allah, yaptıklarınızdan haberdardı."

(Sadakallahul Aziym FETİH Suresi 11. ayetten pasaj)

Eger herşey takdir işte deyip, bizler yan gelip yatarsak, elbet Allah bizlere nasip etmez bu bilgileri, Allah calişana emeginin karşiligini verecegini vaad ediyor kuranda ve buyurdu ki :

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَأَن لَّيْسَ لِلْإِنسَانِ إِلَّا مَا سَعَى

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve en leyse lil insâni illâ mâ seâ.

Meali :

Bilsin ki! insan için ancak, kendi çalışmasının karşılığı vardır.

(Sadakallahul Aziym NECM Suresi 39. ayet)

Onlar buldular bildiler ve erdiler o ilme, onlarin sayesinde bizlerde o buluşlardan cüz i mikdarda fayda görmekteyiz, yahut kullanmaktayiz işte... eee o zaman biz yattik ve nerden erdik bu ilme ve aletlere, calişmadan ermiş olmuyoz mu? oluyor, eee o zaman bizler eskiden yaptigimiz amellerimizin karşiligi olarak, bu cennet vaktinde, altin cagda, bu ilimlere ermiş olduk, onlar bizim cennetimizi imar etmiş oldular, hem kendi cennetlerini, hemde, önceki hayatlarinda, iyi ve güzel amel yapmiş olan, bütün isavisi, musavisi, mecusisi, budisti,... ve digerlerinin cennetini imar etmiş oldular işte. Yoksa yatana lokma yok deniyor kuranda, hem yatip, hemde böyle bu kazanmak nerden cikdi derseniz!! işte bizim tezimizin dogrulugu ortaya cikar ancak işte.. ve bu dünyada cennetlerde kurulmuş, sahiplerini hem bekler hem girenlere hizmet eder, yine cehennemlerde kurulmuş, sahiplerini ögütüyor işte, girecek olanlarida bekler durur.....

ALINTI BAŞI

Ne acayip bir zamanda yaşıyoruz! Kimi, kendini yaratan Allah'ı inkâr ediyor; kimi de Müslüman olduğunu iddia edip inandığı Allah'ın ilmini inkâr ediyor.

Bir kâfirin, Allah'ın her şeyi kuşatan ilmini inkâr etmesini, hadi bir derece anladık diyelim. Peki, Müslüman'ım diyen ve sözüm ona ilim sahibi olduğunu iddia eden kişinin, Allah'ın ilmini inkâr etmesini neyle izah edeceğiz. Cahillikle mi, art niyetle mi, yoksa bu dini bozma gayretiyle mi?..

Her ne ise, biz onların niyetlerini bir kenara bırakalım ve onların görüşleriyle ilgilenelim, daha doğrusu görüşlerini çürütelim.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

تَبَّتْ يَدَا أَبِي لَهَبٍ وَتَبَّ مَا أَغْنَى عَنْهُ مَالُهُ وَمَا كَسَبَ سَيَصْلَى نَارًا ذَاتَ لَهَبٍ وَامْرَأَتُهُ حَمَّالَةَ الْحَطَبِ فِي جِيدِهَا حَبْلٌ مِّن مَّسَدٍ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Tebbet yedâ ebî lehebin ve tebb. Mâ agnâ anhu mâluhu ve mâ keseb. Se yaslâ nâran zâte leheb. Vemraetuhu, hammâletel hatab. Fî cîdihâ hablun min mesed.

Meali :

"Ebu Leheb’in elleri kurusun; kurudu da. Malı ve kazandığı ona fayda vermedi. Yakında alevli bir ateşe (cehenneme) girecek. Boynunda bükülmüş bir ip olduğu hâlde, O nun ateşinin Odun taşıyıcı olarak karısı da cehenneme girecek."

(Sadakallahul Aziym Tebbet Suresi, 1 ila 5. ayet)

Bu sure-i celile, Ebu Leheb ölmeden yıllar önce nazil olmuştur. Surenin iniş sebebi şu hadisedir:

Peygamberimiz (sav) Kureyşlileri etrafında toplayarak: "Eğer ben size, düşmanın sabahleyin veya akşam üstü geleceğini söylersem, beni doğrular mısınız?" dedi. Onlar: "Evet." dediler. Bunun üzerine Peygamberimiz (sav): "Ben sizi şiddetli bir azaba karşı uyarıyorum." buyurdu. Ebu Leheb: "Bizi bunun için mi topladın? Yazıklar olsun sana, iki elin kurusun." dedi. Bunun üzerine Allah Teâlâ Tebbet suresini sonuna kadar inzal buyurdu.

(İbni Kesir, Fahreddini Razi)

Görüldüğü gibi bu sure-i celile, Ebu Leheb ölmeden önce nazil olmuş ve Ebu Leheb'in iman etmeyeceğini beyan buyurmuştur. Bu sebeple müfessirler bu surenin gaybi bir mucize olduğunda ittifak etmiş ve şöyle demişlerdir:

“Bu sure Peygamberimiz (sav)'in nübüvvetine apaçık bir delil ve ayan beyan bir mucizedir. Çünkü bu ayette: ‘Alevli ateşe girecektir. Odun taşıyıcısı olan karısı da…’ buyrularak onların şakiliği ve her ikisinin de iman etmeyeceği haber verilmiştir. Ve vakıa, tam ayetin haber verdiği gibi vuku bulmuş ve her ikisi de imana muvafık olamamışlardır.” [1]

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَسَوَاء عَلَيْهِمْ أَأَنذَرْتَهُمْ أَمْ لَمْ تُنذِرْهُمْ لاَ يُؤْمِنُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve sevâun aleyhim e enzertehum em lem tunzirhum lâ yu’minûn.

Meali :

Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, iman edip inanmazlar.

(Sadakallahul Aziym YÂSÎN Suresi 10. ayet)


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُواْ سَوَاءٌ عَلَيْهِمْ أَأَنذَرْتَهُمْ أَمْ لَمْ تُنذِرْهُمْ لاَ يُؤْمِنُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

İnnellezîne keferû sevâun aleyhim e enzertehum em lem tunzirhum lâ yu’minûn.

Meali :

Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, iman edip inanmazlar.

(Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 6. ayet)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِنَّكَ لَا تَهْدِي مَنْ أَحْبَبْتَ وَلَكِنَّ اللَّهَ يَهْدِي مَن يَشَاء وَهُوَ أَعْلَمُ بِالْمُهْتَدِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

İnneke lâ tehdî men ahbebte ve lâkinnallâhe yehdî men yeşâu, ve huve a’lemu bil muhtedîn

Meali :

Şüphesiz sen sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin. Fakat Allah, dilediği kimseyi doğru yola eriştirir. O, doğru yola gelecekleri daha iyi bilir.

(Sadakallahul Aziym KASAS Suresi 56. ayet)

Bu ayetler o zaman "İmam ne derse desin, cemaat bildiğini okur." sözünü dogruluyor, ve öyle olunca onlarin kaderi inkar bahsi olan, bizlere eger uyarmak fayda etmeyen birşey olsaydi, bunca peygamber, ve bunca din, ve bunca kitap gönderilip, halka teblig edilirmiydi ki, ayette buyruldugu üzre :

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَقَالَ الَّذِينَ أَشْرَكُواْ لَوْ شَاء اللّهُ مَا عَبَدْنَا مِن دُونِهِ مِن شَيْءٍ نَّحْنُ وَلا آبَاؤُنَا وَلاَ حَرَّمْنَا مِن دُونِهِ مِن شَيْءٍ كَذَلِكَ فَعَلَ الَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ فَهَلْ عَلَى الرُّسُلِ إِلاَّ الْبَلاغُ الْمُبِينُ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve kâlellezîne eşrakû lev şâallâhu mâ abednâ min dûnihî min şey’in nahnu ve lâ âbâunâ ve lâ harramnâ min dûnihi min şey’in, kezâlike fe alâllezîne min kablihim, fe hel alâr rusuli illâl belâgul mubîn.

Meali :

Allah’a ortak koşanlar, dediler ki: “Allah dileseydi ne biz, ne de atalarımız O’ndan başka hiçbir şeye tapmazdık, O’nun emri olmadan hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” Kendilerinden öncekiler de böyle yapmıştı. Peygamberlere düşen sadece apaçık bir tebliğdir.

(Sadakallahul Aziym NAHL Suresi 35. ayet)

Peygamberlere, Alimlere ve bize düşen, sadece apaçık bir tebliğdir. Biz kimsenin boynuna kilic dayayipda, iman gel diyemeyiz, dememeliyizde zaten, cünkü hür iradeye pranga vurmak olur o hal.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَإِذَ أَخَذَ اللّهُ مِيثَاقَ الَّذِينَ أُوتُواْ الْكِتَابَ لَتُبَيِّنُنَّهُ لِلنَّاسِ وَلاَ تَكْتُمُونَهُ فَنَبَذُوهُ وَرَاء ظُهُورِهِمْ وَاشْتَرَوْاْ بِهِ ثَمَناً قَلِيلاً فَبِئْسَ مَا يَشْتَرُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve iz ehazallâhu mîsâkallezîne ûtûl kitâbe le tubeyyinunnehu lin nâsi ve lâ tektumûneh, fe nebezûhu verâe zuhûrihim veşterav bihî semenen kalîlâ, fe bi’se mâ yeşterûn.

Meali :

Hani Allah, kendilerine kitap verilenlerden, “Onu (Kitabı) mutlaka insanlara açıklayacaksınız, onu gizlemeyeceksiniz” diye sağlam söz almıştı. Fakat onlar verdikleri sözü, arkalarına atıp onu az bir karşılığa değiştiler. Yaptıkları bu alışveriş ne kadar kötüdür!

(Sadakallahul Aziym ÂLİ İMRÂN Suresi 187. ayet)

Tebbet Suresi Yorumumuz

Ebu cehilin ve karisinin halini yorumumuz ise, bir firinci teyze düşünün ki, bu devirde, önüne ekmek pişirmek isteyen ve, hamurunu yapip, teknesini FIRINA getiren bir kadin, ve diger kadinda firinci teyze (cehennemin bakcisi Malike yada Melike hatun), ve o kadin önce teknesini getirir di FIRINA, bizim köyde eskiden, sonrada gider birde firinin altinda yancak odununuda getirir ki, ekmegini firinci teyze pişirsin. ve işte o ekmek olcak bugdaylar un oldu, sonra hamur oldu, sonra ekmek bezesi oldu, sonrada firina yani cehenneme sürülcek pişcek amma, pişmesi icinde, o sirtinde hurmu lifleri getiren bir kadin, ve firinci teyze onlari aldi ve firinin altina sürüp, yakip da ekmekleri, nar gibi kizartip pişirince, işde ebu cehilde tatti cehennemi, o kadinda, sirtinda, onu (Ebu Cehili) pişircek olan, yada yakcak olan odun liflerini, sirtinda getirmiş oldu bile, diye yorum getiriyoz bu sureye....

Ebu cehil ve karisi söz ve nasihat kar etmeyenlerden sadece birisi işte, ve öyle olunca buna yorumumuz ise :



Yukardaki Resime bakip yaziyi okuyan anlayacakdir ki, dünyada bir cok alet erdavat var, ve tesisat var, elektrik tesisatlari, su tesisatlari, gaz tesisati, yine bir ucak pilot Kokpitinde, bircok gösterge ve ayarlar var, ve bunlarin, ilk bakişda, ne oldugunu, ne işe yaradigini, nasil kullanildigini, nasil baglanacagini, ne kadar gücleri oldugunu, neye yaradigni, kimler, yada kac kişi bilebilir degilmi? amma o ilmi tahsil etmiş bir elektrik tesisatcisi, yahut su tesisatcisi, yada bir ucak pilotu anlayabilir degil mi?
öyle olunca Allah ki, yeri gögü yaratan, herşeyin hakimi, ve mülkün sahibi olan Allah, bir tesisatci kadar da mi bilgisi yok ki yarattigi kullari, doga, hayvan, güneş, ay,.. insan, bitki, ne yapar? gücü nedir? neler yapamaz? bilmesin. Halbuki Allah in ilmi ve rahmeti her şeyi kuşatmıştır.



öyle ilmi ile kuşatması tamamda, rahmeti nasil kuşatmıştır derseniz, rahmet su demek, dünyanin 3/4 ü su, yine insan bedeninin 3/4 ü su, yine hücredeki yapinin 3/4 ü su



ve yine semada da, yedi tane su okyanusu, yada deryasi vardir ki, kurandan gecen yedi "Ha ve mim" harfi gösterir ki, yukarda 7 tane kat vardir ki, gök katmani, onlar ayri ayri deniz halindedir, rahmet halindedir, yani su halindedir. Nasil olur derseniz, mesela bulut tonlarca su ile doludur, amma semada ucabiliyor, tonlarca yagmur var, Allah a, bu tonlarca yagmuru semada tutmak zor gelmiyor, ve onlari semada ucuruyor, inecegi yere kadar melekleri taşiyor, ve bu gök semasi olan yedi "ha mim" in mahiyetinin aslinida, Allahu Teala ve Tekaddes hazretleri daha iyi bilir.
ve Raşidi zikrindeki o ha mim ler, o yedi gök katmanini zikretmek icin, unutmamak icin işte, yani yagmur yagdirmak icin, elbet buluta ihtiyac var degil mi?
Yine Rabbimiz, Bir Tane Domates Tarlasinda, tonlarca domatesi yaratirken, birde O nun (Allah in) melekleri, oturup, her birine adres yaziyor, mesela mektupa adres yazar gibi, Temsili misal ile : Bu Domates Ankara Cebeci de, 13 numarali evde ki, fatma baciya gidecek, ve o falan tarihde, sabah kahvaltisinda, bunu, biber peynir,.. ve cay ile, saat filanda, falan filan ile birlikte, mutfakda ayakda (veya falanci numarali sandelyede otururuken) yiyecek,.....
yani düşünün, böyle ciftci bir amcanin sekreter yada, işciler tutup, her bir domatese, mektupa yazar gibi, adres yazdirmak zorunda oldugunu, ve ne kadar zaman alir, o kadar domatese bibere,... adres yazmak, ve onu götüren kamyoncunun işi nasil zor, satan pazarcinin işi ne kadar zor olurdu, amma Allah bunlari bizler hic hissetmeden ve zorluk da cekmeden, her sene, her gün, her ay, her lokmaya, her rizka yazip durur, bunlar : Allah in, bizlere rahmetinin genişligi, ve rahmetinin gadabini koyup gecip taşmasi degilde ne o zaman

Ebû Hüreyre (r.a.)’dan rivayetle,

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Allah-u Azze ve Celle mahlukatı yaratmayı takdir buyurduklarında, kendi katında, arşın üstünde bulunan Levh-i Mahfuz’una Ana hafiza kartina (kudret kalemine emrederek): “Rahmetim gazabımı (öfkemi) koyup geçti.” diye yazdı.”

( Hadis-i Şerif , Müttefekun aleyh. Hadisin lafzı (3194) Buhârî'ye aittir)


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

أَهُمْ يَقْسِمُونَ رَحْمَةَ رَبِّكَ نَحْنُ قَسَمْنَا بَيْنَهُم مَّعِيشَتَهُمْ فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَرَفَعْنَا بَعْضَهُمْ فَوْقَ بَعْضٍ دَرَجَاتٍ لِيَتَّخِذَ بَعْضُهُم بَعْضًا سُخْرِيًّا وَرَحْمَتُ رَبِّكَ خَيْرٌ مِّمَّا يَجْمَعُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

E hum yaksimûne rahmete rabbike, nahnu kasemnâ beynehum maîşetehum fîl hayâtid dunyâ ve rafa’nâ ba’dahum fevka ba’dın deracâtin li yettehıze ba’duhum ba’dan suhriyyâ, ve rahmetu rabbike hayrun mimmâ yecmaûn.

Meali :

Rabbinin rahmetini onlar mı bölüştürüyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Birbirlerine iş gördürmeleri için, (çeşitli alanlarda) kimini kimine, derece derece üstün kıldık. Rabbinin rahmeti, onların biriktirdikleri (dünyalık) şeylerden daha hayırlıdır.

(Sadakallahul Aziym ZUHRÛF Suresi 32. ayet)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

أَمْ لَهُمْ نَصِيبٌ مِّنَ الْمُلْكِ فَإِذًا لاَّ يُؤْتُونَ النَّاسَ نَقِيرًا

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Em lehum nasîbun minel mulki fe izen lâ yu’tûnen nâse nakîrâ.

Meali :

Yoksa onların hükümranlıkta bir payı mı var? Öyle olsa, insanlara bir zerre bile vermezler.

(Sadakallahul Aziym NİSÂ Suresi 53. ayet)

öyleyse "Şüphesiz sen sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin. Fakat Allah, dilediği kimseyi doğru yola eriştirir. O, doğru yola gelecekleri daha iyi bilir."

(Sadakallahul Aziym KASAS Suresi 56. ayet)

Yani bizler kainatin prototipini taşiyorsak bedenlerimizde, ve iyiler sag tarafi, ve kötülerde, sol tarafi temsil ediyorsa, birbirine zit degil, sadece simetrik dememiz lazim, cünkü kimse sag tarafini, sol tarafina cevirmesi icin Allah a dua etmeyecegi gibi, ve sag el, sola takilinca bütün görevleri iptal olup, o el işe yaramayacagi, ve görevini ifa edemeyecegi gibi, kötülere iyi ol demek de böyledir, ve sag taraf, sagda güzel, sol tarafda, solda güzeldir. Allah herşeyi yerli yerince yaratmiştir. ve kötüler her ne kadar, kumar oynamayani, kumara aliştirsada, yine zina etmeyeni zinaya, icki icmeyeni ickiye aliştrimaya calişsada, sag sagda güzel, sol solda daha güzel, sag in, yani, mümin birini calarken görmek, ne kadar kötü, "sana hic yakiştiramadik" der herkes degil mi? öyle olunca, sag, sag ele yakişir, ve iyi amel etmek ile sorumlu, iyilerde iyi işler yapmakla sorumlu, ve sol elde taharet ederken yanliş yapmiyordur zaten,......

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

الْخَبِيثَاتُ لِلْخَبِيثِينَ وَالْخَبِيثُونَ لِلْخَبِيثَاتِ وَالطَّيِّبَاتُ لِلطَّيِّبِينَ وَالطَّيِّبُونَ لِلطَّيِّبَاتِ أُوْلَئِكَ مُبَرَّؤُونَ مِمَّا يَقُولُونَ لَهُم مَّغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرِيمٌ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

El habîsâtu lil habîsîne vel habîsûne lil habîsât, vet tayyibâtu lit tayyibîne vet tayyibûne lit tayyibâti, ulâike muberraûne mimmâ yekûlûn, lehum magfiratun ve rızkun kerîm.

Meali :

Kötüler, kötülere; kötüler zaten kötülük icindir; temizlerde temizlere, temizler de temiz işlere lâyıktır. O temiz olanlar, iftiracıların söyledikleri şeylerden uzaktırlar. Onlar için bir bağışlanma ve bolca verilmiş iyi bir rızık vardır.

(Sadakallahul Aziym NÛR Suresi 26. ayet)

Kuranin Topluca ve birde parca parca inmesi meselesi

Hz Muhammed i Gezen yürüyen kuran diye bildigimiz hal üzre, peygamberimiz dogunca, dünyaya gelince, kuran topluca inmiş oldu, ancak tam manasi ile inmesinin bitmesi ise, o 40 yaşina basipda, bütün vücudu, asil halini alip, tam oturunca, yani olmasi gereken büyüklüge her uzuv erişince, toplu inmesi son buldu, ancak yine, tertil üzre, parca parca, peyder pey inmesi ise, peygamberimize peygamberlik verildikden sonra, gün ve gün, hayatin serancami icerisinde, ona lazim olan ayetler indi, aklina inzal oldu.
Bunun yine misali ise, bedenimiz yine kainatin prototipi olunca, senin vücudunda mesela suya ihtiyac var, ve binlerce hücre, su su diye bagirirken, senin testiden su doldurup bir bardaga, bir bardak suyu, üc yudumda icmen demek, topluca suyu alman demek, ama o suyun yerleri olan her bir hücreye kadar ulaşmasi ise, epey bir zaman almakda. sen suyu icer icmez her hücre suya doymadi degilmi, o mide böbrek ve kan ve akyuvar alyuvarlar derken, bir sürü işcinin elinden gece gece, ancak damarlar yolu ile hücrelere vasil olmakda, ve bu belli bir zaman almakda işde, bunu kuran in da böyle, bütün olarak ve parca parca inzaline kiyas edin....

Kuran in Namazlarda ve dualarda ve zikirlerde Arapca okunmasi gerektiginin önemi hakkinda

internete girip, bu benim vaazlari okuyup, dinlediginiz bilgisayari kullanmak icin, klavyedeki "Enter" Tuşu her dilde ayni ENTER yani geri tuşu geri tuşu "Back Space" ise back space, yani yine "ESC" ESC, "ALT" Alt . bu türkce olunca farkli, ingilizce farkli, yada arapca farkli degil, yani bu tuşlar nasil bilgisayari kulanmak icin befehl (yani emir komutu) veren tuşlar ise, işde yazi yazarken tükcede yazabiliyoruz, bazi harfler haric, yine ve arapcda yaziyoruz,..... amma befehl tuşlari ise ayni, herkesde ayni, öyle olunca kuranin arapcasi işde bu kainatin yönetimindeki, befehl yani, emir komutlari gibidir. onlar ancak ve ancak, ana dili olan arapca söylendiginde o frekans araligi oluşur, ve yani entere basinca, bilgisayar bir kablosu ile bir frekansi biligsayar chipine (beynine) yolladigi gibi, sen o ismi yada, zikiri, duayui, sureyi, ancak ve ancak, arapca okudugun zaman o frekans araliginda bir sinyal, kainata, dilin ve damaganin sayesinde beynin ve enrjin ve auran ile gider. işde ebced degerleri, yani kuranin matematiksel, yada metrix verileride bu yüzden önemlidir. ve o yüzden mesela "bin" demek 1000 sayisal degerini, ben dil ile söyleyince, b i n diyorum, arapcda ise "elfe" demek, yani, farkli kelime ve harfler var, ve her harfin frekansi farkli, nasil notalrdaki do ile re, mi ile sol, ayni degilse, her harfinde frekansi ve ebced degeri farkli, ve öyle olunca, işde kuran da ancak arapca okundugunda, ve zikredildiginde, ve namaz arapca kuran ile kilindiginda, ezan arapca okundugunda, o frekans aralgii oluşur, ve kainata gidecek, emir ve befehlde, ancak öyle gider, zikrimizin neden arapca olduguda bu yüzdendir.

Zikirimizdeki Ayetel Kürsi ve Muavazeteynlerin sayisi hakkinda

Ayetel Kürsi durak yerlerinin sayısınca 17, kelimeleri sayısınca 50, harfleri sayısınca 170, resuller ve ashabı kiramin sayi adedince 313. defa okuyan kişinin her arzusu yerine gelir demiş alimler. cünkü kuranin, bunlar metrixel deglerleridir. mesela bir evde 4 kişi varsa sen yapacagin dolma icin, alacagin kiyma, bir porsiyon icin degil, 4 porsiyon icin yetecek kiyma olmali, ve lahana olmali bulgur olamli, yada pirinc olmali, su olmali degil mi? sen bunu yaparken bir porsiyonluk malzeme kullanirsan, nasil evdeki diger üc kişi ac kalirsa, işte zikirlerinde, surelerinde, ve kuran in belli metrixel degerlei vardir, onlar kac adet okunmasi gerektigini gösterir, nasil biz hidrojene "H 1", bilmem demire, "Fe 26" diyorsak, işte zikirlerinde sayisal degerini oluşturan etkenler vardir.

Ayetel Kürsiyi 170 defa okumaya devam eden; hapisteyse hapisten kurtulur. Borçlu ise borcunu ödeme imkanı bulur. Rızık isterse geniş bir nimete erişir. Bu sayıda her farz namazının ardından okumaya devam ederse isteğine arzusuna çabuk kavuşur. Gece kıbleye yönelip okuduğunda da aynı şekilde istekleri kabul görür diye, rivayetlerden yola cikip, karar kilmişlar alimler.

Ve geldik hicri yilbaşina, ve hicret günlerine, ve muharrem ayina, ve birde Hüseyin efendimizin, talihsiz şehid oldugu günlere(ayva hasati mevsimine) ve aşure orucu günlerine, ve aşure aşi mevsimine, nuh dede aşi mevsimine, ve gecen hafta ben gözetledim hilali, ve Eylülün 5-6-7 sinde son hilali gördüm, ve 7 si son günü gibiydi, ve 8 inde ise hava bulutlu idi göremedim, ve 29 a tamam ettim, ve Eylülün 9 u Pazar günü hicri yilbaşi idi, ve öylede olunca, 18 Eylül 2018 Sali günüde Muharremin 10 u ve aşura günü, aşura orucu tutulmasi gereken gün, ve Muhammedin sünneti ile bir öncesi veya bir sonrasi ile 17-18-19 eylül yani

Rabbim yeni senenizi, ve aşure ve hasat mevsiminizi mübarek etsin (amellerinizin de, hasati bu mevsimde işte), ve isavilerin ve musavilerin de Erntedankfest yada Hanuka Bayramı ve Şükran Günlerini (Thanksgiving Day) tebrik ederim.

DiPNOTLAR :

[1] sorularlaislamiyet com/allah-insanin-yapacagi-fiilleri-bilmez-iftirasi


--oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--


Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 9 Eylül 2018 Pazar

Original Kar © glan

Karoglanin Cennet Tasvirleri Dört (Kar©glanin 2 Eylül 2018 Vaazi)



Karoglanin Cennet Tasvirleri Dört

(Kar©glanin 2 Eylül 2018 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِنَّ الدِّينَ عِندَ اللّهِ الإِسْلاَمُ وَمَا اخْتَلَفَ الَّذِينَ أُوْتُواْ الْكِتَابَ إِلاَّ مِن بَعْدِ مَا جَاءهُمُ الْعِلْمُ بَغْيًا بَيْنَهُمْ وَمَن يَكْفُرْ بِآيَاتِ اللّهِ فَإِنَّ اللّهِ سَرِيعُ الْحِسَابِ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

İnned dîne indâllâhil islâm, ve mâhtelefellezîne ûtûl kitâbe illâ min ba’di mâ câehumul ilmu bagyen beynehum, ve men yekfur bi âyâtillâhi fe innallâhe serîul hısâb.

Meali :

Şüphesiz Allah katında din İslâm’dır. Kitap verilmiş olanlar, kendilerine ilim geldikten sonra sırf, aralarındaki ihtiras ve aşırılık yüzünden ayrılığa düştüler. Kim Allah’ın âyetlerini inkâr ederse, bilsin ki Allah hesabı çok çabuk görendir.

Sadakallahul Aziym ALİ İMRAN Suresi 19. ayett


---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Sizden kim (sünnetimize uymayan) bir münker görürse (seyirci kalmayıp) onu eliyle düzeltsin. Buna gücü yetmezse lisanıyla düzeltsin. Buna da gücü yetmezse kalbiyle buğzetsin. Bu kadarı imanın en zayıf mertebesidir."

( Hadis-i Şerif , Müslim, İman 78 (49); Ebu Davud, Salatu'l-İydeyn 248 (1140), Melahim 17, (4340); Tirmizi, Fiten 11)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Yeryüzünde bir kötülük işlendiği vakit, ona şahid olan bunu takbih ederse (kötü olduğunu te'yid ederse), o kötülüğü görmemiş gibi zararından kurtulur. O kötülüğe şahid olmadığı halde, işittiği zaman memnun kalan kimse, sanki şahid olmuş gibi manen zarar görür."

( Hadis-i Şerif , Ebu Davud, Melahim 17, (4345))

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

كُنتُمْ خَيْرَ أُمَّةٍ أُخْرِجَتْ لِلنَّاسِ تَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَتَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنكَرِ وَتُؤْمِنُونَ بِاللّهِ وَلَوْ آمَنَ أَهْلُ الْكِتَابِ لَكَانَ خَيْرًا لَّهُم مِّنْهُمُ الْمُؤْمِنُونَ وَأَكْثَرُهُمُ الْفَاسِقُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Kuntum hayra ummetin uhricet lin nâsi te’murûne bil ma’rûfi ve tenhevne anil munkeri ve tu’minûne billâh, ve lev âmene ehlul kitâbi le kâne hayran lehum, minhumul mu’minûne ve ekseruhumul fâsikûn

Meali :

Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah’a iman edersiniz. Kitap ehli de inansalardı elbette kendileri için hayırlı olurdu. Onlardan iman edenler de var. Ama pek çoğu fasık kimselerdir.

(Sadakallahul Aziym ALİ İMRAN Suresi 110. ayet)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

لَيْسُواْ سَوَاء مِّنْ أَهْلِ الْكِتَابِ أُمَّةٌ قَآئِمَةٌ يَتْلُونَ آيَاتِ اللّهِ آنَاء اللَّيْلِ وَهُمْ يَسْجُدُونَ ؤْمِنُونَ بِاللّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ وَيَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنكَرِ وَيُسَارِعُونَ فِي الْخَيْرَاتِ وَأُوْلَئِكَ مِنَ الصَّالِحِينَ وَمَا يَفْعَلُواْ مِنْ خَيْرٍ فَلَن يُكْفَرُوْهُ وَاللّهُ عَلِيمٌ بِالْمُتَّقِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Leysû sevâen, min ehlil kitâbi ummetun kâimetun yetlûne âyâtillâhi ânâel leyli ve hum yescudûn. Yu’minûne billâhi vel yevmil âhiri ve ye’murûne bil ma’rûfi ve yenhevne anil munkeri ve yusâriûne fîl hayrât, ve ulâike mines sâlihîn. Ve mâ yef’alû min hayrin fe len yukferûh(yukferûhu), vallâhu alîmun bil muttekîn.

Meali :

Onların (Kitap ehlinin) hepsi bir değildir. Kitap ehli içinde, gece saatlerinde ayakta duran, secdeye kapanarak Allah’ın âyetlerini okuyan bir topluluk da vardır. Onlar, Allah’a ve ahiret gününe inanırlar. İyiliği emrederler. Kötülükten men ederler, hayır işlerinde birbirleriyle yarışırlar. İşte onlar salihlerdendir. Onlar ne hayır işlerlerse karşılıksız bırakılmayacaklardır. Allah, kendisine karşı gelmekten sakınanları bilir.

(Sadakallahul Aziym ALİ İMRAN Suresinin 113,114 ve 115. ayetleri)

ve gecen hafta dedik ki :
ve muhammed birgün yahudinin birini oruc tutarken buldu, ve sordu sen niye oruc.....
sonunda o na dedi deniyor : "biz sizden daha layikiz bu oruca." deyip de musayi ve ümmetini cignedi gecti. hic muhammed musa kardeşini cigniyebilirmi? o da peygamber, o da peygamber, o da ümmet, bunlarda ümmeti icin yapilcak amel, niye cignesin, ya hadis yanliş, ya muhammed yanliş yapmiş, edebsizlik etmiş olmazmi?


iki peygamber sürtüşürmü hic, oluyor ama dünyamizda, iki horuz bir ciftlikde dostluk degil, ancak kavga ederler. reislik kavgasi. iki aslan ormanda da, ben reisin, sen reissin diye kavga eder, eee muhammed de aslanlardan bir aslansa, reis benin diye kavga etmiş olabilir, tiyniyet işte, oysaki bir başka cibilliyat olan, sifati olan hayvan vardir ki, yani karincalar başka karinca ile genlikle ile hic itişip kalkişmaz, buyur taffattar der sen gec öne der...

yani onlarinkide peygamber onlarda ümmet ve onlar da kitap ehli ve yukardaki ayete kitap ehlinden öyle kimsler varki ayni bizler gibi iman ve amel sahibi kimslermiş ve onlarin yaptiklarida kabul edilmiş iman ve amllermiş ve onlarin yaptikjlarda zayi olmaycakmiş öylse kim gavur kim kafir varmi haaal bu devirde evet iylerde var kötülerde var haala.
Bu gün icinde hakkal yakin farkettigim bir gercegi size anlatayim :



HIZ ve Sürtünmeden dolayi yanan Tekerlekler ve Cehennem ve SIRAT Köprüsü Tasvrimiz

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Cehennem ateşi, Sırattan geçen müminlere, “Ey mümin, tez geç, senin nurun nârımı söndürüyor” der.

( Hadis-i Şerif , Taberani)

Dedik ki : Bizim SIRAT köprüsü Tasvirimizde, zeker veya afedesiniz sidik yolu kildan incedir, ve ordan anneye vaaz olcak cocuk olan, meni ve tohum, bazilarinda şimşek gibidir, bazilarinin yavaş, ve birde ordan idrar gecer, ve öyle olunca ordan cennetlikler, yani yeniden dogacak cocuk olcak tohum gectigi gibi, cehennemlikler de, ve yani geri döndürülenlerde gecer, ve onlar ateşler icindedirler, ve öyleki idrar sicakdir ve yakicidir, ve deniyor ki :
ALINTI :
Muzaffer Efendi Hazretleri sık sık "Cehennemde ateş yokdur, herkes ateşini buradan götürür" buyururlardı...Yukarıdaki âyet-i kerîmeyi okur, "vakûduha'n-nâsu ve'l hicâratu" kısmına dikkat çeker ve aşağıdaki kıssayı anlatırlardı...

Halîfe Hârûn Reşîd, birgün Behlûl Dânâ ile karşılaşmış...Aralarında şöyle bir konuşma geçmiş...

Hârûn Reşîd : "Nereden geliyorsun?..."

Behlûl Dânâ : "Cehennemden..."

Hârûn Reşîd : "Niçin gittin?..."

Behlûl Dânâ : "Ateş almaya..."

Hârûn Reşîd : "Ne oldu peki, alabildin mi?..."

Behlûl Dânâ : "Alamadım çünkü cehennemde ateş yokmuş..."

Hârûn Reşîd : "Allah Allah! Nasıl olur?...Cehennem ateşle dolu değil mi?..."

Behlûl Dânâ : "Ben de öyle biliyordum...Gittim, Cehennem'in Mâlik'ine sordum...Bana 'Cehennemde ateş yokdur, herkes dünyâdan ateşiyle buraya gelir' dedi..."

Efendi Hazretleri buyururlardı ki :

Eğer herkes aynı ateşe girecek olsa, Allah'ın adâleti nerede kalır?!...Meselâ bir yumurta çalan bir hırsız ile yüz milyon çalan kişi aynı ateşe girerse Allah'ın adâletine muhâlif olur...Bir yumurta çalan, o kadarlık ateş götürecek, yüz milyon çalan da o ölçüde ateş götürecek...İster hayır ister şer, dünyâda ne yaparsan Allah indinde onun karşılığını bulacaksın...[1]

Yani bazi müminlerin nuru ve ameli, cehennemin narini yakip yok ettigi gibi, yani cehennem ateşini söndürdügü gibi, bazi cehennemliklerin ateşide, sirat köprüsünü bile tutuşturcak kadar cok ve alevli. yani işde bu gün kücük hacetimi yaparken cabucak heladan cikmak icin, acele ettim, ve biraz ikinarak idrarin cabuk cikmasini saglamak istedim, ve öyleki idrarin cabuk akişi, idrar yolunu yakdi,(Yukardaki tekerlekleri yanan araba resimine bak, anla sebebini) yani aslinda idrar alevli ve sicak amma, biz hissetmiyormuşuz, yani sürtünme ve hiz alevini dahada artirdi ve sirat köprüsünüde yakdi gecti. ve bugün bu hasta olarak normla gecişte bile, idrari sicak ve yakici olanlar, yine büyük haceti defiyesi sicak ve yakici olanlarin hali bu, bunlar işde bu günün cehennemlik kimseleriki, öyleki onlar cehenneme giderken, birde yolu ateşe verip tutuşturuyorlar işde. yani cehenneme ateşleri ile birlikte gidiyorlar, yani asit işte, ateşini icinde taşir, onda birşey can bulmazki, canliyi bile öldürür asit dedigin şey, ve idrar işde bir ceşit asit, yani ateşi icinde, ve giderken biraz hizini artirsa, acele etse, sirat köprüsüde yanar, oysaki müminler, ordan şimşek gibi gecmesine ragmen, sürtünmeden yanmazlar. yani meni öyle hizli fişkirirki, süratle, tazyikle, ama o tazyik onu da sirati da yakmaz halbuki. yani öyle olunca, mekkede tavafda ve şeytan taşlamada, nasil insanlar acele edip süratlenince izdiham ve katliam olursa, cennet ve cehennem ehlide, seviyelerine göre bir yürüyüş ve sürata sahiptirler, onlar bir milim ne hizli nede yavaş sevkedilemezler yani.

oysa dünya da, ve gezegenler de, güneşde, rayinda hareket edip, akip gitmekde iken, dedik ki, bu sene dünya bir daha hizlandi ve iki aydan fazla önce, sonbahar yerine menziline vardi dünya, ve erken hasat edilen meyva, sebze, tahillar meydana geldi dedik ve kuşlar bile erkenden göc etmek durumunda kaldilar, yoksa diger yerdeki kutuptaki mevsime ulaşamayacaklar yani, gittikce hizlanan dünya ve insanlar, ve hizli bebeler, hizli arbalar ,hizli internet,..... hizli cocuklar, buraklar, şimşek gibi giden arabalar vaktine ermek zor amma, işde dedik birazcik acele edip IKINDIM yandio idRaR YOLU, yani öyle olunca bizler menzile varmak icin zamanimizi yakalmak icin acele etmek durumundayiz, yoksa biz varmadan dah mevsim gecerse, ne yapariz, aradigimizi yerinde bulamayiz. öyle olunca, buraklar, ucan arabalar vaktine, ölümü öldürcek bilgiyi bulacak insanlara erişmek icin, daha hizli, daha hizli süratle giden dünyamiz, ve amma kaosa dönen mevsimler, ve kisalan mevsimler, kisalan günler, aylar, geceleer .........

Karoglan Hoca nin NOBEL ÖDÜLÜ

5 sene on sene degil, hatta bin sene, hatta ellibin sene daha düşünseniz, akliniza gelmeyecek olan bu bilgiyi, size veren karoglan hocaya(Raşit Tunca ya) bu senenin nobel ödülünü vermeyen ve vermeyecek olan nobelci ... nedir o bilgi, burak keşfetme yarişina giren araba firmalari, hizlaninca, o tekerlekleri yakan sürtünmenin önüne gecmek icin gereken buluş, nedir o? ve meni cikarken neden hizi ile yanmiyor, ne icindeki canli, nede idrar yolu yanmamasina ragmen, idrar hizlaninca yaniyorsa, bunun biyolojisini keşfeden bilim adami, o buraki keşfederken sürtünmenin önüne gececek icadida bulacakdir zaten. o bilgi burda ve bizde sakli, amma bir bildiren Allah, bir de bildiren Aziz olmayinca, bilinemiyor tabi. ve biz zamanin en büyük AZiZi olma şerefine ermedik mi haaala haa? hiristiyan alemi! acaba bize bir Azizilik verilmeyecekmi haaala...... Allah bana ödülümü vermişken, benim nobele falan azizilige falan ihtiyacim yok elbet, amma dünyada hak yerini bulsun istedim sadece, farkimiz belli olsun istedim yani, ayar meselesi, altinin ayarini mihenke vurupda ögrenirsin, insanin ayari nobele vurulunca biliniyorsa, bizi bir nobel mihengine vur baken bişey cikcakmi azizim demek istedik.......

---oOo---
Magandalik mi yoksa sünnet mi?

Ben Bizzat Muhammedil Emin den gördüm ki, sol elinin serce parmaginin tirnagini uzun birakiyordu ki, bende aldim bu sünneti yapiyorum, ve gerektiginde poşet yirtmak icin, gerektiginde kartal gibi parcalalmak, gerektiginde düşmanin gözünü oymak icin, gerektiginde dişimin arasinda kalan eti kurtu cikarmak icin, dişlerimin arasindan gözüküp cirkin olmaktansa, maganda olup, diş civisi aramadan, heryerde istedigim zaman, elimi agzima gerip, bu tirnagim ile cikaririm o eti ve kurtu işte, ve görüntüm düzgün olur bari, ve yine gerektiginde sercelik, gerektiginde kartal olmak icin. peki sen Muhammedi nerde gördün derseniz : Benim bir Mehmet Emin arkadaşim vardi, o Muhammedil Emin den gördüm. Muhammed ler Muhammed den kuralimiz geregi, ben bizatihi Hz Muhammed den görmüş oldum, o devirde zaten, heryerde yaninda taşiyacagin bicak nerde, makas nerde, diş civisi nerde işteee.....



Bu Haftaki Cennet Tasvirlerimiz

Kumaşlar, Makaslar, iğneler, iplikler, kumaşlar, halılar, kilimler cenneti, ALTIN CAĞ, MEHDi ÇAĞI

Hz idris aleyhisselam terzi deniyor, daha ilk caglar, o caglar, demir keşfolmamiş, makas keşfolmamiş, bicak yok, cünkü demir yok ki , yine igne yok ki, demir yok evvela yine, yani o adam (idris) ne ile kesdi, hangi kumaşi kesdi bicti, kumaş dokumasi keşfolmamiş, ip yokkine, kumaş olsun, neyi kesdi de ne ile dikdi bu adam demek yok mu? yine saclar uzadi mi, kesecek makas yok azizim, saci sakali nasil kestiler demek yok mu? hele tirnaklari kesecek tirnak makasinin keşfi yine seneler seneler sonra olan bir olay bir buluş, tirnaklar olsa olsa dişler ile isiralarak kisaltilabilir o devirde ancak, ve bugün tirnak yeme ahlaki olanlar, işte o devirden kalma insanlar da ondan azizim, ve nice peygamber denen adamlar var ki, ve ümmetleri var ki, onlarin ne saclarini kisaltcak, ne de tirnaklarini kisaltcak makasi yok, bicagi yok, dişini kariştircak diş civisi kürdani yok, dişlerini fircalayacak diş fircasi, macunu yok. Diş fircasini bile, peygmabere hediye olsun diye bir agacin kökünün icine saklayan Allah, o gün insanlik henüz gelişmemiş, ve ona firca diye misavak agacini vermiş, misvak agac kökünü vermiş. Bu gün ise : sert, az sert, yumuşak, ve bebe yumuşagi diş fircalari var degil mi? yine macunlar var dişlerin cürümesin diye degil mi? eskiler ne yapti demek yok mu? ve yine Allah Hz. Nuh a gemiyi yapmak icin, ona gösterecegi bir model resimi olan bir kitap yok, bir resim yokken, dedi ki tavugu kes pişir, icindeki kaburga kemiklerine bak, ve gemi yap dedi. Allah geminin ilk planinin tavugun icine yazan rabbim, yine tavugun icine igne kemigi diye bir kemik koymuş, bütün tavuk kesip kaynatip siyiranlar bilir, bir kemik vardir ki ignenin ilk modeli olan kemik, işte ignenin ilk musteri o kemikde sakli, ve idrisde onu buldu ögrendi, ve onunla dikdi, yani kemik ile dikdi yani, ne ile kesdi,olsa olsa keskin kayrakla kesebilir o devirde, hz. Davud a kadar demir yok ki, demir işlemek bilinmiyor ki, cilali taş devri deniyor o devire ya işte. ve bu günümüz ,mehdi cagi, bak cennet cennet, cennetler diyari, ne ceneti? bu sefer bak makaslar cenneti, bicaklar cenneti, diş kürdanlari cenneti, igneler ceneti, kumaşlar, ipekler, dokuma halilar cenneti, daha ne istiyorsun, muhammedin haliflex bir halisimi vardi, bir kilimi mi vardi, altina alipda yattigi hurma lifi idi, hasir hasir idi, sen yumuşacik tumba ikiz yatakalarda yatarken, iki cihanin habibi hasirda yatti. şükret mehdi askeri, sen cennet gibi bir altin cagda dünyaya geldin, bak bu mehdinin hakkini ödeyemzsin sen....

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân.

Meali :

O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

(Sadakallahul Aziym RAHMÂN Suresinden ayet)

---oOo---



Gezen Yürüyen Kuran Hz. Muhammed Aleyhisselam oldgunu duymuşsunuzdur herhalde

---------------------
Ben, Muhammedü'l-Emîn'nin Hümeyrâ'sı…

Ben, İslam Halifesi Ebû Bekir’in kızı…

Ben, Allah’ın sevgilisinin sevgilisi…

Ben, Amr bin As’ın Allah Rasûlü’ne “Halkın en sevimlisi kimdir?” diye sorduğunda, ismi söylenen...

Ben, dünya kadınlarının en bahtiyarı; Âişe…

Rasûlullah’ın ömrüne eşlik ettiğim süre içerisinde; güldüğüne, hiddetlendiğine, sevindiğine, üzüldüğüne, emrettiğine, nehyettiğine, hepsine şahit oldum. O’nun ümmetinden biri olarak tebliğinin muhatabıydım. Bunun yanında O’nun eşiydim, “göz nurum” diye hitap ettiği…Âişe…

O’nu benden soruyorlar, diyorum ki; “Siz Kur’an okumuyor musunuz? O’nun ahlâkı Kur’an’dı.”

ve insanlgin zirve noktasi, en insan olan insan, Hz Muhammed, ve Hz Muhammed de gezen yürüyen kuran ise, her ne kadar cirkin insanlarda varsa, yine kisa boylu, uzun boylu, mavi gözlü, kara gözlü, sari sacli, siyah sacli, beyaz tenli, siyah tenli, kizil tenli, benli, bensiz,... topal sakat, kör, şaşi ,...... kadin, erkek, cocuk, büyük, baba, anne, dede, nine, torun, torba,..... yani insan ceşidi cookca var, bunlarin en ortasi, ne uzun, ne kisa muhammed öyle dedi mehdinin boyu icin, uzundan kisa, kisadan biraz uzun, ne zengin, ne fakir, ne aşiri dindar, ne dinsiz, ne sari, ne esmer, bugday tenli,...... kim bu? hz muhammed mi? yoksa onun torununun torununu Hz Mehdi mi? en itidalli ve orta vusta olani insanligin zirvesi muhammed ise, en ortasi, ne ileri, ne gerisi olan, Hz Mehdidir, ne bilirsen, onun en güzeli degil, ne en güzeli, ne de en cirkini, ....... yani Musa dediki onun icin, benim soyumdan olan Taçsız Kral Meşiya gelecek, arza hakim olcak, barişi getirecek dedi, ve onlar musaviler onu bekliyor, yine isa dedi, benim soyumdan faraklit gelecek ve yeryüzünde hakim olup barişi getircek dedi diye, onlarda Isaviler onu beklerler, Hz Muhammedin ümmeti de, Hz. Muhamed benim soyumdan, evlatlarimdan biri olan Mehdi gelecek ve dünyaya huzuru getircek dedi diye onlarda müslümnlarda onu beklerler ki, amma aralarida gezmesine ragmen, onu tanimazlar bilmezler, o zaman isa zmani gezen yürüyen incil, o gün isa idi, bugün ise hz mehdi, gezen yürüyen incil dir, faraklittir, kilitleri acan odur, bütün kapali kapilari acan, kilitleri acan, hazineleri cikaran odur, ve faraklit ikici ömer farkinda olan, herşeyin farkinda olan, yine gezen yürüyen tevrat, o gün musa idi, bugün ise Hz mehdi ve yani Taçsız Kral Meşiya dir. ve her ne kadar yahudiler onun soyu asil soy olacak diye, diger soylari bozmaya kalksalarda, yani bazi insanlar hasta olsada, kalu olmasada, bacagi olmasada, gözü kaysada, insan haala insan, ve aziz varlik insan, yani Hz insan Hz Adem ademoglu, yani yeryüzüne haaala hakim, haaala hakim. onu halifelikten indirerek yerine gecmek isteyen şeytanda, haala şeytan, ve onun ahlakindakilerde, haala şeytan hizbi ve ordusu, ve şeytan dediki ondan insanoglundan üstün oldugunu ademden üstün oldugunu söyledi, o dedi yakan zarar veren, güclü kuvetli oldugunu iddia etti. ve eidyor haala. amma toprak ise verimli olan, gerekirse zarar veren, kaya olup habil kafasi yaran, zarar veren, gerekirse mevlana olup dergah dergah dönen, gerekirse icinden cimenler cayirlar meyvalar cikaran, gekirse yel gibi savrulan, gerikirse seller gibi akip caglayan, gerekirse daglar gibi dik duran, gerkirse anne olup doguran merhmet ile büyüten besleyen gerkirse baba gibi koruyan gözeten, ve insan işte insan, halifeyi ruyu zemin, ve insanlagin orta yollusu, en ideal yapisi, zivesi demiyorum, bak aradiginin en ideali onda olan, aradigin yaninda olupda, göremedigin adam : Hz Mehdi, ve biri diyorki prenses olmak icin prense ihtiyacim yok ki, ben kralin kiziyim diyor, halbuki kral kim bilmiyor, ve o Hangi Kralin kizi oldugunuda bilmiyor, senin prenses, o elindekinin de prens olmak icin Taçsız Kral Mehdi Kral Meşia ya ihtiyacin var elbette.....



Her ne kadar sakat olan, veya kör olan, topal olan hiristiyanlar olsada, amma iclerinde saglikli bir tane hiristiyan oldukca, incilin orjinali bozulmamişi hala dünyada vardir, ve canlidir demek olur, ve hatta isa mehdiden, mehdi isadan kurali geregi, hz. mehdi ayakda olup, gezdikce, dünyada oldukca, incilde canli ve bozulmamiş vaziyette ve ayakta ve görevde ve aktiftir.

Yine her ne kadar sakat, topal,... musaviler oldugu gibi, bir tane saglikli musavi oldukca, tevratin bozulmamişi haala yeryüzünde vardir, ve ayakda ve canlidir, yine kral meşia veya moşia, yani mosesli isa, yada mehdi ayakda oldukca, tevratin yine bozulmamiş canli ve ayakda ve aktif olani yeryüzünde vardir ve görevdedir.

Yine zebur öyle.......

Yine müslümanlardan da her ne kadar hastasi, sökeli, sakati, körü, sagiri, yada kötürümü,.... olsada, bir tane saglikli müslüman ayakda oldukca, kuran yeryüzünde ve bozulmamamiş vaziyette vardir, ve canlidir ve ayaktadir, ve aktifdir görevdedir. Yine hz. mehdi muhemmed in torunu ve evladi olmak hasbiyle, mehdi ayakda olup canli oldukca, gezip dolaştikca, kuran canlidir, bozulmamiştir, ve ayakda ve aktifdir görevine devam ediyordur yani......

Rabbim Teala ve Tekaddes Hazretleri, Davuda ve Zebura bereket versin, ve musaya ve Tevrata bereket versin, isa ya ve incile bereket versin, ve muhamed ve Kuran a bereket versin, ve Bekabillah yani yollarin ve kollarin birleştigi yer olan mehdi ye de bereket versin ki, o ayakda oldukca, bütün kitaplar ve peygamberler haydir sagdir ve kitaplarida görevde ve aktidirler, Hepside sag ve ayakda ve görevde demek olur, bir tek o kalsada ayni, milyonlarca bereketinde olsada ayni yani.......

DiPNOTLAR :

[1]defter-i-ussak blogspot com/2016/09/cehennemde-ates-yokdur-herkes-buradan


--oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--



Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 2 Eylül 2018 Pazar

Original Kar © glan

Cennetler Kuran Adam ile Cennetler Yıkan Adam (Kar©glanin 25 Ağustos 2018 Vaazi)



Cennetler Kuran Adam ile Cennetler Kapatıp Yıkan Adamın Mücadelesi

(Kar©glanin 25 Ağustos 2018 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِرَمَ ذَاتِ الْعِمَادِ الَّتِي لَمْ يُخْلَقْ مِثْلُهَا فِي الْبِلَادِ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

İreme zâtil imâd. Elletî lem yuhlak misluhâ fîl bilâd.

Meali :

Sütunlar Şehri İrem e Andolsun. O İrem Şehri ki, beldeler ve ülkeler içinde onun bir eşi daha yapılamadı.

Sadakallahul Aziym FECR Suresi 7 ve 8. aye


---oOo---
Ebu Hüreyre'den rivayet edilen bir hadîs-i şerife göre,

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Kim Allah'a ve elçisine îmân eder, namazı kılar, zekâtı verir ve ramazânı oruçlu geçirirse; ister Allah yolunda hicret etsin, isterse doğduğu yerde otursun; Allah'ın onu cennete koyması kendisi için bir haktır.”

"Ey Allah'ın Rasûlü, bunu insanlara müjdelemeyelim mi?" diye sordular. Allah Rasûlü şöyle buyurdu:

"Cennette yüz derece vardır ki; Allah Teâlâ bunları Allah yolunda cihad edenler için hazırlamıştır. Her iki derece arasında gökle yer arası kadar mesafe vardır. Allah'tan istediğiniz zaman Firdevs'i isteyiniz. Muhakkak ki o, cennetin ortası ve en yüksek yeridir. Onun üstü Rahmanın arşıdır ki cennet ırmakları oradan kaynar.”

( Hadis-i Şerif , Buharî, Tavhid, 22; Müslim, İmare, 46)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَعَدَ اللّهُ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا وَمَسَاكِنَ طَيِّبَةً فِي جَنَّاتِ عَدْنٍ وَرِضْوَانٌ مِّنَ اللّهِ أَكْبَرُ ذَلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Vaadallâhul mu’minîne vel mu’minâti cennâtin tecrî min tahtihâl enhâru hâlidîne fîhâ ve mesâkine tayyibeten fî cennâti adnin, ve rıdvânun minallâhi ekber(ekberu), zâlike huvel fevzul azîm.

Meali :

Allah, mü’min erkeklere ve mü’min kadınlara, ebedî olarak kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetler ve Adn (veya ADNAN) cennetlerinde çok güzel köşkler va’detti. Allah’ın rızası ise, bunların hepsinden daha büyüktür. İşte bu büyük başarıdır.

(Sadakallahul Aziym TEVBE Suresi 72. ayet)

Cennet ve Cehennem Kavramlarimiza Devamen

ADN CENNETİ veya ADNAN CENNETi

"Adn" sözlükte yerleşmek, bir yerde iskân etmek anlamına gelir.

Adn Cenneti, peygamberlere, sıddîklara, şehidlere mahsus, içinde gözlerin hiç görmediği, insanın hatırından geçmeyen muazzam güzelliklerin bulunduğu muhteşem Cennet'in adıdır. Bu tarif Hz. Peygamber'den rivayet edilen bir hadîse dayanılarak yapılmıştır. Allahü Teâlâ buraya giren kimseleri överek "Sana girecek olanlara ne mutlu!" buyurmuştur.

Ayrıca Adn Cenneti'ne Cennet'teki bir şehir veya nehir ismi diyenler de vardır. (ez-Zemahşerî, el-Keşşâf, Beyrut (t.y.) II, 207; el-Beydâvî, En vâru't- Tenzîl, Mecmefu't- Tefâsir III, 157; en-Nesefî, Medarikü'l-Tenzîl; III, 157-8; el-Hâzin, Lubâbü'tTevîl, III, 157) Bunlardan başka Cennet'in en üst makamı, Cennet'in ortası, birçok kapılı burçları olan Cennet'teki bir köşk diyenler de vardır (el-Hazin, a.g.e., III, 158) Ancak bu görüşlere pek itibar edilmeyip Adn Cenneti'nin ayrı bir makam ve hatta "Cennetler"den ibaret olduğu ifade edilmektedir.

Adn Cenneti Kur'an-ı Kerim'de ondan fazla yerde geçmektedir. Dünyada yaptıkları işe göre buraya girebilecek olan müminler ve Adn Cenneti'nin güzelliği bu ayetlerde açıklanmıştır: "Allah mümin erkeklere ve mümin kadınlara, kendileri içinde ebedî kalıcılar olarak, altından ırmaklar akan Adn Cenneti'ni ve çok güzel meskenler va'd etti Allah'ın rıdvânı (rızası) hepsinden daha büyüktür. İşte bu, büyük kurtuluştur" (et-Tevbe, 9/72) "Sana Rabbinden indirilen şeyin gerçekten hak olduğunu bilen kimse, (onu bilmeyen) kör gibimidir?Ancak sağduyu sahipleri iyice düşünürler O sağ duyu sahipleri ki, Allah'a verdikleri ahdi yerine getirirler, anlaşma ve sözleşmelerini bozmazlar Yine onlar ki, Allah'ın ulaştırılmasını (yerine getirilmesini) istediği şeyi ulaştırırlar Rablerinden korkarlar ve kötü hesabtan da endişe ederler Onlar ki, Rablerinin rızasını dileyerek sabrederler, namazlarını dosdoğru kılarlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve açıktan Allah yolunda harcarlar, kötülüğü iyilikle savarlar; işte bunlara dünya yurdunun güzel sonucu, girecekleri Adn Cennetleri vardır. Bunlardan, eşlerinden, çocuklarından, kendilerini düzeltip, iyiler sınıfına girenler de onlarla beraber oraya gireceklerdir Melekler de her kapıdan onların üzerlerine girerler de, "sabretmenize karşılık selâm size, burası dünya yurdunun ne güzel sonucudur!' derler" (er Ra'd, 13/19-24; Ayrıca bk. en-Nahl, 16/31) Diğer bir ayette de (el-Kehf, 18/30-31) söz konusu cennetlere gireceklerin özellikleri olarak şunlar sayılmaktadır: Allah'a iman etmeleri ve güzel, yararlı işler (salih amel) yapmaları. Öbür bazı ayetlerde de (Meryem, 19/60-61; Tâhâ, 20/75-76) tevbe edip, iman eden ve yararlı işler yapanların da Adn Cenneti'ne girecekleri haber verilmektedir. Kur'an-ı Kerim'de hayatlarında iman ederek kendilerine zulmetmeden, orta (muktesid) bir yol tutanlar, hayırda ileri gidenler de aynı şekilde bu Cennet'e girecekleri ve burada altın bileziklerle ve incilerle süslenecekleri, elbiseleri ipekten olacağı açıklanarak, Adn Cenneti'ne girdikten sonra Allah'a hamdederek, kendilerinin sonsuz olarak kalacakları bir konağa yerleştirilecekleri ve artık orada kendilerine ne bir yorgunluk, ne bir usanma, ne de bir bıkkınlık gelmeyeceği (Fâtır, 35/32-) anlatılmaktadır.

Adn Cennetlerine girenlerin her an Cemalullah'ı görebilecekleri bizzat Hz. Peygamber (s.a.s.) tarafından bildirilmektedir. (Buhârî, Tefsir 55; Müslîm, İman 296)

Müfessirler Adn Cenneti hakkında iki görüş olduğunu ifade ederler. Birincisi el-Kesşâf'da da geçtiği gibi, Adn Cenneti belirli bir yerin özel ismidir. Nitekim çesitli rivayetler bu görüşü desteklemektedir. Meselâ, Hz. Peygamber de bir gece kendisini iki meleğin uyandırarak, çok güzel bir şehre götürdüklerini, Cennet-i Adn'ı ve buradaki kendi menzilini (konağını) gösterdiklerini anlatmışlardır.(Tecrid-i Sarih Tercemesi, XI, 111)

İkinci görüşe göre ise, Adn Cenneti, Cennet'in bir sıfatıdır. Bazı âlimler bunun için, bütün Cennetler Adn Cennetidir demişlerdir (el-Hazin, a.g.e., III. 158) Meâllerini verdiğimiz ayetler de, daha çok bu görüşü destekler mahiyettedir.[1]

Bizim yorumumuz ise: Bizler şimdi cenet vaktindeysek, "adn" cennetide burada olmali degilmi? peki nerede? adn köşkler demek gibidir ve Adn cennetide eger bu dünyamizdaysa, o zaman Adnan Oktar cennetide "adn" cenetlerinden bir cennet idi :











Adnan köşklerinin, kuranda gecen cennet tasvirlerinden farki nerede, kim inkar edebilirki, bunlarin cennette gibi yaşadiklarini, kim haa? yani öyle olunca zamaniz altin cag ve cennet dönemi ise, o zaman Adan Oktar "cennet kuran" yada "cennetler kuran adam" lardan bir adam iken, Tayyip amcada, böyle cennetleri yikip yok eden adam olmadida, daha ne o zaman. Yapmak veya yikmak,iki ayri kuvvet ve ayri grubun mensublari demek olur. cennet ise müminlere vaadedilen makam iken, müminlerden o makami alip onlari, inidirmeye calişan, ve cenentlerden kovdurmaya calişanlar ise, şeytan ve askeri degilmiydi, o zaman kim kimdir, kim kimden yana olmak istiyorsa, buyursun ondan yana olsun artik, beyin bedava, anlamak cocuk akliyla bile kolayken, anlamayan öküz akilli dangalakdir.
Dün bunun benzeri ahmaklar, dedikya kep şapkayi, fötr şapkayida inkar ettiler, o vakitki giyilen şapka ise nasrettin kavugu, nasrettin kavugu dahami güzel be adam, kafana koca kabagi gecirip, üstüne caput dolayipda gezince, senin modan güzelde, bu kep modasi fötr modasi cokmu cirkin, yani ahmaga laf anlatilmaz, o devirdeki ahmak, bu devirde de ahmak, ve ahmak ahmakdir.

Yine eskiden bizimkiler, evinde yakacak çırayı bulmazken, aydinlanmk icin çıra kullanirken, iranli ateşperest denen adamlar petrol ge gaz diyari iranda gazyagini bulmuşlar, ve minarede ateş yakarlarmiş ki, sokaklarda gece aydinlik olsun diye, ve düşman gece saldirirsa görelim diye, yine sokakda yürümek geceleride kolay olsun diye. Bizimkiler ne yapmiş, oralari işgal edip, havralari cami yapmişlar, ateşleride söndürmüşler, altinin kiymetini sarraf anlar, ahmak ne anlasin minaredeki ateşden, ateşe tapiyor zannediyor onlari, yine amerikada ilk defa sokak aydinlatmasini düşünen adam, yagli kandillerle bir sokagi aydinlatmiş, ardinada edison ile tesla kafayi caliştirip elektrikli lambayi icat etmişler ve sonrada sokak aydinlatmasini elektrikle yapmişlar, daha bizimkilerin sokak aydinlatmasina ermeleri ise, oh ooooooh seneler sonra, yani mecusi diye minaredeki ateşi, sokak aydinlatmasini söndüren ahmakdan ne beklenir ki, sonunda da böyle bir icade ermek bile seneler alir elbet.
ve bizler ise sokaklar gece gündüz aydinlik, evlerde nurlu nurlu aydinlaticalari bulunan, köşklerin vaktindeki, cennet ehli kimseleriz, ve zamanizda goldene zeit işte.

ve yine bir başka cennet tasvrimiz ise
Dün bir tane eşegi, ati olmayan adamlarin, bu gün Mercedes, BMW, Honda, Toyata, Ford,... arabasi var, ve dün kendi karnini zor doyuran insanlik, bir tane eşegi devesi olan zengindi, amma ona dökecek yemi samani olmasi lazimdi, birde onu ekecek arazisi lazimdi, bu gün ise en kücük PS bir araba demek : mesela 55 PS veya 45 Kw bir golf demek bile, 45 beygir gücünde araba demek, o nun ahirinda 45 tane beygir (at) bagli demek olmazmi bu? onun yemini suyunu, yani benzinini yagini alabiliyor, yagini, nalini, yani lastiklerini caktirabiliyor, ve herkes nerdeyse daha 17 yaşinda bir gencin bile, bazi yörelerde ve devletlerde kendine mahsus arabasi var, hemde 130ps, 150ps arabalar, yani adamin 150 tane beygiri var ati var demek olur bu, bu zenginlik nerde eski devirde, neymiş hazreti osmanin 3000 devesi varmişmişda, ümmeti muhammede bagişlamişmiş, lan cölde 3000 deveyi hangi otla besleyecek osman efendi haa, amma bugün adamin özel ucagi var 3000 ps gücünde, yani 3000 devesi var işde, yani öyle olunca, yine bizler binekler hususunda cennetlerdeyiz, her türlü binekden yana zengin bir cag ve rakebe yani binekler cennetindeyiz işte...

Yine gecene haftalarda dedik ki : Bu devirdeki en kuvvetli hafiz, 20 000 hadis bile ezberleyemezken, şimdki dijital hafizlar, yani hafiza kartlari externe veya interne festplatteler, SD flash kartlar, usb sticks ler bile icine daha fazla hadis, ayet, kitap, kuran, tevrat,video ,mp3,audio, alabilcek gücte. ve o gecen yanlişlikla festplatteyi 3 gigabyte diye diretmişiz, halbuki onu Terabyte demek istemişdim, yanlişlik olmuş, yani bir festplattenin büyüklügü yaklaşik olarak 13 cm eninde 20 yada 45cm boyutunda, daha kücükleride var, ve amma icine aldigi ise, al gel Ankara büyük kütüphanenin, pdf dosyasini icine koy, neredeyse hepsini alacak kadar, yada iki tane 3 tanesine sigar yani ve hemde hic yanlişlik yapamaz tam hatirlar nasil kaydetesen onu aynen san bildirir elektrigi oldugu zaman unutmaz hatirlar ve hatirlatir, yani yine devrimiz kuvvetli hafizlar devri ve cenneti vakti...

Buluttan bir melek, “Bu Mehdidir, sözünü dinleyiniz” diye nida edecekdir.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Mehdi’nin başı hizasında bir bulut olacaktır. Buluttan bir melek, “Bu Mehdidir, sözünü dinleyiniz” diyecektir."

( Hadis-i Şerif )

(El-kavl-ül-muhtasar fi alamat-il-Mehdi) kitabında bu hususta bildirilen birkaç hadis-i şerif meali de şöyledir:
(Mehdi, çıkarken başında bir sarık olacak ve bir münadi, “Bu, Allah’ın halifesi olan Mehdi’dir, ona uyunuz” şeklinde nida edecektir.)

(Mehdi, başının üzerinde, “Bu Mehdi’dir, ona uyunuz” şeklinde çağıran bir melek olduğu halde çıkacaktır.)

(Hiçbir tarafın kendisinden korunamayacağı bir fitne zuhur edecek. Bu fitne, çıktığı yerden hemen başka bir tarafa yayılacak ve bu durum, bir münadinin semadan seslenerek, “Ey insanlar, emîriniz artık Mehdi’dir” demesine kadar devam edecektir.)

(Mehdi’nin zuhuru Muharrem ayında olacak ve semadan gelen bir nida, “Bu, Allah’ın halifesi Mehdi’dir, ona uyunuz ve sözünü dinleyiniz” diyecektir.)

Mehdi sıradan bir insandır, kerameti, harikulade halleri yoktur, bir meleğin, “Bu Mehdi’dir” demesi gibi bir şey olamaz. Böyle bir şey imtihana aykırıdır, insanın seçme iradesini kaldırır. Mehdi’nin geldiğinin gökten haber verilmesi, telefonla, radyo veya TV ile bildirilmesi demektir) diyenlerin maksadı nedir? Kendilerini veya hocalarını mı Mehdi yapmak istiyorlar?
CEVAP
Belki de o maksatla söylüyorlardır. Hazret-i Mehdi’de birçok olağanüstü olaylar görülecektir. Bu harikulade olaylar, imtihana aykırı değildir. Öyle olsaydı, Peygamberlerin mucizelerini gören bütün müşrikler, hemen iman ederdi. Her peygamberden mucize görüldüğü halde, inanmayanlar daha çok olmuştur. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Hazret-i Mehdi’nin zuhurunun alametleri, Peygamber efendimizin peygamberliğinin bildirilmesinden önce ortaya çıkan irhasat gibidir. Nitekim Peygamber efendimiz ana rahmine düşünce, yeryüzündeki bütün putlar yüzüstü düştü. Bütün şeytanlara işlerinden el çektirildi. Melekler, İblis’in tahtının altını üstüne getirerek, onu denize attılar ve ona kırk gün azap ettiler. Doğduğu gece, Kisra’nın sarayı sallandı, 14 kulesi düştü. Mecusilerin bin senedir sönmeyen ateşi söndü. Hazret-i Mehdi de, büyük bir zat olup, sayesinde İslamiyet’e ve Müslümanlara üstün bir takviye hâsıl olacağından ve evliyalığının maddî ve manevî açıdan büyük bir etkisi bulunacağından, kendisi harikulade birçok keramete sahip olup, döneminde olağanüstü alâmetler zuhur edecektir. Bu yüzden, Resulullahın irhasatı gibi olağanüstü işler, Hazret-i Mehdi’nin zuhurundan önce de ortaya çıkarak, onun alametleri olacaktır. [2]



yani bakin Bugün bulut denen sanal festpattelere işaret degilde ne bu? yani bir münadi nida edecek demekde, bir sunucu bunu suncak, yani mehdinin sesini ve görüntülerini icinde taşiyip yayinlayan bulut, sanal bulut, yani ve bu bugün microsoft unkinin ismi "One Drive" geciyor google amcaninki ise "Drive" yine ve yine yandex sunucusunun hizmeti var "yandex Disk" şeklinde, festpalatte hizmeti, icine 15 giga byte bedava depolama alani veren yer var, 30 veren, 50 veren yer var, "box com" diye bir yer vardi onuda kullandim, 50 giga byte veriyordu hemde bedavaya, ve niceleri vardir daha şimdi, ve ben onlari, iki sene önce kullanmaya başlamişdim, bu gün daha niceleri cikmiştir, yani bulut işte bulut, dijital sanal hafiza kartlari yani.... ve ben bu sayflarimi ve şimdiye kadarki vaazlarimi radyo karoglani kurdugumda ilk önce dogu almanya lokasyonlu revidodan başladim sonra isvicre lokasyomna gecitim mail deposu ile bitlikte 100gB alnnim vardi ve parlaio idi aylik 17 Euro ydu ve artik şimdiki bu serverim yine başka bir server, yine sanal sunucu hizmeti, hosting ve depolama hizmeti yani, ve vaazlarimiz orda, havada sanki bir bulutta depolu, işte isteyen, istedigi zaman acip dinleyebiliyor okuyabiliyor,
:arrowunten:

radyo.karoglan.com/

veya okumak icin bu sayfalarim yani

:arrowunten:

efsane1turk.net/forumdisplay.php?fid=9


Dün bunu Hz. Muhammed Aleyhisselatüvesselam efendimiz nasil tarif etsinki, işde bulut tarifi ne güzel degilmi, buluttan herkes alip dinliyor bir nidaci nida edip duru, yani internet hizmeti kardeşim, az kelime ile bulut tarifi işte...

Gelelim Raşidi Zikirinin faydlarini acklamaya devamen

yasin suresinin birinci sayfasini veya tamamini okumak hakkinda

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Her şeyin bir kalbi (özü) vardır. Kuran’ın kalbi de Yasin dir. Her kim Yasin-i Şerif’i okur ve onun içindekilere göre yaşarsa, Allah ona Kuran-ı Kerim’i on kere okumuş kadar sevap yazar."

( Hadis-i Şerif , Tirmizi, Fedaiü’l-Kur’an, 7; Darimi, Fedaiü’l-Kur’an, 21, no.3419)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Her kim bir gece içerisinde Yasin-i Şerifi okursa, sabaha affolunarak çıkar."

( Hadis-i Şerif , Beyhaki, Sünenü’l-Kübra, 5/154; Zebidi, İthafü’s-sâde, 5/154)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Bir kişi, Allah’u Teala’nın rızasını ve Ahiret yurdunu isteyerek okursa, mutlaka bağışlanır."

( Hadis-i Şerif , Darimi, Fedaiü’l-Kur’an, 21, no.3418; Münziri, Tergib ve Terhib, 2244)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Yasin-i Şerif-i okuyanın geçmiş günahları affedilir."

( Hadis-i Şerif , Darimi, Fedaiü’l-Kur’an, 21; Zebidi, İthafü’s-sade, 5/154)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Yasin Suresi, bütün Kuran’a denktir."

( Hadis-i Şerif , Darimi, Fedailü’l-Kur’an, 21, no.3418)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Kim sabaha ulaştığında Yasin’i okursa, ona, akşama ulaşıncaya kadar o günün kolaylığı bahşedilir. Kim de onu bir gecenin başlangıcında okursa, ona da sabaha ulaşıncaya kadar o gecenin kolaylığı bahşedilir.

( Hadis-i Şerif , Darimi, Fedailü’l-Kur’an, 21,no.3422)

dah bircok hadis ile sabittir yasinin faziletleri

yine perşembeleri ölülerimize ve yaşayan sevdikleimize sevenlerimize okudugumuz yasin ihlas ve fatiha hakkindada:

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"İnsan ölünce (salih) ameli kesilir. Ancak üç amel (in sevabı) kesilmez: Sadaka-i cariye (kamuya yararlı sadaka), faydalanılan bir ilim ve arkasında kendisine dua edecek hayırlı bir çocuk bırakmak (veya birilerini bırakmak, alim ise, ardindan okuyacak amil kimselerde sofileride müridleride aynidir)”

( Hadis-i Şerif , xxx)


Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Yasin, Kur'ân'ın kalbidir. Onu bir kimse okur ve Allah'tan âhiret saadeti dilerse, Allah onu mağfiret buyurur. Yâsin'i ölülerinizin üzerine okuyunuz."

( Hadis-i Şerif , Müsned, V/26)

Bu hadis-i şerif, Yasin Sûresinin hem ölüm döşeğinde olan hastaya okunmasına hem de ölmüş mü'minlerin ruhuna bağışlanmak üzere okunabileceğine işaret etmektedir.

Hz. Ebû Bekir'in (r.a.) rivayet ettiği şu hadis-i şerif de meseleyi açıklığa kavuşturmaktadır:

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Kim babasının veya anasının veya bunlardan birisinin kabrini cuma günü ziyaret ederek orada Yasin sûresini okursa, Allah kabir sahibini bağışlar."

( Hadis-i Şerif , İbni Mace Tercemesi, IV/274)

Bir Fâtiha'nın veya okunan bir Yâsin'in bütün ölülerin ruhuna aynı şekilde hiç eksilmeden nasıl ulaştığını da Bedüzzaman'dan bir nakille öğrenelim:

"Fâtır-ı Hakim nasıl ki, unsur-u havayı; kelimelerin, berk (şimşek) gibi intişarlarına ve tekessürlerine (yayılma ve çoğalmalarına) bir mezraa (tarla) ve bir vasıta yapmış ve radyo vasıtasıyla bir minarede okunan ezan-ı Muhammedi (a.s.m.) umum yerlerde ve umum insanlara aynı anda yetiştirmek gibi; öyle de okunan bir Fatiha dahi, meselâ, umum ehl-i imanın emvâtına (ölülerine) aynı anda yetiştirmek için hadsiz kudret ve nihayetsiz hikmetiyle manevî âlemde, mânevî havada çok manevî elektrikleri, manevî radyoları sermiş, serpmiş; fıtri telsiz telefonlarda istihdam ediyor, çalıştırıyor."

"Hem nasıl ki, bir lamba yansa, mukabilindeki binler aynaya, her birine tam bir lâmba olur. Aynen öyle de, Yâsin-i Şerif okunsa, milyonlar ruhlara hediye edilse, her birine tam bir Yâsin-i Şerif düşer. (Şualar, s.576)

Zaten kabirdeki yakınlarımız devamlı surette bizden yardım beklemektedir. Bizden gelecek bir dua, bir Fatiha, bir İhlâsla nefes alabileceklerini bilmektedir. Çünkü kabir o kadar çetin şartlarla iç içedir ki, en küçük bir mânevî yardım dahi onun ruhunu serinletecektir. Bir hadiste Peygamber Efendimiz (asm) şöyle buyururlar:

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Ölen kimse kabrinin içinde boğulmak üzere olup da imdat isteyen kimse gibidir. Babasından yahut kardeşinden veya dostundan kendisine ulaşacak duayı beklemektedir. Nihayet dua kendisine ulaştığında bu duanın sevabı ona dünya ve dünyada bulunan her şeyden daha kıymetli olur. Muhakkak ki, hayatta olanların ölüler için hediyeleri dua ve istiğfardır."

( Hadis-i Şerif , Mişkatü’l- Mesabih, I/723)

Şu ifadeler de Hanefî alimlerine aittir:

“Ehl-i Sünnet ve cemaate göre, bir insan namaz, oruç Kur’an’ın okumak, zikir, hac gibi işlediği güzel amellerinin sevabını başkasına hediye edebilir

(bk. Fethu’l-kadîr, 6/132; el-Bahru’r-Raik,7/379- Şamile-; Reddu’l-Muhtar, II/263)

"Bir mezarlıkta okunan ve oradaki bütün ölülerin ruhuna hediye edilen Kur’an’ın sevabı, bölünerek mi, yoksa bölünmeden mi onların ruhuna gider?” şeklindeki bir soruya karşılık, Şafii alimlerinden İbn Hacer; “Her ölüye okunan Kur’an’ın sevabı bölünmeden tam olarak ulaşır, bu Allah’ın geniş rahmetine en uygunudur.” diye cevap vermiştir(bk. Buğyetu’l-musterşidîn, s.97).

Hanefi mezhebine göre ölü yıkanmadan yanında Kur'an okumak mekruhtur. Başka bir odada veya uzak bir yerde okunmasında bir sakınca yoktur. Ayrıca ölü yıkandıktan sonra yanında Kur'an okunabilir.

Ayrıca defin esnasında cenazenin defin işi sürerken Kur'an okunmaz. Ama defin işi tamamlandıktan sonra kabrin başında bir müddet oturmak ve ölü için dua edip Kur'an okumak müstehaptır.(bk. Celal Yıldırım, İslam Fıkhı; Doç Dr. Süleyman Toprak, Kabir Hayatı) [3]

Mu'tezile mezhebi, ölüye dirilerin yaptıkları hiç bir şeyin fayda vermeyeceğini iddia eder.
(İbn Kayyım el-Cevziyye, er-Ruh, 117; Beyrut, 1975.)

Onlar iddialarına delil olarak da

"İnsana çalışmasından başka bir şey yoktur." (Necm Suresi, 39)

"Siz, ancak yaptıklarınızın cezasını çekeceksiniz." (Yasin Suresi, 54)

"Herkesin kazandığı hayrın sevabı kendine, yaptığı fenalığının zararı da yine kendinedir.” (Bakara Suresi 286)

gibi ayetleri gösterirler. Halbuki Ehl-i Sünnet alimlerinin hepsi, hangi amelin fayda verip, hangisinin fayda vermeyeceği meselesinde ihtilaf etmişler ise de, ölüye başkalarının yapacağı amellerin de fayda vereceği hususunda ittifak etmişlerdir. çünkü bu konuda, bazı amel ve iyiliklerin fayda vereceğine dair, apaçık ayet ve hadisler vardır. Mesela, dua ve istiğfarın faydalı olacağına,

"Onlardan, sonra gelenler şöyle derler: Ey Rabbimiz, bizi ve bizden önce imanla geçmiş olan kardeşlerimizi bağışla; kalplerimizde iman edenlere karşı bir kin bırakma.” (Haşr Suresi, 10)

ayet-i kerimesi delalet etmektedir. Bu ayet-i kerimede Cenab-ı Hakk, daha önce iman edip de göçmüş olan kardeşleri için istiğfar eden mü'minleri övmüştür. Eğer istiğfarın ölülere bir faydası olmasaydı, Allah Teala onları övmezdi.
(Süleyman Toprak, Ölümden Sonraki Hayat-Kabir Hayatı, 453)

Peygamber Efendimiz (s.a.v) de

"ölüye namaz kıldığınız zaman ona gönülden dua edin.” (Ebu Davud, Sünen, Cenaiz, 59)

buyurmuş ve kendisi de kıldığı cenaze namazlarında ölü için dua etmiştir. Şayet bu namaz ve duanın ölüye bir faydası olmasaydı, Rasulullah (s.a.v) bunu ne kendi yapardı ne de başkalarına emrederdi.
(Süleyman Toprak, Ölümden Sonraki Hayat-Kabir Hayatı, 453)


Halbuki O, kendisi de birinin cenaze namazını kıldırırken

"Allah'ım, filan oğlu filan senin güvencende, senin koruman altındadır. Onu kabir fitnesinden ve Cehennem azabından koru. Sen vefa ve övgü sahibisin. Allah'ım onu bağışla, ona acı! Muhakkak ki sen çok bağışlayan, çok acıyansın.”

(Ebu Davud, Cenâiz, 56)

diye dua etmiştir. Kaldı ki Cenaze namazının kendisi de ölü için bir duadır. Allah için namaza, meyyit / meyyite için duaya... diye niyet edilir. Eğer ölünün ruhuna yararı yoksa bunun bir anlamı kalmaz.

Kendisi zaman zaman Baki kabristanını ziyaret ederek kabirdekilere selam vererek dua ederdi.

(Müslim, Cenâiz, 103; İbn Mâce, Cenâiz, 36; Nesâî, Cenâiz, 103)

Eğer selamı onlara ulaşmasa ve duası fayda etmeseydi, bunu yapması abesle iştigal olurdu ki O, bundan münezzehtir. [4]

Allah Resûlü (s.a.s.), Kur'ân okumanın fazileti üzerinde durmuş ve bunu fiilen uygulamıştır. Meselâ:

"Ümmetimin en faziletli ibadeti Kur'ân okumaktır."

(Münavi, Feyzu'l-Kadir, 2/44)

Bir adam:

- "Ya Resülallah! Allah'ın en çok sevdiği amel hangisidir"? diye sordu. Hz. Peygamber:

- "Konup göçendir" cevabını verdi. Adam:

- "Konup göçen kimdir?" diye sorunca,

- "Kur'ân'ı başından sonuna kadar okuyan, bitirince de tekrar başlayandır" cevabını aldı.

(Tirmizî, "Kur'ân," 11)

"Allah evlerinden bir evde, Allah'ın kitabını okumak ve aralarında müzakere etmek için toplanan kimselerin üzerine sekine iner, onları rahmet kuşatır, melekler etraflarını sarar ve Allah onları kendi katında bulunanlara överek anlatır."

(Ebû Davud, "Vitr", 14; Tirmizî, "Kur'ân", 10)

"Üç zümre vardır ki, onları Kıyametin dehşeti korkutmaz, onlar için hesap zorluğu yoktur, diğerlerinin hesabı bitinceye kadar onlar misk tepecikleri üzerindedirler. Bunlardan birisi, Allah'ın rızasını kazanmak için Kur'ân okuyan kimsedir."

(Taberanî'den Münzirî, et-Terğîb, 1/311)

Zikirimize verdimigimiz Hizb isminin neredn geldigi hususundada

Evs b. Huzeyfe'nin bildirdiğine göre, Hz. Peygamber (s.a.s.), Medine'ye gelen bir heyete her gece yatsıdan sonra sohbet ederdi. Fakat bir gece gecikti. Sebebi sorulunca,

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Bu gün Kur'ân'dan okuma itiyadında olduğum hizbimi okumamıştım. Onu bitirmeden gelmek istemedim" buyurdular.

( Hadis-i Şerif , (Ebû Davud, "Ramazan," 9)

Ravi Evs b. Huzeyfe diyor ki, sabah olunca ashaba, "Siz Kur'ân'ı kaç hizbe bölersiniz?" diye sordum; onlar, "Üç, beş, yedi, dokuz, on bir, on üç ve hizbu'l-mufassal olarak bölüyoruz"
dediler.

Bizim zikirimizde, bizim kurani böldügümüz iki Hizbimizdir. "Hizbül Kasr" ve "Hizbül Kebir"

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Ölüyü (mezara kadar) üç şey takip eder: Ailesi, malı ve ameli. Bunlardan ikisi geri döner, biri bâki kalır. Ailesi ve malı geri döner, ameli kendisiyle bâki kalır."

( Hadis-i Şerif , Buhari, Sahih, Rikak,42; Müslim, Sahih, Zühd, 5)

Ölüler Kendilerini Ziyaret Edenlerden Haberdar Olurlar mı?

Bedir savaşında harbin sonunda Kureyş'den ölenler bir kuyuya dolduruldu. Allah Resulü (s.a.v) onlara hitap ederek: Ey filan oğlu filan ve falan oğlu falan! Allah ve Resulünün size va'd ettiklerini gerçek buldunuz mu? Ben Allah'ın bana va'd ettiğini gerçek buldum, dedi. Hz. Ömer: Ey Allah'ın Resulü! Ruhsuz cesetlere nasıl hitab ediyorsunuz? diye sorunca Peygamberimiz:

"Benim söylediklerimi siz onlardan daha iyi duyamazsınız. Şu kadar var ki, onlar cevap veremezler.” buyurdu.

( Hadis-i Şerif , Müslim, Cennet, 76, 77.)


Peygamber Efendimiz (s.a.v) bir kabrin yanından geçerken yanındakilere

"Selam size ey mü'minler yurdunun sakinleri!" diyerek selam vermelerini emir buyurmuşlardır.

( Hadis-i Şerif , Müslim, Cenaiz, 102; Ebu Davud, Cenaiz, 79; Nesâî, Taharet, 109; İbn)

----oOo----
SIR SIRA, SIR da Başka bir SIRA bagli

Peygamberler Allah’ın vermediği bir mucizeyi hayata geçiremezler.) İşte Yüce Allah Hz. İsa’yı peygamberlik ile şereflendirdiğinde Hz. İsa, İsrailoğullarına giderek onlara peygamber olduğunu söylemiştir. Ancak İsrailoğulları (Yahudiler) buna inanmamışlar ve Hz. İsa’dan bir mucize göstermesini isteyerek şöyle zor bir teklif getirmişler:

"Bize, hiçbir hayvana benzemeyen çamurdan bir hayvan yap. Şu vasıfları bulunsun; Kuşlardan çok süratli uçsun, kuş gibi fazla tüylü olmasın, havada [planör gibi] durabilsin, gagasız, fakat dişleri olsun, karanlıkta görebilsin, insan gibi gülsün, kadın gibi hayz görsün, süt çıkan memeleri olsun! Yumurtlamasın, yavru doğursun! Yavrularını yanında taşıyabilsin!"

Bunun üzerine Hz. İsa, Yüce Allah’ın ona verdiği mucize ile çamurdan bir hayvan şekli yapmış ve bu şekle üfürünce, İsrailoğullarının istedikleri vasıfta bir hayvan meydana gelmiştir. İşte günümüzde yarasa olarak bildiğimiz canlının yaradılışı bu şekilde meydana gelmiştir. Bu konu Kitabımız Kuranı Kerimde yer alan Al-i İmran suresinin 49. ayet-i kerimesinde bildirilmektedir.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَرَسُولاً إِلَى بَنِي إِسْرَائِيلَ أَنِّي قَدْ جِئْتُكُم بِآيَةٍ مِّن رَّبِّكُمْ أَنِّي أَخْلُقُ لَكُم مِّنَ الطِّينِ كَهَيْئَةِ الطَّيْرِ فَأَنفُخُ فِيهِ فَيَكُونُ طَيْرًا بِإِذْنِ اللّهِ وَأُبْرِئُ الأكْمَهَ والأَبْرَصَ وَأُحْيِي الْمَوْتَى بِإِذْنِ اللّهِ وَأُنَبِّئُكُم بِمَا تَأْكُلُونَ وَمَا تَدَّخِرُونَ فِي بُيُوتِكُمْ إِنَّ فِي ذَلِكَ لآيَةً لَّكُمْ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve resûlen ilâ benî isrâîle ennî kad ci’tukum bi âyetin min rabbikum, ennî ehluku lekum minet tîni ke heyetit tayri fe enfuhu fîhi fe yekûnu tayran bi iznillâh(iznillâhi), ve ubriul ekmehe vel ebrasa ve uhyîl mevtâ bi iznillâh(iznillâhi), ve unebbiukum bi mâ te’kulûne ve mâ teddehırûne, fî buyûtikum inne fî zâlike le âyeten lekum in kuntum mu’minîn

Meali :

Allah, onu (Hz isa yi) İsrailoğullarına bir Peygamber olarak gönderecek (ve o da onlara şöyle diyecek): “Şüphesiz ben size Rabbinizden bir mucize getirdim. Ben çamurdan kuş şeklinde bir şey yapar, ona üflerim. O da Allah’ın izniyle hemen kuş oluverir. Körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah’ın izniyle ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer mü’minler iseniz bunda sizin için elbette bir ibret vardır.”

(Sadakallahul Aziym ALİ İMRAN Suresi 49. ayet)

Ancak akla şu sorular gelmektedir: Acaba İsrailoğulları Hz. İsa’dan neden başka bir canlı değil de bir yarasa yaratmasını istediler? Bunun bir sebebi var mı? Evet, bunun bir sebebi vardır ve bu sebep şudur: Yarasa Allah’ın yarattığı tüm canlılar içinde en acayip ve en farklı özellikleri olan yaratıklardan birisidir. İsrailoğulları Hz. İsa’dan, alışılagelmiş kuşlardan farklı bir kuş yaratmasını özellikle istemişler. Onlara göre Hz. İsa normalin dışında bir kuş olan yarasayı yaratamayacak ve böylece onun peygamberliğini kabul etmeyeceklerdi. Çünkü Allah İsrailoğullarına pek çok peygamber göndermesine rağmen onlar her seferinde haktan ve hakikatten uzaklaşmışlardır. Hakkı değil batılı tercih etmişlerdir. Onlara gönderilen Hz. İsa’nın peygamberliğine de karşı çıkmışlar ve onu öldürmeye çalışmışlar.

isa aleyhisselamdan mucize istediler ve yerden camur aldi bir kuş yapti ve üfürdü kuş gece kuşu yarasa oldu uctu
ve gece kuşu düşmanlarindan saklanma icin karanligi secmiş ve yine zeytinin yagini cikarinca ancak karanlik da veya karanlik şişede saklanirsa icindeki omege muhafaza oluyor, yoksa omega ölüyor yani.
isanin ve isa kuşunun düşmanlari :
Yarasa yaratildignda güneş ona düşman olmuş ve demiş onu nerde görsem yakacagim!
ve o tüylü degil ciplakdir, cildi hassasdir, güneşe ciksa yanar kavrulur, Allah ona buyurdu : sana avlanma vakti gerceyi ve gece gözünü radari verdim...
yilan düşman olmuş ve demiş seni nerede görsem sokup öldürecegim!
Alllah buyurdu senin dişkina öyle bir şey koydum ki, onun kokusundan dolayi, yilan senin yuvana bile yaklaşamayacak....

Şimdi gelelim yarasayı diğer kuşlardan farklı kılan özelliklere. Yarasayı diğer kuşlardan ayıran belli başlı özellikleri şöyle sıralayabiliriz.

Yarasanın eti ve kanı var.

Kanatları olmadan uçar.

Hayvanların doğumu gibi doğum yapar.

Diğer kuşlar gibi yumurtlamaz.

Yarasanın memeleri vardır.

Yavrusunu süt ile besler.

Yarasa gündüzün aydınlığında ve gecenin karanlığında göremez.o gözü ile görmez o gece görüŞimdi gelelim yarasayı diğer kuşlardan farklı kılan özelliklere. Yarasayı diğer kuşlardan ayıran belli başlı özellikleri şöyle sıralayabiliriz.

Yarasanın eti ve kanı var.

Kanatları olmadan uçar.

Hayvanların doğumu gibi doğum yapar.

Diğer kuşlar gibi yumurtlamaz.

Yarasanın memeleri vardır.

Yavrusunu süt ile besler.

Yarasa gündüzün aydınlığında ve gecenin karanlığında göremez.o göz ile degil radar sistemi ile görür, radar denen alet, o incelendikden sonra, ona bakarak keşfoldu.

Yarasa insanın gülmesi gibi güler.

Yarasa kadınların hayız görmesi gibi hayız görür.

Yarasanın dişleri ve kulakları var.

Yarasa dört ayaklı hayvanlar gibi işer.

Yarasanın menisi, bekâr erkeğin menisi gibidir [5]

ve Muhammed iki cihanin güneşi ve, merkür güneşi en cok seven, dibine sokulmuş, aydinlik ve nuru seven, oysa isa ve kuşuna karanlik verilmiş, ve işte bazi insanlar karanligi sever, bazi insanlar aydinligi, ona göre de burclari ve dogumlari vardir, güneşe yakin, yada güneşden uzak, sende muhammed den ne var, yada isa dan ne var bak, karanlikmi hoşuna gidiyor, yoksa aydinlik mi, isa danmisin, muhammed den mi? yoksa ikisinidemi seviyon sen?

ve mucize denen şey Allahin dogamiza koydugu bir yasasinin, o an keşfedilmemiş olmasi, ve fakat, ileri bir zamanda, o buluşun, keşfolmuş ve kullanilir olmasindan ibaret, ve o anki bir zaman gecidinde, o kimsenin ilerdeki o buluşu, gecmiş bir zamanda kullanmasindan ibaret , zaman dilimleri arasindaki, teget gecişden ibaret, yoksa herşeyin bir fiziki boyutu var yani. öyle olunca Allah isa ya kuş yaratma hikmeti verip, yani "Hallak olan Allah lik" (Yokdan var Edip Yaratan Allah lik) sifati yüklemiş. ve o ismi isa da mehdi de ve mehdi evlatlari ve isa evlatlarinda da teceli edecekdir zamani gelince. nasil "Rezzak olan Allah" lik sifati bir işveren amcada, yada bakkal amcada, ciftci amcada, yada akşam yemegini pişirip önüne koyan Annende, degişik tezahürleri gözükdügü gibi, "Hallak" ismininde isa daki hali, veya mehdideki hali, veya isa evlatlarindaki hali, ve mehdi evlatlarindaki halide, farkli farkli tezahürleridir yani, amma işteAllahu Teala nin "Halag" yada "Halak" ismi yaratma kuveti olan ismi, bu kimselerde tezahür gösterir, ve onlar, o yapiya uygun yapida halkolmuşlardir, ve o sifati yüklenebilcek kuvvettelerdir. ve isa nin bunu yapmasi insanoglununda bu kuvvetide kullanabilcegine işarettir ancak.... tabiki zamani gelince kullanabilcekdir ancak......

“Ravza-i Mutahhara” Cennet Bahçesi
Mescid-i Nebevî içinde Hz. Peygamber (asm)'in kabri ile minberi arasındaki bölüme “Ravza-i Mutahhara” denilir. Sözlükte "tertemiz bahçe" anlamına gelen ravza-i mutahhara adlandırması, Hz. Peygamber (asm)'in eviyle minberi arasının cennet bahçelerinden (ravza) bir bahçe olduğunu bildiren hadisine dayanır.

Resulullah (s.a.s), bu mescitte minberin üzerine çıktığı zaman şöyle demişti:

"Evimle minberimin arası Cennet bahçelerinden bir bahçedir ve minberim de Cennet bahçelerinin üzerindedir."

Diğer bir hadis de şu şekildedir:

"Evimle minberimin arası, Cennet bahçelerinden bir bahçedir ve minberim havzımın üzerindedir."

(Buhârî, Fadlı Salati Mescidi Mekke, 5; Müslim, Hac, 92; Müsned, 2/36, 236, 450, 534; 4/41)

Minber hakkındaki başka bir hadis-i şerifte de şöyle buyurulmaktadır:

"Minberimin ayakları Cennet üzerindedir."

(Ahmed, b. Hanbel, VI 289, 292, 318; Nesaî, Mesâcid,

ve ravza bugün günümüzdeki cennette de, cennet bahcelerinden bir bahce dir ki, yani hala yikilip yok olmamiş, ve günümüzdede gidilen, ziyaret edilen, mutlu olunan bir yerdir. ve biz hac ve umremizi yaptigimiz 1997 senesinde, şimdiki şah lakabli muhammed raşidin oglu seyyid Fevzettin de o sene hac daydi, ve ben ilk defa ravzaya girdim, ve tabiki arka taarfindan girdim, ve önde mescidin icinde yoldan önce oturulan, en ön safta oturan iki kişiden biri fevzettin ve onun hizmetlisiydi, ve ben onu tahminen ardindan tanidim, ve "selamun aleyküm seyidim" dedim icimden, döndü ardina bakdi, amma halbuki muhammed ardini dönmezmiş, komple yönünü ardina dönerek dönermiş, o şöyle kafasini cevirdi bana bir bakti, ya da kim o diye bakdi, ve orda kuran okumaya devam etti. ve ey fevzettin, sana o gün kim ardina bak diye ilham etiyse ve, niye bak dediyse bilmiyon ama, seni ardina döndürten sofi, amcanin sofisi, ben idim ki, rabbim bizim deccal olmadigimizi sizinle şahit tuttu, ve bizim peygamberimizin ravzasina kadar giren bir ümmeti oldugumuza siz o gün şahit oldunuz, ve yine o sene siz benim oturdugum otelin altinda zarraf dükkani vardi, ben otelime geldim ki, siz o zarrafdan Allahu alem, bir altin kaplama saat alip cikiyordunuz, kimin icin hediye aldiniz bilmiyorum amma, altin kaplama saat aldiniz galiba, biraz dikkatlice merdivenden cikarken baktim size, dükkanin icinde, amma siz beni tanimiyordunuz o gün, ilk gün sizinle birlikte cennetteydik(ravzada yani, ikinci günümde olabilir tam hatirlayamiyorum artik, peki bu gün cenneterden cikdikmi artik, hayir vallahi bugün cennetin koyu derin diplerindeyiz artik, bak anlattiklarimiza, anla artik, bu cag altin cag, ve cennet vakti, insanligin ömrünün cennet vakti bu cag, ve hatta sizin veya hizmetlininizin kafasinda sizi digerlerinden ayirt edip beli edecek olan turuncu beyaz sariginiz vardi, bana turuncu sarigimi oradan bulup almama sebeb olan, o sarik kafanizdaydi, ve ben de gördüm, cok hoşuma gitdi, ve kendime iki tane ayni sarikdan aldim, ve beraberimde evime getirdim, hala kullanmakdayin, ve tarikimin sarigi oldu, raşidi tarikinin sarik modeli oldu o sarik artik, sen sarigimin hocasi ve şeyhi mürşidi olmuştunuz, o yardimcin ile bereber, o sarikdan takiyordunuz, yahutta allahu alem belkdie sadece yardimcin takiyordu da olabilir, artik yaşlandik, ve bak bu sarik sana birşey hatirlatiyormu



ve muhammed birgün yahudinin birini oruc tutarken buldu, ve sordu sen niye oruc.....
sonunda o na dedi deniyor : "biz sizden daha layikiz bu oruca." deyip de musayi ve ümmetini cignedi gecti. hic muhammed musa kardeşini cigniyebilirmi? o da peygamber, o da peygamber, o da ümmet, bunlarda ümmeti icin yapilcak amel, niye cignesin, ya hadis yanliş, ya muhammed yanliş yapmiş, edebsizlik etmiş olmazmi?



iki peygamber sürtüşürmü hic, oluyor ama dünyamizda, iki horuz bir ciftlikde dostluk degil, ancak kavga ederler. reislik kavgasi. iki aslan ormanda da, ben reisin, sen reissin diye kavga eder, eee muhammed de aslanlardan bir aslansa, reis benin diye kavga etmiş olabilir, tiyniyet işte, oysaki bir başka cibilliyat olan, sifati olan hayvan vardir ki, yani karincalar başka karinca ile genlikle ile hic itişip kalkişmaz, buyur taffattar der sen gec öne der yine arilar böyledir, kardeşi ölse ölüsünü alir götürür, yani karincalar biribirleriyle kavga etmeyip birbirlerine destek olurlar.(istisnalar kurali bozmaz) hatta öyle bir daldan bir dala gecmek icin afrika karincalri bile, kendisi köprü olurda diger karincalar onun üstünden diger dala atlarlar, yani sofilik kardeşlikdir, amma sen şeyhlige, ben şeyhlige kalkinca, iki rakip aslan olduk, iki rakip güneş olduk demek olur, ve kavga kacinilmaz, amam sen nasil ayrilip tarikat kurdunsa, bende herkesden ayrildim, sen gibi babanin yolundan giden bir şeyh degil, bizatihi ayri bir yol cizen, yol kuran müşid olma yolundayin, ama eger sen karinca olmayi ögrendinse, bizi kiskanma, reis benin bilme, gavs benin diye kavga etme, karincalik altlarda gezip, gönlü yüce olmakdir, sofilikden gecmiyen, yani ciraklikdan gecmeyen usta olamaz azizim. sen molla dogup mürşitlige gectinse, bir yanlişlik var, dogan molla dogmaz azizim, anne bile diyemeyen bebe olarak doguluyor bu dünyada, zamanla eriliyor, sen erebildinse, ben niye rabbime eremeyen degil mi? sen bir yol buldun, ve o yoldan giderken, bende bir yol buldum, benim mürşidimde, hem baban, hem amcan, hem burhami, hem muhtar, hem bütün peygmberler, hem sofiler, hem google amca, hem cebrail, hem mikail,.... ben nasil rabbime eremeyen haaa, bu kadar mürşid boşunami ugraşti bizim icin haaa? gel bana tabi ol demem ama, yolumda engel cikaran taş olma yeter, sen sen ol, ben de ben azizim.

Rabbim Mehdi ve cemaatini Rabbine erenlerden eylesin. Amiyn

DiPNOTLAR :
[1] sorularlaislamiyet com/kaynak/adn-cenneti
[2] dinimizislam com/Hazret-i Mehdi keramet sahibidir
[3] sorularlaislamiyet com/oluye-olunun-ardindan-veya-olmek-uzere-olana-kuran-okunabilir-mi-bu-okunan-kuranin-ona-faydasi-olur
[4] sorularlaislamiyet com/olu-adina-yapilan-hayirlarin-ve-okunan-surelerin-oluye-fayda-verecegini-ayet-ve-hadislerle-aciklar-1
[5] egehaber com/yarasanin-yaradilis-hikyesi-makale,24
--oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--


Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 25 Ağustos 2018 Cumartesi

Original Kar © glan

Onlu Günler - Son On Gün ve Geri Sayım (Kar©glanin 9 Ağustos 2018 Vaazi)

Text

Onlu Günler - Son On Gün ve Geri Sayım

(Kar©glanin 09 Ağustos 2018 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَالْفَجْرِ وَلَيَالٍ عَشْرٍ وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِ وَاللَّيْلِ إِذَا يَسْرِ هَلْ فِي ذَلِكَ قَسَمٌ لِّذِي حِجْرٍ أَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِعَادٍ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Vel fecri. Ve leyâlin aşrın. Veş şef’ı vel vetri. Vel leyli izâ yesr(yesri). Hel fî zâlike kasemun li zî hicr(hicrin). E lem tera keyfe feale rabbuke bi âd(âdin).

Meali :

Fecre Sabahi aydinlatan Yildiza andolsun, ve son on güne andolsun (Onlu günler bunlar muharremin onu oldugu gibi, zilhiccenin onu, ve ramazanin son on günü, ve onlular, yani on SIRRINA andolsun), çiftlere ve teklere andolsun,(Allah birdir, ana birdir, baba birdir, ata tek ve birdir Hz Ademdir birdir,bayrak birdir, herkesin milleti birdir. "Tek millet, tek bayrak, tek Gül" cooook önce semalara haykirdigimiz bir söz, semada binler yildiz, binler güneş var amma, bizimki tek ve bir,..... teklere andolsun ve ciftlere andolsun : ana ile baba cift, yaz ile kış cift, acı ile tatlı cift, eller cift, ayaklar cift, gözler bir cift, dudaklar cift,...... ciftlere de andolsun) kolay geceye ve zor geceye andolsun (yesr hem kolay manasindadir, hem zor manasindadir, nitekim inşirah suresinde "usri yusran" derken "usr" derken zorluk ve zor manasina, "yusran" derken ise kolaylik manasindadir ) kolay gece bir baktin sabah oluvermiş, gerdek gecesi,... yada ölüm gecen, baktinki ardina, bir ömür bitmiş bir gece bile degil hayat, eger imanli öldünse ardinda birakdigin bir ömür var, bir cok eserin var, amma zor gece mesela hasta oldun, dakikalar gecmiyor, yada zor bir imtihan, zor gecen bir kac saat, yada seni hani karaakolda nezarete atarlar ya, yani bir kac saat ömür gibidir, yani kolaya ve zora, yada kolay geceye ve zor geceye andolsun.Zor gece ve öldün ve o gece ölüm melekleri geldi zor bir imtihan ilk sorulari bildin amma, soru namaza geldi, sende bende hepimiz bunda kaybederiz, namazini hic koymayan (yezidin halini de unutmayin) olabilirmi muhammed bile arafatta erkene alip ve müzdelifede kazaya koymuşken, sen ben kiminki) hicret günü edilen yemine andolsun (kim etmiş olabilir o yemini, yani ikilinin ücüncüsü allah ise korkma ya eaba bekr, bir örümcek canini ona feda eden bir örümcek, bir cift güvercin ona canini feda eden (bir cift cifte ve teke yani bir cift güvercin yumurtasi) ve orda bekci bir yilan, yillardir bekliyen bir yilan, ve muhammede düşmanin geldigini kim haber vercek vodafon yok WhatsApp yok sms yok kim haber vercek haaaaa, allahin WhatsApp i varya yillardir orda bakeyensadik bir bekci bir yilan, görevli bir YILAN, yani onlara düşmanin yakin oldgunu, hatta ebu bekrin ayagini isiriarak heber verdi, yani muhammed magarnin önünde olduklarini, onlara ne kadar yakin geldiklerini nerden bilecekdi, ve yilan onlara yaklaşti ve Ebubekrin ayagini isirdiki, işte diyorki Allah, Ya Muhammed düşman bir adim ötede, sessiz olun artik, kalbiniz bile oynamasin, hani rüyada yilan görmek düşman ile tabir olur ya, niye işde yilan görmek, yilan görüntüleri görmek işde bir alamettir, taaa muhammedin hicretinden bu yana ondan önce isadan ondan önce musanin asasi olan ejderha halinde asa ve yilan ve allah onu o zaman bekci etti, taa musa vakti, müminlere düşmanin yakin geldigini haber eden bir meleke ve alamettir, bekcimizdir, müminlerin bekcisi ve askeri, ve arşin dört direginden biri olan, dört halifeden biri olan ebu bekrin cibilliyatidir, o ve o yüzden abu bekr "dad" harfinin mahrecini en iyi cikarandir, en iyi dad harfi okumayilanlara mahsiusdur siis degilde dziiiizskci kicici sissss ve iki yilan türü bir ZZZZZZZ birisi SSSSSSS ve yilan catal dil , cift dilli münafik degil sadece catal dil, dad bir sag azi diş ile bir de sol azi dişi dil birleşir ve ses olrak ne ze nede se arasi bir ses dziya yani alfa gülüm alfa , bir gün sende ebu bekir makamina erersen işde düşman nerden gelir, yakinmidir uzakmidir bilip, müminlere ve allah askerine bildirmek ile görevli imanli bir yilan olursun, amma bazi yilanlar ise zehirli ve düşman ve cinlerden olan kötü yilanalar da vardir) ve son ayet görmüyormusun, Rabbin bir iş amel yaparken, onun AAAAadeti(ahlaki), yada adeti sayi kullaniş şekli yani ,kactir? tek ve vahiddir, veya üctür, yine tektiri ve yine beştir tekdir, yine yedidir tekdir, tek ve cifte dedik ya, rabbinin cifti ve teki nasil kullandigini, onun adetullahinda nasildir görmüyormusun ahmak, körmüsün ahmak, tek demek öyle bir, sadece bir dene demek degil, yedi tek, yedyüz yetmisş birde tek, 999 da tek, 66666 ise cift, kuran cift, Allah tek, kuran cift, bak kelime cift, kelam bir tek söz degil, enikleyip üreyen, cift cift artan üreyen. tek ise : bir kalan bütün kalan, bölünsede tek kalan, erkek ve kadin, rahman ve rahim ,tek ve cift, rahman tek, bölünsede tek kalan, rahim ise cift, enikleyip üreyen cift cift üreyen .

Sadakallahul Aziym Fecr suresi 1 den 6.ayete kadar


---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Müjdeleyin, nefret ettirmeyin; kolaylaştırın, zorlaştırmayın.”

( Hadis-i Şerif , Buhârî, İlim 12, Cihad 164; Müslim, Eşribe 70-71)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"


Yolculugumuza başliyoruz :

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

فَإِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا إِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Fe inne meal usri yusrân, İnne meal usri yusrâ.

Meali :

Elbette zorluğun yanında bir kolaylık vardır. Gerçekten zorlukla beraber bir kolaylık daha vardır.

(Sadakallahul Aziym İNŞİRAH Suresi 5 ve 6. ayet)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Şüphesiz ki bu Din kolaylıktır. Her kim, (kolay olan ) bu dini zorlaştırırsa altında kalır. Onun için orta bir yol tutun ve Dini en uygun bir biçimde uygulayın.”

( Hadis-i Şerif , Buhârî, İman 29)


Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Dinin en hayırlı olanı, en kolay olanıdır.”

( Hadis-i Şerif , Ahmed bin Hanbel, III/479)

"Din kolaylıktır."

(Buhârî, İman 30; Nesâî, İman 28)

"Amellerinizde îtidâli ve doğruyu bulmaya çalışın."

(Müslim, Birr 52; Tirmizî, Tefsîr Nisâ Sûresi, hadis no: 3041)

“Allah, koyduğu yasaklara uyulmasını sevdiği gibi, koyduğu kolaylıkların uygulanmasını da sever.”

(Ahmed bin Hanbel, II/108)

“Dinle yarışa giren her insan, mutlaka yere serilir.”

(Buhârî, İman 69)

"Heleke'l-mütenattıûn -Taşkınlar/aşırı gidenler helâk oldu.-" Bunu Rasûlullah üç defa söyledi.

(Müslim, İlim 7)

“Kul, Rabbinin affını nasıl seviyorsa, Allah da koyduğu kolaylığın uygulanmasını öyle sever.”

(et-Terğîb ve’t-Terhîb, II/135)

Hz. Âişe (r.a.) şöyle diyor: “Yüce Peygamber, biri daha kolay, biri daha zor iki seçenekle karşılaştığında, mutlaka kolay olanı seçerdi.”

(Buhârî, Menâkıb 23, Edeb 80; Müslim, Fezâil 77-78)

"Amelin az da olsa devamlı olanı, Allah yanında daha makbuldür."

(Buhârî, İman 16; Müslim, Salât 283)

Normalde (hazarda: yolculuk hali dışında) 4 rekât olan farz namazlar yolculukta (seferde) 2 rekâttır. Yani yolculuk boyunca farz namazların 2 rekât halinde kılınması, bir kısaltma/kasr olmayıp namazın o şekilde farz olması sebebiyledir.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَإِذَا ضَرَبْتُمْ فِي الأَرْضِ فَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ أَن تَقْصُرُواْ مِنَ الصَّلاَةِ إِنْ خِفْتُمْ أَن يَفْتِنَكُمُ الَّذِينَ كَفَرُواْ إِنَّ الْكَافِرِينَ كَانُواْ لَكُمْ عَدُوًّا مُّبِينًا وَإِذَا كُنتَ فِيهِمْ فَأَقَمْتَ لَهُمُ الصَّلاَةَ فَلْتَقُمْ طَآئِفَةٌ مِّنْهُم مَّعَكَ وَلْيَأْخُذُواْ أَسْلِحَتَهُمْ فَإِذَا سَجَدُواْ فَلْيَكُونُواْ مِن وَرَآئِكُمْ وَلْتَأْتِ طَآئِفَةٌ أُخْرَى لَمْ يُصَلُّواْ فَلْيُصَلُّواْ مَعَكَ وَلْيَأْخُذُواْ حِذْرَهُمْ وَأَسْلِحَتَهُمْ وَدَّ الَّذِينَ كَفَرُواْ لَوْ تَغْفُلُونَ عَنْ أَسْلِحَتِكُمْ وَأَمْتِعَتِكُمْ فَيَمِيلُونَ عَلَيْكُم مَّيْلَةً وَاحِدَةً وَلاَ جُنَاحَ عَلَيْكُمْ إِن كَانَ بِكُمْ أَذًى مِّن مَّطَرٍ أَوْ كُنتُم مَّرْضَى أَن تَضَعُواْ أَسْلِحَتَكُمْ وَخُذُواْ حِذْرَكُمْ إِنَّ اللّهَ أَعَدَّ لِلْكَافِرِينَ عَذَابًا مُّهِينًا فَإِذَا قَضَيْتُمُ الصَّلاَةَ فَاذْكُرُواْ اللّهَ قِيَامًا وَقُعُودًا وَعَلَى جُنُوبِكُمْ فَإِذَا اطْمَأْنَنتُمْ فَأَقِيمُواْ الصَّلاَةَ إِنَّ الصَّلاَةَ كَانَتْ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ كِتَابًا مَّوْقُوتًا

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve izâ darabtum fîl ardı fe leyse aleykum cunâhun en taksurû mines salâti, in hıftum en yeftinekumullezîne keferû. İnnel kâfirîne kânû lekum aduvven mubînâ. Ve izâ kunte fîhim fe ekamte lehumus salâte fel tekum tâifetun minhum meake vel ye’huzû eslihatehum fe izâ secedû fel yekûnû min varâikum, vel te’ti tâifetun uhrâ lem yusallû fel yusallû meake vel ye’huzû hızrahum ve eslihatehum, veddellezîne keferû lev tagfulûne an eslihatikum ve emtiatikum fe yemîlûne aleykum meyleten vâhıdeh(vâhıdeten). Ve lâ cunâha aleykum in kâne bikum ezen min matarin ev kuntum mardâ en tedaû eslihatekum, ve huzû hızrakum. İnnallâhe eadde lil kâfirîne azâben muhînâ. Fe izâ kadaytumus salâte fezkurûllâhe kıyâmen ve kuûden ve alâ cunûbikum, fe izatma’nentum fe ekîmus salât(salâte), innes salâte kânet alâl mu’minîne kitâben mevkûtâ.

Meali :

Yeryüzünde sefere çıktığınız vakit kâfirlerin size saldırmasından korkarsanız, namazı kısaltmanızdan ötürü size bir günah yoktur. Şüphesiz kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır. (Ey Muhammed!) Cephede sen de onların (mü’minlerin) arasında bulunup da onlara namaz kıldırdığın vakit, içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun. Silâhlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar secdeye vardıklarında (bir rekât kıldıklarında) arkanıza (düşman karşısına) geçsinler. Sonra o namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin, seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunsunlar, silâhlarını yanlarına alsınlar. İnkâr edenler arzu ederler ki, silâhlarınızdan ve eşyanızdan bir gafil olsanız da size ani bir baskın yapsalar. Yağmurdan zahmet çekerseniz, ya da hasta olursanız, silâhlarınızı bırakmanızda size bir beis yoktur. Bununla birlikte ihtiyatlı olun (tedbirinizi alın). Şüphesiz Allah, inkârcılara alçaltıcı bir azap hazırlamıştır. Namazı kıldınız mı, gerek ayakta, gerek otururken ve gerek yan yatarak hep Allah’ı anın. Güvene kavuştunuz mu namazı tam olarak kılın. Çünkü namaz, mü’minlere belirli vakitlere bağlı olarak farz kılınmıştır.

(Sadakallahul Aziym NİSÂ Suresi 101, 102 ve 103. ayetler)

Nisâ, 4/101-103. ayetler, namazı kısaltmanın yani 2 rekattan 1 rekata düşürmenin sadece korku durumuna has olduğunu açıkça göstermektedir. İlgili ayetler şöyledir:

Nisâ 4/101’deki “ekâme” (أقام) fiilinin mef’ûlü “es-salat” kelimesidir. Kur’an’da bu ifadenin geçtiği yerlerde namazın tam kılınması gerektiği anlaşılır. Nisa 102. ayette Resûlullâh (sav)’in namazı kısaltma yapmadan tam ve 2 rekât kılarak cemaate de imamlık yaptığı durum “فأقمت لهم الصلاة , onlar için namazı tam kıldığın zaman” şeklinde ifade edilmektedir. Namazı tam ve 2 rekât kılan Nebîmizin aksine onun ardında kısaltarak yani 1 rekâta düşürerek kılanlar için “فلتقم طائفة منهم معك onların bir kısmı seninle namaza dursunlar” denilmektedir.

Abdullah İbn Ömer’den nakledilen bir rivayet şöyledir:

“Resûlüllâh ile birlikte (birçok) yolculukta bulundum. İki rekâttan fazla namaz kılmadı. Ebû Bekir’le birlikte bulundum, o da -Allah ruhunu kabzedinceye kadar- iki rekâttan fazla kılmadı. Ömer ve Osman’la da beraber bulundum; onlar da aynı şekilde hareket ettiler.” (İbn Mâce, İkâmetü’s-Salât, 75; Nesâi, Taksîru’s-Salâtu’s-Salât, 5)

Nebîmiz yolcuyken 4 rekâtlı namazları daima 2 rekât halinde kıldığına ve “Benim namazı nasıl kıldığımı görüyorsanız siz de öyle kılın” (Buhârî, Ezân, 18) dediğine göre bizim de bu şekilde kılmamız gerekmektedir.

Tekrar etmek gerekirse: Seferlikte akşam hariç bütün namazlar iki 2 rekâttır ve burada herhangi bir kısaltma yoktur. Namazlar ancak düşman korkusu varsa kısaltılabilir. Bu da yukarıda belirtildiği gibi 2 rekâtlı farz namazların 1 rekât kılınması şeklinde olur. [1]

Ayette geçen namazı kısaltma işi iki şekilde düşünülebilir. Birisi rekatların sayısını kısaltıp dört yerine iki kılmak yani nicelikten kısaltmaktır ki, bir kısım tefsirciler bu mânâyı vermişlerdir. Fakat bu mânâ her namazda olmaz. Akşam ve sabah namazları bunun dışında kalır. Biri de namazda ayakta durma yerine oturma veya hayvan sırtında durma; rüku ve secde yerine de ima ile yetinmek gibi namazın sınırlarını, vasıflarını ve niteliklerini kısaltmak, yani nitelikten kısaltmaktır.

Öte yandan kasr, durdurma ve alıkoyma anlamına da gelir. Bu durumda bu âyetin mânâsı, namazın bir kısmını kazaya bırakmak demek olur. [2]

önceleri namazlarin berde bahrda, savaşda barişda, hic terketmeden kilinma emri vardi, daha sonra, bu ayet ile ve birde veda haccinda dinin hükümlerinin son noktasina varildiginda, Allah bizlere yani müminlere daha bir kolaylik verdi ve, namazlari gerektiginde cem etme veya kazaya birakma hususu da verdi. ve muhammed o yüzden arafatta ögleyi ikindi ile birlikte kildi öne aldi, ve sonra ise ikindiyi kilmayip ileriyi biraktiki taaa gece vakit müsit oldugunuda yatsi ile birlikte kildi. ve bunun bizim yorumumuz ile örnegi aynen bir vatanin sinirlari korunurken, sinir bekliyen askerler icin, gerekli görülen bir yere karakol yapilir, ve sinir boyunca bekci kulubeleri yapilir, ve onlar güzetleme kulelerinden siniri devamli uyanik halde beklemek, ve biri yorulunca başka birisi nöbete gecmek sureti ile beklenir, ve devamli sürekli bekleme hali, amma o karakolda birde bir tümen yada birlik vardir, ve o tümen onlar ise o yoruilan askerlerin dinlenecegi yatacagi yer , diger yine herhangi bir saldiri halinde müdahele edebilcek kadar cokluktaki asker bulunur ki, onlar gerektiginde yatar, gerektiginite talim yaparlar, gerektiginde nöbete gecer, yani sur sur icinde, ondan daha bir icerde, yine askeri birlikler bulunur, ve oralarda ise, bir bölgeyi koruyalabilcek kadar cok asker tank top tüfek ve cephanenin bulundugu yerlerdir, ve sur sur sur icinde, surda bir başka sur icinde, bir ic sur, yani ondan da icde en önemli silahin cephaneligin bulundugu gizli bir askeri üst veya ucak üssü füze rampalarinin bulundgu yer vardir, ve böylece bunlar ile sivil vatandaş hicbir şekilde tehlikeye maruz kalmadan korunmuş olur, işde namazi birakmayin emiride ilk vakitki hali ile, berde bahrda, savaşta barişta emri, o ilk en ön saftatki sinir bekliyen askerler gibi, bir an bile gözünü yummadan her an tetikte hazir beklemek emri gibi, namaz hicbir zaman terkedilemez, sonra ise, artik bir ic sur ve iki namaz cem edilebilir, veya hatta müzdelife deki gibi kazaya birakilip, daha sonra vakit en müsait oldugu kis sürede kaza edilir, veyahut ta bir başka mana ile tehir edilip, cemi tehir ile kilinir. cemi tehir bir mana ile namazi kazaya birakmak demekdir yani. veya arafattaki gibi, öne almak ilerde zamanin müsait olmayacagindan emin isen, o zaman namazi öne almanda bir beis yokdur, yani dinimiz zorluk dini degil kolaylik dinidir.
ve yukardaki hadisde gecen

Hz. Âişe (r.a.) şöyle diyor: “Yüce Peygamber, biri daha kolay, biri daha zor iki seçenekle karşılaştığında, mutlaka kolay olanı seçerdi.”

(Buhârî, Menâkıb 23, Edeb 80; Müslim, Fezâil 77-78)

Yani din kolayliktir, zorluk göstermek degil, bilhassa en kolay ve güzel ve iyi olani secmekdir, mesala bir mal satin alcaksin, yada bir araba alacan, bir ev alacan, ne yapiyon, bakiyon araştiriyorsun, hem en ucuz olani ama, bunun yaninda en de kalietli olanani, bunun yaninda, en güzel olanini seciyorsun vs. vs. yani öyle olunca secenekerde en iyi olani secme ihtimali olan her hususda, dinimizdede en kolay ve en güzel olana tercih edilir. nitekim bu o hadise göre sünnet olandir, o yüzden Allah da önce berde bahrda namazi koymayin emri verdi, sonra da gerekirse, öne sonra gerekirse kazaya birak emri geldi , yani durumun ve sitrationunun önemine göre hareket edip, en iyi tercihi yapmak lazimdir. ve ben üc gecedir kameri yani hilali gözetliyorum ve benim ufkum Allah a şükür acik, ve ben üc gün önce gördügüm hilalde dedimki hilalin bir günü kalmiş, ve evet ertesi günde baktim bu gün son gün dedim, ve fakat bu sabah 03.30 gibi bir hilal diye bir parlaklik gözüktü, ama sanki sahte birşeydi, "bir" bütün olandir mesela insan bir bütündür, ve fakat elinin birisi kopmuş olanda insan hükmünde, onunda ölünce cenaze namazi kilinir, yine iki eli kopmuş onunda kilinir, amma bedeninin ücte biri kayip olmuş bir cesedin namazi kilinmaz, sadece kafasi var, namazi kilinmaz, öyle olunca bir bütündür, kücük bir, hani mesela Amerikada gökdelenin birisi evmidir, evdir, amma binlerce evden oluşan bütün bir ev, amma gel istanbuldaki tek katli bir villada ev, o da tek bir ev, amma, o da bir ev degilmi , tayyip amcanin sarayda ev, oda bir ev konumunda amma, kac odasi vardir? yani bir bütün olan kücük birlerde var, fakat birden kücük bir olmaz ve 0,99 demek bir demek olmaz birden 0,00000000001 bile kücük olsa o bir degildir degilmi ve bu sabah bana gösterdikleri ay diye gözüme gözüken hilal konumunda degildi, hialin hilal olabilme hali bellidir, ondan daha kücük artik hilal olmuyorsa, ona hilal denmez, ondan sonra artik ters hilal olma zamanidr, ve bana güya hilaldan kücük hilal hali gösterilmye calişildi, kafir deccal tarafindan, ve ben enayi degilin, dün son hilali gördüm, artik bugün ters hilal vaktiydi. ve Neu mond vakti yeni ayin birinci günü velhasilkelam.



ve öyle olunca dün zilkadenin son hilalini gördüm, ve bu gece aydinlikti ve hava kapali degildi, ve dedim ya yarim hilal gördüm, ve öyle olunca bu gün aslinda Zilhiccenin 1 i dir (9 Agustos 2018) ve son on güne girdik, ve dokuzuncu gün arafat, o da 17 Agustos cuma Arafat ve arefe demek olur, ve 18 Agustos 2018 cumartersi ise zilhicenin 10 u ise bayram (Kurban Bayrami) demek olur, Ey inanan müminler, arafat iki gün olmaz, yanliş gün arefe yapmayin, kafir deccalin oyununa gelmeyin. ve bu günlerde fazladan oruc tutmak ,Allahi zikretmek ,salavat getirmek,kuran okumak,fazladan namaz kilmak, dua etmek, kabeyi tavaf etmek , kutsal yeleri ve kimseleri ziyaret etmek, ana babaya kardeşlere akrabalara hürmet etmek, sadaka vermek, efdaldir, amma bu sicaklarda kimsenin ... yemez afedesiniz cok zor .

Allah Nerde? Allahnın Yardımı Niye Ulaşmıyor Diyenlere Karoglanin Sözü

Dünyamiz Sicaklarla kavrulurken, bu sicaklar sebebi ile bir kivilcimdan alev kapan doga ve orman yanginlari ile Dünyanin bircok yerinin başi dertte, başta Amerika Californiya olmak üzre, yanginlar sönmekde bilmiyor, ve ordaki halk, börtü böcük kurt kuş, allah allah demiyormu, "yardim et allahim" diyen yok mu? var, veee eee Allah nerede, niye yardim etmiyor peki deyince!

VAHDETi VÜCUD HiKMETi NEDiR?

vücüt vücüt icinde kurali, bir vahdeti vücut varki yukarda dedigimiz gibi, mesela bir gökdelen, binlerce ailenin oturacagi yada binler firmanin dükkanin icinde, olacagi bir yapi, ve o bütün olarak bir bina, amma icinde binler ev, binler ev icinde, binler daire var, ve evler icinde, binler pencere, binler kapi var, her evin üc beş insani da var, degil mi? ve öyle olunca, yine bir devlet ,binler il den ve binler ilceden, binler köyden, binler caddeden, binler mahalleden, binler sokakdan, ve binler milyonlar evden,.... meydan gelmiyormu, öyle olunca vahdeti vücut ta, dünyada bir kimsedir, ve kainatta bütün olan biten, onun vücudu icinde meydana gelir, ve sen ise, mesela o vahdeti vücuttaki bir memleketi (mesela akcigeri yada eli kolu tirnagi) temsil ediyorsan(Ve Mide bir bütün, ve o mide denen, aynen muhammed gibi, yada abdülkadir geylani gibi, bir ümmetin, yada tarikatin bir grubun temsilcisinin ismi, mide yada, göz, yada parmak, ve o da onun icindekilerin vahdeti vücutu, ve ona gelen yardim, bütün o temsili milsa ile tirnaga yada, göze, kola gelmiş olur, ve onun hakka yalvarmasi, onun üstündeki bedende, onun agrisinin, sizisinin, fakriyatinin, acisinin hissedilmesine sebeb olur, onun durumun vehmiyetini acikca, rabbine bildirmesi, "sen dah iyi biliyon" deme ey insan, Allah bilirde, sen ona ibraz et ve de ki kol isen, suyunmu bitti, suyumuz bitti de, yanginmi var, yaniyoz de, bahrmi gelmedi, baharimiz gelmedi, karakişda kaldik de, ibraz et maruzatini ve hakka dua et, yardim dilen, dmedi allah dunaiz olmasa....) senin icinde binler ev köy var, ve yine sen mesala bir mahalle isen binler yada onlar sokak ve evden meydana geliyorsun demektir, sende bir vahdeti vücut olup, o makama erince, işde sende icindeki askerininin bir nevi Allah i sin, yani senin kolundaki hücrelerin gücünü saglayacak proteini, eti de, yiyecek olan sensin yine, senin onu yöneten beyninin benzini yakiti olan şekerini yiycekde sensin, yine susayinca, suya ihtiyaci olunca suyunuda sen icecen, sen icersen, onlara su gidip, onlar susayinca su icecebilecekler onlar. ve işde yangin meselesi ise, o californiyadaki yaniginda, böyle, orasi kimin vahdeti vücüdunda ise, o kimse yangini söndürcek yagmur olmasi niyeti ile, agzinin genişligi, dibinin derinliginden büyük olan bi tasddan, serin soguk su icince, o su vücudu icinde, o yangini slöndürcek yagmur olacakdir. yani esas büyük vahdeti vücut, icesrsede elbet bu sonuc meydana gelir, yani öyle olunca, ey mehdi askeri! vahdeti vücut makamnina daha cikamadiniz mi? egeer cikan varsa, o yanginlar sönsün niyeti ile böyle su icsin.

Amma su icme yöntemi, muhammedin su icme yöntemi olmali, lakir lakir su degil, anne memesini emer gibi dudkalrin arasindan süzerek, yani siyim siyim yagmur gibi, yoksa bardaktan testiten dökercesine degil yani, edeb ile su icin, ve herkes yaparsa, bu seferde, dünyayi seller alir, aman dikkatli olun. biz bir defa yaptik bu californiya icin, yagmur karadenize kaymiş, yoldan cevirmiş deccal askerleri, yine biz yapinca Colorado ya kadar varmiş, ancak deccal oynayinca, hak yerini bulmuyor, herkes yaparsa, kime müdahele edecegjni şaşar kalir, ben tek asker olunca, beninimkini alip cevirmesi kolay tabiki bir kişiyin ben. Haydi askerim, zaman vahdeti vücuda cikma zamani, işte Allahin yardiminin ulaşmasi, kolun agridi, askeri sinyal yolluyor, kolunun agrisni bulup, sebebini bulup, ona derman olursan, o icindeki askere, Allah in yardmi ulaşmiş olacak, onlar Allah nerede demeyecekler, işde sen Haslifesin yeryüzündeki halife unutma anla artik.

“Bedir günü gelince Allah Resulü, kendi arkadaşlarının 305, müşriklerin ise 1.000 kişi kadar olduğunu görerek hemen kıbleye döndü, ellerini kaldırdı ve Rabbine yalvarmaya başladı:

‘Allah'ım, bana olan sözünü yerine getir, vaad ettiğini ver! Allah'ım eğer şu bir avuç Müslümanı helak edersen, yeryüzünde şirk koşmadan sana ibadet eden kimse kalmayacak!’

O, kıbleye dönük vaziyette ellerini her an biraz daha semaya doğru uzatarak durmadan Rabbine yalvarıyordu; öyle ki sonunda abası omzundan sıyrılıp yere düştü, Ebu Bekir gelip abasını yerden alarak omzuna örttü, sonra onu kucakladı ve şöyle dedi:

‘Ey Allah’ın Elçisi! Artık yeter, O sana vaad ettiğini kesin olarak verecektir!’

Bu hadise üzerine Enfal Suresinin 9. ayeti nazil oldu.” (Müslim, Cihad, 58)


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِذْ تَسْتَغِيثُونَ رَبَّكُمْ فَاسْتَجَابَ لَكُمْ أَنِّي مُمِدُّكُم بِأَلْفٍ مِّنَ الْمَلآئِكَةِ مُرْدِفِينَ وَمَا جَعَلَهُ اللّهُ إِلاَّ بُشْرَى وَلِتَطْمَئِنَّ بِهِ قُلُوبُكُمْ وَمَا النَّصْرُ إِلاَّ مِنْ عِندِ اللّهِ إِنَّ اللّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

İz testegîsûne rabbekum festecâbe lekum ennî mumiddukum bi elfin minel melâiketi murdifîn. Ve mâ cealehullâhu illâ buşrâ ve li tatmainne bihî kulûbukum ve mân nasru illâ min indillâh(indillâhi), innallâhe azîzun hakîm

Meali :

Hani Rabbinizden yardım istiyor, yalvarıyordunuz. O da, “Ben size ard arda bin melekle yardım ediyorum” diye cevap vermişti. Allah bunu, sadece bir müjde olsun ve onunla kalpleriniz yatışsın diye yapmıştı. Yoksa yardım ancak Allah katındandır. Şüphesiz Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

(Sadakallahul Aziym ENFÂL Suresi 9. ve 10. ayet)

Bedir Savaşı’nda müminlerin meleklerle desteklenmesi konusuna Enfal suresinin 9 ve 12. ayetlerinde de açık biçimde değinilmiş ve bazı sahabiler meleklerin bizzat kafirlerle savaştıklarını ve onları öldürdüklerini ifade etmişlerdir

( Müslim, Cihad, 58; İbn Atıyye, I, 503)



Ve bunun vahdeti vücuttaki tezahürüne gelince, sen mesala hasta oldun, grip olacaksin hissettin, bogazin yaniyor, yada aksirip tiksirmeye başladin, yada bademciklerin hasta oldu, ve mikroplar girdi saldiriyor, ve doktora gittin, ve doktor sana penicilin ignesi yazdi, ve gittin saglik memuresi sana bir peniclin ignesi yapti, ve ignenin icinde 5 000 000 Unite penicilin baktersi var, iyi bakteri, mikroplarla savaşan bakteri, bak işte o vücüdün kirginligini meydana getiren kafir mikroplari öldürmek icin igne oldun, ve sen vücudundaki askerin allahi oldun, ve onlari 5 000 000 savaşci melek ile destekledin, ve Allahin yardmi yetişti işte, amma sen hasta oldun, yataklara düşdün, eyüp gibi Allah bilir dedin sabrettin care aramadin, ve seni iyi edecek ilaci bulamadin, işde öldün gittin, poh yoluna giden niyazi oldun......

Bedirdeki Muhammedin, Meleklerle desteklenmeside böyle, muhammetde bir başka bedenin icindeki bedendegilmi? cünkü mesela, sen sen olmadan, annenin icindeydin, ve annene zeker ile, sirat köprüsünden gecmeden önce ise, babanin bedenindeydin, ve yine babandan önce, baba annendemiydinn yoksa anne annendeymidin,veya bir parcan babanendeydi, bir parcanda aneannendeydi, ve ondan önce babanin babasi ve annenin babasindaydin degilmi? peki muhammed peygamber olarak bir başka peygamberin icindeydi (Tirnak elin icndeki elin parcasi, tirnak elden önce parmak var, ve tirnak yine parmagin parcasi, yine ondan büyük kolun parcasi degilmi) yine insan olarak babasi abdullahin, annesi aminenin icindeydi, ve amine hasta oluduysa ve limon yediyse, işde onun griple savaşacak meleklerini gönderdi, ve muhammed kirginim dedi, ve vücüt hapşirdi tiisirdi, ve amine annemizdebildise tedevsini ve yediyse temsili misal ile bir küflü peynir, veya limon, veya portakal, işde vücudun daki parcasi olan oglu muhammed inde zamanda yolculuk olarak, hem gecmişde, hemde gelecekde meleklerle, kafirlere karşi o nu destekledi demek olmaz mi zaten??????

Gecen hafta din ile alakasi fazla olmadigi sanilan bir meseleye vaazimizda yer verdik, ve bir cok insan yolumuzdan tökezledi düştüler, cünkü onlarin ögrendigi şeriata aykiri haller bunlar, nedir onlardan birisi : oral sex, yani agiz yolu ile sex meselesi , nitekim kuranda gecen musa hizir kissasinda da böyledir, musada HIZIRIN ardinda gidemedi tökezledi, cünkü onun yaptiklarida, o günün şeriati olan, musa dinine ve şeritatina ters işlerdi onlar, bakdi ve yordu bu yanliş dedi, durakladi, sonra ikinci olay, bu da yanliş dedi, peki bugün bize takilanlar nasil gitsin, bizim anlattiklarimizda, bugünün şeriatina ters şeyler, kalb bunu nasil kabullensin, tabiki düşecekler ardimizdan, ama adem cennetten düştü amma, tövbe edip cennete yenidein gitmenin yollarini kazandi, hatasinda diretmemek, burda tövbe gibidir, Osmanli olup bizler, dün matbaadan dolayi adam kesenlerin, ve tren gavur icadi diyenlerin, ardindan haala gitseydik, bugünün Türkiyesi olmazdi, ve hala eşege biniyor, ve haala el yazmasi ile kitap yazcaz diye ugraşirdik, halbuki o günün yanlişinda diretmeyipte, ben bilmem sen bilirsin rabbim deyiverecesin ki bütün işler hallolcak, cünkü Allah bir bilgiyi birine fisildar, oda yapmaya başlar, amma başlangicda o sanki yanliş gibi gelir bircoguna, ama hikmetini bilmedigimiz işlerde, ben bilmem hikmetini sen bilirsin rabbim deyince, o hikmete sende erersin birgün.yine mesela önünde kalagi olan şapkayi bile, fötür şapkayi bile kabul edemedi bu bagnaz dinciler, ve dedilerki : bu müslümanlar secde edemesin diye icad oldu dediler, halbuki yüz logo, ve güneş yanigi ne kadar kötü, ve yüzün logon yanmasin diye icad olan, güneşden yüzünü korumak icin yapilan, kafasi calişan bir amca, yada teyzenin yaptigi bu icad bile irdelendi bilnerce sene, haala bile böyle diyen ahmaklar var, ahmaklar sürüsü var, halbuki ekmegin yüzüde onun logosu nasil ekmek hafif fazla pişince, yüzü esmer olunca bile, firindan alirken bazisi, bu yanik diye almiyor ise, senin yüzün logon yaninca senin ekmek halinde yanmiş olur belki ,ve firinde satilmayan ekmek ve insan olursun, ve insan kursagi yerine ve şansin varsa belki köpeklere yem olursun degil mi ? o yüzden ardimizdan düşenlere hadi acimiyonda geri dönemeyenlere aciyon ben ey azizim.

Gecen hnafta helikobakterin tedavisini ögrettik amma dikkaaat!

Herşeyin Fazlasi Zararlidir Kuralimiz

Ve helikobakteri tedavisini de cok SIK SIK uygulamayiniz, cünkü fazlasi böbreklere zarar verir, ve öyle olunca, yani bir defa tuz tedavisi uyguladiniz, ve vücudunuz artik o helikobakteriye karşi bir antikor üretir, ve sizin bir süre yeni ilac yapmaniza gerek kalmaz, ne zaman bunu farkeden helikobakteri kendini türetipde, yeni bir helikobakteri geliştirdi, ve midenize inince sizi isirmaya başladi, ve bu gastrid olma yoluna dogru gidiyor, bir defa daha yapin,amma en az iki hafta bir daha yapmayin.


Yine gecen hafta karaciger detoxu tedevimizi, şeker hasstaligi tedevimizi makaleler bölümünde yaiynladik, bu haftada vaaaz ekliyelim yani,

Daha çok şeker hastalari veya şeker hastalığına yakalanma riski olan kimselerde ve birde uzun süre veya çoookca şeker hapı kullanan kimselerde ve çok tatlı yiyen kimselerde görülen birşey içtikden veya yedikten sonra agızda gitmeyen şeker tadı hissi meydana gelince , işte diyorki ciğer yani karaciğer ben ağzıma kadar şeker ile doldum diyor yani kirlendim beni yıka diyor.format atıp onu fabrika ayarlarına döndürmek için işte Karaciğer detoksuna ihtiyaç vardır.

Konunun orjinali burada

:arrowunten:

efsane1turk.net/showthread.php?tid=2712

Peygamberimizin Karaciğer Detoksu yöntemi, islami açıdan Karaciğer Detoksu, Bir Günlük Hızlı Detoks

Bir bardak Zemzem suyu, veya saf temiz, asitsiz mineral su, veya saf menbea suyu alınır
Ayakda Bir defada (tek yudumda) içilmek kaydı ile içilir, ve ayakda içdiğimiz için, aynen ayakda duş almak gibi olan, bu yöntem ile, vücdumuzun iç organlarina duş aldırmış oluruz. ve yaklaşık bir 15 dakika ile 30 dakika sonrasında cişimiz gelecekdir, ve bekletmeden hemen gidip, cişimizi yapmakda, o zehirli ve fazla atık maddelerin, vücuttan, sanki içimiz duş alıp temizlenircesine cişimiz ile atacakdır. çok sık olarak yapmayın, sonra kanınızın durulmasına sebeb olursunuz, ve vücut ISISI düşer , ve ISI kaybından ölümlere yol açabilcek rahatsızlıklara yol açar.
Bu formül Karoglan Hoca Başağaçlı Raşit Tunca ya aittir. para ile satılamaz.
PS: Dikkat edin eger Zemzem kullanirsaniz, o çiş yolu ile degil, ter yolu ile atilcakdir, bunuda unutmayin.
Cennet ve cehennem Tasvirlerimize Devam

Muhammedin dönemnindeki yollari düşün ve yine musanin ümmetini düşün, taa israile geldikleri yollari düşün, birde bugünkü otobanlari düşünün, yani cennetin yollari o kadar güzelki, binlerce kilometre otaban, ve arabaya biniyorsun öyle hic sarsmadan, seni bir yerden biryere gidiyorsun. ve eski kagnilarla yada traktörle bile gitsen, hoplaya hoplaya canin cikar, ata binsen hoplaya hoplaya kicini agrilar tutar yorulursun, yine eşek ile ayni, yani bugün ise, sarsmayan asfalt yol keşfiolmuş amaortisörlü arabalar, ve yol kenerairna direkler dikilimiş gece bile yolun görünür halde, lambalar icad olmuş yolun apaydinlik, kuş gibi ucurup götüren arabalar, trenler gemiler, ucaklar icad olmuş, daha hangi cennet ararsin be adam, be kadin, senin bu rahat seyahitini acaba bir defa musa yaşadimi, hz ibrahim ulul azim peygamber deniyor, o yaşadimi haaa, amma bak mehdi vaktindeki seyahatlere, ne rahat degilmi? cennetteki birbilrini ziyaret ederler hadislerini bir okuyun, bu tasvirimize uyuyormu uymuyorumu?

Biri diyor ki senin zikrinde "el mümit" var, sen bunu cekince iyilerde ölüyor bunu biliyonmu diyor, halbuki el mümit heryerde var, sen sanki hayvan öldürmeyincemi, insan öldürmeyincemi, sadece mümit ismi yaşanmayacak, halbuki bitki bile canli, bak bu üzüm tiyegine




bak bu ucundaki iki biyika tiyek derler yada biyik derler, bu biyik yada tiyekleri ile bir yerlere tutunuyor üzüm asmasi, yani bir bitki, bitki görürmü görmese bu alttaki resimdeki o vidayi nasil bilde de oraya biyik atip kendini bagladi yerlere düşmemek icin degil mi?



Bitkilerde duyar, görür, konuşur, hata eli ayagi vardir, böyle bir de hayata tutunur, peki sen bir hiyari koparinca o ölmedimi, sen hiyar kaltili olmadin mi? peki ne oldu, o hiyar öldü işte, sende hiyar katilisin, amma koparmasan dalinda cürüyecek, yani birinde öldü, insan yedi insanda yine can oldu degilmi? o zaman haşr ne işte bak, üzüm asmadayken canli, görüyor biliyor tutunuyor, sonra kopardin, öldü, amma az sonra yedin, sende can oldu artik, sen ahmetsen ahmet oldu, mehmetsen mehmet oldu o üzüm, ve sende birde namaz kildin ise, namaz oldu belki ve rabbinin kaitina gitti, yada sende öldün, peki sen yeni can kimde beden ve can olcan bilyonmu sen kim yiyecek bilmiyon, ve artik ölümü ve cenneti ahireti sen bununla kiyas et ve yor, ne demek, ve mümit heryede ve herzaman tezahür etmekde, vejeteryan olmak, ölüme karşi olmak degildir, bitkide canli canim.

Rabbim insan gibi azizi bir cana kiymayi uygun gören ahmaklarin şerrinden, askerimi ve ehli beyitmi, ve sevenlerimi ve sevdiklerimi korusun inşallah, yoksa bu zalimlerin elinden cekcegimiz var, akillanmaz bu ahmaklar, ne zaman ölüm öldü o zaman kurtulduk bu zalimlerin elinden demek olur, ey bilim adamlari önce gencligiin sirini cözün artik, sonrada ölümü öldürün artik.

------------
DiPNOTLAR :

[1] fetva net/yazili-fetvalar/seferilikte-namazlari-kisaltmadan-dort-rekat-kilmanin-hukmu-nedir

[2] sorularlaislamiyet com/nisa-suresinin-101-ayetinde-gecen-namazin-kisaltilmasi-ne-demektir

--oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--



Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 9 Ağustos 2018 Perşembe

Original Kar © glan

Herşeyden Bir Parça (Kar©glanin 29 Temmuz 2018 Vaazi)



Herşeyden Bir Parça

(Kar©glanin 29 Temmuz 2018 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

قُلْ أَطِيعُواْ اللّهَ وَالرَّسُولَ فإِن تَوَلَّوْاْ فَإِنَّ اللّهَ لاَ يُحِبُّ الْكَافِرِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Kul etîûllâhe ver resûl(resûle), fe in tevellev fe innallâhe lâ yuhibbul kâfirîn

Meali :

De ki; Allah’a ve Rasûl’ü’ne itaat edin. Eğer yüz çevirirlerse bilsinler ki, Allah kâfirliği sevmez.

Sadakallahul Aziym ALİ İMRAN Suresi 32. ayet


---oOo---
Zeyneb binti Cahş (r.a.) der ki:

Peygamber Efendimiz’e:

“–Ey Allah’ın Resûlü! İçimizde sâlihler bulunduğu hâlde biz helâk edilir miyiz?” diye sordum.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Fısk ve fücûr (günahlar) çoğaldığı vakit, evet!”

( Hadis-i Şerif , Buhârî, Enbiyâ, 7)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ كُتِبَ عَلَيْكُمُ الصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى الَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Yâ eyyuhâllezîne âmenû kutibe aleykumus sıyâmu kemâ kutibe alellezîne min kablikum leallekum tettekûn

Meali :

"Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı. Tâ ki (günahlardan) sakınıp takvâya erebilesiniz."

(Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 183. ayet)

Dedikki günah bagimlilikdir, oruc ilede insan bagimliliklarindan kurtulur, ve işde buna delil olcak kapi gibi ayet yukarda yazili, yani taaki günahlardan sakinip takvaya ermek icin oruc tutun, yani insan oruc ile günah bagimliligindan, yine her ne bagimliligi varsa, oruc ile onlardan bir nevi kurtulur, ve bu bir ay olunca tedavi süreci kür halinde tamamlanmiş olur, yani bazi günahlar ise, bir aya bile gerek kalmadan, bu sayede terkedilebilir, elbet günahlarin da actigi yaralarin izi vardir bedende, mesela sigara icipde birakan birisi, yeniden agzina aldigi bir sigara ile, tekrar ayni tiryakiligine dönebilcegi gibi, günah daireside böyledir yani.

Ebû Hüreyre’den (r.a) rivâyet edildiğine göre

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“–İnsanı helâke sürükleyen yedi şeyden sakınınız!” buyurmuştu.

Sahâbîler:

“–Ey Allah’ın Resûlü, onlar nelerdir?” diye sordular.

Resûl-i Ekrem şöyle cevap verdi:

“Allah’a şirk koşmak, sihir ve büyü yapmak, Allah’ın öldürülmesini haram kıldığı bir insanı katletmek, faiz yemek, yetim malı yemek, düşmana hücum sırasında harpten kaçmak, hiçbir şeyden haberi olmayan iffetli müslüman kadınlara zina iftirasında bulunmak.”

( Hadis-i Şerif ,Buhârî, Vasâyâ, 23; Tıb, 48; Hudûd, 44; Müslim, Îmân, 145. Ayrıca bkz. Ebû Dâvûd, Vesâyâ, 10/2874; Nesâî, Vesâyâ, 12)

Dedik ki, biz ahirzamandayiz, ve cennetin katmanlarindan, bir katmanida bizim vaktimiz dedik, daha ileri gelecek zamandaki vakitler de, cennetin daha ileri derecedeki katmanlari manasinda bir tez ve yorum yapmiştik, ve işde eger bizim vaktimiz cennet ise, ve bizler, Muhammed ve ashabini cennete bizden önce vardilar olarak bilmemiz lazim, en iyi cennetlik insanlar onlar, ve diger peygamber azimuşşan efendilerimiz ve, onlarin ehli iman ashablari, ümmetleri de cennetlerde olmali degil mi? öyle olunca onlarinda bizim vaktimizde olmasi lazim degil mi? peki hani Muhammed nerde, Fatma nerde, Hatice annemiz nerede o zaman deyince, yani dedik ki, peygamberimiz hatice annemize buyurdu ki :

"(Hatice) Sen Cenneteki ilk hanınım olursun."

( Hadis-i Şerif )

Bakin bizim vaktimiz olan cennetteki binlerce hatice ile evli mehmedlere, ahmetlere, hamidlere, mustafalara bakin, birinci hanimi Hatce olmuş, yada tek eşi olmuş hatcelere bak, bunlardan sizinde bizimde tanidigimiz olarak onu sectim, mesela Hatice şendil mesela kocasinin tek eşi olmuş.

Yani ezan duasinda müminler yillardir dua eder ki :

اللَّهُمَّ رَبَّ هَذِهِ الدَّعْوَةِ التَّامَّةِ وَالصَّلَاةِ الْقَائِمَةِ آتِ مُحَمَّداً الْوَسِيلَةَ وَالْفَضِيلَةَ وَالدَّرَجَةَ الرَّافِعَةَ وَابْعَثْهُ مَقَاماً مَحْمُوداً الَّذِي وَعَدْتَهُ إَنَّكَ لَا تُخْلِفُ الْمِيعَادَ

Arapça okunuşu: "Allahumme Rebbe hazihi'd-da'veti't tamme. Vesselatil kâimeti ati Muhammedenil vesilete vel fazilete ved dereceter refîate. vebashu makamen Mahmudenillezi veadteh. İnneke lâ tuhlifu'l-mîâd.

Türkçe anlamı: "Ey şu eksiksiz davetin ve kılınacak namazın rabbi Allahım! Muhammed'e vesîleyi ve fazîleti ver. Onu, kendisine vaadettiğin makâm-ı mahmûda (Övülmüş bir makama) ulaştır, Muhakkak ki sen vaadinden dönmezsin"



Bakin Mahmud Ünlü, adi üstünde cübbeli hoca, cübbeli ahmet diye dünyaca ün kazanmiş, ünlü adam işde len, Allah birde bize tiyo veriyor, onun ismi ile "ünlü" diyor, yani övülmüş makam,yada taninmiş kimse olma makami, muhammedin, cübbeli ahmet oldugu övülmüş makamdaki hali işte, yine mustafa islamoglu taa kahirelerde okutmuş allah onu da galiba, ve onuda nerdeyse dünyaca taninmiş bir makama oturtmuş. bak dualarimiz kalbul olmuş, anla artik o bak makami mahmuda ulaşmiş bile, bizde dua ederiz şimdiki halinide daha ilerde dahada iyi makamlara ulaştirisin diye. Yine Fatmalarda erdi o makami mahmuda, hani muhammed o makama erdide fatmasi hatcesi gerimi kaldi? Hayir, yine ibrahim aleyhisselam ismail aleyhisselamlar gerimi kaldi, bak Fatma Girik taninmis övülmüş bir makamda ki Fatmalarindan birisi,
yine mesela ibrahim saracoglu taa viyanlarda grazlarda okumuş dünyaca taninmiş bir prof olmuş, bak övülmüş makama, makami mahmuda oturtmuş Allah onlarida, anla artik, eskilerin duasida bizim dualarimizda kabul oldu ve olmakda bile, dualar kabul oldu, sen de dua et işte.

Abdullah İbni Amr İbni Âs radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Ezanı işittiğiniz zaman, müezzinin söylediklerinin aynısını siz de söyleyin. Sonra bana salâvat getirin. Çünkü bir kimse bana bir defa salâvat getirirse, Allah buna karşılık ona on defa salât eder. Daha sonra benim için Allah’tan vesîleyi isteyin. Çünkü vesîle, cennette Allah’ın kullarından bir tek kuluna lâyık olan bir makamdır. O kulun ben olacağımı umuyorum. Benim için vesîleyi isteyen kimseye şefatim vâcip olur.”

( Müslim, Salât 11. Ayrıca bk. Ebû Dâvud, Salât 36; Tirmizî, Menâkıb 1; Nesâî, Ezân 37 )

Vesile nedir? Tefekkür Sorusu?

Hz. Hatice bu ümmetin kadınlarının en hayırlısı idi. Yüce Rabbimiz onu Cennette köşkle müjdeledi.

Hz. Cebrail aleyhisselam Resulullah’a (sav) gelerek: “Ey Allah’ın Resulü” dedi. “İşte Hatice geliyor. Beraberinde bir kap var, içerisinde katık veya yiyecek, veya içecek mevcut. O yanınıza ulaştığı vakit, ona Rabbinden selam söyleyin ve onu gürültü ve yorgunluk bulunmayan cennette, içerisi oyulmuş inciden mamul bir evle müjdeleyin!”

( Hadis-i Şerif, Buhari, Menakıbu’l-Ensar 20, Tevhid 35; Müslim, Fezailu’s-Sahabe 71, 2432)

şimdi nice hatceler var mesal Hadise hatcenin bir harfini degiştir hadice halbuki ingilizce okursan hadise diye okunur yani "c" harfi "s" diye okunur öyle olunca hadise nin hizmetcisi vardir, saray gibi evi vardir, yine bu sadece bir örnek, nice hadceler vardir, o inci gibi korunakli evleri ve evlerinde hizmeltisi yorulmadan camaşirlari yikanir, yemegi yapilir, ceşit ceşit elbiseler esbablar, saraylar gibi evlerde oturan haticeler, ömerler, ahmetler, osmanlar, hafizeler, ayşeler, fatmalar,..... işde, sen onun hadice oldugnu bile bilmezsin belkide!

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

ضَرَبَ اللَّهُ مَثَلًا لِّلَّذِينَ آمَنُوا اِمْرَأَةَ فِرْعَوْنَ إِذْ قَالَتْ رَبِّ ابْنِ لِي عِندَكَ بَيْتًا فِي الْجَنَّةِ وَنَجِّنِي مِن فِرْعَوْنَ وَعَمَلِهِ وَنَجِّنِي مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve daraballâhu meselen lillezîne âmenûmraete fir’avn(fir’avne), iz kâlet rabbibni lî indeke beyten fîl cenneti ve neccinî min fir’avne ve amelihî ve neccinî minel kavmiz zâlimîn.

Meali :

Allah, iman edenlere ise, Firavun’un karısını örnek gösterdi. Hani o, “Rabbim! Bana katında, cennette bir ev yap. Beni Firavun’dan ve onun yaptığı işlerden koru ve beni zalimler topluluğundan kurtar!” demişti.

(Sadakallahul Aziym TAHRİM Suresi 11. ayet)

yani şimdi nice Assiye ler Asya lar var artik, cennet diyarimizda, ev mal mülk sahibi olmuş, ve hatta firavun gibilerinin zulumundende artik kurtulmuş, rahat ve huzur icindeler artik.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

أُوْلَئِكَ يُجْزَوْنَ الْغُرْفَةَ بِمَا صَبَرُوا وَيُلَقَّوْنَ فِيهَا تَحِيَّةً وَسَلَامًا

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ulâike yuczevnel gurfete bi mâ saberû ve yulekkavne fîhâ tahiyyeten ve selâmâ.

Meali :

İşte onlar, sabretmelerine karşılık cennetin yüksek makamlarıyla mükâfatlandırılacaklar ve orada esenlik dileği ve selâmla karşılanacaklardır.

(Sadakallahul Aziym FURKÂN Suresi 75. ayet)

Bazı günahları ve onların kabirdeki cezalarını bildiren şu rivâyet, konumuz açısından son derece mühimdir:

Semüre bin Cündeb (r.a) şöyle anlatır:

Resûlullah, ashâbına:

“–Rüyâ göreniniz var mı?” diye sorup, “gördüm” diyenin rüyâsını, Allah’ın dilediği şekilde tâbir ederdi. Bir sabah bize şöyle buyurdu:

“Bu gece rüyâmda iki kişi (Cebrâîl ile Mîkâîl) gelerek beni kaldırdılar ve «Haydi gidiyoruz» dediler. Ben de onlarla beraber gittim. Yanı üzerine yatmış bir adamın yanına vardık. Başka biri de elinde kocaman bir kaya ile onun başında duruyordu. Kayayı, yatan adamın kafasına vurup eziyor, taş bir tarafa yuvarlanınca arkasından gidiyor ve taşı alıp getiriyordu. O gelinceye kadar diğerinin kafası da iyileşerek eski hâline geliyordu. Adam, önce yaptığını aynen tekrarlayarak yerde yatanın başını her defasında ezip duruyordu. Meleklere:

«–Sübhânallâh, bunların hâli nedir?» dedim.

«–Yürü, yürü hele» dediler. Yürüdük. Derken sırt üstü yatmış bir adamın yanına vardık. Başucunda da, elinde demir çengel bulunan bir başkası duruyordu. Bu adam, yatan kişinin bir tarafına geçip elindeki çengelle avurdunu, burnunu ve gözünü tâ ensesine kadar yarıyor, sonra öbür tarafına geçip orasını da aynı şekilde parçalıyordu. Bir tarafını parçalarken diğer tarafı eski hâline geliyor, adam da sürekli aynı şekilde parçalamaya devam ediyordu. Ben:

«–Sübhânallah! Bu hâl nedir?» dedim.

«–Hiç sorma, devam et!» dediler. Yürüdük. Fırın gibi bir yapıya vardık. Orada ne söylenildiği anlaşılamayan çığlıklar, feryadlar birbirine karışıyordu. O yapının içinde çıplak bir sürü erkek ve kadınların bulunduğunu anladık. Altlarından alevler yükseldikçe, onlar çığlık atıyor, feryat koparıyorlardı.

Ben:

«–Bunlara ne oluyor?» dedim.

«–Yürü, yürü hele!» dediler. Yürüdük. Nihayet kandan bir nehire vardık. Nehrin içinde yüzen bir adam, kıyısında da yanına birçok taş yığmış bir başka adam vardı. Nehirdeki adam çıkmak isteyince, kıyıdaki onun ağzına bir taş atıyor ve onu yerine geri çeviriyordu. Çıkmak için kenara her gelişinde aynı şeyi yapıyor ağzına bir taş atıyor, o da geri dönüyordu. Ben, yanımdaki iki kişiye:

«–Bu ikisinin hâli nedir?» dedim.

«–Hiç sorma, yürü hele!» dediler. Yürüdük. Çirkin bir adamın -gördüğünüz adamların en çirkini de diyebilirsiniz- yanına vardık. Adam, sürekli ateş yakıyor ve ateşin etrafında dolanıp duruyordu. Ben:

«–Bu adam kim?» dedim.

«–Yürü, yürü hele!» dediler. Yürüdük; içinde baharın bütün çiçeklerinin bulunduğu geniş ve yemyeşil bir bahçeye vardık. Bahçenin ortasında gayet uzun boylu bir adam vardı. O kadar ki, göğe uzanan başını nerede ise göremeyecektim. Adamın etrafında, hayatımda hiç görmediğim kadar çok çocuk bulunuyordu. Ben:

«–Bu adam ve bu çocuklar kimlerdir?» dedim.

«–Yürü, yürü hele!» dediler. Yürüdük, Gide gide büyük bir ağaçlığa vardık ki ben onun gibi güzel ve geniş bir ağaçlık görmüş değilim. Beni götürenler, «Gir oraya!» dediler. Birlikte girdik ve bir tuğlası altın bir tuğlası gümüşten örülmüş bir şehirle karşılaştık. Şehrin kapısına varıp açılmasını istedik. Kapı açıldı, içeri girdik. Bizi, vücutlarının yarısı bugüne kadar gördüklerinizin en güzeli, diğer tarafı da bugüne kadar gördüklerinizin en çirkini birtakım adamlar karşıladı. Yanımdaki iki kişi onlara:

«–Gidip şu nehre girin!» dediler. Bir de ne göreyim, suyu süt gibi, bembeyaz, enine doğru akan bir nehir. Adamlar gidip nehre girdiler sonra çıkıp yanımıza geldiler. Çirkinlikleri tamamen gitmiş, hepsi de son derece güzelleşmişti.

Beni götüren iki kişi:

«–Burası Adn Cenneti’dir, şurası da senin konağındır» dedi. Başımı kaldırıp baktım, bir de ne göreyim; beyaz buluta benzeyen bir köşk.

«–İşte burası senindir» dediler. Ben o iki kişiye:

«–Allah size büyük hayırlar ihsan etsin, bırakınız da oraya gireyim» dedim.

«–Hayır, şimdi değil! Sen oraya daha sonra gireceksin» dediler. Bunun üzerine ben:

«–Bu gece boyunca hayret verici şeyler gördüm. Gördüklerimin anlamı nedir?» dedim. Onlar:

«–Anlatalım» dediler:

«–İlk önce yanına vardığın kafası taşla ezilen adam var ya, o, Kur’ân’ı öğrendiği hâlde terk eden ve uyuyarak farz namazın (bilhassa sabah namazının) vaktini geçiren kimsedir.

Avurdu, burnu ve gözleri demir çengelle yarılan adam, evinden çıkıp etrafa yalanlar yayan kişidir.

(Diğer rivâyette şöyle buyrulur:

«O bir yalancı idi, dünyada devamlı yalan söylerdi. Onun yaydığı yalanlar âfâkı sarardı. İşte bu yalancı kıyâmet gününe kadar bu şekilde azâb görecektir.»)

Fırın içindeki çıplak erkek ve kadınlar, zina eden erkek ve kadınlardır.

Nehirde yüzüp yüzüp de taş yutan adam, faiz yiyen kişidir.

Yanındaki ateşi sürekli yakarak etrafında dolaşıp duran çirkin görünüşlü kişi, cehennem bekçisi Mâlik’tir.

Bahçedeki uzun boylu adam, Hz. İbrahim’dir. Etrafındaki çocuklar da İslâm fıtratı üzere ölen küçük yavrulardır.»”

Müslümanlardan biri:

“–Ey Allah’ın Resûlü! Müşrik çocukları da bunlara dâhil mi?” diye sordu. Resûlullah:

“–Müşriklerin çocukları da dâhildir” buyurdu ve devam etti:

“–Vücutlarının yarısı güzel, yarısı çirkin olan adamlara gelince bunlar, sâlih amellerin yanında kötü işler de yapan kimselerdir. (Ancak) Allah onları affetmiştir.” [1]

(Buhârî, Ta‘bîr, 48; Cenâiz, 93; Teheccüd, 12; Büyû’, 2; Cihâd, 4; Bed’ü’l-Halk, 6; Enbiyâ, 8; Tefsir, 9/15; Edeb, 69; Tirmizî, Rü’yâ, 10/2295)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِۙ مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَۙ وَمِنْ شَرِّ غَاسِقٍ اِذَا وَقَبَۙ وَمِنْ شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِۙ وَمِنْ شَرِّ حَاسِدٍ اِذَا حَسَدَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm.
1- Gul e’ûzu bi-Rabbi’l-felak.
2- Min şerri mâ halak.
3- Ve min şerri ğâsikın izâ vekab.
4- Ve min şerri’n-neffâsâti fi’l-ukad.
5- Ve min şerri hâsidin izâ hased.

Meali :

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.
1- De ki: ben, karanlığı yarıp sabahı ortaya çıkaran Rabbe sığınırım,
2- Yarattığı şeylerin şerrinden,
3- Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden,
4- Düğümlere üfleyenlerin şerrinden,
5- Ve hased ettiği zaman hasedçinin şerrinden. (Allah’a sığınırım).

(Sadakallahul Aziym Felak Suresi)

şeytan a dediler ki : gel sana tevbende vesile olalim, araci olalim, bu davandan vezgec, tövbe et dediler. o da ded iki : o nun cehennemin hatibi oldugunu söyledi, ondan memnun oldugunu söyledi, o da kendince övülmüş makamda idi, o na göre övülmüş bir makamdi orasida yani, yine firavunda zamaninin firavunu hatta müntesiplerince tanri dencek kadar ileri derce bir makamda idi, ve bu gününümüzün zalim yönetici ve firavunu olmakda bir makam, amma iyilerden olma makami ile, kötülerden olma makami farkli. Dün (sadece zaman olarak mecazdir) yunanistana kacan fetocu komutanlarin izi bulunmuş, ve yunanistanda ki o yanan adadalarmiş, ve ordaki bu fetoculari yakmak icin orayi kundaklayan bu tayyip askerleri, sucsuzlara acimayan bu firavun iyilerden olabilirmi Allah aşkina, onun canini yakacak olan fetocular yancak diye, binlerce börtü böcek, hayvan, kurt, kuş, agac, insan can verdi, kimin ugruna, buna baş kaldirdigini iddia ettikleri fetocu komutanlar yüzünden, ve böyle zalim firavun birisi övülmüş makamdamidir, yada zelil bir makadam (Erzel Reis hadisini unutmayin) olmasina ragmen, kendini en aziz sanan ahmakmidir, sigarisini yakmak icin, yumurtasini pişirmek icin, dünyayi ateşe veren neronlardami övülmüş makamdadir? siz söyleyin Allah aşkina. Fetocular zalimde, peki sen masum melekmisin, sen onlara zulmederek, zalimin taa kendisi degilde nesin,Atlar kan kan ile yikanmaz kanda su ile temizlenip yikanir demişler, ya sen (güya) onlarin zulumüne zulumle karşilik verince bir söyle iyi adam mi oldun be adam.

------oOo-------
Cennet Cehennem Kavramlarimiza Devam

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

"Ekmeğe hürmet ediniz. Muhakkak o, yerin ve göğün bereketin- dendir. Sofradan düşen kırıntıyı kim yerse günâhları mağfiret olunur."

(Hadîs-i Şerîf, Feyzü'l-Kadîr)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Bereket yemeğin ortasına iner, dolayısıyla siz yemeği ortasından değil, kenarlarından yiyin."

(Hadis-i Şerif , Ebu Davud)

zayif bir rivayette de ekmegin yüzünü yiyip alt kismini birakanin, ahirette yüzünün o ekmek gibi yolunup alincagi rivayeti vardir. veya yemegin iyi yerini yiyip diger yerlerini başkalarina birakmak, karpuzun göbegini cekirdeksiz yerini yiyip, diger yerlerini digerlerine birakmak ahlaki gibi ahlaklarin cezasi olarak, bizim tezimiz ve yorumumuz ve tasvirimiz olarak Allahu ealem (Allah daha iyisini bilir de) böylelerinin cezasida, işde yüzü sivilceli, olup yüzündeki sivilceleri yolup yüzünü indirmekde olan insan olma cezasidir, yani artik bazi cezalar yarina kalmiyor, bu gün böyle davranirsan, iki hafta sonra sivilce cikar yüzünde ve yüzünü yersin yani, ve Allah, mehdi vaktinden bunlara da tenazül edilmemesi icin, karpuzun da cekirdeksizini icad ettirdi de cekirdeksiz karpuz cikdi artik, herkese eşit, artik dograninca göbegini yiyecen kavgasi yok artik o nun vaktinde(Mehdi Vaktinde), artik karpuzun heryeri göbek gibi cekirdeksiz zahmetsiz.

---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Temizlik imandandır."

( Hadis-i Şerif , Müslim, taharet 1; Darimi, Vudu 2; Müsned, 5/342,344; Acluni, Keşfu'l-Hafa, 291)

Cagimizdaki yaygin hale gelen Helikobakteri Hastaligi ve Tedavisi

Ve bu gün cima adetleri (alişkanliklari) degişti ve Oral seks adet halini aldi. Peki bu devirde cikan bir ahlakmi bu? yoksa yillardir olan bir adet ve ahlak mi?
Oral seks bir kişinin cinsel organlarıyla diğer kişinin ağzı arasındaki temasla olan ilişkidir. Ağzın ve cinsel organların hassas erojen bölgeler olması ve birbirlerine verdikleri uyarının ve zevkin yoğun olması, bu ilişkiyi daha mucivevi yapiyor, bu tür buluşmayı birleşmeyi kaçınılmaz yapmaktadır ve böylce iki taraftaa dah cabuk ve dah zevkli doyuma ulaşmaktadir.
Ancak bunun yan tesiri olan bir hastalik ve mikrop yaratmiş ki Allah, bundada aşiri gidilmeye diye bir hastalik mahafizi koymuş ve nedir o? helikopbakter diye bir bakteri, tükrük yolu ile yutularak mide ve yemek borusu yoluna ve barsaklara dahil olmakda, orda mide üslerioninve mide yanmasinin ve gastridin sebebi olmakda, halbuki o bakteri cinsel organlari korumakla görevli iyi bir bakteri, ama görev alani degişince zararli hale geliyor, ve öyle olunca bu da mide yanmasi şeklinde bir hastaliga yol aciyor, ve bu oral sex te temiz olmak lazimdir, her ne kadar agiz kutsal bir yer sayilsada! dün kagit ta kutsal idi, onun bugün kü gibi afedesiniz onunla kicini sildigni görse ashab seni kilicla dograrlar, cünkü ayet hadis yazcak kagit yokken, ona taharet bezi muamelesi yapani görseler elbet keserler öldürürler, bu gün ise, en yumuşak tuvalet kagidi yapmakta firmalar yariş yapar oldu, birak ki bu sebebden insan kesmeyi öldürmeyi. evet agiz kutsal, ordan kuran kelam ediliyor yemek yeniyor amma işde Allah cok şeyi multi funktion halinde halketmiştir, Allah bunu bugün bildirdi de insanlar bildi, şeytan dahi ilham etmiş olsa bile, ademi cennetten attiran şeytanin yapacaginida biliyordu Allah, bu sürecin başlamasi gerekiryordu diye iman eden birisi, bu oral sex ide Allah biliyordu demesi lazim gelir, eskiden bunu bilen yokmu idi, yada muhammed ne bildide buna karşi tedavi metodu üretti, işde islami usul ile helikobakteriyi derhal yok eden bir tedavi yöntemi, patenti bize (bana karoglan hocaya ait) henüz patenti almadik ama allah katinda muhammedin bu yöntemini buna uygulayip bilebilen tek kimse olarak patent bana aittir, izinsiz alandan hakkimi dava eederim hak katinda. alin kullanin ama benlige gecirmeyin lütfen.
temiz olunursa, bu bakterinin yutulup görev alanin degişmesine sebeb olmazsiniz, amma işde o bölgeleri yikamadan yapilan bu oral sex ile işde o cinsel bölgede görevli bakterileri yutmuş olursunuz, ve yine tükrügünü kullanarak yapilan mastürbasyondanda agiza temas ettiginden yine bu hastalik ortaya cikar, cünkü muhamed vaktinde bu sebebden bu hastalik vardi, bu bakteri vardi, ve bu hastaligi muhammed bildi ve ona tedavisi ögretildi.



Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Yemeğe tuzla başlamak ve bitirmek 70 hastalığa şifadır.

( Hadis-i Şerif ,R.Nasıhin)

işte helikobakteri hastaligina tutulmuş bir mümin, önce elini yikayacak, ve daha önce yaklaşik bir saat öncesine kadar birşey yememiş olcak, veya yani ac karnina sofraya oturcak, ve bir miktar tuz ile yemege başlayacak ve bir miktar mesela yarim dilim ekmek, bir dilim peynir yedikten sonrda bir miktarda su icip, sonundada midenin ve barsaklarin üstüne, yine yemegi tuz ile bitirip, üstüne tuz serperek, o bakterilerin tuz ile yok edilmesini saglayacak (ama dikat bu bakterilerin tamamen yok edilmesi ise tehlikeli onlar cinsel organlarda normal görevlerini yaparlar, cinsel organlari dişden gelcek mikroplara karşi korurlar, sadece görev alanlari degiştigi icin zararli hale gelirler yani onlarin tamami yok edilmez, sadece görev alani digişenler mide ve yemek borusu yolunda olanlari ithaf etmek gerekir sadece) ve öyle mükellef bir sofra ile yemek yemek degil, acil tedavi icin, bir miktar yiyip bu tuz uygulamasini yapan kimse Allahin izni ile ikinci vakte kadar bu hastalikdan ve bakterilerden kurtulur inşallah, ve kurtulan her mümimin, mehdiye ve muhammede salavat getirip, bize bir duada bulunursa memnun oluruz inşallah.

Ve dün muhammed vakti, Hz. Fatima el degirmeninde bugday ügütüp un yapip da ekmek yaparken, bu gün biz gidip bakkaladan marketten bir paket yada hatta bir cuval hazir ögütülmüş un alabiliyoruz, bu cennet degilde ne, bre ahmak. yine dün terayagi yapmak icin, ya ayrani, yada sütü cirpa, cirpa, alincak yag icin, saatlerce yayikda ayran cirpmak, el ile ayran cirpmak gerekirken, bugün mikser diye aletler icad oldu ve yapildi, ve al ayrani, kat icine, ve hic yorulmadan beş dakika cirp, al sana saf halis tereyag, yada schlagobersi cirp, al sana tereyag, yani öyle saatlerce cirpmaya gerek yok, yine muzu sütün icine kat, ve beş dakika bile degil, iki dakika cirp, muzlu süt oldu, yine makarna dokuz dakikda hazir deniyor, degmenler modern yarim satte cuvallarca un ögüten degmenler var, yani öyle olunca dünkü eski toprak yorulmayan insanlr yerine, yeni cocuklar işde böyle, iki dakiklaik muzlu süt cirpmasi gibi, iki dakikda oral sex ile yogrulan sexten olan cocuklar vakti, o kadar elli saat yogurmadan doyuma ulaşiyor ve doyuma ulaşan bir ciftinde cocugu olunca işde cabuk yogrulmuş insanlar, yani işde orala sexde bu devrin hallerinden bir hali ,elli saat dabay daaya ihtiyaca yok iki dakika da oral sex işi bitiriyor, yani muzlu süt kardeşim, muzlu süt miksere koy, elli saate gerek yok fatma gibi bir ekmek yapmak icin saatlerce ugraşmaya gerek yok artik bak makarna dokuz dakika artik hizli insanlar ve hizli üretim ve hizli cocuklar bebeler vaktindeyiz, herşey hizli, modern cagdayizn yani yasak ne? haram ne bakda ögren. dün öyle iki saatte yayikda yag yapinca, o insanlar iki saat yogruluyordu, yorulmayan anne babalar dedelirimiz meydana geldi, onu yiyen ninemiz dedemizden de o yyorulmayan cocuklar meyda geldi amma bu gün mikserde muzlu süt cirpan biri ise, iki dakikalik insanlariz artik, yani öyle dokuz saatlik dünya gezisi degil artiik, iki dakikada beş dakika fest food vakti işde, ym,egi oturupda yemeye bile vakti yok insanlarin, yine cocuklar bu artik. ve cildi gaymak gibi cocukmu yapacak olan, alcak kaymagi yani schalagobersi iki dakika mikserde cirpip yiyecek, ama işde iki dakikalik kaymakdan olcak cocukda öyle saatlerce tepinmekle olmayacak artik işde anla artik, yada saatlerce alcan eline yayik aletini yorulasiya ayran cirpacan, eski toprak bir adem cikaracan meydana ameliniz meyvaniz olcak ey insanoglu.
Bunlara inanmadinizmi, bak herşeyin cennetindeyiz bizler, dün kagit yokdu yazcak dedik, ve kagit olmayinca hafizlara ihtiyac vardi, ve hafizlik yani kurani ezberlemek, hadisleri ezberlemek işi. Hafizlik öyle iki saatlik bir amel degil, yillar süren bir amel, ve muhammed den sonraki, kurani ve hadisleri hifz görevini üstlenen bütün Allah askerlerine coookca teşekkür ediyorum, bu dini bize kadar ulaştirdilar, ama onlar zahmetini cekdi biz şimdi cennetindeyiz, nasilmi? bu gün bilim adamlari bilgisayari buldu, ve bilgisayara takilan festplate, yada cd ler, dvd ler ve SD kartlar buldu, ve bir externe festplatte diyor 3GB alni var , ve bütün sahihi buhariyi icine koy, yine bütün kurani koy, hem seslisini koy, hem yazilisini hem videolusnu koy, bütün tefsirleri koy, meallari koy, yine o hafizdan bu karidan kuran okuyan mp3leri koy hepsini alir icine, ve yani artik öyle yedi sene zahmet cekerek hafiz olcak hafizlara hifzedeneelre de gerek kalmadi, bir hafiza karti bunlarin tümünün görevini görüyor. eee cennet degilde ne bu, ahmak görmüynumu bunlari. peki bunlari bir müslümanmi yapti? hayir, o senin gavur sandiklarinmi yapti yoksa! iyilige teşekkür etmeyi bilmeyen ahmak, Allaha şükretmesinide bilmez dedi muhammed. öyleyse hepimiz kardeşiz, insansiniz, adem evladiyiz, nedir bu kavga, gel mahsun söyle bize, kürt cingen, almanm ingiliz amerikan, hepimiz kardeşiz, bak kedi ile köpek bile dost oldu, artik yilan ile ayni yatakda yatabilen insanlar da var bu devirde, hayvanlarin vahşileri bile bildi vaktin onun vakti oldugunu, mehdi vakti oldugunu, sözden insandan anlar oldular, ve dostluk bilenlerler hali aldi

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَإِذَا الْوُحُوشُ حُشِرَتْ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve izâl vuhûşu huşirat.

Meali :

ve vahşi hayvanlar bile yeninde haşroldugu zaman.

(Sadakallahul Aziym TEKVÎR Suresi 5. ayet)

Dünyada ceşitli yerlerde Evcil Hayvan Mezarlığı yapilmaya başladi artik, insanlar gibi hayvanlarda haşrolacakmiş, onlara da ölümsüzlük ve cennet var artik, haşrolcaklar demek, yeniden beden bulcaklar demekdir.

Bu zamanimiz cenet degilde ne? amma siz haala ahmaklik ederseniz, artik son noktayi Rab oraya koyacakdir, bu nimetlerin degerini bilmezseniz, adem ile havvanin elinden cennetin alindigi gibi, sizin elinizden de bu cennet vakti (Mehdi Vakti Altin Çağ) aliniverir, kiymetini bilin artik.

Dehr Allahdir, zaman da Allahdir veya Allah tandir, öyleyse zamanin kiymetini ve degerini biliniz, zamandan geri kalmayiniz, eski kafali olmayin ey askerim, وَالْعَصْرِ asr suresinde asra yemin budur, zamana yemin eden Allah, zamanin ve bulundugunuz zamanin kiymetini bilin diyor, cünkü onda o zamandan daha ileri gidip kurtluşa erecek olanlar sabredenler ve birde iman edip salih amel işleyenlerdir buyuruyor Rabbimiz. yani öyle olunca, adam bak fest platte keşfetti dijital hafizlar, ve bak salih amel bu işte. yine bilgisayar buldu salih amel gecerli ve kalicive faydali amel, yine televizyon buldu, salih amel, gecerli amel, yine youtube, facebok,.. buldu gecerli ameller, salih amel, günümüzde zamanimizdaki makbul gecerli ameller. salih amel işde azmaninda gecerli akce gibi, gecerli amel demek, mesela dün transistörlü televizyon, bu gün gecer akce yada salih degil artik, o gecerliligini kaybetti, ama bugüna işik tutugu icin ise salih amel, yapan adam kutsal ve cennetlik adam, televizyonu bulan adamin isminde binler adam vardir bugün yani oda cennetimizde artik, bu ilimin bulunmasinda faydali oldugu icin borcu ödenmez bir ameldir, bulana borcu ödenmez bir salih ameldir, ve onun yasalarini geliştirerek ancak daha ilerir gidebiliriz bu amel hususunda.

Öyle olunca; ey Mehdi askeri! Rabbim sizlere zamaninin kiymetini bilip, salih amelleri işleyecek akil ve idrak versin inşallah, bizlerde dahil, sevenlerimiz, sevdiklerimiz ve ehli beytimizde dahil.

DipNotlar :

[1] islamveihsan com buyuk-gunahlarla-ilgili-ayet-ve-hadisler


--oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--



Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 29 Temmuz 2018 Pazar

Original Kar © glan

Zıt Kutuplar Birbirini Çeker (Kar©glanin 20 Temmuz 2018 Vaazi)



Zıt Kutuplar Birbirini Çeker

(Kar©glanin 20 Temmuz 2018 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

أَمَّن يُجِيبُ الْمُضْطَرَّ إِذَا دَعَاهُ وَيَكْشِفُ السُّوءَ وَيَجْعَلُكُمْ خُلَفَاء الْأَرْضِ أَإِلَهٌ مَّعَ اللَّهِ قَلِيلًا مَّا تَذَكَّرُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Em men yucîbul mudtarra izâ deâhu ve yekşifus sûe ve yec’alukum hulefâel ard(ardı), e ilâhun meallâh(meallâhi), kalîlen mâ tezekkerûn

Meali :

Herkim birine zarar vermeyi planlayip, bunun olmasini cagirip durup isterse, ona o kütülügün yollarini da acariz, ve o yapacagi kötülügü keşfeder, ve onu yeryüzündeki kötülere halife yapariz, Allah in ilahligi yaninda, onunki de ne ola ki sanki, Ne kadar az düşünüyorsunuz (Ne kadar KIT akillisiniz.)

Sadakallahul Aziym NEML Suresi 62. ayet


---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Sizden kim bir kötülük görürse onu eliyle değiştirsin; buna gücü yetmezse diliyle onun kötülüğünü söylesin; buna da gücü yetmezse kalbiyle ona buğzetsin. Bu ise imanın en zayıf derecesidir''

( Hadis-i Şerif , (Müslim, İman, 78; Tirmizî Fiten. 1I- Nesaî iman 17 İbn Mâce, Fiten, 20)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَمِن كُلِّ شَيْءٍ خَلَقْنَا زَوْجَيْنِ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve min kulli şey’in halaknâ zevceynî leallekum tezekkerû

Meali :

Ve Biz, herşeyden (zıttıyla kaim kılarak) çift yarattık. Umulur ki böylece siz tezekkür edersiniz.

(Sadakallahul Aziym ZARİYAT Suresi 49. ayet)


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

الَّذِينَ تَتَوَفَّاهُمُ الْمَلائِكَةُ ظَالِمِي أَنفُسِهِمْ فَأَلْقَوُاْ السَّلَمَ مَا كُنَّا نَعْمَلُ مِن سُوءٍ بَلَى إِنَّ اللّهَ عَلِيمٌ بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ellezîne teteveffâhumul melâiketu zâlimî enfusihim fe elkavûs seleme mâ kunnâ na’melu min sûin, belâ innallâhe alîmun bimâ kuntum ta’melûn.

Meali :

Melekler, zulmeden Zalimlerin canlarını alıpda vefat ettirecekleri zaman onlar teslim olurken : “Biz hiçbir kötülük yapmıyorduk” derler. (Melekler de şöyle diyecekler ) “Hayır! Allah sizin yapmakta olduklarınızı hakkıyla bilmektedir.”

(Sadakallahul Aziym NAHL Suresi 28. aye)

zalimlere ve kafirlere bile firsat veren Allah buyurdu ki :

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

اذْهَبْ أَنتَ وَأَخُوكَ بِآيَاتِي وَلَا تَنِيَا فِي ذِكْرِي هَبَا إِلَى فِرْعَوْنَ إِنَّهُ طَغَى فَقُولَا لَهُ قَوْلًا لَّيِّنًا لَّعَلَّهُ يَتَذَكَّرُ أَوْ يَخْشَى الَا رَبَّنَا إِنَّنَا نَخَافُ أَن يَفْرُطَ عَلَيْنَا أَوْ أَن يَطْغَى قَالَ لَا تَخَافَا إِنَّنِي مَعَكُمَا أَسْمَعُ وَأَرَى فَأْتِيَاهُ فَقُولَا إِنَّا رَسُولَا رَبِّكَ فَأَرْسِلْ مَعَنَا بَنِي إِسْرَائِيلَ وَلَا تُعَذِّبْهُمْ قَدْ جِئْنَاكَ بِآيَةٍ مِّن رَّبِّكَ وَالسَّلَامُ عَلَى مَنِ اتَّبَعَ الْهُدَى

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

İzheb ente ve ehûke bi âyâtî ve lâ teniyâ fî zikrî. İzhebâ ilâ fir’avne innehu tagâ. Fe kûlâ lehu kavlen leyyinen leallehu yetezekkeru ev yahşâ. Kâle lâ tehâfâ innenî meakumâ esmau ve erâ. Kâlâ rabbenâ innenâ nehâfu en yefruta aleynâ ev en yatgâ. Fe’tiyâhu fe kûlâ innâ resûlâ rabbike fe ersil meanâ benî isrâîle ve lâ tuazzibhum, kad ci’nâke bi âyetin min rabbike, ves selâmu alâ menittebeal hudâ.

Meali :

Sen ve kardeşin, âyetlerimle (mucizelerimle)(Firavuna) gidin ve Benim zikrimi (Beni zikretmeyi) ihmal etmeyin (daimî zikirde olun). Firavuna ikiniz gidin. Muhakkak ki o, azdı. O zaman ona, yumuşak söz söyleyin. Böylece o, tezekkür eder (anlar) veya huşû duyar. (O ikisi): “Rabbimiz gerçekten biz, onun bize (karşı) ifrata (aşırı) gitmesinden veya azgın davranmasından korkuyoruz.” dediler. (Allahû Tealâ): “İkiniz (de) korkmayın! Muhakkak ki Ben, sizinle beraberim, işitirim ve görürüm.” dedi. O halde ikiniz ona gidin ve ona şöyle söyleyin: “Muhakkak ki biz, senin Rabbinin iki resûlüyüz. İsrailoğulları’nı artık bizimle beraber gönder ve onlara azap etme! Sana Rabbinden âyet (mucize) getirdik. Ve hidayete tâbî olanlara selâm olsun.”

(Sadakallahul Aziym TAHA Suresi 42. ayetten 47. ayete kadar 47 dahil)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Bana hayat bahşeden Allah'a andolsun ki, siz ya iyiliği emreder kötülükten alıkoyarsınız ya da Allah kendi katından sizin üzerinize bir azap gönderir. O zaman dua edersiniz fakat duanız kabul edilmez"

( Hadis-i Şerif , Ebû Dâvûd, Melâhim, 16; Tirmizî, Fiten, 9; İbn Hanbel, V, 388)

"Sizde iki sarhoşluk ortaya çıkmadıkça Allah tarafından gelen hak din üzere devam edersiniz: Cehâlet sarhoşluğu ve dünyaya aşın düşkünlük. Siz iyiliği emreder, kötülüğe engel olur ve Allah yolunda cihad ederken içinizde dünya sevgisi oluşuverince iyiliği emretmez, kötülüğe engel olmaz ve Allah yolunda cihadı bırakırsınız. O gün Kitap ve sünnetin emirlerini yaymaya çalışanlar Ensâr ve Muhâcirlerden İslâm'a ilk giren kimseler gibidirler''

(Bezzâr, Mecmau'z Zevâid, VII, 271)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"İyileriniz zâlimlerinize yardakçılık eder; Fıkıh kötülerinizin, saltanat da küçüklerinizin eline geçer. İşte o zaman fitnenin hücumuna uğrar ve birbirinize düşersiniz" (a.g.e., VII, 286); ''(Bu durumda ise) açık günahlar herkese zarar verir, kötüler iyilere musallat olur, iyilerin de kalbi mühürlenir, lânetlenirler. Fitne günlerinde ise sabırlı olmak ateşi kor halinde elde tutmak gibidir"

( Hadis-i Şerif , Kenzü'l-Ummâl, II, 68-78)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"İsrailoğulları bir kısım günahlar işlemeye başlayınca alimleri onları bu işlerden menettiler. Ancak onlar dinlemediler, vazgeçmediler. Zamanla alimler de onlarla oturmaya, dayanışmaya ve beraber içmeye başladılar. Allah da bunun üzerine, berikinin dalaletini öbürüne katarak, biriyle diğerinin küfrünü artırdı. "Davud'un ve Meryem oğlu İsa'nın diliyle onları lanetledi..." (Maide, 78) Sonra, ayakta bulunan Resulullah (sav) oturarak sözünü tamamladı: "Hayır, nefsimi kudret elinde tutan Zat'a yemin ederim, onları hak adına kötülüklerden men etmezseniz (siz de rızaya eremezsiniz)".
Ravi: İbnu Mes'ud
( Hadis-i Şerif ,Ebu Davud, Melahim 17, (4336); Tirmizi, Tefsir, Maide (8050); İbnu Mace, Fiten 20, (4006)



Karoglanin "Zıt kutuplar birbirini çeker" Risalesi

ЯR bak bu şarkıdaki (Kan ve Gül Şarkısı) gibi, benim logoda böyle, sırt sırta dönmüş iki R, amma bak, benim ebirinci R nin yönü batıya bakarken ikinci R doğuya bakıyorsa işde "R" nin biri ben biri sen, yani mıknatıs aynı kutup olan pozitif pozitifi iter sen negatif ben pozitif isem farklı kutup isek birbirini böyle iki ´"R" sırt sırta olcak şekilde çeker amma sen sistemin soğuk ucu kış burcu, ben ise sıcak ucu merkür isem, böylece yani iki zıt ve, iki çekici kuvvet birbirini ceker, amma sen ne kadar beni, ben seni çeksemde sırt sırtayız yüz yüze değil belki ondandır bu ...
halbuki birinci R batıyaikinci R doğuya bakınca biz ikimiz zıt olmamıza rağmen ЯR yüz yüze bakıyoruz demek olur, R nin bacağını al, iki P yüz yüze P, yani popolar ise bir alta doğru biri üste doğru yada biri doguas biri batiya dogru qp yani biz kavuşmusuz ezelde haberimiz yok yahu Güneşimin eşi olan ikizi kim acaba? P deki yarım daireler güneşimin yarısını temsil ediyor benimki ile seninki bir araya gelirse qp şemse şemse karışınca mevlananın dediği gibi şumuuuus oluruz . şurda güneşe(şumuuuus olmaya) ne kaldıki?

Ey okuyucu ve dinleyici Bu sadece yorumdur kişilerle alakalandırmayınız lütfen, o hal üzeri olan kimseler elbet ......

iyi kimselere zulmedip, haksizlik edip, onlarinda kendisi gibi kötü olmaya aliştirmak ahlaki, şeytanin ahlaki, yoldan cikarmak şeytan ahlaki :
Mesela sigara icmeyen birini sigaraya aliştirmak, yine alkol almayan birini alkole aliştirmak, zina etmeyeni zinaya aliştirmak demek, mesela
Türkiyede trafik sagdan işlerken, ingilteredeki trafik ise, direksiyon sagda fakat, tarfik soldan işler, ve öyle olunca, işde bu başkasini günaha ve kötü ahlaka aliştiran birisinin cehennemi ve cezasi, sadece temsili bir misal ile, ingilterede ehliyet alip, direksiyoni sagdan direksiyonlu arabaya ve soldan tarafige alişan bir adami, yada kadini al gel, Türkiye yada trafigin sagdan işeledigi memlekete, sonra bu adami trafige cikar, alişasiya kadar, ona ne kadar işkence gibi olursa,yada tam tersi ile türkiyede ehliyet alip sagdan gitmeye alişan birini al git ingilterde trafige sok, soldan gitmek ona nasil işkence olursa, işde sagdan giden iyi birini, soldan gitmeye zorlamakda ve cezasida, sanki benim kanaatimce ve tezime görede budur işte.

Günah bagimlilik demekdir bu iyde olabilir kötüde olabilir allah iyilere stop dmekle sana bagimliliklarindan kurtulmanin yöntemini ögretiyor,
hergün kahvaltida iki dilim ekmek biraz peynir biraz zeytin, öglen sulu bir yemek, akşam mükellef bir ziayfet ile doyuyorsan, ramazan orucu ile Allah sana diyorr ki: bunlarda sende alişkanlik oldu, artik onlari biraz terket ki bagimlilik yapmasin diye, oruc emretmiş, ve sen orucla agzina ve beline sex ihtiyacina gem vurursun yine kötü söz söylememek icin diline gem vurursun, oruc tutki bunlara biraz ara ver ve alişkanligin sona ersin emridir o oruc, yoksa cennetlerde bimem yatlar katlar huriler falan, hepsi fasa fiso hikayeler, oruc sana bu dünyada fayda verir, ve seni bagimliliklarindan kurtarir, ne ahireti, hangi ahiret, bak ahiret yurduda burasi dedik, anla artik.
Nefis demek Vücut Denilen Araba veya Motoru süren sürücü , şoför Manasindadir. ve Bu Motor ve araba yaptiklarindan hesaba çekilcek
olduğu için,

onun sanki yabani bir at misali, üstüne binip güzel işler yaptirilabilmesi için, önce terbiyet edilmesi gerekir.Yani sürüş kurallarini ögrenmek gekekir. ve burada islamin şartlari olan namaz ve oruç devreye girer, ve işde oruç ile insan önce nefsine gem vurmayi, yani nefis atina, motoruna gem vurmayi, veyahut arabasinda, nasil fren sistemini kullanmasi gerektiğini öğrenir. ve oruç ile yemeye helal olan birşeye gem vurulur. daha sonra cima ya gem vurlur, yani frene basmasi öğenilir. ve bunu öğrenince, artik insan islamin haram ve yasak dediği durumlarda, frene basip nefis atinin gemini çekerek onu durdurur. ve nefis kazandiği derece ile makam kazanir ve terbiyet ehli olur.

ve işde Ne gariptirki ben bile dönüp ardim bakinca gecmiş bircok günahimdan müebbet yemişim, ve artik onun cezasindan kurtulamiyorum, mübbet müebbet, mesela ilk versionunda dünya para ve ömür diyen birine ceza olarak kargalik verirler, bir lokma icin bir ömür karklar durur, ama sabah akşam sokakda iki ayak üstü, hani ilkokulda tek ayak üstünde durma cezasi verilirdi ya, yani karaglik 500 sene iki ayak üstünde durma cazasi, yani şöyle yan gelip yatamaz dinlenemez, bir sonra iki lokmaya talip, kar kiş kiyamet hep sokakda, ücüncüsü ömürde beşyüz sene, bundan kacman cikman kurtulmanda mümkün degil, meger ölesin, ölüncede seni yeni baştan tekrar karga olarak başlatmayacaklarininda garantisi yok.

Fiili Dua meselesinde deniyor ki, öyle el acip dilden dua etmekle bir fiil meydan gelmez, istedigini gidip alman, yada calişman, isteginin olmasi icin konmuş prosedürleri yerine getirmen lazim ki, istegin yerine gelsin, istegini dua ile Allah tan istiyorsun ama, Allah kim gercek manada
bilmiyorsun, kimden istedigini bile gercek manada bilmiyorsun, amma fiili duada, istedigin şeyin nerde oldugunu bilmen lazim, oraya gitmen lazim, ve yine sen oraya gitmeden, orda onun bitmiş olmamsi lazim, yada sen varmadan yok edilmiş olmamasi lazim. Mesela sen suriye şam a gidecektin ama, teröristler sen varmadan orayi yikdi yumdu, harap ettiler, senin oraya varman artik derdine care olmaz ki. Fiili dua : sebebler zincirine yapişip istegine varman lazimdir, ama zincirde kirilan halkalar, senin ona ulaşmana engel olur yine.

"kaldiramayacagin yükün altina girmeyceksin, cünkü : elin,kolun, belinden ziyade kalbin incinir.

(Karoglan sözü 01.07.2018)

Bak biz burdan kendimizce Mehdilik taslarken elin adamlarinin mehdiligine bak, bir eli balda, bir eli yagda, onu asiyor, bunu kesiyor berikini hapse atiyor(Deccalin Bir elinde cennet olcak bir elinde cehennem) berikinin malinin üstüne abaniyor, kimsenin gıkı bile cikmiyor, agada o paşa da o, padişah da o oldu artik hepsi o, hattaa az sonra firavun gibi tanrida o olursa şaşmamak lazim, yani mehdilik bu degilmi! dünyayi karmaşaya sokmak, tabi canim, o yani mehdi dünyayi ferah ve mutluluk ve bolluga erdirmek icin degilde, insanligi fereha degil karmaşaya sokmak icin geldi dünyaya! yani biz ise bu halimizle öylelerine muhalefet partisi oluyoruz ancak, bak askerim bak ancak muhalefet edebiliyoruz, iktidar ise onlar, şeytan bile bir iktidara sahipken, mehdiye sadece 312 yada 313 asker verilcek olmasi ne aci ne garip degilmi amma hikmet burda skli işde, 312 asker bir köy kadar belki, yada köy bile degil, yani köyün en büyügü muhtardir, cumhurbaşkani yada padişah degilki, bugün iktidar olup ve 80 milyona padişahlik taslayanlara duyurulur , hatta küstahlik edip, "eeeey amerika" "eeeey almanya" ... diyeck kadar ileri gidip dünya padişahligina yeltenen bu küstah adamin götü yiyorsa, sadece bir köye gidip muhtar olsun, ondan sonra mehdilik taslasin, yani askeri 312 kişi olcak adam, komutan olsa ancak yüzbaşidir belki sadece, yada köy sahibi ise muhtardir belki, degildir öyle cumhurbaşkani yada padişah, cünkü 312 kişiye padişah ne gerek saray ne gerek dalkavuk ne gerek, israf yani.

Ve 95 yillik cumhuriyetimizi bu k... yikdi ve adini modern padişahlik yaptilar, ve birde halk infiale gelmesin diye, padişahliga oturdugu gün dişariya gezmeye gitti, olurda olur birisi cikar vurur falan yada ayaklanma falan olurda linc edeerlse diye gezmrye gitt beyefendi götünü korkusundan erkenden kactiki öyle bir durumda kacmasi kolay olsun, amma kalmamiş ki öyle Türk adami taşşakli Türk, sonra feto ipn... akil verdi bu ib... ve dedi türkiyenin bütün illerinde kapak olcak olaylar ve haberlerler kargaşa meydana getircek olaylar meydan getirin dedi ki, ki halk onlarla meşgul olurken, gündemi degiştririn yani, ve arkadan rejim ve istiklal ve cumhuriyet yikilimiş olsun, cumhuriyet kimin kurdugu rejim? tabiki Atatürk ün. Atatürk en düşman kim, saidi nursi, adam Atatürke deccal diyecek kadar ileri giden bagnaz adam, tipsiz kö.. ve ve yillardir, o dava ve kin neferet sürdü, ve bunlar feto ve tayyip i.. bir olup, fetoyu şeytan gösterip, sucu onun üstüne atip, onun sirtindan, onu köprü yapip, saidi nursinin emeline yani atatürk ve cumhuriyetini yikma emeline ulaşdilar, ve artik sonunda Atatürk ü yendik deme durumuna geldir, Halbuki gavurlari dize getiren adam, böyle bir tipsize falan yenilcek bir adam degil amma, gavurlarda amacina bunlara destek vererek. gayesine erdi, yenemedikleri Atatürkü sanki güya yenmiş oldular, artik 95 sene sonra yenmiş oldular, atatürke ait herşeyi bir nevi yok ettiler, ciftiliginede saray kurdurdular, emanetinin üstüne her gün siciyor artik, ve onun kurdugu meclisini, babasinin kahvehanesine cevirdi, ve Atatürk ün devletini, mason ve yahudilere hizmet eden uşak durumuna getirdi, 15 temuzda oynadiklari seneryo ile de, askeri , güya Türk askerini iki keci sakal yikdi endirdi, Türk askeri afedesiniz dünyada silahinin tetigini cekemeyen korkak, yada sikini dogrultamayan iktidarsiz durumunua düşdü, ve bunlar bu feto ve tayyip avenesi birlikte amaclarina ulaşdilar, bizim saf vatandaş da bunlara yalakalik ye yaltaklik ederler de, neye kime hzimet ettiklerinide bilmezler, ve gündem bu kah. ip.. cocuklarinca degiştirildi, ve artik rejim ve cumhuriyetimiz yikildi, o unutuldu da hatta aylardir secim sandiklarini bekleyin diyen insanlarin sözü sesi de kesildi, ve gündemde onlarin yaptigi tren kazasi, ve benzeri ve ve ölenler kalnlar, birde Adnan Oktar ve kedicikleri konu ve kapak haberi oldu, artik bütün gündemimiz adnan ve kedicikleri,onlar o kadar büyük örgüt güya ki, ve bunlari yakalayinca Türkiye kurutuldu da peki, ya Tayyip k.. ve avenesi Cumhuriyetimizi yikarkan yaptigi ne olcak, ve o kibrisa geziye gidecek, zeykirli zeykirli gezecek bir şey olursa nallari kiracak paralarda dişardaki bankalarda yatiyor zaten, ve gıkı cikan olm ayincada döndü ve artik padişahlik yapacak, uyuyan Türk uyaaan, uyutuluyorsun, ve kapak haberi ve gündem olarak sanada adnan ve kedicikleri koyuldu, sen gibi uyuz köpegin önüne iki kemik atti ve adnan ve kedicikleri diye, ve arkada 95 yillik cumhuriyetini yikdi gecti, ve sen uyuyursun, ve sesinde cikmiyor artik, ve unutuldu rejimin degiştigi falan unutuldu, unutttttttuk,unutturulduk, uyan TÜÜÜÜÜÜÜRK!!!!!






Ve ben Karoglan Raşit Tunca Hoca olarak, benim özgür bir devlette, bayragimiz dalgalanirken, hür bir insan (Kafir ve gavurlarin pesentisinde olmayan, hür bir insan) ve müslüman olarak dogmama, ve 18 yaşima kadar yetişmemde vefa borcum olan, ve o özgür ve hür vatan ve bayragi bize ve Türk genclerine emanet etmiş olan Yüce Atam, Atatürk ve Silah arkadaşlarinin emanetine sahip cikamaminin, keder ve üzüntüsü icerisindeyim, ve bu ip... yaptiklari bende bir yerlerde kapanmaz yarelere meydana getirdi ve, muhammedin dişinda hicbir peygamber tam iktidarini kuramamişken, bende zamanin sahibi olarak, onlarin zümresini katilmiş oldum, ve hatta kurulmuş istiklal ve cumhuriyeti muhafaza edemeyip, saidi nursi gibi tipsizin, mezarda dahi kini bitmeyen bu gavur ip.. istiklal ve cumhuriyetimizi yikmasina şahit olmakdan büyük keder ve üzüntü duymakdayim. iktidarini ve medinesini kuramamiş bir muhammed veya muhammed askeri olmak beni derinden üzüyor.


Rabbim bana verdiklerinle elimle gelen ancak budur, artik Atamin ve benim düşmanlarimi sana havale ettim, ben inaniyorumki senin intikamin cok aci olur, senki Azizünzüntikamsin.



--oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--



Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 20 Temmuz 2018 Cuma

Original Kar © glan

Burak ve Refref Kimdir Nedir? (Kar©glanin 12 Temmuz 2018 Vaazi)



Burak ve Refref Kimdir Nedir?

(Kar©glanin 12 Temmuz 2018 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

سُبْحَانَ الَّذِي أَسْرَى بِعَبْدِهِ لَيْلاً مِّنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ إِلَى الْمَسْجِدِ الأَقْصَى الَّذِي بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ آيَاتِنَا إِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ البَصِيرُ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Subhânellezî esrâ bi abdihî leylen minel mescidil harâmi ilâl mescidil aksallezî bâraknâ havlehu li nuriyehu min âyâtinâ, innehu huves semîul basîr.

Meali :

Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed’i) bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.

Sadakallahul Aziym İSRA Suresi 1. ayet


---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Ben Kâbe’nin Hatîm kısmında yatıyordum. Uyku ile uyanıklık arasında bana biri geldi, şuradan şuraya kadar (göğsümü) yardı. (Bu sözünü söylerken boğaz çukurundan kıl biten yere kadar olan kısmı gösteriyordu.) Kalbimi çıkardı. Sonra bana, içerisi îman ve hikmetle dolu, altından bir kab getirildi. Kalbim (çıkarılıp su ve Zemzem ile) yıkandı. Sonra içerisi îman ve hikmetle doldurulup tekrar yerine kondu…”

( Hadis-i Şerif , Buhârî, Bed’ü’l-Halk 6, Enbiyâ 22, 43; Müslim, Îman 264)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَالنَّجْمِ إِذَا هَوَى مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمْ وَمَا غَوَى وَمَا يَنطِقُ عَنِ الْهَوَى إِنْ هُوَ إِلَّا وَحْيٌ يُوحَى عَلَّمَهُ شَدِيدُ الْقُوَى ذُو مِرَّةٍ فَاسْتَوَى وَهُوَ بِالْأُفُقِ الْأَعْلَى ثُمَّ دَنَا فَتَدَلَّى فَكَانَ قَابَ قَوْسَيْنِ أَوْ أَدْنَى فَأَوْحَى إِلَى عَبْدِهِ مَا أَوْحَى مَا كَذَبَ الْفُؤَادُ مَا رَأَى

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ven necmi izâ hevâ. Mâ dalle sâhıbukum ve mâ gavâ. Ve mâ yentıku anil hevâ. İn huve illâ vahyun yûhâ. Allemehu şedîdul kuvâ. Zû mirratin, festevâ. Ve huve bil ufukil a’lâ. Summe denâ fe tedellâ. Fe kâne kâbe kavseyni ev ednâ. Fe evhâ ilâ abdihî mâ evhâ. Mâ kezebel fuâdu mâ raâ.

Meali :

Hava üzre olan o yıldıza (Ufukta görülen Merküre) andolsun. Sahibiniz arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı dalâlete düşmedi ve azmadı. Onun o Heva üzre olan yildiz hakkinda (merkür) hakkinda anlattiklari, nutuk ettikleri (yalan degildir). o nutuk (o anllattiklari) bizim ona vahyettiklerimizdir.(Burdakai vahiyden kasit yani hay ve diri olarak gösterdiklerimizdir buyuruyor, yani vahyuh yahutta hayyun yani hay diri ve canli canli live streaming, yani canli yayin halinde ona gösterdiklerimiz, cünkü o gelecege gitti, gelecek daha o gün olmadiysada, ona kasetin ilerisine sarilip streaming, canli canli live streaming yapilarak, vahyun yuha, yani canli canli, icine müdahale edilme hikmeti halinde gösterildi yani) Onu kuvvetleri pek şiddetli olan (Allah) öğretmiştir. ona gercekler defalarca merrelerce istiva odasindan, yani yönetim odasi, yada reji odasindan gösterildi, ayni matrixin mimarin odasina vardigi yerdeki gibi, yani reji odasinda istiva odasinda, yönetim odasinda, mirra yani "rae" filinin "mirrae" olmuş hali, rae, merru, ve mir ae, yani gösterildi demekdir o da) o en yüksek ufukda idi, yani ufuk yildizi merkürdür o da herzaman gözükmez, amma dünyamizda en parlak yildiz olarak, bir jüpiter, birde merkür parlak olarak gözükür, yani merkür icin yildiz ismi kullanilyor, ve güneşden önceki yildiz, veya şimdiki agiz ile gezegen, yani öyle olunca ayetin devami, Summe denâ fe tedellâ. yani sonra o dünyada dogdu yada, o dünyaya daldi, dane dünya demek, yani merkür dünyasina daldi, yada merkürün yörüngesine girdi, ufuk yildizinin yörüngesine girdi, burdaki ayette gecen "tedalle" kelimesinin manasi ise, bir başka ayet ile ispat edilir, yani nedir o الَّتِي تَطَّلِعُ yani hümeze suresindeki "Elletî tettaliu" daki "tettaliu" kelimesi ayni amma ancak önceki ayetteki halinda sadece TI harfi yumuşatilipda dal, harfine dönmüş hali, aynen bizim dilimizdeki " ahmet yarin gelecek" deki gelecek kelimesindeki sondaki k harfini başka bir cümle olan" ben yarin geleceğim" cümlesinde o "k" harfi yumuşayip yumuşak "ğ" ye döndügü gibi, o ayeteki TI da dala dönüp yumuşamiş sadece, yani talal bedur daki cümle yani dogmak, "ay dogdu üzerimize" ilahisindeki, tala a kelami işte yani, amma orda dal olmuş sadece cümlenin gelişinden dolayi, öyle olunca yukardaki mana olur, öyle olunca ufukdaki merkür demek, yani dünyanin bir sonraki hali, ileri ve gelecege giden hali, merkürde gizli, merkür aynen tavugun icindeki yumurtalarin, sira ile oluşup, sirasi gelenin tavugun götünden cikmasi gibi, gelecekde işde önce merkür gibi oluşup, sonra, biz merkür dünyasinin konumuna geceriz, ilerde yeni bir merkür yumurta oluşur şeklinde gelecek inşa olmakda, ve o zaman demek olur ki, ufukdaki en yüksek ufuk yildizi demek, dünyanin en sona hallerinden bir hali olan gelecek merkür, yada gelecek dünyadaki kabe kavesyne indi, yani kabecike indi, yani kabenin o yeni geleckdeki dünyadaki yeri olan eve, yani merkez kabeye, yada merkez, zamanin sahibinin evi olan eve yaklaşdi, yani mehdinin kalbine yada evine yakinlaştirildi, ve o zamanin sahibi olan mehdinin halleri ile, o anki durumuna müşahede ettirildi reji odasinda, live stremining ile, ve orada kullarda, candan cana dolaştrilip canli olarak, onlara gerekeni sormak, istedigini sorup, ögrenerek streaming edildi, amma o görüntüler aslinda daha gelecekde olanlar işde, yani filimin sonu idi, amma ona daha filimin başindan hizlica gecerek bazi önemli yerleri gösterildi, ve öyle bir streamning ki, öyle bir televizyonki, onlara, orada girip soru sorabiliyor yahut bazi hallerine müdahle edebiliyordu. yani ordaki kullar evha evha, bir bir hay oldular, canlandilar, yani daha canda degillerken, ona live streaming edilince, bir bir canlandilar, ve gelecekde olacak olanlar ona göründü. bütün bunlari o fuad gözü ile gördü, yani alninin ortasindaki, iki kaşin arasindaki, ücüncü göz ile gördü, yani fuad gözü ile gördü, yani iki yay yani iki kaş ve arasindaki fuad, yani dedikya gecen hafta, cennetin alimler kapisi demek, agizdan giripde beyne gidecek lokmalar, yada cocugun beynini oluşturacak lokmalar dedik, işde burasida beynin en üst seviyesi, nefs cakrasi, yada 3. göz, yada epifiz bezi, yada fuad demekdir işde, yani fuadi ile müşahede edip gördü bütün bunlari.
(Sadakallahul Aziym NECM Suresi 1 den 11. ayete kadar)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“−Ben Kâbe’nin Hatîm kısmında uyku ile uyanıklık arasında idim… Yanıma merkepten büyük, katırdan küçük beyaz bir hayvan getirildi. Bu Burak’tı. Ön ayağını gözünün gördüğü en son noktaya koyarak yol alıyordu. Ben onun üzerine bindirilmiştim. Böylece Cibrîl -aleyhisselâm- beni götürdü. Dünyâ semâsına kadar geldik. Kapının açılmasını istedi.

«−Gelen kim?» denildi.

«−Cibrîl!» dedi.

«−Berâberindeki kim?» denildi.

«−Muhammed -aleyhissalâtü vesselâm-» dedi.

«−Ona Mîrâc dâveti gönderildi mi?» denildi.

«−Evet!» dedi.

«−Hoş gelmişler! Bu geliş ne iyi geliştir!» denildi ve kapı açıldı.

Kapıdan geçince, orada Hazret-i Âdem -aleyhisselâm-’ı gördüm.

«−Bu babanız Âdem’dir! O’na selâm ver!» denildi.

Ben de selâm verdim. Selâmıma mukâbele etti. Sonra bana:

«−Sâlih evlât hoş geldin, sâlih peygamber hoş geldin!” dedi.

Sonra Hazret-i Cebrâîl beni yükseltti ve ikinci semâya geldik. Burada Hazret-i Yahyâ ve Hazret-i Îsâ -aleyhimesselâm- ile karşılaştım. Onlar teyzeoğullarıydı.

Sonra Cebrâîl beni üçüncü semâya çıkardı ve orada Hazret-i Yûsuf -aleyhisselâm- ile karşılaştık. Dördüncü kat semâda Hazret-i İdrîs -aleyhisselâm- ile, beşinci kat semâda Hârûn -aleyhisselâm- ile, altıncı kat semâda ise Hazret-i Mûsâ -aleyhisselâm- ile karşılaştık.

«−Sâlih kardeş hoş geldin, sâlih peygamber hoş geldin!» dedi. Ben onu geçince, ağladı. O’na:

«–Niye ağlıyorsun?» denildi.

«−Çünkü, benden sonra bir delikanlı peygamber oldu, O’nun ümmetinden Cennete girecek olanlar, benim ümmetimden Cennete girecek olanlardan daha çok!» dedi.[3]

Sonra Cebrâîl beni yedinci semâya çıkardı ve İbrâhîm -aleyhisselâm- ile karşılaştık.

Cebrâîl -aleyhisselâm-:

«−Bu, baban İbrâhîm’dir; ona selâm ver!» dedi.

Ben selâm verdim; O da selâmıma mukâbele etti. Sonra:

«−Sâlih oğlum hoş geldin, sâlih peygamber hoş geldin!» dedi.

Daha sonra bana:

«−Yâ Muhammed! Ümmetine benden selâm söyle ve onlara Cennetin toprağının çok güzel, suyunun çok tatlı, arâzisinin son derece geniş ve dümdüz olduğunu bildir. Söyle de Cennete çok ağaç diksinler. Cennetin ağaçları “Sübhânallâhi ve’l-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illâllâhu vallâhu ekber!” demekten ibârettir.» dedi.

Sonra Sidretü’l-Müntehâ’ya çıkarıldım. Bunun meyveleri (Yemen’in) Hecer testileri gibi iri idi, yaprakları da fil kulakları gibiydi.

Cebrâîl -aleyhisselâm- bana:

«−İşte bu, Sidretü’l-Müntehâ’dır!» dedi.”

Burada dört nehir vardı: İkisi bâtınî nehir, ikisi zâhirî nehir.

«–Bunlar nedir, ey Cibrîl?» diye sordum. Cebrâîl -aleyhisselâm-:

«–Şu iki bâtınî nehir, Cennetin iki nehridir. Zâhirî olanların biri Nil, diğeri de Fırat’tır!»[4] dedi…” (Buhârî, Bed’ü’l-Halk, 6; Enbiyâ, 22, 43; Menâkıbu’l-Ensâr, 42; Müslim, Îman, 264; Tirmizî, Tefsîr 94, Deavât 58; Nesâî, Salât, 1; Ahmed, V, 418)

Sidretü’l-Müntehâ’da Cebrâîl -aleyhisselâm-:

–Ey Allâh’ın Resûlü! Buradan öteye yalnız gideceksin!” dedi. Resûlullâh:


“–Niçin ey Cibrîl?” diye sordu.

O da cevâben:

“–Cenâb-ı Hak bana buraya kadar çıkma izni vermiştir. Eğer buradan ileriye bir adım atarsam, yanar kül olurum!..” dedi.
(Râzî, XXVIII, 251)

Yani orasi güneşe varmadan önceki son durak, yani merkür kapisi, ve burak ile ancak oraya kadar gidiliyor, yani Burak ise, Allahu alem bizim tezimiz ve tasvirimiz ile ise, o ilerde porsche ve ferrari tarafindan geliştirilip keşfedilcek olan, iki at araba, yani hiz sinirini aşan, ucan araba, yani ferraride logo olarak kanat yok, amma porschede kanat var, yani ayni ilk motorlu uçağı icat edenler Wright kardeşler, ve onlarla birlikde dünyanin bir başka yerinde iki adam daha ayni şekilde ucak icadinda gayret ettiler, birisi hizli davranip erken buldu, ötekide buldu amma işde ilk başaran Wright kardeşler oldugu gibi, bende logiolarina bakip, bu iki araba üretici firmasi olan at logolu resimli ferari ve porscheye görevi yüklüyorum, calişin ve "white porsche burak" , ve ayni ezevaci ve rakibi olan, ferraride gri "ferrari burak" i keşfedin ve kanatli olacaklar, yani o arkadaki spoilesi yani, işte onun(spoilenin) oldugu yerde iki yada dört tane füze motoru olacak, yani kanatli ve ucan araba, ve hiz sinirini aşmiş olacaklar, gözün gördügü kadar hizli giden bir araba olacak, ve iki tane ki ezvac ve rakib, ve o siyah ise, beriki beyaz ki, bu sistemde dünyamizda gelişip, cookca üretilip yaygin ve ucuz hale, herksin alabilecegi hale gelsin, yani ayni gecen haftalardaki anlattigmiz huri gilman vaazindaki huri robotlar ve ucuz robot ve huriler gibi, ucuz ucan araba "Buraklar" zamanina varalim yani.









Sidre-i Müntehâ

Efendimiz’e soruldu:

“–Yâ Resûlallâh! Sidre’yi kaplayan ne gördün?”

Buyurdular ki:

“–Altundan pervânelerin onu bürüdüğünü ve her yaprağında bir meleğin oturup Allâh’ı tesbîh ettiğini gördüm.” (Taberî, XXVII, 75; Müslim, Îman, 279)

Peygamberimizin Allah Teâla’yı görmesi

İbn-i Abbâs -radıyallâhu anh-’tan gelen rivâyete göre Resûl-i Ekrem:

“Ben, yüce Rabbimi gördüm!” buyurmuştur. (Ahmed, I, 285; Heysemî, I, 78)

Bir başka rivâyette Peygamber Efendimiz “Rabbini gördün mü?” sorusuna cevâben:

“Bir nûr gördüm!” buyurmuşlardır. (Müslim, Îman, 292)

Yetim Malı Yiyenler

Allâh Resûlü, Miraç’ta bir topluluğa uğradılar ve gör­düler ki, onların dudakları deve dudağı gibidir. Birtakım vazîfeli memurlar da onların du­daklarını kesip ağızlarına taş koyuyor.

“–Ey Cibrîl! Bunlar kimlerdir?” diye sordu.

Cebrâîl -aleyhisselâm-:

“–Bunlar, yetimlerin mallarını haksızlıkla yiyenlerdir!” dedi. (Taberî, XV, 18-19)

Gıybet Edenler

Resûlullâh, başka bir topluluğa rastladı. Onlar da bakırdan tırnaklarla yüzlerini ve göğüslerini tırmalıyorlardı:

“–Ey Cebrâîl! Bunlar kimlerdir?” diye sordu.

Cebrâîl -aleyhisselâm-:

“–Bunlar, (gıybet etmek sûretiyle) insanların etlerini yiyenler ve onların şeref ve nâmuslarıyla oynayanlardır.” cevâbını verdi. (Ebû Dâvûd, Edeb, 35/4878)

Zinâ Edenler

Peygamber Efendimiz orada; zinâ­kârları, leş yiyen bedbahtlar olarak; fâiz yiyenleri, karınları iyice şişmiş ve şeytan çarpmış rezil bir vaziyette; zinâ edip çocuklarını öldüren kadınları da, bir kısmını göğüslerinden, bir kısmını baş aşağı asılı hüsrâna dûçâr olmuş bir hâlde gördü. (Bkz. Taberî, XV, 18-19)

Borç Sadakadan Üstündür

Resûlullâh yine Miraç’ta yaşadığı müşâhedelerle alâkalı bir hadîs-i şerîflerinde de şöyle buyurmuşlardır:

“Miraç gecesinde Cennetin kapısı üzerinde şu ibârenin yazılı olduğunu gördüm:

«Sadaka on misliyle, borç vermek ise on sekiz misliyle mükâfâtlandırılacaktır.»

Ben:

«−Ey Cibrîl! Borç verilen şey niçin sadakadan daha üstün oluyor?» diye sordum.

«−Çünkü, sâil (çoğu kere) yanında para olduğu hâlde sadaka ister. Borç isteyen ise, ihtiyâcı sebebiyle talepte bulunur.» cevâbını verdi.” (İbn-i Mâce, Sadakât, 19)

Cennete Girenlerin Ekserîsi

Peygamberimiz diğer bir hadîs-i şerîflerinde de şöyle buyurmuşlardır:

“(Mîrâc esnâsında) Cennetin kapısında durup içeri baktım. Oraya girenler ekseriyâ fakirler idi. Zenginler de (hesap vermek için) mahpus idiler. Bunlardan cehennemlik olanların ise ateşe atılmaları emredilmişti. Cehennemin kapısında da durdum. Oraya girenlerin ekserisi kadınlardı.” (Buhârî, Rikâk, 51; Müslim, Zühd, 93)

Abdurrahmân bin Avf’ın (r.a.) Cennetle Müjdelenmesi

Hadîs-i şerîfte buyrulur:

“O gece (Mîrâc Gecesi’nde) Abdurrahmân bin Avf’ı gördüm. Cennete, oturduğu yerde emekleyerek giriyordu. Ona dedim ki:

«–Niçin bu kadar ağır geliyorsun?»

Dedi ki:

«–Yâ Resûlallâh! Malımın hesâbı dolayısıyla, çocukları bile ihtiyarlatacak kadar ağır sı­kıntılar geçirdim. Öyle ki, bir daha sizi göremeyeceğimi zannettim…»” (Muhammed Pârsâ, Faslu’l-Hıtâb, s. 403)

Kaderi Yazan Kalem

Hadîs-i şerîflerinde buyurur:

“(O gece) göğe yükseltildim. Öyle bir makâma çıktım ki, orada kalemlerin gıcırtıla­rını duyuyordum.” (Buhârî, Salât, 1)

Hz. Ebu Bekir Efendimiz’in Tasdîki

Varlık Nûru, Kâinâtın Sürûru Efendimiz, İsrâ ve Mîrâc hâdisesini Kureyş müşriklerine haber vereceği zaman:

“–Ey Cebrâîl, kavmim beni tasdîk etmez!” dedi.

Cebrâîl -aleyhisselâm-:

“–Ebûbekir Sen’i tasdîk eder. O sıddîktır.” dedi. (İbn-i Sa’d, I, 215)

---oOo---

iman demek inanmak demek peki neye inanmak? Allahin varligina birligine, Allah in melekleri olduguna, Peygamberler gönderdigine ve hicbir peygamberi digerinden ayirmadan bütün peygamberleri olduguna inanmak, ve peygamberlerinin bazilarina kitaplar gönderdigine, ve insanligin iyi ve adaletli ve güzelce, hem kendisi, hem etrafini, hem dogayi yaşatip, yaşayabilmesini saglayacak, kurallar zincirini icinde barindiran, kitap ve sahifeler olduguna inanmak, ahiret gününe, yani gelecekdeki iyi günlere inanmak, (haklinin hakkinin alindigi, cezasi gerekenin, ceza ülkesi cehenneme, ve sevap ve güzel işler işleyenlerinde, cennet ülkesine kavuşup ödüllendirilceklerine) inanmak, kadere inanmak yani olan biten her ne varsa, hepsinin rabbimizin takdirinde meydana geldigine inanmak, onun kudreti dişinda başka bir güc bulunmadigina iman etmek yani kisaca "La havle vela kuvete illa billlah" a inanmak, Hayrin ve şerrin yalnizca Allahin kudreti ile meydana gelipde, aciga ciktigina inanmak, ve son şartta öldükten sonra dirilmeye, yani velbeas olmaya inanmak (Bunu birileri reenkarnasyon diye anlatmasina ragmen, bazi salak dinciler, reenkarnasyon yokdur deyipde, birde iman ettik derler, halbuki işde "velbeas" demek, zaten reenkarnasyonun, Din dilindeki ismidir karşiligidir.

Müslüman ne demek ise Allaha ve onun peygamberlerine, Peygamberleriyle gönderdiği tüm hükümlerine inanan kişidir.

Müslüman, İslâm dinini kabul eden, Allah'a teslim olmuş kişidir. Allah Teâlâ'nın, peygamberleri vâsıtasıyla gönderdiklerine ve Muhammed aleyhisselâma îmân eden kişiye denir.

İman kalb işi olduğu halde, İslâm daha çok imanın amel olarak dışarıya yansımasını ifade eder. Nitekim Cibril hadisinde, iman tarif edilirken; "Allah'a, meleklere, kitaplara, peygamberlere, kıyamet gününe, hayır ve şerrin Allah Teâlâ'dan olduğuna inanmandır." buyurulurken; İslâm'ın tarifinde, topluma ilân edilen ve amel olarak yapılması gereken prensipler, yani İslâm'ın beş şartı sayılır:

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"İslâm, Allah'tan başka hiç bir ilâh olmadığına ve Hz. Muhammed'in Allah'ın rasûlü olduğuna şehadet etmen, namazı kılman, zekâtı vermen, ramazan orucunu tutman ve gücün yetiyorsa hac farizasını yerine getirmendir."

(Hadis-i Şerif , Buhârî, İmân, 34, 37, Şehâdat: 26, Tefsîru Sûre: 31/2; Müslim, İmân: 5, 7, 8; Ebû Dâvud, Sünne: 16; Tirmizî, İmân: 4).

Müslümanlagin giriş kapisi olan Kelime-i şehadette islami kabul eden birisi diyor ki: Ben şahid oldum ki, Allah dan başka ilah yokdur, ve Muhammed de onun elcisi peygamberidir diye Kabul edip, dil söyleyip kalp ile tasdik etmekle olur, amma sen bunu daha girişde söylediginde sen neyi gördünde, Allah in tek ilah olduguna şahitlik ediyon, muhammedi ne kadar tanidinda, O nun Allahin gercekden elcisi rasulu ve peygamberi olduguna şahitlik ederim diyorsun, dayanagin ne? kuranda bunlar varsa bile, Hz. Hatice, ve Hz. Ali, Hz. Ömer gibi ilk inananlar icin, daha kurandan birkac ayet var, bunlarda daha bunun delili olcak bir alamette degil, onlar ne gördüde iman ettiler, biz ise kuranin tamamini hazir bulduk, yine peygamberin, binlerce kurani tefsir eden hadisleri varken, bize durum böyleyken böyle, o yüzden haaala iman edemeyenler var, amma onlar canlarini feda edecek kadar iman derecesini erecek bir alamet yok daha o gün, Hz. Muhammed, ben Allahin rasuluyun dedi diye inanmadilar onlar ki, tevrat ve incildeki son peygamber gelecek sözünü duyup, bununda o, yani Hz Muhammed olduguna inananlar, yoksa ortada bir kac ayet varken, bunlarda, daha insani ikna edecek kadar bir ayet degil. o ayetleri git müslüman olmayan degil bir kac, git 10 milyon insana oku, kac kisi bunu anlayipda hemen iman eder bir düşün, yani ilk müslümanlar, ancak olsa olsa, isa ve musa müslümanlari, cünkü tevrat ve incilin müslüman ettigi adamlar, oysa bizler ya anadan, ya babadan, yada bizzat kitabin bütünü kurandan ihya olupda müslüman olanlariz yani, kitabin tamami elimizde var bugün, yine hiristiyanlikda öyle, isavilik yani, ve yine yahudilik veya musavilikde böyle, kitabin tamami elmimizde mevcut.

Bunuda şu örnekle izah edelim : Mesele iki insan, yada iki şirket arasinda bir binanin yapilmasi hususunde bir antlaşma yapilip imzalaninca, mesela der ki bir taraf, benim şu şu şartara sahip bir binaya ihtiyacim var, bunu benim icin sen şu.. miktar paraya bana yaparmisin der, öbürüde kabul edip antlaşma yapip imza atinca, işlemler başlar, ancak o binanin yapilmasi belki aylar, belkide yillar alabilir degilmi, yani öyle olunca işde, müslüman olup şehadet eden birinin gercek şehdeti, ve imani, belki aylari yillari alabilir, gün gün Allahin varligini birligini peygmbelerinin hak oldugunu, kitaplarinin hak oldugunu talim ederek, şehadeti ve imani artarak ziyade olacaktir. yoksa o bina yapilmaya bir tugla üstüne bir tugla konarak başladi ve zaman ila yapilcak oldugu gibi, iman ve tasdik ve bunlara şehadet ise zamanla olacak durumdur yani.

yine iman ile kuranda gecen "Kalu Bela" daki, Allah in, hepimizin Rabbi olduguna şahitligimiz, o kuran meallarinde dendigi gibi sülbünden cikaripda denen meselenin asli ise, hani eger hepimiz Hz. Ademin cocuguysak, o zaman Hz. Adem Cennetten dünya inip, arafatta havvayi bulupda, müzdelifede ilk zifaf gecesi olupda, Hz Adem orgazm olup ilk menisi fişkirip, Hz Havva annemizin rahimine dahil olunca, onun sülbünden bütün insanlik ilk defa cikmiş oldu, o meninin icinde, onunn icinde o, onun icinde beriki, diye binler katman icinde, mesal 1453 te istanbulu fethetcek olan Fatih sultan mehmet te o meninin icinde sakli ve gizli idi, yalniz onun aciga cikmasi ancak taaa dogacagi sene ana babasina, yeniden vaaz olunca, olcak olan acilimda ortaya cikacak bir bebe ve insan idi, öyle olunca, bu kuran da ki

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَإِذْ أَخَذَ رَبُّكَ مِن بَنِي آدَمَ مِن ظُهُورِهِمْ ذُرِّيَّتَهُمْ وَأَشْهَدَهُمْ عَلَى أَنفُسِهِمْ أَلَسْتَ بِرَبِّكُمْ قَالُواْ بَلَى شَهِدْنَا أَن تَقُولُواْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ إِنَّا كُنَّا عَنْ هَذَا غَافِلِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve iz ehaze rabbuke min benî âdeme min zuhûrihim zurriyyetehum ve eşhedehum alâ enfusihim, e lestu birabbikum, kâlû belâ, şehidnâ, en tekûlû yevmel kıyâmeti innâ kunnâ an hâzâ gâfilîn

Meali :

Hani Rabbin (ezelde) Âdemoğullarının sulplerinden zürriyetlerini almış, onları kendilerine karşı şahit tutarak, “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” demişti. Onlar da, “Evet, şahit olduk (ki Rabbimizsin)” demişlerdi. Böyle yapmamız kıyamet günü, “Biz bundan habersizdik” dememeniz içindir.

(Sadakallahul Aziym A'RÂF Suresi 172. ayet )
diye tercüme edilen ayetin manasini biz karoglan hoca Raşit Hoca olarak şöylece anladik ki, yani yukarda ve gecen haftaki vaazda gecen muhammedin miracda gördükleri, istiva odasindaki, yönetim ve reji odasindaki, filimin tümü, veya önemli noktalari ona gösterildi dedigimiz mesele ile, filimin sonunda Rabbimiz katinda, matrix filimindeki mimarin odasinda, yada reji odasinda seneryo ve filim belli, ve filim bitirildi ancak, bazi düzetlemeler yapilmak icin, sadece geri ileri sardiralarak bakilmakda ise, o zaman, filimin sonunda ise ahiret yurdu denilen cennet diyari ve iyilerin cenetteki hali, cehenem halini gören muhammed in miraci ile, o zaman bütün o meninin in acilip acilip, en son insan da kabugunu catlatip insan oldukdan sonraki hali, ve artik hesabin görülüp, herkesin rabbimzi görüp bildigi, iyi ve kötü herkesin onu bildigi, iyilerin cennete gittigi, kötülerinde cehenneme ilhak oldugu bir filim var, öyle olunca işde, o sülbünü cikaripda misak alinmasi, benim kanaaatimce filimin sonunda olan hal, yani bütün insanlik ademin o menisinden cikdikdan sonraki hal, ahiret yurdunda olan olay, yani eger ömür yetse idi, o günlere dogru gider, rabbimizi müşahede ettigimizi bizzat şahid olur iman ederdik, artik ogün rabbi kabul edememek diye bir durum yok, cünkü anya konya artik belli oldugu gün, o gün, kim şüphe edebilir, Allahin Rabbimiz oldugunu o gün, elbet herkes "kalu bela" demek durmunda kalacak olanlariz yani. cünkü sen, deden babani, ninene vaaz etmeden önce, sen dedenin menisinin icindeydin, ordan baban dogdu, babaandanda annene gecdin, annenden sen dogdun, yine bu silsile halinde taaa ademe kadar gidiyor yani.

---
islam fitrati nedir?

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Her doğan, İslâm fıtratı üzerine doğar. Sonra, anne-babası onu Hristiyan, Yahudi veya Mecusi yapar"

( Hadis-i Şerif , Ebû Dâvut, Sünne - 17)

Agacdaki elmada önce doguyor, yani elma cicegini ari dölleyince, cekirdigein dişisinin karni şişip, hamile kalir, sonra o elma oluyor, sonra iş bittimi, hayir güneşe tabi olup, güneşden işigini yeterine alinca, erip tatli yada ekşi bir elma, fitratina uygun bir elma oluyor. o zaman elmada doguyarsa, elmada islam fitarti üzre dogdu demek olmazmi "Küllü mevlûdun yüledü alâ fıtratil islâm." o zaman köpekde dogdu, kedide dogdu, kedi namazmi kiliyorki, müslüman olsun, cünkü islamin 5 şartinden biri, namaz, yada orucmu tutuyorki islam olsun, yada kedininde hac etmesi lazimki fitarti islam olsun demek lazim degilmi, amma burdaki islam fitratindan anlaşilcak olan, müslüman elma, müslüman kedi, müslüman köpek, müslüman ahmet, müslüman franz degil, burda fitrattan kasit, Allah in murad ettigi gibi olmasi, elmanin, elma olmasi icine balik karişmamiş hali, yine kedinin, köpekle karişmamiş orjinal hali, insanin klonlanipn yada döllenip bozulmadigi halin işde Allahin, ne murad icin halkettiyse, o hali, islam fitrati. hatta o hadisde islam fitari yokdur, belkide sadece fitrat üzre kelimesi varken, alimler bunu, parantez icine islam fitrati diye genişletmiş oldukladirindan, bu karmaşa cikdi belki, öyle olunca

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَلِلّهِ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ وَاللّهُ عَلَىَ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve lillâhi mulkus semâvâti vel ard(ardı), vallâhu alâ kulli şey’in kadîr

Meali :

Ve göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. Ve Allah her şeye kaadirdir.

(Sadakallahul Aziym ALİ İMRAN Suresi 189. ayet)

Ayette gectigi gibi, bizim elimizden, mali mülküde bu rezil köpek alip, sonrada bak, mal mülk bizim degil allah in deyipte, kendisi malimizi mülkümüzü diş devletlerdeki bankalara yatirirsa, yarin başi zor durumda kalincada kacip gidip, bizim malimizi mülkümüzü, paramizi citir citir yerken, bizler cezasini cekeriz, burdaki "Allah bütün mülkün sahibidir" iyide kardeşim bak dedik Allah bakkal amca, ciftci amca, tirci sebze kamyoncusu ile, aşci nuriye teyze ile seni doyuruyor tmsili misal ile, Allah hüccetiyle melekleri ile inip gelipde, seni doyurmuyor, biri ekdi, biri bicti, biri pişirdi, birileride yedi işde, onlar doydu, amma kimin eli ile, amma doyuran Allah tamam iman ettik, burdaki bütün mülkün sahibi demekde ayni, bak ben gömlek giyiyorsam, gömlek benim degil, Allahin diye cikarmammi lazim, giderken kefen giyip gidiyoruz tamamda, ölene gömlek ne gerek, daha bu dünyadayken, muhammed gibi son kuruşa kadar vermek degil kardeşim, Allah mal mülk edinmeyinmi dedi bu dünyada, yoksa bu Dünya nasil mamur olcak, senin birşeyin yok, benim birşeyim yok, o zaman ne araba icad olur, ne ucak, ne tarla ekilir, devlet baba o zaman ekde bicde yyiyelim olur, devlet bababa o zaman fabrikada calişda üret, yani devlet Allahmi, hayir devlette Allah degil, eee bu mali mülkü kime vercez o ayete göre, bütün mali kime teslim etcez, allah aşkina bir söyleyin, yani bak bu gömlegi almanin yolu olarak, benim calişip kazanip almam, yahut hayvandan alinin yünü, örüp dikip gömlek yapmam ile Allahin sünnetullahinda, bize elde etme yöntemi olarak konmuş, bir gayret bir zahmet var işin ucunda, yoksa Allah diledigine mülkü verir, dilediginden alir ayeti varn alimran suresinde :

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

قُلِ اللَّهُمَّ مَالِكَ الْمُلْكِ تُؤْتِي الْمُلْكَ مَن تَشَاء وَتَنزِعُ الْمُلْكَ مِمَّن تَشَاء وَتُعِزُّ مَن تَشَاء وَتُذِلُّ مَن تَشَاء بِيَدِكَ الْخَيْرُ إِنَّكَ عَلَىَ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Kulillâhumme mâlikel mulki tû’til mulke men teşâu ve tenziul mulke mimmen teşâ’(teşâu), ve tuizzu men teşâu ve tuzillu men teşâ’(teşâu, bi yedikel hayr(hayru), inneke alâ kulli şey’in kadîr.

Meali :

De ki: “Ey mülkün sahibi olan Allah’ım! Sen mülkü dilediğine verirsin. Dilediğinden de mülkü çeker alırsın. Dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil edersin. Hayır senin elindedir. Şüphesiz sen her şeye hakkıyla gücü yetensin.”

(Sadakallahul Aziym ALİ İMRAN Suresi 26. ayet)

Yani mülk Allah in ama, dildegini mülk sahibi yapanda Allah miş, öyle olunca, benim gömlegim, bana ait, Allah verdi bana, ve kominizm rejimi ile ben gömlegim eskidimi, devletten gömlek istemeye gitmem lazim. oysa kazandigim para ile gider dükkandann özgür secme hakkim ile, al yada mor yasda turuncu bir gömlek alabilirim, giyebilirim, yani cünkü Allah beni mal mülk para sahibi yapti ve buna da kapitalizm demişler, mülk kişilere ait, halbuki Allah in sünnetullahida bu zaten, insanlara ögretmek istedigi, ayni cumartesi yasagi yasasi gibi, buydu zaten. insanlar artik ögrendimi? ögrendi ve uyguluyor bile. yani muhammedin, o son kuruşa kadar vermesi benim görüşüme göre, şu güne göre, yanliş, nasil sen kadinini coluk cocugunu, sag iken, bir yerden bir yere giderken bile, ele emanet edemezken, o coluk cocugun, sen ölünce ellerin elinde kepaze olsa, dilenci durumuna düşse cok mu iyi, sen mali mülkü Allah in diye dagit, coluk cocuk muhtac kalsin, bu nasil hadis len? ya hadis yanliş, ya muhammed yanliş yapti, hagisi diogru şimdi sen karar ver.

Din Nedir? Din ve deyn yani dünya kelimesinden türemedir, ve yani dünya işlerini idame etme kurallaridir, yani bir makine yada beyaz ev eşyasi aldin, bak icine bir tane kullanaim kilavuzu koymuşlar, okurda dikkatlice kullanirsan, o alet erdavatin faydasindan, en iyi şekilde faydalanip, aletinin de cabuk bozulup zarar görmesinin önüne gecmiş olursun, amma okuyup kurallara dikkat etmezsen, belki yanliş bir hareketin, aletinin hemencecik bozulevermesine sebeb olur, dinde işte insanlarin, dünyada birbirine saygili, hayvanlara saygili, dogaya saygili, ve biribirine faydali işler yapip, dünyayi imar edip, rahatca, cennet gibi bir dünyayai inşaa etmek icin, kullanim kurralalrininin icinde oldugu, ilahi bir ferman ve bildiridir.Bize verdigi dünyanin kullanim kilavuzudur yani.

--------
ve kuran cihana şumul ve bütün insanlga indi deniyor, ama kuranda bölgesel kurallar da yaziyor, eger Allah bu kitabi bütün insanlik icin indirdi isen o zaman bir yörenin adeti ile kurali ile ugraşmayip, genel kurallar bildirmesi lazim, oysaki kuranda babalarinizin boşadigi kariyi almayin diye bir yasak oldgu söyleniyor:

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

حُرِّمَتْ عَلَيْكُمْ أُمَّهَاتُكُمْ وَبَنَاتُكُمْ وَأَخَوَاتُكُمْ وَعَمَّاتُكُمْ وَخَالاَتُكُمْ وَبَنَاتُ الأَخِ وَبَنَاتُ الأُخْتِ وَأُمَّهَاتُكُمُ اللاَّتِي أَرْضَعْنَكُمْ وَأَخَوَاتُكُم مِّنَ الرَّضَاعَةِ وَأُمَّهَاتُ نِسَآئِكُمْ وَرَبَائِبُكُمُ اللاَّتِي فِي حُجُورِكُم مِّن نِّسَآئِكُمُ اللاَّتِي دَخَلْتُم بِهِنَّ فَإِن لَّمْ تَكُونُواْ دَخَلْتُم بِهِنَّ فَلاَ جُنَاحَ عَلَيْكُمْ وَحَلاَئِلُ أَبْنَائِكُمُ الَّذِينَ مِنْ أَصْلاَبِكُمْ وَأَن تَجْمَعُواْ بَيْنَ الأُخْتَيْنِ إَلاَّ مَا قَدْ سَلَفَ إِنَّ اللّهَ كَانَ غَفُورًا رَّحِيمًا

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Hurrimet aleykum ummehâtukum ve benâtukum ve ehavâtukum ve ammâtukum ve halâtukum ve benâtul ahi ve benâtul uhti ve ummehâtukumullâtî erdâ’nekum ve ehavâtukum miner radâati ve ummehâtu nisâikum ve rabâibukumullâtî fî hucûrikum min nisâikumullâtî dehaltum bihinn(bihinne), fe in lem tekûnû dehaltum bihinne fe lâ cunâha aleykum, ve halâilu ebnâikumullezîne min aslâbikum, ve en tecmeû beynel uhteyni illâ mâ kad selef(selefe). İnnallâhe kâne gafûran rahîmâ.

Meali :

Size şunlarla evlenmek haram kılındı: Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeş kızları, kız kardeş kızları, sizi emziren sütanneleriniz, süt kız kardeşleriniz, karılarınızın anneleri, kendileriyle zifafa girdiğiniz karılarınızdan olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız, -eğer anneleri ile zifafa girmemişseniz onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur- öz oğullarınızın karıları, iki kız kardeşi (nikâh altında) bir araya getirmeniz. Ancak geçenler (önceden yapılan bu tür evlilikler) başka. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
(Sadakallahul Aziym NİSA Suresi 23. ayet)

Bu ayette annelerinizle evlenmeniz yasak edildi kurali var, yani muhammedin bölgesel gördügü bir karar degil, ayet koskoca bir delil, ve hüccetki, bütün insanliga hitabdir, bu öyle yöresel bir yasak degildir, oysaki Allahdan başkasina tapmayin kurali, sanki yöresel gibi, cünkü araplarda puta tapma hatasi vardi, amma bu hata yahudilik ve hiristiyaanlik dinini bilen biri icin olamaz, onlar zaten Allah a inanirlar, yani Allah dan başka allah olduguna inanan araplar idi, ki onlara yasak edilen yöresel bir yasakdir, amma bilen zaten Allah in birligine inaniyor, öyleyse kuranada bazi yöresel yasaklarda var, muhammedin kerih görüp, o konuda ici sizladigi yerler kurana girmiş, ve yasak edilmiş gibi gözüküyor, o yüzden muhammedin yasak koyma hakki vardir gibi bir kural var kuranda :

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

مَّنْ يُطِعِ الرَّسُولَ فَقَدْ أَطَاعَ اللّهَ وَمَن تَوَلَّى فَمَا أَرْسَلْنَاكَ عَلَيْهِمْ حَفِيظًا

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Men yutiır resûle fe kad atâallâh(atâallâhe), ve men tevellâ fe mâ erselnâke aleyhim hafîzâ.

Meali :

Kim Resûl'e itaat ederse, böylece andolsun ki Allah'a itaat etmiş olur. Ve kim yüz çevirirse, o taktirde Biz seni, onların üzerine muhafız olarak göndermedik.

(Sadakallahul Aziym NİSA Suresi 80. ayet)

Yani bu ayete göre, muhammed de yasak koyup, bazi şeyleri haram etmiş olabilir, ve muhamed elbette arap yarimadasinda yaşadigi, ve bir bizans ve romayi ve kurallarini, adetlerini, ne kadar bilebilirki, hele birde o devirde, iletişimin ve ulaşimin o kadar yaygin olmadigi o devirde, öyle olunca araplarda ve yaşadigi memlekette gördügü kötü fiilleri yasak ettiyse, yani din bir nevi birde muhammedin o anki milleti yönetmek icin kullandigi rejimi, ve anaysasi gibi, yada medeni yasalari gibi, kurallari ihtiva ediyor, elbet rabbimizin bildirdikleri var, amma Allah O nuda bazi hukuklarin görülüp konmasinda musavi birakip, ona uyan bize uymuş olur kurali formülü getirmiş, cünkü onun yanliş yapmayacagini sanki garanti altina almiş, amma o günkü haller ile, bugünkü haller bir degil, ve bak dedik yukarda, son meteligine kadar sadaka diye verirsen ardinda birakdigin, el degil, senin karin coluk cocugun, ve onlar senden sonra ne yapacaklar, nasil kazanaip nasil yiycekler, hatta daha ikinci ögünü yiyecek lokmalari olmaz, devletmi bakacak bunlara, yada birde daha ergin olmamiş cocuklar falan varsa, kadin calişcak durumda degilse, bunlar kepaze olur kardeşim, onlar sen hayattayken coluk cocugunduda ölünce elin cocugumu oldular be adam, yani ya muhamed o gün öyle gördü, öyle yapti, ve bugün ise bu dogru degil ,yada o hadis yalan ve uydurma, ve muhammed öyle bir yanliş yapmaz dememiz lazim gelir. kuran cihan şümul olabilmesi icin muhammed in bütün dünyayi gezip tanimiş, heryerde bir mikdar yaşamiş olmasi lazim ki oranin yanlişlarini gördün, ve oranin halkina, bakin bu yaptginiz yanliş diye kural koysun, oysaki muhammedin gördügü, belki iki devlet üc devlet, o daha ilerisini bilemezki, öyle olunca, incilde böyle tevratta böyle, bir nevi sanki yöresel rejim kurali gibi, amma kuranda rabbimizin bizzat bilip parmak bastigi ana kurallar onu cihan şumul yapiyor.
mesela bir adam doktor ve hijyen üstüne hijyen yapmak zorunda iken, bir adamda tuvalet bekcisi, ve o adam onun bunun, afedesin sictigini işedigni sicratip batirdigini temizlemekle sorumlu, bunlari temizlerken, ne kadar dikkat edersen et, elbet o da üzerine eline koluna sicranti olacakdir, ve o zaman o doktor gibi hassas birine gecerli olan hijyen kurali, bu adama gecerli olurmu, adam dalgic kiyafeti giyipdemi temizlik yapcak bu tuvaleti ha! yani o hadisde gecen
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Kabir azabının çoğu idrar sıçramasındandır"

( Hadis-i Şerif , Buhârî, Vudu, 55; İbn Mâce, Tahâret, 26)
kurali bu iki adamda ayri ayri tezahür gösterir, ve ikisindeki ayri haller, birine helal olan, digerine yasak olur yani, öyle olunca yöresel bir kuralda bir başka memlekette uygun degildir, mesele güneşlik bir toprakdaki bitkiyi, iki günde yada, hatta her akşam sulamak gerekirken, gölgelik bir ortamdaki cicege, öyle her akşam su verirsen, cicegin kökü cürür ve ölür, rahmet len, rahmet, Allahin rahmeti işde, birini yaşatirken, birini cürütüp öldürüyor, öyle olunca, birine yasak olan, digerine sevap bile olabilir, o yüzden kurallar, bireylere, zamana, mekana ve birde kişilere göre farklilik gösterir. daha önce yazdik aspirin bir hastaliga iyi gelirken, yada domates fayda verirken, bir başkasina zarar verebilir dedik, yani kuraninda cihan şumul olmasi, bir nevi biraz zorlaşiyor, bu hususda, yani dedikya, birine yasak olan bir hal niye başkasina helal olsun demeyin, bak ev yapan biri icin yer cekim kuvveti cok mühim ve elzem iken, ucak yapip ucmak isteyen icin, yercekimi cok kötü bir durum bunu aşip kirip yenmek lazim, ve kuranda cihan şumul kurallar oldugu gibi yöresel kurallarda var, ve tevratin bazi hallerinin incilde kalkmasi, olmayan bazi hallerin de eklenmsi, yine incilde olmayan bazi hallerin kuranda olmasi, yine incilde helal olan şarap, ve benzeri bazi helallerin kuranda yasak olmasi, işde yörsel ve kişisel bazi hallerden dolayi, yani dün transistörlü radyo icad edildiydi, transistörlü televizyon vardi, bu gün daha iyileri bulundu, artik o kocaman transistörlü radyoya ihtiyac yok, gelişdi artik insanlik, haala biz büyük transistörlü radyo kullancaz demek ahmaklilk olur bu gününmüzde yani, dinde reform varmidir vardir tabiki, incil ile tevrata reform getiren Allah, kuran ile de incile reform getirildi ve bu günümüzdede bazi kurallara bak abdestsiz kurana dokunma kurali, ve geldik icinde ezan ve kuran yüklü cep telefonlarivaktine ve ezan okuyan kuran okuyan, kuran yüklü telefonla tuvalete girmek cikmak hali, abdestsiz taşimak hali, bu reform olmadan nasil anlaşilcak bugün, ve evet reform vardir, kimler reform getirebilir, tabiki zamanin sahibi mehdi bu görevi ancak üstlenebilir ondan daha fakih ve alim kimse o devirde olmayacakdir, öyle olunca dinde reform nerelerde gerekir bakip incelemek, ve gerekli hususlari reforme etmek lazimdir .
-------
Allah kuran ile "R" harfine bir kural koymuş, arapcada r kalin harfdir ve "RA" diye okunur re olmaz ri olmaz "RI" olur halbuki ingilizcde i var I yok ne yapcaz
bunu da şu örnekle aciklayalim : mesela avusturya elektrik yasalardina ana hattan eve cekilcek saatten önceki elektrik kablosu en az 10 mm² yada 16 mm² kalinlikda olcak diyor kural koyan, yoksa yangin cikarma tehlikesi var, ve amma eve elektrik hatti girdikden sonra, saatten sen buzdolabinin fişini takacagin pirize 1,5 mm² kablo cekebilirsin, amma ana hat diyor 16 mm² olcak diyor, öyle olunca, yani ra harfide işde kalin olcak, öyle buzdolabi pirizi kablosu gibi re yada ri olmayacak ra ana hat kabolsu kalin olcak diyor rab, ve kuranda rab isiminde ra kalin, rahmanda kalin, rahimde kalin rauf da kalin, refik ince diyorlar halbuki refik isimi rafakattan geri türemedir, refakat degil rafakattir onun asli, yani o zamadan rafik olur, refik olmaz, ve carptigi harf ince olunce, kef ince bir harf olunca, ayni zile comagi vurunca cin cin dedgi gibi, davula vurunca dom dom dedigi gibi, refikde de r kefe carpinca ince bir se cikarir olmuş, yani o yüzden asli rafakat olan kelime refik olmuş yani incelmiş yani, oda ici elektrik kablosu icin artik 16 mm2 gerek yok, artik ev icinde 1,5 liyada indirebilirsin artik hatti demek gibi yani. bizde raşid ismi ile dünyadaki kalin raaairin temsilicisi olarak dünyada "RA" lari cogaltmak ile sorumluyuz, ve rabbim, görevimizi kabul olmuş amellerden eyleyip "RA" larimiza hududu aşmadan bereket versin inşallah.
elif lam mim ra daki , mim insan spermi yani insan olmadan önceki hali, ondan önce hayvan hali var lam, yani egik sirti yukari namazda ruku, ondan önce mimin önünde r var, yani sperm denen şey afedesiniz r borusununun icinden gecipde fişikiriyor, yani ra ise ulu yarah ulu rahman demek, yada ulu rahim demek r hali. sperm olsa rahman ve rahim olmasa görev tamam olmazki, ve elif ise, artik o tohumun ra lardan gecipde adem ve insan oldugu hali demekdir.


ref ref ise yürüyen merdiven, yada asönsör demek, ve matrixde var sage kadina, kahine giderken, neonun dejavu yaşadigi, iki kedi gördügü yerdeki asansör, veya yada yürüyen merdiven, artik varilcak yere varmadan önce ki yürüyen merdiven,
diyorki hadisde: Allahu Teala Hz. Muhammede miracda, 12 imam ve onücüncü mehdiyi gösterdi, mehdi cok parlakti nurlu idi, öyle olunca bu kim diye muahammed sordu, Allahu Teala: o mehdi dedi, ve mehdinin özelliklerini saydi, ve muhammede mehdiyi görmek istermisin diye sordu. Hz. Muhammed de evet diyor , öyle olunca biraz daha yürü diyor yani yürüdükce gelecege yürüyen muhammed, ve tavugun yumurtalarinin oluşmadan önceki hani yumurtaninin icindeki kviricik bir kanli damar olurya, yani kivircik yer, yani damar, yada hat, yada asansör, yada yürüyen kivicrik merdiven, işde yani gelcege varmadan önce gecilcek asansor ,ve o da refref yada raf raf, yani yürüyen bir merdiven, hatta her merdiven raf ve, raf raf üsütünde raf halindedir, öyle olunca, raf uzatildi, ve raf, ref, rauf, rauf, rauf demek yukari yükseltildi yani. "Himmelsleiterr" yani.

Rabbim, rahman ve baba olacklara, rahim ve anne olacak olanlara, rab ve ana baba ata olcak olanlara, yine raşid olacak olanlara ve biz gibi raşit olacak olanlara ve raf raf ile yüksletilceklere, rauf ismini taşiyacaklara (RAFRAF) mehdiye ve askerine merdiven ve asansör, araba ve binek olcak olanlara bereket versin inşallah.

--------------------------------

Dipnotlar:

[1] Cenâb-ı Hakk’ın kasem ettiği yıldız kelimesi ile alâkalı olarak müfessirler birtakım îzahlarda bulunmuşlardır. Bunların en mühimi olarak da “yıldız”ın Hazret-i Peygamber, ya da Kur’ân-ı Kerîm’den kısım kısım inen âyetler olduğunu zikretmişlerdir. Bu durumda yıldıza kasemin mânâsı şöyle ifâde edilmiştir:

1- Mîrâc’a çıkmış ve inmiş olan Muhammed Mustafâ üzerine yemin olsun!
2- Kur’ân’ın nüzûlü esnâsında her gelen vahyin inzâl zamânına yemin olsun!

[2] Ayrıca bkz. Buhârî, Tefsîr 17/3, Eşribe 1, 12; Nesâî, Eşribe 41.

İsrâ ve Mîrâc hâdisesi ile, İslâm’ın bir fıtrat dîni olduğu te’kîd edilmiş; içi bozuk ve kalbi hasta kimselere semâvât kapılarının açılmayacağı beyân olunmuştur.

[3] Hazret-i Mûsâ -aleyhisselâm-’ın ağlaması hasetten kaynaklanan bir durum değildir. Elde edemediği bir kemâl hâline hüzünlenmesi sebebiyledir.

[4] Bir görüşe göre Nil ve Fırat nehirlerinin Resûlullâh tarafından Cennette müşâhede edilmesinin mânâsı şudur:

İslâm’ın nûru yeryüzüne yayılacak; İslâm, Nil ve Fırat havzasındaki bereketli topraklara hâkim olacak, o bölgeler İranlıların ateşperestliğinden ve Bizans’ın teslis inancından kurtulacaktır. Bu vâdinin ahâlîsi nesiller boyu tevhîdin sancaktarlığını yaparak İslâm’a hizmet edecektir.


--oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--


Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 12 Temmuz 2018 Perşembe

Original Kar © glan

En iyi Allah ise, En Kötü Kim? (Kar©glanin 3 Temmuz 2018 Vaazi)



En iyi Allah ise, En Kötü Kim?

(Kar©glanin 3 Temmuz 2018 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

بَدِيعُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ وَإِذَا قَضَى أَمْراً فَإِنَّمَا يَقُولُ لَهُ كُن فَيَكُونُ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Bedîus semâvâti vel ardı, ve izâ kadâ emren fe innemâ yekûlu lehu kun fe yekûn.

Meali :

Yerlerin ve Göklerin(Semanin) ,"En iyiside" En Kötüsüde O dur. O Bir işe hükmetti mi ona sadece “ol” der, o da hemen oluverir.

Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 117. ayet


---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Bir kişi, kaderin, hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna inanmadıkça, mümin sayılmaz."

( Hadis-i Şerif , Tirmizî)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

Yukarda yazdigmiz ayeti bir önden alip bir sonrasina da gecersek

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَقَالُواْ اتَّخَذَ اللّهُ وَلَدًا سُبْحَانَهُ بَل لَّهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ كُلٌّ لَّهُ قَانِتُونَ بَدِيعُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ وَإِذَا قَضَى أَمْراً فَإِنَّمَا يَقُولُ لَهُ كُن فَيَكُونُ وَقَالَ الَّذِينَ لاَ يَعْلَمُونَ لَوْلاَ يُكَلِّمُنَا اللّهُ أَوْ تَأْتِينَا آيَةٌ كَذَلِكَ قَالَ الَّذِينَ مِن قَبْلِهِم مِّثْلَ قَوْلِهِمْ تَشَابَهَتْ قُلُوبُهُمْ قَدْ بَيَّنَّا الآيَاتِ لِقَوْمٍ يُوقِنُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve kâlûttehazellâhu veleden, subhâneh(subhânehu), bel lehu mâ fîs semâvâti vel ard(ardı), kullun lehu kânitûn. Bedîus semâvâti vel ard(ardı), ve izâ kadâ emren fe innemâ yekûlu lehu kun fe yekûn. Ve kâlellezîne lâ ya’lemûne lev lâ yukellimunâllâhu ev te’tînâ âyeh(âyetun), kezâlike kâlellezîne min kablihim misle kavlihim, teşâbehet kulûbuhum, kad beyyennal âyâti li kavmin yûkınûn

Meali :

Allah çocuk edindi dediler. Haşa! O bundan münezzehtir. Oysa göklerde ve yerde olanların hepsi O’nundur, hepsi O’na boyun eğmiştir. Yerlerin ve Göklerin(Semanin) ,"En iyiside" En Kötüsüde O dur. O Bir işe hükmetti mi ona sadece “ol” der, o da hemen oluverir. Bilmeyenler, “Allah bizimle konuşsa, ya da bize bir mucize gelse ya!” derler. Bunlardan öncekiler de tıpkı böyle, bunların dedikleri gibi demişti. Onların kalpleri (anlayışları) birbirine benziyor. Biz âyetleri, kesin olarak inanacak bir toplum için açıkladık.

(Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 116,117 ve 118. ayetler)

imanin şartlarindan olan "hayır ve şerrin Allah’tan (c.c.) geldiği" ne iman eden birisi anlamaliki, Allah Edz dzar ismi ile, yani zarar veren ismi celali ile, birine bir celal ve zarar verince, ve zarar veren bir şerri yapana biz, kötü kimse diye atfediyoruz, öyle olunca eger zarar veren Allah ise, o zaman dünyadaki yaratiklarindan, zarar veren mahluk ve insanlar, işde kötü olanlar, öyle olunca Allah Habil gibi sadece cok iyi olsa, kötü olan kabil onu öldürüp zarar verince, Allah in, Allah olma vasfi zayif kalir, ve yenilmiş olur. oysaki Allah eger habili yaratip onun iyi işler işlemesine vesile olan Allah ise, kabili de yaratip, onunda zarar veren, şer işler işlmesinide yaratan olduguna iman, işde hayirinda şerrinde Allah dan olduguna iman etmek olur.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَلَئِن سَأَلْتَهُم مَّنْ خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ لَيَقُولُنَّ اللَّهُ قُلْ أَفَرَأَيْتُم مَّا تَدْعُونَ مِن دُونِ اللَّهِ إِنْ أَرَادَنِيَ اللَّهُ بِضُرٍّ هَلْ هُنَّ كَاشِفَاتُ ضُرِّهِ أَوْ أَرَادَنِي بِرَحْمَةٍ هَلْ هُنَّ مُمْسِكَاتُ رَحْمَتِهِ قُلْ حَسْبِيَ اللَّهُ عَلَيْهِ يَتَوَكَّلُ الْمُتَوَكِّلُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve le in seeltehum men halakas semâvâti vel arda le yekûlunnallâhu, kul e fe raeytum mâ ted’ûne min dûnillâhi in erâdeniyallâhu bi durrin hel hunne kâşifâtu durrihi ev erâdenî bi rahmetin hel hunne mumsikâtu rahmetihi, kul hasbiyallâhu, aleyhi yetevekkelul mutevekkılûn (mutevekkılûne).

Meali :

Ve eğer gerçekten onlara: “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorarsan, mutlaka: “Allah” derler. De ki: “Allah’tan başka taptıklarınızı gördünüz mü? Eğer Allah bana bir zarar dileseydi, O’nun zararını onlar giderebilir mi? Veya bana bir rahmet dileseydi, O’nun rahmetini tutabilirler mi (engelleyebilirler mi)?” De ki: “Allah bana yeter! Tevekkül edenler (yalnız) O’na tevekkül ederler (O’nu vekil ederler).”

(Sadakallahul Aziym Zümer suresi 38. ayet)

öyle olunca eger Allah, sadece iyi olursa, ona kötü olan zarar verir, ve yine kötü olupda, en kötü olmazsa, yine O ndan dah kötü olan, O na zarar verip, O nu yener ve saltanatini yikar gecer. işde Michael Jackson un şarkisi olan "I'm BAD" yani burdaki "bad" den kasit "ben en kötüyüm" demek ve bediusemavati deki "badiu" de ayni "bad" amma ordaki hem iyi icin kullanilir, en iyi, hemde kötü icin kullanilir, en kötü demekdir o. yani Allah hem iyiden en iyi, hemde en kötü, bad olan en kötüdende kötü oldugunu bu ayette beyan edip Allah ligini bize tarif ediyor.

"Kadere iman bilindiği üzere imanın altı rüknünden birisidir. Kader içerisinde en önemli konu ise hayır ve şerrin Allah’tan (c.c.) geldiği hususudur. İnsanlar genellikle hayır ve şerrin Allah’tan (c.c.) geldiğini unutup sebeplere bakarlar. Şer karşısında öfkelenip deliye dönerler, dinden imandan çıkıp katil bile olurlar; hayırda da Allah’a (c.c.) şükretmeyi unutup vesilelere takılıp kalırlar.

Bu durumda başımıza gelen kötü şeyler, her ne kadar Allah’ın (c.c.) izni ve yaratması ile meydana geliyorsa da bu durumun sünnetullaha, ilahi bir kurala dayanan bir nedeni bulunmaktadır. Allah (c.c.) bela ve musibetleri yaptığımız kötü şeylere karşı vermektedir: “Başınıza gelen her musibet, işlediğiniz günahlar nedeniyledir. Hatta Allah günahlarınızın çoğunu da affeder (Şûrâ suresi, 30).”, “Sana gelen her iyilik Allah’tandır. Başına gelen her kötülük ise nefsinden dolayıdır (Nisa suresi, 79).”

Başına böyle bir bela ve musibet gelen, bununla ruhu daralıp sıkılan bir müminin hemen geçmişini değerlendirip günahları için gözyaşı döküp tövbe ile Allah’ın (c.c.) rahmetine sığınması gerekir. Bu tür bir davranış yerine isyan etmek, birilerini suçlayıp öfkelenmek insana pek bir şey kazandırmaz. Belki pek çok şeyi alıp götürebilir. Yalnız Allah’ın (c.c.) el-Adl güzel ismi gereği bir zulme uğramışsak hakkımızı savunmamız, adaleti gerçekleştirme yolunda mücadele etmemiz de gerekir. Tabii işin bu cephesi yanında iç muhasebe ile kendimizde bazı kusur ve hataları aramak, bunlardan pişmanlık duyup Allah’ın (c.c.) merhametine sığınmak da icap eder.

Başa gelen bela ve musibetler sırasında ‘Ya Dârru, ya Nâfi’u’ diye Allah’ın bu güzel isimlerini sayıya vurmadan çokça zikretmek gerekir. Bu zikir bela ve musibetin ortadan kalkmasını gerçekleştirdiği gibi ilgili bela ve musibetin hayra dönmesini de sağlayabilir. Ayrıca bu zor anlarda hayır ve şerrin Allah’tan geldiğine inanmak çok mühimdir. Allah (c.c.) her şeyi yaratabilir. Geceden gündüzü çıkarmak, ölüden diriyi meydana getirmek O’na zor değildir. Evrenin bağlı olduğu kanunlar O’nu bağlamaz. Çünkü Allah (c.c.) gerektiğinde yeni kanunlar da yaratabilir. Her şey O’nun ‘Ol!’ buyruğu ile anında varlık sahasına çıkar.

‘Ya Dârru, ya Nâfi’u’ zikri kişiliği güçlü kıldığı gibi ruhsal sağlığın korunmasında ilaç gibi de tesir eder.

Tasavvufta nefsin ulaşması istenen hedefi kadere rızadır. Kadere rıza göstermek, Allah’tan razı olmaktır. Allah’tan razı olan bir nefis (Raziyye nefis) kısa zamanda Allah’ın rızasına (Marziyye nefse) ulaşır. Yalnız haksızlık karşısında susmamak gerekir. Hadis-i şerifte böyle kişilerin ‘dilsiz şeytan’ olduğu belirtilmiştir. Kişi gerek başkalarının haklarını gerekse kendi hakkını aramak için öfkeye ve kızgınlığa kapılmadan usulüne uygun olarak hareket etmelidir. Öfke ve kızgınlık göstererek nefse ve şeytanlara prim vermemelidir. Hak arayışı çok önemlidir. Bir çeşit cihattır. Zalime gereken cezanın verilmesi, toplumun esenliği için şarttır. Bu konuda ihmalkâr olmak kul haklarına kadar uzanabilir. Çünkü herhangi bir ceza görmeyen zalim aldığı güçle başkalarına da zarar verebilir. Bu başkalarına verilen zararlar bu konuda vurdumduymaz insanların amel defterlerine günah olarak yazılabilir. Tabii bu başka bir konudur. Yine yaptığına gerçekten pişman olmuş bir insanı affetmek de Allah’ın razı olduğu bir büyüklüktür. Bu da ayrı bir konudur."[1]

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

كُلُّ نَفْسٍ ذَائِقَةُ الْمَوْتِ وَنَبْلُوكُم بِالشَّرِّ وَالْخَيْرِ فِتْنَةً وَإِلَيْنَا تُرْجَعُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Kullu nefsin zâikatul mevt(mevti), ve neblûkum biş şerri vel hayri fitneten, ve ileynâ turceûn

Meali :

Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak hayır ile de şer ile de deniyoruz, yıpratıcı bir imtihandan geçiririz. Ancak bize döndürüleceksiniz.

(Sadakallahul Aziym ENBİYA Suresi 35. ayet )

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اسْتَعِينُواْ بِالصَّبْرِ وَالصَّلاَةِ إِنَّ اللّهَ مَعَ الصَّابِرِينَ وَلاَ تَقُولُواْ لِمَنْ يُقْتَلُ فِي سَبيلِ اللّهِ أَمْوَاتٌ بَلْ أَحْيَاء وَلَكِن لاَّ تَشْعُرُونَ لَنَبْلُوَنَّكُمْ بِشَيْءٍ مِّنَ الْخَوفْ وَالْجُوعِ وَنَقْصٍ مِّنَ الأَمَوَالِ وَالأنفُسِ وَالثَّمَرَاتِ وَبَشِّرِ الصَّابِرِينَ الَّذِينَ إِذَا أَصَابَتْهُم مُّصِيبَةٌ قَالُواْ إِنَّا لِلّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعونَ أُولَئِكَ عَلَيْهِمْ صَلَوَاتٌ مِّن رَّبِّهِمْ وَرَحْمَةٌ وَأُولَئِكَ هُمُ الْمُهْتَدُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Yâ eyyuhâllezîne âmenustainû bis sabri ves salât(salâti), innallâhe meas sâbirîn. Ve lâ tekûlû li men yuktelu fî sebîlillâhi emvât(emvâtun), bel ahyâun ve lâkin lâ teş’urûn. Ve le nebluvennekum bi şey’in minel havfi vel cûi ve naksın minel emvâli vel enfusi ves semerât(semerâti), ve beşşiris sâbirîn. Ellezîne izâ esâbethum musîbetun, kâlû innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn. Ulâike aleyhim salâvâtun min rabbihim ve rahmetun ve ulâike humul muhtedûn.

Meali :

Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah’tan yardım dileyin. Şüphe yok ki, Allah sabredenlerle beraberdir. Allah yolunda öldürülenlere “ölüler” demeyin. Hayır, onlar diridirler. Ancak siz bunu bilemezsiniz. Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele. Onlar; başlarına bir musibet gelince, “Biz şüphesiz (her şeyimizle) Allah’a aidiz ve şüphesiz O’na döneceğiz” derler. İşte Rableri katından rahmet ve merhamet onlaradır. Doğru yola ulaştırılmış olanlar da işte bunlardır.

(Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 153-154-155-156-157. ayetler)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Allahü teâlâ, “Bana inanıp da kadere, hayır ve şerrin benim takdirimle olduğuna inanmayan, benden başka Rab arasın” buyurdu."

(Hadis-i Şerif, Şirazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

اللَّهُ خَالِقُ كُلِّ شَيْءٍ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ وَكِيلٌ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Allahu hâliku kulli şey’in ve huve alâ kulli şey’in vekîl

Meali :

Allah, her şeyin yaratıcısıdır. O, her şeye vekildir.

(Sadakallahul Aziym ZUMER Suresi 62. ayet)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

ذَلِكُمُ اللَّهُ رَبُّكُمْ خَالِقُ كُلِّ شَيْءٍ لَّا إِلَهَ إِلَّا هُوَ فَأَنَّى تُؤْفَكُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Zâlikumullâhu rabbukum hâliku kulli şey’in lâ ilâhe illâ huve fe ennâ tu’fekûn.

Meali :

İşte her şeyin yaratıcısı olan Rabbiniz Allah! O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Durum bu iken nasıl oluyor da (haktan) döndürülüyorsunuz?

(Sadakallahul Aziym MU'MİN Suresi 62. ayet)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَرَبُّكَ يَخْلُقُ مَا يَشَاء وَيَخْتَارُ مَا كَانَ لَهُمُ الْخِيَرَةُ سُبْحَانَ اللَّهِ وَتَعَالَى عَمَّا يُشْرِكُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve rabbuke yahluku mâ yeşâu ve yahtâru, mâ kâne lehumul hıyaratu, subhânallâhi ve teâlâ ammâ yuşrikûn.

Meali :

Rabbin, dilediğini yaratır ve seçer. Onların ise seçim hakkı yoktur. Allah, onların ortak koştuklarından uzaktır ve yücedir.

(Sadakallahul Aziym KASAS Suresi 68. ayet)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَلَوْ يُعَجِّلُ اللّهُ لِلنَّاسِ الشَّرَّ اسْتِعْجَالَهُم بِالْخَيْرِ لَقُضِيَ إِلَيْهِمْ أَجَلُهُمْ فَنَذَرُ الَّذِينَ لاَ يَرْجُونَ لِقَاءنَا فِي طُغْيَانِهِمْ يَعْمَهُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve lev yuaccilullâhu lin nâsiş şerresti’câlehum bil hayri le kudiye ileyhim eceluhum, fe nezerullezîne lâ yercûne likâenâ fî tugyânihim ya’mehûn.

Meali :

Eğer Allah, insanlara onların hemen hayra kavuşmayı istedikleri gibi, şerri de acele verseydi, elbette onların ecellerine hükmolunurdu. İşte biz, bize kavuşmayı ummayanları, kendi azgınlıkları içinde bocalar hâlde bırakırız.

(Sadakallahul Aziym YUNUS Suresi 11. ayet)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَمَا أَصَابَكُم مِّن مُّصِيبَةٍ فَبِمَا كَسَبَتْ أَيْدِيكُمْ وَيَعْفُو عَن كَثِيرٍ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve mâ esâbekum min musîbetin fe bi mâ kesebet eydîkum ve ya’fû an kesîrin.

Meali :

Başınıza her ne musibet gelirse, kendi ellerinizle yaptıklarınız yüzündendir. O, yine de çoğunu affeder.

(Sadakallahul Aziym ŞURA Suresi 30. ayet)

Bu ayete Göre Şerleri yani kötülükleri nefsimiz işlettiğine göre, (Hayır da, şer de Allah’tandır) demek, doğru olur mu?

Tasavvufun ilkesi olan "La mevcuda illa HU" geregi, Allahdan gayri bir nesne, bir şey, bir mevcudat yok ise, o zaman, bütün fiiller Allahtandir, ancak burdaki cüzi irade hakki sahibi olan insan, cin veya hayvanlar tercih hakkina sahipler, Temsili misal bir bakkala gitsek, orada karpuz gibi soguk meyvalar olsa, yine lokum gibi, baklava gibi tatli yiyecekler olsa, yine sucuk gibi, köfte gibi yiyecekler olsa, ve bakkala giren kimse, burada sevdigi ve zevk aldigi bir türü sececekdir, ve alacakdir, tadacakdir, yiyecekdir. Amma bir bakkal yada markette, yüzlerce baş mal olmasina ragmen, sen veya hanimin, markete bakkala gidince, hem paran kadarini alirsin, hemde ihtiyacin olani alirsin, yoksa bakkaldaki herşeyi yükleyip alip gelmezsin, öyle olunca, Allah tercihleri halketmiş, ve iyi dogruyu bildirmiş, güzel olani peygamberleri ile anlatmiş, amma kötü olanida, tatli olmayip aci olanida, yine ekşi olanida yarattigi gibi, kötü filler yapma hakkinida sakli tutmuş, ve insanida tercihinde özgür birakip diyor ki "imma şakiren, immma küfüra." dileyen kötülügü ve kötü yolu secebilir, dileyen de tatli ve güzel olan, iyiler yolunu secebilir diyor yani. Fakat bakkal amcanin her ceşidi satişa sunmasi gibi, Allah Tealada, her hakki mahfuz tutup, özgür irade ile, tercih hakki tanimiş. ve insan istidatina göre, ya aciya ve kötüye meyillidir, yada tatli ve güzele, iyiye meyillidir, iyiyi tercih etmeyen, veya aci gidalari seven, ve satin alan, yada tatlilari ve güzelleri alman ile, iki secenekde de bakkal amcanin mali satilmiş oldugu gibi, senin iyi bir amel yapman ile Allah a faydan dokunmaz, yine kötü ve cirkin bir fiili tercih edip yapman ilede, Allah a zarar vermiş olmazsin, senin doguya dogru gitmen, beriki bir adamin da batiya ve kuzeye gitmesi, Allah katinda müsavidir, o yüzden sen, iyi amel işleyince, varacagin yer cennet diye bildiren Allah, kötü fiil yapincada, cehenneme varacagini bildiriyor, yani mesele temiz gida ile beslenmek veya pis ve necislerle beslenmek bahsine girersek, yani bazi insanlar ve bazi hayvanlar, inek gibi, koyun gibi, temiz otlarla beslenir, yani insanlarda, temiz et ve ot cinsi ile, beslenir. ve yine Allah balina diye bir balik yapmiş, denizlerdeki oluşan pislik ve yosunlari plantonlari süzerek yiyerek besleniyor, ve öyle olunca, görevi denizleri hem hareketli tutmak hemde, temiz tutmak olan bu balinaya sen, "niye pis şeyler yiyorsun diye tenkid edip, onu o fiilden vazgecirmek, bizim ve dünyamizin hayrinami olur, yoksa zararinami olur, denizler yosun kaplar giderse, artik denizlerin faydasindan faydalanamayiz degilmi? Allah ona, o istidati ile yani psilik ile beslenmek ile, güzel bir fiili meydana getiriyor, yoksa o dahi cirkin bir amel degil özünde. Yine insanin bazi filleri, günahdan yana tercih etmeside böyledir.

Allah birinin hakkini bir başka yarattigi kulu ile alir

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَكَذَلِكَ نُوَلِّي بَعْضَ الظَّالِمِينَ بَعْضًا بِمَا كَانُواْ يَكْسِبُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve kezâlike nuvellî ba’daz zâlimîne ba’dan bimâ kânû yeksibûn.

Meali :

"İşte kazandıkları (günahları)ndan ötürü zâlimlerden bir kısmını diğer bir kısmının peşine böyle takarız."

(Sadakallahul Aziym EN'AM Suresi 129. ayet)

“Zâlim, yeryüzünde Allah’ın adâletidir. Allah onunla (başkalarından) intikâm alır. Sonra (döner), ondan da intikâmını alır.”

(bk. Keşfu’l-Hafâ, 2/64)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Azîz ve celîl olan Allah şöyle buyurdu; 'Buğzettiklerimle buğzettiklerimden intikâm alırım. Sonra da döner, hepsini cehenneme döker, sürer, atarım.' ”

( Hadis-i Şerif , Mecmeu’z-Zevâid, 7/289)

Bu, zâlimler için bir tehdittir. Eğer zulmünden vazgeçmezse, Allah ona diğer bir zâlimi musallat eder.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

قُلْ أَرَأَيْتَكُمْ إِنْ أَتَاكُمْ عَذَابُ اللّهِ بَغْتَةً أَوْ جَهْرَةً هَلْ يُهْلَكُ إِلاَّ الْقَوْمُ الظَّالِمُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Kul e raeytekum in etâkum azâbullâhi bagteten ev cehreten hel yuhleku illâl kavmuz zâlimûn.

Meali :

De ki: “Ne dersiniz, Allah’ın azabı size beklenmedik bir anda veya açıktan açığa gelse, zalimler toplumundan başkası mı helâk edilecek?”

(Sadakallahul Aziym EN'ÂM Suresi 47. ayet)

Allah yarattiklarini ezvac halinde yarattgini beyan buyuruyor, öyle olunca, ateşin ezvaci su, ateşin önünü su ile kesip, onun aşiri gitmesinin önüne gecer, yani ateşe zalim olarak suyu vermiş, suyada ateşi, yine erkege dişiyi, ak ve beyaz olana siyah ve karanligi, tatliya aciyi, ve iyiye kötüyü, cennete cehennemi, ve insana şeytan ve cin gibi ezvac halinde amma, ZITLAR ile bütünü oluşturmuş, ve kainati böylece dengede tutmakda,

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

يْنَمَا تَكُونُواْ يُدْرِككُّمُ الْمَوْتُ وَلَوْ كُنتُمْ فِي بُرُوجٍ مُّشَيَّدَةٍ وَإِن تُصِبْهُمْ حَسَنَةٌ يَقُولُواْ هَذِهِ مِنْ عِندِ اللّهِ وَإِن تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌ يَقُولُواْ هَذِهِ مِنْ عِندِكَ قُلْ كُلًّ مِّنْ عِندِ اللّهِ فَمَا لِهَؤُلاء الْقَوْمِ لاَ يَكَادُونَ يَفْقَهُونَ حَدِيثًا

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Eyne mâ tekûnû yudrikkumul mevtu ve lev kuntum fî burûcin muşeyyedeh. Ve in tusıbhum hasenetun yekûlû hâzihî min indillâhi, ve in tusıbhum seyyietun yekûlû hâzihî min indike. Kul kullun min indillâhi. Fe mâli hâulâil kavmi lâ yekâdûne yefkahûne hadîsâ

Meali :

Nerede olursanız olun, sağlam ve tahkim edilmiş kaleler içinde bulunsanız bile ölüm size ulaşacaktır. Onlara bir iyilik gelirse, “Bu, Allah’tandır” derler. Onlara bir kötülük gelirse, “Bu, senin yüzündendir” derler. (Ey Muhammed!) De ki: “Hepsi Allah’tandır.” Bu topluma ne oluyor ki, neredeyse hiçbir sözü anlamıyorlar!

(Sadakallahul Aziym NİSA Suresi 78. ayet)

Bazı kimseler; “İnsanların said ve şaki olacakları ezelde takdir edildiği için ibadet yapmanın faydası olmaz, kendini boşuna yorma” diyorlar

Nitekim Rivayette İblis, İsa aleyhisselama görünerek;
-Ezelde Allahü teâlânın takdir ettikleri hasıl olur diyorsun, öyle mi? dedi.
-Evet, öyledir buyurdu.
-Öyle ise, kendini şu dağın tepesinden aşağı at. Eğer ezelde selametin takdir edilmiş ise, sana bir şey olmaz dedi. Cevabında;
-Ey melun! Allahü teâlâ kullarını imtihan eder. Kulun, sahibini imtihan etmeye hakkı yoktur, buyurdu isa Efendimiz.
ve yine ibdet yapamnin ahirete ve dünyaya faydasi yüzünden

-------------------

Hz. Ali (ra)’nin inanmayan bir komşusu vardı. Ona ''Allah'a, ahirete inanıyorsunuz. "Ölüler diriltilmez." (yani ahiret yoktur) yada Peki ya yoksa?” demiş. Hz. Ali (ra) ise

“Eğer senin dediğin doğru ise hepimiz kurtuluruz. Fakat eğer benim dediğim doğru ise, o takdirde ben kurtulurum, ama sen helak olursun.” buyurdu.

(Imami Gazali, İhya-u Ulumiddin,Fahruddin Razi)

Su Ne kadar temiz ve berrak olursa olsun, akip geldigi, gecip geldigi yol üstünde, kanalizasyon varsa, o suya pislik ve kolera mikrobu karişmasi muhtemeldir, yok yanardag kenarindan geciyorsa cookca kükürt karişmasi ihtimaldir, yine magnezyum ocagi yanindan gecipde geliyorsa magnezyum karişmasi ihtimaldir, ve öyle su gibi saf olmak, saf kalabilmenin alameti degildir, alimde olsan, zalimde olsan, yanina vardigin, veya senin yanina gelen insanlarin halinide alman ihtimaldir, ve hirsiz ile arkadaşlik edince, sende de hirsizlik alametleri belirmesi ihtimaldir, yine namaz kilanin yanina vardiginda da, onunda birgün namaza başlamasi yine ihtimaldir, yine iyilerle oturup kalkan iyiler zümresinden olur, ve kötülerle ahbablik edende kötülerden oluverir.
o yüzden, Allah kuranda, "temizler temizler icindir" buyurur yine "sadiklarla beraber olun." buyurur, iyilerle ve sadiklarla beraber olan, bir gün onlar gibi yiyip, onlar gibi giymeye, ertesi gün, onlar gibi söylemeye başlar, onlarin yaptiklari fiillerden yapmaya başlar, alimde olsan, yanina kumarbaz birisi gelirse, eger sen su gibi saf berrak oldundsa, o kumarbazin halini senin üstüne yüklerlerse, sende alim iken, kumarbaz bir zalim oluverirsin, zaten bircok günah, hep arkadaştan ögrenilir, tabi günah nedir? o zman ademe haram yemesini şeytan telkin etti, taaaaa ilk cennetteyken, cennetteki haram lokma ne olaki, işde haram lokma ademi cennetten attirdi, öyleyse lokmana ve dostuna dikkat ey insanoglu! Allah her ne kadar kötülülk ve zarar verenleride yaratip müsade ettiysede, kuranada zalimlerle beraber olup zalim olun diye bir ayet yok, ama sadiklarla, iyilerle bereber olun diye ayet var, bazi adamlar yapmayin deneni yapmayi care sanirlar, nitekim Turgut Özal, gebereisice öyle yaparmiş, yapma gitme etme mi diyorlarm onun üstüne gidip onu yaparmiş, yani yaramaz cocukluk gecirenler gibi, sigara icme diyen babasinin sözünü degilde, "yak bir ciagra" diyen kötü arkadaşina uyup sigaray başlayan gibi, gözü yasakda ve No veya la yani hayir denenlerde olanlari yaratmiş Allah. Bunlarin carki tersine işler sen namaz kil dedinse, onlar namaz kilmamayi ahlak edinirler, calma dedinse calmayi ahlak edinirler yani, Allah yapmayin demekle bunlara, sanki yap demiş oluyor, Allah böylelerinin şerrinden bizleri muhafaza eylesin, ya böyle biriyle arkadaş olursan, yarin kurani inkar, diger gün peygamberi inkar, ve hadisleri inkar, diger günde Allah i inkar eder, kafir olursun, Allah muhafaza yani.

Alimlik iyide, onu muhafaza edebilmek zordur, iman güzeldirde, onu muhafaza edebilmek zordur, namaz güzeldirde onu muhafza edibilmek zordur.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَالَّذِينَ هُمْ عَلَى صَلَوَاتِهِمْ يُحَافِظُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Vellezîne hum alâ salavâtihim yuhâfızûn

Meali :

Onlar ki, namazlarını muhafaza edip kılmağa devam ederler.

(Sadakallahul Aziym MU'MİNÛN Suresi 9. ayet)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

اتْلُ مَا أُوحِيَ إِلَيْكَ مِنَ الْكِتَابِ وَأَقِمِ الصَّلَاةَ إِنَّ الصَّلَاةَ تَنْهَى عَنِ الْفَحْشَاء وَالْمُنكَرِ وَلَذِكْرُ اللَّهِ أَكْبَرُ وَاللَّهُ يَعْلَمُ مَا تَصْنَعُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Utlu mâ ûhıye ileyke minel kitâbi ve ekımıs salâte, innes salâte tenhâ anil fahşâi vel munker(munkeri), ve le zikrullâhi ekber(ekberu), vallâhu ya’lemu mâ tasneûn

Meali :

(Ey Muhammed ve ümmeti) Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı hayâsızlıktan ve kötülükten (günahdan ve kötülerden olmakdan) alıkor. Allah’ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir. Allah, size neyin fayda verecegini en iyi bilendir.

(Sadakallahul Aziym ANKEBUT Suresi 45. ayet)

---oOo---
"Karanlıkda sadece aydınlık olan şeyler gözükür, oysa aydınlıkda ise hem karanlık şeyler gözükür hemde aydınlık nesneler gözükür."

(Karoglan Sözü 01.07.2018)

AÇIKLAMA: Allah insani erkek ve dişiden yaratmiş ve bu şekilde üreme gösterir, ve bir erkek, hem kiz hem erkek cocuk dogurtabilir, bir kadinda hem erkek cocuk hemde kiz cocuk dogurabilir, yani aynen aydinligiin iki halide göstermsi gibi, oysaki günah ve karanlik ve zulumet iyiligin görülmesini, aciga cikmasini saglayan bir etkendir, sevab ise iyiler diyari cennete giden arabada kullanilan benzin gibidir, o olmadan araba cennete gitmez. ve Adem cennette tek idi, Allah onun icinden Havva Annemizide cikardi, yani rahman ve rahim ikilisi, neden besmelede rahman önce, rahim sonra, onlardanda önce Allah var,

B ismi Allah ir Rahman ir Rahim,

Allah Rahman olan Hz. Ademi halketti, ondanda Rahim olan Havva yi halketti hikmeti, besmelede gizli zaten, yani insanlik bir tek Ademden üredi, kizlarda ademden, oglanlarda ademden, adem yani erkek ve rahman ve baba, ayni aydinlik gibi iki nuruda icinde taşiyan, oysaki rahim kadin ise, ademin parcasi sadece, yani karanalik aydinligin parcasi sadece demek lazimdir, ve karanlik aydinlgin var oldugunu ispat icindir, kadin rahim ve cukur, ve dip ve karanlik cukur, erkek ise cikintili ve dag ve aydinlik gibi yine yani, ve ademden önce Allah var idi ve besmelede de rahmandan önce gelen Allah ismi bunu ispat eder zaten.

---oOo---
Bazi kimsler ve alimler Peygamberimizi gördügünü, bazilari bunu rüyada, bazilari ise alenen gördüklerini söylüyorlar, dogrumudur bu?

Muhammedin mirac ettigine inanan birisi, Muhammedin miracda şunlari şunlari gördüm diye anlattiklarini da bilenler, bunu yadirgamamasi lazim.
Dedik ki :
Muhammed Mirac ile Bu günümüze geldi veya getirildi ve, mehdiyi gördü, mehdi ne yer, ne icer, o nun zamaninda, neye binilir, ne giyilir gören bir muhammed var, ve ona gösterilen ve cennetlik veya cehennemlik diye atfedilen kimseler, belkide o "ben muhammedi gördüm." diyenler Muhammede miracda gösterildi de, onlarda, ondan diyorlar zaten, biz muhammedi gördük diye, amma o gecmişden günümüze gelip gördü ise, o dün gördü, amma biz gelecekde oldugumuz icin, onun o gecmişde gördügü bir adem, yada mehdi, daha onu görmeye şimdi müyesser olmakda, öyle olunca beni görünce, onun muhammedin beni görmesi, aslinda miracdayken ki ziyaretinde olmuşdu, o görüntü ve buluşma miracda gercekleşen görüntünün şimdiki zamandaki yansimasi hali, muhammed ise onu miracda binlerce sene önce gördü ve onunla seninle benimle buluştu, geldi gördü geri döndü. yani ayni şeyi on defa tekrar tekrar yazmak istiyorum, anlayasiniz diye, ama umarim anlaşilmişdir, bir sevdigimin bana sitem edip boş söz ve lafa gerek yok dedigi gibi, daha fazla lafa gerek yok artik.

---oOo---

Cennetler ve, cennetlerin sekiz veya daha fazla olan kapilari meselesi

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Kim Allah yolunda, malından iki şey harcarsa, cennetin kapılarından ‘Allah’ın kulu! Burası güzeldir, buradan girin.’ diye çağrılır. Namaz ehli olanlar (sürekli namazını kılanlar) Salat (namaz) kapısından çağrılır. Cihad ehli olanlar, Cihad kapısından çağrılır. Oruç ehli olanlar (sürekli oruçlarını tutanlar) Reyyan kapısından çağrılır. Sadaka ehli olanlar (daima sadaka verenler) Sadaka kapısından çağrılır.” Bunun üzerine Ebu Bekir “Ey Allah’ın Resulü! Anam, babam sana feda olsun, bütün bu kapılardan çağrılması için kişinin ne yapması gerekir? Bu kapıların hepsinden çağrılacak kimse var mı?” diye sordu. Hz. Peygamber (a.s.m) “Evet, öyle ümit ediyorum ki, sen onlardan olacaksın.” buyurdu.”

( Hadis-i Şerif , Buharî, Savm, 4)

Cennetin sekiz kapısı vardır. Hadislerde “Cennetin sekiz kapısı olduğu” açıkça ifade edilmiştir,(bk. İbn Hacer,VII/28)

Bu hadiste, dört kapı zikredilmiştir: Salat, Cihad, Reyyan, Sadaka (Zekât).

Burada İslam esaslarından yalnız hac anılmamıştır. Şüphesiz onun için de hususî bir kapı vardır.(İbn Hecer, a.g.e).

Geriye üç kapı kalır ki, onlar da şunlardır: İnsanları affedenlerin gireceği kapı “Affedenler / Af kapısı”,

Bir hadiste “Cennetin bir kapısı vardır, ondan yalnız affedenler girecektir.” buyurulmuştur.(İbn Hacer, a.g.e).

Bir de hesabı, azabı olmayan tevekkül ehlinin gireceği, “Eymen” kapısı.

Diğer kapı ise, Zikir veya ilim kapısı

Özetlersek: Cennetin sekiz kapısı vardır: Salat, Cihad, Reyyan, Sadaka (Zekât), Hac, Af, Eymen (Sağ, mübarek) ve Zikir-İlim kapısı.

Demek ki, ehl-i ilim, İLİM kapısından girecektir.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Her amel sahibi için ayrılan bir kapı vardır ki, onu işleyen kimse Cennete o kapıdan çağrılır.”

( Hadis-i Şerif , Müsned, II/449)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Her kim eşsiz, ortaksız bir tek Allah’tan başka ilah olmadığına,

Muhammed’in onun kulu ve Resulü olduğuna,

İsa’nın Allah’ın kulu, Meryem’in oğlu ve ona ilka ettiği kelimesi ve kendisinden (kendi tarafından yaratılmış) bir ruh olduğuna,

Cennetin bir hakikat, ateşin bir hakikat olduğuna şahadet ederse,

Allah o kimseyi Cennetin sekiz kapısının hangisinden dilerse oradan Cennete girdirecektir.”

( Hadis-i Şerif , Müslim, 41)

Bu hadislere göre, oruclularin girecegi kapi, yani Reyyan kapisi diye aniliyor, yani oruclu kimseler, orcunu ne ile aciyor, bunlar cok degil, su veya hurma veya zeytin veyahutta, sünnet olsun diye bir miktar tuz, öyle olunca, işde oruclularin kapisi olan agzindan, cennete girdigi kapi bunlar, yani işte oruclu olanlar cennet gibi olan bedne girerken, ya hurma oluyorlar, ya su gibi oluyorlar, yada zeytin oluyorlar, yada tuz, orucluyu actirdin, mesela etli pide ikram ettin, işde orucluya irkam edilen de, yine oruclu kapisinda girenler(etli pide gibi) oldu, oruc acilan ve oruclöu actirilan her lokma, cennete oruclu kapisindan girdi işde, adam oruc, onun cennetine giren her lokma orculu kapisindan girmiş oldu.
Namaz kapisindan, namaz kilanlar girer diyor, birisi namaz kilanlarin namaz icin abdest aliyoruz, ve abdest ile vücudumuza su dahil oldu, su ile girdi cennete, birde o kapi namaz kilanlar kapisi ve cami ise namaz kilma mekani degilmi, mescidlerin kapisi, namaz kilanlar kapisi degilde ne, peygamber zamaninda bir tek peygamberimizin mescidi vardi, orada mescid falan degi,l peygamberin evinde toplaniyorlardi da, bir bölümüde namaz kilma yeriydi, oysa şu dünyamizda, amerikadaki camiler, almanyadaki camiler, yine Türkiyede ki camiler veesaire gibi, hepsi namaz kilanlarin girdigi kapi degilmi, yine namazini peceli sultan Ahmet el Bedevi gibi evinde kilanlarin, ev kapisi, namaz kilanlar kapisi degilde ne? yani spor salonuna gittin, orda hic namaz kilinmiyorsa, o kapi namaz kapisi degil, o kapi spor yapanlar kapisi degil mi? ama senin evde namaz kiliniyorsa, senin evin kapisida namaz kilanlar kapisi, o zaman cami ve mescdiler, işde cennetin namaz kilanlar kapisi demek olur, cami nasil bir yer, icine girince ruhun rahatliyor, ferahlik ve huzur var, yine kabe öyle degilmi, yani namaz kapisi işde.

yine şehitler kapisi var cihad kapisi var deniyor, yani kurban bayramina geldik, bak kurban bayraminda, bayram namazina gitmeden kahvalti edilip yemek yenmez, ve taa ki namazdan gelirsin, ve kurbanini kesersin, ve kurbanin etinden pişirip, o gün kahvaltiyi kurban eti ile yaparsin, ne oldu işde, koyun koc inek dana olmuş, hem birde kurbanlik inek olmuş, kurbanlik koc, koyun olmuş, bak kesildi, öldürüldü, şehid oldu, ve yedin cennete girdi, ve şehitler kapsindan girdi, "onlar ölü degil." hitabi ile kesdin öldüydü, sen yedin, sende can oldu, yeniden dirildi, başka bir yaşayiş ile senin vücudunda yaşamaya başladi işte.

Alimler ilim kapisindan girer hikmeti ise, ilim aklin calişip tefekkür edebilmesi ile olur, ve aklin calişmasini saglayan yiyecekler, bal, baklava, tel kadayif, şeker ve şekerli tatli yiyecekleri yiyince, direk beyne gidiyor, ve alimler kapisi, yani beyine gidecek olan kimseler, yani öldün amma, alim isen ilim kapisindan gireceksin, ve tatli olup, başka bir alime gireceksin, ve vücuttada senin yerin, artik beyin olcak, ve beyindekiamma hücre olcaksin amma düşünp tefekkür etme kuveti olacaksin artik, ve ilim kapsida budur.

Yine barsaklar alt beyin deniyor, ve yogurt ve turşu gibi probiyotik ekşiler yedin, bu sefer alt beyine gitti onlar, ve artik alt beyin ile düşünebilen alimlerde, onlarda alt beyine gidecek yogurt turşu ve benzeri gibi ekşi yiyecek olup, cennete o kapidan girdi ve yeri ise barsaklar ve alt beyin oldu, ve ordaki teffekür kuvvesi oldu.

Yine kalp zikir mahalli, zikredenler kapisi, yani zikredenler, kalbe gidecek lokma olacaklar, yani kan yapan bütün yiyecekler, olarak cennete girenler ise, kan olup kalpdeki fikir ve düşünce ve ilim olacak onlar, cünkü "kalpelr ancak Allh in zikiri ile doyar." ayetide bu kapinin neresi ve ne ile o kapidan girilcegini anlatir yine bize.

Ve Eymen kapisi ise, sagdan girenler kapisi, yani dünyadayken, peygamberin sünnetine tabi olup, sagdan giyip, sagdan yiyen, sagdan girip soldan cikaranlar, ve kurban kesip, sagini dagitanlar, işde vücuda girince, vücüdumuzun, sag tarafini oluşturacak olanlar, Eymen kapisindan girenler demek olur.....

Rabbim, ahirzmanda, Muhammed ve isa ümmeti ve, Mehdi cemaati olacak olanlari, her güzel ameller ile Cennete, Cennetlerin bütün kapilarindan davet olunanlardan olmayi nasip eylesin.



DiPNOTLAR :

[1] islamdergisi /kadere-iman-hayir-ve-ser-allahtandir-allahin-ed-darr-en-nafi-isimleri


--oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--


Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 3 Temmuz 2018 Salı

Original Kar © glan

Kavmin En Rezili Reis Olmadan, Kıyamet Kopmaz (Kar©glanin 26 Haziran 2018 Vaazi)



Kavmin En Rezili Reis Olmadan, Kıyamet Kopmaz

(Kar©glanin 26 Haziran 2018 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا فِتْنَةً لِّلَّذِينَ كَفَرُوا وَاغْفِرْ لَنَا رَبَّنَا إِنَّكَ أَنتَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Rabbenâ lâ tec’alnâ fitneten lillezîne keferû, vagfir lenâ rabbenâ, inneke entel azîzul hakîm

Meali :

Rabbimiz bizi kafirliğin sebebi kılma, bağışla bizleri, ey Rabbimiz Muhakkakki Sen izzet ile Hükmedenlerdensin.

Sadakallahul Aziym Mümtehine 5. ayet


---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Kavme, onların en rezil ve alçağı (erzel olanı) reis olmadan, Kıyamet başlarına gelmez.

( Hadis-i Şerif , Tirmizi, Fiten 39, (2211))

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

Hz. Ali radıyallahu anh anlatıyor:

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Ümmetim onbeş şeyi yapmaya başlayınca ona büyük belanın gelmesi vâcip
olur!" buyurmuşlardı. (Yanındakiler "Ey Allah'ın Resûlü! Bunlar nelerdir?" diye
sordular. Aleyhissalâtu vesselâm saydı:

-Ganimet (yani milli servet, fakir fukaraya uğramadan sadece zengin ve mevki
sahibi kimseler arasında) tedavül eden bir metâ haline gelirse,

-Emanet (edilen şeyleri emânet alan kimseler, sorumlu ve yetkililer, memurlar)
ganimet (malı yerini tutup, yağmalayıp nefislerine helal) kıldıkları zaman,

-Zekât (ödemeyi ibadet bilmeyip bir angarya ve) ceza telâkki ettikleri zaman.

-Kişi annesinin hukukuna riayet etmeyip, kadınına itaat ettiği;

-Babasından uzaklaşıp ahbabına yaklaştığı;

-Mescidlerde (rıza-yı ilâhi gözetmeyen husûmet, alış-veriş, eğlence ve siyâsiyâta
vs. müteallik) sesler yükseldiği zaman.

-Kavme, onların en alçağı (erzel) reis olduğu;

-(Devlet otoritesinin yetersizliği sebebiyle tedhiş ve zulümle insanları sindiren
zorba) kişiye zararı dokunmasın diye hürmet ettiği;

-(Çeşitli adlarla imal edilen) içkiler (serbestçe) içildiği;

-İpek (haram bilinmeyip erkekler tarafından) giyildiği;

- şarkıcı kadınlar ve çalgı aletleri edinildiği;
-Bu ümmetin sonradan gelen nesilleri, önceden gelip geçenlere (çeşitli ithamlar
ve bahanelerle) hakâret ettiği zaman artık kızıl rüzgârı, (zelzeleyi), yere batışı
(hasfı) veya suret değiştirmeyi (meshi) (veya gökten taş yağmasını, (kazfi)
bekleyin."

( Hadis-i Şerif ,Tirmizi, Fiten 39, (2211)

Peygamber Efendimiz peygamberlerin sonuncusu olduğuna nazaran, Cebrâil aleyhisselâmın O'nun irtihalinden sonra vahiy(Ayet ve Hadis) getirme vazifesiyle dünyaya gelmeyeceği açıktır. Bununla birlikte melekler, kendilerine verilen vazifeleri yerine getirmek üzere Allah Teala’nın izniyle her zaman dünyaya inerler. Cebrâil aleyhisselâm da melek, hem de dört büyük melekten biri olduğuna göre vahiy getirme vazifesi dışında başka bir iş için onun da inmesi muhtemeldir, inebilir. Nitekim Kadir suresinde bu durumu ifade eden ayet :

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

تَنَزَّلُ الْمَلَائِكَةُ وَالرُّوحُ فِيهَا بِإِذْنِ رَبِّهِم مِّن كُلِّ أَمْرٍ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Tenezzelul melâiketu ver rûhu fîhâ bi izni rabbihim min kulli emrin.

Meali :

Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede (Kadir Gecesinde), Rablerinin izniyle her türlü iş için, çok kereler iner çıkarlar.

(Sadakallahul Aziym Kadir suresi 4. ayet)

(Hz. Mehdi (a.s.)) Peygamberimiz (sav)’in adımlarını izleyecek. Kendisine, ona görünmeden yardimci olan bir Melek olacak. Bitkini canlandıracak ve zayıfa yardımcı olacak.

(Şeyh Muhiddin Arabi, Fütuhatül Makiyye, Bölüm 366)

Eğer doğruyu söylüyor isen, Bizlere Melekleri getirmeli değilmiydin?" Hak olmaksızın biz melekleri indirmeyiz. O zaman da onlara göz açtırılmaz.

(Hicr Suresi, 7-8)

Allah Kuran ayetlerinde her insanın iki yanında yazıcı meleklerin olduğunu da haber vermektedir. NASIL Kİ İNSANLARIN İKİ YANINDA BULUNAN YAZICI MELEKLERİ DÜNYA HAYATINDA HİÇ KİMSE GÖREMİYORSA, PEYGAMBERİMİZ (S.A.V.)’E SIK SIK VAHİY GETİREN CEBRAİL ALEYHİSSELAM İNSANLARA GÖRÜNMEDEN GELİYORSA, HZ. MEHDİ (A.S.)’NİN YANINDA BULUNACAK OLAN CEBRAİL (A.S.), MİKAİL (A.S.), İSRAFİL (A.S.) VE DİĞER YARDIMCI 46.000 MELEK DE GÖRÜNMEYECEKLERDİR.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Cebrâil'e (a.s.) sordum:

- Benden sonra bir daha yeryüzüne inecek misin? Cevaben dedi ki:

- Evet on defa daha ineceğim ve her gelişimde bir şeyi kaldıracağım.

İlk inişimde yeryüzünden bereketi kaldıracağım.

İkinci inişimde insanların kalplerinden merhameti kaldıracağım.

Üçüncü inişimde insanların kalplerinden sevgiyi kaldıracağım.

Dördüncü inişimde hayâyı kaldıracağım.

Beşinci inişimde adâleti kaldıracağım.

Altıncı inişimde fakirlerden sabrı kaldıracağım.

Yedinci inişimde zenginlerden cömertliği kaldıracağım.

Sekizinci inişimde Âlimlerden ameli kaldıracağım.

Dokuzuncu inişimde yeryüzünden Kurân-ı Kerim'i kaldıracağım.

Son inişimde imânı alıp gideceğim.”

( Hadis-i Şerif )

Ümmü Seleme radıyallahu anhâ anlatıyor:

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Mehdi benim zürriyetimden, kızım Fâtıma'nın evladlarındandır."

( Hadis-i Şerif , Ebu Davud, Mehdi 1, (4284))

Benim ninem Fatima, dedikya bizim silsileyi üla mizdaki annemden sonraki sirada, ninem yani, anneannem Fatima, bizim öyle silsile yazili icazete falan ihtiyacimiz yok, hak yazmiş bizim icazetimizi kudret kalemiyle, sen kimsin ahmak, anlayan anladi biz kimiz, anlamayan dangiller haala mehdilik ve böyle "erzel" Reizil reislik davasinda, bizim öyle reislikde falanda gözümüz yok, Allah, "Erzel Adam" yani rezil adam reis olcak dediyse, öyledir, demekki mehdi reis olcak deseydi, mehdi reiz olurdu, ama demiyor mehdi reiz olcak, diyor ki muhammed : "rezil ve alçak adam reiz olcak" diyor. Mehdi icin ise imaminiz diyor, yani Allah bizi "imam Hatip Lisesin" den, boşuna okuyup bitirip mezun etmedi, yani imam len, imam, reiz falan degiliz biz, zamanin imamlarindan bir imamiz, Bir Racul, adamin biri,

Seleme İbnu Nüfeyl el-Kindî (radıyallahu anh) anlatıyor:

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Ümmetimden bir grup, hak yolunda mücadeleye (hiç ara vermeden) devam edecek, Allah da, onlar(la mücâdele sebebi) ile bazı kavimlerin kalplerini
saptıracak ve bunlardan (alınanlarla) onların rızkını sağlayacaktır, bu hal kıyamet gününe, Allah'ın va'dinin gelme anına kadar devam edecektir. Atın, kıyamete
kadar alnında hayır bağlıdır. Rabbim bana, aranızda kalıcı değil, gidici olduğumu, ruhumu kabzedeceğini, sizin de beni, (birbirinizin boynunu vuran
gruplar olarak) takib edeceğinizi bildirdi. Sakın birbirinizin boynunu vurmayın. Mü'minlerin (fitne sırasında emniyette olacakları) asıl yerleri Şam'dır."

( Hadis-i Şerif , Nesâî, Hayl 1, (6, 214-215))

Cebrail aleyhiselam başka bir emaneti daha almiş, nedir o? "emniyet" emanetini de dünyadan kaldirmiş semaya artik, ve Şam da emniyetli degil artik, Mekke bile ihram mevkisi degil, oradada adam öldürüyorlar artik, ve illuminati ocagi oldu artik mekke ve Kabe de.

Şam daha önceleri neden emniyetliydi? cünkü orada binlerce peygamber mezari vardi, veya peygamber ve ashabin mezari veya, ayak bastigi yerler, alimlerin yetiştigi yerler idi. amma şimdi orada da can güvenligi kalmadi ki, oraya gidip siginali ve eminyette ve güvende olalalim ey fatma annem, orayida dagittilar artik, peri perişan etti bu kafirler.
oraasi dah önceleri Hz. İbrahim, Hz. Hud, Hz. Lut, Hz. Davut, Hz. Nuh, Hz. Eyyûb, Hz. İsa ve Hz. Muhammed'in (sas) belli dönemlerde Şam'da bulunması Suriye'yi Müslüman âlemi için cazibe merkezlerinden biri idi, yine egilmeyen kilic, Allahin kilici"Seyfullah Lakabli" Humus'taki Halid bin Velid'in türbesi, Hz. İbrahim'in Nemrud'un ateşinden çıktıktan sonra hicret ettiği yer olan Şam, ayrıca şehit edilen Hz. Yahya'nın mübarek başını da bağrında taşıyor. Şam'daki Emeviye Camii'nde,Camii avlusunda. Ünlü İslam komutanlarından Selahaddin-i Eyyûbi'nin kabri var yine, Hz. Muhammed, 12 yaşındayken amcası Ebu Talip'le birlikte Şam'a 130 kilometre mesafedeki bir yere kadar geliyor, fakat Rahip Bahira'nın uyarısı üzerine Şam'a gitmeden oradan dönüyor, ve bu sünnet yani Şama gitmeden dönmek, Hz. Muhammed in sünneti ise, yani daha cocukken Şam güvenli degil diyorlar ona, o yani Hz. Mehdi Peygamnberin izini takip edecekse, yani bu sünnete ittiba ise, işte Mehdininde, oranin güvenli olmamasi sebebi ile, oraya gitmemesi gerektigini gösteren sünnet, yani daha oralari güvenligini kaybetmeden olsa idi, olurdu, amma artik oralarinda da emniyet yok, yine oralari, Bilal-i Habeşi Hazretleri, Medine'de ezan okumayı bırakınca, Hz. Ebu Bekir döneminde Şam'a geliyor ve burada vefat ediyor. Cafer bin Ebu Talip, Dihyetü'l Kelbi, Abdullah ibn-i Ümmü Mektum ve Ebu Derda gibi binlerce sahabenin kabri de Şam'da.
Emeviye Camii içerisinde bulunan Yakup Peygamber'in türbesi, Peygamber Efendimiz'in torunu Seyyide Zeynep Camii ve türbesi Suriye'de bulunuyor. Muhyiddin-i Arabi Hazretleri, Halid-i Bağdadi, Mevlânâ, İmam-ı Gazali gibi birçok önemli şahsiyet, bu topraklarda tarihin yönünü değiştiren eserleri hazırlıyor. İmam-ı Gazali, İhya-yı Ulumiddin'i Emeviye Camii'nde yazıyor.İbn-i Arabi'nin türbesi de Şam'da.
Amma rahip buhara, onu yoldan cevirdiyse, kimi? O nu len O nu, yani Hz. Muhammedi, o zaman bir dur demek lazim, buraya gitmemek lazim artik, ve işde
artik cebrail inip bu günlerde adaleti de semaya kaldirmiş artik, bak secim oldu, adil bir secim degil,birileri fenerbahce macini satar gibi sattilar secimide, yani Türkeşin oglunu satin alan bu rezil adam, şimdide Muharrem ince yide satin aldi. Zaten o göstemelik cikdi, ve yalancikdan miting ve propaganda yapiyor gözüktü sadece, milletin gözünü boyamakdi onlari kandirmakdi bu oyun sadece, olanlar oldu ve, Hile ve Hurda ile, secimi kazandik numaraisini herkese yutturdular. onlar, yani akp liler herseyi ayarlamişlardi zaten. yine Meral hanimda kendi adamlari, oyunun parcasi yine, yani oda göstermelik, aday idi, ve bunlar ile halka demek istiyorlar ki: bakin kimse adayliga veya parti kurmaya falan cikmasin, bakin onlara verilen oylar, baraji bile aşmiyor izlenimini uyandirmak maksatlari, halbuki yalan dolan ve sahtekarlik ile secimi aldilar. ve adaletin kalkmasina sebeb olan bu rezil adamdan, adalet beklemek ahmaklik olurdu zaten, bekledigim sonuc oldu zaten, yaniltmadi beni, ve o hadisdeki "Rezil ve Alcak adam Reis olur" diyen Muhgammedi de yaniltmadi rezil köpek,
Cebrailin henüz kaldiormadigini sanip umdugumuz geri kalanlar ise, dedi cebrail :

Altıncı inişimde fakirlerden sabrı kaldıracağım.

Yedinci inişimde zenginlerden cömertliği kaldıracağım.

Sekizinci inişimde Âlimlerden ameli kaldıracağım.

Dokuzuncu inişimde yeryüzünden Kurân-ı Kerim'i kaldıracağım.

Son inişimde imânı alıp gideceğim.”

Ve herzaman yaptiklari gibi, bu sözümüzüde (Rezil Reis Sözümüzü) bize giydirmek isteyecek olan kafir gürühü ve şeytan ve deccal ve hizbinin yapacklarini da, bunun devaminida şu hadisde Muhammed anlatiyor:

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Bir halifenin (Devlet Reisinin) ölümü anında (ehl-i hal ve akd arasında) ihtilaf olacak. (O zaman) Medine ahalisinden bir adam kaçarak Mekke’ye gidecek. Mekke halkından bir kısmını ona (Mehdiye) getirecek, ve istemediği halde onu (Mehdiyi evinden) çıkaracaklar. Rükn-ü Yemanî ile Makam-ı İbrahim arasında ona biat edecekler. Ve "Haydi sen bizim reisimizsin" diyecekler. Neden? cünkü dedikya son reis, rezil reis olcak dedikya, onlar demek istiyorlar ki, bizim sectigimiz reis, rezil reis degil, sen olacaksin o son ve rezil reis demek icin, bize resilik cukkasini zorla giydirmek isteyecekler, o anda Onları (ortadan kaldırmak için) Şam’dan bir ordu gönderilecek. Ordu Mekke-Medine arasındaki el-Beyda’da yere batırılacak. İnsanlar bunu görünce Şam’ın Ebdâl’ı ve Irak ahalisinin velileri ona gelip biat ederler. Sonra Kureyş’ten, dayıları Kelb kabilesinden olan bir adam zuhur eder ve (Mehdi ve adamlarına) karşı bir ordu gönderir. Ama onlar bu orduya galebe çalarlar. Bu ordu, Kelbî’nin (ihtirasıyla çıkarılmış) bir ordudur. Bu Kelbî’nin ganimetine iştirak edemeyen zarara uğramıştır. o nun "Erzel Reis" Rezil Reis degilde, zamanin imami oldugunu da ispat icin, Allah isa yi indirir, ve o namazin birinde ona uyar, ve der ki: bak ezan ve kamet senin icin yapildi, gec bize imam ol der, ve onun ardinda namaza durur. Mehdi, malı taksim eder. Halk arasında peygamberlerinin sünnetini (ihya eder ve onun) ile amel eder. İslâm yeryüzüne yerleşir. Yedi yıl daha hayatta kalır. Sonra ölür ve müslümanlar cenaze namazını kılarlar.”

( Hadis-i Şerif Ebu Dâvud: 4286, 4288, 4289)

Ey Deccal köpegi, şeytanin aklina uyupda, ve birde size o mehdi akillari veren, fetonun hocasi said kürt köpegine uyupda, bize bu cukkayi giydirmeye de kalkmayasiniz, cünkü olayin sonunu, daha başlamadan bilen birisine, bu oyunu oynayamazsiniz yani, bizim atamiz olan Mustafa Kemal Atatürk saidi cagirir, ve onun "şapka giyen kafir olur." fetvasi vermesi üstüne, gel baken buraya der, tutun gelin bunu buraya der, alip getirirler ve, alir fötür şapkayi saidin kafasina gecirir, sen şimdi kafir mi oldun der, oda yani said de derki hayir der, cünkü bana sen zorla giydirdin, sen kafir oldun der, yani o sizin hocaniz, size cevabi vermiş zaten, bize zorla reizlik geydirtenler ve giydirtecek olanlar, zorba ve alcak ve erzel rezil reislerdir, Biz degil.
Kafirlerde onlardir, biz ise reis falan degil, zamanin imamlarindan bir imamiz sadece, bir racul, adi şani pek bilinmeyen halkdan bir adamiz. zaten ne malum bizim o adam (Mehdi) oldugumuz, elinizde bir hüccet var mi? Benim de elimde de bir hüccet ve belge yok, kimdir o adam (Mehdi) bilen varmi? duyan var mi? yok, benim, o benim dememlede mehdi olunsa idi, ben gibi binler mehdi vardi, onlarda mehdi olurdu, amma mehdi olani gercek iman sahibi kalpler elbet bilip taniyacakdir, yani öyle boşuna zahmet edip bize erzel (rezil kepaze köpek) reizligi falanda giydirmeye kalkmayin diye bunuda, peygamberden naklen yazdigim hadisle aciklamiş olduk yani.
----------
Ve artik gün döndü ve en uzun gün 21 Hazirani geride birkatik, ve artik yaz mevsimi girdi, ve günlerin aydinlik ve, sicaklarin koygun olup, meyvalari tatlandirmasi, tahillari hasatlari olgunlaştirmasi icin, artik Duha namazina ve Teheccüd namazina gayret ile devam etmek lazimdir.

ve Duha namazi Mevsimin başinda, iki rekat iki rekat kilinir. Mevsimin ortasinda dört rekat, dört rekat kilinir. ve mevsimin sonuna varinca da alti rekat, alti rekat kilinir. yine teheccüd mevsimin başinda vitirden önce iki rekat daha kilinir, ve mevsimin ortasinda veya aydinlik ve sicak güneşli bir gün icin, vitirden önce dört yada alti rekat kilinir. ve mevsimin sonunda veya yine sicak aydinlik günler icin, Vitirden önce 10 rekat kilinir, ve ardinada 3 rekat vitir kilinir eder 13 küsür, ve vitir küsürlüdür ve pi oluşturulup, ve bunun gittigi yere kadar uzamasi saglanir. ve vitir ve teheccüdün vakti hususunda peygamberimizden ve ashabdan şu rivayetler, saglam bir rivayetlerdir :

Nakledildiğine göre Rasulullah (s.a) Hz. Ebu Bekir’e Sordu :

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

-Vitir namazını ne zaman kılıyorsun?” diye sordu. Hz. Ebu Bekir:

-Gecenin ilk kısmında, yani uyumadan kılıyorum” cevabını verdi. Rasulullah (s.a.v) Hz. Ömer’e:

-Sen ne zaman vitir namazını kılıyorsun?” diye sordu. O:

-Gecenin sonunda” dedi. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v), Hz. Ebu Bekir’e:

-Bu tedbirli bir davranıştır.” Hz. Ömer için:

-Bu, güçlü ve kuvvetlidir”366 diye buyurdu.

Bazı haberlerde ise, Rasulullah Hz. Ebu Bekir’e:

-Senin yaptığın, “ben gayeme ulaştım, farzı yaptım, nafile ibadetler ondan sonra gelir” diyenin davranışıdır.” Buyurdu. Hz. Ömer’e ise:

-Sen güçlüsün ve dayanıklısın, buyurdu.

Rivayet edildiğine göre, Hz. Osman şöyle demiştir: “Ben vitir namazını gecenin ilk kısmında kılmaya başlıyorum. Uyandığımda, bir rekat daha kılarak ilave ediyorum. Bu yaptığım, kaybolan bir devenin bulunup diğerlerine katılmasını andırıyor.”

Ancak Hz. Osman’dan vitir namazıyla ilgili olarak rivayet edilen meşhur haberde, onun geceyi bütünüyle ihya ettiği bildirilmektedir. Nitekim o, bir rekatta Kur’an’ı, bütünüyle hatmediyordu. O da vitir namazının son rekatıdır.

Hz. Ali’den rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir: “Vitir namazı üç vakitte kılınabilir. İstersen gecenin ilk kısmında onu kılar, sonra ikişer rekatlar halinde namaz kılabilirsin. İstersen bir rekat kılar, ondan sonra yatar, uyandığında ise vitrin geriye kalan kısmını ona ilave edersin. Sonra, gecenin son kısmında vitrini tamamlarsın. İstersen, vitir namazını gece içinde kılacağın en son namaz yaparak gecenin en sonunda kılarsın.”

İbn Ömer’den rivayet olunan bir hadiste: “Gece namazları ikişer rekatlar halinde kılınır. Ancak sabah namazının vaktinin girmesinden korkuyorsan; hemen vitir namazını kıl.”

( Hadis-i Şerif ,Ahmed, Müsned, III, 309; İbnu Mace, İkame, 128; Tayalisî, Müsned. No: 1671 Muvatta, Salatu’l-Leyl 16, (1,124); Ebu Davud, Salat 342, (1434))

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Ey Kur’an ehli! Her gece vitir namazını kılınız”

( Hadis-i Şerif , Kütübü sitte 369)

Hz. Aîşe de şöyle demiştir:

“Rasulullah (s.a.v) vitir namazını bazen gecenin ilk kısmında, bazen ortasında ve bazen de gecenin son kısmında kılardı.”

( Hadis-i Şerif , KALPLERİN AZIĞI ( KÛTU'L-KULÛB ) 370)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Kulun Rabbine en yakın olduğu zaman, gecenin son kısmıdır. Eğer o zamanda, yüce Allah’ı zikredenlerden olabilirsen, bunu ihmal etme”

( Hadis-i Şerif , KALPLERİN AZIĞI ( KÛTU'L-KULÛB ) 371)

Ebu Zer el-Gıfârî demiştir ki: “Rasulullah’a (s.a.v): “Gecenin hangi kısmında kılacağım namaz daha faziletlidir?” diye sordum. “Gecenin son yarısında kılınan namaz.” buyurdular.

( Hadis-i Şerif , KALPLERİN AZIĞI ( KÛTU'L-KULÛB ) 372)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Gecede öyle bir zaman vardır ki, müslüman bir kul, o vakitte dini ve dünyasıyla ilgili bir hayır istese, yüce Allah mutlaka onu verir.”

( Hadis-i Şerif , KALPLERİN AZIĞI ( KÛTU'L-KULÛB ) 374)

Denilir ki, gecede öyle bir vakit vardır ki; onda herkes mecburen uyur. O anda, yalnız hiç ölmeyen ve Hayy olan Cenab-ı Hak kaimdir. Duaların makbul olduğu vakit, bu vakit olabilir. Rivayet olunduğuna göre,

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Gecenin yarısı geçince (diğer bir ifadede de), gecenin son üçte biri kalınca, Cebbar olan yüce Allah, dünya semasına iner ve: “Tövbe eden yok mu, tövbesini kabul edeyim, istiğfar eden yok mu onu affedeyim. Dua eden yok mu, duasını kabul edeyim ve herhangi bir şey isteyen yok mu ona istediğini vereyim.” diye buyurur. Bu davet, sabah namazı vakti girinceye kadar aynı şekilde devam eder.”

( Hadis-i Şerif , KALPLERİN AZIĞI ( KÛTU'L-KULÛB ) 376)

“Bunun içindir ki, Sahabiler gece sonunda namaz kılmayı gecenin evvelinden daha çok severdi.”

(İbni Mâce, İkametü’s-Salât: 182)

Amr b. Anbese’nin hadisinde ise şöyle buyurulur.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Gecenin son kısmında namaz kılmaya devam et. Çünkü o vakit, şahitli olan vakittir.”

( Hadis-i Şerif , KALPLERİN AZIĞI ( KÛTU'L-KULÛB ) 377)

“Allah tekdir; tek olanı sever. Ey Kur’an ehli! Siz de vitir namazını kılınız!”

(Ebû Dâvûd Vitir 1; Tirmizî Vitir 2)

“Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem gecenin her vaktinde vitir namazı kıldı. Bazen gecenin ilk saatlerinde bazan gece yarısı bazan da gecenin sonuna doğru kıldı. Sonraları vitir namazını hep seher vaktinde kıldı.”

(Buhârî Vitir 2; Müslim Müsâfirîn 136)

“Gece kıldığınız namazınızın sonuncusunu vitir yapınız.”

(Buhârî Salât 84 Vitir 4; Müslim Müsâfirîn 151)

“Sabah namazı vakti girmeden vitri kılınız.”

(Müslim Müsâfirîn 160 161)

“Sabah vakti girmeden çabucak vitir kılmaya bakın!”

(Ebû Dâvûd Vitir 8; Tirmizî Vitir 12)

“Gecenin sonuna doğru namaza kalkamayacağından endişe eden kimse vitir namazını gecenin baş tarafında kılsın. Gecenin sonunda kalkacağına güvenen kimse de vitir namazını gecenin sonunda kılsın. Çünkü gecenin sonunda kılınan namazda melekler de bulunduğundan vitri bu saatte kılmak daha sevaptır.”

(Müslim Müsâfirîn 162 163)

Yüce Rabbimiz gece namazlarının ilki olan akşam namazını tek rek`atlı kılmamızı istediği gibi gecenin son namazı olan vitrin de tek rek`atlı olmasını uygun görmüştür. Peygamber aleyhissalatü vesselam bu sebeple yukarıda geçtiği üzere “Gece kıldığınız namazınızın sonuncusunu vitir yapınız” buyurmuştur. Şüphesiz bunda bir çok sır ve hikmetler vardır.

Vitir “tek” anlamına geldiği için Mâlikî Şâfiî ve Hanbelî mezhebi âlimleri vitir namazının bir rekat olduğunu söylemişlerdir. “Vitir gecenin sonunda bir rek’attır”

(Müslim Müsâfirîn 154-156)

1. Vitir namazı önemli bir ibadettir. Bu namazı devamlı surette kılmak Cenâb-ı Hakk’ın rızâsını ve muhabbetini kazanmaya vesile olur.

2. Vitir namazı yatsının farzı kılındıktan sonra başlar, sabah namazı girinceye kadar devam eder.

3. Vitri zamanında kılamayacağını düşünenler onu yatsı namazından sonra kılabilirler.

4. Vitir namazının en makbul zamanı seher vakti dediğimiz gecenin son üçte biridir. Zira bu vakit meleklerin ve Cenâb-ı Hakk’ın rahmetinin yeryüzüne bol bol indiği mübarek bir zaman dilimidir.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Farz namazlardan sonra en faziletli namaz gece namazıdır."

(Müslim, 1163; Tirmizi, 438...)

Teheccüd namazının vaktiyle ilgili olarak gelen rivayetlerde, gecenin ortası veya son kısmının namaz, dua ve istiğfarla ihya edilmesi tavsiye edilmektedir. Konuyla ilgili fiili sünneti anlatan çok sayıdaki rivayetlerde, Peygamberimizin (asm) (yatsıyı kılıp vitir’i kılmadan) uyuduktan sonra, gecenin ortalarına doğru veya ortasından hemen sonra uyandığı, ondan sonra ibadete başladığı, bir süre namaz kıldıktan sonra vitir namazını ve sonra da sabah namazının sünnetini kıldığı ifade edilmektedir.

(Muvatta, Salatu 'l-Leyl; Buharı, el-Amel fi's-Salat, tim, Vudu', Cemaa, Sıfatı's-salat, Vitir...; Müslim, 763...)

müctehidlerden bazılarına göre, teheccüd namazı kılmak için yatsı namazından sonra uyumak, yani yatsı namazıyla teheccüd namazı arasına uyku girmiş olması şarttır. amma gece abid olanlar, gece uyumayan kimsler gecenin herhangi bir vaktinde bu namazi yani teheccüd namazini eda edebilirler.

Zeyd İbni Sâbit radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Ey İnsanlar! Evinizde namaz kılınız. Zira farz namaz dışındaki namazların en makbûlü, insanın evinde kıldığı namazdır.”

(Buhârî, Ezân 81, İ`tisâm 3)

İbni Ömer radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Namazınızın bir kısmını evlerinizde kılınız da oraları kabirlere çevirmeyiniz.”

(Buhârî, Salât 52, Teheccüd 37)

Câbir radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Biriniz farz namazını mescidde kıldığı zaman, o namazından evine de bir pay ayırsın. Zira Allah Teâlâ bu namaz sebebiyle evinde hayır yaratır.”

(Müslim, Müsâfirîn 210)

Ebû Hüreyre radıyallahu anh şöyle dedi:

Dostum Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana her ay üç gün oruç tutmayı, iki rek`at kuşluk namazı kılmayı ve uyumadan önce vitri edâ etmeyi tavsiye buyurdu.

(Buhârî, Teheccüd 33, Savm 60)

Ebû Zer radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“Her birinizin her bir eklemi için günde bir sadaka vermesi gerekir. İşte bu sebeple her tesbih bir sadaka, her hamd bir sadaka, her tehlîl (lâ ilâhe illallah demek) bir sadaka, her tekbîr bir sadaka, iyiliği tavsiye etmek sadaka, kötülükten sakındırmak sadakadır. Kuşluk vakti kılınan iki rek`at namaz bunların yerini tutar.”

(Müslim, Müsâfirîn 84, Zekât 56)

Zeyd İbni Erkam radıyallahu anh Duha namazını erken kılan bazı kimseleri gördü de şöyle dedi:

Şüphesiz bunlar da bilirler ki, Duaha namazını kuşluk namazından sonraki bir saatte kılmak daha sevaptır. Zira Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Tövbe edip Allah’a dönenlerin (evvâbînin) namazı, sıcaktan deve yavrularının ayağı yandığı zamandır.”

(Müslim, Müsâfirîn 143)

İşrak (Kuşluk) Namazı Nedir? Vakitleri Ne Zamandır? Kaç Rekattırlar? Nasıl Kılınır?
İşrak (Kuşluk) Namazı, ilkbahar mevsimine geciş namazidir bu namaz, serinlik yagmur ve yeşillik icin, sabah erken saatte güneş dogdukdan 45 dakika sonra, bayram namazlarinin vaktinde, serinlikde kilinan, nafile namazdir.
İşrak namazı, Güneş bir iki mızrak boyu yükseldikten, yani güneş doğduktan kırk-elli dakikalı zaman geçtikten sonra kılınır.

Saati olmayan bir kimse, çenesini göğsüne yapıştırarak güneşe bakar, şayet güneşi bu vaziyetteyken göremiyorsa, kerahat vakti çıkmıştır. Bundan sonra artık İşrak namazı kılınabilir.
İşrak (Kuşluk) Namazı
İşrak namazı iki rekatır. Bu namazın fazileti hakkında Fahr-ı Kainat -sallallahü aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurur.

"Bir kimse sabah namazını cemâatle kıldıktan sonra oturup güneş doğuncaya kadar zikir ile meşgul olsa, güneş doğunca da iki rekat (İşrak) namaz kılsa, bir nafile hac ve umre sevabına nail olur." (İhyâ, I. 336)
İşrak Namazının kılınışı

2 Rekatlık İşrak (Kuşluk) Namazı

1. Rekat
"Niyet ettim Allah rızası için iki rekat işrak namazı kılmaya" diye niyet ederiz
"Allahu Ekber" diyerek İftitah Tekbiri alır ve namaza başlarız
Sübhaneke'yi okuruz
Euzü-besmele çekeriz
Fatiha Sûresini okuruz
Kur'an'dan bir sure okuruz
Rüku'ya gideriz
Secde'ye gideriz. Doğruluruz, tekrar Secde'ye gideriz

2. Rekat
Ayağa kalkarak Kıyama dururuz
Besmele çekeriz
Fatiha Sûresini okuruz
Kur'an'dan bir sure okuruz
Rüku'ya gideriz
Secde'ye gideriz. Doğruluruz, tekrar Secde'ye gideriz
Oturarak Ettahiyyatu ve Allâhumme salli, Allâhumme Bârik ve Rabbenâ dualarını okuruz
"Es selâmu aleyküm ve rahmet'ullah" diye sağa ve sola selam vererek namazı tamamlarız

Duha Namazı Nedir? Vakitleri Ne Zamandır? Kaç Rekattırlar? Nasıl Kılınır?
Duha Namazı Nedir yaz mevsimi namazi, ve 21 hazirandan sonra daha cok kilinmasi gereken bir nafile ibadettir.
Kuşluk vaktinden sonra kılınır.yani sabah saat dokuz sıraları gibidir, 2 rekat ile 8 rekat arasında kılınabilir.

Duhâ namazının vakti: Güneşin bir mızrak boyu yükselmesinden, yani Güneş doğduktan 45 dakika sonra başlar, öğle namazına 45 dakika kalıncaya kadar devam eder. Nitekim bir hadîs-i Şerîfte:
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Duhâ namazının vakti, deve yavrusunun ayakları sıcaktan kızdığı zamandır." Buyurulur.

(Müslim, Misâfirîn, 143)

Duhâ namazı dediğimiz nafile namaz bu andan itibaren kılınır. Zeval vaktine yarım saat kalıncaya kadar devam eder. iki veya dört veya sekiz veya on iki rek‘at kılınabilirse de, en faziletlisi sekiz rek‘at kılmaktır.

Duha namazı nasıl kılınır?

Hz. Âişe radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Duha namazını her kılışında mutlaka ben de kıldım."

(Buhârî, Müslim, Ebû Dâvud, Nesâî)

Ümmü Hânî dedi ki: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Fetih günü, benim eve geldi, yıkandı ve sekiz rek'at namaz kıldı. Ben bundan daha hafif bir namazı hiç görmedim. Ancak rüku ve secdeleri tam yapıyordu."

(Buhârî, Müslim, Ebû Dâvud, Tirmizî, Nesâî)

Hazret-i Aişe -radıyallahü Anhâ-'den rivayete göre Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurdu :

Duha namazını ikişer ikişer dört rekat olarak kılar, (bazen) dilediğince de arttırırdı.

(Müslim. Müsafirin, 78)

Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor:

“Dostum Aleyhissalatu vesselam, bana her ay 3 gün oruç tutmamı, iki rekât kuşluk namazı, Duhâ namazi, ve yatmadan önce de vitir namazı kılmamı tavsiye etti.”

(Buhârî, Müslim, Ebû Dâvud, Nesâî)

Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurur:

"Her gün sizin her bir mafsalınız için bir sadaka terettüp etmektedir. Her tesbih bir sadakadır. Her tahmîd bir sadakadır. Her bir tehlîl bir sadakadır. Emr-i bi'l-ma'ruf bir sadakadır. Nehy-i ani'l-münker de bir sadakadır. Bütün bunlara kişinin kuşlukta kılacağı iki rek'at Duhâ namaz kâfi gelir."

(Müslim, Ebû Dâvud)

Ebû Zer-radıyallahü Anhâ-'den rivayete göre Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurdu:

"Bir kimse Duhâ namazının iki rekatına devam etse, günahları deniz köpüğü kadar çok olsa bile affolunur."

(Tirmizi, Vitr, 15)


Duhâ namazının kılınışı

2 Rekatlık Duhâ Namazı

1. Rekat
"Niyet ettim Allah rızası için iki rekat Duha namazı kılmaya" diye niyet ederiz
"Allahu Ekber" diyerek İftitah Tekbiri alır ve namaza başlarız
Sübhaneke'yi okuruz
Euzü-besmele çekeriz
Fatiha Sûresini okuruz
Kur'an'dan bir sure okuruz
Rüku'ya gideriz
Secde'ye gideriz. Doğruluruz, tekrar Secde'ye gideriz

2. Rekat
Ayağa kalkarak Kıyama dururuz
Besmele çekeriz
Fatiha Sûresini okuruz
Kur'an'dan bir sure okuruz
Rüku'ya gideriz
Secde'ye gideriz. Doğruluruz, tekrar Secde'ye gideriz
Oturarak Ettahiyyatu ve Allâhumme salli, Allâhumme Bârik ve Rabbenâ dualarını okuruz
"Es selâmu aleyküm ve rahmet'ullah" diye sağa ve sola selam vererek namazı tamamlarız


Teheccüd Namazı (Gece Namazı) Nedir? Vakitleri Ne Zamandır? Kaç Rekattırlar? Nasıl Kılınır?

Yatsı namazından sonra, vitir’i kılmadan bir miktar uyuduktan sonra, uykudan kalkılıp kılınacak nafile namaza "Teheccüd" veya "gece namazı" denir. Teheccüd namazı iki rekattan oniki rekata kadardır. İki rekatta bir selam verilmesi daha faziletlidir. Teheccüd namazına başlarken "Niyet ettim Allah rızası için teheccüd namazı kılmaya" şeklinde niyet ederiz. Teheccüd namazının iki rekat ile sekiz rekat arasında çiftli sayılarda kılınması tavsiye edilmiştir. Bununla birlikte, isteyen kimse daha fazla da kılabilir. Bu durumda iki rekatta bir selam vermek daha faziletli olmakla birlikte, dört rekatta bir de selam verilebilir. İki rekattan fazla kılındığında arada konuşma, yeme içme gibi namaza aykırı davranışlarda bulunulmamış ise, tekrar niyet etmek gerekmez. Dört rekat olarak kılındığında, ikinci rekat sonunda teşehhüd için oturulduğunda "tahiyyat"tan sonra "Allahumme salli" ve "Allahumme barik" okunur. Üçüncü rekat için ayağa kalkındığında önce "Subhaneke" okunur, Euzu besmele çekilir ve Fatiha suresi okunur. Teheccüd namazı, Rasul-i Ekrem -sallallahü aleyhi ve sellem- Efendimize vacip yani farz hükmündeydi. Bu namaz O'nun ümmeti için sünnet-i müekkededir.
"Gece namazına devam ediniz. Zira bu sizden önceki salihlerin ibadetidir. Çünkü gece ibadeti, Allah'a yakınlık günahlara kefaret olup insanı bedeni hastalıklardan korur ve günahlardan uzaklaştırır." (Tirmizi, Deavât, 101)

Allâh Teâlâ çok sevdiği rasulüne lütuflarda bulunmak için teheccüd namazını ona farz kılmıştı.


وَمِنَ اللَّيْلِ فَتَهَجَّدْ بِهِ نَافِلَةً لَّكَ عَسَى أَن يَبْعَثَكَ رَبُّكَ مَقَامًا مَّحْمُودًا

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve minel leyli fe tehecced bihî nâfileten lek(leke), asâ en yeb’aseke rabbuke makâmen mahmûdâ

Meali :

Gecenin bir kısmında da uyanarak sana mahsus fazla bir ibadet olmak üzere teheccüd namazı kıl ki, Rabbin seni Makam-ı Mahmud’a (Cok Övülen bir makama) ulaştırsın.

(Sadakallahul Aziym İSRA Suresi 79. ayet)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Gece namazına devam ediniz. Zira bu sizden önceki salihlerin ibadetidir. Çünkü gece ibadeti, Allah'a yakınlık günahlara kefaret olup insanı bedeni hastalıklardan korur ve günahlardan uzaklaştırır."

( Hadis-i Şerif , Tirmizi, Deavât, 101)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Sabah namazından önce kılınan iki rek'at nâfile namaz dünyanın tamamından daha hayırlıdır."

( Hadis-i Şerif , Müslim, Salâtu'l-Müsâfirîn, 96)

Rasulullah -sallallâhu aleyhi ve selem- Efendimiz gece namazını hiç terk etmezdi. Öyle ki hastalanacak veya ağırlık hissedecek olsa oturarak kılardı. (Ebû Dâvûd, Tatavvu', 18) "Sabah namazından önce kılınan iki rek'at nâfile namaz dünyanın tamamından daha hayırlıdır." (Müslim, Salâtu'l-Müsâfirîn, 96) buyururdu. Gözümün nûru diye tavsif ettiği namazı geceleri daha bir iştiyak ve arzû ile kılardı. Ayakları şişecek kadar kendinde geçerek kıldığı teheccüd namazına olan iştihâsını şöyle dile getirmişti:

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Allâh her peygamberde belirli birşeye karşı aşırı bir istek yaratmıştır. Benim en çok hoşlandığım şey de gece ibâdetidir..."

( Hadis-i Şerif , Heysemî, Mecmau'z-zevâid, II, 271)

Allâh'a yaklaştıran en mühim ibâdet olması hasebiyle ümmetinin de bu nimetten nasiblenmelerini arzû ederlerdi. Öncelikle yakın akrabasından tebliğe başlayan Efendimiz, bir gece Ali ile Fâtımâ -radıyallâhu anhümâ-'nın kapısını çalmış ve onlara:

- "Namaz kılmayacak mısınız?" (Buhârî, Teheccüd, 5) buyurarak geceyi boş geçirmemelerini istemişti.

Diğer ashâbına da:

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Aman gece kalkmaya gayret edin! Çünkü o sizden önceki sâlih kimselerin âdeti ve Allah'a yakınlıktır. (Bu ibâdet) günahlardan alı kor, hatalara kefâret olur ve bedenden dertleri giderir."

( Hadis-i Şerif , Tirmizî, De'avât, 101)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Geceleyin kalkıp namaz kılan, hanımını da kaldıran, kalkmazsa yüzüne su serperek uyandıran kimseye Allah rahmet etsin. Aynı şekilde geceleyin kalkıp namaz kılan, kocasını da uyandıran, uyanmazsa yüzüne su serperek uykusunu kaçıran kadına da Allah rahmet etsin."

( Hadis-i Şerif , Ebû Dâvud, Tatavvu, 18, Vitir, 13)


Hz. Peygamber, gece namazlarında bazen kıraati kısa yapar; zaman zaman da uzatırdı. “Hz. Peygamber (S.A.V.) her gece namaz kılarken (îsrâ) ve (Zümer) surelerini okurdu.” Daha uzun ya da daha kısa sureler okuduğunu da bilinmektedir.

Teheccüd (Gece) Namazının vakti

Teheccüd namazının vaktiyle ilgili olarak Peygamberimizden (asm) gelen rivayetlerde, gecenin ortası veya son kısmının namaz, dua ve istiğfarla ihya edilmesi tavsiye edilmektedir.

Konuyla ilgili fiili sünneti anlatan çok sayıdaki rivayetlerde,

Peygamberimizin (asm) (yatsı namazını kılıp vitir’i kılmadan) uyuduktan sonra, gecenin ortalarına doğru veya ortasından hemen sonra uyandığı, ondan sonra ibadete başladığı, bir süre namaz kıldıktan sonra vitir namazını ve sonra da sabah namazının sünnetini kıldığı ifade edilmektedir.

Sünnet olan bu sıralama şu şekilde özetlenebilir:
1. Yatsı namazı
2. Bir miktar uyuyup uyanma
3. Teheccüd namazı
4. Vitir namazı
5. Sabah namazı


Teheccüd (Gece) Namazının kılınışı
2 Rekatlık Teheccüd (Gece) Namazı

1. Rekat
"Niyet ettim Allah rızası için iki rekat Teheccüd (Gece) namazı kılmaya" diye niyet ederiz
"Allahu Ekber" diyerek İftitah Tekbiri alır ve namaza başlarız
Sübhaneke'yi okuruz
Euzü-besmele çekeriz
Fatiha Sûresini okuruz
Kur'an'dan bir sure okuruz
Rüku'ya gideriz
Secde'ye gideriz. Doğruluruz, tekrar Secde'ye gideriz

2. Rekat
Ayağa kalkarak Kıyama dururuz
Besmele çekeriz
Fatiha Sûresini okuruz
Kur'an'dan bir sure okuruz
Rüku'ya gideriz
Secde'ye gideriz. Doğruluruz, tekrar Secde'ye gideriz
Oturarak Ettahiyyatu ve Allâhumme salli, Allâhumme Bârik ve Rabbenâ dualarını okuruz
"Es selâmu aleyküm ve rahmet'ullah" diye sağa ve sola selam vererek namazı tamamlarız

Teheccüd namazı iki rekattan oniki rekata kadardır. İki rekatta bir selam verilmesi daha faziletlidir. Yukarıdaki tarifte olduğu gibi ikişer ikişer kılınabilir.

Rabbim Mehdi ve Cemaatine Yaz Gibi bir yaz mevsimi yaşatsin inşallah.

--oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--



Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 26 Haziran 2018 Salı

Original Kar © glan

Huriden kasıt Nedir? Cennetliklere Kaç Huri Verilecektir? (Kar©glanin 16 Haziran 2018 Vaazi)



Huriden kasıt Nedir? Cennetliklere Kaç Huri Verilecektir?

(Kar©glanin 16 Haziran 2018 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَحُورٌ عِينٌ كَأَمْثَالِ اللُّؤْلُؤِ الْمَكْنُونِ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve hûrun îynun. Ke emsâlil lu’luil meknûn.

Meali :

(Orada Onlara) Harika güzel gözlü huriler (vardır). Onlar için (Cennetlikler için) saklı inciler gibi, iri gözlü huriler vardır.

Sadakallahul Aziym VAKIA Suresi 22. ve 23. ayet


---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Cennet ehlinden her bir adam beş yüz huri, dört bin bakire ve sekiz bin dul kadın ile evlenir. Onlardan her biriyle dünyadaki ömrü kadar beraber olur.”

( Hadis-i Şerif , Beyhakî, el-Ba’s ve’n-Nüşûr, nr. 414; Münzirî, et-Terğîb ve’t-Terhîb, nr. 5523)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَكَوَاعِبَ أَتْرَابًا

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve kevâıbe etrâbâ

Meali :

Ve onlara orada iri ve dolgun Göğüsleri olan yaşıt kızlar, muhteşem eşler vardır.

(Sadakallahul Aziym NEBE-33 ayet)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَعِنْدَهُمْ قَاصِرَاتُ الطَّرْفِ عِينٌ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve indehum kâsırâtut tarfı îyn

Meali :

Orada (cennetlerde) onların yanında, bakışlarını yalnızca kendilerine çevirmiş iri ve güzel gözlü eşler vardır.

(Sadakallahul Aziym SAFFAT Suresi 48. ayet)




أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

حُورٌ مَّقْصُورَاتٌ فِي الْخِيَامِ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Hûrun maksûrâtun fîl hiyâm

Meali :

Otağlar içerisinde (özel çadırlarda) sahiplerine tahsis edilmiş huriler vardır.

(Sadakallahul Aziym RAHMÂN Suresi 72. ayet)



Yani Bu Japonlarin yaptigi robot teknolojisi, bir gün bu halden,



Bu haale kadar geliştiyse, ve bir gün bu teknoloji, ayni insan gibi, en güzel bayanlar ve erkekler üretip, sadece bize, yani sahibine itaat edip, bizden başkasinin sözüne emrine itaat etmeyecek olan, yani erkek olsun kadin olsun, bize kalak takip bizi geyik yapmayacak, fabrikadan ciktiginda, peketini ilk bizim acacagimiz, ve istersek sarişinini, istersek mavi gözlüsünü, istersek esmerini, istersek bir tane Beyonce kopyesini, istersek Rihanna kopyesini, istersek Ajda Pekkan, istersek Ziynet Sali kopyesini, istersek Niki Minaj gibi iri gögüslüsünü, istersen Scret mankenleri gibi ince uzun kelebek gibisinin modelini alabilcegimiz bayan Huri modeller, veya en güclü sandigin ve, yakişikli dedigin erkekden daha yakişikli, amma ondan daha güclü, ve tabancasi kuvvetli robot erkekler, yani Gılmanlar olabilir, ve ister sadece s e x icin yapilmiş bayan ve erkek robotlar, yada sadece gılman halinde hizmetli robotlar üretilince, ve dün mesela eski takoz telefonlar ilk ciktiginda, 3000 ile 1500 schling gibi hatta daha pahaliyken, en son, onlar batmadan önce, ben bir adet kücük motorola telefonu 29 euro ya aldigim günleri biliyon, o telefon hala bende duruyor, yani seri üretim olupda, herkesin telefonu olunca, cok ucuzladiydi onlar, ve bir gün bu s e x icin veya hizmet icin yapilan bayan robotlar veya, kadinlar icinda gilman, yani erkek robotlar seri şekilde icad olursa, onlarda bir gün takoz telefonlar gibi, artik ucuzlar, zenginolan birisi veya orta yollu birisi, o hadisde gecen, elbet bu hurilerden, yani robotlardan, 500 tane satin alabilir, daha zenginse bütün sanatci serilerini alabilir, hemde bakiresini, yani ilk acilmamiş paketini,o hadisde diyorki "dört bin bakire ve sekiz bin dul kadın ile evlenir" ikincisi diyorki hadisde 8000 dul diyor, yani ikinci el robot lar (ölen insanlarinkiler veya artik begenmedigi robotlari satan adamlarin robotlari gibi) 8000 e kadar da ikinci el huri robotlar, yani onlar daha ucuz olacak, birde bakire olanar dört bin adet, zengin birisi icin, küllü zengin bir adam, veya iki adam, veya on adam yada kadinda, bu dörtbin tane bakiresine yani paketi hic acilmadik olanina sahip olabilir degilmi? yani ilk bize hizmet edecek olanlari, birde onlarla bir ömür olurmu, yani bir ömür ölesiye kadar demek yani, olur yani, ve ahirzamanda, yani ahiret yurdunda bunlar artik normal olacak, yine Gılman hizmetli demek, yani mutfakci, aşci robot erkek, veya hem aşci hemde s e x icin kadin robot, yani huri lan huri, Allah onlara huri diyorsa huridir, yani kuran yazinca oluyorda, ben s e x icin deyincemi olmadi angut, yani huri veya gilman, işde anla sen artik, yani bu o ayetin tercümesinde yaptiklari "cadirinda seni bekleyen" yada "otaginda seni bekleyenden kasit, işde bu daha ambalaji acilmamiş, ve paletinde otaginda bekletilen bayan huriler veya gilmanlar demekdir.
ve yine o teknoloji öyle bir raddeye ulaşirki, artik el degmez, göz görmez fabrikalarda üretlirler artik, mesela fabrika 1 000 000 Beyonce modeli huri üretmiş, amma daha ona insan cin dokunmamiş, işde ambalajinda yani ve peltlemişler alicisi olcak sahiplerini beklikyor.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

لَمْ يَطْمِثْهُنَّ إِنسٌ قَبْلَهُمْ وَلَا جَانٌّ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Lem yatmishunne insun kablehum ve lâ cânn

Meali :

Onlara, eşlerinden önce ne bir insan eli, ne de bir cin gözü bile dokunmamıştır.

(Sadakallahul Aziym RAHMAN Suresi 74. ayet)

Ve yine cennetlerde başk bir hadisde şunlarin da bulunacagi anlatilir :

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Cennette bir çarşı (toplanma yeri) vardır. Burada alışveriş olmaz; sadece kadın ve erkek suretleri bulunur. Bir erkeğin gönlü bir sureti arzulayınca oraya girer. Girdiğinde karşısında toplanmış hurileri görür. Onlar harikulâde sesleriyle, 'Bizler ebedîyiz; asla yaşlanmayız. Bizler cennet nimetlerindeniz; asla sıkıntı çekmeyiz. Bizler sizlerden razıyız ve asla kızmayız. Hem bize ve hem de ait olduklarımıza müjdeler olsun!' derler.”

( Hadis-i Şerif , Beyhakî, el-Ba’s ve’n-Nüşûr, nr. 420; Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsât, nr. 6493; Münzirî, et-Terğîb ve’t-Terhîb, nr. 5540; Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, nr. 18761)

burdaki yine

" Bizler ebedîyiz asla yaşlanmayız. Bizler cennet nimetlerindeniz, asla sıkıntı çekmeyiz, Bizler sizlerden razıyız ve asla kızmayız. Hem bize ve hem de ait olduklarımıza müjdeler olsun!'
ibarelri robotlarin eskiyebildigini ve fakat, amma ayni gencilkte kalackalari yaşlanmayacaklari hikmeti dile geliyor. yine sahibinden razi olacaklari yine robot hikmeti. yine bizlerer "sıkıntı çekmeyiz" demek, yine onlara yaptiklari zor gelmez ve yorulmazlarda onlar, asla kizmayiz, yani öyle bir programlari varki, asla sahibine kizmazlar halinde program yapilabilir degilmi,
Ve yine o hadisdeki "yüz ve suret takma" tasvirinede el atmiş artik bugünümüzün bilim adamlari ve illuminati örgütü ve

Ariana Grande - No Tears Left To Cry
müzik kilibinde işte bu yüz takma hikmetini işlemişler, bu kilibin bir bölümünde



youtube.com/watch?v=ffxKSjUwKdU

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Hûriler yetmiş elbiseyi giydikleri halde, bacaklarının kemiklerindeki ilikleri görünüyor.”

( Hadis-i Şerif , Buharî, Bed’u’l-halk,8; Müslim, Cennet, 14; Tirmizî, Kıyame, 60)



أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

كَأَنَّهُنَّ الْيَاقُوتُ وَالْمَرْجَانُ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ke enne hunnel yâkûtu vel mercân.

Meali :

Onlar sanki yakut ve mercan gibidirler.

(Sadakallahul Aziym RAHMAN Suresi 58. ayet)


Yani o Hurierde seri olarak, renkli transparent tükenmez kalemler gibi bir siilikon maddeden üretilir ki, hem icleri gözükür, hem kirmizi yakut gibi transparent olanlar, hem yeşil zümrütt gibi olanlar, hem sari ve turuncu mercan gibi olanlar, yani istek ve zevk meselesi yani.



-----------------

Agac dalda meyva verir amma, kendisi yemek icin degil, peki ne icin? sahibi ve sen, ben, o, yesin diye, ve diyorlarki

İlimsiz ve ihlâssız Cennet bulunur mu hiç?
Amelsiz ilim ile âlim olunur mu hiç?

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Amelsiz âlim, mum gibidir, kendini yakar, insanları aydınlatır."

( Hadis-i Şerif , Bezzar)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Allahü teâlâ, ancak ihlâsla yapılan ameli kabul eder.

( Hadis-i Şerif , Dâre Kutni)

Allahü teâlâ, ilimsiz ameli kabul etmez. İlimle az amel faydalı olur, ilimsiz çok amelin kıymeti olmaz.

(Deylemi - B. Arifin)

Peygamber efendimiz, faydasız ilimden Allah'a sığınmıştır. İmam-i Hakim'ın "Mustedrek" adlı kitabında İbni Mes'ud (R.A.)danrivayet ettiği bir hadisi şerif'egöre, Hatemü'l - Enbiya Efendimiz şu dua'yı okurdu:

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Allahım Doymayan nefisten, kabul edilmiyen dua'dan, korkmayan kalb'den ve faydasız ilim'den sana sığınırım.

( Hadis-i Şerif , cami's-sağir, cüz: 1 shf: 58)

Yine Raşidi Zikirimizin bir bölümünde, Peygamberimizin zemzem icerken okudgu Duayi, 33 defa zikrederiz ki, nedir o zikir ve dua :

اَللَّهُمَّ اِنِّى اَسْئَلُكَ عِلْماً ناَفِعاً وَرِزْقاً وَاسِعاً وَشِفآءً مِنْ كُلِّ

Alllaahümme innii es’elüke ilmen naafian ve rızgan vaasian ve şifaaen min külli daain.


Manasi :

Allahım senden, menfaat ve fayda veren (yararlı ) ilim, geniş rızık ve her türlü dert ve hastalıklarima şifa dilerim.

------------------------

ve o agac her sene meyva verir, sen, ben, o, yerizde, bir gün o agaca teşekkür etmeyiz, ve agac yaşlanir, ve bir günde artik körleşir ve, kurumaya yüz tutar, artik onu keser, birde yakariz. ne oldu hani Alimin durumu, ne oldu anlatti, anlatti, kendini heba etdi birileri icin, sonunda ödül olarak cennet degil, bir de cehenneme odun oldu, yakildi, kadermidir bu, yani alimligin kaderimidir bu, yani mum başklarini aydinlatmak icin yakilir, yoksa "mum kendi dibini aydinlatmaz" derler, ben mesela imam hatip mezunu olup, kuran bilip, kuran ögretebilcek, derecede olmama ragmen, benim cocuklarim, kuran okumasinin bende ögrenemediler, ben o sevaba eremedim, amma her gün bir süleyanci hocaya götürüp getirerek. 2 veya 3 haftada, kurani seri şekilde okumasini, ögrenmelerini sagladim, amma ögretme sevabina eremedim, yani kardeşim herkes, her sevap benim olsun demiyecek, bak nasip meselesi, ben dahi, yeterki ögrensinlerde, benden ögrenmeyiversinler dedim, yoksa hirs yapip o sevab ebn eercen diye, bagirip cigirip illa benden ögrenceksiniz diye, zor kullanarak ögretebilirdim, amma ben onlari kolay ögreneceklieri hocadan, ve severek ögrenmelrini sagladim ki, faydasini görsünler, zorla ne iman, nede ilim ögrenilmez, ilim taleb meselesi, arz meselesi, güzelllik iyilik herzaman zorla verilmez, Tayyibin okudugu hapise düştügü şiirdeki gibi ve erbekanci şiiri görüşü gibi :

"Gerekirse size, Bu Dini, yatırıp iğne ile şırıngalayacağız."

dedi bunlar, ve böyle Din mi olur, böyle güzellik mi olur Allah aşkina, kim sevmedigi aşi yer, kim sevmedigi işde calişmak ister, dinde böyledir, ilimde böyle,

KURAN MUHiTTIR HERŞEYi KAPSAR

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

أَلَا إِنَّهُمْ فِي مِرْيَةٍ مِّن لِّقَاء رَبِّهِمْ أَلَا إِنَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ مُّحِيطٌ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

E lâ innehum fî miryetin min likâi rabbihim, e lâ innehu bi kulli şey’in muhît

Meali :

Onlari Rablerinin sözleri icinde herşeyi görmeyi istiyorlar, evet O nda yani Kuran da, yani Allahin kelami icinde, herşey vardir, o herşeyi ihata eder kapsar.

(Sadakallahul Aziym FUSSİLET Suresi 54. ayet)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَعِندَهُ مَفَاتِحُ الْغَيْبِ لاَ يَعْلَمُهَا إِلاَّ هُوَ وَيَعْلَمُ مَا فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِ وَمَا تَسْقُطُ مِن وَرَقَةٍ إِلاَّ يَعْلَمُهَا وَلاَ حَبَّةٍ فِي ظُلُمَاتِ الأَرْضِ وَلاَ رَطْبٍ وَلاَ يَابِسٍ إِلاَّ فِي كِتَابٍ مُّبِينٍ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve indehu mefâtihul gaybi lâ ya’lemuhâ illâ huve, ve ya’lemu mâ fîl berri vel bahr(bahri), ve mâ teskutu min varakatin illâ ya’lemuhâ ve lâ habbetin fî zulumâtil ardı ve lâ ratbin ve lâ yâbisin illâ fî kitâbin mubîn

Meali :

Gaybın anahtarları yalnızca O’nun katındadır. Onları ancak O bilir. Karada ve denizde olanı da bilir. Hiçbir yaprak düşmez ki onu bilmesin. Yerin karanlıklarında da hiçbir tane, hiçbir yaş, hiçbir kuru şey yoktur ki apaçık bir kitapta (Kuran da) olmasın.

(Sadakallahul Aziym EN'AM Suresi 59. ayet)


Yani robotlar ve huriler kuranda varmi? var amma, onu oradan bulup cikarip anlaycak biri lazimki, digerlerinede anlatsin ki, onlarda anlayabilsin, ve zamani gelmeden hicbr lokma ermez, eren lokmalar, ancak yemesi güzel olanlardir, erken koparilan meyva, ya ekşi, ya aci olur, o yüzden bir iliminde kurandan bulunup aciga cikmasi, ancak zamanla, ve zamaninin ermesi iledir, ve zaman erince, onu cikarabilcek istidattaki bir Alim, onu kurandan bulup cikariverir işde.
------
Bu mason ve illuminat örgütünün Dünya nüfusunu 500 milyona indirme planı, evet belkide dogru, ama zaman ile olacak durum, yoksa böyle savaş ve hastaliklarla insanlari öldürmekle degil, yani zamani gelince, cennetlikler yani baki kalacak olanlar, zaten belki sadece o kadar mikdar olacakdir, ve siz duydunuzmu bir hadis de cennetteki insanlar s e x yapip cocuk yapacaklar diye, yok öyle bir durum, ve artik baki kalanlar yurdunda, sadece cennetlik iyi kimseler yurdunda, nasil altin az oldugu icin degerli oldugu gibi, son kalan iyilerde, elbet elene elene az miktar olacakdir, ancak işde bu 500 milyon kimse olabilir, ve işde bu kimseler artik insanligin en zirve noktasina cikmiş olan kimseler olur herhalde ancak, ve öyle bir cagda bir kadin, evlenipde, kendisini mal gibi benlige gecirip, onu dövecek sövecek, ve kolunu kirip, gözünü patlatacak koca ve erkek yerine, ona itaat edecek, ve onu istedigi gibi mutlu edebilcek, ve ona birde hizmet edecek, onu hic boynuzlamayacak, aldatmayacak, bir gilman robotu dahada tercih edecekdir elbet. yine bir ahir zman adami olan yani cennetlik denen ekekde, onun eşinin başkasina bakmasindan bile hoşlanmayan bir adam, bir başkasi ile onu aldatip boynuz takmayacak, ve yine bakireligini ilk onun acacagi, yani paketini ilk onun acacagi, temiz ve güzel binler huriyi elbet tercih edecekdir, ve "temizler temizler icindir" ayetinin bir başka manasida, işde şu günümüzde Allahin emrina uyup temiz kalan iyi kalan insanlar, bir gün böyle temiz ve güzel eşi olacak huri ve gilmnlara ulaşacakdir elebet.

ORUCUN HiKMETI ve BOZUNCA KEFARETi MESELESi

Orucun sevabini Allah verecek, oruc cok mühim, kacirirsan bozarsan 61 gün kefraet orucu tutman lazim flan filen hepsi hikaye kardeşim. Ban bu dünyada faydasi oilmayan oruc, nasil olcakda Ahiret yurdunda fayda edecek, ve bak Ahiret yurduda burasiysa, öyle oruc sicakda susuz durmak ve böbreklri harap etmek oruc degil, evet diyet amma neden, mesela bir fabrika nasil belli bir süre sonra, bütün aletler erdavatlar makineler, yaglanip bakimi yapilmak icin fabrika tadilata giderse, yine bir bina temzlik ve boya badana ve bakim icin tadilat yapilirsa, orucda, safra kesesini, mideyi ve barskalari tadilat alip bakiminin ve onariminin yapilmasi icindir, yani eger mideye bir lokma düşse, o zaman hmen safra kesesi, onu eritmek icin salgi salgilamak durumunda kalir, hatta derleriki alimler agzinda klan bir susam tanesini yutsan orucun bozuilur, bu bir susam tanesi bile olsa safra salgisi salgilanir, böyledir, ve öyle olunca, oysa tadilattaki bir fabkrikada hicbir mal üretilmez yani öyle olunca, oruc ile bu safra kesesinin, beden tarafindan bakima alinip tekrar tamir edilip, eski dinc ve kuvvetli haline dönmesi icindir oruc, bu bir ayda olur, on günde olur, oruc denen diyeti yapmakla olur, işde oruc tutunca bize faydaysi var, yoksa orucun Allaha ne faydasi olcak Allah aşkina, ahmak ahmak uydurmalar var, ve öyle olunca mideye bir lokma düşse, önce safra calişir, sona mide kasilmaya başlar, sonara mide işini bitirince, bu seferde barsaklara gönderir ve böyle alt takip dinlenip tamir edelemez, o yüzden oruc alt erdavat takiminin vücut tarafindan onarimlasi icin lazim olandir, vay sevap, vay bozarsan 61 gün tutacan diyenler ahmak, bunlari uyduran kimseler ahmak , yani ve öyle olunca yine su giresrse böbrekler calişcak, yine rektefe olamiyacak, o yüzden yine s e x yaparsan bu seferde yine, alt takim olan husyeler veya kadinlarin yumurtaliklari calişcak, ve bütün vucuttan gelen mddeler imbiklenmsi lazim, yani öyle olunca bunlar yapilmayarak makineler alt barsak mide böbrek dalak gibi ic organlarin vücut tarafindan kendi kendini tamir icin faydali olan bir kutsal diyet, yoksa bundan daha fazlasi degil, sevap ne lan, sana fayda vermeyen sevap ne işe yarayacak ahmak, ahirete yurdudaa burasiysa, sen anla, o fayda da bu dünyada olmali illa, ve bu anllatigimiz gibi olmali yani.

SEVAP GÜNAH
Bazen bana sevap olan bir durum, senin icin günah olabilir, yahutta tam terside olabilir,
mesela bir adam grip hastasi olduysa, ona portakal limon yemek fayda verip, bünyesinin, mikroplarla savaşmasina yardimci olurken, bir diger adamda basur hastasi ise, diger adam portakal ve limon yerse, ona zararli olur, ve basuru azip barsaklarini hasta eder, o yüzden günah ve sevapda böyldir, birine fayda veren sevap olan durum, işde digerine günah olabilir, ve orucda böyledir, sana fayda veren bir oruc, bir şeker hastasina fayda yerine zarar verip, hatta ölümüne sebeb olabilir, ibadetler sadece sevap icin degildir, fayda iki cihanda da faydasi vardir, yoksa sadece öldükten sonra fayda verecek bir ibadet degildir yani.

yine bilim adamlari diyorki : Akşam 7 den sonra yenilen yemekler, midede sabah kadar durup bekletilip ekşiyor, o yüzden akşma 7 den sonra yemeyin diyorlar halbuki muhammed dediki :

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Bizim orucumuz ile Ehl-i kitabın orucu arasındaki en önemli fark sahur yemeğidir."

( Hadis-i Şerif , Müslim, Sıyâm 46. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Savm 15; Tirmizî, Savm 17; Nesâî, Sıyâm 27)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Sahur yapınız, zira sahurda bolluk bereket vardır."

( Hadis-i Şerif , Buhârî, Savm 20; Müslim, Sıyâm 45. Ayrıca bk. Tirmizî, Savm 17; Nesâî, Sıyâm 18,19; İbni Mâce, Sıyâm 22)


Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Ümmetim sahuru (vaktin sonuna doğru) geciktirdiği ve iftarı da acele ettiği sûrece hayır üzere olacaktır."

( Hadis-i Şerif , Ebu Zer (r.a.) den yapılan rivayet)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem akşam namazından önce bir kaç taze hurma ile orucunu açardı. Taze hurma bulamazsa, kuru bir hurmacıkla iftar ederdi. Kuru hurma da bulamazsa, birkaç yudum su içerek iftar ederdi."

( Hadis-i Şerif , Ebû Dâvûd, Savm 21; Tirmizî, Savm 10)

Yani peygamber bilemedimi, yada Allah ona demedimi, bu yaptigin yanliş, cünkü akşam yediden sonra yemek yenmez diye bildimeyemi unuttu, yoksa bilim admlarimi yanliş biliyorlar?
Elbette peygamberimize gerekli olanlari Rabbimiz bildirir diye iman ediyoruz bizler, öyle olunca sahur gece yemegi yiyin demek ve hatta peygamber sahburda bereket var demiştir, zararlidir dememiştir, öyle olunca, o yaptiginiz akşam yediden sonra yemek yememe adetini terkediniz.

Müslüman bilincli olmalidir.

Rabbim, Mehdi ve askerine yaptiklari ibdetin şuruna erip, ne maksada binaaen yapildigi hikmetini bilmeyi nasip etsin, ve bilincli müslüman olmayi nasip eylesin.



--oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--


Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 16 Haziran 2018 Cumartesi

Original Kar©glan

Kaldığı Yerden - Öldüğü Yerden Devam Eden (Kar©glanin 08 Mayıs 2018 Vaazi)



Kaldığı Yerden Devam Eden - Öldüğü Yerden Devam Eden

(Kar©glanin 08 Mayıs 2018 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

رَبّيِ أَنِّي مَسَّنِيَ الشَّيْطَانُ بِنُصْبٍ وَعَذَابٍ

رَّبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ هَمَزَاتِ الشَّيَاطِينِ

وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Rabbi ennî messeniyeş şeytânu bi nusbin ve azâba.
Rabbi eûzu bike min hemezâtiş şeyâtîni,
Ve eûzu bike rabbi en yahdurûn.

Meali :

Şeytan bana bir yorgunluk ve azap dokundurdu.
Şeytanların kışkırtmalarından ve dokunmlarından sana sığınırım,
Onların yanımda bulunmalarından da sana sığınırım Rab’bim!

(Sadakallahul Aziym SAD Suresi 41. ayetten pasaj ve MU'MİNUN (GAFiR) Suresi 97 ve 98. ayet)


Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Her kim bir musibete uğradığında “İnna lillahi ve inna ileyhi raci’un” demek suretiyle Rabbine yönelir ve sığınırsa Allah, o musibetten kaynaklanan yarayı sarıp sarmalar.. o kişiye güzel bir akıbet hazırlar ve o musibeti izale buyurup onun yerine çok uygun ve kulunun da hoşnut olacağı şartlar yaratır.”

( Hadis-i Şerif , Taberani, Mu’cemu’l-Kebir. 12/ 255)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"


Yolculugumuza başliyoruz :



Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Bir Müslümana her hangi bir musibet, bir sıkıntı, bir gam dokunursa, hatta kendisine bir diken dahi batsa, mutlaka Allah bunları onun günahlarına kefaret yapar.”

( Hadis-i Şerif ,Buhari, Marda,1; Müslim, Birr, 52. Tirmizi, Cenaiz, 1)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Allah’ın müminler için ön gördüğü hükmü/kararı beni oldukça sevindirmektedir. Şöyle ki; kendisine bir hayır /bir iyilik dokunsa Rabbine hamd eder ve şükreder. Başına bir musibet gelse hamd eder, sabreder. Her durum da hatta hanımının ağzına koyacağı bir lokmadan ötürü dahi mümin için bir ücret, bir mükâfat vardır.”

( Hadis-i Şerif , Ahmet b. Hanbel, 1/173)

Ölüm ve ahiret hususunda bizim keşfen bildigimiz şey, insanin başina bir musibet gelipte, ölümden kurtulduysa, bil ki orada o kimsenin aynindan bir tanese daha var, ve o kimse ölümden kurtulamadi ve o, o musibetten o anda öldü, ve bu dünyadan ayrildi, ve mezara topraga döndü. Amma ayni kimsenin evladi, akrabasi, kocasi, anasi, babasi, coluk cocugu varsa, onlar ise, ayni cizdgide devam edip, onlar ise onsuz yoluna devam eden bir hayat cizgileri var. ve fakat yine sen, o ölen kimse, amma seninda ayni cizgide, bütünden kopan diger bölümde, ölümden kil payi kurtulup, devam eden, baki kalan bir sen daha var, yani paralel evren ve, paralel hayatlar. ve kader cizgisi ve beka ve ahiret yorumumuz : yani öyle olunca, ahiret senin gelecekdeki o devam eden halin demek, eger o sen, iyilerden isen, iyi bir hal ile yoluna devam ediyor, ve ölmeyen, hep kurtulan bir sen var, amma senin yanliş yapan tarafin ise, senden kopup, o ise topraga dönmekde, ve ceza ise ceza, mükafat ise mükafat ile karşilanmakda. yani öyle olunca, ahiret işde Allah a yakin ve dost evliya olanlarin yurdu, evliya demek dedik ki gecen hafta, Allah in fun kulubu üyeleri demek gibi, yani fun clup yada, mümin ve inananlarn yahutta Allahi seven ve, Allahinda onlari sevdigi kimseler, ve beka ve ahiret yurdu, işde ancak bu kimselerin elinde, ve eger yanliş yapiyorsan, bilki bír gün önüne ölüm melegi gelip cikcak, ve o resimdeki gibi, seni bütünden koparip topraga, ve cezaya göndercek, sen ahiret yurduna gecemeyeceksin, eger iyilerden isen, senin devam eden iyi bir halin var, ve o halin ise, yine başka menzilde, başka bir imtihandan belki başka yanlişlar yaparak, o da ölümle kesişcek, ve gemiden incek, hayat gemisinden incek, amma yine senin ise hep kurtulan bir tarafin ve devam eden bir halin olmasi icin, yani o resimdeki soldaki tarafda yer almak istiyorsan, yani benim solum, amam sen bana dogru bakinca, senin saginda yer alan tarafda, yani saglar ve bekadakiler tarafinda olmak icin, Allah dostu olmaya bak, ve nefsini Allahdan satin almaya bak, yoksa işde makasin o uzun bütün kagidi kestigi gibi, bir gün azrail, seni bütünden koparir, ama kopan parca yere topraga düşer, elimde ise kalan taraf ahiret yurduna dogru gidiyor, ahiret yurduna baki kalanlar yani, gelecekdeki müttekiler ve cennet ise, müminlerin yurdu, iyilerin yurdu, öyle olunca, kötülük edenlerin sonu, bir gün azrailin makasi ile kesişcek elbet, ve eger sen hastalandin, yahut kaza gecirdin, ve ölümle penceleşirken, eger ölümü hisseden tarafda isen, sen o resimdeki bütünün sag tarafindaki kesilen, ve yere düşen tarafindasin, yani imtihani kazanip sirattan köprüden gecemedin, yani inece bir köprü, hani derler ya : bir sadakasi varmiş Allah el germiş, halbuki orada azrail ayni o şahisin birinin canini coktan aldi, sen ucuz kurtulan isen, sen sirattan, yani o ince köprüden karşiya gecensin, ve bir gün sende köprünün beri tarafinda kalabailirsin dikkat et ey müslüman.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Şeytan insanın kan damarlarında dolaşır. Oruç ile onun yollarını daraltın"

( Hadis-i Şerif , Buhari, Ahkam, 31)

Rivâyete göre İblis, Mûsâ A.S.’a:

– “Tevbe etmek istiyorum, bana şefaat et. Şerrimden kurtulman için sana üç mesele söyleyeyim” dedi:

1 ) İnsan gazaplandığında, rûhum kalbinde, gözüm gözünde olur. Damardaki kan gibi vücûdunda dolaşırım, burnuna üflerim, ne yaptığını bilmez hale gelir, ben de, topaçla oynayan çocuk gibi onunla oynarım.
2 ) İki ordu karşılaştığında insanlara yaklaşır; âilesi, çocukları, komşuları ve sevdikleri kimseleri hatırlatır, harpten kaçmaya teşvik ederim.
3 ) Kendisine helâl olmayan kadınla yalnız kalan erkek arasında mutlaka fitne uyandırırım. İnsanlar şu üç halde benden kurtulamazlar.”


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

تِلْكَ الدَّارُ الْآخِرَةُ نَجْعَلُهَا لِلَّذِينَ لَا يُرِيدُونَ عُلُوًّا فِي الْأَرْضِ وَلَا فَسَادًا وَالْعَاقِبَةُ لِلْمُتَّقِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Tilked dârul âhıratu nec’aluhâ lillezîne lâ yurîdûne uluvven fîl ardı ve lâ fesâdâ, vel âkıbetu lil muttakîn

Meali :

İşte bu ahiret yurdu ki onu, yeryüzünde büyüklük taslamayan ve bozgunculuk ve fesat çıkarmayanlara has kılarız tahsis ederiz. Akıbet (Gelecek) muttekîlerindir (takva sahiplerinindir) Allahdan sakınan ve ona yakin gelenlerin yurdudur.

Sadakallahul Aziym KASAS Suresi 83. ayet



Raşidi Tarikatı Giriş istiaze Duası

Esteuzubillah.
inne ibadillahissalihiyne ve evliyaullahu, la havfün aleyhim velahüm, yahzenun.
Ya Eyyuheşşeytanirracim ve hizbühü! Ya Eyyühed Deccal ve Hizbühü!
inneküm leyse bi sultanillehüm. Vela Tağviyennehüm, vela tusallitennehüm,
belhüm ibadillahilmuhlasiyn, Ve inneküm ve Hizbeküm illa şeytanirracim.
Fahruc min hazel bedeni, min hazel beyti, min hazeşşehri, min hazel medinati,
feinneküm raciym,
ve inne aleyküm leane te ila yevmiddin.

Zikirimizin başindaki istiazeyi cekince belli olur, Eğer yaninda bir şeytan ve hizbi varsa, ve hatta damarlarinda geziyor ise, o zikiri, istiazeyi cekince, seni esnetir ve vücudundan çıkıp kacmak durumunda kalir, esnedinse onu cekince, bilki damarlarinda geziyormuş o an, ve sen istiazeyi cekince, işde cikdi ve kacdi demek olur bu, ve ardina 100 normal istiaze ve besmele daha, artik unuttugumuz anlarimizda da besmele cekmiş olmak için 100 istiazeli besmele ne güzel degilmi.
Burda dikkat edilmesi gereken husus ise, manasini anlayinca farkedeceksiniz, Bu istiaze duasinin manasi ise :

Raşidi Tarikatı Giriş istiaze Duasının Manası

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Allahin Veli Kullarina yani Dostlarina ve Salih kullarina korku ve hüzünlenme yokdur.
Ey şeytan ve ordusu, Ey Decccal ve Ordusu
Sizin onlara bir hükümranliginiz yokdur, onlara iğva vererekde, onlari yoldan cikaramazsiniz, ve onlara tasallutlukda yapamazsiniz.
Cünkü onlar Allahin Salih kullaridir.
Siz ve ordularinizi ise Ulu Dergahdan (Allah katindan) kovulan şeytanlarsiniz.
Bu bedenden defol çık, Bu Evdende defol çık, Bu şehirdende defol çık, Bu yöreden ve il den de defol çık, Siz Hepiniz kovuldunuz,
Ey şeytanlar ve decal ve ordulari, kiyamete kadar, yani din gününe kadar, Allahin laneti üstünüze olsun.

Burda dikkat edilcek husus, bu duanin terkibini ben yani karoglan Hoca yapti, amma kurandan ayetleri derledim, ve bu formül ile rabbim bana dizayn ettirdi.
yani o ayetlerin bazilari şöyle :

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِنَّ عِبَادِي لَيْسَ لَكَ عَلَيْهِمْ سُلْطَانٌ وَكَفَى بِرَبِّكَ وَكِيلاً

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

İnne ibâdî leyse leke aleyhim sultânun, ve kefâ bi rabbike vekîlâ.

Meali :

“Şüphesiz, (gerçek Salih) kullarım üzerinde senin hiçbir hâkimiyetin hükümranligin olmayacaktır. Vekil olarak Rableri onlara yeter!”

Sadakallahul Aziym EN'AM-54 ayet

Bu ayetten o duamizdaki senin Salih has kullara sultanligin hükümranligin olmayckdir bölümünü aldik.

ilham nedir? iğva Nedir? Vesevese Nedir

Meleklerden gelen faydali yardim işaret ve seslere ilham denilir.
şeytan ve hizbinden gelen saptirici işaret ses ve fikirlerede iğva denilir.
şeytanlardan bir grup olan Hannes şeytanlarinin, ibadetleri ifsad etmek icin yaptigi saldiri yöntemi ile, kulaga gelen fisatilar, mesela namazda saga sola bak der, yahut burnunu kolunu kaşindirip seni namazda gafil koyar, yahut orucken giybet ettirir, hacda sinirlendirir ki yanliş bir hareket yapasin, gibi fisiltilara ve fiillere vesvese denilir namazda hatiratina dünya işlerinden bazislarini getirek kac rekat kildigini önce unutturur, sonra sana sora kacinci rekattasin şimdi der, sen afallar kalirsin.
amma igva ise : şuna vur, şunu döv, alkol ic, şuna düşmanlik et, berikine büyü yap, şunuda öldür gibi bizatihi günaha teşvik eder, ve sanda onlari başarmanin yollarini ögretir ve bizatihi yardimci olur.
Meleklrinin en zayifindan gelen ses ise, ya zor durumdaki bir insan yada hayvan duyudugun merhamet ve acima hissi, yada vicdanin sesidir, sen bir hata ve yanliş yapinca, yahut günah işleyince de, icinde ciz eden bir yer, ve pişmanlik duyan yerinden gelen ses, keşke yapmasaydim dedirten ses, eger keşke yapmsaydim diyorsan, bir üst melek sesine gecer, o sesler ise : bak burda tehlike var diye, sana işaretler ve seslerle uyarmaya başlarlar, sonra bazen sabah namazina kaldirirlar, veya sadik rüya ile yardim ederler yani .....

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

قَالَ اخْرُجْ مِنْهَا مَذْؤُومًا مَّدْحُورًا لَّمَن تَبِعَكَ مِنْهُمْ لأَمْلأنَّ جَهَنَّمَ مِنكُمْ أَجْمَعِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Kâlehruc minhâ mez'ûmen medhûrâ(medhûren), le men tebiake minhum le emleenne cehenneme minkum ecmaîn

Meali :

Allah, dedi ki: “Yerilmiş ve kovulmuş olarak çık oradan. Andolsun, onlardan sana kim uyarsa sizin, hepinizi cehenneme doldururum.”

Sadakallahul Aziym A'RAF Suresi 18. ayet

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

قَالَ فَاخْرُجْ مِنْهَا فَإِنَّكَ رَجِيمٌ وَإِنَّ عَلَيْكَ اللَّعْنَةَ إِلَى يَوْمِ الدِّينِ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Kâle fahruc minhâ fe inneke recîm. Ve inne aleykel lâ’nete ilâ yevmid dîn

Meali :

Allah, “Öyleyse çık oradan, çünkü sen kovuldun. Şüphesiz hesap gününe kadar lânet senin üzerinedir” dedi.

Sadakallahul Aziym HİCR Suresi 34 ve 35. ayet


Bu ayettende "FAHRUC" kelimesini aldik ve "harece" Haric olmak yada cikmak demek, ve fahruc ise defol cik demek.

ve o duada diyoruz ki : bu bedenden cik, Rabbimizin o ayette gecen emir kipi olunca, cikmak zorunda, sonra bedenden cikdi, amma biz o an bir evde isek, bu sefer vücudumuzdan cikdi amma, evimizde hala top oynuyor, o halde onun ardina da diyoruzki Bu evdende cik, amma burda dikkat edilcek husus, o an eger arabada gidiyorsan, otobüsde gidiyorsak, ikinci kelimemiz beyti (Ev) olmaz da seyyare (Otobüs) yada merkeb (Binek araba at esek) olur, yani binek ve otobüs demek lazimdir, yani bu otobüsden de cik diye emretmek gerekir yine, eger ucakda isek, bu teyyareden cik dememiz lazim, eger gemide isek, bugün google tercüme ediciden baktim, sefine demek, gemi demekmiş, yani fahruuc min hezessefine demek lazim o zaman, trende gidiyor isek, o vakit fahruc min hezel gıtar dememiz lazimdir, yani bilincli dua etmek gerekir, yani ezberci olmamak lazimdir, eger arapcasini bilmiyorsak o zaman deyinki mesela fahruc min hezel ucak veya min hezel otobüs, min hezel gemi gibi yani..... haşa Rabbimiz türkceya cokmu fransiz kalmişda türkce anlmayacak amma, arapcada ebced vardir, türkceden ebced olmaz yani sözlerin frekans ve sayisal degerleri sabittir arapcanin, orjinal notalardir.
ve yine o ayettende yine "fe inneke recîm. Ve inne aleykel lâ’nete ilâ yevmid dîn" bölümünü aldik

ŞEYTANLARI YANINDAN KOVAN DUA VE AYETLER

1)Eûzü okumak ve ârifin kalbindeki nurdur.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Takvâ nûruyla eûzü çekip Allahü Teâlâ’ya sığınmak, şeytanla askerlerini perişan eder.
Ebû Hüreyre Hz. yaşlı ve hasta olduğu halde “Yâ Rabbî! Zina fiilinden katil cinâyetinden sana sığınırım” diye duâ edince bu yaşta bu günahlardan korkuyor musun?” sözüne, “Nasıl korkmam, İblis hayatta!”demiştir.

2) Bu Azametli Şeytan ve Hizbinden Allah a Sığınma Terkibini Çookca Okumak
O Terkib bu aşağıdadır
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

رَبّيِ أَنِّي مَسَّنِيَ الشَّيْطَانُ بِنُصْبٍ وَعَذَابٍ

رَّبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ هَمَزَاتِ الشَّيَاطِينِ

وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Rabbi ennî messeniyeş şeytânu bi nusbin ve azâba.
Rabbi eûzu bike min hemezâtiş şeyâtîni,
Ve eûzu bike rabbi en yahdurûn.

Meali :

Şeytan bana bir yorgunluk ve azap (veya Hasatlik) dokundurdu.
Şeytanların kışkırtmalarından ve dokunmlarından sana sığınırım,
Onların yanımda bulunmalarından da sana sığınırım Rab’bim!

(Sadakallahul Aziym SAD Suresi 41. ayetten pasaj ve MU'MİNUN (GAFiR) Suresi 97 ve 98. ayet)

3) Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Sabah ve Akşam 2 defa 'Euzu billahissemiil alimi mineşşeytanirracim' 1 defada "Esteuzu billahissemiil alimi mineşşeytanirracim" dedikten sonra ardındanda besmeleyle Haşr suresinin son 3 ayetini okuyana 70 bin melek akşama kadar dua eder. O gün ölürse şehit olur.Akşam okursa sabaha kadar yine aynı şeylere kavuşur, Şeytanın hîlelerinden korunur , Ve Allahu Telaa O kimseleri, sağ taraflarından "Hidâyetle" , sol taraflarından "inâyetle", arkalarından "Nusretle", önlerinden "ismet" ile yardımla himâye eder korur, şeytanlarin tesirini def eder.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Şeytan Allahü Teâlâ’ya şöyle dedi:
“Sen beni kovdun, ben de senin doğru yolun İslâm dînine mâni olmak için insanların önünden gelip ölümden sonra dirilme yok derim ve kıyâmet günü hakkında onları şüpheye düşürürüm; arkalarından gelir, dünyâya düşkün ederim; sağından gelip ibâdetlerine riyâ karıştırırım; solundan gelip kalplerine günah işleme zevki veririm.”
Allahü Teâlâ ona:
-“İzzet ve celâlime yemin olsun ki,ben de onlara eûzü ile emreder, bana sığındıkça sağ taraflarından hidâyetle, sol taraflarından inâyetle, arkalarından selâmetle, önlerinden yardımla himâye eder, senin tesirini def ederim buyurmuştur.

( Hadis-i Şerif)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Günde bir defa eûzü okuyarak Allah a sığınan kimseyi Allahü Teâlâ himâye eder.”

( Hadis-i Şerif )

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Eûzü ile günah kapılarını kapayın, besmele ile ibâdet kapılarını açın.”

( Hadis-i Şerif )

iSTiAZE YANi EUZÜ ÇEKMENİN KAR VE KERAMETLERİ

Eûzü çeken kimse beş nîmete kavuşur:

1 ) İslâm Dîninde dâim olur.
2 ) Muhkem kaleye girmiş olur.
3 ) Peygamberler, sıddîklar şehitler ve sâlihlerle haşr olunur.
4 ) Yerleri, gökleri yaratan Mevlâ’nın inâyet ve ihsanına kavuşur.
5 ) Şeytanın hîlelerinden korunur

Muhuttini Arabiden Rivayet Edilen, Şeytanın Hileleri Adlı Kitapta yer alan Hadislere göre, şeytan aleyhillane, Allah dan aldigi emir üzerine, Peygamberimizin mescidine gelerek, Peygamberimize ve orada hazir bulunan ashabaina, Yaptigi bütün hünerlerini, yaptigi kötülükleri, sevdiklerini, sevmedilklerini, bir bir anlatip hitam olarakda, şu cümleleri kullanmiştir :
şeytan aleyhillane kendi durumumu da sana söyleyeyim Yâ Muhammed! (S.A.V.) dedi ve:
–Kimseyi saptırmaya gücüm yetmez. Ben ancak vesvese veririm, kötü işi hoş gösteririm, o kadar…
Eğer saptırmak elimde olsaydı, yeryüzünde Lâ ilahe illallah Muhammedür resûlüllah diyen, namaz kılan, oruç tutan kimse bırakmazdım.
Sen de Allah’ın sevgili kulusun, tebliğ ile memursun, hidâyete kaadir değilsin… Eğer hidâyet elinde olsaydı yeryüzünde tek kâfir bırakmazdın, herkes mü’min olurdu.
Sen Allah’ın kulları üzerinde bir delilsin. Ben de ezelde şekâveti yazılanlara bir sebebim. Said, ana karnında said; şakî, ana karnında şakîdir. Hepsinin hâlıkı Allah’tır…”
Bundan sonra Resûlüllah S.A.V. şu âyet-i kerimeyi okudu.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَلَوْ شَاء رَبُّكَ لَجَعَلَ النَّاسَ أُمَّةً وَاحِدَةً وَلاَ يَزَالُونَ مُخْتَلِفِينَ إِلاَّ مَن رَّحِمَ رَبُّكَ وَلِذَلِكَ خَلَقَهُمْ وَتَمَّتْ كَلِمَةُ رَبِّكَ لأَمْلأنَّ جَهَنَّمَ مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ أَجْمَعِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve lev şâe rabbuke le cealen nâse ummeten vâhideten ve lâ yezâlûne muhtelifîn. İllâ men rahime rabbuke, ve li zâlike halakahum, ve temmet kelimetu rabbike le emleenne cehenneme minel cinneti ven nâsi ecmaîn

Meali :

Rabbin dileseydi, insanları (aynı inanca bağlı) tek bir ümmet yapardı. Fakat Rabbinin merhamet ettikleri müstesna, onlar ihtilafa devam edeceklerdir(Gece ile gündüz, kara ile ak, iyi ile kötü, aci ile tatli gibi iki kutupluluk, yani dualite devam edecek emridir bu ayet). Zaten onları bunun için yarattı. Rabbinin, “Andolsun ki cehennemi hem cinlerden, hem insanlardan (suçlularla) dolduracağım” sözü kesinleşti.

(Sadakallahul Aziym HUD Suresi 118 ve 119. ayet)

Resûlüllah S.A.V. İblis’e:
–Yâ Ebâ Mürre! Senin tevbe edip Allah’a dönmen mümkün değil mi? Cennete girmene kefil olurum, söz veririm, buyurdu.
İblis:
–Yâ Resûlallah! İş, verilen hükme göre oldu. Kararı yazan kalem kurudu. Kıyâmete kadar ne yazıldıysa o olur. Seni peygamberlerin efendisi, cennet ehlinin hatîbi kılan ve seni halkın içinden seçip mahlûkatın efendisi yapan, beni de şakîlerin efendisi, cehennem ehlinin hatîbi yapan, Allah’tır. Ve O, bütün noksan sıfatlardan berîdir.
İşte bu söylediklerim sana son sözümdür ve söylediklerimde hiç bir hilâfım yoktur, dedi.

---------oooOOooo---------

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Bir Müslümana her hangi bir musibet, bir sıkıntı, bir gam dokunursa, hatta kendisine bir diken dahi batsa, mutlaka Allah bunları onun günahlarına kefaret yapar.”

( Hadis-i Şerif , Buhari, Marda,1; Müslim, Birr, 52. Tirmizi, Cenaiz, 1.)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Allah’ın müminler için ön gördüğü hükmü kararı beni oldukça sevindirmektedir. Şöyle ki; kendisine bir hayır bir iyilik dokunsa Rabbine hamd eder ve şükreder. Başına bir musibet gelse hamd eder, sabreder. Her durum da hatta hanımının ağzına koyacağı bir lokmadan ötürü dahi mümin için bir ücret, bir mükâfat vardır.”

( Hadis-i Şerif , Ahmet b. Hanbel, 1/173)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Mümin kişi hayrete şayandır. Zira işinin hepsi onun için hayırdır. Bu özellik yalnız mümine özgüdür,(aittir) Bir olaya sevinir ve şükreder. Bu iş onun için hayırdır. Başına üzücü bir işle karşılaşır (bela gelirse )sabreder, isyan etmez bu da onun için hayırdır.”

( Hadis-i Şerif , Müslim, Zühd,13. Ahmet b. Hanbel,V,24.)

Şerh-i Evrad-ı Mevleviyye Hz. Mevlana'nın Dualarında derlerki

Âhiret hazırlığımız ve oradaki azığımız şu sözlerdir: Her türlü kötü hal ve tehlike için “Lâ ilâhe illallah” (Allah’tan başka ilâh yoktur), her türlü bolluk ve bereket için “Elhamdülillâh” (hamd, Allah’a mahsustur), her türlü genişlik için “Eşşükrü lillâh” (şükür, Allah’a mahsustur), her türlü hayret verici şey için “Sübhânellah” (Allah, kusur, eksik ve aczden münezzehtir), her türlü darlık için “Hasbiyallah” (Allah, bana yeter), her günah için “Estağfirullah” (Allah’ım affını isterim), her üzüntü için “Mâşaallah”, (Allah böyle diledi), her İlâhî takdir için “Tevvekkeltü alellah” (Allah’a tevekkül ettim), her musibet için “innâ lillâh”(Biz Allah’ın kuluyuz), her ibâdet ve günah için “lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh” (ibadetleri yapmak ve günahlardan kaçınmak ancak Allah’ın kudretiyle yardım etmesiyle mümkündür) ve her türlü keder için de “isteantü billâh” (Allah’tan yardım isterim).

Hikmet sahipleri demişler ki;
Dört şey güzeldir, fakat dört şey ondan daha güzeldir.

1. Erkeklerin utanması güzeldir. Fakat kadınların utanması ondan daha güzeldir.
2. Herkesin adil olması güzeldir. Fakat emir sahiplerinin adil olması daha güzeldir.
3. İhtiyarın tevbesi güzeldir. Fakat gencin tevbesi daha güzeldir.
4.Zenginin cömertliği güzeldir. Fakat fakirin cömertliği daha güzeldir.

Dört şey kötüdür. Fakat dört şey ondan daha kötüdür.

1. Gencin günah işlemesi kötüdür. Fakat yaşlının günah işlemesi daha kötüdür.
2. Cahilin dünya işlerine dalması kötüdür. Fakat alimin dünya işlerine dalması daha kötüdür.
3. İnsanların ibadette gevşeklik yapması kötüdür. Fakat hoca ve talebelerin ibadette gevşeklik yapması daha kötüdür.
4. Zenginlerin kibri kötüdür. Fakat fakirin kibri daha kötüdür.
Güneş her varlığın üzerine aynı doğar
Amma gül başka leş başka kokar...

Dört maddeli hadis-i şerifler

Şu dört şey saadettir.
1- Saliha kadın,
2- Rahat ev,
3- İyi komşu,
4- İyi binek. (Hâkim)

Şu dört şeyden sakınan Müslüman Cennete girer.
1- Cana kıymak,
2- Haram yemek,
3- Zina etmek,
4- İçki içmek. (Bezzar)

Dört şey imanın gitmesine sebep olur.
1- Bildiği ile amel etmemek,
2- Bilmediği ile amel etmek,
3- Bilmediğini öğrenmekten çekinmek,
4- Öğreneni de, bundan yasaklamak. (İslam Ahlakı)

Dünyaya insen

Şu dört kimseye Allahü teâlâ yardım eder.
1- Gaziye,
2- Evlenene,
3- Kölelikten kurtulmak isteyene,
4- Hacıya.

Şu dört haslet sahibi, Cennet’te köşklere kavuşur.
1- Tevhid ehli olmak,
2- Günahını müteakip istigfar etmek,
3- İyilik edince, elhamdülillah demek,
4- Musibet gelince, (İnna lillah ve inna ileyhi raciun) demek. (Deylemi)

Şu dört kişi hariç, Cuma, her Müslümana farzdır.
1- Köle,
2- Kadın,
3- Çocuk,
4- Hasta. (Hâkim)

Şu dört haslet bulunan başka şeye üzülmesin.
1- Doğru konuşmak,
2- Emanete riayet,
3- Güzel ahlaklı olmak,
4- Yiyip içmekte iffetli olmak [Haramdan sakınmak]. (Taberani)

Şu dört şey, münafıklık alametidir.
1- Yalan söyler,
2- Verdiği sözde durmaz,
3- Ahdine bağlı kalmaz, ihanet eder,
4- Tartışmada haktan ayrılır. (Tirmizi)

Şu dört nimete sahip olan, dünya ve ahiret hayrına kavuşur.
1- Zikreden dile,
2- Şükreden kalbe,
3- Belaya sabırlı bedene,
4- Hıyanet etmeyen kadına. (Taberani)

Şu dört kişi, [affa veya şefaate uğramadan yahut cezasını çekmeden] Cennete girmez.
1- Devamlı içki içen,
2- Faizcilik yapan,
3- Haksız yere yetim malı yiyen,
4- Ana babasına âsi olan. (Hâkim)

Şu dört dua, kabule şayandır.
1- Âdil hükümdarın duası,
2- Din kardeşine gıyaben edilen dua,
3- Mazlumun zâlime ettiği beddua,
4- Ana baba duası. (Ebu Nuaym)

Şu dört kişiye, Allah buğz eder.
1- Çok yemin eden satıcı,
2- Kibirli fakir,
3- Zinakâr ihtiyar,
4- Zâlim hükümdar. (Nesai)

Şu dört şey Cennet hazinesidir.
1- Sadakayı gizli vermek,
2- Musibetini gizlemek,
3- Salih akrabayı ziyaret,
4- Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh demek. (Hatib)

Kıyamette herkes, şu dört suale cevap vermedikçe hesaptan kurtulamaz.
1- Ömrünü nerede, nasıl geçirdi?
2- İlmi ile nasıl amel etti?
3- Malı nerede nasıl kazandı, nerelere, nasıl harcadı?
4- Bedenini nerede yordu, hırpaladı? (Taberani)

İlim hazinedir, anahtarı sual sormaktır. Bir sual sorulunca, şu dört kişi sevaba kavuşur.
1- Suali soran,
2- Suale cevap veren,
3- Bunları dinleyenler,
4- Ne güzel sual soruluyor ve cevap veriliyor diye bunları sevenler. (Ebu Nuaym)

Akıllı kimse, vaktini dört kısma ayırır.
1- İbadet için,
2- Kendini muhasebe için,
3- Emr-i maruf için,
4- Helâl kazanç için. (Deylemi)

Kadınla dört hasleti için evlenilir.
1- Malı,
2- Asaleti,
3- Güzelliği,
4- Dini.
Sen dindar olanını tercih et ki, mutlu olasın. (Buhari)

Şu dört haslet, enbiyanın sünnetidir
1- Hayâ,
2- Güzel koku,
3- Evlenmek,
4- Misvak. (Tirmizi)

Dört şey, dört şeye doymaz.
1- Göz bakmaya,
2- Toprak yağmura,
3- Kadın kocasına,
4- Âlim ilme. (Ebu Nuaym)

Allahü teâlâ buyurdu ki: Kullarıma dört haslet verdim.
1- Zahireye güve musallat ettim, yoksa zenginler bunu altın gümüş gibi saklarlardı.
2- Cesede kokmayı musallat ettim, böyle olmasaydı, dost dostu hiç gömmezdi.
3- Üzüntü için teselli verdim, yoksa nesil kesilirdi.
4- Ecel verip, emeli uzattım. Yoksa [ölüm var diye] kimse geçim derdine düşmez, dünya, bakımsızlıktan harap olurdu. (Hatib)

İnsanlar, mal ve ilim yönünden dört gruba ayrılır:
1- Allahü teâlânın mal ve ilim verdiği kimse. O kimse, Rabbinden korkar. Allahın bunda bir hakkı olduğunu bilerek, akrabalarına iyilik yapar. Bu kimse, en üstün derecededir.
2- Allahü teâlânın mal vermediği; fakat ilim verdiği iyi niyetli kimse. (Eğer malım olsaydı, malımı Allah yolunda harcardım) diye düşünür. Bu kimse iyi niyetinden dolayı, birinci gruptaki insan gibi mükâfat alır.
3- Allahü teâlânın mal verdiği; fakat ilim vermediği kimse. Bu kimse malını bilgisizce harcar, Allahtan korkmaz, Allahın onda, bir hakkı olduğunu bilmediği için akrabalık haklarını yerine getirmez. İşte bu kişi, en kötü derecededir.
4- Allahü teâlânın, ne mal ne de ilim verdiği kimse. Bu da, (Eğer malım olsaydı, üçüncü gruptaki kişi gibi davranırdım) diye düşünür. Bu da niyetine göre, üçüncü gruptaki gibi günaha girer. (Tirmizi)

Şehitler dört derecedir.
1- İmanı sağlam olan mümin. Düşmanla karşılaşır, Allah’a verdiği söze sadık kalarak ölünceye kadar savaşır. İşte bu kimse, Kıyamette herkesin imrenerek baktığı şehittir.
2- İmanı sağlam korkak mümin. Düşmanla karşılaşır, çok korkar. Nerden geldiği belli olmayan bir şey ölümüne sebep olur. Bu, ikinci derecededir.
3- İyi ve kötü ameli olan mümin. Düşmanla karşılaşır, Allah’a verdiği söze sadık kalarak öldürülünceye kadar çarpışır. Bu üçüncü derecedir.
4- Günahkâr mümin. Düşmanla karşılaşır. Allah’a verdiği sözde sadık kalarak öldürülünceye kadar savaşır. Bu da, dördüncü derecedir. (Buhari)

Şu dört gece, gündüzü gibi faziletlidir.
1- Kadir gecesi,
2- Arefe gecesi,
3- Berat gecesi,
4- Cuma gecesi. (Deylemi)

-----oooOOooo-----

Bilgisayara Format Atinca, her ne kadar bütün bilgileri sildi gözüksede, hakiki webmaster birsi, onun icinden eski bilgileri yeniden cikarabiliyorsa,
insanda tövbe edip günahindan pişman olunca, her ne kadar affedilip hic işlememiş gibi olsada, yani vücutta bir yerini bicak kesse, yada kurşun yarasi olsa, yara iyileşse bile, hep izi kalirsa, işde günahinda tamamen silinmesi elbette yokdur, ya benlikden ya ruhdan ya kalpte bir yara acmişdirn ve o yarasi iyi olsa bile, izi kalir. ve yanardaglar nasil elli sene sönük dursa bile. bazi yanardaglar tekrar tütmeye yanmaya başladigi gibi, alkolik olan birisi, tedavi olsa, sigara icen birisi, sigarayi biraksa bile, elli sene icmese bile, elli sene sonra iki tane icince, yeniden o hastalik depreşip, eski halini aliverir, o yüzden, günahda işde terketsen, yapmasan bile, bir defa tattigin icin, bir gün yeniden cazip gelip seni yikabilir. ve yine Bir hadisde

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Her kim, Kâ­be-i Mu­az­za­ma’ya hac ni­ye­tiy­le gidip, Arafat ta vakfesini yapan, sonra da Müzdelilfe ye inip orada da vakfesini yapan, fısk ve refes iş­le­me­dende haccı­nı eda eden kimse, ana­sın­dan doğ­du­ğu gi­bi gü­nah­sız bir şe­kil­de ter­te­miz ola­rak evi­ne dö­ner.”

( Hadis-i Şerif , Müs­lim, Hac, 438 -Buhari Hac,4 - Süyûtî el-Camiu’s-sağir )

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Öyle günahlar vardır ki, onları Arafat'ta duruş ibadeti (vakfe) yapmaktan başka hiç bir ibadet af­fettiremez

( Hadis-i Şerif , Süyûtî el-Camiu’s-sağir)

Nasil Nuh dede dünyaya format atip, bir dua edip, duasinin kabulu ile dünyaya, su ile format atilip, tertemiz yapildi ise, amma ondan seneler sonra, ayni günahkkarlar, yine dünyada gezer olduysa, arafat hac ve vakfede format atmak gibidir, yine özel ve güzel gecelerdede, yani kandil geceleri, bayram geceleri cuma geceleri gibi kutsal ve önemli gecelerde, işde ayni sistem ile, günahlara ve kirlere, eski günahkar hayata format atmak gibidir, amma bunu yaptik diye isavilerin indandigi gibi inanamayin, onlar der ki isa carmihda gerildide bizim günahimizi affettirdi, yani o yüzden hiristiyan olanlarin günahi afedilmiş olur gibi bir düşünce, yani öyle olurmu, Hz. Nuh temizledi ama, bugün ayni günahlari işleyen insanlar türedi, öyle olunca insan ve dünya temiz kalabilirmi, elini sabunla yikadin, aradan 10 dakika gecince elini hijyen labaratuarinda bir incele, yine binlerce mikrop elinde üremiş olur, cünkü temiz kalmak zor, amam temiz kalmak zor diye de ellerini hic yikama demek degil bu, yani hacca gitmek parali, o yüzden bazilari, biz ne yapacahiz, biz fakiriz, biz nasil peki böyle anadan dogma gibi tertemiz olalim deyince, yine peygamberimizin bir başka hadisi, bu kimselerin derdine derman oluverir, nedir o hadis :

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Her kim geceyi itat taatle ifa edip, sabah namazını da kıldıktan sonra, oturup güneş doğuncaya kadar zikir ve ibaddet meşgul olsa, güneş doğunca da iki rekat İşrak - kuşluk namaz kılsa, bir nafile hac ve umre sevabına nail olur."

( Hadis-i Şerif ,İhya, İbni Mace, Tirmizi, Ebu Davud,Müslim,Ebu Ya’la,Ebuşşeyh)

Evet elbette kuranda yer aldigi gibi, kadir gecesi gibi, bazi geceler, bire bin verir, yani amma nasil, loto toto ve milli piyangodan kazanan, mesala bir devlet 85 milyon nüfuslu ise, ve bunun 40 milyonu piyango aliyorsa, kazana toplam 50 kişi yada 1000 kişi ise, işde bu gecelerden hakkiyla yararlanip faydalanabilenlerde ancak cüzi miktarda kimselerdir, "ameller, niyetlere göredir" ve eger siz agustos böcegi gibi, bir yaz yatipda, işi bir kadir ve berat gecesine baglarsaniz, siz babayi alirsiniz ancak, yoksa diger bir sene calişan karincalar gibi insanlar enayimi, yani beleşci olmamak babi ile, o yüzden sirtini bu gecelere dayama, ve ibadet taat ve zikirlerini, hem güüne, hem aylara, hemde seneye yay, ancak bu geceleride ihmal etme, Elbet bazi geceler ve günler, önemli ve degerli günlerdir, o gecelerde yapilan ibadet ve zikirlerde , elbet başka günlerde yapilanlardan cok daha degerlilerdir, yani nasil zeytin var, birde marmara birlik jumbo var, her zeytin aynimi? degil, her zeytinyagi aynimi degil. yine peynir var. ama nasil edirne peynirinin yada kars kaşgavalinin tadi başka ise, o gecelerinde degeri ve tadi farkli işde, niyetiniz halis olursa, elbet kaybetmez kazanirsiniz, yatip yatip işi bir piyango ile halleden beleşci müslüman olmayin tabiki.

---oooOOooo---

intihar edenin namazi kilinmaz meselesine bir aciklik, kilnir amma, kilinmama sebebine gelince, intihar eden kimse, hem ona verilen cani alma hakki olmadigi icin, hemde ona aynen, azraile büyük kiyamet kopmazdan önce, herkesin canini almasini emredip, herkes ölüp sonrda o tek kalinca, sende git ve öl diyecek Rabbimiz, yani onada intihar et diyecek, ve intihar edenler azrail meleginin sünnetini ve görevini yapanlardir, ve o intihar edince, onun namazini kilacak başka kimse yok ki, o ölünce artik namazsiz ölen, yani cenaze namazi kililnmayan kimse azraildir, öyle olunca, intihar edeninde namazi kilinmaz giibi bir hüküm var, amma kilmak efdaldir, cünkü müminlerin onu (öleni) ugurlama törenidir o cenaze namazi isadece, yani o adam hicmi iyi bir amel etmediki, onu ugurlamaya bile mehel görmemek, ne ayip yani, onuda bir anne dogurdu, el bebe gül bebe büyüttü, amma bazi dertler ona agir geldi, ve intihar etti, ve azrailin o sünnetini üstlendi, evet azrailde diyecekiş işte o zaman, keşke kimsenin canini almasaydim diyecekmiş, ona cok zor gelecekmiş intihar etmek kendi canini almak, evet cok zor görev.

---oooOOooo---

Raşidi Tarikatı Zikirindeki Kef Suresi Ayeti Zikrinin Sebebi

Resûlullahın Deccalın fitnesinden korunmak için Kehf Sûresinin ilk âyetlerini okuma tavsiyesi de yer almaktadır.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

'Kehf Sûresinin ilk on âyetini ezberleyen kimse deccalın fitnesinden korunur.'

"Kehf Sûresinden on âyet okuyan kimse deccal fitnesinden korunur"

"Kehf Sûresinin ilk ve son âyetlerini okuyanın vücudunu nur kaplar. Sûrenin tamamını okuyanın yerle gök arasını dolduran nuru olur."

"Allah, Cuma günü Kehf Sûresini okuyan kimsenin Kâbe ile arasındaki mesafeyi nurlandırır."

( Hadis-i Şerif ,Tirmizî, Müslim)

Ebû’d-Derdâ radiyallahü anh bildirmiştir:

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Her kim Kehf Sûresinin başından üç âyet okursa Deccal fitnesinden korunur.”

( Hadis-i Şerif , Tirmizî)

Raşidi Tarikatı Zikirindeki Kef Suresi Ayeti Budur:

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

رَبَّنَا آتِنَا مِن لَّدُنكَ رَحْمَةً وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ أَمْرِنَا رَشَدًا

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

rabbenâ âtinâ min ledunke rahmeten ve heyyi' lenâ min emrinâ raşedâ

Meali :

onlar Mehdi kissasini isa dan naklen duymuşlar ve o magarda yatmadan önce dedilrki

“Ey Rabbimiz,biz şimdi ölüme ve uykuya yatiyoruz amma, bize Senin katından bir rahmet olarak, bizi o emirin Raşidin (Mehdinin) zamaninda yeniden canlandir, Heyyi'i et hayat ver. dediler.

(Sadakallahul Aziym KEHF Suresi 10. ayetten pasaj)

Ashab-ı Kehf Hz. Mehdi'nin Yardımcıları Arasına Katılacaktır

İbni Merdüye, tefsirinde İbni Abbas hadisini merfu olarak tahric etti. O şöyle dedi:

Ashabı Kehf, Mehdi'nin yardımcıları olacaktır.

(Kitabul Burhan, VI. Bölüm)

İmam Ebu İshak Salebi Kuran tefsirinin Ehli Kehf Kıssasını anlatırken diyor ki:

Mehdi çıktığı zaman, Ehli Kehf'e gidip selam verince, Allah onları diriltecek ve Mehdi'nin yanında yerlerini alacaklardır. Daha sonra yattıkları yere dönüp kıyamete kadar da kalkmazlar.

(Kitabul Burhan, VI. Bölüm)

Hz. Huzeyfe (ra) dan rivayete göre;

Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur:

Mehdi zuhur edinceye kadar ümmetim haşrolunmaz. Allah (cc) ona üç bin melek ile yardım edecektir Ashab-ı Kehf de onunla beraber bulunup kendisinin yardımcılarından olacaklar."

İmam-ı Suyuti diyor ki:

Ashabı Kehf'in uykusunun bu zamana kadar tehirinin sebebi, Allah'ın onlara bir ihsanıdır. Çünkü onlar Mehdi'ye yardımcı olacak ve böylece ümmeti Muhammed'e dahil olma şerefi kazanacaklardır.

(Celaleddin Suyuti'nin tasnifinden hadisler. Ahir Zaman Mehdisi'nin alametleri s. 59 kahraman neşriyat)

Resulüllah(sallallahü aleyhi ve sellem) Ashabı Kehf görmek istedi.Allahü Teala**Dünyada onları göremezsin, fakat ashabından dört kişi gidip onlara(senin) peygamber olduğunu bildirsinler. İslam dinini tebliğ eylesinler** diye vahyetti.

Peygamber Efendimiz(s.a.v) Cebrail (a.s.) ile müşavere edince,Cebrail(a.s.) dedi ki,**Ya Resulallah, mübarek hırkanızı yere seriniz, bir tarafına Ebu Bekir,bir tarafına Ömer,bir tarafına Osman, bir tarafına Ali(r.a.) otursunlar,Allahü Tealaya dua et, Süleymana (a.s.)verdiği rüzgarı senin emrine versin.**dedi. Resulallah Efendimiz(s.a.v) dua edince , o rüzgar geldi, onları götürdü. Mağara kapısına varıp, içeri girdikleri zaman, Kıtmir dirilip karşıladı. Tabasbus ederek Ashabı Kehfin bulundukları yere getirdi. Allahü Teala Ashabı Kehf uyandırdı.

Sahabiler,**esselamü aleyküm ve rahmetullahi ve berakatühü**diye selam verdiler. Onla da **ve aleykum selam ve rahmetullahi ve berakatüh** dediler. Sonra sahabiler dediler ki.;**Ey Ashabı Kehf ey yiğitler! Allahın peygamberi Muhammed bin Abdullahın size selamı var.** Ashabı Kehf **Allahın Resulü Muhammede selam olsun. İslam dinini bize bildirdiğiniz için size de selam olsun. Dini İslamı kabul ettik. Bizden Muhammed aleyhiselama selam söyleyiniz. ** deyip tekrar uykuya vardılar.



BİR DAHA HZ. MEHDİ ZAMANINDA UYANIRLAR.

Bunu Cebrail(a.s.) Resulüllaha(s.a.v.)haber verdi.Ashab(r.anhüm)rüzgar ile geldiler. Resulüllah onlara sual edip **Ashabı Kehfi nasıl buldunuz?** buyurunca , onlar da vaziyeti anlatıp, selamlarını söylediler. Resulüllah dua edip **Ya rabbi, benimle ashabımı ayırma, beni ve Ehli beytimi sevenleri mağfiret et** buyurdu.

Bir başka hadis-i şerifte ise, Resulullah (SAV)efendimiz şöyle buyurdu:

"Ashab-ı kehf, İsa'nın yardımcıları olacaklardır." İsa (AS) Mehdi vaktinde yere inecektir. Mehdi, Deccalin katlinde İsa'ya (AS) muvafakat eder. Onun saltanatı vaktinde, Ramazan ayının on dördünde güneş tutulacaktır; o ayın ilkinde ise ay kararacak. Bunların oluşu, adetin ve müneccimlerin hesabı hilafına olacaktır.



Rabbim Teala ve Tekades Hazretleri, Tarikimize intisab edibde, bu Ashabi kehfin nidasi olan dua ile, dua eden, zikir eden bütün müntesiblerimizi, Deccalin fitnesinden muhafaza eylesin, ve onu okuyan herkese de, O nun yani mehdinin vaktinde oldugumuz icin, ashabi kehfde kalkmiş olmali, ve aramizda dolaşiyor olmalilar, rabim onlarida görüp, tanişip müşahede etmeyi nasip eyelsin , onlari bize, bizleride O nlara kavuştursun, ve O nlari muhafaza ettigi gibi, mehdi ve cemaatinide, ahirzman fitnelerinden koruyup muhafaza eylesin. Amin,amin, Amiiin.


--oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--


Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 08 Mayıs 2018 Vaazi Salı

Original Kar © glan

Onlar Görüldüklerinde Allah Hatıra Gelir (Kar©glanin 28 Nisan 2018 Vaazi)



Allah’ın Veli Kulları (Dostları) Görüldükleri Zaman Allah Hatıra Gelir

(Kar©glanin 28 Nisan 2018 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

أَلا إِنَّ أَوْلِيَاء اللّهِ لاَ خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلاَ هُمْ يَحْزَنُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

E lâ inne evlîyâallâhi lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn.

Meali :

Muhakkak ki Allah’ın evliyasına (dostlarına), korku yoktur. Onlar, mahzun da olmazlar, üzülmeyecekler de.

Sadakallahul Aziym YUNUS Suresi 62. aye


"Allah’ın veli kulları kimlerdir?" diye sorulduğunda,

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Onlar öyle kimselerdir ki, görüldükleri zaman Allah Celle Celaluhu hatıra gelir."

( Hadis-i Şerif , Taberi, 4/2731)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

İbn-i Ömer (Radiyallahu anhuma)’dan Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) buyurdu ki:
خِيَارُكُمْ مِنْ ذَكَّرَكُمْ بِاللهِ رُؤْيَتُهُ وَزَادَ عِلْمِكُمْ مَنْطِقُهُ وَرَغَّبَكُمْ فِى الْاَخِرَةِ عَمَلُهُ الحكيم
عن ابن عمر

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Meclisinde bulunacağınız en hayırlı kimseler, görüldüğünde size Allah'ı hatırlatan, konuşması ilminize bereket katan ve ameli âhirate rağbetinizi artıran sâlihlerdir.”

( Hadis-i Şerif ,Ebu Yalâ, Musned, 4, 326 (No:2437); Suyuti, Câmiu's sağir,1, 617 (No: 3995); Munavi, Feyzul Kadir, 3, 467-468)

"... Esma bint-i Yezîd (Radıyailâhu Anha)'dan rivayet edildiğine göre; Kendisi Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)in (sahâbîlerine) :

«Dikkat ediniz! Ben size en hayırlı olanlarınızı bildirmeyeyim mi?» buyurduğuna,
sahâbîlerin (de) : Belâ (yâni bize bildir) Yâ Rasûlallah, diye karşılık vermişler.
Rasûl-u Ekram (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)in (bunun üzerine) : "Sizin en hayırlılarınız o (mu'min) kimselerdir ki görüldükleri zaman Allah (Azze ve Celle) hatırlanır", buyurduğuna şâhid olmuştur."
(İbn Mâce, Zuhd, Bab 4, Hadis no: 4119)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Bu ummet içerisinde Allah’ın en hayırlı kulları, görüldüklerinde Allah’ı hatırlatan kimselerdir.”

(Elbâni, Silsiletu’l-Ehâdîsi’s-Sahîha, 2849)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Dostun hayırlısı; Allah'ı zikrettiğinde sana yardım eden, O'nu unuttuğunda sana hatırlatandır”

(Suyutî, Camiu’s-sağir, 2/11)

İbn Ebî’d-Dunya’nın Hasan-ı Basrî’den rivayet ettiği bu hadis murseldir.

“Bazı insanlar Zikrullahın anahtarlarıdır. Bunlar görülünce, Allah zikredilir - hatırlanır - anılır.”

(Heysemi, Mecmau’z-Zevaid, 10/78)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Allah’ın kullarından en hayırlı olanları görüldükleri zaman Allah hatıra gelir. Allah’ın kullarından en kötüleri ise, fitnecilik için söz gezdiren, birbirini seven kimselerin arasını açan ve mâsum insanları günaha ve sıkıntıya sokmak isteyen kimselerdir."

(Heysemi, Mecmau’z-Zevaid, h. no: 13140)



"Hangi kimselerle beraber olmak daha hayırlıdır?" diye sordular.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Görülmesi Allah'ı hatırlatan kimselerle."

(Mecmâu'z Zavaid, 1/226)


Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Ummetimin en hayırlıları, görüldüklerinde Allah hatırlanan kimselerdir. En şerlileri ise, söz götürüb getiren, birbirini seven insanların arasını açan, suçsuz ve mâsumlara sıkıntı vermeyi meslek edinen kimselerdir."

(Musned, IV/277)

Veli Demek Nedir? Evliya Demek Nedir? Allahin Veli Kullari Varmidir?

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَاللّهُ وَلِيُّ الْمُؤْمِنِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

vallâhu veliyyul mu’minîn.

Meali :

Allah mü’min’lerin dostudur.

Sadakallahul Aziym ALİ İMRAN Suresi 68. ayetten pasaj

Veli Demek : Allah Dostu yani Allah in buyruklarina tabi olup, inanip itaat eden kimseler demekdir, ve Allah a dost olmuş ve, Allahi seven, ve Allah in da onlari sevdigi kullari demektir. Evliya ise, Velinin cogulu demekdir, yani cokca veli kulu, cokca seveni(günümüzün dilki ile Fun veya fun club misali), yani Allahi seven bir cok kullari, ve Allahin da onlari sevdigi, dost edindigi (Fun clubune kabul ettigi) bircok kulu demekdir. ve yukardaki ayette ise, "Allah müminlerin velisi, dostudur" buyrulmakda, ve öyle olunca, iman edip itaat eden, Allahin emirlerine uyup, yasaklarindan sakinnan kullari, Allahin dostlaridir.
ancak ilgili ayette: “Müminler Allah’ın evliyasıdır.” denilmemiş, “Allah müminlerin velisidir dostu ve yardımcısıdır.” mealindeki ifadeye yer verilmiştir. Bu iki ifade arasında çok fark vardır.

“velayet” bir cihetle iki kısımdır:

a) Velayet-i amme: Bu velayet her mümin için geçerlidir. Allah’a iman eden her mümin Allah’ı sevip saydığı ve Onu dost ve yardımcı kabul ettiği için, bu manada Onun velisidir.

b) Velayet-i hassa: Bu velayet, normal müminlerin ötesinde Allah’a itaat eden, Onu sevip sayan, Ona yakınlık ve dostluk kuran ve Evliya dediğimiz kimselerin velayetidir.

İşte “Allah velilerini, kullarının içinde gizlemiş.” sözü bu velilik için geçerlidir...[1]

Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor:

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Allah Teâla Hazretleri şöyle ferman buyurdu:

"Kim benim veli kuluma düşmanlık ederse ben de ona harp ilan ederim. Kulumu bana yaklaştıran şeyler arasında en çok hoşuma gideni, ona farz kıldığım şeyleri eda etmesidir. Kulum bana nafile ibadetlerle yaklaşmaya devam eder, sonunda sevgime erer. Onu bir sevdim mi artık ben onun işittiği kulağı, gördüğü gözü, tuttuğu eli, yürüdüğü ayağı (aklettiği kalbi, konuştuğu dili) olurum. Benden bir şey isteyince onu veririm, benden sığınma talep etti mi onu himayeme alır, korurum.

( Hadis-i Şerif , Buhârî, Rikak 38)

Velayet-i hassa denilen makamdaki kimseler, bu hadisde gecen Allah a kurbiyet kazanmiş kullaridir, yani O nlar, O nun ile konuşur, O nun ile görür, O nun ile tutar, O nun ile yürür, yani O ndan bir an bile gafil kalmayan kullar zümresi demekde budur.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِنْ أَوْلِيَآؤُهُ إِلاَّ الْمُتَّقُونَ وَلَكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لاَ يَعْلَمُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

in evliyâuhû illâl muttakûne ve lâkinne ekserehum lâ ya'lemûn

Meali :

O’nun evliyâsı (yakınları-yardımcıları) sadece takva sahipleridir.

Sadakallahul Aziym ENFÂL Suresi 34. ayetten pasaj

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِن تَنصُرُوا اللَّهَ يَنصُرْكُمْ وَيُثَبِّتْ أَقْدَامَكُمْ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Yâ eyyuhâllezîne âmenû in tensurûllâhe yansurkum ve yusebbit akdâmekum.

Meali :

Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a yardım ederseniz (emrini tutar, dinini uygularsanız), O da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır.

Sadakallahul Aziym MUHAMMED Suresi 7. ayet

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آَمَنُوا كُونوا أَنصَارَ اللَّهِ كَمَا قَالَ عِيسَى ابْنُ مَرْيَمَ لِلْحَوَارِيِّينَ مَنْ أَنصَارِي إِلَى اللَّهِ قَالَ الْحَوَارِيُّونَ نَحْنُ أَنصَارُ اللَّهِ فَآَمَنَت طَّائِفَةٌ مِّن بَنِي إِسْرَائِيلَ وَكَفَرَت طَّائِفَةٌ فَأَيَّدْنَا الَّذِينَ آَمَنُوا عَلَى عَدُوِّهِمْ فَأَصْبَحُوا ظَاهِرِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Yâ eyyuhâllezîne âmenû kûnû ensârallâhi kemâ kâle îsâbnu meryeme lil havâriyyîne men ensârî ilâllâh(ilâllâhi), kâlel havâriyûne nahnu ensârullâh(ensârullâhi), fe âmenet tâifetun min benî isrâîle ve keferet tâifetun, fe eyyednâllezîne âmenû alâ aduvvihim fe asbehû zâhirîn

Meali :

Ey iman edenler! Allah’ın yardımcıları olun. Nasıl ki Meryem oğlu İsa da havarilere, “Allah’a giden yolda benim yardımcılarım kimdir?” demişti. Havariler de, “Biz Allah’ın yardımcılarıyız” demişlerdi. Bunun üzerine İsrailoğullarından bir kesim inanmış, bir kesim de inkâr etmişti. Nihayet biz inananları, düşmanlarına karşı destekledik. Böylece üstün geldiler.

Sadakallahul Aziym SAFF Suresi 14. ayet

Bir Konu Bir Yorum

Hocanin birisi diyor ki : adamin birine bakmak, 500 yillik ihlasli amelden daha faziletliymiş diye, bir admanin yanina gidip gelip ona bakiyorlar, bu kadar beleşci müslümanlik olmaz diyor, öyle olsaydi, ashab sadece muhammede bakarlardi, ibadet falanda etmezlerdi, o ysaki ibdet olcak olan onun sünneti, onun dediklerini tutmak, kuran ve sünnete uyup, uygulamakdir, yoksa yüzüne bakmak degildir diyor.
Bu Konuya yorumumuz :
Bunu daha önceki vaazlarimizda anlattik, inşallah bir risale olarak da yazip, yeniden yayinlariz, o vaazi bulup, dinleyip, anlattiklarimizi kaleme alacak birisi yokmu yani?
Dedik ki bir berber, yanina kücük bir cocugu cirak alir, ve o cocuk, o berberin yaninda o traş ederken, ona baka baka traşi ögrenir, ve ilk günlerde ancak, akşam kapanirken, dükkani süpürmek müşteriye kolanya tutmak, ustaya makas bicak jilet hazirlamak, veya müşterinin boynuna örtüyü sarmak kadar kolay işleri yapar, amma berberlik, traş etme sanati, öyle hemen iki günde ögrenilmez, bir sene iki sene,... gibi tecrübe ister, ve bir gün eger ögrendi ise, güvendigi bir müşterisine teklif edip, berber onun traşini ciraaginin yapmasini ister, ve eger işte bu hakkal yakin derecesine cikan cirak, eger başarabilirse, artik kalfaliga gecer demişdik, ve önce bir ilim, ilmel yakin, sonra aynel yakin, sonrada hakkal yakin ögrenilir diye bahsetmişdik, ve işte muhammede bakan ashab, namaz nasil kilinir, oruc nasil tutlur, hac nasil yapilir, bir gün yine o gibi giyinmeyi ögrendi, o gibi tirnak kesmesini ögrendi, bugün bizler nasil seve seve onun sünnetlerine uymak icin, nasil namaz kilabiliyorsak, yahuttta sagdan giyip sagdan yiyorsak, yine tirnaklarmizi bile, onun gibi kesiyorsak, işde ashabin, onu ne kadar cok bakip izledikleri, ve o ne yaptiysa aynini taklid ettikleri icin, bizler bu gün bilip yapabiliyoruz, onlar bakmsalardi ona, biz nereden duyacak ögrenecekdik, muhammedin bunlari böyle yaptigini, ve öyle olunca, Allahin veli kullari ise, işte onlarda O nun mirasini devralan, zamanin müceddidirler, ve onlrda muhammedin sünnetilerinden bir cikarima gidip, bu gününm fiil ve amlerinde onu tatbik edenlerdir, mesela internet nasili kullanilir, yahut patates yenirmi, yahut su hangi bardak icilir, yeni bardaklardan nasili icilir, misavak yerine diş fircasi kullansak olurmu, elmilze ymek yerine kaşik kullansak olurmu, taharet kagitla yerterli olurmu gibi sorulara cevap olcak bir yöntem geliştirirler, onlarda hayat tarzlarinda, bir sünnet ve yol izlerler ki, Allahin emrine muhalefelet etmeyen bir yaşayiş tarzi, işde onlarada bakmak gözetlemek böylecece bunlari ögrenme hususunda ibadettir sevaptir, cünkü gelecekdeki insanlarin, bu günün yeni icadlarinin kullanimi nasil olmali diye muhammede soramayiz degilmi, o yokdu ama, bu mirasi devralan bugünün alimlerindende, bu icadlarin kullanma sünneti sakli, yarinlarda, onlari kullanacak genc müminler de, bir evliyanin bunlari kullanmadaki sünnetine ittiba ederse, yahut mehdiye ittiba ederse, yine salih amel etmiş olurlar deglimi, şimdi muhammedi kabrinden kaldirip, "ya muhammed facebookda hesap acalimmi? acmayalimmi? diyemi sorcagiz, yoksa yeni bir ilmi, bunu nasli kulanmakda ona bakip bu sünneti ögrencegiz haaa, eey mehmet hoca, sadece alimie bakmak elbet yeterli degil, bizatihi tatbikde lazim tabiki, aynen ciragin on gün, iki ay, 3 yil ustasi olan berbere bakdikdan sonra, alip bir müşteriyi traş etmesi gibi, önce bir ilmi ögrenip, sonra onu zamanin alimi ve veli kullari nasil kullaniyor bakip, sonrada sende o sünnete uyugun tatbik edip kullanman işde, bu ilmi daha ileriye taşimak olur, hakkal yakin ögrenme ve yaşaman demek, öyle olunca bir fiil taat ve ibadete dönüşsdü işde bu sayede, ve sena sevab kazandiran bir amel oldu, cünkü muhammedin sagdan giyme sünnetini uyguladikca, sen nasil sevap kazanirsan, ayni bu gün face ve tiwiti hesap acip acmamakda elinde, ve eger dogru kullanirsan, sen yine sevap kazanabilirisin, ama nasil kullanirsan? bunu bir alimden ögrenip tatbik edersen, tabiki de sevap kazanirsin, yani bu bir misal mehmet hoca, anladinmi! yani yok öyle yüze bakmakla ibadet sevabi deme sakin bu yüze bakmakdan ibaret degil, yoksa cok zarar edersin, yarin ruzu mehşerde senden davaci olurum, insanlari bundan uzaklaştirdigin icin.

---------------
Bir Amerikali vaiz kadin diyor ki : Biz diyor mehdiye (veya isaya ve jesusa) niye yardim edecegiz, Allah kiyamet ile 11 milyar insani öldürsün diyemi yardim edecegiz, Allah bu 11 milyar insani niye öldürcek, yada öldürcekdi niye yaratti madem, ve biz niye ona yardim edelim diyor, ve mehdiye ve Allaha savaş acmiş oluyorlar, ve sebebleride bariz ve acik, peki ne cevap verelim? evet
Elcevap :
Annen ve baban birlikte olup, seni dünyaya getirdiler, sen yokdun, varlikda bile degildin, ve varliga geldin, ve var olma sevincini yaşadin, ceşitli lokmalarla seni beslediler büyüttüler, ve bir gün, daha cocuk iken, sen yanliş şeyler yapacakken, baban sana bir tokat atip seni durdurdu, yada azarladi seni durdurdu ki yanliş yapmayasin diye, amma o yanliş, ona göre bir yanliş, senin acindan, o yanliş degil olabilir, ama onun kuralina göre onlar yanliş, ve seni durdurur, ve "bu yasak, yapma!" dedi diye, sen anneni veya babani sevmemeyide ögrenirisin, anna ve baba o kadar cok iyi degilmiş demeye başlarsin. Halbuki o ana ve baba, senin, vatana, millete, ve ailesine ve coluk cocguna, iyi bir anne ve baba, ve vatandaş olarak yetişmen icin gayret ediyordu, belkide dindardi, yine Allah a kitaba ve dine aykiri hareket etmene engel olmaya calişiyordur, senin bunun icin annene kizma hakkin varmi? ve yine başka bir hal evet dünyada böyle bir hak yok, annen sana hayat bahşetti ama, senden onu alma hakki yok, yasalar ile böyle bir hak yok, yani sana kizinca seni öldürme hakki yok degilmi, peki Allah niye öldürüyor o zaman deyince
Dedikya bir gün insanlik cennete varinca, yada cennet olmuş vakte erince, artik ölüm öldürülmüş olacak, ölümsüzlük keşfedilmiş olcak, insani öldüren nasil ana babasi degil de, insanin yaptigi hatalari, yada yanliş beslenmeleri, yada ihtiyarlamasi ise, öyle olunca ölümü öldürmekden öncede, önce gencligin sirri keşfedilmeli dedik, ve muhammedin sünnetleri ve sözlerinde bunuda, cennetlikler 30 veya 33 yaşinda olcaklar dedigini biliyoruz, hatta bir kadin ashaba şaka yollu :

Taberani Hz. Aişe’den naklen konuyla ilgili olayı şöyle aktarmıştır:

“Bir gün Ensar kadınlarından yaşlı bir kadın Resulullah’ın (asm) yanına geldi ve “Ya Resulellah! Allah’ın beni cennete koyması için dua buyur!” dedi.

Hz. Peygamber: “Şu bir gerçek ki yaşlılar cennete gitmezler.” buyurdu ve (namaz vakti olduğu için) namaz kılmak için camiye gitti.

Hz. Aişe’nin yanına (eve) döndüğünde Hz. Aişe: “Ya Resulallah! Senin ö sözünden ötürü gerçekten büyük bir sıkıntı ve dehşet aldım.” dedi. Resulullah:

“O söylediklerim doğrudur. Çünkü Allah kadınları cennete koyduğu zaman onları (yaşlı olarak değil) genç kızlar haline çevirir, buyurdu.”

( Hadis-i Şerif , Taberanî, Evsat, 5/357)

ve yine Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Cennet halkı kıyamet günü Âdem’in suretinde, otuz üç yaşında, karagözlü bir sima hâlinde haşr edilirler. Sonra cennette bulunan bir ağacın yanına götürülürler ve ondan elbise giyinirler, artık ne elbiseleri eskir ve ne de gençlikleri kaybolur.”

( Hadis-i Şerif ,Kenzu’l-Ummal, H. No: 39383)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“(Ruh üflenmiş) bir düşükten bir pirifâniye kadar (cennetlik olan) her kes otuz üç yaşında, Âdem’in suretinde, Yusuf’un güzelliğinde, Eyyub’un ahlakında bıyıklı, bedenleri kılsız ve karagözlü bir simayla haşr edilirler.”(Bu günün genclerinin sixpack görünmek icin gögüs killarini felan aldirmalari temsili olabilir)

( Hadis-i Şerif , H. No: 39384)

zaten sen o günlere ersen artik ölmeyeceksin ey Amerikali Vaiz Teyze, ancak bugünlerde ölüm var, ve genclikde bir SIR, öyle olunca, niye musanin cep telefonu yokdu diye, musa rabbina itirazmi etsin gidipde, muhamed niye benim ferrarim yokduda, mehdinin vaktinde ferrari , porshce arablar var ucaklar var diye şikayetmi etsin, zaman ve insanligin gelişmesi ve dünyanin imari bir sürec ve zaman istiyor.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Alametlerin birbiri arkasından gelmesi, aynı ipte dizili incilerin peş peşe dökülmesi gibidir.”

( Hadis-i Şerif , İbni Hibban Sahih 1883, Mecmau’z-Zevaid 7/331, Taberani Mucemu’l-Evsat, Albani Sahihu’l-Cami 3227)

işde yeni alametler, birbir boncuklarin dökülmesi gibi hizla takip ediyor, belki o günlere biz bile erişiriz, yani öyle olunce seni yaratan, seni var ederken, beslerken büyütürken iyide, verdgini geri isteyincemi kötü oldu, evet bizler dünyadayiz, ve mesela evin vardir, kiraya verirsin, ve sonra evin lazim olur, yada daha iyi kira veren biri gelmiştir, eski kiraciya cik deyince, senden kötü ev sahibi olmaz, sen en kötü insansindir artik onu icin, yine birine borc para veririsin, ve zaman gecer gelmez, ve seninde paraya ihtiyacin olur, ve geri isteyince parani, senden kötü kimse olmaz, Allah da verdigi cani geri isteyince, bazilarinin aklinda ve fikrinde ondan kötü kimse yokdur, ki o geri alirda seni başka bir yerde başka bir memlekette ve zamanda, yeni bir cocuk, taze, teri taze cocuk olarak yeniden dünyaya getirir, halbuki sen, o eski kaportan olan bedneninde kalsan, yaşamak daha zor olcak, cünkü gencligin sirri cözülmedi, ve Allah insanliga bunun icin yardim edip, onu öldürüpde yeniden dogurtuyor ve, öyle ounca, sen yeni ve ahir zamanda, bir başka bedene cikmak durumundasin, belki eskisini hatirliyorsun, belki hatirlamiyorsun, amma bir gün gencligin sirrida cözülcek, bir gün ölümün sirrida cözülcek, işde o günlerde, Allah artik insanlari öldürmeyecek, ve vaiz teyze Allahin kasdi belkide 11 milyonu öldürmek falan degil, amma mesela bir cocuk, oynamak icin oyuncaklarini cikarip, oynar oynar sonundan bikar, yemek yemesi lazim, uyumasi lazim, ve o uyuyunca belki annesi oyuncaklarini toplar, ve kutuya koyar, yarin başka gün, ve yine oynamak isterse, kutundan yine cikarip oynar, öyle olunca hayat oyuncaklarla oynamak gibi, artik bikinca, bu dünyadan göc olunuyur, öyle olunca eger insan her eski hayatini hatirlasa idi, bikardi yorulurdu belkide degilmi, cocuk bazi oyuncaklardan bikar, ve oynamak istemez, ve onlar kutunun en dibinde kalir, onlarla oyanmaz artik, yeni oyuncaklar ister degilmi, Allah da yeni bedenler ve ve yeni yerler ve yeni buluşlar ile, insanlogi teri tapteze tutmakda, zaten Allah kulllarini cok sever, diyor ki muhammed :

Kudsî hadiste şöyle bildiriliyor:

– Rabbimiz kulunun işlediği amelleri içinde en çok tövbesini sever.

– Neden?

– Çünkü tövbe eden kul cehennemden kurtulur da ondan. Rabbimiz de kulunu cehennemden kurtaran ameli çok sever. Hatta bir ana, yavrusunu ateşe atmayı nasıl istemezse, Rabbimiz de kulunu cehenneme atmayı ondan çok daha fazla istemez.

Nitekim bir defasında ashabdan biri bir çocukluk hatırasını anlatırken demişti ki:

– Çalılıkta dolaşırken, bulduğum bir kuş yuvasından yavruları alıp koynuma koymuştum. Tam bu sırada yavrunun anası başımda dolaşmaya başladı, acıdım, yavruları bırakmak için ihramımı açmaya çalıştığım sırada kuş hemen koynumdaki yavrusunun yanına daldı, kanatlarını yavruları üzerine gerip kollamaya başladı.

Efendimiz (asm)'in buna sorusu şöyle oldu:

– Bu annenin yavrusuna bu kadar acıması sizi hayrete mi düşürdü?

Efendimiz (sav) şunu ilave etti:

– Hiç şüpheniz olmasın, Allah (cc)'ın kullarına acıması, bu annenin acımasından (kıyas kabul etmeyecek derecede) fazladır.

Bir defasında kadının biri çocuğunu kaybetmiş, deli gibi bir oraya bir buraya koşuyor, yavrusunu arıyor, bulduğu yabancı çocukları da bağrına basıp hemen oracıkta emdiriyordu.

Kadının bu heyecanını gören Efendimiz (asm) yanındakilere sordu:

– Böylesine şefkatli şu kadın hiç yavrusunu ateşe atar mı?

– Atmaz, dediler.

Efendimiz (asm) de tasdik etti;

– Ben de öyle biliyorum, atmaz, dedikten sonra buyurdu ki:

– İşte Allah (cc) da bu kadından çok fazla merhametlidir. Kullarını ateşe atmaz, onlar kendilerini ateşlik amelin içine atmadıkça!

Evet, evet. Allah (cc) kullarını ateşe atmaz, kullar kendilerini ateşlik işin içine atmadıkça!

Bir yolculuktan dönülüyordu. Mola verilmiş, bir kadın da ateş yakarak hazırlık yapmaya başlamıştı. Ateşin alevleri yükselince kadın koşuşturan çocuğunun ateşe düşmesinden korktuğu için hemen onu bağrına bastı ve ateşe düşmesi halindeki dehşeti de tasavvur ederek buna gönlünün dayanamayacağını hayal edip orada bulunan Efendimiz (asm)'e dönerek sordu:

– Sen Allah (cc)'ın peygamberisin değil mi? Efendimiz (asm) de

– Hiç şüphen olmasın, buyurdu.

Bunun üzerine kadın şöyle dedi:

– Allah (cc)'ın kullarına merhameti bir ananın yavrusuna olan merhametinden daha çok değil mi?

Efendimiz (asm):

– Hiç şüphen olmasın öyledir, buyurunca kadın:

– Öyle ise bir ana yavrusunu ateşe atmaz, diye sızlandı.

Efendimiz (asm)'in gözleri yaşardı da buyurdu ki:

– Yüce Allah (cc) ancak kendisine isyan edenleri ateşe atar. Müstahak olmayanları asla!..

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَمَنْ أَحْسَنُ دِينًا مِّمَّنْ أَسْلَمَ وَجْهَهُ لله وَهُوَ مُحْسِنٌ واتَّبَعَ مِلَّةَ إِبْرَاهِيمَ حَنِيفًا وَاتَّخَذَ اللّهُ إِبْرَاهِيمَ خَلِيلاً

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve men ahsenu dînen mimmen esleme vechehu lillâhi ve huve muhsinun vettebea millete ibrâhîme hanîfâ(hanîfen). Vettehazallâhu ibrâhîme halîlâ

Meali :

Kimin dini, iyilik yaparak kendini Allah’a teslim eden ve hakka yönelen İbrahim’in dinine tabi olan kimsenin dininden daha güzeldir? Allah, İbrahim’in ümmetini hanif İbrahim’i de onlara Halil eyledi.

Sadakallahul Aziym NİSA Suresi 125. ayet

yani öyle olunca Hz. ibrahimin dini, bizimde hanif dinimiz demekdir, peki biz hanif ne demek diye nasil acikladik, yani Hanif bekci veya korucu ve koruyucu demek demişdik
yani ibrahimin dinini kimler koruyabilir, tabiki ona inen yasaklari yapmayan, sevaplarida yapan kullar, onun dininin koruyuculari ve hanifelri demek olur, halil demek ise hulul etmek demek, ve dedikki muhamed ümmeti icin, muhammedin dünyaya dagilmiş olan parcalari olan eti kani cani, yani ümmetinde dagilmis parcalari demek dedik, yani birisi onun misavak tutuşunda kabul aolmuş ameli olmuş artik o hep öyle misavak ve firca tutuor yine birisi yün takke giymesi olmuş,.... Hz. ibrahim icin ise millet kavrami var kuranda, ümmet degil, yani bir büyük boy.
Yani mesela gezegenlerimiz ve güneş bir sistem, güneş sistemimizin üstünde ise galaksimiz var, güneşimiz ise galaksideki bir ana yildiza tabi olarak, galaksi icinde bir harekete sahip yani, yine o galaksi bir nebule icinde belki, yani yine başka bir misal ile tirnak parmaga bagli, parmak ele bagli, el kola bagli gibi, yani öyle olunca muhmmed ümmeti, ibrahim milletinden kasit da budur, ibrahimin icinde, biz sanki galaksinin icndeki güneş sistemiyiz demekdir gibi, öyle olunca, halillik ise hulul eden demek, Allah hulul etmez diyenlere kapi gibi ayet, ve diyorki ibrahimi milletine halil eyledi, yani dost eyledi, veya ibrahim milletinin gözünde hulul etti, ve Allah yeryüzünde Adem ile hulul eyledi ve yeryüzünde gezdi ve yeryüzünü inşa ve imar etti, amma ibrahim vaktinde, ibrahim ile hulul eyledi, adem ile halife eyledi, ibrahim ile hulul eyledi ve muhmmed ile et ve kan eyledi, yani bedenin parcaciklari gibi, hücre, et ,kan, kemik, böbrek, dalak gib,i işde Hz. Ademi Halife eyledi ibrahimi halil eyledi onun ümmetini bu dinin bekcisi olan hanif eyledi, sonra muhammedi rasul eyledi, ona tabi olanlarida ümmet eyledi, ve parca ve bütün ilişkisi sadece yani.

---
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Mehdi Aleyhisselâm’ın ordusu ve askeri, geceleri kaim, ve gündüzlerie iş ve aşinda dirlar. Allah onun (Hz.Mehdi (as)'ın) muhabbetini insanların kalplerine yerleştirecektir. Böylece onlar, gündüzleri arslan kesilen ve geceleri de ibadetle geçiren bir toplum olacaklar. Gündüz güneş gibidirler gecedede ay gibidirler.

(Ukayli "En-Necmu's-sakıb fi Beyanı Enne'l Mehdi min Evladı Ali b. Ebi Talib Ale't-Temam ve'l kamal")

Yani, hep insanliga yol gösterme derdindedirler. Arilar, ne hergün ayni bal yemekeden, nede her gün cicek cicek bal toplamakdan bikmaz ise, Mehdi ve askerleride, hergün ve her gece insanliga işik olup, yol göstermekden bikmazlar.

insandaki azalarin iki tanesinin bekcisi var, yani agiz ve gözlerin bekcisi var, gözünü yumunca görmezsin, ve agzini kapatinca söylemezsin, bu iki aza ile günaha girmek veya girmemek hakkini, allah bize birakmiş, ve deneme yapiyor, harama bakacakmi? bakmayacakmi, bakabilirde bakmyabilir de, yine kötü söz söyliyecekmi? söylemeyecek mi, yani dilini tuttun mu yine söylemezsin, ve agzini yumdunmu söylemezsin, bunda bir nevi, hatta külli irade sende, amma kulak öyle degil, kulaga bütün sesler gelir, sen ancak duymak istemezsen, oradan uzaklaşman lazim, yani ayaklarina emredersin haydi buradan gidelim dersin.
Peygamberimiz vaktinde, herşeyi bilen, bir kahin çocuk türedi, ve Hz. Muhammed, Ali, ömer ve Ebu Bekir ile ona gitti, bir kac soru sordu, bildi cocuk, aklindan bir sure tuttu, sordu : aklimdan ne tuttum dedi, cocuk tam cevap verecekdi, peygamberimiz "dur dur" dedi burayi şeytanlar basti, haydi gidelim ömer dedi [2]
yani eger ortamda şeytanlar varsa, ayaklarina dersinki burayi şeytanlar basti, haydi gidelim ayaklarim dersin, senin ayaklarin elbet seni ordan uzaklaştiracakdir, yani öyle olunca, yine irade bizde, günah işlemek yada işlememek, yani yine elin senin kumandanda, yanliş birşeyi calebilirsin yada calmaya bilirisin, brini elinle dövebilirsin dövmeye bilirsin, elinin kumandasi sende degilmi, yani iradeyi rabbbim bize vermiş, sen eline söz geciremiyormusun? yani
Kleptomani Nedir ?
İhtiyacı olmadığı, hemen kullanmayacağı halde ve maddi değeri nedeniyle satma düşüncesi olmadan bir takım nesneleri izinsiz olarak alarak, onlara sahip olma şeklinde bir dürtü kontrol bozukluğudur.
Nedeni ?
Kişinin aslında o malı satın alabilecek yeterli maddi birikime sahip olduğu, ancak buna rağmen bu davranışı gerçekleştirdiği gözlenmiştir. Bu davranış daha önceden düşünülmemiş ve planlanmamış olup, aniden gerçekleştirilir. Bu davranış birinden intikam alma amacıyla yapılmamıştır. Birey bu davranışın yanlış ve uygunsuz olduğunun bilincindedir. Kişiler bu davranışı gerçekleştirmek için başkalarından yardım istemezler.
Rahatsızlığın çocukluk yaşlarında başladığı belirlenmiştir. Kişi bu davranışı gerçekleştirmeden önce, yoğun bir gerilim hisseder. Bu davranış akabinde, mutluluk, rahatlama ve büyüklük hissi içine girmektedir.
Rahatsızlık hakkında yapılan çalışmaların azlığı ve bu durumların kişiler tarafından gizlenmesi ve bu durumu gerçekleştiren kişilerin sağlık hizmetlerinden çok, adli makamlara sevk edilmeleri nedeniyle gerçek sıklığı tam olarak bilinemese de bin kişide altı kişide rastlandığı saptanmıştır. Yakalanan dükkan hırsızlarının % 5-25 inde saptanmıştır.[3]
Yani eline söz gecirmekde senin elinde, ancak mesele calmak hastaligi, yapa yapa, sende bu dürtü halini aldiysa, yani ahlak ve meleke halini aldiysa, artik ondan kurtulmak zor, yine icmek, sigara olsun , alkol olsun, ilk başta senin elinde, amma sen bunu yapa yapa dürtü haline döndürdün ve alkolik oldunsa, artik o sende meleke oldu demekdir, artik ondan kurtulamazsin
Yine iyi ve güzel ahlaklarda böyledir, yine zikirde böyledir, sen Allah i zikrederekden, işte Allahi hatirlamak ile, sende bu kötü ahlaklarin dürtü halini almasinin önüne gecersin. cünkü zikireden kalp, Allah iledir, ve Allahin oldgu yerde şeytan barinamaz, ve öyle olunca, Allah i zikirederek, şeytanin sana o kötü ahlaklari, vesvese vererek empoze edip seni hasta etmesinin, onlarin sende alkolik yada sapik halini almasinin önüne gecmiş olursun, cünkü Rabbimiz

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَلَا تَكُونُوا كَالَّذِينَ نَسُوا اللَّهَ فَأَنسَاهُمْ أَنفُسَهُمْ أُوْلَئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve lâ tekûnû kellezîne nesûllâhe fe ensâhum enfusehum, ulâike humul fâsikûn

Meali :

Allah’ı unutan ve bu yüzden Allah’ın da kendilerine kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. İşte onlar fasık kimselerin ta kendileridir.

Sadakallahul Aziym HAŞR-19 ayet

Eşrefoğlu Rumî Hazretleri Müzekkin Nüfus kitabında "Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır." Sözü işte burda devrede, sen, nefsine ve şeytanin verdigi vesveslere uyarsan, bir gün seni alkolik yapar, diger gün kumarbaz, ve helakini, kendi elinle diline meydana getirirsin, şeytan burda nerde? işde o sana icinden bir dürtü olarak gelir, ve seni fistekleri ile kandirir, ve bir gün büyücü olursun, diger gün zinakar, diger gün,.... yani

Adem (as)’ı cennette kandıran, günahkar eden ve Allah (cc)’a asi eden şeytandır. Adem (as) sonunda tevbe etti de affoldu. Ulul Azim Peygamber olan İbrahim (as) önde, İsmail (as) arkada giderken ikisinin arasına girip, baban seni boğazlamaya götürüyor. Babana asi gel, gitme diye aralarını açmaya çalışan bu şeytan, Peygamberimiz (sav) Ashâba namaz kıldırırken kara koyun suretinde şeytanın aranızda dolaştığını görüyorum. Safları sık tutun şeytan aranızda dolaşmasın. Peygamberimiz (sav)’in camisinde onun Ashâbının arasında dolaşan şeytan:
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Şeytan insanın kan damarlarında dolaşır. Oruç ile onun yollarını daraltın"

( Hadis-i Şerif , Buhari, Ahkam, 31)

insanların damarlarının içinde gezmek için, Allah (cc)’dan müsaade alan yine bu şeytandır. Bu şeytan bizlere neler yapmaz. Kur’ân-ı Kerim’de:

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِنَّ الْمُنَافِقِينَ يُخَادِعُونَ اللّهَ وَهُوَ خَادِعُهُمْ وَإِذَا قَامُواْ إِلَى الصَّلاَةِ قَامُواْ كُسَالَى يُرَآؤُونَ النَّاسَ وَلاَ يَذْكُرُونَ اللّهَ إِلاَّ قَلِيلاً

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

İnnel munâfikîne yuhâdiûnallahe ve huve hâdiuhum, ve izâ kâmû ilâs salâti kâmû kusâlâ yurâunen nâse ve lâ yezkurûnallâhe illâ kalîlâ

Meali :

Münafıklar, Allah’ı aldatmaya çalışırlar. Allah da onların bu çabalarını başlarına geçirir. Onlar, namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar ve Allah’ı pek az anarlar Ve Allah'ı pek az zikrederler.

Sadakallahul Aziym NİSÂ Suresi 142. ayet

“Vela yezkurunallahe illa galiyla…ila ahir.”

Münafıklar Allah’ı zikretmez değil, illa az zikrederler.

Çok zikretmeyen münafıklıktan kurtulamıyor. Münafıklıktan kurtulamayınca nasıl şeytan müdahale etmesin. İşte şeytan vesvese ve evham ile karıştırıyor. Kur’an okurken, her işimizin başında Euzu Besmele çekiyoruz.

Manâsı: Euzu, sığınırım. Billahi, Allah’a sığınırım. Mineşşeytanirraciym, Allah’ın dergahından kovulmuş olan şeytandan Allah’a sığınırım.

Şeytan bir şey yapamayacaksa bu sığınma neden?
Her sığınan kurtulamaz. Peygamberimiz (sav) zamanında münafıklar hem namaz kılar, hem Kur’an okur, hem Euzu besmele çekerlerdi. O Euzu besmele o sığınma kendini kurtaramıyor, kurtarsa münafık olmazdı.
Hadîs-i Şerîf:

“Men arefe nefsehu fegad arefe rabbehu”
Manâ’sı: Her kim nefsini bildi ise rabbısını bildi.
Nefsini bilme nasıl olur?
Şeytan nefisle birleşip kendini yanılttığını, aldatıldığını bilirse nefsini bildi. Nefsin hilesinin kendini aldattığını bildi. Bunu bilen de Rabbısını bildi. Anlaşılıyor ki, nefsinin, şeytanın kendini aldattığını bilen Rabbısını o zaman bildi. “Beni nefis, şeytan aldatamıyor diye kendine güvenen, aldatıldığını bilemeyen Rabbısını bilemez. Rabbısını bilemeyeninde Şeyhi şeytan olur.[4]
Ve biz Raşidi Tarikati mensublari Günde en az 100 defa istiaze ile yani
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Zikiri ile 100 defa Allaha siginiriz, kimden o azili veseves dürtükleyici şeytan dan, istiaze bunun icin önemlidir, işde gece olunca, orada gündüz yokdur artik, yani gündüz oluncada, gece yokdur. Tabi gölgede ve işiksiz kalan kücük bölgeler olabilir, yine gecedede yildizlarin ve aylarin lambalarin aydinlattigi kadar aydinlik olabilir, amma gece gecedir, gündüzde gündüz, öyle olunca, sen Allahi anip zikredip, Allahla olunca Allah dan gafil olmadikca, şeytan senin kulagina kalbine vesves verip, yanliş ve günah işletemez, sen ne zaman rahatladin ve Allahi unuttun, gafil oldun, o hemen yanina gelir, ve sana fisteklemeye başlar, eger sen bir şeyh yada salih kimseyi hatirlarsan, onlardaki hal sende de, ayna neron sistemi ile, sende de, o Allahla olma , allahi zikretme hali meydana gelir, ve onlar Allahla olduklari icin, sende Allah la olursun, onlari görünce allah hatra gelir bunun icin önemlidir, Allahi hatirlayinca, ve Alllahin oldugu yerde, şeytan barinmaz, melek varsa, yine şeytan yokdur, yok şeytan ve karanlik galipse, ordada melek durmaz, yani öyle olunca, işde ya şeyhin seni dürtükleyip yöneten şeytanindir, yada seni dogru yola ileten bir veli kul, yada peygamber, salih bir kimse, yada Allah dan gafil olmamandir, bu Allahdan gafil olmama raddesine ulaşmak cok zordur, pazarda gezerken dahi Allahla beraber olma sanati, cok büyük faziletli bir deger, amma ona ulaşmak zor, etrafa bakarken kendini kaybettin, ve yanina bir pazar şeytani sokuluverir, yani öyle olunca, daimi zikiri kazanmak icin, cooookca Allahi zikretmek lazimdir, tabiki bu zikir sadece dilden zikir olmamali, zikrederken Allahi davet ettigini bilmeli, ve Allah gelincede şeytanin ordan gittiignide bilmeli, yani zaten bizim zikirimizin başindaki istiazeyi cekince belli olur, eger yaninda bir şeytan ve hizbi varsa, ve hatta damarlarinda geziyor ise, o zikir, istiazeyi cekince, seni esnetir ve vücudundan cikip kacmak durumunda kalir, esnedinse onu cekince, bilki damarlarinda geziyormuş o an, ve sen istiazeyi cekince, işde cikdi ve kacdi demek olur bu, ve ardina 100 nromal istiaze ve besmele daha, artik unuttugumuz anlarimizda da besmele cekmiş olmak icin 100 istiazeli besmele ne güzel degilmi.

Nitekim hastalik bile, şeytanin azabli dokunmsi olarak yer alir kuranda, Hz Eyub dedi ki

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَاذْكُرْ عَبْدَنَا أَيُّوبَ إِذْ نَادَى رَبَّهُ أَنِّي مَسَّنِيَ الشَّيْطَانُ بِنُصْبٍ وَعَذَابٍ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Vezkur abdenâ eyyûb(eyyûbe), iz nâdâ rabbehû ennî messeniyeş şeytânu bi nusbin ve azâb

Meali :

(Ey Muhammed!) Kulumuz Eyyûb’u da an. Hani o, Rabbine, “Şeytan bana bir yorgunluk dert ve azap dokundurdu” diye seslenmişti.

Sadakallahul Aziym SAD Suresi 41. ayet

ve burada şeytanin bir nevi, mikrop türünden birisi oldugunu anliyoruz, cünkü yorgunluk hormonu salgilanmasi bir hormon, ve o damarlarda, yada vücudun icine salgilanir, yani yorgunluk hormonu denen şey, işde eyyubun kuranda andigi, ve ondan Allah sigindigi bu "bi nusbin ve azâb" dedigi şey yani, ve onun icinde başka bir surede de rabbimize ondan, şöyle sigindigi yer aliyor.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَقُل رَّبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ هَمَزَاتِ الشَّيَاطِينِ وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve kul rabbi eûzu bike min hemezâtiş şeyâtîn, Ve eûzu bike rabbi en yahdurûn.

Meali :

De ki: “Ey Rabbim! Şeytanların vesveselerinden ve dürtüklemelerinden sana sığınırım. Ey Rabbim! Onların benim yanımda bulunmalarından da sana sığınırım.”

(Sadakallahul Aziym MU'MİNÛN Suresi 97 ve 98. ayet)

Ve biz Raşidi Tarikati mensublari, Günde en az 1 defa, ve en fazla 10 defa zikirederiz bu duayida, amma bu demek degildir sadece ona defa zikredecgiz, düşmanin onu kuşattigini veya ona yaklaştigini bilen kimse, silahi ve mermisi varsa, ona ateş acip, onu vurmak istemezmi, onu kendisinden uzaklaştirmak istemezmi, o halde baktinizki, o ve hizbi yaklaşti, cokca bu zikiri zikredin, ve rabbimize siginin, istiaze edin.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ إِنِّي لَكُم مِّنْهُ نَذِيرٌ مُّبِينٌ وَلَا تَجْعَلُوا مَعَ اللَّهِ إِلَهًا آخَرَ إِنِّي لَكُم مِّنْهُ نَذِيرٌ مُّبِينٌ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Fe firrû ilâllâh(ilâllâhi), innî lekum minhu nezîrun mubîn.Ve lâ tec’alû meallâhi ilâhen âhar(âhara), innî lekum minhu nezîrun mubîn.

Meali :

Öyleyse Allah’a firar edin (kaçın ve sığının). Muhakkak ki ben(Allahu Teala), sizin için O’ndan (şeytan ve hizbinden) kurtulmaniz icin bir bekci ve bir nezirim. Ve Allah ile beraber başka ilâhlara sığımayın. Muhakkak ki ben, sizin için O’ndan (şeytan ve hizbinden) kurtulmaniz icin bir bekci ve nezir olarak yeterim.

Sadakallahul Aziym ZARİYAT Suresi50 ve 51. ayet

yani ondan (şeytan ve hizbinden), Allah dogru kacmak lazimdir, bu da ona istiaze ile ve zikir ve fikir ile siginmak ile olur. yani kalbinizin nur lambasini yakmak ile olur,

Sadakallahul Aziym ENFÂL Suresi 34. ayetten pasaj

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِن تَنصُرُوا اللَّهَ يَنصُرْكُمْ وَيُثَبِّتْ أَقْدَامَكُمْ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Yâ eyyuhâllezîne âmenû in tensurûllâhe yansurkum ve yusebbit akdâmekum.

Meali :

Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a yardım ederseniz (emrini tutar, dinini uygularsanız), O da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır.

Sadakallahul Aziym MUHAMMED Suresi 7. ayet

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

لَهُ مُعَقِّبَاتٌ مِّن بَيْنِ يَدَيْهِ وَمِنْ خَلْفِهِ يَحْفَظُونَهُ مِنْ أَمْرِ اللّهِ إِنَّ اللّهَ لاَ يُغَيِّرُ مَا بِقَوْمٍ حَتَّى يُغَيِّرُواْ مَا بِأَنْفُسِهِمْ وَإِذَا أَرَادَ اللّهُ بِقَوْمٍ سُوءًا فَلاَ مَرَدَّ لَهُ وَمَا لَهُم مِّن دُونِهِ مِن وَالٍ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Lehu muakkibâtun min beyni yedeyhi ve min halfihî yahfezûnehu min emrillâh(emrillâhi), innallâhe lâ yugayyiru mâ bi kavmin hattâ yugayyirû mâ bi enfusihim, ve izâ erâdallâhu bi kavmin sûen fe lâ meredde lehu, ve mâ lehum min dûnihî min vâl

Meali :

İnsanı önünden ve ardından takip eden melekler vardır. Allah’ın emriyle onu korurlar. Şüphesiz ki, bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez. Allah, bir kavme kötülük diledi mi, artık o geri çevrilemez. Onlar için Allah’tan başka hiçbir yardımcı da yoktur.

Sadakallahul Aziym RA'D Suresi 11. ayet


Rabbim Zülcelal ve ikram hazretleri, bizi ve müntesiblerimizi, ve ehli beytimizi, cookca rabbimizi zikrederekden, ondan gafil düşmeyen, daimi zikir ehli zümresine ilhak eylesin, ve O nu ve meleklerini, peygamberlerini, ve salih kullarini, ve onlar görülünce allah akla gelen velilerini, ve dostlarini unutupda, O nunda kendilerini unutturdugu, sonrada onlar icin azabi müstehak gördügü, gafil kimselerden olmakdan, muhafaza eyleyip, emaninda ve emniyetinde tutsun bizleri. amin.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِن تُبْدُواْ خَيْرًا أَوْ تُخْفُوهُ أَوْ تَعْفُواْ عَن سُوَءٍ فَإِنَّ اللّهَ كَانَ عَفُوًّا قَدِيرًا

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

İn tubdû hayran ev tuhfûhu ev ta’fû an sûin fe innallâhe kâne afuvven kadîrâ.

Meali :

Bir hayr ve kulluk veya bir günah ve kötülük yaparak, ya siz affedilcek bir duruma düşersiniz, yada siz birilerini affedip bağışlarsınız, ki muhakkak ki Allah da çok affedicidir, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

Sadakallahul Aziym NİSA Suresi 149. ayet

------------------
DiPNOTLAR :
[1] sorularlaislamiyet com-allahin-veli-kullari-gizliyse-muminler-nasil-evliya-olur
[2] Mustafa islamoglu
[3]saglikbilgisi com -hirsizlik-hastaligi-kleptomani
[4] kadiritarikati com-seyhi-olmayanin-seyhi-seytandir-sozune-itiraz-edenlere-devami
--oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--


Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 28 Nisan 2018 Vaazi Cumartesi

Original Kar © glan

Ölümsüzlüğün Sırrına Doğru (Kar©glanin 14 Nisan 2018 Vaazi)



Ölümsüzlüğün Sırrına Doğru

(Kar©glanin 14 Nisan 2018 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَتَوَكَّلْ عَلَى الْحَيِّ الَّذِي لَا يَمُوتُ وَسَبِّحْ بِحَمْدِهِ وَكَفَى بِهِ بِذُنُوبِ عِبَادِهِ خَبِيرًا

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve tevekkel alâl hayyillezî lâ yemûtu ve sebbih bi hamdihî, ve kefâ bihî bi zunûbi ibâdihî habîrâ.

Meali :

Sen, o ölümsüz ve daima diri olana (Allah’a) tevekkül et. O’nu her türlü övgüyle yücelterek tesbih et. Kullarının günahlarından hakkıyla haberdar olarak O yeter!

Sadakallahul Aziym FURKAN Suresi 58. ayet


---oOo---
Ebû Zerr (ra) anlatır ki:

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Her kim, sabah namazından sonra diz çökmüş olarak, konuşmadan önce on kere

“Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke lehü
Lehü’l-mülkü ve lehû’l-hamdü yuhyî ve yümîtü, ve huve hayyun lâ yemût, biyedihil hayr, ve hüve alâ külli şey’in kadîr.” derse...
kendisine onlarca sevap yazılır, on günahı silinir, on derece yükseltilir, o günün tamamında her şerden emin ve emniyette olur, Şeytan’dan korunur ve o gün hiçbir günah ona ulaşarak amelini iptal etmez”

ARAPCASI

لاَ اِلٰهَ اِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يُحْيِى وَيُمِيتُ وَهُوَ حَىٌّ لاَ يَمُوتُ بِيَدِهِ الْخَيْرُ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

Anlamı:

"Allah’tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur.
O birdir; Onun hiçbir şeriki yoktur. Mülk Ona ait, hamd Ona mahsustur. Hayatı veren de Odur, ölümü veren de Odur. O, kendisine asla ölüm ârız olmayan Hayy-ı Ezelîdir. Bütün hayır Onun elindedir. O her şeye hakkıyla kàdir"

( Hadis-i Şerif , Buharî, Ezân: 155; Teheccüd: 21; Müslim, Zikir: 28, 30, 74, 75, 76; Tirmizî, Mevâkıt: 108; Hac: 104; Nesâî, )

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَلَوْ شَاء اللّهُ لَجَعَلَكُمْ أُمَّةً وَاحِدَةً وَلكِن يُضِلُّ مَن يَشَاء وَيَهْدِي مَن يَشَاء وَلَتُسْأَلُنَّ عَمَّا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve lev şâallâhu le cealekum ummeten vâhideten ve lâkin yudıllu men yeşâu ve yehdî men yeşâu, ve le tus’elunne ammâ kuntum ta’melûn.

Meali :

Allah dileseydi, sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat O, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. Yapmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz.

Sadakallahul Aziym NAHL Suresi 93. ayet

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَلَوْ شَاء رَبُّكَ لآمَنَ مَن فِي الأَرْضِ كُلُّهُمْ جَمِيعًا أَفَأَنتَ تُكْرِهُ النَّاسَ حَتَّى يَكُونُواْ مُؤْمِنِينَ


Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve lev şâe rabbuke le âmene men fîl ardı kulluhum cemîâ(cemîân), e fe ente tukrihun nâse hattâ yekûnu mu’minîn.

Meali :

Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzünde bulunanların hepsi elbette topyekûn iman ederlerdi. Böyle iken sen mi mü’min olsunlar diye, insanları zorlayacaksın?

Sadakallahul Aziym YUNUS Suresi 99. ayet


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

قُلْ فَلِلّهِ الْحُجَّةُ الْبَالِغَةُ فَلَوْ شَاء لَهَدَاكُمْ أَجْمَعِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Kul fe lillâhil huccetul bâligatu, fe lev şâe le hedâkum ecmaîn.

Meali :

De ki: “En üstün delil yalnızca Allah’ındır. O, dileseydi elbette sizin hepinizi doğru yola iletirdi.”

Sadakallahul Aziym EN'AM Suresi 149. ayet

Bu ayetler : Delil ve hüccetin Allah oldugunu, ve öyle bir milletin, Allah a inanmak konusunda bile zorlanamayacagini, Rabbimiz ilan ederken, sen ey Trump amca, cok ayip ediyon ki, senin dedigin olsun diye, oraya (Suriye ye) savaş acmak, cok ayip, ayni durumda sen olsaydin, o sana savaş acmiş olsaydi, sen ne diyecekdin, kendini nasil savunacaktin, biraz empati yapailim, ya onun durumunda sen olsan, ne olacakdi? Düşmez kalkmaz bir Allah, sende bir gün, o eziyet ettiklerinden yardim dilenir druuma düşersen, o gün hic aglama sizlanma o zaman, zaman gelir, beyler köle olur, köleler de padişah ki, Züleyha annemiz öyle cigirir oldu, bir vakit geldide :

"Sultanlari köle eden, köleleride Sultan eden Allah a hamd edeirm" der olmuşdu ki, Yusufuna kavuşdu.

Gün gelir, o senin eziyet ettiklerinde, bir gün yusufuna ve sultanliga erişirlerse, sende köle olursan, yada onlarin kapisinda bir köpek olarak halkolursan, yada gecen hafta dedikya : onlarin evindeki tencere olursan, vay haline o zaman, bu saltanat ve tahtta gecici, niceleri Amerikaya başkan oldu, amma ettikleri ile yatiyorlar toprakda şimdi, ve nerede yeniden dogup, ne eziyetler cekiyorlar, Allah biliyordur, amma sen, ya sen, ne oldum deme! ne olacan de! bir gün sende bu Amerika nin başindan ineceksin elbet, amma o ettiklerin unutulmayacak unutma, biz unutsak bile, Allah unutmaz, hani mahkemede savci vardir ya, cumhuriyet savcisi, sen davayi birakasan bile, O (Savci) davayi birakmaz, savci yeni dava acar ya, işde öyle. O davayi (Bu gün bu yaptiklarinin hesabi olan davayi) biz unutsak, sen unutsan, bir gün Allah, o nu senin önüne, ye diye, aş olarak koyacakdir, yapma amca! kötü isim birakma, kötü miras birakma insanliga, yazik! onlarda insan, onlarda bir millet, kendi iclerinde, kendilerine yetiyorlardi, siz onlarin başina dert actiniz, siz yaptiniz bunu, ve birde ellerinde kimyasal silah var kimyasal silah kullandi falan diye bahane uydurmayin, Elebet allah hepsini görüyor biliyor haberdar

----oOo------



Bir Rüya ve Yorumu

Çoktandır Rüya Falan Görmüyordum, geçen haftalarda bir gün Rüya gördüm, Dost TV de Program yapan "Seyfettin Bulut" amca ile bir evin arka tarafindaki alt kat, hatta bodrum katinin oldgu yerde durmuşuz, aşagisi ucurum gibi birşey, ve ayaklarimizi aşagi sallamişiz oturuyorduk, Seyfettin amca arkadaki pencere deligine elini uzatti, delikde de penceresi yok, daha ev, sanki yeni inşaat gibi, ve oradan iceri elini uzatti, iceriden bir adet, saydam mike, kapakli, kücücük tencere gibi, sanki şekerlik gbi birşey cikardi, ve üzerinde iki tane arapca yazi var, bir tanesi tam ortada, bir taneside onun kenarini dolancak şekilde yazili, sanki yakarak oyulmuş gibi, ve dedi seyfettin amca : " bak bu yaziyi Saidi Nursi kendi yazmiş." diyor ve uzatiyor, bende elime aliyorum, ve o sonra O tekrar geri almak istiyor, ve bende diyorum, emanete biraz daha dokumuş olayim diye, vermek istemiyorum, biraz daha dokunayim diyorum, ve diyorum " emanete sahip cikabilirsek, bana verirmisin, benim olabilirmi?" diyorum, oda elimden aliyor, ve tekrar arkaya uzaniyor, oradan bu sefer bir tane, sanki bir cerceve gibi, kare şeklinde paketlenmiş, bir köşesinde saman kagidi renkde paketi gözüküyor, arkasi o kagittan galiba, önü ise acik, iple baglanmiş, onu bana veriyor, Allahu alem bu da Beduzzaman Saidi Nursi nin sakkosuymuş, ve ben yukari cikiyon, ve arka tarafa o eve giriyorum, ve sanki ev mi! dükkan mi desek, ve bakiyorum, dükkan gibi görünce, sahtemi bu! benzerini cogaltmişlarda, hatira diye satiyorlarmi diye bakiyorum, ama eşi veya başka benzeri yok, orda iki tane daha adam var , ve aşagi bakiyorum Seyfettin hoca kaybolup gidiyor.
Rüya bu kadar uyana geldim.
ve uyandikdan sonra, maneviyatta Seyfettin hocay seslendim , sen bu rüyaya girmeyi nereden ögrendin dedim, ben dedi, senin tarif ettigin gibi 13 estagfirullah cekip yumdum gözümü, sana kalbimden yöneldim, rabita ettim dedi, ve sonra ona dedim,

"Bu cübbe, yada sakko, yada ceket, Saidi Nursi nin zillet hirkasi mi? yoksa izzet hirkasi mi? dedim. Eger zillet hirkasi ise, ben istemem dedim, yani onu hapis hapis gezdiren cübbe ise, onu giyecek, ve ona sahip cikacak başka birini bulun, ben onun izzet hirkasini isterim, ve niye (Saidi Nursi) kendi gelmedi emaneti vermeyede, sen geldin dedim, ve baglanti koptu sonra.
Hayirlara vesile eyle Allahim.

yani Saidi Nursi de bir "u" var, ve onu zindan zindan gezdirmiş ve medreseyi yusufiyeyi kurmuş.
ve YUSUF isminde de iki "u" var, yusuf iki zindan da veya kuyu da u gibi, kuyuda bulunmuş, yani önce birinci u : kardeşlerinin attigi üstü acik kuyu zindani, birde ikinci u : ve züleyhanin attirdigi, ikinci zindan, üstü kapali zindan veya kuyu züleyhadaki ü gibi, ve bu emaneti bize getiren adam Seyfettin Bulut tada iki u var, yani emanet(Yusufluk emaneti) emaneti taşiyabilcek olanda saklanir, yani u u isimlilerde saklanabilir.
ve bizimde ismimizde degilde, soy ismimizde bir u var yani Raşit Tunca nin "U" su,yani soyumuz Hz. Yusufa da dayaniyor, (Raşidi Tarikatının Kurucusu ve Piri Karoglan Hocanin Silsileyi Üla sındaki 21. batumunda Hz. Yusuf Vardir)
:arrow_1
Buradan bak

ve deniyor ki mehdi icin, mehdi iki defa ortadan kaybolur, ikincisi birinciden daha uzun olur, ve herkes onu aramaya cikarlar, ve onu evinde bulup, alip cikarip ona biat ederler.

Ebi Abdullah Hüseyin bin Ali'den rivayet edildi:

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular